<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" version="2.0">

<channel>
	<title>Onur Caymaz</title>
	<atom:link href="http://onurcaymaz.com/index.php/feed/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
	<link>http://onurcaymaz.com</link>
	<description>Yazar, şair Onur Caymaz'ın kişisel sitesi.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Jan 2025 11:58:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Yazar, şair Onur Caymaz'ın kişisel sitesi.</itunes:subtitle><item>
		<title>Selim İleri’nin Daktilosu</title>
		<link>http://onurcaymaz.com/index.php/2025/01/09/selim-ilerinin-daktilosu/</link>
					<comments>http://onurcaymaz.com/index.php/2025/01/09/selim-ilerinin-daktilosu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur Caymaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jan 2025 11:44:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bazı Şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[attila ilhan]]></category>
		<category><![CDATA[bi'keman]]></category>
		<category><![CDATA[bir denizin eteklerinde]]></category>
		<category><![CDATA[bu yaz ayrılığın ilk yazı olacak]]></category>
		<category><![CDATA[cehennem kraliçesi]]></category>
		<category><![CDATA[dostlukların son günü]]></category>
		<category><![CDATA[edip cansever]]></category>
		<category><![CDATA[her gece bodrum]]></category>
		<category><![CDATA[hümeyra]]></category>
		<category><![CDATA[kadir inanır]]></category>
		<category><![CDATA[kemal tahir]]></category>
		<category><![CDATA[kırık bir aşk hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[mavi kanatlarınla yalnız benim olsaydın]]></category>
		<category><![CDATA[mecnunu çok dağlar]]></category>
		<category><![CDATA[onur caymaz]]></category>
		<category><![CDATA[orhan kemal]]></category>
		<category><![CDATA[öykü]]></category>
		<category><![CDATA[pastırma yazı]]></category>
		<category><![CDATA[perisi kaçmış yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[seni çok özledim]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://onurcaymaz.com/?p=327</guid>

					<description><![CDATA[A: A harfiyle başlar. Doksanını aşkın bir daktilodur, gecelerce siyah… Son şeridi de bittiğinde yenisini satın alabileceği yer bulamazsa kullanmayacak. Kalıverecek öyle, kaza geçirmiş dost… [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>A: </strong>A harfiyle başlar. Doksanını aşkın bir daktilodur, gecelerce siyah… Son şeridi de bittiğinde yenisini satın alabileceği yer bulamazsa kullanmayacak. Kalıverecek öyle, kaza geçirmiş dost… İkinci harfi Z. İlk harfle, son harf; iki tuş arasında hayat…Yazının orta yerinde… </p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/dakt-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-328" style="width:475px;height:auto" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/dakt-1024x1024.jpg 1024w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/dakt-300x300.jpg 300w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/dakt-150x150.jpg 150w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/dakt-768x768.jpg 768w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/dakt.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>B: </strong>Beylikdüzü Kitap Fuarı. Tesadüfen tanışma. Kadife ceket… İmza isteyen okurlarıyla ayağa kalkıp tokalaşan yazar… 2001 Kasım. Yılların geçişini en iyi kim bilir? Bir masa örtüsünde buluşmanın zamanı, çiçek adlarını, sokakları, mevsimlerin değişen ışıklarını… Zamanın insanları sürüklediği yeri en çok kim bilir? </p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>C: </strong>Tekrara ruh üflemiş, rakı içerken kahverengi… </p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>D: <em>Dostlukların Son Günü.</em></strong> İlk basımının kapağında <strong><em>Bir Demet Menekşe</em></strong> mi vardı, gelincik mi? Bilgi Yayınevi basmış. Çok sonra okudum. Yurdanur ile Kemal’in aşkı. <strong><em>Mecnunu Çok Dağlar</em></strong>. Yurdanur’un düğünü, Kemal’in ceketinin ucuna taktığı gelin teli, sevgiliden yadigâr… Aşkla arkadaşlıklar diye yazmıştı. Hatırlarım. Komparsita çalar ansızın. Ansızın dersem, hem an, hem sızın… Kül hepsi. Aşkla arkadaşlıklar…</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" width="562" height="800" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/ds.jpg" alt="" class="wp-image-329" style="width:462px;height:auto" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/ds.jpg 562w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/ds-211x300.jpg 211w" sizes="(max-width: 562px) 100vw, 562px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>E: </strong>Sigarayı sigaradan yakar. Kışları düşünür. Sokaklarda birikmiş karın üzerine pencerelerden vuran televizyon ışıkları. Sesler de yüzler gibi dokunup geçer. Parmakları ince uzun… Eli titremez. Ben görmedim ya da… Acelesi yok. Yalnızlıklar yine de. İlle yalnızlıklar. </p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>F: </strong>Unutulmuş romanları o bilir, yazarları. Bazı gece taksilerinin pencerelerinden akıp giden sokaklar. Bir sigara daha. Aynalardan yansıyan gece lokantaları, plakta tango, otel kapıları… Bazı tren yolculukları. Haydarpaşa, gar meyhanesi, Eskişehir Garı yolun sonu. Dostoyevski’nin romanları hâlâ yaşıyor diye mırıldandı, kar yağıyordu, tuvaletçiyle konuşuyordum. Adam bozuk paraların önünde uyukluyordu. Gece üçtü, en küçük gürültüde titreyerek uyanıyordu, ellerinin üzerinde kıllar; yüzünün sarısı, gözlerine yapışmış kaskatı uykusuzluk. Trene binecektik yazar kafilesiyle. Yazarlar kafileydi; beride insanlar. </p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>G:</strong> O pencerenin önünde, ceviz ağacından masa başında, küllük, sigara, çakmak. Neler görmüş gözlük, votka bardağı… Sen iyi çocuksun, üzülme, demişti. Radyo çalıyordu. Mutfakta, apartman aralığına bakan pencerenin önünde porselen melek. Babamın öldüğü gün… Melekler kırılır. <strong><em>Perisi Kaçmış Yazılar </em></strong>diye deneme kitabı. </p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" width="513" height="750" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/peri.jpg" alt="" class="wp-image-330" style="width:302px;height:auto" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/peri.jpg 513w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/peri-205x300.jpg 205w" sizes="(max-width: 513px) 100vw, 513px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>H: <em>Her Gece Bodrum.</em></strong> Bir usta, Attilâ İlhan. Bir genç, İleri. Nasıl bitiyordu roman. “Yeniden dönsek. Deniz bizi bekler mi?” Yalnızlığın kitabı. Ona kader biçtiğini söylemişti bu kitabın. Hayatın ortasına devrilip duran sayfalar. Bir pazar kahvaltısında, Çengelköy’de masanın üzerinde duruyor Her Gece Bodrum. İlk baskı. Hep ilk baskı. Ne var ki, nedir bunca uzaktan böyle bitik zamanlara taşıdığımız. Mutsuzluk okulunda bayrak töreni, Yas Tatili…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="326" height="484" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/herge.jpg" alt="" class="wp-image-331" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/herge.jpg 326w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/herge-202x300.jpg 202w" sizes="auto, (max-width: 326px) 100vw, 326px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>I: </strong>Bazı yağmurlu gecelerde, sarhoşken, biraz sarsakken, telefon kulübeleri anımsarım. Tekme tokat bordolar, mor baş dönmeleri. Başını Edirne’de bir kahvenin camına dayayıp nehre bakmıştı. Bu nehir demiştim, başka nehrin gençliği olabilir…. Kulübeye gir, telefonu kaldır… Çevir numarayı. Kim aranacak? Kim kaldı? Birkaç kelime. Ölümler, ayrılıklar…“Ölüm, ayrılık, insanların birbirlerine bir daha el sallayamamasıdır” demişti. Hemen sonra geri dönüp camın dışındaki yağmura bak, ellerini palto cebine saklayıp çekil. Hayata bak. <br><br><strong>J:</strong> İnsan olan yanımız. Denizlere âşıktır. Salatayı bol rokalı sever. Geçmişin sofralarını anlattığı anı kitapları. “Anılar, anılar, anılar / Sanki hepsi bir kelime” diyen Edip Cansever dizesi. Özlenilmiş, unutulmuş kimi insanlar. İncila Abla, Handan, Elem… <br><br><strong>K:</strong> Edebiyat dergilerinde, sararmış sayfalardan, izini sürmek. Geçmiş, geçip gitmiştir gerçekten. Hangi romanında, kim kimdi acaba diye meraklanan okur hevesi, şu sokakların birinden köşeyi dönsem, karşıma çıkar mı birinden biri, Yakup’a gitsek bulur muyuz <strong><em>Cehennem Kraliçesi</em></strong>’ni, Samatya’da bir avluda kim oturmakta; <strong><em>Kırık Bir Aşk Hikâyesi’</em></strong>ndeki Hümeyra ne yapıyor şimdi? Mutluluk gerçekten yanımızdan geçip gitti mi? </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="428" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/kirik-1.jpg" alt="" class="wp-image-333" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/kirik-1.jpg 600w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/kirik-1-300x214.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>L: </strong>Cam kesiği yazılar. Ne diyorduk, sorgusuz, sualsiz, yalansız. Tekrar: Kim ama, kim kaldı ki? <br><br><strong>M:</strong> Şişli’nin hanımefendi bahçeleri, yosma kediler, yaşlı ama yakışıklı balkonlar. Akşamları örtülen perdeler. Sigara. “Hadi ben çok sigara, geceleri öksürük” dizesi Necatigil’den. <strong><em>Eski Toprak</em></strong> &#8211; Behçet Bey’in. Ölü erkek yazarları hep “bey” diye hatırlar. Eski toprağa ektiklerim yadigâr olsun yazıp imzalamış şair yirmi yedi yaşına. Bir şeyler yadigâr kalacak mı bizden de… Başkalarına. </p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="347" height="500" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/nec.jpg" alt="" class="wp-image-334" style="width:370px;height:auto" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/nec.jpg 347w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/nec-208x300.jpg 208w" sizes="auto, (max-width: 347px) 100vw, 347px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>N: </strong>Öyledir. Geriye kalan sadece tortu. Telefon defteri var mı mesela, yıllardan kalan. Kenarlarına küçük notlar almış mı? Yeşil mürekkepli kalemleri sever mi? Boş kâğıtlar, ölü çamaşırlara benzer mi? Yazarken her şeyden soyunmak, yazdıklarını giymek… Kırık Deniz Kabukları’nda geçerdi, “fırtınalı, yağmurlu, kasırgalı” gece. Geceler hep öyle mi? <br><br><strong>O: </strong>Bir hikâye: <strong><em>Bi’keman. </em></strong>İlk hikâyelerinden. Bir yer: Kuzguncuk. Cumartesi akşamı, bakkaldan votka aldık. Artin Demirci’nin evinin bahçesinde. Cumartesi akşamlarının kimi semtlerde hüznü ayrı. Akşamüstleri elinde limonlu votkası. Hatırlıyor mudur? Demirci’nin bahçesinde ne güzel şeyler konuşulmuş bir akşamdı… </p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="847" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/past.jpg" alt="" class="wp-image-336" style="width:382px;height:auto" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/past.jpg 500w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/past-177x300.jpg 177w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ö:</strong> Çantasını çok sever, derisi yıpranmıştır, yıllar çizik çizik etmiştir ama olsun. Sevmek böyle zaten. İçinde ilaçlar, kalemler, biletler, not parçacıkları. Anı iskeletleri yazıyordu <strong><em>Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak</em></strong>’ta. “Bir canına kıymış sizi takip edebilir”… Yazlar ve ayrılıklar. “Bir kadın sana el sallıyordu. Manolya ağacı yaşlanmıştı.” <br></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="347" height="500" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/buyaz.jpg" alt="" class="wp-image-338" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/buyaz.jpg 347w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/buyaz-208x300.jpg 208w" sizes="auto, (max-width: 347px) 100vw, 347px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><br><strong>P: </strong>Nedense yazdıklarını okurken hep ilkyaz. İlişkilerde hep <strong><em>Kapalı İktisat</em></strong>, hep. <strong><em>Bir Denizin Eteklerinde</em></strong> durup dinleniyoruz. Kadıköy değil, Kadıköyü yazar. Kesinkes değil de kesenkes; Kemal Tahir’e bu yolla belki selam. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="320" height="440" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/denizin.jpg" alt="" class="wp-image-340" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/denizin.jpg 320w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/denizin-218x300.jpg 218w" sizes="auto, (max-width: 320px) 100vw, 320px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><br><strong>R: </strong>Renk adları. Unutulan ne varsa bilir. Yüzündeki öpüşleri geçmiş yaraların izleri olarak saklayıp giden anneler, konuşulamamış babalar, uzak sevgiler. Kim kaldı? <br><br><strong>S:</strong> <strong><em>Seni Çok Özledim.</em></strong> İzmir’de, sahafta buldum, günlük. Benim doğduğum yılın yaz sonu, düştüğü notta, bir yalnızlık akşamında kimseyi bulamadığını yazmış. Telefon defterinden kimi seçerse seçsin, hiç kimse yokmuş aradığı yerlerde. Tam benim doğduğum yıl, tam benim şimdiki yaşımda… Kimse yok hâlâ…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ş: <em>Evlerde Sevgi Yoktu. </em></strong>Sevdiği bir kitap adı… Hiçbir evde… Hiçbir zaman. Sadece kitaplar, solgun kapakları onların, bazen arka kapakta bir yazar fotoğrafı, bazen yazım yanlışları, sararmış sayfalarda kimi zaman başkalarının altını çizdiği satırlar. Kitaplar, filmler, şarkılar zaten, gerisi kör karanlık, gerisi sağır ses: <strong><em>Geçen Yaz Birdenbire</em></strong>, <strong><em>Elmalar Kızarırken, Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu, Mehtaplı Gecelerde… </em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>T:</strong> </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="251" height="400" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/senico.jpg" alt="" class="wp-image-341" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/senico.jpg 251w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/senico-188x300.jpg 188w" sizes="auto, (max-width: 251px) 100vw, 251px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>U:</strong> Bir harfi bıraktım beride. Unuttum. Kim bilir kaç yıl, kimlere yoldaş oldu yazdığı o harf, kaç basılı sayfada? Kaç harfle arkadaş oldu, kaç kelimeyle? Kaç cümleyi çok sevdi? Kaçından çekindi yazarken. Eksikliğin yazarı İleri. Yaşarken daktilosunu yazdığım ilk yazar. Bir harfi eksik kalacak burada da. Hayat gibi. Hayatta da hiçbir şey tamam değil ki… <br><br><strong>V:</strong> Sanki hep bir otel tabelasının altında, sırılsıklam yağmurda durdu. Orada yaşadı. Orada yaşlandı. Gelip geçen yolculara baktı oradan. Hepsini bildi. <br><br><strong>Y:</strong> Selim İleri, yazarlar içinde yazar. İnsanlar içinde insan. Bugün Türkçede bir duyarlıktan bahsedilecekse, illa ki kırmızısı uçup gitmiş çiçekleri anlatan Selim İleri duyarlılığı var. Sadece <strong><em>Mavi Kanatlarınla Yalnız Benim Olsaydın</em></strong>’ın son sayfası için bile var! Ne denir? Böylesine acımasız, bunca güzel satır karşısında ne denebilir? </p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="445" height="749" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/mavi.jpg" alt="" class="wp-image-342" style="width:351px;height:auto" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/mavi.jpg 445w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2025/01/mavi-178x300.jpg 178w" sizes="auto, (max-width: 445px) 100vw, 445px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Z:</strong> “Kaybettikten sonra bulduğumuz o şey nedir. Nedir o bil… Nedir?” Böyle demişti Sait Faik. Yineleyeceğim ama olsun: Tüm bunları konuşabilecek, bunlarla hüzünlenebilecek kim ama kim kaldı ki…</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazı, Caymaz&#8217;ın <strong>Söyle Juliet Sana Ne Yaptım</strong> adlı kitabından alıntıdır.</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2025%2F01%2F09%2Fselim-ilerinin-daktilosu%2F&amp;linkname=Selim%20%C4%B0leri%E2%80%99nin%20Daktilosu" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2025%2F01%2F09%2Fselim-ilerinin-daktilosu%2F&amp;linkname=Selim%20%C4%B0leri%E2%80%99nin%20Daktilosu" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2025%2F01%2F09%2Fselim-ilerinin-daktilosu%2F&amp;linkname=Selim%20%C4%B0leri%E2%80%99nin%20Daktilosu" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2025%2F01%2F09%2Fselim-ilerinin-daktilosu%2F&amp;linkname=Selim%20%C4%B0leri%E2%80%99nin%20Daktilosu" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2025%2F01%2F09%2Fselim-ilerinin-daktilosu%2F&amp;linkname=Selim%20%C4%B0leri%E2%80%99nin%20Daktilosu" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2025%2F01%2F09%2Fselim-ilerinin-daktilosu%2F&#038;title=Selim%20%C4%B0leri%E2%80%99nin%20Daktilosu" data-a2a-url="http://onurcaymaz.com/index.php/2025/01/09/selim-ilerinin-daktilosu/" data-a2a-title="Selim İleri’nin Daktilosu"></a></p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://onurcaymaz.com/index.php/2025/01/09/selim-ilerinin-daktilosu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geçen Yıllar Olsun</title>
		<link>http://onurcaymaz.com/index.php/2024/12/30/gecen-yillar-olsun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur Caymaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Dec 2024 11:44:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bazı Şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet erhan]]></category>
		<category><![CDATA[attila ilhan]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[edip cansever]]></category>
		<category><![CDATA[feriköy]]></category>
		<category><![CDATA[geçen yıllar olsun]]></category>
		<category><![CDATA[hatırla barbara yağmur yağıyordu]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[martialis]]></category>
		<category><![CDATA[recordar]]></category>
		<category><![CDATA[romain gary]]></category>
		<category><![CDATA[sezai karakoç]]></category>
		<category><![CDATA[türkü]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://onurcaymaz.com/?p=275</guid>

