<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Savarona</title>
	
	<link>http://www.savarona.org</link>
	<description>Hukuk, İngilizce, Turizm ve Yaşama Dair Bilgi Birimkimleri</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Apr 2010 18:43:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/Savarona" /><feedburner:info uri="savarona" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Hukuk, İngilizce, Turizm ve Yaşama Dair Bilgi Birimkimleri</itunes:subtitle><feedburner:browserFriendly></feedburner:browserFriendly><item>
		<title>Hukuki sorularınız ve cevaplarım #88</title>
		<link>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-80/</link>
		<comments>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-80/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 12:08:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuki sorularınız ve cevaplarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orhansaydam.com/?p=2157</guid>
		<description><![CDATA[   Apartmanımızın yanında bir otopark var. Otoparkta bir Pitbul, iki av köpeği bir sandık içinde yaşatılıyor. Günde beş dakika dışarı çıkan hayvanlar gün boyu inliyor. Belediyeye şikayet etsem ilgileneceklerini sanmıyorum. Bir başka merci var mı?       Doğrusunu isterseniz Belediyesi’nin ilgilenmeyeceği fikrini peşinen kafanızdan atın.  Siz öncelikle bir başvurun bakalım. Tahminim ilgilenecekleri yolunda. Sonra bunun yanında hayvanları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><img src="http://wpich.files.wordpress.com/2010/01/1232703617sss.jpg" alt="" /></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong>  </p>
<div><strong>Apartmanımızın yanında bir otopark var. Otoparkta bir Pitbul, iki av köpeği bir sandık içinde yaşatılıyor. Günde beş dakika dışarı çıkan hayvanlar gün boyu inliyor. Belediyeye şikayet etsem ilgileneceklerini sanmıyorum. Bir başka merci var mı?</strong></div>
<p>  </p>
<div><strong>  </strong></div>
<p>Doğrusunu isterseniz Belediyesi’nin ilgilenmeyeceği fikrini peşinen kafanızdan atın.  Siz öncelikle bir başvurun bakalım. Tahminim ilgilenecekleri yolunda. Sonra bunun yanında hayvanları koruma ile ilgili bir birim var.  </p>
<p>Bu resmi bir kurum değil ama hayvanları koruma amacı ile bir araya gelmiş hayvanseverlerden oluşuyor ve gerekli ilgiyi gösteriyor. Bir de onlarla ilişki kurun. Ayrıca şunu eklemek isterim. Bu hayvanlara özellikle işkence olsun diye böyle kapalı tutulmuyorlar. Onlar insanlarla ilişki kurmasın ve vahşileşsin diye böyle tutuluyor. Bu nedenle de Pitbul üretilmesi sınırlandırıldı ve bu hayvanlar silah olarak kullanıldığı için kontrol altında. Dolayısı ile konu ile ilgilenmek yasal bir görev.  </p>
<p><strong>   </strong> </p>
<p><strong>Bir yıl önce telefonumun aboneliğini iptal ettirdim. Ancak bu yıl bana telefon ücreti diye 75 lira ödettiler. Bitmedi şimdi de beni icraya vermişler 280 lira daha ödemem için maaşıma da haciz koymuşlar. Ben memurum ve benim bir yerde onurumla oynandı. Buna karşı ne yapabilirim? </strong> </p>
<p>Okuyucumun sorusu bana daha geniş bir konuyu hatırlattı. Sadece telefon aboneliği değil kredi kartı sözleşmelerinin de iptali talep olunduğunda ‘iptal olunmuştur’ yazısı almadan rahat etmeyin. Mutlaka başvurduğunuz yetkiliden kaşeli imzalı bir yazı alın. Çünkü hesap kapatılmıyor. Kullanmadığınız karta veya telefona böyle para geliyor. Benim okuyucuma tavsiyem. Önce maaşına haciz konulan icra dosyasını bir tetkik ettirsin.  </p>
<p>Zira icra takibi yapılır ama bu takibe ait tebligat borçluya yapılmadan ve itiraz süresi geçmeden haciz uygulanamaz. Yani okuyucuma yapılmış bir tebligat olması şarttır. Bu tebligat eline geçmeden bu haciz konulmuş ise itiraz veya şikayet hakları vardır ve haciz kaldırılabilir. Ayrıca bir menfi tespit davası (borcu bulunmadığının tespiti davası) açılarak borcun bulunmadığının tespiti mahkemeden istenebilir. Yani yapılabilecek şeyler vardır ama başında işi sağlam tutup feshe dair yazılı belgeyi alıp dosyaya koymak en iyisidir.  </p>
<p><strong>   </strong> </p>
<p><strong>Çalıştığım yerden askerlik nedeni ile ayrılmak durumundayım. Bu nedenle tazminatı hakettiğimi biliyorum. Ancak işyeri beni ayırmıyor istifamı istiyor. Onlara istifamı verirsem tazminat hakkını kaybeder miyim?  </strong> </p>
<p>Genel kural sizin düşündüğünüz gibidir. İşçi kendi isteği ile işten ayrılırsa kıdem tazminatını haketmez. Ancak öyle durumlar vardır ki işçi işten kendi talebi ile ayrılsa dahi kıdem tazminatını hakeder. Askerlik bunlardan biridir. Kanun, muvazzaf askerlik hizmeti dolayısı ile kendi isteği ile işten ayrılacak olanların kıdem tazminatını hakedeceğini yazıyor. Bu durumda işverenin sizi işten ayırmasını beklemeniz gerekmez. Askerlik hizmeti nedeni ile işten ayrılacağınızı bildirerek işten ayrılırsanız kıdem tazminatını hakedersiniz. Ödenmemesi halinde de iş mahkemelerinde dava açarak bunu talep edebilirsiniz.  </p>
<p><strong>   </strong> </p>
<p><strong>Kat irtifakımız var. Binada kendimiz oturuyoruz iskana gerek var mı?  </strong> </p>
<p>Şu soruya bakın ne kadar kısa ve öz. Ciddi söylüyorum, sahifelerce yazanların da özü bu kadarcık bir soru. Şimdi bakalım iskana gerek var mı? Doğrusu kat irtifakı bir geçiş dönemi. Asıl gaye kat mülkiyeti kurmak. Kat mülkiyeti kurmaktan da maksat, anayapı içindeki bağımsız bölümlerin tapusunu almak ve gerekirse tek tek satabilmek. Şayet bina tamamen kendiniz tarafından kullanmak üzere planlanmışsa kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulması dahi gerekmez. Çünkü kat mülkiyeti mecburi değil. Ancak kat irtifakı kurulmuşsa ve binada tasdikli projeye aykırılık yoksa o halde eksik kalmasın diye kat mülkiyetine geçmenizi tavsiye ederim. Ama tavsiye dışında bir gerçekten de söz etmeden geçemeyeceğim. Çevrenizde gördüğünüz binaların belki yüzde 80’i kat irtifakı şeklinde kullanılıyor. Kat mülkiyeti kanunu ilk yapıldığı yıllarda kat irtifakını belli süre kat mülkiyetine çevirmeyenlerin kat irtifak kaydı siliniyordu. Sonra bununla başa çıkılamadı ve bu hüküm kanundan çıkarıldı. Şimdilerde pek çok kişi binasını kat irtifakı  </p>
<p><strong>   </strong> </p>
<p><strong>1997’de eşimden boşandım. Hakim çocuğumuzun velayetini bana verdi. Babasının ödemesi için de nafaka tayin etti. Ancak baba o günden bu yana bir tek kuruş ödemedi. Bugünlerde çocuğum bir hastalık geçirdi ve masrafı benim karşılayacağım rakamın üstüne çıktı ama yine babadan para gelmedi. Baba için dava açsam olur mu?  </strong> </p>
<p>Boşanma kararında babanın ödemesi için hakim nafaka tayin etmiş. Üstelik de karar verileli 12 sene olmuş. Bugüne kadar elbette bu paranın ödenmesi gerekirdi ama bu para ödenmediği takdirde yapılacak şey icra takibi yapmaktı. Bugüne kadar yapılmamış ama şimdi bu kararı icra takibine konu yapıp birikenle birlikte talep edebilirsiniz. Yani bu paranın tahsili için yeni bir davaya gerek yok. Ancak 12 sene içinde çocuk büyüdü, üstelik bugün de hasta. Dolayısı ile masrafı arttı. Bu halde mahkemeden nafakanın artırılması talebinde bulunmak mümkündür. Dolayısı ile artırım talebi ile bir dava açmak da mümkündür. Yani önceki birikmiş nafaka için dava açmaya gerek yok, ancak artırım talebi ile dava açmanız gerekir.  </p>
