<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:creativeCommons="http://backend.userland.com/creativeCommonsRssModule" version="2.0"><channel><title>raptiye</title><link>http://raptiye.org</link><description>bilgi paylaştıkça çoğalır!</description><language>tr</language><lastBuildDate>Sat, 17 Oct 2009 19:06:06 +0200</lastBuildDate><creativeCommons:license>http://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/3.0/</creativeCommons:license><image><link>http://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/3.0/</link><url>http://creativecommons.org/images/public/somerights20.gif</url><title>Some Rights Reserved</title></image><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/raptiyeorg" type="application/rss+xml" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item><title>

Başkasını Seviyorum</title><link>http://raptiye.org/blog/2009/10/17/baskasini-seviyorum/</link><description>&lt;img align="left" width="250" height="372" style="margin-right: 20px; margin-bottom: 10px;" alt="Başkasını Seviyorum Kitap Kapağı" src="/media/images/upload/books/baskasini_seviyorum.jpg" /&gt;Bu yazıda da beni oldukça etkileyen ve şaşırtan Başkasını Seviyorum'dan bahsetmek istiyorum. Kitabın bence en ilginç özelliklerinden biri, modern zamanda geçiyor olması ve zamanımızın eğilimlerinden (trend) söz ediyor olması; daha da önemlisi adı geçen karakterin (Yavuz ERDEN) yaşadıklarının gerçek hayatta varolan şeyleri birebir yansıtıyor oluşuydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yavuz'un yaşadıkları kadın-erkek ilişkilerini öyle iyi gözler önüne seriyor ki; Ömer ÖZGÜNER'in gözlem yeteneklerine saygı duymamak mümkün değil. Zira kitabın arkasında da yorum olduğunu tahmin ettiğim bölüm şöyle diyor:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;div&gt;Çağımız erkeğini âdeta "deşifre" eden bu sayfalarda herkes kendinden bir şeyler bulacak. Çünkü günümüz popüler kültürüne, geçen zamana, yıpranan ilişkilere, dinmeyen arzulara ve... her şeye rağmen neden ve nasıl devam ettiğimize dair hınzır mı hınzır bir roman bu...&lt;/div&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;
Gerçekten de öyle! Çocukluktan başlayarak içimde hissettiğim ilk hayal kırıklıklarını, karşı taraftan beklentilerimin bir türlü karşılanamaması ve girdiğim arayışlar sonucunda her seferinde uğradığım hüsranı bu kitapta da bulabilmek yalnız olmadığım duygusuyla serseme çevirdi beni.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kitaptaki Yavuz karakterinin çevresindeki cıvık insan ve ilişkilerden sıkılıp kendi içine çekilmesi, evleneceği bir kişiyi bulup sonunda sıkılması ve yeni bir heyecana kapılmışken aslında elindeki değerleri bilemeyip her şeyini kaybetmesi benim yaşadıklarımla da büyük benzerlik gösteriyor. Dışarıdan bakıldığında bu hikaye çok klasik duruyor belki de ama okudukça detaylar sizi sarmaya ve kendinizden bir şeyleri bulmanıza sebep oluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Askerdeyken sık sık günlük yazıyorum. Kışladaki günlük hayatı yazarken bir yandan da özel hayatımda son zamanlarda yaşadığım şeylerden de sıkça bahsediyorum ve kitabı okurken kendi yazdıklarımı okur gibi oldum. Kendimle hesaplaşmamı ya da yaşadıklarımı bir kitap haline getirseymişim aynı şeyleri yazacakmışız hissine kapıldım. Elimdekilerle yetinmeme, kararsızlık, doyumsuzluk ve mutsuzluk... Çağın adı konmamış bir hastalığına yakalanmışım da haberim yokmuş gibi...&lt;br /&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mtvuq3TrszE_rZTr_bCx4DlyCak/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mtvuq3TrszE_rZTr_bCx4DlyCak/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mtvuq3TrszE_rZTr_bCx4DlyCak/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mtvuq3TrszE_rZTr_bCx4DlyCak/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=40D0cQ6Fba8:KpcxMM_gv-I:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=40D0cQ6Fba8:KpcxMM_gv-I:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=40D0cQ6Fba8:KpcxMM_gv-I:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=40D0cQ6Fba8:KpcxMM_gv-I:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=40D0cQ6Fba8:KpcxMM_gv-I:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=40D0cQ6Fba8:KpcxMM_gv-I:qj6IDK7rITs"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=qj6IDK7rITs" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=40D0cQ6Fba8:KpcxMM_gv-I:gIN9vFwOqvQ"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=40D0cQ6Fba8:KpcxMM_gv-I:gIN9vFwOqvQ" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</description><pubDate>Sat, 17 Oct 2009 19:06:06 +0200</pubDate><guid>http://raptiye.org/blog/2009/10/17/baskasini-seviyorum/</guid></item><item><title>

Uçurtma Avcısı</title><link>http://raptiye.org/blog/2009/10/17/ucurtma-avcisi/</link><description>&lt;img align="left" width="250" height="360" style="margin-right: 20px; margin-bottom: 10px;" alt="Uçurtma Avcısı Kitap Kapağı" src="/media/images/upload/books/ucurtma_avcisi.jpg" /&gt;Askerdeyken en çok yaptığınız şey bir şeyler için beklemek ve bunu yaparken de öğrenmeniz gereken en temel şey zamanınızı iyi kullanmak. Kendinize, uğraşmak için mümkünse birden fazla şey bulmalısınız. Spor yapmak, kitap okumak yalnızca bir kaç seçenek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Askere başladığımdan beri yaklaşık 6 kitap okumuşum. Dönüp bakınca ilginç bir Dan Brown saplantım olduğunu farkediyorum:&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;
 &lt;li&gt;Da Vinci Şifresi (Dan BROWN)&lt;/li&gt;
 &lt;li&gt;Melekler ve Şeytanlar (Dan BROWN)&lt;/li&gt;
 &lt;li&gt;İhanet Noktası (Dan BROWN)&lt;/li&gt;
 &lt;li&gt;Uçurtma Avcısı (Halit HÜSEYNİ)&lt;/li&gt;
 &lt;li&gt;Başkasını Seviyorum (Ömer ÖZGÜNER)&lt;/li&gt;
 &lt;li&gt;Dijital Kale (Dan BROWN) - İngilizce&lt;/li&gt;
 &lt;li&gt;Zaman Yolcusunun Karısı (Audrey NIFFENEGGER)&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
Son iki kitabı okumaya devam ediyorum şu aralar... Bu yazıda beni oldukça etkileyen Uçurtma Avcısı'ndan bahsetmek istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kitap, 1963'ten başlayarak Afganistan'da gelişen olayların, birlikte büyüyen iki çocuğun hayatlarını ve arkadaşlıklarını nasıl etkilediğini; bu iki insanın ileride kaderlerinin nasıl da birbirlerine karıştığını çok etkileyici bir şekilde ortaya koyuyor. Zaman zaman öyle vurucu bir şekilde ilerliyor ki avuçlarınızı sıkıyor, küfürler ediyorsunuz; hatta zaman zaman gözleriniz yaşarıyor. Dünyanın ne kadar adaletsiz bir yer olduğunu, aşırı dinciliğin girdiği yeri ne hale getirdiğini çok net bir biçimde görüyorsunuz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu kitapla birlikte farkettiğim bir diğer şeyse Afganistan'ın geçmişini ve sahip olduğu kültürü, Amerikan işgaliyle birlikte farkettiğim oldu. Tıpkı İran'ı çok yakından takip ettiğim günlükler vs. sayesinde farkettiğim gibi... Kitabı okurken gözümün önüne sık sık Milyoner (Slumdog Millionaire) adlı filmden sahnelerin geldiğini de eklemeliyim. Sebebini bilmiyorum ama bir şekilde oradaki çocukların filmin başındaki hayatları geldi gözümün önüne... Bizim çocukluğumuzla oradaki çocukları kıyasladığımda, şu anki Afganistan haberlerinde görünen resimlere baktığımda ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha anlıyorum ve içim burkuluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplumsal sınıfların, sömürgecilik sonucu ortaya çıkan işgallerin ve ardından gelen iç savaşların, Emir'in iç hesaplaşmasıyla Hasan'ın bitmek bilmeyen sadakâtinin anlatıldığı Uçurtma Avcısı'nı kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitabı okuyanlar da yorumlarını esirgemezlerse çok sevinirim.&lt;br /&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/R9wTB1Kem1-35t4NcgUJ1lza12U/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/R9wTB1Kem1-35t4NcgUJ1lza12U/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/R9wTB1Kem1-35t4NcgUJ1lza12U/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/R9wTB1Kem1-35t4NcgUJ1lza12U/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=ECfCAKQoG0E:qVK6PGu8QLc:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=ECfCAKQoG0E:qVK6PGu8QLc:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=ECfCAKQoG0E:qVK6PGu8QLc:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=ECfCAKQoG0E:qVK6PGu8QLc:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=ECfCAKQoG0E:qVK6PGu8QLc:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=ECfCAKQoG0E:qVK6PGu8QLc:qj6IDK7rITs"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=qj6IDK7rITs" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=ECfCAKQoG0E:qVK6PGu8QLc:gIN9vFwOqvQ"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=ECfCAKQoG0E:qVK6PGu8QLc:gIN9vFwOqvQ" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</description><pubDate>Sat, 17 Oct 2009 18:31:57 +0200</pubDate><guid>http://raptiye.org/blog/2009/10/17/ucurtma-avcisi/</guid></item><item><title>

pacman sabit diski dolduruyorsa...</title><link>http://raptiye.org/blog/2009/10/04/pacman-sabit-diski-dolduruyorsa/</link><description>&lt;img width="128" height="128" align="left" style="margin-right: 20px; margin-bottom: 10px;" alt="arch linux" src="http://raptiye.org/resimler/simge/archlinux.png" /&gt;Bugün bilgisayarımı kullanma imkanı bulunca bir kaç aydır yapamadığım şeyi, sistemimi güncelleme işine giriştim. Güncellenecek o kadar fazla paket çıktı ki gözüm korkmadı değil: &lt;em&gt;788 MB&lt;/em&gt;.. Üstelik bunlar sadece resmi depolardaki paketler.. Bunun üstüne bir de AUR'dan kurduğum ek paketler de eklenince bu boyut bir hayli artıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Paketler indirilirken ben de normal işlerime devam ediyordum ki bilgisayarımda garip bir yavaşlık başladı. Ne olduğunu anlamak için arkaplanda çalışan süreçleri inceledim ama bir anormallik göremedim. Bir süre bilgisayarı başı boş bırakıp geri döndüğümde diskte yer kalmadığını görünce şok oldum. Diskteki hangi dizinlerin ne kadar yer kapladığına bakarken de &lt;em&gt;/var/cache/pacman/&lt;/em&gt; dizininin 13-14 GB yer kapladığını gördüm. Yeni paket güncellemesinden hemen önce pacman'in son sürümünü indirdiğimden bir sorun olduğunu düşünmeye başladım ve IRC'de sorunca teyid etme imkanım oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
