<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Sakin kafa sakin vücutta bulunur</title>
	
	<link>http://www.sakinkafa.com</link>
	<description>Sakin Kafa</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 22:27:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/sakinkafa" /><feedburner:info uri="sakinkafa" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Sakin Kafa</itunes:subtitle><feedburner:emailServiceId>sakinkafa</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><item>
		<title>Tahmin edilebilirlik mi?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sakinkafa/~3/6eaZFZLYKB8/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/tahmin-edilebilirlik-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 22:27:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayasophia</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>
		<category><![CDATA[cevşen]]></category>
		<category><![CDATA[kalpleri evirip çeviren]]></category>
		<category><![CDATA[mc donalds]]></category>
		<category><![CDATA[modernite]]></category>
		<category><![CDATA[tahmin edilebilirlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=13986</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sakinkafa.com/tahmin-edilebilirlik-mi/unpredictable_cover/" rel="attachment wp-att-13987"><img class="alignleft size-medium wp-image-13987" title="unpredictable_cover" src="http://www.sakinkafa.com/images/unpredictable_cover-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>Eskiler, hakikaten ince insanlarmış. Bir duaya bile o kadar derin mana gizlemişler ki, üstüne düşüne düşüne yaşayıp gidebilir, bugünün küçük insanları. Eskiye nostalji duyduğumdan değil ama &#8220;vakti olan&#8221; insanların, aynı nokta üzerinde derinlikle, ince işçilikle hareket edebilmesini özlüyorum, diyebilirim. Her neyse, konuyu dağıtmadan devam edelim. Cevşen diye bir şey var. Bir çeşit dua kitabı. Türkçesini bilhassa çok tavsiye ederim; dualardaki incelik için. Oradaki dualardan birinde, Allah&#8217;tan bahsederken, &#8220;mukallibe&#8217;l kulûb&#8221; deniliyor. Elbette Kuran&#8217;dan alınma bir ifade ama o kadar güzel ki. &#8220;Kalpleri evirip çeviren&#8221; demek. Buna, yalnızca Allah&#8217;ın kudretinin yettiğini bilmek, insana bir çeşit huzur veriyor. Ama aynı zamanda huzursuz da ediyor&#8230;<span id="more-13986"></span></p>
<p>Modern hayatın en önemli parametresi, &#8220;tahmin edilebilirlik&#8221; olarak açıklanabilir bence. Bugün, &#8220;demokrasi teorisi&#8221; diye bilinen uluslararası ilişkiler kuramına göre politika belirleyen ABD, düyadaki tüm ülkelerde demokrasi gelişirse, dünyada daha az savaş olacağını düşünüyor. Çünkü savaş çok pahalı bir şey ve demokratik bir karar alma mekanizması oluşursa bütün ülkelerde, insanların çoğunluğu bunu tercih etmeyecektir. Çünkü insanlar, rasyonel karar verirler. Faydaları ve zararları alt alta yazıp, en faydalı duruma yönelirler. Haliyle, demokrasi &#8220;tahmin edilebilirlik&#8221; demek aynı zamanda. McDonald&#8217;s gibi; hangi şubesine giderseniz gidin, dünyanın hemen her yerinde aynı tadı alırsınız seçeceğiniz aynı üründen. Sürpriz yok! Kaos yok! Bir çeşit mekaniklik.</p>
<p>Oysa modern edebiyat, bu belirsizliklere bel bağlayarak ilerleyen, karakterlerinin tek işi belirsizlikleri çözmek ve çözemediği noktada suçu başkalarına atmak üzere oluşmuştur. Hemen pek çok romanda, &#8216;düğüm&#8217; noktası, o paradoksal &#8216;an&#8217;dır. Sözgelimi Orhan Pamuk&#8217;un &#8220;Kara Kitap&#8221;ı. Yaşadığı dünyayı, 1970&#8242;lerin İstanbul&#8217;unu, tek tek anlamlandıran Galip, bir tek Rüya&#8217;da aradığı anlamı bulamaz ve onu öldürür (burası benim yorumum, yazar bunu asla açıklamaz). Çünkü Rüya&#8217;nın kendisini sevmesini, kendisiyle mutlu olmasını beklemektedir ama işler tahmin ettiği gibi yürümez. Rüya, hep daha başka türlü bir şeyler aramaktadır. Galip&#8217;in dünyası onu tutamaz. Böylece Galip, yaşadığı dünyada anlamlandıramadığı ne varsa, mesela insanların hep başka biri olma arzusu gibi, bunu Rüya ile açıklar. Rüya, yani kadın, erkeksi modern dünyada &#8220;bilinmeyen&#8221;, &#8220;tahmin edilemeyen&#8221;, yani bir çeşit &#8220;fethedilmeyi bekleyen&#8221;dir. İlginçtir, bazı durumlarda kadın bu rolü kabullenir.</p>
<p>İnsan, hiçbir zaman bir başkasının kalbindekini evirip çeviremez. Galip, Rüya&#8217;nın kendisini sevmesini bir türlü sağlayamaz. Okuyucuyu ikna etse bile, Rüya&#8217;yı ikna edemez buna. Efendi, kölesinin kalbine nüfuz edemez hiçbir zaman; onu her şeye zorlayabilir ama onun efendiliğini kalben tasdik etmesini sağlamakta zorlanabilir. Bu nedenle de insan, sosyalleşme esnasında hep huzursuzdur. Karşısındakinin kendisiyle ilgili ne düşündüğünü, kendisini nasıl gördüğünü, kendisiyle ilgili fikirlerini hep merak eder. Bunu kontrol edemediği için, rahatsızdır. Dışarıya çıkmak, kendini göstermek, kendinden bir parça taşıyacak bir üretimde bulunmak, eleştirilmek, tartışılmak, ele alınmak (bir nesne gibi) hep acı vericidir. &#8220;Aslında ben tam olarak onu demek istemedim!&#8221; ama karşı taraf (öteki) hep kendi algı becerileriyle algılar.</p>
<p>Cevşendeki dualarda genellikle, &#8220;Ey kalpleri evirip çeviren Rabbim, kalbimi din üzerine sabit kıl&#8221; denilirken, insanın kendi kalbiyle ilgili de huzursuz olduğunu öğreniyoruz. Yani modern algının tam tersine, önce insanın kendisi &#8220;tahmin edilemez&#8221;. İnsan hep gurbette, Mevlana&#8217;nın dediği gibi, ve gurbetteyken insan evine ihanet edebilir&#8230; Bu huzursuzluk, bir çeşit teyakkuz hâli sağlasa da, mesela tutarlı olma çabası; genelde insanın geleceğini bilememesi, yarın bambaşka bir şeye dönüşme ihtimali, onu her şeyden önce &#8220;büyük konuşmak&#8221;tan men etmeli. İlkeli olmak güzel, ama bunu yaşayarak göstermeli, söyleyerek değil. Bu, &#8220;değişimden kork&#8221; demek değil. Daha ziyade, &#8220;değişimi kontrollü yaşa&#8221; demek. Değişim nasıl kontrol edilir, bu kontrolün ne kadarı makuldür, gibi sorular da başka yazıya kalsın&#8230;</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 0 defa okundu...</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sakinkafa/~4/6eaZFZLYKB8" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/tahmin-edilebilirlik-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sakinkafa.com/tahmin-edilebilirlik-mi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Hesabını Bilen Çocuk</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sakinkafa/~3/Si5XmnqsfYY/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/hesabini-bilen-cocuk/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 13:22:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yulimeka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Afacan Köşe]]></category>