<p><strong> </strong> </p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-80/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuki sorularınız ve cevaplarım #87</title>
		<link>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-79/</link>
		<comments>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-79/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 12:07:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuki sorularınız ve cevaplarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orhansaydam.com/?p=2155</guid>
		<description><![CDATA[Ablam yıllar önce yurt dışında yaşamaya başladı. Bu arada yurttaki evini satmak için kızına vekaletname verdiğini öğrendim ve bu daireyi ben satın aldım, tapusunu da aldım. Yıllar sonra yurda ziyaret için geldiğinde burada vefat etti. Şimdi kendi çocukları bu satışı iptal ettirip daireyi elimden almak için dava açmaya hazırlanıyorlarmış. Bu davayı kazanabilirler mi? Ben size [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><img src="http://wpich.files.wordpress.com/2010/01/1232703617sss.jpg" alt="" /></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></p>
<p><strong>Ablam yıllar önce yurt dışında yaşamaya başladı. Bu arada yurttaki evini satmak için kızına vekaletname verdiğini öğrendim ve bu daireyi ben satın aldım, tapusunu da aldım. Yıllar sonra yurda ziyaret için geldiğinde burada vefat etti. Şimdi kendi çocukları bu satışı iptal ettirip daireyi elimden almak için dava açmaya hazırlanıyorlarmış. Bu davayı kazanabilirler mi? </strong></p>
<p>Ben size davanın şartlarını ve safhalarını anlatayım, kazanıp kazanamayacakları ihtimalini siz değerlendirin. Herkes hayatta iken malından istediği gibi tasarruf eder. Mal alır, satar, parasını harcar, biriktirir. Yasalar çerçevesinde oldukça kimse karışmaz. Ancak bazen insanlar malını bir başkasını zarara uğratma düşüncesi ile hareket eder. Örneğin mirasçılarının miras hakkı bulunduğu halde onları bu haktan mahrum etmek için ‘yasaları dolanır’ (bugünlerde ünlü bir tabir oldu). Mesela ne yapar? Çocuklarının miras payını bertaraf etmek için malını size bağışlar ama tapuda bunu satış gibi gösterir. Çünkü satış halinde mirasçıların müdahalesi mümkün değildir ama bağışta mümkündür. İşte size açılan dava, ablanızın gerçekte size bağış yaptığı ama yasaları dolanmak için tapuda satış gösterdiği iddiası çerçevesindedir. Böyle bir dava açılırsa davacıların yapacağı iş, size satış değil bağış yapıldığını ispata çalışmaktır. Ancak kendi kızı vekaletname ile bu satışı yaptı ise bunun aksini nasıl ispatlarlar bilemiyorum. Siz de bağış değil para karşılığı aldığınızı belgeleyeceksiniz. Bunda en önemli faktör paranın bir banka kanalı ile havale edilmiş olmasıdır ki ispat bakımından büyük kolaylık sağlar.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Güvenlik görevlisi olarak çalıştığım yerde yasal şartları olmayan birinin bahçıvan adı altında güvenlik görevlisi olarak çalıştırıldığını gördüm. Bu durumu ilgili mercilere bildirdim. Durum tespit edildi ama ilgili merci beni işyerine bildirdi. Bu durumda işyeri benim işime son verdi. 2002 yılından beri çalıştığım işyerinden tazminatımı alamadım. Bunun için nereye başvurayım? </strong></p>
<p>Sizin yaptığınız elbette vatandaşlık görevi. Bu sebeple işinize son verilmesi haklı neden değil. Bu halde elbette yasal haklarınızı talep edebileceksiniz. Bunun için yapacağınız şey bulunduğunuz yerdeki iş mahkemesine başvurup dava açmaktır. Ancak daha önce yine bilindiğiniz yerdeki çalışma müdürlüğüne başvurup görüş almanızda yarar olabilir. Böyle bir şikayette müfettişler inceleme yapıp durumu tespit ediyorlar ve size bağlayıcı olmayan bir görüş bildiriyorlar. Bu görüş sonradan açacağınız davada kullanılabilir.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Birkaç yıldır sigortasız çalıştırılıyorum. Bunun için yasal olarak ne yapabilirim? </strong></p>
<p>Çalıştırılan herkesin sigortalı olması mecburi. Bunun için sigortaya ihbarda bulunmak mümkün. Ancak çalışanların işverenin korkusu ile buna yanaşmadıkları oluyor. Bu halde işten ayrıldıktan sonra da çalıştığını ispatlamak ve çalışma süresini sigortalılıktan saydırmak için iş mahkemelerinde dava açmaları mümkün. Bunun için şimdiden çalışıldığına dair delil olacak belgeleri toplamakta yarar var.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>1</strong><strong>995 yılında inşaatı biten evimin kat mülkiyetini almaya ne zaman hak kazanırım?  </strong></p>
<p>Bir binada kat mülkiyeti tesisi için binanın belli bir yaşa gelmesi beklenmez. Kat mülkiyeti ile ilgili mevzuat her zaman uygulanabilir. Örneğin bir binanın projesi tasdik edildikten sonra kat mülkiyeti mevzuatı dahilinde bulunan kat irtifakı tesis edilebilir. Sonra inşaat ilerler ve inşaatın bitimi hukuken iskan izninin alınmasıdır. İskan izninin alınması ile de kat mülkiyeti kurulur. Bir bina inşa edilirken kat irtifakı kurulabilir ama bina tamamlanmışsa kat irtifakı kurulmaz, iskan izni alınır ve doğrudan kat mülkiyetine geçilir. Okuyucumun binasında da iskan izni varsa her istediği zaman kat mülkiyeti kurabilir. Bunun için ilgili tapu dairesine başvuracak, bazı basit belgeleri tamamlayacak. Yeterki binasının iskan izni olsun. Tasdikli projesine aykırı inşaat olmasın. Tabii şunu da hatırlatmamda yarar var: Kat mülkiyeti kurmak mecburi değildir, isteğe bağlıdır.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Amcamızın bu yıl ölümü üzerine yeğenler bir araya gelip veraset ilamı aldık. Sonra tapu dairesine gittik, üzerindeki tarlanın adımıza tescilini talep ettik. Ada, pafta, parsel numaralarını bilmeden işlem yapılamayacağı söylendi. Zorla parsel komşusunu bulduk, onun parsel numarasından hareketle bizim parsel numarası çıktı ama tapu kütüğü açıldığında o sahifenin yırtılıp atılmış olduğunu gördük. Şimdi biz bu işi nasıl halledeceğiz? </strong></p>
<p>Size tapu müdürü de böyle bir şeyi ilk kez gördüğünü söylemiş ama onun bunu söylemeye pek hakkı yok. Bunu bizler söyleyebiliriz ve evet ben farelerin yediği tapu kütüğü veya nüfus kütüğü gördüm ama yırtılıp atılmış bir sahife hiç görmedim. Bu işlerde hem hukuki hem cezai bir sorumluluk var. Ancak bu sizin adınıza şimdilik tescili engelleyen bir durum. Ancak tapu müdürlüklerinde bilgi edinilen tek kaynak tapu kütüğü değil. Bir de işlem dosyası var. Öncelikle işlem dosyasının içindeki belgelerin incelenmesi gerekir. Bu dosya tapu kütüğünden farklı, arşivde saklanan ve her gayrimenkul için ayrı açılan bir dosyadır ve o gayrimenkul için yapılan tüm işlemlerin belgeleri bu dosyada saklanır. Burada son işlemin kiminle ve ne için yapıldığı bellidir. Gerektiğinde bu işlem dosyası içindeki belgelerden istifade ile tapu kütüğünün yeniden oluşturulması ve gerektiğinde mahkemede bunların delil olarak kullanılması mümkündür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-79/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuki sorularınız ve cevaplarım #86</title>
		<link>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-78/</link>
