<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843</id><updated>2024-11-05T19:11:11.683-08:00</updated><category term="Deneme"/><category term="Güncel"/><category term="Anasayfa"/><category term="Haber"/><category term="Film ve Dizi"/><category term="Kitap"/><category term="Müzik"/><category term="Fotoğraf"/><category term="Adıyaman"/><category term="Can"/><category term="Cendere Köprüsü"/><category term="Gezi"/><category term="Kadın"/><category term="Nemrut"/><category term="Tanrılar Dağı"/><category term="mavi"/><category term="mavi nedir"/><category term="yeşil"/><category term="özgürlük"/><category term="şiddet"/><title type='text'>sadecemurmur</title><subtitle type='html'>Basit bir cızırtı </subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>53</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-8731185758004797023</id><published>2020-07-21T23:10:00.003-07:00</published><updated>2020-07-21T23:11:28.052-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Can"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kadın"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="şiddet"/><title type='text'>Can Pazarı</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;table cellpadding=&quot;0&quot; cellspacing=&quot;0&quot; class=&quot;tr-caption-container&quot; style=&quot;float: left; margin-right: 1em; text-align: left;&quot;&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgAkpLE0532uH7c6Y9iOXmEtJ_6hgdIVRNk_tVgNqijjCiwgk_Mfkx33o2m5PL6DTlCd_Vd3bfu8dR5YsgbEbPVDaQgEmGdTaYQcWKhBkrrGp9H45sAR1_fRAYIidbOoyaUKT2dAJFNXgs/s770/iStock-520296577-770x375.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;375&quot; data-original-width=&quot;770&quot; height=&quot;156&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgAkpLE0532uH7c6Y9iOXmEtJ_6hgdIVRNk_tVgNqijjCiwgk_Mfkx33o2m5PL6DTlCd_Vd3bfu8dR5YsgbEbPVDaQgEmGdTaYQcWKhBkrrGp9H45sAR1_fRAYIidbOoyaUKT2dAJFNXgs/w320-h156/iStock-520296577-770x375.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class=&quot;tr-caption&quot; style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;İnternet, bilgi çöplüğü ya da bit pazarı daha doğru bir ifade mi? Her gün onlarca yazı, onlarca video paylaşılır. Yazılar bir dedikodu değeri taşımıyorsa okunmaz genelde. Geçenlerde 300 küsür twitlik bir yazı paylaşmıştı bir genç. Hani erasmusmuharrem adıyla ünlendi ve leş gibi kadına şiddet içeriyordu. Herkes güldü eğlendi... Hah işte onu bile okumadı insanlar, ben dahil. Özetini okuduk çoğumuz. Herkesin sebebi ayrı tabi ama ortak nokta okumadık. Bu yazı da aynı popülerliğe sahip olsa okunmayacak. Hatta ünlü bir yazar, ya da ünlü bir komedyen, daha da düşüyorum ünlü bir manken yazsa yine okuyacak kitle çok çok küçük bir kitle olacak. Yanlış anlaşılmasın düşüyorum derken edebi anlamda dedim. Yoksa işini iyi yaptıktan sonra her meslek erbabına saygım sonsuz. &quot;Ulan daha konuya giremedin ki kim okusun!&quot; diyebilirsiniz ama isteğim sadece merakı ilgisi olan, eğitimli bireyler okusun ve eleştirileceksem de onlar eleştirsin diye çabalıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Sanırım yeterli derinliğe geldim. Bu kadar sıkıcı kısmı geçen kişi de aradığım kitledir. Sıkıcı kısmı geçtik, daha sıkıcı kısma gelebiliriz. Pınar, Özgecan, Münevver. En meşhur isimler olduğu için yazdım yoksa amacım isimlendirmek değil. Hepsinin ortak noktası gücünün yetmediği yaratıklar tarafından, vahşice katledildiler. Işıklar içinde uyusunlar. Keşke son olsa dedim her birinde ama olmadı. Üzülerek söylüyorum ki OLMAYACAK da... Ne evrene pozitif mesaj yollayacak gücüm, ama bu sonuçta bir temenni diyecek yapmacıklığım kaldı. Ardı arkası kesilmeyecek. Tarihin hangi kısmında olmadı ki? Peki neden bitmez? Yanlışı bulamıyoruz,daha doğrusu yediremiyoruz. Erkeksen zaten yediremiyorsun. Aşık olmayı, duygusal noktaları bir kenara bırakırsak yanında güzel giyimli, fiziği güzel, hoş kokular sıkmış bir kadın geçtiğinde anlık da olsa dönüp bakmayacak erkek var mı? Siz kendi içinizde muhakeme ededurun olayın da derinine inelim.&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; Derinler her zaman daha ölümcüldür. Ama yüzeydeki sorunu çözerek de sonuç alınmıyor. Cezaları arttır, yasayı değiştir, onu koru, buna koruma sağla... Olmuyor, çözmüyor, arkası kesilmiyor anlayalım artık. Her erkek, cezaevi görmüş olsun ya da olmasın, tecavüz ve taciz suçundan hapse düşerse başına ne geleceğini bilir. Emin olun yasal cezalardan çok daha ağırdır. Aklı olan da devletin vereceği cezadan değil de mahkumların vereceği cezadan korkar. Yani caydırıcılık konusu aslında bahsedildiği kadar da az değil. O zaman ceza sistemi yeterli derinlikte değil. Zaten akıllı doktorlar hastayı tedavi etmez, sağlıklı insanı hasta etmemek için uğraşır.&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Geçtiğimiz hafta İzmir&#39;de 4 yunus katledildi. Yunus ya Yunus. Mini eteği yok, gecenin bir vakti sokakta değil, cinsiyetleri yok(onlarla alakalı bir mesleğiniz yoksa cinsiyetlerini bilemezsiniz), etnik kökenleri yok, dinsel bir zıtlaşmaya düşemezsiniz, zararsızlar... Dünyanın en sevimli hayvanı olabilirler yunuslar ve 4 tanesi silahla öldürüldü. Öldürene zaten insan gözüyle bakmam ama olay o kadar görülmedi ki. Pınar için konuşanlar o kadar sessiz kaldılar ki. Bunu biriyle tartışmaya kalksam, sen vegan mısın? Yahu ne alakası var, ben et tüketiyorum diye gözüme hoş gelmediği için insan mı öldürüyorum. Ben et tüketiyorum diye her vahşeti onaylamam mı gerekiyor! Ava sesini çıkarma, yunusa sesini çıkarma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Pınar dedini Özgecan dedin, Münevver dedin sonra da Yunusa bağladın. Demiştim ya amacım isimlendirmek değil. Şiddete çözüm bulmamız lazım. Ve içinde büyük şiddet barındıranlardan değil, ufak şiddet barındıranlardan başlamamız lazım. Yunus haberini okuyunca da, Pınar&#39;ın başına gelenleri duyunca da içimde beliren öfke, şiddet arzusu... Sanırım ilk bunu yenmemiz lazım. Sonra her canlıyı eşit görüp, yaşam hakkını, toprak hakkını hatırlamamız lazım. Toprağa saygı duyan nesiller yetiştirmemiz şart. Toprağa saygısı olan, tüm canlıların yaşam hakkını bilir ve korur. Bu konuda ilk görev&amp;nbsp;ebeveynlere düşüyor. Ebeveyn eğit, onlar yavrularını eğitsin... En az 2 kuşak... Sanırım Nuh Tufanı&#39;nı anlıyorum...&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Umut yok oluyor her geçen gün, yanında güveni, sevgiyi hatta hayatı da götürüyor. Çölde bir kum tanesi eksilterek çöl biter mi bilmem ama en azından tarafınızı seçin. Kötünün yanında olmadığınızı sözlerle değil yaptıklarınızla gösterin. Hayvan, insan demeden canlı gözüyle bakın diyeceğim de kadın-erkek ayrımından kurtulamıyoruz... Pınar bir kadındı evet ama kadından önce bir candı. Şiddeti sınıflandırmayın, topyekün savaşın...</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/8731185758004797023/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2020/07/can-pazar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/8731185758004797023'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/8731185758004797023'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2020/07/can-pazar.html' title='Can Pazarı'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgAkpLE0532uH7c6Y9iOXmEtJ_6hgdIVRNk_tVgNqijjCiwgk_Mfkx33o2m5PL6DTlCd_Vd3bfu8dR5YsgbEbPVDaQgEmGdTaYQcWKhBkrrGp9H45sAR1_fRAYIidbOoyaUKT2dAJFNXgs/s72-w320-h156-c/iStock-520296577-770x375.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-8971662708816494639</id><published>2020-07-21T22:15:00.000-07:00</published><updated>2020-07-21T22:15:40.623-07:00</updated><title type='text'>KARAborsa</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgKrGJDRuFt-1UacbC6wRIEgLUzf4INBYllP9HijiIMKnXZvb8ivr6OZvw3bJTv83qrOogbV31pOTLzRfcSWEKRhb96E6f8hyphenhyphen1-KP82W4AmZq8ipnPTRMPWsFs05fUPphbbBydrzlEa7Jo/s1600/maske-iha1_10773723_16_9_1583316175-880x495.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;495&quot; data-original-width=&quot;880&quot; height=&quot;180&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgKrGJDRuFt-1UacbC6wRIEgLUzf4INBYllP9HijiIMKnXZvb8ivr6OZvw3bJTv83qrOogbV31pOTLzRfcSWEKRhb96E6f8hyphenhyphen1-KP82W4AmZq8ipnPTRMPWsFs05fUPphbbBydrzlEa7Jo/s320/maske-iha1_10773723_16_9_1583316175-880x495.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; Fırsatlar ülkesi Türkiye! En küçük esnaftan en büyüğüne fark etmeksizin tüm krizleri fırsata dönüştürmeye çalışır memleketim insanı... Gerçi kara gün de beklemiyoruz çoğunlukla, kendimiz yaratıyoruz fırsatları. 3 tır yola çıkacağına 1 tır çıkar, domates 1 liradan satılacağına 3 liradan satılır ve 2 tırın maliyeti cebe...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Fatih sefere çıkmadan önce esnafını denetlermiş diye bir kıssa anlatılır. Şimdilerde yapılsa bu denetim galiba tarih dersleri sadece ıslahatları ve esnaf denetimlerini kapsardı. Ya sen de abartıyorsun diyebilirsiniz, hakkınızdır. Ticaret sonuçta arz talep döngüsüdür. Arz edilen malın/hizmetin fiyatı artar. Her şeyin suyunu çıkartarak tüketmeyi benimseyen memleketim insanı tabi ticaretin de suyunu çıkartmaktan geri durmaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bir ilaç firması iyi mümesiller işe alır ya da o yıl gerçekten başarılı bir ilaç üretmiştir. Kurgumuz bu olsun. Doktorlar doğal olarak bu ilacı yazmaya başlar. Bir de grip gibi bir salgınsa bir anda bu ilaç yaygınlaşır. Ne hikmetse ilaç bulmak o anda zorlaşır ve çetin bir tedarik süreci başlar. Herkes bir yerlerden bulur ama ne hikmetse bulması zor olduğu için fiyatlar artar. İşte bu örnek arz talep değil düpedüz sağlık terörüdür.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bir başka örnek 15 Temmuz&#39;dan. Ortalık mahşer yeri. Kimse ne olduğunu bilmiyor. Kim haklı kim haksız bilinmiyor. Herkes canını kurtarmanın derdine düşmüş ve ne oluyor; taksiler bir anda fazladan ücret almaya başlıyor. En kutsal hak yaşama hakkı ve o da bir anda ticarete alet oluyor... Ya sen de hep kötü örnekleri görüyorsun, insanlar insanlara hâlâ yardım ediyor. Çürük elma her kasada vardır diyebilirsiniz tabi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Günlerdir internet ve televizyon aynı frekansta çalışmaya başladı kısmen de olsa. Corona virüsü... Ülkede var mı yok mu bilinmez. Varsa ne yapılacak bilinmez ama herkes önlem almaya çalışır. Sonuç ne peki ? Eldiven ve maske fiyatları uçar(!) Uçmak da nasıl uçmak. 30 liraya bez maske alan var. İşin komik olanı o kimsenin yüzüne bakmadığı maskeleri artık bulamazsınız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Kötü yönleri görüyorum, pesimist davranıyorum peki peki... Millet olarak en kutsalımız bayrak... 33 şehit vermişiz, ne tarafa baksak keder göz yaşı. Hiçbir şey gelmiyor elden bari tarafımızı belli edelim bir bayrak asalım diyorsunuz ama bulabilene aşk olsun. Buldukların da ateş pahası.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Yeni telefon çıkmış, almak isteyeni çok. İstediğin kadar arttır fiyatı. Vermeyen almasın der geçersin. Bir marka çok pahalı kazak satıyor, başka marka alırım der geçersin. Fakat zaruri ihtiyaçlar söz konusu olduğunda kâr gütmek, karaborsacılık yapmak ticaret değil. Umarım esnafımız ahlaklı ticareti ihtiyaç olarak görmeye başlar yeniden...</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/8971662708816494639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2020/03/karaborsa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/8971662708816494639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/8971662708816494639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2020/03/karaborsa.html' title='KARAborsa'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgKrGJDRuFt-1UacbC6wRIEgLUzf4INBYllP9HijiIMKnXZvb8ivr6OZvw3bJTv83qrOogbV31pOTLzRfcSWEKRhb96E6f8hyphenhyphen1-KP82W4AmZq8ipnPTRMPWsFs05fUPphbbBydrzlEa7Jo/s72-c/maske-iha1_10773723_16_9_1583316175-880x495.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-9115438271500283243</id><published>2016-10-15T11:43:00.002-07:00</published><updated>2016-10-15T14:36:46.921-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Anasayfa"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Deneme"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mavi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mavi nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="yeşil"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="özgürlük"/><title type='text'>Dünya Mavi-Yeşil Olsa...</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEitfqaUnncYe51hQSsihH6M640lM1S5kC6CtALFvmOAFhW8uHk7Ebz8_SxEJgZxFzLGGMULzfGxRYpN6qjBb1xkavhwqbb6U41gzOf_I4-9S-CRXNMWzT1GVlhcCdAVlc4HJ7oay8-_pYs/s1600/IMG_4424.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;213&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEitfqaUnncYe51hQSsihH6M640lM1S5kC6CtALFvmOAFhW8uHk7Ebz8_SxEJgZxFzLGGMULzfGxRYpN6qjBb1xkavhwqbb6U41gzOf_I4-9S-CRXNMWzT1GVlhcCdAVlc4HJ7oay8-_pYs/s320/IMG_4424.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Çok zaman düşündüm mavi nedir diye. Hayır sadece bir renk olamaz. Sadece bir renk olsa insana nasıl bu denli huzur verebilir ki? Kim size bir mavi kadar huzur verebilir ki? Mavi, uçsuz bucaksız denizlerdir, sonu olmayan gökyüzüdür. Mavi özgürlüktür. Ama nasıl bir özgürlük; hani o bir başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biten özgürlüklerimiz var ya, işte onlardan değil... Hep özlem duyduğumuz ama hiç ulaşamayacağımız özgürlüktür mavi. Belki de ilk gördüğümüz rüyadır. Daha bilinçaltımız saf ve temizken ve bizi yönetmediği zamanlarda gördüğümüz bir rüya... Belki de bu rüyalara duyduğumuz hasrettir mavi sevdamız kim bilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Peki tek mavi mi özel olan? Diğer renklere haksızlık gibi bu. Yeşil mesela; yeşil öyle bir renktir ki mavinin kardeşi, sırdaşı, ortağı gibi. Bazı tonlarını ayırt bile edemeyiz; petrol yeşili mi yoksa petrol mavisi mi? Bu kadar yakın, iç içe olsalar da çok keskin bir farkları vardır. Örneğin mavi sonsuzluğu temsil ederken yeşilin sınırları vardır. Yeşil başlangıçtır, doğumdur, uyanıştır. Yeşil ilkbahardır. Bir gün yaza dönecek olan ilkbahar... Bir başlangıcı olan her şey gibi yeşilin de sonu vardır. Neyse ki unutmayı bilen canlılarız da sonlara takılıp kalmıyoruz. Yoksa yeşilde bulamazdık huzuru. Tüm renklerin efendisidir beyaz, tüm renkleri barındırır. İçinde mavi ve yeşil varken beyaza güç mü yeter? Benim de bir elime umudu, özgürlüğü diğer elime huzuru, başlangıcı verseler neler neler yaparım... Sadece bana da vermesinler hatta, bencilliğe lüzum yok, tüm insanlığa versinler. Tutturmuşuz bir siyah aşkı, bıkmadık mı hâlâ? Yormuyor mu siyah sizi de? Karanlıkta uyuyoruz diye karanlık dinlendiriyor sanıyoruz ama o karanlığa tahammülümüz 5 dakika da olsa maviye ulaşma çabamız değildir de nedir? Rüyalarına kara bulaştıranları tanır mısınız? Gece uyuyamaz onlar. Karanlığa boğulmaktan korkarlar, ya da uyurken ışığa ihtiyaç duyarlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Mavi ve yeşil pencerelerden bakın hayata. Nefes alışlarının rahatladığını hissedeceksiniz. Hatta ömrünüzün o an uzadığını...