<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481</id><updated>2025-03-14T00:51:41.111+03:00</updated><category term="sağlık"/><category term="manset"/><category term="faydalı sağlık bilgileri"/><category term="sağlık haberleri"/><category term="sağlık bilgileri"/><category term="faydalı bilgiler"/><category term="sağlık blogu"/><category term="sağlık tavsiyeleri"/><category term="diş"/><category term="günün faydalı bilgileri"/><category term="güzellik"/><category term="kanser"/><category term="kilo"/><category term="sağlıkta dikkat edilmesi gerekenler"/><category term="ağız ve diş sağlığı"/><category term="cilt"/><category term="terlemek"/><category term="Terlemek ve Aşırı Terlemenin Nedenleri"/><category term="aşırı terleme"/><category term="aşırı terlemek"/><category term="bademcik"/><category term="bakım"/><category term="beyaz dişler"/><category term="cilt bakımı"/><category term="diş sağlığı"/><category term="doktor"/><category term="epilasyon"/><category term="kilo nasıl verilir"/><category term="kilo veririken nelere dikkat edilmeli"/><category term="lazer epilasyon"/><category term="meme kanseri"/><category term="spor"/><category term="terleme"/><category term="terlemenin faydaları ve zararları"/><category term="Boyun"/><category term="Göz"/><category term="a vitamini"/><category term="ağız"/><category term="ağız sağlığı"/><category term="bademcik nedir"/><category term="burun"/><category term="burun estetiği"/><category term="cildi güneşten korumak"/><category term="deniz"/><category term="diyet"/><category term="diş bakımı"/><category term="diş beyazlatmak"/><category term="diş implantı"/><category term="diş tedavisi"/><category term="diş çürükleri"/><category term="diş çürüklerinin en belirgin nedenleri"/><category term="diş çürümesi"/><category term="diş çürüğü"/><category term="diş çürüğü nasıl önlenir"/><category term="erkek"/><category term="fitness"/><category term="gebelik"/><category term="göbek"/><category term="göz hastalıkları"/><category term="güneşlenirken nelere dikkat edilmesi gerekir"/><category term="hangi besinler metabolizmayı hızlandırır"/><category term="hızlı kilo verme"/><category term="iftar"/><category term="implant neden oynar"/><category term="implant sonrası şişlik"/><category term="implant yaptırdım sigara içebilir miyim"/><category term="implant zor mu yapılır"/><category term="kanser türleri"/><category term="katarakt"/><category term="kilo verilirken yapılan hatalar"/><category term="kilo verirken dikkat edilmesi gerekenler"/><category term="kilo verirken neler yapılmamalı"/><category term="kilo verme"/><category term="koronavirüs"/><category term="kulak"/><category term="kısa sürede dişler nasıl beyazlatılır"/><category term="metabolizma hızlandırmak"/><category term="metabolizma nasıl hızlandırılır"/><category term="moda"/><category term="oruç"/><category term="ramazan"/><category term="ramazanda kilo almamak için neler yapılmalı"/><category term="sahurda ne yemeliyiz"/><category term="sarımsak"/><category term="sigara"/><category term="ter kokusu"/><category term="yaz"/><category term="zayıflamak için ne yapmalı"/><category term="çocuk"/><category term="öksürüğe ne iyi gelir"/><category term="2015 yılının en popüler fitness müzikleri"/><category term="Ağzımızın koktuğunu nasıl anlarız"/><category term="Ağız kokusu nedir"/><category term="Ağız kokusuna neden olan etmenler nelerdir"/><category term="Ağız kokusundan kurtulmanın pratik yolları"/><category term="Bacak Lazer Epilasyonu"/><category term="Bel fıtığı tedavi edildikten sonra tekrar eder mi"/><category term="Bel fıtığında en başarılı yöntem nedir"/><category term="Bikini Bölgesi Lazer Epilasyonu"/><category term="Concordix"/><category term="Deney"/><category term="Dr. Özgür Bolat"/><category term="EasyFishOil"/><category term="Füsun Soysal"/><category term="Genital Bölge Lazer Epilasyonu"/><category term="Göğüs Lazer Epilasyonu"/><category term="Gümüş Düğme"/><category term="Hastalığın ortaya çıkmasında hangi faktörler etkili olur?"/><category term="Hayıt Ağacı"/><category term="IPL"/><category term="Kalp Krizinden Korunma Yolları"/><category term="Kansere İyi Gelen Bitkiler"/><category term="Katarakt Kimlerde Görülür?"/><category term="Kataraktın belirtileri nelerdir?"/><category term="Koltuk Altı Lazer Epilasyonu"/><category term="MyTherapy"/><category term="MyTherapy android"/><category term="MyTherapy hakkında"/><category term="MyTherapy ilaç hatırlatma"/><category term="MyTherapy indir"/><category term="MyTherapy ios"/><category term="MyTherapy nedir"/><category term="MyTherapy pill reminder"/><category term="MyTherapy sağlık uygulaması"/><category term="Papatya"/><category term="Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu"/><category term="Selülitten kurtulmanın yolları"/><category term="Sırt Lazer Epilasyonu"/><category term="Ter Kokusu İçin Şifalı Bitkiler nelerdir? Ter kokusu nasıl önlenir? Ter Kokusuna Bitkisel Çözüm"/><category term="Yüz Lazer Epilasyonu"/><category term="adale romatizması"/><category term="adale romatizması nedir"/><category term="adele"/><category term="aile"/><category term="aile içi iletişim"/><category term="aile içi iletişim nasıl olmalıdır"/><category term="aile içi iletişim nedir"/><category term="aile nedir"/><category term="akademia"/><category term="akyuvar"/><category term="alerji"/><category term="alerji nedir"/><category term="alexandrite lazer epilasyon"/><category term="ali taran"/><category term="aloe vera"/><category term="alternatif tıp"/><category term="alyuvar"/><category term="ambliyopi nedir"/><category term="ameliyat ipi"/><category term="ameliyat ipi ile gençleşme"/><category term="ameliyat ipi nedir"/><category term="anestezi yapan kişiye ne denir"/><category term="anüs"/><category term="anüs kaşıntısı"/><category term="anüs nedir"/><category term="ara öğün"/><category term="araba oyunlarix"/><category term="araba oyunları"/><category term="arı sokması halinde ne yapmalıyız"/><category term="astım"/><category term="astım atağı nedir"/><category term="astım belirtileri"/><category term="astım bulaşıcı mıdır"/><category term="astım hastalığı"/><category term="astım hastalığı nedir"/><category term="astım nasıl bir hastalıktır"/><category term="astım tedavisi"/><category term="astımın nedenleri"/><category term="ayak"/><category term="ayak dinlendirme"/><category term="ayak dinlendirme yöntemleri"/><category term="ayak sağlığı"/><category term="ayva ve limon"/><category term="az malzemeli diyetler"/><category term="ağrı"/><category term="ağız hastalıkları"/><category term="aşırı makyajın zararları"/><category term="badem faydaları"/><category term="badem nedir"/><category term="badem nelere iyi gelir"/><category term="badem yağı ne işe yarar"/><category term="badem yağı nelere iyi gelir"/><category term="badem yağının artıları ve eksileri"/><category term="badem yağının faydaları"/><category term="bademcik ameliyatı"/><category term="bademcik ameliyatı öncesi ve sonrası"/><category term="bademcik ameliyatın sonra"/><category term="bademcik iltihabı"/><category term="bademcik resmi"/><category term="baklava göbek"/><category term="bal"/><category term="bal gurmesi"/><category term="balgam"/><category term="balgam nedir"/><category term="balkabağı nasıl tüketilmelidir"/><category term="balkabağında hangi vitaminler bulunur"/><category term="balkabağının faydaları"/><category term="balkabağının lif değerleri nedir"/><category term="ballı yoğurt"/><category term="balık ve balık yağı"/><category term="balık yağı"/><category term="balık yağı nedir"/><category term="balın faydaları"/><category term="basit diyet tarifleri"/><category term="bayan epilasyon"/><category term="bağışıklık"/><category term="bağışıklık nedir"/><category term="bağışıklık sistemi"/><category term="bağışıklık sistemi için ne yemeliyiz"/><category term="bağışıklık sistemini güçlendirme"/><category term="bağışıklığa iyi gelen besinler"/><category term="baş"/><category term="başlıca meyve çeşitleri"/><category term="bbc"/><category term="bebek"/><category term="bebek bakımı"/><category term="bebek pişik kremi"/><category term="bebek ürünleri"/><category term="bebek ıslak mendil"/><category term="bel fıtığı"/><category term="bel fıtığı ameliyatsız tedavi"/><category term="beslenme önerileri"/><category term="biberiye"/><category term="bitki"/><category term="bitki çayları"/><category term="blog"/><category term="botoks"/><category term="botoks zararlı mıdır"/><category term="botox"/><category term="botox nasıl tedavi eder"/><category term="botox nasıl yapılır"/><category term="botox nedir"/><category term="botox yaptırmalı mı yaptırmamalı mı"/><category term="boyun ağrısı"/><category term="boyun ağısına ne iyi gelir"/><category term="boyun fıtığı"/><category term="boyun fıtığı belirtileri"/><category term="boyun tutulması"/><category term="boğaz ağrısı kereviz"/><category term="boğaz ağrısı tedavisi"/><category term="boğaz ağrısına ne iyi gelir"/><category term="braun silk-epil"/><category term="brokoli"/><category term="bursa"/><category term="burun ameliyatı"/><category term="burun ameliyatı hakkında"/><category term="burun ameliyatı öncesi"/><category term="burun estetiği hakkında"/><category term="burun estetiği nedir"/><category term="burun estetiği yaptırılırken nelere dikkat edilmeli"/><category term="burun estetiği zararlı mıdır"/><category term="böbrek taşı"/><category term="böcek sokması"/><category term="böcek sokması halinde neler yapılmalıdır"/><category term="böcek ısırması"/><category term="böcek ısırması halinde neler yapılmalıdır"/><category term="büyük kepçe oyunları"/><category term="cilde neler zararlıdır"/><category term="cilde zararlı etkenler"/><category term="cilde zararlı faktörler"/><category term="cilt bakımında dikkat edilmesi gerekenler"/><category term="cilt soyulması nedir"/><category term="d vitamini"/><category term="deniz suyu"/><category term="dental implant"/><category term="dentatürk"/><category term="dentistanbul"/><category term="dermatolog"/><category term="diken"/><category term="dikkat edilmesi gerekenler"/><category term="dil tutulması"/><category term="diode lazer epilasyon"/><category term="diyet bilgileri"/><category term="diyet çeşitleri"/><category term="diş bakımı tavsiyeleri"/><category term="diş eti"/><category term="diş eti sağlığı"/><category term="diş eti tedavisi"/><category term="diş hastanesi"/><category term="diş hekimliği"/><category term="diş röntgeni"/><category term="diş taşı"/><category term="diş temizliği"/><category term="dişler nasıl beyazlatılır"/><category term="doktor alper gökçe"/><category term="dolgulu dudak"/><category term="doğal bakım"/><category term="dr neslihan dolar"/><category term="dudak"/><category term="dudak revizyonu"/><category term="dudak revizyonu nedir"/><category term="dumping sendromu"/><category term="dumping sendromu belirtileri"/><category term="dumping sendromu nedir"/><category term="dumping sendromu çeşitleri"/><category term="e vitamini"/><category term="ebeveyn ve çocuk"/><category term="ebeveyn ve çocuk zirvesi kayıt"/><category term="ebeveyn ve çocuk zirvesi nerede"/><category term="egzersiz hareketleri"/><category term="ekinezya"/><category term="el hastalıkları"/><category term="elma"/><category term="elma sirkesi"/><category term="elma sirkesinin faydaları"/><category term="en çok oynanan araba oyunları"/><category term="epilatör"/><category term="epsom tuzu"/><category term="erik"/><category term="erik meyvesi"/><category term="erik meyvesi nasıl yetişir"/><category term="erik ne zaman tüketilmelidir"/><category term="erik nelere iyi gelir"/><category term="erik neye iyi gelir"/><category term="eriğin faydaları"/><category term="erkek bakım"/><category term="erkek epilasyon"/><category term="erkek kısırlığı"/><category term="erkek lazer epilasyon"/><category term="erken dumping sendromu"/><category term="erken tanı"/><category term="estetik cerrah"/><category term="estetik diş hekimliği"/><category term="etiler"/><category term="etz"/><category term="eğitim teknolojileri"/><category term="facebook"/><category term="fakir"/><category term="fakir lazer epilasyon"/><category term="fast food"/><category term="faydalı"/><category term="faydalı mevyeler"/><category term="fit olmak için"/><category term="fitness için müzik"/><category term="flash oyunlar oyna"/><category term="gebelik lekesi"/><category term="genel cerrahi"/><category term="gençlik sırları"/><category term="geç dumping sendromu"/><category term="glokom"/><category term="grip"/><category term="gripten korunma"/><category term="göbek düşmesi"/><category term="göbek düşmesi belirtileri nelerdir"/><category term="göbek düşmesi nasıl geçer"/><category term="göbek düşmesi nasıl olur"/><category term="göbek yağları"/><category term="göbek yağlarından kurtulma"/><category term="göbek yağlarından nasıl kurtulur"/><category term="görme"/><category term="göz altı morlukları"/><category term="göz altı torbaları"/><category term="göz altı torbaları etkileri"/><category term="göz altı torbaları nasıl geçer"/><category term="göz altında morluk neden oluşur"/><category term="göz batması"/><category term="göz tembelliği"/><category term="göz tembelliği belirtileri"/><category term="göz tembelliği nasıl anlaşılır"/><category term="göz tembelliği nedenleri"/><category term="göz tembelliği nedir"/><category term="göz tembelliği tedavisi"/><category term="göz tümörü"/><category term="göz tümörü belirtileri"/><category term="gözaltı"/><category term="göğüs hastalıkları"/><category term="göğüs kanseri"/><category term="güncel"/><category term="güneş"/><category term="güneş ışınlarından korunma ve zararları"/><category term="güneşten korunmak için neler yapılmalı"/><category term="günlük"/><category term="haber"/><category term="hafıza geliştirme"/><category term="hamilelik"/><category term="hamileyken röntgen çekilmeli mi"/><category term="hangi besinde hangi vitamin"/><category term="hangi cilt tipi nasıl güneşlenmeli"/><category term="hangi plastik eldiveni kullanmalıyız"/><category term="hangi vitamin ne işe yarar"/><category term="hassas ayaklar"/><category term="hasta"/><category term="hastalık"/><category term="hastalıklar"/><category term="hava kirliliği"/><category term="havuz"/><category term="horlama tedavi"/><category term="horlamak"/><category term="ideal vücut"/><category term="iftarda ne yemeliyiz"/><category term="ilaçların karaciğere zararı nedir"/><category term="ilk diş hastanesi"/><category term="implant nedir"/><category term="implant sonrası uyuşma"/><category term="implant zararlı mıdır"/><category term="insan sağlığı"/><category term="ipek"/><category term="iplik"/><category term="iplik tarihçesi"/><category term="istanbul"/><category term="istanbul sağlık kuruluşları"/><category term="iç hastalıkları"/><category term="içerik"/><category term="işitme azlığı"/><category term="k vitamini"/><category term="kadın sağlığı"/><category term="kadınlar için vitaminler"/><category term="kadınlar için özel beslenme önerileri"/><category term="kadınlara peeling yaptıran nedenler"/><category term="kahve"/><category term="kalp hastalıkları"/><category term="kalp krizi belirtileri nelerdir"/><category term="kalp krizi nedir"/><category term="kalp krizi önlemi"/><category term="kalp kriznden nasıl korunulur"/><category term="kalp sağlığı"/><category term="kan bağışlamak"/><category term="kan bağışçısı"/><category term="kan hücreleri"/><category term="kanama"/><category term="kanser belirtileri"/><category term="kanser nasıl olur"/><category term="kanser nedir"/><category term="kanser tedavisi"/><category term="kanser önlemleri"/><category term="kanserli hücre"/><category term="kanın görevleri"/><category term="kanın yapısı"/><category term="karaciğer"/><category term="karaciğer sağlığı"/><category term="kardiyoloji"/><category term="katarakt nedir"/><category term="kaç vuruş"/><category term="kekeme"/><category term="kekemelik"/><category term="kemik"/><category term="kepçe oyunları"/><category term="kepçe oyunları oyna"/><category term="keten"/><category term="keten tohumu"/><category term="kilo almamak"/><category term="kilo almamak için nelere dikkat etmek gerekir"/><category term="kilo veremiyorum"/><category term="kilo verirken yapılan hatalar nelerdir"/><category term="kilo verirken yapılması gerekenler"/><category term="kilo verme tüyoları"/><category term="kilo vermek içi ne yapılmalı"/><category term="kilo vermenin önündeki engeller"/><category term="kilo vermeye nerden başlamalıyım"/><category term="kimler saç ektirebilir"/><category term="kişisel"/><category term="klinik psikolog"/><category term="kolay diyet tarifleri"/><category term="kolay zayıflama ipuçları"/><category term="kolesterol"/><category term="komik videolar"/><category term="konuşamama"/><category term="konuşma"/><category term="koronavirüs etkileri"/><category term="koronavirüs pandemisi"/><category term="koronavirüsten korunma yolları"/><category term="koronavirüsün en çok görüldüğü yerler"/><category term="kronik hastalığı olanlara ramazan önerileri"/><category term="kulağa deniz suyu kaçması"/><category term="kulağa havuz suyu kaçması"/><category term="kum"/><category term="kumaş"/><category term="kumaş tarihçesi"/><category term="kumaş çeşitleri"/><category term="kıllardan kurtulmak"/><category term="kırık diş tedavisi"/><category term="kısırlık"/><category term="kızılay"/><category term="kızılcık suyu"/><category term="kış aylarında zayıflamak"/><category term="lazer"/><category term="lazer epilasyon kaç seans sürer"/><category term="lazer epilasyon kimlere yapılabilir"/><category term="lazer epilasyon makine özellikleri"/><category term="lazer epilasyon makineleri"/><category term="lazer epilasyon çeşitleri"/><category term="lazer epilasyon öncesi ve sonrasi dikkat edilmesi gerekenler"/><category term="lazer epilasyonda önemli faktörler"/><category term="lifeco"/><category term="lifeco güvenli midir"/><category term="lifeco hindistan cevizi sirkesi"/><category term="lifeco nedir"/><category term="masabaşı çalışanlar"/><category term="masaj"/><category term="masaj teknikleri"/><category term="melasmanin"/><category term="melasmanin tedavi yöntemleri"/><category term="melasmanin tedavisi"/><category term="melazmanin"/><category term="meme kanseri belirtileri"/><category term="merak edilenler"/><category term="meyve faydaları"/><category term="meyvelerin faydaları"/><category term="miyop"/><category term="muayenehane"/><category term="mustela"/><category term="mustela bebek ürünleri"/><category term="mustela ürünleri"/><category term="müzik listeleri"/><category term="nar"/><category term="nasıl güneşlenmeli"/><category term="naylon"/><category term="nd:yag lazer epilasyon"/><category term="ne yemeli"/><category term="neden kilo veremeyiz"/><category term="neden kilo veremiyorum"/><category term="nefes kokusu"/><category term="nerede satılır"/><category term="new jersey"/><category term="nezle"/><category term="nilay kececi"/><category term="nilüfer"/><category term="normal bir insanda ne kadar kan bulunur"/><category term="omega3"/><category term="omega3 nedir"/><category term="omuz"/><category term="omuz ağrısı"/><category term="organik hindistan cevizi"/><category term="organik hindistan cevizi sirkesi"/><category term="organik sirke"/><category term="ortopedi"/><category term="oruç tutmanın psikolojik faydaları"/><category term="otopsi nasil yapilir"/><category term="otopsi nedir"/><category term="otopside ne yapılır"/><category term="otopsinin yapılışı"/><category term="otopsinin yapılışı video"/><category term="otopsiye kimler girer"/><category term="otu faydaları nelerdir"/><category term="oyun oyna"/><category term="pamuk"/><category term="peeling"/><category term="peeling nasıl yapılır"/><category term="peeling neden yapılır"/><category term="peeling nedir"/><category term="peeling tedavisi"/><category term="pire ısırığı"/><category term="pis kokmak"/><category term="plastik cerrah"/><category term="plastik eldiven faydaları"/><category term="plastik eldiven virüs geçirir mi"/><category term="plastik eldiven virüsten korur mu"/><category term="plastik eldiven zararları"/><category term="plazma"/><category term="profesör"/><category term="ramazan ayı"/><category term="ramazan ayında doğru ve sağlıklı beslenme"/><category term="ramazan beslenmesi"/><category term="ramazan önerileri"/><category term="ramazanda metabolizma hızlandırma"/><category term="ramazanda nasıl beslenmeli"/><category term="ruth propper"/><category term="röntgen ne zaman çekilmez"/><category term="röntgen türleri"/><category term="sahurda bunları yiyin tok kalın"/><category term="sakız"/><category term="sarı kantaron"/><category term="sarımsak nedir"/><category term="sarımsak nelere iyi gelir"/><category term="sarımsak sütü"/><category term="sarımsak yemeli miyim"/><category term="sarımsağın artıları ve eksileri"/><category term="sarımsağın faydaları nelerdir"/><category term="saç"/><category term="saç ekimi"/><category term="saç ekimi nasıl yapılır"/><category term="saç ekimi nedir"/><category term="saç ekimi yaptırırken nelere dikkat edilmeli"/><category term="saç ekimi yaptırırken yapılan hatalar"/><category term="saç ektirmek"/><category term="sağ yumruk"/><category term="sağlıklı dişler"/><category term="seanslar kaç dakikadır"/><category term="sebep"/><category term="selülit"/><category term="selülit nedir"/><category term="selülitten kurtulmak için gereken bilgiler"/><category term="selülitten nasıl kurtulunur"/><category term="seren serengil hastalığı"/><category term="ses tellerini korumak"/><category term="sinir"/><category term="siroz hastalığı"/><category term="sivilce"/><category term="sivilce giderici"/><category term="six pack"/><category term="siyah yılan kökü"/><category term="siğil"/><category term="siğil bulaşır mı"/><category term="siğil geçici midir"/><category term="siğil nedir"/><category term="siğil tedavisi"/><category term="sma hastalığı belirtileri"/><category term="sma hastalığı nedir"/><category term="sma hastalığı tedavisi"/><category term="sma hastalığı teşhisi"/><category term="sma hastalığı çeşitleri"/><category term="sol yumruk"/><category term="solaryum"/><category term="soğan suyu"/><category term="soğuk algnlığı için tedbirler"/><category term="soğuk algınlığı"/><category term="soğuk algınlığını yenmek"/><category term="spor yapmadan önce neler yapmalı"/><category term="spotify"/><category term="tartar"/><category term="tatlandırıcı"/><category term="tatlandırıcı kullanılmalı mıdır"/><category term="tatlandırıcı nedir"/><category term="tedavi"/><category term="teknoloji"/><category term="ter"/><category term="ter nedir"/><category term="timus bezi"/><category term="topuk dikeni"/><category term="topuk dikeni nasıl anlaşılır"/><category term="topuk dikeni nedir"/><category term="topuk dikeni tedavisi"/><category term="topuk kemiği"/><category term="travmatoloji"/><category term="tutanak nasıl yazılır"/><category term="twitter"/><category term="tümör nedir"/><category term="tümör çeşitleri"/><category term="tüy"/><category term="ufak oyunlar"/><category term="united doctors"/><category term="united doctors etiler"/><category term="uyku"/><category term="uzman diyetisyen"/><category term="uzman hekim"/><category term="varikosel"/><category term="varis"/><category term="varis neden olusur"/><category term="varis nedir"/><category term="varis tedavisi"/><category term="varis tehlikeleri"/><category term="varisin zararları"/><category term="video"/><category term="vitamin"/><category term="vitaminler"/><category term="vücutta ne kadar kan vardır"/><category term="vücuttaki asit miktarı"/><category term="vücuttaki asitlerden kurtulma"/><category term="yabani pırasa"/><category term="yaza fit girmenin kolay yolu"/><category term="yağlı karaciğer hastalığı"/><category term="yemekten sonra"/><category term="yorgun ayaklar"/><category term="youtube"/><category term="yumruk"/><category term="yumurta tok tutar mı"/><category term="yöntem"/><category term="yöntemler"/><category term="yüksek tansiyon"/><category term="yün"/><category term="zayiflama"/><category term="zayıflama yöntemleri"/><category term="zayıflamak"/><category term="zencefil"/><category term="zeytin"/><category term="zeytin yağı"/><category term="zeytinin faydaları"/><category term="zeytinyağı"/><category term="zeytinyağının faydaları"/><category term="Çuha Çiçeği Yağı"/><category term="Öksürük geçirme"/><category term="Öksürüğe çare"/><category term="Öksürüğün nedenleri"/><category term="Özge ulusoy"/><category term="çay"/><category term="çekirdek aile"/><category term="çil"/><category term="çil nedir"/><category term="çil tedavisi"/><category term="çil tedavisi nasıl yapılır"/><category term="çil tedavisinde dikkat edilmesi gerekenler"/><category term="çiriş otu"/><category term="çiriş otu bitkisi"/><category term="çiriş otu nasıl tüketilir"/><category term="çiriş otu nedir"/><category term="çiriş otu resmi"/><category term="çiriş otu yemeği"/><category term="çiriş otunun faydaları"/><category term="çiriş otunun faydaları nelerdir"/><category term="çocuk ayak hastalıkları"/><category term="çocuk ağız hastalıkları"/><category term="çocuk el hastalıkları"/><category term="çocuk hastalıkları"/><category term="çocuk sahibi olmak"/><category term="çocuğum horluyor"/><category term="çörek otu"/><category term="çörek otu nasıl kullanılır"/><category term="çörek otu neye iyi gelir"/><category term="çörek otu yağı"/><category term="çörek otu zayıflatır mı"/><category term="çörek otunun faydaları nelerdir"/><category term="çörekotu"/><category term="çürük diş"/><category term="öksürüğe iyi gelen içecekler"/><category term="öksürüğü ne keser"/><category term="özgün blog"/><category term="üzüm"/><category term="üzüm faydaları"/><category term="üzümün faydaları"/><category term="ıslak mendil"/><category term="ısınma hareketleri"/><category term="şeker"/><category term="şekeri"/><category term="şekerin zararları"/><title type='text'>Sağlık Blogu</title><subtitle type='html'>Sağlık haberleri, faydalı bilgiler ve tavsiyeler bulabileceğiniz blog</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>128</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-2568717502184111908</id><published>2021-01-03T20:08:00.004+03:00</published><updated>2021-01-03T20:08:59.526+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sağlık haberleri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sma hastalığı belirtileri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sma hastalığı nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sma hastalığı tedavisi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sma hastalığı teşhisi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sma hastalığı çeşitleri"/><title type='text'>SMA Hastalığı Nedir? Belirtileri Nelerdir? Çeşitleri Nelerdir?