<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/atom10full.xsl" type="text/xsl" media="screen"?><?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css" type="text/css" media="screen"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0"><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750</id><updated>2008-07-15T17:52:37.784+03:00</updated><title type="text">Murat Kaya</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/" /><link rel="next" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25" /><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>430</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><link rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/muratkaya/ZOuB" type="application/atom+xml" /><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-7699928206629777839</id><published>2008-06-13T13:54:00.002+03:00</published><updated>2008-06-13T13:57:46.088+03:00</updated><title type="text">arıza ekranı</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/Clipboard01-705407.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/Clipboard01-705404.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Geçici olarak servis dışıdır" mesajlarındaki farklılaşma ne zaman ve nasıl başladı tam olarak bilemedim ama (Flickr mıydı ilki?) Pownce'ınkini bugün gördüm.</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/311092422/arza-ekran.html" title="arıza ekranı" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=7699928206629777839&amp;isPopup=true" title="3 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/7699928206629777839" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/7699928206629777839" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/06/arza-ekran.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-1665620229694544857</id><published>2008-05-31T23:19:00.002+03:00</published><updated>2008-05-31T23:35:45.999+03:00</updated><title type="text">Kendim için</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.amazon.com/Options-Secret-Life-Steve-Parody/dp/0306815842/ref=pd_bbs_1?ie=UTF8&amp;amp;s=books&amp;amp;qid=1212265675&amp;amp;sr=8-1" target="_blank"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 174px; height: 174px;" src="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/options-736243.jpg" target="_blank" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bir süredir Fake Steve Jobs'un "oPtion$"ını okuyorum. İlk satırından itibaren "bu benim yazmaya uğraştığım tarza çok benziyor" deyip durduğum (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;yalnızca benim romanın ilk taslağını okuma şansını(!) yakalamış birkaç kişinin anlayabileceği bir cümle oluyor bu tabii ki&lt;/span&gt;) bir kitap. Okumaya devam ettikçe şunu da fark ettim ki, benim hikayede eksik olan nokta (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;nedense hep "eksiklikleri" fark etmeye programlanmışız gibime geliyor&lt;/span&gt;) hikayeyi anlatan kişinin ünlü bir kişi değil, sıradan biri olması. Aldığım tepkilerin neredeyse tamamına yakını "anlatılanları takip etmenin zorluğu" ile ilgili idi. oPtion$'da da eğer hikayeyi anlatan kişi Steve Jobs olmasaydı (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Feyk de olsa bir Steve Jobs var işte ortada&lt;/span&gt;) takip etmekte zorlanırdım herhalde.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/Discovery-790983.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/Discovery-790975.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İfade etmekte zorlandığım eksikliği, az önce heyecan içinde kendime tarif edince, bunu da kendime not düşeyim dedim. Twitter'a da not düştüm. Şimdi de, daha önce insanların zırt pırt bu romanla ilgili söylediği tek cümleyi hatırlatayım: "Git, bitir önce."&lt;br /&gt;Cevabım: Bitecek dediysem, bitecek!</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/302032195/kendim-iin.html" title="Kendim için" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=1665620229694544857&amp;isPopup=true" title="2 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/1665620229694544857" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/1665620229694544857" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/05/kendim-iin.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-2376242438718212828</id><published>2008-05-29T16:39:00.002+03:00</published><updated>2008-05-29T17:11:31.408+03:00</updated><title type="text">Kıl Kurumsal Laflar</title><content type="html">Geçenlerde not almıştım. Şimdiye kadar dağınık postlar halinde, bu blogun içinde baya bir toparlamıştım bunları ama... Tek bir çatı altında toplayan ayrı bir post olacak bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurumsallık İfade Eden, Suya Sabuna Dokunmayan, Politik Laflar serisi 01.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1. _______ yıldır faaliyet gösteriyoruz&lt;/span&gt;. (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;14 yaşındaki bir kız çocuğunun kendisini yaşlı göstermek istemesini anlarım, 65 yaşındaki bir adamın kendisini genç göstermek istemesini de anlarım ama bunu anlamakta zorlanırım.&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2. Amacımız doğru hedef kitleye ulaşmaktır. &lt;/span&gt;(&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu cümleyi duyunca nedense hep diğerleri "yanlış hedef kitleye yöneliyormuş" gibi gelir bana. Madem sen de öyle düşünüyorsun, o zaman niye ses çıkarıyorsun. Sen ulaş "doğru hedef kitlene". Doğru insan, doğru zaman, doğru mekan diye bir şeyi arıyor sonra insanlar. Yazık. Arattırmayın. Uğraştırmayın.&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3. Tüketim okazyonlarını değiştirdik. &lt;/span&gt;(&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bunun ne olduğu üzerine bir ekip tam 12 yıldır araştırma yapıyor. Bulguları, çıkar çıkmaz paylaşacağız.&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4. Özetlemek gerekirse x5&lt;/span&gt; (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yarım saatlik bir konuşma içinde ilk paragraftan itibaren 5 defa duyabilirsiniz. Bir türlü de özetlenmez olay. O kadar komplike, o kadar karmaşık, o kadar özetlenmesi na-mümkün, o kadar özetlenemeyecek ancak yaşanarak özetlenebilecek bir şeydir nedense.)