<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069</atom:id><lastBuildDate>Thu, 08 Sep 2011 18:31:02 +0000</lastBuildDate><category>sansur</category><category>tiyatro</category><category>decluttering</category><category>kitap</category><category>bahar temizliği</category><category>doğal</category><category>gıda</category><category>bilişim</category><category>sinema</category><category>web sayfaları</category><category>seçim</category><category>etkinlikler</category><category>yolculuk</category><category>çevre</category><category>yardımlaşma</category><category>kişisel finans</category><category>javascript uygulamaları</category><category>çorba</category><category>kendim yaptım</category><category>gezelim-görelim</category><category>blog</category><category>yemek tarifi</category><category>IKEA</category><category>güzel olaylar</category><category>couchsurfing</category><category>tesadüf</category><category>alışveriş</category><category>diyet güncesi</category><category>Ankara'da Neler Oluyor</category><category>gündem</category><category>kişisel</category><category>vize işlemleri</category><category>pratik bilgi</category><category>yiyelim-içelim</category><title>Nur'un Güncesi</title><description>&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Gözümün gördüğü, canımın yazmak istediği şeylerle dolu bir yer...
&lt;br&gt;
&lt;br&gt;
A blog where I just wrote my experiences and feelings...</description><link>http://nurunguncesi.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Nur)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>129</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/nurunguncesi" /><feedburner:info uri="nurunguncesi" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><feedburner:emailServiceId>nurunguncesi</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-6068686962313982147</guid><pubDate>Sun, 12 Dec 2010 09:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-12-12T11:39:08.453+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kişisel</category><title>Özlem</title><description>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dün gelen beyaz güzelliği özlemişim...Özlediğim çoğu şey gibi...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/TQSXHPInSqI/AAAAAAAAAso/NkVgyFP67HQ/s1600/kar.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/TQSXHPInSqI/AAAAAAAAAso/NkVgyFP67HQ/s400/kar.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5549726791404833442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Akşamın karanlığıyla birleşen beyaz örtü neredeyse kapatmıştı şehrin sevimsizliğini.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dışarıya çıktım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Işıl ışıldı yerler, arabalar ve tüm bitkiler...Işık vurdukça parlıyordu taneleri, gel gel sarıl bize, dokun ve hisset güzelliğimizi diyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dayanamadım...Biraz yerden aldım, biraz duvarların üstünden. Sıkıca tuttum onları, sıkıştırdım mor eldivenlerin arasında. Ben sıktıkça onlar da sıkıca tutundular birbirine.Zaman geldi kaskatı oldular, dondular, daha da sıkışacak yerleri kalmamıştı. Sonra dedim belki sıkışmayı sevmiyorlardır, narince belli boşluklarla üst üste durmayı seviyorlardır...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Rahat bırakmak için onları, fırlattım o sevgi topunu tüm gücümle önümdeki siyah montluya. Montun gergin yüzeyinde onlara tutunacak yer yoktu, dağılmayı, serbest kalmayı tercih ettiler. Onlar adına sevindim sonra, işte yeniden özgür kaldılar...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu sabah bir kez daha anladım aslında, etrafımızdaki güzellikler oldukları halde güzeller. Doğadaki her şey ve sevdiklerimiz.Ne kadar cazibelerine kapılıp avucumuzda toplamaya ve hep yanımızda tutmaya çalışırsak çalışalım , onlar kendi hallerinde iyiler. Elimizde tuttuğumuzu sandığımız aslında sıkıştırılmış bir halleri, hatta bazı anlarda sıcaklığımıza dayanamayıp eriyecekleri halleri...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Serbest bırakmalı onları bence, tümden kaybetmiş sanmamalı kendini , her şeye rağmen bizimle gezmeyi tercih edenler olacaktır, aslında fark etmediğimiz, atkımızdaki birkaç kar tanesi gibi... İşte onlar biz istesek de istemesek de yanımızda olmayı seçenlerdir, ardımızda beliren yeni dostlardır...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tüm dostlara selamlar...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;*Foto &lt;a href="http://www.freedigitalphotos.net/images/photos/Marcus74id-0000.jpg"&gt;kaynak&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-6068686962313982147?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/giJouPvitzc/blog-post.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/TQSXHPInSqI/AAAAAAAAAso/NkVgyFP67HQ/s72-c/kar.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2010/12/blog-post.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-7174063387929935515</guid><pubDate>Thu, 31 Dec 2009 15:28:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-12-31T20:25:33.661+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kişisel</category><title>2010'a girmeden</title><description>Yılın son gününde yazısız bırakmayım blogumu. Genelde yeni yıl heyecanını pek yaşamam, yeni umutlar beslesem güzel şeyler dilesem de bu gece için abartılı eğlence arayışlarına girmeyi tercih etmem. Bu sene de durum değişmiyor, hatta eşimin de askerde olması sebebiyle daha bir sadece benim için yılın son günü... Yorgun bile girebilirim 2010'a bu senenin son iki ayı koşturmaktan başka birşey yapmadım çünkü, bu akşam da çalışacağım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu senenin muhasebesini yapacak vaktim bile yok ama genel olarak güzel bir yıldı, ani bir kararla 2 haftalık Kanada-ABD gezisine çıkmak yılın en büyük olayı oldu. Herşeyi kendimiz ayarladık, couchsurfing sayesinde güzel insanlarla tanıştık oralarda yerel hayatı da ucundan tatmış olduk.Aklıma başka çarpıcı bir olay gelmiyor. Olumsuz mu yoksa olumlu mu bakacağıma karar veremediğim başka kayda değer olay ise askerlik tabii, yılın 5 ayını eşimden ayrı geçirdim. Onun için bir zorunluluktu, bu zaruri görevi zamanı gelmişken tamamlaması iyi oldu onun için. Benim açımdan ise hiçbir tarafı iyi değildi, sadece Karadeniz kıyılarını bolca görmüş oldum:) İstediğim kadar &lt;a href="http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/10/kitaplarla-kavusma.html" target="blank"&gt;kitap alsam&lt;/a&gt; da beklediğim kadarını okuyamadım, istediğim herşeye kavuşamadım tabii ki ama ruhani olarak daha iyi bir yıl geçirdim (son 2 ayı saymıyorum) , sağlıklı yaşam ve beslenme konusunda iyi adımlar attım, Mayıs 2009'dan bu yana 12 kilo &lt;a href="http://nurunguncesi.blogspot.com/search/label/diyet%20g%C3%BCncesi" target="blank"&gt;verdim&lt;/a&gt;. Çevreyi korumak adına elimden geleni &lt;a href="http://nurunguncesi.blogspot.com/search/label/%C3%A7evre" target="blank"&gt;yaptım&lt;/a&gt;: bez torba kullanıma &lt;a href="http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/05/karmakarsk.html" target="blank"&gt;geçtim&lt;/a&gt; eve atık ayırma istasyonu &lt;a href="http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/04/gunun-sonu.html" target="blank"&gt;kurdum&lt;/a&gt;,eşimle ağaç &lt;a href="http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/05/odtu-agac-dikme-senligi-gerceklesti.html" target="blank"&gt;diktik&lt;/a&gt; eminim daha başka pek çok şey yapmışızdır:) &lt;br /&gt;Güzel insanları tanıdım bloglar sayesinde, &lt;a href="http://nurunguncesi.blogspot.com/search/label/g%C3%BCzel%20olaylar" target="blank"&gt;güzel kampanyalar&lt;/a&gt;dan haberdar oldum, katılabildiklerime katıldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay bu kadarı bile yeter, yapamayacağım derken epey muhasebe yaptım:) Son olarak hiç beklemediğim halde 3 kişiden yılbaşı hediyesi aldım, halbuki hediyeleşme olayını kendimce bırakalı yıllar olmuştu:) Tabii  hediyeye karşı hediye durumu olmasın hemen diye onlara hediye almadım, beklemedikleri bir zamanda bana ve onlara özel anlamlı hediyeler vermeyi planlıyorum böylesi daha değerli bence...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yemeğimi yedikten sonra günlük yaşantıma devam edeceğim, televizyonu yine açmam sanırım:) Herkese mutlu yıllar! Dilediğiniz şekilde geçireceğiniz sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir yeni yıl diliyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-7174063387929935515?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/Z0914HEr0Uk/2010a-girmeden.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/12/2010a-girmeden.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-5098813686091853532</guid><pubDate>Wed, 02 Dec 2009 21:33:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-12-03T00:12:29.907+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kişisel</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">gezelim-görelim</category><title>Yeniden Ankara</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SxblINX0jUI/AAAAAAAAAoE/5EoDiAfw8cM/s1600-h/g.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SxblINX0jUI/AAAAAAAAAoE/5EoDiAfw8cM/s400/g.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410763931523517762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sanırım bu sene için Giresun yolculuklarım sona ermiş bulunuyor. Bir aksilik olmadığı müddetçe Karadeniz yöresinde uzun süre işim olmaz. Belki seneye kendimiz bir Karadeniz turuna çıkarız. Bunun haricinde diyebilirim ki Giresun anılarımı yazmalı, güzel bir gezi günlüğü oluşturmalıyım. Giresun'da Ağustos'tan beri her ay üçer-dörder gün geçirdim. Mevsimin ve insanların dönüşümü fark ettim. Oldukça güzel günlerdi en önemlisi hep eşime kavuştum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ufak tatillerin tadını çok güzel çıkardık, çünkü hiç acelemiz yoktu, döneceğimiz bir ev, yetiştireceğimiz bir iş yoktu. Hiç plan yapmadık, aklımıza ne estiyse onu yaptık, vakit bol ve mekan sınırlı olunca olur olmaz aklımıza gelen her yere adım attık. Aslında tüm tatilleri gezileri bu şekilde yapmak lazım ama bunun için de zaman lazım işte. Konu dönüp dolaşıp hayatını idame ettirmek için sabit bit işe bağımlı olmak meselesine dayanıyor bu noktada benim için. Düşünmeye başlıyorum şimdiki işim olmasa ne olurdu, acaba biraz gevşetebilir miydik bağları diye. Bunlar şimdilik derin mevzu, geçiyorum şimdilik, ama &lt;a href="http://elvedaofis.com" target="blank"&gt;şu siteyi&lt;/a&gt; keşfettim bugün,ilk fırsatta tüm yazıları okuyacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyordum, Giresun. Oldukça güzel anılarım oldu bu şehirde. Sevimli bir yer, küçük ama görülmeden gezilmeden geçilmemeli. Basit şeylerden zevk alabiliyor insan burada. İn meşhur caddeden aşağıya yürü biraz sahile doğru (keşke sahil yolu projesi olmasaymış da ayrılmasaymış denizle şehir). Ankara'da içimden bir yere yürümek bile gelmiyor, hem yokuş hem çirkin hem de şu aralar soğuk. Artık evde basit şeylere veriyorum kendimi, zevk alıyorum hemencik yaptığım zeytinyağlı baklayı yemekten, yeni yeni tarifler denemekten, çiçeklere bakım yapmaktan ve bol bol okumaktan. Koşturmaca olmayınca ne güzel her şey. Sonra bitiveriyor saatler, bir yandan mesai saatleri belirli ve kısıtlı bir iş, master projesi vs. Büyük bir hevesle 2010 Ocak ayının ortasını bekliyorum artık, tek motivasyonum bu tarih. Hem okul bitiyor hem sevdiğim evine dönüyor. Sonra da bize bu hayattan zevk almak düşüyor. Sonra ertelediğim her şeyi yaparım. Gezi yazılarımızı tamamlar ve hatta sizler için süsleyip püsleyip yayınlarım. Bol bol sergi,tiyatroya giderim. Ankara'yı sevmesem de keşfe çıkarım, ülkeyi karış karış gezmeye uğraşırım. Tatil yoksa yakın yerler için haftasonu var değil mi? Sonra bu açıdan bereketli bir 2010, çoğu resmi tatil hafta sonu ya da başına geliyor. Bayramlar desek onlar da uzun, bu tatilleri iyi değerlendirmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazı uzamaya başladı sanki:) Sıkıcı olmadan kaçıyorum buralardan, keyifli yazılarda buluşmak üzere sağlıcakla kalın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-5098813686091853532?