		<category><![CDATA[X En Radikal Soruları Çocuklar Sorar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=13980</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-13981" title="toplama" src="http://www.sakinkafa.com/images/toplama-264x300.gif" alt="" width="264" height="300" />İlkokul 1. sınıfa giden Devran&#8217;a babası Matematik dersinde yardımcı olmaya çalışmakta ve toplamayı öğretmektedir. Ancak Devran ısrarla elmayla armutu toplayamamaktadır. Aralarında şöyle bir konuşma geçer :</p>
<p>Babası : Oğlum şimdi iki elma burada var, üç tane de burada var. Şimdi benim kaç elmam var?</p>
<p>Devran : 6</p>
<p>Babası : Oğlum bak dinlemiyorsun beni, parmağınla say bakalım&#8230;</p>
<p>Devran : 1, 2, 3, 4, 5<span id="more-13980"></span></p>
<p>Babası : Aferin benim oğluma&#8230; Şimde iki yumurtam var, bir tane de burada var. Toplam kaç yumurtam oldu?</p>
<p>Devran : 4</p>
<p>Babası : (Kızarak) Peki oğlum ben sana iki tokat attım, annen de bir tokat attı. Kaç tokat yemiş olursun toplamda?</p>
<p>Devran : 2</p>
<p>Babası : Oğlum iki tokat ben attım zaten annenin attığı da var ya!!!</p>
<p>Devran : İyi de annelerin attığı tokat sayılmaz ki&#8230;</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 37 defa okundu...</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sakinkafa/~4/Si5XmnqsfYY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/hesabini-bilen-cocuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sakinkafa.com/hesabini-bilen-cocuk/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Coraline.</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sakinkafa/~3/yALC3FiUKEE/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/coraline/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 17:37:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pera</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=13973</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <a href="http://www.sakinkafa.com/coraline/012_giepert_coraline_large/" rel="attachment wp-att-13974"><img src="http://www.sakinkafa.com/images/012_giepert_coraline_large-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" class="alignleft size-medium wp-image-13974" /></a>Neil Gaiman&#8217;ın yazdığı  Henry Selick tarafından beyazperdeye aktarılan film hem stop-motion hem 3d animasyon tekniklerinin bir arada kullanıldığı da ilk filmmiş efendim.<br />
Çocuklar için pek uygun olmadığını düşünsem de yetişkinler için harikulade bir film.<br />
<strong>Filmin konusu;</strong> her zaman çok meşgul olan anne babasının ilgisizliğinden bunalan Coraline,bir gün ailesinin tıpkısının daha eğlencelisini, daha sevimlisini bulur.Bu yeni ailesindeki anne Coraline&#8217;i şekerlerle, ilgiyle kısacası minik bir kızın isteyeceği her şeyle kandırır.Şimdi Coraline&#8217;in önünde iki yol vardır, ya düğmeler ya da sıkıcı ailesi.</p>
<p>Son olarak animasyon sevenler için kaçırılmaması gereken güzel film.</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 15 defa okundu...</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sakinkafa/~4/yALC3FiUKEE" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/coraline/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sakinkafa.com/coraline/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Akrostiş ;)</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sakinkafa/~3/HLDn4O5rHbk/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/akrostis/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 17:44:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yulimeka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gönül İşleri]]></category>
		<category><![CDATA[akrostiş]]></category>
		<category><![CDATA[akrostiş nedir]]></category>
		<category><![CDATA[akrostiş şiir]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatta akrostiş]]></category>
		<category><![CDATA[ismin baş harflerinden şiir yazmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=13951</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şu anda can  almada Azrail</p>
<p>Mutlu mutlu teslim ediliyor</p>
<p>Üzerinde yılların tozu dumanı</p>
<p>Eskimeyen hatıraları günlerin<span id="more-13951"></span></p>
<p>Kıvılcımları sönmeyen sevgilerin</p>
<p>Hıçkırık gibi boğaza takılıveren</p>
<p>Rahatsız eden tüm bedeni</p>
<p>Merhamete aşina bir kalbi</p>
<p>Acılar denizinde boğarak</p>
<p>Ekili araziyi savurur gibi</p>
<p>Nurlu bir yüze düşen çizgi</p>
<p>Teslim alınıyor, can almada Azrail&#8230;</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 59 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>azrail akrostiş</li><li>bu işler gönül</li></ul><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sakinkafa/~4/HLDn4O5rHbk" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/akrostis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sakinkafa.com/akrostis/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>8. İstanbul Japon Filmleri Festivali</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sakinkafa/~3/iRsgqGpCWIQ/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/8-istanbul-japon-filmleri-festivali/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 11:17:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel Köşe]]></category>