</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/9115438271500283243/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2016/10/dunya-mavi-yesil-olsa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/9115438271500283243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/9115438271500283243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2016/10/dunya-mavi-yesil-olsa.html' title='Dünya Mavi-Yeşil Olsa...'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEitfqaUnncYe51hQSsihH6M640lM1S5kC6CtALFvmOAFhW8uHk7Ebz8_SxEJgZxFzLGGMULzfGxRYpN6qjBb1xkavhwqbb6U41gzOf_I4-9S-CRXNMWzT1GVlhcCdAVlc4HJ7oay8-_pYs/s72-c/IMG_4424.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-8990660659949714361</id><published>2016-08-22T14:17:00.000-07:00</published><updated>2016-08-22T14:17:12.103-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Adıyaman"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Cendere Köprüsü"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Fotoğraf"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Gezi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Güncel"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Haber"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Nemrut"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tanrılar Dağı"/><title type='text'>Tanrılar Dağı Nemrut</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgQWskBavVGJvA4hmzC3TwNXGu7OM1JLxYLk20BO1r1UViKdXtsWB6JPhkd4cMRAzYKx52F7mylRGYMY8HACBUBvG71zcEVt-T3SDGGK9ZoeBJPXeDg4aGi0Qp1cQfter0dEyI8wyZAvu8/s1600/IMG_0976-01.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;213&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgQWskBavVGJvA4hmzC3TwNXGu7OM1JLxYLk20BO1r1UViKdXtsWB6JPhkd4cMRAzYKx52F7mylRGYMY8HACBUBvG71zcEVt-T3SDGGK9ZoeBJPXeDg4aGi0Qp1cQfter0dEyI8wyZAvu8/s320/IMG_0976-01.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Öncelikle bu bir tavsiye yazısı değildir bunu belirtmek isterim. En baştan başlayayım anlatmaya. Uzun süredir görmek istediğim bir yerdi Nemrut. Bir program yaptık ve hem gün batımını hem de gün doğumunu izlemek istedik. Kişisel arabamızla nasıl seyahat edeceğimiz hakkında bir bilgimiz bulunmamaktaydı ve 1-2 yanlış yönlendirmenin kurbanı olduk. Fotoğrafçı değilseniz bir otelle anlaşıp ardından turla beraber program yapmanız akıllıca zira dağ yolu inilip çıkılası bir yol değil. Yakın zamanda yaşanmış bir olayı hatırlatayım; Çinli 2 turistten 1 gece konaklama, malatyadan ulaşım ve gün doğumu turu için tam tamına 4000 lira para istemişler. Yani diyeceğim o ki bu yörede de satabildiğim en yüksek fiyattan satayım bir daha gelmeyecek nasıl olsa mantığı mevcut...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Ben bir fotoğraf severim, buna yönelik anlatmam daha uygun olur sanırım. Gitmeden önce babam ile oturduk hesapladık ve 4 saat kadar bir süre otelde kalacağımızı hesap edip oteli gereksiz bulduk. Bir de orada yemek yiyecek yerlerin olduğu bilgisini aldık fakat bu bilgi maalesef ki gerçek değil. Dağ yolunda bir aydınlatma olmamasından dolayı geri dönmek gece gece cazip gelmeyince otel fikrini hiç gündeme almadık. Neden fotoğrafçılara turu tavsiye etmiyorum? Çünkü turlar hemen gün batmadan ya da gün doğmadan geliyorlar ve kalabalık zamanda geliyorlar. İnsan silüeti çekmek dışında pek bir işe yaramıyor. Bunlar kaliteli silüetler de olmuyor. gün batımında 1-1,5 saat kadar önce giderseniz heykelleri en ince ayrıntısına kadar çekebilirsiniz. Unutmadan söyleyeyim dağa çıkmadan önce eğer üç ayağınız için 100 LİRA para isterlerse SAKIN vermeyin. Fatura dahi kesebileceğini söyleyen bir amca var. Neyseki bana bulaşmadı da tadımız kaçmadı. Babama söylemiş bir de benden sonra gelen bir başka fotoğrafçı arkadaşa. Neymiş tripod ile çekim profesyonelmiş onun için para verilmesi gerekmiş...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Akşam yemeğini biz cehaletimizden tost ile geçiştirdik. 5 tost 4 çaya 50 lira verdik ama 2 gün hazmedemedik. Bir de &amp;nbsp;benim gece mutfağın yakınında gördüğüm minik misafirden sonra hazmetmem daha zor oldu. Bunun yanında otoparkın yanında mangal, semaver, tüp yakmak serbest. Hazırlıklı gelirseniz akşam yemeği bir ziyafete dönüşebilir. Otoparkın yanındaki küçük tesisteki (tesis denemeyecek kadar küçük ama başka isim bulamdım) insanlar oldukça cana yakın. Fotoğraf çekmem için para isteyen amca hariç :) Burada ufak bir not belirteyim son zamanlardaki olaylardan dolayı ön yargılı bakmanızı istemem. Bu işletmede çalışan insanların hepsinin kürtçe konuştuğunu farkedeceksiniz. Yalnız hepsi vatanını milletini seven insanlardı. Küçük bir olay anlatırsam daha iyi anlarsınız sanırım. Kaldığımız gece, bana göre ülkedeki en aşağılık saldırı yapıldı. Gaziantep&#39;de bir düğüne yapılan saldırıdan bahsediyorum. Patlama haberini alınca televizyonun olduğu odaya gittim haber izlemek için. Sonra yarı öfkeli yarı üzgün terasa çıktım. Orda çalışan birisi ne olduğunu sordu. Ben de Gaziantep&#39;de patlama olduğunu söyledim. kim ne demeden bastı küfürü ülkeyi bölmek isteyenlere. Sonra sordu ne oldu ne bitti diye. Aynı gece başka bir ilden gelen bir kafile de ordaydı adam arkasını dönmüş uyuyordu. Yarım saat kadar orada yattı bir de bize sinir olup oflayıp pufladı. Sonra galiba bir ara kürtlerin öldüğü ile ilgili bir konuşma geçti. Döndü ölenler kimlermiş diye sordu. Cevabı duyunca kalktı ve pür dikkat haberleri izlemeye başladı. Hani bir karikatürde diyor ya ölen kimlerden denmediği zaman barış gelecek; bu kadar keskin görmek can yakıcıydı...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bir çok sıkıntının kaynağının UNİCEF olduğunu söyledi oradakiler. Neler mesela. Dağın tepesine çıktığınızda, emin olun nirvanaya ulaşacak kadar merdiven çıkıyorsunuz, ne bir bardak su ne de tuvaletiniz geldiğinde bir tuvalet bulabileceksiniz. 5 sene kadar önce zirvede çay ocakları ve seyyar tuvaletler varmış fakat kaldırılmış. Bir teleferikle dağa çıkma projesine ise ütopya gözü ile bakıyorlar. Dağa çıkmadan modern bir kale gibi mermerden yapılı bir yapı göreceksiniz ama aldanmayın orası gereksiz görülüp atıl bırakılmış. Restoran ve otel olarak kullanmak kimsenin aklına gelmiyor olamaz herhalde...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Son olarak gün doğumuna batı terası yönünde çıkın. Biraz erken çıkmanıza kimse ses etmiyor mesela ben sabaha karşı 4&#39;de çıktım. Yahu deli misin güneş doğudan doğmaz mı demeyin :) Muhtemelen yalnızca siz çıkarsınız ve yolun yarısında merdivenler bitip kaygan taşlarla boğuşmak zorunda kalmazsınız. Çıktığınızda batı terasını boş bulursunuz ve burada yıldız pozlaması yapma şansınız olur. Gün doğumuna 20 dakika kala diğer terasa doğru yönelebilirsiniz. Seyir terasının hemen altında hem oturacak yerler hem de daha sakin fotoğraf çekme şansınızın olacağını unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Nemrut gezisi ile ilgili umarım eksik bir şey kalmamıştır. Bu geziyi bence güzel yapan ise Cendere Köprüsü ile Yeni Kale&#39;dir. Yeni Kale&#39;ye yanlış zaman diliminde gittim gün batımından önce gitmem gerekmiş. Fotoğraf yönünden kesinlikle sabah gitmeyin. Cendere Köprüsü&#39;ne ise öğle vakti gidilebilir. Yine mangal yapmanızda herhangi bir sıkıntı bulunmamakta. yanınızda masa sandalyeniz de varsa değmeyin keyfinize. Sığ ve buz gibi suyunun içinde keyfiniz kolay kolay bozulamaz. (Kış aylarında bunu tavsiye etmem. Hem su gerçekten soğuk hem de yaz günü gibi sığ sular bulamazsınız.) Dönüşte Besni üzerinden dönüyorsanız teneke ya da Besni Tava deneyebilirsiniz. Buradaki ekmek fırınlarından yardım isterseniz sizlere yol gösteriyor ve yardım ediyorlar. Bu arada biz tenekede tavuğu tercih ettik 4 kişi için 30 lira harcadık. Umarım işinizi kolaylaştıracak bilgiler paylaşmışımdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;İzinsiz paylaşmamanızı rica ederek 1-2 foroğraf daha ekliyorum. Foroğrafların devamı için instagram hesabımı takip edebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg6l0oTU7TytFEbkKf2KF5ABMwqyQpw3owXkAu25bOorTMKUysi_OfeQEDQYm3R9PritQVbwGyjkCsByn387uGDFXMVjpkjUxG-BzJFq_rkCjRuKT2PD2eJKE4G5ob2whjcedzQbzuvOTA/s1600/IMG_0792-01.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg6l0oTU7TytFEbkKf2KF5ABMwqyQpw3owXkAu25bOorTMKUysi_OfeQEDQYm3R9PritQVbwGyjkCsByn387uGDFXMVjpkjUxG-BzJFq_rkCjRuKT2PD2eJKE4G5ob2whjcedzQbzuvOTA/s1600/IMG_0792-01.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; display: inline !important; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;133&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg6l0oTU7TytFEbkKf2KF5ABMwqyQpw3owXkAu25bOorTMKUysi_OfeQEDQYm3R9PritQVbwGyjkCsByn387uGDFXMVjpkjUxG-BzJFq_rkCjRuKT2PD2eJKE4G5ob2whjcedzQbzuvOTA/s200/IMG_0792-01.jpg&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhHtQjQIa1N-Xgr_5Mft94ShS3xGKgGCM00mouxRGgLYwMveQzi3NE2c4xJMDGih-Kr2uNKc0Cs186uBQFr0Pk3oewOGZ0KCgzzxlO-Y8EUUqGQuOjf67g7X93rw3OdKAuMtSTihpSXxd8/s1600/IMG_0882-01.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;133&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhHtQjQIa1N-Xgr_5Mft94ShS3xGKgGCM00mouxRGgLYwMveQzi3NE2c4xJMDGih-Kr2uNKc0Cs186uBQFr0Pk3oewOGZ0KCgzzxlO-Y8EUUqGQuOjf67g7X93rw3OdKAuMtSTihpSXxd8/s200/IMG_0882-01.jpg&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi1arKNRHVN98PK8363c-mdkmmRzf7hMZmoNOa5PmEn_YZSMqhyphenhyphenaSx6taDHkKQ09lmlcXMyYvn5yL-Uyj-6jB2JsB749hMQVyt1Y-_2BAwM5ImxtrdVYxG1zIbsi0Vl-Cj5FLq2o1wAib0/s1600/20160820_171033-01%255B1%255D.jpeg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;150&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi1arKNRHVN98PK8363c-mdkmmRzf7hMZmoNOa5PmEn_YZSMqhyphenhyphenaSx6taDHkKQ09lmlcXMyYvn5yL-Uyj-6jB2JsB749hMQVyt1Y-_2BAwM5ImxtrdVYxG1zIbsi0Vl-Cj5FLq2o1wAib0/s200/20160820_171033-01%255B1%255D.jpeg&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjgxAutJKfOSSNBeGcKVEgRXgT_Gb0G9glLvHFNUEzKgXG6moBjzikfkrcUvy1TvYMzza9a9T9C8XAhWaTLauDnfmrLFRsixmsasUquTVC79PtgQSIdtG50-4VWl3RYQ__fR1oHiDpFufA/s1600/PicsArt_08-23-12.09.30.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em; text-align: center;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;200&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjgxAutJKfOSSNBeGcKVEgRXgT_Gb0G9glLvHFNUEzKgXG6moBjzikfkrcUvy1TvYMzza9a9T9C8XAhWaTLauDnfmrLFRsixmsasUquTVC79PtgQSIdtG50-4VWl3RYQ__fR1oHiDpFufA/s200/PicsArt_08-23-12.09.30.jpg&quot; width=&quot;133&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/8990660659949714361/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2016/08/tanrlar-dag-nemrut.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/8990660659949714361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/8990660659949714361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2016/08/tanrlar-dag-nemrut.html' title='Tanrılar Dağı Nemrut'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgQWskBavVGJvA4hmzC3TwNXGu7OM1JLxYLk20BO1r1UViKdXtsWB6JPhkd4cMRAzYKx52F7mylRGYMY8HACBUBvG71zcEVt-T3SDGGK9ZoeBJPXeDg4aGi0Qp1cQfter0dEyI8wyZAvu8/s72-c/IMG_0976-01.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Nemrut Dağı Yolu, 02400 Kahta/Adıyaman, Türkiye</georss:featurename><georss:point>37.950528899999988 38.761787799999979</georss:point><georss:box>37.850367399999989 38.600426299999981 38.050690399999986 38.923149299999977</georss:box></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-8448506350977247453</id><published>2016-01-17T03:46:00.000-08:00</published><updated>2016-01-17T13:13:09.215-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Anasayfa"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Deneme"/><title type='text'>Bölüm 1</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiLS67dhcDatwYTCenYWyWAdteiFvIH5ByfKfBjxeqGm8V9rgk0F8N2oC1D4lsxxXx1e3Yg_z46OIzIy3K8ovK-jefCJMlDC7iq70Lo8dKsbS87dus3hsOvo3h8_2TecYKS6l6RN8hKlBM/s1600/IMG_2196.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiLS67dhcDatwYTCenYWyWAdteiFvIH5ByfKfBjxeqGm8V9rgk0F8N2oC1D4lsxxXx1e3Yg_z46OIzIy3K8ovK-jefCJMlDC7iq70Lo8dKsbS87dus3hsOvo3h8_2TecYKS6l6RN8hKlBM/s320/IMG_2196.jpg&quot; width=&quot;213&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; Ağzından köpükler çıkıyordu. Hayır hayır ne sara hastasıydı ne de kuduz... Sadece tükürüğü ile yeni yeni tanışıyor ve baloncuklar yaparak oyunlar oynuyordu kendince. Eğer bilseydi kimlerin yüzüne veya nelerin içine tüküreceğini, bu kadar israf etmezdi tükürüğünü daha o yaşlarda. Henüz bihaberdi nasıl bir dünyaya geldiğinden.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Minik kızımız büyüyecekti. Belki erkek doğmadığı için sevgi ile olmayacaktı bu büyüme ama büyüyecekti. Sevgiden yoksun büyüdüğü yetmiyormuş gibi acımasız sokaklarla tanışacaktı. Belki de tek istediği oyun oynamak olacaktı... Sokaklar ailesinden bulamadığı sevgiyi kendisinde arayacağını bilirmişçesine zalim olacaktı küçük kıza.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Ağzı pis kokan, ben bu adamı hak etmiyorum diyen bedenin salgıladığı yağlarla kaplı, kokusu iki sokak öteden duyulan, insana etrafta kim ölmüş diye baktıran bir koku, pis, lanet, aşağılık... ajanlarını yollamazdı umarım sokak. O daha minik bir kız çocuğuydu , büyüyecekti...&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Yaşlanacak mı büyüyecek mi zaman gösterecekti belki. Zira bunlar farklı kavramlardı. Büyümek için ya hayatın adaletsizliği ile tanışmak ya da çok iyi bir gözlem yeteneğine sahip kalbe sahip olmak gerekirdi. Ya yaşayanlar ya da vicdanıyla görenler büyürdü kısacası. Yaşlanmak ise biyolojik bir zorunluluktan ibaretti sadece.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; İnsan içindeki çocuğu yaşatmalı, hep çocuk kalamıyorsa bile. Aksi takdirde mutlu olmak pek mümkün olmuyor. O da herkes gibi sağlık ve para konusunda dualar alacaktı belki de kim bilir? Ama kesin olan kimse onun içindeki çocuğu kaybetmemiş insanlarla karşılaşmasını dilemeyecekti.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Öncesinde kaçırılıp göz yaşını paraya çevirmesi konusunda yetiştirilmezse, ailesinin yanında büyüyecekti. Hissettiği sevgisizliği somut olarak görmeye başladığında nefret edecekti belki de onlardan. İnsanları tanıdıkça sorunun ailesinde değil de insan olmakta olduğunu görecekti belki. Sonra? Tüm insanlardan nefret edecekti.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bir nokta gelecek ve okula başlayacaktı. Tabi başlayabilirse. Okumaya layık görülürse... Sonuçta doğuştan suçlu gelmişti bu dünyaya. Okursa çok mu şanslı olacaktı sanki? Bilinmez bir kuyu adeta. Hiç bir şeyden nefret etmese sistemden nefret edecekti. Bu nefret de bir sistem olmadığını öğrenmesiyle biterdi belki de. Kimse bilmez... Sapık ruhlu bir öğretmene denk gelip ondan da nefret edebilirdi. Sahi sapık ruhlu öğretmenlerin oranı ne çok arttı... Olmayan sistemin, bir sonucu oluyor elbet. Kutsal işler mesleklikten ihraç edilmeli!..&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Orta okula gelmeyi başarırsa kadın olduğunu öğrenecekti. Sancıyı beklemeyi öğrenecekti. Ailesi de öğrendiğinde başına iş açmış olmasa bari.Her kızın hayali olan gelinlik kefen olarak kullanılabilirdi sonuçta. Lanetlenmiş gibi her gün, her gece ölüp ölüp dirilmez miydi? &quot;Zamansız ilaç bile zehirdir&quot; diyebilecek bir büyüğü çıkar belki de.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Liseye gelebilirse, bunu başarırsa, en yakın erkek arkadaşlarının bile değiştiğini görmeye başlayacaktı. Bir virüs vardı belki de sadece erkekleri etkileyen. Bu saçma davranışların emrini ne beyin ne kalp veriyor olabilirdi. Kesin o virüsün işiydi bunlar. Kadın olmanın zorluğunu her geçen gün daha iyi anlayacaktı. Biraz gözü açıksa bu zorlukları avantaja çevirmeyi de öğrenebilirdi tabi. Bu kısa süreli avantajların dezavantaj olacağı bilinmiyor ki bu yaşta... En kötüsü ise hiç bir şey bilmezken her şeyi biliyormuş hissi... Bu yaşlarda pek yaygın bir hastalık olsa gerek...&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Her şeyden habersiz olmanın verdiği avantajla yıllar daha hızlı geçiyor genç yaşlarda. Öğrenmek bazen acı verici bir süreç olabiliyor. Bir kadın için hayatın her aşaması gibi öğrenme aşaması da daha acılı ve yorucu geçiyor. Kadın olmak zor... Kadın olarak yaşamaktan daha zor kadın olmak.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Peki ya bu kadar acıya, ızdıraba, sindirmeye rağmen hala kadın benliği nasıl var olabiliyor? İçindeki kız çocuğunu öldürdüğümüz kadınlar var iyi ki. Onların mücadelesi olmasa annelik, anne sevgisi bile kaybolurdu. Kadınların her biri birer geyşa olurdu. O da bu kadınlardan birisi olmuştu.&lt;br /&gt;