&lt;br /&gt;Not: Bu bloga en sık Google'daki "kitap özetleri" araması ile ziyaretçi geliyor. Herkes özeti arıyor ama kimse vermiyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;5. (&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Bir konuşma kalıbı olarak&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;) Gerek ______ gerekse de ______. &lt;/span&gt;(&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Politikadan, ekonomiye, sanattan(!), sokak konuşmasına kadar her yerde karşınıza çıkar. Ucuzdur. Bol bol kullanılır.&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;6. Keyifli.&lt;/span&gt; (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kampanyanın keyiflisi nasıl olur, Allah aşkına biri anlatsın bana! Kime göre "keyifli"? Bir üst maddedekine benzer fiyatlardadır, ucuzdur, bol bol kullanılır ve her daldan sohbetin içinde geçer. Neredeyse kaçınılmaz.&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;7. Pazar payımızı genişletmek (&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;şimdi sıkı durun&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;) adına (!!!)... &lt;/span&gt;(&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yahu şuna "için" deseniz ne olur? Her cümlenin içinde bir tane "adına" kalıbı kullandığınız zaman cahilden, cüheladan farkınız oluyor sanıyorsunuz değil mi! Kimse size "ne kadar bilgili, ağzından bilgi damlıyor" gibi övgülerde bulunmuyor. Boşuna kullanmayın şu lafı artık. Yeter. Duymaktan bıktım. Siz söylemekten bıkmadınız mı?&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;8. 360 derece pazarlama kampanyası yaptık... &lt;/span&gt;(&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yani, başladığınız noktaya geri döndünüz! Bravo. Son zamanlarda nedense herkes bunu yapıyor. Beni etkilemiyor, onu etkilemiyor, şunu etkilemiyor ama "birilerini" etkiliyor demek ki. İsmi "havalı" ama di mi. - Hadi oradan!- Rahat rahat oturuyoruz işte, ne gerek var aynı noktaya dönmek için dairenin çevresinde o kadar yol gitmeye.&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;9. _______'dan bahsetmeden önce _______'den bahsedeyim sizlere. &lt;/span&gt;(&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kurumsal teaser konuşması. Bir sonraki konuda neyden bahsedileceğini daha fazla merak ettiğimiz konuşmalarda geçtiğinde daha zevkli değil mi bu? Örnek verelim: "Size blogculuktan bahsetmeden önce biraz internete bağlanma yöntemlerinden bahsedelim." Ya da "siz bizim bu laflarımızdan sıkılmadan önce, sizlere sıkıldığınızda neler yapabileceğinizden bahsedelim önce" gibi - E bahset hadi bakalım. Biz de sıkılmayalım.&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;10. Müşterilerimiz için en doğru çözümleri bulmak için ____ yıldır yatırım yapıyoruz. &lt;/span&gt;(&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Zaten yapman gereken şeyin, nesini övme ihtiyacı hissedersin ki? Evli bir adamın "Ben var ya, hani Kendim A.Ş., karısına sadık kalmak için yıllardır şınav çeken bir kocayım" demesi gibi geliyor bana bu cümle -yani alakasız, abuk, subuk, sabuk, kadük-. Üstelik yıl belirtilmesi de enteresandır. Eh, "şu kadar yıllık tecrübem var" cümlesine inanarak ya da "şu kadar yıllık tecrübe arıyorum" diyen bir İnsan Kaynakları sistemi geliştirirsen olacağı budur. Halbuki hepimiz doğduğumuzdan beri "yaşamayı başararak" hayat üzerine büyük tecrübeler edinmedik mi?&lt;/span&gt;)</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/300588686/kl-kurumsal-laflar.html" title="Kıl Kurumsal Laflar" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=2376242438718212828&amp;isPopup=true" title="1 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/2376242438718212828" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/2376242438718212828" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/05/kl-kurumsal-laflar.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-4477655986022115659</id><published>2008-05-20T00:15:00.002+03:00</published><updated>2008-05-20T00:33:12.838+03:00</updated><title type="text">yasak</title><content type="html">Bugün (19 Mayıs 2008) kapalı alanlarda sigara içme yasağı resmen geldi. Şimdiye kadar ofislerde de zaten sigara içilmiyordu. Sigara içmeyen insanların sigara ile karşılaştığı birkaç yer olarak barlar, kafeler, okul tuvaletleri, mangal partileri, şunlar bunlar gibi ufak tefek yerler vardı ki, şu açıdan da bakmalarında fayda var: Sigara içenler de onlarla ancak orada karşılaşıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ofislerde sigara içilebilecek yerler vardı. Ne bileyim, ayrı bir oda, bir balkon, bir teras... Bununla yetinmediler. Tutup "üzerinde tente olan her yeri kapalı alan" olarak kabul ederek sokaklar haricindeki her yerde sigarayı yasak ettiler. Çok güzel. Bundan bir sonraki aşama sokaklarda da yasak etmeye uğraşmak olacak. Peki, alkol de bir gün yasaklandığında bana gelip ağlamayın! Çünkü su da yasaklanacak bir gün. Sadece "seçilmişler" içebilecek o suları çünkü az kalmış olacak (öyle öngörüyor zerdüştler). Bayram ettiler o rezil "burada sigara içmek yasaktır" bayrakları ile. Etsinler. &lt;a href="http://www.twitter.com/muratkaya"&gt;Twitter&lt;/a&gt;'da da gün boyunca laf edip durdum. 9/11'de ikiz kuleler yavaş yavaş aşağı inerken sevinen o aptallar gibi (bir başkasının başına gelen felakete sevinen insan lanetlidir, kafası yoktur, beladır, uzak durulması gereklidir, cezalandırılması gerekmezdir çünkü o zaten cezanın daniskasını çekmektedir), sigaranın "kapalı alanlarda" yasaklanmasına da sevindiler. "Bikini reklamlarının yasaklanmasına" tepki gösteriyorlardı ama anlamıyorlardı "yasaklamanın neresinin çözüm olduğunu" düşünmüyorlardı. İstemediğin şeyi yasakladılar mı, tamamdır, çözülmüştür, bitmiştir, konu kapanmıştır, sanıyorlardı. "Yasaklama" eğer bir çözümse, boruyu öttüren istediğini yasaklar. Yasaklamanın bir seçenek olarak orada bulunması bile toplumu hastalığa sürükler. YouTube kapanınca video seyredemiyoruz diye mi tepemiz atıyor sanki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatında, ofis içinde bir kere bile sigara dumanı görmemiş insanlar tutup da sigara yasağı gelince seviniyor. Hepi topu o sigara odaları kalktı diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de şunu dinleyin. Bugün Akmerkez'in en alt katındaki tobacco shop'a uğradım. Bir yaklaştım ki, sigaraların dizildiği bölmeye aydinger kağıtları çekilmiş. "Hayrola" dedim "satış mı yok". Var dedi adam ve kağıtları aralayıp sigaraya uzandı. "Bu nedir," dedim, "tadilat mı var?" Meğersem neymiş? "Sigaranın açık bir şekilde sergilenmesi, özendiriciymiş, tahrik ediciymiş, tüketimi körükleyiciymiş. Bu yüzden kapatılması gerekiyormuş!