<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" version="2.0">

<channel>
	<title>Samanpan Blog</title>
	<atom:link href="http://www.samanpan.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
	<link>https://www.samanpan.com</link>
	<description>Aynı Kalemle Farklı Hikaye</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Feb 2025 02:19:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/favicon1.png</url>
	<title>Samanpan Blog</title>
	<link>https://www.samanpan.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Aynı Kalemle Farklı Hikaye</itunes:subtitle><item>
		<title>Manchester By The Sea İnceleme</title>
		<link>https://www.samanpan.com/manchester-by-the-sea-inceleme/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=manchester-by-the-sea-inceleme</link>
					<comments>https://www.samanpan.com/manchester-by-the-sea-inceleme/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samanpan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Feb 2025 02:19:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap-Kültür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.samanpan.com/?p=3574</guid>

					<description><![CDATA[04:53 20.02.2025 Bir hata yapan ve bir daha yaşamına devam edemeyen bir adamın hikayesi. Korkunç bir hata. Filmin genel yapısı hakkında kısaca konuşup ana fikre döneceğim. Renk seçimi ve kamera açıları ile bir başyapıt. Anlatılmak istenen hikayeyi ancak bu kadar iyi anlatabilirlerdi. Genel olarak bunlar söylenilebilir ancak konuya geldiğimizde iş o kadar basit değil. Filmin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>04:53 20.02.2025</p>



<p>Bir hata yapan ve bir daha yaşamına devam edemeyen bir adamın hikayesi. Korkunç bir hata.</p>



<p>Filmin genel yapısı hakkında kısaca konuşup ana fikre döneceğim. Renk seçimi ve kamera açıları ile bir başyapıt. Anlatılmak istenen hikayeyi ancak bu kadar iyi anlatabilirlerdi. Genel olarak bunlar söylenilebilir ancak konuya geldiğimizde iş o kadar basit değil. </p>



<p>Filmin baş karakteri yukarıda söylediğim gibi hata yapan ve bir daha kendini affedemeyen biri. Donuk, silik, ruhsuz, depresif, insanlardan nefret eden ve empati kurmakta zorlandığımız bir karakter olarak başlıyor. Olayı anladıktan sonra ise bakış açımız, en azından benim bakış açım, tam tersine çevriliyor. Gündelik ve basit denilebilecek işlerden kafa kaldırmayan, duygularını kendine bile asla açmayan, kendini sürekli meşgul etmeye çalışan ve yaşadığı hayatla kendini cezalandıran biri. Tanıdık geliyor izlerken.</p>



<p>Polise olayı anlattıktan sonra polisin, &#8220;dün gece bir hata yaptın milyonlarca hata yapanlardan biri gibi, bunun bir cezası yok.&#8221; demesi. Cezalandırılmayı bekleyen birine söylenecek son laf sanırım bu. Hemen sonra intihar etmeye çalışması, o da olmayınca tüm hayatı kendine zindan etmesi ve kendini cezalandırmaya çalışması. En adi işlerde çalışması, hapishaneye benzer bir evde yaşaması, ışık bile görmeyen, olur olmaz yerde kavga çıkarıp dayak yemeye çabalaması gibi gibi. Yaşamayarak kendini cezalandırmaya çalışmak, cezaların en büyüğü olabilir. Beni en fazla etkileyen de burası oldu.</p>



<p>İnsanlar onu affetse de, sevmeye çalışsa da kendini affetmemek. Sevmekten kaçınması, sosyal hayattan uzaklaşması, sürekli boş bakması içimdeki  bazı duyguları açığa çıkardı diyebilirim. Gözlerim sürekli dolmuş şekilde, derin nefes almadan seyrettim gerisini. Yaşadığı travmayı atlatamamış olması bi yana, gündelik hayata maruz kalması sadece yaşayanın anlayacağı bir zorluktur. Abisinin vefat etmesi ve cenaze için para bulamaması gibi. Manevi ve maddi durumların birbirini engellemesi. Üzülecek fırsat bulamaması. İstemediği ortamda bulunması -ki Manchester&#8217;e dönmek zorunda olması gibi. Eski eşi ile karşılaştıkları sahnedeki oyunculuk gerçek gibiydi. Kendi derdini sırtından atamadan başka dertler yüklenmek ve buna mecbur olmak bu hayatın laneti gibi bişey.</p>



<p>Dünya dönmeye devam ederken onun için dönmüyor gibiydi. Sevmenin ya da mutlu olmanın korkutması insanı. İnsanları dinlemesi ama duymaması, bakması ama görmemesi gibi. Göz teması bile kurmaktan korkmak çok acı verici bir durum. İnsanın kendini utanılacak bir insan olarak görüp, hiç affedemediği bir durumda insanların gözlerine bakmaya cesaret edemeyişi. </p>



<p>Bazı acılar geçmiyor, bazı insanlar atlatamıyor. Kendisine neden kalmıyorsun dediğinde baş edemiyorum deyişi beni çok etkiledi. Son zamanlarda Perfect Days&#8217;den sonra beni en fazla etkileyen şeylerden oldu. İzlemeden biliyordum zaten böyle olacağını. Bi kaç sefer açıp izlemeden kapattığım da oldu bir türlü izleyememiştim ama bu gece izleyesim tuttu. Film izler gibi değil sanki gerçek hayattan bir kesit gibiydi. Çok beğendiğim, çok fazla empati yaptığım ve beni çok etkileyen bir film oldu.</p>



<p>İzlemenizi önermem.  </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.samanpan.com/manchester-by-the-sea-inceleme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Umut Denilen Doğal Felaket</title>
		<link>https://www.samanpan.com/umut-denilen-dogal-felaket/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=umut-denilen-dogal-felaket</link>
					<comments>https://www.samanpan.com/umut-denilen-dogal-felaket/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samanpan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 03:24:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Boş Konuşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.samanpan.com/?p=3519</guid>

