<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;DU8HRn45eCp7ImA9WhRRFE4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452</id><updated>2011-11-28T01:50:37.020+02:00</updated><category term="dil gelişimi" /><category term="çocuğum için isim" /><category term="alerji" /><category term="koruma" /><category term="anne" /><category term="ateş düşürme" /><category term="difteri" /><category term="domuz gribi nasıl bulaşır" /><category term="Çocuklarda Sıvı Alımı" /><category term="Bebek Hamilelik" /><category term="Geç Doğan Bebek" /><category term="doğar doğmaz sünnet travmayı önler" /><category term="domuz gribi belirtiler" /><category term="diş bakımı" /><category term="ağız nezlesi" /><category term="bebek" /><category term="çocuğuma isim" /><category term="cocukluk doneminde astim" /><category term="beslenme" /><category term="sıvı alımı" /><category term="Nem Ölçer" /><category term="diş çıkarken neler yapılmalı" /><category term="hamilelikte aşı takvimi" /><category term="biberon mamasi hazirlarken dikkat edilmesi gerekenler" /><category term="Rota Virüs Enfeksiyonu" /><category term="Bebek Bezi" /><category term="mama" /><category term="su çiçeği" /><category term="Çocuklarımızı yaz hastalıklarından koruyalım" /><category term="çocuklarda diş çıkarma" /><category term="Bebek Ürünleri" /><category term="çocuk" /><category term="sağlıklı beslenme" /><category term="sucicegi" /><category term="biberon mamasi" /><category term="asisi" /><category term="korunma" /><category term="bağışıklık" /><category term="çocuklarda sıvı" /><category term="bebeklerde diş çıkarma" /><category term="diş fırçalama alışkanlığı" /><category term="domuz gribi" /><category term="suçiçeği" /><category term="Pamukçuk Hastalığı" /><category term="Doğum Bebek" /><category term="mama hazirlama" /><category term="suçiçeği belirtileri" /><category term="asi" /><category term="hepatit" /><category term="ileri formüller" /><category term="çocuğum yemek yemiyor" /><category term="bebek odası sıcaklığı" /><category term="doz" /><category term="yemek yemeyen çocuklar" /><category term="astım" /><category term="enfeksiyon" /><category term="Bebek Nezlesi" /><category term="emzirme" /><category term="suçiçeği nedir" /><category term="Kolay temizlenen oyuncak alın" /><category term="bcg" /><category term="Postmatüre Bebek" /><category term="Ağız Hastalıkları" /><category term="ateş" /><category term="epilepsi" /><category term="bebe emzirme" /><category term="4-5 yaş çocuk beslenmesi" /><category term="aşı takvimi" /><category term="asi takvimi" /><category term="Bebeğim" /><category term="Pamukçuk İçin İlaç" /><category term="ateşli hastalık" /><category term="çocuklarda yeme sorunu" /><category term="yüksek ateş" /><category term="yaz hastalıkları" /><category term="oyuncak" /><category term="Anne Karnında Bebek" /><category term="bebek giysi" /><category term="bebeklerde domuz gribi" /><category term="çocuklarda yiyecek sorunu" /><category term="ateşli havale" /><category term="suçiçeği aşısı" /><category term="mama çeşitleri" /><category term="karma" /><category term="bebek emzirme" /><category term="Bebek Gebelik" /><category term="Bebekte Pamukçuk" /><category term="formül mamalar" /><category term="sünnet" /><category term="çocuğa isim" /><category term="alerjiler" /><category term="besli karma asisi" /><category term="Bebeklerde Pamukçuk" /><category term="bebeklere giysi alırken dikkat etmesi gerekenler" /><category term="çocuğun dil gelişimi" /><category term="bebek bakımı" /><category term="hamilelikte hangi aşılar yapılmalı" /><category term="bebeklerde ateş" /><category term="bebeklerde diş bakımı" /><category term="bebeklere giysi" /><category term="diyet formüller" /><category term="Bebeklerde Bezleri" /><category term="çocuğa güzel isim" /><category term="yetiskinler" /><category term="kış aylarında rota virüs enfeksiyonu" /><category term="hepatit b" /><category term="bebeklerde diş bakımı nasıl yapılır" /><category term="destekleyin" /><category term="su cicegi" /><category term="Ağız Sağlık" /><category term="havale" /><category term="Doğum sonrası beslenmenin 11 püf noktası" /><category term="bebek odası nem" /><category term="cocuga isim" /><category term="Çocuklarda Yiyecek Sorunlarına Çözüme Doğru" /><category term="obezite" /><category term="bebek dişleri ne zaman çıkar" /><category term="çocuğa güzel isim vermek" /><category term="domuz gribi nasıl korunulur" /><category term="astim turleri" /><category term="Ağız Hastalıklar" /><category term="doğum sonrası beslenme" /><category term="biberon" /><category term="besli karma" /><category term="travma" /><category term="kolay temizlenen oyuncak" /><category term="çocuğa isim bul" /><category term="Emzirmenin Püf Noktaları" /><category term="kolay temizlenen" /><category term="Sıcaklık Ölçme" /><category term="iştahsız çocuklar" /><category term="çocuklarda iştahsızlık" /><category term="bogmaca" /><category term="sindirim" /><category term="rota virüs" /><category term="Bebek Ağız" /><category term="bebek beslenme" /><category term="Bebek Aylık" /><category term="astım tedavisi" /><category term="Bebek Eşyaları" /><category term="çocuğa isim vermek" /><category term="Erken Doğum" /><category term="cocuga isim vermek" /><category term="Çocuğunuzun dil gelişimini destekleyin" /><category term="emzirmenin puf noktalari" /><category term="pnomokok" /><category term="milupa" /><category term="bebek ateş" /><category term="doğum sonrası" /><category term="Bebek Gereçleri" /><category term="suçiçeği hastalığı" /><category term="alerji belirtileri" /><category term="su kesecikleri" /><category term="Yenidoğanda Pamukçuk" /><category term="rotavirus" /><category term="bilinç kaybı" /><title>Çocuk ve Sağlık</title><subtitle type="html">Çocuk sağlığı hakkında bebek bakımınında yer aldığı geniş içerikli bilgi arşivi...</subtitle><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/" /><link rel="next" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false&amp;v=2" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>32</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/ocukVeSalk" /><feedburner:info uri="ocukvesalk" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><entry gd:etag="W/&quot;CkYCQX48fip7ImA9WxBUGEU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-2489296232271672399</id><published>2010-03-06T14:56:00.000+02:00</published><updated>2010-03-06T14:56:00.076+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-03-06T14:56:00.076+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bağışıklık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="milupa" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="biberon" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek beslenme" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sindirim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="anne" /><title>0-4 Ay Arası Beslenme ve Anne Sütü</title><content type="html">&lt;a href="http://www.bebek.com/resim/2777_03.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 141px; CURSOR: hand; HEIGHT: 159px" alt="" src="http://www.bebek.com/resim/2777_03.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bebeklerin besin ihtiyaçları yetişkinlerden çok farklıdır ve özeldir. Onların&lt;br /&gt;minicik mideleri vardır, alabilecekleri gıdalar sınırlıdır. Bebeklerin sindirim&lt;br /&gt;fonksiyonları tam olarak gelişmediği için onların sindirim sistemlerini&lt;br /&gt;yormayacak özel besinler vermek çok önemlidir. Bağışıklık sisteminin geliştiği,&lt;br /&gt;fiziksel ve zihinsel gelişimin çok hızlı olduğu bu dönemde en doğru besinleri en&lt;br /&gt;doğru şekilde bebeklere verebilmek gereklidir. Ayrıca bebeklikten itibaren doğru&lt;br /&gt;beslenme alışkanlıkları kazandıracak besinlerle bebeği beslemek ileride de doğru&lt;br /&gt;beslenme alışkanlıkları kazandırmakta bebeğe yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:#006a95;"&gt;Bebek Beslenmesi Önemlidir Çünkü?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk 4-6 ayda&lt;br /&gt;bebeklere anne sütü verilmesi önerilmektedir.Çünkü anne sütü bebeğin sindirim&lt;br /&gt;sistemine en uygun besindir. Anne sütü ile beslenen bebeklerin su dahil olmak&lt;br /&gt;üzere başka hiçbir besine ihtiyacı yoktur.&lt;br /&gt;Ayrıca anne sütü ile beslenen&lt;br /&gt;bebeklere, anne sütündeki prebiyotik liflerin yardımıyla ishal, zatürree gibi&lt;br /&gt;bulaşıcı hastalıklara ve allerjik hastalıklara daha az yakalanırlar, daha&lt;br /&gt;sağlıklı büyürler, diş gelişimleri daha sağlıklı olup ileride şeker hastalığına&lt;br /&gt;yakalanma ihtimalleri daha azdır. İlk 4-6 ayda bebeğinizi anne sütü ile&lt;br /&gt;besleyiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annelerin % 99’u aynı anda iki bebek büyütecek kadar süt&lt;br /&gt;üretme kapasitesine sahiptir.Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlamak, süt&lt;br /&gt;yapımının uyarılması ve devamı için çok önemlidir. Anne sütünün artmasını&lt;br /&gt;sağlamak için göğüslerinizin boşalması gerekmektedir. Bu nedenle bebeğinizi sık&lt;br /&gt;sık emziriniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütünün yeterliliği en iyi, çocuğun gereken kiloyu&lt;br /&gt;alması ile anlaşılır. Bu nedenle bebeğinizi düzenli aralıklarla sağlık&lt;br /&gt;kontrolüne götürünüz. Düzenli kilo alan, günde en az 5-6 kere beslenebilen,&lt;br /&gt;bezini günde 5-6 kez ıslatan ve 1-2 kez de kaka yapan bir bebek anne sütünü&lt;br /&gt;yeterince alıyor demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:#006a95;"&gt;Emzirme Sırasında Dikkat Edilmesi&lt;br /&gt;Gerekenler&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1-&lt;/strong&gt;Emzirmeye başlamadan önce&lt;br /&gt;ellerinizi yıkayınız.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2-&lt;/strong&gt;Emzirirken sırtınızı&lt;br /&gt;dayayabileceğiniz şekilde rahat oturunuz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3-&lt;/strong&gt;Her gün banyo&lt;br /&gt;yapamayan anneler, meme başlarını günde bir kez ılık su ile silmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4-&lt;/strong&gt;Emzirirken meme ucu ve etrafındaki kahverengi halkanın&lt;br /&gt;çocuğun ağzını tamamıyla kapatacak şekilde olmasını sağlayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5-&lt;/strong&gt;Emzirirken çocuğunuzun burun deliklerinin açık olmasına&lt;br /&gt;dikkat ediniz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6-&lt;/strong&gt;Her emzirme öğününden sonra bebeğinizin&lt;br /&gt;gazını çıkartınız.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7-&lt;/strong&gt;Beslenme programını bebeğinizin&lt;br /&gt;isteğine göre düzenleyiniz. Bu istek genellikle 2-3 saat aralıklarla olabilir,&lt;br /&gt;buna uyunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:#006a95;"&gt;Anne sütü&lt;br /&gt;yetersizse...&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz için en uygun gıda anne sütüdür. Ancak&lt;br /&gt;anne sütü bebeğin beslenmesi için her zaman yeterli olmayabilir. O zaman&lt;br /&gt;bebeğinizi doktorunuzun önereceği anne sütüne yakın özellikler taşıyan bir mama&lt;br /&gt;ile beslemeniz gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bebeğin tüm beslenme gereksinimini&lt;br /&gt;karşılayacak biçimde geliştirilmiş bir bebek mamasının aşağıdaki özelliklere&lt;br /&gt;sahip olması gerekmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Anne sütünde de bulunan ve bebeğin&lt;br /&gt;bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlayan prebiyotik lif *içermesi.&lt;br /&gt;• Anne&lt;br /&gt;sütünde olduğu gibi düşük proteinli olması ve sağlıklı büyüme için gerekli tüm&lt;br /&gt;amino asitleri içermesi&lt;br /&gt;• Anne sütü esas alınarak ayarlanmış, sindirimi ve&lt;br /&gt;emilimi kolaylaştıracak oranda bir yağ karışımı içermesi&lt;br /&gt;• Anne sütünde&lt;br /&gt;olduğu gibi karbonhidrat kaynağı olarak yanlızca laktoz içermesi (Laktoz;&lt;br /&gt;kalsiyum ve yağın emilmesini kolaylaştıracak, prebiyotik liflerle birlikte&lt;br /&gt;barsaklarda normal bakteri florasının oluşumunu sağlayacaktır.&lt;br /&gt;• Bebeğin&lt;br /&gt;henüz tam olarak gelişememiş böbrekleri dikkate alınarak anne sütündeki&lt;br /&gt;oranlarda mineral içermesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne sütünün yetersiz olması durumunda&lt;br /&gt;doktorunuzun tavsiye edeceği bebeğiniz için uygun &lt;b&gt;&lt;u&gt;Milupa Biberon&lt;br /&gt;Mamaları&lt;/u&gt;&lt;/b&gt; ile bebeğinizin tam olarak beslenmesini devam&lt;br /&gt;ettirmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-2489296232271672399?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/O5P-7itCGqp0Qnpf6oV0GwvSv_E/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/O5P-7itCGqp0Qnpf6oV0GwvSv_E/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/O5P-7itCGqp0Qnpf6oV0GwvSv_E/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/O5P-7itCGqp0Qnpf6oV0GwvSv_E/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/77hAtbaY7yU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/2489296232271672399/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/03/0-4-ay-aras-beslenme-ve-anne-sutu.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/2489296232271672399?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/2489296232271672399?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/77hAtbaY7yU/0-4-ay-aras-beslenme-ve-anne-sutu.html" title="0-4 Ay Arası Beslenme ve Anne Sütü" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/03/0-4-ay-aras-beslenme-ve-anne-sutu.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUACQXg-fyp7ImA9WxBUF0Q.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-4114504005844659684</id><published>2010-03-05T14:56:00.000+02:00</published><updated>2010-03-05T14:56:00.657+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-03-05T14:56:00.657+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hamilelikte hangi aşılar yapılmalı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hamilelikte aşı takvimi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aşı takvimi" /><title>Hamilelikte hangi aşılar yapılmalı?</title><content type="html">&lt;a href="http://www.bebek.com/resim/2b.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://www.bebek.com/resim/2b.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;p&gt;&lt;span class="GreyN11px fleft" id="ctl00_gobek_Agacmenu1_icerik"&gt;Önlenebilir hastalık ve ölümlerin azaltılmasındaki en önemli etkenlerden biri annenin, fetüsün ve yenidoğanın aşılanmasıdır. Aşılama anne ve fetüsün sağlığını korurken aynı zamanda geçen pasif antikorlar sayesinde, yenidoğanın ilk altı ayında enfeksiyonlardan korunması sağlar. &lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Amerikan Hastanesi Kadın Sağlığı Ünitesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Senai Aksoy &lt;/span&gt;hamilelik sırasında yapılması gereken aşıları anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilelik esnasında inaktif (ölü) virüs ya da bakteri ve toksoid kullanılarak yapılan aşılamaların anne adayı ve bebek için bir risk oluşturmadığı biliniyor.&lt;br /&gt;Ayrıca &lt;a class="PopStyle" id="link1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=8443360375760786377#" rel="div1"&gt;emzirme&lt;/a&gt; dönemi boyunca da aşılama yapılmasının herhangi bir sakıncası yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilelerde aşılama genellikle 2.trimesterden itibaren yapılır. Aşılamadaki en&lt;br /&gt;önemli amaçlar şöyle sıralanabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hamilelik sırasında fetüste konjenital malformasyon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Büyüme geriliği, ölü doğum ve nörolojik arazlara sebep olan enfeksiyonlardan&lt;br /&gt;korumak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Erken doğum eylemini azaltmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hamilelikte daha şiddetli seyreden hastalıklardan anneyi korumak (influenza,&lt;br /&gt;hepatit B vb),&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yenidoğan enfeksiyonlarını azaltmaktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Hepatit B aşısı: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Taşıyıcı annelerin bebeklerine doğum esnasında hastalık bulaştırmaları mümkün.&lt;br /&gt;Bu nedenle hepatit B taşıyıcı annelerin bebeklerine doğar doğmaz ilk 12 saat&lt;br /&gt;içerisinde hepatit B aşısı ve immunglobulini uygulanmalı. Eşi hepatit B taşıyıcı&lt;br /&gt;olan anne adayları hamileliğe kadar aşı yaptırmamışsa hamilelikte mutlaka&lt;br /&gt;aşılanmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;İnfluenza (grip) aşısı: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Grip aşısı her yıl oluşan antijene göre hazırlanan ölü virüs aşısıdır.&lt;br /&gt;Hamilelikte grip aşısı yaptırmanın herhangi bir olumsuz etkisi yoktur. Ayrıca&lt;br /&gt;grip aşısı &lt;a class="PopStyle" id="link2" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=8443360375760786377#" rel="div2"&gt;emzirme&lt;/a&gt; döneminde de güvenle yapılabilir. Hamileliğinin 2. ve 3. trimesterini grip&lt;br /&gt;mevsiminde geçirecek olan tüm anne adaylarına grip aşısı yaptırmaları önerilir.&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tetanoz aşısı: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Daha önce aşı yaptırmamış anne adaylarının hamileliğin ikinci ve üçüncü&lt;br /&gt;trimesterinde birer ay ara ile iki doz tetanoz aşısı yapılır. İlk aşıdan altı ay&lt;br /&gt;sonra üçüncü doz verilir. Daha önce tetanoz aşıları serisini tamamlamış&lt;br /&gt;hamilelere aşısının üzerinden 10 yıldan fazla süre geçmiş ise tek doz aşı&lt;br /&gt;yapılır. Yenidoğan döneminde bebekte gelişebilecek tetanoz %60 ölümcül&lt;br /&gt;olacağından, hastalığın önlenmesi için tetanoz aşısı çok önemlidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-4114504005844659684?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4D4qkeN6uV9_7OYddSSkliWoMX8/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4D4qkeN6uV9_7OYddSSkliWoMX8/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4D4qkeN6uV9_7OYddSSkliWoMX8/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4D4qkeN6uV9_7OYddSSkliWoMX8/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/uqqK8WyP6Mc" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/4114504005844659684/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/03/hamilelikte-hangi-aslar-yaplmal.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/4114504005844659684?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/4114504005844659684?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/uqqK8WyP6Mc/hamilelikte-hangi-aslar-yaplmal.html" title="Hamilelikte hangi aşılar yapılmalı?" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/03/hamilelikte-hangi-aslar-yaplmal.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUUAQX07eCp7ImA9WxBUF00.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-3766840934414056651</id><published>2010-03-04T14:54:00.000+02:00</published><updated>2010-03-04T14:54:00.300+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-03-04T14:54:00.300+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sağlıklı beslenme" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="beslenme" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="obezite" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="4-5 yaş çocuk beslenmesi" /><title>4-5 yaş çocuk beslenmesi nasıl olmalı?</title><content type="html">&lt;a href="http://www.bebek.com/resim/61b.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 115px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://www.bebek.com/resim/61b.