İçinde hala merhamete dair bir şeyler olsa da güçlü olmanın gereklerinden sayıldığı için bunu göstermesi kesinlikle yasaktı. Kim mi yasakladı? O da bilmiyordu. Tek bildiği bu yasağı çiğnerse güçsüz düşeceğiydi. Hayır hayır güce tapmıyordu sadece bir kadının daha içindeki kız çocuğu ölmemesi için bu güce ihtiyacı vardı. Kendisine yardım ettiğinden habersiz olan kadınlar bile ona güçlü kadın demek yerine kötü kadın diyordu. Oysa ki... Aynadaki deseydi bunu neyse, onun kendisinden başkasına bir kötülüğü değmiyordu ki.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Tüm söylenenlere kulağını kapatmayı öğrenmişti sonunda. Kendine yaptığı en büyük iyilik de buydu galiba. Olayları daha hızlı çözdüğünü fark etti, dışa kulağını kapayınca. Yenilmezliğe ulaştığını anlaması an meselesiydi.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Yenilmezliğe ulaşmıştı ulaşmasına ama kendisi bunu anlamadan o çıktı karşısına. Bu zamana kadar aradığı her şey ondaydı. Sanki dünyadaki &amp;nbsp;tüm güzellikleri ona vermişlerdi. Gerçi hiç bir güzelliğe gerek duymuyordu. Karşısındaki kendini anlasa yeterdi. İşte sonunda kendini anlayacak insanı bulmuştu. Tüm vücuduyla bunu hissediyordu.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Onu bulmanın heyecanını henüz yenebilmişti ki korku merkezi devreye girdi. Ya o kendisi gibi düşünmüyorsa, ya sadece kendisine acıyorsa. Bunlar birer ihtimaldi ve geçmişe baktığında güçlü ihtimallerdi. Neyse ki hayat çok iyi öğretmişti ona; kötü ihtimallerin canı cehenneme, kötülük kesin değilse, en ufak iyiliğin, her ufak olumlu ihtimalin peşinden gitmek gerek. Bu öğretiye sırtını dayadı ve mutlu olabilme ihtimalinin peşine düştü. Hiç olmazsa huzura ulaşamaz mıydı?&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bu ülkede yaşamanın zor olmasının en önemli sebebi el alem ne der korkusu... Bu korku yüzünden kimseler kendi olmayı başaramıyor. Ama kime sorsanız herkes kendisi, kimse kimsenin söylediğine kulak asacak değil. Moda diye bir kavram varken kimse beni buna inandıramaz. Ya da sarımsak,soğan yemekten korkan, tuvaletteki sesi duyulmasın diye girer girmez sifona sarılan insanlar var olduğu sürece...&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; O da korkuyordu bu toplum baskısından doğal olarak. Güçlü olmaya karar vermesi bile bu korkuyu duymasını engellemiyordu. Her gün, her saat, her dakika, her an... kendisine hatırlatıyordu, &quot;Kim ne derse desin, duygularıma, düşüncelerime gem vuramam.&quot;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; İstese yapabilir miydi? İnsan sevdiğine dokunmadan, ona sevdiğini belli etmeden durmaya nasıl tahammül edebilirdi? Tersini düşünmek daha kolay. Nefret ettiğiniz birine ne kadar süre nazik davranabilirsin ki? Bu yola girerken her şey göze almıştı fakat toplum baskısından hala korkuyordu. İnsanlar bu baskıdan korkup insan öldürebiliyor benimki gayet normal diye avutuyordu kendisini. Ömrü boyunca beklediğine ulaşmanın bedeli buysa seve seve razıydı.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bunları düşünürken güldü kendisine. Sanki kabul edilmişti de tek sorun toplum baskısıydı... Hele bir kabul etsin de birlikte el ele toplumu bile yenebilirlerdi. Ama ya kabul etmezse? Hayır hayır! O güçlü bir kadın olmaya karar vermişti, olumsuz düşüncelerle amacından sapamazdı. Bu soru işaretlerini götürmenin tek yolu vardı. Açılmak...&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Nasıl açılabilirdi? Hazırlık yapmalıydı. Hazır olmazsa açıldığı bu denizde boğulması muhtemeldi. Düşünürken kaç gece uyuyakaldı o da bilmiyordu. Zaman-mekan bilinci gün geçtikçe kayboluyordu. Zaman zaman kendi içinde ben nerdeyim, ne arıyorum burada diyordu. Akabinde bir bilet alıp bir yerlere gitme isteği peydah oluyordu. Sonra bunun içindeki zayıf kadının işi olduğunu fark edip gitme fikrinden vazgeçiyordu. Bir doktora gitse belki her şey daha farklı olabilirdi. İlaç kullanmaya karşı olması ve kullanması gereken ilaçların içindeki güçlü kadına zarar vereceğini bilmesi ellerini ayaklarını bağlıyordu. Onu korumalıydı, çünkü bu dünyadaki tek dayanağı o kalmıştı. Sonuçta henüz sevdiğinden ne yanıt alacağını bile bilmiyordu. Kurtulmanın tek yolu onunla konuşmakta saklıydı. Hayat yine acımasızdı, lanet bir paradoksun içine düşmüştü. Konuşması için iyi olması, iyi olması için konuşması gerekiyordu. Kimseden yardım da alamazdı. Tek başınayken yadırganmayı kaldıracak gücü kendinde görmüyordu.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bir süre bu düşüncelerden kaçmak için hobiler edinmeye karar verdi. Boşluğa düşen insanların ilk denediği yöntem değil miydi hobi edinmek... İlk pasta yapmayı denedi. Öyle kek,kurabiye de değil üstelik. Şeker hamuruyla kısa sürede harikalar yarattı. Sonra bir baktı ki yaptığı pastalarda hep o var... Belki de bu sebeple bu kadar başarılı olduğunu düşündü. Çikolatalı sevmez meyveli yapayım, o olsa bu kadar yumurta koymazdı... Sonra anladı ki bir kadının bir insanı unutmak için pasta yapması pek işe yaramıyor.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Dans, dans etmeliydi! Sonuçta o dansı sevmezdi. Hem belki karşı cinse bu kadar yakın olursa bir elektrik alabilirdi. Nasıl bilebilirdi ki bu da hüsranla sonuçlanacak. Daha da tiksindi erkeklerden. Erkeklerin hobi seçerken bile tek şey düşündüğüne karar verdi. Genellemeler yüzünden hayatın bir kısmını kaçırdığını anlar mı? Bilinmez. Ama umutsuzluğa düşeceği, kararsız günlerin yakın olduğu kesindi. Ne unutabiliyor ne de gidip derdini anlatabiliyor, bu ikilemden kurtulmazsa delirecekti, çok iyi biliyordu. Şimdi bir karar vermeliydi deliliği öven yazarların, şairlerin gerçekliğini test etmek, gidip her şeyi bir bir konuşmak... İkisinin de ucunda ölüm yoktu ya! Uyanınca kesin kararını verecekti Tabi uyuyabilirse...&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Uykusuz bir gece daha geçirecek gücü kalmamıştı. Artık konuşması gerekiyordu. Tam bu kararsızlığı yaşarken telefonu çaldı. O arıyordu. Çok önemli bir haber için kahve içmeye çağırıyordu. Sesinde duyduğu mutluluk ürpertti. Bu ürperti, aman tanrım sevdiğinin mutluluğunu mu kıskanıyordu! Kendinden çok utandı. Hemen giyindi. Çok süse merakı yoktu zaten, hazırlanması da uzun sürmedi. Bir an önce onu görmek için yaptığı heyecanın da etkisi vardı tabi bu hızda. Kafasında bitirmişti, kesinlikle bu sefer konuşacaktı. Hatta onun konuşmasını beklemeden, anlatacaklarını dinlemeden konuşacaktı.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Evden aceleyle çıktı. Bu esnada anahtarını evde unuttuğunu kapıyı kapadığı o kısa anda fark etti. Şu anda bunu düşünemezdi. Apar topar taksiye bindi ve sahildeki kafede buldu kendisini. Yürüyerek gelse de yetişirdi, yakındı evine. Zira buluşma saatinden yarım saat erken gelmişti. Bir masa seçti denizi cepheden gören. Yarım saat de o geç kalmıştı... Kendisini saymazsa hangi kadın buluşmaya vaktinde giderdi ki zaten? Bekletmesi olağandı. Olağan olmayan ilk önce fark etmediği bir nüans. Tanımadığı bir arabadan indi çünkü. Kocaman bir gülümsemeyle oturdu masaya. Dünyadan bağı kesilmişti, hiç bir şey duymuyordu. Karşısında konuşan sevdiğinin sadece ağzının oynadığını fark edebiliyordu. Onu da çok görmüyordu çünkü parmağındaki yüzüğe dalmıştı. Birden gözleri doldu. Bir iki damla gözyaşı aktı silahın namlusundan patlar gibi... &quot;Noldu&quot; diye sordu. &quot;Mutluluktan&quot; diyebildi. Kahretsin ki mutluluk ve acı göz yaşlarının tadı bile farklıydı! O da biliyordu bu farkı. Ne yazıktır ki kendisini kıskandığını düşündü... Seviliyor olduğunu nereden bilecekti ki. Hal bu ki ne masaya otururken göze sokulan yüzük ne de evlilik fikri kıskanılasıydı. Tamam kıskanıyordu, bu bir gerçek ama sevdiği kadının eline bir başkası dokunacak, o güzel gözlere bir başkası bakacak diyeydi bu kıskançlık.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Karşısındakinin yanlış anlamasından doğan kibirli bakışlardan sıyrıldı sildi gözlerini. Daha fazla bu bakışların kendisini yaralamasına izin vermeden tebrik ederek kalktı masadan. Artık hiç kimse yoktu bir başına yürüyordu şehirde...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/8448506350977247453/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2016/01/agzndan-kopukler-ckyordu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/8448506350977247453'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/8448506350977247453'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2016/01/agzndan-kopukler-ckyordu.html' title='Bölüm 1'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiLS67dhcDatwYTCenYWyWAdteiFvIH5ByfKfBjxeqGm8V9rgk0F8N2oC1D4lsxxXx1e3Yg_z46OIzIy3K8ovK-jefCJMlDC7iq70Lo8dKsbS87dus3hsOvo3h8_2TecYKS6l6RN8hKlBM/s72-c/IMG_2196.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-1902290749280713687</id><published>2015-12-06T12:04:00.002-08:00</published><updated>2015-12-06T12:54:26.574-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Anasayfa"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Deneme"/><title type='text'>Geçmiş, Geçmiş mi?</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi4dat6aOPwyDfuyxAmMErez9X8fGuU_cEq26NmPOtNb5gu-9pZj5FnhyphenhyphenVfljteUXTkODNTg-PREvAjdau1Wg8ed-vVsfIawL6D23Zgus8qA7yyGO-CvreN24i55bYVIUoOX9S6Ye5sbPo/s1600/12311263_985801734799778_2468449480341341608_n.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi4dat6aOPwyDfuyxAmMErez9X8fGuU_cEq26NmPOtNb5gu-9pZj5FnhyphenhyphenVfljteUXTkODNTg-PREvAjdau1Wg8ed-vVsfIawL6D23Zgus8qA7yyGO-CvreN24i55bYVIUoOX9S6Ye5sbPo/s320/12311263_985801734799778_2468449480341341608_n.jpg&quot; width=&quot;256&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;&quot;Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.&quot; demiş&amp;nbsp;filozof &amp;nbsp;Herakleitos. Peki böyle mi olmalıdır? Değişmesek aynı kalsak yada en azından değişirken eskileri ötekileştirmesek ne olur? Yaşanan her şey bitmeli ve hatıra olarak mı kalmalıdır? Bunu bir insan olarak da düşünebilirsiniz, bir nesne de. Bir alışkanlık olarak da düşünebilirsiniz, mecburiyet de... Ben mektuplardan bahsetmek istiyorum bugün biraz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bir başkasının hayatını merak ediyorsanız roman okuyun sözü bu ara pek çok paylaşılır oldu. Magazine karşı güzel bir slogan. Birbirimizin hayatını merak ediyorsak ne yapmalıyız illa kuzenimize kitap mı bastırtalım? Ya da sevmek istediğimiz insana ön koşul olarak kitap yazmış olmak mı koyalım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Günümüz ilişkilerinin kısalmasından şikayet ediliyor. Sayfalarca yazılan mektuplarda anlatılamayan duyguları 160 karaktere sığdırmaya çalışınca sonucun ne olmasını bekliyorduk ki? &quot;Hiç kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum.&quot; dese de Tezer teyzemiz, biz etrafımızdaki insanları tanıyamamaktan şikayet ederiz hep. Sizin için bir paragraf yazmasını isteyin karşınızdan bakın bakalım sonucuna. Yüzlerce mesajdan daha etkili olmazsa kabul değil. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Teknoloji olmalı, hayatı kolaylaştırmalı. Fakat duyguyu silmeden hayatımızdaki yerini almalı teknoloji. Mektubu ne zaman savunsam ama mail daha pratik cevabı ile karşılaşıyorum. Mektup geldiğinde yaşadığım sevinci mailde bulamıyorsam o pratiklik neye yarar? Mürekkep kokusu, kalem cızırtısı... Acil durumlarda teknolojiyi kullanmalı ama eski yöntemleri de yabana atmamalı. Hadi o zaman ateş yak dumanla haberleş diyebilirsiniz, ama konumuz haberleşme değil. Anlaşma. Daha iyi anlaşacağına inanıyorsan tüm şehri yak... İnsanların birbirini anlayamadığı çağ sona erecekse bir kibrit de ben çakarım endişeniz olmasın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;&quot;Ne varsa geçmişte var.&quot; Bu felsefeyi gütmem. Çağın imkanlarını sonuna kadar kullanırım. Ama faydalı, yapması zevkli şeyleri de sırf eskidi, modası geçti diye bir köşeye atmam. Size de tavsiyem bu. Mesaj da yazın, mail de atın ama bir mektubu, bir posta kartını sevdiklerinize, tanımak istediklerinize çok görmeyin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: right;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: right;&quot;&gt;