					<description><![CDATA[Alışamadım; pahalı eşya kullanamam. Ayakkabı boyatmaktan da hoşlanmadım hiç. Nedir öyle, lord gibi; bir ayağını büküp sandığa koyarsın, ötekinde haşmet; ellerin de belinde olsa tam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Alışamadım; pahalı eşya kullanamam. Ayakkabı boyatmaktan da hoşlanmadım hiç. Nedir öyle, lord gibi; bir ayağını büküp sandığa koyarsın, ötekinde haşmet; ellerin de belinde olsa tam Hamlet! Kralları sevmem zaten, uşakları olur; bizlerin dostları var. Hiç tanımadığım birinin, ekmek için karşımda eğilmesi gücüme gider. Belki bundandır, kahveleri mesken tutmuş boyacılar işe girişmeden önce ayakkabıyı alıp terlik verir; giyip beklersin. Gidecek kahvem yok hanidir. Oysa hâlâ tenha Boğaz semtlerinde, sokak aralarında göz kırparlar.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="744" height="1024" src="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/12/soguk1.jpeg" alt="" class="wp-image-276" style="width:309px;height:426px" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/12/soguk1.jpeg 744w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/12/soguk1-218x300.jpeg 218w" sizes="auto, (max-width: 744px) 100vw, 744px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Çok eskiden bayram sabahları, cami çıkışı, babamla Karaköy’deki taş fırından börek alır, çay içmek için Feriköy’e, mezarlığın yakınındaki kahveye giderdik; babamı, o mezarlığa bıraktığımdan beri gitmedim, kahve de yıkıldı zaten. Camiyle, kiliseyle, havrayla da ilişik keseli yıllar var. Gezmek, sesleri duymak için arada belki, o kadar. Okuma evi anlamına gelen kıraathane zamanla kahve olmuş dilimizde. Kahve bugün kitapla ilişkilendirilse de kimse pek bir şey okumuyor kıraathanelerde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alışamadım. Yakınımda kürk giyen varsa hemen kaçarım; pahalı saat takmak ya da nice insanın altı ayda kazanabildiği paraya satılan telefonlar beni utandırır. Lokantada rahat otururken doğrulurum garson gelince. Sinemada sonu hüzünlüyse filmin saklanırım, göstermem gözlerimi. Herhangi bir kuyruğa biri kaynak yapacaksa sessiz kalmak gelmez elimden. Alışverişte para üstü saymak zor gelir; karşımdakine sahtekâr muamelesi yaptığımı düşünürüm. Oysa hep sayılmıştır benim verdiğim para üstleri.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="920" height="500" src="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/12/kis.jpeg" alt="" class="wp-image-277" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/12/kis.jpeg 920w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/12/kis-300x163.jpeg 300w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/12/kis-768x417.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 920px) 100vw, 920px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Eskiden sevdiğimde, sevilmeyi de beklerdim. Yaş aldık, zaman aktı, şimdi sevmek yetiyor. Bir dergide şiirimin yayımlanması heyecanlıydı, yazmak da yetebiliyor artık, yazmasam da oluyor çoğu zaman artık; edebiyata kimsenin bunca ihtiyaç duymadığı, edebiyatın ihtiyaç olmadığı bu ortamda önemli mi hem! Sakal bırakmak isterdim, vazgeçtim; çok çıkınca yüzüme batıyor. Televizyon izlemeyi severdim, hatta babam renkli televizyon aldığında heyecanlanmıştım, kaç yıl var yüzüne bakmıyorum. Sessiz sedasız gecelerde yelkene dolan rüzgârı özlüyorum. Yaz geceleri denizi. Mehtabın gümüşten çiçeğini, su içen karıncaları, kedilerden çok köpekleri, gemilerde uyanmayı, tendeki tuzu, kekik kokusunu, kitaplığımı… Sonra yanımda olsa da kızımı, sevgilimi özlüyorum hep. Özlemim sanadır, diyordu Edip Cansever, varsın yağsın, daha yağsın, diyordu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="348" height="500" src="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/12/barbara.jpg" alt="" class="wp-image-278" style="width:266px;height:382px" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/12/barbara.jpg 348w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/12/barbara-209x300.jpg 209w" sizes="auto, (max-width: 348px) 100vw, 348px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yaşam acemisiyim. Böyle tanımlıyorum benim gibileri: Yaşam acemisi. Acemiliğimiz, çocukluktan besleniyor. Hatırla Barbara Yağmur Yağıyordu’nun başında, Martialis’ten alıntıladığım cümle: <strong>“Dürüst bir insan, her zaman acemidir.” </strong>Söylenmeyenler, şikâyet etmeyenler, hayatın üstüne yürüyenler diyorum bize; kimi gazeteleri okuduktan sonra ellerini yıkayanlar, sözde vicdanlıların vicdansızlığını görmüşler, başkaları adına utananlar… Anlamadan konuşmak yerine konuşmadan anlamayı deneyenler. Gelgelelim içerde, derin yerde bilirim ne kesikler var. Anlarım gülüşlerimiz neyi gizler. Zaten biz yaşam acemileri, neyi varsa derinde saklar; şarkıyı, şiiri sever; bir romanda şehir adı, bir şarkı, isim görünce düşer peşine.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutmamak için anıları kayıt düşeriz güzellikleri. İspanyolca recordar hatırlamak, Latincesi recordis, kalbi delip geçmek. O anıların birinde, daha önce de yazdım, yine yazıyorum, Ahmet Erhan var. </p>



<p class="wp-block-paragraph">2003’e giriyorduk, yirmi iki yıl olmuş, yılbaşıydı, mesaj göndermişti: <strong>“Geçen, yıllar olsun” </strong>yazmıştı; dostluklar, arkadaşlıklar, sevgiler geçmesindi esas, yıllar neydi ki diyesiydi. Şairler öyledir; demez, demeye getirirler. Erhan’ın, Taksim’deki evinin balkonunda çektirdiği fotoğrafı anımsıyorum, ne güzel gülmüştü. Dostlarımın fotoğraflarını unutmam, dostlarımı. Onlardan biri, çok sevdiğim yeşil hırkamı ödünç alıp vermemişti bir daha. İstemedim. Diğeri Attilâ İlhan imzalı kitabımı geri getireceğim diye alarak çekip gitti. Gitme hakları yoksa, dostumuz olamazlardı değil mi? Sonra zaman, o eski şiirdeki, bir rüzgâr ve bir su gibi akıp geçti.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="500" src="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/12/ahmet.jpeg" alt="" class="wp-image-279" style="width:500px;height:500px" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/12/ahmet.jpeg 500w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/12/ahmet-300x300.jpeg 300w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/12/ahmet-150x150.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Sevgiden alacaklıyım yıllardır. Yaşam acemilerinden seçiyorum yakınlarımı. Çünkü biziz hayatı güzel kılan. Biliriz, çorbacılarda kasanın yanında duran karanfiller var, ütülenmiş ceket cebinden hiç hesapta yokken çıkan destanı yirmi liraların, caddede yürürken beklenmedik anda hayatımıza giren güzelim şarkılar, posta kutusunda faturaların arasında boy veren asker mektupları, otobüste sevdiğimiz yazarı okuyan yolcular var… Biliriz, hayatı güzel edenler var…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sevgili okur. Ben her yıl bu yazıyı, yeniden yazarım biliyor musun? Buralarda olursak yine 2025 sonunda da göreceksin… </p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte bir yıl daha geçiyor ömürden. O türküyü bilirsin: “Şu dağlar kömürdendir / Geçen gün ömürdendir…” Güzelliklere, iyiliklere sebep oldum mu 2024’te, çok kavga ettim mi, rahat mı vicdanım, sevdim mi yeterince, huzurlu muydum, üç beş kişi okuyan oldu mu bin emekle yazdıklarımı? Okul kantinlerinde, sanayi sitelerinde konuşuldu mu satırlarım? Bilmem. Hiç bilmez ki yazarlar. Bilmedikleri, tanımadıkları için yazarlar.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="998" src="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/12/kart.jpg" alt="" class="wp-image-324" style="width:357px;height:505px" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/12/kart.jpg 640w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/12/kart-192x300.jpg 192w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni yıl işte. Plan yapmaktan vazgeçmedim yine, erken uyanmaktan, kitap oburluğundan, sıkılınca çarşılara atmaktan kendimi vazgeçmedim, rengârenk, telaşlı sevmekten… Romain Gary’nin Onca Yoksulluk Varken’i “sevmek gerek” diye biter, ne yapabilirim. Sevmek dedik, o halde İnci Dakikaları ile yeni yıla Sezai Karakoç buyursun gelsin: </p>