		<category><![CDATA[8. İstanbul Japon Filmleri Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Milyon Yen Kazanan Kız]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Yaz Rüyası]]></category>
		<category><![CDATA[Bizim Unutulmaz Günlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Kutbundaki Aşçı]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Uçuşlar]]></category>
		<category><![CDATA[japon filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kappa ve Sampei]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük Cadı Kiki]]></category>
		<category><![CDATA[Noriben: Şansın Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[Rengarenk]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=13938</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sakinkafa.com/images/8-istanbul-japon-filmleri-festivali-nde-geri-sayim1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-13942" title="8-istanbul-japon-filmleri-festivali-nde-geri-sayim" src="http://www.sakinkafa.com/images/8-istanbul-japon-filmleri-festivali-nde-geri-sayim1-300x228.jpg" alt="" width="300" height="228" /></a>Sinemasever okurlarımıza, önümüzdeki dört günki ajandalarına yeniden bakmalarını öneriyoruz:</p>
<p>8. İstanbul Japon Filmleri Festivali, <strong>26 &#8211; 29 Ocak 2012</strong> tarihleri arasında <strong>Levent Kültür Merkezi Onat Kutlar Sinema Salonu’nda</strong> düzenleniyor.</p>
<p>Festivalde, Bir Milyon Yen Kazanan Kız, Bir Yaz Rüyası, Bizim Unutulmaz Günlerimiz, Güney Kutbundaki Aşçı, İyi Uçuşlar, Kappa ve Sampei, Küçük Cadı Kiki, Noriben: Şansın Tarifi, Rengarenk adlı filmler gösterilecek. Japonya İstanbul Başkonsolosluğu tarafından organize edilen festival, Japon Foundation, Beşiktaş Belediyesi ve Tiglon Film’in işbirliği ile gerçekleştirilecek olan festivalde tüm filmler <strong>Türkçe altyazılı</strong> ve <strong>ücretsiz</strong> olarak sunulacak.</p>
<p><span id="more-13938"></span><br />
<span style="text-decoration: underline;"><strong>PROGRAM</strong></span><br />
<strong>26 Ocak 2012 (Perşembe)</strong><br />
19:15 Açılış Töreni<br />
19:30 Bizim Unutulmaz Günlerimiz<br />
<strong>27 Ocak 2012 (Cuma)</strong><br />
17:00 İyi Uçuşlar<br />
19:20 Bir Miliyon Yen Kazanan Kız<br />
<strong>28 Ocak 2012 (Cumartesi)</strong><br />
12:30 Rengarenk<br />
15:10 Kappa ve Sampei<br />
17:20 NORİBEN &#8211; Şansın Tarifi -<br />
19:40 Güney Kutbundaki Aşçı<br />
<strong>29 Ocak 2012 (Pazar)</strong><br />
12:00 Küçük Cadı KİKİ<br />
14:30 Rengarenk<br />
17:10 Güney Kutbundaki Aşçı<br />
19:50 Bir Yaz Rüyası<br />
Filmler hakkında bilgi için <a href="http://www.istanbul.net.tr/Etkinlik/festival/8istanbul-japon-filmleri-festivali/16908/6" target="_blank">tıklayınız.</a></p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 76 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>güney kutbundaki aşçı</li><li>sakin kafa ayine</li><li>8 istanbul japon filmleri festivali</li><li>8 japon film festivali filmler</li><li>bir yaz rüyası japon filmleri festivali ankara</li></ul><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sakinkafa/~4/iRsgqGpCWIQ" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/8-istanbul-japon-filmleri-festivali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sakinkafa.com/8-istanbul-japon-filmleri-festivali/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Noel Babanın Adresi</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sakinkafa/~3/rG5theDgPqQ/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/noel-babanin-adresi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 08:10:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mor paspas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çözüm merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nasreddin hoca]]></category>
		<category><![CDATA[nasrettin]]></category>
		<category><![CDATA[noel baba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=13931</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-13935" title="maya" src="http://www.sakinkafa.com/images/maya-263x300.jpg" alt="" width="263" height="300" />Böyle bir yazı yazıp ulvi bir görevi gerçekleştireceğim hiç aklıma gelmezdi. Kısmet işte denk geldi, hohoho. Tamam geyik yaparak uzatmayacağım zaten efsaneye göre uçan geyiklerim mevcut, hohoho. Bu sefer gerçekten bitti, hemen mevzuya giriyorum.<br />
Bu Noel Baba dediğimiz amcanın yani Santa Claus amcanın marifetlerini biliyorsunuz. Kuzey kutbunda bir sürü evi var, kimse paylaşamıyor. İsveç, Finlandiya, Grönland falan hep ‘bizim buralarda otururdu kendisi’diye demeç vermekteler. Bunlardan Finlandiyadaki Rovaniemi şehrindeki insanlar işte evi burasıdır  demişler ve  “Santa Claus’ Main Post Office” diye bir postane kurmuşlar.  Dünyanın her yerinden mektuplar almakta ve makul olan istekleri yerine getirip hediye göndermektelermiş. Bu kısma pek inanmadım. Ama belki doğru olabilir. Yani ilk başlarda göndermiş olabilirler. Şimdi senede 300bin kişi ziyaret ediyormuş orayı ve 70bini yılbaşında geliyormuş. Postanede hediyelik eşyalar satıyorlar, işi ticarete döküp turizmle yollarına devam ediyorlar anlaşılan.<br />
İşte bu da adresi: Santa’s Workshop Village, Tähtikuja<span id="more-13931"></span> 1, Rovaniemi, Finland.<br />
Peki ben bunu niye anlattım. Aklıma <strong>Nasreddin Hoca</strong> geldi. Sen de Konya’da yap bi postane. Çocuklar yazsınlar mektuplarını. Sonra da onlara fıkra kitabı gönder, kartpostal gönder. Sen de sat orada eşeğe ters binmiş hoca biblolarını. Başka canın ne isterse onu yap, canlandır ortalığı. Bu arada Antalyada Noel Baba müzesi varmış. Neyse. Siz beni anladınız, Mesela <strong>Mimar Sinan</strong> Kayseri’de doğmuş. Belki orada da bir şey yapılabilir. Ya da Süleymaniye’deki minicik türbesinin orada. Bizim ülkemizde yaşayan şairler, gezginler, bilim adamları, ilim adamları hepsi için, onların hatırlanıp hatıralarına saygı duymamız için bir şeyler yapılabilir. Turizm Bakanlığına sesleniyorum. Nasreddin Hoca iyi fikir. Çocuklara bu saygıyı aşılayarak değerlerimize sahip çıkmak adına bir adım atmış olabiliriz. Telif hakkı istemem, bana bir biblo gönderseniz yeter. Yazımıza da bir fıkra ile son vererek neşeli günler diliyorum.<br />
