<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838</id><updated>2026-06-09T09:41:17.359+03:00</updated><title type='text'>Saçmalığın İki Kavramı</title><subtitle type='html'>hayat üzerine bir iki şey</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default?alt=atom'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default?alt=atom&amp;start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>diskötek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10258700867866197499</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>102</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-2200376610794137031</id><published>2010-03-08T02:55:00.001+02:00</published><updated>2010-03-08T02:55:22.319+02:00</updated><title type='text'>yersiz yurtsuz yazarlar</title><content type='html'>yine tarihin tekerrürden ibaret olduğu düşüncesinin hayatımın her tarafına yayıldığı günlerden biri, değişen bir şey yok. yazmaya korktuğum için yazmıyordum, dinlemeye korktuğum için dinlemiyordum. eski-yeni plaklarımın arasında seçim yapmak zorunda kaldım birkaç gün önce. şeyler ve benim aramda köprü kuran o hikayeler ortaya çıkıyor tek tek. küçük bir alman şehrinde şans eseri karşıma çıkan depo dükkan arası bir dükkanda geçiridiğim bir iki saat sonrasında aldığım bir iki plak, kendisinden epey plak aldığım bana hediye olarak gönderen buzzbox&#39;ın plağı (bu buzzbox takma isimli çocuğun hikayesi hakkında epey kafa yormuştum zamanında), ardından elim bir iki albüme kaydı, piano magic - &lt;a href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/Writers_Without_Homes&quot;&gt;writers without homes&lt;/a&gt;. albümün ilk tınısıyla beraber, albümle benim aramdaki hikayeler araya giriyor; tavanında su akıntılarının izinin eksik olmadığı, basık tavanlı, eski halı kokusunun bir türlü çıkmadığı güzel odamı düşledim. bir sigara yakmazsam hemen oracıkta öleceğimi düşündüm (evet, sigarayı bırakma çabam yine sigaranın üstünlüğüyle sona erdi; ayrıca sigarayı özendirdiğimizi düşünen iyi niyetleri birileri erişimimizi engeller mi?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatımın &quot;şeyler&quot; ve benim aramdaki bağlardan ibaret olduğunu düşünüyorum şu anda ki yazmamın başlıca sebebi bu. &lt;em&gt;şeyler&lt;/em&gt;&quot; hayatımı ele geçirmiş durumda, daha fazlası için kendimi yiyorum. aslında daha fazla şeye sahip olmak eskileriyle aramdaki bağı koparacağını düşünüyordum, sadece bağlarımı derinleştiriyor, düğümler atıp kopmamasını sağlıyor. acaba haddinden fazla hikaye unutmamı sağlayabilir mi, yoksa hep bir yerlerden fışkıracak mı? (sigmund bey buna derdi bilmek istemem). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aramda organik bir bağ bulunması vedalaşmalarımı uzatıyor; hareket eden trenden inip gardaki sevgiliye koşuyorum hergün. birşeylere saplı kalmak beni güvende hissettiriyor. hergün bir trene biniyorum ve hergün tekrar iniyorum. ne kadar çok tren istasyonu görsem de hepsi aynı şehrin istasyonu oluyor; şehrin ne önemi var ki; saplı kaldığım nota beni öldürüyor. yoksa kaldırımlar her yerde az çok aynı, güzeller her yerde güzel görünüyor, kahvenin tadı aynı sertlikte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birşeylere devam etmek için, birilerinin gelip herşeyimi yok etmesi gerekiyor, imha makineleriyle gelmeliler ki tekrar tekrar çöpten toplamayım. manevi bir durumdan söz etmiyorum; oldukça gerçek bir imhadan bahsediyorum şu an. yok denecek kadar az kişisel eşyası olan insanlara her zaman imrenmişimdir; kendi bağımlılığımla yüzleştiriyor beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet usta, &lt;em&gt;mevsim uzun&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başka bir mevsime gidiyorum, umarım şeyler peşimi bırakır.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/2200376610794137031/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/2200376610794137031?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/2200376610794137031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/2200376610794137031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2010/03/yersiz-yurtsuz-yazarlar.html' title='yersiz yurtsuz yazarlar'/><author><name>diskötek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10258700867866197499</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-5379742464446368589</id><published>2009-04-22T00:24:00.002+03:00</published><updated>2009-04-22T00:44:18.114+03:00</updated><title type='text'>müspet sorular</title><content type='html'>Yeniden saçmalamak, fazla duygusal ve klişe olmak ya da ucuz metaforlara bulanmak için, yeniden aşık mı olmak gerekiyor? Ya da ücra köşelere yolculuklar mı yapmalıyım en baştan? Arşive giren onca yazıya bakınca, delilik dönemleri-sıkıntı dönemleri-girdaplar hep öyle anlara denk gelmiş. İyidir, güzeldir; yaşananlar reddedilmez, birikir-yorar ama onlarsız da olmaz işte. Biraz durup dinlenip, saçmalıkları gözden geçirmek; daha sakin biri olma derdine dalıp ya da başka uğraşlar edinip kafayı dağıtmak -sonra onlar kafanı dağıtır fark etmezsin!- iyi gelebilir bünyeye. Eskiyle muhasebe, hep açık veren hesaplar, şimdi ne yapıyor triballeri; intikam almanın hırsı, umursamamanın rahatlığı, hayat güzel klişesi, kendine güven telkinleri; daha ne olsun! Zamanı iyi değerlendirmişim gibi görünüyor. İlk soruların cevapları, sanırım müspet. O vakit beklemek gerek...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/5379742464446368589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/5379742464446368589?isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/5379742464446368589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/5379742464446368589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2009/04/muspet-sorular.html' title='müspet sorular'/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-1608551872680129717</id><published>2009-04-02T01:57:00.000+03:00</published><updated>2009-04-02T02:12:06.738+03:00</updated><title type='text'>/home</title><content type='html'>bir defa ayrıldığımızda hiçbir zaman eskisi gibi olamayacak olan yer, ev. tekrar dönüp bakma olasılığımız hesaplamayı istatistik kurumları bile reddediyor. çünkü herkes farkına varıyor er ya da geç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatlarımız en müthiş ve en boktan zamanlarını geçirdiğimiz mekan, kimi zaman kendi sınırlarını çizdiğimiz dört duvar arası. şöyle ya da bir süre sonra gidiyoruz; içimiz rahat çünkü her zaman dönebileceğimizin farkındayız (en azındna öyle hayal ediyoruz). koşar adımlarla uzaklaştık, çünkü geride kaldığında yakamızı bırakacağını zannediyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tabi ki herşey değişiyor; duvara astığınız posterler gidiyor öncelikle, bir süre sonra yabacı eşyalar, yabancı insanlar vs. geri döndüğümüzde bizi karşılayan tek şey misafirlik duygusu. o zaman anlıyoruz ki artık buraya ait değiliz. oysa ki başıma ne zaman kötü birşey gelse, dönmek istediğim tek yer orassı. yorganımın altındaki rahat hayat beni bekklemiyor artık, çünnkü nevresim bile yabancı artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;büyük bir soru bekliyor beni; bir daha böyle bir yere - böyle bir duyguya tekrar sahip olabilecek miyim? çok korkutuyor bu beni dostum. bu yüzden hiçbir zaman doğru düzgün çekip gidemedim. çözmem gereken bir mesele var, yüzleşmem gereken. bilirsin ya içimde her zaman vardır &quot;sıfırdan başlamak&quot;, hani hiç beceremediğim, korkaklığımın avcunda debelendiğim arzum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yere gitmek istiyorum.