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara yasağına sevinen bir hırbo çıkıp da bana bikini reklamının üstünün örtülmesini haber eden küpürü forward etmesin! Ha o yasak, ha bu yasak: Bir yasağa bile oh çekiyorsan, sen de yasaklandığın gün oh çekenlere küfretme. Çünkü ben bir kere bile küfretmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara sayesinde alışkanlıkları değişen biz olduk. Paşa paşa çıkıp, açık havada içiyoruz. Değişik bir şey yapıyoruz. Bu yasağa sevinenler değil. Onlara "şurada su içmek yasak" desen, nerede içeceğini şaşırır o suyu.</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/293785582/yasak.html" title="yasak" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=4477655986022115659&amp;isPopup=true" title="4 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/4477655986022115659" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/4477655986022115659" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/05/yasak.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-2697976497138018625</id><published>2008-05-14T00:28:00.003+03:00</published><updated>2008-05-14T00:33:51.012+03:00</updated><title type="text">Dünyanın hızı</title><content type="html">Hani "Facebook gerçeği" başlıklı kalıp cümle gibi "dünya artık çok hızlı" lafı da vardır. Bu lafı "dünya eskiden saatte 30 km hızla dönüyordu artık 50 km hızla dönüyor yani dünya çok hızlandı" diye algılamak da mümkün. Algı bizim değil mi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya ne kadar hızlı sorusuna verilecek bir cevap buldum geçen gün. Dr Mehmet Öz'ün The Colbert Report'a çıkacağını öğrendiğim anda Twitter'dan bunu &lt;a href="http://twitter.com/muratkaya/statuses/809168274"&gt;Tweet'ledim&lt;/a&gt;. Beş dakika kadar sonra Stephen Colbert'in Twitter'da "artık" beni takip ettiğini bildiren mail geldi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatte kaç kilometrelik bir hıza tekabül ettiğini hesaplayamadım.</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/289723339/dnyann-hz.html" title="Dünyanın hızı" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=2697976497138018625&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/2697976497138018625" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/2697976497138018625" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/05/dnyann-hz.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-4055708489612356369</id><published>2008-05-13T23:32:00.005+03:00</published><updated>2008-05-14T00:05:38.398+03:00</updated><title type="text">Blog konferansında düşüncelere dalmak</title><content type="html">Blog konferansının ilkini kaçırmıştım. İkincisine katıldım. Konferans boyunca, "neden eskisi kadar sık güncelleme yap(a)mıyorum" diye düşündüm.&lt;br /&gt;[Hemen araya giriyorum] Eksik söyledim. Konferans boyunca sadece bunu düşünseydim kendimden nefret ederdim herhalde. "Düşündüklerimden biri de bu idi" diyeyim ve rahatlayayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimce birkaç sebep buldum. Önceleri "blog, boş adam işidir" diyenlere aksini ispat etmek için daha sık güncelleyebiliyordum belki. O sırada memlekette binlerce boş adam vardı ve bu lafı diyenlerden bir tanesi bile parmağını kaldırıp iki satırcık karalamadı. "Meşgul görünmeye çalışan" ve "iyiyi takdir etmeyen"den kork, çekin, kaç, uzaklaş, cüzzamlı muamelesi yap, orada durma da nereye koşarsan koş! Birincisi buydu diyelim.&lt;br /&gt;İkincisi ne olabilir; sipariş üzerine yazı üretmekten sıkılan bir insanın kendi istediği şeyleri yazabilme isteğidir belki. [Yeter, daha fazla "belki" lafını kullanma!] Sonunda "not verilmeyen" bir sınav kağıdını doldurma rahatlığı da olabilir.&lt;br /&gt;Üçüncüsü de kimseye bir şey öğretme derdinin olmamasıdır belki [sana bir üst satırda ne demiştim!]. Aslında bu dürtü hiçbir zaman olmamalı çünkü bu derdi en fazla yaşayan insanlar öğretmenler ve değerleri öldükten sonra "anlaşılırmış gibi yapılıyor". Eğitim dünyasında en sevilen öğretmenler, şimdiye kadar gözlediklerim arasında, aslında her dalda/pazarda/sektörde/konuda/branşta/ülkede olduğu gibi "benzerlerinden farklılaşan" öğretmenler: Çünkü onlar "öğretmeye uğraşmıyor". Belki de kendi bildiklerini tekrar edip durmaktan zevk alıyorlar. Bilmiyorum. Hiçbir zaman öğretmen olabileceğimi düşünmedim. Sanırım okuma-yazma bile öğretemem kimseye. (Askere giderken sahip olduğum korkulardan biriydi bu, kulaktan dolma bilgi ile, okuma-yazma öğreterek geçen askerlik hikayeleri.) Tahmin işte bunlar.&lt;br /&gt;Dördüncüsü formatın değişiklik göstermesi olmuştur diye düşündüm. Son zamanlarda daha kısa girişler yapıyorum. Okuması kolay olsun diye mi, yoksa kısa yazmayı becermeye mi başladım, ben de bilmiyorum. (Bunları söylerken yukarıdaki metne baktım, pek kısa görünmedi gözüme.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu satırları yazarken aklıma gelen şey, o sırada da aklıma geldi: Bunları listelemenin ne alemi var? Sanki "neden sık güncelleme yapmıyorum" sorusuna cevap verdiğinde daha mı sık güncelleme yapacaksın ya da güncelleme yapmana yardımcı mı olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değil aslında.&lt;br /&gt;"Niye yazdım ki ben bunları" diye dertlenmiyorsan eğer, yaz gitsin.&lt;br /&gt;Nasıl olsa daha yapılacak çok şey olduğu gibi, "yazılacak" çoooook şey de var.</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/289705681/blog-konferansnda-dncelere-dalmak.html" title="Blog konferansında düşüncelere dalmak" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=4055708489612356369&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/4055708489612356369" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/4055708489612356369" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/05/blog-konferansnda-dncelere-dalmak.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-6072313377400845363</id><published>2008-05-13T23:29:00.001+03:00</published><updated>2008-05-13T23:31:09.014+03:00</updated><title type="text">Klavye-Klavier-Keyboard</title><content type="html">&lt;div style="text-align: center;"&gt;QWERTYUIOP&lt;br /&gt; ASDFGHJKL&lt;br /&gt;  ZXCVBNM&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bunlar bir Q klavyedeki harflerin sıralanması.&lt;br /&gt;Üstüne ğüşiöç'i de ekledin mi, oluyor sana bir Türkçe klavye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klavye.&lt;br /&gt;Kılavye diye okunur, klavye diye yazılır.