<p class="wp-block-paragraph">“Sen bana yeni yılsın her dakika / Her dakika bir yaşıma daha giriyorum.”<br><br>Geçen, yıllar olsun dostlar, diyorum; böyle diyorum.</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2024%2F12%2F30%2Fgecen-yillar-olsun%2F&amp;linkname=Ge%C3%A7en%20Y%C4%B1llar%20Olsun" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2024%2F12%2F30%2Fgecen-yillar-olsun%2F&amp;linkname=Ge%C3%A7en%20Y%C4%B1llar%20Olsun" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2024%2F12%2F30%2Fgecen-yillar-olsun%2F&amp;linkname=Ge%C3%A7en%20Y%C4%B1llar%20Olsun" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2024%2F12%2F30%2Fgecen-yillar-olsun%2F&amp;linkname=Ge%C3%A7en%20Y%C4%B1llar%20Olsun" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2024%2F12%2F30%2Fgecen-yillar-olsun%2F&amp;linkname=Ge%C3%A7en%20Y%C4%B1llar%20Olsun" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2024%2F12%2F30%2Fgecen-yillar-olsun%2F&#038;title=Ge%C3%A7en%20Y%C4%B1llar%20Olsun" data-a2a-url="http://onurcaymaz.com/index.php/2024/12/30/gecen-yillar-olsun/" data-a2a-title="Geçen Yıllar Olsun"></a></p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edip Cansever’e Dair Notlarnullnullnull</title>
		<link>http://onurcaymaz.com/index.php/2024/07/03/edip-cansevere-dair-notlar/</link>
					<comments>http://onurcaymaz.com/index.php/2024/07/03/edip-cansevere-dair-notlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur Caymaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jul 2024 09:19:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bazı Şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[bedesten]]></category>
		<category><![CDATA[beyoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bezik oynayan kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[cansever]]></category>
		<category><![CDATA[edip cansever]]></category>
		<category><![CDATA[etiler]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci yeni]]></category>
		<category><![CDATA[karaköy]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş]]></category>
		<category><![CDATA[narmanlı han]]></category>
		<category><![CDATA[onur caymaz]]></category>
		<category><![CDATA[pera]]></category>
		<category><![CDATA[refik]]></category>
		<category><![CDATA[ruhi bey]]></category>
		<category><![CDATA[söyle juliet sana ne yaptım]]></category>
		<category><![CDATA[taksim]]></category>
		<category><![CDATA[tragedyalar]]></category>
		<category><![CDATA[turgut uyar]]></category>
		<category><![CDATA[türk şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[umutsuzlar parkı]]></category>
		<category><![CDATA[yanık saraylar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://onurcaymaz.com/?p=312</guid>

					<description><![CDATA[* Bedesten günleri&#8230; Rehberde arayıp bulmuştum. Edib Cansever diye, b ile yazmışlar. Kapalıçarşı’da Sandal Bedesteni’nin içinde 32. sıradaymış dükkânı. Telefon: 22 76 57. Arasam bulur [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">*</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bedesten günleri&#8230; Rehberde arayıp bulmuştum. Edi<strong>b</strong> Cansever diye, b ile yazmışlar. Kapalıçarşı’da Sandal Bedesteni’nin içinde 32. sıradaymış dükkânı. Telefon: 22 76 57. Arasam bulur muyum orayı şimdi, o kimseyi&#8230; Kimse değilim diyordu, biri bile değilim yalnızlıktan&#8230; Bedesten deyince Yanık Saraylar (Sevim Burak’ın kitabı, belki bir sonbahar hiç tanışmadığı) geliyor aklıma. Orada yanık bir sarayın içinde bir Manastırlı Hilmi Bey&#8230;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="573" height="358" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/1.jpg" alt="" class="wp-image-313" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/1.jpg 573w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/1-300x187.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 573px) 100vw, 573px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>*</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Meydanda gezerken kırılmış bir güvercin geliyor yanına, mevsimleri hep kıştır, saçlarında eskiden çalan tozlu çanlar. Pasajda oturuyor. Balık Pazarı’na uğruyor bir gölge olarak. Erdal Öz’e yazdığı mektuptaki meyhaneye belki? Nasıldı o mektup: “<em>Balık pazarında bir meyhanem var… Adı: Mavi Boncuk… Laterna var, tombalacılar var, birtakım adamlar… En iyisi, masada yarı kurumuş bir çiçek var; boynumu onun eğik sapına uydurdum mu, dünya benim oluyor… Beni dünyalarına alıyor bu çiçekler, laternalar, bir takım adamlar…&nbsp; Eskittiğimiz yalnızlıklar işe yaramıyor… Yeni yalnızlıklar bulmalı</em><em>…</em><em> Bulmalı ki insanın anlatacak bir şeyleri olsun…”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">*</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rüzgârda kalmış Rum kadınları en iyi o tanıyor, Bezik Oynayan Kadınlar’dan. Maarif takvimlerini en iyi o biliyor, köstekli saat iskeletlerini. Bir kızın ayakkabısının topuğu tramvay rayına giriyor şiirindeki anlamla karşılaşınca. Anlamı diptedir Cansever şiirinin. Gelecekten korkuyla dönen bir sevinçlidir o&#8230; Dipte.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="800" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/2.jpeg" alt="" class="wp-image-314" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/2.jpeg 600w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/2-225x300.jpeg 225w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>*</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Elyazması şiirlerini hep saklar. Aklında tarçın kokulu gençliği birikmiştir. Orhan Kemal ile İkbal Kahvesi’nde buluşup oynadığı tavlalar, içtiği çaylar&#8230; Ama umutsuz biraz da&#8230; En kötü umutsuzluğun bile umuttan iyi olduğunu bilir. Cazsever. Mürdüm eriği renginde durur kayıp zamanda. Şöyle yazıyor 11 Kasım 1958’de bir kâğıda: <em>“Benim kitap on güne kadar tamam. Adını Umutsuzlar Parkı koydum. Hepsi beş formayı buluyor. Çıkar çıkmaz göndereceğim.” </em>Hepsi beş formaya bir park sığdırılmış kocaman, dünya sığmıyor şu an. Ne çıkar bizi anlamasalar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>*</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi çoktan sermaye sahiplerince satın alınmış Narmanlı Han’da (bir Beyoğlu cinidir çünkü) Tanpınar’a şiirlerini gösteriyor, gençtir. (Şiir gösterilmez yaşanır çünkü). Bunlar güzel ama şiir değil diyor üstat. Pencereyi açıp çay koyuyor. Dışarıda Pera’nın sonsuz gürültüsü. Şiir yaşanıyor. Her yerde duruyor şiir çünkü. Tüm dizelerinin arasına Necatigil’in çıkarsan da olur dediği en sevdiği “bir” kelimesini yerleştiriyor Edip. Kızıyor öyle dediği için Necatigil’e. O uzundan yana, uzun, sıkılmış, bozguna uğramış dizeden, yılgınlardan, yitiklerden, yalnızlardan yana. Ölü dalga demiyor da “bir” ölü dalga diyor. Bir, onu belirsizliğe, yokluğa gönderiyor. Belki de yok öyle biri, hiç yok Edip Cansever.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>*</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşarken tanışmadık onunla, ben mi diyorum bunu ellerimde onarılmış bir akşam udu. İşte bugün yarın derken kış geldi. Onun sevdiği mevsim. Neden kar yağarken bütün meyhaneler birbirine benzer diye soruyor. Etiler’de oturuyor. Diyor ki ben Etiler’de oturuyorum, herkesin bir adresi olmalı&#8230; Adresi Etiler, yaşı Etiler’den, Hititlerden de eski. Dünyanın ilk tragedyasında, arkada kaybediyor kendini, koroda. Bodrumlu kaptan&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>*</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bardaktaki su, akarsuyu kıskanıyor&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">*</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elimde bir çiçekle geçmişti kocaman yaz. Sizinki gibi beyaz bir ceket aradım hep Edip Bey. Bizim sizinkiler gibi büyük zamanlarımız yok hem. Çok sevdiğiniz gibi yakasına çiçek takanlar da kalmadı. Eski antikacıları, sahafları gezdim. Şiirlerinizi okumayalı nice oldu. Kitaplarınızı birilerine veriyorum hep ve geri gelmiyor ne yazık ki…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>*</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Noel çanları… O sessizlikte sadece bu vardı, sadece Noel çanları&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">*</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kışa küskündür erken açan ağaçlar. İnsan yalnız uzun şiirlerde yaşar yalnızlıkları. Başka bir şair, başka bir yılda olsa da Cansever’in öldüğün günde, o sıcak mayıs aylarının birinde doğan küçük İskender, bir karanfille cam çerçeve indirir gibi diyordu sizin şiiriniz için. Öylesine yorgun, öyle militan&#8230; Bir kamyon şoförüne evladım diye seslendiğiniz şiiri hatırlıyorum, gülmek, bir halk gülüyorsa gülmektir mısraınızdan.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>*</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Refik’ten, Karaköy Olimpiyat’ın oradan, elinde bardağıyla çıkan bir adam&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">*</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir şarkıyı ilk kez dinlemiştir, yüzünde kafiyesiz bir alkol rengi. Gezi’yi görseydi, eminim oradan gitmezdi. Ruhi Beymişçesine otururdu bir ağacın altında. Gece şiir okurdu bize, yeni yazdığı birkaç dize mesela:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“direnmek elinizdeydi, bu neydi</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>çünkü ey paralar, bültenler, sabah gazeteleri</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>banka müdürleri, şirketler, tröstler ve karteller</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>ey Papa XXIII. John, ey bütün din kitapları, nükleer denemeler</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>ey sizi bir şeylerle durmadan değiştirenler”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">*</p>



<p class="wp-block-paragraph">Plaklar… Her yerde… Dinlerken kışın çıtırtıları karanlıkta. Bestelenmiş bir şiiri hiç yoktur galiba&#8230; Ama bütün şiirlerinde geride, iyice geride usulca bir şarkı akar durur. Fakat dikkat, çok iyi dinlemek gerek, iyice geride&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">*</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hani şiirlerinde bir şey vardır. Bir sorma halindedir, sorar ama tam cevap yoktur. Kapının, pencerenin durumu bir günü gösterir şiirinde. Hani şiirinde çiçekli şapkalar vardır, geçen yaz öyleydi. Deniz kokuları içinde değildim ama deniz kokuyordu üstüm başım, balığa çıkmadım kimseyle, yaz yalnızıydım, şiir okudum epeyce. Kimseler yoktu sokaklarda, sabahları erken kalktım. Yaşamın ta içinden birkaç şiir yazmaya çalıştım. Hayatın özündeki bir kelimeyi aradım. Hani elmayı yer, toprağa atarsın, yine ağaç olur orada. Bir huzur oluşacaktır zamanla. Bunlarla ilgilendim. Otellere gittim, Gar’da içtim onun gibi. Kahvelerde gezdim. Eski fotoğraflar buldum sahaflarda, onlara baktım. Reis, sizden edindiğim bu duyarlığı, parlattım, güzelleştirdim, (reis der sevdiklerine, eski bir kaptandır) onda hiç olmayan şeylerle birleştirdim onu sonra. Kendimi aradım denebilir. Buldum mu? İnsan kendisini bulabilir mi hiç… Buldum da&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>*</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir tütün tabakasının dilinden anlar, konuşur nesnelerin var eden şekliyle. Ne de olsa bizim edebiyat hayatımızda etiketler konuşur hep. Benim etiketimde sanırım hep Edip Cansever’i çok sever yazacak, şiirlerinde ondan oldukça etkilenmiştir diyecek gelecekteki bir eleştirmen. Hani şair de <em>Masa da Masaymış Ha</em>, diyen şair olarak kalmıştı ya, onun gibi. Halbuki bilirim, sevmez o şiirini, laf aramızda, ben de pek sevmem o şiirini; başka hazineler varken kitaplarında&#8230; Bir de dikkat ettim, kitapçılarda benim o incecik şiir kitabım <em>Yaz Tarifesi</em>, onun kitaplarının yanına denk düşüyor. Cansever ile Caymaz’ın harf yakınlığı… Yoksa başka ne olabilir. Ama böyle bile olsa güzel bir karşılaşma. Hem şiir bir karşılaşmadan başka nedir? Bundan da bir şiir çıkar mı ne dersin?</p>



<p class="wp-block-paragraph">*</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kışları uzun geçmiştir hep. Öyle bir amcam olsun isterdim. Hasır şapkalı. Yosunların dilinden anlayan. Kıyısında camların bozbulanık rakılar</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1080" height="942" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/3-1024x893.jpg" alt="" class="wp-image-315" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/3-1024x893.jpg 1024w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/3-300x262.jpg 300w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/3-768x670.jpg 768w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/3.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">*</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra ne o halde? <em>Sonrası Kalır </em>değil mi? <em>Sonrası Kalır</em>’da <em>Dostlar</em> diye, Fethi Naci’ye ithaf edilmiş bir şiir var. Birkaç zaman önce öldü o da. Unutuldu mu çoktan? Nice büyük yazarımız, anlı şanlı eleştirmenimiz varken Fethi Naci adı niye anılsın değil mi? Buluştular mı peki oralarda bir yerde?</p>



<p class="wp-block-paragraph">*</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Adını funda oteli koyuyorum. Aklımdan gelip geçen bir yazın.</em> Onun şiiri biliyorum. Bazen, daha çok da yalnızlıklarımda içimden ara sıra onun kelimeleri geçip duruyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>ve akşam güneşlerinde orda burada</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>bir deniz kıyısında, eski bir yıkıntıda</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>ince ince gezinen turuncu adamların.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kalkıp toparlanıyorum. Kitabım, şapkam. Bir otele giriyorum. Otel katipleri diye mırıldanır bir şiirinde Cansever (bir mırıltıdır onun şiiri). Otel katibine olan biteni anlatıyorum. Bir şey şiir değilse edebiyata niye girsin ki diyordu yazar. Konuşuyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>*</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dükkânı sabah açıp masa silen, yerlere talaşlar serpen, bardak yıkayan, bir gözü şaşı, eskitilmiş bir Ermeni, göz kırpıyor bir şiirinden. Döneniyor gök, bir alıcı kuş olarak başımızda.</p>