pacman'in &lt;em&gt;3.3.1&lt;/em&gt; sürümünde kullanılan &lt;em&gt;libfetch&lt;/em&gt; kütüphanesi, internet bağlantısına da bağlı olan bir çok durumda boş veri indirmeye devam ediyor ve diski gereksiz olarak şişiriyormuş. Çözüm için böcek takibinde bir iş &lt;a href="http://tinyurl.com/yb92scy" target="_blank"&gt;açılmış&lt;/a&gt; ve çözüm için yama yazılmış görünüyor ancak dağıtımdaki pacman paketi güncellenene kadar iş görmesi için &lt;em&gt;pacman.conf&lt;/em&gt;'taki şu satırın başındaki &lt;em&gt;#&lt;/em&gt; işaretini kaldırmanız yeterli:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;div&gt;&lt;em&gt;XferCommand = /usr/bin/wget --passive-ftp -c -O %o %u&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/blockquote&gt; &lt;br /&gt;
Bu satırı açınca arkaplanda wget kullanıldığından (ve muhtemelen ilgili parametre kullanılmadığından) fazlaca çıktı veriliyor ama geçici bir durum olduğundan dolayı sanırım katlanılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4Iv2bWEw2d_h6NQIsGZb1Thlrp8/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4Iv2bWEw2d_h6NQIsGZb1Thlrp8/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4Iv2bWEw2d_h6NQIsGZb1Thlrp8/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4Iv2bWEw2d_h6NQIsGZb1Thlrp8/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=TM7gx0n7nhU:07j-P_DcFdo:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=TM7gx0n7nhU:07j-P_DcFdo:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=TM7gx0n7nhU:07j-P_DcFdo:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=TM7gx0n7nhU:07j-P_DcFdo:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=TM7gx0n7nhU:07j-P_DcFdo:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=TM7gx0n7nhU:07j-P_DcFdo:qj6IDK7rITs"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=qj6IDK7rITs" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=TM7gx0n7nhU:07j-P_DcFdo:gIN9vFwOqvQ"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=TM7gx0n7nhU:07j-P_DcFdo:gIN9vFwOqvQ" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</description><pubDate>Sun, 04 Oct 2009 22:58:40 +0200</pubDate><guid>http://raptiye.org/blog/2009/10/04/pacman-sabit-diski-dolduruyorsa/</guid></item><item><title>

268 askerden bildiriyor!</title><link>http://raptiye.org/blog/2009/08/22/268-askerden-bildiriyor/</link><description>&lt;img height="128" align="left" width="128" style="margin-right: 20px; margin-bottom: 10px;" alt="yazi" src="http://raptiye.org/resimler/blog/yazi.png" /&gt;10-11 gün sonra raptiye'ye yazı girebilecek vakti bulabileceğimi sanmıyordum ama işte buradayım. Elbette çok fazla şey yazacak değilim ama fırsat bulursam da bir şeyler yazmaya çalışacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
12 Ağustos Çarşamba günü saat 13:30 sularında İzmir'deki Adnan Menderes Havalimanı'ndaydım. İner inmez meraktaki ailemi arayayım derken farkında olmadan şehir merkezine giden otobüsleri kaçırmışım.  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  Saatte bir kalktıklarından 14:00'e kadar Gaziemir'deki Ulaştırma kampına gidecek bir başka arkadaşla (ismini hatırlayamadım) otübüsü beklerken muhabbet etmeye başladık. O gün Konak'taki Pasaport Liman'da Ozan MORA ile yemek yiyip (kumru!) beni Narlıdere'ye götürecek otobüse binmiştim. Nizamiye kapısının önüne geldiğimde önümüzdeki 28 günü bu bol ağaçlı güzel yerde geçirecek olmanın heyecanı ve neyle karşılaşacağımı bilmemenin endişesi vardı içimde.. Tabii ilk güne mahsus olmak üzere işlemlerimin sabah 06:00'ya kadar süreceğini bilmiyordum.  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İzmir'de söylendiği gibi hava çok sıcak. 30-35'C arasında değişen sıcaklıklarda boğazlı kazak, kar pantalonu ve bot giymenize benzeyen kamuflajlarla oradan oraya koşturmak ve güneş altında eğitim görmek hiç de kolay değil. İlk hafta genel olarak eksikliklerimizi tamamlamak ve düzene alışmakla geçti. Benim gibi gece 5-6'lara kadar bilgisayar karşısında oturup öğlen 13:00 civarında ofise gelen adamın saat 21:30'da yatıp sabah 05:30'da kalktığını, yatağını topladığını hayal edin!  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  Eğlenceli değil mi? Benzer şekilde sıcağa gelemeyen ve tüm yaz boyunca parmak arası terlik, şort, t-shirt kombinasyonu giymiş bu zat'ın, kamuflaj giydiğini düşünün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çavuş Eğitim Taburu bünyesinde bulunan 1. Çvş. Eğt. Bl.'nde Acemi Piyade Er olarak eğitim görüyorum şu aralar.. Buradaki şartlar olarak en iyi yer dendiği kadar da varmış. 30-35 bilgisayarlık (ki oldukça başarılı!) internet cafe'miz var örneğin.. Şartların genel olarak düşündüğümden çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Pazartesi gününden başlayarak eğitimlerimiz de hız kazandı. 11 Eylül'deki yemin törenimiz öncesinde yürümeyi, silah tutmayı, selam vermeyi ve her şeyin bir düzen içerisinde olması gerektiğini öğreniyoruz. Ayrıca bolca sabır etmeyi de burada öğreniyoruz. Zaman için ihtiyacınız olan en önemli silahınız sabır!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
11 Eylül'deki yemin törenimin ardından Urla'daki Menteş (ATAT diye de geçiyor) kampına gideceğim. Orada bulduğum bir önceki dönemde askerliğini yapan ve hala orada olan bir arkadaşımdan epey bir istihbarat aldım. Gidince göreceğiz bakalım. 13 Eylül'de oraya teslim olacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu arada düzenli olarak günlük tutuyorum. Askerliğim sonrasında fırsat bulursam derleyip bir şeyler yazmayı planlıyorum raptiye'ye..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir sonraki yazımda insanın burada neler düşündüğünü ve neler yaşadığını anlatmaya çalışacağım.&lt;br /&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nTSwBDCuYi6qFygTKV-8SnPiEjU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nTSwBDCuYi6qFygTKV-8SnPiEjU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nTSwBDCuYi6qFygTKV-8SnPiEjU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nTSwBDCuYi6qFygTKV-8SnPiEjU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=0SssTOOURxs:t5Lh38uu0JY:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=0SssTOOURxs:t5Lh38uu0JY:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=0SssTOOURxs:t5Lh38uu0JY:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=0SssTOOURxs:t5Lh38uu0JY:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=0SssTOOURxs:t5Lh38uu0JY:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=0SssTOOURxs:t5Lh38uu0JY:qj6IDK7rITs"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=qj6IDK7rITs" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=0SssTOOURxs:t5Lh38uu0JY:gIN9vFwOqvQ"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=0SssTOOURxs:t5Lh38uu0JY:gIN9vFwOqvQ" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</description><pubDate>Sat, 22 Aug 2009 17:44:46 +0200</pubDate><guid>http://raptiye.org/blog/2009/08/22/268-askerden-bildiriyor/</guid></item><item><title>

Askere Gittim, Geleceğim!</title><link>http://raptiye.org/blog/2009/08/10/askere-gittim-gelecegim/</link><description>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a target="_blank" href="http://raptiye.org/media/images/upload/asal/sonuc.png"&gt;&lt;img height="341" width="550" tooltip="linkalert-tip" title="Resmin büyük halini görmek için tıklayın.." alt="Sınav Sonucu Küçük" src="http://raptiye.org/media/images/upload/asal/sonuc_kucuk.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Heyecanlı bekleyiş nihayet sona erdi. Bu gece 01:00 sularında sonucumu öğrenmeyi başarmış bulundum:&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;İstihkam Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Narlıdere/İzmir&lt;br /&gt;
Kısa Dönem&amp;#160;Piyade Er&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;
Başıma neler gelecek bilemiyorum ama hakkında okuduğum şeylerden sonra içim biraz daha rahat. Yedek Subay olma isteğim kursağımda kaldığından çok sevinemediğim için Mardin'e, Bitlis'e giden arkadaşlarım bana kızıyorlar. Umarım benim kadar onların da askerlikleri sorunsuz geçer ve sağ salim gidip döneriz hepimiz. Benim için de İzmir'i öğrenmek ve sevmek için güzel bir fırsat olacak sanırım...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu gece üyesi olduğum Arch Linux ve LKD listelerinden kendimi çıkardım. Fırsat buldukça e-posta'larımı kontrol etmeye ve bir şeyler yapmaya çalışacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
12 Ağustos 2009, Çarşamba günü İstanbul'dan bineceğim uçakla İzmir'de birliğime teslim olacağım. 5-6 ay sonra görüşmek dileğiyle yazıma &lt;a title="zeitin hakkında bilgi almak için tıklayın.." target="_blank" href="http://www.zeitin.com"&gt;zeitin&lt;/a&gt;'de bana çok şey katan Giray PULTAR'ın şiiriyle son veriyorum:&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;div&gt;&lt;em&gt;Alper'i uğurlayalım hakkıyla,&lt;br /&gt;
Yanıp tutuşuyor vatan aşkıyla,&lt;br /&gt;
Rumeli Kavağı'na salash balıkçıya,&lt;br /&gt;
Dükkandan toplaşır koyuluruz yola.&lt;br /&gt;
Yarın akşam hava kararınca,&lt;br /&gt;
Canla başla katılacaksa orduya,&lt;br /&gt;
Gitmeden bir doysun rakıya..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;
 &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  Hakkınızı helal edin..&lt;br /&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/1A9PHcvyU9nbIohRb8JXxMr9j_A/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/1A9PHcvyU9nbIohRb8JXxMr9j_A/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/1A9PHcvyU9nbIohRb8JXxMr9j_A/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/1A9PHcvyU9nbIohRb8JXxMr9j_A/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=rYAi-pP0Tes:apCwlNJXRos:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=rYAi-pP0Tes:apCwlNJXRos:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=rYAi-pP0Tes:apCwlNJXRos:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=rYAi-pP0Tes:apCwlNJXRos:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=rYAi-pP0Tes:apCwlNJXRos:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=rYAi-pP0Tes:apCwlNJXRos:qj6IDK7rITs"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=qj6IDK7rITs" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=rYAi-pP0Tes:apCwlNJXRos:gIN9vFwOqvQ"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=rYAi-pP0Tes:apCwlNJXRos:gIN9vFwOqvQ" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</description><pubDate>Mon, 10 Aug 2009 05:09:35 +0200</pubDate><guid>http://raptiye.org/blog/2009/08/10/askere-gittim-gelecegim/</guid></item><item><title>