</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/289686096/klavye-klavier-keyboard.html" title="Klavye-Klavier-Keyboard" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=6072313377400845363&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/6072313377400845363" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/6072313377400845363" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/05/klavye-klavier-keyboard.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-3039093933839776576</id><published>2008-04-26T22:11:00.003+03:00</published><updated>2008-04-26T22:16:51.000+03:00</updated><title type="text">Futbolun bir güzelliği daha</title><content type="html">Dün Fifa oynarken aklıma geldi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolun güzelliklerinden biri de, kendi evindeki ilk maçı 10-0 kaybeden bir takıma bile rövanş şansının verilmesi. Kimse çıkıp da "bu skordan sonra ikinci maçı oynamalarına gerek yok, direkt olarak elensinler" demiyor. Hâlâ bir şans vermeye devam ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar güzel, öyle değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereden aklıma geldi? Oynadığım şampiyonlar ligi ikinci tur karşılaşmasında, rakibimi deplasmanda 6-0 yendim ve sonra kendimi "rövanşı oynamaya bile gerek yok" diye düşünürken buldum. Halbuki öyle mi? Değil ve iyi ki öyle değil.</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/278432024/futbolun-bir-gzellii-daha.html" title="Futbolun bir güzelliği daha" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=3039093933839776576&amp;isPopup=true" title="2 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/3039093933839776576" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/3039093933839776576" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/04/futbolun-bir-gzellii-daha.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-778129069765952711</id><published>2008-04-16T14:22:00.006+03:00</published><updated>2008-04-16T14:32:31.255+03:00</updated><title type="text">Dünya tek bir küre olabilir ama...</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/Clipboard01a-799072.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/Clipboard01a-799068.JPG" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Twitter'da bir saat içerisinde cereyan eden bir olay. &lt;a href="http://www.hulu.com/"&gt;Hulu&lt;/a&gt;'dan sonra böyle bir oluşum yapmanın anlamı nedir? Ayrıca BBC bile podcast'lerindeki müzikleri kesmek zorunda kalıyor, TV'deki birçok programı sitesinden seyrettiremiyorsa... Globalleşmenin yüzde birine bile henüz gelememişiz demektir.&lt;br /&gt;Benzer bir durum NTVSpor.net'in de başına geliyor. Yurtdışında yaşayan Türkler (hangi ülkede olursa olsun, Amerika, İngiltere, Liberya, Güney Afrika, Çin...) NTVSpor.net'teki gol videolarını seyredemiyor. Elbette NTV'nin yapabileceği bir şey yok. TechCrunch'ın ikinci tweet'inde dediği gibi; koskoca firmalar, hâlâ internetin tek bir kitle olduğunun farkında değil! Enteresan bir şey.&lt;br /&gt;PluggedIn.com</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/271388297/dnya-tek-bir-kre-olabilir-ama.html" title="Dünya tek bir küre olabilir ama..." /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=778129069765952711&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/778129069765952711" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/778129069765952711" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/04/dnya-tek-bir-kre-olabilir-ama.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-5284264337925154638</id><published>2008-04-15T10:06:00.002+03:00</published><updated>2008-04-15T10:13:09.606+03:00</updated><title type="text">Suyun yolunu bulması</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/Clipboard01-762251.jpg" target="_blank"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/Clipboard01-762246.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Blog, başladığı halini muhafaza ediyor. Uzun yazıların paylaşıldığı bir yer olarak. Uzun yazı dediğim birkaç cümleden fazla olan yazılar. Blog yorumla besleniyor.&lt;br /&gt;MikroBlogging yorumdan bağımsız. Belirli bir karakter sayısı ile sınırlandırıldığı için kendi kendine konuşma hissi uzun sürmüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Michael Arrington'ın bugünkü Tweet'lerinden birini görünce, hah dedim. Hemen tarihe bir kayıt düşeyim, ekran görüntüsünü alıp, üzerine bir Reha Muhtar yuvarlağı koyup, buraya koyayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mecra da, su gibi yolunu buluyor bir şekilde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloga da devam. Twitter'a da.</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/270531922/suyun-yolunu-bulmas.html" title="Suyun yolunu bulması" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=5284264337925154638&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/5284264337925154638" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/5284264337925154638" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/04/suyun-yolunu-bulmas.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-165820661962392777</id><published>2008-04-06T17:12:00.001+03:00</published><updated>2008-04-06T17:15:14.161+03:00</updated><title type="text">Paul Isakson'dan</title><content type="html">&lt;div style="width: 425px; text-align: left;" id="__ss_318143"&gt;&lt;object style="margin: 0px;" height="355" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://static.slideshare.net/swf/ssplayer2.swf?doc=whats-next-in-marketing-advertising-1206247156803190-3"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://static.slideshare.net/swf/ssplayer2.swf?doc=whats-next-in-marketing-advertising-1206247156803190-3" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" height="355" width="425"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div style="font-size: 11px; font-family: tahoma,arial; height: 26px; padding-top: 2px;"&gt;&lt;a href="http://www.slideshare.net/?src=embed"&gt;&lt;img src="http://static.slideshare.net/swf/logo_embd.png" style="border: 0px none ; margin-bottom: -5px;" alt="SlideShare" /&gt;&lt;/a&gt; | &lt;a href="http://www.blogger.com/undefined" title="View this slideshow on SlideShare"&gt;View&lt;/a&gt; | &lt;a href="http://www.slideshare.net/upload"&gt;Upload your own&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;embed src="http://counters.gigya.com/wildfire/CIMP/Jmx*PTEyMDc*OTEwNzEzNDMmcHQ9MTIwNzQ5MTA4Nzk1MyZwPTEwMTkxJmQ9Jm49.swf" flashvars="" type="application/x-shockwave-flash" height="0" width="0"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://paulisakson.typepad.com/planning/2008/03/the-future-of-m.html" target="_blank"&gt;Yazarından&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Benim karşılaştığım &lt;a href="http://nitmesh.typepad.com/blog/2008/03/the-future-of-m.html" target="_blank"&gt;yerden&lt;/a&gt;.