		<comments>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-78/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 12:05:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuki sorularınız ve cevaplarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orhansaydam.com/?p=2153</guid>
		<description><![CDATA[  Aleyhime icra takibi yapılmıştı. Takibe itiraz ettim takip durdu. Sonra karşı taraf dava açtı ve sonuçta ben kaybettim. Ama benim borcum karşıma misliyle çıktı. Yani icra dosyasından çok farklı bir rakam karşıma çıktı. Ben icra takibindeki rakamı bulup yatıramazken şimdiki parayı hiç bulamayacağım. Bu faiz midir, bu kadar yüksek olur mu? Şimdi size olması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><img src="http://wpich.files.wordpress.com/2010/01/1232703617sss.jpg" alt="" /></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Aleyhime icra takibi yapılmıştı. Takibe itiraz ettim takip durdu. Sonra karşı taraf dava açtı ve sonuçta ben kaybettim. Ama benim borcum karşıma misliyle çıktı. Yani icra dosyasından çok farklı bir rakam karşıma çıktı. Ben icra takibindeki rakamı bulup yatıramazken şimdiki parayı hiç bulamayacağım. Bu faiz midir, bu kadar yüksek olur mu?</strong></p>
<p>Şimdi size olması gerekeni anlatayım. Çünkü dosyanızı görmeden size hesap çıkartmam yanlış olur. Olan şudur: Sizin bir borcunuz var, bu borç icra dosyasındaki borç. Ancak siz takibe itiraz ettiniz ve itirazınızda haksız çıktınız. Bu halde size bir de yüzde 40 icra inkar tazminatı ilave edildi. Dikkat edin borcunuz neredeyse yarı yarıya bir anda arttı. Sonra takipten sonraki süre için faiz kondu. Üstelik ticaret yapıyorsanız buna reeskont faizi binmiş olabilir. İşte karşınıza çıkan rakam, evet oldukça yüksektir ve bunu en çok yükselten icra inkar tazminatıdır. Şayet davada siz haklı çıksaydınız takip konusu rakamın yüzde 40’ını kötü niyet tazminatı adı altında siz alacaktınız.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p>Şimdi yukarıda anlattığım konuda biraz açıklama yapayım. Çünkü yukarıdaki açıklamada sanki yapılan icra takibine asla itiraz etmeyin gibi bir anlam çıkabilir. Hayır öyle değil. Şayet takip yapılır da takipteki alacak ‘likit’ olursa, yani bir hesaplamayı gerektirmeyecek sabit bir borç olursa yukarıda anlattığım icra inkar tazminatına hükmedilir. Ancak takip konusu borç hesaplamayı gerektirir bir borç ise ve hatta dava sırasında bir incelemeyi gerektirdikten sonra talebin altında bir borç çıkmışsa artık buna likittir diyemeyiz. Bu halde de icra inkar tazminatına hükmedilmez. Sadece hesaplanan borca ve faizine hükmedilir. Bu nedenle bir takibe muhatap olunduğunda borcun likit olup olmadığının tespiti önemlidir ve hesaplanması gereken bir borç ise duruma göre ya borcun tamamına veya bir kısmına itiraz edilebilir. Ancak sadece vakit kazanmak için yapılan itiraz karşınıza yüklü bir borcu getirir. Bu açıklamayı da yapma ihtiyacını duydum.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Kira sözleşmem beş yıllık. Burası bir işyeri. Kira sözleşmemde artırım şartı var ama bu artırım şartı beni zorluyor. Kiramın ilk yılı bin 500 liraydı. İkinci yıl bin 800 lira, üçüncü yıl 2 bin 200 lira olacak. Bu artış böyle gidiyor ve ben ikinci yıldayım. Oysa artırım şartının geçersiz olduğunu yazmıştınız. Ben bu artırımı yapacak mıyım? </strong></p>
<p>Evet yazdığımı hatırlıyorum ve belki bir defa değil birkaç defa yazdım. Durum şu: Bir yıllık bir sözleşme yaparsanız zaten birinci yıl sözleşmedeki kirayı ödüyorsunuz. Artırım şartı varsa bu artırım şartını ertesi yıl uyguluyorsunuz. Ancak ondan sonraki yıllar bu artırım şartı geçersiz. Mevzuat ne gösteriyor ise onu yapıyorsunuz. Ancak sizin durumunuz farklı. Kira sözleşmesi bir yıllıktan uzunsa yani sizde olduğu gibi beş yıllık ise bu durumda sözleşmeye beş yıl için koyulan artırım şartı geçerli. Yani sizin sözleşmenizde beş yıl için getirilen artırılmış kira bedellerini ödeyeceksiniz. Ancak beş yıllık dönem sona erecek, bu dönem için bir artırım şartı yok ise artık altıncı yıl mevzuat hükümlerine tabi olacaksınız. Netice olarak şunu söyleyeyim. Dönem içindeki artırım şartları geçerli. Dönem bittikten sonrakiler sadece bir yıl için geçerli sonraki yıllar için geçersiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-78/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuki sorularınız ve cevaplarım #85</title>
		<link>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-77/</link>
		<comments>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-77/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 12:04:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuki sorularınız ve cevaplarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orhansaydam.com/?p=2151</guid>
		<description><![CDATA[  Annemle babam ayrı yaşıyor. Bizim de babamızla pek yakın ilişkimiz yok. Ancak duyuyoruz ki babamın piyasaya çok borcu varmış. Bu sebepten mağdur olabiliriz. Annem şimdiden babam hakkında reddi mirasta bulunabilir mi? S.S. Bulunamaz deyip kestirip atmayayım da gerekçesini açıklayayım. Mirasın reddi ölümden sonraki üç ay içinde yapılır. Bu nedenle ancak babanızın ölümünden sonraki üç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><img src="http://wpich.files.wordpress.com/2010/01/1232703617sss.jpg" alt="" /></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Annemle babam ayrı yaşıyor. Bizim de babamızla pek yakın ilişkimiz yok. Ancak duyuyoruz ki babamın piyasaya çok borcu varmış. Bu sebepten mağdur olabiliriz. Annem şimdiden babam hakkında reddi mirasta bulunabilir mi? S.S.</strong></p>
<p>Bulunamaz deyip kestirip atmayayım da gerekçesini açıklayayım. Mirasın reddi ölümden sonraki üç ay içinde yapılır. Bu nedenle ancak babanızın ölümünden sonraki üç ay içinde mirası reddedeceksiniz. Sonra&#8230; Kimin önce öleceği kimin kalacağı belli mi? Bunun ne demek olduğunu daha fazla açmayayım, ancak bir başka ihtimalden söz edeyim. Belki babanız borçlarını tasfiye edecek belki bunun üzerine başkaca malvarlığına sahip olacak. Ne olacağı belli mi? Dolayısı ile ret talebi babanızın ölümünü öğrendiğiniz tarihten itibaren üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurarak yapabilirsiniz. Ancak miras bırakacak olan kişi hayattayken mirasını reddetmek istiyorsanız, bunu mirasın reddi şeklinde değil, mirastan feragat sözleşmesi ile yapabilirsiniz. Ama tabii ki bunun için önce babanızın izini bulmanız ve sonra birlikte bir sözleşme yapmanız gerekir.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>1950 doğumluyum. Yurtta sigortalı olarak çalıştım, bir süre Suudi Arabistan’a gittim ama kaydı olmadan inşaat işlerinde çalıştım. Herhangi bir şirkete girmedim. Şimdi emekli olmak istiyorum ama benden yurtdışında çalışma belgesi isteniyor. Ben de pasaportumu kaybettim. Yurtdışındaki durumumu nasıl ispat edeceğim? </strong></p>
<p>Doğrusunu isterseniz verdiğiniz bilgiden sizden neyin neden istenildiğini anlayamadım. Zira sizin yurtdışındaki çalışmalarınız konusunda herhangi bir talebiniz yoksa sizden “çalışmadım” diye bir belge niye istensin. Tam aksine çalıştığınız iddiası karşısında “çalışma belgesi” istenilir. Oysa sizin bu yerdeki çalışmalarınızdan dolayı bir talebiniz yok. O halde bu işte bir yanlış var, siz bu noktayı izah eden bir dilekçe ile başvurun, tahmin ediyorum ki anlaşmazlık hallolacaktır.</p>