329. Dönem Yedek Subay Askerlik Sınavı</title><link>http://raptiye.org/blog/2009/08/02/329-donem-yedek-subay-askerlik-sinavi/</link><description>&lt;img height="264" align="left" width="300" style="margin-right: 20px; margin-bottom: 10px;" alt="dosyalar" src="http://raptiye.org/media/images/upload/asal/dosyalar.jpg" /&gt;Daha önce raptiye'de bahsettiğim gibi Ağustos ayında 329. dönem yedek subay adayı olarak askere gidiyorum. Buna göre 1-2-3 Ağustos tarihlerinde sınava girmem gerekiyordu. Bu yazıda Tuzla Piyade Okulu'ndaki sınava giderken ve sonrasında neler yaşadığımızı bulabilirsiniz. Ben Işık Üniversitesi'nden Arda ÖZTÜRK adlı arkadaşımla birlikte gittim. Size de tavsiyem biriyle gitmeniz ya da giderken yanınızda size arkadaşlık edecek kitap, bilgisayar vb. bir şeyler götürmeniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;11:00 - &lt;/strong&gt;Ofisten eve gelerek raptiye'ye Turkcell 3G ile ilgili &lt;a tooltip="linkalert-tip" title="yazıyı okumak için tıklayın.." target="_blank" href="http://raptiye.org/blog/2009/08/01/turkcell-3g-vinn-usb-modem-ve-linux/"&gt;yazımı&lt;/a&gt; yazmaya başlıyorum. Damarlarımda dolaşan adrenalini hissedebiliyorum. Bir kaç saat sonra kaderimi değiştirecek yere doğru hareket edeceğim. Ailemle konuştuktan sonra Arda'yı arayarak son durumla ilgili bilgi veriyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;00:10 - &lt;/strong&gt;Artık resmi olarak askerim. Babama ve anneme söylüyorum. Annem hala inanamıyor bu fikre.. Sanırım görmeden de inanamayacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;01:30 - &lt;/strong&gt;&lt;a href="http://twitter.com/tunix" target="_blank" title="twitter adresim için tıklayın.."&gt;twitter&lt;/a&gt;'dan Hüseyin BERBEROĞLU'nun bana da hitap eden "&lt;em&gt;859. sırayı aldım, 1'inde girmek istiyorsanız çıkın&lt;/em&gt;" şeklindeki yazısını görüp Arda'yı arıyorum. 02:00'yi beklemeden çıkmaya karar veriyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;01:35 - &lt;/strong&gt;Çıkmadan sakalımı kesmediğimi farkediyorum. Çoğu kişi "&lt;em&gt;sakala hiç bakmıyorlar&lt;/em&gt;" dese de işimi şansa bırakmak istemiyorum. Çıkmadan üstümü çıkarıp hemen traş oluyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;01:45 - &lt;/strong&gt;Evden çıkıyorum. &lt;a href="http://twitter.com/tunix" target="_blank" title="twitter adresim için tıklayın.." tooltip="linkalert-tip"&gt;twitter&lt;/a&gt;'dan insanların "&lt;em&gt;yağmur yağıyor&lt;/em&gt;" şeklindeki mesajlarından dolayı olası bir duruma karşı arabada şemsiye olmadığını farkedip balkondan bakan anne ve babamdan aşağı şemsiye atmalarını istiyorum. İlki bozuk ama ikincisi iş görüyor. 60 TL'lik benzin alıp yola çıkıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;02:20 - &lt;/strong&gt;Yerlerin kaygan da olmasından dolayı kendime göre azami bir hız tutturup Beşiktaş'taki duraklardan Arda'yı alıyorum. Geciktiğim için özür diliyorum, oldukça anlayışlı davrandığından daha da utanıyorum. Hemen köprüye yöneliyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;02:45 - &lt;/strong&gt;E5'i İzmit'e bağlayan eski yol üzerinde ilerliyoruz. Bostancı'yı falan geçtikten sonra çok yoktur diye düşünüyorum ama yol gittikçe gidiyor. Hızımız 120-140 km/s arasında ama yol bitmek bilmiyor. Muhabbet askerlik üzerine ama neler yaşayacağımız konusunda hiç bir fikrimiz yok. Sonunda Tuzla kavşağındaki sapaktan giriyoruz. Google Haritaları'na göre birazdan geleceğimiz göbekten sola sapmak lazım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;02:50 - &lt;/strong&gt;Sapağı bulamıyoruz. Etrafta askerlikle alakalı jandarma, KKK (Kara Kuvvetleri Komutanlığı) vs. bir sürü işaret var ama nasıl becerdiysek Piyade Okulu sapağını kaçırıyoruz. Fabrikalarla dolu, yanlış anlamadıysak deniz kenarındaki bir yolda ilerliyoruz. Arkamızdan biri daha geliyor. Durup fabrikanın güvenlik görevlisine soruyoruz, geldiğimiz yoldan geriye gidip göbekten sağa gitmemiz gerektiğini söylüyor. Arkamızdaki araba bizi takip edeceğini söylüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;03:00 - &lt;/strong&gt;Güvenlik görevlisinin dediğini yapınca Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na gitmemiz gerektiği hissiyatına kapılıp (Arda Piyade Okulu'nun KKK&amp;#160;içerisinde yer alması gerektiğine inanıyor; beni de inandırıyor) o yöne gidiyoruz. Kapıdaki askerler yanlış yerde olduğumuzu ve 8 km. ilerideki bir başka yere gitmemiz gerektiğini, sapağı görmeyip kaçırdığımızı söylüyor. Arkamızdaki arabayla birlikte Piyade Okulu'nu aramaya başlıyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;03:10 - &lt;/strong&gt;Piyade Okulu'nu buluyoruz. Trafik ışıklarında 2 tane asker bizi otoparkın bulunduğu alana yönlendiriyor. Otopark panayır görüntüsünde, Rock'n Coke'a geldiğimizi sanıyoruz. Her türlü şeyi satan, her türlü yemeği yapan insanlar var; etraftan müzik yükseliyor. Vakit geçirmeden karşıdaki Piyade Okulu'nun nizamiyesine girerek numaralarımızı alıyoruz: &lt;em&gt;1163&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;1164&lt;/em&gt;. Not almak için kalem istiyoruz, oradaki asker zor bir gün geçirmiş olmalı, anlamlı anlamlı suratımıza bakıp kalem olmadığını söylüyor. Gördüğüm kalemi isteyince almama izin veriyor. (yanımda kalem olduğunu unutuyorum bu arada) Çıkarken 06:30 gibi gelmemiz gerektiğini söylüyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img height="400" width="300" src="http://raptiye.org/media/images/upload/asal/nizamiye.jpg" alt="Tuzla Piyade Okulu Nizamiye Kapısı" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;03:15 - &lt;/strong&gt;Hüseyin'i arayarak geldiğimizi ve nerede olduğunu soruyorum. Arabasından çıkıp yanımıza geliyor. Ayaküstü muhabbet ediyoruz, yolu karıştırdığımızı anlatıyoruz. Benim arabamın başına gidiyoruz ve yanımda getirdiğim sodalardan birini açıp içmeye başlıyorum. Turkcell 3G yazısında bahsettiğim olayları anlatıyorum epey bir süre..  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;04:00 - &lt;/strong&gt;Bir saate yakın konuşuyoruz. Arkama bir UNO yaklaşıyor ve arabayı inanılmaz çarpık bir şekilde bırakıp gidiyor. Buradan çıkmam gerektiğine kanaat getiriyoruz. Camlar buğulandığından etrafı görmekte zorla zorlana çıkıp (çıkarken birinin tamponuna vuruyorum) daha ilerdeki bir boşluğa giriyorum. Bir dönemecin en başında olduğumdan bu kez de etraftan vızır vızır araba geçmeye başlıyor. Bu arada uykumuz geliyor, arabalara çekiliyoruz. Arabanın sağ ön ve arkasına biri vuracak diye uyuyamıyorum. Arabada uyurken açtığım hafif müzik kulağımı tırmalamaya başlıyor, kapatıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;04:45 - &lt;/strong&gt;Zaman yavaş geçiyor. Arada uykuya dalsam da etraftaki motor ve insan seslerinden uyanıp duruyorum. Arda sızmış. Sıkılıp dışarı çıkıyorum. Millet ufaktan uyku moduna girmiş, etraf daha sessiz. Yemek vs. ne seçeneklerimiz var diye dolanırken kalem satanları, ayna tutan bir adamın karşısında zar zor traş olanları görüp çıkmadan önce kesmiş olduğuma şükrediyorum. Nizamiye'ye yöneliyorum. Kalabalık artmış orada. Kapının önündeki meşhur heykeli ve yazıyı görüyorum: "&lt;em&gt;Piyadenin yuvasına hoşgeldiniz&lt;/em&gt;". Sayıları öğrenmeye çalışıyorum, 1500'lerden bahsediyorlar. Gülümseyerek uzaklaşıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img height="400" width="300" src="http://raptiye.org/media/images/upload/asal/nizamiye_uzaktan.jpg" alt="Tuzla Piyade Okulu - Uzaktan Nizamiye Kapısı" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;05:00 - &lt;/strong&gt;Dolanmaya devam ediyorum. Hava hafif ağarmaya ve ortalık daha da kalabalıklaşmaya başladı. Gelenler aldıkları numaralara şok oluyorlar, "&lt;em&gt;keşke önceden gelseydik&lt;/em&gt;" diyorlar. Otoparkta yer bulmak daha da imkansızlaştı. Arda uyanıyor. Birlikte gezinmeye başlıyoruz. Nizamiye duvarlarına dayanıp etrafı izliyor, muhabbet ediyoruz. Bize başta 06:00 - 06:30 gibi içeriye almaya başlanır diyen nöbetçi asker şimdi 07:00 - 07:30 civarını söylemeye başlıyor. Nöbetçi Çavuş olduğuna inandığım biri işi olmayanların nizamiye dışına çıkmasını istiyor ve içeri alınmaların zaten dışarıda yapılacağını söylüyor. Uyarıya uyup dışarıya çıkıyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;05:30 - &lt;/strong&gt;Hava iyice ağarıyor. Etrafta başka askerler görmeye başlıyoruz. 2 simit, 2 çay alıp 4 TL&amp;#160;veriyoruz. (oha, 1 çay 1 TL) Muhabbet ederken yanımıza 2 kişi daha geliyor; biri sakallı. Bize çay verenler, aynı anda yan tarafta traş bıçağı sattıklarından çocuğa sakalını kesmesi gerektiğini söylüyorlar. Çocuk panik olup etraftaki askerlere soruyor ama emin olamıyor. Yanımızdan ayrılıyorlar. Çayımı bitirdiğimde 2 asker gelip otopark alanının ortasına bir masa koyuyorlar. Neler olup bittiğini anlamak için oraya yöneliyoruz. Onlar da aralarında konuşup karar vermeye çalışıyorlar. İnsanlar broşür dağıtıyorlar. Biri elime bir şey uzatıyor, ister istemez alıyorum. Üzerinde Türk Telekom amblemi olan poşetin içerisinden bir cüzdan ve zarf çıkıyor. Anlaşılan Türk Telekom, Mehmetçik'in cüzdanına da göz koymuş durumda.  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  AileKart adını verdikleri kartlardan dağıtıyorlar. Askerlikte cep telefonunun yasak olması ne kadar da işlerine geliyordur diye düşünmeden alamıyorum kendimi. (Zira verdikleri mektubun da içerisinde buna benzer bir şeyler yazıyor  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt; ) Listeler geliyor. İçeriye alımların 06:30 gibi yan taraftaki ağaçlarla kaplı yoldan olacağını söylüyorlar sanırım. Herkes o tarafa yöneliyor. Bu arada alana askeri bir araç geliyor ve içinden askerler çıkıyor. (sonradan öğreniyoruz ki bu araç kantinmiş ve bir çayı 10 Krş'a satıyormuş)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;06:00 - &lt;/strong&gt;Otoparka yerleştirdikleri masada yeni kayıtları almaya başlıyorlar. Diğer taraftaysa insanları kaldırımlara çıkarıp yolu boşalttıktan sonra isimleri okuyarak insanları 50'şer 100'erli sıraya sokmaya çalışıyorlar. Detayları anlamak için ben orada kalıyorum, Megafon getiriyorlar ama sesinin çok az çıktığını bahane ederek kullanmıyorlar ve bağırarak seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Onları duyabilmek için tek bir yerde toplanıp söylediklerinin aksine yolu tekrar kapatmak zorunda kalıyoruz. Onlar da sık sık uyarmak zorunda kalıyorlar. Arda sıkılıp uyumak üzere arabaya gidiyor. Bu arada sakalı ve saçı uzun olanlara karışmaya başlıyorlar ve tren istasyonu civarındaki berberlere gönderiyorlar. İyi ki traş olmuşuz. Berberlere giden ya da kendi traş olmayanların halini görünce kasaptan çıkmışlar sanarsınız!