</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;SMA Hastalığı Nedir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Motor nöronlar omuriliğin ön boynuzunda bulunur ve doğrudan vücudun iskelet kaslarını kontrol eder. Yeterli SMN proteini olmadığı takdirde, omurilik motor nöronları küçülmeye ve ölmeye başlar. Bu eksiklik, 5. kromozom üzerindeki SMN1 adı verilen bir genin genetik kusurlardan kaynaklanır.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi3l7DH0iWEQSeULEf6wL_-jKFEqDSFKc0xo63dSOTkZFWoYtGW-D6laFpIoM06WNZRZybhrlLDxBtaJ2dssztuiy3UUnXEevG0b-268IMvY0qfFmy2qHjLN-U7Cw1u5OgYrOiFPpCxKQ7x/s861/sma-hastaligi.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;sma&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;486&quot; data-original-width=&quot;861&quot; height=&quot;181&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi3l7DH0iWEQSeULEf6wL_-jKFEqDSFKc0xo63dSOTkZFWoYtGW-D6laFpIoM06WNZRZybhrlLDxBtaJ2dssztuiy3UUnXEevG0b-268IMvY0qfFmy2qHjLN-U7Cw1u5OgYrOiFPpCxKQ7x/w320-h181/sma-hastaligi.jpg&quot; title=&quot;sma hastalığı&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;SMN1&amp;nbsp; geninin vücuttaki rolü,&amp;nbsp; SMN adı verilen bir proteinin üretimidir. Bu protein yeterli miktarda üretilmezse motor nöronlar ölmeye başlar. Motor nöronlar, omurilikteki sinir liflerini vücuttaki kaslara gönderen ve hareketlerini kontrol eden sinir hücreleridir. Omurilik motor nöronları küçülmeye ve ölmeye başladığında hastanın beyni vücudun istemli kaslarını, özellikle kollar ve bacaklar ile baş ve boyun kaslarını kontrol edemez. Zamanla kaslar zayıflamaya ve tükenmeye başlar. Bu durum yürüme, emekleme, baş ve boyun kontrolü, yutma ve nefes alma gibi hareketleri etkiler. Kas kaybına ve kas zayıflığına sebep olan SMA hastalığında; görme, işitme, tat alma, koklama ve dokunma duyuları ile zihinsel ve duygusal işlevsellik ise tamamen normaldir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Kromozom 5 veya SMN eksikliğinden kaynaklanmayan SMA hastalığı ise en azından başlangıçta, vücudun merkezinden daha uzak olan distal kasları etkileyebilir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;SMA Hastalığının Nedeni Nedir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;SMA, &#39;hayatta kalma motor nöron 1&#39; ( SMN1 ) adı verilen bir gendeki değişikliğin neden olduğu genetik bir durumdur. Herkes, her bir ebeveynden miras kalan SMN1 geninin iki kopyasına sahiptir . SMA&#39;lı kişilerde SMN1 geninin her iki kopyasında da gen değişikliği olur. Bu durum &#39;otozomal resesif kalıtım’ olarak adlandırılır.&amp;nbsp; SMA&#39;lı bir kişinin ebeveynlerinin her biri, değiştirilmiş SMN1 geninin bir kopyasını taşır ve &#39;taşıyıcılar&#39; olarak bilinir. Bu kişilerde SMA hastalığının belirti ve semptomları görülmez. Her iki ebeveyn de taşıyıcıysa, çocuğun SMA hastası olma olasılığı (dörtte bir) yüzde 25’tir. Her 40 kişiden biri, SMA&#39;ya neden olan gen varyasyonunun taşıyıcısıdır.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;SMA Hastalığının Belirtileri Nelerdir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;SMA&#39;nın belirtileri/semptomları hastalığın türüne göre değişkenlik gösterir. SMA hastalığının en sık görülen belirtisi kaslarda güçsüzlük ve atrofidir. Hastalığın tipine göre değişebilen SMA hastalığı belirtiler genel olarak aşağıdaki maddeleri kapsar:&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Zayıf kaslar, güçsüzlük, hareket etmede zorlanma&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Zayıf baş kontrolü&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Zayıf emme ve yutma güçlüğü&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kemik ve eklem sorunları - Kavisli bir omurga (skolyoz) gibi..&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sesin cılız şekilde çıkması ve dilde seğirme&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yürümeye başladıktan sonra alışılmadık sıklıkla düşme, yürüme yeteneğinde azalma&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yerde oturduktan sonra ayağa kalkmada zorluk&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Dengenin sağlamasında yaşanan güçlük&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Çan şeklindeki gövde&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kramp ve azalmış refleksler&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;SMA Hastalığının Çeşitleri Nelerdir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Dünyada görülme sıklığı 10 binde bir, Türkiye&#39;de ise görülme sıklığı 6 binde bir olan SMA hastalığının 4 tipi mevcuttur. SMA&#39;nın tipleri, bireylerde hastalığın ortaya çıkma yaşına bağlı olarak sınıflandırılır. Tip 1 ve Tip 2, SMA hastalığının en yaygın şekilde görülen türleridir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Tip 1 (şiddetli) SMA :&lt;/b&gt; SMA’nın bu türü aynı zamanda Werdnig-Hoffmann Hastalığı olarak da adlandırılır. En şiddetli ve en yaygın şekilde görülen SMA türüdür. Tip 1 SMA genellikle doğumda veya sonrasındaki ilk birkaç aydaki bebeklerde (0-6 ay) görülür. Semptomlar, bacaklarda gevşeklik ve zayıf gövde hareketi olarak belirir. Tip 1 SMA’nın görüldüğü kişiler çoğunlukla çok sınırlı hareket kabiliyetine sahiptir. Tip 1 SMA hastası olan bebekler oturamaz. Ayrıca Tip 1 SMA hastaları beslenmekte ve yutmakta, başlarını dik tutmakta ve nefes almakta zorlanır. Tip 1 SMA hızla ilerler, hastalık neticesinde kasların zayıflaması, solunum yolu enfeksiyonlarına yol açar.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Tip 2 (orta seviye) SMA :&lt;/b&gt; Tip 1’e göre daha hafif seyreden Tip 2 SMA’nın belirtileri çoğunlukla 7 ila 18 ay arasındaki bebeklerde görülür. Tip 2 SMA hiçbir zaman ayakta duramayan, yürüyemeyen ancak emekleyebilen çocuklarda ortaya çıkar, hastalığın ilerleme hızı büyük ölçüde değişebilir. Tip 2 SMA hastalığı çocuğun kollarından çok bacaklarını etkiler. Ayrıca bu tür hastaların ellerinde titreme, skolyoz, güçsüzlük hali, kilo alamama da görülebilir. Solunum yolu enfeksiyonları Tip 2 SMA’da da yaygın şekilde görülür. Yaşam beklentisi, hastanın durumunun şiddetine bağlı olarak erken çocukluktan yetişkinliğe kadar değişebilir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Tip 3 (hafif) SMA :&lt;/b&gt; Tip 3 SMA, Kugelberg-Welander veya Juvenil Spinal Musküler Atrofi olarak da adlandırılır. Tip-3 SMA hastalığının semptomları&amp;nbsp; 18. aydan sonra başlar. Bu döneme kadar gelişimleri normal olan bebeklerin, SMA belirtilerinin fark edilmesi ergenlik dönemini bulabilir. Tip 3 SMA hastaları ayakta durabilir ve yürüyebilir; ancak oturma pozisyonundan kalkmakta güçlük çekebilir. Bu tipten etkilenen hastalar hareket etmek için tekerlekli sandalye kullanma ihtiyacına gereksinim duyabilir. Tip 3 SMA hastaları da solunum yolu enfeksiyonları için risk altındadırlar.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Tip 4 (yetişkin) SMA :&amp;nbsp;&lt;/b&gt; Bu nadir görülen SMA türünün semptomları yetişkin çağında ortaya çıkar. Tip 4 SMA hastalığının ilerlemesi yavaştır. Her türlü hareket gelişimi aşamasına ulaşabilen, çoğunlukla yaşam boyu hareket yetilerini koruyabilen Tip 4 SMA hastalarında hastalığın yol açtığı diğer komplikasyonlar nadir görülür.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Çocuğunuzda veya kendinizde bu belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, derhal doktorunuza görünmelisiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;SMA Hastalığı Teşhisi Nasıl Olur?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&#39;SMA hastalığı nasıl anlaşılır?&#39; soruna verilecek yanıt şöyledir. SMA belirtileri ile doktora başvuran kişinin önce tıbbi öyküsü öğrenilir, fiziksel muayenesi yapılır. Hekim, EMG (elektromiyografi) veya bir kas biyopsi isteyebilir. Ayrıca zayıflayan kaslarda kreatin kinaz değerleri için bir kan testi yapılması istenebilir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Doktorlar, klinik bulgular neticesinde (çocuğunuzun semptomlarına ve diğer teşhis çalışmalarına dayanarak) SMA hastalığından şüpheleniyorsa, teşhisini doğrulamak amacıyla kan örneği alınarak yapılan genetik testi gerekli görebilir, zira genetik testi kromozom 5 ile ilişkili SMA hastalığının, yani tip 1 - 4 SMA hastalığının varlığını teşhis etmenin en kesin yoludur. SMA tanısı %95 delesyon tanısı olarak DNA testi sonucuyla konur. Geriye kalan %5 oranındaki bozukluk diğer hasar veren mutasyonlar şeklinde gelişebilir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;SMA Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&#39;SMA hastalığı nasıl tedavi edilir?&#39; sorusu sıkça sorulmaktadır. SMA hastalığı için bilinen kesin bir tedavi yöntemi yoktur. SMA&#39;dan etkilenen çocukların tedavi aşamalarında; hastalığın yol açtığı semptomları yönetmeye, komplikasyonları önlemeye ve hastaların yaşam kalitelerini iyileştirmeye odaklanılır. Doktorunuz çocuğunuz için SMA tipine, durumun ciddiyetine ve çocuğun yaşına göre SMA hastalığının tedavisi için en iyi seçenekleri belirleyecektir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Örneğin, SMA Tip 1&#39;li çocuklar solunum yolu enfeksiyonlarına ve zatürreye yatkın olduklarından, tedavi akciğer fonksiyonlarını korumaya odaklanabilir. Buna karşın, SMA Tip 3 veya 4 olan bir çocuğun veya yetişkinin bakımı, kas gücünü ve hareketliliğini sürdürmeye yardımcı olmak için fizyoterapiye odaklanabilir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Tip 1 SMA hastaları için tedaviler, beslenme tüplerini, ventilatörleri ve diğer solunum yardımı yöntemlerini içerebilir. Fizik tedavi, Tip 1 SMA hastalarına da fayda sağlayabilir. Bu tür spinal musküler atrofiye sahip birçok hasta, hayatlarının çoğunu hastanede geçirebilir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Tip 2 ve Tip 3 SMA hastaları için tedaviler ortopedik diş telleri, tekerlekli sandalyeler ve fiziksel ve mesleki terapileri içerebilir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Spinal musküler atrofisi hastalarının beyinlerinin normal şekilde geliştiğini bilmek önemlidir. SMA&#39;lı birçok hasta oldukça zeki ve sosyaldir. Onlarla konuşmak, oyun oynamak ve diğer zihinsel uyarım biçimlerini sağlamak, bu çocukların duygusal ve fiziksel yaşamlarına olumlu yönde katkıda bulunur.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Hastalığın neden olduğu semptomları yönetmek ve komplikasyonları önlemek için uygulanan tedavi seçenekleri özetle şunları içerir:&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Hastalığın neden olduğu semptomlar ve stresten kurtulmaya odaklanan, hem hastanın hem de ailesinin yaşam kalitesini iyileştirmeyi amaçlayan palyatif bakım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bazı SMA formlarında postürü iyileştirmeye, eklem hareketsizliğini önlemeye, kas güçsüzlüğünü ve atrofiyi yavaşlatmaya yardımcı olabilecek fizik tedavi.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yaşam kalitesini iyileştirmek amacıyla hastaların günlük yaşamlarını yönetmelerine yardımcı olabilecek ayarlamalara odaklanan mesleki terapi.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/feeds/2568717502184111908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2021/01/sma-hastaligi-nedir-belirtileri-nelerdir-cesitleri-nelerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/2568717502184111908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/2568717502184111908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2021/01/sma-hastaligi-nedir-belirtileri-nelerdir-cesitleri-nelerdir.html' title='SMA Hastalığı Nedir? Belirtileri Nelerdir? Çeşitleri Nelerdir?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi3l7DH0iWEQSeULEf6wL_-jKFEqDSFKc0xo63dSOTkZFWoYtGW-D6laFpIoM06WNZRZybhrlLDxBtaJ2dssztuiy3UUnXEevG0b-268IMvY0qfFmy2qHjLN-U7Cw1u5OgYrOiFPpCxKQ7x/s72-w320-h181-c/sma-hastaligi.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-4315331722236494671</id><published>2020-12-31T13:07:00.002+03:00</published><updated>2020-12-31T13:07:42.489+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dumping sendromu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dumping sendromu belirtileri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dumping sendromu nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dumping sendromu çeşitleri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="erken dumping sendromu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="geç dumping sendromu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="seren serengil hastalığı"/><title type='text'>Dumping Sendromu Nedir?</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;DUMPİNG SENDROMU NEDİR?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Dumping sendromunun, 1913’lerde peptik ülser, mide kanseri tedavisi için yapılan ameliyatların, günümüzde ise artan bariatrik cerrahi işlemlerin komplikasyonu olarak karşımıza çıktığını belirten Yeşim Özkorucuklu, bu sendromla midenin hızlı, kontrolsüz ve sürekli boşalması ve mide tarafından sindirime uğrayamayan besinlerin ince bağırsağa hızlı geçişi ile birlikte vazomotor (baygınlık, halsizlik vb.) ve gastrointestinal (ishal, kusma vb.) semptomlar görüldüğünü söyledi.&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiMd6klfva_ZFerXUvvFcTUZ_JbX0iQrCeevtEcytrNMOrkYA7EnGdyNXWPTbnibGkUGMhyW8je0wdOudNMtWYFl2RAAgJAWJhFD93lL6ooQjkuAeLTzN_ilKYGMZrgRjHB2I7TgNkA91Rk/s750/seren-serengil.jpg&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;seren serengil&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;421&quot; data-original-width=&quot;750&quot; height=&quot;180&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiMd6klfva_ZFerXUvvFcTUZ_JbX0iQrCeevtEcytrNMOrkYA7EnGdyNXWPTbnibGkUGMhyW8je0wdOudNMtWYFl2RAAgJAWJhFD93lL6ooQjkuAeLTzN_ilKYGMZrgRjHB2I7TgNkA91Rk/w320-h180/seren-serengil.jpg&quot; title=&quot;dumping sendromu&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;DUMPİNG SENDROMU ÇEŞİTLERİ NELERDİR?&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Erken Dumping Sendromu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Erken dumping sendromunda belirti ve bulgular genellikle yemek sırasında ya da yemekten hemen sonra, sıklıkla hasta masada otururken (yemekten sonraki 5- 30 dakika içinde) başlar. Hastalar ani başlayan halsizlik, baygınlık ve baş dönmesiyle birlikte yatma gereksinimi hissederler. Soğuk terleme, çarpıntı, dolgunluk, çalkantı hissi, bulantı, kusma ile sonuçlanan intestinal kramplar olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Geç Dumping Sendromu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Geç dumping yemekten 1-3 saat sonra ortaya çıkmaktadır ve terleme, titreme, bilinç kaybı, açlık gibi semptomlarla karakterizedir. Yiyeceklerin ince barsağa hızlı geçişi ince barsaktaki yüksek karbonhidrat konsantrasyonuna yol açmaktadır. Vücut karbonhidrat birikimine yanıt vermek için aşırı insülin salınımı ile karşılanır bu da aynı zamanda reaktif hipoglisemiye (ani kan şekeri düşmesine) neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Dumping Sendromu Nedir? Tedavi Edilebilir mi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dumping Sendromunun tedavisinde beslenmenin önemini vurgulayan Özkorucuklu, tedavi için önerilerini sıraladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;1. Az ve eşit miktarda, sık öğün şeklinde beslenme düzenlenmelidir:&lt;/b&gt; Mide ve bağırsağa aşırı yüklenmemek için az ve eşit miktarda ve daha fazla öğün (yaklaşık günde 6-8) tüketmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2. Basit karbonhidratlardan uzak durulmalıdır:&lt;/b&gt; Basit karbonhidratlar (şeker, bal, pekmez gibi) sindirime uğramadan, barsaklardan 15-20 dakikada emilip kana geçer ve doğrudan enerji kaynağı olarak kullanılır, kan şekerinde ani yükselme ve düşüşe neden olur. Kompleks karbonhidratlar ise sindirimleri yaklaşık 3-4 saat süren ve kan şekeri üzerindeki etkileri daha yavaş ve uzun süreli olan karbonhidrat türüdür. Bu sebeplerden dumping sendromu gelişen bireylerde kompleks karbonhidrat (tahıllar, kurubaklagiller, sebze ve meyveler gibi) alımı arttırılıp basit karbonhidrat alımı azaltılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;3. Glisemik indeksi düşük besinler tercih edilmelidir:&lt;/b&gt; Düşük glisemik indekse (Kan şekerini yükseltici etkisi) sahip olan karbonhidratlar daha yavaş sindirilip, karbonhidrat emilim oranı yavaşladığı için sağlık üzerinde birçok olumlu etkisi bulunmaktadır. Yüksek glisemik indekse sahip karbonhidratlar hızla sindirilip emildiklerinden, daha yüksek glisemik yanıt oluştururlar. Glisemik indeksi düşük besinlere; kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur, kepekli, çavdar, tam buğday unlu ekmek ve yoğurt örnek verilebilir. Ayrıca meyve ve sebzelerin bir kısmı da düşük Glisemik indekse sahip olduğundan tüketilmesi gereken ideal yiyecek grubundan sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;4. Besinlerin tamamı iyice çiğnenmeli ve yavaş yemeye özen gösterilmelidir:&lt;/b&gt; Daha küçük parçalar şeklinde&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; çiğnenen besin, büyük ve sindirimi zor olan besin parçalarının ince barsağa akışını durdurabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;5. Yemekle birlikte sıvı tüketimi yapılmamalıdır:&lt;/b&gt; Sıvı almak için yemekten sonra en az 30 dakika beklenmelidir. Sıvı besinlerin ince barsağa doğru hızlanması diyareye sebep olmaktadır. Alınması gereken su ihtiyacı gün içerisine yayılarak yudum yudum şeklinde tüketilmelidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;6. Her öğünde protein tüketilmelidir:&lt;/b&gt; Proteinler semptomların hafiflemesine yardım etmesinin yanında özellikle şiddetli dumping sendromu gelişmiş bireylerde malnutrisyondan korunmak için yeterli enerji alımını sağlamaktadır. DS gelişen hastalar süt ve süt ürünleriyle kendilerini kötü hissedebilir, böyle durumlarda diyetten elimine edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;7. Posa alımı artırılmalıdır: &lt;/b&gt;Diyet posası, jel oluşturarak karbonhidratların emilimini yavaşlatır, gastrik boşalımı geciktirerek ve barsak geçiş zamanını uzatarak karbonhidratların emilimini yavaşlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;8. Sakınılmalı/ertelenmeli:&lt;/b&gt; Alkol, kafein, fındık, patlamış mısır tüketimi ertelenmeli meyve suyu, doymuş yağ, kızartma, kakaolu karışımlar, şekerli unlu mamül tüketiminden sakınılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/feeds/4315331722236494671/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/12/dumping-sendromu-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/4315331722236494671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/4315331722236494671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/12/dumping-sendromu-nedir.html' title='Dumping Sendromu Nedir?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiMd6klfva_ZFerXUvvFcTUZ_JbX0iQrCeevtEcytrNMOrkYA7EnGdyNXWPTbnibGkUGMhyW8je0wdOudNMtWYFl2RAAgJAWJhFD93lL6ooQjkuAeLTzN_ilKYGMZrgRjHB2I7TgNkA91Rk/s72-w320-h180-c/seren-serengil.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-946161301543825457</id><published>2020-12-29T09:00:00.001+03:00</published><updated>2020-12-29T09:00:01.774+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Göz"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="göz hastalıkları"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="göz tümörü"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="göz tümörü belirtileri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="tümör nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="tümör çeşitleri"/><title type='text'>Göz Tümörü Nedir?</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Göz Tümörü Nedir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Göz içindeki yapıları tutarak buradan köken alan veya göz kapağı, orbita konjoktiva, kornea ve gözyaşı bezi gibi göz dışı ya da göz etrafındaki dokularda gelişen tümörlere; “ Göz Tümörleri” denir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiOdn5PhrWzJPb6YvXGDXJK1ZpWlypRpKZAV5oFnhEaLMczZ23j84BpCpty3YcrDiB7DbY8QSBr22B7lildqmQiExed_XHZjiFmCNEozYlWOX9j8zj44-4gXX6ba1TULAmp_ghDiZCZXuxI/s640/goz-tumoru.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;göz tümörü&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;359&quot; data-original-width=&quot;640&quot; height=&quot;180&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiOdn5PhrWzJPb6YvXGDXJK1ZpWlypRpKZAV5oFnhEaLMczZ23j84BpCpty3YcrDiB7DbY8QSBr22B7lildqmQiExed_XHZjiFmCNEozYlWOX9j8zj44-4gXX6ba1TULAmp_ghDiZCZXuxI/w320-h180/goz-tumoru.jpg&quot; title=&quot;göz&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Göz Tümörü Belirtileri Nelerdir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Göz içi tümörler görme, görme alanı bozukluğu ve ışık çakması gibi şikayetlere neden olabilir. Eğer tümör görme merkezi üzerinde veya yakınında ise görme bozukluğu erken dönemde ortaya çıkarak tanı konulabilir.&amp;nbsp; Eğer tümör gözün kenar kısımlarında yerleşimli ise görme erken dönemde bozulmayabilir. Bu tarz tümörlerin en önemli bulgusu gözde belli bakış pozisyonlarında alan daralması ve perdelemedir.&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;ul style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Göz içi tümörlerde retina tabakasında ödem (sıvı birikimi),&amp;nbsp; göz içinde kanama ve retina dekolmanı görülebilir.&lt;/li&gt;&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;İris tümörleri göz tansiyonunda yükselme ve göz bebeğinde şekil bozukluğu yapar.&lt;/li&gt;&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Göz dışı ve göz etrafı tümörlerde, tümörün yerleşim yerine göre farklı bulgular görülebilir. Örneğin göz kapağındaki bir tümör göz kapağında düşüklük, göz kapağında şekil bozukluğu ve şişlik yapabilir.&lt;/li&gt;&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Konjonktiva tümörleri gözde kızarıklık, göz yüzeyinde damarlanma ve gözde yanma- batma hissi yapabilir.&lt;/li&gt;&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Orbita tümörleri genelde gözde ileri doğru çıkıklık yapar; ayrıca göz hareketlerinde kısıtlık, çift görme ve optik sinir başında ödem görülebilir. Orbita tümörleri görme siniri üzerine baskı oluşturarak görme ve görme alanı bozukluklarına da yol açabilir.&amp;nbsp;&lt;/li&gt;&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Optik sinir tümörlerinde ilerleyici bir görme bozukluğu, kör noktada genişleme ve görme alanı bozuklukları oluşur.&lt;/li&gt;&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Gözyaşı kanallarında bir tümör varsa gözde sulanma görülür.&lt;/li&gt;&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Gözyaşı bezi tümörlerinde ise gözyaşı salgısında azalma ve gözde kuruluk görülür.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Göz içini tutan veya göz içi yapılardan kaynaklanan tümörler öncelikle görme ve görme alanı bozukluğu yapar. Eğer tümör göz içinde görme merkezi üzerinde veya yakınında ise erken dönemde görme bozukluğu, ışık çakmaları gibi şikayetler ile erken dönemde tanı konabilir. Eğer tümör görme ekseni üzerinde değil ve gözün kenar kısımlarında yerleşimli ise görme erken dönemde bozulmayabilir. Bu tarz tümörlerin en önemli bulgusu gözde belli bakış pozisyonlarında alan daralması ve perdeleme şeklinde karşımıza çıkar. Göz dışı ve göz etrafı tümörlerde, tümörün yerleşim yerine göre farklı bulgular görülebilir. Örneğin göz kapağındaki bir tümör göz kapağında düşüklük, orbitada yerleşik bir tümör varsa göz hareketlerinde kısıtlık, çift görme ve optik sinir başında ödem görülebilir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Göz Tümörleri&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Göz tümörleri bebeklik - çocukluktan, yaşlılık dönemine kadar her yaş grubunda görülebilir. Göz ve orbita tümörleri hastaların görmesini, gözünü ve hatta yaşamını tehdit eden ciddi hastalıklardır. Gözde tümör şüphesinde özellikle göz tümörleri (oküler onkoloji) konusunda uzmanlaşmış bir göz hekimi tarafından hastanın durumunun incelenmesi, doğru teşhisin konulması ve erken dönemde uygun tedavinin başlatılması gerekir. Bu nedenle ayırıcı - doğru tanıyla birlikte doğru tedavi yaklaşımlarının uygulanacağı merkezlere ihtiyaç duyulmaktadır. Medipol Mega Üniversite Hastanesi bünyesinde her türlü göz ve orbita tümörlerinin ayırıcı tanı ve tedavisinin dünya standartlarında yapılabildiği bir Oküler Onkoloji Merkezi açılmıştır. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Oküler Onkoloji Merkezimiz, Türkiye’den olduğu kadar yurt dışından gelecek göz ve orbita tümörü olan hastalar için bir referans merkezi olmayı hedeﬂemiştir. Gözde en çok karşılaştığımız tümörler: Nevus ve çillenmeler, melanom, retinoblastom, hemanjiyom, lenfoma, lenfoid tümörler, yassı hücreli kanser, bazal hücreli karsinom ve orbita tümörleri olarak sıralanabilir. Bazen çok nadir görülen kitleler de karşımıza çıkabilir. Bu lezyonların malignite özelliklerinin doğru bir şekilde ayırt edilmesi yürütülecek tedavinin başarısında önem taşır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Göz Melanomu&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Göz içerisindeki benler zamanla büyüme gösterip kötü huylu melanom şeklini alabilir. Ben ve çillenmelerin kötü huylu melanom ile ayırıcı tanısı önem taşır. Gerçek bir melanom saptandığında mutlaka tedavi edilmelidir. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Oküler Onkoloji biriminde göz melanomu için altın standart tedaviler olan plak radyoterapi ve Cyberknife robotik radyoterapisi uygulanmaktadır. Ayrıca kalınlığı 1,5 mm’nin altındaki tümörlere non-invaziv bir yöntem olarak fotodinamik lazer tedavisi ile tümör kontrolü sağlanmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Retinoblastom&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Çocukluk çağının en sık görülen göz içi kanseri olan Retinoblastom, merkezimizde en ileri teknolojik cihazlar kullanılarak güncel yöntemlerle tedavi edilmektedir. Selektif Intraarteriyel Kemoterapi: Amerika ve Avrupa’daki belli başlı merkezlerde uygulanan altın standart bir tedavi yöntemidir. Bu yöntemle çocuklarda göz tümörleri %95’e varan başarıyla tedavi edilmektedir. Retinoblastomda gözü besleyen damara anjiyo katater ile ulaşılarak tümörlü göze direkt kemoterapi uygulanır. Ayrıca retinoblastom için intravenöz kemoterapi, lokal lazer, kriyo, göz içi ilaç enjeksiyonları ve plak brakiterapiler de merkezimizde uygulanmaktadır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Göz Kapağı Tümörleri&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Göz kapağının malign tümörlerinde cerrahi sınırların kontrolü ile eksizyon sonrası estetik bir şekilde göz kapağı ve çevresinin greft-ﬂep-mukoza nakli gibi rekonstrüksiyon yöntemleri ile tedavisi, başarılı bir tedavi kadar kozmetik görünüm sağlanması açısından da önemlidir. Merkezimizde cerrahi eksizyon ve rekonstrüksiyon ameliyatları tecrübeli cerrahi ekibimiz tarafından başarıyla yürütülmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Konjonktiva Tümörleri&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Konjonktiva tümörleri merkezimizde topikal/lokal İnterferon, Mitomisin C gibi ilaçlarca veya sınırları kontrollü cerrahi rezeksiyon ile tedavi edilmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Orbita Tümörleri&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Orbita tümörlerinin tedavisi büyük ölçüde cerrahidir. Orbita cerrahisi tecrübe gerektirir. Her hastada tümör niteliği ve yerleşimine göre “hastaya özgün” cerrahi stratejiler uygulanmalıdır. Diğer merkezlerde beyin cerrahisi gerektiren pek çok tümöre merkezimizde kişiye özel cerrahi planlamalar ile önden göz yoluyla ulaşılmakta ve tümör başarıyla çıkarılmaktadır. Ayrıca merkezimizde orbita tümörleri için modern radyoterapi imkanları da mevcuttur.