<em>Hoca bir gün göle yoğurt döküyormuş. bunu gören biri yanına gitmiş:</em><br />
<em>- Ne yapıyorsun Hoca? diye sormuş.</em><br />
<em>- Görmüyor musun, göle maya çalıyorum.</em><br />
<em>- İlahi hoca, göl hiç maya tutar mı? demiş gülerek.</em><br />
<em>- Ya tutarsa&#8230;</em></p>
<p>&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 48 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>finlandiya noel babanın evi</li><li>noel babanın kaç geyiği var</li><li>NOEL BABANIN ADRESİ</li><li>noel babanın evi nerede</li></ul><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sakinkafa/~4/rG5theDgPqQ" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/noel-babanin-adresi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sakinkafa.com/noel-babanin-adresi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kardanadam</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sakinkafa/~3/M6lTjA169tg/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/kardanadam/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 09:44:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Afacan Köşe]]></category>
		<category><![CDATA[En Radikal Soruları Çocuklar Sorar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=13918</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sakinkafa.com/images/kardan-adam.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-13919" title="kardan adam" src="http://www.sakinkafa.com/images/kardan-adam.jpg" alt="" width="103" height="134" /></a>Ankara&#8217;da kar yağdığı ilk gün soruyorum Serdar&#8217;a kardanadam yapıp yapmadığını, cevap veriyor mutlu mutlu:</p>
<p>- Kardanadam yapmadım ama kardanadam buldum!</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 46 defa okundu...</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sakinkafa/~4/M6lTjA169tg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/kardanadam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sakinkafa.com/kardanadam/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Bir masal: Yürümek</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sakinkafa/~3/s5vl4YZrTzg/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/bir-masal-yurumek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 22:58:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nisan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=12539</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-13908" title="yurumek" src="http://www.sakinkafa.com/images/yurumek-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" />Ben, daha beni bile bilmiyorken “İnsanlar nasıl oluyor da bu kadar şükürsüz oluyorlar?” derdim. Bunu söylediğim zamanlar öyle bir zamanlardı ki karşındakine “Seni seviyorum” demek yetiyordu. Ayrıca bir kanıt istemezdi sevilen. Ve cümleler sahiciydi. En büyük yalan “evet, ben de seviyorum o sanatçıyı” cümlesiydi. Sonra eve gidilir, o sanatçı dinlenir, şarkıları ezberlenirdi. Sırf o seviyor diye.</p>
<p>Şimdi?  Kafanızı her çevirdiğinizde bir öpüşen görmüyor musunuz sizde? Balonları sevdiğinizi söylediğinizde dalga geçer gibi gülmüyorlar mı size de? En sevdiklerinizin hediye ettiği rüzgar gülüne bakmadan, onunla oynamadan evinizde çıkmadığınızı çekinmeden söyleyebiliyor musunuz? Saygı var mı cana, dile, düşüncelere? Allah Allah demenin ne<span id="more-12539"></span> kadar komik olduğunu konuşuyor yanlarından geçtiğim iki kadın. Bağıra bağıra taklit ediyorlar birilerini. Sizin de canınız acımıyor mu değerlere saygısızlığı gördüğünüzde? Sevgiliniz, dışarıdakiler gibi olmadığınız için size en kırıcı cümleleri savurduğunda ne hissediyorsunuz peki? Karışıyorsunuz, karmakarışık oluyorsunuz. Benim gibi zamanla yaşadığına bile şükretmeyip sadece kendisini düşünen ve hep daha fazlasını isteyen o insanlardan oluyorsunuz. “Nasıl böyle oluyorlar, anlamıyorum!” dediğiniz insanlardansınız artık.</p>
<p>Kaybetmiştim kendime inancımı, saygımı. Ama yüzümde hâlâ bir tebessüm vardı. Güldürüyorum dostlarımı. Çünkü tek inancım onlar. Ya bir gün asarlarsa suratlarını? Bu hayal kırıklığına uğramamak için hep gülüyorum hep güldürüyorum.</p>
<p>Derken…</p>
<p>O palyaço çıktı karşıma. Gülüyordu benim gibi. Çok da güzel gülüyordu. Eğlendiriyordu etrafını. Beni fark etti ve önüme atladı. (Palyaçolardan korkarım. Makyajları bei o kadar korkutur ki…) Güldü önce, güldürdü de. Sonra anladı korktuğumu, sildi makyajını. Tüm seyirciler onu izliyorken, herkes onun gülen makyajıyla oyununa devam etmesini beklerken o, sırf ben korkuyorum diye sildi. İnandırmak istedi gerçek yüzüne. Bakmadım. Ya daha silecek makyajı kaldıysa? Israrla siliyor şimdilerde yüzünü. “bak” diyor, “hiç kalmadı, inan!”</p>
<p>İnanmanın ne olduğunu unutturduklarından beri ilk defa biri bana inan diyor. Neye? Kime? Nasıl? Allah’a diyor. Varlığına, yanında oluşuna. Bak, bize ayak verdi yürüyelim diye. O bunları anlatırken dizlerimi kırdığımı, yerde öylece oturduğumu fark ediyorum. Yürümemişim ki hiç inancım yıkıldığından beri. Kimse yürü dememiş, düşünememişim yürüme gücümün olduğunu. “Anladın mı?” diyor, yürümelisin. Sahnesine davet ediyor beni. Çok içten. Ama ben sahnenin ne olduğunu bile bilmiyorum. İnşallah, diyorum ona. (Ne kadar zamandır söylememişim bu kelimeyi.) sonra çıkıyorum balkona. Ona işim olduğunu söyledim. Uzaklaştım. Karıştırdığı kafamı toparlamaktan başka işim yok, bilmiyor. Bunu okuyunca öğrenecek. Almıyorum üzerime bir şey. Üşümeyi hissetmeyeli çok olmuş. Sanki rüzgârı bile onun cümlelerinden sonra hissediyor gibiyim. Etrafıma bakıyorum, bir bahçe var önümde. Etrafı binalarla çevrili, bakımsız, pis… o bahçeyi çeviren binalardan biri de benimki. Karşımdaki ev harabe…  Bir ailenin izleri var, camları kırık. (Bir gün o evi alacağım. Bu bahçede çocukluğum oynayacak.) Dolmuşum, yazma ihtiyacı hissediyorum, palyaço beni çok sarstı.</p>