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/PCr69_tuAVs/yeniden-ankara.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SxblINX0jUI/AAAAAAAAAoE/5EoDiAfw8cM/s72-c/g.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>5</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/12/yeniden-ankara.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-2647228124654889577</guid><pubDate>Thu, 26 Nov 2009 13:52:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-26T16:05:03.972+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kişisel</category><title>İyi Bayramlar</title><description>Bir bayram daha geldi, herkes için anlamı farklıdır bayramların. Kimisi çocukluğundaki bayramları özler, kimisi hala sadıktır geleneklere yaşatmaya çalışır eski adetleri, kimisi de tatil yerine koyuverip kaçamak olarak değerlendirir. Ben hangi gruptayım bilemiyorum her sene değişiyor fikrim, hala kendi bayramım olmadı gibi:)) Hala çekirdek aile kıvamında olduğumuz için bir bayram benim ailemle başka bayram eşimin ailesiyle şeklinde geçirdik. Bu sene ise bizim bayramlarımız ama tamamen değişik bir şey. Yani benim için şu anda bayram kavuşma bayramı. Eşimi evci çıkarmaya gidiyorum yine. Bayram ritüellerinden uzak, iki sevgili baş başa, otel odası çapında, Karadeniz manzaralı ikinci bayram olacak bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak şu anki durumunuz, algınız, beklentiniz ne olur olsun bayramlar güzeldir bence. Tatiliniz olsun veya olmasın keyfini çıkarın, sevdiklerinizi mutlu edin, çocukları elinizden geldiğince sevindirin. Kötü anılardan ve düşüncelerden kurtulun ve geleceğinize umutla bakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese mutlu bayramlar! Sevdiklerinizle dilediğiniz güzellikte bir bayram geçirmeniz dileğiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giresun yolcusundan sevgiler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-2647228124654889577?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/4_XDjVp0amE/iyi-bayramlar.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/11/iyi-bayramlar.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-6954970119232159878</guid><pubDate>Sat, 21 Nov 2009 10:26:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-21T12:50:07.955+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kişisel</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kitap</category><title>La la laa</title><description>Hayatta her şey güllük gülistanlık değil. Bu hafta, nedense tüm olumsuzlukları veya olumlu olursam zorlukları diyeyim üstüne çekmiş durumda. İş ve okul bakımından tüm yükler arttı. Arabama arkadan çarpan sürücü yüzünden hala arabasızım, sonra  kombi uzun süredir su damlatıyordu ancak bu hafta servisi çağırmaya fırsat buldum, onlar da dün geldi ve atölyede bakıma alınması gerektiğini söyleyerek kombiyi söküp gittiler. Dün akşamdan beri ısıtma yok, sıcak su yok:( Ev buz gibi oldu. Sabah soğuktan uyanamadım mesela, yataktan çıkmak zor geldi. Küçük bir elektrikli ısıtıcı var ama sadece olduğu yeri ısıtıyor. Sonra ne yapsam ne yapsam derken aklıma sıkı giyinmek geldi tabii:) Ah bir kar yağsa şimdi dışarı çıkıp karlarda yuvarlanmaya hatta kayak yapmaya bile hazırım. Evet eveet kayak içliklerimi giydim, kayak pantolonuyla işi abartmadım ama kalın bir eşofman sonra termal sweat(Türkçede ne deniyor bunlara??). Ellerimde de parmak ucu açık eldiven masamda da her zaman sıcak bir içecek:) Aslında bundan sonra böyle davranarak baya bir yakıt tasarrufu yapabilirim:))) Arabanın serviste olmasının tek faydası, otobüs/dolmuştayken kitap okuyabilmek oldu. Böylece 1 aydan fazla süredir elimde duran her gün 10 sayfa belki anca okuyabildiğim &lt;a href="http://www.idefix.com/kitap/callisto-torsten-krol/tanim.asp?sid=EAOU4BVZG3DDE2NEZUSL" href="blank"&gt;Callisto&lt;/a&gt;'da ilerlemiş oldum, keşke otobüs daha konforlu ve sallantısız olsaydı, daha çok okurdum. Bu kitabı öncelikli okuma amacım onu &lt;a href="http://imgetan.blogspot.com/" href="blank"&gt;İmge Tan&lt;/a&gt;'ın çevirmiş olması.Kendisini blogu sayesinde tanıdım(eh orada anlattığı kadarıyla tabii ki:)), yazılarını okumak çok keyifli, bir de çevirisini okumak lazım dedim. Bitirince aslında hızlıca bir daha okumam lazım çünkü bu kitabı, okuduğum kitaplardan bahsettiğim &lt;a href="http://nurunkitaplari.blogspot.com/"  href="blank"&gt;nurunkitapları&lt;/a&gt;'na eklemek istiyorum. Benden kısa kısa haberleri okudunuz, daha güzel günlerimde de burada yer almanız dileğiyle hoşçakalın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-6954970119232159878?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/vV2JSHUEJ8o/la-la-laa.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/11/la-la-laa.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-6034133118032923885</guid><pubDate>Thu, 19 Nov 2009 17:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-19T19:48:16.995+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kişisel</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Ankara'da Neler Oluyor</category><title>Yorucu günler</title><description>Zaten çok sık yazamıyorum ama bir süre sessiz kalacağım, bu aralar çok işim var. Evvelsi gün de şaşkın bir sürücü yeşil ışık yeni yanmışken ve önümdekiler az biraz yavaşlamışken hızını alamayıp saniyeler önce duraklamış olduğum halde nasıl bir hızla önündeki arabaları aşmayı planladıysa duramayıp çarptı. Tamponda hafif hasar ama bagaj kilidi iptal, bagaj kapanmadığı için kilitlenmeyen bir araba, servisle uğraş dur, sen kurallara uy, sen sakin ol, adam koca arabasıyla gelsin sana çarpsın, ona bir şey olmasın, tutanağa bir imza atıp gitsin sen burada tek başına tüm detaylarla uğraş.  Toplu taşımaya dönüş. Toplu taşıma ve bu güzergahtaki Ankara trafiği rezalet, kavşaklarda görev yapan trafik polisleri bence işi daha da zorlaştırıyorlar. Normalde eve başka güzergahtan gidiyorum, ara sokaklardan falan trafik sıkışık olsa da bu kadar sinir etmiyor insanı. Ama toplu taşıma da sıkış tepiş, Kızılay ve Genelkurmay kavşağından geçecek devleti erkan da cabası. Onlar yeter ki hızlıca geçsin bilmem kaç tane koruma araçlarıyla biz kornalara basa basa bekleriz onları 10 dakika boyunca. Belediye başkanının ve yetkililerin umurunda mı ki trafik felç olmuş, insanlar düzgün bir toplu taşımayı, metroyu hak etmiş veya etmemiş... Sola dönüşleri de yasaklayıp aman da ne güzel icraat yaptım diye gezerler! Daha çok beklesinler araçlar daha çok egzoz salsınlar, daha çok benzin tüketimi olsun, yaşasın çevre kirliliği! &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben maalesef kendimle birlikte çevremin toplamıyım, bu şehirde kaldığım sürece çevremdekilerin oylarına mahkumum!&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-6034133118032923885?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/aU2WvEZDKIs/yorucu-gunler.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/11/yorucu-gunler.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-8636528681461239559</guid><pubDate>Thu, 12 Nov 2009 20:16:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-12T22:36:52.351+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sinema</category><title>Çağrışımlar</title><description>&lt;a href="http://www.cnbce.com/Filmler/Hakkinda.aspx?FilmId=778" target="blank"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 116px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SvxwOBZwGVI/AAAAAAAAAnk/MbpeYBndcEU/s200/NuitDeNoces.JPG" border="0" alt="Nuit de Noces" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403317039134677330" /&gt;&lt;/a&gt;CNBC-e 'de bir filme denk geldim, oyuncular Fransızca konuşuyordu sonra izlemeye başladım, anladığımdan değil ama güzel olacağını tahmin ettim, aa o da ne film Montreal'de geçiyor ( eski limanın orada fotoğraf çekindiğimiz noktada konuşuyordu oyuncular). Yani son zamanlarda bir filmin Boston, New York ve başka gezdiğimiz yerlerde çekildiğini veya oralardan panoramik sahneler konulduğunu fark etmek ilginç ve güzel, daha bir güzel geliyor mekanını tanıdığım filmler, kendimi ortak hissediyorum bir nevi, çağrışımlar yani. Filmdeki karakterlerden ikisi evleniyor onların tanışma hikayelerini dinliyoruz, sonra evlenmek için Niagara şelalelerine gideceklermiş, izlemeye devam edeyim bari oraya da gitmiştik. Ah ah bir de yazıversem şu gezi anılarımı, ama o kadar çok yer gezdik ki toparlayamamaktan korkuyorum, bir klasör dolusu hatıra kağıt kürek var misal, yüzlerce fotoğrafı saymıyorum bile. Bir de eşim burada değil ya atladığım bir nokta olursa diye öteleyip duruyorum, böyle anlarda bahane bulmakta üstüme yok vallahi. Bir gün yazacağım ama!&lt;div&gt;Şimdi CNBC-e'nin sayfasından kontrol ettim, filmin adı "Nuit de Noces", yani Düğün Gecesi diyebiliriz:)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-8636528681461239559?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/3w3EucX9hFc/cagrsmlar.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SvxwOBZwGVI/AAAAAAAAAnk/MbpeYBndcEU/s72-c/NuitDeNoces.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/11/cagrsmlar.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-7723986753200849475</guid><pubDate>Mon, 09 Nov 2009 05:00:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-09T07:00:05.528+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">güzel olaylar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">gündem</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">doğal</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">gıda</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">çevre</category><title>Kampanya: yerel tohumlarınıza sahip çıkın</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Svc4XDLwkOI/AAAAAAAAAnE/zzhmHQERoaQ/s1600-h/ytsc.jpg" target="blank"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 254px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Svc4XDLwkOI/AAAAAAAAAnE/zzhmHQERoaQ/s320/ytsc.