</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/265090557/paul-isaksondan.html" title="Paul Isakson'dan" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=165820661962392777&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/165820661962392777" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/165820661962392777" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/04/paul-isaksondan.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-1073708506127961204</id><published>2008-04-05T15:56:00.005+03:00</published><updated>2008-04-20T01:50:43.472+03:00</updated><title type="text">DoubleClick</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/Lars-767599.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/Lars-767580.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Uzun süredir, "bunu paylaşmalıyım" dediğim bir şeydi bu.&lt;br /&gt;İlk röportajımı yaptığım kişi olarak hayatımda farklı bir yere oturan Lars Bastholm (AKQA - executive creative director), Ari Paparo (VP Rich Media, DoubleClick), David Rosenblatt (CEO, DoubleClick), Susan Bratton (CEO ve Co-Founder, Personal Life Media Inc.), Paul Frampton, Shar VonBoskirk (Principal Analyst, Forrester Research), Esther Dyson (Chair"woman" EDventure Holdings), Jonathan Bellack (VP of Publisher Core Products, DoubleClick) gibi isimleri alıp, 3 soru ile medyayı, pazarlamayı ve dijitalin geleceğini konuşturan bir prodüksiyon yapmışlar. Hani en azından bir gün süren ve 2000 dolardan ucuza mâlolmayacak bir semineri, bir seferinde sunuvermişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel yanı şu ki, sağ tarafta konuşmacının girdiği konuları "highlight" eden bir düzenek de var ve sanki ekrandan size sunum yapılıyormuş gibi bir hisse kapılıyorsunuz ve konuşmaların deşifreleri de ayrıca pdf formatında size veriliyor. Üstüne bir kalem bir de defter vermediği kalıyor yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DoubleClick'ten, bizlere bir kıyak gibi. &lt;a href="http://www.doubleclick.com/nervecenter/?initInterview=7" target="_blank"&gt;Link&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lars ile yaptığım röportajın giriş kısmı da burada:&lt;br /&gt;&lt;embed autostart="false" loop="false" src="http://www.muratkaya.net/muratkaya/fifa/firstinterview.mp3" height="40" width="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;O koca kahkaha ise &lt;a href="http://madisoncaddesi.blogspot.com/2007/06/heath-podvesker.html" target="_blank"&gt;Heath Podvesker&lt;/a&gt;'e ait. Girişinden de anlaşıldığı gibi çok neşeli bir sohbetti. Haha! Dünyaları kurtardık. Sigaralarımızı da içtik (Lars'ın sigara kullanmasına şaşırmıştım. Enteresan. Heath, yeşilaycı.)</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/264611094/doubleclick.html" title="DoubleClick" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=1073708506127961204&amp;isPopup=true" title="1 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/1073708506127961204" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/1073708506127961204" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/04/doubleclick.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-4306775661827320062</id><published>2008-03-31T18:06:00.003+03:00</published><updated>2008-03-31T18:17:35.149+03:00</updated><title type="text">Güzel haberler günü</title><content type="html">Bugün ve dün iyi haberler günü oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az önce öğrendim ki (bir süredir beklediğim haberdi ama olsun) &lt;a href="http://www.befunky.com/" target="_blank"&gt;BeFunky.com&lt;/a&gt;, Amarikan tabiriyle, "fonlanmış". Çok sevindim. &lt;a href="http://www.goldenhornventures.com/" target="_blank"&gt;GoldenHornVentures&lt;/a&gt; tarafından. Rakam falan sormadım artık. Önemli olan, çabaların karşılık bulması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir önceki post'ta kendimi aciz bir ülkede yaşıyormuşum gibi hissettiğimi söylemem de etkili oldu tabii. Böyle yaşamaya hâlâ alışamadım sanırım. Bir gün acizliğin içindeymiş gibi, öteki gün gelecekten umutlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondan önce de bir BlockBuster haberi almıştım. E o da güzeldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlara güzel haber vermek kadar güzel başka bir şey var mı diye düşündüm. Para vermek? Miktarı beğenilmeyebilir. Fakat güzel haber vermek, bambaşka. Ölçümlenemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel haber verenlere teşekkürler.&lt;br /&gt;[Eleştirel gözlere not: Güzel haber, iyi haber. Hepsi aynı.]</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/261367550/gzel-haberler-gn.html" title="Güzel haberler günü" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=4306775661827320062&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/4306775661827320062" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/4306775661827320062" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/03/gzel-haberler-gn.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-1969294690462064176</id><published>2008-03-31T11:43:00.002+03:00</published><updated>2008-03-31T11:48:38.623+03:00</updated><title type="text">Kulağı hassas olanlara</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/Clipboard01-716159.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/Clipboard01-716153.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kulağı hassas olanlar için güzel bir test. İki ses klibi arasındaki kalite farkını yakalayana, kendi kendine söylenmiş bir "bravo bana" haricinde bir ödülü yok.&lt;br /&gt;Bravo bana.&lt;br /&gt;Link &lt;a href="http://mp3ornot.com/"&gt;burada&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;(Dikkatli gözler için not: Kliplerin üzerindeki ok işareti, Orbit adlı yazılıma ait. Güzeldir, tavsiye edilir. &lt;a href="http://www.orbitdownloader.com/tr/index.htm"&gt;Buradan&lt;/a&gt;. Bir süredir kullanıyorum. Çok iyi.)