					<description><![CDATA[Her yazıya bir insan tanımlaması ile başladığımı yada başlamak istediğimi farkettim az önce. İnsan yazdım ve bu farkındalık sonrası silip, bu farkındalığı yazdım. 05.04.2023 05:29 Çok garip bir varlık olduğu ve anlamanın imkanı olmadığı malûmunuz. İnsan doğayı, çevreyi, mevsimleri veya bunun gibi envaiçeşit şeyi anlamak için binyıllar harcamıştır. Bir de kendi türünü anlamak için. Elimizde &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Her yazıya bir insan tanımlaması ile başladığımı yada başlamak istediğimi farkettim az önce. İnsan yazdım ve bu farkındalık sonrası silip, bu farkındalığı yazdım. </p>



<p>05.04.2023 05:29</p>



<p>Çok garip bir varlık olduğu ve anlamanın imkanı olmadığı malûmunuz. İnsan doğayı, çevreyi, mevsimleri veya bunun gibi envaiçeşit şeyi anlamak için binyıllar harcamıştır. Bir de kendi türünü anlamak için. Elimizde ne var diye baktığımızda binlerce tanım var diyebiliriz. Yani hiç bir şey yok da diyebiliriz. Belli ki doğruyu bulmakta başarılı olamadık ve farklı farklı anlamlar atadık türümüze. Tam bir tanım vermek ne kadar imkansız da olsa bir yığın alt anlam verilebilir. Mesela insan nankördür denilebilir. Yada insan unutur, üzülür, saçmalar gibi.. Hep bir çıkar yol bulur da denebilir. İnsan alışır denir mesela. Unutmak ve alışmak gibi hasletleri olmasa, kalp denilen organ vasıtası ile toprağa karışır diyorum ben. Çünkü alışmak ve unutmak olmasa devam edemez hayatına. Her şeye rağmen bir çıkar yol bulmak ister dediğim bu. Umut yani. Nefret ediyor olabilirim bu kavramdan ama söylemeyeceğim böyle tabi. Güzel bi şeymiş gibi davranmak zorundayım devam edebilmem için. Tam bu noktada bir hikaye anlatmak istiyorum size. </p>



<p>Star Wars isimli film serisini bilirsiniz diye umuyorum. İyiler ve kötüler var bilmeyenlere kısaca anlatmalıyım maksat hasıl olması için. Dark side-light side. Karanlık taraf aydınlık taraf şeklinde. Karanlık tarafta sinema tarihinin en sevilen kötü karakteri var hani Darth Vader. Alttaki arkadaş. </p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="498" height="205" src="https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/kirmizi-isin-kilici.gif" alt="" class="wp-image-3520"/></figure>
</div>


<p>Neyse hatırladınız diye devam ediyorum. Karanlık taraf galakside hüküm sürmekte. Bir de Death Star adında bir ölüm yıldızı silahı yapmışlar. Lakin bu silahı yapacak kişi aydınlık taraftan bir mühendis olduğundan zorlanıyorlar. Neyse bu adamı ailesi ve çocukları ile tehdit edip alıyorlar ve çalıştırıyorlar. Bu adam da bu gezegen bile yok edebilen silahı yapıyor. Lakin bu silahı yaparken bir açık nokta bırakıyor içine. Ve bu bilgiyi de aydınlık tarafa bir şekilde uçuruyor. Tüm galakside kötüler hüküm sürüyor demiştim ya bir avuç aydınlık taraf asisi bu bilgiyi alıyor. Yani galaksinin en güçlü silahının bir aşil tendonu var. Tabi bilgi asilerin başına götürülüyor. Bu bilgi iyilerin başı olan kişiye söylenir ve o da dönüp &#8220;A new Hope&#8221; der. Bizdeki &#8220;bi umut&#8221; sözü gibi bişey bu işte. Yeni bir umut yada son bi umut denilebilir. Neden bu kadar bunu anlattım hiç bi fikrim yok.</p>



<p>Diyeceğim o ki herşey tam anlamı ile karanlık olsa da bu insan denilen yaratık gider bir umut ışığı bulur ve ona sarılır. Ben bu konuda çok yeteneksiz biriyim ve üstte yazdığım gibi sevdiğim bir kavram da değil bu. </p>



<p>İnsanın yaşaması için kendini kandırması gibi geliyor bana bunu düşündükçe de sinir olmaktan öteye gitmiyor bendeki karşılığı. </p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" width="675" height="675" src="https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/Sari-Renginde-Gunluk-Instagram-Gonderisi.png" alt="" class="wp-image-3521" srcset="https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/Sari-Renginde-Gunluk-Instagram-Gonderisi.png 675w, https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/Sari-Renginde-Gunluk-Instagram-Gonderisi-300x300.png 300w, https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/Sari-Renginde-Gunluk-Instagram-Gonderisi-150x150.png 150w" sizes="(max-width: 675px) 100vw, 675px" /></figure>
</div>


<p>Ben bu noktadayım sanırım. Her şey karanlıkken peşine gidilen o küçücük ışık insanın isyan hakkını elinden alıyor. Alışıyor dediğim de bu gibi. Belki de karşı çıkmalı, isyan etmeliyiz. Yaşanılan olumsuzlukları ancak bu şekilde olumlu hale getireceğizdir belki de. Doğu toplumlarının pek beceremediği bir durum bu deyip burada keseyim çünkü uzar da gider. Umut kesmeliyiz belki de ancak neyden? Gerçek soru bu sanırım. Mesela dünyadan umut kesmeliyiz, insandan umut kesmeliyiz gibi. </p>



<p>&#8220;&#8230;. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.&#8221; Yusuf 87</p>



<p>Hadi eyvallah.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.samanpan.com/umut-denilen-dogal-felaket/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ültimatom</title>
		<link>https://www.samanpan.com/ultimatom/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=ultimatom</link>
					<comments>https://www.samanpan.com/ultimatom/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samanpan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Dec 2022 03:23:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Boş Konuşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.samanpan.com/?p=3504</guid>