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;İris-Siliyer Cisim Tümörleri&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;İris siliyer cisim tümörleri merkezimizde cerrahi yöntemlerle (iridosiklektomi), plak brakiterapi veya Stereotaktik Radyocerrahi (Cyberknife, Truebeam) yöntemleri ile tedavi edilebilmektedir. İridosiklektomi dediğimiz bu ameliyatın tecrübeli cerrahi ekip tarafından yürütülmesi tedavide başarıyı artırıcı bir faktördür. Merkezimizde iridosiklektomi ameliyatları da yapılmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Uydu Lenf Bezi Biyopsisi&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Göz kapağı-göz etrafındaki tümörler sinir liﬂeri boyunca komşu lenfatiklere yayılma gösterebilir. Bu gibi şüpheli durumlarda nükleer tıp bölümümüzce sentinel lenf bezi görüntüleme, biyopsisi ve PET tüm vücut tarama testi yapılabilmektedir. Böylece olası metastazlar erken dönemde saptanabilmektedir.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/feeds/946161301543825457/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/12/goz-tumoru-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/946161301543825457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/946161301543825457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/12/goz-tumoru-nedir.html' title='Göz Tümörü Nedir?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiOdn5PhrWzJPb6YvXGDXJK1ZpWlypRpKZAV5oFnhEaLMczZ23j84BpCpty3YcrDiB7DbY8QSBr22B7lildqmQiExed_XHZjiFmCNEozYlWOX9j8zj44-4gXX6ba1TULAmp_ghDiZCZXuxI/s72-w320-h180-c/goz-tumoru.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-8393088480409556519</id><published>2020-12-28T09:00:00.001+03:00</published><updated>2020-12-28T09:00:06.507+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ambliyopi nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="göz hastalıkları"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="göz tembelliği"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="göz tembelliği belirtileri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="göz tembelliği nasıl anlaşılır"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="göz tembelliği nedenleri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="göz tembelliği nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="göz tembelliği tedavisi"/><title type='text'>Göz Tembelliği Nedir? Göz Tembelliği Belirtileri Nelerdir? Nasıl Anlaşılır?</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Göz tembelliği nedir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Ambliyopi halk arasında göz tembelliği olarak da bilinen, erken çocukluk döneminde görme duyusunun normal gelişiminin engellenmesi sonucu gözlerin birinde bazen de her iki gözde ortaya çıkan görme azlığıdır. Göz tembelliğinin erken çocukluk döneminde tanısı çok önemlidir. Tanıda geç kalınırsa ileri yaşlarda kalıcı görme azlığına neden olabilir. Erişkin yaşta göz tembelliği ile ilgili çalışmalar olsa da henüz sonuçlar net değildir. Çocukluk çağında fark edilip tedavi edilemeyen göz tembelliği, erişkin dönemde artık tedavisi mümkün olmayan üç boyutlu görme yeteneğinin kaybı ile sonuçlanır. Yapılan araştırmalara göre tek gözünde göz tembelliği olan çocukların travmaya bağlı olarak diğer gözü de kaybetme olasılığının arttığı tespit edilmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg1lXQKHip2cddVlYo633spNHRvsYgb2koD2T5JTYQhuBxXv35A0wvStPXSCGshfQRXqW53NH7RGZDUwtOnDa6DqdYIqAe5pWOMCZiZGq_PKGWQtOGe3rT-nb7kM-7xie47jvZmviCDfwxP/s575/goz-tembelligi.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;göz tembelliği&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;332&quot; data-original-width=&quot;575&quot; height=&quot;185&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg1lXQKHip2cddVlYo633spNHRvsYgb2koD2T5JTYQhuBxXv35A0wvStPXSCGshfQRXqW53NH7RGZDUwtOnDa6DqdYIqAe5pWOMCZiZGq_PKGWQtOGe3rT-nb7kM-7xie47jvZmviCDfwxP/w320-h185/goz-tembelligi.jpg&quot; title=&quot;göz&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Göz Tembelliği Ne Sıklıkta Görülür?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Göz tembelliğinin toplumda görülme sıklığı %2-4 oranındadır. Yeni doğan bebeklerin görsel sistemleri bebek büyüdükçe artar. Görsel sistemin gelişimi erken çocukluk döneminde özellikle ilk 2 yılda çok hızlıdır ve bu gelişim 9-10 yaşına kadar devam eder. Normal bir görsel gelişim için bu süreçteki çocuklarda her iki gözde de görmenin eşit ve yaşına uygun olması gerekir.&amp;nbsp; Bu süreçteki bir çocukta normal görsel gelişimi bozacak her türlü durum göz tembelliği ile sonuçlanacaktır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Göz Tembelliğinin Nedenleri Nelerdir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;#&lt;/b&gt; Kırma kusurları (Bir gözde diğer göze oranla daha yüksek bir kırma kusurunun olması veya her iki gözde yüksek kırma kusurunun bulunması)&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;#&lt;/b&gt; Şaşılık&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;#&lt;/b&gt; Görsel uyaran yokluğu ya da zayıflığı (Göz bebeğini örten kapak düşüklüğü, gözün saydam tabakasında bulanıklık, doğumsal katarakt vb. )&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;#&lt;/b&gt; Ailede göz tembelliği ya da şaşılık varlığı&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;#&lt;/b&gt; Prematüre doğum ya da düşük doğum&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Göz Tembelliği Belirtileri Nelerdir? Nasıl Anlaşılır?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Göz tembelliğinin aile tarafından tespit edilebilmesi oldukça zordur. Özellikle kırma kusuruna bağlı bir göz tembelliğinde kayma yok ise aile durumu fark edemeyebilir. Göz tembelliği genellikle tek gözde olduğu için diğer gözü iyi gören çocuklar görme azlığından yakınmaz. Göz tembelliği çocuğun sosyal gelişimini de olumsuz etkiler. Sağlıklı ve iyi görme çocuğun gelişiminde son derecede önemlidir. Görme bozukluğu çocukta vücut ve denge gelişiminin yanı sıra algılama, iletişim becerileri ve sosyal gelişimi de olumsuz yönde etkileyebilecek çok ciddi bir durumdur. Bu sebeplerle herhangi bir şikayetleri olmasa bile çocuklar periyodik olarak göz muayenesinden geçmelidir. Çocuklarda erken göz muayenesi yapıldığında sadece göz problemlerinin erken tanısı yapılmakla kalmaz aynı zamanda bazı sistemik hastalıklara ait belirtiler de yakalanabilir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Göz Tembelliğinin Nasıl Tedavi Edilir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Tedavi sürecinde aile ve doktor arasındaki iletişim çok önemlidir. Bunun kısa bir süreç olmadığı bilinmelidir. Öncelikle tembelliğe yol açan neden tespit edilip ortadan kaldırılmalıdır. Kapak düşüklüğü, katarakt gibi durumlar gerekli girişimlerle en kısa zamanda düzeltilmeli ve kırma kusurları için hemen uygun gözlük ya da bazı durumlarda kontakt lens verilmelidir. Uygulanan tedavi protokolüne rağmen görme istenen düzeyde artmıyorsa iyi gören göze belirli sürelerle kapama yapılarak çocuğun tembel gözünü kullanmaya zorlanması hedeflenir. Kapama süresi ve kapama süresinin ne kadar devam edeceği çocuğun yaşı ve tembelliğin derinliğine göre hekim tarafından yapılan muayenelerle belirlenir. Kapama tedavisine uyum sağlanamadığı durumlarda ise bazı damlalar ya da gözlük camları ile sağlam gözün görmesi bozularak çocuk tembel gözüyle görmeye zorlanır. Göz tembelliğinin tedavisinde teknolojik araçlar da kullanılabilir. Çocuğun kapamaya uyumlu olmaması durumunda gözlük, tablet gibi araçlar önerilebilir. Tedavinin başarısında hekim, aile ve çocuk arasındaki uyumla birlikte işbirliği de çok önemlidir. Kapama sonlandırılsa da takip bitirilmemelidir. Tedavi ile göz tembelliği düzelse de nüksetme olasılığı nedeniyle çocuklar 12 yaşa kadar yakın takipte olmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Göz tembelliği tedavisindeki araştırmalar devam etmektedir ancak günümüzde hala en etkin tedavi yöntemi kapamadır. Göz tembelliğinde tedaviye ne kadar erken yaşta başlanırsa başarı oranı o kadar yüksektir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Sonuç olarak yeni doğan bebeklerde korneaların, göz içi merceğinin saydam ve gözlerin paralel olduğu kontrol edilmelidir. Çocuk doktoru, aile hekimi ya da aile tarafından aksi bir durum fark edilirse mutlaka bir çocuk göz hastalıkları uzmanı tarafından bebek muayene edilmelidir. Tüm bebekler hayatlarının ilk yılında bir göz hekimi tarafından muayene edilmiş olmalıdır. Bu ilk muayeneyi takiben tüm çocuklara sırasıyla 3-3,5 yaş civarında, 5 yaşında ve sonrasında da 1-2 yıllık aralıklarla göz muayenesi yapılmalıdır. Göz hekimi bu muayenelerde bebeğin ya da çocuğun kırma kusurunun derecesini ölçerek göz tembelliği gelişme riski olan çocukları daha yakın takibe alarak tembellik gelişimini de önlemiş olacaktır.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/feeds/8393088480409556519/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/12/goz-tembelligi-nedir-belirtileri-nelerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/8393088480409556519'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/8393088480409556519'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/12/goz-tembelligi-nedir-belirtileri-nelerdir.html' title='Göz Tembelliği Nedir? Göz Tembelliği Belirtileri Nelerdir? Nasıl Anlaşılır?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg1lXQKHip2cddVlYo633spNHRvsYgb2koD2T5JTYQhuBxXv35A0wvStPXSCGshfQRXqW53NH7RGZDUwtOnDa6DqdYIqAe5pWOMCZiZGq_PKGWQtOGe3rT-nb7kM-7xie47jvZmviCDfwxP/s72-w320-h185-c/goz-tembelligi.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-6632880195877884710</id><published>2020-12-27T13:47:00.009+03:00</published><updated>2020-12-27T13:51:03.248+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dental implant"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diş implantı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="implant neden oynar"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="implant nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="implant sonrası şişlik"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="implant yaptırdım sigara içebilir miyim"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="implant zor mu yapılır"/><title type='text'>Dental İmplant Nedir?</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Dental İmplant Nedir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Dental implant, kaybedilen dişin yerine çene kemiğine yerleştirilen ve diş köklerini taklit eden, vida ya da kök formunda, titanyumdan yapılmış yapay diş kökleridir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Dental implant, titanyum bileşimleri sayesinde vücut ile biyolojik uyum sağlar. Ağızdaki eksik dişin önündeki, arkasındaki ve karşısındaki dişler zamanla eksik dişli bölgeyi kapattığı için mutlaka dental implant uygulanması gerekir. Bu uygulama, diş kayıplarının yerini doldurduğu ve çene kemiği erimesini durdurduğu için de önerilen başarılı bir tedavi seçeneğidir. Dental implant ile geleneksel köprü ve total protezlere kıyasla daha uzun ömürlü ve sağlıklı bir sonuç alınmakta, daha doğal bir görünüm elde edilmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiplmznnX4R8H8O3X_4Lybk5RIC0I1b1LZXIe6I7X9sd48QZD983OWPqzE1Kg8mvpbZ-Dzyc3flLm8qczePvwbdXykWOIUS_sDQ8EJlaU7bZO4mObL9BOr_UYDvlKkZ31G_w6MTLTXZOloJ/s1000/dental-implant-tedavisi.jpg&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em; text-align: center;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;implant&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;600&quot; data-original-width=&quot;1000&quot; height=&quot;240&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiplmznnX4R8H8O3X_4Lybk5RIC0I1b1LZXIe6I7X9sd48QZD983OWPqzE1Kg8mvpbZ-Dzyc3flLm8qczePvwbdXykWOIUS_sDQ8EJlaU7bZO4mObL9BOr_UYDvlKkZ31G_w6MTLTXZOloJ/w400-h240/dental-implant-tedavisi.jpg&quot; title=&quot;dental implant&quot; width=&quot;400&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Cerrahi İmplant Uygulaması Nasıl Yapılır?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Diş eksikliklerinin giderilmesinde, dişlere eski estetik görünümünün ve fonksiyonunun kazandırılmasında kullanılan yöntemlerden biri olan cerrahi implant uygulaması, lokal anestezi altında, hastaya ağrı hissettirmeden yapılır. Uygulamanın ilk aşamasında hastanın kemik yoğunluğu ölçülür ve diş yapısı incelenir. Kemik yoğunluğu ve miktarı implant için uygun değilse kemik grefti uygulanarak bölgenin kemikleşmesi beklenir. Kemikleşmenin gerçekleşmesinin ardından implant diş yerleşimine geçilir. Protez safhasına başlanabilmesi için de implantın çene kemiğine kaynaması gerekmektedir. İmplantlar cerrahi yöntemle çene kemiğine yerleştirildikten sonra birçok hasta aynı gün içinde sosyal hayatına dönebilmektedir. Genellikle 2-4 aylığına iyileşmeye bırakılmakta, yeterli olmaması durumunda bu süre uzatılmakta, iyileşme döneminden sonra ikinci bir cerrahi işlem ile implantın üzeri açılıp diş etini şekillendiren iyileşme başlıkları takılmaktadır. Bu başlıklar, protez uygulanacak dişin diş etinden çıkıyormuş gibi görünmesini sağlamak için gereklidir. 7-10 gün süreyle takılır. Bir sonraki aşamada protez yapılır. Dental implant uygulaması sonrasında hasta eskisinden daha güçlü ve sağlıklı dişlere kavuşur.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/feeds/6632880195877884710/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/12/dental-implant-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/6632880195877884710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/6632880195877884710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/12/dental-implant-nedir.html' title='Dental İmplant Nedir?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiplmznnX4R8H8O3X_4Lybk5RIC0I1b1LZXIe6I7X9sd48QZD983OWPqzE1Kg8mvpbZ-Dzyc3flLm8qczePvwbdXykWOIUS_sDQ8EJlaU7bZO4mObL9BOr_UYDvlKkZ31G_w6MTLTXZOloJ/s72-w400-h240-c/dental-implant-tedavisi.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-2980211292140868024</id><published>2020-05-06T05:00:00.000+03:00</published><updated>2020-06-15T13:35:33.940+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="iftar"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="iftarda ne yemeliyiz"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="oruç"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sahurda ne yemeliyiz"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="yumurta tok tutar mı"/><title type='text'>Oruç tutarken bağışıklığınızı da güçlendirebilirsiniz</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Ramazan ayında oruç tutacak olan pek çok insan, bağışıklık sisteminin zayıflayacağı ve koronavirüse karşı savunmasız hale gelebileceği konusunda endişe yaşıyor. Sağlıklı beslenme, vücut direncini artırarak hastalıklardan korunmada önemli rol oynuyor. Bu nedenle sahurda ve iftarda doğru besinlerin uygun miktarlarda tüketilmesi, oruç tutarken bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine de katkıda bulunuyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Gözde Akın, Ramazan’da dengeli beslenme için önemli önerilerde bulundu.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhdtxD4GsE8UpRPOQvglg_5mkeGD844Uguco1LmbDwN3ORk-3MZyYzLuRoRIBBcRiU5Nnj5BPm0E3T3w-jB7zwinkgyQaA_D4537NB6QQ78O28KxYDMDFjB_Eqqev5OTMaPgQLV-ng6Fo8M/s1600/oruc-tutarken-bagisikliginizi-da-guclendirebilirsiniz.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;oruc-tutarken-bagisikliginizi-da-guclendirebilirsiniz&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;313&quot; data-original-width=&quot;625&quot; height=&quot;160&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhdtxD4GsE8UpRPOQvglg_5mkeGD844Uguco1LmbDwN3ORk-3MZyYzLuRoRIBBcRiU5Nnj5BPm0E3T3w-jB7zwinkgyQaA_D4537NB6QQ78O28KxYDMDFjB_Eqqev5OTMaPgQLV-ng6Fo8M/s320/oruc-tutarken-bagisikliginizi-da-guclendirebilirsiniz.jpg&quot; title=&quot;oruç&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Oruç vücut direncinizi artırabilir&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Günde iki ana öğünün olduğu, uzun saatler açlık ve susuzluk gerektiren oruç, bilinçli ve dikkatli bir şekilde tutulduğunda metabolizma için yararlı olabilmektedir. Oruç vücuttaki hücrelerin yenilenmesine, direncin artırılmasına zemin hazırlamaktadır. Bu süreçte vücutta birikmiş zararlı maddeler temizlenirken, bağışıklık sistemi de olumlu etkilenir. Ayrıca karaciğer ve tüm sindirim sistemi de oruç sayesinde dinlenme şansı bulur. Kendini sağlıklı hisseden kişilerin oruç tutmasında bir sakınca bulunmamaktadır. Ancak bazı kronik hastalıkları olan bireyler, doktorları ile bu konuyu görüşerek fikir birliğine varmalı, sağlık açısından bir engel yok ise oruç tutmalıdır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Yeterli protein ve sıvı alımı önemli&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Orucun bağışıklık sistemini güçlendirmesi için bazı beslenme kurallarına uyulması gerekmektedir. Belli aralıklarda uzamış açlıklar, kimi zaman detoks amacıyla da uygulanmaktadır. Bazı bilimsel araştırmaların sonuçları, aralıklı açlık uygulamalarının vücuttaki inflamasyonu azalttığı ve damar sistemine iyi geldiğini göstermektedir. Ancak bu durumda “Bütün gün aç kaldım şimdi her şeyi yiyebilirim” gibi yanlış bir düşünceye kapılmamak önemlidir. Beslenmede dikkat edilmesi gereken konuların başında yeterli sıvı alımı gelmektedir. Az sıvı tüketmek enfeksiyonlara karşı vücudu savunmasız bırakabilmektedir. Bu nedenle iftar ve sahurda sıvı gıdalar tüketilmesi, bağışıklığı güçlendirmek için protein ağırlıklı beslenilmesi, mutlaka yeterli miktarda su içilmesi önemlidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;İftarda midenizi yormayın&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Uzun süreli açlık nedeniyle kan şekeri düşüklüğü yaşanabilmektedir. Buna bağlı olarak iftar saatinde karbonhidrata yönelme durumu olabilmektedir. Bağışıklık sistemini güçlü tutabilmek için karbonhidratlı, yağlı ya da tatlı yiyeceklerden mümkün olduğu kadar uzak durmak gerekmektedir. 16-17 saatlik açlığın sonunda sebze, proteinli ve lifli gıdaların yanında mevsim meyveleriyle beslenmek, bağışıklık sistemini olumlu etkilemektedir. Ancak doğru besinleri tüketirken bile, hepsini bir öğünde tıka basa yemek de doğru değildir. Besleyiciliği yüksek bir çorbanın ardından yavaşça yenilen sebze-et yemekleri, salata yoğurt-ayran-kefir, yanında 1-2 dilim tam buğday ekmeği yeterli olacaktır. Yiyeceklerin yavaş yenmesi mideyi yormamak için çok önemlidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Oruç tutarken kan şekeri seviyesi düşeceği için tatlı yeme istediği artmaktadır. Buna ek olarak sosyal izolasyon amacıyla daha çok evde olduğumuz bu dönemde pek çok insan hamur işleri ve tatlılara sofralarında daha çok yer vermektedir. Ancak şeker tüketimi konusunda dikkatli olunmalı, ağır tatlılar tercih edilmemelidir. Bunun yerine sütlü, hafif tatlılar ya da şekersiz meyve kompostoları hazırlanabilir.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Sahurda yumurta ve ceviz tercih edebilirsiniz&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için sahurda hafif bir kahvaltı yeterli olabilmektedir. Uzun süre tokluk sağlayacak yumurta gibi saf proteinler ve yağlı tohumlardan ceviz, badem veya zeytin tercih etmek bağışıklık sistemine önemli katkılar sağlamaktadır. İftar ve sahur arasında meyve yiyerek vitamin ihtiyacı karşılanmalı, normalden daha az çay kahve tüketilmelidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Kırmızı pancara iftar sofranızda yer verin&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Ramazan ayında en çok görülen sorunlardan biri de kabızlıktır. Bu durum devam ettiği takdirde orucun vücudu temizleyici etkisi azalmaktadır. Ramazan süresince lifli ve kabızlığı önleyici ürünler tüketmeye özen gösterilmelidir. İftar sofralarında tüketilen hurma iyi bir seçenektir. Bunun yanında kırmızı pancar da oldukça faydalı bir besin olarak tercih edilebilir. Ev yapımı yoğurt, kefir, mevsim sebzeleri ve salatalar, keten tohumu, tam tahıllı besleyici ekmekler, iftar ve sahurlarda belirli miktarda tüketilmelidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Yemeklerinizde sumak kullanın&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bağışıklık sistemini güçlendirmek için antioksidan değerinin bir göstergesi olan “orac” değeri yüksek besinler tüketmek önerilmektedir. Sumak, orac değeri en yüksek olan besinlerin arasında yer almaktadır. Baharat olarak da kullanılan sumak bağışıklık sistemi için önemli bir kalkan oluşturabilmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;İftar sahur arası zencefil zerdeçallı yoğurt tüketin&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Zencefil ve zerdeçal bağışıklık sistemi için çok güçlü silahlardır. Ev yapımı yoğurt ile birlikte zencefil ve zerdeçal tüketmek, hem probiyotik hem de antioksidan takviyesinin aynı anda alınmasını sağlamaktadır. Günde bir bardak kefir tüketmek de Ramazan ayında bağışıklık sistemini güçlendirmek için oldukça etkilidir.&lt;/div&gt;
</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/2980211292140868024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/2980211292140868024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/05/oruc-tutarken-bagisikliginizi-da-guclendirebilirsiniz.html' title='Oruç tutarken bağışıklığınızı da güçlendirebilirsiniz'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhdtxD4GsE8UpRPOQvglg_5mkeGD844Uguco1LmbDwN3ORk-3MZyYzLuRoRIBBcRiU5Nnj5BPm0E3T3w-jB7zwinkgyQaA_D4537NB6QQ78O28KxYDMDFjB_Eqqev5OTMaPgQLV-ng6Fo8M/s72-c/oruc-tutarken-bagisikliginizi-da-guclendirebilirsiniz.jpg" height="72" width="72"/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-5925164629733398041</id><published>2020-05-05T11:54:00.000+03:00</published><updated>2020-06-15T13:35:40.443+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="beslenme önerileri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kadınlar için vitaminler"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kadınlar için özel beslenme önerileri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ne yemeli"/><title type='text'>Kadınlar İçin Beslenme Önerileri</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Hangi yaşta olursa olsun her kadın hayatındaki sağlık problemleriyle, doğru besinler tüketerek ve doğru alışkanlıklar edinerek baş edebilir. Daha sağlıklı, enerjik ve fit olabilmek için, Uzman Diyetisten Nilay Keçeci Arpacı’nın beslenme tavsiyelerine kulak verin.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi5hfb87BvrlhL5E_QqQ00fQjVL0PDZblrYlW3yHMZsjMZ5I59F5cym05lXo5Rn7LPs0v5Iv1LiF2gcNvgvyb0gJkA3_zWHT68lxXcPpoSzp9Kr_26W2YGA1MmK1s3CjoN7e3q623R_hfoO/s1600/kadinlar-icin-saglik-onerileri.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;kadinlar-icin-saglik-onerileri&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;422&quot; data-original-width=&quot;750&quot; height=&quot;180&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi5hfb87BvrlhL5E_QqQ00fQjVL0PDZblrYlW3yHMZsjMZ5I59F5cym05lXo5Rn7LPs0v5Iv1LiF2gcNvgvyb0gJkA3_zWHT68lxXcPpoSzp9Kr_26W2YGA1MmK1s3CjoN7e3q623R_hfoO/s320/kadinlar-icin-saglik-onerileri.jpg&quot; title=&quot;kadın&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;CİLT KURULUĞUNA VE SAÇ DÖKÜLMESİNE KARŞI TURP&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Cilt kuruluğu, saç dökülmesi kadınların sık yaşadığı problemlerdendir. Sağlık kaynağı turp, bu problemlere yönelik oldukça yardımcı bir besindir. İçerdiği lif, A-B-C,K vitaminleri, potasyum, magnezyum, demir ve kalsiyumla tam bir sağlık deposudur. Turpun günlük beslenmeye eklenmesi cilt kuruluğu, sivilce gibi problemlerin önlenmesini destekler. Turp ayrıca saç kepeklenmesi ve dökülmesi gibi problemleri de engellemeye yardımcıdır. Genellikle salata içinde tüketilebilen turp ayrıca dilimlenerek ve üzerine limon sıkılarak da tüketilebilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;KİLO VE ŞEKER KONTROLÜ İÇİN&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Birçok hastalığa iyi gelen tarçın aynı zamanda hem diyabet hem de kilo koruma için etkilidir. Zaten literatürde yer alan çalışmalara bakıldığında da tarçının kan basıncını düşürdüğü, kan şekerini ve insülin direncini azalttığı bilinmektedir. Bunun yanı sıra tarçın, metabolizma hızını düzenler ve kilo kontrolüne yardımcı olur. Yüksek oranda antioksidan içeren tarçının günde 2 çay kaşığı kadar tüketilmesi yeterlidir. Örneğin elmanın ya da avokadonun üzerine serpilerek de tüketilebilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;MENOPOZ DÖNEMİ ÖNCESİ KEMİKLERİ GÜÇLENDİREN BESİNLER&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Kadınlığın doğal bir süreci olan menopoza hazırlık da önemlidir. Bu dönemde görülen östrojen hormonu eksikliği, kemik erimesi problemini tetikleyebiliyor. Bitkisel omega 3 ve östrojen içeren keten tohumu, bu dönemde tüketilmesi gereken doğal besin kaynaklarından biridir. Yoğurtla ya da salata içinde bir tatlı kaşığı kadar tüketebilirsiniz. Kemik erimesine karşı bol kalsiyum içeren susam da tüketilebilecek bir besin. Sağlıklı yağlar içerse de kilo alma açısından porsiyon kontrolü önemlidir. Yine ıspanak, semizotu gibi yeşil yapraklı sebzeler de kemiklere kalsiyum sağlayan kaynaklardır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;BEL BÖLGESİ YAĞLARINA HER GÜN BİR AVOKADO&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
E-B6-K vitamini, folat, potasyum ve magnezyum zengini avokado, tok tutucu bir besindir ve bel bölgesi yağlarını eritmekte oldukça etkilidir. Günde orta boy bir avokado düzenli beslenme ve spor ile bel bölgesi yağlarını yakmada oldukça başarılıdır. Özellikle protein kaynağı yumurta ile süper bir ikilidir. Orta boy bir avokado yaklaşık 250 kaloridir. Birçok meyveye göre daha fazla yağ içerir; ama bu içeriğindeki yağ tekli doymamış yağ asitleridir ve uzun süre tok tutucu özelliktedir. Avokado şeker içermez. Sağlıklı yağlar ve bol miktarda vitamin, mineral ve antioksidan içerir. Smoothie olarak da tüketilebilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;BUNLARI YAŞAM BİÇİMİNİZ HALİNE GETİRİN!&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
•&lt;span style=&quot;white-space: pre;&quot;&gt; &lt;/span&gt;Günde 2 litreye yakın su için.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
•&lt;span style=&quot;white-space: pre;&quot;&gt; &lt;/span&gt;Suyun içine limon, salatalık, çubuk tarçın atın.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
•&lt;span style=&quot;white-space: pre;&quot;&gt; &lt;/span&gt;Tek tip beslenmeden uzak durun.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