<p class="wp-block-paragraph">*</p>



<p class="wp-block-paragraph">Severken de şiir yazar gibi mi yapmıştır bunu? Her yeri yapıştırılmış tuşları eksik bir akordeon gibi mi? Ya nasıl terkedilmiştir? Herhalde eski deprem yerleri, yangın yerleri.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yağmur altında şiirinin yayınlandığı bir dergiyi okumuştur Pera’da. Dört Mevsim Lokantası’nın orada. Var mı şimdi öyle bir yer, kaldı mı? Beyoğlu da bitti&#8230; Koluna Armenak çarptı o ara. Sarhoş ağzı karanfil kokuyordur. Ya alkol olmasaydı diyordur Armenak. Ara sıra o yorgun bedeviler geçiyorsa da pasajdan, Stepan, Stepan, olsa olsa Stepan diye söyleniyordur&#8230; Sonra Lusin, sonra Muhassen, sonra Cemile, derken Diran&#8230; Bir bütün halinde <em>Tragedyalar</em></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="495" height="768" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/5.jpg" alt="" class="wp-image-316" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/5.jpg 495w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/5-193x300.jpg 193w" sizes="auto, (max-width: 495px) 100vw, 495px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">*</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kurtuluş’tan Taksim’e kar altında mavi kıvılcımlarıyla bir tramvay. Mavi en sevdiği renktir. Mavi renk bile değildir onda, alışkanlıktır. Bütün sevgilerde bir alışkanlık olduğu gibi belki de&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">*</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğada geziniyor. şiir bir yalnızın aldığı en büyük hediyedir doğadan. Hoş geldin reis diyorum. Eski bir fayton geçiyor yanımızdan. Deniz. Günümüz Türk Şiiri’ni konuşuyoruz. Ne de olsa herkes seksen şiirini konuşuyor, biz bugündeyiz. Yalnız gömleği çok eski, altmışlardan kalma; üstelik düşüyor gömleğinin yakaları; büyük zamana.</p>



<p class="wp-block-paragraph">*</p>



<p class="wp-block-paragraph">harflerin noktaları var, yalnızlığın kocaman gözleri, mavi</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>*</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Akşamüstlerini sever. Cebinde taşıdığı sarı kâğıtlara benzer akşamüstleri. Her şeyi izliyordur. Duvardaki bir çatlağı, bir çocuk ağlamasını, bir kadının şapkasını. Bir şiire böyle başlayabilmek iyi bir şairin ince telkârisi olabilir işte: “Ablan, çiçekli şapkalar yapıyor mu yine&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">*</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her neyse… Ölüp gidiyor işte insan. O ölünün de bir zaman hataları vardı, tutkuları, hırsları, heyecanları, aşkları vardı. Hepsi yok oluyor. Yazılanlar kalıyor sadece Edip reis. <em>Bugün de ince, bugün de kırıldı kırılacak, bugün de tam nerede kalmışsam, </em>demiştiniz bir şiirinizde. Yıllardır kaldığım yerdeyim sanki. Çok mu zaman geçti, bir dakika mı oldu, daha onu bile bilmiyorum. Ne çok insan sevdim, unuttum sonra da, demiştiniz. Dünyaya üç beş dizeniz daha ekleniyor, sese dönüşüyor, kayboluyor boşlukta. Kaybolan bütün bu sesler bir gün bulacak mı birbirini? Ne dersiniz? Sesler, sesiniz; Bodrum mavisinden Beyoğlu bordosuna, Hisar yeşilinden eski eşyaların solgununa geçiyorum dizelerinizle. Size yüzlerce selam ediyorum Edip Cansever, yüzlerce, şiirce…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1920" height="1080" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/6-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-317" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/6-1024x576.jpg 1024w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/6-300x169.jpg 300w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/6-768x432.jpg 768w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/6-1536x864.jpg 1536w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2024/07/6.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Metin, Onur Caymaz&#8217;ın <a href="https://www.kitapyurdu.com/kitap/soyle-juliet-sana-ne-yaptim/520872.html&amp;filter_name=soyle+juliet+sana+ne+yaptim" target="_blank" rel="noopener">Söyle Juliet Sana Ne Yaptım</a> adlı kitabından alıntılanmıştır.</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2024%2F07%2F03%2Fedip-cansevere-dair-notlar%2F&amp;linkname=Edip%20Cansever%E2%80%99e%20Dair%20Notlar" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2024%2F07%2F03%2Fedip-cansevere-dair-notlar%2F&amp;linkname=Edip%20Cansever%E2%80%99e%20Dair%20Notlar" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2024%2F07%2F03%2Fedip-cansevere-dair-notlar%2F&amp;linkname=Edip%20Cansever%E2%80%99e%20Dair%20Notlar" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2024%2F07%2F03%2Fedip-cansevere-dair-notlar%2F&amp;linkname=Edip%20Cansever%E2%80%99e%20Dair%20Notlar" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2024%2F07%2F03%2Fedip-cansevere-dair-notlar%2F&amp;linkname=Edip%20Cansever%E2%80%99e%20Dair%20Notlar" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2024%2F07%2F03%2Fedip-cansevere-dair-notlar%2F&#038;title=Edip%20Cansever%E2%80%99e%20Dair%20Notlar" data-a2a-url="http://onurcaymaz.com/index.php/2024/07/03/edip-cansevere-dair-notlar/" data-a2a-title="Edip Cansever’e Dair Notlar"></a></p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://onurcaymaz.com/index.php/2024/07/03/edip-cansevere-dair-notlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>tiyatronun önünde</title>
		<link>http://onurcaymaz.com/index.php/2023/11/28/tiyatronun-onunde/</link>
					<comments>http://onurcaymaz.com/index.php/2023/11/28/tiyatronun-onunde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur Caymaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Nov 2023 17:12:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://onurcaymaz.com/?p=302</guid>

					<description><![CDATA[sana bir sır: Aragon da söylemişti çünkü Elsa’yagizli bir çocuksun aslında, belki var birkaç asır sana diyorum: bahçeye açılan kapı, sandalye hasırakşama hazır edilecek güneşli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">sana bir sır: Aragon da söylemişti çünkü Elsa’ya<br>gizli bir çocuksun aslında, belki var birkaç asır</p>



<p class="wp-block-paragraph">sana diyorum: bahçeye açılan kapı, sandalye hasır<br>akşama hazır edilecek güneşli kavun ve bir kırmızı</p>



<p class="wp-block-paragraph">bir sır: gülüşünde rüzgâra bırakılan o şarkının<br>yenicedir, hangi şiirden alındığını bulmuştum</p>



<p class="wp-block-paragraph">duy beni: Ruhi Bey olmasam da fark etmez<br>hep sorarım, yine sorayım: iyi miyiz, nasılsın</p>



<p class="wp-block-paragraph">aramızdaki sır: çok şeye gebe bir kitap var<br>şiir de değil üstelik bak, nasıl olur: nesir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">şuna hele: tiyatronun önünde aklıma gelenler<br>erken ölen arkadaşları hatırlamak gibi şeyler</p>



<p class="wp-block-paragraph">sonra: bir pazar sabah, Kuğulu Park’tan Tunalı’ya<br>Türk kahvesi ararken sen, yüzündeki kuşlar</p>



<p class="wp-block-paragraph">daima sır: ne karaladım hatırla imzalı kitabına<br>gecelerce yıldızlar, onu konuşur işte fısır fısır…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaz 2023</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F11%2F28%2Ftiyatronun-onunde%2F&amp;linkname=tiyatronun%20%C3%B6n%C3%BCnde" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F11%2F28%2Ftiyatronun-onunde%2F&amp;linkname=tiyatronun%20%C3%B6n%C3%BCnde" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F11%2F28%2Ftiyatronun-onunde%2F&amp;linkname=tiyatronun%20%C3%B6n%C3%BCnde" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F11%2F28%2Ftiyatronun-onunde%2F&amp;linkname=tiyatronun%20%C3%B6n%C3%BCnde" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F11%2F28%2Ftiyatronun-onunde%2F&amp;linkname=tiyatronun%20%C3%B6n%C3%BCnde" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F11%2F28%2Ftiyatronun-onunde%2F&#038;title=tiyatronun%20%C3%B6n%C3%BCnde" data-a2a-url="http://onurcaymaz.com/index.php/2023/11/28/tiyatronun-onunde/" data-a2a-title="tiyatronun önünde"></a></p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://onurcaymaz.com/index.php/2023/11/28/tiyatronun-onunde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüzüncü Yıl Koçaklaması</title>
		<link>http://onurcaymaz.com/index.php/2023/10/26/yuzuncu-yil-kocaklamasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur Caymaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Oct 2023 10:33:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[falih rifki]]></category>
		<category><![CDATA[türk devrimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://onurcaymaz.com/?p=295</guid>

					<description><![CDATA[Gelir bir Mustafa kim bilir nereden, SelaniklerdenÖtelerde bir çiftlikten gelir, yetim, beyaz bir mendilAşiyan’dan Tevfik Fikret gelir mesela, Namık Kemal gelirBir şiir okuyarak varır içinden, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"></p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="736" height="764" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2023/10/pasa.jpeg" alt="" class="wp-image-296" style="aspect-ratio:0.9633507853403142;width:381px;height:auto" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2023/10/pasa.jpeg 736w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2023/10/pasa-289x300.jpeg 289w" sizes="auto, (max-width: 736px) 100vw, 736px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Gelir bir Mustafa kim bilir nereden, Selaniklerden<br>Ötelerde bir çiftlikten gelir, yetim, beyaz bir mendil<br>Aşiyan’dan Tevfik Fikret gelir mesela, Namık Kemal gelir<br>Bir şiir okuyarak varır içinden, bir şiir ki defterler dolusu<br>Genç subaydır o vakit, aklında geceler: Beyaz Kule Gazinosu</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğil dağlar der Anadolu’da gölgeler, oralar hep sıtmalı balam<br>Eğil dağlar üstünden aşam, yeni talim çıkmış varam alışam!<br>Gelir avuç içleri delikanlı, bıyıkları yalınkılıç, saçları diken<br>Hareket Ordusu ile gelir, sırmaları Mahmut Şevket Paşa’nın<br>Çakır gözlü ki gelir, çakır zor iş, yaman iş<br>Dağlar mora kesmiş umut, Kuvayı Milliye diye bir şimşek çizerler<br>Bir devam değil, bir değişiklik; çöker şehrin Sis’ine<br><em>Ey kimsesiz avare çocuklar, hele sizler, hele sizler…</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelir bir Mustafa, eğilmez başıyla gelir, yanar cepkeni<br>Bir çarşıdır Çanakkale içinde, bu çarşı aynalı ve yamalıdır<br>Bir çarşı ki çırakları uçmağa varmış, koynu soğuktur anaların<br>Geldikleri gibi der Mustafa, geldikleri gibi gidecekler<br>Bir meydan okumadır talihine dünyanın her adımı<br>Birinin bir şeyi olmadan bir şey olamayanlar için gelir</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gülhane’den inerken deli fişek İmalat-ı Harbiyeciler gelir<br>Peyâm-ı Sabah’ta el ovuşturur beyler, koltukları fukara cesedi<br>Kim bilir hangisinin ismi çizilmiş Sultanahmet’te, Mim-Mimciler<br>Akşam’dan çıkar Falih Rıfkı, gencecik, kaç ay yatmış içerde<br>Kemal derler bir Sarı Paşa vurmuş dağlara, dağlarda ateşler<br>Yoksulları Osmanlı’nın ağlaşır boyuna, ferman buyur paşam gelek<br>Bir tütün kokusudur, bir kamçı, çekmiş bir pantol, eski bir yelek</p>