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="GreyN11px fleft"&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Ayça Ilıca Murat &lt;/span&gt;bu dönemde doğru beslenme alışkanlıkları kazanma konusunda anne, baba ve aile büyüklerinin önemli birer örnek teşkil ettiğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda okul öncesi dönem olarak da adlandırılan 4-5 yaş, evde kazanılan&lt;br /&gt;doğru beslenme alışkanlıklarının yerleştiği, bu alışkanlıkların okul dönemindeki&lt;br /&gt;yeme davranışlarını da etkilediği hatta yetişkin birer birey haline gelindiğinde&lt;br /&gt;oluşabilecek sağlık sorunlarıyla bile ilinti olduğu bilinen bir süreçtir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaş grubundaki çocukların günlük olarak her besin grubundan tüketmesi&lt;br /&gt;sağlanmalıdır. Bu besin grupları süt ve süt ürünleri, et grubu, sebze –meyve&lt;br /&gt;grubu, yağ grubu ve tahıllardan oluşmaktadır. Yapılan fiziksel aktivite göz&lt;br /&gt;önünde bulundurularak çocukların günlük beslenme düzeni ayarlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dönemde özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta kahvaltı yapma&lt;br /&gt;alışkanlığının oluşturulmasıdır. 1-2 dilim peynir çeşitleri, tam tahıllı ekmek,&lt;br /&gt;zeytin, pekmez-bal, süt, haftada 2-3 kere yumurta veya omlet, taze meyve, evde&lt;br /&gt;yapılmış kuru meyveli kek veya börek çocukların kahvaltılarında olabilecek&lt;br /&gt;gıdalardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaş grubu çocukların oldukça aktif oldukları ve gelişimlerinin en yüksek&lt;br /&gt;düzeyde seyretti düşünülerek gereksinimleri karşılayacak hem besleyici değeri&lt;br /&gt;yüksek hem de çocukların severek tüketebileceği gıdalarla beslenmesi&lt;br /&gt;gerekmektedir. Her zaman olduğu gibi her öğün kendi içerisinde yeterli&lt;br /&gt;miktarlarda karbonhidrat, protein ve yağ içermelidir. Mutlaka kahvaltı arkasına&lt;br /&gt;ara öğün, öğle yemeği, bunu takip eden 1 veya 2 küçük ara öğün ve akşam yemeği&lt;br /&gt;okul çocuğunun gereksinimlerini karşılayacak yemek sistemidir. Özellikle&lt;br /&gt;çocukların ana öğünlerde temel besin grubumuz olan ekmek ve ekmek türevi olan&lt;br /&gt;çorba – pilav – makarna gibi gıdalar, et/ tavuk haftada en az 1 gün balık ve&lt;br /&gt;mevsiminde olan herhangi bir sebze yemeği, bunun yanında oldukça önemli kalsiyum&lt;br /&gt;kaynakları olan süt ve yoğurt hem ana öğünlerde hem de ara öğünlerde&lt;br /&gt;tükettirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyüme ve gelişme sırasında vücutta meydana gelen bir çok mekanizmada&lt;br /&gt;proteinlere önemli görevler düşer. Eğer vücudumuz protein alamazsa vücut&lt;br /&gt;hücreleri yenilenemez. Bu durumda büyüme yetersiz kalır. Vücut için temel&lt;br /&gt;protein kaynakların yiyeceklerimizden sağlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proteinler bitkisel ve hayvansal kaynaklar olmak üzere iki kaynaktan elde&lt;br /&gt;edilir. Hayvansal kaynaklar yumurta, et, tavuk, balık, deniz ürünleri, süt,y&lt;br /&gt;oğurt gibi kaynaklardır. Proteinlerin bitkisel kaynakları ise kurufasuyle,&lt;br /&gt;nohut, mercimek gibi kurubaklagiller ve tahıl ürünleridir. Tabii bunların&lt;br /&gt;dışında hayatın başlangıcında aldığımız en değerli protein kaynağı anne sütüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvansal kaynaklı proteinlerin biyoyararlılığı yüksektir. Yani vücudumuz bu&lt;br /&gt;proteinlerden daha çok yararlanır. Bitkisel kaynaklı proteinlerin vücut&lt;br /&gt;tarafından kullanımı ise daha düşüktür. Hayvansal besinlerin içinde proteinin&lt;br /&gt;vucüt tarafından en iyi kullanıldığı gıdalar anne sütü ve yumurtadır. Her&lt;br /&gt;ikisinde de bulunan proteinlerin neredeyse tamamı vücudumuz tarafından&lt;br /&gt;kullanılır. Bu yüzden yumurta ve anne sütündeki proteinler “örnek protein ”&lt;br /&gt;olarak adlandırılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda büyümenin devam etmesi sebebiyle protein gereksinimi fazladır. Her&lt;br /&gt;yaş grubu için protein gereksinimi farklıdır.Alınan protein kaynaklarının&lt;br /&gt;vücudun kolay kullanabileceği kaynaklardan olması gerekir.Bu nedenle bitkisel&lt;br /&gt;kaynaklı proteinlerle beraber hayvansal kaynaklı proteinler de beslenmede&lt;br /&gt;kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proteinin eksik alınması çocuklarda büyümeyi ve zihinsel gelişimi&lt;br /&gt;etkileyebilir.Büyüme-gelişme sorunları oluşabilir. Ayrıca proteinin vücutta bir&lt;br /&gt;çok önemli reaksiyonda yer aldığını düşünürsek bu reaksiyonlarda da aksamalar&lt;br /&gt;gerçekleşebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar genellikle renkli yiyecekleri severler.Bu nedenle özellikle et&lt;br /&gt;yedirmekte zorlanıyorsanız köftesini sebzelerle karışık pişirebilirsiniz veya&lt;br /&gt;tabağını renkli biberlerle,havuçla süsleyebilirisiniz. Ancak çocuklar çoğu zaman&lt;br /&gt;ailenin beslenme alışkanlıklarını örnek alırlar. Örneğin akşam yemeği için&lt;br /&gt;çocuğunuza etli bezelye gibi yemekler yapıyor ama siz bu yemeği sevmediğinizi&lt;br /&gt;söylüyorsanız O da yemeyecektir. Bu yüzden özellikle yemek seçen çocuğunuzla&lt;br /&gt;beraber sofraya oturmaya ve aynı yemekten yemeye özen göstermelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proteinli gıdaların yapısı yüksek ısıda bozulur. Bu nedenle yüksek ateşe maruz&lt;br /&gt;kalmaması ve kavrulmaması gerekir. Orta veya kısık ateşte pişirilmesi daha doğru&lt;br /&gt;pişirme teknikleridir. Ayrıca et, tavuk gibi gıdaların yağda kızartılması&lt;br /&gt;durumunda zararlı bazı kimyasal maddeler oluşur. Bu maddeler özellikle kanserin&lt;br /&gt;öncü maddelerini oluşturabilir. Bu nedenle et, tavuk gibi gıdaları kızartmak&lt;br /&gt;yerine haşlama veya fırında pişirme yöntemleri tercih edilebilir. Balıklar&lt;br /&gt;buğulama yapılabilir veya fırında pişirilebilir. Yumurta haşlanırken de rafadan&lt;br /&gt;değil tam olarak haşlanmalıdır.Böyle pişirilirse proteinin vücut tarafından&lt;br /&gt;kullanımı daha fazla olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaş grubunda anneleri en çok üzen ve telaşlandıran konulardan bir tanesi&lt;br /&gt;çocuklarının iştahsız olup yemek yememeleridir. Çocuğumu doyuramıyorum, aç&lt;br /&gt;kalıyor düşüncesiyle ne yapacaklarını şaşıran anneler, doğru sandıkları bir çok&lt;br /&gt;yanlış yaparak yemek yemeği, ya çocukları için işkence haline getirirler yada&lt;br /&gt;kendileri için büyük bir tehdit unsuru oluştururlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda iştahı etkileyen en büyük etkenlerden birisi öğün aralarında&lt;br /&gt;abur-cuburla karnını doyurmalarıdır. Buna bağlı olarak doygunluk hissi hisseden&lt;br /&gt;çocuk ana öğünlerde yemek yemeği rededicektir. Oyalamak için ana yemek öncesi&lt;br /&gt;çocuğunuzun eline tutuşturduğunuz bir gofret veya bir dilim kek onu tıkayacak ve&lt;br /&gt;sofrada yiyecekleri reddetmesine neden olacaktır. Bu tip durumlarda çocuğun&lt;br /&gt;sofra düzenine alışık olması çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğunuz bir yaşına geldiğinde artık aile sofranıza oturur hale gelmeli ve&lt;br /&gt;yemek zamanının aile ile bir araya gelinen, herkesin yemek yediği eğlenceli bir&lt;br /&gt;vakit olduğunu öğrenmelidir. Bunun yanısıra çocuğunuz gereksinimlerini&lt;br /&gt;karşılayacak küçük ara kahvaltılar yada meyveler, kahvaltı ile öğle yemeği&lt;br /&gt;arasında, öğle yemeği ile akşam yemeği arasında verilebilir ancak bu ara öğünler&lt;br /&gt;iştahı kapatıcak miktarda ve ana öğün saatine çok yakın olmamalıdır. Ayrıca&lt;br /&gt;yemek tabaklarının çocuğunuzun ilgisini çekecek tarzda renkli ve eğlenceli&lt;br /&gt;olması, tabağına yiyebileceği kadar yemek konması çocuğunuzun çok daha istekli&lt;br /&gt;yemek yemesini sağlayacaktır. Bunların dışında çocuğunuzla beraber alışveriş&lt;br /&gt;yapmanız, sofra hazırlanırken yardım istemeniz hatta onunda yemek&lt;br /&gt;hazırlanmasında katkıda bunmasına fırsat tanımanız çocuğunuzun yemek yeme&lt;br /&gt;isteğini artırıcı yönde olumlu etkiler oluşturacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek öncesi çocuğunuzun hem temizlik hem de kendisini daha zinde hissetmesi&lt;br /&gt;için elini yüzünü yıkaması faydalı olacaktır. Çocuğunuz çok yorgun ve uykusuzsa&lt;br /&gt;yemek yemesi konusunda ısrarcı olmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğunuzun yemeği reddetmesindeki diğer en önemli etmen ise aynı biz&lt;br /&gt;yetişkinlerde olduğu gibi iştahsız olmasıdır. Özellikle hasta ve ateşi&lt;br /&gt;yükselmişse, diş çıkartıyorsa, yorgun yada uykusuzsa, alışmış olduğu düzen&lt;br /&gt;değişmişse çocuğun iştahında azalma gözlenebilir. Bu dönemde de telaşlanmadan&lt;br /&gt;hacmi küçük ama içeriği çocuğunuzun ihtiyaçlarını karşılayacak, normalde de&lt;br /&gt;yemekten hoşlandığı yiyecekleri görsel açıdan da ona hitap edecek eğlenceli&lt;br /&gt;tabak süslemesiyle yine ısrarcı olmadan yemesini sağlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlara rağmen çocuğuz da kilo kaybı gözlemliyorsanız,yemek yemeği şiddetle&lt;br /&gt;reddediyor ve yediklerini çıkartıyorsa mutlaka vakit kaybetmeden bir uzmana&lt;br /&gt;başvurmanız faydalı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıksız beslenen çocuklarda görülebilecek en büyük sağlık sorunu çağımızın&lt;br /&gt;hastalığı obezite ve ardından gelebilecek obezitenin yol açtığı genç yaşta&lt;br /&gt;oluşabilecek kalp damar hastalığı, diyabet, tansiyon, böbrek fonksiyonlarında&lt;br /&gt;bozukluk, mide rahatsızlıkları, demir eksikliği ve bu eksikliğin neden&lt;br /&gt;olabileceği bir çok hastalık görülebilir. Bunun yanısıra yetersiz beslenme&lt;br /&gt;sonucu gelişim bozuklukları ve konsantrasyon problemleriylede sıklıkla&lt;br /&gt;karşılaşılmaktadır .&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;bebek.com&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-3766840934414056651?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YEbcL6QTxxtsvStzhTWF0nf-ILs/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YEbcL6QTxxtsvStzhTWF0nf-ILs/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YEbcL6QTxxtsvStzhTWF0nf-ILs/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YEbcL6QTxxtsvStzhTWF0nf-ILs/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/7OekzB_6OTo" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/3766840934414056651/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/03/4-5-yas-cocuk-beslenmesi-nasl-olmal.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/3766840934414056651?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/3766840934414056651?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/7OekzB_6OTo/4-5-yas-cocuk-beslenmesi-nasl-olmal.html" title="4-5 yaş çocuk beslenmesi nasıl olmalı?" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/03/4-5-yas-cocuk-beslenmesi-nasl-olmal.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;Ck8NQHkzfyp7ImA9WxBUFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-4988868734675631124</id><published>2010-03-03T14:54:00.001+02:00</published><updated>2010-03-03T14:54:51.787+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-03-03T14:54:51.787+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ateş düşürme" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="epilepsi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bilinç kaybı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ateşli havale" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="yüksek ateş" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ateşli hastalık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ateş" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="havale" /><title>Çocuklarda Ateşli Havale</title><content type="html">&lt;a href="http://www.anasaglik.com/wp-content/uploads/2010/01/77353271.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 220px; CURSOR: hand; HEIGHT: 220px" alt="" src="http://www.anasaglik.com/wp-content/uploads/2010/01/77353271.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="GreyN11px fleft" id="ctl00_gobek_Agacmenu1_icerik"&gt;Anne babaların en büyük kabuslarından biri çocuklarının havale nöbeti geçirmesidir.&lt;br /&gt;Havale, özellikle yenidoğan ve süt çocukluğu döneminde görülebilen ateşe bağlı&lt;br /&gt;bilinç kaybı veya ateşsiz bilinç kaybı ile birlikte olan kasılmalardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Esra Dolar, &lt;/span&gt;‘Havale nöbeti ve nöbet sırasında yapılması gerekenler’ hakkında bilgi verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların yaklaşık % 4’ü 5 yaşına gelmeden bir havale nöbeti geçirebilir. Erken&lt;br /&gt;çocukluk döneminde (3 ay ile 5 yaş arası) beyin ile ilişkisi olmayan, enfeksiyon&lt;br /&gt;dışındaki nedenlerle oluşan ve ateşle birlikte görülen havaleler ateşe bağlı (febril)&lt;br /&gt;kabul edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altı yaşın altındaki çocuklarda ateşe bağlı havale geçirme sıklığı %2-5 iken,&lt;br /&gt;aile bireylerinde ateşe bağlı havale olanlarda bu oran %8-22’lere kadar&lt;br /&gt;çıkmaktadır. Ateşli bir çocuktaki titreme sıklıkla havale ile karıştırılabilir.&lt;br /&gt;Bazı çocuklar ailesel yatkınlıklar nedeni ile daha düşük derecelerde havale&lt;br /&gt;geçirirlerken; bazılarında ise daha yüksek ateş durumlarında dahi havale&lt;br /&gt;görülmeyebilir. Çoğu çocukta havale tekrarlamazken; az sayıda çocuk her ateşli&lt;br /&gt;hastalıkta havale geçirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Bilinç kaybı ve ani kasılma olabilir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın başında ateş hızla yükselince, havale nöbeti başlar. Çocuk birden&lt;br /&gt;bilincini kaybeder, bedeni kasılır ya da gevşer, kaslarda ani kasılmalar&lt;br /&gt;görülebilir. Gözler kayar, çene kilitlenir, ağızdan salya akar. 1 dk içinde&lt;br /&gt;kasılmalar kesilir ve çocuk bitkin bir şekilde uykuya dalar. Havale nöbetlerinin&lt;br /&gt;geçirilmesi, henüz olgunlaşmamış çocuk beyninin ani ateş yükselmesinin neden&lt;br /&gt;olduğu sıcaklık değişimlerine tepki vermesi olarak yorumlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ateşe bağlı havalede; çocuk 3 ay – 6 yaş arasındadır (sıklıkla 6-18 aylar&lt;br /&gt;arası)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ateş 38 C ‘nin üzerindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Beyin ve beyin zarlarının iltihabı ile ilgili bir bulgu yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Havaleye neden olabilecek diğer hastalıklar bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşe bağlı havale geçiren veya geçirmekte olan çocuğun tedavisi mutlaka çocuk&lt;br /&gt;doktoru tarafından yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;İLK ANDA YAPABİLECEKLERİNİZ:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• En önemlisi, sakin olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Çocuğunuzu sert bir zeminde yan konuma getirin ve dilini ısırmaması için&lt;br /&gt;dişlerinin arasına kalınca katlanmış bir mendil sıkıştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Boynunu sıkıştıran bir giysi varsa gevşetin ve çocuğu sıkı tutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ateşli havale geçiren çocuklarda anne – babanın yapabileceği en önemli&lt;br /&gt;şey ateşi kontrol altında tutmak ve ateşi düşürme yöntemlerine başvurmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;ATEŞİ DÜŞÜRMEK İÇİN NELER YAPILMALIDIR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ateşi olan çocuğun hemen üstü açılmalıdır. Titrese dahi kesinlikle üzeri&lt;br /&gt;örtülmemeli, oda fazla ısıtılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ateş düşürülemiyorsa çocuğun kilosuna uygun ölçekte ateş düşürücü şurup&lt;br /&gt;verilmelidir. Ilık su ile vücudu silinmeli; koltuk altı, alın, göğüs ve&lt;br /&gt;kasıklara pansuman yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Gerekirse saçlar ıslatılmadan ılık su ile duş yaptırılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tüm uğraşlara rağmen ateş düşürülemiyor ya da tekrarlıyorsa ateşin&lt;br /&gt;nedeninin araştırılması için çocuk doktoruna başvurulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;ATEŞLİ HAVALE GEÇİREN ÇOCUK EPİLEPSİ HASTASI&lt;br /&gt;OLABİLİR Mİ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişik nedenlerle beyin hücrelerinin normal olmayan elektriksel boşalması ile&lt;br /&gt;ortaya çıkan tekrarlayıcı kontrol dışı hareket bozukluklarına “epilepsi” denir.&lt;br /&gt;Kısaca epilepsi beyin hücrelerinin havaleye olan eğilimi olarak tanımlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşe bağlı havalelerden sonra, 5-7 yaş öncesinde %2, 15 yaş öncesinde ise %5.5&lt;br /&gt;oranında epilepsi gelişme riski vardır. Bu riski belirleyen faktörler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Nöbetlerin 15-20 dk dan uzun sürmesi (Uzun süren havale beyin hücrelerinin&lt;br /&gt;oksijensiz kalarak hasarlanmasına neden olabilir)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ateşli havale başlamadan önce sinir sistemi veya beyinde bir anomali veya&lt;br /&gt;gelişme geriliği olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Birinci derece yakınlarında epilepsi öyküsünün varlığı olarak&lt;br /&gt;sıralanabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;bebek.com&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-4988868734675631124?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/hZKh9BwgaJARPD_p0WgNYL0FffU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/hZKh9BwgaJARPD_p0WgNYL0FffU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/hZKh9BwgaJARPD_p0WgNYL0FffU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/hZKh9BwgaJARPD_p0WgNYL0FffU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/aEbr40D2Mbg" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/4988868734675631124/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/03/cocuklarda-atesli-havale.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/4988868734675631124?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/4988868734675631124?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/aEbr40D2Mbg/cocuklarda-atesli-havale.html" title="Çocuklarda Ateşli Havale" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/03/cocuklarda-atesli-havale.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkMGQXszeSp7ImA9WxBRGUw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-9083834373558255024</id><published>2010-01-08T02:27:00.000+02:00</published><updated>2010-01-08T02:27:00.581+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-08T02:27:00.581+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çocuklarda diş çıkarma" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebeklerde diş çıkarma" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diş çıkarken neler yapılmalı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek dişleri ne zaman çıkar" /><title>Bebeklerde Diş Çıkarma</title><content type="html">&lt;a href="http://www.vaziyet.net/wp-content/bebeklerde-dis.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 234px; CURSOR: hand; HEIGHT: 151px" alt="" src="http://www.vaziyet.net/wp-content/bebeklerde-dis.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#000000;"&gt;&lt;b&gt;&lt;a name="D1"&gt;DİŞLER NE ZAMAN ÇIKAR?&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#800000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Ortalama olarak ilk diş 7. ay ortalarında belirir.Ancak bazan ilk diş üçüncü ayda erkenden ortaya çıkarken, bazan da on ikinci ay, hatta sonrasına sarkabilir. Dişlerin çıkışı genellikle kalıtsal düzene uyar, yani sizin veya eşinizin dişleri erkenden çıkmışsa bebeğinizde de aynı şekilde olması olasıdır. Alttaki şekilde süt dişlerinin ortalama çıkış zamanlarını görebilirsiniz :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img height="320" alt="süt dişleri ne zaman çıkar, kalıcı dişler ne zaman çıkar" src="http://www.hekimim.com/cocuk/development_of_baby_teeth.jpg" width="400" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;a name="D2"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#ff00ff;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;DİŞLER ÇIKARKEN NELER OLUR?