Sevgiyle kalın...&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/1902290749280713687/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2015/12/gecmis-gecmis-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/1902290749280713687'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/1902290749280713687'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2015/12/gecmis-gecmis-mi.html' title='Geçmiş, Geçmiş mi?'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi4dat6aOPwyDfuyxAmMErez9X8fGuU_cEq26NmPOtNb5gu-9pZj5FnhyphenhyphenVfljteUXTkODNTg-PREvAjdau1Wg8ed-vVsfIawL6D23Zgus8qA7yyGO-CvreN24i55bYVIUoOX9S6Ye5sbPo/s72-c/12311263_985801734799778_2468449480341341608_n.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-5468636710954891048</id><published>2015-07-16T21:06:00.002-07:00</published><updated>2015-12-06T11:25:17.670-08:00</updated><title type='text'>Şeker Bayramı</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgN646LSimlDTetH49Q-30n_aOoGNP1zGoWL5YNV-vuxgIkTtHcz0YHTa_2eGa9KkKURieSQH4ORUjieqUpkcK3uPoQK2k3XoNZmmSzoWX8opoZFW5r5p9YEW1lXCP6FL-u7gUNq5QuvzA/s1600/candy-live-wallpaper-f9e54c-h900.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;200&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgN646LSimlDTetH49Q-30n_aOoGNP1zGoWL5YNV-vuxgIkTtHcz0YHTa_2eGa9KkKURieSQH4ORUjieqUpkcK3uPoQK2k3XoNZmmSzoWX8opoZFW5r5p9YEW1lXCP6FL-u7gUNq5QuvzA/s320/candy-live-wallpaper-f9e54c-h900.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Türk insanı her şeye herkese lakap takmayı sever. Öyle ki ramazan bayramına bile şeker bayramı şeklinde lakap takmıştır. Fakat nedendir bilinmez kimse ramazan ayının kendisine lakap takmaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Ramazan ayı demek oruç demek. Ama oruç aç kalmak demek değil. Maalesef ki sadece bu anlamda kullanılır oldu. Oruç demek dedikodudan uzak durmak demek, oruç demek küfürden uzak durmak demek, oruç demek, insanları cinsiyet ayırt etmeksizin taciz etmemek demek, oruç demek tokken sinirleneceğin konulara dahi tebessüm edebilmek demek... Tabi bunlar olması gerekenler fakat görülmeyenler. Ramazan ayına bir isim verecek olsam ben zekat ayı derdim, fitre ayı derdim... Sevdiğim bir filmden bir alıntı yapmak isterim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;
&amp;nbsp;&quot;İhtiyaçtan fazla mal haramdır, hırsızlıktır… Altın ve gümüş, yoksullar üzerinde hegemonya kurmak için kullanılıyor… İnfak edilmiyor… Mülkte şirk koşuluyor… Kırkta bir diye bir şey tutturulmuş gidiyor… Komşusu açken tok yatmamak için zengin mahallelerine taşınanlar var… Peki sokaktaki açtan, yoksuldan haberiniz var mı? Bu dinin klasik fıkıh anlayışı, yeryüzünün sokaklarında aç gezen 1 milyar insan için ne diyor?&lt;br /&gt;
O fıkıh, Ömer’i vuranların, Ebuzer’i çöle gömenlerin, Ali’yi hançerleyenlerin, Hüseyin’i susuz bırakanların, Medine’yi yağmalayarak 900 sahabe kadınına tecavüz edenlerin ve Kabe’yi mancınıkla ateşe verenlerin fıkhıdır.&lt;br /&gt;
O fıkıhtan bir şey çıkmaz. O, zenginlerin, kodamanların, cariye ve köle sahibi olma peşine düşmüşlerin fıkhıdır. Sultanların, harem ağalarının, zindandan İmam-ı Azam’ın kırbaçtan morarmış cesedini çıkaranların, kırkta bircilerin fıkhıdır… Ebuzer Ğıfari’nin dediği gibi ‘Geceyi aç geçirip de kılıcına davranmayanın aklından şüphe ederim...&#39; &#39;&#39;&lt;/blockquote&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Artık kırkta bir bile unutuldu. Umarım tüm insanların mutlu olduğu, birbirleriyle bayramlaştığı, kan yerine şerbetlerin aktığı, muhabbetin tebessümün daim olduğu bayramları da görürüz. En mutlu bayramları görmeniz dileğiyle bayramınız mübarek olsun...</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/5468636710954891048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2015/07/seker-bayram.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/5468636710954891048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/5468636710954891048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2015/07/seker-bayram.html' title='Şeker Bayramı'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgN646LSimlDTetH49Q-30n_aOoGNP1zGoWL5YNV-vuxgIkTtHcz0YHTa_2eGa9KkKURieSQH4ORUjieqUpkcK3uPoQK2k3XoNZmmSzoWX8opoZFW5r5p9YEW1lXCP6FL-u7gUNq5QuvzA/s72-c/candy-live-wallpaper-f9e54c-h900.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-7470227656971998589</id><published>2015-06-11T22:28:00.000-07:00</published><updated>2015-12-06T11:26:40.997-08:00</updated><title type='text'>Aptal kutusu mu ki?</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhh93WiwfHRL_faGvB2dC_daVCg_L1Llq7I7wi8449iThcmFnJI4o93cH7ZFVfzKRjxvT2VaktQUbLhxWEKcjC0i9F6anhzKFHlmzkqRLdGPlkFn9v_bvNTGLMLibDcH-sXA9o3dWwSea4/s1600/televizyon-karikaturleri-3.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;283&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhh93WiwfHRL_faGvB2dC_daVCg_L1Llq7I7wi8449iThcmFnJI4o93cH7ZFVfzKRjxvT2VaktQUbLhxWEKcjC0i9F6anhzKFHlmzkqRLdGPlkFn9v_bvNTGLMLibDcH-sXA9o3dWwSea4/s320/televizyon-karikaturleri-3.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; Bu gün bir değişiklik yapıp önce yazıyı el yazımla yazdım. Korkum şu ki bloga yazarken okuyup paylaşmaktan vazgeçebilirim. Yazılarımı okumak nedense kaydettiğim sesimi dinlemek gibi geliyor. Her ne olursa olsun mum ışığında yazmak, hele ki dolma kalemle yazmak çok daha keyifli direk buraya yazmaya göre.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bir yanda mumun yanarken çıkardığı çıtırtı, öte yanda dolma kalemin kendine has sesi, insanı yazmaya teşvik eden bir ninni adeta.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bu gün kafayı boşaltmak için boş boş televizyona baktım. Genelde çizgi film, haber, belgesel kanallarını izlerim. Sadece belgesel izlerim diyenlerden değilim benim de dönem dönem dizilerim olur. Üsküdar&#39;a giderken, Leyla ile Mecnun, kardeş payı , beş kardeş... Ama genelde dizi izlemediğim ve izletmediğim bir gerçek. Annemle anlaşamadığımız yegane konulardan birisi. Evlilik konusundaki büyük endişelerimden de bir tanesi ayrıca. Televizyonla arası bu kadar kötü birisi olarak reklamları da pek izleyemem. Arada denk gelirim ve uzun süredir reklamlar konusundaki ön yargımı dün izlediğim bir reklam filmi ateşledi. Bir yakıt firmasının reklamında &quot;Mertler Bursa&#39;ya kadar gitmiş...&quot; şeklinde başlayan söz. Bu söz çok acı bence. Kıskançlığın ne kadar sıradanlaştığını ve ne kadar alevlendiğini gösteriyor. Bir bisküvi reklamında ise basit bir bisküvi için kimselere vermem, paylaşmam mesajı veriliyor. Başka birisinde bir bisküvi için dünyaları satıyorlar... Reklamlar yanıltıcıdır kabul(!), hadi milli değerleri de yok saydınız ona da kabul(!), peki bizleri hayvanlardan ayıran insani değerler? Ahlak? Onur? Kardeşlik?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Değil ki reklamları tüm yayınları denetleyen bir kuruluşumuz var aslında &#39;RÜTÜK&#39;. Koca bir öpüşme engelleme kurulu... Ben mi yanlış düşünüyorum fakat insana yasak koymak yerine doğruyu göstermek daha önemli değil mi ? Misal her dizi karakteri her bölümde bir kitap okusa, her evde bir kitaplık olsa? İnsanları okumaya yönlendirsek, okuyan insanlara yanlışı yasaklarla öğretmeye gerek kalır mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Tüm eski film ve dizilerde tütün ürünleri buzlanıyor. İşin garip tarafı yenilerde de... Filmler sadece televizyon için yapılmıyor ya diziler? Bunu geçtim madem insan hayatına bu kadar değer veriyorsunuz(!) neden dizi film ve reklamlarda emniyet kemeri özendirilmiyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Biz bir kere televizyona aptal kutusu demişiz ya hep öyle kalmalı! 25. kare tekniği varmış mesela. Komünizmin, illüminatinin silahı diye lanse ediliyor. Çok da korkanı vardır hatta. PEki bu teknik varsa ve bu kadar etkinse neden sigara bıraktırmak için uygulanmaz?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Babam hep &quot;Şu Holywood filmlerine hayranım. Film ne olursa olsun bir yerinde muhakkak Amerika bayrağı çıkar. Amerika devletinin gücünü insanlara kabullendirir.&quot; der. Kesinlikle katılıyorum bu konuda. Gelişmiş toplumlarda televizyon yönlendirme aracı olarak kullanılır. Güney Kore gelmesin hemen aklınıza lütfen =) Gelişmemiş toplumlarda ise uyuşturucu... Bizler bu uyuşturucudan keyif aldığımız sürece de bu düzen böyle devam eder gider...</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/7470227656971998589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2015/06/bu-gun-bir-degisiklik-yapp-once-yazy-el.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/7470227656971998589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/7470227656971998589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2015/06/bu-gun-bir-degisiklik-yapp-once-yazy-el.html' title='Aptal kutusu mu ki?'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhh93WiwfHRL_faGvB2dC_daVCg_L1Llq7I7wi8449iThcmFnJI4o93cH7ZFVfzKRjxvT2VaktQUbLhxWEKcjC0i9F6anhzKFHlmzkqRLdGPlkFn9v_bvNTGLMLibDcH-sXA9o3dWwSea4/s72-c/televizyon-karikaturleri-3.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-1707398757006199583</id><published>2015-06-11T22:23:00.000-07:00</published><updated>2015-12-06T11:29:40.197-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Anasayfa"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Deneme"/><title type='text'>Çeyrek Asır</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi-rtn_V9nwpguF35ABcaLc_eGL5tfSe3N8LFBJ44gXOYrNzLeQ90YTKPNjP3rhjU479biuU6ydaH3VDlelEMh70w1yNNrME385H-uC5P4UTbSMZqxJmRISFPQObDiJtsMQFJIOJk_LfT4/s1600/bqUZxBZ.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;203&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi-rtn_V9nwpguF35ABcaLc_eGL5tfSe3N8LFBJ44gXOYrNzLeQ90YTKPNjP3rhjU479biuU6ydaH3VDlelEMh70w1yNNrME385H-uC5P4UTbSMZqxJmRISFPQObDiJtsMQFJIOJk_LfT4/s320/bqUZxBZ.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp;Zaman ilginç bir kavram. Kimse varlığını ispatlayamaz ama her hücresinde hisseder. Kimileri farklı bir boyut olarak kabul eder, kimileri saatle, takvimle ölçmeye çalışır... Madem ölçülebilen bir şey neden her insan üzerinde etkisi farklı ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Hayatta kalmak ve yaşamak. Bence tüm sır bu iki kelimenin ayrımında saklı. Kimileri sadece hayatta kalırken kimileri hayatı yaşar. İnsanlar için düşünen hayvan dediğim zaman kızıyorlar bana. Ama yaşamıyorsan sadece hayatta kalma mücadelesi için zekanı kullanıyorsan seni özel yapan ne kalır ki geride? Hani yaşamak zengin olmak ya da amaçlar edinip onlara ulaşmakla ilgili de değildir. Yazın esen rüzgarı hissedip mutlu olmak da yaşamaktır mesela ya da kışın o rüzgar üşütürken henüz onu hissedebildiğin için gülümsemek de yaşamaktır...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Kavramlarıma fazla daldım. Yazıya başlarken az biraz kendi çeyrek asrımdan bahsetmek istiyordum oysa ki. Bu yaşta hedeflediğim yerde değilim, herhangi bir başarım da olmayabilir hayata karşı ama huzura ulaştığımı hissediyorum. Bu demek değil ki her an şen şakrak, vur patlasın çal oynasın... Ama artık hüzünlenmenin de tadını almayı öğrendim bana göre koca çeyrek asırda.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Geçmiş çok garip, saatlerce düşünebileceğin bir an gibi. Ana sınıfı daha dün gibi... Bir yandan keşke daha öncesini de hatırlayabilsem diyorum. Mesela doğumumu... Sonra annemin çektiği 48 saatlik acı canlanıyor gözümde ve iyi ki diyorum. Hem de tek sebepten değil. İyi ki hatırlamıyorum diyorum mesela ya da ne bileyim iyi ki annem annem... Doğumumu ve bebekliğimi düşününce anneme sevgim artıyor. Ha bir sayısalcı olarak bu artışın bir önemini görmemem lazım fakat bir balık burcu olduğum için sonsuz kavramı yok bende. Sonsuza bir de eklesem o birin değeri çok büyük bende. Siz belki anneme kızıyor olabilirsiniz fakat ben sonsuz bir sevgi ile yürekten teşekkür ediyorum beni dünyaya getirdiği için. Teşekkür bölümünü kısa geçiyorum, annelere teşekküre ömür kafi gelmez. Dünya üzerindeki karşılıksız sevginin tek sahibi, annelere, binlerce teşekkür olsun...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Her durumda bir çıkıntılığım olmalı. İnsan doğduğu gün ölümü hatırlar mı? Kendini ölüme yakın hisseder mi? Ölü doğduğunu biliyorsa ve bir izini taşıyorsa bunun tüm bu soruların cevabı evet olur doğal olarak. &quot;Annemin bakış açısı doğarken bile erindin. İnsan nefes almaya erinir mi? Sen erindin.&quot; Her seferinde bu sözlerini hatırlayıp içimde oluşan kasveti siliyorum. Ama her doğduğum gün ben olmasam dünya nasıl bir yer olurdu diye düşünmeden edemiyorum. O an babam geliyor aklıma. Onun bana olan emeği, sevgisi, ilgisi iyi ki nefes almayı başarmışım dedirtiyor. Çünkü biliyorum annem evladı olduğu için seviyor ve bu koşulsuz bir sevgi. Ama babam ben olduğum için seviyor. Hiç bir kimyasal yanı yok bu sevginin...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Çok konuştum yine. Umarım çevremdeki her insan mutlu olduğu bir sene olur. Mutlak mutluluğa sahip bir çevrede yaşamak nasıl bir duygu olurdu acaba. En iyisi bunu da yatağımda düşüneyim biraz...</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/1707398757006199583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2015/03/ceyrek-asr.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/1707398757006199583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/1707398757006199583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2015/03/ceyrek-asr.html' title='Çeyrek Asır'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi-rtn_V9nwpguF35ABcaLc_eGL5tfSe3N8LFBJ44gXOYrNzLeQ90YTKPNjP3rhjU479biuU6ydaH3VDlelEMh70w1yNNrME385H-uC5P4UTbSMZqxJmRISFPQObDiJtsMQFJIOJk_LfT4/s72-c/bqUZxBZ.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-1435381376484986103</id><published>2015-02-14T10:30:00.001-08:00</published><updated>2015-12-06T11:38:01.960-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Anasayfa"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Güncel"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Haber"/><title type='text'>14 Şubat 2015</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgXnakvTIW-pNJ5l5RIIW7mIhIB0MVXg0jddCjO_prDrRRGnYlaO1VeO96czxUgOxxoQPILFVZXjpvln3iog8JImOdOg37E9-JKyZxMNsmert_jU4ljx9mD7e_kxTDDrm1AM4wUbsQ1GsY/s1600/%25C3%25B6z.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgXnakvTIW-pNJ5l5RIIW7mIhIB0MVXg0jddCjO_prDrRRGnYlaO1VeO96czxUgOxxoQPILFVZXjpvln3iog8JImOdOg37E9-JKyZxMNsmert_jU4ljx9mD7e_kxTDDrm1AM4wUbsQ1GsY/s320/%25C3%25B6z.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; 14 Şubat olabildiğince içi boş bir gündü benim için. ama bu sefer acı ile doldu o boşluk. Keşke dedim bir ara keşke duymasaydım. Okumasaydım. Sonra da kendimden utandım nasıl bu kadar bencil olabilirim diye...