<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Sihirli Lamba</title>
	
	<link>http://www.sihirlilamba.com</link>
	<description>Sesli masal, hikaye, oyun, çizgi film, hayvanlar alemi ve kitap özetleri gibi içerikler bulunuyor.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 27 May 2012 19:55:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/slamba" /><feedburner:info uri="slamba" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><item>
		<title>Temizlik Oyunları</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/xj0Ri00I0jM/temizlik-oyunlari.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/temizlik-oyunlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 May 2012 19:51:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Site Tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik oyunu oyna]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1837</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar biliyorum ki sizler oyun oynamayı çok seviyorsunuz ve bunu bildiğim için sizler için güzel oyun siteleri bulmaya çalıştım. Son zamanlarda temizlik oyunları çocuklar arasında çok modern bir oyun olmaya başladı ve bu temizlik oyunu çocuklar arasında baya çok sevildi bende özellikle çocukların sevdiği siteleri aradığım için sizlere en güzel oyunları sunan en güzel oyun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1838" title="jeniferroom7" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/jeniferroom7-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Çocuklar biliyorum ki sizler oyun oynamayı çok seviyorsunuz ve bunu bildiğim için sizler için güzel oyun siteleri bulmaya çalıştım. Son zamanlarda <a title="temizlik oyunları" href="http://www.temizlikoyunlari.tv.tr">temizlik oyunları</a> çocuklar arasında çok modern bir oyun olmaya başladı ve bu <a title="temizlik oyunu" href="http://www.temizlikoyunlari.tv.tr">temizlik oyunu</a> çocuklar arasında baya çok sevildi bende özellikle çocukların sevdiği siteleri aradığım için sizlere en güzel oyunları sunan en güzel oyun anlatımları ile sizlere kolaylık sağlayan site bulmaya çalıştım. Çok aradım fakat böyle bir site denk geldi bende sizlere hemen bu siteyi tanıtmak ve sizlerin oyun keyfine katkı sağlamak için bu siteyi çok sevdiğiniz sihirli lamba isimli sitemizde tanıtarak bilgilendirmek istedim.<span id="more-1837"></span></p>
<p>Evet çocuklar merakla sitenin adresini beklediğinizi biliyorum ama site hakkında biraz daha konuşarak sizlerin ailelerine de biraz bilgi vermek istedim bu sayede sizin <a title="temizlik oyunları oyna" href="http://www.temizlikoyunlari.tv.tr/temizlik-oyunlari">temizlik oyunları oyna</a> manıza karışmazlar değil mi? Evet aile bireyleri bu vereceğim site de hem çocuklara hitap eden bir tasarımı olması nedeniyle hem de içeriklerinde ki bulunan reklam kirlilikleri olmaması nedeniyle sizin çocuğunuza uygun güvenebileceğiniz ve çocuğunuza oyun oynarken aynı anda zarar vermeyecek nadir sitelerden birisi olduğunu hatırlatarak içinizi rahatlatmak istedim. Özellikle bazı babalar internet faturalarının kabaracağına inanırlar fakat bu sitede kotanızı pek dolduracak birşey olmadığı için o endişenizin yersiz olduğunu belirtmek isterim.</p>
<p>http://www.temizlikoyunlari.tv.tr adresine girip çocuğunuza istediği oyunu seçin ve bırakın çocuğunuz oyunun zevkini yaşasın.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/xj0Ri00I0jM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/temizlik-oyunlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/temizlik-oyunlari.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Nasrettin Hocanın Kılıcı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/X7ejgBn9qe4/nasrettin-hocanin-kilici.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/nasrettin-hocanin-kilici.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 May 2012 18:59:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[nasreddin hoca masalı]]></category>
		<category><![CDATA[Nasrettin hoca]]></category>
		<category><![CDATA[nasrettin hoca masalları]]></category>
		<category><![CDATA[nasrettin hocanın kılıcı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1833</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar sizlere küçüklükten beri anlatılan masallardan birisi de Nasrettin hoca masalları dır. Bu yüzden ona karşı duyduğunuz bazen sempatik duygular vardır belkide. Şimdide size Nasrettin Hoca&#8217;nın Kılıcı masalını anlatacağım ve bu masal sizlere çok güzel bir hikaye anlatmak istiyor aslında. Nasreddin Hoca zamanında, Akşehir´de silah taşıma yasağı ilan edilmiş. Hoca da bir kılıç kuşanıp, sokağa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1834" title="nasreddin_hoca" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/nasreddin_hoca-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Çocuklar sizlere küçüklükten beri anlatılan masallardan birisi de Nasrettin hoca masalları dır. Bu yüzden ona karşı duyduğunuz bazen sempatik duygular vardır belkide. Şimdide size Nasrettin Hoca&#8217;nın Kılıcı masalını anlatacağım ve bu masal sizlere çok güzel bir hikaye anlatmak istiyor aslında.</p>
<p>Nasreddin Hoca zamanında, Akşehir´de silah taşıma yasağı ilan edilmiş. Hoca da bir kılıç kuşanıp, sokağa çıkmış. Bu işin kontrolü ile vazifeli memur, onu bu şekilde görünce yanına yaklaşıp: — “Neden böyle kılıçla dolaşıyorsun?” diye sormuş.Hoca:<br />
— “Bu kılıç, medresede, kitaplardaki yazı hatalarını düzeltmeye yarar” cevabını verince, memur alaylı alaylı:<br />
— “O işi küçük bir çakı da görür, bu biraz büyük değil mi?” demiş. Bunun üzerine Hoca:<span id="more-1833"></span><br />
— “Efendi efendi!” sen ne diyorsun, bazan öyle büyük hatalar oluyor ki, bu bile küçük geliyor” cevabını vermiştir.<br />
Tabii ki Nasreddin Hoca böyle söylemekle, ilmin ve ilim ehlinin önemini dile getirip, eğer ilim ehli doğruyu öğrenmez ve öğretmezse, cemiyetin karışacağını, hatta bu sebeple savaş bile çıkacağını bildirmiştir.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/X7ejgBn9qe4" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/nasrettin-hocanin-kilici.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/nasrettin-hocanin-kilici.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Keloğlan ve Sazı Masalı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/8AHZnbFyvZM/keloglan-ve-sazi-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/keloglan-ve-sazi-masali.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 May 2012 18:56:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[keloğlan masalı]]></category>
		<category><![CDATA[Keloğlan Masalları]]></category>
		<category><![CDATA[keloğlan ve sazı]]></category>
		<category><![CDATA[keloğlan ve sazı masalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1828</guid>
		<description><![CDATA[Çocukların hatta yetişkinlerin bile bazen okuduğu keloğlan masalları olan masallardan bir tanesini yazacağım şimdi size sonuna kadar okuyun ki masal da anlatılmak istenen asıl ana konuyu anlayın böylece onu başkalarına da anlatın. Bir varmış, Bir yokmuş Evel zamanların birinde bir Keloğlan, keleş Oğlan varmış.. Anasıyla beraber köyde fakirane bir hayat sürerlermiş.. Fakirlik adeta yazgılarıymış. Onca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1829" title="keloglan-masali" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/keloglan-masali-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Çocukların hatta yetişkinlerin bile bazen okuduğu <strong><a title="keloğlan masalları" href="http://www.sihirlilamba.com">keloğlan masalları</a></strong> olan masallardan bir tanesini yazacağım şimdi size sonuna kadar okuyun ki <a title="masal" href="http://www.sihirlilamba.com">masal</a> da anlatılmak istenen asıl ana konuyu anlayın böylece onu başkalarına da anlatın.</p>
<p>Bir varmış, Bir yokmuş Evel zamanların birinde bir Keloğlan, keleş Oğlan varmış.. Anasıyla beraber köyde fakirane bir hayat sürerlermiş..</p>
<p>Fakirlik adeta yazgılarıymış.</p>
<p>Onca yıl, anası bu fakirlikten kurtulmak için çok uğraşmış, ama, bir türlü kurtulamamış.</p>
<p>Keloğlan ne mi yaparmış?<span id="more-1828"></span></p>
<p>Birkaç keçi ile bir de eşeği varmış. işte her gün, gün doğarken eski püskü evinden çıkar, meralara, çayırlara uzanır, eşeği ve keçilerini bir güzel doyurduktan sonra, türkülerle, şarkılarla evine dönermiş.</p>
<p>Keloğlan’ın arkadaşları, kendisini her gördükle rinde:</p>
<p>- Yaşlı kadının Keloğlan’ı, eşeğinin bile yoktur palanı, diyerek dalga geçerler, bir de kahkahalarla kendilerinden geçerlermiş.</p>
<p>Her keresinde, şikayet dilli olarak, bütün bunları anasına aktarınca, işittiği sözler ekseriya şöyle olur muş:</p>
<p>- A benim biricik oğulcuğum, ne yapalım? Bizim de kaderimiz böyleymiş. Gelen giden ne olsa söyler. İnsanların ağzı torba değil ki büzeyim. Üzme tatlı canını, hem de bu ihtiyar ananı.</p>
<p>Keloğlan, bu sözlere itiraz etmiş:</p>
<p>- Hayır ana, arkadaşlarımın lafları çok dokunu yor bana. Yarından tezi yok ineceğim kasabaya. iş bulacağım kendime, çok para kazanıp döneceğim evime. Görsünler neymiş Keloğlan…</p>
<p>Ne yapsın, ne desin anası:</p>
<p>- Peki oğlum, madem öyle düşündün. Bildiğin gibi yap, ama, beni de unutma. Yolun açık olsun.</p>
<p>Vurmuş kasabaya Keloğlan. Tuvalete gitmiş, bekçinin yerinde olmadığını görmüş. Fırsatı değerlendirmiş. Gelenlerden aldığı parayı cebine atmış. On beş kuruş, para kazanmış. Bir miktar yiyecek ve yün almış. Evine gelmiş.</p>
<p>- Ana, demiş, işte yiyecekler. Şu da yün. Eğir, çorap yap, satayım.</p>
<p>Şikayetlenmiş anası:</p>
<p>- Gözlerim görmez oldu Keloğlanım. Yapamam, anla beni.</p>
<p>Tabii, nihayet anası. Susmuş.</p>
<p>Hâlâ arkadaşları takılırlarmış.</p>
<p>- Yaşlı ködının Keloğlan’ı, eşeğinin bile yoktur palanı.</p>
<p>Bu gibi laflara, artık daha Fazla dayanamayan Keloğlan, ne yapıp edip, şu fakirlik belasından kurtulmaya yemin etmiş. Birçok plan, program yapmış, amma bunların hemen hepsi kocaman birer hayalmiş.</p>
<p>Bir akşam köyde bir düğün varmış.</p>
<p>Keloğlan anasından izin alıp düğüne gitmiş.</p>
<p>Bir delikanlı, elinde sazı çok güzel türküler söylermiş. Halk adeta keyfinden yerlere yatarmış. Türküler bitmiş, herkes delikanlıya bahşiş vermiş. Bir bohçayı dolduran delikanlı, bu türkülerin üstüne bir türkü da ha söylemiş.</p>
<p>Keloğlan, bayılmış bu işe.</p>
<p>Bu sazcı gibi saz çalıp türkü söylemeye heveslenmiş.</p>
<p>Böylece çok bahşiş atıp anası ile birlikte fukaralığa son vermek istermiş. Önce, bir saz gerekiyor tabii. Parası yokmuş ki, gidip bir saz alsın. Arkadaşı yokmuş ki ödünç istesin. Dedesinden kalma bir dut ağacı varmış. En kalın dalını kesmiş, götürmüş bir saz ustasına.</p>
<p>- Ustam, demiş, büyük hayır alırsın, bana bir saz yap, işte dut dalı.</p>
<p>- Önce para, önce para Keloğlan, diye söylenmiş adam.</p>
<p>- Yok, karşılığını vermiş bizimki.</p>
<p>- Öyleyse, benden de saz yok, hadi yaylan bakalım, diyerek, sözünü bağlamış adam.</p>
<p>Lakin, kafayı bir kere takmış ya Keloğlan, üstelemiş.</p>
<p>- Bir sazlık dal getireyim sana, olur mu?</p>
<p>- Hah demiş, kelini şimdi çalıştırdın, beni de razı ettin. Sazını üç gün sonra gel ol. Ama gelirken de bir sazlık dut dalı getirmeyi unutma, yoksa avucunu yalarsın.</p>
<p>Hoplaya zıplaya çıkıp gitmiş Keloğlan, şimdiden eline aldığı değneklerle saz çalma provaları yaparmış. Üç gün sonra, dut dalını da alıp saz ustasının dükkanına varmış. Ama saz çalmayı bilmediği için, yalvarmış.</p>
<p>- Ey ünlü sazcı, gel de bana acı. Budur derdimin ilacı, hem de başımın tacı. Kurbanın olam senin, şu sazı öğret…</p>
<p>Usta</p>
<p>- Ulan Keloğlan, iyi günüme denk geldin, illaki beni mecbur ettin… Otur bakayım şuraya, demiş ve tarif etmiş.</p>
<p>Saz çalmayı kısa sürede öğrenen Keloğlan, her sabah önüne kattığı keçileri ve eşeğiyle akşamlara kadar saz çalıp, türkü söylermiş. Tın tın tellere vurur, hop oturur hop zıplarmış.</p>
<p>Fakat henüz köylüleri, onun ne güzel saz çalıp, türkü söylediğini bilmezlermiş. Bu nedenle hep alay ederlermiş.</p>
<p>Keloğlan, böyle söyleyenlere şöyle dermiş:</p>
<p>Gülün ey insanlar siz gülün<br />
Ne getireceği belli olmaz yarınki günün<br />
Gülün ey insanlar siz gülün<br />
İyi bir saz ustası olayım da görün.<br />
Sabrın elinden ne kaçabilir!.</p>
<p>Keloğlan, artık yavaş yavaş düğünlere gitmeye, saz çalıp türkü söylemeye başlamış.</p>
<p>Hâlâ ciddiye almayanlar varmış. Onlara da şöyle demiş:</p>
<p>Alay etmeyin öyle benimle<br />
İşim olmaz artık sizinle<br />
Sazımı alacağım bakın elime<br />
Paraları atacaksınız cebime.</p>
<p>Yine kahkahalar, köyün semalarında dalgalanmış. Buna sinirlenen keloğlan, almış sazı eline, vurmuş yanık teline.</p>
<p>Ben bir garip Keloğlanım<br />
Eşeğimin yok palanı<br />
Varım yoğum doğruluktur<br />
Hiç de sevmem ben yalanı.</p>
<p>Tabii, bir süre sonra bahşişler gelmeye başlamış. Cepleri almaz olmuş.</p>
<p>Doğru anasına koşmuş. Anası nasıl sevinmesin ki…</p>
<p>Böyle düğünlere gide gide, artık ünlü bir türkücü ve sazcı olmuş Keloğlan.</p>
<p>Anası bir gün,</p>
<p>- Ah Keloğlanım, görüyorsun artık perişanım, demiş. Gözlerim görmez, ellerim tutmaz oldu. Ocağımızda bir gelin olsa da, ben bir kenara çekilsem. Ha! Ne dersin dazlak kafalı oğlum?</p>
<p>Keloğlan acımış anasına.</p>
<p>- Benim öyle biri aklımda yok ana, senin varsa söyle, demiş.</p>
<p>Anası bir kızı önermiş:</p>
<p>- Küpçü Ali’nin kızı tam bize göre…</p>
<p>- Olmaz ana, diye karşı çıkmış oğlu, olmaz. Küpçü Ali çulsuzun biri. O dediğin kızı kendime karı, sana gelin yapmayacağım.</p>
<p>Anası, boynunu bükmüş:</p>
<p>- Ah saf oğlanım, vah Keloğlanım! Zengin kapısı bize açılmaz. Bırak bu ham hayali, görüyorsun işte bu halimi.</p>
<p>Ne yapsın Keloğlan, anasından geçememiş.</p>
<p>- Peki, sırf seni kırmamak için, ses çıkarmıyorum. Nasıl biliyorsan öyle olsun.</p>
<p>Kadıncağız belini tuta tuta gitmiş, Küpçü Ali’nin kapısını tıklatmış.</p>
<p>- Allah’ın emri, peygamberin kavli ile kızını oğluma eş, kendime gelin yapmaya geldim, demiş.</p>
<p>Küpçü Ali, kötü kötü sırıtmış.</p>
<p>- Bak sen bizim Keloğlan’ın anasına. Var git işine be kadın. Yemeye ekmeğiniz yok, bir de gelmişsin kapıma kız istiyorsun.</p>
<p>Bu sözleri kapı aralığından dinleyen kız, çok üzülmüş. Çünkü bir düğünde saz çalıp türkü söylerken gördüğü Keloğlan’a aşıkmış. Ama, hiçbir şey diyememiş, çünkü babasından çok korkarmış.</p>
<p>Kadın, evine dönünce halinden anlamış oğlu ve konuşmuş.</p>
<p>- Ana ne bu halin, vermedi mi yoksa kızını Küpçü Ali?</p>
<p>Ağlamış ihtiyar kadın:</p>
<p>- Kovdu beni, sen önce yemeye ekmek bul, dedi.</p>
<p>Keloğlan, bu olaya üzülmemiş doğal olarak. Fakat, zenginlik neymiş, nasıl olurmuş, gösterecekmiş Küpçü Ali’ye.</p>
<p>Eşeğini çıkarmış ahırdan, sazını vurmuş omzuna, öpüp anasının ellerinden, duasını almış.</p>
<p>Eşeğine binip yollara düşmüş..</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/8AHZnbFyvZM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/keloglan-ve-sazi-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/keloglan-ve-sazi-masali.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Gökten Düşen Üç Elma</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/0lP5Hy_1cVQ/gokten-dusen-uc-elma.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/gokten-dusen-uc-elma.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 May 2012 18:50:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[3 elma]]></category>
		<category><![CDATA[3 elma düştü]]></category>
		<category><![CDATA[gökten üç elma düştü]]></category>
		<category><![CDATA[üç elma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1825</guid>
		<description><![CDATA[Masalların sonlarında bazen de başlarında kullanılan gökten 3 elma düştü cümlesinin masalını anlatacağız iyi okuyun ve öğrenin belki merak etmişsinizdir çocuklar. Ayrıca diğer masallarımızı okumayı unutmuyorsunuz değil mi? Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde pireler kalbur saman içinde, ben anamın beşiğin tıngır mıngır sallar iken bir memleketin birinde, iyiler iyisi bir padişah varmış. Her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1826" title="uc_elma" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/uc_elma-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Masalların sonlarında bazen de başlarında kullanılan gökten 3 elma düştü cümlesinin <strong><a title="masal" href="http://www.sihirlilamba.com">masal</a></strong>ını anlatacağız iyi okuyun ve öğrenin belki merak etmişsinizdir çocuklar. Ayrıca diğer masallarımızı okumayı unutmuyorsunuz değil mi?</p>
<p>Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde pireler kalbur saman içinde, ben anamın beşiğin tıngır mıngır sallar iken bir memleketin birinde, iyiler iyisi bir padişah varmış. Her şeyi varmış, ama hiç çocuğu yokmuş. Yaşı ilerledikçe, bu yüzden kederi artıyormuş…</p>
<p>Bir gün akıllı bir pir-i fani, padişahın derdini öğrendikten sonra, “kolayı var” demiş. “Siz şimdi bir bahçe yaptırın, içinde güller, çiçekler, havuzlar, daha neler neler olsun”…Padişah, bir bahçe yaptırdı ki dillere destan . Ama gel gelelim, ne evlat var ne de bir müjdeli haber…<span id="more-1825"></span>Bu sefer de kafası iyice bozulur ve başlar bahçeyi dağıtmaya…Ezer, çiğner, dağıtır. Hanımı güç bela, yalvar yakar durdurabilmiş. Zaten hanımı, bahçe yapıldığı günden beri bahçeden çıkmazmış. Ağaçlarla, konuşurmuş. Bu hallere daya­namayan yaşlı bir elma ağacı dile gelmiş: “Benim filizlerimden al, dik. Bir gün sana elma verir. Yarısını sen ye, yarısını da padişaha ye­dir.” demiş.<br />
Kadın filizi dikmiş, fidan olmuş, ağaç olmuş. Yedi yıl geçmiş, bir elma vermiş. Elma da elma hani; bir yanı al, bir yanı beyaz. Kadıncık durur mu? Almış elmayı, bölmüş elmayı. Yarısını ken­disi yemiş, yarısını da padişaha yedirmiş. Aradan geçmiş dokuz ay, on gün, Nur topu gibi bir oğulları olmuş..</p>
<p>Kurulmuş meydan, çalmış davullar… Kırk gün, kırk gece olmuş oyunlar..</p>
<p>Gökten uç elma düştü… Kimin ne muradı varsa onun başı­na…</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/0lP5Hy_1cVQ" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/gokten-dusen-uc-elma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/gokten-dusen-uc-elma.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Aslan ile Çakal</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/jx5CzOuNups/aslan-ile-cakal.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/aslan-ile-cakal.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 May 2012 16:54:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[aslan ile çakal]]></category>
		<category><![CDATA[aslan ile çakal masalı]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1814</guid>
		<description><![CDATA[Bu masalımızda bir aslanın ve çakalın yaşadığı hikayeyi anlatacağız. Sıkılmayıp sonuna kadar okursanız eğleneceğinize ve eğlenirken öğreneceğinize de inanıyorum. Masallar hep çocuklara bir şeyi öğretmek için yazılır ve onu amaçlar. Diğer masallarımızı da okuyup birşeyler öğrenebilir ve masal okumaktan sıkılırsanız sitemizdeki başka şeyler ile de eğlenebilirsiniz. Aslanla çakal arkadaş olmuşlar. Dağda bayırda geze geze yorulmuşlar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1815" title="aslan masalı" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/aslan-masalı-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Bu masalımızda bir aslanın ve çakalın yaşadığı hikayeyi anlatacağız. Sıkılmayıp sonuna kadar okursanız eğleneceğinize ve eğlenirken öğreneceğinize de inanıyorum. Masallar hep çocuklara bir şeyi öğretmek için yazılır ve onu amaçlar. Diğer masallarımızı da okuyup birşeyler öğrenebilir ve <strong><a title="masal" href="http://www.sihirlilamba.com">masal</a></strong> okumaktan sıkılırsanız sitemizdeki başka şeyler ile de eğlenebilirsiniz.</p>
<p>Aslanla çakal arkadaş olmuşlar. Dağda bayırda geze geze yorulmuşlar, acıkmışlar.</p>
<p>Aslan demiş ki:</p>
<p>— Çakal kardeş, bu böyle olmayacak. İyisi mi, bir av yapalım da karnımızı doyuralım.</p>
<p>Neyse bunlar av peşinde dolaşırken, çayırda otlamakta olan yılkı atlarına rast gelmişler.<span id="more-1814"></span></p>
<p>Aslan:</p>
<p>— Tamam çakal kardeş, ben gideyim de şu yılkıdan bir at avlayayım da karnımızı doyuralım. Ama avlanmadan önce benim kızışmam gerekir.</p>
<p>— Peki, ama aslan kardeş, sen nasıl kızışırsın? Aslan durduğu yerde gerinmeye, titremeye başlamış ve çakala dönerek:</p>
<p>— Bak bakalım çakal kardeş, gözlerim kanlandı mı? demiş.</p>
<p>Çakal bakmış:</p>
<p>— Evet aslan kardeş, gözlerin kanlanmış demiş.</p>
<p>Aslan:</p>
<p>— Tamam öyleyse. Seyret bak, atı nasıl avlayacağım.</p>
<p>Aslan kükreye kükreye atın yanına varıp, bir pençe atmış. At pençeyi yer yemez, yere yığılıp kalmış. Aslanla çakal kendilerine güzel bir ziyafet çekerek, karınlarını doyurmuşlar.</p>
<p>Eh, gün geçmiş, zaman geçmiş; bizim iki kafadar yeniden acıkmışlar. Yine bir yılkıya rast gelmişler. Bu sefer çakal konuşmuş:</p>
<p>—Aslan kardeş, geçen sefer karnımızı sen doyurdun. Bu sefer avlanmak sırası bende. Hem senin nasıl avlandığını da gördüm. Ben de senin yaptığın gibi kızışıp, av yapacağım.</p>
<p>Aslan sesini çıkarmamış.</p>
<p>Çakal aynı aslanın yaptığı gibi gerinmeye ve titremeye başlamış ve:</p>
<p>— Bak bakalım aslan kardeş, gözlerim kanlandı mı? demiş.</p>
<p>Aslan bakmış:</p>
<p>— Çakal kardeş, gözlerin kanlanmamış demiş.</p>
<p>— Yahu boşver sen onu; kanlanmış de.</p>
<p>— Eh, madem öyle dememi istiyorsun; peki öyleyse: Kanlanmış.</p>
<p>— Tamam öyleyse. Seyret bak, atı nasıl avlayacağım.</p>
<p>Çakal o hışımla, uluyarak atın yanına bir varış varmış ama at buna bir çifte atmış. Zavallı çakalın gözleri kan çanağına dönmüş. Çakalın başına gelenleri uzaktan seyreden aslan, çakalın yanına yaklaşmış ve:</p>
<p>— Şimdi gözün kanlanmış işte çakal kardeş demiş.</p>
<p>Çakala, geçenlerde ormanda rastladım. Baktım gözleri hala mosmor zavallının.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/jx5CzOuNups" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/aslan-ile-cakal.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/aslan-ile-cakal.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>İhtiyar Balıkçı ile Kaya Balığı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/pFdtpMsQWDc/ihtiyar-balikci-ile-kaya-baligi.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/ihtiyar-balikci-ile-kaya-baligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 May 2012 16:48:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[İhtiyar Balıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyar balıkçı ile kaya balığı]]></category>
		<category><![CDATA[kaya balığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1811</guid>
		<description><![CDATA[Evet çocuklar bu yazımızda sizlere ihtiyar bir balıkçının macerasını masal olarak anlatacağız. Beğeneceğinizden ve çok şey öğreneceğinizden eminim. Dikkatli okuyun ve ne öğüt veriyor iyi anlayın gelecek hayatınızda ve şimdi bile lazım olacak öğütler öğrenebilirsiniz. Bu arada diğer masallarımızı da okumayı unutmayın olur mu? Bir varmış, bir yokmuş. Bu dünyada insanlar, denizlerdeki kumlardan da çokmuş. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1812" title="ihtiyar_balikci_masal" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/ihtiyar_balikci_masal.jpg" alt="" width="150" height="150" />Evet çocuklar bu yazımızda sizlere ihtiyar bir balıkçının macerasını masal olarak anlatacağız. Beğeneceğinizden ve çok şey öğreneceğinizden eminim. Dikkatli okuyun ve ne öğüt veriyor iyi anlayın gelecek hayatınızda ve şimdi bile lazım olacak öğütler öğrenebilirsiniz. Bu arada diğer masallarımızı da okumayı unutmayın olur mu?</p>
<p>Bir varmış, bir yokmuş. Bu dünyada insanlar, denizlerdeki kumlardan da çokmuş. Evvel zaman içinde, memleketin birinde, bir padişahın oğlu varmış. Bu prens de çok yakışıklıymış. Yakışıklılığı, çok uzak diyarlarda bile bilinirmiş. Genç kızlar, prensi bir kere olsun görebilmek için, gözlerini kırpmadan tüm zorluklara katlanırlarmış.</p>