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5401848246696972514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Severek takip ettiğim bloglardan birisi &lt;a href="http://sineksekiz.wordpress.com/" target="blank"&gt;Sinek Sekiz&lt;/a&gt;. Kendileri bir yayınevi günlüğü olarak yola çıkmışlar ve çok güzel şeyler paylaşıyorlar. En iyisi kendi hikayelerini okumak, lütfen okumadan &lt;a href="http://sineksekiz.wordpress.com/about/" target="blank"&gt;geçmeyin&lt;/a&gt;.&lt;div&gt;Şimdi çok güzel bir kampanya başlattılar, GDO tehlikesine karşı atabileceğimiz adımlardan birisi de &lt;a href="http://sineksekiz.wordpress.com/2009/11/04/yerel-tohumlariniza-sahip-cikin/" target="blank"&gt;yerel tohumlarımıza sahip çıkmak&lt;/a&gt; olacak. Kampanyanın ana metni aşağıda yer alıyor devamı da az önceki bağlantıda. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#CC0000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 18px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#CC0000;"&gt;GENETİĞİYLE OYNANMAMIŞ, YAŞADIĞI YERE EN İYİ UYUMU SAĞLAMIŞ VE BİR EKOSİSTEMİN PARÇASI OLAN  YEREL VE DOĞAL BİTKİLERİN TOHUMLARINI TOPLAYIN , SAKLAYIN VE EKİM ZAMANI GELDİĞİNDE YENİDEN TOPRAKLA BULUŞTURUN. GDO’LARA İNAT YEREL TOHUMLARINIZI SAHİPLENİN!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik kendi adıma kampanyayı duyurmakla yetineceğim henüz bir bahçem yok, dilerim çok yaşlanmadan bahçeli bir eve kavuşurum ama annemlerin var ve onlar da her zaman yerel tohumlara sahip çıkarlar. Siz de çevrenizdekilere duyurun, olur da yerel tohumlara denk gelirseniz bu güzel kampanyanın sevimli zarflarından hazırlayın ve bahçesi olanlara tohum hediye edin.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sağlıcakla ve GDOsuz kalın!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-7723986753200849475?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/Q2tolvB4I6A/kampanya-yerel-tohumlarnza-sahip-ckn.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Svc4XDLwkOI/AAAAAAAAAnE/zzhmHQERoaQ/s72-c/ytsc.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/11/kampanya-yerel-tohumlarnza-sahip-ckn.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-1285953660074947612</guid><pubDate>Sun, 08 Nov 2009 15:59:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-08T18:37:43.806+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kendim yaptım</category><title>Terrarium</title><description>Bugün Ankara'da hava harikaydı, yazdan kalma bir gündü sanki. Bu güzelliği doya doya yaşayamadım ama çünkü kocacım benden kilometrelerce uzakta vatan hizmeti yaparken içimden öyle çıkıp dolaşmak falan gelmiyor. Zaten tek başıma yürüyüşü pek sevmiyorum illa birisi olmalı yanımda. Özellikle eşim olmalı, elimi tutmalı, hislerimi paylaşmalı. Neyse az kaldı 2 ay daha bekleyeceğim sonra her gün bize bayram:)İşte eşimden ayrı yapmaktan zevk aldığım nadir şeylerden biri olan alışverişle geçirdim günün bir kısmını. Sabahtan kardeşimi sınava bıraktım, taa Bilkent'e kadar gitmişken Real'e uğrayım alışveriş yapayım aç kalmayalım bu hafta dedim, hem deniz tuzu da alacaktım o da bildiğim kadarıyla Real'de satılıyor. Ama ayaklarım hemen praktikere yöneldi, bitkiler girişte bana göz kırptı. Eh dedim mutlu edeyim kendimi, güzel güzel çiçekler, kaktüsler aldım, sonra da geçen gün yapmaya niyetlendiğim bir teraryum(terrarium) çalışması için taş, toprak falan aldım. Zaten dün de bir çiçeğime dadanan yaprak bitiyle mücadele etmekten bunalmıştım, yeni sulara yelken açayım dedim. Şimdi terrarium ne ki diyenler olursa google'a davet ediyorum detaylı tanımlar için. Benim diyeceğim de açık veya kapalı bir sistemde küçük bir yaşama alanı yaratmak hem birkiler hem hayvanlar için uygulanabilir. Tabii kapalı olanlar çok daha güzel hele şöyle şişelerde yaratılan mini ormanları görünce daha bir hevesleniyor insan. Başlangıç olarak açık sistemlerle uğraşmak daha kolay. Ben de kolay olan yolu seçtim ve aşağıdaki fotoğrafta görülen aşamalarla kendimce bir teraryum yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Svbtk6SuuwI/AAAAAAAAAmE/v5jItiPHMJY/s1600-h/1.jpg" target="blank"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Svbtk6SuuwI/AAAAAAAAAmE/v5jItiPHMJY/s400/1.jpg" border="0" alt="Teraryum Denemesi" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5401766021456378626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;Malzeme temini (cam kap, çakıl taşı, kömür veya orkide toprağı,toprak ve bitkiler. Bitkiler hedera mix, hypoestes mix(beyaz ve kırmızı) , bir de balkonda duran, ilgisizliğe rağmen coşmayı başaran, adını henüz bilmediğim yeşil yapraklı bir bitki.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çakıl taşlarının kabın zeminine yerleştirilmesi&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Taşların üstüne kömür parçaları veya bol odunlu yapıdaki orkide toprağının yerleştirilmesi (ben kömür koydum, amaç toprağın taşın üstüne çökmemesi ve drenajın daha iyi olması)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Toprağın uygun seviyede yerleştirilmesi ve bitkiler için dikim çukurlarının oluşturulması&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Dikim ve dekoratif düzenleme (4 çeşit bitkiyi yerleştirdikten sonra taşlarla ve kırık deniz kabuklarıyla süsleme yaptım).&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Aşağıda da tamamlanmış halinin farklı açılardan çekimi var, teraryum başlangıç ürünüm kendine yeni filizlenmeye başlayan orkidenin yanında yer buldu. Bir dahaki denemem de kapalı olarak kavanozda afrika menekşesi olacak. Bu uygulamada kullandığım cam kaba (minik akvaryum kabı aslında) bir kapak bulabilir veya camcıya kestirebilirsem kapalıya çevireceğim. Merakla bitkilerin gelişimini bekliyorum acaba 1 ay sonra durum nasıl olacak hepsi birbirine mi girecek yoksa yavaş yavaş büyüyecekler mi tabii o zamana kadar hangisini nasıl budayacağımı öğrenmem gerek yoksa her şey bozulabilir. Sonunda aa ne güzelmiş ben de yapabilirim deyip ertesi güne hevesim geçmeden yaptığım bir şey oldu, daha da bir sürü yapıp eşe dosta hediye etmek istiyorum. Böylece çoğalttığım bitkiler, hediye gelen ama kullanmadığım cam eşyalar, küçük dekoratif nesneler bu ekosistemde kendilerine yer bulabilecek:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SvbtlDokjjI/AAAAAAAAAmM/dVYJldQ7d6k/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SvbtlDokjjI/AAAAAAAAAmM/dVYJldQ7d6k/s400/2.jpg" border="0" alt="Teraryum Sonuç" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5401766023963905586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Teraryum örnekleri için flicker &lt;a href="http://www.flickr.com/groups/485450@N20/pool/" target="blank"&gt;bağlantısı&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sukulentle yapılmış &lt;a href="http://www.flickr.com/photos/34760105@N05/4082626971/in/pool-485450@N20/" target="blank"&gt;şu teraryum&lt;/a&gt; da çok hoşuma gitti, oldukça minimal bir çalışma olmuş.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Benim yaptığım çalışmaya kaynak olan &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=tbSuBZEpGH0" target="blank"&gt;video&lt;/a&gt; var, temelde yapılış şeklini ve malzemeleri orada gördüm. Youtube erişimi olanlar 8 dakikalık bu videoyu izlerse daha açık seçik görebilirler tüm adımları.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div&gt;Kendimi tebrik ediyorum içime sinen bir iş yaptım. Sonraki işim neredeyse bir senedir yapboz halısında bekleyen yapbozu yapıştırmak olacak. Artık kıyıda köşede duran her nesneyi işe yarar bile getirene kadar durmayacağım. Yani bir senedir ay karton alacaktım ay puzzle fix diye bir yapıştırıcı varmış onu bulayım diyerek, hediye gelen yeni yapbozlara atlayamadım, yeter artık:)) Yapıştırma işleminden sonra çervelenmesi için de bir yıl daha geçmez umarım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Svby4HIEAgI/AAAAAAAAAmU/wxd3oC8K8FA/s1600-h/yapboz.jpg" target="blank"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Svby4HIEAgI/AAAAAAAAAmU/wxd3oC8K8FA/s400/yapboz.jpg" border="0" alt="Yapboz" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5401771848876950018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-1285953660074947612?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/zfy10_Y8l-c/terrarium.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Svbtk6SuuwI/AAAAAAAAAmE/v5jItiPHMJY/s72-c/1.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/11/terrarium.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-1537180546453737420</guid><pubDate>Wed, 04 Nov 2009 20:02:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-04T22:52:24.854+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kişisel</category><title>spor spor spor</title><description>Yine sporu öven bir yazıyla karşınızdayım, gerçekten spor yapmak bir ilaç gibi geliyor bana tüm gerginliğimi ve yorgunluğumu alıp götürüyor. Bugün pek güzel geçmedi ama şu an biraz hareket sayesinde gayet iyiyim:)&lt;div&gt;Günün beni geren olayları ise şunlar oldu:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Kültür tv alışverişimin bir türlü sonlanamayışı &lt;/b&gt;( 12 kitabım kalmıştı &lt;a href="http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/10/kitaplarla-kavusma.html" target="blank"&gt;hatırlarsanız&lt;/a&gt; sonra yine uzun bir bekleyiş,13 kitaptan ancak 2 tanesinin24 Ekim'de temin edilmesi ve elime 30 Ekim'de ulaşması, 22 Ekim'de tamam istemiyorum kitap paramı iade edin dememe tüm hesap bilgilerimi vermeme rağmen para iadesinin bugüne kadar yapılamaması. Peki nasıl aldım parayı ? Kaba kuvvetle! Evet 2 günde bir arayıp nazik nazik derdimi anlatıp her defasında sipariş numaramı verip, durumu özetleyip yeni kitap istemediğimi, hesap numaramı e-posta ile zaten ilettiğimi belirtip yeniden hesap numarası vermek pek işe yaramadı. Sonunda bugün açtım ağzımı yumdum gözümü, siz bu paranın neden iade edilemeyeceğini izah edene kadar telefonu kapatmıyorum, herkese de ne kadar kötü çalıştığınızı anlatacağım diye tehditler veya gerçekler savurarak bugün içinde olumlu ya da olumsuz bilgilendirilmemi sert bir tonla emrettim, evet emrettim rica etmedim. Sonuç: para 3-4 saat içinde hesabımdaydı. İğrençlik yapmak lazım bu ülkede ticari meselelerde bunu da görmüş oldum.)