&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Kadın hakları diye bir şey yoktur bence. Olmamalıdır. Her canlının canlı olmasından doğan hakları vardır. En azından böyle olmalıdır. Fakat yaşadığımız toplumda hatta dünya üzerinde sadece ve sadece güçlünün güçsüz üzerinde hakları var. Her insan kendisinden daha güçlü bir insan tarafından haksızlığa uğramadan kabul etmiyor bu gerçeği. Ülkemizde ise her zaman kadınlar güçsüz kanat. Hep ezilen hep yıpratılan... Son yıllarda ise güldüğü için, giydiği kıyafetlerden dolayı hatta ve hatta hamile olduğu için yadırganan taraf... Belli kitlelere bu kadar hükmedebilen kişiler tarafından doğrudan hedef gösterilen kadınların böylesi şiddetler görmesi kaçınılmaz. Kesinlikle bu soysuzluğu yapanları aklamaya çalışmıyorum. Sadece belki de ömrünün sonuna kadar cesaret edemeyeceği bu iğrençliğe cesaret kırıntısı dağıtanlara isyanım. Daha iğrenç olan ise bu cesareti verenlerin ya da verenlere şakşakçılık edenlerin böyle iğrenç olayların ardından üzüldüğünü söylemeleri... Belki de o gün alkışını tepki için çalsaydın bu olay hiç yaşanmayacaktı diyorum onlara...&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Münevver Karabulut öldü ailesi, şovmenlikle şuçlandı. Herkes işin magazin boyutuyla ilgilendi. Vahşet hep ikinci planda kaldı. Bu sadece en popüleri diye verdiğim örnek ama örnekleri arttırmak isteyenler&amp;nbsp;&lt;a href=&quot;http://www.mynet.com/haber/haberler/kadin-cinayeti-13951/&quot;&gt;buraya&lt;/a&gt;&amp;nbsp;bakabilir. Örnekler o kadar çok ki yazmak imkansız gibi.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bu yazıyı okuyup da bana klavye delikanlısı diyenler de olabilir. Keşke elimden daha fazlası gelebilse fakat sadece yazarak tepki gösterebiliyorum, konuşarak tepki gösterebiliyorum... Bir şey yapabileceği halde yapamayanlara yüklenmelerini rica ediyorum bunu söyleyecek insanlara. A partisi B partisi diye ayırmıyorum, seçimlerden önce emeklilik koşullarını iyileştirmeye çalışan sevgili vekillerimize duyursunlar seslerini. Hadi bunu da yapamıyorlarsa çocuklarına anlatsınlar, benim çocuğum sapık mı ki demeden anlatsınlar. Belki bir kaç kuşak sonra değişen bir takım şeyler olur...&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bu yazıyı beddua etmeden, küfür etmeden bitirebildiğim için kendimi tebrik ediyorum. Umarım okyanusa bir damla da olsa katkım olmuştur...</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/1435381376484986103/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2015/02/14-subat-2015.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/1435381376484986103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/1435381376484986103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2015/02/14-subat-2015.html' title='14 Şubat 2015'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgXnakvTIW-pNJ5l5RIIW7mIhIB0MVXg0jddCjO_prDrRRGnYlaO1VeO96czxUgOxxoQPILFVZXjpvln3iog8JImOdOg37E9-JKyZxMNsmert_jU4ljx9mD7e_kxTDDrm1AM4wUbsQ1GsY/s72-c/%25C3%25B6z.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-315821763999370507</id><published>2014-12-20T12:27:00.001-08:00</published><updated>2015-12-06T11:33:13.656-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kitap"/><title type='text'>Oğuz Bal - Erkek Dublajı</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi9g8-1SERb0JUYCFP4UYOeZUJ7DQfcOBX8Y5ilWaPRGbFHAMYpSUVg5-w21pfxCGdNq26pN5ORYeiwnwgGR18ZCLW0kSpFzKR9f8mimE_TEUCFtsVxOEUj7M1y_G9YS6nGiBCe5EkxYEU/s1600/o%25C4%259F.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;218&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi9g8-1SERb0JUYCFP4UYOeZUJ7DQfcOBX8Y5ilWaPRGbFHAMYpSUVg5-w21pfxCGdNq26pN5ORYeiwnwgGR18ZCLW0kSpFzKR9f8mimE_TEUCFtsVxOEUj7M1y_G9YS6nGiBCe5EkxYEU/s320/o%25C4%259F.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; İlk olarak nasıl seçtiğimi anlatayım daha önce instagramda da belirtmiştim aslında. Üniversite bahçesine kurulan geçici bir kitap standında karşılaştım bu kitapla. Kitaplar ve yazarları pek tanıdık değildi. Daha önce kapağına yada ismine aldandığım ve zevk almadan okuduğum kitaplardan dolayı ilk önce ilgimi çeken kitapların ismini ve yazarlarını not ediyordum ta ki bu kitaba rastlayana kadar... Ben yine not aldım kitap isimlerini ve işim bitince bu kitabı alarak eve döndüm. Bir tesadüften mi ibaret yoksa metafiziğin vücut bulmasıyla mı aldım bu kitabı bilmiyorum fakat iyi yaptığım su götürmez bir gerçek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Başladığımda biraz fazla küfür içermesi beni ürküttü açıkçası. Dedim yine mi yazar olmayan birinin zırvalarını okuyacağım. Ama küfürler öyle boş değildi hani. Kendime verdiğim kitapları yarım bırakmayacağım sözünden de güç alarak okumaya devam ettim ve fark ettiğim şu ki aynı durumlarda ben de aynı küfürleri savururdum ya da ne bileyim etmem gereken ama içime attığım küfürlerdi bunlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Dün gece daha bir ciddiye alarak okudum. Konular standart aslında ama ana konunun içinde dallanıp budaklanan hayatlar bir farklı. Yaşanmışlık ve acının tadı bir başka. Hani bazı biberleri yersiniz ve acı olduğu için tükürmek istersiniz ama bazılarında biberin acısından haz alırsınız ya işte bu kitaptaki acılar insanı mazoşist yapacak kadar tatlı acılar. Her insanın karşılaştığı ya da karşılaşabileceği türden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bir yandan sonunu merak ederken bir yandan da bitmesini istemediğiniz kitaplar vardır. İşte ben bu kitapta bu dilemmaya tutuldum. Merakım yendi beni. Birden fazla kısa hikaye ve birden fazla son olması merakımı ağır ağır doyurdu. Birbirinden farklı konu ve kişiler, birbirinden farklı hikaye ve mektuplar, ortak paydalarında buluşup bir çay içtiler hep.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bir konunun baştan sona arasız işlendiği kitapları pek sevmeyen ben için, onlarca sayfa değil nokta tek bir virgül girmeyen &quot;Tutunamayanlar&quot; hariç, çok güzel bir kitap oldu. Acı ile mutluluk verdi hafta sonuma. Sizler de tatmak isterseniz kesinlikle tavsiye ederim. Bu hikayelerin sonunun gelmesi dileğiyle...</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/315821763999370507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/12/oguz-bal-erkek-dublaj_20.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/315821763999370507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/315821763999370507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/12/oguz-bal-erkek-dublaj_20.html' title='Oğuz Bal - Erkek Dublajı'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi9g8-1SERb0JUYCFP4UYOeZUJ7DQfcOBX8Y5ilWaPRGbFHAMYpSUVg5-w21pfxCGdNq26pN5ORYeiwnwgGR18ZCLW0kSpFzKR9f8mimE_TEUCFtsVxOEUj7M1y_G9YS6nGiBCe5EkxYEU/s72-c/o%25C4%259F.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-4266272465026337720</id><published>2014-12-20T03:33:00.001-08:00</published><updated>2015-12-06T11:33:33.069-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Deneme"/><title type='text'>Demir Ağlarla Ördük...</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhPnrQv-XiEpS_olWLVGwOj3ZKmV-35j0HpTiQ5jO7oLaSURXeSbIdc-nnZ_RMKxf2pclK42qTnJeWHOxwKmd9a9CSicm-NDdqBMKSKD2uYe2EVzTipJm0Run1Ve4uGA2m4KeJB_TACFBY/s1600/ctxCwwi.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;182&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhPnrQv-XiEpS_olWLVGwOj3ZKmV-35j0HpTiQ5jO7oLaSURXeSbIdc-nnZ_RMKxf2pclK42qTnJeWHOxwKmd9a9CSicm-NDdqBMKSKD2uYe2EVzTipJm0Run1Ve4uGA2m4KeJB_TACFBY/s320/ctxCwwi.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; Başlık kimini rahatsız ederken kimini mutlu etmiştir muhtemelen. Umarım sırf başlık sebebiyle okunmaz ya da okunmaktan kaçınılmaz umarım yazım. İlk yazıda burada siyaset konuşmayacağımı belirtmiştim ki artık hiçbir yerde konuşmamayı tercih ediyorum. Zira siyasi bir konu açılsa da insanlar birbirini kırsa diye tırnaklarını tırnaklarına süren insanların olduğu bir zamanda siyaset konuşmak hiç çekici değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bu gün ilgisiz bir blog yazarı olma özelliğimi bir kenara bırakacağımı ve birden fazla yazı yazacağımı hissediyorum nedense. Bunun ilk adımı olarak hafta önce yazmayı planladığım bir yazıyı yazacağım. Yazmayı düşündüğümde yazmış olsam ilk cümlem; &quot;Hayallerini gerçekleştirmek insanı ölüme bir adım daha yaklaştırıyor sanki.&quot; gibi bir cümle olacaktı. O an kesinlikle karamsar değildim kesinlikle yanlış anlaşılmasın. Ama takdir edersiniz ki ölüm de en çok hayallerini gerçek yapanlara yakışır. Neyse insanlar iki ortak yönünden biri olan ölümü konuşmayı da dinlemeyi de sevmez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; 22 Kasım 2014 saat 14:50. Galiba dünyadaki insanların geri kalanı için anlamsız bir tarih ve zaman ama benim için çok önemli. Hayatımdaki sayılı gerçekleştirilebilir hayalimden birisi. Gerçi bu gerçekleştirilebilir olgusu yıllar yılı değişiyor. Çok heyecanlıydım ve o heyecanla ters yönde bir koltuğa oturmuşum. Hareket edince anladım fakat değiştirmek de istemedim zira tüm cam kenarları dolmuştu. Hayal gibiydi, bulutların üstündeydim adeta... Trendeydim ve istikamet İzmir. Hep tren seyahatine özenmiştim ve bir gün yapacağımı biliyordum fakat bunun aşık olduğum şehre olacağı hiç aklıma gelmemişti. Önce biraz kitap okudum sonra dedim ki dur ne yapıyorsun! Zaten hava kararınca yolculuk bitmeyecek biraz etrafı izle anı yaşa. Öyle de yaptım. Kulağımdaki kulaklıktan çıkan sesler etrafımdakileri rahatsız ettiyse özür dilerim bana eşlik edenlerden fakat o güzel dakikaları müzikle taçlandırmam gerekti. Bir buharlı trende olsaydım müziği tercih eder miydim? Hiç sanmıyorum. Eee ne de olsa bir de çocukluk hayalleri var çuf çuf sesi. Bir de yukarıdaki oyuncak fotoğrafı. Çocukluğuma dair hatırladığım en eski hatıralarımdan birinden geliyor. İnternette birebir benzerini bulamadım maalesef ama bu fotoğraf da pek aratmadı gerçeğini.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; İlk yazmayı planladığımda yazsam sadece giriş cümlem farklı olmayacaktı tabi ki de. O an hissettiklerimi daha net yazabilecektim muhtemelen. Ya da her zamanki İzmir&#39;den daha güzel, daha sıcak bir İzmir hayalini kurduğumdan bahsedecektim. Ama biraz değişti yazı zamanla her şey gibi. İzmir yine güzeldi fakat yalnızlık en çok yakıştığı yerin hayaller olduğunu hatırlattı bana. Hayalleri yalnız olmalı insanın, gerçek kalabalık olursa daha çok mutlu eder. Hem ulaşılan hayallerde yalnız olduğun için bir burukluk olmaz yüreğinde. Her şey çok güzelken ama ya da keşkeyle başlayan cümleler dökülmez dudaklardan...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Hayaller, mutlulukların ötesinde çok rahat bir yolculuk şekli tren. Biraz yavaş olsa da aceleniz yoksa ömürde bir kez denemelisiniz. Treni kaçırmak üzere olduğumu söyleyen amcanın yardımıyla yetiştiğim trende her ne kadar biraz onun anılarını dinlemek zorunda kaldıysam da, yolculuğum ikinci kısmında yerimi değiştirip, önünde masası olan düz ve tam ortadaki koltuğa geçip, önümde koca bir simit tepsisine göğüs germiş olsam da çok güzel bir yolculuktu. İlk çekmeyi düşündüm tepsiyi ya da kaldırmasını istemeyi, sonra yaşı ve hayata tutunma çabasına kıyamayıp seslenmedim. Ama içimden bir keşke de kopmadı değil. Sadece izin isteseydi masayı kullanmak için... Hayat kaygısı işin içine girince detaylara çok takılmamak gerek. Her yolculuğumuzun güzel günlere çıkmasını dilerim...</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/4266272465026337720/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/12/demir-aglarla-orduk.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/4266272465026337720'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/4266272465026337720'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/12/demir-aglarla-orduk.html' title='Demir Ağlarla Ördük...'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhPnrQv-XiEpS_olWLVGwOj3ZKmV-35j0HpTiQ5jO7oLaSURXeSbIdc-nnZ_RMKxf2pclK42qTnJeWHOxwKmd9a9CSicm-NDdqBMKSKD2uYe2EVzTipJm0Run1Ve4uGA2m4KeJB_TACFBY/s72-c/ctxCwwi.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-8362280339125385124</id><published>2014-12-05T15:22:00.000-08:00</published><updated>2015-12-06T11:34:21.043-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Deneme"/><title type='text'>Denk mi? Eşit mi?</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhRWtLNm23vOkpyRNCK9YDDShLJKRxUMXEoCtPT1uBu52otuMH0UCQK8ocG3GIZq0EL01xsE8o3VRezDcF5dqTpM5-IfYvfaHGf3RpUki99kXus6Y3lr1einGal6JI65WYvDJTCXhEk0n0/s1600/ter.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhRWtLNm23vOkpyRNCK9YDDShLJKRxUMXEoCtPT1uBu52otuMH0UCQK8ocG3GIZq0EL01xsE8o3VRezDcF5dqTpM5-IfYvfaHGf3RpUki99kXus6Y3lr1einGal6JI65WYvDJTCXhEk0n0/s320/ter.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; Kadın-Erkek eşitliği... Bitmek tükenmek bilmeyen bir tartışma konusu. Dürüst olalım kimse nesnel bir bakış açısı geliştiremez bu konuda. Ben de bu yalana ortak olmayacağım ama elimden geldiğince tarafsız olmaya çalışacağım. Sizden bir ricam lütfen okurken ön yargı ile başlamayın. Kesinlikle kadın düşmanı değilim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Tanımla başlayalım isterseniz. Eşitlik iki farkı ölçütün, nesnenin, bireyin birebir benzer olma durumudur. Denklik ise birebir benzer olmasa da aynı işlevi gören demektir. Yani en azından ben böyle yorumluyorum. Peki kadın-erkek eşit midir? Öncelikle fiziksel olarak bir değildir. Dış görünüş olarak farklı olmamızın yanında misal kadınların son kaburgası serbestken erkeklerde birleşiktir, kadınların vücudundaki yağ yüzdesi erkeklerden yüksektir... Örnekler arttırılabilir. Peki eşit midir sorusundan önce eşit olmalı mıdır diye sorsam. Eşit olmak neyi değiştirir ki. Tabi eşit olan bir özelliğimizden dolayı bu soru anlamını yitiriyor. Cinsiyet fark etmeksizin insanoğlunun egosu birbirine eşittir. Açık yüreklilikle söylüyorum bana birisi sen bir kadınla eşitsin dese utanırım, redderim. Nasıl yani bir grip olduğunda dahi çekilmez adam olan ben doğum yapan bir kadınla nasıl eşit olabilirim. Mümkün müdür bu. Bir kere bu bizi doğuran annelerimize bir hakaret değil midir?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Üstünlük; bir diğer ürün, nesne, birey olmaksızın hayatın devam etmesi... En azından ben bu şekilde yorumlamayı tercih ediyorum. Peki kadınsız erkekler ya da tam tersi erkeksiz kadınlar sürdürebilir mi hayatı. Madem hayatı sürdürmek için iki unsur da bulunmalı, nerde kaldı üstünlük. Eee murmur sende işi yaptın ne eşit ne üstün nasıl olacak bu iş diyebilirsiniz. İşte burada denklik kelimesi imdadımıza yetişiyor. Birebir benzer değiliz, üstün de değiliz, o zaman dengiz demektir. Ayrılmaz bir bütünüz yani.