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;06:30 - &lt;/strong&gt;Sıra, belli bir uzunluğa ulaşınca bir asker eşliğinde nizamiyeye doğru harekete geçiyor. İsimleri okuyan askerden numaraları da okumasını rica ediyoruz. Önce &lt;em&gt;89 Hede Hödö &lt;/em&gt;şeklinde okumaya başlıyor, sonra sadece numara okuyor ve pratikliğini görünce öyle devam ediyor. Bir süre sonra isim okumaya dönüyor tekrar ve sık sık numara sormak zorunda kalıyoruz.  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  Otopark girişine doğru gidip buradan ayrılan 50-100 kişilik grupların ne yaptığına bakıyorum; bir asker eşliğinde nizamiyeye girip kayboluyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;07:30 - &lt;/strong&gt;Sıralı alımlar devam ediyor. Arda'nın yanına gidip 400'lere gelindiğini söylüyorum. Hızlı gittiğini görünce şaşırıyor. Bir kaç saate sıramız gelir diye seviniyoruz. Onu arabada bırakıp geri gidiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;08:15 - &lt;/strong&gt;Arda arayıp arabaya gelmemi istiyor. Birlikte çıkıp alımları izliyoruz. Sıra 840 civarlarındayken ara veriyorlar. 40 dk. verdiklerini söylüyorlar. Hızlı giderken böyle bir ara vermelerine üzülüyoruz. Sıra numarası veren asker dışında ortada kimse kalmıyor. Millet kenarlara sigara içmeye, bir şeyler yiyip muhabbet etmeye çekiliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;08:20 - &lt;/strong&gt;Arabada oturup tekrar başlamasını bekliyoruz. Karnımız acıktığından ve tuvalete giremeyeceğimizi düşündüğümüzden yemek yemek istemiyoruz. Ama dayanamayıp birer tavuk döner ve içecek bir şeyler alıyoruz, arabaya gidip tıkınmaya başlıyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;08:45 -&lt;/strong&gt; İşemek için sık sık arka taraflara gidip geliyoruz. Arabaya dönerken Hüseyin'in uyandığını ve benim arabaya gelip Arda ile konuştuğunu görüyorum. Elinde evrak dosyası, yüzünde mahmurlukla bana bakıp "&lt;em&gt;günaydın&lt;/em&gt;" diyor. Gitmesine ramak kala böyle ara vermelerine o da oldukça sinir olmuş görünüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;08:50 - &lt;/strong&gt;Alımların tekrar başladığını düşünüp alana dönüyoruz. Bu arada geçerken göz ucuyla kaç kişi biriktiğine bakayım diyorum; sayı inanılmaz: 2100.. Askerlerin bir kısmı geri dönmüş ama bir şeyler bekleniyor. Yukardan olanı biteni anlamaya çalışıyoruz, dayanamayıp yol kenarına oturuyoruz. Alımlar tekrar başlıyor. Bu kez nedense biraz daha yavaş gidiyor sanki..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;09:30 - &lt;/strong&gt;Aralarda sık sık duruyorlar, bize gelince yeniden ara vermelerinden korkuyoruz. Arabaya gidip evraklarımızın bulunduğu dosyaları alıyoruz. 1100'ler okunuyor. Arda 10'dan geri saymaya başlıyor. Benim adım okunduğunda tüm o yorgunluk aniden gidiveriyor ve sıraya geçiyorum. İkili dizildiğimizden Arda'yla yanyana gelebilmek için arkamızdaki birini önümüze geçiriyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;10:00 -&lt;/strong&gt; İçeri alınıyoruz. Arda ile sevinçten ellerimizi çakıyoruz. Nizamiye'yi geçerken söylenenin aksine (cep telefonu vs. için) hiç aranmıyor ve direk geçip bizi bekleyen bir başka gruba ekleniyoruz. Burada bize 12. grup olduğumuz söyleniyor başımızdaki Uzman Çavuş tarafından ve hep birlikte yürüyüşe geçiyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;10:15 - &lt;/strong&gt;Ağaçlar arasında kalan ve üniversite kampüsü havası uyandıran bu yerde tıklım tıklım dolu bir tribünün olduğu alana giriyor ve kenara alınıyoruz. Uzman Çavuş yere çökmemizi istiyor ve bir şeyler anlatmaya başlıyor. Tribünlerde oturanların 8, 9, 10 ve 11. gruplar olduklarını, onlar gidince bizim de orada oturup çağırılmak üzere bekleyeceğimizi anlatıyor. Bir kaç soru da sorulduktan sonra insanlarla sohbete koyuluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;10:45 - &lt;/strong&gt;Alana 13. grup da giriş yapıp bizim yanımıza doğru gelip duruyorlar. Ayakta ve yere çömelerek beklerken tribünde bir hareketlilik oluyor ve bir kısmı boşalıyor. İki grup da sıraya girmeden oraya doğru koşmaya başlıyor. Arda hemen çıkıveriyor ve ben onun çıktığı yerden çıkmaya çalışırken millet önüme çıktığından sürekli aşağı inmek zorunda kalıyorum çoğu zaman da dengemi kaybederek. Neyse ki Arda bana yer tutuyor ve oturuyoruz. Grupların bir kısmı dışarıda kalıyor. 12. ve 13. gruplar birbirlerine karışmış durumdalar. Oturup öylece etrafı izlemeye başlıyoruz; etraf çok sıcak. Karşımızda mavi arkaplan üzerine beyaz yazılar olan 2 adet yazı bulunuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1&lt;strong&gt;0:55 - &lt;/strong&gt;Önümüze bir araç geliyor ve sivil giyimli 2 kişi aracın hemen yanına seyyar bir tezgah kuruyor. Kumanya dağıtılacağını sanarak mutlu oluyorum ancak millet yanlarına gidip para vermeye başlıyor. Meyve suyunun yanında ne satıyorlar pek anlayamıyorum. Beklerken uyuyakalıyorum. Arda yanındaki çocukla muhabbete koyuluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;11:20 - &lt;/strong&gt;Ara ara uyumaya devam ediyorum. Beklerken daha fazla dayanamayıp ayaklanıyorum. Gelenler meyve suyunun yanında kurabiye ve kek satıyorlarmış. Bu arada Hüseyin'i yakalıyorum. 9. grup henüz gidememiş. Ara ara 1. ve 2. grupların sınava henüz girdikleri haberleri geliyor; yıkılıyor, inanamıyoruz. Biraz muhabbet ettikten sonra 9. grupla birlikte Hüseyin de gidiyor. Uzman Çavuş'un yanına oturuyorum; orda da duramayıp ön taraftaki boş koltuklara oturuyorum. Arda, evraklarını bana bırakıp tuvalete gidiyor. Döndüğünde yüzü buruşmuş, "&lt;em&gt;abi tuvaleti görmek istemezsin, tüm klozet vs. kahverengi&lt;/em&gt;" diye anlatmaya başlıyor. Yan tarafta başka arkadaşlar buluyor, onlarla muhabbet ediyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;11:50 -&lt;/strong&gt; İlginç bir şekilde yeni bir grup gelmiyor. 13. grup son grup oluyor ve "&lt;em&gt;herhalde çok yoğun ki böyle&lt;/em&gt;" diye düşünüyoruz. Beklerken gözümüz sürekli karşıdaki yazılarda. Kaç kere okudum, bilemiyorum. Bu alanı ne için kullandıklarını düşünüyorum. Sıkılıp Arda'yla birlikte arka tarafı gezmeye başlıyoruz. Tuvaletin girişini ve bir sonraki aşamada nereye gideceğimizi falan gösteriyor. Derken yanımızdan geçen bir askere sorular sormaya başlıyoruz. Sabırla sorularımıza cevap veriyor. Grubumuzun yanına dönüyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;12:10 - &lt;/strong&gt;Nihayet tribünden çıkıp grup oluşturmaya başlıyoruz. Gruptaki hiç bir adamı tanımıyor olsam da bizim gruba ait olmadıklarını bildiğim insanların bize kaynamaya çalıştıklarını görüyorum. Nitekim toplam sayımız da aynı durumu gösteriyor ama Uzman Çavuş uyarmasına rağmen ses çıkmayınca uğraşmak istemeyip yola devam ediyor. Hep birlikte yürüyerek arka taraflarda bir yere doğru gidiyoruz. Çimenlerle kaplı bir alanın ortasındaki binanın yanına getiriliyor ve beklemeye koyuluyoruz. Bizi bu kadar beklettikleri için yerimizi değiştirip bizi saklamaya ya da alıştırmaya çalışıyorlar diye düşünüyoruz. Sıkılıp bir sonraki adımda ne oluyor diye bakıyorum ve insanların evrak dosyalarını açıp form doldurmaya başladıklarını görüyorum. Bu işlemi bir masada yapmayı hayal ettiğimden biraz hayal kırıklığına uğruyorum. Kaldırımlara oturup 9. grubun içeriye girmesini bekliyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;12:30 - &lt;/strong&gt;Ön tarafa alınıyoruz. Etrafa dizilmiş 3 grup daha var. Bekliyoruz. Bir süre sonra binanın merdivenleri başında bekleyen biri gelip kendisini iyi dinlememizi istiyor ve bu arada bize doldurmamız için izin kağıtlarımız dağıtılıyor. Aday numarasını boş bırakıp Ad Soyad, Baba&amp;#160;Adı, Memleket, Doğum&amp;#160;Tarihi, T.C. Kimlik No, izinde bulunulacak adres, telefon, sınava girilen tarih gibi bilgileri doldurmaya başlıyoruz. Cevap kağıdına birinin adını, altına da Tabib Teğmen yazmamızı istiyorlar. Belgeleri nasıl ve hangi kalemlerle doldurmamız gerektiğini detaylı bir şekilde anlatıyorlar. Tüm kağıtları doldururken &lt;em&gt;siyah tükenmez kalem&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;kurşun kalem&lt;/em&gt; kullanmamızı istiyorlar. (Evde bir tane bile siyah tükenmez kalemim olmayışı ilginçti bu arada; ben de oradan aldım bir kalem) Bu arada diğer gruplar da yavaş yavaş içeri alınıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;13:10 -&lt;/strong&gt; 11. gruptan sonra nihayet içeri girebiliyoruz. İçeride kahvahaneleri andıran yeşil örtülü masalar ve koltuklar var. Etrafta oyun makineleri, market ve yemek yenebilecek bir yer var. Yeşil koltuklarda 11. grup oturuyor, 10. grup ise kağıtlarını onaylatıyor. 11. grup yeşil koltukları terkedene kadar bir adım bile atmamız yasakmış, bekliyoruz. Tüm koltukların boşalmasına yakın sol en ön tarafa geçiyorum ve boşalmasıyla birlikte koşup en ön masaya yerleşiyorum Arda ile birlikte. Otururken Şile&amp;#160;Askerlik Şubesi'nde evraklarımı onaylayan komutanın da içeride belgelerin onaylanmasını denetlediğini farkettim. Ortada 4-5 adet bilgisayar bulunan masa ve her birinin başında ikişer asker var. Ayakta ise bir asker dolaşıp bilgisayarlar boşaldıkça geçmemiz için bize izin veriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;13:30 - &lt;/strong&gt;İzin gelince koşup ilk bilgisayarın önüne geçiyorum. Tek asker var ancak daha uzun boylu biri gelip bilgisayar başına geçiyor. Belgelerime bakıp T.C. Kimlik No'mu, doğru bilgileri yazdığımı ve sanırım kimliğimi kontrol edip izin kağıdımın üzerine kırmızı kalemle işaret koyuyor. Artık yan taraftaki uzun kuyruğa girebilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;13:40 - &lt;/strong&gt;Sıra bir garip ilerliyor. Arkamdaki önüme, önümdeki arkama geçiyor. Düzgün bir sıraya giremiyor ve masalara doğru çullanıyoruz. Askerler ve masadakiler sürekli olarak geri gitmemiz ve düzgün bir sıra yapmamız konusunda bizi uyarıyorlar ama kimse kulak asmıyor. Haliyle başlardaki "&lt;em&gt;lütfen&lt;/em&gt;"'li uyarılar, yerini emirlere bırakmaya ve sertleşmeye başlıyor. En önlerdeyken arka sıralara düşüyorum ve bu arada Arda'yı kaybediyorum. Şile'deki komutanın yanındaki görevliye kağıtlarımı vermeyi zar zor başarıyorum. Cevap kağıdında TOEFL'ımın işaretlendiği yerin kurşun kalemle işaretlendiğini görünce silip tükenmez kalemle işaretliyor. Şile Askerlik Şubesi'nin yaptığı bu hata hakkında aralarında gülümseyerek konuşuyorlar. Sanırım askerlik şubelerinin bu tarz hatalarını not alıyorlar. Belge kontrolünden ve onaylanmasından sonra çıkışa yöneliyorum. Çıkışta yakama aday numaramı iğneliyorlar ve aday numaramı aldığıma dair bir kağıdı imzalatıp belgelerimi koyabileceğim, üzerinde aday numaramı bulunduran yeni bir dosya veriyorlar. Binadan çıkıyorum ve Arda'nın da içinde bulunduğu 11. grubun sıraya girdiğini görüp şaşırıyorum. Arda da yanındaki askerlere söylemesine rağmen binadan erken çıkarken farklı bir yaka numarası aldığından gruba zorla dahil ediliyor. Çıkışta görüşmek üzere anlaşıyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;14:10 - &lt;/strong&gt;İçeridekileri beklemeye başlıyoruz oraya buraya yığılıp. Güneş, başımızı ve ensemizi kavurmaya başlıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;14:20 - &lt;/strong&gt;Grup oluşturmaya başlıyoruz. Bu kez aday numaramıza göre sıra olmamız isteniyor ve bir şekilde başarıyoruz. Kolaylık olsun diye etrafımdakilerin giyimlerini ve tiplerini aklımda tutmaya çalışıyorum; farkediyorum ki başkaları da aynı şeyi deniyor. Bir süre sonra sıralama tamamlanıyor ama aralarda eksiklikler var. Bir anda grupça içeriden çıkanların aday numaralarını tahmin etmeye ve haykırarak bizim gruba gelmesini, koşmasını söylemeye başlıyoruz.  