•&lt;span style=&quot;white-space: pre;&quot;&gt; &lt;/span&gt;Renkli beslenin, tabağınızda her renk besin olsun.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
•&lt;span style=&quot;white-space: pre;&quot;&gt; &lt;/span&gt;Her öğünde fazla yeri sebzeler kaplasın.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
•&lt;span style=&quot;white-space: pre;&quot;&gt; &lt;/span&gt;Günde en az 30 dakika egzersiz yapın.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
•&lt;span style=&quot;white-space: pre;&quot;&gt; &lt;/span&gt;Günde en az 10 bin adım atın. Her fazla adım sizi sağlığınıza bir adım daha yakınlaştırır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
•&lt;span style=&quot;white-space: pre;&quot;&gt; &lt;/span&gt;Protein ihtiyacınızı sırf kırmızı etten sağlamayın. Beyaz ete de sık sık beslenmenizde yer verin.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
•&lt;span style=&quot;white-space: pre;&quot;&gt; &lt;/span&gt;Tuz ve şeker alımını sınırlayın. Tuz yerine kekik, kırmızıbiber, karabiber gibi baharatlar kullanmayı deneyin.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
•&lt;span style=&quot;white-space: pre;&quot;&gt; &lt;/span&gt;Sigarayı bırakın ve içilen ortamlardan uzak durun.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
•&lt;span style=&quot;white-space: pre;&quot;&gt; &lt;/span&gt;En az 7 saat olacak şekilde 23.00-03.00 arasını içeren uyku düzeni sağlayın.&lt;/div&gt;
</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/5925164629733398041'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/5925164629733398041'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/05/kadinlar-icin-beslenme-onerileri.html' title='Kadınlar İçin Beslenme Önerileri'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi5hfb87BvrlhL5E_QqQ00fQjVL0PDZblrYlW3yHMZsjMZ5I59F5cym05lXo5Rn7LPs0v5Iv1LiF2gcNvgvyb0gJkA3_zWHT68lxXcPpoSzp9Kr_26W2YGA1MmK1s3CjoN7e3q623R_hfoO/s72-c/kadinlar-icin-saglik-onerileri.jpg" height="72" width="72"/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-8166704341099478516</id><published>2020-05-04T05:00:00.000+03:00</published><updated>2020-06-15T13:35:47.196+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="a vitamini"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ilaçların karaciğere zararı nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="karaciğer"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="karaciğer sağlığı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="siroz hastalığı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="yağlı karaciğer hastalığı"/><title type='text'>Karaciğer Sağlığınız İçin Altın Öneriler</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Vücudumuzdaki en büyük organlarından biri olan karaciğer, kana geçen besinleri sindirmek ve zararlı maddeleri temizlemek gibi hayati görevlere sahiptir. Dolayısıyla nasıl bir karaciğere sahip olduğumuz, aslında nasıl beslendiğimizle doğrudan alakalıdır. Bu nedenle sağlıklı bir karaciğere sahip olmanın ilk koşulu sağlıklı beslenmeden geçer. Hastane Derindere İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ergün Kasapoğlu, daha sağlıklı bir hayat sürmenize yardımcı olacak alışkanlıkları anlattı.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEilFKh-iyAp1FvhLAIyz6yrIHLvk6xSjIrlHeBAoQeX8OEDVsrkXzsDVq7ebQSEsTfazZ3Fe23Wr8im1Y9gSQ99xx4ogonHlOw5MUrerqZR4CPK2-DSIICbrZNKV9yq6pPNT4wPz6Pp5pIV/s1600/karaciger-sagligi.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;karaciğer sağlığı&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;417&quot; data-original-width=&quot;626&quot; height=&quot;213&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEilFKh-iyAp1FvhLAIyz6yrIHLvk6xSjIrlHeBAoQeX8OEDVsrkXzsDVq7ebQSEsTfazZ3Fe23Wr8im1Y9gSQ99xx4ogonHlOw5MUrerqZR4CPK2-DSIICbrZNKV9yq6pPNT4wPz6Pp5pIV/s320/karaciger-sagligi.jpg&quot; title=&quot;karaciğer&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Şekerle vedalaşın&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Şeker sadece dişleriniz için değil; karaciğeriniz için de kötü bir alışkanlıktır. İç organlarınız yağ üretmek için fruktoz denilen şekeri kullanır. Çok fazla rafine edilmiş şeker ve yüksek fruktoz içeren mısır şurubu, karaciğer hastalığına zemin hazırlayan yağ birikimine neden olur. Bazı çalışmalar, şekerin karaciğere alkol gibi zarar verebileceğini göstermektedir. Fazla şeker tükettiğiniz halde zayıf olmanız karaciğer sağlığınızın yerinde olduğunu göstermez. Bu nedenle meyveli soda, hamur işleri ve şeker gibi işlenmiş gıdaları hayatınızdan çıkarın.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Bitkisel takviye almadan önce…&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Etiketinin üzerinde &quot;doğal&quot; yazması sağlığınıza iyi geleceği anlamına gelmez. Bazı bitkisel antidepresanlar hekim gözetiminde kullanılmadığında hepatit ve karaciğer yetmezliğine neden olabilir. Bu nedenle doğal bile olsa bitkisel takviye kullanmadan önce mutlaka hekiminize danışın.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Diyet ve egzersizle hastalığı önleyebilirsiniz&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Vücutta gereğinden fazla olan yağ, karaciğer hücrelerinde birikerek yağlı karaciğer hastalığına yol açabilir. Zamanla karaciğer dokunuz sertleşerek siroz hastalığı ile karşılaşabilirsiniz. Fazla kilolu, obez, yaşlı veya diyabet hastalarında yağlı karaciğer hastalığı görülme ihtimali yüksektir. Diyet ve egzersiz düzenlemeleriyle hastalığa dur diyebilirsiniz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Gereğinden fazla A vitamini tüketimi karaciğerinizi yorabilir&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Taze meyve ve sebzelerde bulunan A vitamini vücut için gereklidir. Ancak A vitaminini yüksek dozda alırsanız, bu karaciğeriniz için bir sorun olabilir. Ekstra A vitamini almadan önce doktorunuza danışın; muhtemelen ihtiyacınız olmadığını göreceksiniz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;İlaçları dozunda ve karıştırmadan kullanın&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bazı etken maddeler, hastalığınız için kullandığınız farklı ilaçların içerisinde aynı oranlarda olabilir. Gereğinden fazla kullanılan etken maddeler karaciğerinizi yorar. Örneğin soğuk algınlığı ve baş ağrısı problemini aynı anda yaşıyorsanız her ikisi için kullandığınız farklı ilaçların içeriklerini hekiminize danışın, ilaçlarınızı dozunda kullanın.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Trans yağları hayatınızdan çıkarın&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Trans yağlar, bazı paketlenmiş veya pişmiş gıdalarda olan insan yapımı bir yağlardır. Trans yağ asitlerinden yüksek bir beslenme şeklini seçmeniz kilo alma ihtimalinizi artırarak, karaciğer yağlanmasına zemin hazırlar.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/8166704341099478516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/8166704341099478516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/05/karaciger-sagligi.html' title='Karaciğer Sağlığınız İçin Altın Öneriler'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEilFKh-iyAp1FvhLAIyz6yrIHLvk6xSjIrlHeBAoQeX8OEDVsrkXzsDVq7ebQSEsTfazZ3Fe23Wr8im1Y9gSQ99xx4ogonHlOw5MUrerqZR4CPK2-DSIICbrZNKV9yq6pPNT4wPz6Pp5pIV/s72-c/karaciger-sagligi.jpg" height="72" width="72"/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-2449779299722906464</id><published>2020-05-03T05:00:00.000+03:00</published><updated>2020-06-15T13:35:57.263+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="balkabağı nasıl tüketilmelidir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="balkabağında hangi vitaminler bulunur"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="balkabağının faydaları"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="balkabağının lif değerleri nedir"/><title type='text'>Balkabağının Faydaları Saymakla Bitmiyor</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Balkabağının Faydaları Nelerdir?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgBzLnPva1caOMp83pe1bgjsA_yOSLUNX8aRaQwVsJ0PsKkjn_0eY5rvcB4XjiDr1KrGwNZ4yHwHwySaau3In1ifkNSj7dbTA6yKtIRmWwZJ0Jq1CWbuDpr1Huc6KLH15lPZqdMfdhyphenhyphen5HD_/s1600/balkabaginin-faydalari-nelerdir.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;balkabaginin-faydalari-nelerdir&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;417&quot; data-original-width=&quot;626&quot; height=&quot;213&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgBzLnPva1caOMp83pe1bgjsA_yOSLUNX8aRaQwVsJ0PsKkjn_0eY5rvcB4XjiDr1KrGwNZ4yHwHwySaau3In1ifkNSj7dbTA6yKtIRmWwZJ0Jq1CWbuDpr1Huc6KLH15lPZqdMfdhyphenhyphen5HD_/s320/balkabaginin-faydalari-nelerdir.jpg&quot; title=&quot;balkabağı&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Kış aylarının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan balkabağı, çorbadan tatlıya birçok yemekte kullanılıyor. Çok iyi bir beta karoten, lif, kalsiyum, demir, fosfor, potasyum, bakır, magnezyum, A vitamini, C vitamini ve B grubu vitamini kaynağı olan bal kabağının sağlığa pek çok faydası bulunuyor. Özellikle soğuk kış günlerinde, çeşitli balkabağı tarifleri ile vücut enerjisini artırmanın ve hastalıklardan korunmanın mümkün olduğunu belirten Hastane Derindere Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Yavuz ile balkabağının faydaları hakkında konuştuk.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Vitamin Deposu&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Balkabağı A vitamininin iyi kaynaklarındandır. Görme, büyüme, üreme, bağışıklık sistemi, sindirim sistemi, epitel doku yapımı, gelişimi ve korunmasında rol oynar. Balkabağı A vitamininin öncüsü olan Beta karotenin en iyi kaynaklarından biridir. Karotenoid formlar antioksidan gibi çalışır ve çeşitli kanser türleri ile yaşlanmaya bağlı hastalıklara karşı koruyucu etki gösterirler. C vitamini içeriğinden dolayı vücudun savunma mekanizmasında görevlidir ve beyaz kan hücrelerinin artmasına yardımcı olur.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Lif değeri yüksek&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Yaklaşık %90’ı su olan bu sebze aynı zamanda lif içeriği zengin olduğu için uzun süre tok kalmanızı sağlayarak kan şekerini dengeler, aynı zamanda tatlı isteğini azaltmaya destek olur. 100 gram balkabağı yaklaşık 26 kalori ve 6 gram karbonhidrat içerir. Bağırsak hareketlerini düzenleyerek kabızlık ve şişkinlik gibi problemlerin ortadan kalkmasını sağlar. Potasyum içeriği nedeniyle kan basıncını düzenleyerek tansiyonu dengeler.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Tatlı olarak tükettiğinizde az miktarda şeker kullanın&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Balkabağının sayısız faydalarından sonra fazla şeker kullanarak bir besini sağlıksız hale getirmemeliyiz. Ülkemizde balkabağı genellikle tatlı olarak tüketilmektedir. Az miktarda şeker kullanarak pişirmek en iyisidir. Tatlıya ek olarak kek, kurabiye, çorba ve smoothie olarak da tüketilebilir.&lt;/div&gt;
</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/2449779299722906464'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/2449779299722906464'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/05/balkabaginin-faydalari.html' title='Balkabağının Faydaları Saymakla Bitmiyor'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgBzLnPva1caOMp83pe1bgjsA_yOSLUNX8aRaQwVsJ0PsKkjn_0eY5rvcB4XjiDr1KrGwNZ4yHwHwySaau3In1ifkNSj7dbTA6yKtIRmWwZJ0Jq1CWbuDpr1Huc6KLH15lPZqdMfdhyphenhyphen5HD_/s72-c/balkabaginin-faydalari-nelerdir.jpg" height="72" width="72"/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-6380495498270212325</id><published>2020-05-02T05:00:00.000+03:00</published><updated>2020-06-15T13:36:03.749+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ramazan ayında doğru ve sağlıklı beslenme"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ramazan beslenmesi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ramazanda nasıl beslenmeli"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sağlık haberleri"/><title type='text'>Ramazanda Doğru ve Sağlıklı Beslenmenin En Önemli Kuralı</title><content type='html'>Ramazan ayının gelmesiyle birlikte oruç tutan kişilerin günlük beslenme şekli ve öğün sayısı değişiyor; az ve sık yeme prensibini yerine getirmek mümkün olmuyor. Hastane Derindere Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğba Günal, “Bu seneki Ramazan önerilerimizde en kritik nokta, günlerin uzun ve sıcak olması sebebiyle sıvı desteğini yeterli olacak şekilde sağlamak ve bedeni iyi dinlemektir.” diyerek, Ramazan ayında doğru ve sağlıklı beslenme noktasında dikkat edilmesi gereken hususları anlattı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgf-GMbj0EG1yjfcTHnv_vaixR-cGnwrJl1JW1eFXldmVk5b88nXFX6ZSCO60W8hYfuj7KurwimadcjjqJ4rW_z0Ga0cdfYg3LNAjinfbKkgyUuon81diwl77aks_xQPRNXVGduhf2VpiZP/s1600/ramazanda-dogru-ve-saglikli-beslenme.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;ramazanda-saglikli-beslenme&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;416&quot; data-original-width=&quot;626&quot; height=&quot;212&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgf-GMbj0EG1yjfcTHnv_vaixR-cGnwrJl1JW1eFXldmVk5b88nXFX6ZSCO60W8hYfuj7KurwimadcjjqJ4rW_z0Ga0cdfYg3LNAjinfbKkgyUuon81diwl77aks_xQPRNXVGduhf2VpiZP/s320/ramazanda-dogru-ve-saglikli-beslenme.jpg&quot; title=&quot;su&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Risk Grubunda Bulunan Kişiler Mutlaka Doktora Danışmalı!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ramazanda beslenme açısından en önemli nokta, sahura kalkılması koşulunun yerine getirilmesidir. Ramazan ayının gelmesiyle birlikte oruç tutan kişilerin günlük beslenme şekli ve öğün sayısı değişmektedir. Üç öğün olan günlük beslenme ikiye düşerken, özellikle kırmızı et, ekmek, pilav, makarna, hamur işleri, tatlı, börek tüketimi artar. Buna karşılık sebze, meyve ve beyaz et tüketimi azalır. Oysa, unutmamak gerekir ki ramazan, bayram, tatil ne olursa olsun günlük almamız gereken enerji, protein, vitamin ve mineral oranları değişmez. Oruç tutmak sağlıklı kişilere farz olduğundan, riskli grupta bulunanların mutlaka hekimlerinden izin alarak bu ibadeti yerine getirmeleri önemlidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Ramazanda kimler risk altında?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Kronik hastalığı olup sürekli ilaç kullanması gerekenler mutlaka ilaç saatleri ve dozuyla uzun süreli açlığı hekimlerine danışmalı.&lt;br /&gt;
- Emziren anneler ve hamileler için uzun süreli açlık önerilmiyor.&lt;br /&gt;
- Şeker hastaları, özellikle insüline bağımlı olanların mutlaka hekime danışması ve ardından bir beslenme uzmanı tarafından günlük beslenme planını alması gereklidir.&lt;br /&gt;
- 65 yaş üzerindekiler, böbrek hastaları ve diyalize bağımlı olanlarla, kan şekerinde ani düşme (hipoglisemi) sorunu olanlar oruç tutma konusunda risk altındadır.&lt;br /&gt;
- Mide ve bağırsak gibi sindirim sistemi rahatsızlığı olanlar, uzun süreli açlık ve ardından boş mideye yenilen yemekler sindirim güçlüğü yaratabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Sahur Şart!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Günlük hayatımızda nasıl azar azar, sık sık beslenmek gerekiyorsa ramazanda bunu sürdürmeliyiz. Gün boyunca alamadığımız besin öğesi ihtiyaçlarımızı karşılamak zorundayız. Bunun için;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Öğün sayısı artırılmalı ve mutlaka sahura kalkılmalı.&lt;br /&gt;
- Sahurda bol su içilmeli, aşırı yağ ve tuzlu besinler tüketilmemeli.&lt;br /&gt;
- Sahurda sadece su içerek niyetlenmek veya gece yiyip yatmanın son derece zararlı olduğu unutulmamalı.&lt;br /&gt;
- Bu nedenle sahurda protein içeren süt içilmeli, yoğurt, peynir gibi gıdalar yenmeli, kan şekerinin düşmesini önlediği için yanına mutlaka ekmek eklenmeli.&lt;br /&gt;
- Yiyecek olarak da çorba, az yağlı yapılmış sebze, zeytinyağlı yemekler veya hafif kahvaltılardan birini seçmek en doğrusu olacaktır.&lt;br /&gt;
- Oruç tutulan günlerde yaklaşık 16 saat açlıkla karşı karşıya kalınacak. Bu süre içinde kan şekeri düşer. Eğer kişi sahura kalkmıyorsa kan şekerinin düşüşü günün erken saatlerinde başlar. Bu nedenle az ve sık beslenme ilkesi, kan şekerini dengelemek için mutlaka uygulanmalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;İftarda Dengeyi Sağlayın!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uzun saatler aç kaldıktan sonra iftarda kontrollü olmak zordur. Ancak boş mideyi birden doldurmak ani tansiyon ve şeker yükselmelerine, mide barsak rahatsızlıklarına sebep olabileceği için yavaş olmanız önemlidir. Bunun için orucunu önce birkaç hurma veya zeytin ve 1-2 bardak suyla açtıktan sonra 10-15 dakika bekleyin. Daha sonra ılık bir çorba ile devam edebilirsiniz. Ramazan ayında, mideyi rahatsız etmemek ve kalori alımını kontrol etmek için en doğru pişirme yöntemleri ızgara, fırınlama, haşlama veya buğulamadır. Fazla yağ alımına sebep olacak kızartma ve kavurma yöntemlerini uygulamamaya özen göstermelisiniz. Tatlı seçiminizi iftardan hemen sonra yapmak yerine 1-2 saat sonra ara öğünde tercih etmek ve ağır şerbetli tatlılar yerine hafif meyve tatlıları veya dondurma tüketmek daha sağlıklı olacaktır. İftarla sahur arasında günlük sıvı ihtiyacınızı tamamlamanız gerektiğini unutmayın ve belirli aralıklarla bol su tüketmeye özen gösterin.</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/6380495498270212325'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/6380495498270212325'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/05/ramazanda-dogru-ve-saglikli-beslenme.html' title='Ramazanda Doğru ve Sağlıklı Beslenmenin En Önemli Kuralı'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgf-GMbj0EG1yjfcTHnv_vaixR-cGnwrJl1JW1eFXldmVk5b88nXFX6ZSCO60W8hYfuj7KurwimadcjjqJ4rW_z0Ga0cdfYg3LNAjinfbKkgyUuon81diwl77aks_xQPRNXVGduhf2VpiZP/s72-c/ramazanda-dogru-ve-saglikli-beslenme.jpg" height="72" width="72"/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-2716363640852560448</id><published>2020-05-01T05:00:00.000+03:00</published><updated>2020-06-15T13:36:14.921+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diş implantı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="implant neden oynar"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="implant sonrası uyuşma"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="implant sonrası şişlik"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="implant yaptırdım sigara içebilir miyim"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="implant zararlı mıdır"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="implant zor mu yapılır"/><title type='text'>İmplant İle İlgili Merak Edilen 6 Soru</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Diş implantının çene kemiğine cerrahi olarak yerleştirilen yapay diş kökü olduğunu belirten, Pendik Hospitadent Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Merve Erişen, implantlarla yapılan diş protezlerinin doğal dişleri en iyi taklit eden protez türü olduğunu, doğru uygulanmış implantların, düzenli kontrolleri ve günlük temizliği yapıldığı takdirde uzun yıllar, hatta ömür boyu ağızda kalabileceğini bildirdi. Pendik Hospitadent Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Merve Erişen, implant işlemi öncesi veya sonrasında hastaların en çok merak ettiği soruları cevapladı.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgNKc9oH41JlQ0IGxt3kpybQ1R8HsfNgHdiLaeEBqdyf19281moJZJAaSyq7qsX9UwEzGzCaVyF524OewOrc8izGOnQxqSKM58CqOzyFwxKf6Reh06pC4W5k64XiQy7CrEakDiVV2eyhpA5/s1600/implant-ile-ilgili-merak-edilen-6-soru.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;diş&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;1318&quot; data-original-width=&quot;1600&quot; height=&quot;263&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgNKc9oH41JlQ0IGxt3kpybQ1R8HsfNgHdiLaeEBqdyf19281moJZJAaSyq7qsX9UwEzGzCaVyF524OewOrc8izGOnQxqSKM58CqOzyFwxKf6Reh06pC4W5k64XiQy7CrEakDiVV2eyhpA5/s320/implant-ile-ilgili-merak-edilen-6-soru.jpg&quot; title=&quot;implant&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span id=&quot;goog_1058929955&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id=&quot;goog_1058929956&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;İşte o sorular:&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;İmplant zararlı bir tedavi midir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Kurallarına uygun yapılmış bir implantın bilinen bir zararı yoktur.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;İmplant zor bir işlem midir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
İmplant oldukça kolay bir uygulamadır. Tek bir implant operasyonu 15 dakika civarı sürer.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;İmplant sonrası şişlik normal midir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Tek implant operasyonlarında şişlik ya hiç olmaz ya da çok hafiftir. Çoklu implant operasyonlarında aynı seansta diş çekimleri de yapılmışsa bir miktar şişlik olması normaldir. Uygun ilaçlar ve buz uygulamasıyla en az şişlikle hastanın bu dönemi atlatması sağlanır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;İmplant yapıldıktan sonra çenede uyuşukluk neden olur?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
İmplant operasyonu öncesinde, hastanın doğru olarak muayene edilmesi, radyolojik tetkiklerin yapılması, tomografi ile kemik ölçümlerinin yapılarak doğru implant boylarının saptanması gereklidir. Bu süreçten geçerek yapılan implant uygulamalarından sonra uyuşukluk olmayacaktır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Ancak tecrübesiz kişiler tarafından, yeterli tetkikler ve ölçümler gerçekleştirilmeden yapılan implantlardan sonra alt çene sinirinin hasar görmesine bağlı olarak uyuşukluk görülebilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;İmplant yaptırdım sigara içebilir miyim?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Sigara, içeriğindeki kimyasallardan ötürü iyileşmeyi geciktirir ve operasyon sonrasında kanama riskini arttırır. İlk 48 saat kesinlikle sigara içilmemelidir. Takip eden süreçte de hastanın sigara içmemesi tavsiye edilir. Sigara sadece implantların sağlığı için değil genel sağlık için de büyük bir risktir. Hastalarımızın implant operasyonunu sigarayı bırakmak için güzel bir fırsat olarak görmelerini umuyoruz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;İmplant neden oynar?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
İmplant çevresinde enfeksiyon geliştiği takdirde implant kemiğe tutunamayabilir ya da ileri dönemlerde tutunmuş implantlar hareket edebilir. Bunu önlemek için hastaların dişlerini çok iyi temizlemeleri, ağız hijyenini üst seviyede tutmaları önem taşır. İmplantlarınızın hareketli olduğunu hissederseniz mutlaka diş hekiminize danışınız.&lt;/div&gt;
</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/2716363640852560448'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/2716363640852560448'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/05/implant-ile-ilgili-merak-edilen-6-soru.html' title='İmplant İle İlgili Merak Edilen 6 Soru'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgNKc9oH41JlQ0IGxt3kpybQ1R8HsfNgHdiLaeEBqdyf19281moJZJAaSyq7qsX9UwEzGzCaVyF524OewOrc8izGOnQxqSKM58CqOzyFwxKf6Reh06pC4W5k64XiQy7CrEakDiVV2eyhpA5/s72-c/implant-ile-ilgili-merak-edilen-6-soru.jpg" height="72" width="72"/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-5302486325250782060</id><published>2020-04-30T05:00:00.000+03:00</published><updated>2020-06-15T13:36:24.321+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hızlı kilo verme"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kilo nasıl verilir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kilo veririken nelere dikkat edilmeli"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kilo verirken dikkat edilmesi gerekenler"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kilo verirken neler yapılmamalı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kilo vermenin önündeki engeller"/><title type='text'>Kilo vermenin önündeki beş engel</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;“Sağlıklı kilo vermek için yola gerçekçi hedeflerle çıkmak gerektiğini söyleyen MACFit 42 Maslak Eğitmeni Onur İlhan, “Kilo vermeyi zorlaştıran sebeplerin başında aldığımız kaloriye dikkat etmemek geliyor. Antrenman sırasında kardiyo yapmazsak yağ yakmak da zorlaşıyor” dedi.”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjguiRt-IfgY5fEnMoFZbDB2fboXg_5Hd4_JJ-AhZho3u9gZLbAIkwdm1kwuf8rtCc1g49MnolWelCMjSOaKAj1HgVmtTJHH8n2lswsUfC5-pCXj5xKTNw0DH9hn3LUrEYA2RCWg0dYyUoX/s1600/5dd45aaa66a97cc9fc4879f7.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;kilo-vermenin-onundeki-bes-engel&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;418&quot; data-original-width=&quot;740&quot; height=&quot;180&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjguiRt-IfgY5fEnMoFZbDB2fboXg_5Hd4_JJ-AhZho3u9gZLbAIkwdm1kwuf8rtCc1g49MnolWelCMjSOaKAj1HgVmtTJHH8n2lswsUfC5-pCXj5xKTNw0DH9hn3LUrEYA2RCWg0dYyUoX/s320/5dd45aaa66a97cc9fc4879f7.jpg&quot; title=&quot;kilo verme&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Sağlıklı beslenip düzenli spor yapıyoruz ancak kilo vermekte zorlanıyoruz. Antrenmanları aksatmasak, yediklerimize dikkat etsek de tartıya çıktığımızda sonucun değişmediğini görebiliyoruz. Peki, neyi eksik ve yanlış yapıyoruz? Kilo vermenin önünde aşılması güç engeller var mı? MACFit 42Maslak Eğitmeni Onur İlhan, önerilerini şöyle sıraladı:&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Hedeflerin gerçekçi olsun:&lt;/b&gt; Birçoğumuz kendimize ulaşması epey güç hedefler koyabiliyoruz. Kilo vermek efor, emek ve zaman isteyen bir süreç. Her birey için bu süreç ve etkenler değişkenlik gösterebiliyor. Sağlık koşulları, yaş, kilo gibi değişkenler her bireyin sürecinin kendine özgü olmasını sağlıyor.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Aldığın kaloriye dikkat et:&lt;/b&gt; Sağlıklı beslenmek kalori takibi yapmamamız gerektiği anlamına gelmiyor. Vücudun ihtiyacından fazla kalori alındığı takdirde kilo vermek mümkün olmaz. Tam tersine kilo bile alabiliriz. Yediklerimizi yazarak kalori takibini kolaylaştırabiliriz. Her öğünü, porsiyon boyunu, mümkünse gramlarını bile yazarak kontrolü elimizde tutabiliriz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Kardiyo yapmayı unutma:&lt;/b&gt; Kardiyo egzersizleri nabzı yükseltir ve vücudumuz ancak kalp atışlarımız hızlandığında yağ yakmaya başlar. Koşu, yüzme ve cycle gibi kardiyovasküler egzersizleri antrenman programına eklemek gerekiyor. Kardiyoyu ağırlık antrenmanlarıyla da desteklemeliyiz. Bu sayede yağ yakmaya yardımcı olurken aynı zamanda ısınma yapmış da oluruz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Yeteri kadar su iç:&lt;/b&gt; Su içmenin ne kadar önemli olduğunu göz ardı edebiliyoruz. Su içmek dehidre olmayı engellemenin yanı sıra metabolizmayı hızlandırarak kilo vermeye yardımcı olur. Güne su içerek başlayıp, her öğünden 15 dakika önce su içmek gerekiyor. Gün içinde de belli aralıklarla 1-2 bardak su tüketmeliyiz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Latte yerine filtre kahve:&lt;/b&gt; Sıvı olarak aldığımız kalorilere dikkat etmemiz gerekiyor. Mesela latte yerine sade bir filtre kahve içmek hem enerji verir hem de aldığımız kaloriyi azaltır.&lt;/div&gt;