<p class="wp-block-paragraph">Halide gelir kara çarşafıyla, Handan bitti artık, Kaya var<br>Kaya bu, büyük umutlardan doğar, altı yüz yıldır örtülenen<br>Akşamları sarılan yaralarla gelir, çok derinden içli türküler<br>Asırlardır beklediği yerden bu kadınlar, mavzerleri gözleridir<br>Yeni bir maya bulmuşlar, adı özgürlük, yoğurdukları ekmekten<br>Namusu değil onlar, ne münasebet, namlusu köhne Dersaadet’in<br>Siz yoksanız biz varız diyerek gelirler ellerinde hayat</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ateşi ve ihaneti gören yorgun savaşçılar, bu şehr-i İstanbul ki bitik<br>Antep’in kara yılanı gelir derken, bozlağı Kütahya’nın, pancarla üzüm<br>Erzurum’da kilimler ağlar memleket deyu, Adana’da masalıyla pamuk<br>Çarşılarda sesimiz yok, izimiz unutulmuş kapı eşiklerinde gök rengi<br>Trenler öksürüklü boyuna, muhipler, tealiler, boğmacalı limanlar<br>Gelir bir Mustafa, bir sarışın bozkurt gibi inip tunç ışıltısıyla<br>Bir yangın yerine gelir, kül devranı rüyasında Vahdettin’in<br>Bir yankı duyulur devri mahvettin, devri mahvettin<br>Yüzyılların uğuldadığı sarayının aynasında, piyanosunda</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelir bir Mustafa, Etilerden beri gelir, birikip sıçramalarla<br>Bir Sümer destanıdır mesela, Hektor’un öcü, alınmak gerektir<br>Rüyasında annesiyle Çamlıca’da sakız beyaz, kız kardeşi solgun<br>Nice gecelerden ve kitaplardan süzülmüş çetin cesaretle gelir<br>Lebon’da Frenk briyantiniyle Boğazlı aydınları İstanbul’un<br>Ali Fuat ile Büyükada sırtlarında bir gece, devrimler yeşertir</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelir bir Mustafa, ötelerden parlayan bir yıldız gibi akarak,<br>Ziya’nın alnındaki kurşun lekesi gelir, sabahları pas tutarak<br>Tanrısız dünyada ne yapar insan diye düşünüp intiharı deneyen<br>Bir yanı çocuk bu adamların, bir yanıyla diz vuruşu sıradağların<br>Yakup Kadri gelir, bıraktığı veremli kaburga kemiği, Alplerden<br>Gelir Fransız, Daudet’in torunu, Ceyhan’da fabrika açsa gerek<br>Çocuk Sadık, o fabrikada okur ilk kez hayatında bir romanı<br>Derken Yaşar Kemal olup gelir, biz de Yaban’dan çıktık diyerek</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelir Yunan, gelir İtalyan, buğdayın türküsü akar yaldız<br>Burası bir ucu bereketli hilalin, örselenmiş nic’olur,<br>Burada başak, bire on verir, meçhul asker bire yüz<br>Açtır burada çocuklar, açtır kitaba, kaleme, deftere<br>Gelir Reşat Nuri getirir koyar önlerine bir mum: Feride<br>İskorpitten dökülen çürük dişin oyuğundan çıkanlar<br>Başkaldırır cüzzama, trahoma, sarılığa, vereme…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelir bir Mustafa, gelir Kemal, ötelerden, ateşten gömleğiyle<br>Öz soyun senin o, atan, baban, sığınacak kale, umutsuz kaldığın zaman<br>Telgraf telleriyle Hamdi gelir, Manastır’dan Hamdi, martonaltı<br>İşgali Ankara’ya haber eden, bildin, havuz var ortasında Manastır’ın<br>İçinde kıvılcım gibi turuncu balıklar gezinir zarif mermer<br>Bildin ya kardaş, kahve sade içilir ancak, bir sigara kâğıdına yanar<br>Bildin, şehit kanlarıdır aslında İzmir’in dağlarında açan çiçekler</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüz yıl oldu gelir Mustafa, yüz yıldır, tüyleri diken diken<br>Yüz yıl olmuş, anıtlar bırakan, tohumlar eken, gelecek devşiren<br>Yüz yıl olmuş balam, demiri çiğneyip elinde öğüten, gelir<br>Cumhuriyet diye biri, biridir cumhuriyet diye, bizi büyüten<br>Yıktık mı yaptıklarını, iyi baktık mı, layık olduk mu acaba<br>Meclisin de senin gibi gazi bugün artık Kemal Paşa<br>Bugün şimdi böyle zayıf dursak da kötü bakma sen evlatlarına<br>Ayağa kalk diyen şairleri de var Türkiyemin, diyecekler ve kalkacak yeniden!<br>Ayağa kalk Türkiye diyeceğiz bir gün, yüz yıl olmuş, hep birden<br>İzinden senin, senin yüzünden, izinden senin, mavi gözünden…</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph">Onur Caymaz<br>Ekim, 2023</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F10%2F26%2Fyuzuncu-yil-kocaklamasi%2F&amp;linkname=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20Y%C4%B1l%20Ko%C3%A7aklamas%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F10%2F26%2Fyuzuncu-yil-kocaklamasi%2F&amp;linkname=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20Y%C4%B1l%20Ko%C3%A7aklamas%C4%B1" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F10%2F26%2Fyuzuncu-yil-kocaklamasi%2F&amp;linkname=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20Y%C4%B1l%20Ko%C3%A7aklamas%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F10%2F26%2Fyuzuncu-yil-kocaklamasi%2F&amp;linkname=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20Y%C4%B1l%20Ko%C3%A7aklamas%C4%B1" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F10%2F26%2Fyuzuncu-yil-kocaklamasi%2F&amp;linkname=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20Y%C4%B1l%20Ko%C3%A7aklamas%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F10%2F26%2Fyuzuncu-yil-kocaklamasi%2F&#038;title=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20Y%C4%B1l%20Ko%C3%A7aklamas%C4%B1" data-a2a-url="http://onurcaymaz.com/index.php/2023/10/26/yuzuncu-yil-kocaklamasi/" data-a2a-title="Yüzüncü Yıl Koçaklaması"></a></p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vavada Casino</title>
		<link>http://onurcaymaz.com/index.php/2023/03/24/vavada-casino/</link>
					<comments>http://onurcaymaz.com/index.php/2023/03/24/vavada-casino/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur Caymaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Mar 2023 22:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bazı Şeyler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://onurcaymaz.com/index.php/2023/03/24/vavada-casino/</guid>

					<description><![CDATA[Vavada промокод для выгодных игр и бонусов Vavada промокод Проверьте это! Специальные условия, которые активно увеличат ваш банк и подарят разносторонние приятные сюрпризы. Получите дополнительные [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><!DOCTYPE html><br />
<html><br />
<head></p>
<style>img { width: 750px; } iframe.movie { width: 750px; height: 450px; }</style>
<p><title>Vavada промокод для выгодных игр и бонусов</title><br />
<meta name="description" content="Узнайте, как использовать Vavada промокод для получения бонусов и преимуществ на платформе. Читайте подробности и инструкции в нашей статье."><br />
</head><br />
<body></p>
<h1>Vavada промокод</h1>
<p><strong>Проверьте это!</strong> Специальные условия, которые активно увеличат ваш банк и подарят разносторонние приятные сюрпризы.</p>
<p>Получите дополнительные кредиты, простые в активации, которые добавят функциональности вашему азартному процессу. Эти акции мгновенно активируют ваши шансы на успех, ведь щедрые награды ждут вас.</p>
<p><strong>Не упустите шанс!</strong> Ваши лучшие стратегии и опыт удачи теперь подкреплены реально выгодными предложениями. Бонусные условия открывают двери к новым возможностям и делают каждую сессию еще более захватывающей.</p>
<p>Не пропустите этот момент. Все, что нужно, уже на расстоянии одного клика!</p>
<h2>Как получить и активировать Vavada промокод</h2>
<p>Чтобы воспользоваться предложением, сначала посетите официальный сайт и зарегистрируйтесь. Обратите внимание на раздел с акциями и предложениями. Там вы найдете код, который необходимо скопировать.</p>
<p>При входе в кабинет пользователя найдите раздел с активацией купонов. Вставьте скопированный код в соответствующее поле. Убедитесь, что вы ввели символы корректно – даже одна ошибка может сделать активацию невозможной.</p>
<p>После успешного ввода убедитесь, что система подтвердила активацию. Проверьте баланс аккаунта или уведомления о начисленных преимуществах, чтобы удостовериться, что все прошло гладко.</p>
<p>Если вдруг возникли сложности, обратитесь в службу поддержки через чат или электронную почту. Специалисты помогут разобраться с любой возникшей проблемой.</p>
<h2>Топ игр с использованием Vavada промокода и доступные бонусы</h2>
<p>Рекомендуем обратить внимание на автомат Golden Lotus. Это яркий слот с захватывающим геймплеем и возможностью выиграть увеличенные выплаты. Бонусы при активации могут значительно повысить шансы на успех.</p>
<p>Следующий хит – Book of Dead. Эта игра предлагает отличный шанс на значительные призы. Применение акционного кода даст дополнительное количество пробных вращений.</p>
<p>Не упустите шанс попробовать Starburst – классический слот с простым интерфейсом и эффектными визуальными эффектами. Использование промо-акции увеличивает шансы на получение фри-спинов.</p>
<p>Также обратите внимание на живое казино. Игры, такие как рулетка и блэкджек, позволяют взаимодействовать с дилерами в реальном времени. Применение специального кода дает возможность получить дополнительные кредиты для ставок.</p>
<p>Не забудьте изучить раздел с эксклюзивными предложениями. Часто можно найти интересные акции на новые выходы, которые могут удивить качеством графики и выигрышами.</p>
<h2>Часто задаваемые вопросы о Vavada промокодах</h2>
<p><strong>Как активировать ваучер на деньги?</strong> Вам необходимо зайти в раздел личного кабинета и найти поле для ввода кода. После ввода просто подтвердите действие, и ваши средства будут зачислены на аккаунт.</p>
<p><strong>Существуют ли ограничения на использование ваучеров?</strong> Да, часто они действуют только для определенных игр или имеют срок действия. Всегда проверяйте правила, чтобы избежать недоразумений.</p>
<p><strong>Можно ли комбинировать несколько кодов?</strong> Обычно нет. Большинство платформ позволяет использовать только один код за раз. Читайте условия по каждой акции, чтобы быть уверенным.</p>
<p><strong>Где искать актуальные коды?</strong> Самые свежие предложения можно найти на специализированных сайтах, таких как <a href="https://new-bonus.vip/" target="_blank" rel="noopener">вавада промокод на деньги</a>, а также в официальных рассылках или на платформе.</p>
<p><strong>Как узнать о продлении или новых акциях?</strong> Подписывайтесь на рассылки, чтобы быть в курсе последних новостей и предложений. Также можно следить за обновлениями в соцсетях.</p>
<p><strong>Что делать, если код не сработал?</strong> Проверьте правильность ввода, посмотрите срок действия и правила использования. Если все верно, обратитесь в службу поддержки для выяснения причины.</p>
<p></body><br />
</html></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F03%2F24%2Fvavada-casino%2F&amp;linkname=Vavada%20Casino" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F03%2F24%2Fvavada-casino%2F&amp;linkname=Vavada%20Casino" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F03%2F24%2Fvavada-casino%2F&amp;linkname=Vavada%20Casino" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F03%2F24%2Fvavada-casino%2F&amp;linkname=Vavada%20Casino" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F03%2F24%2Fvavada-casino%2F&amp;linkname=Vavada%20Casino" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F03%2F24%2Fvavada-casino%2F&#038;title=Vavada%20Casino" data-a2a-url="http://onurcaymaz.com/index.php/2023/03/24/vavada-casino/" data-a2a-title="Vavada Casino"></a></p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://onurcaymaz.com/index.php/2023/03/24/vavada-casino/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde…</title>
		<link>http://onurcaymaz.com/index.php/2023/02/28/iskender/</link>
					<comments>http://onurcaymaz.com/index.php/2023/02/28/iskender/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur Caymaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 15:29:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[beyoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[gülbağ]]></category>
		<category><![CDATA[kapalıçarşı]]></category>
		<category><![CDATA[mecidiyeköy]]></category>
		<category><![CDATA[narmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[veli bar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://onurcaymaz.com/?p=286</guid>

					<description><![CDATA[dağlar çığlık çığlığadır kâğıdını çıkarınca daktilodanson harflerini basarken patlar silah satışları şehirdebilmediğim sokaklarda ünleme benzer karanlık adamlarsırları var: örgütlenmişler; kalın camlı kahverengi şişelerbira çürüğü kerpeten, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">dağlar çığlık çığlığadır kâğıdını çıkarınca daktilodan<br>son harflerini basarken patlar silah satışları şehirde<br>bilmediğim sokaklarda ünleme benzer karanlık adamlar<br>sırları var: örgütlenmişler; kalın camlı kahverengi şişeler<br>bira çürüğü kerpeten, soğuk yaldızlı çekiç ve el bombası<br>derken fosforlu yelek cebinde turne kapsamında böcekler</p>



<p class="wp-block-paragraph">bitirirken bir şiiri İskender, ışır şehirde yatılı okul pencereleri<br>dünyanın tüm suları, akıp gitmek için dalgalanır dizelerinde,<br>dizler kan içinde, dişlerde birkaç çürük, tırnaklar muntazam<br>gözlük kullanmaz yazarken şehrin Memed’i, İnce İskender<br>deli okyanusta kaybolup gidecek beğenmeyip attığı kıtalar<br>çocukların derisini yüzer, kadınların denizini, erkekler yıldırım<br>doru atlarla uçup fişekler kuşanarak inerken kahpe Pera’ya<br>durur hâlâ, sondan iki önceki o eski evinde kalan kasetler</p>



<p class="wp-block-paragraph">İskender, bir şiiri söküp daktilonun ağzından tekrar okurken<br>bilet olarak kullanılabilir cehenneme bu solgun pelür kâğıt<br>başsağlığı telgrafı, barış antlaşması ya da tehdit mektubu<br>müzelerin sessiz yerlerinde, taşlar arasında loş kış sabahları<br>birbirinin dudaklarını kanatarak öpüşen iki liselinin aşk anıtı<br>eninde sonunda kâğıtlar, her şey bir kâğıt olacaktır zaten<br>İskender’dir, şair, hayatın orta yerine fırlatılmış aşk yanıtı</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="554" height="764" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2023/02/Screen-Shot-2023-02-24-at-19.32.29.png" alt="" class="wp-image-290" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2023/02/Screen-Shot-2023-02-24-at-19.32.29.png 554w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2023/02/Screen-Shot-2023-02-24-at-19.32.29-218x300.png 218w" sizes="auto, (max-width: 554px) 100vw, 554px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">saatler boşa dönmez artık, otobüsler, tabii ki tam vaktinde<br>sıcak yaz geceleri sevişmek için ter içinde uyanıp aniden<br>bir şiirini bitirirken İskender, elinde kırmızı kan kalemi<br>nisan sularında hülyalı, genç kapıcı kızları içindir son dizesi<br>Bayburt’tan geçerken kokular çocuk, Çoruh bahar mı kış mı<br>ırmaktır deli sevinç, donsam mı diye düşünür, taşsam mı</p>



<p class="wp-block-paragraph">Derman İskender dizelerini karton yangını dosyasında saklarken<br>Ankara Caddesi’nden Cağaloğlu’na doğru, dergilere verecek<br>dumanlı korkunç bir kar inecektir Erzurum’dan ötelere doğru<br>Bamsı Beyrek selam eder Hektor’a, yolun ıssızında bir yerden<br>beyhude adalet, soyunur ovada, ağzındaki bıçakla, mayıstı<br>şair herkesi böyle başlar bağışlamaya ve derken Kapalıçarşı</p>