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Trafik&lt;/b&gt; (İş çıkışı yoğun bir trafiğe dahil oluyorum, trafiğe ek olarak hava yağmurlu. Nedense yağmurlu günlerde Ankara trafiği daha bir çekilmez!Yayalara da yazık, istisnasız geçtiğim her yol su toplamış vaziyette, 10 km hızla gidip trafiği aksatamam, gitsem bile yoldan geçen çaresiz çamurlu suya maruz kalacak. Belediyeler bu memlekette yaya dostu bir ortam yaratamadılar gitti, böyle günlerde arabada olduğuma çok seviniyorum ama bazı sürücüler bu sevinci de bozuyor. Ehliyetini havadan alanlar/saygısızlar/kocaman arabam var çekil kenaracılar tüm kuralları kendileri belirliyor mübarek! Sinyal denen bir şey var süs diye mi koydular arabaya, sağ ve sol şeridin anlamı var, sen akıllılık yapasın ordan burdan basıp milletin önüne kırasın diye yapılmadı yollar, kendi çıkarı uğruna arkasındaki onlarca aracı keşmekeşe sürükleyen benciller! Otoparksız dipdibe apartmanlar tek yön bir sokakta 2 taraflı tüm kaldırımı işgal eden güya park edilmiş araçlar, hepsi hepsi fena sinirlendirdi bugün beni. Tamam sinyalizasyon ve yol durumu süper olmayabilir ve böyle sürücüler oldukça trafik çekilmez olmaya devam edecek.)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;İ&lt;/b&gt;&lt;b&gt;şini düzgün yapmayanlar &lt;/b&gt;(1. madde de bu gruba giriyor, sonra para kazanma uğruna gereksiz tahlil peşinde sizi koşturan özel hastane ve doktorlar, hizmet sektöründe yaptığı işin önemini kavrayamamış anti-profesyoneller ve dahası...)&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;div&gt;Şimdilik yeter bile bu üç madde, sporla yerine gelen keyfimi bozamam hiç:) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SvHo__rNrmI/AAAAAAAAAl8/vT5xSQMdGck/s320/IMG_5668.JPG" border="0" alt="Tomurcuk" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400353614316023394" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geç de olsa gelmişim evime, geçen hafta sonu aldığım sümbül açmış misler gibi kokuyor, orkidem filizlenmiş, menekşenin tomurcukları yavaş yavaş gelişmekte... Küçük dünyamda anlık mutluluk veren güzel şeyler. Bugünü de şimdilik böyle kapatalım. Yarına yine düşünülecek bir GDO meselesi var, nihayet medyada da yer almaya başladı. Bu konuda daha sonra yazacağım ben de, şimdilik gelişmeleri, duyuruları ve protestoları izliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sağlıcakla kalın.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-1537180546453737420?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/WLffiCVrFd0/spor-spor-spor.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SvHo__rNrmI/AAAAAAAAAl8/vT5xSQMdGck/s72-c/IMG_5668.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/11/spor-spor-spor.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-8989260325176243460</guid><pubDate>Tue, 03 Nov 2009 10:21:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-03T18:47:20.287+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kişisel</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sinema</category><title>Saturno Contro</title><description>Dün akşam Ferzan Özpetek'in bir filmini izledim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Saturno Contro&lt;/span&gt;...&lt;br /&gt;Hakkında hiç fikrim yoktu, sadece izlenen filmler listeme eklensin bakalım diyerek rastgele seçtiğim bir tanesi. Ayrıca izlediğim ilk Ferzan Özpetek filmiydi. Hamam çekildiğinde lise birinci sınıftaydım, Harem Suare zamanında da ÖSS ile meşguldüm galiba. Sonrasında da pek denk gelemedim nedense filmlerine yönetmenin. Öğrencilik zamanları bu kadar seçenek ve imkan yoktu tabii.Sinema eleştirisi yapmayacağım burada, bu filmi başka Ferzan Özpetek filmleriyle karşılaştıramam çünkü izlemedim, başka türlü eleştiri getiremem çünkü sinemayla ilgili herhangi bir eğitimim yok, sadece basit bir izleyici değerlendirmesi ve hissettiklerim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SvAFKK9KPII/AAAAAAAAAlc/R-EBEF9BWiM/s1600-h/SaturnoContro.jpg" target="blank"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SvAFKK9KPII/AAAAAAAAAlc/R-EBEF9BWiM/s400/SaturnoContro.jpg" alt="Saturno Contro Yemek Sahnesi" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399821625514933378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film gündelik hayattan bir kesit sunar gibi akıp gidiyor, kesinlikle bir Türk filmi değil ama, çok güzel müziklerle ve sahnelerle bezenmiş bir İtalyan filmi. Bazı sahnelerde etraftan gelen konuşmalar için altyazı yoktu ve ciddi ciddi İtalyanca öğrenme isteği uyandırdı bu bende. Filmde eşcinsellik ön planda. Bence samimi bir ilişkide duygular aynı, cinsiyeti farketmiyor bunun. Eşsinsellik teması nedeniyle filmi yerden yere vuran çok gibi. Hiç öyle düşünmedim ben, zaten eşcinselliğe de karşı değilim, anlamayabilirim, garip gelebilir ama bu bir gerçek, sapkınlık olarak görmedim hiç bir zaman.Filmin konusuna girmek istemiyorum ama izlerken oldukça hüzünlendim. Aslında filmin bir kısmını ifşa etmek gibi olacak ama demeden geçemeyeceğim, bir kayıp yaşandı ve ardından hissedilenler ağlattı beni. Son sahnelerin geçtiği ev ve evin sahip olduğu manzara muhteşemdi. Antalya'ya benzer açıdan tepeden bakan Geyikbayırı'nı hatırlattı. Öyle bir evim olsun istedim Geyikbayırı'nda, dostlarımız olsun beraber yemek yaptığımız evin kocaman mutfağında, çocuklarımız olsun gurur duyduğumuz... Sonra en sevdiğim olmasa ne olurdu dedim, aynı Davide sözleri geldi aklıma, "O ölmüşken hayatta kalmanın ne demek olduğunu bilmiyorsun" sonra daha çok ağladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Sürpriz, yenilik, beklenmedik&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;gelişmeler istemiyorum...Her şeyin şu an olduğu&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;gibi kalmasını istiyorum...Daima... Daima diye bir&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;şeyin olmadığını bilsem de. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-8989260325176243460?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/qU7yFOw4wtA/saturno-contro.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SvAFKK9KPII/AAAAAAAAAlc/R-EBEF9BWiM/s72-c/SaturnoContro.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/11/saturno-contro.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-3116754347694929196</guid><pubDate>Fri, 23 Oct 2009 18:07:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-23T21:09:06.681+03:00</atom:updated><title>Giresun'a gidiyorum</title><description>Bir müddet daha yokum, sonra güzel yazılarla karşınızdayım:)&lt;div&gt;Bu arada okuduğum kitapları yeniden yorumlamaya karar verdim. Son yazım &lt;a href="http://nurunkitaplari.blogspot.com/2009/10/gizliajans.html"&gt;şurada&lt;/a&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sağlıcakla kalın.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-3116754347694929196?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/b2xwj4JXYTU/giresuna-gidiyorum.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/10/giresuna-gidiyorum.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-8121238076798535592</guid><pubDate>Fri, 09 Oct 2009 17:17:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-09T21:47:10.039+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kişisel</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kitap</category><title>Kitaplarla Kavuşma</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Ss9-Ldy4IxI/AAAAAAAAAlM/IneYShW08_o/s1600-h/IMG_5368.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 328px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Ss9-Ldy4IxI/AAAAAAAAAlM/IneYShW08_o/s400/IMG_5368.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390666014427456274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32 günlük bir bekleme sonucu &lt;a href="http://www.kulturtv.com.tr" target="blank"&gt;kültür tv&lt;/a&gt;'den %60 indirimle aldığım kitapların bir kısmına kavuşabildim, kalan 12 kitabın da 1 ay içinde gelmesini umuyorum. İndirimin hatrına yoğunluktandır diye bekleme sabrını göstermeme rağmen 30.günde sinir katsayım son raddeye ulaştı ve firmayı sürekli telefonla taciz edip gönderin artık bir kısmını kitaplarımın dedim. Artık bir kısmıyla kavuşma mutluluğundan olsa gerek, kalan 12 kitabı sakince beklemeye karar verdim. Aslında indirimden haberim olduğu son gün firmanın sitesi acayip yavaş çalışmasaydı ve kitap arama sorguları düzgün çalışıyor olsaydı, sanırım 29 yerine 40 veya fazla sayıda kitap alabilirdim, belki de benim için hayırlısı budur, maazallah 3 ay bekleyebilirdim sonra. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 kitaba 200 lira verdim, aslında daha azdı ama koliden bir farklı kitap çıktı, göndermeleri gereken kitabı yanlış koydular sanırım. Hemen arayıp durumu belirttim, gönderin kargoyla değişim için dediler, yok dedim kalabilir veririm parasını. Şimdi tek kitap için kargo zincirini artırıp çevreye dolaylı olarak zarar vermek istemem. Dilerim 2. teslimatta , gerçekte aldığım kitabı unutmazlar. Bu vesileyle fazladan 1 kitap daha almış oldum. Bence iyi bir alışveriş oldu; iyi bir ayakkabı ya da bir ceket parası olmadı sinbo marka olmayan bir ekmek yapmak makinesi:)) Eh hepsine tercih ederim kitapları;) Peki bir daha oradan alışveriş yapar mıyım? Pek sanmıyorum ama indirimin zamanına da bağlı, eğer temin süresi bilgisini kesin veren bir yerin %50 indirim yaptığını görürsem burayı düşünmem bile tabii. Sonuçta müşteri memmuniyeti diye bir kaygı yok, gecikmenin bahanesi olarak ama çok kitabınız var hanımefendi diye cevap verdikleri sürece kendileri kaybederler. Ne yani 5 ayrı kişi aynı miktarda sipariş verince ne değişiyor ki, onların da çok kitabı var o zaman! Neyse sinirlenmeyim yine, bir an önce okumaya başlayım, evdeki okunmamışları da sayarsam seneye anca bitiririm kitapları. Bir sene boyunca kitap almamaya çalışacağım ama yeniler çıkınca ve merak artınca durum ne olur bilemem, kimisinde çanta ayakkabı bağımlılığı bende de kitap...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ki haftasonuna denk geldi teslimat, hepsini rahatça kurcalayabileceğim. Şimdi de koydum 2009 Montreal Jazz Festivali'nin CD'sini sakin sakin envanterimize ekliyorum kitapları, yaşasın müzik ve kitap!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-8121238076798535592?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/omya9sUjMbQ/kitaplarla-kavusma.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Ss9-Ldy4IxI/AAAAAAAAAlM/IneYShW08_o/s72-c/IMG_5368.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>6</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/10/kitaplarla-kavusma.