</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/5302486325250782060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/5302486325250782060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/kilo-vermenin-onundeki-bes-engel.html' title='Kilo vermenin önündeki beş engel'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjguiRt-IfgY5fEnMoFZbDB2fboXg_5Hd4_JJ-AhZho3u9gZLbAIkwdm1kwuf8rtCc1g49MnolWelCMjSOaKAj1HgVmtTJHH8n2lswsUfC5-pCXj5xKTNw0DH9hn3LUrEYA2RCWg0dYyUoX/s72-c/5dd45aaa66a97cc9fc4879f7.jpg" height="72" width="72"/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-2016401421390186103</id><published>2020-04-29T05:00:00.000+03:00</published><updated>2020-06-15T13:36:48.855+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hangi besinler metabolizmayı hızlandırır"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="metabolizma hızlandırmak"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="metabolizma nasıl hızlandırılır"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ramazanda metabolizma hızlandırma"/><title type='text'>Ramazan’da Metabolizmanızı Hızlandıracak 11 Öneri</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Ramazan ayı ile birlikte öğün sayısı azalmasına rağmen birçok insan maalesef kilo problemi yaşıyor. Çünkü öğün sayısı azalsa bile beslenme alışkanlıklarındaki hatalar kilo artışını beraberinde getiriyor. Uzman Diyetisyen Nilay Keçeci Arpacı, yapılan en önemli hatanın yeterli ve dengeli olmayan beslenme planı olduğunu söylüyor ve Ramazan’da metabolizma hızını artıracak önerilerde bulunuyor.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh8NDdAzeSyRKGqYVaeGZU8tzaSFuiQq8ss84wnGX3i0GSA4ztSSY5BQhxeIQemjl0aI0BsIY1AQVhIHmJtpHoq1CDyKa-NLpNLuDAflky3Fk6jrvY-iFXCUsQrm-Z8M_Ovu2gZORGWoy85/s1600/metabolizma-nedir.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;ramazanda-metabolizmanizi-hizlandiracak-11-oneri&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;360&quot; data-original-width=&quot;600&quot; height=&quot;192&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh8NDdAzeSyRKGqYVaeGZU8tzaSFuiQq8ss84wnGX3i0GSA4ztSSY5BQhxeIQemjl0aI0BsIY1AQVhIHmJtpHoq1CDyKa-NLpNLuDAflky3Fk6jrvY-iFXCUsQrm-Z8M_Ovu2gZORGWoy85/s320/metabolizma-nedir.jpg&quot; title=&quot;metabolizma&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;SAHUR VE İFTARDA BUNLARA DİKKAT EDİN!&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
1- Gün boyu aç kalacağınız için sahurda yavaş sindirilen, mide ve bağırsak sisteminde uzun süre kalabilen lifli besinleri tercih edin. En güzel lif kaynaklarından biri yulaftır. Süt, yulaf ve elma rendesini pişirerek bir yulaf lapası hazırlayabilir, içine badem, muz ve az fıstık ezmesi ekleyerek lezzetli bir sahur mönüsü hazırlayabilirsiniz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
2- Sahurda iftardan kalan yemekleri tüketmeyin. Peynir, yumurta, zeytin, domates, biber, salatalıkla kahvaltı daha sağlıklı ve tok tutucu olur. Süt, ayran ya da az şekerli komposto tüketebilirsiniz. Sahur, iftar ve arasındaki sürede süt ve süt ürünlerinin tüketimini 2 su bardağının altına düşürmemeye çalışın. Süt ve süt ürünlerini yağsız ya da yarım yağlı tercih edin. Bu, daha az kalori almanızı sağlar. Beyaz ekmek yerine tam buğday ya da çavdar ekmeği tercih edin.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
3- Gün boyu susuz kalacağınız için orucunuzu su ile açın. Ardından kremasız bir çorba için. Tarhana ya da sebze çorbaları olabilir. İftarda yavaş yemeye ve iyi çiğnemeye dikkat edin.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
4- İftarda renkli bir salata sofranızda olsun. Salata, iftar sonrası yaşanabilecek mide rahatsızlıkları engelleme ve aşırı tatlı isteğinizi önleme konusunda yardımcıdır. Özellikle salatanıza ekleyeceğiniz kuru kayısı, kuru üzüm, kuru erik gibi kuru meyveler tatlı krizlerini önlemeye yardımcı olur. Salatalarınızda limon, sirke kullanın; ama mısır ya da hazır garnitür eklemeyin.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
5- İftarda ana yemeğiniz etli ise yağsız pişirin. Et yemekleriniz için ızgara, buğulama, haşlama ya da fırın yöntemlerini kullanabilirsiniz. Sebze yemeklerinizi en fazla 1 yemek kaşığı zeytin yağ koyarak pişirmeye çalışın.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
6- Ramazan boyunca rafine ürünleri dolaba kaldırın. Çünkü bu ürünler hızlıca kana karışırlar ve kilo almaya neden olurlar. Bu rafa kaldırılacak besinlerin başında pirinç, makarna, şeker, bal, reçel baş sıralarda yer almalıdır. Tüketecekseniz esmer pirinç ya da kepekli makarna gibi besinlere yer verin.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
7- Beyaz et konusunda hakkınızı sıklıkla balıktan yana kullanın. Haftada 2-3 kere balık tüketmeye çalışın. Kırmızı et tüketimini Ramazan boyunca en fazla 3-4 kez yapın.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
8- Şerbetli tatlı hakkınızı bayrama bırakın ve öncelikle kayısı, incir gibi meyve gruplarını tercih edin. Eğer tatlı tüketilecekse iftardan en az 1 saat sonra süt grubu tatlıları küçük porsiyon olarak tercih edin. 3 top dondurma da yenebilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
9- Vücuttan toksinleri uzaklaştırmak için iftar ve sahur arasında 10 bardak su içmeye çalışın. Sahur ya da iftardan sonra bir bardak soda veya yeşil çay da içebilirsiniz. Bu, sindirim konusunda da sizi rahatlatır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
10- Her gün kendinize bir saat belirleyin ve ev içinde 30 dakikalık tempolu egzersizler yapın. Herhangi bir sağlık problemi olmayan kişiler oruçluyken de bunu yapabilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
11- ‘Sahura kadar uyumayacağım’ diyerek uyku düzeninizi bozmayın. Uyku düzeninin bozulması metabolizma hızına etki eder. 7-8 saat kaliteli bir uykuya özen gösterin.&lt;/div&gt;
</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/2016401421390186103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/2016401421390186103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/ramazanda-metabolizmanizi-hizlandiracak-11-oneri.html' title='Ramazan’da Metabolizmanızı Hızlandıracak 11 Öneri'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh8NDdAzeSyRKGqYVaeGZU8tzaSFuiQq8ss84wnGX3i0GSA4ztSSY5BQhxeIQemjl0aI0BsIY1AQVhIHmJtpHoq1CDyKa-NLpNLuDAflky3Fk6jrvY-iFXCUsQrm-Z8M_Ovu2gZORGWoy85/s72-c/metabolizma-nedir.jpg" height="72" width="72"/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-3189555611385797282</id><published>2020-04-28T05:00:00.000+03:00</published><updated>2020-06-15T13:37:00.135+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="iftar"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kronik hastalığı olanlara ramazan önerileri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ramazan"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ramazan önerileri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ramazanda kilo almamak için neler yapılmalı"/><title type='text'>Kronik hastalığı olanlara Ramazan önerileri</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;“Ramazan ayında açlık ve susuzluğun neden olabileceği sağlık sorunlarına karşı kronik rahatsızlığı olan kişilerin dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Özel Esentepe Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Uzm. Dr. Elyesa Karaca, “Doktorunuza danışmadan oruç tutmayın” uyarısında bulundu.”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg1CHjJlmFizUpY4T9vHMrq9oDvfQYLeivVVdC580CNoZdJ2zraq8uwBD-iSI6o8NmFuptBjLBrusZuEIb9aM5ov1hw3zcYUXguy-PBhAfORUYgXFsUHBXX7lVvZ7ybXkx_rzk96KB6zbnv/s1600/0x0-ramazan-ayi-3gun-iftar-menusu-bugun-ne-pisirsem-iftar-icin-en-guzel-yemek-ve-tatli-tarifleri-onerileri-1587895019806-compressor.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;ramazan&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;423&quot; data-original-width=&quot;752&quot; height=&quot;180&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg1CHjJlmFizUpY4T9vHMrq9oDvfQYLeivVVdC580CNoZdJ2zraq8uwBD-iSI6o8NmFuptBjLBrusZuEIb9aM5ov1hw3zcYUXguy-PBhAfORUYgXFsUHBXX7lVvZ7ybXkx_rzk96KB6zbnv/s320/0x0-ramazan-ayi-3gun-iftar-menusu-bugun-ne-pisirsem-iftar-icin-en-guzel-yemek-ve-tatli-tarifleri-onerileri-1587895019806-compressor.jpg&quot; title=&quot;iftar&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Özel Esentepe Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Uzm. Dr. Elyesa Karaca, Ramazan ayında uzun süren açlık ve susuzluğun yol açabileceği sorunlara karşı kronik rahatsızlığı olanların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Kronik hastalıkları olan ve oruç tutmak isteyenlere önerilerde bulunan Karaca, oruç tutmanın genel sağlık durumu üzerinde olumlu etkiler yaratmasına rağmen halsizlik, mide sorunları ve şeker düşüklüğü gibi rahatsızlıkları da beraberinde getirdiğini kaydetti. Karaca, bu dönemde özellikle sindirim sistemi, kalp, böbrek, diyabet ve yüksek tansiyon gibi hastalıkları olan bireylerin dikkatli olması gerektiğini ifade ederek, “Kronik hastalığı olanların zaten düzenli olarak doktor kontrolüne gitmesi gerekiyor. Bu kontrollerin özellikle Ramazan ayı öncesinde yapılması uygun olacaktır. Kronik hastalıkları olanların doktor onayı olmadan oruç tutmamaları gerekiyor” dedi.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;İftardan sonra rezene çayı için&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Sindirim sistemi rahatsızlığı olan bireylerin beslenmesine özen göstermesi gerektiğini dile getiren Uzm. Dr. Elyesa Karaca, özellikle reflü veya gastrit olan hastalarda uzun bir süre aç kalmanın şiddetli ağrılara ve mide kanamalarına neden olabileceğine dikkat çekti.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Karaca, Ramazan ayındaki yanlış beslenmenin de olumsuz sonuçlar doğurabileceğini dile getirerek, “İftar sonrası hazımsızlık ve şişkinlik yaşamamak için hızlı yemek yemekten kaçınmalı, yağlı ve hazır yiyeceklerden uzak durmalısınız. Sindirim sistemine olumlu katkıda bulunmak adına iftardan sonra rezene çayı midenizi rahatlatacaktır” açıklamasında bulundu.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Oruç tutmak insülin direncini kırabilir&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
İlaç kullanmayan diyabetik hastaların uzun süre aç kalmalarının insülin direncini kırabildiğine dikkat çeken Karaca, “İftarda ve sahurda tüketilen gıdalara dikkat edilmeli. Özellikle ekmek, pirinç, bulgur ve makarna gibi karbonhidrat içeriği yüksek besinler tüketilmemeli ve sebzelerden zengin bir beslenme şekline ağırlık verilmeli. Bunun yanı sıra kızartmalardan da uzak durulmalıdır” dedi.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Su tüketiminize dikkat edin&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Özellikle böbrek hastalığı olan bireylerin uzun süre susuz kalması olumsuz sonuçlar doğurabileceği için oruç tutmalarının tavsiye edilmediğini vurgulayan Karaca, üre kreatin değeri kontrol altında olan böbrek hastalarının doktor onayı eşliğinde yeterli su tüketmek şartıyla oruç tutulabileceğini kaydetti.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/3189555611385797282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/3189555611385797282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/kronik-hastaligi-olanlara-ramazan-onerileri.html' title='Kronik hastalığı olanlara Ramazan önerileri'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg1CHjJlmFizUpY4T9vHMrq9oDvfQYLeivVVdC580CNoZdJ2zraq8uwBD-iSI6o8NmFuptBjLBrusZuEIb9aM5ov1hw3zcYUXguy-PBhAfORUYgXFsUHBXX7lVvZ7ybXkx_rzk96KB6zbnv/s72-c/0x0-ramazan-ayi-3gun-iftar-menusu-bugun-ne-pisirsem-iftar-icin-en-guzel-yemek-ve-tatli-tarifleri-onerileri-1587895019806-compressor.jpg" height="72" width="72"/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-523302643521491827</id><published>2020-04-27T05:00:00.000+03:00</published><updated>2020-06-15T13:37:10.332+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bal"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bal gurmesi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ballı yoğurt"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="balın faydaları"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sahurda bunları yiyin tok kalın"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sahurda ne yemeliyiz"/><title type='text'>Rahat Bir Ramazan İçin Şeker Değil Bal Kullanın</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;“Ramazan ayında vücut direncini düşürmeden ve zinde kalarak oruç tutmak çok önemli. Özellikle Koronavirüs Salgını yaşadığımız bugünlerde doktorlar, bağışıklık sisteminin güçlü tutulmasını her fırsatta vurguluyor. Oruç tutarken bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak ve sağlığımızı riske atmamak için besin değeri yüksek, gün boyu tok tutan gıdaları tercih etmemiz gerekiyor. Doğa mucizesi katkısız saf ham balın, hem sahurda hem de iftarda kullanılabileceğini belirten Türkiye’nin Bal Gurmesi Ahmet Bağran Aksoy, iftarda hamur tatlıları yerine ballı yoğurdun daha iyi bir seçenek olduğunu dile getirdi. Türkiye’de geniş bir kesimin sahurda kahvaltılık ürünler tükettiğini söyleyen Ahmet Bağran Aksoy, sahurda yapay şekerli kahvaltılık ürünler yerine bal tüketilmesinin mideyi rahatlatarak uykuya geçişi kolaylaştıracağı ve gün boyu susuzluk hissini azaltacağını ifade etti.”&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi0snIP1M_KCpP1Ay5QpmXbR2xIl6xZmlCCw6l62DLB-7SgGdYK1htuLntNOR8Rt79wdBOD9jlqrIF-1iwfdeKetGnPynSPaxJAgnt50HK0fN77CffccDsZyW5I4LV_UPj_Dbq3DCLdmTzc/s1600/bal.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;bal &quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;360&quot; data-original-width=&quot;620&quot; height=&quot;184&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi0snIP1M_KCpP1Ay5QpmXbR2xIl6xZmlCCw6l62DLB-7SgGdYK1htuLntNOR8Rt79wdBOD9jlqrIF-1iwfdeKetGnPynSPaxJAgnt50HK0fN77CffccDsZyW5I4LV_UPj_Dbq3DCLdmTzc/s320/bal.jpg&quot; title=&quot;bal&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Ramazan&#39;da yaşanan uzun süreli açlık durumunda, sağlığın korunması ve kilo kontrolünün kaybedilmemesi için uzmanlar enerji verirken kan şekerini dengeli biçimde yükselten besinlerin tüketilmesi gerektiğini savunuyor. Ramazan’ı rahat geçirmek için çok eski yıllardan beri bal tüketildiğini belirten Türkiye’nin Bal Gurmesi Ahmet Bağran Aksoy, katkısız ham balın hem sahurda hem de iftarda gönül rahatlığıyla tüketilebileceğinin altını çiziyor. Yapay şekerli ürünlerin metabolizmaya zarar verdiğine dikkat çeken Aksoy, oruç tutarken balın nasıl tüketileceğini anlattı.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;AĞIR HAMUR TATLILARI YERİNE BALLI YOĞURT&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Ramazan’da bol çeşitli sofraların kurulduğunu hatırlatan Bal Gurmesi Aksoy, iftar sonrası tüketilen şerbetli tatlılara dikkat çekti ve bu tatlıların yerine bal ile hazırlanan hafif atıştırmalıkları önerdi. Pastörizasyon işlemi görmemiş doğal balları öneren Aksoy şu bilgileri paylaştı: “Doğanın gerçek mucizesi ham bal ve yoğurt ile hazırlayacağımız ballı yoğurt, sindirim sistemini düzenleyici rolüyle özellikle ramazan ayında yaşanan mide ağrılarının önüne geçiyor. Basit şekilde hazırlanacak bu tatlı ile rafine şekerden uzak durularak vücudun tatlı isteği en doğal şekilde gideriliyor. Üç yemek kaşığı yoğurt ve üzerine koyacağınız 2 tatlı kaşığı bal ile kararında bir tatlı hazırlayabilirsiniz. Bu tatlı hamur tatlılarına göre çok daha hafif olacaktır. Doktorlarımız yemek üstüne alınan şerbetli tatlıların mide sorunlarına yol açtığının altını her fırsatta çiziyor.”&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;SAHURDA YENEN BAL GÜN BOYU ENERJİ VERİYOR&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Sahurda da bal tüketilmesinin faydalı olacağını sözlerine ekleyen Aksoy, sahur yemeğine başlamadan önce, bir tatlı kaşığı balın su ile karıştırılarak içilmesinin hem mideyi yemeğe hazırlayacağını hem de alınan antioksidanlar sayesinde midenin kuvvetlendirileceğini belirtti. Bal Gurmesi Aksoy şu tavsiyelerde bulundu:&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
“Sahuru yemek yerine kahvaltılık ürünlerle yapan çok sayıda vatandaşımız var. Kahvaltı şeklinde yapılan sahurlarda mutlaka bal tüketilmelidir. Balın içinde yer alan vitamin, mineral, enzim ve diğer faydalı bileşenler, oruçlu insanların gün içinde ihtiyacı olan enerjinin karşılanmasına yardımcı olur ve şeker ihtiyacını giderir. Yapay şekerli kahvaltılık ürünler, sahur sonrasında uykuya devam edenleri rahatsız ederken bal böyle bir etki yapmaz. Yapay şekerli ürünler gün içinde ani açlıklara ve insülin değerinde değişmelere sebep olabilir. İyi bir ramazan geçirmek için saf, katkısız ve pastörize işlem görmemiş ham balı, hem sahurda hem de iftarda tüketmeliyiz.”&lt;/div&gt;
</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/523302643521491827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/523302643521491827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/rahat-bir-ramazan-icin-seker-degil-bal-kullanin.html' title='Rahat Bir Ramazan İçin Şeker Değil Bal Kullanın'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi0snIP1M_KCpP1Ay5QpmXbR2xIl6xZmlCCw6l62DLB-7SgGdYK1htuLntNOR8Rt79wdBOD9jlqrIF-1iwfdeKetGnPynSPaxJAgnt50HK0fN77CffccDsZyW5I4LV_UPj_Dbq3DCLdmTzc/s72-c/bal.jpg" height="72" width="72"/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-5287503334333221590</id><published>2020-04-26T23:16:00.000+03:00</published><updated>2020-06-15T13:37:20.747+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="astım"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="astım atağı nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="astım belirtileri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="astım bulaşıcı mıdır"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="astım hastalığı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="astım hastalığı nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="astım nasıl bir hastalıktır"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="astım tedavisi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="astımın nedenleri"/><title type='text'>Astım nasıl bir hastalıktır ve belirtileri nelerdir?</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Astım nasıl bir hastalıktır ve belirtileri nelerdir?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Astım akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan ve alevlenmeler (ataklar) ile seyreden müzmin (kronik) bir akciğer hastalığıdır. Hava yollarındaki bu daralmanın nedeni mikrobik olmayan bir tür iltihap nedeniyle hava yolu duvarının şişmesidir. Hastalık tekrarlayan nefes darlığı, nefes alıp verirken ortaya çıkan hırıltı/hışıltı/ıslık sesi, göğüste baskı hissi ve öksürük gibi belirtilerle kendini gösterir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi9YjNKnLVc_kzpw0O7h9ziST3tQTxLRvvcDp0WX6_SYFB5BYXPaHvhA_Xw7NorfMpItZZoACgSrtE2Lq9v1M-jIuWjge8uJtQLHC_xv2n4OxoH3nix4m2SAYwXMU1MnyzQealPmHbdibXZ/s1600/astim-nasil-bir-hastaliktir-ve-belirtileri-nelerdir.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;astim-nasil-bir-hastaliktir-ve-belirtileri-nelerdir&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;332&quot; data-original-width=&quot;666&quot; height=&quot;159&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi9YjNKnLVc_kzpw0O7h9ziST3tQTxLRvvcDp0WX6_SYFB5BYXPaHvhA_Xw7NorfMpItZZoACgSrtE2Lq9v1M-jIuWjge8uJtQLHC_xv2n4OxoH3nix4m2SAYwXMU1MnyzQealPmHbdibXZ/s320/astim-nasil-bir-hastaliktir-ve-belirtileri-nelerdir.jpg&quot; title=&quot;astım&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Astım ne sıklıkta görülmektedir?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Dünyada yaklaşık 300 milyon kadar astımlı hasta olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde ise yaklaşık her 12-13 erişkinden biri ve 7-8 çocuktan biri astım hastasıdır. Astımın görülme sıklığı yıllar içinde giderek artmaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Astım için risk faktörleri nelerdir?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Astım hastalığının ortaya çıkmasında etken olan faktörlere risk faktörleri denir. Astımın neden bazı bireylerde görülüp, bazılarında görülmediği işte bu risk faktörleri ile açıklanabilir. Bu faktörler kişiyle ve çevreyle ilgili olmak üzere iki gruptur. Kişisel risk faktörleri içinde kalıtım yani genetik yapı, cinsiyet ve şişmanlık sayılabilir. Çevresel risk faktörleri ise kalıtsal olarak yatkın bireylerde astımın ortaya çıkması ve ağırlığı üzerinde rol oynar. Bunlar alerjenler, tekrarlayan akciğer infeksiyonları, sigara dumanına maruziyet, bazı ilaçlar, iç ve dış ortam hava kirliliği ve beslenme tarzıdır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Astım Atağı Nedir?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Astım atağı, astımlı bir hastada artan nefes darlığı, öksürük, hışıltı veya göğüste baskı hissi yakınmalarının ortaya çıkması ve solunum fonksiyon testinde ilaç ile düzebilen bozukluklarının eşlik etmesi olarak tanımlanır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Astım Atağında;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Hava yolu tıkanıklığını mümkün olan en kısa sürede düzeltip solunum fonksiyonlarını normale döndürmek.&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Oksijen yetersizliğini düzeltmek&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Hasta eğitimi, uygun ve yeterli önleyici tedavi ile daha sonra oluşabilecek atakları önlemek&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Atakta hastanın nasıl davranması, hangi ilaçları kullanması, ne zaman hastaneye başvurması gerektiği konusunda hastayı aydınlatmak önem arz eder.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Astım tanısı nasıl koyulur?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Yakınmaları astımla uyumlu olan hastalarda yapılan muayene ve nefes ölçüm testleri ile koyulur.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&amp;nbsp;Astım tedavi edilebilir mi?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Astım tedavisinin amacı hastalığın kontrol altına alınması ve sağlanan bu durumun idame ettirilmesidir. Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bu hastalığın tedavisi ile ilgili gerekli her türlü ilaç ve malzeme bulunmaktadır. Uygun ilaç tedavisi ile, astımlılar iş ve okul dahil günlük yaşamlarına, hastalık nedeni ile herhangi bir kısıtlanma olmadan devam edebilirler. Astım ilaçlarının büyük bir kısmı soluk alma yolu (inhalasyon) ile kullanılan ilaçlardır ve bu yolla daha az yan etki ile direk hava yollarında istenen tedavi edici etkiyi oluştururlar. Özel cihazlarla verilirler. Tedaviye başlanırken bu özel cihazların kullanım şekli mutlaka hastalara gösterilmelidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Astımın tam kontrol altında olması ne demektir?&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Astımlı bir hastanın gündüzleri astım yakınmasının bulunmaması, gece astım nedeni ile uykudan uyanmaması, hastalığı tedavi eden ve kontrol altında tutan ilaçları kullanırken ayrıca sık olarak hızlı etkili nefes açıcı ilaçlara gereksiniminin olmaması, nefes ölçüm testlerinin normal olması ve günlük işlerini engellenmeden yapabilmesi hastalığın tam kontrol altında olduğunu gösterir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Bütün astımlılarda hastalık kontrol altına alınabilmekte midir?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Maalesef astımı tamamen kontrol altında olan hasta sayısı hem dünyada hem ülkemizde halen istenen düzeyde değildir. Halen 4 astımlıdan biri yılda bir kez astım alevlenme (atak) nedeniyle acil servise başvurmaktadır. Astım kontrolünü güçleştiren etkenler arasında ilaçların doğru teknikle ve düzenli kullanılmamasının yanı sıra, sigara dumanı, alerjenler ve kimyasallar gibi tetikleyicilere maruz kalmak ve obezite sayılabilir. Ülkemizde astımlı hastaların %10’undan fazlasının halen sigara içmekte olduğu ve %30-40’nın obez olduğu bildirilmiştir. Yapılan araştırmalarda sigarayı bırakmanın ve obez hastaların kilo vermesinin, astımın kontrolünü kolaylaştırdığı gösterilmiştir.&lt;/div&gt;