<p>Bahçeye bakıyorum onu unutmak için. Bir şey hareket ediyor: Beyaz, irice bir tavşan. Dolanıyor bahçede. Nasıl mutlu, zıplıyor, koşuyor. Dört tarafını çeviren binalardan habersiz.  Çıkış yolu var. Kenardan kıvrılsa çıkacak. Çıkışa kadar gidip geri dönmesi çekiyor dikkatimi. Neden çıkmıyor? Burası çok bakımsız, pis… Çıkacağı yer daha güzelken neden çıkmıyor? Sonra yine sorularım gelip beni buluyor.</p>
<p>-          Sen neden çıkmıyorsun bulunduğun bahçeden?</p>
<p>-          Ama bana dışarının daha güzel olduğunu söyleyen olmadı ki. Hem ne malum o palyaçonun doğruyu söylediği?</p>
<p>-          Yanılıyorsun. O gördü , hem de senden daha çok şey gördü. Yoruldu. Şu tepedeki ağaç dalında duran güvercini görüyor musun?</p>
<p>-          Evet, hep burada duruyor.</p>
<p>-          İşte o uçtu, her yeri gördü. Tavşanı uyarıyor günlerdir. Çık diyor. Dışarı çık.</p>
<p>İçimin sesi bile yazıya karışıyor. Her şey o kadar karışık ki o da karışıyor. Karar verip “Ben o tavşanım, palyaço da bu tepemdeki güvercin.” Derken kafamı kaldırıp bakıyorum dala. Güvercin yok. “Allah Allah”  diyorum. “Nerede bu?”  gözüm bahçeye ilişiyor. Tavşan yok. “Şimdi buradaydı, zıplıyordu, nerede?” diyecekken anlıyorum her şeyi.</p>
<p>Ayakları var onun. Çıkışı buldu, yürüyor.</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 47 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>hayattan detaylar</li></ul><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sakinkafa/~4/s5vl4YZrTzg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/bir-masal-yurumek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sakinkafa.com/bir-masal-yurumek/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Düş Ağrısı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sakinkafa/~3/dk8qUWIpomw/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/dus-agrisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 17:10:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sizden Gelenler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=13867</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Diş ağrısına benzer bir şey vardı bu acıda. Diş ağrısı gibi aniden geliveren, tıpkı diş ağrısı gibi saatlerce bazen günlerce sancıyan ;ama hep ertelenen.Ağrısı geçtiğinde orda unutulan tekrar ağrıyıncaya kadar hatırlanmayacak olan gereksiz,işlevsiz bir diş.</p>
<p>Neden bir doğum sancısı değildi hissettiği? Sancısa, acısa,kanasaydı ve kendinden kendini doğurabilseydi yeniden.Hayat o zaman yaşanılabilir bir yer olur muydu ? Neydi hayatı yaşanılabilir ya da yaşanılası kılan?</p>
<p>-Ojeniz kururken içecek bir şey alır mısınız Esin Hanım?<span id="more-13867"></span></p>
<p>Ona kim olduğunu unutturacak keskin bir karışım iyi giderdi doğrusu.Böyle bir karışımı bulsa büyükçe bir havuzu bununla doldurur ve ciğerleri patlayana kadar yüzerdi herhalde.</p>
<p>– Bir kahve alabilirim ‘ dedi her zamanki gibi gülümsemesiyle. Salonda herkes birşeylerle meşgul görünüyordu.Tam karşısında bir genç kız,az önce kesilen saçlarının ardından(sanki bir cenaze töreni düzenlenmiş) tabut aşağı çekilirken son kez bakar gibi yerden süpürülen saçlarına bakıyordu. Sağ tarafında sırasını bekleyen iki kadın birbirlerine fısıldayarak bir şey anlatıyor, anlatılanların ardından salonu inleten kahkahalarını salıveriyorlardı.Sonra yine fısıltı ve yine sinir bozucu kahkahalar.Kahkahalar yükseldikçe bir an herkes dönüp bu iki orta yaşlı kadına bakıyordu.Esin tam elini etajere uzatmışken kahkahalar yine fısıltıya dönüştüve salondaki herkes kendi rutinine döndü.Esin bir an kalbinin duracağını sandı.Beklemeye koyuldu.Bu iki cadının daha atacak çok kahkahası var gibi görünüyordu.Derken önce kızıl hemen ardından epey esmerce cadının ciyak kahkahaları başladı.Esin bu sefer hızlı olmalıydı.Elini hızla etajere uzattı ojelerden birini hızla alıp ,avucunda sımsıkı tuttu.Başını yerden kaldırmıyordu.Bir an herkesin birden susup ona baktığını hissetti.Evet herkes durmuş ona bakıyor olmalıydı.Saçlarının yeni kesimini beğenmeyen o genç kız da saçlarını çoktan unutmuş,burada oturan bu şık giyimli kadının nasıl olup da adi bir hırsıza dönüşüverdiğini anlamaya çalışan gözlerle ona bakıyordu.Kahkahalar yine başladı,bu kez ona gülüyorlardı.Beyni kulakları uğulduyor, ensesinden aşağı kaynar dalgalar iniyordu.Omzuna dokunan elle irkildi;</p>
<p>-Buyurun Esin Hanım ,kahveniz&#8230;</p>
<p>Bir elinde sımsıkı tuttuğu oje şişesi,diğer eliyle kahveyi alıp yanıbaşındaki sehpaya bıraktı.Her şey yolundaydı…</p>
<p>Vitrinler; cadde boyu alabildiğine göz boyayan , alabildiğine şaşaalı ve kışkırtıcı dükkanlar.”Gel beni giy,beni giyince fark edileceksin” diyen giysiler, “Beni koluna taktığında nasıl da hayranlıkla sana bakacaklar” diye çağıran çantalar,ayakkabılar,telefonlar,takılar.İçeri girer girmez insanı sarıveren müzik,hafif bir koku.Satış görevlilerinin bir çantayı ,ayakkabıyı ya da bir gömleği kırılacak nadide bir vazo hassaslığında uzatışları ve Esin,Esin Hanım!</p>
<p>Hava kararmaya başlamış,şehir bir yılbaşı ağacını andırırken Esin giydiği sekizinci ayakkabının da içine sinmediğini söyledi satıcıya;”Rica etsem bana bir taksi çağırır mısınız?” Hay hay nasıl çağırmazlardı…</p>
<p>Arabanın arka koltuğunda göz ucuyla taksimetreye bakarken diğer yandan çantasının içinde bir türlü bulamadığı otobüs kartını arıyor bu arada kırmızı rakamlar artarak yanıp sönmeye devam ediyordu,”19lira” neredeydi bu kahrolası kart? Cep telefonu, makyaj çantası ,”22 lira”…bugün kendisine hediye ettiği oje, “24lira”</p>
<p>&#8220;Sağda kalayım&#8221; dedi sakince şoföre 30 lirayı uzatırken. Biliyordu kartı bulamazsa yürüyecekti; ama başka şansı yoktu ,”Üstü kalsın”</p>
<p><strong>yazan:</strong> Kimera</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 37 defa okundu...</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sakinkafa/~4/dk8qUWIpomw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/dus-agrisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sakinkafa.com/dus-agrisi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>En Radikal Soruları Çocuklar Sorar -Yiğit-</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sakinkafa/~3/NpI5clTX43U/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-cocuklar-sorar-yigit/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 06:25:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Afacan Köşe]]></category>