<p>Prensin yakışıklılığı haberi, en sonunda karanlıklar ülkesine de ulaşmış. Padişahın oğlunun dillere destan yakışıklılığı, karanlıklar ülkesinin cadı prensesini meraklandırmış. Cadı prenses: “Böyle bir güzellik olsa olsa benim hakkımdır” diyerek yeryüzüne çıkıp, yakışıklı prensin sarayına varmış. Yakışıklı prensi görür görmez, ona vurulmuş. Vurulmuş ama prens, çevresinde o kadar güzel kız varken, hiç dönüp de cadı prensese bakar mı? Cadı prenses, yakışıklı prensin kendisiyle ilgilenmemesine çok kızmış ve onu, iri bir kayabalığına çevirivermiş.<span id="more-1811"></span></p>
<p>Yakışıklı prensin aniden ortadan kaybolması, memleketi yasa boğmuş. Nice genç kızlar, siyah matem elbiselerini giyerek yas tutmaya başlamışlar.</p>
<p>Kayabalığı prens, kimi zaman denizde, kimi zaman kıyıdaki kayalıklarda yaşayarak, günlerini geçirmeye başlamış.</p>
<p>Günlerden bir gün, fakir bir ihtiyar deniz kıyısına inerek, oltasını suya bırakmış. Eh! Balıkçılıkta hüner, sabırla balığın gelmesini beklemektir. İhtiyar da beklemeye başlamış. Bekle, bekle, bekle… Aradan saatler geçmiş, tek bir balık bile oltasına dokunmamış. “Eyvah! Bu gün de aç kalacağım. Zaten kaç gündür boğazımdan bir lokma yiyecek geçmedi. Bu gidişle açlıktan öleceğim.” diye kendi kendine söylenirken, aniden oltasının ucu titremeye başlamış. Hemen misinaya asılıp, çekmeye başlamış. Oltanın ucunda, çıka çıka bizim horozbina prens çıkmasın mı! İhtiyar balıkçı: “İşte talihim döndü. Bu kayabalığını yersem, açlıktan kurtulurum” diye sevinirken, kayabalığı prens dile gelmiş:</p>
<p>— Ey insanoğlu! Sen beni yakaladın. Şimdi senin elindeyim. Beni yeniden denize salarsan, senin üç dileğini yerine getirir, mutlu olmanı sağlarım ama sen de son dileğin de olduktan sonra, beni yüzgeçlerimden öpmelisin. Çünkü ben de senin gibi bir insanoğluydum. Karanlıklar prensesi cadıya karşı geldiğim için, beni cezalandırıp balığa dönüştürdü. Benim yeniden insan olabilmem için, senin üç dileğini yerine getirmem, senin de beni yüzgeçlerimden öpmen gerekir demiş. Bu sözleri duyan ihtiyar balıkçı: “Ben bu kayabalığını yesem, elime ne geçecek? Yarın gene aç kalmayacak mıyım? İyisi mi, ben bu kayabalığından üç istekte bulunayım” diye düşünmüş ve kayabalığı prense:</p>
<p>— Bana öyle bir saray yap ki, duvarları altından, kapıları zümrütten, camları pırlantadan olsun demiş.</p>
<p>— Hay hay! Bu ilk isteğini hemen yerine getireceğim.</p>
<p>— İyi ama diğer isteklerimi bildireceğim zaman, ben seni nerede bulacağım? -</p>
<p>— Sen hiç merak etme. Sen ne zaman deniz kıyısına gelirsen, ben burada olacağım.</p>
<p>İhtiyar balıkçı ağır aksak adımlarla gecekondusuna dönmüş ama gecekondusunun yerinde yeller esmekteymiş. Onun yerinde öyle bir saray duruyormuş ki, anlatmaya kelimeler yetmeyecek güzellikte imiş bu saray. İhtiyar balıkçı, sevinçten az daha aklını oynatacakmış. Sabaha kadar gözüne uyku girmemiş.</p>
<p>Sabah olunca, doğru deniz kıyısına yollanmış ve:</p>
<p>— Kayabalığı, kayabalığı! diye seslenmiş. Kayabalığı prens, hemen başını sudan çıkartmış:</p>
<p>— Ee dedecik, bu kadar erken geldiğine göre, ikinci dileğini de yerine getirmemi isteyeceksin herhalde.</p>
<p>— Doğru söyledin kayabalığı. Evet, çok güzel bir sarayım oldu ama bu ihtiyar halimle, ben bu sarayı ne yapayım? Sen en iyisi beni gençleştir ki, ben de sarayımda yaşamanın keyfini çıkarayım.</p>
<p>Kayabalığı suya dalarak, gözden kayboluvermiş. İhtiyar balıkçı çaresiz sarayının yolunu tutmuş ama gençleştiği falan yok. Kuşku içinde “acaba bu kayabalığı beni kandırdı mı?” diye düşünerek, sarayının kapısına varmış. Kapının som altından olan tokmağını tuttuğu anda, aklaşmış saçları siyahlaşmaya, buruşmuş derileri gerilmeye, eğrilmiş kemikleri doğrulmaya başlamış. Kapıyı kapatıp sarayına girdiğinde, on sekiz yaşında bir delikanlı oluvermiş. Sarayın merdivenlerini dörder dörder inip çıkmaya; sarayın salonunda, durup dinlenmeden taklalar atmaya başlamış.</p>
<p>Ertesi sabah, yüzünü bile yıkamadan, -yüzünü yıkamış olsa, daha iyi ederdi bence- soluğu deniz kıyısında alıp, kayabalığına seslenmiş. Daha o son heceyi bitirmeden, kayabalığı kıyıya yanaşmış:</p>
<p>— Buradayım, telaşlanma. Hadi son dileğini söyle de, ben de özgürlüğüme kavuşayım demiş.</p>
<p>— Üçüncü dileğim: Bu saraya layık, genç ve güzel bir kızla evlenmektir.</p>
<p>— Üçüncü dileğini de yerine getirmek, benim için mutluluk olacaktır. Ancak bu dileğin gerçekleştikten sonra, sakın ha bana verdiğin sözü unutayım deme. Yoksa ben bu uçsuz bucaksız denizin içinde, sonsuza kadar kayabalığı olarak kalakalırım.</p>
<p>Eski ihtiyar balıkçı –artık genç tabii- koşarak, atlayarak sarayının yolunu tutmuş. Tutmuş ama daha saraya varmadan, bir gürültü, bir kalabalık ki… Sormayın gitsin. Meğerse o memleketin padişahı, kızını bizim balıkçıya vermek için, halkla beraber yollara düşmüş. Padişah balıkçıyı görünce:</p>
<p>— Bak delikanlı! Bu genç yaşında, benim sarayımdan güzel bir saraya sahip olmuşsun. Bu kadar büyük ve değerli bir sarayda, genç bir delikanlının yalnız başına yaşaması yakışık olmaz. Sen de uygun bulursan, seni kızımla evlendirmek isterim. Hem artık ben de yaşlandım. Benim yerime padişah olursun. Bana sarayında bir odacık verirsen, doğacak torunlarımla güler oynar; ömrümü tamamlarım diye konuşmuş. Aman! Körün aradığı bir göz! Balıkçı, padişahın teklifini hemen kabul edivermiş.</p>
<p>Padişah düğünü olur da, iki üç günde biter mi hiç? Kırk gün kırk gece davullar vurulmuş. (Ben o düğüne gidemedim. Oh olsun! Annemin sözünü dinlemeyip, terliyken su içtim; hastalandım. Mahallenin bütün çocukları gittiler tabii düğüne. Kıskançlıktan, az daha çatlayacaktım anlayacağınız.) Neyse, o düğün telaşı içinde bizim balıkçı damat, kayabalığına verdiği sözü unutmuş. Bu arada da düğünün son gününe, yani kırkıncı gününe gelinmiş.</p>
<p>O memlekette de adetmiş: Düğünün son günü, balık biçiminde bir pasta yapıp damada yedirmeden, damatla gelinin yan yana gelmelerine izin vermezlermiş. Balıkçı pastadan balığı görünce, kayabalığına, ona verdiği sözü hatırlamış ve:</p>
<p>— Aman, Allah’ını seven beni tutmasın. Benim hemen deniz kıyısına gitmem gerek. Beni bırakmazsanız, ben gelinle bir araya gelmem diye sağdıçlarına seslenmiş. Ee sağdıçlar da ne yapsın şimdi? Ne de olsa padişahın damadı. Mecburen balıkçının deniz kıyısına gitmesine ses çıkaramamışlar.</p>
<p>Balıkçı koşa koşa deniz kıyısına varıp seslenmiş. Daha son hecesini tamamlamadan, kayabalığı kıyıya yanaşıvermiş. Balıkçı, kayabalığını tuttuğu gibi yüzgeçlerinden öpüvermiş. O anda kayabalığı, dünya yakışıklısı bir delikanlıya dönüşüvermiş. Balıkçı, dünya yakışıklısı genci yolcu etmiş. Kendisi de, hemen gelinin yanına koşmuş.</p>
<p>Yakışıklı prens az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. En sonunda memleketine ulaşıvermiş. Onun geldiğini haber alan bütün genç kızlar, yas giysilerini atıp, sarayın önünde toplanmışlar. Yakışıklı prens ne yapsın şimdi? Birinden birini seçse, diğerleri üzülecek. Hemen bir elma alarak sarayın penceresine çıkmış:</p>
<p>— İçinizden hanginizi seçersem, diğerleri üzülecek. En iyisi, biz bu seçimi şansa bırakalım. Elimdeki elma kime değerse, ben onunla evleneceğim. Anlaştık mı? Bütün kızlar tek bir ağızdan yanıt vermişler:</p>
<p>— Anlaştık! Yakışıklı prens, elmayı kalabalığa doğru fırlatmış…</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/pFdtpMsQWDc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/ihtiyar-balikci-ile-kaya-baligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/ihtiyar-balikci-ile-kaya-baligi.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Hiç Hiç Masalı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/Z47bdtcQ0oI/hic-hic-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/hic-hic-masali.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 May 2012 08:45:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[hiç hiç masalı]]></category>
		<category><![CDATA[hiç masalı]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1803</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili çocuklar isminden de belli olduğu gibi hiç masalı çok ilginç bunu okuyun ve fikrinizi yorum olarak yazın ki beğenip beğenmediğinizi anlayalım. Ayrıca masal denilince akla hep hayvanlar, insanlar gelmesin başka türde yazılmış masallarda vardır mesela bu masalımız bir türk masallarından birisidir. Bu arada diğer masallarımızda okumayı unutmayın tamam mı? Bir varmış bir yokmuş. Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1804" title="hiç masalı" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/hiç-masalı.jpg" alt="" width="150" height="150" />Sevgili çocuklar isminden de belli olduğu gibi hiç masalı çok ilginç bunu okuyun ve fikrinizi yorum olarak yazın ki beğenip beğenmediğinizi anlayalım. Ayrıca <strong><a title="masal" href="http://www.sihirlilamba.com">masal</a></strong> denilince akla hep hayvanlar, insanlar gelmesin başka türde yazılmış masallarda vardır mesela bu masalımız bir türk masallarından birisidir. Bu arada diğer masallarımızda okumayı unutmayın tamam mı?</p>
<p>Bir varmış bir yokmuş. Bir yaşlı nineciğin evinde şeker varmış, un varmış da tuz yokmuş. O zamanlarda tuzun adı “hiç hiç”miş. Ne yapsın ninecik? Bir sakar torunundan başka kimi kimsesi de yokmuş. Kasaba ise epeyce uzakmış. Uzak olunca, yaşlı ninecik torununu göndermekten başka çare bulamamış.<span id="more-1803"></span></p>
<p>— Aslan torunum benim! Kasabaya gidiver de bir kilo hiç hiç alıver demiş. Neyse, o günün parasıyla birkaç akçe vererek, torununu kasabaya yollamış.</p>
<p>Sakar torun ne alması gerektiğini unutmamak için, hiç hiç diye bağıra bağıra kasabaya doğru koşmaya başlamış. (İnanır mısın gıdışım, çocukken ben de öyleydim. Annem bakkala bir şeyler almaya gönderdiğinde, illa ki alacaklarımdan birini almadan dönerdim. Alacaklarımı unutmamak için de sürekli sayıklardım içimden.) Hiç hiç, hiç hiç, hiç hiç…</p>
<p>O hiç hiç diye bağıradursun, yolu, deniz kenarında ağ çekmekte olan balıkçılara rast gelmiş. Sakar oğlan: Hiç hiç, hiç hiç diye bağırınca, kaptan bunu çağırmış ve ensesinin köküne şamarı patlatmış. Şamarı yiyince feleği şaşmış zavallının. Korkarak:</p>
<p>— Yahu amca niye vurdun bana? diye sormuş.</p>
<p>—Bir de soruyor musun? Biz denizden balık çekiyoruz. Sen, hiç hiç diye bağırıyorsun.</p>
<p>— Ya ne demem lazım?</p>
<p>— Beşer onar, beşer onar desene.</p>
<p>Ee kaptan öyle söyleyince, bizim sakar oğlan hiç hiç demeyi bırakıp, beşer onar, beşer onar demeye başlamış bu sefer.</p>
<p>Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Yolu, bir mezarlığın önüne düşmüş. Bu gene: Beşer onar, beşer onar diye bağırınca, mezarlığa cenaze getirenler tabutu bırakıp, sakar oğlanı yakalamışlar. Öyle dövmüşler ki, sakar oğlanın gene feleği şaşmış.</p>
<p>— Yahu bana niye vuruyorsunuz? diye sormuş.</p>
<p>— Az bile vurduk. Biz mezarlığa cenaze getiriyoruz. Sen tutmuş: Beşer onar, beşer onar diye bağırıyorsun.</p>
<p>— Ya ne demem lazım?</p>
<p>— Allah rahmet eylesin diyeceksin. Tamam mı?</p>
<p>—Tamam.</p>
<p>Bizim sakar oğlan hiç hiç demeyi unuttuğu gibi, beşer onar demeyi de unutmuş. Bu sefer: Allah rahmet eylesin, Allah rahmet eylesin diye bağırmaya başlamış.</p>
<p>Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Yolu, koyun sürüsünün önüne çıkmış. Çobanın da o gün köpeği ölmüş. Köpeğin leşini sürüden uzaklaştırmaya çalışıyormuş. Bizim sakar oğlan: Allah rahmet eylesin, Allah rahmet eylesin diye bağırınca, çoban, köpeğin leşini bıraktığı gibi, şamarı indirmiş. Zavallı sakar oğlan, ensesinden canı çıkıyor sanmış.</p>
<p>— Yahu amca, bana niye vuruyorsun?</p>
<p>— Nasıl vurmayayım. Köpek leşine, Allah rahmet eylesin denir mi?</p>
<p>— Ya ne demem lazım?</p>
<p>— Öff! Ne pis kokuyor diyeceksin. Tamam mı?</p>
<p>— Tamam.</p>
<p>Sakar oğlan bu sefer: Öf ne pis kokuyor, öf ne pis kokuyor diye bağırmaya başlamış.</p>
<p>Erken kalkan, yol alırmış derler. En sonunda kasabaya varıyor. Varıyor ama bas bas bağırmakta gene: Öf ne pis kokuyor, öf ne pis kokuyor… Zavallının yolu, hamamın önünden geçiyormuş. Hamamdan iki kadın çıkmış. Güzelce yıkanıp, mis gibi kokular sürünmüşler. Bizim sakar oğlan: Öf ne pis kokuyor deyince, kadınlar bunu aralarına alıp, bir güzel sopalamışlar.</p>
<p>— Terbiyesiz, utanmaz seni! Biz hamamda temizlenelim, güzel kokular sürünelim de, sen bize: Öf ne pis kokuyor de.</p>
<p>Yediği dayaktan bayılacak gibi olan oğlan:</p>
<p>— İyi de teyzelerim, ne demem lazım?</p>
<p>— Oh ne güzel oldu diyeceksin. Tamam mı?</p>
<p>— Tamam.</p>
<p>Oğlan nihayet çarşıya varmış. Varmış varmasına ama çarşıda da iki delikanlı, yumruk yumruğa kavga ediyorlarmış. Bu gene: Oh ne güzel oldu, oh ne güzel oldu diye bağırınca, delikanlılar kavgayı bırakıp, alıyorlar sakar oğlanı ellerine. Öyle bir dayak atıyorlar ki… Sorma gitsin.</p>
<p>Bizim oğlan:</p>
<p>— Yahu bana niye vuruyorsunuz? deyince,</p>
<p>— Öyle söylenir mi? diyor delikanlının biri.</p>
<p>— İyi de ne söylemem lazım?</p>
<p>— Hiç yakışmıyor diyeceksin. Tamam mı?</p>
<p>— Tamam.</p>
<p>Bu sefer sakar oğlan başlamış, hiç yakışmıyor, hiç yakışmıyor diye bağırmaya. Hiç, hiç derken, oğlan kasabaya hiç hiç almak için geldiğini hatırlayıvermiş. Neyse girmiş bakkalın birine. Nineciğinin ısmarladığı tuzu alıp, koşa koşa eve dönmüş. Dönmüş ama yediği dayaklardan da, bir hafta yataktan çıkamamış vessalam. Hasta yattığını duyunca, gideyim de şu sakar oğlana geçmiş olsun diyeyim dedim. Evden çıkarken, annem:</p>
<p>— Oğlum, görmüyor musun, yağmur nasıl yağıyor. Bu havada sokağa çıkılır mı? dedi. Şimdi yağmurun dinmesini bekliyorum. Giderken senin de selamını götüreyim mi?</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/Z47bdtcQ0oI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/hic-hic-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/hic-hic-masali.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Yakışıklı Geyik Masalı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/59K24Dv1YIw/yakisikli-geyik-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/yakisikli-geyik-masali.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 May 2012 08:35:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[geyik masalı]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[yakışıklı geyik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1800</guid>
		<description><![CDATA[Bu masalımızda bir geyik kahramanımız var ve masal çok güzel kesinlikle okumanızı istiyorum çocuklar. Masalımızın sonuna kadar okuyan arkadaşlar için birde masalın içinde gizli bir tavsiye çıkıyor bakalım kim bulacak bu tavsiyeyi. Diğer masallarımızı da okumayı unutmayın olur mu? Ayrıca bakın sesli masallarımız, görüntülü masallarımız da bulunmakta masal sever arkadaşlarımız için. Diğer kategorilerimiz ise sizler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1801" title="geyik masalı" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/geyik-masalı-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Bu masalımızda bir geyik kahramanımız var ve masal çok güzel kesinlikle okumanızı istiyorum çocuklar. Masalımızın sonuna kadar okuyan arkadaşlar için birde masalın içinde gizli bir tavsiye çıkıyor bakalım kim bulacak bu tavsiyeyi. Diğer masallarımızı da okumayı unutmayın olur mu? Ayrıca bakın sesli masallarımız, görüntülü masallarımız da bulunmakta <strong><a title="masal" href="http://www.sihirlilamba.com">masal</a></strong> sever arkadaşlarımız için. Diğer kategorilerimiz ise sizler için hazırlandı göz atın beğendiğinizi okuyun.</p>
<p>Tibet munçağının Hani adında bir papağanı vardı. Munçak, Hani’yi satmak istiyordu fakat kimse Hani’yi almaya yanaşmıyordu. İşte, az önce tavşanın biri Hani’yi satın almak istemiş ama Hani olur olmaz yerde söze karışarak bu satışı engellemişti. Tavşan gittikten sonra, onların arasında şu konuşma geçti<span id="more-1800"></span>:</p>
<p>“ Kızma be Munçak..Ne olmuş yani iki çift de söz biz ettiysek. Ben sadece kendimi tanıtmaya çalıştım. Bunun için çeşitli konularda fikir ileri sürüp, yorum yaptım. Kime ne zararı var benim fikirlerimin. Beyinsel fonksiyonlarımın bir ürünü bu fikirler, yani işleyen beyin fikir üretiyor, fikir söz şeklinde ağızdan çıkıyor. Hem tavşan beni beğenmediğinden değil, seninle olmam çok daha faydalı olacağı için, beni satın almadı ve tavşan beni satın almadı diye bana kızmak hakkına sahip değilsin. “</p>
<p>Bunun üzerine Munçak, Hani’nin bulunduğu kafese sarıldı:</p>
<p>“ Canım Hani, seni satmak benim zoruma gitmiyor mu sanıyorsun? Yüreğim parçalansa da seni satmaya mecburum. Tavşan çok zengindi, süper para teklif etti. Bir ev alır, içini dayar döşer, kalanla iş kurardım, hayatım kurtulurdu. Keşke her söze limon sıkıp tavşanı vazgeçirmeseydin. “</p>
<p>“ Tamam, Munçak. Beni sevdiğini ispatladın. Şimdi bir adım geriye git de, havasız kalmaktan kurtulayım. İki adım demedim yakışıklı geyik, bir adım dedim. Bir adım ileri gelirsen söyleyeceklerimi daha yakından dinlemek ve daha iyi anlamak şansına kavuşursun. Eee ne diyordun, beni satıp dayalı – döşeli ev alıyordun, iş kuruyordun. Ya ben ne oluyorum? “</p>
<p>“ Ne demek, ben ne oluyorum? Sen zengin birinin yanına gidiyorsun ve lüks içinde yaşıyorsun. Yeni sahibin belki seni altın bir kafese koyar. Hayatın değişir, gerçek mutluluk neymiş öğrenirsin. “</p>
<p>“ Altın kafes ve gerçek mutluluk. Altın kafesi anladım da, gerçek mutluluk ne demekmiş? Şu mutluluk denen olgunun gerçeği nasıl oluyor? “</p>
<p>“ Bak Hani, şimdiye kadar sevinçli olduğumuz, mutlu olduğumuz zamanlar vardı. Arada mutsuz olduğumuz durumlar da bulunuyor. Bazen ne mutluluğu, ne mutsuzluğu düşünmeden yaşarız. İşte, bu mutluluk hayali mutluluktur; bir görünür, bir yok olur. Gerçek mutluluk ise, süregelir yani hep mutlu olursun. “</p>
<p>“ Zengin tavşan beni almış olsaydı, altın kafese koymuş olsaydı, en güzel yiyeceklerle besleseydi gerçek mutluluk neymiş öğrenemezdim, çünkü sen yanımda yoksun diye mutsuz olurdum. “</p>
<p>Hani’nin böyle konuşması üzerine Munçak derinden etkilendi. İçi cız etti. Onu satarsam mutsuz olacak, diye düşündü. Satmasa ne kaybederdi? Yatacak yeri vardı. Yiyecek, içecek ormanda boldu. Hem Hani gibi bir dostu arasan bulamazdın. Söyledikleri ise, yabana atılır cinsten değildi. Anlayana çok şey öğretirdi. Munçak, seni satmaktan vazgeçtim deyince Hani bir sevindi, bir sevindi ki, sormayın.</p>
<p>Aradan aylar geçti. Sonbaharın son günleriydi. Havalar soğumaya başlamıştı. Tibet Dağları’nda yaşayan geyiklerin bölge temsilcilerinin toplanıp, kış için gerekli hazırlıkları konuşacakları gün gelmişti. Toplantı alanına geyikler üçlü gruplar halinde geliyordu. Munçak ise, Hani’yi mağarada bırakmıştı. İki arkadaşıyla birlikte toplantı alanına gelince geyiklerin sevgi gösterisiyle karşılandı. Munçak biraz sonra toplantı başkanlığı için aday olduğunu açıkladı.</p>
<p>Hani mağaranın dışında gürültüler duydu. Kulak kabarttı. Pek çok ayak sesi gittikçe yakınlaştı ve duruldu. Artık tek bir ses duyuluyordu. O da, bir insan sesiydi. Ses özet olarak, geyiklerin yaptıkları toplantının basılacağını ve bütün geyiklerin kurşunlanacağını söylüyordu. Gelenler, yarım saat sonra gidince, Hani toparlandı. Bunlar kötü insanlardı. Bir katliam yapacaklardı. Oysa Munçak giderken neşeliydi. Başkan seçilirim diyordu. Munçak ölmemeliydi, hiçbir geyik ölmemeliydi. Yazıktı onlara. Katliam olmayacaktı. Kafesten çıkar, uçarak gider, duyduklarını söyler, onları kurtarırdı.</p>
<p>Hani çok uğraştı demir kafesin kilidini kırmak için. Kanatlanıp kanatlanıp kafesi taş duvara çarptı. Her tarafı yara-bere içinde kaldı. Tüyleri birer birer kopup yere düşüyordu. Hani’nin bu inanılmaz güç gösterisine kilit dayanamadı ve kırıldı. Hani kafesten fırlayıp, mağaranın dışına çıktı. Fakat Hani bir türlü uçmayı başaramadı. Yardıma koşamadı. Bunda Hani’nin kafeste doğup büyümesinin rolü vardı. Zaten Hani hayatı boyunca hiç uçmamıştı. Kötü insanların yaptığı katliam korkunç oldu. Geyiklerin çoğu toplantı alanında can verdi. Sadece Munçak ve dört Barasinga geyiği kurtulmayı başardı.</p>
<p>Munçak, Barasinga geyikleriyle birlikte, mağaraya geldiğinde Hani’yi bulamadı. Demir kafes yerde, kilidi kırılmış, mağara Hani’nin güzelim tüyleriyle doluydu. Munçak dışarı çıkınca ayak izlerini fark etti. İnsanların ayak izlerini. Oysa bu izler mağarada yoktu. İzler aşağıdan geliyor, toplantı alanına doğru gidiyordu. Demek ki, insanlar burada mola vermişlerdi ve Hani konuşmaları duyup yardıma gelmek amacıyla kafesin kilidini zorlukla kırmıştı. Hani uçamazdı, yardıma gelemezdi, o zaman neredeydi? Munçak önce Hani’yi bulacak ve sonra başarılması olanaksız gibi görünen planını uygulayıp, tam toplantı başkanı seçildiği anda ortalığı kan gölüne çeviren, masum geyikleri katleden insanları cezalandıracaktı. Munçak, ayak izlerini takip ederek, Hani’yi buldu. Zaten fazla uzağa gidememiş, biraz ilerdeki çalıların dibinde baygın yatıyordu. Yaraları sarıldıktan sonra mağaraya bırakıldı.</p>
<p>Munçak ve Barasinga geyikleri gece yarısı toplantı alanını rahatça görebilecekleri bir tepeye çıkarak durum değerlendirmesi yaptılar. İnsanlar, çadırlarda uyuyorlardı. Sadece üç nöbetçi bırakmışlardı. Munçak işin bu gece bitmesini istiyordu. Fakat Barasinga geyikleri yarın öğle vakti, gündüz gözüyle diyorlardı. Munçak, onlarla fazla tartışmadı. Tamam, sizin dediğiniz olsun, diyerek sözü bağladı. Daha sonra geyikler bir mağaraya girip yattılar. Barasinga geyikleri uyur, Munçak uyumazdı. Sessizce mağaradan çıkarak, toplantı alanına geldi. Nöbetçileri kollayarak çadırlara yaklaştı. Üstün koku alma gücünü kullanarak cephanelik çadırını buldu. Kapıdaki nöbetçiyi bayıltarak çadıra girdi. Dinamit dolu çantayla bir kutu kibrit alarak kaçtı. Munçak tepeye çıktı. Oradaki gölün toplantı alanına bakan yamaçlarındaki kayaların arasına dinamitleri yerleştirdi ve fitili ateşledi. Biraz sonra patlayan dinamitler büyük kaya parçalarını ve tonlarca suyu toplantı alanına indirdi.</p>
<p>Munçak sabah olunca toplantı alanına şöyle bir baktı. Çadırlar yoktu, ortalıkta insan görünmüyordu. İnsanların hepsi ölmüş müydü? Sağ kalanlar varsa garanti peşine düşeceklerdi. O zaman Barasinga geyiklerini yanına alarak tepenin arkasındaki bataklığa sığınacaktı.</p>
<p>Munçak, Barasinga geyiklerini mağarada buldu. Onlar, gece yarısı yer sarsıntısı olduğunu zannetmişler ve dışarı çıkmamışlardı. Olanları Munçak’tan dinleyince çok kızdılar. Dördü birlik olup Munçak’ın üstüne yürüdüler. Munçak mağaradan kendini dışarı zor attı. Barasingalar, laf anlamıyordu. Amaç, hunharca öldürülen geyiklerin intikamını almak değil miydi? İşte, intikam alınmıştı. Bu nefret nedendi? Gündüz gözüyle zaten bir şey yapılamazdı. Barasingaların belli bir planı yoktu. Güpegündüz eli silahlı onca insanın üstüne tekme-yumruk yürüyemezdin ya. Bol bol yiyip, bel bel bakınmakla intikam alınamazdı. Masum geyiklerin kanı yerde kalırdı. Birbiri ardınca patlayan silahlar anlamsız tartışmaya son verdi. Munçak ve Barasingalar, hızla tepeyi aşıp, bataklığa doğru kaçtılar. Peşlerinde büyük patlamadan sağ kalan üç insan vardı. Gözleri dönmüş, acımasız, katil ruhlu insanlardı.</p>
<p>Bataklıkta Munçak’la Barasingalar arasında yeni bir anlaşmazlık çıktı. Barasingalar, üç insandan kaçmayı gururlarına yedirememişti. Onların silahları varsa bizim boynuzlarımız var diyorlardı. Geri dönüp saldıracaklardı. Munçak çok diretti dönmeyin diye ama dinletemedi. Munçak’ın boş bulunduğu bir anda onu bataklığın çamurlu sularına ittiler. Munçak ağır ağır bataklığa gömülürken, bir kez olsun yardım edin demedi. Bütün Barasinga geyikleri böyle değildi ama, bu dört terso nasıl bir araya gelmişti, hayret!..Barasingalar, bataklığın çıkışında namlulara hedef oldular ve birer birer cansız yere serildiler.</p>
<p>Aradan altı ay geçti. İnsanlar gitmiş, olanlar unutulmuştu. Papağan Hani iyileşmiş, uçmayı öğrenmişti. Munçak’ı arıyordu, neredeydi Munçak? Hani, bir gün bataklıktaki ağaçların birinin üstünde dinleniyordu. Uzaklarda bir geyik gördü. İster misin bu Munçak olsundu? Hani, heyecan içindeydi, yakındaki bir ağaca kondu. Artık emindi, Munçak karşısındaydı. Hani, sevinç çığlıkları atarak, Munçak’la kucaklaştı. Munçak ise, Hani’ye hiç beklemediği bir anda kavuşmuştu. Olanı, biteni anlattı. Barasingalar tarafından bataklığa itildikten sonra hayattan ümit kestiğini söyledi. Bunun üzerine Hani:</p>
<p>“ Peki, nasıl kurtuldun? “ diye sordu.</p>
<p>Munçak:</p>
<p>“ Kurtulmadım, kurtarıldım…” dedi.</p>
<p>“ Seni kim kurtardı? “</p>