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  Kısa bir süre sonra grup tamamlanıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;14:30 - &lt;/strong&gt;Bir başka binanın önüne götürülüyoruz. Karşımızda üst rütbeli kişiler görüyoruz ve bu arada bizim Uzman Çavuş'a uyarı geldiğini öğreniyoruz. Canının sıkkın olduğu belli. Kapıdan kaçıncı grup olduğumuz soruluyor ve bizden önce bir grup daha olduğu ortaya çıkıyor. Bina önündeki dar sokakta 100 adam beklemeye başlıyoruz. Derken 11. grup sokağın sağ tarafından ortaya çıkıyor ve önümüze geçiyor. Önümüzde bir grup olduğunu bilmek moralimizi bozuyor. Uzman Çavuş, bizim grubu alarak az uzaktaki tribünlere getiriyor. Tribünlere yürürken yanda duran beyaz bir minibüsten askerler bize kaçıncı grup olduğumuzu soruyorlar; 12 diyoruz. Biri, içinden çıkarak koşarak Uzman Çavuş'un yanına gidiyor. Oturup beklemeye ve yine yazıları okumaya başlıyoruz. Hepimizde yorgunluk belirtileri var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;14:55 - &lt;/strong&gt;Uzman Çavuş, gruptan 3 kişiyi seçip minibüsteki adamların yanına yolluyor. Ne olacak diye merakla bakarken, minibüsten ilk kumanyalarımızı bize doğru taşıdıklarını görüyorum. Kumanya olarak şeftali (sanırım vişne de vardı)&amp;#160;suyu ile farklı iki markaya ait kekler dağıtılmaya başlanıyor. Yanımdakiyle muhabbet ederken onları yiyip içiyoruz ve bir süre sonra kendimi sıkıntıdan şeftali suyunun kamışını kemirirken buluyorum. Yanımıza 13. grup geliyor ama bu kez karışmamamız için uzağımıza oturtuluyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;15:20 -&lt;/strong&gt; Yeniden sıra oluşturuyoruz. Burada da bizden aday numaralarımıza göre sıralanmamız isteniyor ve derken grupta 3 kişinin olmadığı ortaya çıkıyor. Tüm bekleme süreleri boyunca tuvalete gitmemize izin verildiği için ilk akla gelen bu oluyor. İnsanlar eksik olan numaraları bağırmaya başlıyor ama gelen giden yok. Yeni uyarılmış Uzman Çavuş çileden çıkıp bağırmaya başlıyor. Grup olarak güneş altında kavruluyor olmaktan mutlu olmadığımız için biz de bir hayli sinirleniyoruz. 13. gruptakiler iyilik olsun diye etrafa ve tuvalete bakıyorlar bizim için ama kimse yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;15:30 - &lt;/strong&gt;Eksik kişilerle grup hareket ediyor ve az önce kapısından döndüğümüz binaya yönleniyoruz. Derken eksik kişileri o binanın önünde yakalıyoruz ve Çavuş tarafından azarlanmalarını izliyoruz.  Gruptan çıkan homurtuları da dinleyip yeterince utandıklarını gördükten sonra binanın önünde sıraya diziliyor ve beyaz önlüklü Teğmen Tabib'i dinlemeye başlıyoruz. "&lt;em&gt;Askeri hastanelerden alınmış raporu olan var mı?&lt;/em&gt;" diye soruyor, 1 kişi dışında kimseden ses çıkmıyor. Normal hastaneden alınan raporları ve düzenli alınan ilaçları ne yapmamız gerektiğini anlatıyor. Bu süreç tamamlanınca bizi tek tek içeri alıyorlar. Arkadan gelenlere kolaylık olması amacıyla numaramızı haykırarak içeri giriyoruz ve Teğmen Tabib tarafından cevap kağıtlarımız imzalanıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;15:45 - &lt;/strong&gt;Binanın içinde sol tarafta market karşısına dizilmiş beyaz sandalyelere oturmamız söyleniyor; sırayla oturuyoruz. Karşımıza bir asker çıkıyor ve kendisini dikkatle dinlememizi, şu ana kadar dinlenilmedikleri için önceki grupların ve dolayısıyla bizim beklediğimizi ve aday numaralarımızı nerelere yazmamız gerektiğini anlatıyor. Aday numaramızı yazdığımız 3 adet izin kağıtlarımızı birbirinden ayırıp birini cebimize koyuyoruz. Kağıtlarımızı bir arada tutan zımba telini çıkarmamızı söylüyor ve çıkardıktan sonra tüm kağıtları dikey olarak tutup sağ üst köşelerine aday numaralarımızı yazıp yuvarlak içine almamızı söylüyor. Bu işlemden sonra mülâkat kısmı başlıyor ve öğretmenlik, profesyonel yüzücü vs. belli işleri yapan; gazi/şehit yakını olan, doğuda görev yapan kardeşi olan kişileri aramızdan ayırıyorlar. Kalanlarımızın arkadaki sıraya geçmeleri isteniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;15:55 - &lt;/strong&gt;Arkadaki sıraya geçiyoruz; bu arada bir asker gelip izin kağıtlarımızdan birini topluyor. Az sonra bir diğeri gelip diploma ve TOEFL gibi gösterilmesi gereken belgelerin birer kopyasını topluyor. Kendi aramızda sınava ne zaman gireceğimizi ve çıkışımızı hesaplamaya çalışıyoruz. Bu esnada bir arkadaşın akşam uçağıyla bir yere gideceğini ve acelesi olduğunu öğreniyorum. Ama askerlik acele vs. dinlemiyor işte! Nihayet sıram geliyor ve kağıtlarımı uzatıyorum. Cevap kağıdımı bana verip gerisini kontrol ediyorlar. Zımbalayıp elimdeki yeni zarfa koyuyor ve imzalayıp, mühürledikten sonra yapıştırıp bana geri veriyorlar. Tam sıradan ayrılırken Arda'yı görüyorum ve bana daha 6. grubun sınava girdiğini söylüyor; yıkılıyorum. 7-8 gibi çıkabileceğimizi düşünmeye başlıyoruz. Dışarı çıktığımızda 2 binanın arasındaki bir sokakta duvar kenarına çöküyor, muhabbet etmeye başlıyoruz. Güneş olduğundan herkes tek tarafa yığılmış durumda; dolayısıyla oldukça sıkışık oturuyoruz. Derken Uzman Çavuş geliyor ve 11. grup gider gitmez bizim de gidebileceğimizi söylüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;16:30 - &lt;/strong&gt;11. grup toparlanıyor. Arda'ya bağırarak kaç kişinin eksik olduğunu soruyorum, 1 kişi olduğunu söylüyor. 12. grup olarak adamın numarasını haykırmaya başlıyoruz ama gelen giden yok. 11. grup dağılıp tekrar oturuyor. Bizim gruptan toparlanmalarını söyleyenler olmasına rağmen kimse sallamıyor. Eksikleri gelince toparlanıp gidiyorlar, sıra bize geliyor. Fakat bizde de eksikler çıkıyor. Doktorların sözlü mülâkatları bitmediğinden onları beklemeye başlıyoruz. Bu arada bir kişinin de telefonla konuştuğu ve geleceği bilgisi geliyor ancak geç geldiğinden biraz tepki görüyor. Derken doktor ve polisler de gelince grup tamamlanıyor; harekete geçiyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;16:40 - &lt;/strong&gt;Sınava girmek üzere yemekhaneye getiriliyoruz. Her yer yine ağaçlar içerisinde. Sınava gireceğimiz için mutluyuz. Vakit geçirmeden içeri girip masalara oturuyoruz. Bir asker bize talimatlar vermeye başlıyor. Sınav kağıtlarına kesinlikle yazmamamız gerektiği, müsvette kağıtlara yazacağımızı söylüyor ve cevap kağıtlarında aday numaralarımızı doldurabilmemiz için süre veriyor. Bu arada askerlikle ilgili hangi gün sınava girilmesi gerektiği, sınavdan ne yapılırsa hangi statüde asker olunacağı gibi doğru bilinen yanlışları anlatmaya başlıyor ve hepsinin palavra olduğunu anlatıyor. Derken sınava başlıyoruz. Beklediğimin aksine oldukça zor ve ALES'e benzeyen bir sınavla karşılaşıyorum. 7-8 saatlik maratonun üstüne bir de uyumadığımız saatleri katınca sınavın son ana bırakılması kötü bir sürpriz oluyor ama başa gelen çekilir. Türkçe bölümü uzun ve anlaması zor gelen sorulardan oluşuyor. Sorulardan birinde karmaşık bir akraba yapısını anlamanız ve kimin kiminle kuzen olduğunu bulmanız isteniyor örneğin... Bunu yapabilmek için soyağacı çiziyorum ve onun üzerinden gidiyorum ancak yine de kafam basmadığından çok salak bir şekilde soruyu çözemiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;17:48 - &lt;/strong&gt;Bir çok kişinin aksine yedek subay olmak istediğim için soruları çözmeye gayret ediyorum. Sınav söylendiği gibi 1 saat sürüyor. 15 dk. önceden bitirip boş bıraktığım 7-8 tane soruya bakıp 1-2 tanesini daha yapıyorum ve geriye kalanları atıyorum. 4 yanlış 1 doğruyu götürüyor ya neyse.. Dışarı çıktığımda milletin içecek makinelerine saldırdığını ve sigara içmeye başladığını görüyorum. Bozuğum çıkmayınca birinden rica ediyorum ve bir meyve suyu alıyorum kendime. Biz bittiğini sanıp muhabbet ederken Uzman Çavuş yanımıza gelip toparlıyor bizi ve bir yere gitmememizi, cevap kağıtlarını kontrol edip geleceklerini söyleyip aramızdan ayrılıyor. Yorgunluktan ölmüş olmamıza rağmen beklemeye başlıyoruz. 5-10 dk. sonra çıkıp aramızdan bir kişiyi çağırıyor çıkan sorunlar yüzünden. Sonra bir kişiyi daha çağırıyor. Herkesi böyle tek tek çağırması gözümüzü korkutuyor daha ne kadar kişiyi çağıracağını bilmediğimiz için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;18:10 - &lt;/strong&gt;Çavuş nihayet tekrar görünüyor ve bizi toparlayıp istediğimiz sırayla yürüyebileceğimizi söyleyip nizamiyeye götürüyor. Yürürken sınava girdiğimiz binanın hemen tribünlerin yanında olduğunu farkediyorum. Tribünlerin önünden geçerken tribünde bekleyenleri görüp acıyor, kaç saat bekleyecekleri hakkında fikir olması için onlara kaç saat bekleyeceklerini sözlü ya da hareketli anlatıyoruz. Nizamiyeye ilerlerken yeni bir grubun içeriye alındığını görüp şok oluyoruz. Çıkarken kalkıp inen kolu kaldırıyorlar ve topluca çıkıyoruz içeriden. Yolda yürürken dahi gözlerimin kapandığını hissediyorum. İnsanların kayıt sayısının 3500'lerde dolandığını söylediklerine şahit oluyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;18:15 - &lt;/strong&gt;Otoparka girerken Arda'yı görüyorum ve mutlu oluyorum. Sınav ve tüm süreç hakkında konuşa konuşa arabaya biniyoruz ama benim konuşacak halim dahi yok. Gözlerim kapanırken yola çıkıyoruz ve E5'ten basıp şehir merkezine gidiyoruz. Arda bana, ben olmayınca ne kadar sıkıldığını ve sorularda zorlandığını anlatınca aynı duyguları hissettiğim için gülümsüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;18:45 - &lt;/strong&gt;Yolda FSM'nin açık olduğunu görüp içimde "&lt;em&gt;ya değilse?