</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/261167133/kula-hassas-olanlara.html" title="Kulağı hassas olanlara" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=1969294690462064176&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/1969294690462064176" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/1969294690462064176" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/03/kula-hassas-olanlara.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-6557703125171313995</id><published>2008-03-31T10:44:00.002+03:00</published><updated>2008-03-31T10:51:27.654+03:00</updated><title type="text">Cumartesi Kargosu</title><content type="html">Cumartesi, saat 17.00 sularında kargo firmalarından birinin ofisine girdim. Tezgaha ulaştım ve karşımda "ne işin var burada" gözleri ile bakan bir kız. "Kargom var" dedim. "Malesef, kargo kapandı, alamayız" dedi. "E peki, şimdi zarfa koyup adresi yazayım, Pazartesi günü gönderseniz de fark etmez" dedim. "Olmaz, emanet alamıyoruz" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emanet dediği şey, kargo ve biz bu diyaloğu bir kargo ofisinde yaşıyoruz. Enteresan dedim ve orayı terk ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kargocuların nasıl bir sistemle çalıştığını bilmiyorum ama müşterinin istediği vakitte kargosunu alıp gönderemiyorsa kargoculuk sektörünün gidecek daha çok yolu olduğu düşünüyorum ben. Bir zamanlar Pazar günleri bazı gazeteler çıkmazdı mesela. Onun gibi. Şimdi sıkıysa Pazar günü (veya herhangi başka bir gün) gazetenizi çıkarmayın, bir daha gazetenizi alacak bir kişi bulabilir misiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün Pazar akşamı saat 20.00'de bile kargo gönderilebilecek ve bu not "antika post" olarak kalacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bir de, o ofisten çıkarken kendimi aciz bir ülkenin vatandaşı gibi hissettim. Takvim 2008'i gösterirken. "Gönderemezlermiş!"</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/261167134/cumartesi-kargosu.html" title="Cumartesi Kargosu" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=6557703125171313995&amp;isPopup=true" title="4 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/6557703125171313995" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/6557703125171313995" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/03/cumartesi-kargosu.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-1271193292178707520</id><published>2008-03-27T23:25:00.002+02:00</published><updated>2008-03-27T23:32:45.218+02:00</updated><title type="text">Tespit mi</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/Kevin-728494.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/Kevin-728491.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kevin Rose'u, Luke Wilson'a benzeten bir tek ben miyim?&lt;br /&gt;&lt;a href="http://burakargin.blogspot.com/"&gt;Burak&lt;/a&gt;? Ne dersin? (&lt;a href="http://tespityap.blogspot.com/"&gt;TespitYap&lt;/a&gt;'ta geçmiş miydi?)</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/259243085/tespit-mi.html" title="Tespit mi" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=1271193292178707520&amp;isPopup=true" title="1 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/1271193292178707520" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/1271193292178707520" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/03/tespit-mi.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-6374661918025654765</id><published>2008-03-27T23:09:00.002+02:00</published><updated>2008-03-27T23:19:28.197+02:00</updated><title type="text">Mynet video kapanmazmış</title><content type="html">Bugün ofisteki bilgisayarlardan birinin önünden geçerken, bir banner dikkatimi çekti. Mynet açıktı ve sayfanın en üstündeki banner'da şöyle bir şeyler yazıyordu: "Diğer video siteleri kapatılır, Mynet asla kapanmaz".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görür görmez şok oldum. Webrazzi gibi forumlarda bu tip kapatmalardan sevinen insanlara "şark kurnazı" benzetmesi yapılıyordu. Mynet'e de "koskoca" denir mi bilmem ama koskoca banner vardı orada. Şimdi bakındım ama bulamadım... Acaba mynet videoyu kapatacağına, o banner'ı mı kapattı diye düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Videolardan bahis açmışken, bambaşka bir proje; &lt;a href="http://seesmic.com/"&gt;Seesmic&lt;/a&gt; hoşuma gitti. Dizüstü bilgisayarımda kamera yok ama yeni bir bilgisayar almaya kalksam aklıma Seesmic gelir ve sırf onun için öyle bir model ile ilgilenebilirim herhalde. Şimdilik sadece izlemek ve "nasıl geliştirilebilir" soruları üzerinde düşünmeyi tercih ediyorum. &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Lo%C3%AFc_Le_Meur"&gt;Loic Le Meur&lt;/a&gt;'ün projesi ve her gün birkaç konu açıyor. Cesur adam! O aksan ve ses tonu ile İngilizce konuşması takdire şayan.</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/259243086/mynet-video-kapanmazm.html" title="Mynet video kapanmazmış" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=6374661918025654765&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/6374661918025654765" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/6374661918025654765" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/03/mynet-video-kapanmazm.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-8102446735183808720</id><published>2008-03-23T23:59:00.002+02:00</published><updated>2008-03-24T00:05:22.870+02:00</updated><title type="text">Yalnız değiliz</title><content type="html">"Dillerin Katli" gibisinden bir kitap almıştım geçtiğimiz aylarda ama sadece giriş kısmını okuyup kalmıştım. Daha müsait bir vakitte okumak için kitapları kenarda tutuyorum. Umarım, yaza doğru hepsine girişip bitiririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni değil, uzun süredir konuşuluyor. Sosyal ağlardaki yükseliş ile konuşulmaya da devam edecek ve her zaman olacak: Dilimize ne oluyor sorusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda tek değiliz. Buyrun &lt;a href="http://www.english140.com/spaces/index.php?q=node/2" target="_blank"&gt;buradan&lt;/a&gt;. Neredeyse tüm dünyada konuşulan bir dil bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngilizce kurslarından acaba hangisi çıkıp da "Türkçeyi koruyoruz. Yalnızca İngilizce öğretiyoruz." diye reklam yapacak bakalım.</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/256694130/yalnz-deiliz.html" title="Yalnız değiliz" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=8102446735183808720&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/8102446735183808720" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/8102446735183808720" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/03/yalnz-deiliz.