<div id="divAdnetKeyword3">
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Dizüstü bilgisayarımı bir tamirciye bıraktım. Bir süre sonra bana “Buna masraf etmeye deymez” dediler ben de geri almaya gittiğimde kendisine teslim ettiğim kişiyi bulamadım. Bir bayan vardı, ben karışmam dedi. Ben de teslim ettiğim kişiyi buldum, bu kişi bilgisayarın dükkanda olduğunu söyledi. Neticede karakolluk olduk. Polisler ‘anlaşın’ dediler onlar da bana eski çalışmayan bir bilgisayar verdiler ve adeta kovaladılar. Sonra yine karakola gittim. Bu defa şikayetçi oldum ama bugüne kadar bir sonuç alamadım. Ne yapmamı önerirsiniz? S.Y.</strong></p>
<p>Anlattığınız olay emniyeti suistimal suçudur ki hapis cezasını gerektirir. Muhtemelen bu kimseler kendilerine başvuran kişileri böyle bezdirerek mallarına el koyuyorlar. Ancak siz şikayet etmekle isabet etmişsiniz. Şimdi, olayın üzerinden ne kadar geçti tam bilemiyorum ama şöyle yaklaşık bir tahminle beş-altı ay gibi geliyor. Bu süre içinde savcılık dava açmamış olabilir. Ancak elbette adaletin gerçekleşmesi için de dava açma süresinin bu kadar uzamaması gerekir. Tavsiyem hangi savcılık bu işe bakıyor ise o savcılığın kalemine başvurup dosyanızın akıbetini araştırmanızdır. Şayet bugüne kadar bir takipsizlik kararı verilseydi size bildirilirdi. Demekki takipsizlik kararı verilmedi. Ancak son durumu savcılık kaleminden öğrenmenizde yarar var.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>120 dairelik sitede noter senedi ile bir daire aldım ancak tapularını alamadım. Şimdi toprak sahibi tapuları kendi adına çıkartmış. Bize tapu vermek için 10 bin lira istiyor. Vermek zorunda mıyım? S.K.</strong></p>
<p>Size çok ciddi bir yanıt verebilmem için noterde yaptığınızı söylediğiniz sözleşmeyi görmem lazımdı. Ancak sizin anlattığınız kadarı ile öncelikle yaptığınız sözleşmenin geçerli olduğunu söylemeliyim. Zira bir gayrimenkulün ileride alınacağı hükmünü içeren satış vaadi sözleşmelerinin noterde düzenleme şeklinde yapılması mecburidir. Sizinki böyle yapılmış ama tatbikatta yüzde 90 bu şarta uyulmadan adi sözleşme yapılır ve bu sözleşme geçersizdir. Yani sizin lehinize bir artı puan var. Şayet bu sözleşmede hüküm altına alınan ödeme şartlarına uymuşsanız ve hâlâ tapu alamıyorsanız tüketici mahkemesinde dava açın ve hükmen tescil talep edin, karşı tarafın vermediği tapuyu mahkeme kararı ile alırsınız.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Apartmanımızda bir daire sahibi bu yılın mart ayında öldü. Yönetime borcu vardı, varislerini bulduk kendi aralarında ihtilaf varmış, biz paramızı kimden alacağız? İhtilafın bitmesini beklemek zorunda mıyız? S.A.</strong></p>
<p>Bir kimse öldüğünde mirasçılar arasında nasıl bir ihtilaf çıktığını bilme imkanınız yok. Üstelik çıkabilecek ihtilafların sayısı bile belirsiz, kimbilir aralarında neler var? Bunlar sizi ilgilendirmiyor. Olsa olsa sizi bir tek şey ilgilendirirdi o da mirasçıların mirası reddetmeleri. Çünkü mirasın reddi halinde mirasçılar mirastan pay almayacakları gibi borçlardan da sorumlu olmazlar. Ancak ölümün Mart 2009 tarihinde olduğunu söylediğinize göre bu ihtimal de ortadan kalkmış oluyor. Çünkü mirasın reddi üç ay içinde talep edilir. Uzun bir işlemi de yoktur. Neticede bu bir tescildir kısa sürede biter. Yani bugüne kadar uzayan bir ihtilaf mirasın reddi değildir. O halde size muhatap olan mirasçılardan alacağınızı talep edebilirsiniz.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-77/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuki sorularınız ve cevaplarım #84</title>
		<link>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-76/</link>
		<comments>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-76/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 12:02:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuki sorularınız ve cevaplarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orhansaydam.com/?p=2149</guid>
		<description><![CDATA[  22 yaşındayım ve bir şirkette çalışıyorum ama üç aydır maaşımı alamıyorum. Nereye başvurayım? Bunun için neler gerekiyor? Maaşınızı alamıyorsunuz ama çalışmaya devam ediyorsunuz. Bu halde bölge çalışma müdürlüğüne başvurun. Durumunuz incelenir size ve işyerine yazılı bildirimde bulunulur. Ancak bu yazının yaptırım gücü yoktur. Yaptırım gücü, alacak nedeni ile açılacak dava ve sonunda icra takibidir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a href="javascript:Anasayfa.changeNewsDetailFontSize(12);"></a><a href="javascript:Anasayfa.changeNewsDetailFontSize(14);"></a><a href="javascript:Anasayfa.changeNewsDetailFontSize(16);"></a> <strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><img src="http://wpich.files.wordpress.com/2010/01/1232703617sss.jpg" alt="" /></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></div>
<div id="divAdnetKeyword3">
<p><strong>22 yaşındayım ve bir şirkette çalışıyorum ama üç aydır maaşımı alamıyorum. Nereye başvurayım? Bunun için neler gerekiyor? </strong></p>
<p>Maaşınızı alamıyorsunuz ama çalışmaya devam ediyorsunuz. Bu halde bölge çalışma müdürlüğüne başvurun. Durumunuz incelenir size ve işyerine yazılı bildirimde bulunulur. Ancak bu yazının yaptırım gücü yoktur. Yaptırım gücü, alacak nedeni ile açılacak dava ve sonunda icra takibidir ancak umumiyetle bu çalışma devam ederken yapılmaz, iş gözden çıkarıldığında başvurulur. Zira hem işe devam edilip hem de işverenle icralık ve mahkemelik olmak pek uygun bir görünüş olmaz. Zaten ücret alınamıyorsa bedava çalışmanın da anlamı yoktur. Büyük bir ihtimalle iş akdi haklı olarak fesholunur ve bu halde hem ücret hem de kıdem tazminatı alacağı talep olunur.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Evimin görüntülü interkom sistemi karardı. Sistemi kuran firmayı aradım geldiler, elektrik akımının dalgalanmasından meydana geldiğini söylediler onardılar, ücretini alıp fatura ettiler ve gittiler. Faturayı yöneticiye gönderdim, ortak gider değildir diye iade etti. Bu ortak gider midir? </strong></p>
<p>Okuyucumun sorusunu yanıtlamam biraz gecikti ancak elimde kaç bin mektup var biliyor musunuz? Bundan şikayetçi değilim elbette. Bu köşeme gösterilen ilgidendir ve beni çok mutlu etiyor. Encak elbette ben de gecikmelerden dolayı üzülüyorum ama imkanım bu kadar. Şimdi geleyim yanıtıma. Bahsettiğiniz sistem tüm apartman için kurulmuş ortak bir sistemdir. Bu sistemin herhangi bir noktasında arıza baş gösterebilir ve bu arıza genel bir etki altında olmuşsa bunun onarımının ortak giderden yapılması gerekir. Peki özel etki nedir? Örneğin sistemin kötü kullanılması sonucu ekranın ev içinde darbe alarak hasar görmesi veya ıslanarak devre dışı kalması gibi nedenlerdir. Ancak arıza elektrik akımının düzensizliğinden veya buna benzer nedenlerden ortaya çıkmışsa masraf ortak giderlerden karşılanacaktır.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Bir daire satın aldım, bir süre sonra bir başka emlak komisyoncusundan yüklü bir damga vergisi talebi ile karşılaştım. Benim aleyhime dava açılmış, alım satım yapmadığım birine borçlu olduğum iddia olunuyor. Buna karşı ne yapabilirim? </strong></p>