<p>“ Su yılanı Rave. Dört metre boyunda, iri bir su yılanı. Beni yeniden hayata döndürdü. Onunla çok iyi arkadaş olduk. Güçlü bir karakter yapısına ve sağlam bir iradeye sahip. Ağzından kırıcı söz duyamazsın, yalan söylemez, kötülük bilmez. “</p>
<p>“ Rave şimdi nerede? “</p>
<p>“ Buralardadır. Bazen benden ayrılır, şöyle bir dolaşıp geleyim, der gider. İki, üç saat ortada görünmez. Nereye gider, ne yapar bilmem. “</p>
<p>“ Sorsan ya, arkadaş neredeydin, diye. “</p>
<p>“ O kadarı da fazla. Özel hayatına karışamam. Dostları, arkadaşları vardır, onların yanına gidiyordur. Herhalde bütün zamanını bana ayıracak değildi. “</p>
<p>“ Gel Munçak, takip edelim şu Rave’yi. Bakalım nerelere gidiyor, neler yapıyor? “</p>
<p>“ Takip edelim de, ayıp etmiş olmaz mıyız? Belki bizim bilmememiz gereken durumlar vardır. Hem Rave, takip edildiğini fark ederse bize kızabilir. “</p>
<p>“ Kızmaz, kızmaz. Yardıma ihtiyacı olabilir Rave’nin, ama bunu sana söyleyememiştir. Aniden ortaya çıkarız, Rave sevinir. Eğer yanlış yapmışsak suç benim, seni ben zorladım. Sen beni kırmamak için, bu işe girdin. Tamam mı? “</p>
<p>“ Tamam değil. Senin önsezilerine güvenirim. Boşuna konuşmazsın. Macera olsun diye hiçbir işe kalkışmazsın. Garanti Rave’nin yardıma ihtiyacı vardır. Dikkat ediyorum da, son günlerde daha az konuşur oldu. Gittiği yerden dönünce hep düşünceli oluyor, dalıp gidiyor. Ben konuşuyorum, o dinliyor. Aradan birkaç saat geçmeden kendine gelemiyor. Rave’yi takip ederiz ama bir şartla: Yanlışa düşersek suç ikimizin olur. “</p>
<p>“ Aslanım Munçak, seni seviyorum, şartını kabul ediyorum. “</p>
<p>Munçak daha sonra hayatını borçlu olduğu su yılanı Rave’yi Hani ile tanıştırdı. Hani ilk anda çekindi Rave’den.</p>
<p>‘ Ne kadar kocamanmış. Falso yaparsak ve bir kızarsa yutar beni bu Rave ‘ diye düşündü. Plan, kusursuz olmalıydı. Rave hiçbir şeyin farkına varmamalıydı. Kolay değildi, Munçak ölümden dönmüştü. Daha tam olarak toparlanamamıştı. O, bataklıkta kısılıp kalacak bir geyik olamazdı. Bataklıktaki yaşam eski Munçak’tan pek çok şeyi alıp götürmüştü. Yürümesi yavaşlamıştı, hızlı koşamıyordu. Neredeydi o rüzgârla yarışan geyik? Zayıflamıştı azıcık, eskisi gibi heybetli değildi. Ayrıca boynuzunun biri ortadan kırıktı. Munçak, Barasingalar mağarada kendisine saldırdığında boynuzunun kırıldığını söylemişti. Munçak’ı bu işe fazla karıştırmadan Rave’nin durumunu araştırmalı, yardıma ihtiyacı varsa yardım etmeli, Munçak’ın Rave’ye can borcu ödenmeli ve Munçak’ı bataklıktan kurtarıp ormana götürmeliydi. İşte, o zaman Munçak yine rüzgârla yarışırdı. Eğer Munçak isterse, yeniden bir kafese girer, Munçak’ın onu iyi bir fiyata satmasını beklerdi. Yeter ki, Munçak bataklıktan kurtulsundu. Arkadaşlık dediğin böyle olurdu.</p>
<p>Bir gün Hani başının ağrıdığını söyleyerek bataklıktaki mağarada kaldı. Munçak ile Rave gezmeye çıktılar. Bir saat sonra Rave, şöyle bir dolaşıp geleyim, dedi ve Munçak’tan ayrıldı. Rave bataklık suyuna girdi ve yüzmeye başladı. Hani ise, gökyüzünde yükseklerde uçarak, Rave’yi izliyordu. O, bugün Rave’nin nereye gittiğini, ne yaptığını öğrenmeye kararlıydı.</p>
<p>Rave uzun süre yüzdükten sonra küçük bir adaya çıktı. Yanına kendi kadar bir su yılanı ve on tane yavru su yılanı geldi. İki saate yakın onların yanında kalan Rave, daha sonra geldiği yoldan Munçak’ı bıraktığı yere doğru yüzmeye başladı. Hani, Rave’den önce, Munçak’ı buldu. Olanları anlattı. Her şey apaçık ortadaydı. Rave eşini ve yavrularını görmeye gidiyordu.</p>
<p>Munçak, Rave gelince, artık ormana gitmek istediğini, ormanı özlediğini söyledi. Rave ısrar etti Munçak’a kal diye ama Munçak, kesin kararını verdiğini, gideceğini, ara sıra ziyarete geleceğini söyledi. Daha sonra Munçak ile Hani, Rave’ye bol şans dileyerek ayrıldılar. Munçak ormanda birkaç ayda kendine geldi. Güçlendi. Hızlı koşmaya başladı. Hem öyle hızlı koşmaya başladı ki, Hani uçarak O’nu geçmekte zorlanıyordu.</p>
<p>Yazan : Serdar Yıldırım</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/59K24Dv1YIw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/yakisikli-geyik-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/yakisikli-geyik-masali.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Fareli Köyün Kavalcısı Masalı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/XrPOQYPNSYM/fareli-koyun-kavalcisi-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/goruntulu-masallar/fareli-koyun-kavalcisi-masali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 16:40:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görüntülü Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[Fareli Köyün Kavalcısı]]></category>
		<category><![CDATA[kavalcı masalı]]></category>
		<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1795</guid>
		<description><![CDATA[Eminim daha önce bu masalı pek çok kişiden duyup merak ettiğiniz için buraya geldiniz işte o zaman size görüntülü bir masal ile dinleme ve izleme keyfini yaşatalım. Yazımızın devamını okuyun ve rahatça dinleyin ve izleyin. Fareli köyün kavalcısı masalı hem eğlencelidir hemde fabl türü bir masaldır yani masaldaki karakterler hayvandır ve konuşabilir. Diğer masallarımızı da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1796" title="fareli köyün kavalcısı" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/fareli-köyün-kavalcısı.jpg" alt="" width="150" height="150" />Eminim daha önce bu masalı pek çok kişiden duyup merak ettiğiniz için buraya geldiniz işte o zaman size görüntülü bir masal ile dinleme ve izleme keyfini yaşatalım. Yazımızın devamını okuyun ve rahatça dinleyin ve izleyin. Fareli köyün kavalcısı masalı hem eğlencelidir hemde fabl türü bir masaldır yani masaldaki karakterler hayvandır ve konuşabilir. Diğer masallarımızı da okuyabilir, izleyebilir veya dinleyebilirsiniz. Ayrıca diğer kategorilerde pek çok bilgi ve eğlence var.<span id="more-1795"></span></p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/ZcMU3ZpTNFM" frameborder="0" width="420" height="315"></iframe></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/XrPOQYPNSYM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/goruntulu-masallar/fareli-koyun-kavalcisi-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/goruntulu-masallar/fareli-koyun-kavalcisi-masali.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Aslanın Sarayı Masalı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/AnVMguPSx30/aslanin-sarayi-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/goruntulu-masallar/aslanin-sarayi-masali.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 16:34:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görüntülü Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[Aslanın Sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[aslanın sarayı masalını izle]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal izle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1792</guid>
		<description><![CDATA[Aslanın sarayı masalını dinlemek ve izlemek isteyen çocuklar hadi yazımızın devamına girin ve bu güzel masalı sonuna kadar dinleyin. Aslan ve sarayı masalını eminim daha önce duymadınız çünkü yeni masallardan, güzel bir ses ile seslendirilmiş masalı sonuna kadar dinleyebilirsiniz daha sonra isterseniz diğer masallarımızı okuyabilirsiniz. Görüntülü masallar kısmından ise masallarımızı izleyebilirsiniz. Ayrıca diğer kategorimiz olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1793" title="Aslanin-Sarayi" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/Aslanin-Sarayi.jpg" alt="" width="150" height="150" />Aslanın sarayı masalını dinlemek ve izlemek isteyen çocuklar hadi yazımızın devamına girin ve bu güzel masalı sonuna kadar dinleyin. Aslan ve sarayı masalını eminim daha önce duymadınız çünkü yeni masallardan, güzel bir ses ile seslendirilmiş masalı sonuna kadar dinleyebilirsiniz daha sonra isterseniz diğer masallarımızı okuyabilirsiniz. Görüntülü masallar kısmından ise masallarımızı izleyebilirsiniz. Ayrıca diğer kategorimiz olan sesli masallarda masalları da dinleyebilirsiniz.<span id="more-1792"></span></p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/rTKrn3hwt4g" frameborder="0" width="420" height="315"></iframe></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/AnVMguPSx30" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/goruntulu-masallar/aslanin-sarayi-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/goruntulu-masallar/aslanin-sarayi-masali.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ceylan ile Kaplumbağa Masalı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/gliGyAde2Bg/ceylan-ile-kaplumbaga-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/goruntulu-masallar/ceylan-ile-kaplumbaga-masali.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 17:13:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Görüntülü Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[ceylan ile kaplumbağa]]></category>
		<category><![CDATA[ceylan ile kaplumbağa masalı]]></category>
		<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal izle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1788</guid>
		<description><![CDATA[Bugün sizlere uzun bir aradan sonra ilk defa izlenecek bir masal göstereceğim çocuklar. Belki kitaplarda okudunuz veya çok merak ettiniz ama okuyamadınız ceylan ile kaplumbağa masalını. Bu yüzden bizde sizlerin gözlerini devamlı olarak yormamak için bu seferde görüntülü masallardan bir tanesini paylaşalım dedik. Yazımızın devamını okuyarak görüntülü masala ulaşabilir ve masalı sonuna kadar dinleyebilirsiniz üstelik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1789" title="ceylan-kaplumbaga" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/ceylan-kaplumbaga-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Bugün sizlere uzun bir aradan sonra ilk defa izlenecek bir <strong>masal</strong> göstereceğim çocuklar. Belki kitaplarda okudunuz veya çok merak ettiniz ama okuyamadınız ceylan ile kaplumbağa masalını. Bu yüzden bizde sizlerin gözlerini devamlı olarak yormamak için bu seferde görüntülü masallardan bir tanesini paylaşalım dedik.</p>
<p>Yazımızın devamını okuyarak görüntülü masala ulaşabilir ve masalı sonuna kadar dinleyebilirsiniz üstelik hiç bir üyelik gibi bir şeyde gerekmiyor. Sadece girin ve masalı dinlemeye başlayın. Anlaşılır bir dille bir ablanız masalı seslendirmiş. Ceylan ile Kaplumbağa masalı dinlemek için hemen yazımızın sonuna bakın. Sihirli Lamba&#8217;da ki diğer masalları da okumayı unutmayın.<span id="more-1788"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/gj-qM1HLiQ0" frameborder="0" width="420" height="315"></iframe></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/gliGyAde2Bg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/goruntulu-masallar/ceylan-ile-kaplumbaga-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/goruntulu-masallar/ceylan-ile-kaplumbaga-masali.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>O Zaman Başka</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/i1Ew1o5TbYM/o-zaman-baska.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/o-zaman-baska.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 17:04:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[nasreddin hoca masalları]]></category>
		<category><![CDATA[nasrettin hoca masalları]]></category>
		<category><![CDATA[o zaman başka fıkrası]]></category>
		<category><![CDATA[o zaman başka masalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1785</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar gerek kitaplarda gerek televizyonlarda izlediği kısa çizgi filmler veya masallar da farketmeden severek takip ettiği pek az şey vardır. Nasreddin hoca masalları ise bunlardan birisi ayrıca sadece kısa olması ile birlikte en çok anlamı verende nasrettin hoca masalları dır. Nasreddin Hoca’nın kadılık yaptığı sıralarda bir adam gelmiş: -Hoca efendi demiş,size bir şey danışacağım. -Buyrun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1786" title="nasreddin-hoca" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/nasreddin-hoca-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Çocuklar gerek kitaplarda gerek televizyonlarda izlediği kısa çizgi filmler veya masallar da farketmeden severek takip ettiği pek az şey vardır. <strong>Nasreddin hoca masalları</strong> ise bunlardan birisi ayrıca sadece kısa olması ile birlikte en çok anlamı verende nasrettin hoca masalları dır.</p>
<p>Nasreddin Hoca’nın kadılık yaptığı sıralarda bir adam gelmiş:<br />
-Hoca efendi demiş,size bir şey danışacağım.<br />
-Buyrun sorun. Demiş Hoca, adam sözünü sürdürmüş:<span id="more-1785"></span><br />
-Geçen gün , komşuların size ait olduğunu söyledikleri bir inek, tarlada bizim ineğin karnını vurup öldürmüş. Şimdi ne yapmam gerek? Hoca , sakallarını sıvazlayıp bir an düşündükten sonra :<br />
-Hayvan bu, demiş, dava edecek değilsin ya!..<br />
-Teşekkür ederim kadı efendi.<br />
-Sahibinin de bu işte suçu yok;ne bilsin böyle olacağını? Adamın yüzü gülmüş, tekrar söze başlamadan önce:<br />
-Kusura bakma kadı efendi, demin ben bir yanlışlık yaptım, ölen inek benimki değil, seninki imiş. Hoca , yerinden doğrulup:<br />
-Bak demiş, şimdi iş değişti. O halde verin raftaki kara kaplı kitabı da hele bir bakalım! …</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/i1Ew1o5TbYM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/o-zaman-baska.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/o-zaman-baska.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ali Baba ve Kırk Haramiler Masalı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/zJKRYNzlUCc/ali-baba-ve-kirk-haramiler-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/ali-baba-ve-kirk-haramiler-masali.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 17:53:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[ali baba hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[ali baba masalı]]></category>
		<category><![CDATA[ali baba ve kırk haramiler]]></category>
		<category><![CDATA[kırk haramiler masalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1781</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar bizim küçükken hem televizyonda hem de hikaye kitaplarında en büyük kahramanımız olan Ali Baba vardır ve onun azılı düşmanları Kırk haramiler her hafta bunun televizyon filmini izler ve büyük bir keyif alırdık. Şimdide sizlere Ali Baba ve Kırk Haramilerin masalını okutacağım. Hikayenin sonunda anlayacaksınız ki aç gözlülük hiç iyi birşey değil. Diğer masallarımızı da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1782" title="ali-baba-ve-kirk-haramiler" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/ali-baba-ve-kirk-haramiler.jpg" alt="" width="150" height="150" />Çocuklar bizim küçükken hem televizyonda hem de hikaye kitaplarında en büyük kahramanımız olan Ali Baba vardır ve onun azılı düşmanları Kırk haramiler her hafta bunun televizyon filmini izler ve büyük bir keyif alırdık. Şimdide sizlere Ali Baba ve Kırk Haramilerin masalını okutacağım. Hikayenin sonunda anlayacaksınız ki aç gözlülük hiç iyi birşey değil. Diğer masallarımızı da okumayı unutmayın.</p>
<p>Bir varmış Bir yokmuş evel zeman içinde, memleketin birinde Ali Baba ve Kasım adlı iki kardeş yaşarmış. Bunlar yoksul aile çocuklarıymış. Kader bu ya, Kasım, mal dal sahibi çok zengin bir kadınla evlenmiş. Ali Baba’nın şansı açık değilmiş.<br />
- “Çulsuza, çulsuz yakışır!” deyip, yoksul bir kadınla evlenmiş.<br />
Gel zaman, git zaman… Derken, üç eşeği olmuş. Ali Baba onları önüne katar, ormanda odun yaparmış. Sonra bir köşeye yığıp denklediği odunları eşeklerine yükler, şehre getirip orada satarmış.<br />
Anlayacağınız odun parasıyla kıt kanaat geçinip giderlermiş.<span id="more-1781"></span><br />
Yine böyle odun yaptığı bir günün sonunda, uzaktan yanına doğru birçok atlının geldiğini görmüş.<br />
- “Dağ başındaki fakirin eşkıyadan başka arayıp soranı mı olur, hiç? Hemen bir tarafa gizlenmeliyim.” deyip, eşeklerini salmış, bir ağacın üstüne çıkıp, saklanmış.<br />
Atlılar, tam da onun gizlendiği ağacın altında durmuşlar. Ali Baba üşenmemiş, adamları saymış. Kırk kişi oldukların öğrenmiş. Eşkıya bellediği bu adamlar, hırsızmış. Ali Baba korkmuş, üstüne uzandığı ağacın dalına yapıştıkça yapışmış, hiç kıpırdanmamış.<br />
Gelenler, atlarının terki[1]sindeki torbalarını sırtlanmışlar, önder bildikleri başlarının peşinden yürümüşler. Torbaları ağır olduğundan, taşımakta güçlük çekiyorlarmış.<br />
Bu hırsızların başı, karşıdaki koca kayanın yanına gidince, hiç beklemeyip, seslenmiş:<br />
- “Açıl susam, açıl!” demiş.<br />
O da ne? Koca kaya ortasından yarılıp ikiye ayrılmasın mı? Hırsızlar sırtlarındaki torbalarıyla birlikte birer ikişer bu kapıdan içeri girmişler. Son hırsız da içeri girince, kaya kendi kendine kapanıvermiş.<br />
Ali Baba’nın eli ayağına dolaşmış, hemen ağaçtan inip kaçmayı, eşeklerinin yanına hırsızların atlarından birkaç tanesini katmayı düşündüyse de, bundan vazgeçmiş. Çünkü atlarını orada bırakanlar, nerdeyse dönüp gelebilirlermiş. Ali Baba, olduğu yerde kalmış. Az sonra adamlar, kayanın önünde görünmüşler. Arkadaki başları olacak herif, bu defa da şöyle demiş:<br />
- “Kapan susam, kapan!”<br />
Emir kulu olmuş koca kaya, hemen kapanıvermiş. Hiç beklememişler, ağacın altında bıraktıkları atlarına binip çekip gitmişler.<br />
Ali Baba, artık orada durur mu? Hemen ağaçtan inmiş. Orada yalnız olduğunu bildiğinden, doğruca karşıdaki koca kayanın yanına gitmiş. Aklında tuttuğu sözlerden ilkini söylemiş.<br />
- “Açıl susam, açıl!”<br />
Aman Allah’ım, koca kayanın kapısı birdenbire açılmaz mı? Ali Baba, oldukça aydınlık ve geniş olan girişi görünce nerdeyse şaşkınlığından küçük dilini yutacakmış. İçeride, yığın yığın altınlar, gümüşler, elmaslar, ipekli kumaşlar, içi para dolu sandıklar sırasına göre dizilmişler. Ali Baba, sağına soluna bakmış, köşede gördüğü çuvalların üç tanesini altınla doldurup, yıldırım hızıyla dışarı çıkmış. Odunu modunu unutmuş, dolu çuvalları eşeklerine yükleyerek şehrin yolunu tutmuş. Evine gelince indirdiği çuvalları karısının odasına taşımış.<br />
Karısı, gözlerine inanamamış, Ali Baba’nın hırsızlık yaptığını sanmış. Ali Baba, ne olduğunu kısa kısa sözlerle karısına anlatmış. Karısı sevinmiş, taşınan çuvalları tek tek boşaltmaya başlamışlar. Karısının aç gözlülük damarı kabarmış, bütün altınları saymak istemiş.</p>
<p>Ali Baba;<br />
- “Hayır!” demiş. “Bir çukur kazarak gömelim!”<br />
Ne mümkün? Karısı altınlarının sayısını bilmek istiyormuş.<br />
Kocasına:<br />
- “İstersen dışarı çık, çukur kaz. Ben de varıp gideyim, komşudan bir ölçek alayım. Aşağı yukarı ne kadar paramız var, hiç olmazsa bunu öğreniriz, olmaz mı?” demiş.<br />
Ali Baba, onu uyarmış:<br />
- “Karıcığım, orda burda sakın ağzını yayma! Bu iş, gizli iş. İkimizden başka hiç kimse bunu duymamalı.”<br />
Karısı:<br />
- “Duymayacak!” deyip, kocasını inandırmış, kaynı Kasım’ın evine gitmiş.<br />
Avluda gördüğü eltisinden bir ölçek istemiş.<br />
Kasım’ın karısı sormuş:<br />
- “Ölçek mi? Hangisini istiyorsun? Büyüğünü mü, küçüğünü mü?”<br />
- “Küçüğü benim işimi görür.”<br />
Kasım’ın karısı kaynının fakir olduğunu biliyordu. Eltisinin ne ölçeceğini merak ederek ölçeğin altına bir kat koyu bal sürmüş.<br />
Ali Baba’nın karısı evine dönünce altınları ölçmeye başlamış. Kocası, onun ölçüp bir kenara ayırdıklarını götürüp kazdığı çukura gömmüş.<br />
Sonuçtan karısı çok mutlu olmuş. İşi bitince aldığı ölçeği, bekletmemiş, hemen geri vermiş. Ancak ölçeğin altına üstüne bakmamış. Kasım’ın karısı ölçeğin dibine yapışıp kalan nal gibi altını görünce şaşıp, kalmış.<br />
- “Ali Baba’nın bu kadar çok altını var, ha!.. Nereden almış ki?..” diye düşünmeye başlamış. Düşündükçe nerdeyse aklını oynatacakmış.<br />
Akşam olmuş. Kocası Kasım’ı büyük bir heyecanla kapıda karşılamış. Hemen adamcağıza çıkışmış.<br />
- “Senin zenginliğine şaşayım. Zenginlikte, Ali Baba aranızda yarışsanız sana sıfır çektirir. Biliyor musun, sen altınlarını ocak başına oturup tane tane sayarken, Ali Baba, ayarla ölçüyor.”<br />
Kasım, hiç ummadığı bu çıkışma karşısında, şaşırıp öylece kala kalmış. Karısı, onu kolundan çekip, içeri almış, olup biteni ona da anlatmış. Aç gözlülükte karısından aşağı hiç de kalmayan Kasım, Ali Baba’yı kıskanmış. Bütün gece gözüne uyku girmemiş. Sabah olur olmaz erkenden kalkıp kardeşi Ali Baba’nın evine gitmiş. Suratını asmış, kendi karısından aldığı tepkiyle kardeşine çıkışmış.<br />
- “Ali Baba!”, demiş, “Hani sen fakirdin? Küp küp altınlarını neden bizden sakladın?”<br />
- “Demek öyle ha? Nerdeymiş bu altınlar”<br />
- “Şimdi anlamazlıktan geliyorsun değil mi? Verdiğimiz ölçeğin dibine yapışan nal gibi altınlardan daha kaç tane var?”</p>
<p>Ali Baba kardeşinden duydukları, başkalarının da ağzına düşmesin diye, toprağa gömdükleri altınlarının yarısını ona vermiş, başka kimselere söylememesini sıkı sıkı tembih etmiş.<br />
Kasım yaygarayı basmış:<br />
- “Bu hazinenin yerini ben de görmeliyim. Götürüp göstermezsen, seni mahkemeye veririm.”<br />
Bunda bir kötülük düşünmeyen Ali Baba;<br />
- “Yarın sabah olunca yola çıkarız. Seni oraya götüreceğim.” demiş, kardeşini evine uğurlamış.<br />
Kasım, sabah olunca Ali Baba’yı beklemeden katırlarını önüne katarak ormana gitmiş. Koca kayaya gelince Ali Baba’dan öğrendiği sözleri tekrarlamış:<br />
- “Açıl susam, açıl!” demiş.<br />
Emri alan kapı, hemen açılmış. İçeri dalan Kasım’ın gözleri kamaşmış. Tıka basa dolu hazineyi görmüş. Yanında getirdiği bütün çuvalları doldurmuş. Son çuvalı da doldurduktan sonra çıkış kapısına yönelmiş. Ancak işin kötüsü, en umulmazı başına gelmesin mi? Kasım, kapıyı açacak sihirli sözleri bir türlü hatırlayamamış. Ne söylediyse mümkünü yok, kapı açılmamış. Korkusundan ölüp ölüp dirilmiş. Can derdine düşmüş, kaçacak yer aramış. Ama başka hiçbir delik, hiçbir iz bulamamış.<br />
Öğle zamanı haramiler mağaralarına gelmişler. Kasım’ın, katırlarını görüp şüphelenmişler. Hazinelerinin bilinip bulunduğunu anlamışlar. İlkin içeriye girmek için kendilerinde cesaret bulamamışlar. İçerdekilerin sayısının da fazla olabileceği düşüncesi onları korkutmuş. Aralarında tartışmışlar. Bu tartışmalardan bıkan baş harami, kılıcını çekmiş, koca kayanın karşısına gitmiş. Ne olur ne olmaz düşüncesiyle de yan tarafa saklanıp seslenmiş:<br />
- “Açıl susam, açıl!”<br />
Emri alan kapı, hemen açılmış.<br />
Bu tarafta Kasım, hayatının son saniyelerini yaşadığını anlamış. Kurtuluş için bir çare düşünmüş. Kapı açılır açılmaz hızla koşup dışarı çıkacak, gelenlerin elinden böylelikle kurtulacakmış.<br />
Düşündüğünü de yapmış yapmasına ama haramiler önünü kesip, kılıçlarını onun karnına batırmışlar. Gözü kara olanları, açılan yarıktan içeri girmişler. Kasım’ın doldurup kapı önüne taşıdığı çuvalları yüklenip yerlerine boşaltmışlar.<br />
Kasım’ın bu hatası, Ali Baba’yı da hedef olmaktan kurtarmış.<br />
Haramiler toplanıp konuşmuşlar, içeriye nerden girildiğini araştırmışlar. Ama ne bir iz, ne bir delik bulmuşlar. Kasım’ın vücudunu dörde ayırmışlar, iki parçasını kapının bir yanına, öteki iki parçasını da öbür yanına bırakıp gitmişler.<br />
Akşamların sayısına kıran mıran girmiyor ki… Yeniden akşam gelip çatmış, Kasımların avlusuna da gölgeler inmiş.<br />
Kasım’ın karısı, kocasının bu vakte kadar gelmediğini gidip Ali Baba’ya söylemiş. Ali Baba, durumu anlamış. Kardeşinin altın yüklü katırlarıyla ortalık karardıktan sonra geleceğini ileri sürüp yengesini teselli etmiş.<br />
Fakat gece yarıları olmuş, birinci derken, ikinci horozlar da ötmüş. Kasım’dan hiçbir haber yok. Telaşlanan yengesi, tekrar Ali Baba’ya gelmiş.<br />
Ali Baba;<br />
- “Kara gecelerin bir sabahı var! Telaşlanma bu kadar.” deyip ona ümit vermeye çalışmış.<br />
Buna rağmen kendiside kardeşinin başına bir felâket geldiğini düşünmüyor değilmiş ama bu üzüntüsünü belli etmiyormuş. Henüz sabah olmadan, nasıl olsa ay ışığı da var deyip, üç eşeğini önüne katıp, her zamanki gibi erkenden ormana odun yapmaya gitmiş. Kayalığa doğru gidince kardeşinin katırlarını görmüş. İlerlemiş, yerde iz bırakan kan lekelerini fark etmiş.<br />
Koca kayanın önünde kardeşinin başına nelerin geldiğini görmüş. Korkusundan sinecek delik aramış, sonra kendini toplamış. Mezar kazıp kardeşini oracıkta gömmeyi düşünmüş.<br />