		<category><![CDATA[En Radikal Soruları Çocuklar Sorar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=13874</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sakinkafa.com/images/adsız2.bmp"><img class="alignright size-full wp-image-13875" title="adsız" src="http://www.sakinkafa.com/images/adsız2.bmp" alt="" width="247" height="325" /></a><br />
<strong>Yiğit</strong>(<span style="color: #808080;">6 yaşında</span>) : &#8220;<em>Sana bişey söyleyebilebiliiii miyim? Galiba bi kız benim peşimden koşuyo, Utku dedi ki bu kız sana bakıyo.&#8221;</em></p>
<p>                                    * * *</p>
<p>-&#8221;<em>Yiğitcim, sen büyüyünce ne olacağına karar verdin mi?&#8221;</em><br />
<em>-&#8221;Iııııı, ben bütün işleri almayı düşünüorum, on tane bin tane Yiğit hayal ediorum, ben kopya çekmeyi biliorum. Bi robot yaparız, bin tane robot Yiğit yaparız, ama bozuluuur, ben tamir etmeyi bilmiorum, babam biliyo, ben ona yardım ediorum, ama sivri penseyi babam tutuyo&#8230;&#8221;</em></p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 73 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>6 yaş tatlı erkek çocuklar</li><li>bir çocuksun sen bedeviler gibi ezberindeki şiirlerle bulmak</li><li>radikal</li><li>şirin yiğit</li></ul><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sakinkafa/~4/NpI5clTX43U" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-cocuklar-sorar-yigit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-cocuklar-sorar-yigit/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Bir Okan Bayülgen yazısı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sakinkafa/~3/B9K0F7NvK5o/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/bir-okan-bayulgen-yazisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2011 23:29:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayasophia</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültürel Köşe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=13860</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sakinkafa.com/bir-okan-bayulgen-yazisi/okanb/" rel="attachment wp-att-13862"><img class="alignleft size-medium wp-image-13862" title="okanb" src="http://www.sakinkafa.com/images/okanb-208x300.jpg" alt="" width="208" height="300" /></a>Aklımda nicedir evirip çevirdiğim bir hesaplaşmadır Okan Bayülgen. Neticede Televizyon Çocuğu&#8217;ndan bu yana takipçisiyim. Hemen her programını, gecenin bir yarısında da olsa, ertesi gün dershane de olsa, oturup izlerdim. Üniversitede televizyonla uzaklaşmam, tatillerde eve gittiğimde onu izlememe mani değildi. Hatta bugünlerde bile, oturup nostaljik bir duyguyla izleyebilirim Okan Bayülgen&#8217;i. Ama çocukluğumla ve ilk gençliğimle hesaplaştığım şu günlerde, bir Okan Bayülgen yazısı yazmak farz oldu&#8230; (Bir sonraki yazı Cemil Meriç üzerine ve başka bir mecrada olacak muhtemelen)<span id="more-13860"></span></p>
<p>Her şeyle dalga geçmek, sinir bozucu olduğu kadar tutarlı bir pozisyondur. Zira, bir ahlakî platformunuz yoktur; durduğunuz nokta nihilizmin yanı başıdır ve oradan baktığınız dünya &#8220;baştan sona saçma&#8221; gelmektedir. Bir çeşit &#8220;ergenlik&#8221; olarak algılansa da bu, &#8220;dalga geçmek&#8221; aslında kallavî bir eleştiri kültürüdür. Cemil Meriç, yazılarına &#8220;tenkid&#8221; diyor mesela. Batıyı, Tanzimat&#8217;ı, Cumhuriyet&#8217;i&#8230; Her şeyi eleştiriyor yazılarında. Okan Bayülgen de, tam o dönemde Meriç&#8217;le birlikte hayatımdaki &#8220;ergenlik&#8221; tavrını, rafine eden bir kahramandı benim için.</p>
<p>Televizyon Çocuğu, popüler kültür eleştirisiydi. Kalp kırardı, alaya alırdı. Ve bunu o kadar zekice yapardı ki, sınıfının zeki ama çalışmayan arka sıra çocukları olan bizler, ona huşû ile bakardık. Telefona bağlanan izleyiciyi (müşteridir nihayetinde!) bile azarlayıp kapatırdı. &#8220;İzlemezseniz, izlemeyin; zorla değil ya!&#8221; diyebilen bir TV figürü, neo-liberal geç-kapitalist dönemde &#8220;mumla aranan&#8221; bir tipti (retrospektif okuyorum buraları). Ahlaksızdı, edepsizdi Bayülgen. Bunu gururla söylüyordu, yalansızdı bu açıdan. Alıcısının karşısına &#8220;dikte&#8221;lerle çıkmıyordu; ekrana çıkıp gördüğü, tanıdığı, dokunduğu her şeyi yaramaz bir velet gibi sökerek, kırarak, parçalayarak, gündeme taşıyordu.</p>
<p>İşte bu son kelime sonu oldu (bence). &#8220;Gündeme taşıma&#8221; kapasitesini keşfeden TV simsarları, popüler kültür ikonları, ona sarıldı. Sardırdı bir nevi. Okan Bayülgen&#8217;in programına çıkmak bir &#8220;statü&#8221; belirgeci oldu. Benim şanssızlığım, Okan Bayülgen&#8217;i de besleyen, bugünün İstanbul&#8217;unda iyice lümpenleşen bir &#8220;mizah dergisi kitlesi&#8221; oluştuğunu görememekti. Üstelik bu kitle, hiç büyümüyordu. Zamanla Okan Bayülgen, bu kitleyle &#8220;tencere-kapak&#8221; konumuna geldi. Bir vakitler bir başka platformda yazdığım gibi, Okan Bayülgen artık bize &#8220;nelerden nefret etmemiz gerektiğini dikte eden&#8221; bir &#8220;kingo-disco&#8221; oluverdi. Doğayı koruyan, geçmişine saygı duyan, milli birlik ve bütünlüğe önem veren, politik meselelere kafa yoran bir &#8220;guru&#8221;ya dönüştü. Diyebilirim ki, hâlâ bir parça samimi!</p>
<p>Eskiden onun programına &#8220;giremeyecek&#8221; tipler vardı; şimdi herkes oraya gelip Bayülgen&#8217;in zeka dolu laf sokmalarından nasiplenmeye meyilli. Dalga geçtikleriyle &#8220;aynı dünyadan&#8221; olduklarını keşfetti Okan Bayülgen ve o dünyayla bütünleşmeyi, bu arada da onlara &#8220;önderlik&#8221; etmeyi seçti. Artık &#8220;her şeyle dalga geçenlerin ahlaksızlığı&#8221; değil, &#8220;dalga geçilecek şeyleri belirleyen bir ahlak gurusu&#8221; vardı karşımızda. Yani edepsizce değildi artık; bilakis programına çıkardığı &#8220;ulu&#8221; şahsiyetlere karşı &#8220;edepli&#8221; olmamızı zorluyordu bize. Hakkı Devrim&#8217;i palazladı, Muazzez İlmiye Çığ&#8217;ı, Hayrettin Karaca&#8217;yı, gençlere &#8220;milli duygular&#8221; aşılasınlar diye &#8220;ağırladı&#8221;. Bütün bu &#8220;dalga geçme&#8221; business&#8217;ında yapmacık kaçıyordu bu tripler.</p>