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-4513920358140219184</guid><pubDate>Tue, 06 Oct 2009 09:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-06T12:54:00.412+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">çevre</category><title>Yarım Saatte Dünyayı Kurtarmak</title><description>&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 293px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Ssjn2jR8F1I/AAAAAAAAAks/tsq1_bqeNfc/s400/dunyayiKurtar.jpg" border="0" alt="Dünyayı kurtar" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388811878518232914" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;Bu aralar fazla film , dizi falan izleyip dünyayı kurtamalıyım gibi fikirlere kapıldım da öylesine yazıyorum zannetmeyin lütfen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde NTV Yeşil Haberde okuduğum &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/24963897/"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;şu yazı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt; bugüne malzeme oldu. Aslında haber epey eski, belki bir gün verdiğim bağlantı kaldırılır diye burada da tekrar edeyim istedim. Bu beş adım adına ben neler yapıyormuşum, onu da haber başlıklarının altlarına yazacağım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Haberin aslı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yaşam tarzımda yapacağım küçük değişiklikler, enerji tüketimimi azaltacak. Tükettiğim doğal kaynakların miktarı da azalacak aynı zamanda. Bu sadece enerji ve doğal kaynaklardan tasarrufu sağlamayacak yaptığım bu seçimler tüketici olarak gücümü de gösterecek. Benim gibi davrananların sayısı arttıkça iş dünyası ve hükümet belki de çevre sorunlarına daha çok ilgi duyacak. Bunun en somut örneği geçtiğimiz günlerde yaşandı. Kanada da kürkü için foklar vahşice avlanıyordu... Çünkü bir fokun kürkü için 105 dolar ödeniyordu... Çünkü fokların kürklerini alan çoktu... Ancak geçtiğimiz yıl Avrupa Birliği foklardan yapılan ürünlere yasaklamalar getirdi... Kimse fok kürkü almaz oldu... Fiyatlar 105 dolardan 14 dolara düştü. Sonuç, bu yıl fok avcıları kendileri için ayrılan kotanın yarısını bile dolduramadı... Aslına bakarsanız hepimizin tek tek çevreyi, ya da başka bir deyişle dünyayı kurtarma potansiyelimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işleri düşünecek çok fazla zamanınız yoksa işte beş küçük ipucu. Yarım saatte dünyayı kurtarabilirsiniz...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;DAHA AZ ARABA KULLANIN&lt;br /&gt;Daha az araba kullanarak hem daha az karbondioksit üreteceksiniz hem de daha çok hareket edeceksiniz... Hadi üşenmeyin ve yürüme mesafesindeki yerlere araba ile gitmeyin... Bu arada arabanızın lastiklerinin basıncından emin olun. Havası inmiş lastikler daha çok benzin tüketimine neden olur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;Benim de arabam var.Elimden geldiğince yakın mesafeler için kullanmıyorum ama işe giderken mecburen kullanıyorum. Toplu ulaşım kötü, yürüyebilecek tarzda kıyafetlerle işe gidemiyorum maalesef ve vakitten kazanmak adına arabamı kullanıyorum. Sadece kendim için değil ama yakınımda oturan bir arkadaşı da alıyorum en azından tek başıma gitmiyorum:) Siz de iş arkadaşınızla yakın oturuyorsanız tek arabayla gidebilir ya da komşunuzla yakın yerlere gidiyorsanız aynı aracı paylaşabilirsiniz. İşten dönerken de yolumun üstünde inmek isteyenleri alıyorum arabaya.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;DAHA ÇOK SEBZE MEYVE TÜKETİN&lt;br /&gt;Daha az et, daha çok sebze meyve... Bunu seçtiğinizde çevreye olan katkınızın ne boyutta olduğunu tahmin bile edemezsiniz. Çünkü et üretimi sırasında çok fazla su ve enerji kullanılıyor&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:small;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;Artık daha fazla sebze ve meyve tüketiyorum, bu sayede de hem cebimi hem de kilomu koruyorum. Et tüketimim ise fazla olmasa da ihtiyacım kadarını yine de tüketiyorum, etten de protein ihtiyacımı karşılıyorum çünkü. Beslenme şekliniz tabii ki tamamen sizin elinizde, vejateryan değilseniz dileğim et tüketimini kesinlikle abartmamanız yönünde. Başka protein kaynakları da var nasıl olsa.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;ALIŞVERİŞE GİDERKEN FİLENİZİ DE YANINIZA ALIN&lt;br /&gt;Alışverişte doldurduğumuz plastik torbalar önce çöpe sonra toprağa ya da denize gidiyor. Çünkü plastik torbalar doğada yüzlerce yıl yokolmuyor... Denizlerimiz plastik torbalarlar doldu... Yüzlerce deniz hayvanı plastik torbaları yiyecek sanarak ölüyor. Dünyada plastik torbalar yasaklanmaya başladı. Biz de henüz böyle bir yasak yok. Yasağı beklemeyin filenizi yanınızda götürün.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;Lösev'in çantaları &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.ispanak.com.tr/TR/Urun/Brans.aspx?F6E10F8892433CFFA79D6F5E6C1B43FF6B12BC5704C951AB" target="blank"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;var&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;, çantaların büyük boyundan 10 tane almıştım. Birazını hediye ettim potansiyel kullanıcılara, kalanını da eşim ve ben kullanıyoruz. Aslında daha önceki bir yazıda da bahsetmiştim bu çantalarlan. Dileyenler arşivi kurcalayabilir. Bir de filem var, babamın yıllar sonra eski eşyalar arasından bulup benim için getirdiği. İşte kendisi de  &lt;/span&gt;&lt;a href="http://pazarfilesi.blogspot.com/2009/03/nurun-filesi.html" target="blank"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;burada&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;:)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;EVDE, OFİSTE ELEKTRİK KULLANIMINIZI AZALTIN&lt;br /&gt;Kullanmadığınız elektrikli aletleri fişinden çekin. Ampulleriniz bozulduğunda yenisini alırken enerji tasarruflu olanları seçin. Aynı şey elektrikli tüm aletler için geçerli. Ofiste bilgisayarınızın başından yirmi dakikalığına bile olsa ayrılmanız gerektiğinde en azından ekranı kapatın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;Evdeki tüm ampüller(balkonlar hariç) tasarruflu ampullerden, bir kaçını 2004ten beri kullanıyorum hala bir sorun çıkarmadılar. Buzdolabı ve bulaşık makinesi hariç hiçbir elektrikli eşyanın fişini de prizde bırakmam, kullandığım çoklu prizleri de anahtarlı modellerden aldım işim bitince anahtarı kapatıp tümden elektriği kesmiş oluyorum böylece. Örnek ürün için &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.koctas.com.tr/U/Pelsan-Anahtarli-Uzatma-Kablosu/3-lu/45542?R=105" target="blank"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;bakınız&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;. İşte de dikkat etmeye devam, klimalar ve aydınlatmaya karışamam ama ekranımı öğlen yemeğe çıkarken mutlaka kapatırım. Sizler bu konuda neler yapıyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;FATURALARINIZI İNTERNETTEN ÖDEYİN&lt;br /&gt;Hem zamandan tasarruf edersiniz hem de paradan. Bu arada banka da bir çok kağıt işinden kurtulmuş olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;Tüm faturalarımızın otomatik ödeme talimatı vardır. bizim için bu da yetmez, tüm ekstre ve fatura bildirimlerini de e-posta olarak alırız, bir tek elektrik faturası sayaçtan okunduğu için yer alır posta kutumuzda. İnternet erişimi olan herkesin banka ve firmaların sağladığı e-ekstre seçeneğini kullanmasını dilerim. Hem evde gereksiz kalabalığa yol açmıyor, hem de onların taşınması için harcanan enerji azalıyor hem de bir kaç ağaç daha kesilmekten kurtuluyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;Gördüğünüz gibi bu basit 5 öneriyi gerçekleştirmek çok kolay, harici bir çabaya gerek yok:) Haydi siz de elinizden geldiğince dikkat edin, dünyayı kurtarmak için bir adım atın!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;Hatta blog tutan okuyucalarım bunu da bir mim olarak algılayıp , bu beş öneri adına kendileri neler yapıyor yazabilirler, daha çok kişinin dikkatini çekmiş oluruz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#006600;"&gt;Sağlıcakla kalın, bugünlük benden bu kadar..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-4513920358140219184?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/x1BgGcJxPkg/yarm-saatte-dunyay-kurtarmak.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Ssjn2jR8F1I/AAAAAAAAAks/tsq1_bqeNfc/s72-c/dunyayiKurtar.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/10/yarm-saatte-dunyay-kurtarmak.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-5263201313418098649</guid><pubDate>Mon, 05 Oct 2009 05:00:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-05T08:00:03.136+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">pratik bilgi</category><title>Yumurta haşlamak</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SqIH0WwdfzI/AAAAAAAAAjU/Xcvmc7JUVpk/s1600-h/yumurta.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SqIH0WwdfzI/AAAAAAAAAjU/Xcvmc7JUVpk/s320/yumurta.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377869501077225266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün yumurta haşlarken önemsemediğim ufak birşey yumurtanın neredeyse ziyan olmasına neden oldu. Şimdi belki herkes biliyordur ama ben bilmiyordum işte. Yumurtanın bir tanesinin kabuğunda küçücük bir delik vardı, baktım zarı sağlam, yumurtayı salladım hiçbirşey olmadı, iyi dedim koydum onu da. Ama bir süre sonra mutfağa gittiğimde o yumurtanın çiçek gibi açtığını gördüm, aklıma gelen başıma geldi ama gerçekten o deliğin böyle açılıp içinden pişmiş kısımların fışkıracağını bilmiyordum, denemiş ve görmüş oldum. Aman haşlamaya kalktığınız yumurtayı iyi inceleyin:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-5263201313418098649?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/YqxwcHBIu4w/yumurta-haslamak.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SqIH0WwdfzI/AAAAAAAAAjU/Xcvmc7JUVpk/s72-c/yumurta.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/10/yumurta-haslamak.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-1188998992899523159</guid><pubDate>Sun, 04 Oct 2009 18:24:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-05T00:07:00.918+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kişisel</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kendim yaptım</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">doğal</category><title>İyi ki hafta sonu var:)</title><description>Hafta sonlarını seviyorum herkes gibi, ayrıca evcimen bir insan olduğum için evde nasıl vakit geçiyor anlamıyorum, her zamanki yaptığım şeyleri de sakince yapmaktan keyif alıyorum. Mesela bu hafta sonu işe gidermiş gibi erken kalktım ama gitmeyeceğimin bilinci ve sevinciyle:) Sonra hava da pek güzeldi güneşli mi güneşli. Gün içinde planladığım pek çok şeyi yaptım. Her sabah özenle budama makasıyla birkaç dal koparıp kahvaltına tabağına eklediğim nanelerle buluştum ilk önce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SskHRxZwNhI/AAAAAAAAAk0/BSUgCgG2SuU/s1600-h/naneler.jpg" target="blank"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SskHRxZwNhI/AAAAAAAAAk0/BSUgCgG2SuU/s400/naneler.jpg" border="0" alt="Nane zamanı" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388846431026034194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşim ve kendim için güzel bir kahvaltı hazırladım, kahvaltı sonrası internet aleminde dolandım biraz. Öğlene doğru spor yapmak için çıktım evden, önce kendi spor programımı tamamladım sonra da toplu derslerden esneme hareketlerinin yapıldığı bir seansa katıldım. Pek iyi geldi, yeniden hissettim kendimi. Artık Ankara'da olduğum her cumartesi öğlen esneyeceğim:))&lt;br /&gt;Sonra geldim eve ve karnımı doyurdum ardından da mutfak