Kendi kendine söylenmiş;<br />
- “İşte bu yanlış!” demiş. “Kardeşimi burada bırakmam her şeyi açığa çıkarır. Şimdi durulacak zaman değil. Onun parçalarını toplamalıyım.”<br />
Öyle yapmış. Kardeşinin dörde bölünen parçalarını toplayıp, çuvalların içine koymuş. Eşeklerden birinin sırtına yüklemiş. Vakit nakittir deyip, acele etmiş. Öteki boş çuvallarına altın yükledikten sonra şehre dönmüş.</p>
<p>Karısı ile yengesi baş başa verip, ağlaşıyorlarmış. Kasım’ın karısı çuvala konmuş kocasının ölüsünü görür görmez, fenalaşmış, bayılacak gibi olmuş. Ali Baha’nın karısı onu ayıltmış. Ali Baba yüklü eşeği önüne katmış, kardeşinin evine gitmiş. Kapı çalmış. Mercan kız, beklemeden kapıya çıkmış.<br />
Ali Baba;<br />
- “Mercan” demiş, “Bu gece gördüklerini hiç kimseye söylemeyeceksin. Anladın mı?”<br />
- “Anladım, efendim!”<br />
- “Efendinin ölüsü, bu. Onu dağda parçalamışlar. Bunu herkesten gizli tutmalıyız. Sana güvenebilir miyim?”<br />
- “Elbette efendim!”<br />
Ali Baba yükünü indirmiş, Mercan’la birlikte içeri götürmüşler.<br />
Mercan hiç durmamış, işini yapmaya koyulmuş. Önce aktara koşmuş, ağır hastalık için ilâç istemiş.<br />
Aktar ilâcı hazırlarken, sormadan durabilir mi? Gözle kaş arasında soruvermiş:<br />
- “Ağır hasta olan kim?”<br />
- “Efendim Kasım. Üstelik konuşamıyor”.<br />
Orada gevezelik edip oyalanıp kalmamak için hemen ilâçlarını alıp gitmiş.<br />
Sabah olmuş, yeniden aynı aktara gelmiş. Son nefesini vermek üzere olan hastalara koklatılan ilâç istemiş.<br />
Aktar bu ya, yeniden sormuş:<br />
- “Efendin iyileşmedi mi”?<br />
- “Hayır, iyileşmedi. Bu geceyi çıkaramaz.”<br />
Bütün gün, Ali Baba ve karısının, Kasım’ın evine girip çıktığını görenler, akşamı Kasım’ın ölüm haberini duymuşlar.<br />
Mercan ertesi sabah erkenden sokağa çıkmış. İlk açılan terzi dükkânlarından birine girmiş. Siftah olsun, bu adettendir diye yere bir altın lira atmış. Kendince yetmez deyip bir altın lirayı da yanına bırakmış.<br />
- “Hayırlı işler dayı! Kefen ölçüsü almak için benimle gelebilir misin?”<br />
- “Elbette gelirim, işim bu!”<br />
- “Araç gerecini alıp hemen gel öyleyse…”<br />
- “Önüme düş, yol göster.”<br />
- “Tamam da, gözlerini bağlamam gerekiyor.”<br />
- “Niçin?”<br />
- “Gittiğimiz yeri bilmeyesin diye.”<br />
- “Bana bin altın versen de, bunu kabul edemem.”<br />
Mercan, çattık diye düşünmüş, adamcağızın eline bir altın daha tutuşturmuş:<br />
- “Korkma! Ben sana asla uygunsuz bir şey yaptırmam. Haydi gidelim!”<br />
Gözleri bağlı terzi, Mercan’ın peşinden gitmiş. Ev kapısında terzinin gözbağı çözülmüş. Kasım’ın odasına girmişler.<br />
Terzi, irkilmiş. Korkmuş. Mercan, ona yapacağı işi göstermiş; bu dört parçayı dikmesi karşılığında kendisine bir altın daha vereceğini söylemiş.<br />
Terzi, işini bitirir bitirmez, Mercan onu, Kasım’ın evinin arkasındaki sokağa götürüp bırakmış. Terzi, sokağın sonunda kaybolmuş.<br />
Kasım’ın cenazesi kefenlenmiş, hocalara haber edilip, salalar verdirilmiş. Çok seveni mi varmış, ne? Duyan gelmiş, koşan yetişmiş. Cenaze töreni çok kalabalık olmuş.<br />
Bu ölümden sonra Ali Baba ile karısı da Kasım’ın evine yerleşmişler. Onun dükkânını büyütmüşler, işletmeciliğini de Ali Baba’nın oğluna bırakmışlar.<br />
Gelelim, koca kayadaki haramilere. Mağaralarına döner dönmez, iki şeyden şüphelenmişler. Kasım’ın cesedi ortalıkta görülmediği gibi, hazinelerindeki altınlarda da azalmalar olmuş.<br />
Adamlarını etrafında toplayan harami başı;<br />
- “O cesedi burdan alıp götüreni bulmalıyız. O, bütün sırlarımızı biliyor. Tez yola çıkıp, onu her yerde arayıp bulmalı ve hesabını görmeliyiz. Yoksa hepimizin yaşaması zorlaşır.” demiş.<br />
Haramiler, onun düşüncesini doğru bulmuşlar. Gönüllü birisi geceleyin yolu tutup, şehre gitmiş. Olacak bu ya o gün çarşı meydanında yine terzinin dükkânı açıkmış. Harami, terziye;<br />
- “Ne kadar da erkencisiniz? Henüz alacakaranlık var. Bu karanlıkta nasıl görüyorsun?” diye sormuş.<br />
- “Gözlerime güvenirim. Geçen gün daha da karanlıkta bir ölüyü bile diktim.”<br />
- “Ölüyü mü? Dediklerinizi kulaklarınız duyuyor mu? Yanlış olmasın?”<br />
- “Hayır! Ne dediğimi biliyorum ben. Ancak bu kadar gevezelik yeter. Var, işine git sen. Ben de işime bakayım.”<br />
Harami, aradığını bulmuş olmanın coşkusuyla kesesinden bir altın çıkararak terziye uzatmış:<br />
- “Alın bunu. Sadece bana hangi ev olduğunu gösterin.” demiş.<br />
- “Gözüm bağlıydı, bilemem.”<br />
- “Gözlerini yine bağlayıp yola çıkalım. Hangi yöne gittiysen, o yöne doğru gidelim. Ne kadar yürüdüysen, yine o kadar yürü ve dur. Gördüğün yer, burası mıydı bak? Bana onu söyle.”<br />
- “Yapamam!”<br />
Harami, avını yakalamış ya… Bırakır mı? Terzinin tezgâhına birkaç altın daha bırakmış.<br />
Gözlerini bağlatan terzi, haramiyle birlikte yola çıkmış. O önde, harami arkada uzun uzun yürümüşler. Az gidip, uz gitmişler.<br />
Az sonra terzi;<br />
- “Tamam! Burada duralım. Gözümün bağını çözdükleri yer burasıydı.” demiş. Kasım’ın evini göstermiş.<br />
Harami, terziyi gönderdikten sonra, o evin kapısını kırmızı boyayla çizmiş. Tam bu sırada dükkândan kahvaltılık alıp dönen Mercan, haraminin ne yaptığını görmez mi?<br />
Geri dönmüş, kırmızı boya ve fırça almış, mahalledeki bütün evlerin kapılarına aynı işareti yapmış.<br />
Akşam karanlığıyla birlikte bütün haramiler, ikişer ikişer şehre inmişler. Mahalleyi bulmuşlar ama sıralı bütün kapılardaki kırmızı işareti görünce şaşırıp kalmışlar. Gerisin geriye mağaralarına dönmüşler. Yeniden bir gönüllüyü geceleyin şehre göndermişler. O de terziyi bulup, gözünü bağlatmış. Bir süre yürüttükten sonra, onun durduğu yerdeki kapıyı işaretlemiş.<br />
İşaretlemiş ya, Mercan’ın gözü kapıya vurulacak işaretlerdeymiş hep. Yeni çizilmiş bir işareti görür görmez, bütün öteki kapıları da hemen işaretliyormuş. Haramilerden üçüncüsü akıllı çıkmış. Terzinin önünde durduğu kapıyı aklında tutmuş. Şehrin dışında bekleyen harami başını çağırmış, Kasım’ın evini ona da göstermiş.<br />
Beklememişler, mağaraya dönmüşler. Harami başı orada şehir pazarında satmak için sözde kırk katır yükü zeytinyağı hazırlatmış. Tuluklardan her birine haramilerini yerleştirmiş. Akşam alacasında adamıyla birlikte şehre gelmişler. Ali Baba’yı kapısının önünde otururken görmüşler.<br />
Harami başı, yanına yaklaşıp sormuş:<br />
- “Pazarda satmak için zeytinyağı getirmiştim. Ama gördüğün gibi geciktik. Size zahmet vermezsem bu gece beni evine misafir eder misin?”<br />
Ali Baba:<br />
- “Hay, hay! Başımın üstünde yeriniz var. Buyurun!” deyip, Mercan’ı çağırmış. Gelen misafiri için sofra kurmasını söylemiş.<br />
Tuluklar birer ikişer avluya taşınmış. Harami başı, sofranın hazır olduğunu kendisine bildirilince, tam içeri girerken, adamlarına fısıl fısıl seslenmiş.<br />
- “Size haber verdiğimde hançerlerinizle tulukları yırtıp, hemen içinden çıkarsınız” demiş. İçeri girmiş, sofraya kurulmuş.</p>
<p>Mutfakta mangalın kömürlerini eşeleyip kahve cezvesi için yer açan Mercan’ın kandili ışığını azaltmış, daha sonra sönmüş. Mercan, küçük bir şişeye tulukların birinden zeytinyağı doldurur, kandili yakarım diye avluya çıkmış. İlk tuluğa yaklaşır yaklaşmaz, içindeki haraminin sesi duyulmuş.<br />
- “Çıkalım mı?”<br />
- “Hayır, hayır!”</p>
<p>Mercan, o tuluktan ötekine koşmuş. Hangisinin yanına gitse, aynı soruyla karşılaşmış. Fakat sadece son tulukta zeytinyağı varmış. Mercan, onu da sırtlayıp, mutfağa taşımış. Kandiline yeteri kadar zeytinyağı koymuş. Kalanını kocaman bir kazanda iyice kaynatmış. Kızdırdığı kaynar zeytinyağını bütün tulukların ağzından içeri dökmüş. Haramilerin hepsini öldürmüş. Avlunun bir köşesine sinip[2] harami başının ne yapacağını öğrenmek istemiş.<br />
Fazla beklememiş, çok geçmeden harami başı, önceden hazırladığı küçük çakıl taşlarını tulukların üstüne atmış.<br />
Hiç birinde beklediği ses yok.<br />
Dönüp tek tek sormuş;<br />
- “Uyuyor musunuz?” demiş.<br />
Yine hiçbir ses yok. Üstelik tuluklardan sıcak zeytinyağı ve haşlanmış insan kokusu gelmiş. Pabucun pahalı olduğunu anlayan harami başı, hiç durmamış, mağarasına doğru kaçmış.<br />
Evdekiler uyanınca Mercan, Ali Baba’yı bir köşeye çağırıp ona olan biteni anlatmış. Haramileri avluda açtıkları büyük bir çukura gömmüşler.<br />
Harami başı, talihsizliğine kızmış, başına gelenlerden sonra öfke küplerine binmiş, intikam yeminleri içmiş. Kılık kıyafet değiştirmiş, yeniden şehre inmiş. Tam Ali Baba’nın oğlunun dükkânının karşısındaki koskocaman dükkânı kendisine tutmuş. Raflarını göz alıcı Hint kumaşlarıyla doldurmuş. Koca Hüseyin adını takınmış. Sonra sonra Ali Baba’nın oğluyla dost olmuş. Onu sofrasına davet etmiş, ziyafetler vermiş. Ali Baba’nın oğlu, bu ziyafetlerin altında kalacak değil ya? Koca Hüseyin’i yemeğe çağırmak istediğini, babasına da söylemiş.<br />
Ali Baba;<br />
- “Bak, bu iyi!” demiş. “Bu küçük dünyada insana dostlar arasında olmak yaraşır. Çağır, yarın akşam konuğumuz olsun.”<br />
Ertesi akşam sofralar kurulmuş. Koca Hüseyin, Ali Baba ve oğlu, aynı sofra başında buluşmuşlar. Ali Baba, konuğuna saygı göstermiş. Erken gidecek olsa da, onu bu isteğinden vazgeçirmiş.<br />
Koca Hüseyin, -sözüm ona- Ali Baba’nın ısrarlarına dayanamayıp, orada kalmış.<br />
Gecenin ileri saatinde bir dileklerinin olup olmadığını sormak için konuk odasına Mercan gelmiş. Mercan, konuklarının harami başı olduğunu ilk bakışta anlamış, elbisesinin altında bir hançer sakladığını da görüş.<br />
Kendi kendine, ölçüp biçmiş, bir sonuca varmış:<br />
- “Anladım, bunun işi efendimi öldürmek demek? Elimi çabuk tutmalı, onun da boyunun ölçüsünü almalıyım.” diye içinden konuşmuş.<br />
Mercan, mutfağa geçip şarap şişeleriyle geri dönmüş.<br />
Koca Hüseyin;<br />
- “İşte fırsat, avucuma doğdu. Şimdi baba oğul ikisi de sızarlar. O zaman işlerini bitirim.” diye düşünmüş.<br />
İçmişler, içmişler…</p>
<p>Mercan, dansözler gibi giyinmiş. Kuşağının içinde bir hançer saklamış. Saz çalan iki uşakla birlikte içeri girmiş:<br />
Sazlar çalmış, Mercan oynamış.<br />
Sazlar çalmış, Mercan oynamış.<br />
Mercan oynamış, sazlar çalmış.<br />
Mercan oynamış, sazlar çalmış.<br />
Koca Hüseyin, hop oturmuş, hop kalkmış; vakit gelip geçiyor diye üzüldükçe üzülmüş, yalancıktan da olsa, Mercan’ı alkışlamış. Mercan gerçekten güzel dans ediyormuş. Numaradan numaraya geçmiş. Sanki oyunun bir bölümüymüş gibi kuşağından çıkardığı hançerini sağa sola sallamış. Daha sonra eline bir tef almış. Bu tefi, Ali Baba’nın önüne tutmuş. Ali Baba çıkarıp bir altın vermiş. Oğlu da babası gibi davranmış. O da bir altın çıkarıp vermiş. Mercan, oyundur deyip Koca Hüseyin’in yanına gelmiş. Koca Hüseyin, kesesini çıkarmak için elini koynuna sokmuş. Tam bu sırada Mercan öfkelenmiş, hançerini çekmiş, Koca Hüseyin’in kalbine saplamış.<br />
Ali Baba, Mercan’ı bileğinden yakalamış.<br />
- “Çıldırdın mı Mercan? Ne yaptın?” diye sormuş.<br />
Mercan cevap vermiş:<br />
- “Ondan atik davrandım. Harami başının sana yapacağını, erken davranıp ben ona yaptım.”<br />
Böyle der demez, Koca Hüseyin’in koynunda sakladığı yılandilli bıçağını çekip çıkarmış, onlara göstermiş.<br />
Ali Baba, bu yürekli kızı alnından öpmüş:<br />
- “Mercan, sana karşı can borcum var. Bunu kırk katır yükü altın versem de, ödeyemem. Benim gelinim olur musun?” demiş, beklememiş oğluna dönmüş;<br />
- “Oğlum, tamam mı?” diye sormuş.<br />
Oğul bu, babasının sözünün üstüne söz koyar mı hiç? Mercan’la evlenmeyi kabul etmiş. Beklememişler, harami başını avluda bir yere gömmüşler.<br />
Düğün dernek kurulmuş. Dillere destan bir düğün yapılmış.<br />
Ali Baba ve çocukları, el değmedik, bitmez tükenmez hazineleri sayesinde her zaman, her devirde gül gibi geçinip gitmişler.<br />
Üstelik işin kolayını da öğrenmişler.<br />
Paraya sıkıştıklarında;<br />
- “Açıl susam, açıl!” diye seslenmişler.<br />
Bütün kapılar önlerine açılmış.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/zJKRYNzlUCc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/ali-baba-ve-kirk-haramiler-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/ali-baba-ve-kirk-haramiler-masali.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Keloğlan ile Balık</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/52FgwhxAMJY/keloglan-ile-balik.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/keloglan-ile-balik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 May 2012 17:49:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[balık masalı]]></category>
		<category><![CDATA[keloğlan ile balık]]></category>
		<category><![CDATA[Keloğlan Masalları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1774</guid>
		<description><![CDATA[Gelelim çocukların en sevdiği en çok okumak istediği masallar olan baş rol olarak bizim en beğendiğimiz kişi alan keloğlan masalları&#8216;na. Evet çocuklar keloğlan masallarından &#8220;Keloğlan ile Balık&#8221; masalını bu yazımızda okuyacak ve büyük bir keyif alacaksınız. Beğeneceğiniz ve diğer masallarımızı da okuyacağınızdan şüphem yok. O yüzden şimdiden iyi okumalar. Bir gün Keloğlan odun kesmek için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1778" title="keloglan-masallari" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/keloglan-masallari.jpg" alt="" width="150" height="150" />Gelelim çocukların en sevdiği en çok okumak istediği masallar olan baş rol olarak bizim en beğendiğimiz kişi alan <strong><a title="keloğlan masalları" href="http://www.sihirlilamba.com">keloğlan masalları</a></strong>&#8216;na. Evet çocuklar keloğlan masallarından &#8220;Keloğlan ile Balık&#8221; masalını bu yazımızda okuyacak ve büyük bir keyif alacaksınız. Beğeneceğiniz ve diğer masallarımızı da okuyacağınızdan şüphem yok. O yüzden şimdiden iyi okumalar.</p>
<p>Bir gün Keloğlan odun kesmek için ormanın yolunu tutar. Giderken “imdaat, beni kurtarın!” diye bir ses duyar. Sağına bakar soluna bakar kimyesi göremez. Aynı sesi tekrar duyar. Bakınırken bir de ne görsün! Toprağın üstünde bir balık “imdaat beni kurtarın!” diye bağırıyor. Meğerse balığı sudan çıkarmışlar. Kendini suya atacak birisi duysun diye bağırıyormuş, Keloğlan balığı suya atar.</p>
<p><span id="more-1774"></span></p>
<p>Balık:<br />
- Keloğlan benim hayatımı kurtardın. Sana minnet borçluyum. Sana hediye vermek istiyorum. Dağdan dönüşte bana uğra sana bir şey söyleyeceğim, der. Keloğlan dağdan döner. Suyun yanına gelir. Balık suyun kenarındadır. Balığa:<br />
- Dönüşte bana uğra demiştin. Geldim, söyle ne diyeceksin?<br />
- Şu dağı görüyor musun?<br />
- Evet görüyorum?<br />
- O dağın arkasında bir torba var. Falan yerde, git onu al, ihtiyacın olunca: Açıl susam açıl! dersin açılır. İhtiyacını karşılarsın. İhtiyacını karşılayınca: Kapan susam kapan! dersin kapanır. Fakat bu sırrı kimseye söyleme ki çaldırırsın, der.<br />
Keloğlan dağın arkasındaki torbayı alır. Eve getirir. Eve gelince anasına:<br />
- Ana, ana! Bana bir balık bunu verdi, der. Anası:<br />
- Keloğlum, keleşoğlum! bir balıktan ne beklenir. Nedir onun içindeki diye merak eder.<br />
Keloğlan :<br />
- Açıl susam açıl dersin açılır. Her istediğini verir. Kapan susam kapan deyince kapanır der. Keloğlan anasının yanında bunları söyler ve kocaman bir sofra açılır. Görmediklerini ve yemediklerini yerler. Karınlarını iyice doyururlar.<br />
Keloğlan anasına:<br />
- Ana ben bunu komşulara göstereceğim, der.<br />
Anası:<br />
- Keloğlum, bundan kimsenin haberi olmasın. Sır saklamasını bilmelisin. Yoksa çalarlar der.<br />
Keloğlan anasını dinlemez, gider komşuları çağırır, olanları anlatır. Torbayı gösterir açıl susam açıl der her istedikleri gelir. Komşularla birlikte yerler içerler. Kötü komşulardan birisi Keloğlan’ı kıskanır ve torbanın aynısını yapar, Keloğlanın sihirli torbası ile yer değiştirir.<br />
Ertesi gün Keloğlan karnı acıkınca torbaya:<br />
- Açıl susam açıl! der torba açılmaz. İki kere daha der yine açılmaz. Keloğlan tekrar ormanın yolunu tutar. Suyun kenarına gelir. Balığa der ki:<br />
- Balık, balık! Senin verdiğin torba birinci gün çalıştı. İkinci gün pıss… der.</p>
<p>Keloğlan sana bir torba daha var, aynı yerde git onu al. Ama kimseye gösterme, sırrını söyleme der. Keloğlan gider aynı yerden ikinci torbayı da alır eve getirir. Anasına:<br />
- Ana ana! Balık bana bir torba daha verdi, der. Keloğlan ikinci torbayı da açar bakar ki bir de ne görsün? Sihirli bir değirmen. Çevirdikçe para çıkarıyor. Anası:<br />
- Keloğlum, bunu bari kimseye gösterme, çalarlar yine parasız kalırız der. Keloğlan balığın da anasının da sözünü dinlemez yine komşuları çağırır. Sihirli değirmenin hünerlerini gösterir. Kötü komşu kötü bir değirmen yaparak, sihirli değirmeni ile yer değiştirir. Ertesi gün Keloğlan değirmeni çevirir çevirir para çıkmaz. Yine ormanın yolunu tutar. Balığa:<br />
- Balık, balık ! Senin verdiğin değirmen birinci gün iyiydi, ikinci gün pıs…. Balık bu sefer kızar:<br />
- Bak Keloğlan, bu son şans. Yine aynı yerde bir torba daha var. Git onu al. Dediklerimi yap der. Keloğlan eve gelir anasına:<br />
- Ana ana! Bak bana balık bir şans daha tanıdı der. Keloğlan üçüncü torbayı da açar ve içine bakarlar ki bir tokmak. Bu tokmak, vur tokmadığım vur! deyince çalışır. Dur dokmağım dur deyince durur. Balık bu tokmağı hırsızları cezalandırmak için vermişti. Keloğlan tokmağı anlatmak için komşularına gösterir. Vur tokmağım vur deyince tokmak kötü komşunun başına vurmaya başlar. Onu eşek sudan gelinceye kadar döver. Keloğlan:<br />
- Demek bütün sihirli torbalarımı sen çaldın? ha! Der. Kötü komşu:<br />
- Hayır ben çalmadım, dedikçe tokmak vurur.<br />
Sonra:<br />
Evet ben çaldım, toprağın altına gömdüm. Gider bakarlar ki sofra çürümüş, değirmen paslanmış.<br />
Bu sırada tokmak Keloğlan’ın başına da vurmaya başlamış. Keloğlan acısından tokmağı nasıl durduracağını unutmuş. Eşek sudan gelinceye kadar dayak yer. Sır tutmamanın ve anasının, büyüklerin sözünü dinlemememin cezasını çeker.<br />
Evet, sizde büyük sözü dinlemez ve gerekli yerde sır tutmazsanız başarılı olamazsınız.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/52FgwhxAMJY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/keloglan-ile-balik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/keloglan-ile-balik.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Değirmenci ile Tilki</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/tjrRsqoYH6U/degirmenci-ile-tilki.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/degirmenci-ile-tilki.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 17:43:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[değirmenci ile tilki]]></category>
		<category><![CDATA[değirmenci masalı]]></category>
		<category><![CDATA[tilki masalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1771</guid>
		<description><![CDATA[Yine size bol konuşmalı, fabl masalları içeren bir masal okutacağım. Yalnız masal çok eğlenceli şimdiden söyleyeyim sonuna kadar okuyup masalda anlatılmak istenen asıl olay nedir anlayın ve yorum yapın bakalım kimler bilecek. Gelelim masalımıza bir değirmenci ve tilki arasında geçen bu masalımız çocuklar ve gençler için birebir. Vakti zamanında bir değirmenci varmış Bu değirmencinin de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1775" title="masal" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/masal.jpg" alt="" width="150" height="150" />Yine size bol konuşmalı, fabl masalları içeren bir masal okutacağım. Yalnız masal çok eğlenceli şimdiden söyleyeyim sonuna kadar okuyup masalda anlatılmak istenen asıl olay nedir anlayın ve yorum yapın bakalım kimler bilecek. Gelelim masalımıza bir değirmenci ve tilki arasında geçen bu masalımız çocuklar ve gençler için birebir.</p>
<p>Vakti zamanında bir değirmenci varmış Bu değirmencinin de pek çok tavuğu varmış Tilkinin biri bu tavuklara müptelâ olurBir gün değirmenciye der ki:<br />
“Değirmenci, eğer bana bir tavuk verirsen sana ömrünce unutamayacağın bir iyilik yapacağım”<br />
“Yahu sen benim tavuklarımdaN ne istersin, bırak benim yakamı Seni vurup öldürürüm, eceline mi susadın?”<br />
Değirmenci yakayı kurtaramayacağını anlayınca tilkiye bir tavuk verir Tavuğu yiyen tilki yola koyulur Az gider, uz gider, doğruca bir padişahın yanına gider Buna:<br />
“Tilki kardeşlik, tilkiler tekin değildir, sen ne işle geldin?”<br />
“Padişahım sorma, sana büyük bir haber getirdim”<span id="more-1771"></span><br />
“Neyin nesi?”<br />
“Bir ‘çak çak padişahı’ var, bütün askerini topladı, geliyorSeni berhava edecek”<br />
“Yahu, ben ona ne yaptım da beni berhava edecek?”<br />
“Ya kızını ona vereceksin, yoksa kökünü kesecek senin”<br />
Padişah hemen vezirleri toplar, bu işi konuşmaya başlar<br />
“Gelin bakalım arkadaşlar, bu ‘padişah ama ‘Çak çak’ı ne oluyor acaba?<br />
Kimse bilemez Sonunda kızı vermeye razı olurlar<br />
“Peki, tilki kardeşlik, bir kere damadımızı görelim, sonra kızımızı vereceğiz<br />
Tilki oradan doğruca değirmencinin yanına gelir “değirmenci, değirmenci!”<br />
“Ne var tilki kardeşlik, niye geldin?”<br />
“Arkadaş, tavuğunu yedim ama sana büyük bir insanlık yaptım” Ne yaptın?”<br />
“Seni ‘padişah’ diye filancı padişaha duyurttum, şimdi seni oraya götüreceğim Kızını sana alacağız”<br />
“Olur mu yahu, kızını bana verir mi? Üstüm başım unlu, saç sakal birbirine karışmış bırak yakamı benim”<br />
“Yahu senin neyine gerek, haydi”<br />
Tilki değirmenciyi kandırıp yola çıkarlar Padişahın sarayına yaklaşınca tilki değirmenciye derki:<br />
“Sen burada dur, ben gidip padişahtan sana bir kat elbise alıp geleyim”<br />
Tilki saraydan içeri girer, padişahla karşılaşırlar:<br />
“Tilki kardeşlik, hani bizim damat, neye gelmedi?”<br />
“Efendim gelirken harıktan atlarken ayağı kayıp düştü Eee<br />
Ne de olsa bu da padişah, üstü başı perişan Öyle gelemez ya, ona bir kat elbise”<br />
Tilkiye çok güzel bir kat elbise verirler Tilki bu elbiseyi değirmenciye giydirir, bunu süsleyip püsleyip alıp gider Yolda da tembihlerde bulunur<br />
“Sen böyle elbise giymemişsindir Sakın elbiselere bakma; yoksa değirmenci olduğunu söylerim”<br />
Sarayda yerler, içerler, konuşurlar, değirmenci boyuna elbiselere bakar, zavallı o güne kadar öyle elbise giymemiş de görmemiş de Padişah gizlice tilkiyi dışarıya çağırır:<br />
“Yahu, bizim damat neyin nesi, boyuna elbiselere bakıyorlar”<br />
“Efendim, onun elbiseleri çok kıyak idi, bunları beğenmedi de onun için bakıyor Siz ona kötü elbise verdiniz”<br />
Tekrar bir kat elbise getirmeye giderler Tilki de değirmencinin yanına gidip bir daha tembih eder:<br />
“Bu sefer de elbiselere öyle bakarsan senin değirmenci olduğunu söyleyeceğim”<br />
Yeni elbiseleri giyen değirmenci bir daha elbiselere bakmaz<br />
Korku cana fayda vermez Padişah kızını veremezse harp var geride Kendisinin de fazla askeri yok, muhakkak başına bir belâ çıkaracak Kızını buna verir Yanlarına biraz asker verip bunları yolcu eder<br />
Tilki daima önden gider, yolda rastladığı davar sürüsünün çobanına der ki:<br />
“Çoban kardeşlik, sürüyü yolun kıyısına indireceksin, padişah geliyor, o gelince : “Ey padişahım, sen sağol, malın davarın sağolsun” diye bağıracaksın”<br />
Tilki bu işleri böyle yapa yapa bir büyük saraya yaklaşır O sarayda da yedi tane dev kalıyormuş Devler tilkiyi görünce sorarlar:<br />
“Niye geldin tilki?”<br />
“Size bir haber getirdim”<br />
“Ne haberi getirdin?”<br />
“Çak çak padişah geliyor, bütün ordusunu topladı, sizin kökünüzü kesecek”<br />
“Tilki kardeşlik, ne edelim?”<br />
“Sizin ot mereğiniz yok mu?”<br />
“Var, ne olacak?”<br />
“Siz otların içerisine sokuluverin, ben padişaha sizin kaçıp gittiğinizi söylerim”<br />
Devler ot mereğine girerler, tilki bunların üzerinden kapıyı kilitler Dama çıkıp üç dört teneke gaz döker O mereğinde devleri cayır cayır yakar<br />
Padişah gelir, saraylara girerler Kızın babasında ne öyle halı var, ne öyle eşya var<br />
Asker orada bir hafta kaldıktan sonra geri döner Değirmenci padişahın kızı ve tilki orada kalırlar Tilki bir gün değirmenciye der ki:<br />
“Ey ağa sana ne işler yaptım Gidip şu değirmende kalan tavukların diğerlerini de yiyip geleyim mi? Müsaaden var mı?”<br />
“Git ye bakalım!”<br />
Tilki tavukları yer gelir Bir gün değirmenciye der ki:<br />