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/1608551872680129717/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/1608551872680129717?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/1608551872680129717'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/1608551872680129717'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2009/04/home.html' title='/home'/><author><name>diskötek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10258700867866197499</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-3678580329870985474</id><published>2009-01-18T23:48:00.003+02:00</published><updated>2009-01-19T00:10:22.866+02:00</updated><title type='text'>fazla duygusal ve klişe</title><content type='html'>hayatımda pek bahar temizliği yapmadığımı farkediyorum; sanırım bu da taşınırken ortaya çıkan gerçekler kategorisine giriyor. yıllardır biriktirdiğiniz herşeyin değerini tekrar ölçmek için harika bir fırsat bile sayılailir, ya da geçmişinden arınma terapisi. biriken dergiler, sağa sola karalanan yazılar, fotokopiler, ders notları, eski fanzinler, kasetler ve cd&#39;ler, en son 5 sene önce giyilmiş kıyafetler, bir daha kapağı açılmayacak kötü kitaplar, kataloglar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve evet, ben bir koleksiyoncuyum, 60&#39;larıma kadar yaşayabilirsem bir çöp evde bulabilirim kendimi (kuvvetle ihtimal). biriktirmenin iktidar sahibi olmayla bir ilgisi olduğunu düşünürüm. gerçi bu daha çok &quot;biriktirilebilir&quot; şeyler için geçerli: kitap, plak, dergi vs. ben daha çok ıvır zıvır biriktirenler tarafındayım: &quot;hah şunu fanzine koyarım&quot;, &quot;şunu bir iş içerisine yerleştiririm&quot;, &quot;ileride bu konu hakkında birşeyler yapabilirim&quot;... daha gider bu mazaretler. gerçi bana müthiş yıllarımı hatırlatan ve yaz kış ayağımdan çıkarmadığım (kırmızı) eski spor ayakkabılarımı da saklamışım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu temizliğin bir de öteki yüzü var, tüm o eşyalarla geçmişe dönüş, zaman makinesine girmek gibi. işte bu kısım kimi zaman dudaklarımızın kenarından akan bir tebessüme, kimi zaman da acı dolu bir düşünce bulutuna dönüşebiliyor. bir de toz içindeyse ellerimizi de kirletmeyi başarabiliyor. sürekli içeri gidip ellerimzi yıkamak gerekiyor, bir de gerekliyse plastik bir toprbanın içerisine atmak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fazla duygusal ve klişelere düşmüş oldu bu.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/3678580329870985474/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/3678580329870985474?isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/3678580329870985474'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/3678580329870985474'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2009/01/eskici.html' title='fazla duygusal ve klişe'/><author><name>diskötek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10258700867866197499</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-5562484846569313557</id><published>2009-01-11T00:00:00.003+02:00</published><updated>2009-01-11T01:06:49.310+02:00</updated><title type='text'>tedirginlikler krallığı</title><content type='html'>şimdi bu yazıyı okuyanlardan biri çııp diyebilir ki &quot;neden krallık? neden cumhuriyet değil? yoksa siz siz...&quot;. diyebileceğim şudur (ki bu kısmı okurken ilkokul 5&#39;teki yepyeni alınmış mavi önlüklü halimi hayal edin): cumhuriyet halkın kendi kedini yönetmesidiiiir. tedirginlik krallığı ise sizin kontrolünüzden çıkan ve doğal olarak size egemen olan bir kral tarafından yönetilmesi falan filan. bir canavar yaratıyorum ve o beni kontrol ediyor, tedirginlikle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;modern hayat mı? pek sanmıyorum, modern öncesi toplumlarda da insanlar tedrginliğin esiri olmuşlardır herhalde. bu kısmını antropolog kardeşlerime bırakıyorum. sırf arama motorlarında daha üst sıralara yerleşmek için belli başlı tedirgin edici anahtar kelimeler sıralamak istiyorum: ekonomik kriz, iş aramak, işsiz olmak, kiralık ev aramak, ergenekon, tehdit e-mailleri, gizli numaradan arayanlar vs. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne yani şimdi bunları yazınca elime ne geçti ki? korku ruhu kemirir tabi ki herr fassbinder!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse bir an şunu farkettim ki bunu yazıp canımı daha da çok sıkmak istemiyorum.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/5562484846569313557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/5562484846569313557?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/5562484846569313557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/5562484846569313557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2009/01/tedirginlikler-krall.html' title='tedirginlikler krallığı'/><author><name>diskötek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10258700867866197499</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-2492376268943125108</id><published>2008-12-27T22:57:00.002+02:00</published><updated>2008-12-27T23:27:36.049+02:00</updated><title type='text'>100</title><content type='html'>Blogun 100.yazısını, yeni yıl dolayısıyla girelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl dediklerim &lt;a href=&quot;http://wearenoone.blogspot.com/2007_12_01_archive.html&quot;&gt;şuracıkta&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıldan çok öteye gidemedim. Ağıt-küfür-öfke-korku sarmalında yyy sorunsalını devam ettirdim. Evi ve bütceyi tek başıma idame ettirme başarısının yanı sıra, yıl sonunda yeterli olmanın mutluluğu geldi. Tabii bahar aylarındaki ilk başarısızlığın gölgesinde... Saçmalamaya devam ettim tüm bir yıl; garip şekilde aynı hataları ısrarla tekrarlamam, sanki sevdiğim şarkıların nakaratlarını tekrarlamak gibiydi. Yine insanları kızdırdım, kırdım. İnsanlar beni ilgilendirmedi; genelde onlardan kaçarken yakalanmam dışında çok bir muhabbetimiz olmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En nihayetinde hayatta kalmayı başardım kendime rağmen...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/2492376268943125108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/2492376268943125108?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/2492376268943125108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/2492376268943125108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/12/100.html' title='100'/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-3362422972280399760</id><published>2008-09-15T19:51:00.003+03:00</published><updated>2008-09-18T21:05:53.160+03:00</updated><title type='text'>vicdan azabı</title><content type='html'>yazabildiğim ya da ifade edebildiğim bir vicdan azabım varsa sanırım hayata dair en hafif olanıdır o.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bu otobüs sahilden mi gidiyor?&lt;br /&gt;- hayır, bu sahilden gitmiyor&lt;br /&gt;- (kapı kapanırken) peki hangisi gidiyor?&lt;br /&gt;- (kapı kapandı kapanacak) B2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kahretsin... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok özür dilerim etekli kadın, maalesef az önce benim yüzümden binmediğiniz ve bir sonrakinin yağmur altında 20 dakika bekledikten sonra gelecek olan otobüs sahilden gidiyordu. özür dilerim tekrar, dalgımlığıma geldi kısaca &quot;signomi, eimai malaka!, aleithia&quot;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;atina&#39;da yoğun nemli bir haftanın ardından yağmur başladı; hava şimdi daha da boğucu.