					<description><![CDATA[Yazı yazmanın en zor tarafı düşünmek zorunda olmak. Duygu ile bağların kısmen kopması anlamına da geliyor. Uzun uzadıya bu konuda konuşmak istemiyorum. Temelde hiç konuşmak istemiyor da olabilirim. İnsan denilen yaratılmışın boyundan büyük davranışlar yapmasına şaşmamla alakalı bu yazı. Şaşmamak lazım ancak insanoğlu unutkan da bir taraftan. İnsan denilenin ne olduğunu sürekli unutuyor. Büyük bir &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yazı yazmanın en zor tarafı düşünmek zorunda olmak. Duygu ile bağların kısmen kopması anlamına da geliyor. Uzun uzadıya bu konuda konuşmak istemiyorum. Temelde hiç konuşmak istemiyor da olabilirim. İnsan denilen yaratılmışın boyundan büyük davranışlar yapmasına şaşmamla alakalı bu yazı. Şaşmamak lazım ancak insanoğlu unutkan da bir taraftan. İnsan denilenin ne olduğunu sürekli unutuyor. Büyük bir nimet temelde bu. Toplumun oluşabilmesi için, sosyalleşme hikayesinin tamam olması için unutmak gerekiyor. Yada hiç anlamamak. Zehir gibi bişey bu insanın kanına bir kere girdiğinde bir daha kurtulmak pek mümkün olmuyor. Ben bu insan denilen şeyi yeni anlamadım. Hayli zaman geçti. Unuttum tekrar şaşırdım, hatırladım, tekrar unuttum falan. Geldiğimiz noktada kozmetik çağın filtreli maymunu bu şey. İçindeki kiri pası kapatmak için neler yapıyor neler. Güzel güzel okullar okuyor, meslekler ediniyor, kıyafetler giyinip kuşanıyor falan. Bu çabalar boşuna değil tabii ki. Kapatılması gereken pislik büyük olunca insan ne yapacağım diye başı kesik tavuk misali. Ancak dedim ya zehir gibi diye. İnsanı bir kere anladığınızda toplumla aranıza sıra dağlar çekilmeye başlıyor. Kendiniz başta olmak üzere insanlığa kanmaz hale gelebiliyorsunuz. Buna asosyal kişilik bozukluğu denilebilir. </p>



<p>Üstte kısmen geçtiğim şey insanları kandırmak için giyinmek, statü elde etmek demek değil yanlış anlaşılmasın. İnsan evladının kandırdığı ilk şey kendi oluyor genelde. Okuyup edindikten sonra, güzel güzel giyindikten sonra, isminin başına kendisini kandırmayı kolaylaştıran bir kaç sıfat da eklenince değmeyin keyfine. Bir yürür ki öf. Sen neymişsin be abi derlerdi ya o hesap. Alımlı cakalı falan. Filtreyi de basınca kendine dünya güzeli mi sanmazsın kendini, babanı Glasgow Dükü ananı da Edinburgh düşesi sanarsın. İlk kandırdığın kendin oluyorsun sonuçta. Bir yersin bir içersin ki hey beyefendiye bak, şu hanımefendiye bak derler. Kısa bir süre sonra o alım çalımla yediğini pislik olarak çıkardığın kimsenin malumu değil en nihayetinde. İnsan kendini kandırmazsa çok basittir aslında. Doğar, ağzına yemeği biri koyar, altına pisler biri temizler. Sonra kısa bir miktar daha yaşar ve yaşlanır gene eli ayağı tutmaz ağzına yemeği biri koyar, altını da biri temizler. Çok az vakit sonra da son nefesini verir ve bi iki metre beyaz beze sarıp gömerler toprağın altına. Ne statüsü kalır ne okuduğu okulu ne giydiği kıyafeti ne de kozmetik ürünleri. Börtü böcek yer ve biter önemsediği kısım. Çok basit. Gömen kişiler de mezarlıktan uzaklaşır ve aynı döngüye kendilerini hemen atıverirler. Böyle böyle milyarlar gelip geçer çok basit. </p>



<p>Yaratan, bu senaryo için imtihan der. Akledebilene der ve karşılığını vereceğini söyler. Mülk yani her şey benim der ancak azgın ve hadsiz insan bunu dinlemez genelde. Mal edinir mülk edinir neler de neler. Kendinden bilir bir çok şeyi. Malı kendinden bilir, gençliği kendinden bilir, aklı kendinden bilir fikri kendinden bilir. İmtihan genelde kaybedilir. Bir nevi kendini tanrı bilir üstte anlattığım basit, aciz ve acınası varlık. Eline diken batsa oturup ağlayacak organizma, normal zamanda size kahramanlık hikayeleri falan anlatabilir. Yaratan ise ne yaparsan yap affedeyim ancak tanrılık yapma der. İnsan bu durar mı en çok onu yapacak. Hadsiz sonuçta yani haddi hududu yok. Dur bilmez durak bilmez. Neyse bu insan denen şey yazmakla bitmez ve hiç birine de değmez gibi. Ben de kanaat kınından bir kılıç çektim, keskin tarafıyla insanlardan umudumu kestim.</p>



<p>&#8220;Bilmez misin ki, hakikaten göklerin ve yerin mülkü Allah&#8217;ındır, hepsi O&#8217;nundur. Size de Allah&#8217;dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.&#8221; der yaratan. Bilirim diyorum son olarak. Bilirim ki gökte yerde ne varsa hepsi Allah&#8217;ındır. Bana da O&#8217;ndan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.samanpan.com/ultimatom/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaldı Bu Silinmez Yaşamak Suçu Üzerimde</title>
		<link>https://www.samanpan.com/kaldi-bu-silinmez-yasamak-sucu-uzerimde/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kaldi-bu-silinmez-yasamak-sucu-uzerimde</link>
					<comments>https://www.samanpan.com/kaldi-bu-silinmez-yasamak-sucu-uzerimde/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samanpan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Jul 2022 00:35:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap-Kültür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.samanpan.com/?p=3480</guid>