“Ağa, ben sana bu kadar insanlık yaptım, ölürsem beni ne yaparsın?”<br />
Bir gün tilki yalandan ölür Değirmenci de avdaymış Gelince karısını ağlar bulur, sorar:<br />
“Ne oldu, niye ağlıyorsun?”<br />
“Bu tilki ile gönlümü eğliyordum, o da öldü”<br />
“Adam sen de, ben de bir şey var zannettim” diye değirmenci tilkiyi pencereden aşağı atar Tilki kurnaz, yere düşer mi, ayakları üzerine düşer?<br />
“Ya, boşuna ‘İnsanoğlunun başı kılıdır’ dememişler, ettiğin iyiliği bilmez ki Şimdi söyleyeyim mi senin aslını, neslini?”<br />
“Tilki kardeşlik, ben seni sınamak için attım” Tilkiyi zorla inandırır<br />
Birkaç yıl sonra tilki hakikaten ölür Bunu zembile koyup tavandan asarlar Bir müddet sonra tilki kokmaya başlayınca tilkinin hakikaten öldüğünü anlarlar Ölüsünü kaldırıp kapı dışarı atarlar<br />
Onlar da yeyip içip muratlarına ererler.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/tjrRsqoYH6U" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/degirmenci-ile-tilki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/degirmenci-ile-tilki.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Oduncunun Baltası</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/28sK-avuQ1M/oduncunun-baltasi.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/oduncunun-baltasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 17:42:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[balta masalı]]></category>
		<category><![CDATA[oduncu baltası]]></category>
		<category><![CDATA[oduncu masalı]]></category>
		<category><![CDATA[oduncunun baltası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1767</guid>
		<description><![CDATA[Evet çocuklar bugün sizlere bir oduncu masalı anlatacağım bildiğiniz gibi masal denince akla gelenler arasında en çok kullanılan iş odunculuktur. İşte yine böyle bir odunculuk yapan birisinin masalını anlatacağım zevkle okuyacağınızdan eminim, sıkılmayacağınız dan da eminim çünkü masal kısa ve bitirince diğer masallarımızı da okumayı unutmayınız. Evvel zaman içinde bir ormanın kenarında küçük bir köy [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1768" title="Oduncunun-Baltasi" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/Oduncunun-Baltasi.jpg" alt="" width="120" height="150" />Evet çocuklar bugün sizlere bir oduncu masalı anlatacağım bildiğiniz gibi <em>masal</em> denince akla gelenler arasında en çok kullanılan iş odunculuktur. İşte yine böyle bir odunculuk yapan birisinin masalını anlatacağım zevkle okuyacağınızdan eminim, sıkılmayacağınız dan da eminim çünkü <a title="masal" href="http://www.sihirlilamba.com">masal</a> kısa ve bitirince diğer masallarımızı da okumayı unutmayınız.</p>
<p>Evvel zaman içinde bir ormanın kenarında küçük bir köy varmış Bu köyün erkekleri ormanda odun keser, sonra kestikleri odunları satarak geçimlerini sağlarlarmış Bu odunculardan birisi köyün en dürüst oduncusu imiş Hiç yalan söylemez, kendi kazandığından başkasında gözü olmazmış. Bir gün, bu dürüst oduncu odun kesmeye ormana gitmiş Baltasını bir ağacın dibine bırakıp başlamış kesebileceği bir ağaç aramaya Gözüne bir ağacı kestirdikten sonra baltasını bıraktığı yere gitmiş.<span id="more-1767"></span></p>
<p>Ancak baltasını bıraktığı yerde bulamamış Sağa bakmış yok, sola bakmış yok Çaresiz başlamış ağlamaya “Ben şimdi ne yaparım ne ederim. Baltam olmadan nasıl odun keser para kazanırım” diyerek gözyaşı dökmüş Oduncunun halini gören orman cini, oduncunun haline acımış Hemencecik altından bir baltayı oduncunun yanına göndermiş Oduncu “Benim baltam altından değildi” diyerek baltayı almamış Orman cini bu sefer gümüşten bir baltayı oduncunun yanına göndermiş Oduncu “Benim baltam gümüşten de değildi” diyerek gümüş baltayı da almamış.</p>
<p>Orman cini bu kez de oduncunun kendi baltasını göndermiş Oduncu kendi ağaç saplı demirden baltasını görünce sevinmiş “İşte benim baltam bu!” diyerek baltasını omzuna atmış Orman cini oduncunun dürüstlüğü karşısında memnun kalmış Oduncuya hem altın, hem gümüş baltayı hediye etmiş Aldığı hediyelere çok sevinen oduncu, neşe içerisinde köyünün yolunu tutmuş Köyde karşılaştığı odunculara başından geçenleri anlatmış Altın ve gümüşten baltaları gören diğer oduncular hemen baltalarını alıp ormana koşmuşlar Ormanda baltalarını kaybetmiş gibi yapıp ağlamaya başlamışlar.</p>
<p>Orman cini de hepsine birer altın balta göndermişOduncular altın baltaları görünce “İşte bizim baltalarımız!” diyerek baltaları sahiplenmişler Orman cini oduncuların açgözlülüklerine çok kızmış Oduncuların baltaları eski haline dönüşmüş Bununla da kalmayıp baltaların sapları çıkmış, başlamış sahiplerinin kafasına inmeye Oduncular, kaçıp canlarını zor kurtarmışlar Bir daha da açgözlülük yapmamaya söz vermişler</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/28sK-avuQ1M" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/oduncunun-baltasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/oduncunun-baltasi.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Fesleğenci Kız Masalı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/otO3Odm3Owg/feslegenci-kiz-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/feslegenci-kiz-masali.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 19:30:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[fesleğenci]]></category>
		<category><![CDATA[fesleğenci kız masalı]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1761</guid>
		<description><![CDATA[Hiç duymadığınız hatta okurken bile zorluk çektiğiniz bir masal ismi var değil mi ama kesin birilerinden ismini duymuşsunuzdur. Evet çocuklar bu masalımızda sizlere masallar içinden en güzel masalların birisini tercih ettik. Kesinlikle okumanızı istediğimiz ve okurken de iyi bir düşünüp acaba bu masal neyi demek istiyor diye anlamanızı istediğimiz bir masal yazmak istedik sizlere. Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1762" title="feslegenci-kiz-masali" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/feslegenci-kiz-masali-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Hiç duymadığınız hatta okurken bile zorluk çektiğiniz bir <strong><a title="masal" href="http://www.sihirlilamba.com">masal</a></strong> ismi var değil mi ama kesin birilerinden ismini duymuşsunuzdur. Evet çocuklar bu masalımızda sizlere <em>masallar</em> içinden en güzel masalların birisini tercih ettik. Kesinlikle okumanızı istediğimiz ve okurken de iyi bir düşünüp acaba bu masal neyi demek istiyor diye anlamanızı istediğimiz bir masal yazmak istedik sizlere.</p>
<p>Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde deve tellal iken, pire berber iken, anam benim beşiğimi tıngır mıngır sallar iken, uzak ülkelerin birinde ihtiyar bir çiftçi ve üç kızı yaşarmış. Birbirine büyük bir sevgiyle bağlı olan bu ailecik mutluluk içinde yaşayıp giderlerken bir gün yaşlı çiftçi hastalanıp ölmüş ve üç kızı üç gün üç gece durmadan ağlamışlar.Ama yapacak birşey yokmuş. Zavallı kızlar yoksulluk içinde kalakalmışlar.<span id="more-1761"></span></p>
<p>Bir gece en küçük kız rüyasında bahçedeki fesleğen ağacının dibinde dokuz küp altın olduğunu görmüş. İlk önce kız buna pek aldırmamış ama üç gece üstüste aynı rüyayı görünce kardeşlerine durumu anlatmış. Hemen gidip fesleğen ağacının dibini kazmışlar ve gerçekten de dokuz küp altın olduğunu görmüşler. Mutluluktan birbirlerine sarılıp ağlaşan bu üç kardeş hemen kendilerine sarayın karşısında güzel bir ev yaptırmışlar ve fesleğeni de oradaki bahçelerine dikip her gün sırayla sulamaya başlamışlar.</p>
<p>Meğerse padişahın yakışıklı mı yakışıklı, akıllı mı akıllı oğlu da her gün balkondan merakla bu üç kızı izlermiş. Bir akşam büyük kız bahçede fesleğeni sularken padişahın oğlu dayanamayıp kıza laf atmış: “Fesleğenci kız, fesleğenci kız! Gece gündüz fesleğen sularsın, fesleğenin yaprağı kaç?” Kız hem utancından hem de yanıtı bilemediğinden hemen içeri kaçmış. Diğer akşam ortanca kız çıkmış bahçeye ve fesleğeni sulamaya başlamış. Padişahın oğlu ona da laf atmış: “Fesleğenci kız, fesleğenci kız! Gece gündüz fesleğen sularsın, fesleğenin yaprağı kaç?” Ortanca kız da ablası gibi utanmış ve cevap vermeden içeri kaçmış.</p>
<p>Derken diğer akşam küçük kız çıkmış fesleğeni sulamaya. Padişahın oğlu aynı soruyu ona da sormuş: “Fesleğenci kız, fesleğenci kız! Gece gündüz fesleğen sularsın, fesleğenin yaprağı kaç?” Küçük kız çok akıllı ve zeki bir kızmış ve bu uyanık oğlanın cevabını hemen vermiş: “Ağasın beysin paşasın, gece gündüz camdan bakarsın, gökte yıldız kaç?”</p>
<p>Padişahın oğlu bu akıllı olduğu kadar da güzel olan kızdan o kadar etkilenmiş ki, hemen oracıkta ona aşık oluvermiş. Kırk gün kırk gece düğün dernek yapılmış, prensle fesleğenci kız mutlulukların en yücesine çıkıp oturmuş, fesleğen ağacı da aşk bahçesinde sevgiyle beslenip büyümüş.</p>
<p>Ben de düğünlerine vardım, bana 3 fesleğen yaprağı verdiler, biri benim, biri bu masalı okuyanın, biri de bu masalı dinleyenlerin yüreğine mutluluk versin.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/otO3Odm3Owg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/feslegenci-kiz-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/feslegenci-kiz-masali.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Avcı ile Aslan Masalı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/999R1l533WY/avci-ile-aslan-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/avci-ile-aslan-masali.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 19:26:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[avcı ile aslan]]></category>
		<category><![CDATA[avcı ile aslan masalı]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1757</guid>
		<description><![CDATA[Bu masalımız hem kısa hemde çok güzel bir masal okumanızı tavsiye ederim çocuklar hem okurken eğleneceksiniz hemde kısa süre içinde güzel bir masal okumuş olacaksınız. Avcının biri bir gün avlanmaya çıkmış. Adamın avcılıkta çok usta olduğunu bilen hayvanlar korkuyla kaçışmışlar. Her biri bir yere saklanmış ama aslan: -”Ben hiç kimseden korkmam. Geleceği varsa geöreceği de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1758" title="avci-ile-aslan" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/avci-ile-aslan.png" alt="" width="150" height="150" />Bu masalımız hem kısa hemde çok güzel bir <a title="masal" href="http://www.sihirlilamba.com">masal</a> okumanızı tavsiye ederim çocuklar hem okurken eğleneceksiniz hemde kısa süre içinde güzel bir <em>masal</em> okumuş olacaksınız.</p>
<p>Avcının biri bir gün avlanmaya çıkmış. Adamın avcılıkta çok usta olduğunu bilen hayvanlar korkuyla kaçışmışlar.</p>
<p>Her biri bir yere saklanmış ama aslan: -”Ben hiç kimseden korkmam. Geleceği varsa geöreceği de var” demiş, ve avcının karşısına geçip meydan okumuş. Avcı yayını germiş aslana nişan almış. Ok yaydan fırlamış ve gidip aslanın sırtına değip geçmiş.<span id="more-1757"></span></p>
<p>Avcı demiş ki: -”Bu benim habercimdir. Önce habercim gelir. Onun ardında da ben gelirim bilesin.” Canı fena halde yanan yaralı aslan, pabucun pahalı olduğunu görünce tabanları yağlamış.</p>
<p>Aslanın kaçtığını gören tilki söylemiş: -”Sen niye kaçıyorsun? Sen avcıdan daha güçlüsün. Onu yere sermen işten bile değil. Dönde haddini bildir şunun”</p>
<p>-” Yooo. Ben canımı sokakta bulmadım. Habercisi böyle can yakan birinin kimbilir kendi nasıldır?”</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/999R1l533WY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/avci-ile-aslan-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/avci-ile-aslan-masali.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Altın Çocuk Masalı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/KbOzSbzpP6Q/altin-cocuk-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/altin-cocuk-masali.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 May 2012 19:23:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[altın çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[altın çocuk hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[altın çocuk masalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1753</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazımızda size öğüt verici bir masal anlatacağım, masalın sonuna kadar okuyun ki sonunda asıl verilmek istenen bilgiyi edinin ve sizde arkadaşlarınıza böylece anlatın. Ayrıca sitede bulunan diğer masal, hikaye gibi şeyleri de okumayı unutmayın. Bir zamanlar, çok fakir bir karı koca yaşarmış, Küçü­cük bir kulübelerinden başka şeyleri yokmuş. Tuttukları balıklarla karınlarını doyururlarmış. Günün birinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1754" title="altincocuk" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/altincocuk.jpg" alt="" width="150" height="127" />Bu yazımızda size öğüt verici bir masal anlatacağım, masalın sonuna kadar okuyun ki sonunda asıl verilmek istenen bilgiyi edinin ve sizde arkadaşlarınıza böylece anlatın. Ayrıca sitede bulunan diğer masal, hikaye gibi şeyleri de okumayı unutmayın.</p>
<p>Bir zamanlar, çok fakir bir karı koca yaşarmış, Küçü­cük bir kulübelerinden başka şeyleri yokmuş. Tuttukları balıklarla karınlarını doyururlarmış. Günün birinde adam, balık avlamaya gitmiş; ağlarını suya atmış. Bek­lemeye başlamış. Biraz sonra ağına bir balığın takıldığını görmüş. Ağını, hızla sandalına çekmeye başlamış. Çe­kerken, çok heyecanlıymış. İçinden:<br />
Bayağı ağır. Bu balıkla birkaç gün karnımızı doyura­biliriz, deyip seviniyormuş, Ağını sandalına çektiği zaman, içinden som altın bir balık çıkmasın mı? Adam şaşkın şaşkın balığa bakarken, balık dile gelmiş ve demiş ki<span id="more-1753"></span>:<br />
Balıkçı, beni tekrar suya atarsan, oturduğun kulübeyi koskocaman bir saraya çeviririm!<br />
Balıkçı şöyle demiş:<br />
Yiyecek bir şeyim olmadıktan sonra sarayı ne ya­payım?<br />
Altın balık:<br />
Sarayın içi güzel yiyeceklerle dolu olacak. Yeter ki beni suya bırak.<br />
Adam:<br />
Tamam, istediğini yapacağım! demiş. Balık:<br />
Ama bunun için bir şartım var: Bunu dünyada hiç kimseye söylemeyeceksin. Ağzından bir kelime bile kaçırırsan, hepsi yok olup gider.<br />
Balıkçı, sihirli balığı suya bırakmış, evine dönmüş. Kulübesinin durduğu yerde koca­man ve güzel bir saray duru<br />
Nasıl oldu da her şey birdenbire değişiverdi? diye sormuş. O kadar mutluyum ki!<br />
Adam:<br />
Evet, demiş. Ben de çok mutluyum. Ama, karnım çok acıktı. Haydi, bana yiyecek bir şeyler hazırla!<br />
Kadın:<br />
Yiyecek bir şeyimiz yok ki, demiş. Adam:<br />
Merak etme, Şu büyük dolabı aç bakalım,<br />
Kadın dolabı açmış: içinde çeşitli yemekler varmış, Kadın, sevincinden bir kahkaha atmış. Kocasına:<br />
Canın ne istiyorsa söyle, şekerim, demiş.<br />
Sofraya oturmuşlar, yemişler, içmişler. Karınları do­yunca, kadın sormuş,<br />
Bütün bunlar nasıl oldu? Gözlerime inanamıyorum! Kocası demiş ki:<br />
Bunu bana sorma. Söyleyemem, Eğer birine anla­tırsam her şey bir anda yok ofup gider.<br />
Bunun üzerine kadın:<br />
Pekâlâ, demiş. Güzel bir evimiz, yiyecek dolu bir dolabımız var, Ben de bunları kaybetmek istemiyorum. Fakat kadın, bu sözleri içinden gelerek söylememiş. Ge­ce, gündüz bunu düşünüyormuş, Kocasını durmadan sıkıştırıyormuş, Nihayet adam dayanamamış; başından geçenleri olduğu gibi anlatmış. Fakat balıkçı, sözlerinibitirir bitirmez o güzel sarayla, içindeki dolap ortadan kayboluvermiş. Karı koca kendilerini, tekrar o eski kulü­belerinin içinde bulmuşlar.<br />
Adamcağız, tekrar balık tutmaya başlamış. Fakat talih kendisine bir daha yardım etmiş. Günün birinde al­tın balık tekrar ağına düşmüş. Balık, dile gelerek:<br />
Beni, yine suya atarsan hem o sarayı, hem de yi­yeceklerle dolu dolabı geri veririm. Ama dilini tutacak­sın, bundan kimseye bahsetmeyeceksin. Sözünde dur­mazsan her şeyi elinden alırım!<br />
Balıkçı:<br />
Bu sefer dilimi tutacağım, demiş. Balığı sgya atmış,<br />
Evde her şey eski haline dönmüş. Kadın, sevincin­den ne yapacağını bilemiyormuş. Ancak her şeyi öğ­renme merakı ona yine rahat vermiyormuş. Birkaç gün sonra bu işin nasıl olduğunu kocasına sormaya başla­mış; adamcağız uzun zaman dayanmış, Fakat kadın, o kadar çok ısrar etmiş ki dayanamamış, her şeyi anlat­mış. Anlatmış ama o anda saray ortadan kayboluver­miş. İkisi de kendilerini yine eski kulübelerinde buimuşlar.<br />
Adam:<br />
İşte, demiş, yaptığını beğendin mi? Şimdi yine aç kalıp, yokluk içinde yaşayacağız.<br />
Karısı;<br />
Nereden geldiğini bilmediğim bir zenginliği ne ya­payım. İçim rahat olmadıktan sonra, demiş.<br />
Adamcağız, yine balık tutmaya gitmiş. Şans bu ya, altın balığı tekrar yakalamış. Balık yine dile gelerek:<br />
- Anlaşıldı, senin elinden kurtulamayacağım. Ne ya­palım, bari beni evine götür. Aitı parçaya böl. Bu parça­lardan ikisini karına ver, yesin. İkisini atına ver, iki parçamı da toprağa göm. Bunu yaparsan sana faydası dokunur,<br />
Adam balığı almış, eve götürmüş ve dediklerini yap­mış.<br />
Gel zaman, git zaman, toprağa gömdüğü iki parça büyüyüp, iki altın zambak olmuş. At, altından iki tay doğurmuş, Karısı da, som altından iki çocuk dünyaya ge­tirmiş.<br />
Çocuklar büyümüş uzun boylu, yakışıklı birer delikanlı olmuşlar. Zambaklarla taylar da onlarla büyümüşler.<br />
Günün birinde çocuklar:<br />
Baba, demişler. Biz altın atlarımıza binerek dünya­yı dolaşmak istiyoruz!<br />
Balıkçının buna biraz canı sıkılarak:<br />
Siz gittikten sonra, sizden haber alamazsam buna nasıl dayanırım? demiş.<br />
Bunun üzerine çocuklar:<br />
Şu iki altın zambak burada kalıyor. Onlara bakın; bizim durumumuzu öğrenirsiniz. Eğer, taptaze dururlarsa iyi olduğumuzu anlarsınız. Solarlarsa anlayın ki hastayız. Eğer, çiçekler kuruyup dökülürse öldüğümüzü anlarsınız! demişler. Çocuklar, atlarına atlayıp gitmişler. Bir hana varmışlar. Han kalabalıkmış, Handakiier, iki altın çocuğu görünce gülüşmeye, alay etmeye başlamışlar. İnsanla­rın, onlarla alay ettiklerini gören delikanlılardan biri çok üzülmüş ve gitmekten vazgeçmiş; geri dönerek eve, babasının yanına gelmiş. Fakat, diğer oğlan atına atla­yarak yoluna devam etmiş. Gide gide nihayet büyük bir ormana varmış, Atını ormana sürmek istediği sırada biri­leri ona seslenmiş:<br />
Bu ormandan geçemezsiniz, demişler. Burası hay­dutlarla dolu, Size zarar verirler, Hem sizin, hem de atını­zın altından olduğunuzu görürlerse sizi sağ bırakmazlar,<br />
Oğlan, bu sözlere kulak asmamış:<br />
Bu ormandan mutlaka geçmeliyim, demiş.<br />
Birkaç ayı postu alarak üstüne sarmış. Atını da post­larla sarmış, Artık ikisinin de, altından olduklarını kimse anlayamazmış. Oğlan, ormana dalmış. Ormanda, uzun zaman yol aldıktan sonra, çalıların arasında bir hışırtı duymuş. Birkaç kişi, aralarında konuşuyormuş.<br />
Biri:<br />
İşte biri geliyor! diye seslenmiş. Diğeri de:<br />
Bırak yoluna gitsin. Baksana, sırtında ayı postu var. Yoksulun, çulsuzun biri. Nesini alacağız sanki?<br />
Altın çocuk, atını sürmüş. Kimseden zarar görmeden ormandan çıkmış, Günün birinde bir köye gelmiş, Köyde dolaşırken, bir kız görmüş. Bu kız, o kadar güzelmiş ki, al­tın çocuk dünyada ondan daha güzel bir kız olamaz sanmış. Kıza aşık olmuş. Yanına gitmiş:<br />
Seni çok sevdim, demiş. Benim karım oiur musun? Kız da, altın çocuğu görür görmez çok beğenmiş:<br />
Olurum! demiş. Ömrümün sonuna kadar da sana sadık kalırım!<br />
Hemen düğün hazırlıklarına başlamışlar. Kızın baba­sı, uzun zamandır evinden uzaklarda çalışıyormuş. O sı­rada eve dönmüş. Kızının düğün hazırlıkları yaptığını gö­rünce şaşırıp kalmış:<br />
Damat nerede? diye sormuş.<br />
Kendisine altın çocuğu göstermişler. Fakat oğlanın üzerinde, hâlâ ayı postu duruyormuş. Baba, onu görün­ce çok kızmış:<br />
Ayı postlu bir adam benim kızımla evlenemez! di­ye bağırmış. Oğlanı öldürmeye kalkmış,<br />
Kız, babasına yalvarmaya başlamış:<br />
Aman babacığım! demiş, O artık benim kocam ol­du! Hem onu öyle çok seviyorum ki!<br />
Nihayet adam biraz yatışmış. Fakat bu işe bir türlü ak­lı yatmamış, Ertesi gün, erkenden kalkmış. Kızının kocasını bir daha görmek, onun bir serseri olup olmadığını anla­mak istemiş. Sessizce, çocuğun yattığı odaya girmiş.<br />
Yatakta yakışıklı, altından bir delikanlının yattığını, ayı postunun da odanın bir köşesine atılmış olduğunu görünce geri dönmüş:<br />
İyi ki dün, kendimi tutmuşum. Yoksa çok pişman olurdum! demiş.<br />
Altın çocuk, o gece rüyasında ava gittiğini ve güzel bir geyiği kovaladığını görmüş. Ertesi sabah, uyanınca nişanlısına:<br />
Ben ava gidiyorum! demiş.<br />
Kızın içine bir korku düşmüş, Gitmemesi için oğlana yalvarmış:<br />
Başına büyük bir felâket gelebilir! Gitmeni hiç iste­miyorum, demiş,<br />
Fakat oğlan:<br />
Muhakkak gitmem lâzım! demiş. Hazırlanıp, orma­nın yolunu tutmuş. Aradan çok geçmeden karşısına rü­yada gördüğüne benzer, güzel bir geyik çıkmış. Hemen, silâhına davranmış. Fakat, geyik bir sıçrayışta oradan kaçmış. Oğlan hendekler, çalılar aşarak bütün gün ge­yiği kovalamış ama, her defasında geyik kaçmış. Altın çocuk, geyiği ararken küçük bir kulübe görmüş. Bu evde bir cadı yaşıyormuş. Oğlan, kapıyı çalmış. İhtiyar bir kadın, kapıyı açıp sormuş:<br />
Bu koca ormanın ortasında, böyle geç vakit ne arıyorsun?<br />
Oğlan:<br />
Bir geyik gördünüz mü? demiş. Kadın:<br />
Evet, demiş.<br />
İhtiyar kadının arkasından çıkan bir köpek, vahşice havlayıp, saldırmak istemiş.<br />
Oğlan köpeğe:<br />
Dur! Yoksa seni öldürürüm, diye bağırmış. Cadı, bunu duyunca kızmış.<br />
Ne? Köpeğimi mi öldüreceksin? diye haykırmış; o anda delikanlıyı taşa çevirmiş. Oğlanın zavallı nişanlısı boş yere günlerce yolunu beklemiş,<br />
Aklıma gelen başıma geldi işte! demiş. Günlerce ağlamış.<br />
Eve dönen diğer çocuk, altın zambaklara bakmaya gitmiş. Zambaklardan birinin birdenbire kopup düştüğü­nü görmüş:<br />
Aman Allah’ım! diye bağırmış. Kardeşimin başına büyük bir felâket gelmiş! Hemen yola çıkmalıyım. Belki onu kurtarabilirim!<br />
Babası:<br />
Gitme, demiş, Seni de kaybedersek ne yaparız sonra?<br />
Fakat oğlan:<br />
Mutlaka gitmeliyim baba. Belki kardeşimi kurtara­bilirim! demiş.<br />
Altın atına atlayarak yola çıkmış; kardeşinin taş kesi­lerek yattığı büyük ormana varmış. Cadı, evinden çık­mış; oğlana seslenmiş. Onu da kardeşi gibi taşa çevirecekmiş ama, delikanlı cadıya yaklaşmamış:<br />
Kardeşimi diriltmezsen seni öldürürüm! demiş.<br />
Cadı, korkup taşa dönen delikanlının yanına gitmiş, Parmağıyla dokununca oğlan canlanmış.<br />
İki kardeş, birbirlerine kavuştukları için çok sevinmiş­ler; kucaklaşmışlar, öpüşmüşler. Sonra atlarına binerek ormandan çıkmışlar.<br />
Oğlanlardan biri, nişanlısının yanına, diğeri de ba­basının evine dönmüş. Daha sonra Hans, nişanlısıyla evlenerek mutlu bir hayat sürmüş.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/KbOzSbzpP6Q" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/altin-cocuk-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/altin-cocuk-masali.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Balıkçının Oğlu Masalı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/VmDLAG-FLIw/balikcinin-oglu-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/balikcinin-oglu-masali.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 May 2012 14:03:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[Balıkçının Oğlu masalı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1748</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar eminim bu masalı duymamışsınızdır o yüzden sonuna kadar okuyun ve masaldan bir anlam çıkartmaya çalışın. Bu sonucu yorum olarak atın ki daha sonra kim anlamış kim anlamamış bilelim, ayrıca diğer masallarımızı da okumayı unutmayın. Bir varmış, bir yokmuş, Allahın kulu pek çokmuş. İnebolu, Yanbolu; iki boş bir dolu, bende bilmece dam dolu. Evvel zamanların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1749" title="balikcinin-oglu" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/balikcinin-oglu-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Çocuklar eminim bu masalı duymamışsınızdır o yüzden sonuna kadar okuyun ve masaldan bir anlam çıkartmaya çalışın. Bu sonucu yorum olarak atın ki daha sonra kim anlamış kim anlamamış bilelim, ayrıca diğer masallarımızı da okumayı unutmayın.</p>