</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/5287503334333221590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/5287503334333221590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/astim-nasil-bir-hastaliktir-ve-belirtileri-nelerdir.html' title='Astım nasıl bir hastalıktır ve belirtileri nelerdir?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi9YjNKnLVc_kzpw0O7h9ziST3tQTxLRvvcDp0WX6_SYFB5BYXPaHvhA_Xw7NorfMpItZZoACgSrtE2Lq9v1M-jIuWjge8uJtQLHC_xv2n4OxoH3nix4m2SAYwXMU1MnyzQealPmHbdibXZ/s72-c/astim-nasil-bir-hastaliktir-ve-belirtileri-nelerdir.jpg" height="72" width="72"/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-6941215880969775274</id><published>2020-04-26T05:00:00.000+03:00</published><updated>2020-06-15T13:37:29.743+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ağız ve diş sağlığı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diş"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diş bakımı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diş çürükleri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diş çürüklerinin en belirgin nedenleri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diş çürümesi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diş çürüğü"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diş çürüğü nasıl önlenir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çürük diş"/><title type='text'>Dişler Neden Çürür?</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Diş çürüğü çoğunlukla dişin sert dokusu olan mine, onun altındaki dentin ve kimi zamanda kök yüzeyini örten sert dokunun yıkılması olayıdır. Genellikle karbonhidratlı yiyeceklerin(şeker, nişasta vb.) , kola ve benzeri şekerli gazlı içecekler, kek, çikolata vb. özellikle yapışkan gıdaların diş yüzeyinde uzun süre kalmasıyla oluşmaktadır. Ağızda var olan bakteriler bu gıda artıkları ile beslenmekte ve bu mikroorganizmalar yardımıyla asit üretilmektedir. Bir süre sonra bu asidik ortam dişin sert dokularında yıkıma sebep olup diş çürüklerini oluşturmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da diş çürüğünün başlamasına ve diş hekimlerinin kavite dedikleri oyuklara neden olmaktadırlar.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg9Kejx38B1ec8fT-hw2ugiewvjHrc6Ln1UVfCUiByXS1wtOW4-S-Z0NvquTcb-gcJK4elL3N9Kjd0gTPhRs4HoN3dszEywpsMf6J6CZWezaO8qYG_2BJEexRU2kfuwEHaGGanX47zJ9u6K/s1600/dis-c%25C3%25BCr%25C3%25BCg%25C3%25BC-temizleme-evde.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;çürük diş&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;235&quot; data-original-width=&quot;441&quot; height=&quot;170&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg9Kejx38B1ec8fT-hw2ugiewvjHrc6Ln1UVfCUiByXS1wtOW4-S-Z0NvquTcb-gcJK4elL3N9Kjd0gTPhRs4HoN3dszEywpsMf6J6CZWezaO8qYG_2BJEexRU2kfuwEHaGGanX47zJ9u6K/s320/dis-c%25C3%25BCr%25C3%25BCg%25C3%25BC-temizleme-evde.jpg&quot; title=&quot;diş&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Kimlerde Daha Çok Çürük Olur?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Şekerli ve unlu yiyeceklerle bakterilerin buluşması sonucunda çürükler oluştuğuna göre herkes için bir tehlike var demektir. Ancak beslenmelerinde karbonhidratlı ve şekerli yiyeceklerin oranı çok yüksek olanlar bir de sularında florür oranı çok düşükse çok daha fazla çürük tehlikesi altındadırlar. Bakteri plağı tarafından oluşturulan asite karşı tükürük doğal bir savunma mekanizması oluştursa da tek başına çürüğü önleyemez.&amp;nbsp; Tükürük akışını ve miktarını azaltan hastalıklar ya da ilaçlar da çürük oluşumunu hızlandırmaktadırlar.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Diş Çürüğü Önlenebilir mi?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Evet.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişlerin fırçalanması ve her gün diş ipliğinin düzenli kullanılması en etkili yoldur. Yiyecek artıkları en çok dişlerin çiğneme yüzeylerindeki girintilerde ve dişlerin birbirine değdiği ara yüzeylerde biriktiği için, uygun diş fırçası seçilmelidir&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Şekerli yiyecekleri ana öğünlerde tüketmeye çalışmak ve yemek aralarında bir şey yememeye gayret etmek de diğer bir önlemdir.&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Diş hekimi kontrollerinin düzenli aralıklarla yapılması çürüğün erken dönemde yakalanması için en iyi yoldur.&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Süt Dişlerinin Önemi:&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Ağız içinde bulunan dişler süt ve daimi dişler olarak iki gruptur. Süt dişleri toplamda 20, daimi dişler 32 adettir. Toplumda bazen süt dişleri gereksizmiş gibi yanlış bir kanı oluşmaktadır. Bu yanlış inanışın oluşmasındaki temel neden süt dişlerinin düşüp yerine daimi dişlerin gelecek oluşudur. Oysaki süt dişleri ağızda bulunduğu sürede pek çok görevi de üstlenmektedir. Süt dişlerinin ağızda bulunduğu dönem çocuklukta büyüme ve gelişmenin en aktif olduğu döneme rastlar. Kesme ve öğütme fonksiyonları ile sindirim sisteminin ilk basamağını oluşturan süt dişleri beslenmeyi ve buna bağlı olarak da büyüme ve gelişmeyi etkilerler.Süt dişleri alttan gelen daimi dişlerin dental arktaki yerlerini korurlar. Diğer bir deyişle doğal yer tutucu görevleri vardır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Süt Dişi Travmaları:&lt;/b&gt; Sütdişi travmaları, sıklıkla okul öncesi dönemde özellikle küçük çocukların dengelerini sağlamakta zorluk çekmeleri nedeni ile görülür. Araştırmalar, görülme sıklığının %11 ile %30 arasında değiştiğini göstermektedir. Bu oranlardaki büyük farklılıkların hekime başvurma oranının düşük olmasından kaynaklandığı bildirilmiştir. 1 -3 yaşlarında, fiziksel aktivitenin artması ile doğru orantılı olarak görülme sıklığı artar. Erkek çocukları daha fazla etkilenir. Kalıcı dişlerde travma görülme sıklığının ise %22 oranında olduğu ve 8 -11 yaş arasında sıklıkla görüldüğü saptanmıştır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Süt Dişi Travma Tedavileri:&lt;/b&gt;&amp;nbsp; Olayın oluş zamanı dişin etkilenme miktarını ve tedavi planını etkiler. Olayın nerede olduğu tetanoz profilaksisi açısından önemlidir. Diş travmalarının olası zararlarından korunmak için travma şekli ve büyüklüğü nasıl olursa olsun eğer bilinç kaybı, kanama, denge kayıpları, baş ağrısı, kusma, bulantı, konuşma zorlukları vb. gibi genel sağlık durumu ile ilgili bir problemi yoksa en kısa sürede mutlaka bir diş hekimine, mümkünse bir çocuk diş hekimine başvurulmalıdır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Süt Dişi Travmalarından Korunmak İçin Neler Yapılmalı:&lt;/b&gt;&amp;nbsp; Aileler ve çocuklarla ilgilenen kişilere düşen birinci görev diş travmalarına karşı hazırlıklı olmalarıdır. Bu hazırlık acil durumlarda ne yapılması gerektiğinin bilinmesi ve ulaşılacak hekimin belirlenmesini içermektedir. Ayrıca çocuklara, spor yaparken ağız koruyucu aparey ve kask, arabada kemer ve koltuk, evde ise düşmeyeceği ortamlar sağlanmalıdır. Travma ile diş hekimine başvuru arasında geçen süre, tedavinin başarısını etkileyen birinci nedendir. Eğer diş kırıldıysa ve kırık parça bulunabildiyse, kırık parçayı hemen bir süt içerisine koyarak mümkün olan en kısa sürede (ilk 1 saat içerisinde) diş hekimine başvurmak gerekir&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Diş aşınmaları:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Hayat boyunca dişlerimiz pek çok kimyasal ve fiziksel etkenlere maruz kalmaktadır. Bunun neticesinde dişlerde çürük, travma ve aşınmalar meydana gelebilmektedir. Diş aşınmaları abrazyon, atrizyon, abfraksiyon ve erozyondur.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Atrizyon, fonksiyonel veya fonksiyon dışı hareketlerde, arada herhangi bir madde olmadan, dişlerin temasta olduğu bölgelerde, meydana gelen fizyolojik aşınma olarak tanımlanır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Abrazyon, ağız içerisinde yabancı cisimlerin dişlerle teması sonucu oluşan diş aşınmasıdır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Abfraksiyon, sentrik dışı okluzal kuvvetlerin kole bölgesinde yarattığı gerilme kuvvetlerinin neden olduğu kama şekilli lezyonlardır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Erozyon, fiziksel veya mikrobik etki olmaksızın, ağza giren asitlerin diş dokusunda yarattığı kayıp olarak tanımlanmaktadır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Dişeti Hastalıkları (Periodontal Hastalıklar) :&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Periodontal hastalıklar dişeti ve dişleri destekleyen diğer dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. Erişkinlerde diş kayıplarının %70`inden periodontal hastalıklar sorumludur. Bu hastalıklar erken dönemde teşhis edildiklerinde kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı (gingivitis) ile başlar. Yani gingivitis periodontal hastalığın erken dönemidir. Bu dönemde dişetleri kanamalı, kırmızı ve hacim olarak büyümüştür. Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir. Tedavi edilmezse hastalık periodontitise ilerleyerek dişeti ve dişleri destekleyen çene kemiğinde geriye dönüşsüz hasar oluşturabilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Periodontitis periodontal hastalıkların daha ilerlemiş bir safhasıdır. Dişleri destekleyen diğer dokularla birlikte çene kemiğinde de hasar oluşur. Hastalık ilerledikçe dişler sallanmaya başlar, hatta çekime gidebilir.&lt;/div&gt;
</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/6941215880969775274'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/6941215880969775274'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/disler-neden-curur.html' title='Dişler Neden Çürür?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg9Kejx38B1ec8fT-hw2ugiewvjHrc6Ln1UVfCUiByXS1wtOW4-S-Z0NvquTcb-gcJK4elL3N9Kjd0gTPhRs4HoN3dszEywpsMf6J6CZWezaO8qYG_2BJEexRU2kfuwEHaGGanX47zJ9u6K/s72-c/dis-c%25C3%25BCr%25C3%25BCg%25C3%25BC-temizleme-evde.jpg" height="72" width="72"/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-2228547574183106009</id><published>2020-04-25T05:00:00.000+03:00</published><updated>2020-06-15T13:37:37.259+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="klinik psikolog"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="koronavirüs"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="oruç"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="oruç tutmanın psikolojik faydaları"/><title type='text'>Salgın Günlerinde Oruç Tutmanın Psikolojik Faydaları</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi uzmanlarından Klinik Psikolog Ayşe Handan Özkan ramazan ayında oruç tutmanın psikolojik faydaları üzerine değindi.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjk4DXhaKG7yOliakSkW2LZSSbRCBkRFTLMZniO0iWL9SvH0nO38JJWrcxQ-tVpVLnip7XZ5XxoXuzR2EZMBk8zmcbJBxyFhRlcHAj3CNtZ0tSTZmlJkUvTk1UtgvX0OLnLHyRJdvFZjH7A/s1600/oruc-tutmanin-psikolojik-faydalari.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;hurma&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;362&quot; data-original-width=&quot;598&quot; height=&quot;193&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjk4DXhaKG7yOliakSkW2LZSSbRCBkRFTLMZniO0iWL9SvH0nO38JJWrcxQ-tVpVLnip7XZ5XxoXuzR2EZMBk8zmcbJBxyFhRlcHAj3CNtZ0tSTZmlJkUvTk1UtgvX0OLnLHyRJdvFZjH7A/s320/oruc-tutmanin-psikolojik-faydalari.jpg&quot; title=&quot;oruç&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Dünya, koronavirüs salgınının gündemi epeyce meşgul ettiği günlerden geçmektedir. Bu süreçte oruç tutmak ve ramazan bayramının nasıl geçeceğine dair sorular zihinlerimizi meşgul edebilmektedir. Salgın döneminde oruç tutmak isteyen çalışanlar ve öğrenciler bu ramazanı evde dinlenerek, aile bireyleri ile geçirebilecekleri güzel bir ay olarak değerlendirmelidir. Okul döneminde olan çocuklarına oruç tutmak konusunda model olmak isteyen aileler için bu dönemi fırsata çevirmek kaçınılmazdır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Ayrıca koronavirüs salgını neticesinde bütün Dünya’nın çaresiz kaldığı bir dönemde uzmanlar sıklıkla sakin kalınmasını tavsiye etmektedir. Bu süreçte oruç tutmak ve dua etmek oluşabilecek endişe, kaygı ve depresyon gibi rahatsızlıkların üstesinden gelmek için kolektif bir pozisyon ve duruş oluşturabilmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Oruç, her senenin 1 ayını kapsayan ibadettir. Bu zaman dilimini, İslam inancı olan ve hayatlarını İslam’a göre yaşamayı seçenler oruç tutarak geçirmek isterler. Oruç ise insanın kendine haz ve zevk veren birtakım unsurlardan vazgeçmesi demektir. Bunların en başında da insanın kendi isteği ve arzusu ile günün belli bir zaman dilimi içinde yemekten ve içmekten vaz geçmesi gelmektedir. Örneğin; uzmanların sıklıkla uyardığı, koronavirüs salgını sürecinde sigara gibi bağımlılık yapan yüksek risk faktörlü maddelerin içilmemesi konusundaki kurallar ile oruç tutarken sigara gibi zararlı maddelerden uzak durulmasına dair kurallar aynıdır. Her iki durumda da insanın sağlıklı ve zinde olmasını ön planda tutan uygulamalar aynıdır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Japon bilim insanı Yoshinori Ohsumi (hücrenin kendisini sindirmesi *Autophagy teziyle 2016 da Nobel Tıp Ödülünü kazanmıştı.) oruç tutmanın sağlık üzerindeki etkilerini ve faydalarını araştırarak şu sonuca ulaşmıştır; hücrelerin yenilenmesi için yaşlı hücrelerin parçacıklarının imha edilmesinin gerektiğini bununda, uzun süre aç kalarak olduğunu belirterek Nobel Tıp Ödülünü almaya hak kazanmıştır. Oruç ve İslami kuralların hepsi bir bütünlük içermekte ve yaşamsal fonksiyonların sağlıklı gelişimi ve işleyişi için bir yol haritası da oluşturmaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Sonuç olarak toplumun kendini çaresiz ve endişeli hissettiği salgın günlerinde, oruç tutmak bir takım zararlı maddelerden uzak durulmasını sağlamaktadır. Salgın günlerinin ramazan ayına denk gelmesini manen ve maddeten daha sağlıklı yaşamak için bir işaret olarak düşünebiliriz. Paylaşımda bulunmak, yardım etmek insanlarda huzur ve mutluluk oluşturmaktadır. Yapılan araştırmalar, yardımlaşma neticesinde kişilerde oluşan huzur ve mutluluk halinin, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini göstermektedir. Kültürümüz göre Ramazan ayı paylaşım ayıdır. Bu dönemde yapılan paylaşımlar ve yardımlar barış içinde yaşayabilmenin en güzel yollarından biri olduğu gibi bağışıklık sistemi üzerinde olumlu derecede etkilidir. Salgın günlerinin rahat ve huzurlu geçirmek için oruç tutmak, bol bol dua etmek, paylaşımda bulunmak, bu endişe verici günleri rahat ve huzurlu geçirmemizi sağlayacaktır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/2228547574183106009'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/2228547574183106009'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/oruc-tutmanin-psikolojik-faydalari.html' title='Salgın Günlerinde Oruç Tutmanın Psikolojik Faydaları'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjk4DXhaKG7yOliakSkW2LZSSbRCBkRFTLMZniO0iWL9SvH0nO38JJWrcxQ-tVpVLnip7XZ5XxoXuzR2EZMBk8zmcbJBxyFhRlcHAj3CNtZ0tSTZmlJkUvTk1UtgvX0OLnLHyRJdvFZjH7A/s72-c/oruc-tutmanin-psikolojik-faydalari.jpg" height="72" width="72"/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-501256859744394241</id><published>2020-04-24T17:30:00.000+03:00</published><updated>2020-06-15T13:37:47.156+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hava kirliliği"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="koronavirüs"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="koronavirüs etkileri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="koronavirüs pandemisi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="koronavirüsün en çok görüldüğü yerler"/><title type='text'>Hava Kirliliği Koronavirüsün Etkisini Arttırıyor</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Tüm dünyada etkisini gösteren koronavirüs pandemisi hayatı durma noktasına getirdi. Hastalığın insan sağlığını nasıl etkilediğini araştıran bilim insanları hava kirliliği ile koronavirüs ölümleri arasındaki bağlantıyı keşfetti. Harvard Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, hava kirliliğine sebep olan ‘katı parçacık’ (PM) yoğunluğunun artışı koronavirüs ölümlerini tetikliyor. ABD genelinde 3 bin farklı lokasyondan alınan örneklerde PM oranı yüksek bölgelerdeki koronavirüs ölümlerinin, PM oranı düşük bölgelere göre yüzde 15 artış kaydettiği gözlemlendi.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiL1SFoikh81cwPVuOh6BMrJAA7S_DvKi03ja6E3_vtO3-zfa_ftXQhQ6bNKOSvhdaMv8p9zviU3RekXCyjAEj3F2ZU-9cr3ENH433Rm29up2uhPLh21xLtgtDLRRqRLicxc7hrICcWStO5/s1600/koronavirus-hava-kirliligi.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;hava kirliliği&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;1067&quot; data-original-width=&quot;1600&quot; height=&quot;213&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiL1SFoikh81cwPVuOh6BMrJAA7S_DvKi03ja6E3_vtO3-zfa_ftXQhQ6bNKOSvhdaMv8p9zviU3RekXCyjAEj3F2ZU-9cr3ENH433Rm29up2uhPLh21xLtgtDLRRqRLicxc7hrICcWStO5/s320/koronavirus-hava-kirliligi.jpg&quot; title=&quot;koronavirüs&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Hava kirliliğine karşı mücadelede ön saflarda yer alan dünyanın en büyük alternatif yakıt teknolojileri üreticisi BRC’nin Türkiye CEO’su Kadir Örücü, “Hava kirliliğine sebep olan katı parçacıkların şehirlerdeki en büyük kaynağı dizel yakıtlı araçlardır. Dizel, diğer fosil yakıtlarla karşılaştırıldığında 10 kat daha fazla katı parçacığı atmosfere salıyor. Avrupa’nın pek çok ülkesinde bu nedenle dizel yasağı uygulanıyor. Ülkemizde de zorunlu emisyon testi uygulamasını 3 ay içerisinde göreceğiz” ifadelerini kullandı.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs pandemisi, yüzbinlerce insanın hayatını tehdit ediyor. Koronavirüsü etkili kılan nedenleri araştıran bilim insanları hava kirliliğinin koronavirüs kaynaklı ölümleri tetiklediğini keşfetti. Harvard Üniversitesi’nin ABD’deki 3 bin farklı lokasyonda gerçekleştirdiği araştırmaya göre hava kirliliğine sebep olan katı parçacıkların (PM) koronavirüs ölümlerini yüzde 15 oranında artırdığı görüldü.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Araştırmayı gerçekleştiren ekibin başındaki Francesca Dominici pandemi olmasa bile katı parçacıkların insan sağlığına ciddi zararlar verdiğini ortaya koyan çalışmaların olduğunu belirtti. Dominici ayrıca, koronavirüs kaynaklı hastaneye kaldırılma ve ölüm riskinin de hava kirliliğinin yüksek olduğu yerlerde daha fazla olduğunu ifade etti.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;KORONAVİRÜS ÖLÜMLERİNİN YÜZDE 70’İ KİRLİLİĞİN YOĞUN OLDUĞU BÖLGELERDE&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Harvard Üniversitesi çalışmalarına göre, katı parçacık oranı belirlenen PM 2.5 seviyesinin oldukça üstünde olan Allegheny County sanayi bölgesinde koronavirüs ölümleri ABD ortalamasının iki katına çıktı. Araştırmayı yürüten Francesca Dominici, koronavirüs ölümlerinin yüzde 70’inden fazlasının hava kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde gözlemlendiğini belirtti.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;HAVA KİRLİLİĞİNE DİZEL YAKIT SEBEP OLUYOR&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Hava kirliliğine sebep olan katı parçacıkların endüstriyel üretimin olmadığı yoğun nüfuslu şehirlerde dizel yakıttan kaynaklandığını belirten BRC Türkiye CEO’su Kadir Örücü, “Katı parçacıkların en temel kaynağı kömür ve kömürün olmadığı yerlerdeyse dizel yakıttır. LPG’nin ürettiği katı parçacık miktarı kömürden 35 kat, dizelden 10 kat ve benzinden yüzde 30 daha azdır. Bu nedenle Avrupa Birliği üyesi ülkeler ‘yeşil bölge’ dedikleri dizel araçların yasaklandığı bölgeler oluşturdu. Almanya’nın Köln kentinde başlayan yasaklar geçtiğimiz yıl İtalya ve İspanya’ya taşındı. Ülkemizdeyse 3 ay içerisinde başlaması beklenen zorunlu emisyon testleriyle katı parçacıkların atmosfere salınımı kontrol altında tutulmaya çalışılacak” ifadelerini kullandı.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;KATI PARÇACIKLAR İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Katı parçacıkların bugün koronavirüs salgınıyla gündeme geldiğini ancak daha pek çok sağlık sorununa yol açtığının altını çizen Kadir Örücü, “Avrupa Birliği (AB) verilerine göre büyük şehirlerin havasında yer alan yüksek PM oranları nedeniyle insanların ömrü 6 ila 8 ay kısalıyor. Yüksek PM değerlerinin yarattığı sağlık sorunlarına harcanan para ise ton başına 75 bin Euro olarak hesaplanıyor. Bu nedenle AB ülkelerinde dizel yasakları gündeme geldi. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde Avrupa’da dizel araç göremeyeceğiz. Bu araçların dizel yasağının uygulanmadığı ülkelere kaydırılması ihtimali hepimiz için tehdit oluşturuyor” dedi.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;ZORUNLU EMİSYON TESTİNE 3 AY KALDI&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Avrupa’daki dizel yasaklarının Türkiye’deki iş düşümünün zorunlu emisyon testi olduğunu söyleyen BRC Türkiye CEO’su Kadir Örücü, “Dizel yakıtın insan sağlığı ve çevreye olan zararı devletlerin yadsıyamayacağı verilerle kanıtlandı. AB ülkelerinde başlayan ‘yeşil bölge’ uygulamalarının büyük şehirlerimizde uygulamaya geçirileceğini öngörüyorduk. Yeni Çevre Kanunu ile getirilen zorunlu emisyon testi olası dizel yasağının ilk adımı olarak yorumlanabilir” şeklinde konuştu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2019 yılından beri gündeminde bulunan zorunlu emisyon ölçümü 2020 yılının ilk günlerinde yasalaştı ve 3 ay içerisinde tüm Türkiye’de uygulanması bekleniyor.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Trafikte bulunan 500 binin üzerindeki aracın zorunlu emisyon testini geçemeyeceği tahmin ediliyor. Yeni Çevre Kanunu ile zorunlu egzoz emisyon ölçümü yaptırmayan araç sahiplerine yeni yıl itibariyle bin 895 lira, standartların dışındaki emisyona sahip araç sahiplerineyse 3 bin 790 lira idari para cezası uygulanacak.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;‘DÜNYA GÜNÜ’NDE SORUMLULUKLARIMIZI UNUTMAYALIM’&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
22 Nisan günü Dünya Günü olarak kutladığımızı anımsatan Kadir Örücü, “22 Nisan Dünya Günü, Paris İklim Anlaşması gibi dünyamız ve bizim için olumlu adımlara vesile oldu. Dünya Günü’nde yaşadığımız koronavirüs pandemisinden ders çıkararak Dünya’mıza karşı olan sorumluluklarımızı unutmayalım. İyi bir yaşam, yalnızca bugün içinde yaşayan bizlerin değil, bizlerden sonra gelecek nesillerin de hakkı” diye konuştu.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/501256859744394241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/501256859744394241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/hava-kirliligi-koronavirusun-etkisini-arttiriyor.html' title='Hava Kirliliği Koronavirüsün Etkisini Arttırıyor'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiL1SFoikh81cwPVuOh6BMrJAA7S_DvKi03ja6E3_vtO3-zfa_ftXQhQ6bNKOSvhdaMv8p9zviU3RekXCyjAEj3F2ZU-9cr3ENH433Rm29up2uhPLh21xLtgtDLRRqRLicxc7hrICcWStO5/s72-c/koronavirus-hava-kirliligi.jpg" height="72" width="72"/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-1667461517958828546</id><published>2020-04-23T13:16:00.000+03:00</published><updated>2020-06-15T13:37:57.527+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kanser"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kanser belirtileri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kanser nasıl olur"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kanser nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kanser türleri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kanserli hücre"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="meme kanseri"/><title type='text'>Kanser Nedir?</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Kelime anlamı olarak kanser, bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz olarak bölünüp çoğalmasıyla beliren kötü urlara denir. Genel anlamda ise kanser vücudumuzun çeşitli bölgelerindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile oluşan 100&#39;den fazla hastalık grubudur. Çok çeşitli kanser tipleri olmasına rağmen, hepsi anormal hücrelerin kontrol dışı çoğalması ile başlar. Tedavi edilmez ise ciddi rahatsızlıklara, hatta ölüme dahi neden olabilir.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Kanser (cancer) terimi, tıbbın babası olarak bilinen Yunan fizikçi Hippocrates (MÖ 460-370) tarafından oluşturulmuştur. Hippocrates carcinos ve carcinoma terimlerini ülser oluşturan ve ülser oluşturmayan tümörler için kullanmıştır.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgN_pbVoksuPsdJS8znScTS0ti8TvnQGnISNj5x4YR5EMqYajq2gl7A56gcPyi7FxvIQ_sSAPAjNSRg5dgdtLex9hWjDCghGBx66KdfYaTQDHwJtBYqxwASLRxGLps8BJDWouRATXTnCPsD/s1600/kanser.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;kanser hücresi&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;330&quot; data-original-width=&quot;660&quot; height=&quot;160&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgN_pbVoksuPsdJS8znScTS0ti8TvnQGnISNj5x4YR5EMqYajq2gl7A56gcPyi7FxvIQ_sSAPAjNSRg5dgdtLex9hWjDCghGBx66KdfYaTQDHwJtBYqxwASLRxGLps8BJDWouRATXTnCPsD/s320/kanser.jpg&quot; title=&quot;kanser&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Normal Bir Hücre Nasıl Kansere Dönüşür?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bütün kanser tipleri vücudun temel yaşam ünitesi olan hücrelerimizden gelişirler. Kanseri anlamak için normal hücrelerin nasıl kansere dönüştüğünü bilmek faydalı olacaktır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Vücudumuzdaki sağlıklı hücreler bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ancak, kas ve sinir hücrelerinde bu özellik bulunmaz. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların onarılması amacıyla bu yeteneklerini&amp;nbsp; kullanırlar. Yaşamın ilk yıllarında hücreler daha hızlı bölünürken, erişkin yaşlarda bu hız yavaşlar. Fakat hücrelerin bu yetenekleri sınırlıdır, sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir ne kadar bölüneceğini bilir ve gerektiğinde ölmesini de bilir. Buna apoptosis yani hücrenin programlı ölümü denir. Normalde vücudun sağlıklı ve düzgün çalışması için hücrelerin büyümesi, bölünmesi ve daha çok hücre üretmesine gereksinim vardır. Bazen buna rağmen süreç doğru yoldan sapar, yeni hücrelere gerek olmadan hücreler bölünmeye devam eder. Bilincini kaybetmiş kanser hücreleri, kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Fazla hücrelerin kütleleri bir büyüklük veya tümör oluştururlar.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Hücrelerin merkezinde çekirdek içinde hücrenin ve organizmanın genetik bilgisinin saklandığı elektron mikroskobu ile de görüntülenebilen DNA olarak adlandırılan mikroskobik iplikçikler mevcuttur. DNA hücrenin normal fonksiyonlarını görmesi için gereklidir. Kanserli hücreler bu DNA iplikçiğindeki hasardan dolayı oluşur. Hücrenin normal yaşam siklusunda DNA hasarı olsa da hücre ya bunu onarır ya da ölür. Kanserli hücrelerde hasarlanmış DNA onarılamaz ve kontrolsüz çoğalma başlar. DNA çevresel etkenler (kimyasallar, virüsler, tütün ürünleri veya aşırı güneş ışını vs gibi) nedeniyle hasar görebilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Kanser hücreleri birikerek tümörleri oluştururlar. Tümörler iyi huylu veya kötü huylu olabilirler. İyi huylu tümörler kanser değildir. Bunlar sıklıkla alınırlar ve çoğu zaman tekrarlamazlar. İyi huylu tümörlerdeki hücreler vücudun diğer taraflarına yayılmazlar. En önemlisi iyi huylu tümörler nadiren hayatı tehdit ederler. Kötü huylu tümörler kanserdir. Kötü huylu tümörlerdeki hücreler anormaldirler ve kontrolsüz ve düzensiz bölünürler. Bu tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler ya da tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan ya da lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir.&lt;/div&gt;