&lt;/em&gt;" şeklindeki şüphe ile oraya dalıyorum. Gerçekten açıkmış. Arda'yı Beşiktaş'ta indirip sahil yolundan eve doğru ilerliyorum. Galata Köprüsü'nün bakım nedeniyle kapalı olduğunu öğrenince bu denli sıkışık bir zaman tablosuyla bakım/onarım çalışması yapan İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne sevgilerimi iletip diğer köprüden yola devam ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;19:15 - &lt;/strong&gt;Gözlerim kapanmak üzereyken eve varıyorum. Üstüm başım leş gibi kokuyor ve yapış yapışım. Duş alıp kendimi hemen yatağa atıyorum. Uykuya dalıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ertesi gün bunları yazarken 08:30'a kadar uyuyabileceğimi bilmeden uyuyakalmışım..... Sınav sonuçları &lt;strong&gt;10 Ağustos 2009&lt;/strong&gt;'da açıklanacak, teslim olma süreci ise &lt;strong&gt;11-12 Ağustos&lt;/strong&gt; tarihlerinde yaşanacak. Şu anda büyük bir merakla sınav sonuçlarını bekliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CU8CFcKIPEJFC0js4sQ8Ppj33y0/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CU8CFcKIPEJFC0js4sQ8Ppj33y0/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CU8CFcKIPEJFC0js4sQ8Ppj33y0/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CU8CFcKIPEJFC0js4sQ8Ppj33y0/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=mkrqv9qEP2g:np0IcrGjNCY:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=mkrqv9qEP2g:np0IcrGjNCY:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=mkrqv9qEP2g:np0IcrGjNCY:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=mkrqv9qEP2g:np0IcrGjNCY:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=mkrqv9qEP2g:np0IcrGjNCY:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=mkrqv9qEP2g:np0IcrGjNCY:qj6IDK7rITs"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=qj6IDK7rITs" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=mkrqv9qEP2g:np0IcrGjNCY:gIN9vFwOqvQ"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=mkrqv9qEP2g:np0IcrGjNCY:gIN9vFwOqvQ" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</description><pubDate>Sun, 02 Aug 2009 13:16:12 +0200</pubDate><guid>http://raptiye.org/blog/2009/08/02/329-donem-yedek-subay-askerlik-sinavi/</guid></item><item><title>

Turkcell 3G (VINN) USB Modem ve Linux</title><link>http://raptiye.org/blog/2009/08/01/turkcell-3g-vinn-usb-modem-ve-linux/</link><description>&lt;img height="178" align="left" width="273" src="http://raptiye.org/media/images/upload/tcell_3g.jpg" alt="Turkcell 3G" style="margin-right: 20px; margin-bottom: 10px;" /&gt;Bu aralar hepimizin hayatı Türkiye'ye çok geç giren 3G ile çalkalanıyor sanırım. Klasik yazıların aksine burada 3G'nin neler getireceğinden ya da operatörlerin kullanıcılara sunacağı fiyatlardan bahsetmeyeceğim. Yazının genelinde 3G ile ilk tanışmamın ilginç hikayesini ve sonunda ise yurtdışı fiyatlarına oranla Türkiye'deki fahiş fiyattan bahsedeceğim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir süredir özellikle Turkcell'in 3G ile ilgili haberlerini takip ediyordum. Beklentilerim arasında limitsiz bağlantının Türk Telekom fiyatlarından yüksek olmaması ve Android telefonları kampanyalı (anlaşmalı) olarak Türkiye'ye sokması vardı. İlk kısımda şimdilik hayal kırıklığına uğrasam da henüz umutlarımı yitirmiş değilim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bugün ofise gelirken İstiklal Caddesi'nde Turkcell'in baya bir hazırlık yaptığını görüp akşam bir şeyler olacağını anlamıştım. Akşam vidiluck üzerinde çalışırken, kaplan ekibinin stajyerlerinden Emre HESAPDAR elinde bir adet VINN&amp;#160;USB&amp;#160;modem ile çıkageldi. Bildiğiniz gibi bu modem ile 3G desteklemeyen herhangi bir bilgisayarı 3G ile çalışır hale getirebiliyor ve her yerden internet'e erişebilir hale geliyorsunuz. Aleti merak ettiğim ve Linux'da nasıl çalıştığını öğrenmek için hemen alıkoydum tabii..  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  Telefonum 3G desteklemiyor olmasına rağmen Turkcell'e SMS&amp;#160;atarak ön kayıtta "&lt;em&gt;ben de varım!&lt;/em&gt;" demiştim. Yine de herhangi bir pakete üye olmadan ve Turkcell ile iletişime geçmeden çalışıp çalışmayacağıyla ilgili şüphelerim yok değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cihazı çalıştırmak için öncelikle SIM&amp;#160;kartınızı çıkarıp içine yerleştirmeniz gerekiyor. USB&amp;#160;portlarımdan birine cihazı takınca ilk yaptığım şey;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;div&gt;dmesg|tail&lt;/div&gt;
&lt;/blockquote&gt; &lt;br /&gt;
komutunu verip çekirdeğin ne yaptığını görmek oldu. Huawei (ya da çekirdek takımı?) üzerine düşeni yapmış görünüyor; Linux takar takmaz cihazı tanıyıp gerekli dosyaların oluşmasını sağlamış bile! Cihazı nasıl çalıştıracağımı ararken internet'te çekim gücü vb. bilgileri gösterebilen bir program buldum (&lt;a href="http://oozie.fm.interia.pl/pro/huawei-e220/" target="_blank" tooltip="linkalert-tip"&gt;he220stat&lt;/a&gt;) ancak bir kaç deneme yapmama rağmen düzgün çıktı alamadım. Daha önce Planet GNOME'da &lt;a href="http://projects.gnome.org/NetworkManager/" target="_blank" title="NetworkManager hakkında bilgi almak için tıklayın.." tooltip="linkalert-tip"&gt;NetworkManager&lt;/a&gt; sayesinde bu tarz aletlerle bağlantı sağlanabildiğini hatırlayıp üzerine tıklayınca günün en güzel sürprizlerinden biriyle karşılaştım. &lt;a href="http://projects.gnome.org/NetworkManager/" target="_blank" title="NetworkManager hakkında bilgi almak için tıklayın.." tooltip="linkalert-tip"&gt;NetworkManager&lt;/a&gt;, aşağıdaki ekran görüntüsünde de görebileceğiniz gibi cihazı kullanılabilir halde menüsüne yerleştirmişti bile!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Üzerine tıkladığımda &lt;a href="http://projects.gnome.org/NetworkManager/" target="_blank" title="NetworkManager hakkında bilgi almak için tıklayın.." tooltip="linkalert-tip"&gt;NetworkManager&lt;/a&gt; PIN kodu soran bir pencere çıkardı ancak girilebilecek PIN kodu hanesi 4 karakter ile sınırlıydı; benimki ise 6 karakter.. Bu nedenle acaba başka bir PIN numarası mı soruyor diye 1234 gibi denemeler yapıp başarısız olunca 3G modemle verilen kitapçığı karıştırmaya başladım. Bir şey bulamayıp denemeye devam edince yukarılarda bir yerlerde PUK&amp;#160;kelimesini görmeye başlayınca durumu çaktım ve SIM&amp;#160;kartımı kurtardıktan sonra PIN numaramı 4 haneli bir şeyle değiştirdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
PIN&amp;#160;girmeme rağmen çalışmayınca cihazı üzerinde Windows çalışan bir başka makineye takmak geldi. İlginç bir şekilde (Linux cihazın üzerindeki belleği göremedi) cihazın üzerindeki bellekten kurulum başladı ve kısa bir süre sonra hazır hale geldi. Buradan başarılı bir şekilde bağlanınca yazılımı karıştırmaya başladım ve profil bilgilerinde kritik öneme sahip olan APN değeri için ne yazmam gerektiğini bulmuş oldum: "&lt;em&gt;&lt;strong&gt;internet&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;".  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  Bunu yapınca Linux'da da 3G modem ile sorunsuz olarak internete çıkabilmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3G&amp;#160;modem ile Linux'da sorunsuz bağlantı kurunca aşka geldim tabii.. Benim de bir tane 3G&amp;#160;modemim olmalı diye Turkcell'in standına fırladım. (Bu arada sürekli olarak telefonum ve 3G modem arasında SIM kart alışveriş yapmak zorunda kaldım ama normalde ses iletişimine kapalı kartlar veriyorlarmış modemlerle birlikte - bedava olanlarda bu olay yok anlaşılan) Gittiğimde standda bir oyun sergilendiğinden ofise dönüp çalışmaya ve eşyalarımı toplayıp çıkmaya karar verdim. Ofisten çıktığımdaysa tekrar hediye dağıtımına başladıklarını görüp koşmaya başladım.  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben vardığımda SMS&amp;#160;kampanyası başlattılar. Bir numaraya en hızlı "VINN" yazan kazanacaktı ama ben o heyecanla hepsini büyük karakter yazmalıyım diye düşünürken rakam moduna geçince yazmam epey gecikti ve ilk üçe giremedim. Fırsatı kaçırdım diye düşünürken bay ve bayanlardan oluşan 6 kişi toplayacağını açıkladı sunucu.. GS meydanında yaklaşık 200 kişi ellerini kaldırmış kendini seçtirmeye çalışırken ben cep telefonumla ellerimi sallayarak adamın dikkatini çekiverdim ve beni sahneye çağırdı.  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  Aradan kaçan çakallar sayesinde sahnede 9-10 kişi olunca da 3 kişiye elemek için sorular sormaya başladı. Aralarında yanlış bilme olasılığım yüksek olan bir kaç soruyu başkalarına sorduktan sonra bana "&lt;em&gt;Turkcell'in ön kayıt döneminde kaç tane abone topladığıyla&lt;/em&gt;" ilgili bir soru yöneltti ve daha soru bitmeden "&lt;em&gt;1&amp;#160;Milyon&lt;/em&gt;" cevabıyla karşılaşınca bir kaç saniye şaşkınlıkla duraklayıp bildiğimi söyleyip diğer 3 kişinin yanına gönderdi beni de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bizlere birer zarf seçtirildi. Gözüm favori rengim olan açık mavide olsaydı da onu ilk seçilen kız alınca bana da turuncu zarfı seçmek kaldı. Seçilen üç kişiden biri olan bayan kişi, 250 kontöre tamam diyince ilk şoku yaşadık ama sonradan durumu çakıp 500 ya da 1000 kontörle ayrıldı sahneden. Zarfını sunucuya iade ettikten sonra geriye bir cafe'de çalışan bir garson kaldı. Onunla bir süre konuştuktan sonra sunucu bana yöneldi. Adımı ve ne iş yaptığımı sordu; Yazılım Geliştirici'yim diyince "&lt;em&gt;uuuvvv, Softveeer Developeeeer&lt;/em&gt;" dedi.  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  Ailemle 3 kişi yaşadığımızı öğrendikten sonra aşağıdaki arkadaşlarından 2 adet bardak alıp bana hediye etti ve "siz yazılımcılar çok kahve içersiniz" diyip 2 bardak hediye etti. Benden önceki tüm yarışmacılara ne istediklerini sorup beni atladığından "&lt;em&gt;benim ne istediğimi sormayacak mısınız?&lt;/em&gt;" diyince iyice şaşırıp "&lt;em&gt;ne istiyorsun?&lt;/em&gt;" diye sordu, ben de VINN&amp;#160;modem istediğimi söyledim.  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  Bunun üzerine sunucu, bekleyen diğer arkadaşa elindeki 2 zarfı kaldırtıp birini seçmemi istedi ve "bunlardan birinde 3G&amp;#160;modem, diğerinde ise bardak var" dedi. Benden önce elediği kızdan mavi zarfı alırken içine baktığını hatırladığımdan ve o zarfta gözüm olduğundan mavi zarfı seçtim. Sunucu, 2 bardağım olduğunu ve 3.'yü de bu seçimimle yaptığımı ama istersem 1.000 kontörle oradan ayrılabileceğimi söyledi. Reddedince teklifini önce 5.000, sonra 10.000 yaptı. 