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#800000;"&gt;&lt;br /&gt;Diş çıkarma belirtileri dişlerin kendisinden iki-üç ay önce ortaya çıkabilir. Bu&lt;br /&gt;semptomlar çocuktan çocuğa değişir ve aslında bunların neler oldukları ve ne&lt;br /&gt;kadar ağrı verdikleri konusundaki görüşler de doktordan doktora değişmektedir.&lt;br /&gt;Ancak genellikle diş çıkaran bir bebeğin şu tecrübeleri yaşayabileceği kabul&lt;br /&gt;edilmektedir :&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Salya Akıtmak :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff9900;"&gt; &lt;/span&gt;Birçok bebek iki buçuk-üç aylıktan başlayarak salya akıtır.Diş çıkarma bunu bazı bebeklerde diğerlerine göre daha çok arttırmaktadır.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Çene ya da yüzde kızarıklık :&lt;/b&gt; &lt;/span&gt;Bol salya akıtan bir bebekte ,çenede ve ağız&lt;br /&gt;çevresinde sürekli salya temasının yarattığı tahrişe bağlı olarak deride&lt;br /&gt;kızarıklık ya da çatlakların oluşması şaşırtıcı değildir. Bunu önlemek için&lt;br /&gt;gün boyunca periyodik olarak salyayı nazikçe silin ,bebeğiniz uyurken akan&lt;br /&gt;salyayı emmesi için de yatak çarşafının altına bir havlu koyun. Deride kuruma&lt;br /&gt;belirdiğinde yumuşak bir deri kremi ile o bölgeyi sürekli nemli tutun.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Hafif öksürük :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Aşırı salya bebeğin zaman zaman tıkanmasına ve&lt;br /&gt;öksürmesine yol açabilir. Bebeğiniz soğuk algınlığı ,nezle ya da allerji&lt;br /&gt;belirtileri göstermiyorsa bunda endişelenecek bir durum yoktur. Bebeklerin&lt;br /&gt;dikkat çekmek ya da ses repertuarlarını zenginleştirmek için öksürüğü&lt;br /&gt;sürdürmeleri sık görülen bir durumdur.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Isırma :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Bu durumda bir ısırık düşmanlık belirtisi değildir. Diş çıkaran&lt;br /&gt;bir bebek eline geçen her şeyi - bu kendi eli ,annesinin memesi ,yabancı&lt;br /&gt;birinin parmağı olabilir - ağzına sokarak dişetlerini rahatlatmaya çalışır.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Ağrı :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Çıkmakta olan bir dişin baskısı altında dişetinde enflamasyon gelişir. Bu&lt;br /&gt;durum bazı bebeklerde dayanılmaz ağrılara yol açarken bazılarında hiç sorun&lt;br /&gt;oluşturmayabilir. İlk diş ve azı dişleri çıkarken en fazla sıkıntı yaratan&lt;br /&gt;dişlerdir.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Huzursuzluk :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Enflamasyon arttıkça ve keskin diş yüzeye yaklaştıkça&lt;br /&gt;bebeğin dişetindeki ağrı sürekli bir hal alabilir. Kronik &lt;a style="TEXT-DECORATION: none" href="http://www.hekimim.com/merak_ettikleriniz/dis_agrisi/dis_agrisi.htm" target="_top"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;ağrı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;sı olan herkes gibi sıkıntılı olabilir ve&lt;br /&gt;kendi normal halinden uzaklaşabilir. Bu huzursuzluk bazan haftalar boyunca&lt;br /&gt;sürebilir.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Beslenmeyi reddetme :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Diş çıkarmakta olan bir bebek beslenmeyi&lt;br /&gt;reddedebilir. Katı yiyeceklere başlamış olan bir bebek bir süreliğine bu&lt;br /&gt;yiyeceklere karşı olan ilgisini yitirebilir. Ancak bu sizi&lt;br /&gt;endişelendirmemelidir. Çünkü bebeğiniz sıvı gıdalardan da gerekli besinleri&lt;br /&gt;alır ve dişi çıktıktan sonra iştahı yerine gelecektir.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;İshal :&lt;/b&gt; &lt;/span&gt;Bunun diş çıkarma ile olan ilgisi çok şüphelidir. Bazı anneler her diş&lt;br /&gt;çıkardığında bebeklerinin ishal olduğunu söylerler. Bazı doktorlar büyük&lt;br /&gt;olasılıkla artmış tükrük salgısı nedeniyle diş çıkarmayla barsak hareketleri&lt;br /&gt;arasında bir bağıntı olduğunu düşünürler. Bazı doktorlar ise böyle bir&lt;br /&gt;bağıntının olduğunu kabul etmek istemezler ; belki de annelerin her ishali diş&lt;br /&gt;çıkarmaya bağlayarak önemli gastointestinal bozuklukların göz ardı&lt;br /&gt;edilebileceğinden çekindikleri için böyle davranırlar. Diş çıkardığı dönemde&lt;br /&gt;bebeğinizin dışkısının sulu olabileceğini bilin , ama iki dışkılamadan daha&lt;br /&gt;uzun süren ishali mutlaka doktorunuza bildirin.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Ateş :&lt;/b&gt; &lt;/span&gt;Ateş de tıpkı ishal gibi doktorların diş çıkarmayla bağıntılı olduğu&lt;br /&gt;konusunda tereddütle yaklaştıkları bir belirtidir. Dişetlerindeki şişme&lt;br /&gt;nedeniyle 38 C°'nin altındaki bir ateş diş çıkarmaya eşlik edebilir. Yine de&lt;br /&gt;bebeğinizin ateşi varsa diğer zamanlarda ne yapıyorsanız öyle davranın ve iki&lt;br /&gt;günde azalmazsa doktorunuza haber verin.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Uykusuzluk :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Gece boyunca deliksiz uyuyan bebekler bile diş&lt;br /&gt;çıkarırken gece uyanmaya başlayabilir. Bu durumda hemen onu beslemeye&lt;br /&gt;çalışmayın. Bunun yerine kendi kendine tekrar uyumasını sağlayın.Gece uyanma&lt;br /&gt;da diğer problemlerde olduğu gibi ilk diş ve azı dişleri çıkarken daha fazla&lt;br /&gt;görülür.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Dişeti hematomu :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Bazan çıkan bir diş &lt;a style="TEXT-DECORATION: none" href="http://www.hekimim.com/merak_ettikleriniz/diseti/diseti.htm" target="_top"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;dişeti&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;nde kanamaya neden olabilir , bu da&lt;br /&gt;mavimtrak bir leke olarak görülür. Bu hematomlar için endişelenmeye gerek&lt;br /&gt;yoktur ve tıbbi girişim gerektirmeden kendiliklerinden düzelirler. Soğuk&lt;br /&gt;kompres acıyı azaltıp iyileşmeyi hızlandırabilir.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Kulak çekiştirme , yanak kaşıma :&lt;/b&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.hekimim.com/merak_ettikleriniz/diseti/diseti.htm"&gt;Dişetleri&lt;/a&gt;ndeki &lt;a href="http://www.hekimim.com/merak_ettikleriniz/dis_agrisi/dis_agrisi.htm" target="_top"&gt;ağrı&lt;/a&gt; sinir yolları boyunca kulak ve yanağa yansıyabilir. Bebeklerin kulak enfeksiyonu olduğunda da kulaklarını çekiştirdiklerini unutmamak gerekir. Bebeğiniz diş çıkarsa bile kulak enfeksiyonundan kuşkulanıyorsanız doktorunuza&lt;br /&gt;danışın.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;img height="114" alt="Bebek Dişleri" src="http://www.hekimim.com/cocuk/gulencocuk2.gif" width="100" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;a name="D3"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#ff00ff;"&gt;&lt;b&gt;DİŞ ÇIKARKEN NELER YAPMALI?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#800000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlarca denenmiş tedavi yöntemi vardır. Bazıları işe yarar , bazıları yaramaz.&lt;br /&gt;Aşağıdakilerden bazılarını siz de deneyebilirsiniz :&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Çiğneyecek bir şeyler vermek :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Burada besin değerinden çok&lt;br /&gt;dişetlerindeki basıncı rahatlatmak amaçlanmaktadır. Bu nedenle de çiğnenen şey&lt;br /&gt;soğuk olursa yararı artar. Dondurulmuş çörek, soğuk bir muz, veya havuç, bir&lt;br /&gt;tülbente sarılmış buz parçası, lastik bir diş halkası. Bebeğinize çiğnemesi&lt;br /&gt;için ne verirseniz verin mutlaka yanında bulunun ve oturur pozisyonda olmasını&lt;br /&gt;sağlayın.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Dişlerini kaşıyabileceği şeyler :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Bazı bebekler başlangıçtaki acı&lt;br /&gt;nedeniyle itiraz edebilir. Fakat bir süre sonra acı yerini rahatlamaya&lt;br /&gt;bırakır.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Soğuk içecekler :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Bebeğinize bir biberon soğuk su verin. Biberonu&lt;br /&gt;reddederse bardakla vermeye çalışın. Bu sayede bebeğinizin su ihtiyacını da&lt;br /&gt;karşılamış olur ve ishal veya artmış salyayla kaybettiği sıvıyı yerine&lt;br /&gt;koyarsınız.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Soğuk yiyecekler :&lt;/b&gt;&lt;/span&gt; Buzdolabında soğutulmuş şeftali püresi, elma püresi,&lt;br /&gt;yoğurt, bebeğinize oda ısısındaki yiyeceklerden daha çekici gelebilir.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff3300;"&gt;&lt;b&gt;Ağrıyı azaltacak bir şeyler :&lt;/b&gt; &lt;/span&gt;Başka hiç bir şey işe yaramazsa parasetamol&lt;br /&gt;işinizi kolaylaştıracaktır. Doz ayarlaması için &lt;a style="TEXT-DECORATION: none" href="http://www.hekimim.com/" target="_top"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;doktor&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;unuza danışın. &lt;a style="TEXT-DECORATION: none" href="http://www.hekimim.com/" target="_top"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Doktor&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;unuz önermediği sürece bebeğinizin dişetlerine başka bir şey sürmeyin. Bunun içine alkollü içecekler de dahildir.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Dr.Sıtkı EVRENKAYA &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img height="445" alt="Bebek Dişleri ne zaman çıkar, ilk dişhekimi muayenesi" src="http://www.hekimim.com/cocuk/surmeyasi.gif" width="435" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-9083834373558255024?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_6n5ojvAozOQZAG8FsLwzdwuIT4/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_6n5ojvAozOQZAG8FsLwzdwuIT4/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_6n5ojvAozOQZAG8FsLwzdwuIT4/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_6n5ojvAozOQZAG8FsLwzdwuIT4/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/X7wkZ0wurj8" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/9083834373558255024/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/bebeklerde-dis-ckarma.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/9083834373558255024?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/9083834373558255024?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/X7wkZ0wurj8/bebeklerde-dis-ckarma.html" title="Bebeklerde Diş Çıkarma" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/bebeklerde-dis-ckarma.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkQEQX0ycCp7ImA9WxBRGUw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-4294872868204070845</id><published>2010-01-08T02:25:00.000+02:00</published><updated>2010-01-08T02:25:00.398+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-08T02:25:00.398+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bebeklerde Bezleri" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bebek Eşyaları" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bebek Ürünleri" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bebek Bezi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bebek Gereçleri" /><title>Bebeklere Ne Tür Bez Kullanılmalıdır</title><content type="html">&lt;a href="http://www.kadinstar.com/resimler/haber/bebekbezi.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 224px; CURSOR: hand; HEIGHT: 128px" alt="" src="http://www.kadinstar.com/resimler/haber/bebekbezi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bir kez kullanıldıktan sonra atılan hazır bezler, bebeğin anatomik yapısına tam uyum sağlayarak külot gibi oturur. Üçgen bez kullanımı saha güçtür. Bunlar kalındır ve emicilikleri daha azdır; ayrıca temizliklerine çok dikkat edilmesi gerekir.Hazır bezler artık bez-külot özelliğini kazanmıştır. Son derece rahat, şık ve su geçirmez olan plastik dış tabakaları, bebeğin duyarlı derisiyle temas etmeyecek biçimde üretilmektedir. Yolculukta kullanılabilir, zamandan tasarruf sağlarlar. Bu da çalışan annelerin kayıtsız kalamayacağı bir özelliktir.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-4294872868204070845?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/AItDczeiaXQDpEPj6UwnLhMIf8E/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/AItDczeiaXQDpEPj6UwnLhMIf8E/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/AItDczeiaXQDpEPj6UwnLhMIf8E/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/AItDczeiaXQDpEPj6UwnLhMIf8E/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/apEOs1LGssg" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/4294872868204070845/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/bebeklere-ne-tur-bez-kullanlmaldr.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/4294872868204070845?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/4294872868204070845?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/apEOs1LGssg/bebeklere-ne-tur-bez-kullanlmaldr.html" title="Bebeklere Ne Tür Bez Kullanılmalıdır" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/bebeklere-ne-tur-bez-kullanlmaldr.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;Ck8ARn0-eyp7ImA9WxBRGEQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-5171368631755844139</id><published>2010-01-07T02:18:00.001+02:00</published><updated>2010-01-07T21:00:47.353+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-07T21:00:47.353+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek odası nem" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Sıcaklık Ölçme" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Nem Ölçer" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek odası sıcaklığı" /><title>Bebek Odası Sıcaklığı ve Nem</title><content type="html">&lt;a href="http://www.dekomag.com/picture_library/2008/04/mirage-bebek-odasi.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 244px; CURSOR: hand; HEIGHT: 164px" alt="" src="http://www.dekomag.com/picture_library/2008/04/mirage-bebek-odasi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Oda sıcaklığı 22-24o arasında tutulmalıdır. Odanın güneş alıyor olması, her gün yeterli bir şekilde en az 15 dakika havalandırılması gerekir. Bu işler kış günü dışardaki hava kirliliğinin az olduğu bir saatte yapılması uygundur. Üst solunum yollarının tıkanmaması için odanın nemlendirilmesi mutlaka gereklidir.Oda duvarlarının canlı renklere boyanmış olması ya da çok canlı renklerde oyuncakların asılması veya tabloların konulması gerekir. Yenidoğan doğduğu andan itibaren yeşil ve kırmızı rengi görür, mavi rengi sonra ayırt eder.Uyku düzenin sağlanması anlamında geceleri loş ışık için gece lambasının kullanılması uygundur. Oda içerisinde klasik müzik ya da ninni şarkılarının kısık sesle çalınması bebeği dinlenme dönemlerinde daha da rahatlatır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-5171368631755844139?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XIV2FBLKf-e6w8D06vZzIPpdS8w/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XIV2FBLKf-e6w8D06vZzIPpdS8w/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XIV2FBLKf-e6w8D06vZzIPpdS8w/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XIV2FBLKf-e6w8D06vZzIPpdS8w/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/ifeKTxO5I3I" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/5171368631755844139/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/bebek-odas-scaklg-ve-nem.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/5171368631755844139?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/5171368631755844139?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/ifeKTxO5I3I/bebek-odas-scaklg-ve-nem.html" title="Bebek Odası Sıcaklığı ve Nem" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/bebek-odas-scaklg-ve-nem.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUYMQX0zfip7ImA9WxBRGE8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-5091075960168803720</id><published>2010-01-07T02:13:00.000+02:00</published><updated>2010-01-07T02:13:00.386+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-07T02:13:00.386+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çocuklarda iştahsızlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="yemek yemeyen çocuklar" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çocuğum yemek yemiyor" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="iştahsız çocuklar" /><title>Yemek Yemeyen Çocuklarımıza Neler Yapmalıyız?</title><content type="html">&lt;a href="http://www.netteyim.net/haber/resim/saglik/yemek_yemeyen_cocuga_ne_yapmali-1e362d398cbc389cc7fa7ee3e124a985.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 272px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px" alt="" src="http://www.netteyim.net/haber/resim/saglik/yemek_yemeyen_cocuga_ne_yapmali-1e362d398cbc389cc7fa7ee3e124a985.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; -İlk başta bilmemiz gereken; öncelikle çocuğa sofrada yemek yemesi için zorlamada bulunmamalıyız. Tüm çocukların kendine özgü yemek yeme sınırı olduğundan dolayı çocuk daha fazlasını istese de yiyemez. Kesinlikle çocuğun yemek yemesi konusunda ısrarcı olmayın aksi takdirde çocuk kendisine fazla gelen besini çıkartabilir.&lt;br /&gt;- Tüm çocukların büyüme oranıyla alakalı olarak yemek yeme kapasitesi vardır. Mesela ; zaman ilerledikçe önceleri alınan yiyecek miktarında azalma görülebilir. Buluğ ve ergenlik zamanlarındaysa yemek yeme isteği tekrardan artabilir.&lt;br /&gt;- Besin vaktinden önce çocuğa verilen çikolata, şeker ve cips gibi abur cubur yiyecekler de çocuğun yemek yeme isteğini engelleyebilir. Fakat, çocuk acıktığı zaman yemek vaktini beklemeden ona yiyeceği kadar yemeği vermemiz gereklidir. Çocuk acıktığı halde ısrar ederek yemek vaktini bekletmek onun iştahının kaybolmasına sebep olabilir. Yemeği halen hazırlanmamış çocuğa alması gereken besinlerden biraz verilerek iştahının gitmemesine destek olunabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-5091075960168803720?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qMdIuoSASY2MZQJCZoIRcpFGotE/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qMdIuoSASY2MZQJCZoIRcpFGotE/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qMdIuoSASY2MZQJCZoIRcpFGotE/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qMdIuoSASY2MZQJCZoIRcpFGotE/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/24qtK6ry4Vo" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/5091075960168803720/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/yemek-yemeyen-cocuklarmza-neler.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/5091075960168803720?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/5091075960168803720?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/24qtK6ry4Vo/yemek-yemeyen-cocuklarmza-neler.html" title="Yemek Yemeyen Çocuklarımıza Neler Yapmalıyız?" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/yemek-yemeyen-cocuklarmza-neler.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0QESHc5cSp7ImA9WxBRGEw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-2341620878265837430</id><published>2010-01-06T02:10:00.001+02:00</published><updated>2010-01-07T01:08:29.929+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-07T01:08:29.929+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Doğum Bebek" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bebek Hamilelik" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bebek Aylık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Anne Karnında Bebek" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bebek Gebelik" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Erken Doğum" /><title>Erken Doğan Bebekler</title><content type="html">&lt;a href="http://www.yurthaber.com/images/other/erken-dogan-bebekler-helikopterle-tasiniyor-02.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 197px; CURSOR: hand; HEIGHT: 153px" alt="" src="http://www.yurthaber.com/images/other/erken-dogan-bebekler-helikopterle-tasiniyor-02.