<p>Bir gayrimenkul alımında emlakçı aracılığı ile alım-satım yapılmışsa emlakçı bir ücreti hakeder. Ücreti hakkedebilmesi için telalık sözleşmesinin yazılı olması şarttır. Telallık sözleşmesi dışında bir yer gösterme belgesi imzalanabilir, bu yer gösterme nedeni ile hakkettiği ücreti talep eder. Bu dahi yazılı olmalıdır. Bunların yanında şayet bahsettiğim iki sözleşme yazılı yapıldı ise bir örneğinin size verilmesi gerekir ki içinde ne yazdığı bilinsin. Şimdi anladığım kadarı ile bu hususlar dava konusu olmuş, dolayısı ile aradığınız bilgiler mahkeme dosyasında var. Bu durumda bana dava açıldı diye dertlenmek yerine mahkeme dosyasındaki belgeleri incelemeniz şarttır ve tahmin ediyorum ki sizin lehinize oldukça fazla bilgiye sahip olacaksınız. Tavsiyem dosyanızı bilen biri ile incelemeniz, sırf bir dava açıldı diye dertlenmemenizdir</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-76/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuki sorularınız ve cevaplarım #83</title>
		<link>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-75/</link>
		<comments>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-75/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 12:01:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuki sorularınız ve cevaplarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orhansaydam.com/?p=2147</guid>
		<description><![CDATA[  Çalıştığım işyerinde patron benden memnun kaldı ve bana yüzde 5 hisse verdi. Ortaklığımdan da memnun kaldı bir yüzde 5 daha ve yönetim kurulu üyeliği verdi. Kendisi bir limited şirket kurdu oraya kaydı. Bu şirketi bize bıraktı ama gelin görün ki şirketin uçan kuşa alabildiğine borcu var. Şimdi biz bu borçtan sorumlu muyuz? Eşimin malvarlığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><img src="http://wpich.files.wordpress.com/2010/01/1232703617sss.jpg" alt="" /></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></p>
<p><strong>Çalıştığım işyerinde patron benden memnun kaldı ve bana yüzde 5 hisse verdi. Ortaklığımdan da memnun kaldı bir yüzde 5 daha ve yönetim kurulu üyeliği verdi. Kendisi bir limited şirket kurdu oraya kaydı. Bu şirketi bize bıraktı ama gelin görün ki şirketin uçan kuşa alabildiğine borcu var. Şimdi biz bu borçtan sorumlu muyuz? Eşimin malvarlığı risk altında mı? Genel kurul yapılmıyor, şirket fesholunur mu?</strong></p>
<p>Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin borçtan şahsi malvarlıkları ile sorumlulukları sadece maliye ve SSK borçları içindir. Bu sorumluluk da (belgelenmek kaydı ile) sizin yönetim kurulu üyeliğiniz dönemi içindir. Bu şahsi malvarlığı ile sorumluluktur. Eşin malvarlığı ile sorumluluk değildir. Şirketin organsız kalması, genel kurulun toplanamıyor olması Türk Ticaret Kanunu’nun 435’inci maddesi gereği fesih nedenidir. Ancak genel kurulun toplanamaması halinde feshe gelene kadar şirketin işlerinin yasal prosedür içinde yürütülmesi zaten aksar. Zira özellikle ticaret sicili ile ilgili hiçbir işlem yapılamaz. Yani işlem yapılabilmesi için genel kurul zaptı aranır. Dolayısı ile işiniz zor.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Babam alkolik biridir, annem ve babam birlikte oturuyorlar ve oturduğu daire babamın. Ancak babamın bu evi birilerine kaptırma riski var. Çünkü alkolün etkisi ile ne yaptığını bilmiyor. Bu halini engellemek için hukuki olarak ne tedbir alabiliriz? </strong></p>
<p>Babanızın durumu elbette ki üzüntü verici. Bu durumda olan kişilerin hukuki işlem yapması halinde işlem geçersizdir. Ancak kötü niyetli kişiler bir yolunu bulup tahmin ettiğiniz gibi dairenin satışını yapmış gibi gösterip daireyi alabilirler. Bu işlemden sonra işiniz zorlaşır. Dolayısı ile önceden tedbir almak düşünülmelidir. Bunun da yolu babanızı hacir altına almaktır. Bunun için bulunduğunuz yerdeki sulh hukuk mahkemesine başvurup babanızın hacir altına alınmasını, kendisine vasi tayin edilmesini isteyeceksiniz. Dava sırasında babanızın alkolik durumu hekim raporu ile tespit olunduğunda Medeni Kanun’un 406’ncı maddesi hükümlerine göre kendisine vasi tayin olunacaktır. Bu halde de hukuki işlem yapması engellenecektir. Onun yerine basit yaşamsal işlemleri vasi yerine getirecek, önemli işlemler için de hakimden izin alınacaktır.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>E</strong><strong>şim tarafından şiddet görüyorum. Bu durumda dava açsam dava sırasında yine birlikte yaşayacağım. Benim durumuma bir çözüm var mı?<br />
</strong></p>
<p>Eş tarafından şiddet gören biri (erkek olsun kadın olsun) buna katlanmak zorunda değildir. Buna karşı elbette önlem alınması gerekir. Birincisi, şiddet uygulama suç teşkil ettiği takdirde tabii ki cezai yönden bir işlem mümkündür.Ancak okuyucumun durum tespiti çok doğrudur, yani gerek cezai gerekse hukuki işlemler sırasında bir arada bulunmak mahzur teşkil edebilir. Buna karşı, şiddet uygulama suç teşkil ediyorsa savcılığa şikayette bulunulabilinir.<br />
Sonra şiddet uygulama boşanma nedenidir ve bu nedenle de boşanma davası açıldığında eşlerin ayrı yaşamaya hakkı vardır. Şimdi bunların da dışında bir önlemi anlatayım. Bizde ailenin korunmasına dair bir kanun var. Buna göre şiddet gören eş sulh hukuk mahkemesine başvurarak korunmasını isteyebilir.<br />
Hakim durumu inceler ve gerekli önlemleri alır. Bu önlemler arasında şiddet uygulayan eşin eve veya işyerine yaklaşmaması, nafaka ödemesi gibi önlemleri alır. Hakim gerek gördüğünde ilave önlemleri de alabilir ve aldığı önlemleri savcılığa da bildirir. Dolayısıyla korunmakta olan eş zabıta kontrolünde olur. Bu önlem boşanma davası açılmakla alınabileceği gibi boşanma davası dışında da alınabilinir. Önleme uymayan eş hakkında cezai işlem yapılır.<br />
<strong>Elimde 1 Ocak 2007 vade tarihli muhtelif bonolar var. Bugüne kadar takip konusu yapmadım, bonolarda kefil de var ama borçlunun malvarlığını bulamadığım için avukata da vermedim. Şimdi çekler hakkında önlemler düşünülüyor. Benim bonolarım bu önlemler kapsamında riske girer mi? </strong></p>
<p>Elinizdeki bonoları takibe koymak için vade tarihinden itibaren üç yılınız var. Yani 1 Ocak 2010 tarihine kadar vaktiniz var, yani kısaca yirmi gününüz kalmış, malvarlığı var veya yok siz takibi başlatın. Takibi başlatmazsanız 1 Ocak 2010’dan sonra bonolara mahsus takip yapamayacaksınız. Takip dosyası icra dairesinde beklerken siz uygun zamanda haciz işlemleri yapabilirsiniz, böylece takip süresini geçirmemiş olursunuz.<br />
Sorduğunuz çek konusu sizi ilgilendirmiyor. Çek konusu, karşılıksız çeklerde verilen hapis cezası ile ilgili. Oysa karşılığı çıkmayan bonolar için hapis cezası yok. Dolayısıyla çıkacak karar sizi ilgilendirmeyecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-75/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuki sorularınız ve cevaplarım #82</title>
		<link>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-74-3/</link>
		<comments>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-74-3/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 11:59:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuki sorularınız ve cevaplarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orhansaydam.com/?p=2145</guid>