					<description><![CDATA[Yıllar yıllar evveldi. Uzak, uzak bir galakside diye başlar gibi oldu. Star wars ile İsmet Özel sanırım hiçbir yerde bir daha yanyana gelmeyecek. Konuyu daha fazla sulandırmadan bikaç şey söyleyeceğim. Yıllar evvel kitaplıktaki ufak bir kitaptı sadece şair. Şair derken İsmet Özel&#8217;den bahsediyorum ve bahsedeceğim yazının devamında o maksat ile yazdığım bilinerek okunsun isterim. Küçük, &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yıllar yıllar evveldi. Uzak, uzak bir galakside diye başlar gibi oldu. Star wars ile İsmet Özel sanırım hiçbir yerde bir daha yanyana gelmeyecek. Konuyu daha fazla sulandırmadan bikaç şey söyleyeceğim. Yıllar evvel kitaplıktaki ufak bir kitaptı sadece şair. Şair derken İsmet Özel&#8217;den bahsediyorum ve bahsedeceğim yazının devamında o maksat ile yazdığım bilinerek okunsun isterim. Küçük, ince bir kitaptı ve bilmiyordum kendisini. Baştan söyleyeyim şiir sevmem. Okumadım değil ancak. Terkib-i benti ezberleyecek kadar çok okudum. Şiirin yazılabilir birşey olduğunu hiç düşünmedim. Çok iddialı konuşmak istemem ancak düşüncem bu yöndeydi. Şiir, oturup hadi yazayım denecek bişey değildi demek istiyorum. İlahi bişey gibi, ilham gibi sanki. Ötelerle konuşmak belki de cinlenmek. Delirmek yada. O yüzden şiir yazdım diye yazıldığı anlaşılan şeyler ilgimi çekmedi benim. O yüzden ötelerle konuşana evvelden şair derlermiş. Peygamber için de şair diyorlar. Delirmek ile ilgili bir miktar okursanız benzer yargılara varabileceğinizi düşünüyorum. Bu dediklerim &#8220;<em>dilce susup bedence konuşulan bir çağda biliyorum kolay anlaşılmayacak.</em>&#8221; Şairlik biraz da &#8220;<em>delirmek hakkını elde bulundurmak</em>&#8221; gibi bişey. </p>



<p>Erbain kitabı anlattığım kitap. Dedim ya çok şiir okudum diyebilirim. Erbain e kadar. Evvelinde okuduklarımın kağıt kalem alıp yazılan şeyler olduğunu gördüm. Şiir yada şair neyse artık öyle değildir diyorum. Şiir nedir peki derseniz şairin tanımını bu noktada eklemeliyim. Kısa bir video ömrünüzden çalmayacağına eminim. </p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Şiir Nedir ?  İsmet Özel ---" width="1220" height="915" src="https://www.youtube.com/embed/PbdUoXrE958?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>&#8220;O söylediği şey kendi canlılığını gösterdiği gibi arkadaşının da yüreğini ferahlatıyor&#8221; </p>



<p>Şiir böyle bişey işte. Kafiye uysun diye sözcüklere zulmetmek değil. Önce yaşamak gerekiyor belki düşmek.  Sonra canlılık emaresi. Şiir bu.</p>



<p><em>&#8220;Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı;<br>ölmedim genç olarak, <br>ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde <br>bir zamandı heves ettim gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye <br>ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.&#8221;</em></p>



<p>Türk şiirinin -ki çok eskiye kadar gidebilirsiniz- yazılmış en şiir şeyi bu yazacağım sözlerdir bence. Seversiniz kendinizce çeşitli şairlerin şiirlerini. Umarım büyük büyük konuşuyor gözükmüyorumdur. Kendi fikriyatım sadece. Türk şiirinin en tepesine koyduğum kişi kendisi. Başka şiir okumaya tahammül ettirmiyor bana kendisi. Bitiriyorum gevezelik ettim. </p>



<p><em>Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi <br>taşınacak suyu göster, kırılacak odunu <br>kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde <br>bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin <br>tütmesi gereken ocak nerde?</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.samanpan.com/kaldi-bu-silinmez-yasamak-sucu-uzerimde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Taş Fırında Ekmek Pişirme Mevzusu</title>
		<link>https://www.samanpan.com/tas-firinda-ekmek-pisirme-mevzusu/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=tas-firinda-ekmek-pisirme-mevzusu</link>
					<comments>https://www.samanpan.com/tas-firinda-ekmek-pisirme-mevzusu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samanpan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Jul 2022 22:56:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Boş Konuşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.samanpan.com/?p=3472</guid>

					<description><![CDATA[İyi pide ve lahmacun nasıl olur bu çok önemli konu ile ilgili bir kaç şey ifade etmek istiyorum. Taşfırında Pide Mevzusu ( Pide and lahmacun in stone oven ) Pide ve lahmacun işi biz Türkler için önemli konu bunu kabul edelim. Eğer vegan değilseniz -ki onların da canı lahmacun çekiyor meşreplerine göre yapıyorlar- bu işi &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İyi pide ve lahmacun nasıl olur bu çok önemli konu ile ilgili bir kaç şey ifade etmek istiyorum. </p>



<p>Taşfırında Pide Mevzusu ( <strong><a href="https://www.ohmyflatbread.co.uk/" data-type="URL" data-id="https://www.ohmyflatbread.co.uk/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Pide and lahmacun in stone oven</a></strong> )  </p>