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/3362422972280399760/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/3362422972280399760?isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/3362422972280399760'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/3362422972280399760'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/09/vicdan-azab.html' title='vicdan azabı'/><author><name>diskötek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10258700867866197499</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-6640363190292600769</id><published>2008-09-02T03:12:00.003+03:00</published><updated>2008-09-02T03:56:02.424+03:00</updated><title type='text'>baş dönmesi</title><content type='html'>bu aralar eski albümleri karıştıryorum, neler neler çıkıyor bir bilsen? Elimi ilk attığım da &quot;bisk&quot;i buldum &quot;strange or funny-haha!&quot;. epey riskli bir albüm benim için... ilk dinlediğim günü hatırlıyorum, unutmam mümkün değil. milenyumun ilk yılı, sevgili yılı, biricik; döneüm noktalarımız. yağmurlu bir istanbul sabahına uyandığım önemli bir gün; günüme eşlik eden bir baş ağrısı - baş dönmesi değil. parçaların adlarını uzun bir süre sonra öğrenmiştim, bu japon beyefendi, ah beyefendi aman beyefendi. ajitasyon. &quot;tuning&quot;miş ilk parçanın adı; bildiğin ayar işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sabah da benzer bir sabah vardı buradalarda. yağmur yoktu ama bende sıkıntısı mevcut idi. yine dinledim bu albümü; ilk dinlediğimde baş ağrıma eşlik eden tuhaf huzursuz bir mutluluk bu sabah yoktu. sadece huzursuzluk eşlik etti ve kötü bir fincan kahve. neden bilmiyorum bu aralar, bu aralar kahveyi gerçekten kötü yapıyorum. bir terslik var ama nerede? konudan uzaklaşmak istiyorum, ama konu beni içine çekiyor bir şekilde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu rahatsızlığı dağıtmak için epey yürüdüm, hatta ilk defa galata kulesine çıktım. gerçekten yabancıydım. bir-iki sigara ardından her çıkışın sonuna eşlik eden bir iniş. baş dönmesi, heryerde. kaldrımda düz bir çizgi bile çizemeden, yalpalaya yalpalaya, ona buna çarpa çarpa, tak-tuk, pat-küt, bam bim bom blip! &quot;bisk&quot; kendini hatırlattı yine ve eski baş ağrıları. gripin&#39;in kapağındaki kadın gibi, elim başımda bir sigara daha içiyorum. bu baş dönmesi beni bırakacak mı, eski baş ağrıları? bir iki hap yetmedi, daha fazlası için midem isyan etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra yine caddelerdeyim, ordan buraya. eski albümlerden biri daha, hep yalnız olduğunu düşündüğüm bir kadın &quot;donna regina&quot;... kapanış ondan geliyor...&quot;drifting around&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;So many streets&lt;br /&gt;In so many big towns&lt;br /&gt;So many faces&lt;br /&gt;Nobody calls my name&lt;br /&gt;People in cars&lt;br /&gt;I don&#39;t know the story&lt;br /&gt;So many faces&lt;br /&gt;And nobody knows&lt;br /&gt;That i&#39;m around in one of this big towns&lt;br /&gt;I&#39;ve been drifting around&lt;br /&gt;Drifting around&quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son bilmem kaç yılımın muhabesini yapmak istemiyorum, borçlu hanesi kabarıyor; benim değil, hayatın borcu!&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/6640363190292600769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/6640363190292600769?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/6640363190292600769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/6640363190292600769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/09/ba-dnmesi.html' title='baş dönmesi'/><author><name>diskötek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10258700867866197499</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-8592659259141866870</id><published>2008-08-01T17:28:00.003+03:00</published><updated>2020-04-18T15:58:55.012+03:00</updated><title type='text'>kırıklarla yaşam</title><content type='html'>kabuğumdan çıkma denemeleri, bana kırık-çıkık olarak geri dönüyor. önce kalp kırığı, şimdi de skafoid. memnun oldum başparmağımın küçük kemiği, alacağın olsun; dirseğe kadar alçıladın beni; sol yanımdan vurdun beni...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
halbuki kalp kırıklıklarını bilumum 404-tutkal ve japon yapıştırıcısı ile geçiştirmiştim; bu kırığa ise 3 hafta dayanabildim; doktora 10 gün dedim gerçi, utancımdan... hastanelere gitmemek prensibi bir yere kadar işliyor; sonra o yüce prosedürler, doktor peşinde koşmalar, sonuç için beklemeler, imza için beklemeler, bunlar bizde yok git eczaneden al gel demeler...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
kırıklarla yaşamaya alışacağımı düşünüyordum ama uzun vadeli etkileri önüme sürdüler; alçı olmasa olmaz mı diye direndim doktora ama bana bu kalp ağrısına benzemez gibi bir şeyler söyledi (ya da ben öyle anladım ağzından çıkanları...)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
aslında bu yazının başlığı &quot;ibn-i sina hastanesi ve bilinmeyenler&quot; olabilirdi; malumunuz bu blogun en popüler girdisi, diskötek&#39;in taa ilk aylarımızda yazdığı hacettepe üniversitesi yorumudur. bloga giren her 10 kişiden 6-7si, hacettepe üniversitesi anahtar kelimesi ile uğruyor bloga; sağolsun hacettepe üniversitesi hastanesi sayacımızı işletiyor. yoksa 1paragrafta 3kere anmanın ne anlamı olabilir ki hacettepe üniversitesi hastanesini.(acilen &quot;hastaneye en yakın oteller listesi&quot; yapmalıyız sayın diskötek, vatana millete ve sayaca hizmet!)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bir hastanenin acilinde 7-8 saat kadar süründüğüm günün özeti: röntgenlerime bakan birinci doktorun filmleri bir kenara atıp gitmesinden sonra duruma biraz sert çkıp ikincisini rica minnet telefonla çağırıp, bir diğerinin yemek ve internet seanslarını öncesinde &quot;şimdi hemen geliyorum&quot; diyip ikişer kez 45 dk-1 saat bekletmesi ile; bileğimi çeken tomografide kafanı oynattın diye azarlanıp, teşhisin şüpheli olmasından kelli doçentin teşrifini bekleyip, hasta hakları tabelasını müstehzi bir ifadeyle okuyup, sus işareti yapan hemşire yerine konan müşteri-hasta karşılama sloganları ve beklediğiniz için endişelemeyiniz yazısına karşı gülsem mi ağlasam mı diye düşünmekle; iki saat boyunca acilde bir tahlil sonucunu beklediği için sinirden bağırıp çağırarak ağlayan ve &quot;hakkını&quot; araya kadına gidip sarılma isteği ile; acilde alçı pamuğunun olmamasından dolayı 2 milyon malzeme için hastane dışına çıkıp gelinip sonucunda vertumnus&#39;un &quot;abi yeter kavga etme şu elinle&quot; sözleri eşliğinde bira yudumlayarak geçirdim dünümü (&quot;bu acil servislerde adını unutmaya devam ediyorum&quot;). günün kahramanı: teşekkürler silifkeli intern abla.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bugünüm, kalem-bıçak kullanma/kapı açma pratikleri, küçük bir kemiğin niye dirseğe kadar alçılandığını insancıklara anlatma ve &quot;hayat işte&quot; terennümleri, 3 haftadır niye doktora gitmediğime dair kendime rasyonel nedenler bulma seansları eşliğinde gidiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
banyo için, koluma sarmak niyetiyle buzdolabı strec filmi aldım ve bulaşıklar mutfakta bekliyor-gönüllü aranmakta; o 10kişiden kalan 3-4üne duyrulur ki onların ikisi tatilde, biri de başka bir dünyanın mutlu saatlerinde... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3 kuruşluk paramla 3 günlük tatil planları, 3 kuruşluk dünyanın 3 saniyesine gömüldü. bir önceki girdimin vaadi ile noktalıyorum, bu sağ el ve sol orta parmak işbirliği ile türetilen satırları:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;derin tutkulara düşmemek: buydu hayattan anladığımız.&lt;br /&gt;