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Denklikten midir bilinmez ama kız ve erkek çocukları farklı şekilde yetiştirilir. Daha önceleri ataerkil bir toplum olmamıza bağlıyordum bunu fakat değişen sosyal statüler ve kadın haklarının gelişmesini izleyişimin ardından yanıldığımı fark ettim. Hala kızlar bebeklerle, pembeler içinde yetiştirilirken, erkekler arabalarla, maviler içinden yetiştiriliyor. Bence bu yetiştirme tarzı kadın erkeğin ilk ayrıma uğradığı nokta. Sonrasına gelecek olursak tespitim şu yönde; erkekler hem fare hem klavye ile bilgisayar oyunları oynarken, kızlar sadece fare ya da sadece klavye ile oynanan oyunları tercih ediyor. Bunu söylediğimde bir kız çıkar genelde ama ben fps oyunları da oynuyorum der ve istisnalar kaideyi bozmaz demem bir şey değiştirmez. Lütfen peşinen bunu dedim istisnaları bir kenara bırakın. Bu alışkanlığı sonralarda araba kullanımında erkeklerin daha üstün olması ile görüyoruz. Sağ ayna, sol ayna, dikiz aynası, gaz, fren, debriyaj, vites... Eee kadın buna uygun yetiştirilmedi ki. Yarıştırmak bile saçma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Dün yani 5 Aralık, Dünya Mühendisler Günüydü. Ufak bir konuda anlaşmazlık yaşadım. Olay tam da denklik konusu ile ilgiliydi. Kadınlardan mühendis olur mu? Olur tabi ki ama ne kadar verimli olur? Kadınlar duygusal varlıklar. İyi ki de öyleler yoksa bebekken halimiz harap olurdu. Bu hayati iyi yön kimi zaman hayati derecede kötü bir özellik olabiliyor. Tamam düzenlidir kadınlar, işlerine bir erkekten daha çok özen gösterirler fakat bir yandan da paniktirler. Vesveselidirler, o kadar detaycılardır ki bazen bütünden parçayı görmeyi unutup detayların içerisinde kaybolurlar. Bize verilen özellikleri, gerek doğmadan önce gerekse doğduktan sonra, iyi düşünür buna göre meslek seçimi yaparsak sizce de performansı arttırmaz mıyız? Kadınlar çok iyi endüstri mühendisi olur, çok iyi gıda mühendisi olur ama kusura bakmayın iyi bir makine ve elektrik elektronik mühendisi olamazlar. Yani en azından bir erkek kadar iyi diyeyim. Çok iyi bir mimar olurlar fakat iyi bir inşaat mühendisi olamazlar. Biri birinden daha kolay ya da değersiz demek değil bu sadece yeteneklerimize göre işe yönelmemizdir bu. Yanlış meslek seçimi erkekte olursa sadece sıkıcı bir eş ya da sıkıcı bir babaya sebep olurken kadında tüm evin alt üst olması anlamına gelir. Evin en önemli unsurudur çünkü kadın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Kadın erkek denktir. Evet kadın erkeğin yaptığı işlerin büyük bir çoğunluğunu yapabilir. Hatta fiziksel olmayan işlerin tamamını yapabilir bile diyebilirim. Fakat kadın erkeğin yaptığı her işte mutlu olamaz. Olması da gerekmez. Kadın erkeğe eşit diyen kadınlar ve erkek kadından üstün diyen erkekler denk olduğumuz ayrımını görürlerse dünyayı daha yaşanılır bir hale getirmek için büyük bir yol katettiğimizi görebilirler. Umarım kırmadan anlatabilmişimdir düşüncemi. Kadın-erkek, dindar-ateist, galatasaraylı-fenerbahçeli, beyaz-zenci... gibi sözcüklerle ayrıştırılmadığımız bir dünya ümidiyle sağlıcakla kalın.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/8362280339125385124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/12/denk-mi-esit-mi.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/8362280339125385124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/8362280339125385124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/12/denk-mi-esit-mi.html' title='Denk mi? Eşit mi?'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhRWtLNm23vOkpyRNCK9YDDShLJKRxUMXEoCtPT1uBu52otuMH0UCQK8ocG3GIZq0EL01xsE8o3VRezDcF5dqTpM5-IfYvfaHGf3RpUki99kXus6Y3lr1einGal6JI65WYvDJTCXhEk0n0/s72-c/ter.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-9054083446547298966</id><published>2014-11-20T03:57:00.000-08:00</published><updated>2015-12-06T11:36:32.137-08:00</updated><title type='text'>Çığlıkların Saygı Duruşu</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhhRvjjsHq9AGTv1TGiJ-fw6YOKzTc9rz63KGmYdichAulLjzVKVkt_RClzolllA3nHffTafXo6P6SMo5XqSnVtvLXOloLZuLSYJA_mXAq-3a7beeamyONVIeho3bZyyI5Rz5lTs7U-HyE/s1600/IxFz0YV.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhhRvjjsHq9AGTv1TGiJ-fw6YOKzTc9rz63KGmYdichAulLjzVKVkt_RClzolllA3nHffTafXo6P6SMo5XqSnVtvLXOloLZuLSYJA_mXAq-3a7beeamyONVIeho3bZyyI5Rz5lTs7U-HyE/s320/IxFz0YV.jpg&quot; width=&quot;212&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; Kimi zaman gürültünün için de tüm sesler kesilir kendinle baş başa kalırsın. Herkesin feryat figanını görüsün ama duyamazsın. Hani filmlerde ses bombası atılması anı olur ya benzeri işte. Tek fark uğultu bile duymazsın. Saf sessizlik. Sanki hayatında hiç ses duymamışcasına. Sonra vücudunda dolaşan kanı hissetmeye başlarsın ilk olarak başında. Sol kolun uyuşur gibi olur ama kalp krizi geçirmiyorsundur. Gerçi kalbinde bir kriz yaşandığı kesin ama bilim insanları buna kalp krizi demez.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bilim insanları ne bilir ki? Hiç ulaşılmamış ideal ortamlarda yapılan deneyler, ispatlanmamış ve ispatlanamayacak teoremler, tek doğruluğu yanlışlığının ispatlanmamış olan doğrular... Ne bir duygu ne bir his. İnsan hesaplanabilir bir varlık mı ? Başımız ağrıdığında ne kadar süreceğini hesaplayabiliyor muyuz mesela? Ya da ne bileyim bir yakınımızı kaybettiğimizde hissedeceklerimizi tahmin edebiliyor muyuz? Biraz sonra fotoğrafını göreceğiniz babayı gördüğümde ne hissedeceğimi görene kadar bilmiyordum. Siz de bilmiyordunuz. Eğer hiçbir şey hissetmediyseniz bir doktora görünmenizi tavsiye ederim. Her gün insanlar ölüyor bunun ne farkı var bir fakir o mu diyebilirsiniz. Fakat onun oğlunun ölümünden bir fiil tüm ülke sorumlu. Kimimiz karşı çıkmadığımız için, kimimiz bir müdahalede bulunmadığımız için, kimimiz mecburiyetleri ortadan kaldırmadığımız için bunların hiçbirisi benim suçum değil mi diyorsunuz? Emin olun aklınıza bir kere bile gelmemeleri bizleri suçlu yapar. Şimdi nokta kadar hatamız bile bulunsa sorumlu değil miyiz bu eve bakan kişinin ölmesin de. Bundan sonra o ailenin yaşayacağı ağır sefalette ? Unutulur bu gün unutulmasa yarın unutulur. Düşünsenize daha kaç gün önceydi anası &quot;Oğlum yüzme de bilmez...&quot; diyeli. Bu gün haberlerde görmeseniz hanginiz hatırlıyordunuz? Unutkanlık en büyük ilaçtır. Fakat unutmayın her ilacın doz aşımı ölümcüldür...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;
&amp;nbsp; Acıların başınıza gelmesini beklemeyin. Siz bekledikçe acı size daha çok yaklaşır. O gün gelmeden birinin derdine ortak olun. Çözemeseniz bile ortak olun. O yükü kaldıramasanız bile bir tebessümünüz yükün taşınmasını kolaylaştırır unutmayın. Zorlaştırmıyorsanız muhakkak kolaylaştırıyorsunuz demektir. Yeter ki insanların yanında olun...&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/9054083446547298966/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/11/cglklarn-sayg-durusu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/9054083446547298966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/9054083446547298966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/11/cglklarn-sayg-durusu.html' title='Çığlıkların Saygı Duruşu'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhhRvjjsHq9AGTv1TGiJ-fw6YOKzTc9rz63KGmYdichAulLjzVKVkt_RClzolllA3nHffTafXo6P6SMo5XqSnVtvLXOloLZuLSYJA_mXAq-3a7beeamyONVIeho3bZyyI5Rz5lTs7U-HyE/s72-c/IxFz0YV.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-3473911965611833601</id><published>2014-11-09T15:54:00.000-08:00</published><updated>2015-12-06T11:39:15.566-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Anasayfa"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Güncel"/><title type='text'>10 Kasım</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhNsyxDs9HbeDtO0Qq0F1MWXCP5lJLQxxNMc-ANDj2vBkbN54toz0Xnrlc4-GtNMd4ycPDlsYupUDv6T6GZReJkra4vQCqX3sxiljFt4Xd4DUBkGqn5PAygHZlh4ieGcSysz1n0kkpR4y0/s1600/d6rgGVd.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;240&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhNsyxDs9HbeDtO0Qq0F1MWXCP5lJLQxxNMc-ANDj2vBkbN54toz0Xnrlc4-GtNMd4ycPDlsYupUDv6T6GZReJkra4vQCqX3sxiljFt4Xd4DUBkGqn5PAygHZlh4ieGcSysz1n0kkpR4y0/s320/d6rgGVd.png&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp;Uzun süredir yazı yazamıyorum. Nedense okuma ve yazma işlerine biraz ara verdim. İçimden gelmiyor demek daha doğru. Bu günden daha özel bir gün olamazdı herhalde yazmak için. Çok şey yazılıp çiziliyor, bir yandan araştırmasız karalama yazıları, bir yandan araştırmasız savunmalar... Mustafa Kemal bu cehaleti hak edecek ne yaptı acaba?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Tüm olaylara futboldaki fanatizm gözü ile bakanlara hiç bir zaman saygım olmayacak galiba. İnsanlar destekledikleri görüşleri biraz tartmalı süzmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tarih uzmanlık alanım değil. Bu sebep ile ahkam kesen bir yazmayı düşünmüyorum. Sadece ahkam kesenleri biraz eleştirip bir de benim gözümden bakmanızı deneyeceğim. Mustafa Kemal Atatürk benim gözümde kimdir daha doğrusu nedir ilk onu izah etmek isterim. Basit tarih bilgilerinden girdiği savaşları, kazandığı başarıları görebilirsiniz. Küçük bir çocuğa sorsanız muhtemelen onun ilk aklına gelen başarı &quot;Kurtuluş savaşını kazandı bizi kurtardı.&quot; cümlesi ile hayat bulacak. Bazı tek hücreli organizmalar bu cümleyi söyleyen çocuklara bile kızar hemen düzeltme yapar; &quot;Tek başına kazanmadı o savaşı!&quot; haklılar kabul ediyorum. Aynı kişiler İstanbul&#39;u Fatih Sultan Mehmet fethetti de de o da ayrı bir muamma. Konu gayet açık ve net, savaşlar komutanları ile anılır. Bu sebeptendir ki Mustafa Kemal&#39;e küfreden tüm kurtuluş savaşı gazi ve şehitlerine küfreder.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Gerçekten insanları anlamak güç. Yada cahil toplumları diyeyim. Zira hiç bir ülke vatandaşı kurucusunu karalamaya çalışmaz herhalde. Atatürk bu milletin son kurtarıcısıdır. Umarım öyle de kalır. Mustafa Kemal&#39;i karalayanlar da ona tapanlar da bir. Sadece ilke ve inkılaplarını doğru anlayıp uygulasak çok daha yaşanılır bir ülkede mutlu bir şekilde yaşarız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Hala düşüncelerimi sıralı şekilde yazamıyorum. Tek konuya odaklanamamamın sebep olduğu bir sorun galiba. Bu yazıları okunması zor bir hale getiriyor farkındayım. Umarım kusuruma bakmazsınız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&#39;allowfullscreen&#39; webkitallowfullscreen=&#39;webkitallowfullscreen&#39; mozallowfullscreen=&#39;mozallowfullscreen&#39; width=&#39;320&#39; height=&#39;266&#39; src=&#39;https://www.youtube.com/embed/CyCBy66JADU?feature=player_embedded&#39; frameborder=&#39;0&#39;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; Umarım Bu video benim anlatmak istediklerimi daha derli toplu anlatır sizlere.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/3473911965611833601/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/11/10-kasm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/3473911965611833601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/3473911965611833601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/11/10-kasm.html' title='10 Kasım'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhNsyxDs9HbeDtO0Qq0F1MWXCP5lJLQxxNMc-ANDj2vBkbN54toz0Xnrlc4-GtNMd4ycPDlsYupUDv6T6GZReJkra4vQCqX3sxiljFt4Xd4DUBkGqn5PAygHZlh4ieGcSysz1n0kkpR4y0/s72-c/d6rgGVd.png" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-805066529605813901</id><published>2014-08-16T05:19:00.000-07:00</published><updated>2015-12-06T11:40:27.511-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiVcYb9L3-sDfaFmYmWhNltwuF4wxSTO25kAKOCyBaiv3w1tZaGu-9DUSeXx4nCZy4RMbWRhUwmCrFgbOD1rir7J0AYMb88IA9EL5BEsnjxno4wVKJ2KWutpV0WPF7agHa2gUqhkK3GYeM/s1600/10616843_1527115774184948_1859016649_n.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiVcYb9L3-sDfaFmYmWhNltwuF4wxSTO25kAKOCyBaiv3w1tZaGu-9DUSeXx4nCZy4RMbWRhUwmCrFgbOD1rir7J0AYMb88IA9EL5BEsnjxno4wVKJ2KWutpV0WPF7agHa2gUqhkK3GYeM/s320/10616843_1527115774184948_1859016649_n.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
Girişi okuduktan sonra durdum ve bu romanı boşa harcamamam gerektiğine ve güzel bir yolculukla taçlandırmam gerektiğine kanaat getirdim. Bu amaçla yaklaşık 3-4 hafta beklettim bu kitabı. Beklettiğime de değdi. Soluksuz bir roman ve yolculukla ödüllendirdi bu kararım beni.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gaziantep-Marmaris arası 19 saate varan bir cehenneme döner her yaz. Bunun da tek sebebi annemin yükseklik korkusu olsa gerek. Gerçi kitabın lezzetine lezzet kattı bu yolculuk bunun için anneme teşekkür etmem gerekir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dil açısından yapayım eleştirimi. Bir mühendisi anlatan okuduğum ilk kitap Canan Tan Yüreğim Seni Çok Sevdi oldu. Ardından Oğuz Atay Tutunamayanlar... Tutunamayanlar bilincime öyle bir yerleşti ki her mühendis içeren kitabı ağır bir dil ole bekler oldum. Ama bu kitap ilk kitap gibi sular seller gibi akıcıydı. Ön yargımı kırdığını pek söyleyemem ama edebiyatçılar yazınca daha pozitif bakabilirim artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir mühendisin hayatını okumak bana diğer meslek gruplarından daha sıcak. Ne de olsa gelecekteki meslektaşlarım. Bu sebepten dile sevindim. Yalnız konu meslektaş olunca daha yaratıcı hikayeler beklemem herhalde doğal hakkım. Bu kitap bu beklentimi gayet karşıladı. Sonunu tahmin edemediğim filmler ve kitaplar özel ilgi alanım. Gerçi şüphe duyduğum yerler oldu bu kitapta ama tam anlamı ile bir tahmin olmadı. Heyecanı arttırdı bu da.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yolculuğa kattığı keyif, kurgu ve dili bir bütün olarak düşünürsek kitap okumaya değer. Bunun yanında daha önceki kitap yorumlarında da bahsettiğim yazarın başka kitabını okuma arzusu Livaneli için de oluştuğuna göre ne kadar memnun kaldığımı anlatmama gerek yok. Şimdi sırada tatil zamanı ama önce Çetibeli çevirmesini geçmek var.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/805066529605813901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/08/girisi-okuduktan-sonra-durdum-ve-bu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/805066529605813901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/805066529605813901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/08/girisi-okuduktan-sonra-durdum-ve-bu.html' title=''/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiVcYb9L3-sDfaFmYmWhNltwuF4wxSTO25kAKOCyBaiv3w1tZaGu-9DUSeXx4nCZy4RMbWRhUwmCrFgbOD1rir7J0AYMb88IA9EL5BEsnjxno4wVKJ2KWutpV0WPF7agHa2gUqhkK3GYeM/s72-c/10616843_1527115774184948_1859016649_n.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-3277650498272864293</id><published>2014-07-12T22:20:00.000-07:00</published><updated>2015-12-06T11:40:58.226-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Deneme"/><title type='text'>Bağnazlık</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;http://i.imgur.com/zD1VCVt.jpg?1?5747&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjWNxDSOkaBDP4PuWEV2iXICVOXjFKh7S6TgI_gj8EXz0_N7oYO-dnu18v2N5Dn31lLB8aEUttIL4aNL0B2cnhztGungG79ZubF0F_0KP4QntC8-QejSBqsMxjTrKlwqwBGsWh7j5m48vo/s1600/zD1VCVt.