<p>Bir varmış, bir yokmuş, Allahın kulu pek çokmuş. İnebolu, Yanbolu; iki boş bir dolu, bende bilmece dam dolu.</p>
<p>Evvel zamanların birinde, bir padişahın ülkesinde, fukara1 bir balıkçı vardı. Gün geldi balıkçı öldü, bir oğlu kaldı arkada. Babasının sanatını eline alarak, o da balık avcılığına başladı.</p>
<p>Gecelerden bir gece, bir düş gördü. Diyordu ki, bir ses. “Yarın tutacağın balıklar, tılsımlıdır. Sakın ha bunları satma”. Sabah olunca, balıkçının oğlu, her günkü gibi balığa gitti. Fakat ancak iki tane balık tutabildi. Biri yeşil, biri esmer. Bunları bir kabın içine koyup evine getirirken, sokağın başında, bir Yahudi’yi, kendini bekler buldu.<span id="more-1748"></span></p>
<p>Meğerse aynı gece Yahudi de bir düş görmüş, ona da bir ses söyle demişti. “Balıkçının oğlunun bugün tutacağı balıklar, tılsımlıdır. Tanesine ne isterse istesin, verip al”. Böylece Yahudi, balıkçının oğlunun gördüğü düşten habersiz, balıklara alıcı çıktı.</p>
<p>Delikanlı önce satmam diye direndiyse de, Yahudi’nin tatlı dilinden ve teklif edilen paranın çekiciliğinden kendini kurtaramayacak esmer balığı sattı, yeşil balıkla evine geldi. Yahudi’ye satılan balık, her gün bir sarı altın kusuyordu. O altınları kusa dursun, biz gelelim balıkçının oğluna, gördüğü rüyayı pek önemsememişti. Ertesi gün, her zamanki işine giderken, kabın içindeki balığı unutmuştu bile.</p>
<p>Akşam eve gelip içeri girdiğinde, gözleri değirmen taşı gibi açılmış, dili tutuluvermişti. Evi öylesine bir tertipli, düzenli ve silinip süpürülmüş buldu ki, buna bir türlü aklı yatmıyordu. Bir gün böyle, her gün böyle… Günlerden bir gün, bunda bir iş var diyerek, evinin bir yanına saklandı. Biraz sonra bir de ne görsün? Balık, kabından dışarı fırladı. Likabından sıyrıldı, ayın on dördü gibi güzel bir kız ortaya çıktı.</p>
<p>Balıkçının oğlu tüm yuttu küçük dilini, Kızı uzun uzun seyre daldı. Sonra aklına ilk gelen şey, balığın likabına el koymak oldu. O anda kız dilenerek:<br />
“Aman yiğidim, likabıma sakın zarar verme. Belki gün gelir bir sıkıntıya uğrarsın, ben seni kurtarabilirim o zaman,” dediyse de, balıkçının oğlu likabı ateşe atıp yaktı.</p>
<p>Komşular, balıkçının oğlunun hallerinden şüpheye düşmüşlerdi. Bir gün evi gözetleyen biri, güzeller güzelini görünce, yemedi, içmedi, bunu gidip ülkenin padişahına yetiştirdi.</p>
<p>“Aman padişahım, balıkçı oğlunun evinde öylesine bir güzel var ki, ancak sizlere yaraşır,” deyince, padişah hemen vezirini yanına alıp, balıkçı oğlunun evine doğru yürüdü, güzeller güzelini gördü. İçi gitti ama işi yasasına uydurmak için, sarayına dönüp düşünmeye başladı.</p>
<p>Sonrada balıkçının oğlunu huzuruna çağırıp:<br />
“Dünya güzelini nereden getirdin?” diye sordu.<br />
“Bir balığın içinde buldum,” dedi delikanlı.<br />
“Çinihindi’de bir dünya güzeli var. Ben asker çıkardım, onun saçını bile göremedim. Sen, ya yalancı, ya da sihirbazın birisin. Bu dünya güzelinin saçları tüm elmastır. Onun saçının bir peliğini bana getirdin, getirdin; getirmezsen, boynunu cellâda vurduracağım” der padişah.</p>
<p>Balıkçının oğlu saraydan ayrılıp, üzgün üzgün evine geldi. Bunu gören kız:<br />
“Aman efendim, nedir tasan, böyle üzgünsün,” diye sordu.<br />
“Ben üzgün olmayayım da kimler olsun. Padişah benden Çinihindi güzelinin bir peliğini istedi. Kendisi o kadar asker saldığı halde, onun yüzünü bile görememiş, ben nasıl getiririm. Getirmezsem beni cellâda verecek, onun için üzgünüm.”<br />
“Benim likabımı yakmasaydın. Çinihindi güzelinin saçını getirmek, bir an işi olurdu. Ama şimdi biraz zor olacak. Zorluğunu da sen çekeceksin. Şimdi beni iyi dinle.” Çinhindide,<br />
sarp bir dağın tepesinde, bir saray vardır.</p>
<p>Sarayı, iyi yetiştirilmiş fiiller bekler. Bahçe kapılarında aslanlar, kaplanlar nöbet tutar. Tam şu sırada aslanlarla kaplalar beş gün için istirahatlıdırlar. Dünya güzeli de şu sırada uykudadır. Hemen ustura ile peliğinin birini keser, arkana bakmadan yürürsün.</p>
<p>Arkana bakacak olursan, tılsım bozulur, o zaman devler seni paramparça ederler. Sözünü bitirince, hafifçe üfürdü, bir rüzgâr gelip balıkçı oğlunu aldı, göz açıp kapayıncaya kadar, sarp bir dağın üzerine bıraktı. Delikanlı, oyalanmadan saraya girdiğinde, Çinhindi güzelini gerçekten de uyur buldu. Peliklerinden birini kesip hemen gerisin geri döndü. Bir de Çinhindi güzeli uyandı ki, saçları kesilmiş. Hemen “aslanlarım, kaplanlarım, salman “ diye bağırdıysa da, hayvanlar kuyruklarını bile kımıldatmadılar. Fillere koştu; filler dahi delikanlıyı yakalayamadılar.</p>
<p>Bunları gören güzel:<br />
“Eğlen biraz delikanlı Ben sihirli tarağımı alıp geleyim. Benim burada bulunmamın bir gerekçesi kalmadı artık. Ben de seninle geleceğim.”<br />
Delikanlı, fillerin tehlikesinden kurtulunca, arkasına bakmadan, oturup kızı beklemeye koyuldu. Az sonra kız, zehirli tarağı elinde delikanlının yanına geldi.</p>
<p>“Yum gözlerini yiğidim,” dedi. Balıkçının oğlu gözlerini açtığında, kendini evinin kapısı önünde buldu. Ertesi gün kızın peliğini padişahın önüne bıraktı, dünya güzelini de birlikte getirdiğini söylemeden, evine döndü. Padişah baktı ki saçlar tüm elmastan, sevincinden yerinde duramaz oldu. Fakat balıkçı oğlunun işgüzar komşuları gene yemediler, içmediler, haberi saraya çabucak ilettiler.<br />
“Bre kendini bilmez adam, diye kükredi padişah. Çinhindi güzelini kendine mi alıkoydum?”<br />
“Fakat padişahım, siz benden saç istediniz, saç getirdim, dedi delikanlı. Kendisini istemediniz ki, size getireyim.”<br />
Bunun üzerine padişah, bir an düşündü. “Ben bu balıkçı oğlundan, dünyada bulamayacak bir şey isteyim de, bulamasın. O zaman boynunu cellâda vurdururum, diye geçirdi içinden. Sonra delikanlıya dönerek:<br />
“Bana üç tane cennet elması getirdin, getirdin. Getirmezsen, boynunu vurduracağım,” dedi.</p>
<p>Delikanlı saraydan ayrılıp, üzgün üzgün eve geldi. Bunu gören Çinhindi güzeli:<br />
“Neden böyle üzgünsün yiğidim?” diye sordu.<br />
“Padişah benden üç tane cennet elması istedi. Ben cennet elmasını nereden bulurum. Ben üzülmeyeyim de, kim üzülsün. Cennet elması dünyada bulunur mu?” dedi delikanlı. “Getirmezsem boynumu cellâda vurduracak.”<br />
“Tasa etme yiğidim,” dedi kız. Ben sana yardım ederim. Sonra her ikisi evden çıkıp, ıssız bir yere vardılar. Sihirli tarağı şöyle bi sıvazladı kız. Delikanlı kendini Kaf-ı Küf dağının cennet bahçesinde buldu. Bahçenin içinde iki havuz vardı. Biri altından, biri gümüşten. Türlü çiçekler bahçenin güzelliğini tamamlıyordu. Delikanlı, kızın dediklerini hatırlayarak, çiçeklerin arasına saklandı. Tam öğle üzeri, üç tane Zümrüdüanka kuşu gelip gümüş havuzun kenarına kondular.</p>
<p>Sonra kuşlar esvaplarını çıkarıp birer huri kızı oldular, havuza girip yıkandılar. Durulanmak için altın havuza geçince, delikanlı, esvaplardan birini çiçeklerin arasına çekti. Durulanan huri kızları esvabını giyip uçtu. En son kalan esvapsız kaldı. O zaman delikanlı çiçeklerin arasından kendini gösterdi.<br />
“Bana üç tane cennet elması getirirsen, esvaplarını veririm” dedi. Huri kızı, elmaları getireceğine söz verdikten sonra esvaplarını giydi, cennete varıp bir heybenin terkisini elma ile doldurdu, bütün huri kızları ile helâlaşıp delikanlının yanına döndü. Çünkü insanoğlunu gören huri kızlarına artık cennet haramdı.</p>
<p>“İşte yiğidim, dedi. Hem elmaları, hem kendimi getirdim. Ben artık senin eşin oldum. Delikanlı elinde tarağı sıvazladı, bir anda kendini evinin kapısı önünde buldu. Hiç oyalanmadan heybenin terkisinden üç tane elma alıp padişahın huzuruna çıktı. Padişah, burcu burcu kokan elmaları görünce, hemen bir tanesini kesip yedi. Cennet elmasının çekirdeği iki<br />
tane olurmuş. Çekirdeklerin ikisini de masanın üzerine koydu, bunlar iki elma oldu. Cennet taamı2 tükenmez, çoğalır. Padişah bunu görünce:<br />
“Aslanım, cennete nasıl vardın?” diye sordu.<br />
“Allah diledi, vardım. Bunun üzerine padişah yeniden düşünceye daldı. Bu halini gören veziri:<br />
“Padişahım, ne düşünürsünüz öyle?” dedi.<br />
“Şu balıkçı oğlunun kerametlerini düşünüyorum.”<br />
Balıkçının oğlu evine dönmüş, üç güzel kızın yanında oturuyordu. Bunu gören komşulardan biri, yemedi, içmedi, haberi çabucak saraya iletti.<br />
“Aman padişahım, balıkçının oğlu bu sefer de bir huri kızı getirmiş. Böylesi ancak size yaraşır,” dedi.<br />
Padişah hemen balıkçının oğlunu çağırttı ve:<br />
“Üç gün içinde, denizin ortasına, altlı üstlü bir saray yaptınsa, yaptın. Yapamazsan boynunu cellâda vurduracağım, diye kükredi.”<br />
Balıkçının oğlu evine gene üzgün dönmüştü. Bu sefer huri kızı:<br />
“Neden böyle üzgünsün yiğidim?” diye sordu.<br />
“Padişah benden, üç gün içinde, denizin ortasına, altlı üstlü bir saray yapmamı istedi. Yapamazsam boynumu cellâda vurduracak.</p>
<p>Ben üzülmeyeyim de kimler üzülsün?”<br />
“Tasa çekme yiğidim, dedi huri kızı. Ben sana yardım ederim.” Sonra kapıya çıkıp, ellerini birbirine vurunca, bütün huri kızları güvercin olup geldiler.<br />
“Her biriniz bir taş getirip denizin ortasına altlı üstlü bir saray yapacaksınız.”<br />
Güvercinlerden her biri bir yana dağılarak, az sonra birer taşla döndüler, göz açıp kapayıncaya kadar, denizin ortasına altlı üstlü bir saray yaptılar ki, dille anlatmak mümkün değil.<br />
“Hadi şimdi git, o gözü doymaz padişaha, pek arzuladığı sarayının bittiğini söyle,” dedi huri kızı, balıkçının oğluna. Gelsin, gezip görsün içini.</p>
<p>Padişah verini alıp deniz kenarına geldi ki, gözleri bir anda sarayın güzelliği karşısında kamaşıverdi. Sonra kayıklara binip saraya girdiler. İşte ne olduysa, o zaman oldu. Huri kızının bir el çırpması ile binlerce güvercin, koyu bir bulut gibi üşüşüverdiler.<br />
“Herkes, getirdiği taşını alıp, eski yerine götürsün,” dedi huri kızı. Bir anda, o göz kamaştırıcı saraydan ve o gözü doymaz gaddar padişah ile akıl hocası vezirinden en ufak bir iz bile kalmadı. Onları doyura doyura ancak engin denizin tuzlu suları doyurmuştu ama hayatları pahasına.</p>
<p>Balıkçının oğlu elli gün sazınan, altmış gün davulbazınan öylesine gösterişli bir düğün yaptırdı ki, konanlar göçtü, yiyenler içti, maşallah diyen geçti. Darısı öteki balıkçı oğullarının başına.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/VmDLAG-FLIw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/balikcinin-oglu-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/balikcinin-oglu-masali.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Tembel Tavşan</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/uafbIHycILY/tembel-tavsan.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/tembel-tavsan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 14:00:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[tembel tavşan]]></category>
		<category><![CDATA[tembel tavşan masalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1744</guid>
		<description><![CDATA[Bugün siz mutlu ve uslu çocuklarımıza bir masal daha paylaşacağız, bu masalımızın ismi tembel tavşan masalı isminden de anlayacağımız gibi tembel bir tavşanın hikayesini anlatacak iyi okuyun ve bu masaldan çıkarttığınız sonucu yorum olarak atın. Bir zamanlar ormanda korkunç bir kuraklık başlamış. Yaz gelip geçtiği halde, tek bir damla bile yağmur yağmamış. Susuzluk hayvanların canına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1745" title="tembel-tavsan" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/tembel-tavsan-150x150.png" alt="" width="150" height="150" />Bugün siz mutlu ve uslu çocuklarımıza bir masal daha paylaşacağız, bu masalımızın ismi tembel tavşan masalı isminden de anlayacağımız gibi tembel bir tavşanın hikayesini anlatacak iyi okuyun ve bu masaldan çıkarttığınız sonucu yorum olarak atın.</p>
<p>Bir zamanlar ormanda korkunç bir kuraklık başlamış. Yaz gelip geçtiği halde, tek bir damla bile yağmur yağmamış. Susuzluk hayvanların canına tak edince, bu duruma bir çare bulmak için toplanmışlar. İçlerinden birisinin teklifi üzerine, bur kuyu kazmaya karar verip çalışmaya başlamışlar. Bütün hayvanlar, hatta kuşlar bile gece gündüz çalışıyormuş. Ancak tavşan; “Ben daha çok küçüğüm!” diyerek çalışmak istemiyormuş. Tavşanın böyle nazlanması diğer bütün hayvanları çok kızdırmış.</p>
<p>Hayvanların emeği boşa çıkmamış. Kazdıkları kuyudan buz gibi bir su çıkınca, herkes çok sevinmiş. Kana kana içip yıkanmışlar. Kuyunun kazılmasına yardım etmeyen tavşana ise su vermemişler. Kral aslan, tavşanın kuyuya yaklaşmasını önlemek için,kuyunun başına her gün bir nöbetçi görevlendirmiş.<span id="more-1744"></span></p>
<p>Tavşan yaptığı hatayı anlamış anlamasına, ancak iş işten geçtiği için yapacak bir şeyi de yokmuş. Bir gece kuyuda nöbet tutma sırası file gelmiş. Tavşan fili çok severmiş “kimse görmeden bana biraz su verir” düşüncesiyle yanına gidince, filin uyuduğunu görmüş. Çok uğraşmasına rağmen, onu bir türlü uyandıramamış.</p>
<p>En sonunda gidip kulağına bağırmış. Fil öyle bir zıplamış ki, kuyunun etrafındaki taş ve toprak yığınına çarpmış, bütün taş ve toprakları kuyunun içine dökmüş.<br />
Böylece kuyu kapanmış. Bu duruma çok üzülen fil ağlamaya başlamış. “Benim yüzümden oldu!” diyormuş. “Şimdi ne içeceğiz, hem sabah olunca diğer hayvanlara ne diyeceğim?”<br />
“Bu kadar üzülme!” demiş tavşan.</p>
<p>“Elbette bir çaresini buluruz. Hem ikimiz beraberce çalışırsak, sabaha kadar kuyuyu temizleyip açarız.”</p>
<p>Fil: “Ama sen küçük ve zayıfsın!” demiş. Tavşan şöyle cevap vermiş; “Sen beni şimdi gör! Bak ki nasıl çalışıyorum.”</p>
<p>Gerçekten de tavşan bir çalışmış, bir çalışmış ki sormayın. Sabaha kadar fille birlikte kuyuyu açmayı başarmışlar. Ertesi gün fil, bütün hayvanlara tavşanın çalışkanlığını anlatmaya başlamış. Herkes tavşanı alkışlayıp, kuyudan su içmeyi hak ettiğini söylemiş.</p>
<p>Tavşan sadece su içebildiğine değil, diğer hayvanlarla yeniden dost olduğuna da çok sevinmiş. Kendisini ormanın bir üyesi gibi görmek onu mutlu ediyormuş.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/uafbIHycILY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/tembel-tavsan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/tembel-tavsan.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kurt ile Keçi Masalı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/oOf7X9cW_fY/kurt-ile-keci-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/kurt-ile-keci-masali.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 May 2012 13:36:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[kurt ile keçi]]></category>
		<category><![CDATA[kurt ile keçi hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[kurt ile keçi masalı]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1732</guid>
		<description><![CDATA[Dedelerimiz veya büyük annelerimiz hep bize anlatırdı bu masalı biz küçükken ama size pek anlatıldığını sanmıyorum, neden mi? Aslında artık sizin okumanızı istiyor olabilirler. Gelelim bugünkü masalımızın ismine Kurt ile Keçi masalını yazacağım size eminim ki bu masalı da çok seveceksiniz. Ama bak şimdiden anlaşalım diğer masallarımıza da bir göz atacaksınız olur mu? Var idi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1733" title="kurt ile keçi masalı" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/kurt-ile-keçi-masalı-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Dedelerimiz veya büyük annelerimiz hep bize anlatırdı bu masalı biz küçükken ama size pek anlatıldığını sanmıyorum, neden mi? Aslında artık sizin okumanızı istiyor olabilirler. Gelelim bugünkü masalımızın ismine Kurt ile Keçi masalını yazacağım size eminim ki bu <strong><a title="masal" href="http://www.sihirlilamba.com">masal</a></strong>ı da çok seveceksiniz. Ama bak şimdiden anlaşalım diğer masallarımıza da bir göz atacaksınız olur mu?</p>
<p>Var idi, yok idi. Yeryüzünde bir keçi ile bir koyun var idi. İkisi, aç oldukları için kırda dolaşıp yayılmaya çıktılar. Bir kurda rastladılar. Korkup, durdular. Kurt:<br />
- Koyun kardeş seni yiyeceğim, dedi.<br />
Bunun üzerine koyun kurda:<br />
- Önünde hazır durmuşum, istersen ye beni. Ancak senden bir ricam var: Beni şimdi yeme. Önünde biraz oynayıp, birazcık pehlivanlık edeyim. Beni ondan sonra ye, dedi.<br />
Kurt da “pekiyi” diyerek, koyunun isteğini kabul etti. Koyun sağdan sola, soldan sağa zıpladı. Bir taraftan bir tarafa koştu durdu.<span id="more-1732"></span> Kurt ise hep böyle koyunun çevresinde dolanarak, onu seyretti. Koyun da şöyle yaptı, böyle yaptı; sonunda bırakıp kaçtı. Kurt bekledi, bekledi.. Fakat koyun dönüp gelmedi. Kurt aramaya koyuldu ise de, koyunu bulamadı.</p>
<p>Bu yüzden kurt gelip keçiye:<br />
- Keçi kardeş seni yiyeceğim, dedi. Keçi:<br />
-Beni nasıl yiyeceksin, tek beni yersen eline ne geçer? Benim iki yavrum var. Onlar da mağaradadır. Bırak beni gideyim, onlara süt emzireyim. Yavrularımı da yanıma alıp getireyim, hepimizi birden ye. Ta ki beni yedikten sonra yavrum kalmasın yahut yavrularımı yedikten sonra, ben kalmayayım.<br />
Kurt “pekiyi” dedi. Keçi gitti, dağa girdi. Yavrularını emzirdi. İkisini de yanına alıp, uzaklaştı. Kurt bekledi, bekledi… Fakat keçi de gelmedi. Kurt kalkıp yola düştü, keçiyi dağ tepe aramaya koyuldu. Bütün çabalarına rağmen keçiyi bulamadı. İkisini de elden kaçırdığını anladı. Sonra bir mağaraya geldi, içeri girdi. Mağarada bağlı bir at gördü. Kurt:<br />
- At kardeş yerim seni, dedi. At:<br />
- Beni yiyebilmen zordur. Sen ki ufak bir kurtsun, benim gibi kocaman bir atı nasıl yersin? diye cevap verdi.<br />
Kurt ise:<br />
- Yerim, dedi. At:<br />
- Pekiyi, istersen beni ye. Yalnız, nalıma beratım** yazılıdır, dedi. Kurt:<br />
- Nalın nerededir? diye sordu. At:<br />
- Ayağımın altındadır, dedi. Kurt da:<br />
- Ayağını kaldır da bakayım, dedi.<br />
Bunun üzerine at ayağını kaldırdı. Kurt atın nalındaki beratı görmek için eğildi.<br />
Bu durumdan istifade eden at, alnına bir tekme vurmakla birlikte, kurdun kafasını parçaladı. Kurt yere yığıldı, düştü. Can çekişirken başına gelen işleri, sızlanarak söylenmeye başladı:</p>
<p>Gittin gördün bir koyun<br />
Ye, kalsın kuru boyun<br />
Neyine oyun, moyun<br />
Pehlivanlık mı edeceksin?</p>
<p>Gittin gördün bir keçi<br />
Ye kalsın kuru ayakçığı<br />
Neylersin ikiyi üçü<br />
Çobanlık mı edeceksin?</p>
<p>Geldin gördün bir at<br />
Ye de yanında yat<br />
Neyine berat, merat<br />
İstanbul’a mı gideceksin?</p>
<p>Bunları söyledikten sonra kurt can verdi. Koyun kurtuldu. Keçi de kurtuldu. At da kurtuldu.<br />
Ben de gittim bana üç elma verdiler: Biri masala, biri masalı anlatana, biri de masalı dinleyenlere.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/oOf7X9cW_fY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/kurt-ile-keci-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/kurt-ile-keci-masali.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Peri Kızı Masalı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/eYfpQkqPzVY/peri-kizi-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/peri-kizi-masali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 May 2012 13:33:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[peri kızı]]></category>
		<category><![CDATA[peri kızı masalı]]></category>
		<category><![CDATA[peri kızı masalını oku]]></category>
		<category><![CDATA[peri masalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1728</guid>
		<description><![CDATA[Küçük arkadaşlarım veya onların anneleri, babaları bu masalımızın ismi peri kızı hepiniz bu masalı bir yerlerden duymuş olabilirsiniz kimisi kısa anlatmıştır kimisi uzun ama bizim gibi anlatan olmamıştır. Bu masalı sonuna kadar okuduktan sonra diğer masallarımıza da bir göz atmanızı öneririm çünkü her masal diğer masallardan farklıdır ve farklı öğütler ile doludur. Bir varmış, bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1729" title="peri masalı" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/peri-masalı-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Küçük arkadaşlarım veya onların anneleri, babaları bu masalımızın ismi peri kızı hepiniz bu masalı bir yerlerden duymuş olabilirsiniz kimisi kısa anlatmıştır kimisi uzun ama bizim gibi anlatan olmamıştır. Bu masalı sonuna kadar okuduktan sonra diğer masallarımıza da bir göz atmanızı öneririm çünkü her <strong><a title="masal" href="http://www.sihirlilamba.com">masal</a></strong> diğer masallardan farklıdır ve farklı öğütler ile doludur.</p>
<p>Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir köylü kadını varmış. Her gün bu kadının evinin önünden geçen bir delikanlı, kadının sokağa bir tas süt döktüğünü görür, merak edermiş.<br />
Delikanlı bir gün gene oradan geçerken köylü kadının koca bir tas süt döktüğünü gürünce, dayanamamış seslenmiş:</p>
<p>“Nedir o döktüğün?”</p>
<p>Kadın kapıdan içeri giriyormuş. Delikanlının yüzüne bakmadan cevap vermiş:<br />
“Ne olacak, kızımın elinin kiri…”<span id="more-1728"></span></p>
<p>Bu cevap karşısında hayrete düşen delikanlı, yere eğilip çukurda birikmiş olan sütleri iyice muayene etmiş. Bunun temiz sütten başka bir şey olmadığını görmüş. Kalkıp koşa koşa eve gitmiş. Annesine:<br />
“Aman anne, demiş, şuracıkta bir köylü kadını oturuyor. Oradan her geçişimde taslarla süt dökerdi. Bugün merak edip sordum. «Kızımın elinin kiri» dedi. Baktım gayet temiz süt. Elinin kiri böyle olursa, kız kim bilir ne kadar güzeldir…”</p>
<p>Annesi demiş ki:<br />
“Hiç böyle şey olur mu be oğlum?”</p>
<p>Delikanlı ısrar etmiş:<br />
“Yalan söylemek âdetim değildir anne. Bunu sende bilirsin. Evet, gördüğüm şey hakikaten süttü.”</p>
<p>O vakit kadın:<br />
“Peki, demiş, bundan bize ne?”</p>
<p>Oğlan hemen cevap vermiş:<br />
“Ne var olur mu anneciğim? Sen bana geçenlerde, evlenme zamanın geldi, artık evlendirelim de yuvanı bil, çoluk çocuk sahibi olmak en büyük mutluluktur, dememiş miydin? İşte şimdi sırası. Bu kadının kızını bana iste!”</p>
<p>Meğer köylü kadını o zaman hiç evlenmediği için, kızı falan yokmuş. Şaka olsun diye delikanlıya öyle söylemişmiş.</p>
<p>Delikanlının annesi, kızı görmek için köylü kadının evine gitmiş. Köylü kadın hiç belli etmeden:<br />
“Kızım hasta,” demiş, şimdi yatıyor. Onu görmenize ne lüzum var? Hem çok güzel, hem de hamarattır. Görmeden alırsanız alırsınız, yoksa kızımı göstermem!</p>
<p>Oğlanın annesi, kızın hastalığına inanmış, elinin kiri süt gibi beyaz olan kız elbette güzeldir, diye düşünerek kadınla sözü kesmişler. Evine dönmüş. Vakit geçirmeden düğün hazırlıklarına başlanmış. Hazırlık çabuk bitmiş. Düğün günü kızı almak üzere gelin arabasını köylü kadının evine göndermişler.<br />
Köylü kadın gelin arabasını görünce, etekleri tutuşmuş. Şimdi ne yapacak? Gelin diye arabaya kimi bindirecek.</p>
<p>Böyle düşünüp dururken aklına bir çare gelmiş. Hemen mutfağa girerek bir kazana un doldurmuş. Unu su ile karıştırarak hamur yapmış. Hamuru insan şekline sokup kurusun diye bırakmış. Ellerini iyice temizledikten sonra hazırlanmak için yukarı çıkmış. Köylü kadın iyice hazırlanıp aşağıya indiği zaman hamurdan insanın da adamakıllı kuruduğunu görmüş. Onu alıp odanın birine götürmüş. Gelin elbisesini üzerine giydirip telleri başına takmış. Hamur gelinin, hakiki bir geline tamamen benzediğini görünce, onunla beraber, kapının önünde duran gelin arabasına binmiş. Araba hemen yola çıkmış. Araba gidiyor, köylü kadın da düşünüyormuş. Düğün evine varınca damadın koluna gelin diye kimi verecek? Çaresiz bu defa işin aslı meydana çıkacak, kendisi de herkese rezil olacak…</p>
<p>Köylü kadın kendi kendine böyle düşünürken araba da büyük bir gölün kenarından gidiyormuş. Gölün hem büyük, hem de derin olduğunu görünce, aklına bir çare gelmiş.</p>
<p>Hamur gelinin üzerinden elbiseleri çıkarıp arabacıya belli etmeden onu göle atmış. Hemen arkasından da:<br />
“Eyvahlar olsun, kızım göle düştü!” diye bağırmış.</p>
<p>Araba durmuş. Adamlar köylü kadının başına toplanmışlar. O durmadan ağlıyor, sızlıyormuş. «Gelin göle düştü» diye düğün evine haber göndermişler.</p>
<p>Bu fena haber karşısında çok üzülen delikanlı, arkadaşlarıyla beraber gölün yanına gelmiş. Ağaçlardan bir tane sal yapmışlar. Balıkçıların ağlarını alıp göle açılarak ağları derinlere bırakmışlar.<br />
O sırada gölün dibinde üç peri kızı top oynuyormuş. Yukarıdan doğru balık ağlarının indiğini görünce:<br />