mesaime geçtim, yoğurtlu fasulye çorbası yaptım, derisini ayıkladığım bütün tavuğu patates ve soğan da ekleyerek haşladım. pek güzel oluyor böylesi. Bereketli bir yemek de kendisi. Tavuğun bir parçası didiklenip diğer yemeklere malzeme olmak üzere ayrılıyor, suyunun birazı da çorba olmak üzere süzülüyor. Eh tabi durmadan bir de çorba yapmak lazım, çorba sayısı ikiye çıktı, varsın olsun nasılsa hafta sonu evdeyiz, yenir gider. Bir yandan da ekmek yapma makinem hamur hazırlayıp mayalıyor benim için. Ben de ekmekleri ayrıca şekillendirip, normal fırında pişirmeyi deneyeceğim, heyecanlıyım. Sonucu merakla bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SskJDXwX_6I/AAAAAAAAAk8/Y3P7CvWz1nI/s1600-h/d%C4%B1%C5%9Fa+aktar2.jpg" target="blank"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SskJDXwX_6I/AAAAAAAAAk8/Y3P7CvWz1nI/s400/d%C4%B1%C5%9Fa+aktar2.jpg" border="0" alt="Bir ekmek hikayesi" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388848382646681506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yuvarlak ve sandviç ekmeği şeklinde yuvarlamaya başlıyorum hamur parçacıklarını, ne kadar da zevkli:) Tepsiye dizip üstüne süt sürmeye karar veriyorum sütlü sütlü olsunlar diye, 225 derecede 20 dakka pişiriyorum, pek güzel kızarıyorlar. Sonra sepete doldurup soğumaya bırakıyorum. Tadına bakamayacağım o gün hiç birisinin, akşama gezemeye gideceğim arkadaşlara, birşey yememem lazım:) Ertesi sabah kalvaltımıza konuk oluyor iki küçük ekmek, aynı pacman gibi ham ham yapmış şekilde içinde domates, marul ve peyniriyle bekliyor bizi. &lt;br /&gt;Mutfaktaki son işim, bir zamanlar aynı saksıda yaşamakta olan menekşe ile domatesi ayırmak oluyor. Okurlarım hatırlar belki, menekşe yapraklarından türetme denemesi yapmıştım. İşte o yapraklardan birisini taşıyan saksıda bir gün 2 domates fidesi yükseldi. Toprakta saklanmış tohumlar varmış demek ki. Hem şaşırdım hem de sevindim, bir sürfe idare ettim ikisini ama domates hızla büyüdü çok su ister oldu, menekşe de istemez o kadar suyu. Eh dedim ayrılmalısınız artık:)) Menekşe kendine çatlak bir kupada yer buldu, domates de mevcut saksısında yayılmaya devam. İlk çiçeği sarı sarı bakıyor bana, bakalım ne zaman bir domatese dönüşecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SskNFnwJNfI/AAAAAAAAAlE/ZYPtrhbbcDs/s1600-h/domatesleMenekse.jpg" target="blank"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SskNFnwJNfI/AAAAAAAAAlE/ZYPtrhbbcDs/s400/domatesleMenekse.jpg" border="0" alt="Domatesle Menekşenin Öyküsü" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388852819346929138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domatesim cherry olsa gerek yoksa taşıyamaz minik dalları onu. Olur olmaz fotoğrafını koyarım buraya. hep birlikte görürüz ne olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte ekim ayının ilk hafta sonunun hikayesini anlattım size. Her hafta sonu bu kadar doğal ve zevkli geçmese de, hafta içine göre güzeldir genelde. Peki sizler neler yapıyorsunuz hafta sonlarında, evden kaçmaya mı çalışıyorsunuz yoksa benim gibi ufak şeylerle, mini tarımsal faaliyetlerle mutlu olmayı mı tercih ediyorsunuz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-1188998992899523159?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/6sPrzcnPXRQ/iyi-ki-hafta-sonu-var.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SskHRxZwNhI/AAAAAAAAAk0/BSUgCgG2SuU/s72-c/naneler.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/10/iyi-ki-hafta-sonu-var.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-4899669700109873975</guid><pubDate>Fri, 02 Oct 2009 07:55:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-04T00:26:26.661+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sinema</category><title>Suretler (Surrogates)</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SsfBOnUvxWI/AAAAAAAAAkc/ApBDpxCcGBk/s1600-h/Suretler-20.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 243px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SsfBOnUvxWI/AAAAAAAAAkc/ApBDpxCcGBk/s320/Suretler-20.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388487935990416738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta Cuma akşamı &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0986263/"&gt;Suretler&lt;/a&gt; adlı filme gittik. Filmi seçmemdeki en büyük etken sinema solununun yakınlığı oldu:)) Aslında Soysuzlar Çetesi'ne gitmek istiyordum ama 21 Ağustos'ta vizyona giren film artık 3-4 sinemada oynuyordu ve hepsi de bize epey uzaktı. Kardeşimin de sevebileceği Suretler'e kaldı tabii meydan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film değerlendirme konusunda uzman değilim neticede ama birkaç laf edeceğim tabii hakkında. Öncelikle filmi çok kısa ve sonucu klişe buldum. Öğrenci tarifesiyle de olsa adam başı verdiğimiz 10 liraya pek acıdım. İlk yarı bittiğinde 30-35 dakika anca olmuştu ve seans başlangıcı ile bitişi arasında (reklamlar ve ara dahil) 2 saat vardı ya da yoktu. Şimdi IMDB'den baktım 104 dakikaymış film. Çok kısa değil ama tatmin etmedi işte. Konu aslında güzel ve ilgi çekiciydi ama daha farklı işlense çok daha doyurucu olabilirmiş. &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SsfAyhactDI/AAAAAAAAAkM/1PbEPPz0FgM/s1600-h/Suretler-7.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 212px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SsfAyhactDI/AAAAAAAAAkM/1PbEPPz0FgM/s320/Suretler-7.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388487453367383090" /&gt;&lt;/a&gt; Konu ne derseniz hemen anlatayım. 2023 yılıydı sanırım yani yakın gelecekte artık dünya robotlarla doludur ama bu kez robotlar yapay zeka falan kullanarak dünyayı ele geçirmiş değiller, tamamen insan yönetiminde kullanılmaktalar ve amaçları bizim bir suretimiz olmak. Suretlerin yaratıcısının amacı, insanların yetersizlikleri yüzünden acı çekmelerini veya üzülmelerini engellemek, herkesin mutluğunu bir şekilde artırmak aslında. Peki doğru olan bu mudur? Evrimde yeni bir sürece mi girilmiştir şeklinde irdelemeler yapmaya çalışmış film. Tabii konu güzelce giderken Tom Greer rolünü canlandıran Bruce Willis amcamızın aksiyon almaması olmaz, verelim 2.yarıda aksiyonu öyleyse, işte bu noktada film kopuyor bence, aksiyon uğruna herşey hızlıca geçilerek hoop olup bitiveriyor. Neler olduğundan bahsetmeyeceğim ama suretlerden bahsedebilirim. Suretler oldukça gelişmiş, görünümleri manken misali dertsiz tasasız ortalıkta dolaşan robotlar. Yönetimleri insanlar tarafından oluyor, bunun için de insan evladı yatıyor bir dişçi koltuğu benzeri şeye gözünde gözlükümsü sensör eline koluna bağlı kablolar ( burasını tam hatırlamıyorum ama öyleydi sanırım) yönetiyor sureti, kendisi evde yatıyor, sureti dışarda geziyor dolaşıyor zevk alıyor falan.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SsfBBZ-wblI/AAAAAAAAAkU/W-UDxAgAYyA/s1600-h/Suretler-8.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 211px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SsfBBZ-wblI/AAAAAAAAAkU/W-UDxAgAYyA/s320/Suretler-8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388487709070224978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada düşünmeye başlıyorum gerçekten olası bir teknoloji ama bilemiyorum gerçekten kendi bedenini kullanmadan sadece sensörle yoluyla algılanan bir hayat insanı tatmin eder mi? Sonra aklım daha gerçekçi düşünüyor e bu robot yiyip içiyor(filmde vardı birkaç sahne) bunu kim yiyor içiyor aslında? benim mideme birşey girmedikten sonra ne anladım o işten hem zaten yata yata yapışır insan o koltuğa, istemem suret falan:))) Neyse sıyrılalım benim düşüncelerden ve filme devam edelim. Sonra bir de kurtarılmış bölge var, benim gibi suret istemeyen kanlı canlı insanlar, bir kaç sahne de orada geçiyor. Sonra olaylar gelişiyor ve aksiyon... Daha fazlasını yazamıyorum zaten film kısa sonra da filmin tadı kaçmasın diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Resmi özet şu şekilde:&lt;/span&gt; FBI ajanları (BRUCE WILLIS ve RADHA MITCHELL) bir üniversite öğrencisinin gizemli cinayetini araştırmaktadır. Bu öğrenci insanların kendilerinin kusursuz robot versiyonlarını sahip olmalarını sağlayan yüksek teknoloji ürünü suret olgusunun yaratıcısı olan kişiyle bağlantılıdır. Sağlıklı, iyi görünümlü ve uzaktan kumandalı makineler olan suretler, insanların yerini almakta ve böylece insanların evlerinin rahat ve güvenli ortamından çıkmadan dışarıdaki hayatı yaşamalarına imkan tanımaktadır. Cinayet beraberinde cevap arayışını getirir: maskelerle dolu bir dünyada kim gerçektir ve kime güvenebilirsiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filme özellikle gidin demiyorum, Bruce Willis ve askiyon severseniz, param da çok vaktim de diyorsanız gidin. Notum 10 üzerinden 6. Gerisi size kalmış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-4899669700109873975?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/JjMlOy8YcqU/suretler-surrogates.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/SsfBOnUvxWI/AAAAAAAAAkc/ApBDpxCcGBk/s72-c/Suretler-20.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/10/suretler-surrogates.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-1041409602471238563</guid><pubDate>Thu, 01 Oct 2009 09:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-01T18:13:38.165+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kişisel</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kitap</category><title>Sonbaharın ortası</title><description>Hoşgeldin Ekim diyeyim, uzun bir süre yazmamı bekleyen okurlar varsa onlara da merhaba!