ama ne varsa düşenlerde var, varmış meğer.&quot; (şimdi biz buyuz)&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/8592659259141866870/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/8592659259141866870?isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/8592659259141866870'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/8592659259141866870'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/08/krklarla-yaam.html' title='kırıklarla yaşam'/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-5808503380257263945</id><published>2008-07-30T23:54:00.002+03:00</published><updated>2008-07-31T00:03:59.191+03:00</updated><title type='text'>beyaz eşyalarınla yan yana</title><content type='html'>Geçen gün fark ettim ki kitap gibi konuşmak istemiyorum ben. Başı sonu belli, tez cümleciği konteks içine yedirilmiş, bağlantılar kuran ve atıflarda bulunan; Kant&#39;a Hegel&#39;e değinen ve bunun Foucault&#39;la bağlantısını ortaya koyan laflar etmek istemiyorum. Zaten yayınlanan yazılarıma yabancılaşıyorumi görmek istemiyorum bi daha. Eeee&#39;ler ııı&#39;lar, şaşırıp kalmalar, tıkanlamalar, yanlış ve devrik cümleler bana daha uygun. Tabii meslek gereği bunlar uygun değil. Ama zaten uygunsuzluklar bütünü değil miyiz? Mağaradan sivil hayata geçememiş değil miyiz? Mutlu saatler bünyemiz ters değil mi? Oturup kalmak bize daha uygun değil mi o şık giyimli toplantılar çaylar kahveler laptop&#39;lar ve kibarlıklardan? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=izin+vermedi+yalnizlik&quot;&gt;İzin vermedi yalnızlık&lt;/a&gt;&#39;a takıldım kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;anlatmaya çalıştım, yarın çok uzak.&lt;br /&gt;zor geçtim yollardan, etraf dolu tuzak.&lt;br /&gt;ne hayaller kırıldı gözlerden ırak,&lt;br /&gt;ben seni düşündüm, zaten çok vakit alır&lt;br /&gt;dünyaya dönmem, sırf bu yüzden dönemem.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;bunca yıl oturupta her yerini bilmediğim sokaklarda aradım seni.&lt;br /&gt;artmadım da azaldım sanki,&lt;br /&gt;bir bomba daha sallamışlar uzaktaki dostlara&lt;br /&gt;artmadık da eksildik bu ara.&lt;br /&gt;kafelerde, liselerde, sokaklarda avundukaşklarla, şarkılarla&lt;br /&gt;yeminliydik onlar gibi olmamaya, dostlarla zamanla solmamaya&lt;br /&gt;kimimiz küfür etti, kimimiz bakıp geçti, kimimiz mola aldı bu oyunda.&lt;br /&gt;kaptan gitti, hava bozdu, herkes sandallara!&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;kral öldü, şehir düştü eğlenin doya doya.&lt;br /&gt;o ufak çocuğuz hala, kendi krallığında hükmeden.&lt;br /&gt;sen büyüdüm sandın yalnızca, beyaz eşyalarınla yanyana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen varolmak isteyen o kızsın hala.&lt;br /&gt;kariyerler, bariyerler arasında&lt;br /&gt;sen varolmak isteyen o kızsın hala&lt;br /&gt;seçimlerin, geçimlerin arasında.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir sonraki yorumum bunlarla ilgili olacak; okuyun-dinleyin-çalışın öyle gelin.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/5808503380257263945/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/5808503380257263945?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/5808503380257263945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/5808503380257263945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/07/beyaz-eyalarnla-yan-yana.html' title='beyaz eşyalarınla yan yana'/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-4780524861923817354</id><published>2008-07-23T00:41:00.002+03:00</published><updated>2008-07-23T00:55:24.145+03:00</updated><title type='text'>gizli numara</title><content type='html'>Gizli numaraları bilenler, onunla mutlu olabilirler; gizli işler çevirip kimsenin bilmediği bir dünyayı ele geçirmenin narsist duygusuyla mest olurlar. Gizli numaralarla başkalarını yok ettiğini, rahatsız ettiğini düşünenler keyifli insanlardır. Onlarla tanışmak isterdim. Gizli işlerin mistik büyüsü ile yaşayıp, aslında bu işte bir iş var mıntıkasının herdaim bekçileri olan o babayiğit-anayiğit insanlarla... Kaçıp-kandırıp-yalan söyleyip mutlu olan insancıklar; kıskanıyorum sizi; iyi ki varsınız çünkü sizin ötekiliğiniz beni var ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizli numaralarla gecenin bi yarısı sessiz evimi şenlendiren insancık(lar); iyi ki varsınız; biliyorum ki buradasınız; buralardasınız ama görünmez zırhınız sizi çok başka yapıyor. O zırh ki sizi ölümsüz yapıyor. O ölümsüzlük ki sizi ulaşılmaz yapıyor. o ulaşılmazlık ki sizi cazibeli kılıyor. O cazibe ki sizi yok hükmüne getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık seçik yaşamanın, tüm gizemlerimden arınmış olmanın, numaralarımı gizli hale getirememenin, gizlediğim numaralarla bir halt edemenin, açık sözlü olmanın saçmasapanlığı ile iyi günler diliyorum.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/4780524861923817354/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/4780524861923817354?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/4780524861923817354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/4780524861923817354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/07/gizli-numara.html' title='gizli numara'/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-735849001493515363</id><published>2008-07-20T17:52:00.003+03:00</published><updated>2008-07-20T18:12:23.523+03:00</updated><title type='text'>geçen yıl bu zamanlar...</title><content type='html'>Tatildeymiş gibi yapıyorum &lt;a href=&quot;http://wearenoone.blogspot.com/2006/08/tatildeymi-gibi-yapyorum-istediim.html&quot;&gt;demiştim&lt;/a&gt;; yıllar önce, geçen yıl yaptım yıllar sonra-damakta tat, ağızda acı; garip bir şekilde o görüntüleri içeren makina kayboldu, iyi de oldu belki; mistik bir keşmekeşin içindeymişiz meğersem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pencereden giren sıcak hava mevsimi hatırlatıyor, kurulan planlar banka hesaplarında eriyor; kıçım deniz kumuna burnum deniz kokusuna ellerim ten dokusuna hasret; bileğim ağrıyor hala, bone almıştım havuz için gidemedim hala.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olduğuma dair yorumlar yapılıyor, eleştiriliyor ve öğreniyorum, tez cümlecikleri, el hareketleri, soğuksun biraz ama aslında iyi birisin tripleri. Aslında &quot;şimdi biz buyuz&quot; &lt;a href=&quot;http://disconnectus-erectus.blogspot.com&quot;&gt;dedim&lt;/a&gt;. Umarım gereken sonuçları çıkarırlar, çıkarırız. Ama asıl konu bu makalede sen yoksun, o yok. Sadece kelimeler var, kısa yoldan erişemeyeceğimiz bir başarı var. Zabıt cerideleri var-olmalı. Gidip okudum eski metinleri, aşkları; oyunu kuralına göre oynamak gerekli. Oyun oynamak istiyorsan eğer..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl bugünlerden kat ettiğim yol kadarım, büyüdüm ve kahroldum. Yokuşlar çıkıp küfürler savuruyorum ter atan bedenimin her bir yanıyla, izin vermedi yalnızlık dinliyorum, bir canım var zaten bilmem kaç sıkımlık. Sıktım ve akıttım irini, yerine yenisi dolsun diye. Bekliyoruz gelsin diye...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/735849001493515363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/735849001493515363?isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/735849001493515363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/735849001493515363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/07/geen-yl-bu-zamanlar.html' title='geçen yıl bu zamanlar...'