<p>Onun bütün bu &#8220;geldiği nokta&#8221; anlatısının kristalleştiği film de, &#8220;Kanal-i-zasyon&#8221; oldu tuhaf bir biçimde. Hemşo&#8217;da bile daha sempatik görünen Bayülgen, bahsi geçen filmde o kadar bayağı bir iş çıkardı ki; hâlâ onunla yatıp onunla kalkan gençliğin &#8220;titreyip kendine gelmesi&#8221; için el açıp duaya çıkacağım!</p>
<p>NOT: Okur bilmez, burada kurduğum cümleler, kıymık gibi battı bazen geçmişime. Okan Bayülgen&#8217;den alıntılar yaptığım, onu izlediğim için kendimi bahtiyar saydığım günler çok uzak değil.</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 813 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>okan bayülgen yazıları</li><li>okan bayülgen</li><li>bir okan bayülgen</li><li>sakin okan bayülgen</li><li>popüler kültür dalga geçmek</li></ul><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sakinkafa/~4/B9K0F7NvK5o" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/bir-okan-bayulgen-yazisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sakinkafa.com/bir-okan-bayulgen-yazisi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ahmet Altan’ın dünki yazısı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sakinkafa/~3/bePsRBq0cpU/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/ahmet-altanin-dunki-yazisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2011 15:08:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Altan]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[taraf gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=13851</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sakinkafa.com/images/ahmet-altan.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-13852" title="ahmet-altan" src="http://www.sakinkafa.com/images/ahmet-altan-300x224.jpg" alt="" width="205" height="149" /></a>Kendini ateist olarak tanımlayan Ahmet Altan&#8217;ın Taraf’taki yazısını okuyunca dün, kainata onun gibi tefekkürle bakabilmeyi diledim Allah’tan:</p>
<p><span style="color: #333399;"><em>&#8230;</em></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><em>“İnançsızlığım” onları kızdırmıyor, şefkat ve üzüntü uyandırıyor yalnızca.</em></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><em>İyi dindarları seviyorum, onlarla konuşmayı seviyorum.</em></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><em>İyi bir dindar, dürüst ve güvenilir bir insan demek benim için.</em></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><em>Allah’ın cezalandırmasından değil, Allah’ı gocundurmaktan, kendilerini “yaratanı”  yaptıklarıyla üzmekten korkuyorlar.</em></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><em>“İbadetlerini” yerine getiriyorlar elbet ama asıl ibadetin hayatın her ânını, kulun her “amelini” kapsadığını, her sözün, her davranışın, her ilişkinin ibadetin bir parçası olduğunu biliyorlar.</em></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><em>Allah’ı ve dini anlatışlarında bir neşe ve sevinç var.</em></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><em>Bilmiyorum ama sanırım tanrının en büyük emri tek kelime: “Ara.”</em></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><em>Aramamızı, bulmamızı istiyor.</em></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><em>Çünkü “tekâmül” etmek, gelişmek, olgunlaşmak, ilerlemek ancak aramakla mümkün, aradıkça yürüyoruz.</em></span><span style="color: #333399;"><em> <span id="more-13851"></span></em></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><em>Bilmiyorum bunu söylemek günah mı, haddini aşmak mı ama bana tanrı hep büyük bir sanatçı gibi gelir, yarattığının “mükemmel” olmasıyla yetinmeyecek kadar büyük bir yaratıcı, yarattığının mükemmelliği kendi başına bulabilecek kadar mükemmel olmasını isteyen, kendi görkeminin, yarattığının bu mükemmelliği bulabilecek yeteneğinde billurlaşmasını arzulayan bir sanatçı.</em></span><span style="color: #333399;"><em> </em></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><em>Körü körüne bir inancın, sığ bir cehennem korkusunun, bencil bir cennet talebinin, şekilci bir ibadetin onun gibi eşsiz bir yaratıcıya yetmeyeceğine, her büyük sanatçı gibi sadece kendisine değil,“yarattığına” da saygı ve hayranlık beklediğini düşünüyorum.</em></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><em> &#8230;</em></span></p>
<p><span style="color: #333333;"><em>Yazının tamamı için <a href="http://m.haber7.com/haberDetay.php?id=819551" target="_blank">tıklayınız.</a></em></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><em> </em></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><em> </em></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><em> </em></span></p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 190 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>ahmet altan ateist</li><li>ahmet altan yazıları</li><li>mehmet altan ateist</li><li>“i̇badetlerini” yerine getiriyorlar elbet ama asıl ibadetin hayatın her ânını kulun her “amelini” kapsadığını her sözün her davranışın her ilişkinin ibadetin bir parçası olduğunu biliyorlar</li><li>ahmet altanın dünki yazısı</li></ul><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sakinkafa/~4/bePsRBq0cpU" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/ahmet-altanin-dunki-yazisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sakinkafa.com/ahmet-altanin-dunki-yazisi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>En Radikal Soruları Çocuklar Sorar -ejderhalar-</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sakinkafa/~3/oMM5mAsrZGQ/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-cocuklar-sorar-ejderhalar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2011 06:39:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Afacan Köşe]]></category>