&lt;br /&gt;Sonbahar en sevdiğim mevsim değildir aslında ama bu sene Ekim'i sevdim, güzel başlıyoruz bakalım, canlandırdı sanki beni, rehavet gidiyor üstümden ve sürekli yeni birşeyler yapma, daha çok iş çıkardıkça kendime daha çok zaman yaratma durumlarındayım anlayacağınız:) İşte bu halimi pek seviyorum, belki Ekim'dendir belki başka birşeyden ama her ne olursa olsun hoşgeldi Ekim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara'da havalar soğudu artık, dolayısıyla ilk işlerden birisi dolapları yeniden elden geçirip kışlıkları çıkarmaya başlamak olacak. Sonra eğitim faaliyetleri var ve okunacak bir sürü kitap... Bu noktada genel durumumu tarifleyen çok güzel bir &lt;a href="http://aydanatlayankedi.blogspot.com/2009/09/okurun-bir-bagimli-olarak-portresi.html" target="blank"&gt;yazı&lt;/a&gt; geldi geçenlerde Aydan Atlayan Kedi'den. Okumanızı tavsiye ederim, tek bu yazıyı değil, tüm yazılarını tabi:) Konu kitaplar olunca kendimi tutamıyorum, aldıkça alasım geliyor. Bu durum tabi biraz ekonomik hedeflerimle ters düşüyor ama bir yerde de dengelemeyi öğreneceğimi düşünüyorum, mesela uzun süredir giysi, ayakkabı ve ev eşyası tarzı şeyler almıyorum. Artık almak da istemiyorum zaten. Bir süre sonra doyum noktasına geliyor ve o kadar nesne ile uğraşmanın zorluğu, yenilere kavuşmanın hazzını bastırıyor bence. Mesela dün sinemaya gittik kardeşimle bir alışveriş merkezine, gösterim öncesi vakit vardı ve yeni evlenen bir arkadaşa hediye almak için Boyner'de gezinmeye başladım, ürünler epey gözalıcı ve çeşitli olmasına rağmen, eskiden olduğu gibi gezmek pek zor geldi. Gözüme uygun birşey kestirip, hediyeyi hemencik aldım. Aslında kendime de yeni kıyafet almam lazımdı, eh kolay değil 10 liko verip 2 beden küçülmek:)) ama ne bileyim hiç istemedi canım. Şimdilik terzinin daraltıp küçültebildikleriyle idare ediyorum bakalım. Yani işte böyle, sanırım her konuda bir doyum anına gelip kendimizi frenlememiz ya da aydınlanmamız lazım ki alışkanlıkların kendiliğinden terkedildiğini görebilelim. Belki de böyle değildir tabi, tamamen kendi açımdan bir gözlem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaplara dönersek, kendime söz verdim 1 yıl boyunca kitap almayacağım diye, 1 yılı aşkın bir zamanda okuyabileceğim kadar kitabım var, yeniden okunacaklar var ama ilk büyük indirimde nasıl davranırım bilemiyorum. Son aldıklarım %60 indirimdeydi ve dayanamadım. Bakalım önümüzdeki aylarda neler olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spora başladım yeniden, spor hocası yeni vücut analiz ölçüm sonuçlarıma çok şaşırdı ve bei tebrik etti:)) Aslında 57-58 kilodan 47ye düştüm ama oradaki karşılaştırma ölçümü 54 kiloluk halime göreydi ve o bile çok şaşırtıcıydı. Bu karşılaştırmaya göre 7 kilo vermiştim ve 5 kilosu yağ,1.5 kilosu suydu ve kalan yarım kilonun ne olduğu yazmıyordu ama kas dokusu olsa da problem değil, 6 ay içinde spor salonunda yeterince kaslanacağımı umuyorum. Sağlıklı olmak, zinde olmak, uzun süredir görüşülmeyen arkadaşları şaşırtmak ve gerçekten sağlıklı yaşamayı arzu edenlerin hemen soru yağmuruna tutması, ilgiyle dinlemesi çok güzel. Bazıları tabi pek anlamak istemiyor:)), aa öyle mi canım ben uğraşamam öyle çeşitle falan diyip en baştan pes ediyor ama bence en kolayı bu, doğal ve katıksız beslenmeye gayret etmek, her açıdan faydalı. O halde niyetlenenlerin &lt;a href="http://mevsimlerdenroma.blogspot.com" target="blank"&gt;Mehtap&lt;/a&gt;'ın sınıfına bakmasını veya bu blogdan &lt;a href="http://nurunguncesi.blogspot.com/search/label/diyet güncesi" target="blank"&gt;diyet güncesi&lt;/a&gt; yazılarına fikir vermesi açısından göz atmalarını öneriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik haberler bu kadar, en kısa sürede yeni yazılarda buluşmak üzere, sağlıcakla kalın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-1041409602471238563?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/mKmn2_L3bQE/sonbaharn-ortas.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/10/sonbaharn-ortas.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-1189157923327210740</guid><pubDate>Thu, 10 Sep 2009 21:09:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-11T00:14:34.100+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Ankara'da Neler Oluyor</category><title>Komşu komşu yatıya beklerim</title><description>Altıncı katta oturuyor sayılırım(kat-kot meselesi). Haftasonu Ankara'yı da sel alabilirmiş. Ankara'nın yerlisi değilim, eskilerini bilmem, neresi dere yatağıydı değildi falan ama ne olur ne olmaz, doğanın işi belli olmaz. Başkan &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;ArticleID=953836&amp;Date=10.09.2009&amp;CategoryID=77#" target="blank"&gt;uyarmış&lt;/a&gt; bizi sağolsun, birkaç sene önce de tatile çıkmıştık susuzluktan etkilenmemek için, ne düşünceli adam?! &lt;br /&gt;Neyse büyük sözü dinleyelim, sele kapılmayalım, komşularımı beklerim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-1189157923327210740?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/NglVc8PgIeQ/komsu-komsu-yatya-beklerim.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><thr:total>3</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/09/komsu-komsu-yatya-beklerim.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-5779917034831143360</guid><pubDate>Sat, 22 Aug 2009 06:40:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-08-22T10:02:32.508+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yardımlaşma</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">güzel olaylar</category><title>33 Okul 3003 Öğrenci İçin El Ele</title><description>Sevgili &lt;a href="http://uzagagidenkadin.blogspot.com/" target="blank"&gt;Uzağa Giden Kadın&lt;/a&gt;'dan güzel bir e-posta gelmiş günler önce, uzun süredir blog hesabımı kontrol etmediğim için geç farkettim, biraz üzgünüm bu konuda ama çook da geç kalmış sayılmam sanırım. Her şeye rağmen hemen ben de duyurumu yapıyorum buradan, ne kadar çok göze görünürsek, yüreğe dokunursak o kadar iyi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamadığım bir şekilde bu tarz kampanyalar başkaları kadar pek rağbet görmüyor, belki kimileri diyordur ben zaten falancaya yardım ediyorum, yok fitremi zekatımı veriyorum, yok bilmem ne hayrına para gönderdim diye, buna da durumum kalmadı gibi bahaneler uyduyorlardır belki. Bence insanlara hazırdan yardım etmek, sürekli yardıma muhtaç hallerinde kalmalarını seyredip maddi yardımları sağlamak yerine çocuklarımıza, geleceğe ve eğitime katklıda bulunmak bana daha doğru geliyor(hani çin atasözünde de denildiği gibi balık vermektense tutmayı öğretmek için ufak bir adım sadece). Umarım benim gibi düşünen okurlarım da çoktur, bunlar ufak yardımlar ama belki binlerce zihni açacak, onları ufak sevinçlerle büyük umutlara bağlayacak yardımlar bunlar. Lütfen destek olalım. &lt;br /&gt;Yazdın yazdın da olaya gel, neymiş bu kampanya derseniz gelen e-posta'dan bir bölümü aktarayım size. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi siz de destek olun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Herkese Merhaba,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Öncelikle, hepinize çok teşekkür ediyorum.  Bir araya geldik ve bir düşü gerçekleştirdik. Her Çocuğun Bir Masalı Olsun Kampanyası sizler sayesinde duyuruldu. Onlarca yardımsever el uzattı ve hep birlikte bir köyde kütüphane kurmayı başardık. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Hala boş raflar var; ama, inanıyorum ki bizim başlattığımız heyecan sürecek. Belki başka köylerde aynı güzelliği yakalayabileceğiz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Bir heyecan yakalamışken, çocuklar için bir şeyler yapmaya devam edelim diye düşünüyoruz... Bu nedenle, BirMilyonKalem (1MK) organizasyonu ile yepyeni bir proje için kolları sıvadık. Kitap kampanyasının başarı, özellikle sizlerin verdiğiniz destekten aldığımız güçle okullar açılmadan önce fakir öğrencilere yönelik bir kalem ve defter kampanyası başlatıyoruz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Bu kampanya için Balıkesir'in Dursunbey ilçesini pilot bölge olarak seçtik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Pilot uygulama için, fikrimizi açtığımız İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri böyle bir fikre sıcak bakmanın ötesinde ilçe ve köy okullarında bir çok fakir öğrenci olduğunu ve böyle bir kampanyadan mutluluk duyacaklarını belirttiler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Peki neden Dursunbey? derseniz...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Dursunbey Balıkesir'e bağlı şirin bir ilçe. Batıda olmasına rağmen 640 rakımlı, engebeli bir coğrafi yapısı var. İlçe ormancılık, tarım ve hayvancılıkla geçiniyor. İlçenin Balıkesir il merkezine uzak olması (70km) yüzünden  özellikle eğitim ve sağlık alanında sıkıntıları var. Uzun yıllardır süren öğretmen açığı ilçenin bakanlıkça "zorunlu doğu görevi" kapsamında değerlendirilmesi sayesinde kısmen giderilmiş. 103 tane köyü olan ilçede taşımalı eğitim uygulandığı için 33 tane ilköğretim okulunda eğitim veriliyor. Bu okullarda yetkililerle birlikte 3003 adet fakir öğrenci tesbit ettik. Bu öğrencilerin bir kısmı Yatılı Bölge okulu ve 200 kadarı ilçe merkezinde. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;BirMilyonKalem Sitesi kampanyanın sosyal etkinlik yönünü üstlenmek ve duyurmak dışında (eşya ve para toplanması konusunda ) müdahil olmayacaktır. Tüm gönderiler, ilçe milli eğitim müdürlüğü adresine ve açtığı hesaba yapılacaktır. Ancak, daha sonra bu konuda göndericilere ve toplanan yardımlarla dağıtımlara ait veriler kamuoyu ve okurlarımızla paylaşılacaktır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kırtasiye malzemeleri göndermek isteyen için adres:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;33 OKUL 3003 ÖĞRENCİ İÇİN EL ELE KAMPANYASI&lt;br /&gt;Dursunbey İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü / 10800&lt;br /&gt;Balıkesir – Dursunbey&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tel:  0 266 662 10 36&lt;/strong&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;Para yardımında bulunmak isteyenler için banka hesap no:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;33 OKUL 3003 ÖĞRENCİ İÇİN EL ELE KAMPANYASI&lt;br /&gt;T.C Ziraat Bankası -Dursunbey İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü – Eğitime Destek Hesabı – 52755380-5001&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;Daha fazla bilgi için &lt;a href="http://www.birmilyonkalem.com/" target="blank"&gt;Bir Milyon Kalem&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://uzagagidenkadin.blogspot.com/" target="blank"&gt;Uzağa Giden Kadın&lt;/a&gt;'a  bakabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-5779917034831143360?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/1_qT_gXZhYM/33-okul-3003-ogrenci-icin-el-ele.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/08/33-okul-3003-ogrenci-icin-el-ele.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-3778156534153798933</guid><pubDate>Sat, 22 Aug 2009 06:05:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-08-22T09:39:34.167+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kişisel</category><title>Ne olacak bu miskinliğin sonu?