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;228&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjWNxDSOkaBDP4PuWEV2iXICVOXjFKh7S6TgI_gj8EXz0_N7oYO-dnu18v2N5Dn31lLB8aEUttIL4aNL0B2cnhztGungG79ZubF0F_0KP4QntC8-QejSBqsMxjTrKlwqwBGsWh7j5m48vo/s320/zD1VCVt.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&amp;nbsp; Bağnazlık nedir dediğinde insanlar hemen bir tanım arayışına giriyor. Ama bağnazlığı nasıl bir kalıba koymaya çalışabilirsin ki? Ancak ve ancak örneklerle açıklayabilirsin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&amp;nbsp; Farkında değiliz fakat en çok bağnazlıktan şikayet edenler yapıyor bu davranışı. Fikirlerinin modern yada eski olması bir şey değiştirmez. Bağnazlıktan kurtulmanın yolu gayet açık; sabit fikirlerden arınmalıyız. O nasıl olacak canım doğru her zaman doğrudur diyebilirsiniz. Ama doğru dediğimiz kavram sadece bilgisayarlar için sabittir ki yapay zeka sonrası bunu söylemek de pek realist olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&amp;nbsp; Hiç evreni incelediniz mi? Sabit bir cisim ya da sabit bir varlık var mı? En ufak atom taneciği bile titreşir, koskoca kıtalar hareket eder. Ama sizin futbol takımınızı değiştirmeniz dönekliktir! Ne zavallı bir durum. Bu kadar da basite indirgeme bağnazlığı diyebilirsiniz ama maalesef basite indirgenmeden anlaşılmıyor. Niye daha iyi oynayan takımı destekleyemiyoruz ki. Evlenmelerin bile % 50si boşanma ile sonuçlanırken kimse sadakatten bahsetmesin lütfen. Bu düpedüz bağnazlıktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&amp;nbsp; Kimimiz dini yönden bağnaz, kimimiz ideolojik olarak. Hepimiz bağnaz olmasak koca bir nesil bulaşık deterjanına mintax, kağıt mendile selpak der miydik? Partilere girmek istemiyorum ama bağnazlığın çok açık yapıldığı yerlerden biridir siyaset. CHPyi sorgulama yobaz olursun, MHPyi sorgulama terörist olursun... AK Partiye hiç değinemeyeceğim, biat kültürünü kanıksamış insanlardan bağnazlık dışı bir hareket beklemek hayal.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: inherit;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; line-height: 28px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; line-height: 28px;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; line-height: 28px;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; line-height: 28px;&quot;&gt;Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir diye klişe bir Herakleitos sözü vardır. Bağnazlığı en iyi izah eden sözdür bence. Bu paradoksu özümsemeden kurtulamayız bağnazlık illetinden. Umarım bir gün tüm takıntılarımızdan arınır, sabit fikirlerin olmadığı bir dünyada mutluca yaşarız...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: inherit; line-height: 28px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #333333; font-family: &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif; font-size: 24px; line-height: 28px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/3277650498272864293/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/07/bagnazlk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/3277650498272864293'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/3277650498272864293'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/07/bagnazlk.html' title='Bağnazlık'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjWNxDSOkaBDP4PuWEV2iXICVOXjFKh7S6TgI_gj8EXz0_N7oYO-dnu18v2N5Dn31lLB8aEUttIL4aNL0B2cnhztGungG79ZubF0F_0KP4QntC8-QejSBqsMxjTrKlwqwBGsWh7j5m48vo/s72-c/zD1VCVt.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-4586647530253748593</id><published>2014-07-12T06:52:00.000-07:00</published><updated>2014-07-12T06:52:22.971-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kitap"/><title type='text'>George Orwell - Bin Dokuz Yüz Seksen Dört</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;http://i.imgur.com/raNj654.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://i.imgur.com/raNj654.jpg&quot; height=&quot;320&quot; width=&quot;205&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; Bu kitabı alırken diğer kapağı bulamamış olmam çok acı. Asıl onu sevmiştim. Can yayınlarının kapak tasarımı yaratıcı fakat çekici değil, karmaşık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Öncelikle önsüzü eleştirerek başlamak istiyorum. Kesinlikle yüksek ego ile yazılmış bir ön sözdü ve çeviren (Celâl Üster) kişiye tek kelime ile gıcık oldum. Kabul ediyorum iyi iş çıkarmış ve övünmekte haklı fakat bu benim okuma keyfimi kaçırabileceği anlamına gelmiyor. Kitabı bu basımı ile okuyacaklara tavsiyem aslen son söz olan ön sözü kitap bitince okumaları. Zira kendini övme çabası içerisindeki çevirmenimiz kocaman bir spoileri bizlere armağan etmiş. Okumaktan vazgeçmemek için kendimle savaştığım bir gerçek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Çeviriyi bir kenara bırakıp yazıma gelmek biraz sakinleştirecek sanki beni. George amca gerçekten dünya siyasetini çok iyi bir şekilde özümsemiş ve bunu kitabına nakşetmiş. Bir çoğumuzun bildiği fakat kelimelere dökemediği siyasi projeler gayet net bir dille anlatılmış. 1949 yılında bugünleri görmüş neredeyse. Sevgili ülkemi yönetenlerin de bu kitabı okuyup özümsediği hissine kapıldığımı söylemeden de geçemeyeceğim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Dil olarak çok daha ağır bir dil bekliyordum ama bu konuda haksız düştüm açıkçası. İlk bölümde sinir olduğum çevirmenin bu konuda emeği büyük sanırım. Akıcı bir dile sahip kitap. Bazı anlatımlarda bozulmalar mevcut olsa da bu kendi diliyle okumamanın verdiği bir handikap diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Kitabı bitirdiğim gece kabuslar içerisinde geçti. Uyandığımda hala gerçek hayatta mıyım, kitapta mı yoksa rüyada mı bir türlü ayırt edemedim. Bu size ne kadar etkilendiğim konusunda daha net bir fikir verir herhalde. Okumak isteyenlerin tercihinden dolayı tebrik ediyorum ve keyifli okumalar diliyorum. Sıradaki siparişimde hayvan çiftliğinin olacağını da belirterek ne kadar beğendiğimi son cümlemde bir kez daha göstermek istiyorum.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/4586647530253748593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/07/george-orwell-bin-dokuz-yuz-seksen-dort.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/4586647530253748593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/4586647530253748593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/07/george-orwell-bin-dokuz-yuz-seksen-dort.html' title='George Orwell - Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-6438275320751993868</id><published>2014-07-03T08:42:00.001-07:00</published><updated>2014-07-03T08:42:33.435-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kitap"/><title type='text'>Tezer Özlü - Çocukluğun Soğuk Geceleri</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;http://photos-h.ak.instagram.com/hphotos-ak-xaf1/10453920_278704042311719_1827806976_n.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://photos-h.ak.instagram.com/hphotos-ak-xaf1/10453920_278704042311719_1827806976_n.jpg&quot; height=&quot;320&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; İlk kez okuyorum Tezer Özlü. Yazarımız ile ilgili sadece ilginç diyebilirim. Akıcı olmamasına rağmen çekici bir kitap.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Okuduğum kitaplar için yeni bir tabir kullanacağım. Belki daha önce bir başkası kullandı bilemem... Benim kullandığım anlamda kullanıldığını hiç sanmam ama. Bazı kitaplar okuduğumda bana karanlık kelimesini çağrıştırıyor hani rahatsız eden kötü karanlık değil de yorgunken sığındığımız karanlık. Acılarımızı paylaştığımız karanlık. İşte bu kitap da karanlıktı. Acı ve huzuru bir arada barındırıyordu. İliklerinize kadar yaşanan acıları hissedebiliyorsunuz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Kitap konu olarak etkileyiciydi ama dili biraz sıkıcı geldi. Bir yabancılık, bir ağırlık vardı. Betimleme sevenler için tam bir cennet. Ne yazık ki ben çok haz etmem. Konunun çekiciliği dilin yoruculuğunu ört bas ediyor neyse ki.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bir daha aynı yazarı okur muyum diye sorarım kitap bitince. Bu bana yazarın benim açımdan geçerliliğini gösterir. Popüler olmasını pek umursamam. Tezer Özlü yeniden okuyacağım yazarlar arasında. Fakat 100 sayfadan kalın kitaplarına cesaret edemem büyük olasılıkla. Son bir uyarı; ruhsal boşlukta bulunanların bir adım uzakta durması gereken bir kitap. Sevgi ile kalın.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/6438275320751993868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/07/tezer-ozlu-cocuklugun-soguk-geceleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/6438275320751993868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/6438275320751993868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/07/tezer-ozlu-cocuklugun-soguk-geceleri.html' title='Tezer Özlü - Çocukluğun Soğuk Geceleri'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-3803325771460187583</id><published>2014-07-02T21:43:00.000-07:00</published><updated>2014-07-02T21:43:00.952-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Güncel"/><title type='text'>Ramazan</title><content type='html'>&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;http://i.imgur.com/rdEZwmm.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://i.imgur.com/rdEZwmm.jpg&quot; height=&quot;320&quot; width=&quot;213&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
Nerede kaldı eski ramazanlar? Bir durak geride. Şaka bir tarafa değişim ortada fakat gözler uzağa baktığından kimse nedeni göremiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Ramazanlar aynı. Oruç tutan var, tutmayan var. Sahur var, iftar var. Eski dizileri, programları, filmleri yayınlama adeti var. Her ramazanda sorulan saçma din soruları (sürekli geliştiğini söylemeden geçemeyeceğim) var. Peki ne eksik? Saygı. &amp;nbsp;Aslında hayatın her aşamasında bu eksikliği derinden hissediyoruz. Sadece insanların daha sık görüştüğü zamanlarda eksikliği daha çok hissediliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Sorunlar her zaman çift taraflıdır. Sorun olmalarının en büyük sebebi ise tek taraflı görülmesi bence. Ramazanda saygı sorunu da çift taraflı. Oruç tutanın tutmayana tutmayanın tutana saygısı kalmamış. Bazı insanlar bunu dinsel bir gereklilik olduğunu düşünüyor ki bu büyük bir hata. Saygı dinler üstü bir kavram bana kalırsa. Misal oruç tutana aynı dinde olduğumuz için değil de insan olduğu için saygı göstermemiz gerektiğine inansak eski ramazanları geri getirebiliriz belki. Aynı şekilde her insanın oruç tutması gerekmediğini ya da her insanın kendisi için oruç tuttuğunu hatırlarsak yine eski ramazanlara yaklaşırız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Yazıyı çok uzatıp sıkmak istemiyorum. İşin özeti şudur ki saygı eksik oldukça hayatımızda, tuzsuz çorba gibi olacak hayatımız. Belki alışırız tuzsuz çorbaya ama hep bir eksiklik hissederiz... Saygı dolu bir ramazan dilerim.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/3803325771460187583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/07/ramazan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/3803325771460187583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/3803325771460187583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/07/ramazan.html' title='Ramazan'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-600123953543888978</id><published>2014-06-28T09:12:00.001-07:00</published><updated>2014-06-28T09:12:48.648-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Film ve Dizi"/><title type='text'>Edge of Tomorrow - Yarının Sınırında </title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;http://i.imgur.com/9Z5GKzr.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://i.imgur.com/9Z5GKzr.jpg&quot; height=&quot;320&quot; width=&quot;216&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; Uzun süredir sinemada film izlemiyordum. Gerçi perşembe günüde sinemadaydım ama yüzlerce ufaklığın içinde izlenmiş bir filmden tat almam mümkün olmadı tabi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Ramazan ayının gelmesiyle beraber kapalı alan etkinlikleri de bu gün itibari ile başlamış oldu. İlk gün haftasonu olması sebebiyle keyifli geçti. Tam 1 saat kala bir şeyler yazmaya çalışmak gerçekten cesaret işi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Öz kardeşim kadar değerli 3 kardeşim var benim. Daha önce bahsettim mi bilmiyorum. Bu gün onlardan birisi ile beraber olduğumdan gayet güzel bir gündü. Gerçi üçünden biri ile görüştüğüm günden daha iyi geçen bir günüm üçü ile beraber olduğum gün olsa gerek. Galiba dünyadaki en şanslı insanlardan birisiyim böyle arkadaşlarım olduğu için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Başlık film olmasına rağmen pek filmden bahsedemedim. Hali hazırda kendimi tanıtma ihtiyacımdan kaynaklanıyor bu galiba. Konumuza dönersek, fragmanı ilk izlediğimde karar vermiştim bu filmi izlemeyi. Gerçekten hikayesi ilginç ve sıradışı. Standart aksiyon, salgın, uzaylı, bilim-kurgu, savaş filmlerinin güzel bir harmanı olmuş. Başarılı bir kurgu, takdire şayan bir hayal gücü. Tom amcanın oyunculuğunu herhalde iyi ya da kötü eleştirmek pek haddim değil. Emily teyze de gerçekten filme sekron olmuş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Güzel bir hafta sonu hedefiniz varsa, bu sıcaklarda yapacak bir aktivite arıyorsanız güzel bir seçenek. IMBD puanına güvenim derin şekillerde sarsılmış olsa da 8,1/10 puan bu film için hiç de abartı değil. benim puanım da 8/10. İzleyecek olanlara keyifli seyirler dilerim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