<p class="wp-block-paragraph">çıkıp Gülbağ’dan Mecidiyeköy’e doğru yokuşu sabah 7.45’te<br>kan aranıyor anonsları gıcırtılı, titrek dur ihtarı, kılçıklı ruj izleri<br>biriktirenle biriktirilen karışır otobüslerin yağlı penceresi önünde<br>şehirde hâlâ çilek hoşafı yapan kuytu lokantalar var İskender!<br>karışıyor birbirine, karışıyor eşya tabiata çözülüp cisminden<br>eşya, yakınlığını sorgulamak zorunda kalıyor tarafsız doğayla<br>ay çözülüyor, an çözülüyor, ah çözülüyor ve kâinat paramparça</p>



<p class="wp-block-paragraph">kopçalar çözülüyor durmadan, eller, parmak kemikleri, çarşaflar<br>şarap alır mısın diye sorarlar işe giderken, 7.45, bir kadeh Bourdaeux<br>ve alın kemiğimdeki çatlaklar, kan revan, iskelelerde ter, buğu içinde<br>sonra dönüş yolu, son vapurlarda duyduğum sancı ve on dokuz yaşım<br>Narmanlı Han girişinde taş merdivende bira içiyoruz kimi hayaletlerle<br>posta kutusunda edebiyat dergisi, 1996, ilk kez sen şiirini bitirirken<br>keklik besleyen deli kadın vardı avluda, kibrit alevinde kül oldular<br>St Antuan’ın az ötesindeki muhallebiciyi yangınlar mıydı yok eden!</p>



<p class="wp-block-paragraph">ve sonra at yarışları ve plaklar ve caz mavisi Veli Bar’ın sokağında<br>uzayda bir yerden uçup gelmiş kelebeğin dağılıyor kristal kanatları<br>bir sabah çok erken, gün henüz doğmuş, çırılçıplak, çamur, barikat<br>konserve kutuları, ölü kediler yalnızlığında Kürt börekçiler, fedai<br>Derman diyorlar sana, sana takvimler, uzun yalnız sen, büyük kırık <br>Derman İskender Över, sen şiiri bitirirken kaydı dünyanın ekseni</p>



<p class="wp-block-paragraph">sana çay; dinlenirsin biraz şair! fay demlesem, düşmen için<br>bir şiiri bitirirken sen ola ki Amsterdam’da barlar kıpkırmızı<br>tütün işçilerini hatırladın yazarken, yanık yerlerinde dünyanın<br>dinlenirsin biraz, otur, öl ve parçalan kayalıklarda! ay demlesem<br>devrim bir ihtimal falan değildi, hiç olmadı zorgeneral İskender<br>Darmstadt’da kilisenin önünde, ağır duman içiyordu sakallılar<br>parktaki punk’çı elemanların arasında jiletli yüzler, kan çizikleri<br>kahvaltıda jilet yer bunlar, öğlen maket bıçağı, akşam matkap<br>de gülüm, yüzümüzü bereleyip ineriz dünyaya kışın biz de<br>yüzün Edirne ayazı Derman İskender, sen şiirini bitirdiğinde</p>



<p class="wp-block-paragraph">sonra gelincik papatyaya bakıp dudak büzer, seninki beyaz mı der <br>Azra’dır dayı dayağından, mektupları yere fırlatır postane önünde <br>kombisi açılmamış odaların duvarlarında Che resimleri, Pink Floyd <br>hiç zaman kalmadı artık bak, madde tükendi, mana bitti, sonu yolun <br>şair, bir sigara daha iç de öyle kalkıp bırak bizi ellerine boşluğun <br>savaş belgeselleri, kimliği belirsiz hocalarla karate ve keş kuaförler <br>ve sana şiirini bitirdiğinde bir tay demlesem, koşup içmen için <br>zaman karşısında insan bit; bitler incisidir fukaralığın İskender</p>



<p class="wp-block-paragraph">gücüm yok şiiri bitirecek, dursun, herkes gitti hep, sen de gittin<br>yeşil kül tablamda yok oldu İstanbul, biraz huy demlesem<br>Edip’in öldüğü gün doğan şair, Madımak Katliamı’nda ölen<br>hangi kıtadayız gece başlarken, nerede olumsuz, nasıl bir mezar<br>meğer yalnızmışız, özür diliyormuş periler meğer ovada, meleksiz<br>herkesin herkesi sevişirken sona doğru bıçakladığı çağımızda<br>kahraman olmaya yeltenmiş ellerimiz varmış, ellerimiz son kişot<br>Varlık’ta falan değil, Avrupa’da festivaller falan, ne münasebet<br>bize genç arkadaşların, Muş’ta bir üniversite kantininde üşürken<br>fotokopiyle çıkardığı fanzin gerek, daha çok fırtına, daha büyük<br>bize eski zamanlardan bu yana kalmış, delice dimdik bir höyük</p>



<p class="wp-block-paragraph">batarken her yolcunun yüzüne yüzünü değdirmek isteyen kaptan<br>her yolcuyla oturup votka içmek için çıldıran deli tayfa batarken<br>sayemde ölüme gidiyorsunuz diyen vapur! ne fena, kış geliyor<br>sana biraz çiğ demlesem sabahın buruşuk alnında yanarak sönen<br>zarif kararlar var, bir mevsim daha biter birazdan şanlı İskender <br>çıkarırken kâğıdını cebinden, koyarken kan ter içinde çekmeceye<br>masasında çeşit çeşit bıçak, sigaralar, fularlar, baltalar ve ustura<br>öyle yazılıyordu çünkü eskiden şiir, şimdiyse boktan bir çete</p>



<p class="wp-block-paragraph">dağların dizleri titriyor, savaş hatları dayanmıyor ve stepler<br>Şahkulu Sokak’taki merdiven, Karaköy’de küçücük aralık<br>İlhan eski Bizans’ta kâhindi, Turgut kışlasındaki deli büyücü<br>sana gelince, ayrılıkları öğretmek için bize, derimizi yüzdün<br>hatırlasana Frankfurt’ta sabah, alkolsüz birayla doğarken gün<br>şık giyinmek gerekliydi diye düşünmüştüm, katiller iyi giyinir<br>ilk kez öpüşür gibi bir kadınla, çürümüş vişneler, ah İskender<br>en büyük zorgenaral, sana biraz… sana biraz… konuşsana<br>bilemiyorum ki nasıl, nedir, ne zaman devrilip gitti bunlar<br>bitirmeye artık gücüm yok şiiri falan, hepiniz gittiniz, hep<br>Ferhan abi, Leyla abla, canım Erhan Bozkurt, kalbim ve sen<br>şu şiir bitince, yani biterse, kalkıp sana biraz hû demlesem!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Eylül &#8211; Kasım 2022</strong></p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F02%2F28%2Fiskender%2F&amp;linkname=ku%CC%88c%CC%A7u%CC%88k%20I%CC%87skender%2C%20Bir%20S%CC%A7iiri%20Bitirdig%CC%86inde%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F02%2F28%2Fiskender%2F&amp;linkname=ku%CC%88c%CC%A7u%CC%88k%20I%CC%87skender%2C%20Bir%20S%CC%A7iiri%20Bitirdig%CC%86inde%E2%80%A6" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F02%2F28%2Fiskender%2F&amp;linkname=ku%CC%88c%CC%A7u%CC%88k%20I%CC%87skender%2C%20Bir%20S%CC%A7iiri%20Bitirdig%CC%86inde%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F02%2F28%2Fiskender%2F&amp;linkname=ku%CC%88c%CC%A7u%CC%88k%20I%CC%87skender%2C%20Bir%20S%CC%A7iiri%20Bitirdig%CC%86inde%E2%80%A6" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F02%2F28%2Fiskender%2F&amp;linkname=ku%CC%88c%CC%A7u%CC%88k%20I%CC%87skender%2C%20Bir%20S%CC%A7iiri%20Bitirdig%CC%86inde%E2%80%A6" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2023%2F02%2F28%2Fiskender%2F&#038;title=ku%CC%88c%CC%A7u%CC%88k%20I%CC%87skender%2C%20Bir%20S%CC%A7iiri%20Bitirdig%CC%86inde%E2%80%A6" data-a2a-url="http://onurcaymaz.com/index.php/2023/02/28/iskender/" data-a2a-title="küçük İskender, Bir Şiiri Bitirdiğinde…"></a></p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://onurcaymaz.com/index.php/2023/02/28/iskender/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabit Fikir Dergisi İçin Söyleşi</title>
		<link>http://onurcaymaz.com/index.php/2022/10/25/sabit-fikir/</link>
					<comments>http://onurcaymaz.com/index.php/2022/10/25/sabit-fikir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur Caymaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2022 06:31:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[15 temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[attila ilhan]]></category>
		<category><![CDATA[destan sayılır]]></category>
		<category><![CDATA[ilyada]]></category>
		<category><![CDATA[kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[narmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[nazım]]></category>
		<category><![CDATA[yahya kemal]]></category>
		<category><![CDATA[yakup kadri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://onurcaymaz.com/?p=263</guid>

					<description><![CDATA[&#8211;Destan Sayılır’ın ilk sayfalarında, şiir kitaplarında alışık olmadığımız bir yazı var. Okuru önemsediğinizi gösteren bir metin. Bir röportajınızda da edebiyat üretiminde insana yaslanmanın önemine vurgu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8211;<em>Destan Sayılır</em>’ın ilk sayfalarında, şiir kitaplarında alışık olmadığımız bir yazı var. Okuru önemsediğinizi gösteren bir metin. Bir röportajınızda da edebiyat üretiminde insana yaslanmanın önemine vurgu yapıyorsunuz. Farklı türlerde yazan bir edebiyatçı olarak yazmaya başladığınız ilk günden bugüne, okur yazar ilişkiniz nasıl değişti? Genel anlamda kitaba, okumaya verilen kıymet azaldı mı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanırım bizim Yaz Tarifesi’nden sonra tüm şiir kitaplarımın başına böyle bir önsöz ekledim. Zamanında ustamız Attilâ İlhan da kitapların arkasına Meraklısı İçin Notlar diye bir bölüm koyar, şiirle yaşamın ilgisini diri tutmaya çalışırdı. En azından yapmak istediği şeyi genç aklımla böyle değerlendirirdim.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="620" height="375" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/ati.png" alt="" class="wp-image-264" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/ati.png 620w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/ati-300x181.png 300w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Okurla ilişkim zaman içinde arttı diyebilirim, iyileşti. Benim yazarlığım, biraz da kendi okurunu yetiştiren, yetiştiren derken oluşturan anlamına söylüyorum bunu, kendine okur biriktiren, yavaş yavaş çalışan bir zanaatkârın yazarlığıdır. Gittikçe birikiyoruz birbirimizde uzak akrabalarımla. Uzak akrabalarım gözüyle bakıyorum onlara. Cervantes’ten ödünç alarak deneme kitaplarımda aylak okur desem de onlar benim hep okurum kalıyor, müşteri olmuyorlar hiç. Malum, okur başka şey, müşteri başka!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kitaba, okumaya verilen kıymet azaldı tabii. Azalmadı diyemem. Ama bu da güzel. Diyalektik bir süreç. Madem ki azalıyor, çoğalacak demektir değil mi? En azından bunu beklemek hakkımız.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>-Kitapta, zaman üzerine sıkça düşündüğünüzü görüyoruz: altın tekerlek dönüyor, örümcek hep yerinde, zamana sıkışmış limon ağaçları, köftecinin camlarında ince yazı, zar atan çocuk zaman, “gibi” adlı şiir, Adam Yayınları’nın kapakları, hâlâ… Üstelik, “incirin sütü boğuşmada karasıyla”. “sedasız işlenmiş gümüş hediye” olan saten dokulu zamanda aradığınız, bulduğunuz nedir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Adam Yayınları’nın kapaklarını siz de hatırlıyor musunuz, ne güzel yahu! Üstelik zamanla ilgili tespitiniz! Dikkat etmenize çok sevindim sevgili İlker. Çünkü nicedir zaman üzerine bir deneme kitabı yazmak istiyorum. Bazı yazıları çoktan hazırdı. Fakat araya bir sürü başka şeyler girip duruyor. Hayat izin vermiyor her şeyden önce. Tabii o da sırasını bekliyordur sanırım…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zaman üzerine düşündüklerimden geriye kalanların bir kısmı saptadığınız üzerine Destan Sayılır’da görünüyor, doğru. Aslında yazarken fark etmemişim. Şiir biraz öyledir, fark edilmez yazarken. Sonra anlaşılır. Gerçi adı Destan Sayılır olan bir kitapta zaman üzerine biraz fazla bir şey olması, destan denen formun biraz da geniş zamanlı bir form olmasından kaynaklanıyor. Destan, anın değil, geniş zamanındır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik ben de sizin saptamanıza ek yapayım. Kitabın sunusu ve son sözünü de kim olduğu biraz meçhul (!) bir Âşık Zamanî yapıyor, fark etmişsinizdir belki.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zamanda ne mi aradım. Zamanda Herakleitos’tan Hacı Bektaş-ı Veli’ye dek herkesin söylediğini aradım herhalde: Kendimi. Zamanda, kayboldum demek ki.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>-“Metin üretenler çoğaldığı için şiir yazmak zorlaştı” diyorsunuz bir konuşmada. 70’ler ile 80’ler şiiri arasındaki keskin ayrıma dikkat çekiyorsunuz devamında. Bu ayrımın ayrıntıları nelerdir? Türk şiirinde son yıllarda korkunç bir üretim söz konusu. Bu kalabalık şiiri nasıl etkileyecektir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yetmişlerde şiirin henüz hâlâ hayatla kurduğu yakın bir ilgi vardı. 12 Eylül sonrası sanatımızda bile bunu gözlemlemek mümkündür. Ahmet Erhan’ın <em>Kenar Mahallede Bir Pazar Günü</em>, bugün yeniden yazılamıyor, yeniden yazılması gerekmez belki ama ardılı gelip çıkmıyor. Oysa kenar mahalleler de durmakta, pazar günleri de… Bu kabul edilebilir bir şey değildir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/kenar-1024x576.jpeg" alt="" class="wp-image-265" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/kenar-1024x576.jpeg 1024w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/kenar-300x169.jpeg 300w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/kenar-768x432.jpeg 768w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/kenar.jpeg 1280w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı şeyi öykümüz için de söyledim başka bir röportajda, iki milyon çocuk işçiye bugün bir tane Orhan Kemal düşmüyor. Bu bir kopuştur. Metin üretiliyor, dilin ve kurgunun sınırları zorlanıyor falan, herkes yoksulları yazdığını iddia ediyor evet, çok güzel. Fakat o yoksullar onları neden okumuyor acaba?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kenar mahalledeki pazar günlerine söz düşüremeyen edebiyat, bunun artık sadece propagandasını yapıyor. Belki artık onu bile yapmıyor. Etnikçilik, cinsiyetçilik, STK’cılık. Başka bir şey bulmak çok zor. Belki ancak yoksulların sesi olduğunu falan sanıyor olabilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Metin deniyor, tekst deniyor, hayat denmiyor. Şiir, hayatın büyük damarlarından çoktan çekildi. Geri gelecektir. Fakat bugün kimse yeniden bir şiiri okuduğu için artık yeni şeyler keşfetmiyor. Oysa Turgut Uyar, tavrım bir şeyi bulup coşmaktır demişti. Her şey çok teknik, herkes kurgu, dil ustası ama kimse kolay kolay edebiyatla coşmuyor. Simplex sigillum veri der Latinler, sadelik, hakikatin mührüdür. Bunca yalın hakikatlere bizi taşıyan edebiyat gerilerde kaldı. Dönecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu “üretim”, dediğiniz gibi korkunç, fason. Ama cidden korkunç. Tolstoy, gerçek bir yazar, kalemini mürekkep şişesine batırdığında orada etinden bir parçayı da bırakmış olur diyordu. Parçayı bırakalım, kalem bile kalmadı, şişeyse kırık!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8211;<em>Destan Sayılır</em>’ın ikinci bölümündeki şiirlerde anılar imgeyle sarılıyor. “hepimiz anın kesiğini taşırız içimizde”. Tarihin farklı dönemlerinden isimlerle de dizeler arasında sıkça rastlaşıyoruz. Tabiatın güzelliği ve aşk kadim şiirle akraba bir görüntü veriyor. Modern zamanların insana ve şiire etkisi nedir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Destan Sayılır’ın genel kapsamı bir destan gibi çatılmıştır. Modern zamanlar bizim yüce destanlarımızı elimizden aldı. Artık bir Bamsı Beyrek yazılamaz. Artık bir Hektor yok, Odysseus olmayacak bir daha. Tahta atlar, bilgisayar virüsü oldu. Benzer tınıların kitabımda farklı şiirlerde duyulma sebebi, bugünkü hayatlarımızın kırık dökük halini, belki bir bütün destana dönüştürme çabasından, tüm şiirler birleşse bir destan eder belki diye&#8230;</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="706" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/deatan-say-kapak-1024x706.jpg" alt="" class="wp-image-266" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/deatan-say-kapak-1024x706.jpg 1024w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/deatan-say-kapak-300x207.jpg 300w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/deatan-say-kapak-768x529.jpg 768w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/deatan-say-kapak-1536x1059.jpg 1536w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/deatan-say-kapak-2048x1412.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>