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Erken doğan bebeğin oldukça belirgin fiziksel özellikleri vardır: Derisi yaşlılardaki gibi kırışıktır, yüzü küçük kırmızı, solunumu yüzeysel ve hızlıdır. Bebek, cansızmış gibi hareketsizdir, sürekli uyur, merkez sinir sistemi istemdışı hareketleri denetleyebilecek kadar gelişemediğinden sık sık kol ve bacaklarda tike benzer kasılmalar görülür. Ağlaması cılızdır; kafatası kemiklerinin birleşme çizgileri birbirinden uzak olduğundan kafası zamanında doğan bebeklere göre daha büyüktür. Göğüs kafesi altta daha geniş, karnı daha şiştir; bu nedenle göbek fıtığı daha kolay oluşur. Erkeklerde erbezleri henüz erbezi torbasına inmemiştir; kızlarda ise büyük dudaklar ile klitoris zamanında doğan bebeklerinkinden daha büyüktür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-2341620878265837430?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/tIKOzFmlyod43aeE7TlO_bbD-gc/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/tIKOzFmlyod43aeE7TlO_bbD-gc/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/tIKOzFmlyod43aeE7TlO_bbD-gc/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/tIKOzFmlyod43aeE7TlO_bbD-gc/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/X1Z6hy5rn5c" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/2341620878265837430/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/erken-dogan-bebekler.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/2341620878265837430?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/2341620878265837430?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/X1Z6hy5rn5c/erken-dogan-bebekler.html" title="Erken Doğan Bebekler" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/erken-dogan-bebekler.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0ABR30zfCp7ImA9WxBUFU4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-8425770943249835940</id><published>2010-01-06T02:08:00.001+02:00</published><updated>2010-03-02T15:15:56.384+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-03-02T15:15:56.384+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Geç Doğan Bebek" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bebeğim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek bakımı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Postmatüre Bebek" /><title>Postmatüre Bebek</title><content type="html">&lt;a href="http://i50.tinypic.com/1zxxohl.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 219px; CURSOR: hand; HEIGHT: 145px" alt="" src="http://i50.tinypic.com/1zxxohl.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Beklenen tarihten geç doğan bebeklerde etenenin değişikliğe uğraması ve çoğu kez doğumun uzaması nedeniyle özellikle solunum sisteminde olmak üzere bazı bozukluklar görülür. Herhangi bir komplikasyon ortaya çıkmazsa durum kısa sürede normale döner.Annenin son adet tarihinden 42 hafta ya da sonra doğan çocuk postmatüre olarak nitelenir. Bazı uzmanlar 41. haftadan sonraki doğumları da gecikmiş kabul eder.Normalden uzun süren bir gebelikte bebeğin genel durumu ve görünümü yalnızca doğumu geciktiren nedenlere değil, etenenin doğumundan hemen önceki işlevsel durumuna da bağlı olarak değişir. Etenenin durumu bebeğin beslenme düzeyinin bir göstergesidir; buna göre postmatüre bebek iyi gelişmiş (normal) ya da zayıf ve hastalıklı (bozuk gelişmiş) olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-8425770943249835940?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/HPorvyD0oxOeYR2VjkmdASNdCTg/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/HPorvyD0oxOeYR2VjkmdASNdCTg/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/HPorvyD0oxOeYR2VjkmdASNdCTg/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/HPorvyD0oxOeYR2VjkmdASNdCTg/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/wg5fAhmM9Xk" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/8425770943249835940/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/postmature-bebek.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/8425770943249835940?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/8425770943249835940?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/wg5fAhmM9Xk/postmature-bebek.html" title="Postmatüre Bebek" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://i50.tinypic.com/1zxxohl_th.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/postmature-bebek.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEYMQX09eip7ImA9WxBRF04.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-7001460423688692344</id><published>2010-01-06T02:03:00.001+02:00</published><updated>2010-01-06T02:03:00.362+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-06T02:03:00.362+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pamukçuk İçin İlaç" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yenidoğanda Pamukçuk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bebeklerde Pamukçuk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Pamukçuk Hastalığı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bebekte Pamukçuk" /><title>Pamukçuk Tedavisi</title><content type="html">&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_y5FnEqM5L-o/SuhQAZLCJFI/AAAAAAAAAeI/PS0TbLsBOas/s400/thrush+in+baby.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 286px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_y5FnEqM5L-o/SuhQAZLCJFI/AAAAAAAAAeI/PS0TbLsBOas/s400/thrush+in+baby.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Pamukçuk tedavisinde doğrudan mantar kolonilerini, yani beyaz alanları kaldırmaya yönelik girişimden kaçınılması gerekir. Çünkü bu tür girişimler mantarı uzaklaştırmaya yaramaz. Geride kalan üzeri soyulmuş kırmızı ve ağrılı yüzey mantarın daha kolay gelişebileceği bir ortam oluşturur. Sütçocuğunun ağzı mukozayı örselemeyecek biçimde günde birkaç kez ve en iyisi beslenmeden sonra mikrop öldürücü çözeltilerle temizlenmelidir. Kullanılabilecek çözeltiler arasında metilen mavisi ve borik asitin gliserindeki yüzde 1’lik çözeltisi sayılabilir. Bu tedaviye mantar öldürücü bir ilaçta eklenmelidir. Tedavisi çok kolay olan pamukçuğun ağır ve tehlikeli durumlar yaratmasına fırsat tanımak gerçekten çok büyük bir hatadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-7001460423688692344?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/d8OozVVK9fFFhJeUebGEl8a3r1U/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/d8OozVVK9fFFhJeUebGEl8a3r1U/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/d8OozVVK9fFFhJeUebGEl8a3r1U/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/d8OozVVK9fFFhJeUebGEl8a3r1U/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/r38-j4xkiCI" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/7001460423688692344/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/pamukcuk-tedavisi.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/7001460423688692344?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/7001460423688692344?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/r38-j4xkiCI/pamukcuk-tedavisi.html" title="Pamukçuk Tedavisi" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_y5FnEqM5L-o/SuhQAZLCJFI/AAAAAAAAAeI/PS0TbLsBOas/s72-c/thrush+in+baby.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/pamukcuk-tedavisi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0ABQngzeyp7ImA9WxBRFkk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-4214348223302460472</id><published>2010-01-05T02:00:00.001+02:00</published><updated>2010-01-05T02:02:33.683+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-05T02:02:33.683+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ağız Hastalıklar" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ağız Sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bebek Ağız" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ağız Hastalıkları" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bebek Nezlesi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ağız nezlesi" /><title>Ağız Nezlesi</title><content type="html">&lt;a href="http://www.webdebul.com/upload/urj_polen-alerji.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 225px" alt="" src="http://www.webdebul.com/upload/urj_polen-alerji.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Daha çok bakımsız çocuklarda ya da ağız temizliği yapılırken mukozayı örseleyecek ölçüde aşırıya kaçıldığı durumlarda görülür. Ağız mukozası yaygın biçimde iltihaplanmış, kızarmış, şişmiş ve ağrılıdır.Bebeğin vücut sıcaklığında biraz yükselme görülebilir. Belirgin bir genel belirti bulunmasa bile, bebek ağrıyan ağzından dolayı huzursuzdur ve yemek yemek istemez. Belirtiler özgül bir tedaviye gerek kalmadan, iki üç gün içinde kaybolabilir. Ağzı gargarayla temizlemek hem ağrıyı azaltması, hem de ikincil enfeksiyonları engellemesi bakımından yararlı olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-4214348223302460472?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xsdUeT3sDju7uZv9ZC-251dR2fs/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xsdUeT3sDju7uZv9ZC-251dR2fs/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xsdUeT3sDju7uZv9ZC-251dR2fs/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xsdUeT3sDju7uZv9ZC-251dR2fs/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/06S8jupLe9o" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/4214348223302460472/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/agz-nezlesi.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/4214348223302460472?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/4214348223302460472?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/06S8jupLe9o/agz-nezlesi.html" title="Ağız Nezlesi" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/agz-nezlesi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0IDRHw7eip7ImA9WxBRFkk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-4860095359803983050</id><published>2010-01-05T01:57:00.003+02:00</published><updated>2010-01-05T01:59:35.202+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-05T01:59:35.202+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diş bakımı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diş fırçalama alışkanlığı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebeklerde diş bakımı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebeklerde diş bakımı nasıl yapılır" /><title>Bebeklerde Diş Bakımına Ne Zaman Başlanmalı?</title><content type="html">&lt;a href="http://www.bebekdefteri.com/baby/kontrol/resimler/dis(2).jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 189px" alt="" src="http://www.bebekdefteri.com/baby/kontrol/resimler/dis(2).jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bebeklerde diş bakımı oldukça önemli bir konudur. Bu nedenle diş bakımına bebekte ilk dişlerin çıktığı andan itibaren başlanılmalıdır. İlk dönemlerde gazlı bez ya da temiz bir tülbent ıslatılarak dişleri temizlemek ve dişlere masaj yapmak yeterli olacaktır. Bebeklerde biberon çürüğü olarak da adlandırılan çürüklere sebeb olmamak için bebeğin uyumadan önce biberonla su dışında herhangi bir sıvı içmesi engellenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeklerde macun kullanımı 2,5-3 yaşlarında başlamalıdır. Macunsuz fırçalamaya ise 1-1,5 yaşları civarında başlanabilir. Bu zamanlarda kesici dişler tamamlanacağı için fırça kullanmanızın oluşturacağı sorunlar ortadan kalkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeklerin daha sağlıklı ve doğru diş fırçalama alışkanlıkları edinebilmesi için ebeveynlerini taklit etmesi uzmanlar tarafından önerilmektedir. Diş fırçalama alışkanlığa sahip çocuklar size ömür boyu sağlıklı gülebilecektir.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-4860095359803983050?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/c7a06weNWR8xxeLXu9xdlDvI3Ko/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/c7a06weNWR8xxeLXu9xdlDvI3Ko/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/c7a06weNWR8xxeLXu9xdlDvI3Ko/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/c7a06weNWR8xxeLXu9xdlDvI3Ko/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/FG8HZfVLkXg" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/4860095359803983050/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/bebeklerde-dis-bakmna-ne-zaman.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/4860095359803983050?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/4860095359803983050?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/FG8HZfVLkXg/bebeklerde-dis-bakmna-ne-zaman.html" title="Bebeklerde Diş Bakımına Ne Zaman Başlanmalı?" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/bebeklerde-dis-bakmna-ne-zaman.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0QAR348eyp7ImA9WxBRFkk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-8715753239413480610</id><published>2010-01-05T01:49:00.004+02:00</published><updated>2010-01-05T01:55:46.073+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-05T01:55:46.073+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="domuz gribi nasıl korunulur" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="domuz gribi belirtiler" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="domuz gribi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="domuz gribi nasıl bulaşır" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebeklerde domuz gribi" /><title>Domuz Gribi</title><content type="html">&lt;a href="http://www.stargundem.com/thumbnail.php?file=240920091536596979279_2_1__844022764.jpg&amp;amp;size=article_medium"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 224px; CURSOR: hand; HEIGHT: 149px" alt="" src="http://www.stargundem.com/thumbnail.php?file=240920091536596979279_2_1__844022764.jpg&amp;amp;size=article_medium" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;p&gt;Yaz mevsimi ve okulların kapanmasıyla birlikte, gündemdeki yeri azalmaya başlayan domuz gribi Dünya Sağlık Örgütünün açıklamalarıyla yine de herkesi endişelendirmeye devam ediyor. Ülkemizin de dahil olduğu kuzey yarımkürede, yaz aylarının sıcağında virüsün çoğalamayacağı, ancak sonbaharla birlikte tehdidin artabileceği düşünülüyor. Bu yazıda, Meksika'dan başlayıp tüm dünyayı tehdit eden bu grip türünden bahsedeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domuz gribi, domuzları yıl boyu etkileyebilen bir solunum yolu virüsüdür. Yeni ortaya çıkan ve H1N1 olarak adlandırılan tür ise, domuz, kuş ve insanları etkileyen türlerin birleşiminden oluşmuştur. Bu nedenle de insandan insana kolayca bulaşmakta ve dünya çapında yayılma riski taşımaktadır. Yeni ortaya çıkan bir tür olduğu için, sezon başında grip aşısı olanlarda bu türe karşı herhangi bir koruma mevcut değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Nasıl Bulaşır ?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Virüs, hastanın aksırık, öksürüğüyle havadan veya hastanın temas ettiği yüzeylere temasla bulaşmaktadır. Virüsü alan kişi, hastalanmadan 1-2 gün öncesinde bile bulaştırıcı olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kimler Risk Altındadır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Diyabet,kalp hastalığı, astım gibi kronik hastalıkları olan çocuklar &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gebe kadınlar &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Küçük bebekler özellikle riskli kabul edilmektedir. &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Belirtiler Nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Ateş, öksürük, boğaz ağrısı, vücutta ağrılar, kırgınlık, başağrısı, titreme, yorgunluk gibi grip belirtileri görülür. Bazen ishal ve kusma da olabilir. Zatürreye de yol açabilir, bu durumda hastada solunum sıkıntısı görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tedavi Nasıl Yapılır?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Yeni ortaya çıkan bir virüs olduğu için, özellikle bu tipe etkili bir ilaç yoktur. Ancak grip tedavisinde kullanılan bazı antiviral ilaçlar, bu virüse karşı da etki gösterip hastalığın süresini ve belirtilerini kısaltmaktadır. Herhangi bir risk faktörü, kronik hastalığı olmayan çocuklar enfeksiyonu daha kolay atlatırlar. Bu grupta, domuz gribinin olağan mevsimsel gripten daha tehlikeli olduğunu gösteren bir kanıt yoktur.Riskli çocukların ise, doktorun yakın izlemine ihtiyaçları olabilir.&lt;br /&gt;Hastalık süresince bol sıvı tüketimi ve düzenli uyuma, dinlenme önemlidir. Ateş için gerekirse parasetamol türü ağrı kesiciler kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Nasıl Korunabiliriz?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Şu an için, bu tip virüse karşı etkili bir aşı yok, ancak geliştirilip üretilmesi yönünde çalışmalar sürüyor. Önümüzdeki sonbaharda piyasada olması bekleniyor. Çocuklarımıza el yıkamanın önemini vurgulamamız da, çok basit ancak etkili bir korunma yöntemi olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;color:#000000;"&gt;Dr Nilüfer TOPRAKÇI&lt;br /&gt;Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-8715753239413480610?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PPiMhRyEg_45gCXNgCOv5aX7nFM/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PPiMhRyEg_45gCXNgCOv5aX7nFM/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PPiMhRyEg_45gCXNgCOv5aX7nFM/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PPiMhRyEg_45gCXNgCOv5aX7nFM/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/W4OSVgW7FXU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/8715753239413480610/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/domuz-gribi.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/8715753239413480610?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/8715753239413480610?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/W4OSVgW7FXU/domuz-gribi.html" title="Domuz Gribi" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/domuz-gribi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkIBQnk8cSp7ImA9WxBRFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-521403745557189810</id><published>2010-01-04T17:49:00.002+02:00</published><updated>2010-01-04T17:55:53.779+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-04T17:55:53.779+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ileri formüller" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="formül mamalar" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diyet formüller" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mama çeşitleri" /><title>Formül Mama Çeşitleri</title><content type="html">&lt;a href="http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1438/mama_yiyen_bebek.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 187px; FLOAT: left; HEIGHT: 127px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1438/mama_yiyen_bebek.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Bebekler için en iyi mama yoktur. Ancak bebeğe uygun olan mama vardır. Günümüzde varılan teknoloji düzeyi ile farklı özelliklerde formül sütler üretilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bebekler için en iyi mama yoktur. Ancak bebeğe uygun olan mama vardır. Günümüzde varılan teknoloji düzeyi ile farklı özelliklerde formül sütler üretilmektedir. Burada bunlar hakkında genel bilgiler verilecektir.