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-1780574856831410175</id><published>2008-03-23T22:54:00.004+02:00</published><updated>2008-03-23T23:12:43.386+02:00</updated><title type="text">Twitter</title><content type="html">Şu sıralar geliştirilmekte olan çoğu web servisinin (tamamı da diyebilirim aslında) kullanım alanlarının nasıl olacağına dair, kurucularının bile bir belirsizlik yaşadığını hissediyorum. Normaldir elbette. Geliştirdiğiniz bir sistemin, sizin hesap ettiklerinizden çok farklı işlere de yarayabilmesi mümkün.&lt;br /&gt;Blog yazmaya başladığım zaman da, blogger'ı nasıl kullanacağıma dair uzun süre bocalanmıştım. Şu anda bile blogu nasıl kullandığımı tam olarak bilemiyorum. Herhalde "paylaşıma açık bir not defteri" olarak kullandığımı zannediyorum.&lt;br /&gt;Twitter'da da benzer bir karmaşa yaşıyorum. Çeşitli kullanım şekillerine bakarak, kendim için de uygun olabilecek bir model bulmaya uğraşıyorum. [Bu arada rastladığım güzel Twitter kullanımlarından biri de &lt;a href="http://twitter.com/towerbridge" target="_blank"&gt;şu&lt;/a&gt; idi.] Bir süredir ifade etmekte zorlandığım şeyi sevgili &lt;a href="http://twitter.com/settar" target="_blank"&gt;Yalçın&lt;/a&gt;'ın, yine Twitter'da bir gönderi olarak çözdüğünü görünce rahatladım. Gerçi taa 14 Mart'ta etmiş bu lafı ya:&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;Twitter'ını takip edip de blogunu izlemediğim kimse yok. Bu yüzden blog postlarını bir de Twitter'dan duyurmayın bence. Mantıksız.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar çok servis ve o kadar çok içerik var ki... Türkçe içerikle uğraşmaya vakit kalmıyor sanırım. E yazık tabii.&lt;br /&gt;"Web çıldırması"nın hikayesi yazılmalı. Çünkü gürültüsü olmayan bir çıldırma modeli bu...</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/256694131/twitter.html" title="Twitter" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=1780574856831410175&amp;isPopup=true" title="1 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/1780574856831410175" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/1780574856831410175" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/03/twitter.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-3965938715769547688</id><published>2008-03-18T15:03:00.004+02:00</published><updated>2008-03-18T16:25:48.265+02:00</updated><title type="text">Bir şarkı</title><content type="html">&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Eski flash disc'lerden birini kurcalarken, yıllardır o bilgisayardan bu bilgisayara sürüklenen mp3 dosyalarına rastladım. Eski internet bağlantıları, albümlerin tamamını indirmeye izin vermediği için "şarkı bazlı" indirmeler yapardık hani. O şekilde, yıllar içinde birikmiş tek şarkılar. Her şarkıcıdan neredeyse bir şarkı.&lt;br /&gt;Bir tanesi, Tori Amos'tan Cornflake Girl'dü. Tekrar dinledim ve yine tüylerim ürperdi. Sonra aklıma geldi ki, ilk dinlediğim günden beri beni sarsan şarkılardan biri ve o şarkıdan sonra "Tori Amos defterim kapanmıştır çünkü artık bundan daha iyi bir şarkı gelemez" diye düşünerek Tori Amos ile olan müzik alışverişimi kesmişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkıyı peşpeşe dinlerken, neden böyle bir şey yaptığımı düşündüm. Benzeri düşünceleri, diğer şeylere de yansıtıyor muyuz, yansıtıyor muyum diye düşündüm. Başka örnek bulabilir miyim diye düşündüm ama aklıma gelen birkaç örneğin tamamı şarkıcılardan oluşuyordu. "Bundan iyisi olamaz" diyerek, ürünü üreten kişi/firma ile ilişkiyi bitirmeden "olumlu duygular" ile ilişkiyi devam ettirmek, kullanıcı için hoş ama kişi/firma için pek iyi bir şey değil gibi geldi bana.  Aradan onlarca yıl geçmesine rağmen sen ürünü mutlulukla kullanıyorsun ama üretici için aynı mutluluk da geçerli mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bu tip zevkler için, kilit noktanın "kişiyi ilk dinleyişte/görüşte/kullanışta yakalamış olması" hususunun en önemli şart olduğunu düşündüm. Cornflake Girl'ün notaları bana ulaştığı saniyede, kafamdaki ekranda "excellent" yazısı belirmiş olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tori'yi "tek atımlık şarkılar/ müzisyenler" sınıfına atmadığımı belirterek bitireyim bu notu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p.s. Cornflake Girl'ün videosunu, beyaz zeminli bir şeydi diye hatırlıyorum. Fakat Dailymotion'daki videoların hiçbiri "aaa evet, klibi buydu" dedirtemedi bana. Yanlış hatırlıyor da olabilirim ama "bir izleyeyim" dediğimde video versiyonunda şarkının zirveye götüren bölümü olduğunu düşündüğüm kısmın çıkartıldığını duyunca, çok şaşırdım. E yazık.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/253661864/bir-ark.html" title="Bir şarkı" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=3965938715769547688&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/3965938715769547688" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/3965938715769547688" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/03/bir-ark.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-73786750322438603</id><published>2008-03-17T22:50:00.003+02:00</published><updated>2008-03-17T22:53:50.155+02:00</updated><title type="text" /><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/DSCN4763s-794456.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/DSCN4763s-794417.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Not defteri&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/253290564/not-defteri.html" title="" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=73786750322438603&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/73786750322438603" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/73786750322438603" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/03/not-defteri.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-3845368423445691560</id><published>2008-03-16T23:35:00.003+02:00</published><updated>2008-03-16T23:45:19.249+02:00</updated><title type="text">Video içeriği</title><content type="html">Şimdiye kadar Fransa'dan çıkmasına rağmen işe yarayan tek şey: Dailymotion!