<p class="wp-block-paragraph">Bugün hepimiz bir kahraman bekliyoruz, bir mafya babasından bile bekliyoruz bunu üstelik. Kendi destanımız yok artık. Onu oldurmaya çalıştım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kadim şiirle akraba benzetmeniz çok yerinde. Şiiri ben hep o kadim olanda aradım. Şiir, kadim şiir dediğiniz şeyin kendisiyle akrabadır. Modern zamanlar onu değiştiremiyor. Form değişir belki ve fakat maya aynı mayadır. Kalır. Hakikatin mührüdür.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>-Şiirler bize, güneş altında oturup hayatımız ve hayallerimiz arasında geçirdiğimiz uzun saatleri anımsatıyor. Yorgun kalkıyoruz buradan. <em>Destan Sayılır</em>’ın hikâyesi nedir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam da böyle olsun istemiştim. Her zaman okurun da benim kadar yorulmasını, yaşadığımı yaşamasını isterim. Çektiğim eziyeti o da çeksin. Derdim kimseye fazladan iş çıkartmak değil, yanlış anlaşılmasın. Dünya yükünü paylaşmak. Taşıdığım yükü ona da göstermek. Bak, senle buluşamadığımız arada bunlar, bunlar, bunlar oldu demek. “Üretilen metinler”, sadece zihin yorar, bir oyundur geçer gider. Ama kadim şiirin ırmağında kalmaya çalışan kelimeler, ruhta da ağırlık bırakır. İstedim ki o ağırlık duyulsun. Hem duyulmazsa şiir ne işe yarar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Destan Sayılır’da yukarıda da söz ettiğim gibi gündelik hayatlarımızın artık bir destana yakışmadığını anlatmak istedim. Yakışmadığını doğru olmadı, yaraşmadığını demek daha doğru. Bizim artık bir destanımızın olması zor. Hayatlarımız, kahramanlıklar, birliktelikler, isyanlar küçüldü. Bir yerinde diyorum ya kitabın, isyanlarımızı okul çocukları gelecekte esneyerek okuyacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ülkenin meclisi gazidir, daha bunun romanı bile yazılmadı. Hayatımızı destan kılacak şevki kaybettik. Yahya Kemal, bir tel kopunca ahengin tümden biteceğini söylemişti. O ahengi bir yerde yapıştırmaya çalıştım ki tümden çukura yuvarlanmayalım. Bunlar da destan sayılsın, belki sonrası gelir diyerek.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>-Geçtiğimiz ay okurlarımız için kitap listeleri yayınlamıştık. “Dünyada geçirdiğimiz zaman sayılı. Okuyacağımız kitap sayısı belli” diyen biri olarak keskin bir seçkinciliği öneriyorsunuz. Türk edebiyatından mutlaka okunmalı dediğiniz eserler hangileri? Son dönemde dikkatinizi çeken kitaplar oldu mu?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kere kendine Türkçe edebiyat diyenleri okuyamıyorum, onu baştan söyleyeyim. Türkçeleri bozuk oluyor çoğunun.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizim büyük Türk edebiyatımızın muazzam eserleri var. Oğuz Atay ile Tanpınar’ı zaten söylemeyeceğim. Onları herkes söylüyor. Hatta nicedir onlardan başka kimse yokmuş gibi davranılıyor edebiyatımızda. Bu arada Tanpınar’ı da çok severim, o ayrı. Ama bunca söylenmesi, bende doğru anlaşılmadığı korkusunu uyandırıyor. Nitekim üstadın Narmanlı Yurdu’ndaki evinin yerinde bugün ruj satılan bir dükkân var. Tanpınar’ı anladığını düşünen bir toplumda, ortalığın karışması lazımdı. Ama bizde ses çıkmıyor. Gerçi bizim edebiyatımızda nicedir zaten ne için ses çıkıyor, o da ayrı bir konu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/yakup-724x1024.png" alt="" class="wp-image-267" width="339" height="480" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/yakup-724x1024.png 724w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/yakup-212x300.png 212w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/10/yakup.png 730w" sizes="auto, (max-width: 339px) 100vw, 339px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra Yakup Kadri’nin Panorama’sı, Halide Edip’in Handan’ı (ki Handan bu yıl 100 yaşına bastı, bu da kimsenin umurunda değil sanırım), Selim İleri’nin Yarın Yapayalnız’ı, Memduh Şevket’in Vassaf Bey’i, Füruzan’ın tüm öyküleri, Leylâ Erbil’in yazdığı her şey, Kemal Tahir’in Esir Şehir Üçlemesi, Orhan Kemal’in eşsiz Murtaza’sı, Sait Faik’in tüm öyküleri, Nâzım’ın tüm şiirleri şu an bir çırpıda, ilk aklıma gelenler. Böyle listelerden çok korkarım, söylediklerimiz, her zaman unuttuklarımızı aşar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son döneme gelince, kendi edebiyat gündemim yüzünden son birkaç yılı yeterince detaylı takip edemedim. Ama Post Öykü’de, Öykü Gazetesi’nde, çok güzel öykülere, “metinlere” değil, denk geliyorum. Bu da benim kusurum olsun. Nasıl yapayım, her şeye yetişilemiyor ki!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>-Yakın tarihin de içinde yer aldığı bir roman çalıştığınızı biliyoruz. Detayları nelerdir? Masanızda başka neler var?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Adı şimdilik Kılıçların Gecesi olan bir roman yazıyorum. Bir üçlemenin ilk cildi olmasını planlıyorum. Adını da ilk kez burada açıklamış oldum. Bir Ergenekon üçlemesi olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biliyorsunuz Türklerin bu coğrafyaya geliş destanı, hain bir ABD taşeronu tarafından yapay bir örgütün adına dönüştürüldü ülkemizde. Ergenekon, bizim destanımızdı, destanlardan da konuştuk ya, ama bugün bir örgüt adı olarak anılıyor. Başarılı bir Amerika prodüksiyonu. İsmet Özel, çok önce fark etmiş, Amerikalı olmadım, hiç olmayacağım demişti. O prodüksiyonun da içinde olduğu bir roman yazıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ergenekon duruşmalarıyla, 2007- 2008 sürecinde başlayan, 15 Temmuz’da biten. En azından niyetim bu. Az önce söylediğim gibi kimse yazmıyor demekle, ahkam kesmekle, şikâyet etmekle olmaz, oturup yazacaksın değil mi!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun yanında az önce andığım, zaman kavramıyla ilgili denemeler var. Örümcek diye bir şiir dizisi üzerinde çalışıyorum sonra. Sonra cumhuriyetimizin yüzüncü yılıyla ilgili bir projem var. Yanı sıra edebiyatımızda eleştiri kültürünün şöyle iyice bir sağlamlaşabilmesi için önümüzdeki süreçte bazı genç arkadaşlarla kimi sürprizler yapmamız da mümkün. Durumlar böyle… Bizde iş bitmez!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nefis röportaj için çok teşekkür ederim. Sabit Fikir okurlarına selam!</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F10%2F25%2Fsabit-fikir%2F&amp;linkname=Sabit%20Fikir%20Dergisi%20%C4%B0%C3%A7in%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F10%2F25%2Fsabit-fikir%2F&amp;linkname=Sabit%20Fikir%20Dergisi%20%C4%B0%C3%A7in%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F10%2F25%2Fsabit-fikir%2F&amp;linkname=Sabit%20Fikir%20Dergisi%20%C4%B0%C3%A7in%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F10%2F25%2Fsabit-fikir%2F&amp;linkname=Sabit%20Fikir%20Dergisi%20%C4%B0%C3%A7in%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F10%2F25%2Fsabit-fikir%2F&amp;linkname=Sabit%20Fikir%20Dergisi%20%C4%B0%C3%A7in%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F10%2F25%2Fsabit-fikir%2F&#038;title=Sabit%20Fikir%20Dergisi%20%C4%B0%C3%A7in%20S%C3%B6yle%C5%9Fi" data-a2a-url="http://onurcaymaz.com/index.php/2022/10/25/sabit-fikir/" data-a2a-title="Sabit Fikir Dergisi İçin Söyleşi"></a></p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://onurcaymaz.com/index.php/2022/10/25/sabit-fikir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mahal Dergi, röportaj</title>
		<link>http://onurcaymaz.com/index.php/2022/07/25/mahal-dergi-roportaj/</link>
					<comments>http://onurcaymaz.com/index.php/2022/07/25/mahal-dergi-roportaj/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur Caymaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Jul 2022 06:01:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[burroughs]]></category>
		<category><![CDATA[çoruh nehri]]></category>
		<category><![CDATA[diri çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[mahal dergi]]></category>
		<category><![CDATA[orhan kemal]]></category>
		<category><![CDATA[öykü]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[turgut uyar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://onurcaymaz.com/?p=251</guid>