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;1. Anne sütü adapte = benzetilmeye çalışılmış olanlar&lt;br /&gt;2. İleri formüller – Devam Formülleri&lt;br /&gt;3. Diyet formüller&lt;br /&gt;4. Kaşık mamaları&lt;br /&gt;5. Özel formüller&lt;br /&gt;6. Katkı formüller&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Adapte Formüller&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Bu mamaların hazırlanmasında anne sütü temel alınmış ve formül anne sütüne olabildiğince benzetilmeye çalışılmıştır. Genellikle üretici firmalar tarafından 1 numara ile isimlendirilirler. Bazı firmaların farklı numaralandırma sistemleri vardır. Ayrıca yarı adapte adı geçen bazı ürünlerde bulunur. Bunlar kısman anne sütüne benzetilmiş mamalardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İleri Formüller – Devam Formülleri&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Büyüyen bebeğin gereksinmeleri göz önünde bulundurularak anne sütünden farklı özelliği bulunan mamalardır. Genellikle 2 numara ile adlandırılır. Bazı firmalarda 3 numara verilmiştir. Çoğunlukla 4 aydan sonra verilmesi uygun olan formüllerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Diyet Formüller&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İshal durumunda geçici olarak beslenmeye yönelik olarak üretilirler. İshal maması olarak kullanılabileceği gibi inek sütüne karşı reaksiyon gösteren bebeklerde de kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kaşık mamaları&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Kaşıkla beslenebilecek, yarı katı gıdalarla beslenme zamanı gelmiş olan bebekler içindir. Tahıllı, meyveli gibi değişik tat ve yapıda olanları vardır. Bazıları toz, bazıları hazır haldedir. Toz olanların kimisi su, kimisi süt ile hazırlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Özel Formüller&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Beslenmesinde özel gereksinmeleri olan bebekler içindir. Örneğin doğuştan fenilketonüri hastalığı olan bebekler için üretilen mamalar vardır. Ayrıca kusmayı azaltan (AR = Anti regurjitasyon), gaz sancılarına neden olmayan (AC = Anti Kolik) , sindirimi kolay olan ( Milupa Comformil), laktozu düşük ( Nutricia Almiron), prematüre bebekler için ( Nutricia Nenetal, Nestle Alprem, vd.) gibi değişik özelliklerde olan formüller bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Katkı Formüller&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Sağılmış anne sütüne katılan protein katkıları (Euprotein), saf protein (Protifar), karbonhidrat (Fantomalt), karışık katkılar (Pediasure) gibi farklı gereksinmeler için üretilirler. Bunlar beslenme ürünlerine ek olarak kullanılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu içerik sınıflaması dışında form olarak da toz, konsantre ve içirilmeye – yedirilmeye hazır halde olan şekillerde vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Formül Mamaya Tahammülsüzlük Belirtileri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bebekler için ideal besin maddesi anne sütü olduğu için bebekler kullanılan formül mamalara farklı şekillerde reaksiyon gösterebilirler.&lt;br /&gt;* Fazla miktarda kusma&lt;br /&gt;* Dışkının sayıca ve kıvamca değişmesi. Cıvıklaşma, katılaşma,az veya çok kaka yapma.&lt;br /&gt;* Sancılanma, huzursuzluk ve ağlama&lt;br /&gt;* Deride bazı döküntülerin ortaya çıkması, derinin renginin ve yüzeyinin pürüzsüzlüğünün değişmesi&lt;br /&gt;* Kilo artışının olması uygun olan seyirde olmaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gibi belirtiler ortaya çıktığında doktora danışılmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-521403745557189810?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6pGjv3OwZpOw59VLmV1ypNzBzn8/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6pGjv3OwZpOw59VLmV1ypNzBzn8/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6pGjv3OwZpOw59VLmV1ypNzBzn8/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6pGjv3OwZpOw59VLmV1ypNzBzn8/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/mcGI8wZgq3A" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/521403745557189810/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/formul-mama-cesitleri.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/521403745557189810?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/521403745557189810?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/mcGI8wZgq3A/formul-mama-cesitleri.html" title="Formül Mama Çeşitleri" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/formul-mama-cesitleri.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkYHRX44cCp7ImA9WxBRFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-2469783336915919257</id><published>2010-01-04T17:36:00.004+02:00</published><updated>2010-01-04T17:48:54.038+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-04T17:48:54.038+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="astım" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="enfeksiyon" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="alerji belirtileri" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="alerji" /><title>Alerjiye Karşı Enfeksiyon</title><content type="html">&lt;a href="http://www.drsaglik.com/resimler/ac06c4bd5269b025cf751f3a5f8c17e0.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 248px; FLOAT: left; HEIGHT: 248px; CURSOR: hand" border="0" alt="" src="http://www.drsaglik.com/resimler/ac06c4bd5269b025cf751f3a5f8c17e0.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Alerjik astımla ilgili olarak gerçekleştirilen araştırmalar yepyeni bir gerçeği ortaya çıkardı ; anne karnında alerjiye yatkın bir ortamda gelişen bütün bebekler, doğduktan sonra alerjik olup olmamaya karar veriyor. Bazı bebeklerin bağışıklık sistemi enfeksiyonlarla uğraşırken, bazı bebekler alerjiyi tercih ediyor.Neşe, keyif ve eğlence mevsiminin ardından hüzünle gelen sonbaharda, bazı hastalıklar yeniden sahne alıyor. Özellikle deniz mevsimini sağlıklı geçiren çocuklar, sonbahar aylarıyla birlikte alerjik hastalıklarını yeniden hatırlamak zorunda kalıyor. Bu aylarda en fazla rastlanan alerjik astım ise unutulmuş öksürükleri, hırıltılı nefesi ile hem çocukların hem de ailelerin yeniden kabusu haline geliyor. Oysa çocuk alerji ile henüz doğmadan, annesinin karnındayken tanışıyor ve doğduktan sonra sadece bir karar veriyor. “Alerjik mi olacağım yoksa enfeksiyon mu geçireceğim..?”İş her ne kadar bu kadar basit değilse de, bilimsel araştırmalar, çocuğun annesinin karnındaki ortamın alerjiye yakın bir ortam olduğunu ve dünyaya geldikten sonra, genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle alerjik olup olmamaya karar verdiğini gösteriyor. Çünkü bağışıklık sistemi mutlaka çalışmak istiyor ve bazı enfeksiyonları geçiren çocuklar alerjiden uzaklaşırken, enfeksiyon geçirmeyen çocuklar genetik faktörlerin de etkisiyle alerjik oluyor. Bilimsel açıdan son derece yeni bir bilgi olan bu durum halen araştırmalarla teyid edilmeye çalışılıyor.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;BİR ÇOCUK NASIL ALERJİK YAPIDA OLABİLİYOR..?&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yapılan araştırmalar bebeğin anne karnındayken yer aldığı amnios kesesinin alerjik yapıda olması gerektiğini gösteriyor. Çünkü annenin bebeğini taşıyabilmesi ve 9 aylık sürecin tamamlanabilmesi için, bu kesenin içindeki çevrenin çocuğun alerjiye yatkınlığını sağlayan bir çevre olması gerekiyor. Eğer bu ortam sağlanamazsa çocuk düşüğe gidiyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;ÖYLEYSE HER BEBEK NEDEN ALERJİK OLMUYOR..?&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Doğumdan sonraki çevresel ve genetik faktörler,bebeğin alerjik olup olmayacağını belirliyor. Doğumdan sonraki; enfeksiyonlar, aşılar ve besinler gibi uyaranlar, bebeğin hangi yola gideceğine karar vermesinde belirleyici faktörler. Eğer bebeğin anne ve babasının ikisi de alerjik ise bebeğin alerjik olma şansı %70; aileden bir tanesi alerjik ise, bebeğin alerjik olma şansı % 30-40 civarında oluyor. Bununla birlikte çevresel faktörlerde son derece önemli. Örneğin anne sütü , alerjik belirtileri geciktiriyor. Annenin sigara içmesi, erkenden ek besinlere geçmesi alerjiyi tırmandırırken, bazı enfeksiyonlar da çocuğu alerjilerden koruyabiliyor. Üst solunum yolu enfeksiyonları, ishaller, mide-bağırsak sistemini etkileyen parazitler ve tüberküloz çocuğun alerjik olmasını engelleyebiliyor. Çünkü bağışıklık sistemi hücreleri, enfeksiyonlarla savaşıyorsa, alerjiden uzaklaşıyor. Baskın olduğu yere göre çocuk, ya enfeksiyon geçiriyor, yada alerjik yapıda oluyor. Örneğin ülkemizde tüberkülozun azalması alerjinin artmasına neden oldu.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;ÇEVRE FAKTÖRLERİ NELER...?&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Çocuğun annesi sigara içiyorsa, ev duvardan duvara halı ile döşenmişse, evin etrafı çimen, ağaç kaplı ise, evde rutubet varsa, çocuğun sarılıp yattığı oyuncakların peluş olması gibi koşullar, genetik alt yapısı olan çocukta alerjik belirtilerin çıkmasına neden oluyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;AMNİOS KESESİ ALERJİK BİR ORTAM HAZIRLIYORSA,ÇOCUKLARIN HEPSİNDE ALERJİ BELİRTİLERİNİN GÖRÜLMESİ GEREKMİYOR MU..?&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Aslında bütün çocuklarda bir şekilde alerjik belirtiler görülüyor. Örneğin çocukların yanaklarında, kollarındaki kırmızılık egzama, yani bir cilt alerjisi. Çünkü çocuğun dünyaya gelmesinden sonra ağzına giren herşey alerjen. Çocuğun bu alerjenlere tepki vermesi de gayet normal. Ancak verilen tepkiler sadece o ana dair, ardından çocuğun bünyesinin alerjik olup olmamaya karar vermesi gerekiyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;ALERJİ BELİRTİLERİ NELERDİR..?&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bebeğin doğumuyla birlikte karşılaştığı ilk alerjen, yiyecekler. Dolayısıyla tüketilen yiyeceklere bağlı olarak ; kollarda, dirsek ve diz etrafında, yüzde, göbek etrafında ve kulak arkasında egzama türünde döküntüler oluşuyor. Bunlar özellikle anne sütünden ek besinlere geçiş döneminde görülüyor ve bebek bu yiyeceklere alıştıkça problem azalıyor ve çoğu çocukta 2-3 yaş civarında ortadan kalkıyor. Bununla birlikte yiyeceklerin etkisiyle bazı çocuklarda ishaller, bulantı-kusma da görülebiliyor. Hatta ağır formları büyüme - gelişme yetersizliklerine kadar varabiliyor. Sonra yavaş yavaş çocuğun öksürük problemleri, yani alerjik astım başlayabiliyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;ALERJİK ASTIMIN TOPLUMDAKİ GÖRÜLME SIKLIĞI NE KADARDIR..?&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Çocukların yaklaşık % 20’si alrjik olabiliyor.Astım ise bizim ülkemizde, gelişmiş ülkelere göre daha düşük olup, %7-10 civarındadır.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;GELİŞMİŞ ÜLKELERDE NEDEN DAHA ÇOK..?&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yaşam koşulları ve medeniyetin getirdiği birtakım koşullarla birlikte,bu ülkelerde enfeksiyonların azalması, alerjinin artmasına yol açıyor. Bu ülkelerde parazit,enfeksiyon gibi sorunları çok azalmış, hijyen oldukça ilerlemiş, kanalizasyon sistemleri tamamlanmış. Bununla birlikte duvardan duvara halılar, yalıtımı ilerlemiş yapılar, bilgisayarın ve televizyonun önünde bir yaşam biçiminin sonucunda, bu ülkelerde alerjik hastalıklar çok daha fazla görülüyor. Ama bizim gibi,alt yapı sorunları tamamlanmamış, hijyeni yeterince gelişmemiş toplumlarda çocuklar daha sık enfeksiyon geçirdiği için alerjiden korunuyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;YANİ VÜCUDUN MUTLAKA BİRŞEYLERLE SAVAŞMASI GEREKİYOR..!&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Vücudun mutlaka savaşacağı bir şeye ihtiyacı var. Bu açıdan annelerin çocuklarını aşırı titizlikle korumaya çalışmaları anlamsız. Çocuğun bu hastalıkları yaşamın içindeyken geçirmesi gerekiyor. Örneğin erken yaşta yuvaya giden çocuklarda alerji çok daha az görülüyor. Çünkü orada daha çok enfeksiyonla karşılaşıyor. Yani en doğrusu doğallığı yaşamak..!&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;ASTIMIN MEKANİZMASI NASIL ÇALIŞIR..?&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Astım mekanizması burnumuzdan başlıyor, ağaç sistemi gibi dallanarak ciğerlere gidiyor. Bu ağaç sistemini saran sarmal şeklinde kaslar bulunuyor. Başta ev tozu, kedi, köpek, polen, kirli hava, sigara dumanı, parfüm gibi ağır kokular, egzersiz yapmak veya aniden soğuk havaya çıkmak alerjiyi başlatabiliyor. Bu faktörlerin biri veya birkaçı, ilk önce kasların kasılmasına neden oluyor. Yani kaslar, dışarıdan gelen uyarıya, kasılarak tepki veriyor. Kasların kasılmasıyla bronşlar daralıyor. Ardından bronşların içindeki zar şişiyor ve zarın içindeki hücreler sümüksü bir salgı salgılıyor. Buraya iltihabi hücreler gelmeye başlıyor. Mikrop olmamasına karşın, mikrobik olmayan bir iltihap olayı gerçekleşiyor ve buna enflamasyon adı veriliyor. Yani kasların kasılması, zarın şişmesi ve bazı maddelerin salınması sonucunda bronşlar doluyor ve hava içeri girmesine karşın, dışarı çıkamıyor. Bu nedenle astımlı hastalar hırıltılı ses çıkartıyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;NEFES DARLIĞI NEDEN KAYNAKLANIYOR..?&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Çocuk yeterli oksijeni alabilmek için solunum sayısını arttırıyor. Normalde dakikada 20 kezsoluyorsa, bu durumda 40 kez solumak zorunda kalıyor. Bu da doğal olarak kalbi yorduğu için, tedavi edilmeyen erişkinlerde kalp yetmezliğine kadar varabiliyor. Ama çocukta alerjik astımdan dolayı kalp yetmezliğine dönüşmesi pek rastlanmıyor. Çünkü uygun ilaç verildiğinde çocuk hemen normal hale dönebiliyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;ALERJİK ASTIM TANISI NASIL KONULUYOR..?&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Başlangıçta kendisini bronşit bronşit olarak gösteren astım, çocukluk çağında çoğunlukla alerjik kaynaklı oluyor. Ancak hekime gelen çocuğa alerjik astım tanısını koyabilmek için; çocuğun izlenmesi, hikayesinin dinlenmesi ve bazı testlerle desteklenmesi gerekiyor. Çünkü alerjiyi, %60 genetik, %40 çevresel faktörler belirliyor.Alerjik astımda önce hafif ateş ve burun akıntısıyla birlikte öksürük görülüyor. Bu öksürükler genellikle geceleri ve kuru öksürük tarzında başlayıp, balgamlı ve yumuşak bir hale geçebiliyor. Bu dönemde çocuk artık yürümeye başladığı için hareket ettikçe terliyor, terledikçe de öksürük artıyor. Aslında zaten var olan hastalık, koşunca terleyince ortaya çıkıyor. Hatta başka zamanlarda hiç bulgu olmazken, sadece çocuğun terlemesiyle ortaya çıkıyor. Gece gelen ve egzersizle artan bir öksürük, aksi kanıtlanmadığı sürece alerjik olarak değerlendiriliyor. Genellikle 1 yaşından sonra ortaya çıkan bu öksürüğe alerjik astım teşhisinin konulması için 3. kez tekrarıve özellikle mevsim dönümlerinde ortaya çıkması bekleniyor. Alerjik astımdaki ateş, inatçı olmayıp, en fazla 38.5C’a kadar çıkıyor ve ateş düşürücü ilaçlarla hemen düşüyor.Bu bulgularla birlikte çevresel koşulların varlığında, çocuğun yaşına göre testler yapılıyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;ASTIMI ANLAMAK İÇİN NE GİBİ TESTLER YAPILIYOR..?&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Testler, cilt ve kan testi olarak ikiye ayrılıyor. Cilt testi hemen o anda yapılıp, 15 dakika sonra sonuç verdiği için daha çok tercih ediliyor. Ancak çocuğun egzamasının olması, çok korkması ve bazı ilaçları kullanıyor olması durumunda kan testi tercih ediliyor. Testlerin sonucunda çocuğun alerjik olup olmadığı anlaşılıyor. Burada en önemli konu, bu testlerin bir uzman tarafından yapılması.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;TESTLERİN DIŞINDA BAŞKA BİR ŞEY YAPILIYOR MU..?&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Ayrıca çocuğun akciğer fonksiyonları da ölçülüyor. Daha çok 5 yaşından büyük çocuklara bilgisayara üfleterek akciğer fonksiyonları ölçülüyor. Ssolunum fonksiyon testi adı verilen bu uygulamada amaç, akciğerlerin fonksiyonlarını öğrenip, düşük olan akciğer fonsiyonlarını normale çıkarmak. Solunum fonksiyon testi, ilaçla da yapılabiliyor. Çocuk iyi olsa bile, yarın kirli hava, sigara, viral enfeksiyon gibi durumlara maruz kalırsa duyarlılığın nasıl olacağı da ölçülüyor. Duraylılığın devam etmesi durumunda ilaç tedavisine devam ediliyor. Ancak Metakolin adı verilen bu test, çocuğu provoke ederek, astım olup olmadığını %100 söylüyor. Ama bu testin de mutlaka bir uzman tarafından yapılması zorunlu. Çünkü uzman olmayan birisi tarafından provoke edilmiş çocuk,hastada olabiliyor. Bunun dışında kanda alerjiyi gösteren IgE değerlerine de bakılıyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;BAZI HASTALAR ÇOK FAZLA TEST YAPILMASINDAN ŞİKAYETÇİ...&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bu da bilgisizlikten yapılıyor! Çünkü çocuğun yaşına göre değişik paneller uygulanıyor. Örneğin 6 aylık bir çocukta henüz 4 mevsim yaşamadığı için polen alerjisine bakmak yerine, yiyecek yani süt ve yumurtaya bakmak daha doğru. Buna karşın 6 yaşına gelmiş bir çocuğa da süt ve yumurta alerjisi olup olmadığına bakmak da anlamsız. Çünkü yıllardır süte ve yumurtaya olan alerjisini bitirmiş oluyor. Alınan öyküye ve şüphelenilen duruma göre, çocuğun yaşıda hesaba katılarak uygun bir test paneli hazırlanıyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;ASTIM GERÇEKTEN TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ..?&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Modern tedavi yöntemleri 1990’lardan bu yana uygulandığı için bu sorunun yanıtı tam olarak verilemiyor. Bunun için tedavileri olan çocukların ileride ne olduklarının incelenmesi gerekiyor. Sorunun yanıtı baaşka ülkeler için verilse bile, ülkemiz çocuklarının genetik ve çevre faktörleri farklı olduğundan halen araştırılıyor. Genel olarak 7-8 yaş civarında hastalığın 2/3 ünün iyileştiği görülüyor. Ancak burada en önemli konu;çocuğun kendi bağışıklık sistemiyle bu hastalıkla başa çıkması. Zaten astım tedavisindeki hedef de, yaşam kalitesini arttırmak.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;ASTIM TEDAVİSİ NASIL YAPILIYOR..?&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Tedavinin en önemli kısmı aileyi eğitmek. Hastalığın tanısını koyan hekimin birinci görevi, aileye anlayabileceği düzeyde hastalığı anlatmak ve neler yapılabileceğini göstermek. Bu, aynı zamanda tedavinin başarısının da kilit noktası. Sonra alerjiden kaçınmak, dolayısıyla çevresel faktörlerini arındırmak geliyor. Ailenin yaşamı, yiyecekleri, evindeki eşyaları, içiliyorsa sigara gibi faktörlerin tamamen çocuğun yaşamından uzaklaştırılması gerekiyor. Çünkü yapılan bir araştırma, kapısı kapatılarak, balkonda içmenin dışında, herhangi bir başka odada içilen sigaranın bile çocuğu etkilediğini ortaya çıkarmış. Buna göre sigaranın ya tamamen bırakılması ya da kapısı kapatılarak balkonda içilmesi gerekiyor. Çünkü sigara dumanı,astımı tetikleyen en önemli unsurlardan birisi. Ancak çevresel faktörleri arındırırken, çocuğun yaşamın içinden de kopmaması gerekiyor. Çocuk aktivitesini tamamen normal bir şekilde yerine getirmeli, rahatsızlığı da doktor kontrolünde tedavi edilmeli. Tabii ki alınması gereken bazı önlemler unutulmadan....Astım tedavisinde antibiyotiklerin hiçbir yeri yok. Sadece astımın yanında bir sinüzit, kulak enfeksiyonu, gibi durumlar da varsa antibiyotik alınabiliyor. Aksi takdirde antibiyotikler hastalığı tedavi etmediği gibi, çocuğa gereksiz bir yüklenme yapıyor. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar, bronşları gevşetip solunumu rahatlatan ve astım krizi gelişmesini önleyen iki bölümde yer alıyor. Bu ilaçlar bir miktar kortizonda içerebiliyor. Ancak burada asıl marifet, çocuğa zarar vermeyecek en düşük dozda, fakat bu olayı da baskılayabilecek bir dozu bulmak. Çünkü astım; çabuk kaybolmayan, tam tersine, iyiliğin kanıtlanmasını zorunlu kılan bir hastalık.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Op.Dr. Özgür Leylek&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-2469783336915919257?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Idmr8J40mXMImfj_0P_cmeixjfM/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Idmr8J40mXMImfj_0P_cmeixjfM/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Idmr8J40mXMImfj_0P_cmeixjfM/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Idmr8J40mXMImfj_0P_cmeixjfM/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/vMkjdNDjgrY" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/2469783336915919257/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/alerjiye-karsi-enfeksiyon.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/2469783336915919257?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/2469783336915919257?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/vMkjdNDjgrY/alerjiye-karsi-enfeksiyon.html" title="Alerjiye Karşı Enfeksiyon" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2010/01/alerjiye-karsi-enfeksiyon.