		<description><![CDATA[  Eşimin bir bankadan alınmış kredi kartı var. Limiti 800 lira. Bir yakınımız kullanmak üzere aldı ama şimdi borcumuz 127 bin lira. 800 lira limitli bir kredi kartının borcu nasıl 127 bin lira olur? Bunun mantıklı bir açıklaması var mıdır? Y.Y. Doğrusu ilk bakışta elbette yok. Üstelik eskiden limit aşılması mümkündü yani limit aşıldı mı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><img src="http://wpich.files.wordpress.com/2010/01/1232703617sss.jpg" alt="" /></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Eşimin bir bankadan alınmış kredi kartı var. Limiti 800 lira. Bir yakınımız kullanmak üzere aldı ama şimdi borcumuz 127 bin lira. 800 lira limitli bir kredi kartının borcu nasıl 127 bin lira olur? Bunun mantıklı bir açıklaması var mıdır? Y.Y.</strong></p>
<p>Doğrusu ilk bakışta elbette yok. Üstelik eskiden limit aşılması mümkündü yani limit aşıldı mı alım satım işlemi kesilmiyor, üstelik bunun için bir de limit aşım ücreti alınıyordu. Yani bankalar kâr üzerine kâr koyuyordu. Ancak şimdi limit aşım ücreti yasayla kaldırıldı. Artık limit aşıldı mı alışveriş yapamıyorsunuz. Dolayısı ile 800 liranın üzerine alışveriş olarak çıkmak mümkün değil. Ancak faiz işletmek mümkün. Peki 800 lira limitli bir kartın faizi ile birlikte borcu 127 bin lira olur mu? Uzak ihtimal. Peki banka size borç dökümünü vermiyor mu? İsteyin borcun nereden çıktığını görün. Hatta hatanın nerede olduğunu görün. Hatayı tespit ettiğinizde tüketici mahkemesine başvurup borcunuzun bulunmadığının tespitini isteyin yani teknik adı ile menfi tespit davası açın. Dava harçsızdır ve kendiniz takip edebilirsiniz. Ama isteğe bağlı olarak bir avukatla işbirliği yapabilirsiniz.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Bir cep telefonu aldım. Telefon bir buçuk sene içinde aynı arızayı defalarca gösterdi. Bana cihazımın değiştirildiği söylendi ama oldukça alt sınıf bir cihaz gönderildi. İtiraz ettiğimde kendilerini yasanın değil şirket politikasının ilgilendirdiğini kabul edip etmemek gibi bir tercihimin olmadığını, para iadesi yapma yetkilerinin bulunmadığını söylediler. Bana nasıl yardımcı olabilirsiniz? </strong></p>
<p>Değerli okuyucuma satırlarımda ancak yapabileceği girişim hakkında bilgi verebilirim, elimden başka türlü yardım gelmez. Böyle bir durumda yapabileceğiniz şey tüketici mahkemesinde dava açmaktır. Açacağınız davada talebiniz ya cihazın değiştirilmesi veya bedelinin iadesi olabilir. Ancak görüyorum ki sizin arzunuz paranızın iadesi. Bunu talep edin, dava açın. Belki biraz zaman kaybı olacak ama anlattığınız şartlarla paranızın iadesini sağlayabileceksiniz. Ayrıca konu her gelişinde hatırlatıyorum, artık ezberlemişsinizdir tüketici mahkemesinde açacağınız dava harçtan muaf.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Arsamıza inşaat yapmak için belediyeye başvurduk, belediyeden ilgililer geldi, ölçtü biçti bize ruhsat vermeden izin verdiler. Biz de inşaata başladık. Ama belediye geldi durdurdu, bizi mahkemeye verdi. Bu arada ruhsatı aldık, mahkemeden beraat ettik ama bize 575 lira ceza kesti. Biz bunu temyiz etmeli miyiz?  </strong></p>
<p>Bana kalırsa siz olayınızı senaryo haline getirin bir yapımcıya satın iyi para kazanırsınız. Anlattıklarınız baştan sona bir komedi. Ruhsat dediğiniz şey zaten izindir. Ruhsat yoksa izin de yoktur. Belediye size ruhsat vermeden nasıl izin verdi? Terslik burada başlıyor. Sonra geliyor mahkeme safhası. Hiç beraat eden birine ceza verilir mi? Siz beraat ettiyseniz ceza yok, para cezası verildiyse beraat yok. Önce bu gerçeğin tespiti şart. Ancak şayet ceza verildi ise ve ceza temyiz edilebilir bir ceza ise dahi temyiz yedi gün içinde yapılabilir. Sizin bu süreyi geçirdiğinizi anlıyorum. Ama doğrusu isterim ki durumunuz açıklığa kavuşsun siz de ne olduğunu öğrenin. Bunun için elinizdeki belgelerle ve özellikle mahkeme kararı ile bir meslektaşımın kapısını çalın.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Apartmanımız 24 daire. Toplantılarda bir daire sahibi yedi sekiz kişiyi ikna edip elinden vekaletname alıyor ve gelip bu oyları kullanarak istediği kararı çıkartıyor. Bu yasal mıdır? Vekaletnamenin noter onaylı olması gerekmez mi? </strong></p>
<p>Apartman kat malikleri toplantılarında vekaleten oy kullanmak mümkündür. Ancak vekalet almak sınırsız değildir. Kırk bağımsız bölüme kadar olan apartmanların kat malikleri toplantısında bir kişi ancak iki kişinin vekaletini alabilir. Yani sizin toplantılarda alınan vekaletnamelerin ikiden fazlası geçersizdir. Kırk bağımsız bölümden fazla bağımsız bölümü olan yapılarda ise oyların yüzde 5’inden fazlasının vekaletnamesi alınarak oy kullanılamaz. Sizin binanız 24 bağımsız bölüm olduğuna göre bir kişi ancak iki vekalet alabilir ve üç oyu vardır. Bu oyla da kararlarda hakimiyeti sağlayamaz. Vekaletnamelerin noter tasdikli olması gerekmez. Yazılı olması yeterlidir. Şayet vekaletnamelerdeki imzanın sahteliği şüphesi varsa toplantıdan sonra dava konusu yapılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-74-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuki sorularınız ve cevaplarım #81</title>
		<link>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-74-2/</link>
		<comments>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-74-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 11:57:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuki sorularınız ve cevaplarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orhansaydam.com/?p=2143</guid>
		<description><![CDATA[Bir alacak davasını kazandım. Mahkeme alacağımı hüküm altına aldı. Şimdi borçlu buna rağmen ödemezse ne yapacağım? M.O. Öncelikle size ne mutlu demeliyim, davayı kazanmışsınız. Bundan sonra temyiz safhası var. Kuvvetle muhtemeldir ki karşı taraf temyize başvuracak. Ancak temyiz sizin tahsil talebinizi durdurmaz. Bundan sonra gelişme şöyle olacak: Mahkemenin gerekçeli kararının yazılmasını bekleyeceksiniz. Karar yazıldıktan sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><img src="http://wpich.files.wordpress.com/2010/01/1232703617sss.jpg" alt="" /></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></p>
<p><strong>Bir alacak davasını kazandım. Mahkeme alacağımı hüküm altına aldı. Şimdi borçlu buna rağmen ödemezse ne yapacağım? M.O.</strong></p>
<p>Öncelikle size ne mutlu demeliyim, davayı kazanmışsınız. Bundan sonra temyiz safhası var. Kuvvetle muhtemeldir ki karşı taraf temyize başvuracak. Ancak temyiz sizin tahsil talebinizi durdurmaz. Bundan sonra gelişme şöyle olacak: Mahkemenin gerekçeli kararının yazılmasını bekleyeceksiniz. Karar yazıldıktan sonra bunu icra dairesinden takip konusu yapacaksınız. Dilediğiniz icra dairesine başvurabilirsiniz. İlamlar için özel takip yolu vardır, bunu yapacaksınız. Şayet temyiz eden ‘tehiri icra’ talebinde bulunmazsa takip kesinleştikten sonra haciz işlemi yapabileceksiniz. Şayet karşı taraf temyiz ile birlikte tehiri icra talebinde bulunursa borç miktarını teminat olarak yatırıp dosya temyizden gelene kadar aleyhine haciz işlemi yapılmaması için mehil alabilir. Bu halde de kararın kesinleşmesini bekleyeceksiniz ama alacağınız teminat altında olacak. Yani bana kalırsa paranın teminat olarak yatırılıp tehiri icra kararı alınması sizin yararınıza sonuç doğurabilir.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Kira artırımlarında endeks uygulaması dışında bir tespit yolu yok mudur?.</strong></p>