</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/1667461517958828546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/1667461517958828546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/kanser-nedir.html' title='Kanser Nedir?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgN_pbVoksuPsdJS8znScTS0ti8TvnQGnISNj5x4YR5EMqYajq2gl7A56gcPyi7FxvIQ_sSAPAjNSRg5dgdtLex9hWjDCghGBx66KdfYaTQDHwJtBYqxwASLRxGLps8BJDWouRATXTnCPsD/s72-c/kanser.jpg" height="72" width="72"/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-257915009466881154</id><published>2020-04-22T00:03:00.000+03:00</published><updated>2020-04-22T00:03:48.687+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="otu faydaları nelerdir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çörek otu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çörek otu nasıl kullanılır"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çörek otu neye iyi gelir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çörek otu yağı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çörek otu zayıflatır mı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çörek otunun faydaları nelerdir"/><title type='text'>Çörek otu neye iyi gelir, faydaları nelerdir? Çörek otu yağı zayıflatır mı, nasıl kullanılır?</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;Binbir derde deva olan çörek otunun faydaları saymakla bitmiyor. Düğün çiçeği familyasından olup tohumlarından çoğalan bir bitki türü olan çörek otu faydaları arasında kabızlığı gidermesi, yaraları iyileştirmesi, baş ağrısının geçmesi, kan şekerini düşürmesi ve iltihap kurutucu özelliği yer alıyor. Şifalı bitki kaynağı hakkında vatandaşlar arama motorunda ‘’ Çörek otunun faydaları nelerdir?’’ sorusuna yanıt arıyor. Zengin vitaminler ve proteinlerle sayesinde birçok hastalığa iyi gelen çörek otu yağıyla da mucizeler yaratıyor. Çörek otunun başlıca engel olduğu hastalıklar içerisinde kanser hücrelerinin gelişip vücuda yayılmasını engellemesi ve karaciğer, meme, prostat kanserini yavaşlatması biliniyor. Peki Çörek otunun faydaları nelerdir? Çörek otu yağı nasıl kullanılır, zayıflatır mı?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhApIY10MOtRHw9PaA1qibwW2uYl9WSERJb1CVJlDxPopEAJyo99Czb8MAcXmmLUEJgw80r4V2b1XK6WLcP52sg0Opxwuou76TaR79lx1-UiE-qydbilKtlMFuy5SgFvu_faCtFsEgJButt/s1600/corek-otu-ve-corek-otu-yagi-faydalari-nelerdir.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;çörek otu yağı&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;336&quot; data-original-width=&quot;640&quot; height=&quot;336&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhApIY10MOtRHw9PaA1qibwW2uYl9WSERJb1CVJlDxPopEAJyo99Czb8MAcXmmLUEJgw80r4V2b1XK6WLcP52sg0Opxwuou76TaR79lx1-UiE-qydbilKtlMFuy5SgFvu_faCtFsEgJButt/s640/corek-otu-ve-corek-otu-yagi-faydalari-nelerdir.jpg&quot; title=&quot;çörek otu&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Şifalı bitki kaynağı çörek otu faydaları merak ediliyor. Kuru öksürüğe, gribe, romatizmal rahatsızlıklara iyi gelen çörek otu şifalı bir bitkidir. İçerisindeki &#39;timokinon&#39; maddesi diyabet, kolesterol, sedef ve egzama, alerjiler, Alzheimer, sindirim sorunlarına iyi geliyor. Vucüttaki en önemli organlardan biri olan karaciğer safra, yağları sindirmek ve zihninizi ve vücudunuzu mutlu ve sağlıklı tutmak için anahtardır. Gereksiz ilaç kullanımı, alkol ve sigara tüketimi karaciğere rahatsızlık verir Çörek otu yağı karaciğer hastalığının iyileşme sürecinde önemli rol oynar. Çörek otunun yağı antibiyotiklere dirençli bakterileri öldürebilme özelliğine sahip olurken yağın içerisinde bulunan asitler ve antioksidanlar cilt sağlığına fayda sağlıyor. Peki Çörek otunun faydaları nelerdir? Çörek otu yağı nasıl kullanılır, zayıflatır mı?&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;ÇÖREK OTUNUN FAYDALARI NELERDİR? ÇÖREK OTU YAĞI NE İŞE YARAR?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Çörek otu vücuda birçok faydası bulunuyor. Zayıflatıcı etkisinden mide bulantısına, diş ağrısını geçirmesinden kolesterolü düşürücü etkisine faydası bulunan Çörek otu kara habbe olarak da bilinir, halk arasında her derde şifa olarak kabul edilir. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (sav) bir hadis-i şerifinde &quot;Çörek otuna devam ediniz zira çörek otunda ölümden başka her derde fayda vardır&quot; buyurmuştur. Özellikle Türk mutfağında da sık kullanılan çörek otu ve yağının vücuttaki pek çok sisteme önemli yararları var. İşte çörek otu yağının faydaları;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Bağışıklık sistemini güçlendirir&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İltihap kurutucudur&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kuru öksürük ve bronşite iyi gelir&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kan şekerini düşürür&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Gastrit ve ülser rahatsızlığına yararlıdır&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Astım hastalarına iyi geldiği görülür&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kalp ve damar yollarını korur&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Mide hastalıklarını önler&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Eklem ağrıları ve romatizmaya iyi gelir&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sinirleri yatıştırır&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Halsizliği ve yorgunluğu alır&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Yaraları iyileştirir&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kabızlığı giderir&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Dolaşım sistemine faydalıdır&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Doğum yapan annelerde sütü çoğaltır&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Baş ağrısının geçmesini sağlar&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kanser hücrelerinin gelişip vücuda yayılmasını engeller, karaciğer, meme, prostat kanserini yavaşlatır&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;ÇÖREK OTUNUN ZARARLARI VAR MI?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Acımış çörek otu yağı, bozulmuş demektir. Çörek otunun etkisi kişiden kişiye değişebilir. Genellikle çörek otunun zararı yoktur.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;ÇÖREK OTU YAĞININ FAYDALARI NELERDİR?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Çörek otu yağı faydaları saymakla bitmiyor. Birçok derde deva olan çörek otu yağı sofralardan eksiltmemek gerekiyor. Sabahları aç karnına bir çay kaşığı içilen çörek otu yağı ise bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Çörek otu yağı faydaları arasında kalp koruması, kanserle savaşması, sinir ve stresi uzaklaştırması, astım yada alerjik reaksiyonları olan kişilere de fayda sağlaması yer alıyor.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;ÇÖREK OTU YAĞI ZAYIFLATIR MI?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Çörek otu yağı Asya&#39;ya özgü Nigella Sativa bitkisinden yapılmaktadır. Bitki teknik olarak Buttercup ailesinin bir üyesidir ve küçük, siyah, hilal şeklinde tohumlara sahiptir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Çörek otu yağı, bitkinin siyah tohumlarından elde edilmektedir. Çörek otu zayıflatıcı özelliğiyle kadınların vazgeçilmezi oluyor. Çörek otunu veya yağını sabah, öğle ve akşam yemeklerinden önce dilerseniz yoğurdunuza katabilir veya su ile içebilirsiniz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;ÇÖREK OTU İLE ZAYIFLAMA NASIL OLUR?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Çörek otu zayıflama sürecinde sizlere yardımcı olacak bir besin kaynağıdır. Yemeklerinizde veya salatalarınıza kullanabileceğiniz çörek otu yağı vücuda doygunluk hissi oluşturacak. Çörek otu sindirim sistemini rahatlatır ve içerisinde birçok faydalı mineraller ve protein içerir. İsterseniz yoğurda isterseniz salatalarınıza çörek otu yağı kullanarak zayıflayabilirsiniz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;ÇÖREK OTU YAĞI NASIL KULLANILMALI?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Birçok hastalığa iyi gelen çörek otu yağı sabah, öğle ve akşam yemeklerinden önce dilerseniz yoğurdunuza katabilir veya su ile içebilirsiniz. Hem sindirime iyi gelen hem de vücudu dengede tutan çörek otunun yemeklerden önce alınmasının sebebi, iştahınız kapatır ve doyma hissi vererek yiyeceklere olan ilginiz azalabilir. Salatalara, yemeklere veya yoğurda katarak çörek otu yağını kullanabilirsiniz.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;ÇÖREK OTU YAĞININ CİLDE FAYDALARI NELERDİR?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Çörek otu yağı kurumuş ciltleri nemlendiriyor. Özellikle deri çatlamalarına iyi gelen çörek otu yağı cildi parlak göstererek diri tutuyor. İşte çörek otu yağının cilde mucizevi faydaları;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;Kurumuş ciltleri nemlendirir,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Deri çatlamasına iyi gelir,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sivilce ve aknelere karşı iyi kullanılabilir,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Sedef hastalığının iyileşmesini sağlar,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Egzamalara ve cilt rahatsızlıklarına karşı kullanılabilir,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Cildi parlaklaştırarak güzel görünmesini sağlar,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ayaklardaki mantarı yok eder,&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Güneş yanığı veya lekelerine karşı kullanılabilir.&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;ÇÖREK OTU NASIL TÜKETİLİR?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Hem aktarlar hem de marketlerde bulabileceğiniz çörek otu tüketim miktarı önemlidir. Soğuk pres şeklinde üretilen, koruyucu ve katkı maddesi olmayan ve karışım yağ içermeyen çörek otu yağı tercih edilmelidir. Açıldıktan sonra buzdolabında saklanmalıdır. Çörek otunun kaliteli olmasından emin olun.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Kaynak : sabah.com.tr&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/feeds/257915009466881154/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/corek-otu-neye-iyi-gelir-faydalari-nelerdir-corek-otu-yagi-zayiflatirmi-nasil-kullanilir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/257915009466881154'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/257915009466881154'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/corek-otu-neye-iyi-gelir-faydalari-nelerdir-corek-otu-yagi-zayiflatirmi-nasil-kullanilir.html' title='Çörek otu neye iyi gelir, faydaları nelerdir? Çörek otu yağı zayıflatır mı, nasıl kullanılır?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhApIY10MOtRHw9PaA1qibwW2uYl9WSERJb1CVJlDxPopEAJyo99Czb8MAcXmmLUEJgw80r4V2b1XK6WLcP52sg0Opxwuou76TaR79lx1-UiE-qydbilKtlMFuy5SgFvu_faCtFsEgJButt/s72-c/corek-otu-ve-corek-otu-yagi-faydalari-nelerdir.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-3023758686980622780</id><published>2020-04-19T12:48:00.001+03:00</published><updated>2020-04-19T12:48:49.944+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="yabani pırasa"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çiriş otu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çiriş otu bitkisi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çiriş otu nasıl tüketilir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çiriş otu nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çiriş otu resmi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çiriş otu yemeği"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çiriş otunun faydaları"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çiriş otunun faydaları nelerdir"/><title type='text'>Çiriş otunun faydaları nelerdir?</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: inherit; font-size: large;&quot;&gt;Birçok kişinin yabani pırasa olarak da bildiği çiriş otu, ülkemizde çok yayın olarak bilinmeyen bir bitki. Sağlık açısından oldukça faydalı olan çiriş otu hakkında merak ettikleriniz &quot;Çiriş otu nedir, çiriş otunun faydaları nelerdir&quot; haberimizde.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEibebh4VegepFBpFH7t1I9GVbyiJcxkjZOZsxPLo3gpNosDTFMAeRiGjkMUI7a82zhhGhDgT0HyAPeJsm0QnWzkAjRfYTVL3t2gBRNLaUIe9KN2YDPtlBQERu231x67jKfauJ5Ul80mpE9N/s1600/ciris-otu.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;çiriş otu resmi&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;354&quot; data-original-width=&quot;630&quot; height=&quot;358&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEibebh4VegepFBpFH7t1I9GVbyiJcxkjZOZsxPLo3gpNosDTFMAeRiGjkMUI7a82zhhGhDgT0HyAPeJsm0QnWzkAjRfYTVL3t2gBRNLaUIe9KN2YDPtlBQERu231x67jKfauJ5Ul80mpE9N/s640/ciris-otu.jpg&quot; title=&quot;çiriş otu&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Lezzeti ve faydası saymakla bitmeyen çiriş otu, genellikle ülkemizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görülür. Eğer sizde çiriş otu nedir merak ettiyseniz ya da çiriş otu faydaları nelerdir öğrenmek istiyorsanız &quot;Çiriş otu nedir, çiriş otunun faydaları nelerdir&quot; haberimize bir göz atın.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Genellikle ülkemizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, mart ve nisan aylarında açan zambakgiller bitki ailesinden olan çiriş otu beyaz çiçekli bir bitkidir. Dağlarda henüz yetişirken tamamen çıkmadan koparılır ve alt kısımları kullanılır. Genellikle börek, çorba gibi çeşitli yiyeceklerin içine konulur.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;İşte çiriş otunun faydaları&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;1 -&lt;/b&gt; Adet döngülerini düzenlemeye yardımcı olur. Düzenli regl zamanınıza göre yaşanan gecikmeleri veya erken gelen adeti düzene sokar.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2 -&lt;/b&gt; Kadınlarda vajinal akıntının azalmasını sağlar. Birçok kadının sık sık yaşadığı beyaz akıntıyı azaltır ve hatta tamamen ortadan kaldırır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;b&gt;3 -&lt;/b&gt; Saçkıran gibi saç rahatsızlıklarını iyileştirir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;b&gt;4 -&lt;/b&gt; İdrar atılımını kolaylaştırır. Bu şekilde idrar yolu enfeksiyonları için etkili bir ilaç görevi üstlenir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;b&gt;5 -&lt;/b&gt; Halk arasında mayasıl ya da basur olarak bilinen hemoroid tedavisinde olumlu etkilere sahiptir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;b&gt;6 -&lt;/b&gt; Zehirli hayvan ısırığı tedavilerinde rolü vardır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;b&gt;7 -&lt;/b&gt; İçeriğindeki zengin C vitamini sayesinde bağışıklık sistemine iyi bir katkı sağlar.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;b&gt;8 -&lt;/b&gt; Egzama gibi bir cilt sorununuz varsa tam bir etki yaratmasa da hafifletmeye yardımcı olur.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Çiriş otu nasıl tüketilir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Çiriş otunu mutfağınızda birçok farklı şekilde kullanabilirsiniz. Çiriş otunun yemeğini yapabilir, böreklere ve çorbalara ekleyebilir, kaynatıp çayını içebilirsiniz.&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/feeds/3023758686980622780/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/ciris-otunun-faydalari-nelerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/3023758686980622780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/3023758686980622780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/ciris-otunun-faydalari-nelerdir.html' title='Çiriş otunun faydaları nelerdir?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEibebh4VegepFBpFH7t1I9GVbyiJcxkjZOZsxPLo3gpNosDTFMAeRiGjkMUI7a82zhhGhDgT0HyAPeJsm0QnWzkAjRfYTVL3t2gBRNLaUIe9KN2YDPtlBQERu231x67jKfauJ5Ul80mpE9N/s72-c/ciris-otu.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-6453226466283338568</id><published>2020-04-18T15:26:00.000+03:00</published><updated>2020-04-18T15:26:59.439+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hangi plastik eldiveni kullanmalıyız"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="koronavirüsten korunma yolları"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="plastik eldiven faydaları"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="plastik eldiven virüs geçirir mi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="plastik eldiven virüsten korur mu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="plastik eldiven zararları"/><title type='text'>Plastik eldivenler virüsten korur mu?</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Enfeksiyon hastalıkları uzmanı ve aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bilim Kurulu Üyesi Melahat Cengiz, eldiven kullanımının yalancı bir güvenlik duygusu yaratığına vurgu yaparak, &quot;Çöp toplayanlar ya da kirli bir yüzeyi anlık temizlemek zorunda kalanlar dışında eldiven kullanmak yanlış&quot; ifadelerini kullandı.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi6CjR3xDTTSe0G4-cz51apKKabusAqhINenxtVD56t8Secmgs90R18XXUMihk7H7TtVCMB6lQRP-YU5qTJT6pO7RVhaiohLF29e2G3DPBrGPRtN_YO3OawZacao5nGVu1N1wv6KhNVFj0q/s1600/eldiven.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;koronavirüs eldiven&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;474&quot; data-original-width=&quot;850&quot; height=&quot;355&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi6CjR3xDTTSe0G4-cz51apKKabusAqhINenxtVD56t8Secmgs90R18XXUMihk7H7TtVCMB6lQRP-YU5qTJT6pO7RVhaiohLF29e2G3DPBrGPRtN_YO3OawZacao5nGVu1N1wv6KhNVFj0q/s640/eldiven.jpg&quot; title=&quot;plastik eldiven&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kovid-19 İzleme Grubu, koronavirüs salgınından korunmak için eldiven kullanımının zorunlu haller dışında risk yaratacağını açıkladı. Enfeksiyon hastalıkları uzmanı ve aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bilim Kurulu Üyesi Melahat Cengiz &quot;Eldivenin yalancı bir güvenlik hissi yarattığını&quot; söyledi.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;ELDİVEN KULLANMAK YANLIŞ MI?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
T24&#39;ün haberine göre; Eldiven kullanımının risk yarattığına ilişkin tartışmalı bir durumun söz konusunu olmadığını ifadene eden Cengiz; &quot;Çöp toplayanlar ya da kirli bir yüzeyi anlık temizlemek zorunda kalanlar dışında eldiven kullanmak yanlış&quot; dedi.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&quot;VİRÜS PLASTİK YÜZEYLERDE DAHA UZUN TUTUNUYOR&quot;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Eldiven kullanımının yalancı bir güvenlik duygusu yaratığına vurgu yapan enfeksiyon uzmanı Cengiz, virüsün plastik yüzeylerde daha uzun süre tutunduğuna dikkati çekti. Özel haller dışında eldiven kullanılmaması gerektiğini söyleyen Cengiz, &quot;Markete giderken eldiven taktığınızı düşünün. Reyonlarda geziyorsunuz. Alacağınız ürünlere bakarken dokunuyorsunuz. Siz o eldivenin mikroorganizma kirlenmesine maruz kaldığını baştan kabul etmeniz gerekiyor&quot; ifadesini kullandı.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&quot;BİR MASKE EN FAZLA 3 SAAT KULLANILMALI&quot;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
İnsanların kendini potansiyel enfeksiyon kaynağı olarak görmesi gerektiğini belirten Melahat Cengiz, maske konusunda da Dünya Sağlık Örgütü&#39;nün sonradan &quot;kullanılmalıdır&quot; açıklamasını hatırlattı ve ücretsiz olarak dağıtılan maske sayısının yeterli olmadığını kaydetti. İstanbul özelinde örnek veren Cengiz, her gün işe giden insanlar için haftalık 5 adet maskenin yeterli olmayacağını çünkü bir maskenin en fazla 3 saat kullanılması gerektiğini söyledi.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: large;&quot;&gt;&quot;ÇÖPE ATIN&quot;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Korunmak için kullanılan malzemelerin asla sokağa atılmamasına vurgu yapan Cengiz, &quot;Kullandıklarınızı mutlaka çöpe atın&quot; dedi.&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/feeds/6453226466283338568/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/plastik-eldivenler-virusten-korur-mu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/6453226466283338568'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/6453226466283338568'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/plastik-eldivenler-virusten-korur-mu.html' title='Plastik eldivenler virüsten korur mu?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi6CjR3xDTTSe0G4-cz51apKKabusAqhINenxtVD56t8Secmgs90R18XXUMihk7H7TtVCMB6lQRP-YU5qTJT6pO7RVhaiohLF29e2G3DPBrGPRtN_YO3OawZacao5nGVu1N1wv6KhNVFj0q/s72-c/eldiven.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-9096673240147438910</id><published>2020-04-05T12:11:00.000+03:00</published><updated>2020-04-05T12:11:47.251+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bağışıklık"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bağışıklık nedir"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bağışıklık sistemi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bağışıklık sistemi için ne yemeliyiz"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bağışıklık sistemini güçlendirme"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bağışıklığa iyi gelen besinler"/><title type='text'>Bağışıklık sistemi nedir? Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yolları nelerdir?</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhJ9RJNQITh_BOV1gEQgpp_pPUcnWIenTt9RpSe8IEMuYoLbgQ2HuqzV_eqd4Sd6xXY9SyYf7qHCWzZvh5HKqvyP3uvZL6I-Caf6tYQcyR7ATBfoj8-J-UE54CxBiy31pfKWGJf6ocC1TjH/s1600/bagisiklik.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;bağışıklık sistemi&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;410&quot; data-original-width=&quot;740&quot; height=&quot;353&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhJ9RJNQITh_BOV1gEQgpp_pPUcnWIenTt9RpSe8IEMuYoLbgQ2HuqzV_eqd4Sd6xXY9SyYf7qHCWzZvh5HKqvyP3uvZL6I-Caf6tYQcyR7ATBfoj8-J-UE54CxBiy31pfKWGJf6ocC1TjH/s640/bagisiklik.jpg&quot; title=&quot;bağışıklık&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Vücudumuzun hastalıklarla mücadele ederek sağlıklı kalmasını sağlayan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ile ilgili her gün yeni bir öneri duyuyoruz. Peki bu tavsiyelerin bilimsel bir gerçekliği var mı? Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yolu nelerden geçiyor? Mucize şeklinde sunulan ürünler ve gıdalar gerçekten bizi iyileştiriyor mu? Memorial Şişli Hastanesi Doku Tipleme ve İmmünoloji Laboratuvarı Sorumlusu Prof. Dr. Emel Demiralp ve Yardımcısı Dr. Onur Elbaşı bağışıklık sistemi ile ilgili doğru bilinen yanlışlar ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bağışıklık sistemin sağlıklı çalışması için verilen beslenme önerileri, gıda takviyeleri ve çeşitli ürünler sık sık karşımıza çıkmaktadır. Kanserden, organ nakline, alerjiden, romatizmal hastalıklar olarak bilinen otoimmün rahatsızlıklara kadar geniş bir çalışma alanı olan, sağlıklı bir yaşamın şifresini barındıran bu mekanizmanın doğru çalışması için bazı önemli noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Bağışıklık sisteminin önemi nedir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Vücudumuzda, öğrenebilme, düşünebilme ve hafızada saklama kapasitesinde iki sistem bulunmaktadır. Bunlardan biri beyin, diğeri de bağışıklık sistemidir. Bağışıklık sistemi, genetik olarak var olan, atalarımızdan aktarılan bilgilerimizi kullanıp, bir mikroba karşı bu bilgiyi işleyip, daha sonra sadece mikrobun olduğu bölgeye odaklanarak savaşan, yok edinceye kadar yılmadan uğraşan ve bu deneyimini unutmayıp saklayan, her yeni durum için bu tecrübeyi de kullanarak yeni bir yanıt üretebilen bir sistemdir. Geçmişten gelen bilginin saklanmış hali olarak, bir takım refleks yanıtlarımız vardır. Bağışıklık sistemi de beyin gibi bu bilgiyi var olan durum karşısında değerlendirip, sentezleyip, mikroba özel ya da kansere, hastalığa, organ nakline özel yanıtlar üretir. Bu, beyin ve bağışıklık sistemi dışında hiçbir sistemde, hiçbir organda olmayan bir özelliktir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bağışıklık sisteminin görevi, bireyin özünü korumaktır. Bu nedenle öncelikle kendini bilmekte ve öze zarar vermemektedir. Bu bağlamda, bağışıklık sisteminin, en az düşmanla savaşmak için gereken emek kadar kendini bilmek için de emek harcadığı söylenebilir. Bu arada her mikrobu da önemsememektedir. Örneğin, vücudumuzun içinde bağışıklık sistemi hücrelerimizin toplam sayısının en az 30, kimi çalışmalara göre hatta 100 katı mikrop yaşamaktadır. Ama onlara cevap verilmemekte hatta onlar ile karşılıklı kazançlı olarak denge içinde birlikte yaşanmaktadır. Tıpkı beyin gibi bağışıklık sistemimiz de öğrenme yetisine sahiptir. Bu öğrendiklerinin bir kısmını bir deneyim olarak hafızasında saklar ve gerektiği zaman hatırlayarak kullanır. Yani sosyal bir varlık olan insanın kişisel deneyimlerini saklaması gibi, bağışıklık sistemi de kendi geçirdiği deneyimlerin bilgilerini saklar. Örneğin bağışıklık sisteminin hafıza özelliği aşılarda kullanılmaktadır. Ama sadece aşılarla da değil; bağışıklık sisteminin daha hücresel, daha moleküler hafıza mekanizmaları da bulunmaktadır. Yani çok boyutlu düşünme ve saklama kapasitesine sahip olduğu söylenebilmektedir. Bu da beyinle benzer olan bir diğer özelliğidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Tolerans ise hem kendine hem de bazı yabancılara hoşgörü anlamına gelmektedir. Örnek olarak kendi ailesindeki bireyler ne yaparlarsa yapsınlar kişinin bir parçanızdırlar ve onların birçok özelliği, davranışı makul sınırlara kadar hoş görülür. Bağışıklık sistemi de benzer şekilde kendisine ait olana yani öze karşı hoşgörülüdür. Bunun şöyle bir faydası vardır: Öze karşı hoşgörülü olması, sistemin kendi varlığını sürdürmesi anlamına gelmektedir. Aslında immünoloji, benlik bilimidir. O ‘ben&#39; bilgisi, kendimize ait hücrelerimize, içimizdeki herhangi bir organa savaşmamızı, kendimize zarar vermememizi sağlamaktadır. Bu sistemin amacı, zararlı yabancıya karşı savaşarak, kendini korumaktır. Bu savaşı verirken de kendine karşı tamamen zararsız veya en az zararla savaşı sonlandırmak üzere programlanmıştır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Bu sistem ne zaman oluşuyor?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bağışıklık sistemi vücuda tüm organlara yayılmış olan hücrelerden ve ek olarak dalak, karaciğer, timus, lenf bezi gibi organlardan ve kemik iliğinden oluşur. İlk bağışıklık sistemi hücrelerinin aort dediğimiz en büyük atardamarımızın içinde olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Yani kanın oluşmaya başlaması ile birlikte bağışıklık sistemimiz de oluşmaya başlıyor denilebilir. Daha sonra en erken öncülleri karaciğer içinde gösterilmiştir. Karaciğer öncesini göstermek, yöntemsel olarak çok kolay değildir. Burada en ilginç nokta, özü olan ve olmayanı ayırt etmek temeli üzerine kurulmuş bir sistemde yarı yabancı olan bebeğin, anne rahminde nasıl kalabildiği ve daha önemlisi bağışıklık sistemi tam olan annenin bu yarı yabancıyı nasıl reddetmeden dokuz ay saklayıp büyütebildiğidir. Bağışıklık biliminin en etkileyici, en gizemli ve yanıt bekleyen birçok sorusu olan konusudur. Yeni doğan bebekler bağışıklık açısından gelişmemiş olarak doğarlar. Rahim içi yaşam boyunca anneden koruyucu faktörler bebeğe geçer. Yenidoğanda bağışıklık sistemi ile ilgili hücre ve sıvısal bir takım mekanizmalar çok az bir şekilde var ama yeterli değildir. Bu dönemde anneden gelen bir takım bağışıklık bileşenleri bebeği korur.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