<p>Pide ve lahmacun işi biz Türkler için önemli konu bunu kabul edelim. Eğer vegan değilseniz -ki onların da canı lahmacun çekiyor meşreplerine göre yapıyorlar- bu işi seviyorsunuzdur. İşte hamuru çok önemlidir, şöyle ince olacak böyle yoğurulacak vs. Et önemlidir işte boşluk tarafından çekeceksiniz, urfa yöresinden ise soğanlı, antep yöresinden iseniz sarımsaklı bir iç hazırlayacaksınız. Gerçi biraz daha başa alalım. Mantı çeşitleri de bu pide ve lahmacun çeşitleri de ezelden beri dünyanın kırk köşesinde yapılır. Hamura et koyup pişirme mevzusu. Çok açmayayım ama anladınız sayıyorum. Türkiye&#8217;nin de 7 coğrafyasında bu iş farklı şekilleri ile yapılır. Antep ve Urfa&#8217;yı söyledim. Konya&#8217;da etliekmek, Kayseri&#8217;de develi cıvıklısı, Bafra&#8217;da kapalı pide, Trabzon&#8217;nun yağlısı, Aydın&#8217;ın tahanlı pidesi, Kastamonu&#8217;nun etli ekmeği ki Konya ile alakası yoktur gözleme gibidir, Mardin&#8217;deki Diyarbakır&#8217;daki falan saymakla bitmez. Hepsi aynı tekniktir hamura et sürülüp pişirilir. Şimdi aklınıza &#8220;bunların hepsini denedin mi?&#8221; gibi bir soru gelebilir cevabı evet. Daha da işsiz güçsüz biri olduğunuzu varsayalım ve aklınızdan &#8220;en sevdiğin hangisi peki?&#8221; gibi bir soru geldiğini düşünelim.  Karadeniz pidesi bir Kayseri develisi iki lahmacun olarak da Diyarbakır diyebilirim. </p>



<p>Ancak işin en muteber olanı taş fırında yapılır meşe odunu ile. Yani <strong>stone oven</strong> da yapılan <a href="https://www.ohmyflatbread.co.uk/about" data-type="URL" data-id="https://www.ohmyflatbread.co.uk/about" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>pide </strong>ve <strong>lahmacun</strong></a><strong> </strong>diyebiliriz. Bu son cümle altta adını zikredeceğim balinanın algoritmasının kafasını karıştırmak için.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/287245628_2007160462824372_4250357936872158394_n-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-3473" srcset="https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/287245628_2007160462824372_4250357936872158394_n-1024x1024.jpg 1024w, https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/287245628_2007160462824372_4250357936872158394_n-300x300.jpg 300w, https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/287245628_2007160462824372_4250357936872158394_n-150x150.jpg 150w, https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/287245628_2007160462824372_4250357936872158394_n-768x768.jpg 768w, https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/287245628_2007160462824372_4250357936872158394_n.jpg 1440w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Kıymalı Kaşarlı<br>Flatbread Turkish Bakery House <br>İskoçya Edinburgh</figcaption></figure>



<p>Dedim ya hamuru eti iyi olacak ama fırın da çok önemli. Türkiye&#8217;nin dört bir yanında var bu diyorsunuz da diyelim gurbetteyiz? Yada bu yaz tatilinde döviz kuruna bakmadan İskoçya&#8217;nın Edinburgh vilayetine tatile gittiniz. Olur ya hani bu yazıyı okudunuz dediniz ki ee şimdi elin gavur memleketinde nereden bulacağım bu taş fırında yapılmış lahmacunu? Gayet mantıklı bir soru bu. Öncüller gerçekleşirse ki gerçekleşmez, bu soruyu sorabilirsiniz. O zaman bende cevap vereyim nerede bulacağınızı. Buyrun:</p>



<p>Bu bir destek yazısıdır. Ne anlatıyon demeden söyleyeyim dedim. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/283764266_735693714222046_8972279698246428044_n-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-3474" srcset="https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/283764266_735693714222046_8972279698246428044_n-1024x1024.jpg 1024w, https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/283764266_735693714222046_8972279698246428044_n-300x300.jpg 300w, https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/283764266_735693714222046_8972279698246428044_n-150x150.jpg 150w, https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/283764266_735693714222046_8972279698246428044_n-768x768.jpg 768w, https://www.samanpan.com/wp-content/yukleme/283764266_735693714222046_8972279698246428044_n.jpg 1440w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Karışık Pide<br>Flatbread Turkish Bakery House</figcaption></figure>



<p>İskoçyanın Edinburgh vilayetinde bir türk girişimci tarafından (girişmeye meyilli diyelim) açılmış bir pideciden bahsedeceğim. Amaç destek olmak ve bir kısım linklerin arama motorlarının balinasında değerli hale gelmesine katkı sağlamak diyebiliriz. Adresi verdim daha ayrıntılı bilgi için sitesini inceleyebilirsiniz. </p>



<p>Umarım iyi işleri, helal kazançları olur. Okuduğunuz için teşekkürler. </p>



<p><a href="https://www.ohmyflatbread.co.uk/" data-type="URL" data-id="https://www.ohmyflatbread.co.uk/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Flatbread Turkish Bakery House</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.samanpan.com/tas-firinda-ekmek-pisirme-mevzusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tamamlanamayacak Hikaye</title>
		<link>https://www.samanpan.com/tamamlanamayacak-hikaye/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=tamamlanamayacak-hikaye</link>
					<comments>https://www.samanpan.com/tamamlanamayacak-hikaye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samanpan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2021 02:47:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Boş Konuşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.samanpan.com/?p=3447</guid>

					<description><![CDATA[18.12.202105:11 İnsan için 300 küsür bin yılda, 7 bin küsür dilde, sayısını tahmin edemeyeceğimiz kadar tanım yapılmıştır. Sanırım. Ben de ahir ömrümde defaatle insanla alakalı bir takım ileri geri şeyler söylemişimdir. Doğru mudur bilmiyorum ancak bence insan, en fazla yarım kalmış bir hikayedir. Bazısı hikayenin başında bazısı sonunda, ancak asla tamamlanamayacak bir hikaye. Çok yaşlı &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong><em>18.12.2021<br>05:11</em></strong></p>



<p>İnsan için 300 küsür bin yılda, 7 bin küsür dilde, sayısını tahmin edemeyeceğimiz kadar tanım yapılmıştır. Sanırım. Ben de ahir ömrümde defaatle insanla alakalı bir takım ileri geri şeyler söylemişimdir. Doğru mudur bilmiyorum ancak bence insan, en fazla yarım kalmış bir hikayedir. Bazısı hikayenin başında bazısı sonunda, ancak asla tamamlanamayacak bir hikaye. </p>