10.000 kontörlük teklifi duyunca insan ister istemez bir duraksıyor (ki; izleyiciler "&lt;em&gt;al, al; manyak mısın alsana&lt;/em&gt;" şeklinde bağırmaya hatta adımı bilenler "&lt;em&gt;alper turuncu'yu al&lt;/em&gt;" şeklinde beni manipüle etmeye - sonradan farkettim ki baltalamaya - dahi çalıştılar) ama o kontörlerin 1 ayda bitecek şeklinde yan maddeleri olacağını tahmin ettiğimden zarfımla devam etmeye karar verdim. Nitekim iyi ki de öyle yapmışım çünkü VINN modem kazandım!  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  Modemi kazanınca sunucu bana modemin en yüksek hızını bilip bilmediğimi sordu ben de 7.2 Mbps olduğunu söyledim ama hatalı olduğumu ve 21 Mbps olduğunu söyledi. (modemin kutusunun üzerinde en yüksek hız olarak 7.2 Mbps olduğu yazıyor  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt; ) Daha sonra Turkcell'in 3G fiyatlarının ne kadar ucuz olduğunu bana teyid ettirmek istedi; içimden "&lt;em&gt;yurtdışı fiyatlarına göre bizi resmen ayakta .................&lt;/em&gt;" demek geldi ama "&lt;em&gt;evet, sanırım iyi&lt;/em&gt;" deyiverdim.  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  Sonrasında bardaklarımı ve modemimi alıp otobüse atladığım gibi evime geldim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Turkcell'in 8 GB paketini 69 TL 'ye verdiğini hepimiz biliyoruz. &lt;strong&gt;Çoğunlukla bilinmeyen şey ise tüm paketlerin bant genişliğinin, bant genişliği hesabı esnasında "&lt;em&gt;download + upload&lt;/em&gt;" toplamıyla hesaplandığı, dolayısıyla bir kaç kat hızla o limitlerin dolacağı! &lt;/strong&gt;Yurtdışında (örneğin&amp;#160;Amerika'da) aynı fiyata sınırsız internet ve konuşma verilirken bizdeki bu cimriliği altyapının yeterince oturmamış olmasından olduğuna inanmak istiyor insan... Turkcell ve diğer operatörlerin, Telekom karşısında ellerine geçirdikleri bu fırsatı iyi değerlendireceklerini umuyorum. Önümüzdeki zamanlarda muhakkak limitsiz tarifeleri görmeye başlayacağız diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu arada babam da Vodafone'dan 3G modem almış ve aşağı yukarı aynı olmakla birlikte Vodafone'un kampanyaları sayesinde ilk N ay bedava olduğunu öğrenmiş oldum. Kısaca Turkcell sanıldığı ve söylendiği gibi en ucuz değil!&lt;br /&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/62jUTzwVD0RJBmdYNGUp3g2RWJ4/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/62jUTzwVD0RJBmdYNGUp3g2RWJ4/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/62jUTzwVD0RJBmdYNGUp3g2RWJ4/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/62jUTzwVD0RJBmdYNGUp3g2RWJ4/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=PSEWFaOQK3o:LbGhUwO-hxQ:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=PSEWFaOQK3o:LbGhUwO-hxQ:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=PSEWFaOQK3o:LbGhUwO-hxQ:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=PSEWFaOQK3o:LbGhUwO-hxQ:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=PSEWFaOQK3o:LbGhUwO-hxQ:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=PSEWFaOQK3o:LbGhUwO-hxQ:qj6IDK7rITs"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=qj6IDK7rITs" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=PSEWFaOQK3o:LbGhUwO-hxQ:gIN9vFwOqvQ"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=PSEWFaOQK3o:LbGhUwO-hxQ:gIN9vFwOqvQ" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</description><pubDate>Sat, 01 Aug 2009 01:19:59 +0200</pubDate><guid>http://raptiye.org/blog/2009/08/01/turkcell-3g-vinn-usb-modem-ve-linux/</guid></item><item><title>

raptiye kod depoları</title><link>http://raptiye.org/blog/2009/07/17/raptiye-kod-depolari/</link><description>&lt;img height="128" align="right" width="128" style="margin-left: 20px; margin-bottom: 10px;" alt="roket" src="http://raptiye.org/resimler/rocket.png" /&gt;Sanırım bu konuyu raptiye'de daha önce dile getirmedim. Geçtiğimiz haftalarda raptiye üzerinde tuttuğum kod depolarına ait Trac'i, şu ana kadar benim dışımda kimsenin ilgi göstermemesi nedeniyle kapattım. Fırsatım ve motivasyonum olursa &lt;a href="http://raptiye.org/projects/" target="_blank" title="projelerim hakkında bilgi almak için tıklayın.."&gt;projeler&lt;/a&gt; sayfasında kodların nasıl indirilebileceğini yazacağım. Hatta bunu askere gitmeden önce yapsam iyi olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bildiğiniz gibi yaklaşık 1.5 aydır &lt;a href="http://www.vidiluck.com" target="_blank" title="vidiluck'ın ne olduğunu öğrenmek için tıklayın.." tooltip="linkalert-tip"&gt;vidiluck&lt;/a&gt; adındaki proje üzerinde çalışıyoruz ekip olarak. Önümüzdeki hafta üyelik ve ödeme sistemlerini yetiştirebilmek için kampa gireceğiz. Öncesindeyse olabildiğince hata temizliği ve acil özelliklerin eklenmesi konusunda çalışıyoruz. Bir kaç gün önce ekip arkadaşlarımdan &lt;a href="http://abulbul.vidiluck.com" target="_blank" title="Ayça'nın vidiluck günlüğüne ulaşmak için tıklayın.."&gt;Ayça&lt;/a&gt;, giriş formu üzerinde çalışırken içinden çıkamadığı bir hatayı bana sordu ve daha detaylı bakarken kodda ciddi bir hata yaptığımızı farkettim. Bunu yazıyor olmamın sebebi oradaki kodu raptiye'den almış olmamızdı.  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Normalde django'da bir kullanıcıyı veritabanına eklerken şöyle bir yol izlemek lazım:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;div&gt;new_user =&amp;#160;User.objects.create_user('kullanici_adi', 'eposta@adresi', 'sifre')&lt;br /&gt;
new_user.first_name =&amp;#160;'Kullanici'&lt;br /&gt;
new_user.last_name =&amp;#160;'Adi'&lt;br /&gt;
new_user.save()&lt;/div&gt;
&lt;/blockquote&gt; &lt;br /&gt;
raptiye'de bu işi bir defada hızlıca yapmak adına bu bilgiyi bir sözlüğe atıp, User nesnesinin yapıcısına (&lt;em&gt;constructor&lt;/em&gt;) gönderiyordum:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;div&gt;dict =&amp;#160;{&lt;br /&gt;
&amp;#160; 'username': 'kullanici_adi',&lt;br /&gt;
&amp;#160; 'email': 'eposta@adresi',&lt;br /&gt;
&amp;#160; 'password': 'sifre',&lt;br /&gt;
&amp;#160; 'first_name': 'Kullanici',&lt;br /&gt;
&amp;#160; 'last_name': 'Adi'&lt;br /&gt;
}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
new_user =&amp;#160;User(**dict)&lt;br /&gt;
new_user.save()&lt;/div&gt;
&lt;/blockquote&gt; &lt;br /&gt;
Normalde herhangi bir sınıfa geçeceğiniz parametreleri bu şekilde geçmenizde bir sakınca yok. Ancak django'nun User modelinin yapıcısı, kullanıcı bilgilerini bu şekilde geçtiğinizde şifreyi açık olarak kaydediyor; MD5 karşılığını (&lt;em&gt;hash&lt;/em&gt;) oluşturmuyor. Bu da şifre doğrulama kısmında; yani giriş formunda başarısız olmanıza neden oluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hatayı farkettikten sonra anlayamadığım şey; &lt;a href="http://www.vidiluck.com" target="_blank" title="vidiluck'ın ne olduğunu öğrenmek için tıklayın.." tooltip="linkalert-tip"&gt;vidiluck&lt;/a&gt; ve django shell'de tekrarlayabildiğim bu sorunun raptiye'de hiç karşıma çıkmamış olmasıydı. Hiç bir ziyaretçi şu ana kadar raptiye'de kayıt olduktan sonra böyle bir sorunla karşılaştığından bahsetmemişti. django'nun kaynak kodlarında auth paketine baktığımda da her şey beni doğrular nitelikteydi ama raptiye'de her şey normaldi. Kendimden o kadar emindim ki; arada django'nun SVN deposunda bir hata düzeltildiğini ve sorunun bundan kaynaklanabileceğini düşünmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Taa ki bir süre sonra şifreyi bir başka yerde django yollarını kullanarak kaydedip kaydetmediğimi düşünene kadar...  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  Farkettim ki; raptiye'nin iyi niyetli kullanıcıları siteye kayıt olduktan sonra şifrelerini yanlış girdiklerini düşünüp "&lt;em&gt;şifremi unuttum&lt;/em&gt;" bağlantısına tıklıyorlardı. Bu işlem sonucunda django yeni bir MD5 şifre karşılığı yaratıyor ve ziyaretçiler de giriş yapıp şifrelerini profillerinden "doğru yolla" değiştirebiliyorlardı.  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  Bu zamana kadar bu hatayı farketmemiş olmama inanamıyorum gerçekten.. Farketmemi sağladığı için &lt;a href="http://abulbul.vidiluck.com" target="_blank" title="Ayça'nın vidiluck günlüğüne ulaşmak için tıklayın.."&gt;Ayça&lt;/a&gt;'ya teşekkür ediyorum ve de..  &lt;img src='http://raptiye.org/media/images/smiley/face-smile.png' align='absmiddle'&gt;  Aksaklık yaşattığım raptiye ziyaretçilerinden de özür diliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-UMpTdTfLJuAsiGv1u_IeA38T7k/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-UMpTdTfLJuAsiGv1u_IeA38T7k/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-UMpTdTfLJuAsiGv1u_IeA38T7k/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-UMpTdTfLJuAsiGv1u_IeA38T7k/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=-0wWr2sUdb0:NvpA36NC-S0:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=-0wWr2sUdb0:NvpA36NC-S0:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=-0wWr2sUdb0:NvpA36NC-S0:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=-0wWr2sUdb0:NvpA36NC-S0:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=-0wWr2sUdb0:NvpA36NC-S0:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=-0wWr2sUdb0:NvpA36NC-S0:qj6IDK7rITs"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=qj6IDK7rITs" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=-0wWr2sUdb0:NvpA36NC-S0:gIN9vFwOqvQ"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=-0wWr2sUdb0:NvpA36NC-S0:gIN9vFwOqvQ" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</description><pubDate>Fri, 17 Jul 2009 02:27:57 +0200</pubDate><guid>http://raptiye.org/blog/2009/07/17/raptiye-kod-depolari/</guid></item><item><title>