/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-9076171934279806364</id><published>2008-07-14T00:07:00.002+03:00</published><updated>2008-07-14T00:12:28.936+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>bir ingeborg bachmann şiiri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kuşkularım, buruk ve doymamış&lt;br /&gt;damlamakta akşamın derinliklerine&lt;br /&gt;bir şarkı söylüyor yorgunluk kulağıma&lt;br /&gt;dinliyorum...&lt;br /&gt;daha dündü!&lt;br /&gt;ama geçer nasıl olsa!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uykunun en güzel diyarlarını tanıyorum.&lt;br /&gt;asla gitmek istemiyorum oralara&lt;br /&gt;henüz bilmiyorum, kapkara göl&lt;br /&gt;nerede son verecek acılara.&lt;br /&gt;bir ayna varmış orada,&lt;br /&gt;parlak ve sağlam,&lt;br /&gt;ve istediği,bize,&lt;br /&gt;acının yansımalarıyla,&lt;br /&gt;derinlikleri göstermekmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;koca bir pazar günü kaybolup evimin içinde, çıkıp geldiğimde bunları buldum, boğucu pazara ithaf ettim; bir gün geri gelemeyeceğim o pazarlardan...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/9076171934279806364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/9076171934279806364?isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/9076171934279806364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/9076171934279806364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/07/bir-ingeborg-bachmann-iiri-kukularm.html' title=''/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-4872945500666187638</id><published>2008-07-11T00:53:00.003+03:00</published><updated>2008-07-11T01:17:07.802+03:00</updated><title type='text'>yalan söyle-tüket-kaç-kurtul</title><content type='html'>bir yaş daha büyüdü diskötek; yeni bir mekan-yeni insanlar ve yeni tüketimlerle. geçen temmuz &quot;içten içe, alttan alta, daldan dala, geçip giderken tenler arasında, terler arasında, şeyler arasında- bir yere varmadan öylece; bi anlamı vardır elbet öyle saç sakal, tribal, göt göbek, diskotek; ışıklar yanar söner, pick and down, loop... bulunur gökyüzündeki partiye merdiven, merak etme, elele&quot; demiştim; ki o yarattı kendi partisini-memnun veya değil. çark dönmeye devam ediyor; kandırmaca sürüyor. yemek yapmıştım bir de, kumrular&#39;ın az ötesinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalan söyleyip, tüketip, bedenleri tespih yapıp sayan ve kaçan kurtulan, insancıklar her yanımızda, yanı başımızda, kısaltmalar veya uzatmalarla hayatımızda; yeni yaşlar dilerim ki ona, bu gibileri getirmez. biraz uçuk bi dilek oldu, farkındayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi bu incinmiş bileğim, acılar içinde kıvranırken kelimeleri döküyor; var olsun; buz serinliğine muhtaç... bazen oturup konuşmak iyi geliyor; ki kızıl saçlı Butler okuyucusu iyi yetişti yine, gece vakti; konuşmaya inandırdı beni. dedim ki kendi kendime, sen (ve ben ve o ve diğeri)kibritin hiç yanmayan ucunda, birinin hayatını skms olsan da, senin gibiler ve benim gibiler, çeşitli düzlemlerde bir araya gelebilme gücüne sahipler. yeter ki yalansöyle-tüket-kaç-kurtul pratiklerinden az biraz uzaklaşalım. oturup kütüphanede dersimizi çalışalım, nefes alıp rahatlayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün tcdd kütüphanesinde, demiryolu dergilerini karıştırırken kulak misafiri olduğum, kütüphaneci teyzelerin yaşamı ile diskötek ve en iyi arkadaşlarının yaşamı arasında uzanan çizginin garip bir noktasındayım.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/4872945500666187638/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/4872945500666187638?isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/4872945500666187638'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/4872945500666187638'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/07/yalan-syle-tket-ka-kurtul.html' title='yalan söyle-tüket-kaç-kurtul'/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-4085754290984836055</id><published>2008-07-03T14:20:00.002+03:00</published><updated>2008-07-03T14:35:44.712+03:00</updated><title type='text'>herşey yolunda, problem yok</title><content type='html'>hayatın rahat ve kusursuz katmanını keşfettim yıllar sonra, ya da yeni farkına vardım. bu sebeple herhangi bir patent alma çabam olmayacak gibi görünüyor. lüküs hayat da nedir ki, bu yaşadığım katman varken. arkadaşlar, sevgilliler, seks partnerleri, şişe şişe içkiler, gereksiz tonlarca kelime ve söz öbeği. bazen oturup da düşünürüm, bu öbeklerin oluşturulma biçimini bir formüle dökebilir miyim diye. yıllar yılı boktan hayat tecrübeleriyle oluşturulmuş bu yeteneği bir sayfalık bir matematiksel bir formüle çevirmek... mistik bağlantılar üzerine olan kitapları okuduktan sonraki ürpertiye yakın birşey hissettiğimi bile söyleyebilirim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;monologlar, diyaloglar ve multiloglar arasında kaybolduğum zaman bu düşünce beynimi iyice kemirmeye başlıyor. vay be diyorum, kutsal bir şey mi acaba? evrimin son aşaması belki de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arasıra yenik düşüyorum bu evrime, kendimi bırakıyorum. çünkü seks partnerleri de iyidir.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/4085754290984836055/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/4085754290984836055?isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/4085754290984836055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/4085754290984836055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/07/herey-yolunda-problem-yok.html' title='herşey yolunda, problem yok'/><author><name>diskötek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10258700867866197499</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-7379571180241977893</id><published>2008-07-01T22:44:00.002+03:00</published><updated>2008-07-01T22:53:05.415+03:00</updated><title type='text'>Sınır ihlali, savaş sebebidir.</title><content type='html'>&quot;Böyle bilgece sözler, parasız olduğumda rahatsız olmamı engellemez tabii ki. Hareket alanının daralması diyelim; acıtır insanı. Sınırlarımı zorlasam, sınır ihlali savaş sebebidir. Gelip gidiciliğini görmek, gelmek ve gitmek&#39;in iki aşık olduğunu bilmekle güzel. Sayfaların araç olduğunu anlamak, yıllarımı aldı. (...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu rezillikler neyin kefareti? Bulmuştum, çünkü düşündüm. Bıraktım hepsini sonunda, çölde bir yerde zamanın rüzgarına. Yani kandırdım kendimi Demek ki rüzgar benden esmeliymiş. Bu rezillikler neyin kefareti? (...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra kelimeler ağırlaştı kafamda. Bazılarını bıraktım, onlar da gidip kalp kırmışlar. Kızmadım çünkü onlar benim havadar çocuklarım. Kelimeler benim kalp kırıklıklarım. Onları, ölmeye yakın bir insan gibi sevdim. Çünkü tartamadım, çünkü elleyemedim. (...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılıklardan ayrılamadım. Belki de benim hayatım kendi başınalıklardan geçiyor. Billboard&#39;daki yalnızlığım Salı Pazarı&#39;na denk. Ne kadar yalnızsam o kadar yalnızım. Başka büyü yok. Çekilmeyen filmleri seyretmekten bıktım. Sen gel, sen çek istedim. Zarfın içindeki adam benim, bunu da söyleyeyim.