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YouTube, yüklediğiniz videolardaki stereo sesi "mono"ya çevirmeyi becerirken (!), Dailymotion HD video yayınlarına başladı geçenlerde. Nasıl oluyormuş HD video'lu dailymotion diye bakınırken The Presidents of The United States of America'nın yeni videosuna rastladım. Uzun zamandır takip etmediğim gruplardan biriydi. İyi oldu. Ha bir de; &lt;a href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/2007/03/bir-basn-kralnn-itiraflar.html" target="_blank"&gt;SOB'ler&lt;/a&gt; yalnızca erkek olmuyormuş demek ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="257" width="420"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x4l8xh&amp;amp;v3=1&amp;amp;related=0"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x4l8xh&amp;amp;v3=1&amp;amp;related=0" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" height="257" width="420"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x4l8xh_mixed-up-sob_music"&gt;Mixed Up S.O.B.&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Uploaded by &lt;a href="http://www.dailymotion.com/Al_Yankovic"&gt;Al_Yankovic&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takip etmeye yetişemediğim tek şey müzik grupları mı? Keşke öyle olsaydı. Şu yüzyılda hayata yetişilemiyor. Yoksa ben de istemez miydim blogu her gün "apdeyt" etmeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu aşağıdaki video da akşam akşam iyi gitti. Hani kapaktaki kızlara bakıp da "ucuz taktik" zannetmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="336" width="420"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x4j66n&amp;amp;v3=1&amp;amp;related=0"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x4j66n&amp;amp;v3=1&amp;amp;related=0" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" height="336" width="420"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x4j66n_nickelback-rockstar-vost_music"&gt;Nickelback - Rockstar VOST&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Uploaded by &lt;a href="http://www.dailymotion.com/Roadrunnerfrance"&gt;Roadrunnerfrance&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/252633322/video-ierii.html" title="Video içeriği" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=3845368423445691560&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/3845368423445691560" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/3845368423445691560" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/03/video-ierii.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-5187050465451599228</id><published>2008-02-29T15:34:00.003+02:00</published><updated>2008-02-29T15:42:09.239+02:00</updated><title type="text">Bedava</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wired.com/techbiz/it/magazine/16-03/ff_free" target="_blank"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://www.muratkaya.net/muratkaya/uploaded_images/Clipboard01-794587.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Wired'ın Mart sayısında, kapak konusu: FREE. Yazan Chris Anderson. Yani Wired'ın "Editor-in-chief"i.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bunu bekliyordum! Yazının linki resmin üstünde.&lt;br /&gt;İnternetten "free" okumak için yani.</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/243336994/bedava.html" title="Bedava" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=5187050465451599228&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/5187050465451599228" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/5187050465451599228" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/02/bedava.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-8004649597076603916</id><published>2008-02-28T10:31:00.003+02:00</published><updated>2008-02-28T10:43:40.053+02:00</updated><title type="text">99 dolar hastalığı</title><content type="html">&lt;object height="355" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/tGvHNNOLnCk"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/tGvHNNOLnCk" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="355" width="425"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki videoyu izledikten sonra Microsoft'ta bir "$99 hastalığı" var sanmaya başladım. Belki de sadece Steve Ballmer'da vardır bu huy. Çözemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/C5oGaZIKYvo"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/C5oGaZIKYvo" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iPhone'a karşı 99 dolarlık bir telefon çıkaracaklar mı bakalım. Steve Ballmer, Amerika'dan dışarı hiç çıkmamış izlenimi bırakıyor. Amerika'da kimse telefona para vermiyor diye dünyanın geri kalanında da tüketici davranışının aynı olacağını nasıl düşünebiliyor. İlginç. Enteresan. Şaşırtıcı.</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/242617749/99-dolar-hastal.html" title="99 dolar hastalığı" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=8004649597076603916&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/8004649597076603916" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/8004649597076603916" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/02/99-dolar-hastal.html</feedburner:origLink></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7437750.post-7334564240889553933</id><published>2008-02-26T23:07:00.002+02:00</published><updated>2008-02-26T23:15:37.348+02:00</updated><title type="text">Notes</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.mediastorehouse.com/previewimage.php?mediaid=62241&amp;amp;fsp=1"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 160px; height: 226px;" src="http://www.mediastorehouse.com/previewimage.php?mediaid=62241&amp;amp;fsp=1" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;While i was watching &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0424908/"&gt;Copying Beethoven&lt;/a&gt;, i thought, if Barbara Bouchet had a daughter it must be Diane Kruger.&lt;br /&gt;What a resemblance!</content><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feeds.feedburner.com/~r/muratkaya/ZOuB/~3/241773429/notes.html" title="Notes" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7437750&amp;postID=7334564240889553933&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.muratkaya.net/muratkaya/atom.xml" title="Yazı Yorumları" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/7334564240889553933" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/7437750/posts/default/7334564240889553933" /><author><name>Murat Kaya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12038374564237575555</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><feedburner:origLink>http://www.muratkaya.net/muratkaya/2008/02/notes.html</feedburner:origLink></entry></feed>