<p>Kira artırımlarında uygulama o kadar çok değişti ki zaman zaman buna ayak uydurmakta güçlük çektik. Bu kadar sık sistem değişmesinin nedeni, kira artışları için herhangi bir yasa hükmü bulunmayışı. Bu husus Yargıtay kararları ile uygulanıyor. Bugüne geleyim. Bugün tarafların anlaşamamaları halinde kira artırımı mahkemelerce Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayınladığı üretici fiyat endeksinin on iki aylık ortalaması nisbetinde yapılıyor. Ancak burada bir ayrıma dikkat çekeyim. Bu sistem üç yıl için uygulanıyor. Üç yıl kira artırımında bu sistem uygulandıktan sonra dördüncü yıl artık muhitteki gelişme ve rayiç kira bedelleri göz önüne alınarak yapılan bilirkişi incelemesi sonucu hak ve nasafet kuralları uygulanarak kira tespiti yapılıyor. Yani endeks sistemi uygulamasından vazgeçiliyor.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Evimin intifa hakkını eşime vermek istiyordum ama intifa hakkının yıllar önce kaldırıldığını duydum. Bu doğru ise eşime kullanma hakkını nasıl sağlarım. </strong></p>
<p>Bana öyle geliyor ki size bunu söyleyen bazı kavramları karıştırıyor. Şayet hukukçu değil ise anlatacağım şekilde kavramları karıştırıyor olması yadırganmaz. Önce şunu hemen hatırlatayım. İntifa hakkı kaldırılmadı, intifa hakkı kavramı var. Kaldırıldı denilen şu: Eskiden evlilik birliği içinde eşlerden biri öldüğünde sağ kalan eşe mülkiyet hakkı ile birlikte miras olarak intifa hakkı da kalırdı. 1990 yılında yapılan değişiklikle mirasta eşe kalan intifa hakkı kaldırıldı. Yoksa intifa hakkı diye mevcut bulunan kavram kaldırılmadı. Yani eşinizle tapu dairesine gidip sahibi bulunduğunuz gayrimenkulün intifa hakkını onun adına tescil ettirebilirsiniz. Buna mani yok. Bunun için belli bir süre de tayin edebilirsiniz. Şayet bir süre tayin etmezseniz intifa hakkı eşinizin hayatı boyunca devam eder.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Bir kamu kurumu olan hastanede SSK’lı olarak çalışıyorum. Çalıştığım bölümde şua mevcut, kadrolular şua izni kullanıyor biz kullanmıyoruz. Bu hakkımızı nasıl sağlarız? </strong></p>
<p>İş Kanunu’nda elliden fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurulacağını belirtiyor. Şayet bahsettiğiniz işyerinde bu kurul varsa buna başvurmanız gerekiyor. Yasal olarak kurulun o gün toplanıp karar vermesi lazım. Karar size bildirilir ve gerekli önlem alınır. Şayet bu kurul yoksa işveren veya işveren vekiline başvurulması gerekiyor. Bu başvuruları yapın alacağınız yanıta göre sonraki adımların ne olacağına karar vereceksiniz. Kanunda önlem alma zorunluluğundan bahsediliyor ve gerekli tedbirlerin alınmaması halinde altı işgünü içinde iş akdinin haklı feshinden söz ediliyor ama bu ortamda iş akdinin feshinin bir önlem olacağını da pek sanmıyorum. Karar sizin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-74-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuki sorularınız ve cevaplarım #80</title>
		<link>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-74/</link>
		<comments>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-74/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 11:56:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuki sorularınız ve cevaplarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orhansaydam.com/?p=2141</guid>
		<description><![CDATA[  Yöneticinin bir yıl için seçileceği biliniyor ama şimdi iki yıl için seçileceğini duydum hangisi doğru? Biz iki yıl veya daha uzun süre için yönetici seçebilir miyiz? Önce şunu açıklayayım. Sizin sorunuz bir anayapı için mi, yoksa toplu yapı için mi? Zira toplu yapılar için Kat Mülkiyeti Kanunu’na eklenen maddeler akılları bir hayli karıştırdı. Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><img src="http://wpich.files.wordpress.com/2010/01/1232703617sss.jpg" alt="" /></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yöneticinin bir yıl için seçileceği biliniyor ama şimdi iki yıl için seçileceğini duydum hangisi doğru? Biz iki yıl veya daha uzun süre için yönetici seçebilir miyiz?<br />
</strong></p>
<p>Önce şunu açıklayayım. Sizin sorunuz bir anayapı için mi, yoksa toplu yapı için mi? Zira toplu yapılar için Kat Mülkiyeti Kanunu’na eklenen maddeler akılları bir hayli karıştırdı. Bir anayapı için soruyorsanız, yönetici bir yıl için seçilir. İki veya daha uzun süreli yönetici seçemezsiniz. Peki toplu yapıda durum farklı mı?<br />
Doğrusu toplu yapılarda yönetici iki yıl için seçilebilir diye açık bir hüküm yok. Ancak kanunun 29’uncu maddesinde diyor ki “Toplu yapılarda ise kurullar en geç iki yılda bir defadan az olmamak üzere yönetim planında gösterilen zamanlarda, böyle bir zaman gösterilmemişse ikinci takvim yılının ilk ayı içinde toplanır.”<br />
Peki yönetici kat malikleri kurulunda seçildiğine göre ve kurullar da iki yılda bir toplanabileceğine göre demek ki toplu yapılarda yönetici iki yıl için seçilebilir. Bu husus doğrudan açık yazılmamış ama maddelerin gidişinden bu çıkıyor. Tabii doğrusunu söylemek gerekirse böyle bilmece gibi kanun olmaz. Kanun açık, anlaşılabilir, değişik yorumlara neden olmayacak şekilde yazılmalıdır. Ama son yıllarda çıkan yasalar işte böyle, aradığını bulabilene aşk olsun.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Tazminatı alırsınız Altı senedir bir işyerinde çalışıyorum ve yeni öğrendim ki sigortalı yapılmamışım. Şimdi işten ayrılırsam kıdem tazminatını haketmeyecek miyim?</strong></p>
<p>Bir dönem geliyor ki bir grup hep birlikte aynı hareketi yapıyor. Örnek okuyucumun problemi. Bu kaçıncı olay, benzer şikayet. Efendim işyerinin sizi sigortaya bildirmemesi elbette bir problem. Bu tamam ama bu olay sizin kıdem tazminatı almanızı engellemez, siz kıdem tazminatını hakedersiniz. Bu halde davalık olursanız olsa olsa çalışma sürenizi ispatlayamazsınız ama bunun tanıkla ispatı mümkündür.<br />
Peki bu arada sizin sigortadan mahrum kalışınız, mesela emeklilik durumunuz ne olacak? Bunu da halletmeniz lazım. Bunun için de iş akdinizin bitiminden sonra dava açarak çalışmalarınızın sigortalılıkta</p>
<div id="divAdnetKeyword3">
<p><strong>Onüç yıllık evliyiz, bir de çocuğumuz var. Birini evlat edinmek istiyoruz. Edinebilir miyiz? </strong></p>