					<description><![CDATA[Şairlik ile başlayıp öyküye avuç açtınız, sonrası için ne dersiniz? Avuç açmak doğru bir deyim değil. Hayatımda kimseye avuç açmadım. Hele bir edebi türe avuç [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şairlik ile başlayıp öyküye avuç açtınız, sonrası için ne dersiniz?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avuç açmak doğru bir deyim değil. Hayatımda kimseye avuç açmadım. Hele bir edebi türe avuç açmak aklıma bile gelmedi. Edebiyat öyle yalvararak yapılan bir şey değil. Bir bakmışsın ki kağıdın başına sürükleniyorsun, masadasın… Elin yüzün kan ter içinde yapılan bir iş bu. Zaten bir etkiyle kâğıda gömülmeyen yazar, has yazar değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türler araçtır. Elinizdeki malzeme size kendisini nerede kullanacağınızı söyler. Türk edebiyatımızda “şununla başlayıp bununla devam etmek” gibi, yüz yıllık bir klişe var. Bu, öykü yazdıktan sonra roman yazan kişilere de çok yöneltilir, romana geçti denir. Ne demekse o. Sanki roman, öykünün bir devamıymış gibi. Oysa bu bir yoldur. Yolun üzerinde çeşitli duraklardır türler. Bazen birine, bazen diğerine uğrarsın. Kimse kimseye avuç açmaz. El ele tutuşur, bir süre devam eder, sonra ötekine uğrarsın. Onlar hancıdır. Şiir yazdım, roman, öykü, deneme yazdım. Şimdi bir roman daha yazıyorum. Yoldur dedim ya, yol insanı nereye götürürse diyelim. Sırada bir şiir kitabı bekliyor. İki deneme projesi var. Yolu sevmek gerekir, türü değil.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/07/deatan-say-kapak-1024x706.jpg" alt="" class="wp-image-252" width="467" height="321" srcset="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/07/deatan-say-kapak-1024x706.jpg 1024w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/07/deatan-say-kapak-300x207.jpg 300w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/07/deatan-say-kapak-768x529.jpg 768w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/07/deatan-say-kapak-1536x1059.jpg 1536w, http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/07/deatan-say-kapak-2048x1412.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 467px) 100vw, 467px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Z kuşağının okur yazarlığı üzerine birkaç kelam istesek, ne dersiniz? &nbsp;Son dönemin yazarlığı -Türk Edebiyatı özellikle -peki ?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Her dönemde iyi okurlar da olacak, kötü okurlar da&#8230; Bu tarz genellemeler zor işlerdir. Yanlış şeyler söylemek olasıdır. Ama belirlemeyi şöyle koyabiliriz: Örneğin sadece İçimizdeki Şeytan’ı okuyup Ruh Adam’dan hiç haberi olmamış okur kötü okurdur. Yazar diye Bukowski’yi bellemiş ama William Burroughs’u duymamış okur, işe yaramaz. Sadece Ahmet Ümit ve Livaneli romanlarını roman diye değerlendiren okur, üzgünüm ama ortalamadır. Bunlar kötü diye demiyorum. Ama okurluk da yazarlık kadar yetenek isteyen bir şeydir. Okuyacağın kitapları Hürriyet kitap ekinin jürisinin arkadaş listelerinden seçiyorsan, orada sorun vardır.</p>



<figure class="wp-block-image alignleft size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="279" height="181" src="https://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/07/br.jpeg" alt="" class="wp-image-253"/></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Son dönemin yazarlığını iki cümleyle özetleyebiliriz. İki milyon çocuk işçimiz vardır, bir kişi de çıkıp yazmaya tenezzül etmez. İki milyona bir Orhan Kemal düşmez bugün; herkes küçük Borges, mini minnoş Cortazar’dır! Henüz 15 Temmuz’un doğru dürüst bir romanı bile yazılmadı. Türkiye’de yazarların belli bir kısmı Norveçliymiş gibi davranıyor. Koca pandemi döneminde bir sürü müzisyen intihar etti, birinin öyküsünü görmedim, bir sürü kargocu öldü, yok ortada edebiyatımız. Edebiyat kaçıyor. Ey eski camekân ey diri çiçek, diyordu Turgut Uyar, “biz olmasak şunlara bunlara kim sövecek”, şehit aileleri bile layıkınca giremedi henüz her şeyin girebildiği edebiyatımıza. Otuz yıl süren savaşta akan bunca kanın bile hakkıyla yazıldığını göremedik. Yakup Kadri ile Halide Edip, cephedeki çadırlarından yazıyordu. Neyse… Kaldı ki ben Türk edebiyatının nicedir Türk olduğunu bile düşünmüyorum. Zaten adını da Türkçe Edebiyat, Yerli Edebiyat şeklinde değiştirmeye kalkıyorlar bugün. Başarabilirler mi! En fazla attıkları Tweet’leri silerler. Ötesi çok zordur. Öyle büyük bir mirasımız var ki bir gün hakkını vereceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Onur Caymaz kimdir , öncesi sonrası geleceği hakkında bize ne dersiniz ?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilmem kimdir. Turgut Uyar’ın o diri çiçeği olmak isterdim belki, “tatil bitti, güzel hasır şapkamı bir bıçakla değiştim / suyumuzu kestiler işte ama masamda o diri çiçek” dediği şiirdeki çiçek. Olamadım tabii, o ayrı. Öncem, sonram, geleceğim… Bunlar hakkında sanayiciler, ekonomistler, CEO’lar doğru ve stratejik şeyler söyleyebilir, analiz onlarındır; ben şairim, diri çiçek, nasıl söylerim…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Cümleleri kalbimde yara açtı , hikayeleri beynimi yokladı dediğiniz yazarlar kimlerdir ve siz bu yazarlardan nasıl etkilendiniz ya da etkilendiniz mi ? Ne dersiniz ?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Etkilenmeyen insandan yazar olur mu? Benim sevdiğim o kadar çok yazar var ki birini söylesem diğerine zarar. Az evvel andığım büyük edebiyatımızın mirası, sonra dünya edebiyatının ustaları… Çok yani!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dijital dünya ile gerçeklik arasındaki algınız nasıl, sürekli ret yiyen amatör yazarlara ne dersiniz ?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçek ne bilmiyorum ama gerçek dedikleri dünyada da bir arazim, malım mülküm olmadı, metaverse zemininde de olmayacak. Sokağa, çarşıların damarlarına akıp dolanmayı her zaman daha çok önemsedim. Hayatı Twitter’daki like sanan çok fazla insan var. Çoruh Nehri’nin kıyısındaki bakkal Muhittin’in gündemi başka oysa.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Editörlerin, yazdıklarını kabul etmediği arkadaşlara önce kendilerinin editörü olmalarını, sonra da yazdıklarını kabul etmeyen editörlerin editörlüğünü değerlendirebilecek kadar okur olmalarını öneriyorum. Türkiye’de yeteri kadar profesyonel bir editörlük kurumunun kaldığına da -üç beş şövalyeyi dışarıda tutarsak- çok inanmıyorum. Umutsuz muyum, hayır; diri çiçek!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yasemin Seven ERANGİN</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F07%2F25%2Fmahal-dergi-roportaj%2F&amp;linkname=Mahal%20Dergi%2C%20r%C3%B6portaj" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F07%2F25%2Fmahal-dergi-roportaj%2F&amp;linkname=Mahal%20Dergi%2C%20r%C3%B6portaj" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F07%2F25%2Fmahal-dergi-roportaj%2F&amp;linkname=Mahal%20Dergi%2C%20r%C3%B6portaj" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F07%2F25%2Fmahal-dergi-roportaj%2F&amp;linkname=Mahal%20Dergi%2C%20r%C3%B6portaj" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F07%2F25%2Fmahal-dergi-roportaj%2F&amp;linkname=Mahal%20Dergi%2C%20r%C3%B6portaj" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F07%2F25%2Fmahal-dergi-roportaj%2F&#038;title=Mahal%20Dergi%2C%20r%C3%B6portaj" data-a2a-url="http://onurcaymaz.com/index.php/2022/07/25/mahal-dergi-roportaj/" data-a2a-title="Mahal Dergi, röportaj"></a></p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://onurcaymaz.com/index.php/2022/07/25/mahal-dergi-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>kanatlı at destanı</title>
		<link>http://onurcaymaz.com/index.php/2022/06/20/kanatli-at-destani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur Caymaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2022 05:44:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[kanatlı at destanı]]></category>
		<category><![CDATA[pervaneyle yaren]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://onurcaymaz.com/?p=240</guid>

					<description><![CDATA[gittikçe genişleyen o sonsuz evrene inanıyorumbu yüzden uzaklaşıyoruz ya birbirimizden, bunave her gece bir kere yüzünden öpüyorum, sana; uzaya, atomların arasındaki tükenmeyen boşluğaporselen vazolara, çiçeklerden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><br></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="214" height="235" src="http://onurcaymaz.com/wp-content/uploads/2022/06/at.jpeg" alt="" class="wp-image-241"/></figure>



<p class="wp-block-paragraph">gittikçe genişleyen o sonsuz evrene inanıyorum<br>bu yüzden uzaklaşıyoruz ya birbirimizden, buna<br>ve her gece bir kere yüzünden öpüyorum, sana;</p>



<p class="wp-block-paragraph">uzaya, atomların arasındaki tükenmeyen boşluğa<br>porselen vazolara, çiçeklerden kalan soluk suya<br>uyurken okşadığım saçlara, yataklı vagonlara;</p>



<p class="wp-block-paragraph">pencere kenarlarına, bomboş yollara geceleyin<br>terk edilmiş hayalet benzin istasyonlarına<br>kimsesiz barlardaki açık klozet kapaklarına;</p>



<p class="wp-block-paragraph">çocukça renklere, mesela mora, arkadaşlarıma<br>hikâyeden romana geçmemiş soylu yazarlara<br>suya inanıyorum diyeceğim, su gibi aziz olmaya;</p>



<p class="wp-block-paragraph">erken büyümeye ve tabii ispanya iç savaşı’na<br>daha dün annemizin hayallerini yıkarken<br>tığa inanıyorum, simli tuğraya, cam kıran tuğlaya;</p>



<p class="wp-block-paragraph">bir yanından gittikçe bükülen çatlak dudaklara<br>ucu öpülürken biraz ıslanan göğüs uçlarına<br>iyice bastırınca tek elle açılan sutyen kopçalarına;</p>



<p class="wp-block-paragraph">adres sorduğum ter kokan otobüs şoförlerine<br>sobasız kış gecelerine, hamamların gizli tarihine<br>ölü madencilere, ellerin gizine, zamanın bilgeliğine;</p>



<p class="wp-block-paragraph">sayısı nedense gittikçe azalan tanrı lekelerine<br>pamuk prenses’in bekaretine, alice’in esaretine<br>unutmadan söyleyeyim, athena’ya birkaç gece;</p>



<p class="wp-block-paragraph">denize inanıyorum desem yeridir, dumana<br>densize, denemeye, dengeye, üç ortalı defterlere<br>içimdeki dergâha doğru, durmayana, dem’e;</p>



<p class="wp-block-paragraph">gittikçe hızlanan evrime, telsizlere, telli arabalara<br>yollara, insanı bir şehirden başka şehirlere ulaştıran<br>kanatların güzelliğine, aleve, otopark lambalarına;</p>



<p class="wp-block-paragraph">dağın düze yaptığı şakaya, yaka çiçeklerine, hakikate<br>kuş seslerine inanıyorum, karlı dağdan serin avlulara<br>sana diyorum aşk hecesi, yüzünden geçen acıya;</p>



<p class="wp-block-paragraph">eşyanın elbisesi harflere, boğazlı kazaklara<br>diz üstü eteklere, su altında ormanlara<br>kadın bacaklarına, yaşlı terzilere, orospulara;</p>



<p class="wp-block-paragraph">hiçbir şeye inanıyorum, mıknatıslara, gecedeki yıldızlara<br>çengelli iğnelere, ışıkları severim ama yine de karanlığa<br>lokantalara, matematiğin zalimliğine, mantığın cinayetine;</p>



<p class="wp-block-paragraph">veremdeki zarafete, depresyona, kahve makinelerine<br>delirme ihtimalime, ilk haritacılara, antik döneme<br>çaresizliğe, tükenmez dirilişe, o kör borges’e;</p>



<p class="wp-block-paragraph">sinemalarda sekse, kasabalarda pis otellere<br>video kasetlere, pornoya, mürekkepli kaleme<br>titremesine erkekliğin, kadınlığın keşfedişine;</p>



<p class="wp-block-paragraph">yosun tutan meleklere, pastel boyaya, vapur tarifesine<br>bazı marketlerde ara sıra görülen değişik şeylere<br>geceleri bir kanatlı at olup sırtında coşan ellerime;</p>



<p class="wp-block-paragraph">sıfıra, can sıkıntısına, sefaletin ziyafetine<br>eski türkiye’ye, kütüphaneden cennete, bisiklete<br>geçmişin ölümüne, henüz yaşanmamış saatlere;</p>



<p class="wp-block-paragraph">sakalsızdan proust’a inanıyorum, sakallıdan tolstoy’a<br>içine doğru açan çiçekleriyle incire, şaraba<br>şefkate, keman çalabilenlere, narın sırrına<br>ve kusura bakma, sana</p>



<p class="wp-block-paragraph">ve fakat inanmıyorum allah’a!</p>
<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F06%2F20%2Fkanatli-at-destani%2F&amp;linkname=kanatl%C4%B1%20at%20destan%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_linkedin" href="https://www.addtoany.com/add_to/linkedin?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F06%2F20%2Fkanatli-at-destani%2F&amp;linkname=kanatl%C4%B1%20at%20destan%C4%B1" title="LinkedIn" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F06%2F20%2Fkanatli-at-destani%2F&amp;linkname=kanatl%C4%B1%20at%20destan%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_email" href="https://www.addtoany.com/add_to/email?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F06%2F20%2Fkanatli-at-destani%2F&amp;linkname=kanatl%C4%B1%20at%20destan%C4%B1" title="Email" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F06%2F20%2Fkanatli-at-destani%2F&amp;linkname=kanatl%C4%B1%20at%20destan%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fonurcaymaz.com%2Findex.php%2F2022%2F06%2F20%2Fkanatli-at-destani%2F&#038;title=kanatl%C4%B1%20at%20destan%C4%B1" data-a2a-url="http://onurcaymaz.com/index.php/2022/06/20/kanatli-at-destani/" data-a2a-title="kanatlı at destanı"></a></p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>