&quot; (Cenk Taner, Andıran Otu, syf.15)&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/7379571180241977893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/7379571180241977893?isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/7379571180241977893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/7379571180241977893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/07/snr-ihlali-sava-sebebidir.html' title='Sınır ihlali, savaş sebebidir.'/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-4224822767121273334</id><published>2008-06-30T20:35:00.003+03:00</published><updated>2008-07-01T12:21:24.444+03:00</updated><title type='text'>pop saati 21 yaşında</title><content type='html'>geçen pazar gözüme çarptı; öyle yazıyordu ekranda, 21 yıldır değişmeyen puntoyla. Inuendo ve Rod Stewart dinledim; Ricky Martin çıkınca kanal değiştirdim. Tabii o kısa sürede Erhan Konuk&#39;un tok sesi ve giderek kelleşen tepesiyle kısa bir geçmiş turunu eksik etmedim. Gidip bisiklete bindim oralarda; tetris oynadım, ateri salonlarının sigaralı ortamından korkup içeri girmedim ama top oynarken dizlerimi çizdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokul zamanlarımızda, o gizemli cıngılı ile, kaykaylı çocuklar ve bankta oturan iki içi geçmiş ile; bizi başka yerlere-bilmediğimiz yerlere-bilmediğimiz dillere götürürdü pop saati. Michael Jackson&#39;ı, Madonna&#39;yı, Bon Jovi&#39;yi tanıtmıştı; biz varoşlardakilerin MTV&#39;si olmuştu yıllarca, kısacık yayınıyla. Henüz o zamanlar sınıf atlamak gibi bir derdim yoktu ve kimsenin mutlu saati beni germiyordu; ama babamı kızdırırdı bu ecnebi işi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erhan Konuk, hep Türk Sanat Musikisi şarkıları tanıtır gibi tanıttı şarkıları, belki de bu şekilde kandırdı test-çekimlerinde big-brother&#39;ları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok şey öğrettin bize Pop Saati; uzak bir patikayı işaret ettin Tolkien edasıyla, okumasak da anlamasak da, bak gün geldi dengi dengine geldi herşey. Hey hey!&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/4224822767121273334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/4224822767121273334?isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/4224822767121273334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/4224822767121273334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/06/pop-saati-21-yanda.html' title='pop saati 21 yaşında'/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-4027737996785806552</id><published>2008-06-12T21:29:00.003+03:00</published><updated>2008-06-12T21:51:21.735+03:00</updated><title type='text'>travmalar cumhuriyeti</title><content type='html'>Hala ölmedim. Kaldığımız yerden devam etmeli o zaman. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Travmalar cumhuriyeti (tc) kısa süreli mutluluklar arası geniş karanlıklar ülkesidir. Bu karanlıklar her türlü şekil ve içerik denetimine tabidir. Denetim sonucunda oy birliği aranmaz, oy çokluğu yeterlidir. Hatta karar bile verilmeyebilir; kararsızlık ve kalakalmışlık tc&#39;nin tipik özelliğidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tc, kısa güneşli günler ile uzun-soğuk-karlı-puslu-buzlu-soslu günlerin anlaşılmaz bileşiminden ibarettir. Yılın büyük bölümünde karartma geceleri uygulanır. Kendini eve kapatma günleri isteğe bağlıdır ama tclilerin bu alışkanlığa sıklıkla başvurduğu görülür. Tc vatandaşları bu nedenle köstebek gözlüdür; güneş ışığına alerji duyarlar; daha çok hisleri gelişmiştir; ama onlar da yanlış gelişmiştir; herşey bazı yanlışlıklar ve kafa karışılıklıları üzerine kuruludur. Bu yanlışlıklar, doğru hareket etmeyi güçleştirir. Kendilerini harekete geçirmeye çalışan kişilere karşın yoğun güvenlik unsurları ile donanmış olan Tc&#39;liler uzatılan elleri ısırmayı sever çünkü henüz kendi elleir gelişmemiştir. Kendinde olmayan şeyleri başkalarında görmeyi sevmezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tcliler, sınıf atlama konusunda başarısız, üç adıma atlama konusunda ortalama düzeydedir. Mutlu saatler konusunda tecrübesiz, kedi besleme konusunda yetersizdir. Genellikle kanaat notu ve gidiş yoluna verilen puanlarla sınıf geçerler. Net sonuç bulmakta çok kötülerdir. Attıkları adımların duvarlara çarpması sonucu, bilinmeyen bir tarihte tcliler için adım atmak yasaklanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce berlirtildiği gibi, tc&#39;nin resmi içeceği kızılcık şerbetidir. Bu nedenle Tc, kızılcık ormanları ile doludur. Kızılcığın kaşındırıcı yapraklarını Tcliler şifa niyetine her dertlerinde kullanırlar. Kaşınmak kutsal bir eylemdir Tc&#39;de. Kaşınmak, anıların deri altından çıkartılması ve yeniden kullanımlası açısından, yeniden-üretim/tüketim için bulunmaz bir nimettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tc, friday i&#39;m in love&#39;dır; everday is like sunday&#39;dir; ben akşamları sevmem-akşamlar sorun yaratır&#39;dır; titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime&#39;dir; lifting shadows off a dream&#39;dir ve en güzel günlerini demek bensiz yaşadın&#39;dır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Travmalar cumhuriyeti, nefes alma ünitelerini canlı tutarak ayakta kalır; bu üniteler, her ay ünite dergisinin içindekiler bölümünde yeniden hatırlatılır ve ay sonunda denetime tabi tutularak yoklanır. Eğer hayatta kalınmışsa bu 40 gün 40 gece kutlanır, fakirler sevindirilir, eş dost ziyareti yapılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tc, şizofrenik göndermeleri ile bir bütündür; bölünemez.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/4027737996785806552/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/4027737996785806552?isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/4027737996785806552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/4027737996785806552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/06/travmalar-cumhuriyeti.html' title='travmalar cumhuriyeti'/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-2105069883140890362</id><published>2008-05-25T20:24:00.002+03:00</published><updated>2008-05-25T21:37:28.365+03:00</updated><title type='text'>kızılcık şerbeti</title><content type='html'>İlkokulda beslenme çantalarına eşlik eden mataralara su yerine, ki annem illa ki bi şeylerin &quot;yerine&quot; daha vitaminlisini vermekte hala ısrarcı, meyvasuyu doldurulduğu olurdu. Eskişehir bozkırında bulunmayan kızılcığın şerbeti (biz şurubu derdik), o günlerin en havalı içeceğiydi benim için. İstiklal ve Emniyet ilkokullarında benimle aynı sınıfı paylaşanlara tattırıp tahminlerini alırdım garibanların... Çoğunlukla astronot kıyafetine benzeyen mataraların arasında ev biçiminde ve bacasında bulunan kapağı ile ayrı bi havası olan mataramın içindeki gizemli içecek de ilgi çekerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçip içip biriktirdiğim iyi olmuş o kızılcık şerbetlerini bünyemin münasip bir yerlerinde, şimdi Türk filmi sahneleri gibi içe kapanıp öksürdüğümde, elimdeki bembeyaz mendili boyayan kanı, kızılcık şerbeti diye yutturabiliyorum böylece seyircilere; hatıraların kan kırmızı kızgınlığını ve kekremsi tadını en iyi kızılcık şerbeti karşılayabilir çünkü; kan yumuşak ve sıcak kalır onun yanında. İnce hastalığa tutulanların tutunduğu dalmış kızılcık ağacı o gürdüklü (kaşındırıcı) yapraklarıyla... Aslında anıları kaşımak hiç iyi bir alışkanlık değildir; dildeki yaraya dokunmak da öyle; kaşımasan-dokunmasan geçer bilirsin ama dayanamazsın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ağzımdaki acı tadı tükürdükçe, mataramdaki kızılcık şerbeti dökülüyor toprağa, beyaz mendillere, beyaz sayfaya ve siyah klavyelere... Geçmiş, şerbetli bir içecektir ve tükürdükçe çoğalır. Her yudum, travmalar arası geçişi simgeler. Travmalar cumhuriyetinde, kan kusup kızılcık şerbeti demek, adap gereğidir.