“Acaba dünya nasıl yer ki,” demişler. “Şu ağlara balık yerine biz takılsak, yukarı çıkar mıyız?”<br />
Onlar böyle konuşurlarken, ağlar da bunlara doğru iyice yaklaşmış.</p>
<p>Perilerin en küçüğü:<br />
“Ben bu ağlardan birine tutunup dünyaya çıkacağım,” demiş. “Haydi hoşçakalın.”<br />
Küçük peri, en yakındaki balık ağını iyice yakalamış. Yukarıdakiler bir ağırlık hissederek ağları çekmişler. Suyun üstüne ayın on dördü gibi bir kız çıkınca, köylü kadın bağırmış.</p>
<p>“İşte kızım çıktı!”<br />
Kızı alıp arabaya bindirmişler. Köylü kadın ona hemen gelin elbiselerini giydirmiş, tellerini, duvağını takmış. Gölden çıkan bu kızın, kendisini büyük bir felaketten kurtardığını düşünerek ferahlamış. Araba yeniden yoluna devam ederek düğün evine gelmiş. Gelini karşılamışlar. Kırk gün, kırk gece süren bir düğünden sonra peri kızı ile oğlan evlenmişler.</p>
<p>Delikanlı, eşine her gün «Köylü kızı» diye takılırmış. Onu adıyla değil, «Köylü kızı» diye çağırdığından, peri kızı kocasına gücenmiş. Delikanlı ne isterse yapmaya, fakat bir tek kelime bile konuşmamaya başlamış. Oğlan bakmış ki, olacak gibi değil, karısı hiç konuşmuyor. Ne yapsın da onu konuştursun?</p>
<p>Bir gün ona şakadan:<br />
“Seni bir odaya kapatırım,” demiş.<br />
Peri kızı o vakit konuşmuş:<br />
“Kapatırsan kapat, demiş, başa gelen çekilir.”<br />
Delikanlı kızmış; tutup karısını bir odaya kapatmış. O günden sonra evin işlerini delikanlının büyük ablası görmeye başlamış.<br />
Abla bir gün demiş ki:<br />
“Köylü kızı acaba ne yapıyor? Gidip bakayım.”<br />
Gidip odanın anahtar deliğinden kızı gözetlemeye başlamış. Peri kızı o sırada bir yer minderine oturarak:<br />
“Ateşim yan!” demiş.<br />
Odanın içinde bir tıkırtı olmuş, nar gibi kömür dolu bir mangal kendi kendine gelerek peri kızının önünde durmuş.<br />
Delikanlının ablası, içerde olanları hayretle seyrederken, peri kızı:<br />
“Yağım gel!” diye seslenmiş.<br />
Bu defa da içinde yağ bulunan bir tava kendi kendine gelip ateşin üzerine oturmuş. Biraz sonra yağ, ateşin üzerinde cızırdamaya başlamış. Peri kızı, iki elini birden tavanın içine sokarak:<br />
“On parmağım, balık ol da piş,” diye seslenmiş.</p>
<p>Tavanın içinde on balık pişmeye başlamış. Balıklar piştikten sonra, peri kızı bunları bir tabağa koyarak öğle yemeğinde yemesi için kocasına göndermiş. Oğlanın ablası, peri kızının<br />
yaptıklarını kıskanmış. Kendi kendine, «onun yaptığını ben de yaparım», diyerek mutfağa gitmiş:<br />
“Ateşim yan!” demiş.</p>
<p>Fakat ne gelen var, ne giden. Kalkıp ateşi yakmış. Mangalı önüne getirmiş. Bu iş bitince:<br />
“Yağım gel!” diye seslenmiş.</p>
<p>Gene gelen giden yok. Yerinden kalkıp bir tavaya yağ koyarak almış, mangalın üzerine oturtmuş. Bu sefer:<br />
“On parmağım balık, kardeşimin ağzına layık!” diyerek parmaklarını tavadaki kızgın yağa batırmış. Parmakları yanınca, bağıra bağıra mutfaktan dışarı fırlamış. Ev halkı bunun başına toplanmışlar. O da köylü kızının yaptıklarını aynen yapmak istediğini, fakat ellerinin yandığını anlatmış. Ablasının parmaklarının yanmasına çok üzülen delikanlı, bu sefer de ev işlerinin idaresini ortanca ablasına bırakmış.</p>
<p>Peri kızı, bir gün bahçedeki kuyudan su çekiyormuş. Oğlanın ablası da pencereden onu seyrediyormuş. Kız, elinden kovayı kaçırmış. Fakat hiç telaşlanmamış. Saçından bir tel kopararak kuyuya uzatmış. Saç uzamış, uzamış, kuyunun dibine inmiş. Sonra peri kızı çekmeye başlamış. Kova yukarıya çıkmış.<br />
Oğlanın ortanca ablası, peri kızının yaptıklarını kıskanmış. Kendi kendine, «bunu ben de yaparım», diyerek bahçeye inmiş. Kuyunun başına giderek kovayı bırakmış. Sonra onu yukarıya çıkarmak için saçından bir tel koparıp kuyuya uzatmış. Fakat saçı uzamamış. Bu sefer başını kuyunun içine sokup saçlarını sarkıtmış. Kuyunun dibine değsin diye iyice uzanmış. Ayağı yerden kalkmış, kendini tutamayarak kuyuya yuvarlanmış, boğulmuş.</p>
<p>Ortanca ablasının da başına bu felaket gelince, oğlan, karısının yanına giderek:<br />
“Senin yüzünden büyük ablamın parmakları yandı,” demiş. “Bu sefer de ortanca ablam boğuldu. Nedir bu yaptığın? Konuşacaksan konuş, yoksa seni hiçbir yere çıkarmam!”<br />
Peri kızı konuşmuş:<br />
“Sen bilirsin!” demiş.</p>
<p>Delikanlı, karısının ağzından başka söz çıkmayınca, yanından ayrılmış. Fakat ona kızgınlığı da artıyormuş. Bu defa çaresiz olarak evin işleri delikanlının küçük ablasına kalmış.</p>
<p>Bir gün evde ekmek bitmiş. Küçük abla kendi kendine:<br />
“Ne yapsak, ekmeği nasıl yetiştirsek?” diye söylenerek dolaşıyormuş. Peri kızı evde ekmeğin bittiğini onun sözlerinden anlamış. Hemen kollarını sıvamış:<br />
“Fırın, gel!” diye seslenmiş.</p>
<p>Bir patırtı, bir gürültüden sonra odanın ortasında kocaman bir fırın meydana çıkmış. Delikanlının küçük ablası gürültüyü duyunca, ne oluyor, diye merak edip peri kızını gözetlemeye başlamış.<br />
Peri kızı, bu sefer:<br />
“Ateşim yan!” demiş.</p>
<p>Çok geçmeden fırının gürül gürül yandığı görülmüş. Peri kızı ateşe şöyle bir baktıktan sonra:<br />
“Hamur teknesi buraya gel!” diye seslenmiş.</p>
<p>Bir tıkırtı olmuş. Koca bir hamur teknesi fırının yanına gelip durmuş. Peri kızı hemen soyunarak fırının içine girmiş. Saçlarını süpürge gibi yaparak külleri bir tarafa, ateşi bir tarafa çekip fırından çıkmış. Tekneden hamur alıp ekmek yaparak fırına koymuş. Böylece bir tekne hamurdan pek çok ekmek yapmış. Ekmekleri olduğu gibi kocasına göndermiş.</p>
<p>Anahtar deliğinden peri kızının yaptıklarını gören küçük abla, onu çok kıskanmış. Kendi kendine demiş ki:<br />
“Kardeşim bu ekmekleri şimdi bunun yaratıverdiğini öğrenirse, her şeyi unutur. Onunla barışır. Hâlbuki her şey kendiliğinden oldu. Ben de onun gibi yapabilirim…”</p>
<p>Doğru mutfağa koşarak:<br />
“Fırınım yan, hamurum yuğrul!” diye seslenmiş.</p>
<p>Fakat ne fırın yanmış, ne de hamur yuğurulmuş. Gidip fırını yakmış. Tekneye su koyup hamur yuğurmuş. Sonra ateşle külü saçlarıyla süpürüp ayırmak için fırına girmiş. Girer girmez de yanmış, kömür olmuş.<br />
Küçük ablasını da kaybeden delikanlının kederi artmış. Onun da karısının yüzünden öldüğünü zanneden delikanlı, hemen peri kızının yanına giderek demiş ki:<br />
“Sen benim ablalarımın ölümüne sebep oluyorsun, onlardan ne istiyorsun ki?”</p>
<p>Delikanlı, ablalarının kıskançlık yüzünden böyle felaketlere uğradıklarını bilmiyormuş. Peri kızının cevap vermediğini görünce, oradan ayrılmış, sokağa çıkmış.</p>
<p>Peri kızı, kocası gittikten sonra seslenmiş:<br />
“Yağ küpü, bal küpü, buraya gelin!”<br />
İki küçük küp, tıkır tıkır peri kızının önüne gelmişler. Kız demiş ki:<br />
“Benim küçük küplerim, şimdi çarşıya gideceksiniz, yağcıdan yağ, balcıdan bal dolup kardeş kardeş geleceksiniz! haydi güle güle…”</p>
<p>İki küçük küp, tıkır tıkır odadan çıkmışlar. Açık olan sokak kapısından da çıkarak yola koyulmuşlar. Önden giden delikanlıya yetişip onun yanından geçmişler.</p>
<p>Delikanlı, iki küçük küpün insan gibi yürüdüklerini görünce, şaşırmış, merak ederek peşlerine düşmüş.<br />
Küpler gitmiş, bu gitmiş, küpler gitmiş, bu gitmiş. Nihayet çarşıda bir dükkânın önünde durmuşlar. Yağcı, küplerden birine yağ koymuş. Bunlar diğer bir dükkâna, balcıya gitmişler. Bu işler bitince, küpler geriye dönüp yola koyulmuşlar. Delikanlı da arkalarından… Küpler tıkır tıkır yürüyerek eve gelmişler. Kapıdan içeri girerlerken, yağ küpü, bal küpüne çarparak onun ağzını kırmış. Buna canı sıkılan bal küpü, ağlamaya başlamış.</p>
<p>“Yaptığını beğendin mi, demiş, hanımıma söyleyeyim de o da senin ağzını kırsın…”<br />
Yağ küpü demiş ki:</p>
<p>“Kardeşim, bir kaza oldu. Hanım eline sopayı alırsa, ben ona «Ay baban, Güneş annen, Yıldız kardeşlerinin başı için vurma!» derim, o da bana dokunmaz.”<br />
Gene tıkır tıkır yürüyerek kızın oturduğu odanın kapısının önüne gelmişler. Delikanlı da bunların peşinden yarılmıyormuş. Bal küpü içeriye girmiş, ağlayarak:<br />
“Hanımım,” demiş, “bu benim dudağımı yardı.”</p>
<p>Peri kızı, oradan bir sopa bulup yağ küpünün üzerine yürümüş. Tam vuracağı sırada, yağ küpü yalvarmaya başlamış:<br />
“Peri kızı, beni dövme! Ay baban, Güneş annen, Yıldız kardeşlerinin başı için dövme, bir kaza oldu…”</p>
<p>Peri kızı bu sözler karşısında sopayı elinden atmış. Delikanlı da o anda içeriye girerek:<br />
“Ay baban, Güneş annen, Yıldız kardeşlerinin hatırı için konuş!” demiş.<br />
O zaman peri kızının dili iyice açılmış. Kocasına cevap vermiş:<br />
“Sen bana nerden geldiğimi, kim olduğumu sordun mu? «Köylü kızı» diye alay ettin. Köylü kızı bile olsam, alay mı etmen lazımdı? Sen bana hiçbir şey sormadığın için, ben de sana darıldım, konuşmadım.”</p>
<p>Delikanlı:<br />
“Hakkın var, demiş, kabahatli olan her zaman cezasını çeker. Ben bugüne kadar cezamı çektim. Artık her şey düzeldi. Söyle bakalım şimdi, kimsin, nereden geldin?”<br />
Peri kızı anlatmaya başlamış:<br />
“Biz üç peri kardeşiz. Bir gün gölün dibinde top oynuyorduk. Yukardan doğru balık ağları inmeye başladı. Bu ağlara takılıp da yukarı çıksak, acaba dünya güzel midir, dedik. Ben ablalarımdan ayrılarak ağlara tutunup yukarıya çıktım. Bir kadın «İşte kızım çıktı» diye bağırdı. Beni alıp buraya getirdiniz. Düğün yapıp benimle evlendin. Sonra da «Köylü kızı» diye alay etmek istedin! Ben de sana gücendim, bir daha konuşmadım. Üstelik beni haksız yere odaya kapadın!</p>
<p>Karı koca barışmışlar. O günden sonra birlikte mutlu yaşamışlar. Onlar ermiş muradına, darısı sizin başınıza.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/eYfpQkqPzVY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/peri-kizi-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/peri-kizi-masali.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Herşeyi Kullanıcısına Sorun!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/KJvAM_-nEF8/herseyi-kullanicisina-sorun.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/herseyi-kullanicisina-sorun.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 May 2012 14:57:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcı yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[ürün hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ürün yorumları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1808</guid>
		<description><![CDATA[İnternetten alışveriş yaparken ve ürün hakkında bir sorgu, öğrenmek istediğiniz bilgileri kolaylıkla sitemizden öğrenebileceğiniz yeni bir web sitesi şuan yayında ürün yorumları, ürünler hakkında bilgi, ürün verişleri, videoları, ürünlere yorum yazan kullanıcıların, yorumları ve pek çok konuda içerik bulabileceğiniz sitemizde bununla beraber kullanıcı yorumları size almak istediğiniz ürünler hakkında referans olabilecek içerikte ürün yorumlarını görebilirsiniz. Aynı zamanda birçok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1809" title="kullanıcı" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/kullanıcı-150x150.png" alt="" width="150" height="150" />İnternetten alışveriş yaparken ve ürün hakkında bir sorgu, öğrenmek istediğiniz bilgileri kolaylıkla sitemizden öğrenebileceğiniz yeni bir web sitesi şuan yayında <a title="ürün yorumları" href="http://www.kullaniciyasor.com">ürün yorumları</a>, <a title="ürünler hakkında bilgi" href="http://www.kullaniciyasor.com">ürünler hakkında bilgi</a>, ürün verişleri, videoları, ürünlere yorum yazan kullanıcıların, yorumları ve pek çok konuda içerik bulabileceğiniz sitemizde bununla beraber <a title="kullanıcı yorumları" href="http://www.kullaniciyasor.com">kullanıcı yorumları</a> size almak istediğiniz ürünler hakkında referans olabilecek içerikte ürün yorumlarını görebilirsiniz.<span id="more-1808"></span></p>
<p>Aynı zamanda birçok kategorimizde teknoloji, bilgisayar, elektronik eşyalar parfümler kozmetik ürünler, film yorumları, otomobiller özet olarak ford, renault, honda, bmw, chervolet ve birçok otomobil markasını inceleyebilir otomobiller hakkında detaylı bilgilere sahip olarabilirsiniz aynı zamanda telefonlar: nokia, samsung, motorola, htc, iphone, sony gibi birçok telefon modelinde bilgi sahibi olabilirsiniz bu ve bundan daha fazlası için sizi sitemize davet ediyoruz..</p>
<p>Site adresimiz : <a href="http://www.kullaniciyasor.com">www.kullaniciyasor.com</a></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/KJvAM_-nEF8" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/herseyi-kullanicisina-sorun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/herseyi-kullanicisina-sorun.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Sarı Kız Masalı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/8br7jFVXcqQ/sari-kiz-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/sari-kiz-masali.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 May 2012 13:30:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[sarı kız]]></category>
		<category><![CDATA[sarı kız masalı]]></category>
		<category><![CDATA[sarıkız masalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1724</guid>
		<description><![CDATA[Evet arkadaşlar bugünde sizlere bir masal yazarak hem okumanızı hemde iyi vakit geçirmenizi sağlayacağım. Masalın sonuna kadar okuyun ki bu masal size gereken faydayı sağlasın olur mu? Masalımızın adı sarı kız aslında duyulmamış ama çok güzel bir masal yani tam sizin okumanız için hazırlanmış. Evvel zaman içinde, bir mağaranın birinde, bir kocakarı varmış… Kocakarının bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1725" title="sarı kız" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/sarı-kız-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Evet arkadaşlar bugünde sizlere bir masal yazarak hem okumanızı hemde iyi vakit geçirmenizi sağlayacağım. Masalın sonuna kadar okuyun ki bu <strong><a title="masal" href="http://www.sihirlilamba.com">masal</a></strong> size gereken faydayı sağlasın olur mu? Masalımızın adı sarı kız aslında duyulmamış ama çok güzel bir masal yani tam sizin okumanız için hazırlanmış.</p>
<p>Evvel zaman içinde, bir mağaranın birinde, bir kocakarı varmış… Kocakarının bir sarı kızı, sarı kızın da bir sarı ineği varmış; sarı ineğin bir memesinden süt, bir memesinden bal akarmış… Sarı kız dersen, nar tanesi, nur tanesi, bu dünyanın bir tanesiymiş<span id="more-1724"></span>; yüzleri aydan aydın, gözleri kudretten sürmeli imiş, doğan aya : “ya sen doğ, ya ben doğayım” dermiş de başka bir şey demezmiş; hele öyle utangaç, öyle utangaçmış ki, “Sunam” desen , al al olur, yanağında güller açarmış… Güllerini dersen, bal bal olur, dudağından bülbül uçarmış…Ömründe kapıya, bacaya çıkmaz; ile güne görünmez; sarı ineğin sütünü içip balını emerek büyürmüş…</p>
<p>Günlerden bir gün aşağı “in”e ineğin yanına inmiş; balını emip, sütünü içecekmiş. Derinden derine bir ses duymuş, sese benzemiyen bir ses! Durmuş ve dinlemiş:</p>
<p>“Sarı kız, Sarı kız, gelmesine geliyorum: Ağlıyarak mı geleyim, çağlıyarak mı?”</p>
<p>Sarı kız kalbine inen, kanına karışan bu büyülü sesten öyle bir korkmuş, öyle bir korkmuş ki, büsbütün sararıp kazele dönmüş. Soluk soluğa gelmiş, kendini kocakarının kucağına atıvermiş. Ağlamış, ağlamış, ağlamış… Ağladıkça gözlerinden inci, mercan saçılmış…Sonra biraz durur, durulur gibi olmuş. O zaman ana kız başbaşa vermiş; durmuş ve düşünmüşler:</p>
<p>“in içinden gelen ses in sesi mi, cin sesi mi? Yok yoksa dev anasının sesi mi? Herhalde tekin değil bu.” demişler demişler ama bir türlü dala konduramamışlar. Derken akşam olmuş, Sarı kız da yerinde duramaz, oturamaz olmuş; görünür, görünmez bir el kendisini çekiyormuş… İstemeye istemeye gene ine, ineğin yanına inmiş. Kulağına aynı ses çalınmasın mı?</p>
<p>“Sarı kız, Sarı kız; desen de geliyorum, demesen de; harlıyarak mı geleyim, gürliyerek mi?”</p>
<p>Kız kendini mi kaybetmiş, ne olmuş, nasıl olmuşsa : “Harlıyarak gel, harlıyarak!” demesin mi!</p>
<p>Vay sen misin diyen! Birden kayalar çatırdamış, sular çağıldamış; harlıyarak, çağlıyarak sarmışlar Sarı kızı.</p>
<p>Ne yaptılar onu, neylediler ona? Yalana borcum ne! biliyor muyum, bilmiyorum… Bir bildiğim, duyduğum varsa, Sarı kız saçlarının rengini, yüreğinin ateşini bu sulara vermiş ve sır olmuş; kocakarı ile sarı ineği de bir daha gören olmamış…</p>
<p>Ha işte, bizim dilde “Ilıca”, sizin dilde “Kaplıca ” dedikleri çermik suları bu yüzden sarı, bu yüzden sıcakmış. İmdi, “Arılık, duruluk, Sarı kız aşkına bir cum!” deyip de dalıp dulunmazsanız, bu şifalı sular, şifasını vermez. Üstelik sarı kızın saçları ağrı olur, sızı olur dolam dolam bir yerinize. Amanın deyim, siz siz olun da yüreğinize dolanmasın ha!</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/8br7jFVXcqQ" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/sari-kiz-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/sari-kiz-masali.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Şaşkın Tavşan</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/wJvz81eI9Ns/saskin-tavsan.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/saskin-tavsan.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 May 2012 13:42:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[şaşkın tavşan]]></category>
		<category><![CDATA[şaşkın tavşan masalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1717</guid>
		<description><![CDATA[Çocukların en sevdiği masal karakterlerinden birisi olan tavşanlar bu masalımızda baş rol alıyor, şaşkın tavşan masalını okumak isteyen çocuklarımız yazımızın devamını görüntülesin hem bilgilendirici hem de eğlenceli bir masal okumak gibisi yoktur çünkü. Şaşkın tavşan zıplaya zıplaya, etrafı seyrederek giderken, Birdenbire bir çukura düştü. Kendi kendine, “Eyvah” dedi, “Tuzağa düştüm” Tam osırada çukurun etrafındaki küçük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1718" title="saskin-tavsan" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/saskin-tavsan.jpg" alt="" width="150" height="150" />Çocukların en sevdiği masal karakterlerinden birisi olan tavşanlar bu masalımızda baş rol alıyor, şaşkın tavşan masalını okumak isteyen çocuklarımız yazımızın devamını görüntülesin hem bilgilendirici hem de eğlenceli bir masal okumak gibisi yoktur çünkü.</p>
<p>Şaşkın tavşan zıplaya zıplaya, etrafı seyrederek giderken, Birdenbire bir çukura düştü. Kendi kendine, “Eyvah” dedi, “Tuzağa düştüm”<br />
Tam osırada çukurun etrafındaki küçük taşlar da düşerek tavşanın canını acıttılar.<br />
Şaşkın tavşan acının verdiği korkuyla sıçrayarak çukurdan çıktı ve bağırarak koşmaya başladı.<span id="more-1717"></span><br />
“Canavarlar saldırıyor, canavarlar saldırıyor” diye çığlık atıyordu. “aydedeyi bulup, bunu ona anlatmalıyım” diye düşündü.<br />
Koştura koştura giderken yolda ceylana rastladı. Ceylan şaşırarak, “Ne oluyor şaşkın tavşan bu acele ne” diye sordu.<br />
Tavşan, “Senin daha haberin yok mu?” dedi. “En az on canavar hepimize tuzaklar kurmuşlar. Tuzaklarına düşünce kafama taş yağdırdılar. Az daha ölüyordum. Aydedeye haber vermeye gidiyorum” dedi.<br />
Ceylan heyecanla, “Sen dur, yüksek tepeye daha çok yol var. Hem sen yorulmuşsun, ben daha çabuk giderim” dedi ve koşmaya başladı.<br />
Ceylan yolda aslana rastladı. Aslan şaşkınlıkla sordu, “hey ceylan kardeş bu ne acele, bu ne heyecan. Böyle hızlı hızlı nereye koşuyorsun?”<br />
Ceylan, “Oooo” dedi, “Senin daha haberin yok mu? Canavarlar bize tuzak kurmuşlar. Taş atarak saldırıyorlar. En az yüz tane varlar, Aydedeye haber vermeye gidiyorum”<br />
Aslan heyecanla, “küçük ceylan sen yorulmuşsun, bu çok önemli bir haber. Ben daha hızlı giderim” deyip koşmaya başlamış. Dereleri, vadileri geçmiş.<br />
Kayalıkların içinden geçerken kartala rastlamış. Kartal aslanın bu haline hem şaşırmış hem de heyecanlanmış. “Hey aslan kardeş, böyle kan ter içinde nereye gidiyorsun?” demiş.<br />
Aslan, “Senin haberin yok mu?” demiş, “Ormanı canavarlar bastı, en az bin canavar vardı. Tuzak kurup koca koca kayalarla bize saldırdılar. Aydedeye haber vermeye gidiyorum” demiş.<br />
Kartal çok korkmuş, “Aslan kardeş, sen dur, Ben uçarak Aydedeye daha çabuk haber veririm” demiş ve gökyüzüne doğru uçmaya başlamış.<br />
Aydede, uzaktan soluk soluğa, heyecanla kendisine doğru uçan kartalı görmüş. Ve ona, “hey kartal neyin var, niçin bu kadar acele ediyorsun” demiş.<br />
Kartal, “Aydede, Aydede canavarlar ormanı basmış, en az on bin tane varmış. Tuzaklar kurup, kayalarla saldırıyorlarmış” demiş soluk soluğa.<br />
Aydede daha önce hiç canavar görmemiş ve canavar diye bir şeyin olmadığını biliyormuş. “Bu işte bir terslik var Kartal, canavarları sen gördün mü?” diye sormuş.<br />
Kartal, “Ben görmedim ama aslan görmüş” diye cevaplamış.<br />
Aydedeyle kartal aslanın yanına gitmişler. Kayalıklarda bekleyen aslana Aydede sormuş, “Aslan kardeş sen canavarları sen gördün mü?”<br />
Aslan, “Ben görmedim ama ceylan görmüş” demiş.<br />
Sonra hep beraber ceylanın yanına gitmişler.</p>
<p>Aydede ceylana, “Sen canavarları gördün mü?” demiş.<br />
Ceylan, “Ben görmedim ama şaşkın tavşan görmüş” demiş.Bu sefer de toplanıp şaşkın tavşanı bulmaya gitmişler. Onu gizlendiği yerde bulmuşlar.<br />
Aydede sormuş, “Şaşkın tavşan, sen canavarları gördün mü?”<br />
Şaşkın tavşan biraz utanarak, “Görmedim ama onların tuzağına düştüm ve üstüme taşlar attılar” demiş.<br />
Aydede şaşkın tavşanın anlattıklarına şaşırmış ama inanamamış. “Şu tuzakları bize bir göster bakalım” demiş.<br />
Şaşkın tavşan önde, diğerleri arkada gele gele küçük bir çukurun başına gelmişler.<br />
Aydede, “tuzak bu mu?” diye sormuş.<br />
Tavşan iyice utanarak, “Evet bu galiba” diye sessizce yanıtlamış.<br />
Tam o sırada tekrar ayağı kaymış ve yine çukura düşmüş, etraftaki küçük taşlar başına doğru yuvarlanınca, tavşan yine korkuyla sıçrayarak çukurdan çıkmış ve koşmaya başlamış.<br />
“ben size demiştim, canavarlar saldırıyor işte” diye bağırıyormuş.<br />
Bütün hayvanlar ve Aydede kahkahalarla gülmeye başlamışlar. Aydede bütün hayvanlara dönüp, “Bir daha da gözünüzle görmediğiniz hiçbir şeye inanmayın” demiş.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/wJvz81eI9Ns" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/saskin-tavsan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/saskin-tavsan.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Keloğlan ile Altın Bülbül</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/JiFxv2VyzZ8/keloglan-ile-altin-bulbul.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/hikaye/keloglan-ile-altin-bulbul.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 May 2012 13:41:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Keloğlan Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[keloğlan ile altın bülbül]]></category>
		<category><![CDATA[Keloğlan Masalları]]></category>
		<category><![CDATA[Masal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1736</guid>
		<description><![CDATA[Çok zamandır hikaye yazmadım siz küçük okurlarıma bu hikayemizde sevdiğimiz bir karakter olan keloğlan&#8217;ın pek çok sevdiğiniz ve beğenerek okuduğunuz keloğlan hikayeleri arasından güzel bir hikaye seçip sizlere Keloğlan ile Altın Bülbül hikayesini yazacağım ve sizinde büyük bir zevkle okuyacağınızdan ve sonrasında anne babanıza anlatacağından eminim. Bir varmış, bir yokmuş; evvel zaman içinde kalbur saman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1737" title="keloglan-altin-bulbul-hikayesi" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/keloglan-altin-bulbul-hikayesi-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Çok zamandır hikaye yazmadım siz küçük okurlarıma bu hikayemizde sevdiğimiz bir karakter olan keloğlan&#8217;ın pek çok sevdiğiniz ve beğenerek okuduğunuz <strong><a title="keloğlan hikayeleri" href="http://www.sihirlilamba.com">keloğlan hikayeleri</a></strong> arasından güzel bir hikaye seçip sizlere Keloğlan ile Altın Bülbül hikayesini yazacağım ve sizinde büyük bir zevkle okuyacağınızdan ve sonrasında anne babanıza anlatacağından eminim.</p>
<p>Bir varmış, bir yokmuş; evvel zaman içinde kalbur saman içinde, deve tellâl iken, horozlar berber iken; Bir padişah varmış. Bu padişah, her tarafı camdan bir cami yaptırmış.<br />
Bir Cuma günü namazdan çıkarken, eli yüzü pak aksakallı bir ihtiyar görmüş. İhtiyar padişah’a demiş ki:<br />
“Padişahım, eğer Kafdağı’nın ardındaki, “Altın Bülbül’ü getirir camiin bitişiğine koyarsan, eserin tamamlanır” demiş ve gözden kaybolmuş.<span id="more-1736"></span></p>