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkcBR3o4eyp7ImA9WxBRFUk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-4112608907823788857</id><published>2009-06-29T17:59:00.004+03:00</published><updated>2010-01-03T21:47:36.433+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-03T21:47:36.433+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="cocukluk doneminde astim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="astım" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="astım tedavisi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="astim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="alerjiler" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="astim turleri" /><title>Çocukluk Döneminde Astım</title><content type="html">&lt;a href="http://www.hospitaliumgroup.com/images/brosur_resimleri/astim1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 182px; CURSOR: hand; HEIGHT: 146px" alt="" src="http://www.hospitaliumgroup.com/images/brosur_resimleri/astim1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Halk dilinde kısaca nefes darlığı olarak da bilinen, ama bu tanımın dışında, tekrarlayan ya da bir kez başladı mı uzayıp giden öksürük; koşarken, oynarken ve hatta gülerken gelişen öksürük ve/ya da nefes darlığı; veya doğrudan nefes darlığı/hava açlığı ve hışıltılı solunum astım tanısını düşündürmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk dilinde kısaca nefes darlığı olarak da bilinen, ama bu tanımın dışında, tekrarlayan ya da bir kez başladı mı uzayıp giden öksürük; koşarken, oynarken ve hatta gülerken gelişen öksürük ve/ya da nefes darlığı; veya doğrudan nefes darlığı/hava açlığı ve hışıltılı solunum astım tanısını düşündürmelidir. Kimi kez ise yukarıda sözü edilen bulgular aniden başlayabilir ve nefes darlığı/hışıltılı solunum giderek solunum yetmezliğine ve ölümle sonuçlanabilecek astım krizlerine yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hastalığın oluşum nedenleri nelerdir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Astım çok çeşitli nedenlerle gelişebilmektedir. Ama asıl neden kalıtsal olmasıdır. Kalıtıma katkıda bulunan ikincil faktörler ise çevresel faktörlerdir. Örneğin viruslar, allerjenler, (alerjik olma durumu da kalıtsaldır) hava kirlilikleri, sinüzit ve kimi ilaçlar en sık görülen ikincil faktörlerdir.Bu bağlamda çevre faktörleri, erken çocukluk ve geç çocukluk dönemlerinde kimi farklılıklar gösterebilir. Erken çocukluk devresinde hışıltılı solunum/solunum güçlüğüne neden olan en önemli faktör viral infeksiyonlardır. Viral infeksiyonlar içinde de en sık solunum güçlüğüne RSV-respiratory syncytial virüs – infeksiyonu neden olur. Her viral infeksiyonla nefes darlığı çeken çocuk, daha sonra astımlı olacak diye bir kural yoktur ama ilk 1-2 yılda 2’den fazla hışıltılı solunum/bronşit/bronşiolit/ “zatürree başlangıcı” gibi tanılar konulan bebeklerin çok dikkatle izlenmesi ve allerjik bir alt yapılarının olup olmadığı incelenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çocukluk çağında en sık görülen astım türleri ve nedenleri nelerdir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaşlarda en sık görülen astım nedenlerinden biri de allerjidir. Allerjik rinit – saman nezlesi – olan çocukların %25’inde astım da gelişir.Ayrıca atopik dermatit- allerjik egzamalı çocukların %70’inde yiyecek allerjisi gözlenmiştir. Özellikle erkek bebeklerde kız bebeklere göre atopit dermetiti olanlarda daha fazladır. Erken çocukluk çağına özgün allerjenler genellikle yiyecek allerjenleri-inek sütü, yumurta-ya da solunum yoluyla alınan-küf, ev tozu akarları, evde yaşayan evcil hayvanlar-allerjenil mileküllerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bize biraz yiyecek alerjilerinden bahseder misiniz?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk arasında yiyecek allerjilerinin, yalnızca deride döküntü ya da egzama yaptığı sanılmakla birlikte kimi kez burun tıkanıklığı, astım, isal/kusma gibi belirtiler de verebileceği bilinmektedir. Erken çocukluk döneminde hışıltılı bebeklerde ayırıcı tanıda anotomik-doğuştan yapısal-bozuklukların da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Ayrıca tüm yaş gruplarında sistik fibroz tanısı da düşünülebilir. 3-4 yaşından sonra solunum allerjilerine mevsimlerle ilintili olarak polen allerjenleri de katılır ve saman nezlesi ile birlikte astıma da neden olabilir. Bu yaşlarda da soğuk algınlığı viruslerine bağlı olarak bronşit/branşiolit/bronşitik astım gelişebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Astımı tetikleyen diğer unsurlar nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Astımı en fazla tetikleyen ve öteki nedenlerle bile gelişmiş olsa dahi astım tedavisini çok güçlendiren bir durum da hava kirliliğidir. Hava kirliliği yalnızca kömür/odun dumanı ya da egzoz gazları olarak düşünülmemelidir. Evlerde içilen sigarının dumanı, yapılan binlerce bilimsel çalışmayla saptandığı üzere astımlıları son derece olumsuz etkilemekle kalmayıp, tek başına astımın gelişmesine neden olabilmektedir. Sigara içilen evlerde yaşayan çocuklarda bronşit/astımın gelişmesinin, içilmeyen evlerdeki çocuklara göre %60 – 70 daha fazla olduğu gösterilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Astımın tanı ve tedavisi nasıl yapılır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erken tanı çok önemlidir. Erken tanı ile astımın yerleşmesi ve kemikleşmesi önlenebilir. Modern tıpta çok etkin ilaç tedavileri vardır. Ama çevre faktörlerinin kontrol edilmesi en az ilaç tedavisi kadar, hatta daha fazla önemlidir. Yukarıda sözünü ettiğim hikaye ve bulguları olan çocukların erken tanısı için oldukça kolay uygulanabilen birçok kan, deri ve solunum testleri vardır. Yukarıda sözü edilen şikayetleri olan çocukların bir allerji/ astım uzmanı tarafından incelenmesi ve gerekli önlemlerin mümkün olduğunca erken alınması çok uygun olur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-4112608907823788857?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PTebcIPwj8vEEh4d1OPlbl-68lA/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PTebcIPwj8vEEh4d1OPlbl-68lA/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PTebcIPwj8vEEh4d1OPlbl-68lA/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PTebcIPwj8vEEh4d1OPlbl-68lA/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/qLZ1shsT4Ng" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/4112608907823788857/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/cocukluk-doneminde-astm.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/4112608907823788857?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/4112608907823788857?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/qLZ1shsT4Ng/cocukluk-doneminde-astm.html" title="Çocukluk Döneminde Astım" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/cocukluk-doneminde-astm.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0INQXs4eip7ImA9WxJWGU4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-6886080950829267938</id><published>2009-06-25T15:00:00.004+03:00</published><updated>2009-06-25T15:06:30.532+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-25T15:06:30.532+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sıvı alımı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Çocuklarda Sıvı Alımı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çocuklarda sıvı" /><title>Çocuklarda Sıvı Alımı</title><content type="html">&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/SkNnp3kRQpI/AAAAAAAAAEI/sp872YlLctg/s1600-h/cocuk-su.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351234751234654866" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 194px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/SkNnp3kRQpI/AAAAAAAAAEI/sp872YlLctg/s200/cocuk-su.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;''Bir bardak daha istiyorum lütfen...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cümleyi bir çocuktan duymak harika, fakat maalesef nadir olan bir şey. İşte size çocuklarınızı daha fazla sıvı almaya teşvik edebilmeniz için birkaç ipucu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar oyuna daldıklarında her şey onlar için önemini yitirir. Su veya herhangi başka bir şey içmek akıllarının ucundan bile geçmez. Oysa her insan için olduğu gibi, çocukların da gün içinde yeterli miktarda sıvı almaları çok önemli. Çünkü sıvı eksikliği, çocukların kısa sürede yorgunluk hissetmelerine neden olur. Çocuklar ne kadar küçük olurlarsa, o denli sıvıya ihtiyaç duyarlar. Neden mi? İşte sebepleri:&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Çocuk organizmasının yüzde 80'i sudan oluşur. Yetişkinlerde ise bu miktar yüzde 70'e düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların toplam cilt yüzeyi, vücut oranlarına göre yetişkinlerinkiden daha büyüktür. Aynı durum çocukların akçiğerleri için de geçerlidir ve bu organlar üzerinden çok fazla sıvı kaybedilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böbreklerin de metabolizmanın iyi çalışmasını sağlamak için bol miktarda sıvıya ihtiyaçları vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, çocukları sıvı almaya, su içmeye alıştırmak için birkaç öneride bulunuyor ve çocuk yaşlarda bol sıvı almaya alışanların ilerki yaşlarda da bu alışkanlıklarını devam ettirdiklerini vurguluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar her öğünde birşeyler içmeli. Bardak boşaldıkça siz doldurun. Su iştahı kapatır gibi laflara inanmayın. Sıvı ve özellikle su içmek çok sağlıklı ve gerekli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece öğünlerde değil, diğer zamanlarda da çocuklara sürekli içecek verin. Oyunları sırasında onlara birşeyler içmeleri gerektğini hatırlatıp serinletici veya sıcak içecekler ikram edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar için en sağlıklı içecekler tabii ki öncelikle su, daha sonra doğal, katıksız ve şekersiz meyve suları, bitkisel çaylar. Suda bol mineral var, şeker ve kalori yok. Limonata ve kolada ise bunun tam tersi şeker, kalori ve kafein var. Kısacası çocuklarınıza bir iyilik yapın ve onları suya alıştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların okulda geçirdikleri zaman için beslenme çantalarına sandviçlerinin yanı sıra mutlaka içecek de ilave etmeyi unutmayın. Birçok yerde çok pratik su şişeleri satılıyor, siz de mutlaka bir tane alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğunuza örnek olun. Çocuklar hep ebeveynlerini ve sevdikleri insanları taklit eder. Çocuğunuzla birlikte siz de bol bol su için. Sabahları kahvaltıda ve her öğünde masada su bulundurun.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-6886080950829267938?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/eMO94oSGFVG9N3AE5E7ACmlWKtk/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/eMO94oSGFVG9N3AE5E7ACmlWKtk/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/eMO94oSGFVG9N3AE5E7ACmlWKtk/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/eMO94oSGFVG9N3AE5E7ACmlWKtk/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/9mEho2aQPIM" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/6886080950829267938/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/cocuklarda-sv-alm.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/6886080950829267938?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/6886080950829267938?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/9mEho2aQPIM/cocuklarda-sv-alm.html" title="Çocuklarda Sıvı Alımı" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/SkNnp3kRQpI/AAAAAAAAAEI/sp872YlLctg/s72-c/cocuk-su.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/cocuklarda-sv-alm.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0YCQ3wzfSp7ImA9WxJWGU4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-2040445178334261067</id><published>2009-06-25T14:57:00.001+03:00</published><updated>2009-06-25T14:59:22.285+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-25T14:59:22.285+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebeklerde ateş" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ateş" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek ateş" /><title>Bebek Ateşi</title><content type="html">&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/SkNmZunixyI/AAAAAAAAAEA/9Y8Sxoo096g/s1600-h/bebek-ates.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351233374442932002" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 178px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/SkNmZunixyI/AAAAAAAAAEA/9Y8Sxoo096g/s200/bebek-ates.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;Bebeğiniz doğduktan sonra yapacağınız ilk işlerden biri bir derece edinmektir. Bunun için farklı ticari ürünler olmakla birlikte cıvalı termometreler en güvenilir olanıdır. Her şey yolunda giderken ortaya çıkan her türlü olumsuzluğu değerlendirirken ateş kesinlikle ölçülmelidir. Ateş koltuk altından ve tekrarlayan ölçümler ile değerlendirilmeli. Beslenme ve ağlama dönemi sonrası ölçüm için uygun değildir. Koltuk altının ıslak olmamasına özen gösterilmelidir. Uygun şartlarda yapılan tekrarlayan ölçümlerin 37,5 C üzerinde olması ateş olarak tanımlanmalıdır. Bu şekilde ateş saptanan çocuklar bir sağlık kuruluşuna getirilmelidir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-2040445178334261067?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/dnxMt0BqRMiLa69Gi0ZOMcJDB8A/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/dnxMt0BqRMiLa69Gi0ZOMcJDB8A/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/dnxMt0BqRMiLa69Gi0ZOMcJDB8A/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/dnxMt0BqRMiLa69Gi0ZOMcJDB8A/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/bLiBIEzRpX4" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/2040445178334261067/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/bebek-atesi.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/2040445178334261067?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/2040445178334261067?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/bLiBIEzRpX4/bebek-atesi.html" title="Bebek Ateşi" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/SkNmZunixyI/AAAAAAAAAEA/9Y8Sxoo096g/s72-c/bebek-ates.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/bebek-atesi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0IFR3Y8cCp7ImA9WxJWGU4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-7540037790810993770</id><published>2009-06-25T14:47:00.003+03:00</published><updated>2009-06-25T15:05:16.878+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-25T15:05:16.878+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Emzirmenin Püf Noktaları" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek emzirme" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebe emzirme" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="emzirme" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="emzirmenin puf noktalari" /><title>Emzirmenin Püf Noktaları</title><content type="html">&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/SkNlu0lYb-I/AAAAAAAAAD4/E09VkgDa_yM/s1600-h/bebek-emzirme.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351232637310103522" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/SkNlu0lYb-I/AAAAAAAAAD4/E09VkgDa_yM/s200/bebek-emzirme.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;* Emzirme bebeğinizle sizin aranızda sağladığı yakın temas nedeniyle özel bir bağ oluşmasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bebeğiniz doğduktan sonra ılk yarım saat içinde sütünüzün gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su vermeden mutlaka emzirmelisiniz.İlk 48 saat içinde sık emzirmek sütün yeterliliği açısından önem taşır.Çünkü sık emmeye bağlı olarak süt salgısında artış olacaktır.Bu nedenle sütünüz henüz gelmemiş bile olsa sık emzirmeye devam ediniz.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;* Kolostrum adı verilen ilk süt protein bakımından oldukça zengindir ve içinde bebeği bulaşıcı hastalıklardan koruyacak bol miktarda antikor taşımaktadır.Kıvamı koyu ve sarımsı bir rengi olan kolostrum sonraki birkaç gün içinde normal anne sütüne dönüşecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kolostrum sıvısı hamileliğinizin yedinci ayından sonra sağılabilir.Bu aylarda duş altında memenin ayla kısmına (meme başı etrafında bulunan koyu renkli kısım)baş ve işaret parmaklarıyla yapılacak kısa masajlar süt kanallarının açılmasına yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bebeğinizi emzirmeden önce ellerinizi yıkayın.Yeni kaynatılmlş ılık suya batırdığınız pamukla meme başlarınızı silin.Bebeğinizi mümkün olduğu kadar dik bir pozisyonda kucağınıza alın.Meme başınızı bebeğin yanağına değdirerek onun içgüdüsel olarak memenize yönelmesini sağlayın.Bebeğinizin meme başını çevresindeki koyu renkli kısımla (ayla) birlikte ağzına almasını sağlayın.Böylece bebek bu kısma dudaklarıyla bastırdıkça meme başından süt gelir.Sadece meme ucunu emerse yeterli süt alamıyacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Gaz sancılarını engellemek için hava yutmasını en aza indirmek gerekir.Bunun için emzirirken bebeğinizi mümkün olduğu kadar yere dik tutmaya çalışın.Gazını çıkarmak için başını omzunuza dayayıp yine dik bir pozisyonda sırtına hafif hafif vurmanız yeterli olacaktır.Bebeğiniz yuttuğu hava ile birlikte bir kısım sütü geri çıkartabilir.Bu nedenle omuzunuza önceden temiz bir peçete yada mendil koymalısınız.Bu işlem 15-20 dakika sürmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Anne sütü ile beslenen sağlıklı bir bebeğe ilk üç ayda ayrıca su vermeye gerek yoktur.Ancak kemik ve diş gelişimi için beslenmeye D vitamini eklenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bebeğinizi yan yatırmaya özen gösterin.Bu bebeğinizin çıkaracağı süt veya tükürük salgısının nefes borusuna kaçmasını engelleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bebeğinizi her ağlayışında ve istediğinde emzirmelisiniz.Bu bebeğinizin hem beslenmesini hem de psikolojik olarak doyuma ulaşmasını sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Süt üretiminin uyarılabilmesi için özellikle başlangıçta bebeğinizin her öğünde heriki memedende emmesi gerekir.Bir sonraki emzirme öğününde son emzirmede bıraktığınız meme ile başlayın.İlk günlerde emzirme süresi her göğüs için 3-5 dakika olabilir.Bebeğin emme gücünün artmasıyla birlikte bu süre 10-15 dakikaya uzayacaktır.15 dakika bir göğüs, 15 dakika diğer göğüs şeklinde 30 dakikalık bir emzirme yeterli beslenmeyi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bebeğiniz emzirme sırasında genellikle uyuya kalır.Göğüs değiştirme sırasında hafif uyarılarla uyandırılarak diğer göğüsü de emmesi sağlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Göğüs temizliği ve bakımı için kaynatılmış ılık suyla ıslatılmış pamukla silmek yeterli olacaktır.Emzirmeden sonra meme başlarınızı dikkatle kurulayın ve sütyeninizin içine temiz bir bez yada göğüs pedi koyarak kuru kalmalarını sağlayın.Sızan sütle nemlenir nemlenmez bezi değiştirin.Emzirmenin sonunda göğüs ucu sıkılarak çıkan sütün meme başı veya etrafına sürülerek bırakılması göğsün yumuşak kalmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Hamilelik döneminde olduğu gibi emzirme döneminde de doktorunuza danışmadan ilaç kullanmamaya özen gösterin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-7540037790810993770?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/EUo1-PajTUgi6KV5FojlgwPbr0I/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/EUo1-PajTUgi6KV5FojlgwPbr0I/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/EUo1-PajTUgi6KV5FojlgwPbr0I/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/EUo1-PajTUgi6KV5FojlgwPbr0I/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/EBnorDVimlY" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/7540037790810993770/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/emzirmenin-puf-noktalar.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/7540037790810993770?