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/2105069883140890362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/2105069883140890362?isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/2105069883140890362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/2105069883140890362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/05/kzlck-erbeti.html' title='kızılcık şerbeti'/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-4791140026890823174</id><published>2008-05-14T21:57:00.003+03:00</published><updated>2008-05-14T22:28:59.205+03:00</updated><title type='text'>para varsa sorun yok.</title><content type='html'>Tavuklu yeşil fasulye-mısırlı pilav; önceki gün tavuklu (patatesli) bezelye-mısırlı pilav; bir önceki gün patates, yarın kabak-makarna... Yalnız yemek yeme seanslarına geri döndüm. Yemek yemek, travmaları atlatmanın bir yolu olabilir çünkü eşyaların tozuna sinen hatıralar ciğerler üzerinden beyni ele geçirmektedir. Vitamin ve mineraller bunları temizleyebilir. Olasılıkları değerlendirmek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ki hala kendimi geçindirebiliyorum; 37.66&#39;lık alışverişimle uzunca bir süredir boş olan dolap ve midem doldu. Kartta limit kalmamış, 20&#39;sini peşin verdim. Ekmek de alınca 350 ykr. kaldı yeni yıkanmış pantolonun sağ cebinde. Sabah sosis ve yumurta yedim. Yarın maaşımı alınca yarısı ev kirasına kalanın 2/3&#39;ü kredi kartlarının minimum ödemelerine gidecek, faturalar da ödenince günlük 5 ytl ortalamasını tutturmam yeterli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar sınıf atlamak için yaptığım hamleler şimdi bana alt-sınıf olma yolunda geri dönnüce mutlu saatleri yakalamk kolay olmuyor tabii bu parasızlıkla. Neyse ki (ikinci kez kullanıldı) evde oturmanın erdemi üzerine söylenceler geliştirip bi kaç eş-dostun sırtına yüklenip bira indirebiliyorum gırtlaktan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde oturmak para harcamamak için bir yol olsa da dışarı çıktığında insanlardan korkmama neden olduğu için uzun vadede tehlike yaratıyor olabilir. Olasılıkları viddiye almak gerekir. Doktor tavsiyesi için henüz erken olsa da ablam bazı tavsiyelerde bulundu. Kulak arkası ettim ama içim de cız etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün aynı kentte uyuduğumuz Kraliçe bana gelseydi çay yapabilirdim ona ama teklif dahi etmedim. Bulaşık yıkarken bi ara aklıma geldi ama o sırada soğanların hafif dibe tutması bu fikri aklımdan uzaklaştırdı. Biraz sonra persepolis&#39;i izleyip uyuyacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ederim.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/4791140026890823174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/4791140026890823174?isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/4791140026890823174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/4791140026890823174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/05/para-varsa-sorun-yok.html' title='para varsa sorun yok.'/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-4882663046464771727</id><published>2008-04-30T01:18:00.002+03:00</published><updated>2008-04-30T01:40:12.228+03:00</updated><title type='text'>hocam, bi frape az şekerli sade</title><content type='html'>sıkıntıyla geçen beş altı hatta yedi sekiz haftanın sonunda bir envanter yapıp toplam iki yıllık sıkıntı elde etmek ya benim muhasebeden zar zor geçmemle ya da modern matematiğin çöküşüyle ilgili*. bir de maliyeciler problemi var, ben O&#39;na artık bilinemezci denklem diyorum. Neyse arada fiş kesmek her zaman iyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50 yıllık çöplerin arasında iki büklüm bu yazıyı yazarken aslında yeni bir yolculuğun müjdesini vermek istemiştim, gerçi kime ne? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugun sana yazmıştım &quot;slm cnm içimde bi boşluk var, optm cnm kib bye&quot; diye, aslında bunu tartışmak istiyordum ki yolculuk güzel bir kılıf oldu. kültür elçisi falan değilim sadece kendi varoluşumla ilgileniyorum. o boşluk üzerinde gidip geliyorum şimdi, birşey yapıp doldurmalı. bugüne kadar (farkında olmadan o boşluğu doldurmak için) yaptığım şeyleri düşündüm; gayet parıltılı. bilmemne film festivalinin direktörüyle takılıp son dönem filmlere bok atıp cassavetes filmlerini ilahlaştırmak, beş parasız olup son paramla kediye en pahalı mamalardan almak (fakir edebiyatı dışında değerlendirelim bunu, oh la la), sarhoş olup insanlarla iletişim kurmaya çalışmak ve kurulan iletişimi baltalamak, o da olmadı başka insanların hikayelerinde bir rol almaya çalışmak. olmadı galiba, bilemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne dersin adamım?&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/4882663046464771727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/4882663046464771727?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/4882663046464771727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/4882663046464771727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/04/hocam-bi-frape-az-ekerli-sade.html' title='hocam, bi frape az şekerli sade'/><author><name>diskötek</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10258700867866197499</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-158667947609057885</id><published>2008-04-27T22:57:00.001+03:00</published><updated>2008-04-27T22:59:23.809+03:00</updated><title type='text'>müstehak</title><content type='html'>bu duruma düşmemde senin de payın varsa, allah senin de müstehakını versin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amen.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/158667947609057885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/158667947609057885?isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/158667947609057885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/158667947609057885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/04/mstehak.html' title='müstehak'/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-482336907209541223</id><published>2008-04-25T22:47:00.002+03:00</published><updated>2008-04-25T23:00:40.176+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>eşyaları hareket ettirmek anıları da hareket ettirmektir. kışlıkları yazlıklarla yer değiştirmek, anılara mevsim değiştirmektir. yıkanmış tülleri asmak, anıların tüllerini de asmaktır. yemek yapmak, anılara da baharat katmaktır. şiir okumak, anıların mızrak uçlarına girmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;yıkansam, yıkansam, hep o güneşlerle yıkansam &lt;br /&gt;dişleri tenime geçse yaz rüzgarlarının &lt;br /&gt;izine pek rastlamasam &lt;br /&gt;ama kalbini sert ve serin tutan bir denizciye &lt;br /&gt;bunu bir daha sorsam &lt;br /&gt;ne çıkar bir daha sorsam &lt;br /&gt;sonra hiç konuşmasam, sonra hiç konuşmasam &lt;br /&gt;ve bu yorgun, bu üzünçlü yüreği &lt;br /&gt;benim değilmiş gibi, benim değilmiş gibi &lt;br /&gt;kimse görmeden şöyle bir yol kenarına bıraksam&quot; (edip cansever)&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/482336907209541223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/482336907209541223?