<p>Çok yaşlı bir insan gördüğümde aklıma düşen ilk düşünce yapamadıkları şeyler, söyleyemediği sözler, gülemediği yüzler vb. Kim bilir neler kaçırmıştır derim. Dünya böyledir zira. Yıllar geçerken ömrümüzden kaçırdığımız trenler gibi bişeydir işte. Anlatamadığımız duygular, bazen söyleyemediğimiz sözler&#8230;</p>



<p>Ölüm duygusu içimden asla atamadığım, sürekli hatırımda olan, bilinç düzeyinden asla bilinç dışı seviyesine inmeyen bir duygu. Bazen kendisi ile konuştuğum da oluyor. İşte tam şuan diyorum. Susuyorum bekliyorum ancak bir cevap yok. Ben de yarım yamalak bir hikaye sayılırım. Ben de bir çok şeyi söyleyemedim. Kendime bile söyleyemedim bazen. Hayal kurdum, rüya gördüm ancak yaşayamadım. Genelde herkes uyuduğunda ben uyumadım. Çok uyumadığım oldu. Vücudum bir çok kere artık benden bu kadar diyerek iflas etti, uyuyor dediler. Söyleyemediklerimi söyledim genelde geceleri. Yaşayamadığım yerlerde yaşadım. Hep kafamda yaşadım hiç kendimi anlatmadım. 10 yıldan fazla oldu burada mesela hala yazamam istediğimi. Söylemek isteyip de söyleyemediğimi. Acaba tüm insanlar da benim gibi midir? Öldüklerinde, gömüldüklerinde ve kendisini sevdiğini beyan edenlerin mezarlıktan ayrılıp dünyadaki oyun ve oynaşa karıştığında, o kişi ile neler gömülmüştür? Hangi hayaller yarım kalmıştır? Mesela ne yemek isteyip de yiyemeden gitmiştir? Yada öldürmeyelim hadi yaşarken bu farkındalık düzeyinde olsun ve ben hayatımın geri kalanında söyleyemediğimi söyleyeceğim, yapamadığımı yapacağım, gidemediğim yere gideceğim falan gibi şeyler diyebilir mi?</p>



<p>Bilmiyorum, aslında çok umurumda da değil bu. Çünkü dünya ve içindekiler benliğime öyle baskı yaptı ki duyarsızlaştım iyice. Ne şekilde ve nasıl yaşanacaksa yaşansın ve nihayete ersin bu yolculuk derdindeyim. Ancak bu şekilde başa çıkabiliyorum belki de yaşam gailesi ile. Hem münacaat  şiirinde dediği gibi; </p>



<p><em>&#8220;Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı<br>ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylak<br>büklümlerinin içten ve dışardan<br>sarmaladığı günlerde<br>bir zamandı<br>heves ettim gölgemi enginde yatan<br>o berrak sayfada gezindirsem diye<br>ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende</em>.&#8221; de diyemiyorum. </p>



<p>Kendisi: &#8220;<em>40 yaşıma kadar hep intiharı düşündüm ama 40 yaşımdan itibaren insanların intihar etmeye değmeyeceklerini düşünmeye başladım. Bana göre intihar, geride kalanlara yönelik ağır bir suçlamadır. Bu mesajı verebileceğin tıynette insan olmadığını düşününce de intihar etmiyorsun</em>.&#8221; da demiştir ben kendisi gibi düşünmüyorum. Günün ve hatta münacaatın sonunda dediği gibi;</p>



<p>&#8220;<em>Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi<br>taşınacak suyu göster, kırılacak odunu<br>kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde<br>bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin<br>tütmesi gereken ocak nerde</em>?&#8221; diye de düşünemiyorum. Artık ne yapsam demiyorum mesela, taşınacak su veya kırılacak odun da umurumda değil. Asıl ağır olan ve benliğimi derinden paramparça eden de bu duygu sanırım. Nasıl bir duygu olduğunu size anlatacak halde bile olmamak. Burada yazdıklarımı silip gidip uyurdum ancak anlayın diye duruyor yazı. Genelde baktım anlatmaya halim yok siliyorum yazdıklarımı. Çünkü ne bende anlatacak derman ne okuyanda anlayacak durum var. </p>



<p>Bir gün öldüğümde benim de hikayem yarım kalmış olacak. Çok isterim dediğim bir sürü hayalim de gömülecek benimle. Bıraksalar ömrümün sonuna kadar yazabilirim diye içimden geçirdiğim ancak dillendiremediğim şeyler de. </p>



<p>Herkes böyledir ama. Hep yarım kalır&#8230; Herşey&#8230; Bu yazı gibi misal.</p>



<p><em><strong>05:40</strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.samanpan.com/tamamlanamayacak-hikaye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şişirilmiş Benlik Algısı ve Törenler</title>
		<link>https://www.samanpan.com/sisirilmis-benlik-algisi-ve-torenler/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=sisirilmis-benlik-algisi-ve-torenler</link>
					<comments>https://www.samanpan.com/sisirilmis-benlik-algisi-ve-torenler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samanpan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Oct 2021 22:55:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Boş Konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[şişirilmiş benlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.samanpan.com/?p=3438</guid>

					<description><![CDATA[Çok uzun süredir bu hayatta sayılırım. Bir çokları için yaşlı bir kısım için ise orta yaşlı sayılan, kendim için ihtiyar bir şahıs olduğum söylenebilir. Cahit Sıtkı&#8217;ya göre yolun yarısını yürümüş bana göre hiç adım atmamış bir kişiyim. Nereden bakarsanız bakabilirsiniz ancak göreceğiniz yitirilmiş bir benlik algısı olacaktır. Benim yitirilmiş benlik algısı dediğim konuya bir çokları &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çok uzun süredir bu hayatta sayılırım. Bir çokları için yaşlı bir kısım için ise orta yaşlı sayılan, kendim için ihtiyar bir şahıs olduğum söylenebilir. Cahit Sıtkı&#8217;ya göre yolun yarısını yürümüş bana göre hiç adım atmamış bir kişiyim. Nereden bakarsanız bakabilirsiniz ancak göreceğiniz yitirilmiş bir benlik algısı olacaktır. </p>