İmmünglobulin adı verilen koruyucu antikorların tam olarak yapılabilmesi 3 yaşı bulur. İlginç olarak, 2 yaşa kadar anne sütü ile beslenen çocuklarda, anneden gelen immünglobulinlerin 3 yaşa, yani bebek bunları tam olarak yapabilene kadar bebeği koruduğu bilimsel olarak gösterilmiştir. Bağışıklık sisteminin hücreleri ile birlikte tam olgunlaşması ise 6-7 yaş civarında olur ve ondan sonra da hiç bitmez. Sürekli bilmek ve öğrenmek, yeni deneyimler kazanmak ister. Ama bazen de hatalar yapmaktadırlar.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Bağışıklık sistemi hata yaparsa sonucunda ne olur?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Örneğin bağışıklık sistemi bazen kendine karşı az hoşgörülü olabilir. Bu kendine katlanamama durumu, kişinin kendi hücrelerine zarar verebilir ve otoimmün hastalıklar ortaya çıkar. Basit anlatımla otoimmün hastalıklar, bağışıklık sisteminin özüne toleransının yıkılması şeklinde oluşur denilebilmektedir. Bazen de hoşgörünün dozunu ayarlayamaz ve fazla hoşgörülü olarak içimizde büyüyen kansere ya da tümöre karşı kendisiymiş gibi davranabilir. Yani bizi korumakla yükümlü bu mekanizma, maalesef bazen kendi zararımıza çalışabilir. Alerjik durumlar ortaya çıkabilir ya da organ naklinde takılan organı kabul etmeyebilir. Bunların hepsi de istenmeyen ve ‘herkes hata yapabilir&#39; denilemeyecek durumlardır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Bu durumların ortaya çıkmasını tetikleyecek belirli sebepler var mıdır?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Genetik olarak sağlam bir bağışıklık sistemi arada hata yapsa da bunları tekrarlamaz. Ama genetik bir yatkınlık durumu var ise ki bu çok sayıda gen ve bunların karmaşık ilişkilerini içerir, çevresel etkenler hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir. ‘Normal&#39; sayılabilecek hatalara bir örnek vermek gerekir ise; çok gürültülü bir enfeksiyon hastalığının ardından, düşmana çok yönlü saldırıda bulunurken tüm hücrelerini, bileşenlerini aktifler. Öze zarar gelmemesi için, bu aktif saldırgan durumun bir süre sonra sönmesi gerekir. Hızını alamayıp savaşa uzun sure devam ederse otoimmün durumlar oluşabilir. Bağışıklık sistemi hatalarında, hatta her bir hastalık özelinde ayrı ayrı çok sebep vardır. Savunma ve korunma için bu kadar farklı mekanizmaya sahip bir sistem doğal olarak bozulabilecek çok fazla parçaya sahiptir. Bu konu ile ilgili pek çok araştırma yapılmaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Çocuklarda bağışıklık sistemi nelerden etkileniyor?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Çocuklarda bağışıklık sistemi konusunda bir beslenme ya da davranış önerisinin doğrudan olumlu ya da olumsuz etki edeceğini söylemek uygun değildir. Çocuklarda dikkat edilmesi gereken en önemli şey uyku süresi ve kalitesidir. Çünkü uykuda büyüme hormonu salgılanır. O büyüme hormonu gibi bir takım sıvısal vücut bileşenleri bağışıklık sisteminin iyi yanıt vermesini sağlar. Stres, (bu arada stresi sadece psikolojik stres olarak almamak gerekir. Bir enfeksiyon hastalığı, bağışıklık sisteminin stresidir) küçük yaşlarda sıkça geçirilmiş enfeksiyonlar, beslenme bozuklukları gibi etkenler bağışıklık sisteminin doğru çalışmasını etkiler ancak genetik kodda hiçbir hata yok ise o durum telafi edilebilir. Ama bir bozukluk zaten varsa, bir ya da birden fazla olumsuz çevre koşulu yan yana geldiğinde bağışıklık sistemini etkileyebilir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta özellikle bir gıdayı tüketmenin bağışıklık sistemini düzelteceği inancı doğru değildir. Bu kural sadece emme çağındaki bebekler için geçerli değildir. Anne sütü, bağışıklık sisteminin sağlam olarak gelişebilmesi için olmazsa olmaz bir noktadır. Eğer genetik olarak belirgin bir bozukluk, immün yetmezlik adı verilen bir durum yok ise sağlıklı bir bağışıklık sistemi için bebekler için anne sütü yeterlidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Komşunuzu değil, doktorunuzu dinleyin&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bağışıklık sistemi çok değişkenli, çok sayıda farklı yolağı olan bir sistem olduğu için gerçek gücünün sayısal ölçümü kolay değildir. Bu da pek çok kişinin bu konuda dayanaksız ya da az dayanaklı kurgulamalar yapmasına yol açabilmektedir. Maalesef bu yöntemlerle ticari kazanç da sağlanabilmektedir ve bunların önüne geçilmesi son derece önemlidir. Ancak bilimsel olarak doğru olanı söyleyebilmek için, bir ürünün bağışıklık sistemini güçlendirdiğini iddia edebilmek için seçilmiş ve birbirine sayısal olarak denkleştirilmiş, ürünü kullanan ve kullanmayan insanda yani örnekte denenmesi, denek sayılarının yeterli olması ve bu etkinin iki grupta gerçekten anlamlı düzeyde farklılık yarattığının ispatlanması gerekmektedir.&amp;nbsp; Yoksa bu bilimsel bir söylem değil, ‘komşu’ önerisi olmaktan öteye geçmeyen bir durum olarak tanımlanabilir. Ticari kazanç kapısı olarak da görülebilir. Ayrıca bu tür ürünler ilaç olmadıkları, gıda takviyesi olarak izinlendirildikleri için Sağlık Bakanlığı’nın denetiminde de değildir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bağışıklık sisteminde mikrobun hangi yoldan vücuda girdiği çok önemlidir. Mikrobun nereden girdiği bağışıklık sisteminin ona karşı nasıl yanıt vereceğini belirler. Yani, ciltten, kandan, solunum sisteminden girerse mikroplu şok oluşturabilecek kadar bağışıklık sistemini etkileyen bir bakteri, ağızdan alındığında hiç problem yaratmayabilir hatta onlara hoşgörülü bile olabilir. İşte bu tür bakterilerin bağışıklık sistemini etkileyecek bazı kısımlarını toz haline getirip kapsüllere koyup bağışıklık sistemini güçlendiriyor denilirse çok yanlış bir yönlendirme yapılmış olur. Çünkü o bakteri zarı ekstresi yutulduğunda ona hoşgörü kazanılır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Örneğin yeni doğum yapan kadınlara önerilen, anne sütünü destekleyen tozlar piyasada satışa sunulmaktadır. Bebekler için de bazı ürünler bulunmaktadır. İmmün sistemi güçlendirdiği iddia edilmektedir ancak bunun gerçekliğine, bilimsel yanlarına dikkat edilmesi gerekmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bağışıklık sistemini güçlendirdiği iddia edilen ürünler kimi zaman süregiden bir hastalığın tedavisi sırasında çok kötü sonuçlara sebep olabilir. Mesela böbrek hastası bir kişi, komşusuna iyi gelen bir otu içip, böbreğinin üstüne bir de karaciğerinin bozulmasına yol açabilir ve böbrek naklinin yapılamamasına yol açabilir. Hekimler de tabi ki bitkilerin hastalıklar üzerinde olan etkileri ile ilgili yapılan araştırmaları takip etmektedir. Ancak mucize diye tanıtılsa bile, asla doktora danışılmadan kullanılmamalıdır. Tam aksine burada mucize sözü daha da dikkatle sorgulanmalıdır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Mesela belli kanser türlerinde yeşil çayın kesinlikle tüketilmemesi gerektiği kanıtlanmış bir gerçektir. Bu tip ürünler bazılarına çok iyi gelirken, bazılarında hücrelerin bölünmesini artıracak yönde etki ettiği söylenmektedir. Bu tip bilgilerin doğruluklarını bilimsel olarak da takip etmek gerekir. Bu ürünlerin denetlenmelerinin dışında, fayda sağlamıyorsa bile en azından zarar da vermemesi önemlidir&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Bağışıklı sistemini güçlendiren 5 önemli faktör&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Her insanın havaya, suya, güneşe, uykuya, her türlü, dengeli olarak alınan besine ihtiyacı vardır ve stresten uzak durmak önemlidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bağışıklık sistemi için en önemli gereksinim oksijendir. Hipoksi (dokularda oksijenin azalması) bütün sistemlerimiz için zararlıdır. Yani şehirde yaşamak immün sistemi bozan bir etkendir.&amp;nbsp; Oksijen konusunda önemli bir örnek de damar sertliği ile ilgilidir. Damar sertliği de bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Damar çeperinde mikropsuz bir iltihaplanma ile başlar. Oksijensiz ortam, kötü yağların hücre içine yanlış bir şekilde girip depolanmasına neden olur. Mümkün olduğu kadar oksijeni bol ortamlarda bulunmak hem mikroplarla karşılaşma sıklığınızı azaltır hem de sağlam bir bağışıklık sisteminiz oluşmasını sağlar.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Diğer önemli bir faktör de iyi bir uykudur. Çünkü uyurken serotonin salgılanır ve bu hormon T lenfositleri dediğimiz o özel hücrelerimizden bir grubunun daha iyi yanıt verir hale gelmesini sağlar. Bir yayın hızının iyi gerilmesi ile doğru orantılı olması gibi serotonin de bağışıklık sistemi için öyle bir etki yaratmaktadır, karşılaştığı bir enfeksiyona daha hızlı yanıt veriyor.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Güneş ışınları ve D vitamini de sağlıklı ve güçlü bir immün sistem için olmazsa olmazdır. Yani yeterli ve sağlıklı beslenme, oksijenli ve güneşli ortam ve güzel bir uyku… Tüm bunlar bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Egzersiz de bol oksijenli ortamda yapıldığı zaman bağışıklığa iyi gelmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Bağışıklık sistemi ile psikoloji ilişkisi nasıldır?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Stres döneminde salgılanan bir takım hormonlar ya da beyindeki sinyal iletimini sağlayan bütün sıvısal maddeler, bağışıklık sistemini de etkilemektedir. Stres durumunda immün sistem alarm halinde olur. Tam ve güçlü yanıt verebilir haldedir. Stres durumundaki davranışlar düşünüldüğünde; normal zamanda kaldıramayacağınız bir durumla karşılaştığınızda çok daha güçlüsünüzdür. Kişinin kendisi bile gücünüze şaşırabilir. Ama stres kaynağı ortadan kalktığı an geçici bir depresyon olabilir. Bağışıklık sistemi de aynı şekilde stres sonrası güçsüzleşir bir sure sonra kendini toparlar. İşte o dönem hastalanma dönemidir. O boşlukta bir mikropla karşılaşırsa enfeksiyon hastalıkları ortaya çıkabilir. Örneğin sınavlarını bitiren birçok öğrenci bu süreçten sonra hastalanabilir hatta zatürre olabilir. Bu durum günlük hayatta görülebilmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&#39;Bütünlüğümüz çeşitliliğimizden geliyor&#39;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Bir grup hücrenin diğerlerini hiçe sayarak sınırsız büyümesi= Aynılaşma= Kanserleşme&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
İnsanoğlu kendisinin her zaman en doğru olduğunu zannetme ve herkesin kendisi gibi olmasını isteme eğilimindedir. Ama yaşam bir çeşitliliktir. Her şeyin aynı olması zaten yaşam ile bağdaşmaz. Biyolojik sistemlerde aynılık kanser anlamına gelir. Tüm biyolojik sistemler gibi bağışıklık sistemi de çeşitliliğin ve çeşitliliğin getirdiği karmaşanın düzenidir. Biyolojik yaşam ve bağışıklık sisteminin yaşamı kendi olan ve olmayanın dirsek dirseğe itişmeleri ile olur. Biraz biri haddini aşar, ileri gider. İleri gittiği zaman diğeri biraz iter bazen de taraflar yer değiştirir. Bir tür biyolojik tango da denilebilir. Denge, bir devinimdir. Durağan bir şey değildir. Ama bazı durumlarda, birinden biri haddini aşma kısmında fazla ileri gider ve o ana dengeyi bozmayı başarır ise hızla çoğalarak sistemi aynılaştırmaya çalışırsa kanserleşmiş demektir. Bağışıklık sisteminin bu denge bozukluğunu görmesi, maalesef çoğu durumda iş işten geçtikten sonra olur. Kanserleşen hücreler, bağışıklık sistemini ne kadar başarı ile kandırırlarsa kendilerini bağışık sistemine ne kadar başarı ile öz hücreler olarak tanıtırlarsa o kadar kötü huylu ve yayılmacı olurlar. Vücudumuzda her gün genetiği bozuk, kanser hücreleri oluşur ama bahsedilen konularda başarı gösteremezlerse bağışıklık sistemi hücreleri onları tanır ve yok eder. Ama açıkça da gördüğümüz üzere bağışıklık sistemimiz bu konuda o kadar da başarılı değildir. Bu anlatılan sebeplerle kanser araştırmaları iki koldan yürümektedir. Çünkü iki tarafı olan bir savaş söz konusudur. Birinci konu, nasıl olur da bir hücremiz, tüm kontrol noktalarının üstesinden gelmeyi başararak bir yandan çoğalıp bir yandan bağışıklık sistemine kendini öz hücre olarak gösterir hatta bağışıklık sistemini baskılayacak, hatta onu yok edecek hale gelebilir sorusudur. Maalesef bu sorunun tek bir yanıtı yoktur. Diğer konu da bağışıklık sistemi nasıl olur da bu uyku durumunda kalabilir? Bu soruların yanıtları da uzun yıllar boyunca araştırma yapılmasını gerektirebilir.&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/feeds/9096673240147438910/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/bagisiklik-sistemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/9096673240147438910'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/9096673240147438910'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/04/bagisiklik-sistemi.html' title='Bağışıklık sistemi nedir? Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yolları nelerdir?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhJ9RJNQITh_BOV1gEQgpp_pPUcnWIenTt9RpSe8IEMuYoLbgQ2HuqzV_eqd4Sd6xXY9SyYf7qHCWzZvh5HKqvyP3uvZL6I-Caf6tYQcyR7ATBfoj8-J-UE54CxBiy31pfKWGJf6ocC1TjH/s72-c/bagisiklik.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2728916616634007481.post-2918306086234306633</id><published>2020-03-22T15:37:00.001+03:00</published><updated>2020-03-22T15:37:13.174+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aşırı terleme"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aşırı terlemek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sağlık blogu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="terleme"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="terlemek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Terlemek ve Aşırı Terlemenin Nedenleri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="terlemenin faydaları ve zararları"/><title type='text'>Aşırı terleme nedir?</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjAYCutyrPuQe8Yk04cHWX9dFbymCWBXlgmyTWiyBxKSqWxRZyQuhYttVhTnAJD2U4hMs1LQoixlg8bHEgnvv_a37A2pXxvJf7kq2wzlJZhQ3KYlDHFoaJUWfr4a66t1hqYt2Nixnq3GtJQ/s1600/terleme.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;terlemek&quot; border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;249&quot; data-original-width=&quot;306&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjAYCutyrPuQe8Yk04cHWX9dFbymCWBXlgmyTWiyBxKSqWxRZyQuhYttVhTnAJD2U4hMs1LQoixlg8bHEgnvv_a37A2pXxvJf7kq2wzlJZhQ3KYlDHFoaJUWfr4a66t1hqYt2Nixnq3GtJQ/s1600/terleme.jpg&quot; title=&quot;terleme&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Terleme, vücut sıcaklığını sabit tutmaya yarayan fizyolojik bir fonksiyondur. Yüksek ateşte vücut sıcaklığının azaltılmaya çalışılmasında olduğu gibi vücut belli bir sıcaklıkta kalabilmek için terleme fonksiyonunu kullanmaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Hiperhidrozis yani halk arasında bilinen şekliyle aşırı terleme ise fizyolojik ihtiyaçların üzerinde yaşanan terlemeye verilen isimdir. Aşırı terleme primer ve sekonder olmak üzere sınıflandırılır. Primer bölgesel hiperhidrozis (aşırı terleme) altta yatan herhangi bir hastalık olmadan sağlıklı kişilerde yaşanan durumdur. Aslında aşırı terleme hastalığı primer bölgesel hiperhidrozis denilen durumdur. Sekonder hiperhidrozis (aşırı terleme) ise başka hastalıklara bağlı yaşanan terlemedir. Bunlara örnek olarak diyabet (hipoglisemi), tiroid (hipertiroidi), obezite, alkolizm, menopoz, solunum ve kalp yetmezliği gibi hastalıklar sayılabilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Aşırı terleme belirtileri nelerdir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Aşırı terleme belirtileri hastalığın primer ve sekonder tipine göre farklılık gösterebilmektedir. Sekonder aşırı terlemede (Hiperhidrozis) yani altta yatan başka bir hastalıktan kaynaklanan aşırı terlemenin en önemli belirtisi vücudun genelinin terlemesidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Primer Bölgesel Hiperhidrozis (Aşırı terleme) belirtileri farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Genellikle vücut kuruyken eller ve koltuk altı gibi belirli bölgelerin terlemesi rahatsızlığın en önemli belirtisi olarak bilinmektedir. Bazen yüz ve ayakların terlemesi de bu duruma eşlik edebilir. Sadece el veya koltuk altı terleyebileceği gibi bazen el ve ayaklar, el ve koltuk altı gibi farklı kombinasyonları da yaşanabilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Uykuda terleme olmaması da primer aşırı terleme belirtisidir. Sekonder aşırı terlemede ise genellikle gece terlemeleri daha fazla olabilmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Yaşanan terleme sebebiyle günlük aktivitelerin etkilenmesi ve şikayetlerin en az haftada bir kez ortaya çıkması da aşırı terleme belirtisi olarak kabul edilmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Hasta şikayetleri yaş grubuna göre farklılık gösterebilmektedir. Çocukluk çağı hastalarda daha çok bilgisayar klavyesini kullanamamak, yazı yazarken kağıdın ıslanması veya piyano gibi enstrümanları çalarken elin kayması gibi belirtiler ortaya çıkabilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Erişkin yaşlardaki hastaların şikayetleri ise el sıkışmaktan kaçınmak gibi daha çok sosyal ilişkilerde problem olarak ortaya çıkmaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bu hasta grubunda ellerini kurulandıktan saniyeler sonra tekrar terleme yaşanabilmektedir. İleri seviye aşırı terlemelerde genellikle avuç içlerinde yağmur taneciği gibi terleme taneciklerini görülebilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
El bileklerinden itibaren renk değişikliği, pul pul dökülmeler aşırı terlemenin (hiperhidrozis) nadir gözüken belirtileri arasındadır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bunların haricinde aşırı terleme belirtileri arasında;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Terlemenin genellikle çift taraflı olması ve nispeten aynı oranda olması&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Aile hikayesinin olması&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;25 yaşından önce başlaması sayılabilir.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Aşırı terleme nedenleri nelerdir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Aşırı terleme nedeni tipine göre farklılık göstermektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Sekonder Hiperhidrozis (aşırı terleme) nedeni altta yatan hastalığa göre değişmektedir. Diyabet, tiroit, obezite, menopoz, solunum ve kalp yetmezliği gibi farklı rahatsızlıklar aşırı terlemeye neden olabilmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Primer bölgesel hiperhidrozis (aşırı terleme) nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte hastaların %60-80 ’inde aile öyküsü bulunmaktadır. Birincil derece yakınlarında bu hastalık olan kişilerde daha sık görülmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Aşırı terleme teşhisi nasıl yapılır?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Aşırı terleme rahatsızlığının teşhisinde herhangi bir kan tahlili veya radyolojik görüntüleme kullanılmamaktadır. Teşhis sıklıkla hastanın hikayesi ve fiziki muayene ile konulabilmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Aşırı terleme teşhisinde; terlemeye neden olabilecek diğer hastalıklar kan tahlili gibi yöntemlerle elenebilir. Bu hastalıklar bertaraf edildikten sonra teşhis netleşebilir. Ancak nadir de olsa bazen hastada hem primer hem sekonder aşırı terleme olabilir. Yani hastada nedene belli olmayan primer bölgesel aşırı terleme rahatsızlığı varken aynı zamanda diyabet veya tiroit kaynaklı terleme de bulunabilir.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Aşırı terleme (Hiperhidrozis) tedavisi nasıl yapılır?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Sekonder aşırı terlemenin tedavisinde diyabet, tiroid gibi terlemeye neden olan altta yatan hastalık tedavi edilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Primer bölgesel hiperhidrozis tedavisinde ise hastalar birçok yöntem denemektedir. Tüm tedavi yöntemlerinin avantajları ve dezavantajları vardır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Aşırı terlemenin krem ve deodorant tedavisi: İlk olarak hastalar en basit uygulama olan krem ve deodorant tedavisini uygulamaktadır. Krem ve deodorant spreyler geçici olarak ter gözeneklerini tıkayarak terlemeyi durdurmaktadır. Bu tür önlemler ancak hafif aşırı terleme hastalarında birkaç saat gibi çok kısa süreli çözümler üretmektedir. Orta ve ileri derece hiperhidrozis hastalarında bu tür önlemler fayda sağlamamaktadır.&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Aşırı terleme botoks tedavisi: Estetik alanda kullanılan botoks toksini terleyen bölgeye enjekte edilerek aşırı terleme durdurulmaktadır. Terlemeye neden olan reseptörlerin bloke edilmesi sonucu terlemenin önüne geçilmektedir. El bölgesinde maksimum 3 ay, koltuk altı bölgesi için 6 ay etkisi olabilmektedir. Poliklinik ortamında yapılabilmektedir. Anestezi kullanılmasına gerek yoktur. Botoks işlemi sırasında ağrı yaşanabilir. Aşırı terleme hastaları bu uygulamayı hayat boyu belli aralıklarla yaptırmak zorundadır. En önemli dezavantajı budur. Hastaların birçoğu sürekli botoks yaptırmaktan sıkıldığı için kalıcı çözümlere yönelmektedir.&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Aşırı terleme ameliyatı:&lt;/b&gt; Aşırı terlemenin (hiperhidrozis) tedavisinde kesin ve kalıcı yöntemdir.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;h3 style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Aşırı terleme (Hiperhidrozis) hakkında sık sorulan sorular&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Terleme ameliyatı nasıl yapılır?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;El ve koltuk altında terlemeye neden olan sinirler göğüs boşluğunda omurganın yanında kaburgaların ise üzerinde bulunmaktadır. Bu nedenle el ve koltuk altı terlemesi ameliyatları akciğer boşluğunda yapılmaktadır.&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;El ve koltuk altı terlemesinin ameliyatı genel anestezi altında ameliyathanede yapılır.&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Hangi tarafın ameliyatı yapılıyorsa o taraftaki akciğer söndürüldükten sonra ameliyat yapılır. Söndürülen akciğer şişirildikten sonra diğer tarafın ameliyatına geçilir.&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Torakoskopik denilen kapalı ameliyat yöntemiyle yapılan aşırı terleme ameliyatı 5 mm. tek bir delikten gerçekleştirilir.&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Kapalı yöntemle akciğer boşluğuna girilip terlemeye neden olan sinirin ilgili bölümü bloke edilir veya çıkartılır. T3 T4 T5 denilen kaburga üzerinde giden sinirler bulunmaktadır. Genellikle aşırı el terlemesi olanlardaki problem T3 bölgesindedir. Koltuk altı bölgesi T3 - T4 bölgesidir. Hastanın şikayetine göre ameliyatta çıkartılan bölgeler değişebilmektedir.&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Sağ taraf ve sol taraf için ameliyat aynı seansta yapılmaktadır.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Terleme ameliyatı kaç saat sürmektedir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Kapalı yöntemle yapılan terleme ameliyatı toplamda yarım saat sürmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Terleme ameliyatın riskleri nelerdir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Terleme ameliyatların en sık görülen riski refleks veya kompansatuar terleme denilen durumdur. El ve koltuk altı terlemesine yönelik cerrahi girişimin ardından bu bölgelerdeki terleme neredeyse istisnasız tedavi edilmektedir. Ancak ameliyat sonrası refleks veya kompensatuar denilen daha önceden olmayan bel, karın veya sırt bölgesinde terleme başlayabilir. Terleme ameliyatına tepki olarak vücut teri bu bölgelerden atabilir. Böyle bir tepkinin gerçekleşme oranı %10’dur. Ancak bu bölgelerde yaşanan terlemenin el ve koltuk altı terlemesinde gibi çok şiddetli olma ihtimali %3-4’ tür. Refleks terlemenin de cerrahi yöntemlerle tedavisi bulunmaktadır. Ancak bunun da başarı oranı %50’dir. Ameliyat kararı verirken bu konunun göz ardı edilmemesi gerekmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Terleme ameliyatlarından sonra nadir de olsa akciğer sönmesi yaşanabilmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Aşırı terleme tek taraflı yaşanabilir mi?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Aşırı terleme tek el veya tek koltuk altı terlemesi gibi nadir de olsa tek taraflı yaşanabilmektedir. Ancak terleme sorunu büyük bir oranla çift taraflı yaşanmaktadır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Geceleri terleme nedeni ile gündüz terleme nedeni farklı mıdır?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Primer hiperhidrozis (aşırı terleme) hastalarında geceleri terleme genellikle yaşanmamaktadır. Tam primer hiperhidrozis hastalarında gece terlemeleri görülmemektedir. Gece terleme nedenleri daha çok sekonder aşırı terleme hastalarında görülmektedir. Yani altta yatan farklı bir hastalık terlemeye neden olmaktadır.&amp;nbsp; Hatta sekonder hiperhidrozis hastalarında geceleyin terleme oranı gündüze göre daha fazla olabilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Aşırı terleme için hangi doktora gidilir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Genel terleme sorunları için dahiliye veya göğüs hastalıkları doktoruna gidilebilir. Tüm vücutta bir terleme yaşanıyorsa bunun nedenini bulmak için dahiliye doktoru çeşitli testler yapabilir. Ancak el ve koltuk altında yaşanan terlemeler için tedavi şekline göre doktor seçilmelidir. Botoks tedavisini tercih eden hastalar bunun için dermatoloji doktoruna gidebilir. Ancak cerrahi yöntemle kalıcı çözüm arayan hastaların bu konuda deneyimli bir göğüs cerrahına başvurması gerekir. Terleme ameliyatının yapılacağı hastanenin gerekli alt yapıya ve donanıma sahip olması da önemlidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Aşırı terlemenin bitkisel veya doğal tedavisi var mıdır?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Aşırı terlemenin kanıtlanmış bitkisel bir tedavisi yoktur.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Çocuklarda aşırı terleme yaşanır mı?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Primer aşırı terleme çocukluk çağından itibaren ortaya çıkan bir hastalıktır. Genellikle 10 yaşından sonra aileler aşırı terleme rahatsızlığını tespit etmektedir. Tedavi edilmezse ömür boyu devam etmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Aşırı terleme hangi hastalıkları sebep olur?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Terleme, cilt sorunlarına yol açabilmektedir. Aşırı terleme sonucu ellerde döküntüler veya mantar yaşanabilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Hamilelik döneminde aşırı terleme yaşanır mı?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Sekonder aşırı terleme farklı nedenlerden kaynaklanabilir. Menopoz veya hamilelik dönemi de bunların arasındadır.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Terleme hastalığı kendi kendine geçer mi?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Primer bölgesel aşırı terleme rahatsızlığının şiddeti genelde erişkin yaşa doğru artar, çok nadir olarak da kendiliğinden geçer. Sekonder aşırı terleme rahatsızlığında ise altta yatan hastalık tedavi edilmeden şikayetler gerilemez.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Erkeklerde ve kadınlarda aşırı terleme nedenleri farklı mıdır?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Primer hiperhidrozis (aşırı terleme) nedenleri belli değildir. Ancak erkek ve kadınlarda görülme oranı eşittir. Altta yatan hastalığa göre ortaya çıkan sekonder aşırı terleme ise kadınlarda daha fazla görülmektedir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;b&gt;Aşırı terleme hangi yaş aralığında daha çok görülür?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Hiperhidrozis hastalığı daha çok 18-25 yaş aralığında görülmektedir.&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/feeds/2918306086234306633/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/03/asr-terleme-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/2918306086234306633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/2728916616634007481/posts/default/2918306086234306633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://benbunubegendim.blogspot.com/2020/03/asr-terleme-nedir.html' title='Aşırı terleme nedir?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjAYCutyrPuQe8Yk04cHWX9dFbymCWBXlgmyTWiyBxKSqWxRZyQuhYttVhTnAJD2U4hMs1LQoixlg8bHEgnvv_a37A2pXxvJf7kq2wzlJZhQ3KYlDHFoaJUWfr4a66t1hqYt2Nixnq3GtJQ/s72-c/terleme.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>