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/482336907209541223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/482336907209541223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/04/eyalar-hareket-ettirmek-anlar-da.html' title=''/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-6610942265640621120</id><published>2008-04-22T15:52:00.002+03:00</published><updated>2008-04-22T16:26:21.260+03:00</updated><title type='text'>Şutlu saatler...</title><content type='html'>İlkokulda monolog yapmıştım bi bayramda, 23 nisan olması kuvvetle muhtemel... Adı şut ve gol&#39;dü; tam detayları hatırlamıyorum ama küçük bir çocuğun futbolla iligili bi macerasıydı! Bir edebi tür olarak monolog nedir-ne değildir diye o günden beri bir daha aklıma hiçbir şey gelmedi-burada da onun açıklamasına giremeyeceğim zaten; bir tür stand-up show&#39;du; &#39;90ların başı için ilerici bir hareketti diyebiliriz-10 kıta istikal marşı, okul korosu vb. atraksiyonlara sokulduktan sonra bir o eksik kalmıştı zaten...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bunları niye anlatıyorum-tabii ki kimseye ve kimsenin mutlu saatlerine müdahale etmemek için. Küçüklükten beridir futbolla bir bağımız vardı; babamın görevli olduğu maçlara erkenden gider filelerin takılmasını, çizgilerin çilimesini falan izlerdim-ama bunları &lt;a href=&quot;http://demirgibiyiz.blogspot.com&quot;&gt;diğer taraf&lt;/a&gt;ta anlatmam daha doğru. Zaten herşey çocukluktan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şuta geleceğim tekrar; haftasonu atılan iki şut bizi mutlu etti Pendik&#39;te, gittik geldik işte... Her ne kadar benim attığım şutlar yerini bulmasa da başkalarının şutlarıyla mutlu olmaya çalıştığımı söylemiştim; attığımız şutların malum çizgiyi geçmemesi münasebetiyle tribünlerin hararetli tepkilerine boyun büken hayalkırıklığı yaratmış transfer edasıyla kenar yönetime değişiklik talebinde bulunuyorum. Çıkar beni hoca; al beni dışarı... Hayalkırıklığı şapkamda bir tüy olmuş zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kışın yoğunlaşıp sertleşip içimizde yumru olan, yazın -Çukurova asfaltları gibi- eriyip gevşeyip tüm vücudumu saran bu katrankara dert için ne kadar yol gidip, ne kadar şuta boğaz patlatacağım ne kadar çizgi geçip ne kadar kaçacağım bilemiyorum. Daha ne kadar yorulmak bana geçmişi unutturur; ya da kaç gün sesi kısık kesmek söylenen sözlerin acısını susturur... Coğrafya kitaplarında, bu mevsimsel katrankaralık durumları için herhangi bir açıklama yapılmıyor ya da Milli Tarih kitapları bu savaşımla ilgili yol gösterecek bilgiler vermekten uzak. AnaBritannica bu maddeye yer vermemiş; UN kurumları ise hangi yılı bu konuya adayacak bilinmez...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekmeye kafa uzatmak, pres yapmak, çapraz koşularla alan açmak ve fair-play ruhu yetmiyor puan almaya; şut ve gol gerekiyor, boş kaleye topu yuvarlayabilme basireti gerekiyor...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/6610942265640621120/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/6610942265640621120?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/6610942265640621120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/6610942265640621120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/04/utlu-saatler.html' title='Şutlu saatler...'/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-11496838.post-6239505780268430989</id><published>2008-04-15T00:07:00.004+03:00</published><updated>2008-04-15T00:30:29.770+03:00</updated><title type='text'>diskötek&#39;e mektup-2</title><content type='html'>Sevgili diskötek, sen gittin Ankara&#39;dan; benim Kızılay&#39;a gelip abi bi kahve içelim diyeceğim kimse kalmadı-biliyorsun bunu. Kahveme kaç şeker aldığımı bilen kimse de yok; ya da ağlak cümlelerimi yüzünü eşkiterek dinleyip abi yeter ama diye yüzüme tokat atan da yok-bunu da biliyorsun. kimseyle senin kadar açık konuşmadım-kimsenin ağzına edemiyorum kimse de benim-bunu da tabii... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Car car konuşup, alakasız cümleleri birbirine ekleyip kafamı ütüleyen kims de yok olsa da kimseden seninki kadar tat alamıyorum; ya da yolda gördüğüm acayiplikleri anlatacağım acayip bir insan yok. Farkındasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UNHCR&#39;dan gözetliyorlar burayı hergün, hala bi mültecilik başvurusunda bulunmadım oysa ki, halbuki alsan beni Dominik Cumhuriyeti&#39;ne götürsen ya da ne bileyim içtiğimiz kahvelerin ellerinden geçtiği çocukların ülkelerine... Yapamazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendime yarattığım bir &lt;a href=&quot;http://demirgibiyiz.blogspot.com&quot;&gt;kaçış hattı&lt;/a&gt;, sanki şimdlik tek düzlüğüm nefes alıp verebildiğim; onun dışında bu dört duvar içinde nefes nefeseyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlarla görüştüğümde onlartla konuşmaktan sıkılıyorum; onlara tahammülüm kalmadı sanki ama abi yeter bi sus dediğim bi tek sen vardın; farkındaydın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canım sıkkın sevgili diskötek; bahar geldi neyime-evine gidip aa ne güzel şarkıymış bu diyeceği kimse yok; ya da nazlanıp bi şeylere şikayet edeceğim. Adana küfürlerini paylaşacağım; ya da yılların tribüncüsü edasıyla ellerini açıp alkışlarını göreceğim kimse de... Yapardın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan kendine hergün altbenlik yaratamıyor-olanla idare ediyorduk işte, ya da olanlarla hala idare ediyoruz ama bir eksildi işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canım sıkkın sevgili karakaşlı karagözlü kardeşim; sürekli aynı şeyleri söyleyip bi türlü yapmamana da alışmıştım oysa; şimdi sen olmayınca ben yapıyroum buu kendime, seni özlememek için; bitirdin bir altbenliğ.... Sen şimdi gidip kendine yeni bir hayat kurdun, e en güzeli tabii; bi yerden başlamalıydın artık. Yaptın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben en iyisi gidip uyuyayım, hiç uyumadığım kadar uyuyorum zaten bu günlerde; bi gün uyuyacağız bi daha hiç kalkmayacağız be diskötek, halbuki dışarıda değiştirecek bi dünya vardı; artık yok sanki. Haklıydın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturup kitap okuyayım ve kendime küfredeyim başkaları mutlu saatlerinde eğlenirken, herkes en iyi yaptığını yapıyor işte hayatta...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ki Gülşen Abi var; kahvaltı yaparken seyrediyorum. Yumurta-peynir-zeytin-bal-çay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi çalışmalar, bol kazançlar abi...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Saçmaligin iki kavrami... ivir zivir üzerine ?ttürmece. 
Bazen anlamli seyler de oluyor yanlislikla, temkinli olmakta fayda var.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wearenoone.blogspot.com/feeds/6239505780268430989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/11496838/6239505780268430989?isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/6239505780268430989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/11496838/posts/default/6239505780268430989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wearenoone.blogspot.com/2008/04/diskteke-mektup-2.html' title='diskötek&#39;e mektup-2'/><author><name>yavuzy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03859917028835105861</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEivTJCPywhU2Mp6hUzp2xwIOkS7DYhzCsCv3K9PEGVEl5nCNGePm4VISCO84y0BJNXR7w4gm0gcuIiLlNdJT5mkptzk4YH7fgbb4XKys_rx8R_kWgjl03cA3cB4d1sTWA/s108/oguzatay.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry></feed>