<p>Benim yitirilmiş benlik algısı dediğim konuya bir çokları görmüş geçirmiş de diyebilir. Bir çoklarının kayda değer bir tarafı yoktur genel olarak. Tabii ki benim kendim hakkında düşünmüş olduğum daha anlamlıdır. Yada bu bir kişisel yanılgıdır. Neyse artık.</p>



<p>Oldukça karmaşık bilinçaltımın arasından bir kaç mantıklı şey çekebilirsem, sizlerle paylaşmak istiyorum. Daha doğrusu kendimi daha mutlu, dünyaya daha bağlı, güleryüzlü falan bir kişi olmak konusunda geliştirmeye çalışırken, burayı bir terapi odası şeklinde kullanmaya karar verdim, konunun sizinle pek bi alakası yok.</p>



<p>Kişisel deneyimlerim neticesinde bir çok insan tanıdım diyebilirim. Pek matah bir cins değil ancak aynı türden olduğum için ve başka türlerin blog açıp saçmalayacak seviyeye henüz gelmediğinden olsa gerek, insanla alakalı konuşacağım. </p>



<p>Yaşadığım süre boyunca herhangi bir kutlamayı istekli yaptığımı bilmiyorum. Hatta tamamına yakınının, insanın kendini gerektiğinden fazla sevmesi ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Gelip geçici olduğuna emin olduğumuz bir dünyada hatta Carl Sagan&#8217;ın dediği gibi diyecek olursak, soluk mavi bir noktanın gene çok soluk aynı zamanda saçmasapan bir yerinde yaşayan ve öldüğünde neredeyse dünyada hiç bir değişimin olmayacağı insanlardan biriyiz. Evrenin sürekli genişlediği, kaç milyar yıldızın olduğunun tahminlerle bile zar zor hesaplandığı kainatta cadılar bayramının bir anlamının olmaması gerekiyor gibi. Cadılar bayramı dedim çünkü başka örnek verdiğimde okuyanlar tarafından ayıplanacağımı bildiğim bir coğrafyada yaşıyorum. Bu örnekle en fazla cadılar tarafından lince uğrarız, onlar da çok az kişinin okuduğu bu blog yazısına denk gelmemiştir diye umuyorum. Diyelim okudular, bu b*ktan yazı için kendilerini açığa çıkarmak istemeyeceklerdir. Neyse.</p>



<p>Törenlerin başlıkta da geçtiği gibi şişirilmiş bir benlik algısı ile alakalı olduğunu düşünüyorum. İnsan eşref-i mahlukattır derdi İsmet Özel&#8217;in babası. Benim o konuda bir fikrim yok. Öyle dahi olsa bunun kendimizi çok fazla önemsemek ile alakalı olabileceği aşikar. Ancak sosyal çevrelerde, bu tarz kutlamalara denk geldiğinizde, sizin de eğer böyle bir algınız varsa, insanları bozmamalı ve onlara kutladıkları bu saçmalıklar konusunda destek olmalısınız. Kandilinizi kutluyorsa bir yakınınız, siz de, geceniz güzel geçsin falan gibi bir temenni ile karşılık vermelisiniz. Çünkü hem karşınızdaki hem de kandil gecesi temelde hiç bir anlam ifade etmezken, uzun uzadıya ona bir anlam ifade etmediği söylenmemelidir. </p>



<p>Törenler demişken ulusal ve dini kutlamalar hadi bir nebze anlam ifade edebilecek şeyler ancak kişisel törenler konusunda hiç ama hiç müsamaha göstermez durumdayım. &#8220;Birinci ayımızın kutlaması&#8221; falan diyen insan görmüş bu gözler. Allah&#8217;ın benim gözlerimi bu anlamsızlığı görmesi için yarattığını hiç sanmıyorum, Allah adına konuşmak gibi olmasın da. Birinci ayınız mı? Gerçekten mi ya. Nasıl kutlanır ki hem bu? Nice birinci aylara da denmez şimdi. Bu konularda çok beceriksiz biriyim ve bununla gurur duymaktayım. İnsanın dünyanın bir köşesinde sessiz sakin yaşaması gerektiğine inanan ve günü geldiğinde inat etmeden (Sürekli vitamin almak vb) dünyadan ayrılması gerektiğine inanan biriyim. Çünkü dünya gerçekten yaşamaya ne kadar uygun bilemiyorum. </p>



<p>Daha fazla ayrıntıya girmeden törenler ve kutlamalarla alakalı bu inanılmaz görüşlerimi noktalamak isterim! Son olarak herşeyi bu kadar abartılı kutlayacak kadar değerli insanlar olmadığımızı, yaptıklarımızın kişisel basitlikler olduğunu, kendini bilmenin en önemli bilgi çeşidi olduğunu vurgulayarak yazıyı kapatıyorum. </p>



<p>Dipnot: Kendime iyi geleceğini umduğum için daha fazla yazı yazabilirim bu aralar. Kusura bakmayın.   </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.samanpan.com/sisirilmis-benlik-algisi-ve-torenler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçimden Şu Zalim Şüpheyi Kaldır</title>
		<link>https://www.samanpan.com/icimden-su-zalim-supheyi-kaldir/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=icimden-su-zalim-supheyi-kaldir</link>
					<comments>https://www.samanpan.com/icimden-su-zalim-supheyi-kaldir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samanpan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2021 21:39:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Boş Konuşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.samanpan.com/?p=3427</guid>

					<description><![CDATA[Ağzının bir kıvrımından cesaret bularak ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak onların yardımıyla dünyamıza acıdım. Dünya. Çıplak omuzlar üzerinde duran. Herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya Benimse dar çünkü dargın havsalamın gücü yok bazı şeyleri taşımaya. Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah sonra &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="İçimden Şu Zalim Şüpheyi Kaldır - İsmet Özel" width="1220" height="686" src="https://www.youtube.com/embed/FaWl0RW9X6E?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<pre class="wp-block-preformatted">Ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak
onların yardımıyla dünyamıza acıdım.