Türkiye'nin Utanç Tarihi: Sivas Katliamı</title><link>http://raptiye.org/blog/2009/07/12/turkiyenin-utanc-tarihi-sivas-katliami/</link><description>&lt;img height="240" width="300" align="left" style="margin-right: 20px; margin-bottom: 10px;" alt="sivas katliamı" src="http://raptiye.org/media/images/upload/sivas_katliami.jpg" /&gt;Bugün, bir süre önce yıl dönümünde anılan Sivas Katliamı olaylarıyla ilgili Can Dündar tarafından O Gün adlı belgeselin kaydını izleme fırsatım oldu. Türkiye'de her gün çeşitli olaylarla karşı karşıya kalıyoruz ancak yaşanan bu &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=sivas+katliam%C4%B1&amp;amp;nr=y&amp;amp;pt=sivas+katliami" target="_blank" title="sözlükte konuyla ilgili yazıları okumak için tıklayın.."&gt;olayla&lt;/a&gt; ilgili gördüklerim beni dehşete düşürdü. Sivas'taki olaylar yaşandığında ben henüz 9 yaşındaymışım. Şu anda 25 yaşındayım ve gördüklerim karşısında devletten, askerden, Sivas halkından utanıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir insanın hayatı boyunca öğrenmesi gereken ilk ders, başkalarının fikirlerine saygı göstermek ve aydınlara sahip çıkmak olmalı. Oysa biz, aydınlarımızı yakan bir toplummuşuz. Bir İtfaiye erinin, Aziz NESİN'i yangın merdiveninden aşağı atması, askerin seyirci kalması nasıl bir acizliktir, nasıl bir hainliktir? Sonra Türkiye'nin, devletin gücü her şeye yeter diyelim. Olaylara müdahele edip, bu işi tezgahlayanları gerekirse vuracak bir babayiğit nasıl olur da çıkamaz, aklım almıyor. Peki ya olaylarda iyi ya da kötü rolü olduğu ancak yorumlara bırakılabilecek belediye başkanının Refah Partisi'nden milletvekili seçilmesine ne demeli?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gelin bu vahşet dolu günün utanç görüntülerini hep birlikte izleyelim:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=7213947314297011810&amp;hl=tr&amp;fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"&gt; &lt;/embed&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Son zamanlarda bu olayları kenara bırakıp Türkiye'nin nasıl bir ülke haline geldiğine birlikte bakalım:&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;
 &lt;li&gt;"Pippa Bacca" ismiyle anılan "&lt;em&gt;Giuseppina Pasqualino di Marineo&lt;/em&gt;" adlı kadın (İtalyan Gelin olarak da geçiyor), dünya barışı adına çıktığı uluslararası seyahatinin Türkiye ayağında tecavüz edildikten sonra boğularak öldürüldü.&lt;/li&gt;
 &lt;li&gt;Dünyaca ünlü piyanistimiz İdil BİRET'in Topkapı Sarayı'nda verdiği konser, Alperen Ocakları (BBP) tarafından içeride şarap içildiği gerekçesiyle basılmak istendi. Konsere girilmelerine izin verilmeyen grup dışarıdaki afişleri yaktı. Bir süre tekbir getirerek slogan atan grup, daha sonra sarayın önünde toplu olarak namaz kıldı.&lt;/li&gt;
 &lt;li&gt;Münevver KARABULUT, sevgilisi olduğu iddia edilen Cem GARİPOĞLU&amp;#160;tarafından kafası gövdesinden ayrılarak çöp taşıyıcısına atılmış şekilde bulundu. Katil zanlısı olan Cem GARİPOĞLU hala bulunamadı.&lt;/li&gt;
 &lt;li&gt;Adana'da ailesiyle piknik yapan 8 yaşındaki çocuğun başına nereden geldiği belli olmayan bir kurşun saplandı. Hastaneye kaldırılan çocuk kurtarılamadı.&lt;/li&gt;
 &lt;li&gt;5 Temmuz 1993'de, Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar Köyü'nde 33 sivil öldürüldü ve köy ateşe verildi. PKK tarafından yapıldığı söylenen olayı üstlenen çıkmadı. Hala derin devlet ya da bugünkü popüler adıyla Ergenekon tarafından yapıldığına dair söylentiler var.&lt;/li&gt;
 &lt;li&gt;Türk araştırmacı, gazeteci ve yazar Uğur MUMCU, 24 Ocak 1993'te Ankara'da, Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu suikaste kurban gitti.&lt;/li&gt;
 &lt;li&gt;Maraş Katliamı, 19 Aralık ile 26 Aralık 1978'de Kahramanmaraş'ta meydana gelen Cumhuriyet tarihinin en önemli katliamlarından biri olarak anılmaktadır. Olaylar alevi ve sünni inançlı vatandaşlar arasında yaşanmıştır ve 12 Eylül Darbesine gerekçe olarak kullanılan ya da hazırlanan olaylardan biri olarak kabul edilmektedir.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/aVSICOXOkmM&amp;color1=0xb1b1b1&amp;color2=0xcfcfcf&amp;hl=tr&amp;feature=player_embedded&amp;fs=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/aVSICOXOkmM&amp;color1=0xb1b1b1&amp;color2=0xcfcfcf&amp;hl=tr&amp;feature=player_embedded&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowScriptAccess="always" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;
&lt;ul&gt;
 &lt;li&gt;Siyasal nedenlerle körüklenen Alevi - Sünni ayrılığının Kahramanmaraş'ta gerginliği tırmandırdığı bir dönemde, 19 Aralık'ta kentteki Çiçek Sineması'na, o dönemin ender milliyetçi filimlerinden biri olan, Cüneyt Arkın’ın başrol oynadığı Güneş Ne Zaman Doğacak isimli filmin gösterimi sırasında, saat 21:00'de Ökkeş Kenger adlı ülkücü (BBP) tarafından bomba atıldı. Ökkeş Kenger daha sonra soyadını Şendiller olarak değiştirip 1991 yılında Refah Partisi'nden milletvekili seçildi.&lt;/li&gt;
 &lt;li&gt;Ermeni asıllı Türk vatandaşı Hrant DİNK, 19 Ocak 2007 tarihinde genel yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Gündüz vakti, caddenin en kalabalık olduğu saatlerde gerçekleşen cinayetin faili olan Ogün SAMAST, kısa süre içinde yakalansa da esas konuşulan yakalanması değil, teslim edildiği karakol ve daha bir çok yerde polislerle gurur fotoğrafı çektirmesi, insanlarca kahraman edilmesiydi. Hrant Dink, Türkiye'de 1909 yılından bu yana, suikast sonucu öldürülen 62. gazeteci oldu.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Pljv41dGoD1mOoXaGwUHBaNvuw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Pljv41dGoD1mOoXaGwUHBaNvuw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Pljv41dGoD1mOoXaGwUHBaNvuw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Pljv41dGoD1mOoXaGwUHBaNvuw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=7Lrheqa6LQY:1M25t_zBSLU:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=7Lrheqa6LQY:1M25t_zBSLU:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=7Lrheqa6LQY:1M25t_zBSLU:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=7Lrheqa6LQY:1M25t_zBSLU:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=7Lrheqa6LQY:1M25t_zBSLU:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=7Lrheqa6LQY:1M25t_zBSLU:qj6IDK7rITs"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=qj6IDK7rITs" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=7Lrheqa6LQY:1M25t_zBSLU:gIN9vFwOqvQ"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=7Lrheqa6LQY:1M25t_zBSLU:gIN9vFwOqvQ" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</description><pubDate>Sun, 12 Jul 2009 17:51:08 +0200</pubDate><guid>http://raptiye.org/blog/2009/07/12/turkiyenin-utanc-tarihi-sivas-katliami/</guid></item><item><title>

lsof ile silinen dosyaları kurtarmak</title><link>http://raptiye.org/blog/2009/07/12/lsof-ile-silinen-dosyalari-kurtarmak/</link><description>&lt;img height="128" width="128" align="left" src="http://raptiye.org/resimler/simge/ampul.png" alt="ampul" style="margin-right: 20px; margin-bottom: 10px;" /&gt;Uzun süredir Linux kullanmama rağmen çok da araştırmadığım, araştırsam da öğrendiklerimi deneme fırsatı bulamadığım bir konuydu dosya sistemleri.. ext2-4 vb. dosya sistemlerindeki kararlılığı ve günlük (journal) kısmını, silinen dosyaları kurtarmayla karıştırdığımı farkettim bir süre önce.. Bilgisayar Mühendisliği okuyan biri illa &lt;strong&gt;inode&lt;/strong&gt; nedir bilmeli mi bilmiyorum ama en azından merak edip okuyabilmeli diye düşünüyorum. Neyse....&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.linuxplanet.com/linuxplanet/tips/6767/1/" target="_blank" title="yazıyı okumak için tıklayın.."&gt;Burada&lt;/a&gt; yazan şeylerin bir çok kişi tarafından bilinmediğini düşündüğümden Türkçe'ye kazandırmak istiyorum. Umarım birilerinin işine yarar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zaman zaman dalgınlık vb. sebeplerle önemli dosyaları silme gafletinde bulunuruz. extX dosya sisteminde her dosya, inode denen; içerisinde dosyayla ilgili izinler, sahiplik, verinin disk üzerindeki yeri gibi kritik bilgileri içeren göstergeçlerden ibarettir. Dolayısıyla bir dosyayı sildiğinizde, aslında inode'u; yani dosyanın disk üzerindeki fiziksel yerine olan bağlantıyı siliyorsunuz. Ancak sildiğiniz dosya silinmeden önceki haliyle bir süreç tarafından açılmış ve hala açık ise, bu durumda disk üzerindeki fiziksel bilgiye ulaşma şansınız hala var!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bunu denemek için istediğiniz herhangi bir yerde &lt;em&gt;deneme.txt&lt;/em&gt; adında bir dosya yaratın ve dosyayı kaydettikten sonra favori düzenleyicinizle ya da less komutuyla açın. Böylece dosyayı açmış bir sürecimiz oldu. Süreç açıkken dosyayı silin ve &lt;em&gt;ls deneme.txt&lt;/em&gt; komutuyla silindiğinden emin olun. Dosya silinmiş görünse de aslında açtığınız sürecin disk üzerindeki dosyanın fiziksel bilgilerine hala erişimi var:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;div&gt;[03:10] (tunix@penguix ~)$ lsof|grep deneme.txt&lt;br /&gt;
less&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160; 19468 tunix&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160; 4r&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160; REG&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160; 8,2&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160; 0&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160; 1868 /home/tunix/deneme.txt (deleted)&lt;/div&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;
Burada önemli olan bilgi 2. ve 4. kolonlarda bulunuyor. 2. kolon süreç numarasını (PID), 4. kolon ise dosya tanımlayıcısını gösteriyor. Şimdi /proc dizini altında dosyamızı bulalım ve içindeki bilgiyi kurtaralım:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;div&gt;[03:10] (tunix@penguix ~)$ ls -l /proc/19468/fd/4 &lt;br /&gt;
lr-x------ 1 tunix users 64 Tem 12 03:10 /proc/19468/fd/4 -&amp;gt; /home/tunix/deneme.txt (deleted)&lt;br /&gt;
[03:14] (tunix@penguix ~)$ cp /proc/19468/fd/4 deneme.txt.bck&lt;/div&gt;
&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;
Bu işlemi yaparken cp komutunun -a parametresini kullanmayın; zira bu parametre dosyanın içerisindeki gerçek bilgi yerine artık varolmayan bağı kopyalıyor.&lt;br /&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Umdeu5OKzRojiFlib_uGyA71-B0/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Umdeu5OKzRojiFlib_uGyA71-B0/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Umdeu5OKzRojiFlib_uGyA71-B0/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Umdeu5OKzRojiFlib_uGyA71-B0/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=NkeQYVWj65c:e__QdX29BFg:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=NkeQYVWj65c:e__QdX29BFg:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=NkeQYVWj65c:e__QdX29BFg:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=NkeQYVWj65c:e__QdX29BFg:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=NkeQYVWj65c:e__QdX29BFg:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=NkeQYVWj65c:e__QdX29BFg:qj6IDK7rITs"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?d=qj6IDK7rITs" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?a=NkeQYVWj65c:e__QdX29BFg:gIN9vFwOqvQ"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/raptiyeorg?i=NkeQYVWj65c:e__QdX29BFg:gIN9vFwOqvQ" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;</description><pubDate>Sun, 12 Jul 2009 02:40:56 +0200</pubDate><guid>http://raptiye.org/blog/2009/07/12/lsof-ile-silinen-dosyalari-kurtarmak/</guid></item></channel></rss>