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/7540037790810993770?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/EBnorDVimlY/emzirmenin-puf-noktalar.html" title="Emzirmenin Püf Noktaları" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/SkNlu0lYb-I/AAAAAAAAAD4/E09VkgDa_yM/s72-c/bebek-emzirme.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/emzirmenin-puf-noktalar.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkMHQHs7cCp7ImA9WxJWGU4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-5390418327607207231</id><published>2009-06-25T14:36:00.002+03:00</published><updated>2009-06-25T14:47:11.508+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-25T14:47:11.508+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek giysi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebeklere giysi alırken dikkat etmesi gerekenler" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebeklere giysi" /><title>Bebeğinize Giysi Alırken Dikkat Etmeniz Gerekenler</title><content type="html">&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/SkNjre6QqcI/AAAAAAAAADw/wVm7b-pwOeM/s1600-h/bebekgiysi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351230380929231298" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 186px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/SkNjre6QqcI/AAAAAAAAADw/wVm7b-pwOeM/s200/bebekgiysi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Giysiler makinede yıkanabilir olmalı - elde yıkamak için ne zamanınız ne de sarfedeceğiniz gücünüz var.Yumuşak, doğal kumaşlar bebeğinizin cildi için birebirdir.Body'ler bebeğinizin bezinin kaymasını engeller ve bebeğinizi daha sıcak tutar. Bebeğinizin bezini değiştirmek kolaylaşır.Birçok bebek yüzlerinin örtülmesinden nefret eder, geniş yüzü kapatmayan tarzda kıyafetler almaya dikkat edin.Parmaklı Eldivenler, elleri parmak için yapılan boşlukların içinde sıkışabileceği için elverişli değildir. Parmaksız eldiven tercih edin.Çorap, tayt ve botlarının hafif bol olmasına, dar olmamasına dikkat edin.Yeni doğan bebeğiniz için 0-3 yaş arası satılan bebek giysileri alın, yenidoğan giysileri almaktan daha pratiktir.Bebekler çok çabuk büyürler. Kullanılmış veya arkadaşlarınızdan ödünç aldığınız giysiler daha az para harcamanızı sağlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-5390418327607207231?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Hete5rDnmgal_iYCgpHQqJnJtp4/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Hete5rDnmgal_iYCgpHQqJnJtp4/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Hete5rDnmgal_iYCgpHQqJnJtp4/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Hete5rDnmgal_iYCgpHQqJnJtp4/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/y9NnrYUJZk8" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/5390418327607207231/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/bebeginize-giysi-alrken-dikkat-etmeniz.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/5390418327607207231?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/5390418327607207231?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/y9NnrYUJZk8/bebeginize-giysi-alrken-dikkat-etmeniz.html" title="Bebeğinize Giysi Alırken Dikkat Etmeniz Gerekenler" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/SkNjre6QqcI/AAAAAAAAADw/wVm7b-pwOeM/s72-c/bebekgiysi.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/bebeginize-giysi-alrken-dikkat-etmeniz.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;Ak8ERng5eip7ImA9WxJWF0s.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-1637128374093110347</id><published>2009-06-23T17:43:00.005+03:00</published><updated>2009-06-23T17:53:27.622+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-23T17:53:27.622+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="rota virüs" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kış aylarında rota virüs enfeksiyonu" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="enfeksiyon" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Rota Virüs Enfeksiyonu" /><title>Rota Virüs Enfeksiyonu</title><content type="html">&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/SkDrBba3VBI/AAAAAAAAADc/0SWUu5IXlZ8/s1600-h/rotatv4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350534767088981010" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 153px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/SkDrBba3VBI/AAAAAAAAADc/0SWUu5IXlZ8/s200/rotatv4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kış aylarında yoğun olarak görülen ve her yıl milyonlarca çocuğu etkileyen bir virüs türüdür Rota.Rota virüsü çocukluk çağındaki ishalin ortaya çıkmasındaki en büyük etken olarak biliniyor. Kolay bulaşan ve gelişmekte olan ülkelerde ölümlere varan ciddi vakalara yol açan rotavirüs ishallerinden artık aşı ile korunmak mümkün. Yapılan çalışmalar aşının, rotavirüs vakalarını yüzde 74 azalttığını ortaya koyuyor. Sema Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hamza Yazgan ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Amerikan Pediatri Akademisi Üyesi Dr. Hayriye Aygar konuyla ilgili merak edilenleri anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Rota virüs ince bağırsağa yerleşerek, rahatsızlıklara sebep oluyor. Çok şiddetli ishal ve kusmayla ortaya çıkan rota virüsü enfeksiyonları, vücutta sıvı kaybına sebep oluyor. İleri derece sıvı kaybı, böbrek yetmezliğine hatta ölümlere bile sebep olabiliyor. Sema Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hamza Yazgan, “Rota virüs ishalleri en çok kış aylarında görülüyor. Her yaş gurubunda görülebilmekle birlikte, daha çok 4–24 ay arası çocukları etkiliyor. Rota virüsü&lt;br /&gt;enfeksiyonuna özellikle iyi beslenemeyen çocuklarda rastlanıyor.” Diyerek bulaşma yollarıyla ilgili şunları söylüyor: “Rota virüs solunum yoluyla ve dışkı bulaşmış su ve yiyeceklerin tüketilmesiyle bulaşıyor. Virüs, vücudun sıvı kaybetmesi sonucu vücutta kolayca yayılıyor ve kısa sürede çocuklarda baş dönmesi, ateş ve mide bulantısıyla etkisini gösteriyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;En çok Aralık ayında görülüyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bütün dünyada bebeklerdeki ishallerin yüzde 10 – 20’si rotavirüsüne bağlı olarak gelişiyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 16.6. Dr. Hayriye Aygar, şöyle diyor: “Sıvı kaybıyla seyreden ağır ishal ve kusma nedeniyle hastaneye yatışlarda ilk sırada rotavirüs enfeksiyonları yer almaktadır. Ülkemizde genellikle kış aylarında en sık olarak Aralık ayında görülür. Neredeyse her çocuk 3 yaşına kadar enfekte olur. Yenidoğan ve 3 ayın altındaki bebekler anneden geçen antikorlar ile enfeksiyondan korunurlar. Bu sebeple ilk enfeksiyon 3 - 36 aylık bebeklerde görülür Tekrar görülme olasılığı sıktır ve ilk enfeksiyona göre daha hafif olma eğilimindedir. Süt çocukları genelde 1 ila 3 rotavirüs enfeksiyonundan sonra bağışıklık kazanır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Salgınlara rastlanabiliyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İshal bir hafta kadar sürebiliyor. Bağışıklık sistemi yetersiz olan hastalarda hastalık daha uzun ve ağır seyir gösterebiliyor. Yeni doğanlar ve süt çocukları anne sütünden geçen antikorlar sayesinde hastalığı daha hafif atlatabiliyor. “Rota virüs ishalleri, çocukların toplu halde yaşadığı kreş ve okullarda salgınlar şeklinde görülebiliyor.” diyen Dr. Hamza Yazgan, tedavi konusunda&lt;br /&gt;şunları söylüyor: “ Tedavinin başlıca amacı sıvı kaybını önlemek ve kaybedilen sıvıyı yeniden çocuğa kazandırmaktır. Bu amaçla çocuğa bol sıvı gıdalar vermekte yarar var. anne sütü ile beslenen çocuklarda anne sütüne devam edilmeli, normal beslenen çocuklarda az yağlı gıdalar tercih edilmeli, mümkünse sık aralarla azar azar beslenme yapılmalıdır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Korunmada En Etkin Yol: Aşı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Rotavirüse karşı aşı, ülkemizde 2007 yılında kullanılmaya başladı. Bu aşıların etkinliği ve güvenirliği yaklaşık 130.000 bebekte yapılan geniş çalışmalarla değerlendirildi. Bunun sonucunda da birçok ülkede ulusal aşı programında rotavirüs aşısı yer alıyor. Yapılan çalışmalar, aşılarının rotavirüs vakalarını yüzde 74, ağır vakaları yüzde 98 ve hastane yatışlarını yüzde 96 azalttığını ortaya koyuyor. 5 yaş altı çocuklarda ölüm oranının 2 / 3 oranında azalttığı&lt;br /&gt;görülüyor. Dr. Hayriye Aygar, aşının uygulanması konusunda şunları söylüyor: “Aşının ilk dozuna bebek 6-12 haftalıkken başlanır. Sonraki dozlar 4-10 hafta ara ile 2 veya 3 doz halinde ağız yoluyla uygulanır. 6 aylık olmadan aşılamanın bitirilmiş olması gerekiyor.Diğer aşılarla birlikte uygulanmasında bir sakınca yoktur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk aşı olmadıysa da genel hijyen kuralları bulaşmayı azaltıyor. Bu önlemleri şöyle sıralamak mümkün:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kreşlerde salgınları önlemek için yüzeylerin sabun suyla yıkanıp yüzde 70 etanol çözeltisi ile silinmesi hastalığın bulaşmasının sınırlandırılmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;• Hasta çocukların diğer çocuklarla teması engellenmelidir. Dr. Aygar, son olarak anne ve babalara şu uyarıda bulunuyor: “İshalin durdurulması amaçlı ilaçlar kullanılmamalıdır. Eğer ağızdan sıvı kaybı karşılanamıyorsa, dilin ve ağzın kuruması, kalp hızının artması, hızlı solunum&lt;br /&gt;gibi dehidratasyon belirtileri varsa hastanede serum tedavisi gerektiğini unutmayın.” &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-1637128374093110347?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/r0fCdkCwD8Aj_xTQyXRa6xpji4w/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/r0fCdkCwD8Aj_xTQyXRa6xpji4w/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/r0fCdkCwD8Aj_xTQyXRa6xpji4w/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/r0fCdkCwD8Aj_xTQyXRa6xpji4w/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/GjuRQl4hHKQ" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/1637128374093110347/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/rota-virus-enfeksiyonu.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/1637128374093110347?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/1637128374093110347?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/GjuRQl4hHKQ/rota-virus-enfeksiyonu.html" title="Rota Virüs Enfeksiyonu" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/SkDrBba3VBI/AAAAAAAAADc/0SWUu5IXlZ8/s72-c/rotatv4.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/rota-virus-enfeksiyonu.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUUARXw6eyp7ImA9WxJWFkU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-961841941877725234</id><published>2009-06-22T19:04:00.004+03:00</published><updated>2009-06-22T19:14:04.213+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-22T19:14:04.213+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Çocuklarda Yiyecek Sorunlarına Çözüme Doğru" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çocuklarda yeme sorunu" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çocuk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çocuklarda yiyecek sorunu" /><title>Çocuklarda Yiyecek Sorunlarına Çözüme Doğru</title><content type="html">&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/Sj-s-faiyTI/AAAAAAAAADE/hdD8pwQklFc/s1600-h/yeme.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350185071924136242" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/Sj-s-faiyTI/AAAAAAAAADE/hdD8pwQklFc/s200/yeme.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;p&gt;Çocuk tarafından yiyeceğin reddedilmesi, anne-babaya karşı kullanılan güçlü bir silahtır. Bu silahı hiçbir zaman çocuğun eline vermemek... Yeme sorunlarının başında gelen, yemeği reddetme ya da seçici davranma çocuklarda sık görülen olumsuz bir yeme davranışıdır. Çoğu durumda çocuk iyi besleniyor, ancak ailesinin beklentisi doğrultusunda yemiyordur. Anne, çocuğunun daha iyi, daha çok yemesini istemektedir. Başkalarının çocukları çok daha güzel yemektedir. Hele yemek bulamayan çocuklar kendi çocuklarının istemediklerini yemek için can atmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Bu durumun temelinde bebeklik döneminden beri gelen yanlış beslenme yöntemleri ve yaklaşımları söz konusudur. Gerçek anlamda iştahsızlık, çocuğun besini almak istememesi ile ortaya çıkan bir durumdur. Kansızlık, bağırsak parazitleri, hastalıklar çocukta iştah kaybına yol açabilir. Bu gerçek anlamda iştahsızlıktır. Yeme isteği kaybolmuş, hemen hemen hiçbir şeyi yemek istememektedir. Bu durumda kilo kaybı kaçınılmazdır. Kısa süreli bir hastalık nedeniyle ortaya çıkan bu gibi durumlar geçicidir ve asıl sorun ortadan&lt;br /&gt;kalktığında süratle iştah düzelir ve kaybedilen kilolar çabucak geri alınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek olmayan iştahsızlık durumunda ise çocuk yeme konusunda isteksiz ya da&lt;br /&gt;bazı yiyecekleri yemek istemesine karşın bazılarını yemek istememektedir, seçici&lt;br /&gt;davranmaktadır. Sonuç olarak bu ocuklar kilo kaybetmezler, aksine sıklıkla&lt;br /&gt;normal kiloda hatta olması gerekenden fazla kiloda bile olabilirler. Yemeleri&lt;br /&gt;uygun olmayan birçok yiyeceği iştahla yerken sağlıklı yiyecekleri yemek&lt;br /&gt;istememektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul öncesi yaşlarda gerek iştahsızlık, gerekse besini reddetme ya da seçici&lt;br /&gt;davranma gibi yeme sorunları, büyük ölçüde psikolojik nedenlerle ortaya çıkar.&lt;br /&gt;Bu yaşlarda beslenme, çocuk ve ailesi arasında duygu alışverişini belirtmenin en&lt;br /&gt;iyi yoludur. Çocuk, ona bakan kişilerin bu konuya verdikleri önemin bilincine&lt;br /&gt;kolaylıkla varır. Bunu kendi iletişimi için kullanır. Yemek yemeyi istemedikçe&lt;br /&gt;etrafındakiler onunla daha çok ilgilenmektedirler. O da bu ilginin devam etmesi&lt;br /&gt;için yemeyi red ederek, sorunun uzamasını tercih edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı çocuklar dikkat çekmek için beslenmeyi reddedebilirler. Bu durumda yemekten&lt;br /&gt;önce çocukla oynamak çözüm olabilir. Çocuk tarafından yiyeceğin reddedilmesi,&lt;br /&gt;anne-babaya karşı kullanılan güçlü bir silahtır. Bu silahı hiçbir zaman çocuğun&lt;br /&gt;eline vermemek, verilmişse geri almak uygun olur. Aile ile çocuk arasında&lt;br /&gt;yaşanan olumsuz yeme davranışı ile ilgili gerginliklerin devam etmesi, daha&lt;br /&gt;büyük ve çözümlenmesi zor sorunlara yol açabilir. Ailenin, çocuğun yemeğini&lt;br /&gt;yemesi konusuna çok önem vermediği mesajını vermelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumsuz yeme davranışı olan çocuklara yaklaşımda aşağıdaki noktalara dikkat&lt;br /&gt;edilmesi yararlı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Çocukların yemekten 1 saat önce ve yemek sırasında sıvı alımları azaltılmalıdır.&lt;br /&gt;Bu midenin dolarak gerilmesine ve yalancı tokluk hissine yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Çocuk biberon kullanıyorsa, biberon bardakla değiştirilmeye çalışılmalıdır.&lt;br /&gt;Çünkü biberon ile beslenme bebeklik döneminde kalmalı, çocukluk döneminde&lt;br /&gt;sıvılar bardakla alınmalı, diğer yiyecekler çiğneyerek yutulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Günlük süt tüketimi 2 su bardağını aşmamalıdır. Sütün fazlası beslenmeyi&lt;br /&gt;bozabileceği gibi demir emilimini engelleyerek kansızlığa da yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Çocuğun besin seçimindeki öncelikleri dikkate alınarak farklı çeşitte besinler&lt;br /&gt;sunulmalıdır. Bu konuda onun tercihleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Fakat&lt;br /&gt;bu her zaman köfte, kızarmış patates, pilav, makarna olarak değil de yemesi&lt;br /&gt;gerekli olan besin gruplarından onun tercih etmesine fırsat verilmesi tarzında&lt;br /&gt;olmalıdır. Örneğin kırmızı et yemesi için köfte, yemeğin içinde kıyma, parça&lt;br /&gt;etli yemek, sulu köfte vb. şekilde kırmızı et içeren farklı menülerden kendi&lt;br /&gt;tercihine yönlendirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yemek porsiyonları annenin kendi ölçülerine göre değil, çocuğun gereksinimine&lt;br /&gt;göre ayarlanmalıdır. Genellikle anneler, porsiyonları kendilerine göre&lt;br /&gt;düşünmektedir. Toplam mide kapasitesi 300 ml olan bir çocuk 200 ml çorba&lt;br /&gt;içtikten sonra ancak 100 ml (yaklaşık yarım su bardağı) başka bir besini&lt;br /&gt;alabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bir öğünde verilen besin reddedildiyse, tamamen farklı bir besin denenmeli ve&lt;br /&gt;onun da reddedilmesi durumunda, bir sonraki öğüne kadar herhangi bir besin&lt;br /&gt;verilmeden beklenmelidir. Bir sonraki öğün zamanında önce istese de bir sonraki&lt;br /&gt;öğünü beklemesi gerektiği söylenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ara öğünler küçük porsiyonlar şeklinde olmalıdır. Bu daha sonraki ana öğüne&lt;br /&gt;acıkmasını sağlayacak kadar olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Herhangi bir nedenle ödül olarak şeker ve tatlı türünden besinler&lt;br /&gt;verilmemelidir. Genel olarak ödül – ceza yemek konusunda uygulanmamalıdır. Bu&lt;br /&gt;uygulandığında yemek yemenin stratejik bir olay olduğu mesajı çocuğa&lt;br /&gt;verilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yiyecekler çocuğun kolayca yiyebileceği ve ilgilenebileceği biçimde&lt;br /&gt;hazırlanmalıdır. (Örneğin küçük dilimlenmiş havuç, salatalık, küçük şekillenmiş&lt;br /&gt;köfte, sigara böreği, karikatürize edilmiş kurabiye, kek vb)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Çocuklar anlatılanı değil, gördüklerini taklit ederek öğrenirler. Bu nedenle&lt;br /&gt;anneler, babalar ve çocuğun bakımından sorumlu diğer kişiler olumlu (tutarlı ve&lt;br /&gt;benzer) yeme davranışı içinde olmalıdır. Çocuğa yedirmeye çalıştığı yemeyi&lt;br /&gt;kendisi yemiyorsa bu hiç de iyi bir örnek olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Grup halinde yaşıtlarıyla ya da arkadaşının evinde, restoranda, piknikte yemek,&lt;br /&gt;çocuklarda, özellikle seçici çocuklarda olumlu yeme davranışının gelişmesine&lt;br /&gt;yardımcıdır. Evde yeme sorunları olan çocuklar bu gibi durumlarda kötü&lt;br /&gt;davranışlarını terk edebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Geçici olarak bir yiyeceğe düşkünlük veya reddetme, bu yaş çocuklarda görülen&lt;br /&gt;yaygın bir sorundur. Normal gelişimin bir parçası olarak kabul edilen bu durum,&lt;br /&gt;çocuğun bağımsızlığının bir ifadesidir. Bir süre için istemediği bir besini bir&lt;br /&gt;süre sonra çok sevebileceği gibi sevdiği bir besini de sonra istemeyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yemek saatlerinin çocuğun gününün hoş bir bölümü olmasına özen gösterilmelidir.&lt;br /&gt;Ailesi birlikte olduğu, hoş anların yaşandığı bir zaman dilimi olması&lt;br /&gt;sağlanmalıdır. Aksi takdirde yemek zamanı çocuğun hiç hoşlanmadığı bir an&lt;br /&gt;olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Reddetme durumunda, çocuğu yemek konusunda zorlama doğru değildir. Bu sorunları&lt;br /&gt;daha kötüleştirir. Reddedilen besin daha sonra tekrar denenmelidir. Bir öğün,&lt;br /&gt;bir gün hatta biraz daha uzunca bir süre yemek yememesi çocuğun genel durumu&lt;br /&gt;konusunda zarar vermeyecektir. Yaşayan bir canlı olarak kısa bir süre sonra&lt;br /&gt;acıkacak ve yemek isteyecektir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-961841941877725234?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/MJmaB6HDUWw2I1Q2sm3NlNQW0fg/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/MJmaB6HDUWw2I1Q2sm3NlNQW0fg/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/MJmaB6HDUWw2I1Q2sm3NlNQW0fg/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/MJmaB6HDUWw2I1Q2sm3NlNQW0fg/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/Ve_bhsnJoas" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/961841941877725234/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/cocuklarda-yiyecek-sorunlarna-cozume.