IMDB :&amp;nbsp;http://www.imdb.com/title/tt1631867/&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&#39;allowfullscreen&#39; webkitallowfullscreen=&#39;webkitallowfullscreen&#39; mozallowfullscreen=&#39;mozallowfullscreen&#39; width=&#39;320&#39; height=&#39;266&#39; src=&#39;https://www.youtube.com/embed/he21BE70f1Y?feature=player_embedded&#39; frameborder=&#39;0&#39;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/600123953543888978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/06/edge-of-tomorrow-yarnn-snrnda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/600123953543888978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/600123953543888978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/06/edge-of-tomorrow-yarnn-snrnda.html' title='Edge of Tomorrow - Yarının Sınırında '/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-1559375480311464978</id><published>2014-06-11T12:51:00.003-07:00</published><updated>2014-06-11T12:51:50.313-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kitap"/><title type='text'>Kürk Mantolu Madonna vs Bir de Baktım Yoksun</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;http://i.imgur.com/2NH8H4H.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://i.imgur.com/2NH8H4H.jpg&quot; height=&quot;320&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp;Uzun süredir yazı yazamıyorum. Neden bilmiyorum. Belki de bu &quot;Bir de Baktım Yoksun&quot; için bir yazı yazmaya zorladığımdandır kendimi. Hani kitap çok mu kötüydü? Asla değildi. Belli bölümleri çok çok iyiydi ama kalite bakımından çok fazla geçiş yaşanıyordu kitapta. Bu yordu gerçekten. Belli bölümleri istemeden yazılmış gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&quot;Bir de Baktım Yoksun&quot; bitince &quot;Kürk Mantolu Madonna&quot; bir çırpıda bitti zaten. Biter bitmez bir yazma ihtiyacı belirdi. Tamam kabul ediyorum üçüncü sınıf bir dizi senaryosu gibi ama kitaplar daha gerçekçi benim için. Diziler sadece bir kurgu gibi dururken nedense kitaplar yaşanmış gibi geliyor. Bilim kurgu kitaplarında bile aklımdan acaba sorusunun geçmesi biraz da sıkıntılı aslında.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Kitap başında kahramanı yanlış seçmiş olmam, asıl kahramanı yanlış tahlil etmiş olmam biraz olsun azaltmadı kitaba ilgimi. Şaşırtması güzel bile oldu diyebilirim. Fazla kitap hakkında yazmak istemiyorum. Hem saygısızlık etmekten hem de söylememem gereken ayrıntıları söylemekten doğan korkumdan çok uzun yazmayacağım. Zaten yazmam önündeki engelin kalkmış olmasından en kısa zamanda yazacağımı biliyorum. Kitap hakkında hemen eleştirimi yapayım; çok çok ağır bir dili var fakat anlaşılmaz bir şekilde akıcı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&quot;Kürk Mantolu Madonna&quot; 9,5/10 puanını benden zorlanmadan alıyor. 0,5 puan ise nazar boncuğu. Bu iki kitap arasında kalırsanız kesinlikle Sabahattin Ali&#39;yi tercih edin. Zira ben bu aralıkta sıkıştım vakti zamanında. &quot;Bir de Baktım Yoksun&quot; 6,5/10 puan ile ortalamanın üstünde kalmayı başarıyor. &quot;Aile Çay Bahçesi&quot; ardından başarısız bir performanstı gözümde. Hepinize keyifli, öğretici okuma saatleri dilerim.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/1559375480311464978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/06/kurk-mantolu-madonna-vs-bir-de-baktm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/1559375480311464978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/1559375480311464978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/06/kurk-mantolu-madonna-vs-bir-de-baktm.html' title='Kürk Mantolu Madonna vs Bir de Baktım Yoksun'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-1295606913525004586</id><published>2014-05-26T10:34:00.000-07:00</published><updated>2014-05-26T10:34:14.208-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Deneme"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Müzik"/><title type='text'>Zeki Müren</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;http://i.imgur.com/tJyoal0.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://i.imgur.com/tJyoal0.jpg&quot; height=&quot;320&quot; width=&quot;250&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; Belli günlerde daha doğrusu belli olmayan günlerde belli olmayan modlara girebiliyorum. Bazen bir ses bazen bir doku sebep olabiliyor bu modların sebebi. Misal bugün bir yarışma programında (Selçuk Yöntem&#39;in sunduğu Büyük Risk) duyduğum bir şarkının ardından Zeki Müren moduna girdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Zeki Müren benim için çok önemli bir sanatçıdır. Şarkıcı demediğim hususuna dikkatinizi çekmek isterim. Kolay kolay sanatçı deyimini kullanmam. Sanatçı olmak zor zanaat. Çok deşmeyeceğim bu konuyu belki bir gün bunun üzerine ayrı bir yazı yazarım. Bu gün günlerden Zeki Müren ve sadece onun sözleri ve şarkıları üzerine yazmak istiyorum. Zaten şu an hali hazırda hazırlamakta olduğum şarkı listesini yazının sonuna da iliştireceğim. Tamamen kendi dinlediğim sırada olmasına özen gösteriyorum. Gerçi şu anda karışık çalıyor olsa da sanki bir düzen içerisinde gidiyormuş gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Zeki Müren şarkılarında nedense onunla birlikte yaşıyormuş gibi oluyorum. Şu anki şarkı ve şarkıcıları Zeki Müren&#39;le kıyaslama gafletine düşmeyeceğim. Zira gerçekten büyük hayal kırıklığı yaratır bu bende. Şarkılarındaki yaşanmışlık, gerçekçilik, akla yatkınlık, bütünlük şimdiki şarkılarda nerde... Gerçekten yanlış zamanda doğmuşum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Zeki Müren dinlerken yazmakta güçleşiyor. Yazdığım yazı o kadar boş o kadar anlamsız geliyor ki... Adam yapmış birader daha neyin çabasındasın diyesim geliyor ki sonra kendimle konuşmam hoş karşılanmaz dayatması geliyor gözümün önüne ve demiyorum. Kendi kendine yazanlara aristokrat gözüyle bakanların kendi kendine konuşana deli demesi nasıl bir dilemmadır çok kurcalamayacağım...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Son günlerde daha doğrusu Soma cinayetinden bu yana fotoğraf koyamıyorum instagrama içimden gelmiyor. Buradan özür diliyorum orada beni takip edenlerden. Biliyorum sadece forum yazıları paylaşıyor olmam sıkıcı. Ama bu isteksizliği atmadan fotoğraf koymak pek içimden gelmiyor. Bu hislerde acıları dindirmek, su serpmekle yükümlü insan müsvettelerinin olayları kızıştırma çabalarının etkisi büyük maalesef. Umarım yanlışlarının farkına varırlar varmazlarsa da başımızdan giderler... Ben de en kısa zamanda bu isteksizlikten kurtulurum diyor ve sizleri hazırladığım liste ile baş başa bırakıyorum. Tabi yazıyı okumaya başlamadan çalmaya başlayanlar daha şanslı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben de bir türlü ön izlemede görünmedi sizde de aynı sorun yaşanıyorsa link olarak&amp;nbsp;&lt;a href=&quot;http://www.youtube.com/playlist?list=PLHqnYg49VbrJ9wFhxhqx5AVHwscIVttbn&quot;&gt;buradaki youtube linkinden&lt;/a&gt;&amp;nbsp;şarkı listesine ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; frameborder=&quot;0&quot; height=&quot;344&quot; src=&quot;http://www.youtube.com/embed/videoseries?list=PLHqnYg49VbrJ9wFhxhqx5AVHwscIVttbn&quot; width=&quot;425&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/1295606913525004586/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/05/zeki-muren.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/1295606913525004586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/1295606913525004586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/05/zeki-muren.html' title='Zeki Müren'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://img.youtube.com/vi/videoseries/default.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-4165531283424162481</id><published>2014-05-25T07:18:00.000-07:00</published><updated>2014-05-25T07:18:33.608-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Deneme"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Güncel"/><title type='text'>Kuşak Farkı</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;http://i.imgur.com/3rbQ97i.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://i.imgur.com/3rbQ97i.jpg&quot; height=&quot;241&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Kuşaklar arasında her dönem fark yaşanmıştır da galiba bu benim yaşadığım ilk kez olan bir durum. Kendimi çok mu önemsiyorum diye sormuyor değilim aslında. Fakat kendi kuşağım ile çatışmam sizce de garip değil mi ?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Çok sorumsuz bir kuşağa denk geldiğim aşikâr. Hani demiyorum ki ben dört dörtlük sorumlu ve saygılı bir insanım. Fakat gördüğüm saygısızlığa ve bencilliğe dayanmam bazen çok zor olabiliyor. Sadece saygı yönünden olsa yine iyi. Okumayan bir nesil var. Beni tanıyanların sanki şundan 2-3 sene önce sen kitap okuyordun da bundan şikayetçi oluyorsun dediğini duyar gibiyim. Evet ben de roman okumazdım. Oldum olası garip bir insanmışım demek ki. Zira canı sıkıldığında kim açıp da Meydan Larousse okur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bir takım konular da vardır ki okumak ya da saygılı olmaktan çok ayrıdır. Misal kütüphanede, müzede, toplu taşıma araçlarında vs. sesli konuşulmaz. Hatta gerekmedikçe konuşulmaz. Bu insan olmanın bir kuralıdır ve kimsenin öğretmesine gerek yoktur. Fakat bakıyorum ki adı üniversiteli olan insanlar bile bu kadarını becermekten aciz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Benim neslim kötünün iyisiymiş dediğim anlar ise tam bir kabus. Benim nesil en azından bilip de yapmıyor bir çok şeyi. Hiç olmazsa bir azınlık halen bazı şeylere değer veriyor, saygı gösteriyor. Ama şöyle bakıyorum lisedeki, ortaokuldaki ve ilkokuldaki öğrencilere... Durum içler acısı. En önemli nokta paylaşma bilinci sıfır. Babamın anlattığı iki olay ise gayet somut örnekler olacağı için paylaşacağım. Bir gün bir ilkokul öğrencisine sormuş ne olmak istiyorsun diye. Öğrencinin cevabı gayet masumane bir şekilde cumhurbaşkanı olmuş. Hani olayın bu kısmına kadar sorun yok bir çoğumuz başbakan ve cumhurbaşkanı cevabını vermişizdir. Ama neden sorusunun cevabı ürkütücü. &quot;Türkiye&#39;de her meslekte birden fazla kişi çalışıyor ama cumhurbaşkanlığı tek. Benim yaptığım işi bir başkası yapmamalı!&quot; Bakar mısınız ufacık beyine sığan koca ego ve bencilliğe. İkinci olay aynı öğrenci tarafından mıydı değil miydi hatırlamıyorum o da içler acısı. Öğretmeni kendisi parmak kaldırırken nasıl bir başka öğrenciyi kaldırırmış. Bu sadece bir mızmızlanma da değil çıkıyor pencereye intihar etmekle tehdit ediyor öğretmenini... Allah&#39;tan hem sınıf 1. katta hem de ikna ediliyor da kazasız atlatılıyor olay.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bencillik, duyarsızlık, umursamazlık... Teknoloji çağı olarak atfedilen 21. yüzyıldan sonra herhalde bu üç çağ yaşanacak. Yozlaşmanın bizlere koca bir armağanı olsa gerek bu. Umarım ben yanılırım ve güzel bir nesil beni haksız çıkarır...</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/4165531283424162481/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/05/kusak-fark.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/4165531283424162481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/4165531283424162481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/05/kusak-fark.html' title='Kuşak Farkı'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2404284591114488843.post-5213789934348718801</id><published>2014-05-22T13:52:00.001-07:00</published><updated>2014-05-22T13:52:18.242-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Deneme"/><title type='text'>Dil...</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;http://i.imgur.com/QXdV5Ds.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://i.imgur.com/QXdV5Ds.jpg&quot; height=&quot;320&quot; width=&quot;256&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; Atalarımıza ve sözlerine gerçekten saygım sonsuz. Hepsi bir yaşanmışlığın eseri. Örnek &quot;Dil ola kese savaşı, dil ola kestire başı.&quot; ya da ne bileyim &quot;Dilim giydirir bana kilim.&quot; Konuyu fazla açıkladım galiba giriş bölümünde. Gazetelerin sosyal medyada kullandıkları yöntemi mi kullansam acaba. Okusanız okusanız da sonuca varamasanız son satıra kadar. Şikayet etmeden duramıyorum bazı zamanlar, huyum kurusun.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Dil bir devleti devlet yapan temel unsurlardan birisidir. Öyle ki dili olmayan bir devlet ancak ve ancak bir başka devletin kuklası olabiliyor. Kimi zaman bir devleti çökerten dil kimi zaman bir devletin insanlarını ölümden kurtarmıştır. Ama nedense insanoğlu dilin hep kötü tarafını görür. Belki de hafızamızın iyi olayları ötelemesindendir bilinmez...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; İnsan beynini anlamak gerçekten güç. Sen koca bir vücuda hükmet gel gelelim bir dile hakim olama. Vücudumuzu dünya olarak görürsek dil herhalde Türkiye&#39;nin olduğu bölge olurdu. Sürekli yönlendireni farklı. Beyinden kalbe hatta daha tehlikeli organların bile dile hükmettiği aşikar. İşte bazen de başına buyruk çıkışlar yapıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Ben bir de parmaklarıma hakim olamıyorum galiba. Zira şu anda konu dil olmamalıydı. Kafanda o kadar konu tasarla, düşün, taşın sonra gel seni zor durumda bırakmaktan başka bir işe yaramayan dil hakkında yazı yaz. Uzun süre o çekilmez dizi 80&#39;lere katlandım halbuki ben. Ne çok özenirdim oradaki dilsiz karakterine. Gerçi bizimkilerde de vardı bir dilsiz ama o konuşmaya çok meyilliydi. Hebe, Hübe de dese bir konuşma çabası vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Rom pert durumda bende. Ne kadar zorlarsam zorlayayım bu konuyu tamamlamadan remdeki işlemleri yapamayacak. Gerçi şu yazı da bile defalarca suçladığım dil, bir çok kez de suçsuz olmasına rağmen suçlanmıştır. Örneğin hiç kimsenin okumayacağını bilmeme rağmen yazıyor olmam beni deli göstermezken, kendi kendime konuşsam deli ilan edilirim. Hani hiç kimse derken bir kaç sadece ben yazdığım için okuyan arkadaşımı es geçmek istemem onlar kıymetli. Bir de sadece ne oldu bu çocuk anarşist mi olacak da yazmaya başladı diye okuduğunu düşündüğüm yakinim olan insanlar var :) Yazılarıma gülücük de koydurdular ya helal onlara.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; İç sesime hakim olmak zor. Yakında kalem defter taşımaya başlayacağım kafamdaki zırvaları toparlamak için. Böyle durduk yere yazmaya başlayınca ne konuyu toparlayabiliyorum ne de bir konu oluşturabiliyorum. Kafamdakiler de çıkmıyor tam. Neyse siz siz olun bir avuç kan tükürerek uyanmak istemiyorsanız elinize ve dilinize hakim olun. Haaa buradaki eline hakim olmak eline, diline, beline hakim olmak deyimindeki gibi değil. Devir değişti artık el mesaj yazmak gibi anlamlara da gelebiliyor. Gerçi kim bilir belki ilk söyleyen mektubu kastetmişti...</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/feeds/5213789934348718801/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/05/dil.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/5213789934348718801'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2404284591114488843/posts/default/5213789934348718801'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sadecemurmur.blogspot.com/2014/05/dil.html' title='Dil...'/><author><name>sadecemurmur</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04465507483912591124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTKD3DDTOQV3Am5T8VzQbgQElUlXeF0vGKwfzeYn7QjUhdsPnEU-SBy083J_skId1ZO8YomBe-JVXZUMdII2WwqVMG4oWuPO0LK8GXzqa_1YjwAfsVH9VYF8JYu2aG8g/s1600/*'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>