Dünya. Çıplak omuzlar üzerinde duran.
Herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya
Benimse dar
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın Styks sularının heyulası sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla yaban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya.
İnsanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
o ferah ve delişmen birçok alınlarda
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
şakaklarıma dayanınca güneş
can çekişen bir sansar edasıyla
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
kadınların sahiden doğurduğuna
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
nicedir kavrayamam haller içinde halim
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
duydum yağmurların gövdemden ağdığını.

Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.

(1975)</pre>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.samanpan.com/icimden-su-zalim-supheyi-kaldir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessizlik</title>
		<link>https://www.samanpan.com/sessizlik/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=sessizlik</link>
					<comments>https://www.samanpan.com/sessizlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samanpan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2021 22:32:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Boş Konuşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.samanpan.com/?p=3415</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Şimdi konuşmuyorum, seneler sonra da konuşmayacağım. Hiçbir zaman karşılarına geçip intikam almayacağım. Düştüklerinde iyi olmuş bile demeyeceğim. Benim kelimelerim sesimden çıkıp kimseye çarpmayacak. Keşke bunun anlamını biraz olsun bilseydiniz.&#8221; Sabahattin Ali]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;Şimdi konuşmuyorum, seneler sonra da konuşmayacağım. Hiçbir zaman karşılarına geçip intikam almayacağım. Düştüklerinde iyi olmuş bile demeyeceğim. Benim kelimelerim sesimden çıkıp kimseye çarpmayacak. Keşke bunun anlamını biraz olsun bilseydiniz.&#8221;</p>



<p class="has-text-align-right">Sabahattin Ali</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.samanpan.com/sessizlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Helâk</title>
		<link>https://www.samanpan.com/helak/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=helak</link>
					<comments>https://www.samanpan.com/helak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samanpan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2020 23:48:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberin var mı ?]]></category>
		<category><![CDATA[helak]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.samanpan.com/?p=3385</guid>

					<description><![CDATA[Zamanın son demleri. Üflenecek surun duyulmasından hemen öncesi. Büyüklenen insanoğlunun asıl büyük tarafından hizaya sokulmasının arefesi. Yada Büyükşehir belediyelerinin koyduğu son model çöp konteynerlerinin kenarında kalan avuç içi boyutundaki taş olmaya ramak kalmış ekmeğin gariban tarafından kimseye çaktırmadan alınması. Kırılan terazinin içinden dökülen bir miktar makarna ile doymaya niyetlenmiş fakirin kör olmuş gözündeki olmayan umut &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Zamanın son demleri. Üflenecek surun duyulmasından hemen öncesi. Büyüklenen insanoğlunun asıl büyük tarafından hizaya sokulmasının arefesi. </p>



<p>Yada</p>



<p>Büyükşehir belediyelerinin koyduğu son model çöp konteynerlerinin kenarında kalan avuç içi boyutundaki taş olmaya ramak kalmış ekmeğin gariban tarafından kimseye çaktırmadan alınması. Kırılan terazinin içinden dökülen bir miktar makarna ile doymaya niyetlenmiş fakirin kör olmuş gözündeki olmayan umut ışığı. Yaprak döker bir yanımız bir yanımız o dökülen yapraklarla oluşturulan bahçe dekorasyonlarına konu olan romantik bahar esintisi.</p>



<p>Yada</p>



<p>Zenginle fakir arasındaki makasın giderek açılması. Sırtında ömürlük yükle bir göz odada çocuk büyütmeye çalışan ancak öfkelenmeyen, oryantasyon sürecini başarı ile tamamlamış mankurtların sıkamadığı yumrukları. </p>



<p>Büyüklenmenin ve zulmün arttığı zamanlarda o büyüklük nispetinde değil aksine tam tersi bir basitlikle helâk edilen kavimlerin kıssaları. Mesela zulümlerini sürdüren, fakirlerle alay eden nuh kavmini su ile, Bizden büyük kim var ki diyerek büyüklenen Ad kavmini rüzgar ile, Büyüklenmeleri ile meşhur Semud kavmini ses ile, Ben de yaşatır ve öldürürüm diye büyüklenen Nemrut&#8217;u sivrisinek ile, Filleri ile meşhur ordusu ile yeryüzünde büyüklenen kişileri ufacık kuşların gene ufacık ellerinde taşıdığı taşlar ile helak eden bir güç var. İnanmamak elde değil. Bu tarz kavimlere hep mühlet verilmiştir, verilmiştir ki zulümleri artsın da helâk olmayı haketsinler! </p>



<p>Bu hadiseler her zaman tarihin tozlu raflarında kalmaz. Büyüklenen insanoğulları da her zaman geçmişte değildir. Günümüzde de yaşanabilir ve bi bakmışsınız gözünüzün görmediği mikrop ile diz çöküvermiştir koskoca güçler. Uzaya merdiven dayamış, sözümona ölümsüzlüğü bulmalarına ramak kalmış medeniyetler var ya hani, diz çöküvermişlerdir. Ancak insanoğlu bu büyük imtihanla doğup bu imtihanla ölür. Ben yaşatır ben öldürürüm diyen Nemrut gibi, rızkınızı ben veriyorum, benim sayemde yaşıyorsunuz da diyebilir insanlar. Bilin bakalım ne olacak?</p>



<p>Süpriz!</p>



<p>وَكُلًّا ضَرَبْنَا لَهُ الْاَمْثَالَۘ وَكُلًّا تَبَّرْنَا تَتْب۪يرًا</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.samanpan.com/helak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>