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/961841941877725234?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/961841941877725234?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/Ve_bhsnJoas/cocuklarda-yiyecek-sorunlarna-cozume.html" title="Çocuklarda Yiyecek Sorunlarına Çözüme Doğru" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/Sj-s-faiyTI/AAAAAAAAADE/hdD8pwQklFc/s72-c/yeme.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/cocuklarda-yiyecek-sorunlarna-cozume.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEAFSX4ycSp7ImA9WxJWFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-7055326987689036837</id><published>2009-06-18T19:37:00.002+03:00</published><updated>2009-06-22T01:18:38.099+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-22T01:18:38.099+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kolay temizlenen oyuncak alın" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kolay temizlenen oyuncak" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kolay temizlenen" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="oyuncak" /><title>Kolay temizlenen oyuncak alın!</title><content type="html">&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/Sjpt0Ae9MlI/AAAAAAAAACQ/5re4vtmARWs/s1600-h/oyuncak.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348708247706350162" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 159px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/Sjpt0Ae9MlI/AAAAAAAAACQ/5re4vtmARWs/s200/oyuncak.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Çocukların sağlığını korumada, yaşadığı çevrenin temiz tutulması ve bazı&lt;br /&gt;önlemler alınması şarttır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda görülen çoğu hastalığa neden olan mikroplar onların yaşadığı&lt;br /&gt;alanlarda, oynadığı oyuncaklarda yerleşir. Küçük çocuklar, oyuncaklarını sürekli&lt;br /&gt;ağızlarına götüreceklerinden oyuncaklarını paylaşmamalıdırlar. Amerikan&lt;br /&gt;Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Özgeneci, oyuncak&lt;br /&gt;alırken kolay temizlenebilir olanların seçilmesine dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Elleri 10 saniye süreyle ılık suyla yıkama, korunma açısından etkili olmaktadır.&lt;br /&gt;Eller yıkandıktan sonra kâğıt havluyla kurulanmalıdır. Anti-mikrobik solüsyonlar&lt;br /&gt;ve alkollü jeller mikrobisidal etki açısından sabunlardan daha iyidir ve&lt;br /&gt;dermatit riski daha azdır. Bunlarda alkol oranı en az %60 olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enfeksiyonların bulaşma yolu;&lt;br /&gt;1. Temas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Direkt temas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İndirekt temas&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Damlacık yoluyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Hava (5mm’den küçük partikül; tuberkulosis, suçiçeği, kızamık) ile&lt;br /&gt;olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle eller enfeksiyonların bulaşmasında çok önemlidir. Oyuncaklar ile&lt;br /&gt;bulaşan hastalıklardan korunmada el temizliği çok önemlidir. Oyun grupları,&lt;br /&gt;çocukların zevkle zaman geçirdiği, eğlendiği topluluklar olup birlikte oynanan&lt;br /&gt;oyunlarda oyuncak paylaşımı olur. Solunum yoluyla bulaşan hastalıklar;&lt;br /&gt;kabakulak, krup sendromları (larenjit), boğmaca, kızamık, meningokok&lt;br /&gt;enfeksiyonları ve viruslar (üst solunum yolu enfeksiyonuna neden olanlar)&lt;br /&gt;oyuncaklarla bulaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zatürrelerin yarısına, menenjit ve orta kulak enfeksiyonlarının üçte birine&lt;br /&gt;pnömokoklar yol açar. Oyun çağında özellikle 2-5 yaş dönemindeki yuva çocukları&lt;br /&gt;riskli grubu oluşturur. Öksürük, hapşırık ile havadan ya da direk temasa geçen&lt;br /&gt;yıkanmamış eller ve öpüşme ile kolayca enfeksiyon bulaşır. Özellikle çocukların&lt;br /&gt;çok olduğu kreşler, yuvalar pnömokok enfeksiyonları için risklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İshaller, özellikle Rota virus gastroenteriti çok bulaşıcıdır ve genellikle&lt;br /&gt;oyuncaklarla bulaşır. Elinde açık yara ya da enfekte yanık bulunan çocuğun&lt;br /&gt;oyuncağını başka bir çocukla paylaşması çok ciddi stafilokoksik haşlanmış deri&lt;br /&gt;sendromuna neden olabileceği için sakıncalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitlenme en sık tarak, fırça ve şapka gibi oyuncakların paylaşımı ile olur.&lt;br /&gt;Barsak parazitleri, kıl kurdu, solucan ve amip çocuklarda ellerle taşınır. Beta&lt;br /&gt;streptokoksik tonsillit, kızıl, konjuktivitler, tuberküloz ve suçiçeği çok&lt;br /&gt;bulaşıcıdır. Hemen hemen tüm hastalıklar çocukluk çağında oyuncaklarla&lt;br /&gt;bulaşabilir. Ama en sık görülenler Rota ishali, suçiçeği, bitler’dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncak temizliği nasıl yapılmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İçi doldurulmuş oyuncaklar tek çocuk tarafından kullanılmalı, en az haftada&lt;br /&gt;bir kere çamaşır makinesinde yıkanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Çamaşır makinesinde yıkanabilen bez oyuncakları veya bulaşık makinesinde&lt;br /&gt;yıkanabilen sert plastik oyuncakları ayrıca dezenfekte etmek gerekmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sert plastikten yapılmış oyuncakların temizlenmesi: Sıcak sabunlu su ile iyice&lt;br /&gt;ovalayarak fırçayla yıkayın. 10 dakika çamaşır suyuyla hazırlayacağınız&lt;br /&gt;karışımda (2.5 litre suya 1 çorba kaşığı çamaşır suyu) bekletin ve sonra&lt;br /&gt;durulayın&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-7055326987689036837?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qU8MplVwVK_W0GocgH3kboVZxac/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qU8MplVwVK_W0GocgH3kboVZxac/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qU8MplVwVK_W0GocgH3kboVZxac/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qU8MplVwVK_W0GocgH3kboVZxac/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/3wTNqZ-h_eI" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/7055326987689036837/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/kolay-temizlenen-oyuncak-aln.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/7055326987689036837?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/7055326987689036837?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/3wTNqZ-h_eI/kolay-temizlenen-oyuncak-aln.html" title="Kolay temizlenen oyuncak alın!" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_bL_eUOgJO2g/Sjpt0Ae9MlI/AAAAAAAAACQ/5re4vtmARWs/s72-c/oyuncak.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/kolay-temizlenen-oyuncak-aln.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEANQH84fip7ImA9WxJWFk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5486470732053117452.post-2651325244608439317</id><published>2009-06-18T19:34:00.003+03:00</published><updated>2009-06-22T01:19:51.136+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-06-22T01:19:51.136+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Doğum sonrası beslenmenin 11 püf noktası" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="doğum sonrası" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="doğum sonrası beslenme" /><title>Doğum sonrası beslenmenin 11 püf noktası</title><content type="html">&lt;p&gt;Doğum sonrasında annelerin aklına gelen soruların ilki, fazla kilolardan nasıl&lt;br /&gt;kurtulacaklarıdır. Ama lohusalık döneminde kilolarınızı dert edinmeyin. Emziren&lt;br /&gt;annelerin hem kendilerini hem de bebeklerinin sağlıklarını ön planda tutması&lt;br /&gt;gerektiğini söyleyen Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Ayşe&lt;br /&gt;Korkmaz kadınlara doğum sonrası beslenme ile ilgili ipuçları veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Aslında hamilelik döneminde uyguladığınız beslenme programıyla doğum sonrası&lt;br /&gt;beslenme planınız arasında pek fark yok. Süt kalitesinin iyi olması emzirme&lt;br /&gt;dönemindeki yeterli ve dengeli beslenme ile bağlantılıdır. Bu dönemde dikkat&lt;br /&gt;etmeniz gereken bazı hususlar var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Öncelikle emzirmenin yoğun olduğu ilk 6 ayda kilo vermek için hiçbir zayıflama&lt;br /&gt;diyeti uygulamayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Özellikle yağlı yemekler yapmaktan kaçının. Daha çok ızgara veya buharda&lt;br /&gt;pişirme yöntemlerini kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Emzirme döneminde zayıflama diyeti uygulamayınız. Ancak aşırı yağlı, unlu ve&lt;br /&gt;şekerli gıdaları çok fazla tüketmemeye çalışınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• “Sütüm olacak” diye kilolarca tatlı yemenize gerek yok. Çünkü şeker ve şekerli&lt;br /&gt;besinler sütünüzü artırmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Aspirin bile olsa, doktorunuza başvurmadan ilaç almamalısınız. Bunlar sütünüze&lt;br /&gt;geçebilir veya sütünüzün azalmasına neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Doğumdan sonra emzirme döneminiz içerisinde günlük 2,5-3 litre sıvı almaya&lt;br /&gt;özen gösteriniz. Hazır meyve suları ve asitli içecekler yerine, az şekerli&lt;br /&gt;komposto suyu ve taze sıkılmış meye sularını tercih ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Hamilelikle birlikte aldığınız fazla kilolardan kurtulmak için ayda 1-2&lt;br /&gt;kilodan fazla vermemelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Canınız tatlı yemek istediği zaman sütlü tatlıları tercih ediniz. Böylece hem&lt;br /&gt;kilo kontrolü açısından hem de kalsiyum alımı açısından iyi bir tercih yapmış&lt;br /&gt;olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Şekerli gıdalarda şeker yerine pekmezi tercih ederek kansızlığa karşı önlem&lt;br /&gt;almış olacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bazı besinlerdeki gaz yapıcı öğeler sütünüze geçebilir bu da bebeğinizin&lt;br /&gt;rahatsız olmasına neden olabilir. Bu besinleri tüketirken dikkati olunuz. Bu&lt;br /&gt;besinler arasında; süt, yoğurt, karnıbahar, brokoli, lahana yer almaktadır.&lt;br /&gt;Yalnız unutulmamalıdır ki gaz yapacak besinler kişiden kişiye değişklik&lt;br /&gt;gösterebilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kansızlığa neden olabileceği için yemekler ile birlikte çay tüketmemeye dikkat&lt;br /&gt;ediniz. Yemek yedikten 1-2 saat sonra açık ve limonlu olarak tüketebilirisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kaynaklarda tatlandırıcı kullanmanın bir sakıncası olmadığı söylense bile anne&lt;br /&gt;sütü verdiğiniz süre içerisinde tatlandırıcı ve tatlandırıcı ile yapılmış&lt;br /&gt;ürünlerden uzak durmaya özen gösteriniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Anne sütüne geçtiği için bebeği etkileyeceğinden emzirme döneminde alkol&lt;br /&gt;kullanımı sakıncalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamileliğiniz sırasında “biz artık iki kişiyiz” mantığıyla aldığınız kilolar&lt;br /&gt;doğum sonrasında sizi iyice rahatsız etmeye başlar. Çünkü amacınıza ulaşmış;&lt;br /&gt;bebeğinizi dünyaya getirmişsinizdir. Geriye kalan fazla kilolarınızdan nasıl&lt;br /&gt;kurtulacağınızdır. Ancak doğum sonrasında (eğer emzirmenize bir mani yoksa) en&lt;br /&gt;az altı ay bebeğinizi emzireceğinizden beslenmenizdeki ayarlamaları bu koşula&lt;br /&gt;göre yapmalısınız. Ayrıca şunu da ilk madde olarak belirtmekte fayda var ki&lt;br /&gt;bebeğinizi emzirmek kilo vermenizi kolaylaştıran en etkili yöntemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü emzirme sırasında bazal metabolizma hızı denilen vücudun harcadığı enerji,&lt;br /&gt;normal dönemden daha fazladır. Bu nedenle, bu dönemde uygulanan sağlıklı bir&lt;br /&gt;beslenme programı ile hem kilo vermek kolaylaşıyor hem de bebeğinizi daha&lt;br /&gt;kaliteli sütle beslemiş oluyorsunuz. İlk maddesi emzirmek olan bu 11 maddelik&lt;br /&gt;listemiz ise beslenmenizdeki yeni düzenlemeler için size yol gösterici olabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Kalorilere dikkat! Şu anda her lokmanız bir zamanlar içinizde gelişmekte olan bebeğinizle paylaştığınız kadar önemli olmasa da, besin seçiminiz süt kaliteniz&lt;br /&gt;açısından önem taşımaktadır. Özellikle yeni bir anne olarak çok daha fazla&lt;br /&gt;enerjiye ihtiyacınız olacak. Bu nedenle eğer emziriyorsanız hamilelik öncesi&lt;br /&gt;ağırlığınızı korumak için almanız gereken kalori miktarına günde 400 ile 500&lt;br /&gt;ekstra kalori eklemeniz gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Proteinler; beslenmenin yapı taşları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamileliğiniz boyunca aldığınız proteinler, yavrunuz henüz bir embriyo iken onu&lt;br /&gt;sağlıklı bir bebeğe dönüştürmek için gerekli olan hücrelerin meydana gelmesini&lt;br /&gt;sağlayacak oluşumda en büyük görevi üstlendi. Şimdi ise, yeterli ve dengeli bir&lt;br /&gt;beslenme uygulamak için proteinlere ihtiyacınız bulunmaktadır. Enerjinin %15’i&lt;br /&gt;proteinlerden gelmelidir. Et, tavuk, balık, yumurta ve kurubaklagiller&lt;br /&gt;proteinler zengin olan besinlerdir. Ayrıca bu besinler B grubu vitaminleri,&lt;br /&gt;demir ve çinko açısından da zengindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Kalsiyum; gelecek için önemli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dönemde kalsiyum ihtiyacınızı tam anlamıyla karşılamak en çok dikkat etmeniz&lt;br /&gt;gereken konulardan biridir. Günlük beslenme içerisinde 3 porsiyon süt ve süt&lt;br /&gt;ürünleri tüketmek yeterli olacaktır. Kilo kontrolü açısından az yağlı olanları&lt;br /&gt;tercih edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Doğal vitamin kaynakları sebze ve meyveler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meyve ve sebzelerde hayati önem taşıyan vitaminler ve mineraller bulunur. Her&lt;br /&gt;öğünde mutlaka sebzeve meyve tüketmeye çalışınız. Pişirme şekli vitamin ve&lt;br /&gt;mineral içerikleri üzerinde etkilidir. Bu nedenle sebzeler önce yıkanıp sonra&lt;br /&gt;mümkün olduğu kadar büyük parçalar şeklinde çiğden olacak şekilde&lt;br /&gt;pişirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-Demir açığınızı mutlaka telafi edin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücuttaki demir eksikliği hamilelik döneminde birçok kadının karşısına çözülmesi&lt;br /&gt;gereken bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Bunun için hamilelikte demir ihtiyacına&lt;br /&gt;yönelik beslenmenin yanı sıra doktorun önerdiği şekilde dışarıdan demir&lt;br /&gt;takviyesi yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü hamileliğin ikinci yarısında bebeğiniz, demir depolarını oluştururken&lt;br /&gt;sizin demir depolarınızdan yararlanır. Bu nedenle, doğum sonrasında da devam&lt;br /&gt;eden demir eksikliğinizi gidermek için öğünlerinizi demir yönünden&lt;br /&gt;zenginleştirmek için kırmızı et, pekmez, yumurta sarısı günlük beslenmeye&lt;br /&gt;eklenmelidir.Yiyeceklerle beraber alınan demirin vücutta kullanılmasını önemli&lt;br /&gt;ölçüde engelleyen çay tüketimini ise mümkün olduğunca azaltmalısınız. Ayrıca&lt;br /&gt;demir emilimini arttırmak için C vitamini içeren besinler ile tüketilmesi daha&lt;br /&gt;iyi olacaktır. Salata, taze sıkılmış meyve suları gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-Folik asiti ihmal etmeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirme döneminde de tıpkı hamileliğinizde olduğu gibi folik asit yönünden&lt;br /&gt;zengin besinler tüketmelisiniz. Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler,&lt;br /&gt;karaciğer, böbrek, yumurta, kabuklu tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık,&lt;br /&gt;mercimek, baklagiller ve taze sıkılmış portakal suyunda bulunuyor. Hamilelikte&lt;br /&gt;ve emzirme süresinde 400-800 mikrogram alınması gerekiyor. Bu miktarı besinlerle&lt;br /&gt;karşılamak zor olduğu için vitamin haplarıyla açığı kapatabilirsiniz. Ayrıca&lt;br /&gt;folik asit vücutta depolanamadığı için her gün almak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-Yağlarlardan uzak durun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerjinin %30’u bu gruptan sağlanmalıdır. Özellikle n-3, n-6 ve n-9 yağ asitleri&lt;br /&gt;örüntülerine dikkat edilmelidir. n-3 yağ asitleri deniz ürünleri özellikle yağlı&lt;br /&gt;balıklarda (somon, uskumru), soyayağı, kanola yağı, yumurta sarısı ve anne&lt;br /&gt;sütünde bulunmaktadır. n-6 yağ asiti; soyayağı, ayçiçek ve mısırözü yağında&lt;br /&gt;bulunmakta, n-9 yağ asiti ise fındık ve zeytinyağında bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8-İyotlu tuz dostunuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilelik dönemi vücudun iyot gereksiniminin arttığı bir dönem. Çünkü&lt;br /&gt;hamilelikte görülen iyot eksikliği düşük, ölü doğum ve bebek ölümlerinde artmaya&lt;br /&gt;neden olurken, bebeklerde zeka geriliğine, sağırlık ve cüceliğe neden oluyor.&lt;br /&gt;Emzirme döneminde iyotlu tuz kullanmak iyot ihtiyacını karşılamak için yeterli&lt;br /&gt;olacaktır. Tuzu kapalı ve ışık almayan yer saklayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-Bol bol sıvı tüketin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğumdan sonra emzirme döneminiz içerisinde günlük 2,5-3 litre sıvı almaya özen&lt;br /&gt;gösteriniz.Bu miktar sıvının tamamını su ile tamamlayabilirsiniz veya hazır&lt;br /&gt;meyve suları ve asitli içecekler yerine, az şekerli komposto suyu ve taze&lt;br /&gt;sıkılmış meyve sularını tercih ediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10-Vitamin takviyesi gerekebilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirme dönemi içerisinde doktor tavsiyesi ile ek vitamin takviyesi alınabilir.&lt;br /&gt;Bu noktada sebze-meyvede bulunan doğal vitaminlerden daha fazla yararlanabilmek&lt;br /&gt;için ;meyve suları sıkıldıktan sonra yarım saat içinde tüketlimeli, salata&lt;br /&gt;yaparken mümkün olduğu kadar az bıçak ile işlem uygulanmasına dikkat edilebilir.&lt;br /&gt;Ayrıca salatanın limonu yemeden hemen önce sıkılmasına dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11- Enerji için karbonhidrat tüketiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirme döneminde hamilelikte olduğu gibi günlük enerjinin %55-60’ını&lt;br /&gt;karbonhidratlardan sağlamanız gerekmektedir Burada dikkat edilecek nokta şeker&lt;br /&gt;gibi basit karbonhidrat yerine pilav, makarna, patates, ekmek gibi kompleks&lt;br /&gt;karbonhidratlar tercih edilmelidir. Kilo kontrolü sağlamak açısından iyi&lt;br /&gt;olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Hastanesi&lt;br /&gt;Beslenme ve Diyet Bölümü&lt;br /&gt;Dyt. Ayşe Korkmaz &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5486470732053117452-2651325244608439317?l=cocukvesaglik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ZU9AUXTlxW-WAosKLYorsW124-c/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ZU9AUXTlxW-WAosKLYorsW124-c/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ZU9AUXTlxW-WAosKLYorsW124-c/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ZU9AUXTlxW-WAosKLYorsW124-c/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ocukVeSalk/~4/FFgYE_zRE9s" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/feeds/2651325244608439317/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/dogum-sonras-beslenmenin-11-puf-noktas.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/2651325244608439317?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5486470732053117452/posts/default/2651325244608439317?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/ocukVeSalk/~3/FFgYE_zRE9s/dogum-sonras-beslenmenin-11-puf-noktas.html" title="Doğum sonrası beslenmenin 11 püf noktası" /><author><name>Ercan Küçükbayram</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07447822119458138848</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://cocukvesaglik.blogspot.com/2009/06/dogum-sonras-beslenmenin-11-puf-noktas.html</feedburner:origLink></entry></feed>