<p>Doğrusu bu kadarcık açıklama ile size olumlu veya olumsuz yanıt veremem. Zira, küçük çocukların evlat edinilmesi farklı, reşit olanların edinilmesi farklı esaslara bağlandı. Küçüğü evlat edinmek istiyorsanız evlilik beş yıldan fazla sürmüş olmalı. Bu sizde var, sonra otuz yaşını doldurmuş olmalısınız, tahmin ediyorum bu şart da tamam. Evlat edineceğiniz çocuk sizden onsekiz yaş küçük olmalıdır. Bu şart sizde var mı bilemiyorum. Bitmedi bu çocuğa bir yıl müddetle bakıp eğitmiş olmanız gerekmektedir, bu tamam mı? Tamam değilse bir yıl bakın ve eğitin. Sonra geliyorum en ince noktaya. Sizin çocuğunuz var, bu halde bir şart daha var: Bu evlat edinme nedeni ile ‘Evlat edinenin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı biçimde zedelenmemesi’ de gerekir. Bu ne demek? Mesela sizin evladınız sizin mirasınızdan bir miktar mahrum olacak, bu kaçınılmaz. Peki o halde evlat edinenin çocuğunun hakları hakkaniyete aykırı biçimde zedelenmiyor mu? Zedeleniyor. O halde evlat edinmeyi temelden yok etmek gerekmiyor mu? Aslında gerekiyor da gel çık işin içinden. Yani evlat edinmek deveye hendek atlatmak. Peki geleyim reşit birini evlat edinmek istiyorsanız ne yapacaksınız? Buna hiç yanaşmayın, zira çocuğunuzun varlığı buna mani.</p>
<p><strong></strong> </p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-74/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hukuki sorularınız ve cevaplarım #79</title>
		<link>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-73/</link>
		<comments>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-73/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 11:55:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuki sorularınız ve cevaplarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.orhansaydam.com/?p=2139</guid>
		<description><![CDATA[  Elimde ödenmemiş muhtelif senetler var. Bunlarla nasıl tahsilat yapacağım? Hukuki muamele nedir? Nerede yapılır? Günümüzün problemi, ödenmeyen çekler, bonolar ve en kötüsü açık hesaplar. Aslında bu problem bugünün problemi değil, her zaman vardı ama kriz bunlarda patlama yaptı. Millet tahsilat yapacağım diye dört dönüyor. Bu bir zincirleme reaksiyon, tahsilat aksadımı domino taşı etkisi, peş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="divAdnetKeyword3">
<p><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><strong><img src="http://wpich.files.wordpress.com/2010/01/1232703617sss.jpg" alt="" /></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></strong></p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Elimde ödenmemiş muhtelif senetler var. Bunlarla nasıl tahsilat yapacağım? Hukuki muamele nedir? Nerede yapılır? </strong></p>
<p>Günümüzün problemi, ödenmeyen çekler, bonolar ve en kötüsü açık hesaplar. Aslında bu problem bugünün problemi değil, her zaman vardı ama kriz bunlarda patlama yaptı. Millet tahsilat yapacağım diye dört dönüyor. Bu bir zincirleme reaksiyon, tahsilat aksadımı domino taşı etkisi, peş peşe sürüklenir. Peki ödenmeyen bono için ne yapılır? Öncelikle bonolar tahsil için bankaya verilir, banka borçluya ihbarname gönderir, ‘parayı bana öde’ der. Vadesinde ödenmeyince protesto gönderir, sonra… Sonra bonoyu ‘tahsil edemedik’ diye hamiline geri verir. Bonoyu alan alacaklının yapacağı şey icra takibi yapmaktır. Çek ve bonolar için özel takip yolu vardır, bu yola başvurulur. Bu yol, takibin daha kolay sonuçlandırılmasını sağlayan yoldur. Takip kesinleştiğinde haciz yoluna başvurulur. Takibin nerede yapılacağı konusunda birinci yanıt icra dairesinde dedik, peki hangi yerdeki icra dairesi? Ana kural, borçlunun bulunduğu yer icra dairesi. Ancak bonolar üzerinde ihtilaf halinde başvurulacak yer icra dairesi de gösterilebilir. Bu halde ister borçlunun bulunduğu yerdeki, ister bono üzerinde gösterilen yerdeki icra dairesinde takip yapılabilir.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Babam vefat ettiğinde biz iki kardeşe iki daire bıraktı. İki daireye ortak olduk. Kardeşim üst katın satılmasını istedi kabul ettim satışa çıkardık. Ancak kardeşim bu daire içindeki yükte hafif pahada ağır bazı eşyayı götürmüş. Babam bu eşyaların listesini çıkarmış bırakmıştı. Ayrıca bu eşyanın götürüldüğünü gören tanıklar var. Ben bunların yarısını talep edebilir miyim? </strong></p>
<p>Bir kimse öldüğünde tüm mal varlığı mirasçılarına kalır. Ölenin miras olarak kalan tüm malyvarlığına tereke denilir. Terekede paylaştırma konusu olacak olan sadece gayrimenkuller değildir. Her türlü menkul eşya, nakit para ve varsa haklar da terekeye dahildir. Mirasçılar, miras bırakanın ölümü anında bunlara sahip olur. Ancak gayrimenkuller tapuda tescilli olduğu için mirasçılar arasında gayrimenkulleri kaçırmak mümkün olmaz. Ama menkuller böyle değildir. Küçük bir şey ise cebinize koyar gidersiniz. İşte sizin başınıza gelen de bu. Madem ki her türlü malda hakkınız var (sizin olayınızda yarı yarıya) evdeki babanıza ait eşyada da hakkınız var. Dolayısı ile mevcudiyetini ispat edebildiğiniz sürece kardeşiniz tarafından götürülen eşyanın kendisini, kendisi yoksa bedelinin yarısını talep hakkınız vardır. Babanızın yapmış bulunduğu liste ve olaya tanık olanlar ortada olduğuna göre işiniz pek zor değil. Yarısını talep edin.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Eşimle yirmi yıllık evliyiz. Bir küçük dairemiz bir de ucuz arabamız var, çocuğumuz yok. Şayet eşim ölürse bana ne kadar mal kalır? Yani demek istiyorum ki beni evden atarlar mı? Tek güvencem bu ev. </strong></p>
<p>Çocuğunuz yok, bunu yazmışsınız ama bunun dışında eşinizin hayatta olan akrabalarını yazmayı unutmuşsunuz, miras payınız buna göre belirlenir. Ancak kendinizden ve eşinizden bahsederken yaşınızın ileri olduğu şeklinde ifadeler kullanmışsınız. Sanki bu ibarelerden eşinizin ana-babasının hayatta olmadığı izlenimini çıkardım. Buna göre eşiniz ölümünde sizin bu evden tam olarak istifade edebilmeniz için bir vasiyetname yaparak malvarlığını size bırakabilir. Bu bir yoldur. İkinci bir yol daha var. Bugün gidin tapu dairesine eşiniz bu dairenin intifa hakkını size devretsin, kuru mülkiyeti kendisinde kalsın. Böylece siz ölene kadar bu evden istifade etme hakkını temin etmiş olursunuz.</p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Yıllar ama yıllar önce bir arsa almıştım, üzerinde ipotek vardı. Bina yaptım yine yıllardır oturuyorum. Ben ipoteği falan unuttum ama şimdi bir iş nedeni ile karşımıza bu ipotek çıktı. Bunu nasıl kaldırırım? </strong></p>
<p>Tabii ki aslolan bir gayrimenkulün ipoteksiz kullanılmasıdır. Ancak muhtelif nedenlerle gayrimenkuller üzerinde böyle ipotekler kalabiliyor. Bunun halli birinci etapta ipotek alacaklısını bulup onun talebi ile ipoteğin kaldırılmasıdır. Bu işlerde daha çok banka kredisi rol oynar. Bir gayrimenkulün maliki kredi ihtiyacı doğduğunda gayrimenkulünü teminat gösterip kredi alır. Sonra krediyi öder ama ipotek ihmal olunur kaldırılmaz. İşte böyle bir neden varsa önce alacaklısını bulup onun talebi ile kaldırmak kolaydır. Ama alacaklısı ortada yoksa? İşte o zaman iş mahkemelik olur. Mahkemeye başvurup ipotek bedelinin mahkeme veznesine yatırılması kaydıyla ipoteğin kaldırılması talep olunur. İpoteğin miktarı hesaplanır, bu para yatırılır ve ipotek kaldırılır. Bu ipotek bedelini, gayrimenkul satın alınırken ipotekli almakla üstlenmiş olursunuz, onun için siz ödeyeceksiniz</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.savarona.org/hukuki-sorulariniz-ve-cevaplarim-73/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	<media:rating>nonadult</media:rating></channel>
</rss><!-- WP Super Cache is installed but broken. The path to wp-cache-phase1.php in wp-content/advanced-cache.php must be fixed! -->