		<category><![CDATA[En Radikal Soruları Çocuklar Sorar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=13840</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.sakinkafa.com/images/untitled10.bmp"><img class="alignright size-full wp-image-13842" title="untitled" src="http://www.sakinkafa.com/images/untitled10.bmp" alt="" width="208" height="207" /></a>Serhat(<span style="color: #808080;">6 yaşında</span>): </strong>“–<em>Anne biliyor musun ejderhaların zayıf yönlerini keşfettim.”</em><br />
<strong>Annesi: -“</strong><em>Öyle mi? Neymiş peki?&#8221;</em><br />
<strong>Serhat: -“</strong><em>Her ejderhanın zayıf bir tarafı var.”</em><br />
<strong>Annesi: -“</strong><em>Tamam da neymiş o zayıf tarafları</em>?&#8221;<br />
<strong>Serhat: &#8211; &#8220;</strong><em>Her ejderhanın kendine göre bir zayıf noktası vardır.&#8221;<span id="more-13840"></span></em></p>
<p>(tespiti yapıyoruz, ama ne olduğunu söylemiyoruz, iyiymiş :)</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 117 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>türk sanat müziği nedir</li><li>ejderhalar varmı</li><li>ejderha varmıydı</li><li>ejderhalar var mı</li><li>ejderhaların zayıf noktaları</li></ul><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sakinkafa/~4/oMM5mAsrZGQ" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-cocuklar-sorar-ejderhalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sakinkafa.com/en-radikal-sorulari-cocuklar-sorar-ejderhalar/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sakinkafa/~3/BFgbBUy_O9k/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/celal-tan-ve-ailesinin-asiri-acikli-oykusu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 06:34:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ayine</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültürel Köşe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=13829</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda gittiğimiz filmlerde, arka sıradakilerin &#8220;<em>resmen vakit kaybı</em>&#8221; yahut &#8220;<em>verdiğimiz bilet parasına yazık</em>&#8220;ları eşliğinde bizim gülmekten ölmelerimiz oluyor, <em>geerçekten</em>:</p>
<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=2ynl3oj2p84"><div style="float:center;"><span class="youtube">

</span><p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=2ynl3oj2p84"><img src="http://img.youtube.com/vi/2ynl3oj2p84/default.jpg" width="130" height="97" border=0></a></p><p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=2ynl3oj2p84">www.youtube.com/watch?v=2ynl3oj2p84</a></p></div></a></p>
<p><a href="http://www.celaltanveailesininasiriaciklihikayesi.com/">http://www.celaltanveailesininasiriaciklihikayesi.com/</a></p>
<p>&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 116 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>celal tan ve ailesinin aşırı acıklı hikayesi indir</li><li>celal tan ve ailesinin aşırı acıklı hikayesi download</li><li>celal tan ve ailesinin acıklı hikayesi indir</li><li>celal tan ve ailesinin aşırı acıklı hikayesi replik</li><li>celal tan ve ailesinin aşırı acıklı hikayesi replikleri</li></ul><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sakinkafa/~4/BFgbBUy_O9k" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/celal-tan-ve-ailesinin-asiri-acikli-oykusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sakinkafa.com/celal-tan-ve-ailesinin-asiri-acikli-oykusu/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>mod ve mood</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sakinkafa/~3/CSPmhrx8YKc/</link>
		<comments>http://www.sakinkafa.com/mod-ve-mood/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 23:00:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sizden Gelenler</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayattan Detaylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sakinkafa.com/?p=13724</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft" title="mod mood" src="http://molempire.com/wp-content/uploads/2011/08/Mod_Mirrors_scooter_mod_revival.jpg" alt="" width="256" height="192" />mod/mode</strong> ve <strong>mood</strong> aynı şey değil.</p>
<p>bunu daha çok komputer vs konularına meraklı tipler, cihazlardaki mod/mode terimiyle karıştırarak (confuse ederek) kullanıyorlar. bunlar zaten hem mod/mode, hem de mood terimlerini, mod/mode olarak kullanıp, kelimeden tasarruf ediyor. halbuki dilde kelimeden tasarruf vakitten kazandırıyor gibi görünse de, dilden ve kültürden fakirleştirir.<span id="more-13724"></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong>dil = düşünce &#8211; ses </strong></p>
<p>formülü uyarınca, dili fakirleşenin düşüncesi de fakirleşir. göstergesi de günlük kelime hazinesi 100 kelime ile sınırlı olanlardır.  etrafta örneği çok.</p>
<p>mesela : &#8220;gezip tozma modunda değilim&#8221;  (mood demek istiyor)</p>
<p>halbuki insan bir modda olmaz, moodda olabilir.</p>
<p>cihaz ise moodda olmaz, modda olabilir.</p>
<p>mod/mode : türkçe telaffuzu <strong>mod </strong></p>
<p>mood : türkçe telaffuzu <strong>muud</strong></p>
<p>&#8211;</p>
<p><strong>yazan:</strong> SAAB</p>

<p class="sayac_bilgi">bugün 0, toplam 39 defa okundu...</p>
<h2>Bu yazı için Google'dan Gelen Aramalar</h2><ul><li>meraklı şeyler</li><li>foto mod</li><li>tasarruf terimleri</li><li>mod ve mood kelimeleri</li><li>mood sakin</li></ul><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sakinkafa/~4/CSPmhrx8YKc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sakinkafa.com/mod-ve-mood/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sakinkafa.com/mod-ve-mood/</feedburner:origLink></item>
	<media:rating>nonadult</media:rating></channel>
</rss><!-- WP Super Cache is installed but broken. The path to wp-cache-phase1.php in wp-content/advanced-cache.php must be fixed! -->