</title><description>&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 310px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/So-SVNGbgSI/AAAAAAAAAjE/X8gTlBafHLs/s320/zamanVeParcalanmislik.jpg" border="0" alt="Zaman geçiyor, ben hala parçalar halindeyim" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372673773467828514" /&gt;&lt;br /&gt;Epeydir yazmadığımın farkındayım tabi. Garip bir miskinlik hali içerisindeyim epeydir, bu yaz epey aktive yaptım, oradan oraya koşturdum, bir sürü araştırma ve beynimin gerilerinde biriken,bekleyen  ve sürekli beni meşgul eden iş parçacıkları, hesaplar kitaplar v.s.. Tüm bunların sonucu da galiba her şeyi parça parça düşünmekten hiçbir şey yapamamak veya yapmak istememek. Şimdi de yaz bitmiş gibi benim için, sessizlik sakinlik, artık canlanayım bunalımdan çıkayım dedim. Başlamak işin yarısıymış, dilerim aktif mecralara ve ruh hallerine yelken açarım artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşimi askere gönderdim 10 gün oldu daha,kısa dönem çıktı neyse ki, yani 6 ay bile çok uzun bence ama neyse. Bilmiyorum anlamıyorum şimdilik durumu. Hem hazırlamıştık kendimizi, hem de sanki daha yurtdışına eğitime falan gitmiş gibi, zaten haftaya da ben gideceğim yanına, yemin törenleri var. O da şansımıza erken yapılıyormuş:)) Normalde 1 aylık acemilik süresi sonunda oluyormş ama bilmem nedense bizimkisi böyle denk geldi ve pek de iyi oldu. Bana da bol bol Giresun yolu gözüktü. Şimdilik otobüsle(10-11 saat) gideceğim. Trabzona uçakla gidip oradan da Giresun'a geçmek de bir alternatif ama henüz uygun saat ve bileti bulamadım, ya hafta içi sabah saatleri var ya da hafta sonu akşam saati, detayları evci çıkabilme saatleri ve koşullarını öğrenelim bakalım da, ona göre ilerleyen aylarda uçakla gitmek daha iyi bir seçenek olabilir, malum şimdi evi tek ben geçindiriyorum her şeyi hesaplamam lazım:)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar zamandır yazacak o kadar çok malzeme vardı ki etrafımda, gündemden tut, güzel olaylara, çevreden tut, gezilen yerlere, okunan kitaplara kadar. İşte öyle olmuyor bir miskinlik çöküveriyor, gerçi son bir ay pek yoğunduk, Kanada-Amerika turundan sonra bir hafta zor dayandık Ankaraya. Sonraki hafta 3 gün daha izin aldım, eşim de zaten istifa nedeniyle işsizdi( işsizim ben deyip durdu tüm hafta da) hop haftasonu birleştirmece ve ver elini Antalya, sonra döndük ve anneler-babalar kardeşler geldi uğurlamaya, askerimizi gitmeden son kez evinde şenlendirmeye, O haftasonu evde 10 kişiydik hatta 1 gün de 11. Ne curcunaydı ha, hop yemekler yapılıyor yeniliyor kalkıyor, geziliyor, kahveler çaylar oh oh, günde 1 damacana su bitiyordu vallahi, mutfak mutfak olalı öyle yoğunluk görmedi, bulaşık makinesinin feleği şaştı vallahi:)) Kalabalık aile olmak keyifli ama zormuş nitekim, şimdi kalabalık ailelerin durumunu anlayabiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma gelenler bunlar, önümde yapılacak çok iş var, öncelikleri fazla olanlar sürüncemede kalamayacak hale geldi artık ama burayı ihmal etmemeli, bugün oturup eski Nur'u düşündüm:) Plan yapardı o, sınıflardı işleri, ne kadar çok iş olursa aslında o kadar daha verimli geçtiğini bilirdi zamanın, ne olduysa unutuverdi bunları şu son aylarda, hatırlamalı yeniden eskileri. Elimden geldiğince yazacağım artık, bir yarım saat olsun ayırabilmeliyim. Tatilden döndüğümde 1000'den fazla okunacak yazı birikmişti Google Reader'da. Dostların haberleri, tatile gidip gelenlerin anıları, yeni düzenlenen kampanyalar. Hepsini tam anlamıyla olmasa da okudum şöylece nihayet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki yazıda güzel bir duyurum olacak, epeyce geç kalmışım bu konuda yazmakta ama ne kadar yere ulaşırsa o kadar iyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik sağlıcakla kalın, bloga ayırdığım süreyi aştım biraz, artık planlarıma sadık kalmalı, o daldan bu dala savrulmamalıyım:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Foto &lt;a href="http://www.uberreview.com/2006/03/top-ten-most-annoying-alarm-clocks.htm" target="blank"&gt;kaynak&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-3778156534153798933?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/FJCrox2Gu1o/ne-olacak-bu-miskinligin-sonu.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/So-SVNGbgSI/AAAAAAAAAjE/X8gTlBafHLs/s72-c/zamanVeParcalanmislik.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/08/ne-olacak-bu-miskinligin-sonu.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-7046546579664221978</guid><pubDate>Sat, 08 Aug 2009 15:44:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-08-08T18:47:22.303+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kişisel</category><title>329. dönem yedek subay sınav sonuçları</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Sn2d3jRzjQI/AAAAAAAAAi8/b-ghM8R37Ms/s1600-h/asker.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 166px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Sn2d3jRzjQI/AAAAAAAAAi8/b-ghM8R37Ms/s200/asker.jpg" alt="askerlik" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5367619908583787778" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ay fenalık geldi bize bize bu sonuçları beklemekten. Açıklayın ya artık, nereye gidilecek, bilet nasıl bulunacak, çıkan yere göre askerlik malzemeleri ne zaman alınacak, büyük dert vallahi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-7046546579664221978?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/lMfhf5myQek/329-donem-yedek-subay-snav-sonuclar.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Sn2d3jRzjQI/AAAAAAAAAi8/b-ghM8R37Ms/s72-c/asker.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/08/329-donem-yedek-subay-snav-sonuclar.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-2500430446354150867</guid><pubDate>Mon, 27 Jul 2009 18:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-07-27T22:00:52.732+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kişisel</category><title>Geldim</title><description>Aslında neredeyse bir hafta olacak Ankara'ya geleli ama kendime gelmem ve buralara yazacak duruma gelmem sanırım şu dakikayı buldu:)&lt;br /&gt;Oy oy ne malzemeler var elimde, ne çok anlatılacak şey ama gözüm korkuyor vallahi, sanki 1 senedir gezmiş gibiyim o kadar yoğun bir tatil (dinlendirmeyen tatil desek daha doğru) oldu. 20 gb'lık bir fotoğraf arşivimiz oldu desem? Daha ancak bir kısmını ayıkladık, üzerlerinde çalışıp gezi yazıları haline getirmek epey sürer sanırım. Hem bu aralar telaşem çok, gelen giden.. Kocamı askere göndereceğim Ağustos döneminde:(( onunla vakit geçirmeyi tercih ederim haliyle blog, şimdi yazayım da sessiz sedasız kalmasın buralar diyorum. Şu anda serin serin oturmaktayız oturma odamızda, fonda Montreal Jazz Festivali'nin 2009 programında yer alan sanatçıların eserlerini içeren cdden nağmeler:)&lt;br /&gt;Ankara aynı, 2 hafta gündemden uzak kaldık, geldiğimizde pek değişen birşey yoktu, aynı tas aynı hamam. Siyaset gıcık iş, ha bir de bizim Melih Gökçek gibi bir başkanla yaşama zorunluluğumuz var bu şehirde. Son icratı Akay Kavşağını mahkeme kararını uygulamak zorunda olduğu için(?!?) kapatmaya karar vermesi oldu. Detaylar &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;amp;ArticleID=946869&amp;amp;Date=27.07.2009&amp;amp;CategoryID=77" target="blank"&gt;burada&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Neyse yani, bakalım neler olacak. Bugün 16:15'te şakır şakıryağmur yağmaya başladı. Kocaman kocaman damlalar:) Ankara bir garip oldu bu sene iyice acaba küresel ısınmanın bir etkisi mi?&lt;br /&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 314px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Sm34ixdAxkI/AAAAAAAAAi0/2ytAJB1Y4h4/s320/IMG_2638.JPG" alt="Akşam Yemeği" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363216007542392386" border="0" /&gt;Akşam eve gelince de hamaratlığım tuttu, taze fasulye yaptım, tavuk göğüs ızgara yaptım, pilav vardı zaten, bir de salata yapayım dedim. Çam fıstığı kavurdum, kendi yaptığım ekmekten bir dilimi kare kare kestim, mikrodalgada kıtır kıtır hale getirdim, salataya ekledim oh mis pek güzel oldu. Eşim pek beğendi bugün yemekleri:)) Eh Amerika ve Kanada'dan sonra burda yediğimiz herşey pek bir güzel zaten. Fotoğrafta pek güzel çıkmamış (sanırım bizim makine bozuluyor artık, tatilde de pek güzel çekim yapamadık, gece çekimlerinde de zorlandık epey) ama bu akşamki yemeğim de böyle oldu, biraz fazla yemeye başladım sanki tez zamanda sağlıklı beslenme tarzıma dönmeliyim, aslında tatili saymazsak elimden geldiğince dikkatliyim ama artık ana yemeklere falan pek kısıt uygulamıyorum. Kilo almadan durabilirsem bu şekilde devam edeceğim, daha da zayıflamanın gereği yok artık:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle, şimdilik diyeceklerim bu kadar, ses vermiş oldum, iyiyiz,hoşuz:)Enn kısa sürede daha faydalı ve güzel yazılarla karşınıza çıkmak dileğiyle efenim, esen kalınız:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-2500430446354150867?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/r34FZeTQll4/geldim.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_51ey6H7eBho/Sm34ixdAxkI/AAAAAAAAAi0/2ytAJB1Y4h4/s72-c/IMG_2638.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/07/geldim.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-7737890576309015134</guid><pubDate>Sat, 04 Jul 2009 11:33:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-07-04T14:40:12.827+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yolculuk</category><title>Yolculuk başlıyoor</title><description>Şu anda Atatürk Havalimanındayız. Worldcard sahiplerinin kullanabildiği World Lounge'da oturuyoruz ve burada kullanıma hazır 4 dizüstü bilgisayar, 1 de yazıcı var. Değişik değişik odalar var, birisi çocuk oyun odası mesela, bir odada PS3 var başka odada masaj koltukları falan. Tüm odalara bakmadım tabi, açık büfe ikramlar da gayet güzel. Sağlıklı beslenmeye devam ediyorum. Burada 1 kase domates çorba, 1 kase salata yedim yanında 2 değişik küçük ekmekle. Sonuna da 3 tatkı kaşıklık bir puding. Nasılsa tatilde çok yürüyeceğiz:)&lt;br /&gt;Yapı Kredi Bankasını tebrik ediyorum burası çok güzel olmuş. Özellikle masaj koltuğu tüm yorgunluğumu aldı diyebilirim. Fotoğraf yok şimdilik, yavaş yavaş kapıya doğru gitmeliyiz. 40 dakika sonra falan havalarda olacağız. Kanada'ya vardığımızda da Türkiye saati ile gece 4 olacak sanırım saat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıcakla kalın, bol bol internet ortamı bulup haberleri, anlık izlenimlerimi iletmek dileğimle bu yazıyı sonlandırıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-7737890576309015134?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/jWZSu92QQTY/yolculuk-baslyoor.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/07/yolculuk-baslyoor.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-663278141121435069.post-4942322934705779743</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2009 16:24:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-07-03T19:38:42.988+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kişisel</category><title>Hizmet kalitesi</title><description>Bu gonderiyi i-phone nunu bize veren arkadasimiz Serkan'a ve otobuslerinde wi-fi hizmeti sunan Nilufer Turizme borcluyum. ilk defa bu firmayla seyahat ediyoruz ve pek memmunuz. Servis kalitesi iyi az once dondurma Yedik mesela. Tv de var. Ancak iphone kullanamiyorum simdilik bu kadar. Turkce karakter de yok :( &lt;br /&gt;Istanbula 2 saat falan kaldi. Hoscakalin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/663278141121435069-4942322934705779743?l=nurunguncesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/nurunguncesi/~3/r6A-dgN1-O0/hizmet-kalitesi.html</link><author>noreply@blogger.com (Nur)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://nurunguncesi.blogspot.com/2009/07/hizmet-kalitesi.html</feedburner:origLink></item><language>en-us</language></channel></rss>