<p>Padişah, günden güne üzülmüş. Bir gün çocuklarına demiş ki:<br />
“Evlâtlarım: Kafdağı’nın ardındaki, Altın Bülbül’ü nasıl getireceğimi düşünüyorum.”<br />
Çocukların hepsi bir ağızdan babalarına, söz vermişler.<br />
Atlarına binip; yola düşmüşler. Gel zaman, git zaman bir pınarın başına varmışlar. Yemişler, içmişler tekrar yola koyulmuşlar. Giderken önlerine üç yol gözükmüş.</p>
<p>Büyük oğlan haykırmış; Ben birinciden gideceğim. Ortancası ben ikinciden gideceğim. Küçük oğlana da bataklık yol düştü, deyip bir birinden ayrılmışlar. Büyük oğlanla, ortancası giderken, yolları birleşmiş ve bir şehre varmışlar. Paraları kalmayınca da biri hancıya biri de lokantacıya çırak olmuşlar. Biz gelelim küçük oğlan’a;<br />
Küçük oğlan, bin bir zorluk içinde yoluna devam etmiş.</p>
<p>Çalı ve çırpılardan geçerken eli yüzü kan içinde kalmış. Nihayet bir pınara varmış. Pınarın başında eli yüzü nurlu, aksakallı bir ihtiyar görmüş. Selamlaşmışlar. Suyunu içtikten sonra nereye gittiğini niçin gittiğini anlatmış. İhtiyar çocuğu yolundan çevirmek istemiş. Oğlan:<br />
“Ben babama söz verdim. Ölmek var, dönmek yok.</p>
<p>İhtiyar, oğlanın sırtını üç defa sıvazlamış. Çocuk yine ıssız çöllere düşmüş. Açlıktan, susuzluktan bitkin bir hale gelmiş. Yedi canlı devin sarayına varmış. Devi öldürerek saraydaki peri kızı ile tanışmış. Oradan yoluna tekrar devam etmiş. Gide gide sekiz canlı devin sarayına varmış. Bu devi de öldürerek oradaki peri kızı ile tanışmış. Kız onun nereye gittiğini sormuş; o da “Altın Bülbül’e” diye cevap vermiş. Kız, buraya nasıl gidileceğini, dokuz canlı devden nasıl korunacağını anlatmış. Çocuk, tekrar yola koyulmuş ve dokuz canlı devi de haklamış. Fakat devin sarayında hangi odaya dalacağını şaşırmış. Çünkü 99 odası varmış.</p>
<p>Sarayda bir kedinin işareti üzerine “Altın Bülbül”ü alarak yola koyulmuş ve önce, rastladığı ihtiyarın yanına gelmiş. Saraydan getirdiği eşyaları ihtiyarın yanına bırakarak, kardeşlerini aramak üzere, yeniden yola devam etmiş.</p>
<p>Şehrin birinde kardeşlerini bularak onların her birine birer at almış. İhtiyarın yanına giderek Altın Bülbül’ü almışlar. Eve gelirlerken, ağabeyleri, kıskandıklarından küçük kardeşlerini suya atmışlar. Fakat Altın Bülbül babalarının yanında bir defacık olsun ötmemiş. Suya atılan kardeşleri ölmemiş, sırsıklam gide gide bir çobana rastlamış. Bir altın vererek bir koyun almış. Koyunun işkembesini başına geçirmiş olmuş tam bir “Keloğlan”.<br />
Gide, gide, bir kasabaya varmış. Bir hancıya çırak olmuş. Han sahibi bir gün öyle hasta olmuş ki. Kasabanın tabipleri hiçbir çare bulamamış. Bir aksakallı ihtiyar, “filan padişahın camiinden bir yudum su getirirsen efendin iyi olur” demiş.</p>
<p>Küçük oğlan koşarak, o camie varmış. Buradaki Altın Bülbül başlamış, ötmeye. Bu olayı padişaha müjdelemişler. Padişah bütün halkı geçirmiş, ötmemiş Keloğlan gelince yine ötmüş. O zaman başındaki işkembeyi çıkararak, babasına kendisini tanıtmış.</p>
<p>Ertesi gün, çayıra kırk çadır, kurdurmuş, Altın Bülbülü küçük oğlanın getirdiğini anlamış; diğer oğullarını saraydan kovmuş.</p>
<p>Türk Masalları – Masal diyarında..</p>
<p>Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, 1969, sayı: 240</p>
<p><strong>Derleyen: Osman SAYGI</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/JiFxv2VyzZ8" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/hikaye/keloglan-ile-altin-bulbul.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/hikaye/keloglan-ile-altin-bulbul.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Aç Gözlü Tilki</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/J2-6fV72xFk/ac-gozlu-tilki.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/ac-gozlu-tilki.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Apr 2012 16:00:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[aç gözlü tilki]]></category>
		<category><![CDATA[aç gözlü tilki masalı]]></category>
		<category><![CDATA[aç gözlü tilki masalını oku]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1707</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar masal okumak hem zihninizi açar hemde eğlenceli vakit geçirmemizi sağlar. Bunun için gelin hadi aç gözlü tilki masalını okuyalım sonra halen masal okumak istersek sitemizde bulunan diğer masalları da okuyabiliriz. Bir varmış bir yokmuş uzun zaman önce devamlı yiyecek yiyen ama hiç doymak bilmeyen aç gözlü bir tilki yaşıyormuş. Karnı acıkan açgözlü tilki, ormanda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1708" title="aç gözlü tilki" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/ac-gozlu-tilki.jpg" alt="" width="150" height="150" />Çocuklar masal okumak hem zihninizi açar hemde eğlenceli vakit geçirmemizi sağlar. Bunun için gelin hadi aç gözlü tilki masalını okuyalım sonra halen masal okumak istersek sitemizde bulunan diğer masalları da okuyabiliriz.</p>
<p>Bir varmış bir yokmuş uzun zaman önce devamlı yiyecek yiyen ama hiç doymak bilmeyen aç gözlü bir tilki yaşıyormuş.</p>
<p>Karnı acıkan açgözlü tilki, ormanda dolaşırken bir koyuna rastlamış. “Hah tamamdır!” demiş ve sinsice koyunun yanına yaklaşmış. Tam koyunu yakalayıp yiyecekmiş ki koyun söylenmeye başlamış;</p>
<p>“Bak tilki kardeş. Beni yersen doyamazsın. Bekle, diğer kardeşlerimi de çağırayım. Rahat edersin!” demiş.</p>
<p>Açgözlü tilki, açgözlülüğünü yine göstermiş tabiii. “Kaçırılmaz fırsat” diyerek koyunu bırakmış. Ama bırakış o bırakış. Koyundan daha haber alamamış…<span id="more-1707"></span></p>
<p>O günü aç geçiren tilki ertesi gün yine yiyecek aramaya çıkmış. Nehirde yüzen bir balığı görünce aniden üstüne atlamış ve onu yakalamış. Tam yiyecekken balık söylenmeye başlamış;</p>
<p>“Ey tilki kardeş. Dikkat et! ben çok kılçıkıyımdır. Boğazına takılır seni süründürürüm! Hele bekle, şurdaki daha leziz balıkları getireyim sana!”</p>
<p>Balığın bu tehdidinden korkan tilki onu hemencecik bırakıvermiş. Tabi tilkinin elinden kurtulan balık hemencecik oradan kaçmış. Tilki yine günü aç geçirmiş.</p>
<p>Ertesi gün yine yiyecek arayan tilki bu sefer bir ata rastlamış. “Tamamdır!” diyip tam ata saldıracakken at söylenmeye başlamış;</p>
<p>“Hey tilki kardeş. Dikkat et! Bu ormanın muhtarıyım ben!”</p>
<p>Çok şaşıran tilki ata dönüp sormuş;</p>
<p>“Yaaa. Nerden bileyim muhtar olduğunu peki?”</p>
<p>At tilkiye;</p>
<p>“İnanmıyorsan mührümü göstereyim. Geç şu karşıma’” demiş. Bizim tilki, mührü alıp daha çok hayvan avlarım heyecanıyla atın yan tarafına geçmiş. Mührü almayı beklerken at ani bir hareketle aç gözlü tilkiye çifte atmasın mı!</p>
<p>Tilki neye uğradığını şaşırmış. O heyecanla kaçarken şunları söylüyormuş;</p>
<p>“Ben bir aç gözlü tilki idim,<br />
Bulduklarıma kanaat etmez idim<br />
Bakın başıma bunlar geldi,<br />
Elimdekilere şükretseydim doymuş idim.”</p>
<p>Bu masalında sonuna geldik çocuklar <strong><a title="masal" href="http://www.sihirlilamba.com/" target="_blank">masal</a></strong> aslında size bir mesaj iletiyordu haydi okuyan akıllı çocuklar bu masalın konusu neydi yorum olarak sitemize yazsınlar ki bilemeyen diğer arkadaşlar bunları öğrensin. Eee bugünlük bu kadar masal okumak yeter mi yoksa diğer <a title="masallar" href="http://www.sihirlilamba.com/" target="_blank">masallar</a> a da geçme vakti geldi mi??</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/J2-6fV72xFk" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/ac-gozlu-tilki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/ac-gozlu-tilki.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kaplumbağa ile Ördekler</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/3lu0ZroIdtc/kaplumbaga-ile-ordekler.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/kaplumbaga-ile-ordekler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Apr 2012 15:58:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[kaplumbağa ile ördekler]]></category>
		<category><![CDATA[kaplumbağa ve ördek]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1701</guid>
		<description><![CDATA[Çocukların son zamanlarda ailesinden okumasını istediği masal olan kaplumbağa ile ördekler&#8217;i bu yazımızda sizlerle paylaşıyoruz. Çocuklar veya anne babalar bu masal çocuğunuzun gelişmesinde eminim büyük etki sağlayacaktır. Fakat sitemizde sadece bu masalın olmadığını hatırlatmalıyım diğer masallara da bir göz atmaya ne dersiniz? Ormanın içinde güzel bir göl varmış. Gölün kenarında bir kaplumbağa ile iki ördek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1702" title="kaplumbağa ile ördekler" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/kaplumbaga-ile-ordekler.jpg" alt="" width="150" height="150" />Çocukların son zamanlarda ailesinden okumasını istediği <strong><a title="masal" href="http://www.sihirlilamba.com/" target="_blank">masal</a></strong> olan kaplumbağa ile ördekler&#8217;i bu yazımızda sizlerle paylaşıyoruz. Çocuklar veya anne babalar bu <em>masal</em> çocuğunuzun gelişmesinde eminim büyük etki sağlayacaktır. Fakat sitemizde sadece bu masalın olmadığını hatırlatmalıyım diğer <del>masallar</del>a da bir göz atmaya ne dersiniz?</p>
<p>Ormanın içinde güzel bir göl varmış. Gölün kenarında bir kaplumbağa ile iki ördek yaşıyormuş. Ördeklerle, kaplumbağa çok iyi dostmuşlar. Ördekler kanatları olup uçabildikleri için birçok yer görmüşler. Uçarken gördükleri yerleri kaplumbağaya anlatıyorlarmış. Kaplumbağa, ördeklere hayran oluyormuş. Onlarınki gibi kanatları olmasını hayal ediyormuş. Günler böyle neşe içinde geçerken sonbahar gelip çatmış.<span id="more-1701"></span></p>
<p>Ördeklerin göç etmesi gerekiyormuş. Soğuk kış aylarında ördekler burada yaşayamazmış. Bu kış da göç etmeleri gerekiyormuş. Bu durumu söylemek için dostları kaplumbağaya gitmişler. Kaplumbağa, sevgili dostlarının gideceğine çok üzülmüş. “Siz olmadan ben bu göl kenarında yapayalnız kalacağım. Sizin gibi kanatlarım yok ki istediğim yere gideyim.”demiş. Hüzünlenip ağlamaya başlamış.</p>
<p>Ördekleri; “Ne olur ağlama! Belki bir çaresini bulabiliriz.”demişler. Sonunda ördeklerden birinin aklına bir fikir gelmiş: “Sen de bizimle gelebilirsin.”demiş. Kaplumbağa, “Nasıl olur? Ben uçamam, yürüsem de size yetişemem ki.”demiş. Ördek: “Sağlam bir ağaç dalı bulacağız. Sen bu dalın ortasından tutacaksın. Biz dalın iki ucundan tutup seni uçuracağız.”demiş.</p>
<p>Kaplumbağa hemen bu öneriyi kabul etmiş. Ördek:”Ne olursa olsun, ağzını açmayacaksın. Ağzını açarsan yere düşer, ölürsün.”demiş. Kaplumbağa, “Ağzımı asla açmam, siz ne derseniz yaparım. Yeter ki sizinle geleyim.”demiş. Bir ağaç dalı bulmuşlar. Kaplumbağa, ağaç dalının ortasını dişleri ile sıkı sıkı tutmuş. Ördekler havalanmış, tabi kaplumbağa da. Kaplumbağa sevinçten mi yoksa gerçekten mi uçtuğunu bilememiş. Manzaranın seyrine dalmış.</p>
<p>Yeryüzünü, yukarıdan seyrediyormuş. Gökyüzünden bakınca, göl çok ufak bir su birikintisi gibi, nehir ince bir yılan gibi görünüyormuş. Ormandan çıkıp tarlaların üzerinden uçmuşlar. Tarlalarda çalışanlar gökyüzüne baktıklarında şaşırmışlar. Bu durum onlara çok komik gelmiş. Gülmeye başlamışlar. Kaplumbağa onlara bir şeyler söyleyip böbürlenmek istemiş. Ama daha ağzını açar açmaz aşağıya düşmeye başlamış. Sözlerini tamamlayamadan yere çakılmış. Söz dinlememenin cezasını çekmiş. Bilge kişilerin sözünü tutmalı. Sahip olmadığımız şeyleri elde ettiğimizde böbürlenmemeliyiz. Gereksiz yere böbürlenirsek, son pişmanlık fayda etmez.</p>
<p>Evet çocuklar her masalın olduğu gibi <strong>kaplumbağa ile ördekler</strong> masalının da sonuna geldik. Uykunuz daha gelmediyse veya canınız halen <em>masal oku</em> diyorsa diğer masallarımıza da bakabilirsiniz!</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/3lu0ZroIdtc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/kaplumbaga-ile-ordekler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/kaplumbaga-ile-ordekler.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Keloğlan Akıl Küpü</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/4HsAO-h31Xg/keloglan-akil-kupu.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/keloglan-akil-kupu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Apr 2012 15:51:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[keloğlan akıl küpü]]></category>
		<category><![CDATA[keloğlan masalı]]></category>
		<category><![CDATA[Keloğlan Masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1697</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar masal okurken keloğlan masallarını hep çok severler çünkü onlara hep çok yakın gelir keloğlan masalı bu yüzden bizde uzun bir aradan sonra sizlere keloğlan akıl küpü masalını paylaşmak istedik. Umarım beğenirsiniz bu masalı hepinize mutlu günler dilerim, ayrıca unutmayın ki sihirli lamba da bundan başka pek çok masal ve bilgi bulunmakta hepsine göz atmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1698" title="keloğlan akıl küpü" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/keloglan-akil-kupu.jpg" alt="" width="150" height="150" />Çocuklar masal okurken <strong>keloğlan masalları</strong>nı hep çok severler çünkü onlara hep çok yakın gelir <strong>keloğlan masalı</strong> bu yüzden bizde uzun bir aradan sonra sizlere <em>keloğlan akıl küpü</em> masalını paylaşmak istedik. Umarım beğenirsiniz bu masalı hepinize mutlu günler dilerim, ayrıca unutmayın ki sihirli lamba da bundan başka pek çok <strong><a title="masal" href="http://www.sihirlilamba.com/" target="_blank">masal</a></strong> ve bilgi bulunmakta hepsine göz atmaya ne dersiniz?</p>
<p>Bir varmış bir yokmuş. evvel zaman icinde kalbur saman içinde Allah`ın kulu çokmuş, bir dağın başında, bir ormanın yanıbaşında keloğlanın yaşadığı köy varmış.</p>
<p>Keloğlanın bir tek anacığı, anacığının da bir tek kel oğlu varmış. Dünyada başka kimseleri olmadığı için hep birbirlerine destek olurlar, kuru ekmek yeseler kimselere belli etmezler, padişahlara layık yemekler yedik diyerek kötü durumlarından kimseleri haberdar etmezlermiş.<span id="more-1697"></span></p>
<p>Keloğlan çok akıllıymış ancak akıllı olduğu kadarda tembelmiş. Anası hadi oğlum, bahçeden bir soğan al dese, iki saat düşünür, üç saat hesap yapar, o soğanı bahçeden ayağına nasıl getirtebilir, onu düşünürmüş. Sonunda bir yolunu bulurmuş ama annesi de bu arada çıldırır dururmuş. Günler böyle . gelip geçerken, Keloğlanın anacığı bir gün hastalanmış, bütün iş güç keloğlana kalıvermiş. O tembel keloğlan gitmiş, yerine aklı başında çalışkan bir keloğlan gelivermiş. Anası yattığı yerden keloğlana emirler yağdırıyor, bizimki de oradan oraya koşuyormuş.Bu böyle günlerce sürmüş, keloğlan sonunda yorgunluktan bir köşeye düşmüş. O sırada bir fare keloğlanın yanına gelip:</p>
<p>- Keloğlan keleş oğlan, her işi beleş oğlan, nasıl ama çalışmak, zor geliyor di mi ? demiş.</p>
<p>Keloğlan gözünü aralamış, fareyi kovalamış. Fare tekrar gelmiş bu sefer iyice yaklaşıp,</p>
<p>- heeyyy. Duydun mu prensesin başına gelenleri, Her kim prensesi iyileştirse, kral onu kızıyla evlendirecekmiş, demiş. Sonra bir çırpıda anlatmış, güzeller güzeli prenses aylardr ağlayıp duruyormuş ve onu kimseler susturamıyormuş. Kızımı güldüren her kim olursa, onu prens yapacağım demiş kral. Keloğlan bunu duyduktan sonra, `Bu iş böyle olmayacak, başka şeyler yapmak lazım `diye hoplayıp zıplamaya başlamış. Öyle hoplayıp zıplayarak evlerinin yakınındaki dağın eteklerine kadar gelmiş. Dağın eteklerinde açan çiçekleri toplamış. Bu çiçeklerin özelliği insanları kıkır kıkır güldürebilmesiymiş. Anasından öğrendiği kadarıyla, hepsini bir araya getirirse, prensesi güldürebileceğini biliyormuş. Bütün gün topladığı çiçekleri bazı karışımlarla suladıktan sonra , çiçekleri alıp, sarayın yolunu tutmuş. Az gitmiş, uz gitmiş dere tepe düz gitmiş, sarayın kapısına geldiğinde iki takla atıp, sırada bekleyenlerin yanında sıraya geçmiş. Akşama doğru ona sıra geldiğinde neredeyse yorgunluktan uyuyacak hale gelmiş. Onu içeri almışlar,keloğlan elindeki kağıdın içinde sakladığı çiçekleri prensese uzatmış. Prenses çiçekleri line alır almaz kıkır kıkır gülmeye başlamış, öyle çok gülüyormuş ki, kral ,kraliçe ve beraberindeki herkes prensesle gülmeye başlamış. Prenses mutluluktan uçuyor gibiymiş.Keloğlan o gün kurulan düğünle prensesle evlenmiş, anasını hasta yatağından aldırmış ve saraya getirmiş. Anası da kel oğlunun kel kafasına kocaman bir öpücük kondurmuş ..</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/4HsAO-h31Xg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/keloglan-akil-kupu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/masal/keloglan-akil-kupu.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Peygamberimizin Hırkası</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/s-pkqJD0vaI/peygamberimizin-hirkasi.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/dini-hikayeler/peygamberimizin-hirkasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 19:41:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin hırkası]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin hırkasının hikayesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1692</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazımız da size peygamberimizin cömertliğini anlatan bir hikaye anlatacağız, biliyorum ki çok hoşunuza gidecek çünkü ben okuduğumda tüylerim ürperdi ve gerçekten hayranlık içinde kaldım. Sevgili Peygamberimizin bir eşyasına sahip olmak, sahabilerin can attığı şeydi… Eğer onların bu sevdalı arzusu olmasaydı, belki de şimdi İstanbul Topkapı Sarayı’ndaki “Mukaddes Emanetler” denilen Peygamberimize ait eşyalara ulaşamayacaktık… Belki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/peygamberimizin-hırkası.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1693" title="peygamberimizin hırkası" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/peygamberimizin-hırkası-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Bu yazımız da size peygamberimizin cömertliğini anlatan bir hikaye anlatacağız, biliyorum ki çok hoşunuza gidecek çünkü ben okuduğumda tüylerim ürperdi ve gerçekten hayranlık içinde kaldım.</p>
<p>Sevgili Peygamberimizin bir eşyasına sahip olmak, sahabilerin can attığı şeydi… Eğer onların bu sevdalı arzusu olmasaydı, belki de şimdi İstanbul Topkapı Sarayı’ndaki “Mukaddes Emanetler” denilen Peygamberimize ait eşyalara ulaşamayacaktık… Belki de, Ramazan’larda camilerimizdeki “Sakal-ı Şerif”leri ziyaret edemeyecek, “Hırka-i Şerif”i öpemeyecektik, değil mi çocuklar?…</p>
<p>İşte Peygamber Efendimizin amcası Zübeyr’in kızı Ümmül Hakem de, diğer sahabiler gibi, sevgili Peygamberimizin bir eşyasına sahip olmak, ona dokunmak, onu hep yanında bulundurmak istiyormuş. Bir gün Peygamberimizin yoldan geçtiğini görünce, küçük oğlu Abdullah’ın kulağına bir şeyler fısıldamış.<span id="more-1692"></span></p>
<p>Abdullah hemen koşmuş ve Peygamberimizin arkasından yetişerek, sırtındaki hırka olarak örtündüğü örtüyü çekip almak istemiş, Peygamberimiz geri dönüp de arkasında bir çocuk görünce : “Sen kimsin bakayım?” diye sormuş. Ben Ümmül Hakem’in oğluyum, diye cevaplamış Abdullah.. “Peki hırkamı neden çektin yavrum?”</p>
<p>“Annem öyle istedi. Üzerindeki örtüyü alıp kendisine götürmemi söyledi…” Hazreti Peygamber üzerindeki örtüyü alıp Abdullah’a uzatırken şöyle buyurmuş: “Al bunu annene götür. Örtüyü ikiye bölsün. Yarısını kız kardeşine versin, diğer yarısını kendi örtünsün.”</p>
<p>Bu hikayeden de anlayacağımız gibi peygamberimiz öyle bir cömertmiş ki kendisinden birisi birşey isteyince asla geri çevirmezmiş.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/s-pkqJD0vaI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/dini-hikayeler/peygamberimizin-hirkasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/dini-hikayeler/peygamberimizin-hirkasi.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Eylül Romanının Özeti</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/nQ1UU3j6bos/eylul-romaninin-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/eylul-romaninin-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Apr 2012 19:08:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[eylül]]></category>
		<category><![CDATA[eylül romanı]]></category>
		<category><![CDATA[eylül romanının ana fikri]]></category>
		<category><![CDATA[eylül romanının konusu]]></category>
		<category><![CDATA[eylül romanının özeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1667</guid>
		<description><![CDATA[Ünlü yazarlarımızdan birisi olan ve sık sık ismini duyduğumuz az kişilerden birisi olan Mehmet Rauf&#8217;un Eylül romanını bilmeyen çok az lise okuyan kişi vardır. Bu kişi yüzünden çoğu zaman sınavlarda yanlış sorular çıkmış. Bu yüzden Eylül romanının konusu, özeti ve ana fikrini size bu yazımda anlatacağım. Romanın Konusu: Süreyya ve onun karısı Suat ve akrabaları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1668" title="images" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/images.jpg" alt="" width="184" height="274" />Ünlü yazarlarımızdan birisi olan ve sık sık ismini duyduğumuz az kişilerden birisi olan Mehmet Rauf&#8217;un Eylül romanını bilmeyen çok az lise okuyan kişi vardır. Bu kişi yüzünden çoğu zaman sınavlarda yanlış sorular çıkmış. Bu yüzden Eylül romanının konusu, özeti ve ana fikrini size bu yazımda anlatacağım.</p>
<p><strong>Romanın Konusu:</strong></p>
<p>Süreyya ve onun karısı Suat ve akrabaları olan Necip Bey ile aralarında geçen olayları anlatmaktadır.</p>
<p><strong>Romanın Özeti:</strong></p>
<p>Süreyya ve karısı Suat’ la birlikte babasının evinde oturmaktadır. Ama bu halden memnun değildirler. Babası hem yaşlı, hem dediği dediktir. Onun yüzünden her yaz bir tane taş ocağına benzeyen köye gelirler ve orada sıkıntıdan patlarlar. Suat bu arada başka olaylardan da sıkılmaktadır. Suat’ ın kardeşi Hacer akrabası olan Necip Bey’ le gönül eğlendirmektedir.</p>
<p>Hacer evli ve eşi de onun için herşeyini verecek nitelikte bir eştir. Daha sonraları Suat ile Süreyya birlikte mutlu bir şekilde yaşayabilmenin yolunu aramışlar ve bulmuşlardır. Suat Hanım gizlice babasından para isteyip eşi için bir yalı kiralar. Kocası bu duruma çok sevinir.<span id="more-1667"></span></p>
<p>Necip de hem dostarı hemde akrabaları olarak Suat ve Süreyya’ nın yanına gelir. Süreyya için yelkenle gezmek ve balık tutmak vazgeçilmez bir zevktir. Süreyya bu alışkanlıklarını sürdürürken Suat da Necip’le birlikte piyano çalmaktadır.</p>
<p>Başbaşa geçen bu uzun yaz tatilinin sonlarında Necip Bey birşeylerin olduğunu, Suat Hanım’a aşık olduğunu anlar. Bu durumdan kurtulmaya çalışsada başarılı olamaz. Sonunda çare olarak onların yanından ayrılmaya karar verir. Giderkende Suat’ın eldivenlerinden bir tanesini izinsiz olarak hatıra olması için alır.</p>
<p>Daha sonraları Necip’in tifoya tutulduğu öğrenilir. Süreyya ve Suat buna çok üzülürler. Tehlike devresi geçince Necip’in yanına giderler. Necip hastalığın etkisiyle sinir yorgunluğu içerisindedir. Hacer Necip’in hastalığı sırasında yanında bulunmuş ve o sıralarda Necip’in kendiden geçmiş olduğu zamanda yastığının altından bir bayan eldiveni bulmuştur.</p>
<p>Hep birlikte hasta hakkında konuşurlarken Necip’in annesi eldiveni gösterir. Suat kendi eldivenini görünce şok olur ve olayı anlar fakat kimseye sezdirmez. O sırada Necip’te sapsarı olur utancından ve çaresizliğinden ne yapacağını bilemez.</p>
<p>Necip hastalıktan sonraki iyileşme devresini yalıda geçirilmek üzere mecbur edilir. Halbuki O, onlardan kaçmak için uğraşmaktadır.</p>
<p>Bir yaz sessiz ve olaysız bir şekilde geçmiştir. Eylül gelince Süreyya konağa gider. Bu gidiş beklenen bir gidiş değildir. Suat bu duruma anlam veremez. Daha gitmeden önce kışı bile beraber geçireceklerini söylemiştir. Ama Süreyya birşeyleri sezmiş olup, o yüzden gitmiştir.</p>
<p>Konağa geri dönülür. Necip artık eskisi kadar yalıya gelmemektedir. Hele Hacer’in davranışları, onların her bakışlarından anlam çıkarmaya çalışan tavrı her ikisini de deliye döndürür. Birbirlerini buldukları anda, ister istemez kaybedeceklerdir. Suat kendisinden kalan, Necip’in aldığı eldivenin diğerini de verir. Bunun sebebi ise artık hayatın Suat için yaşamaya değer bir tarafı kalmamasıdır.</p>
<p>O gece konakta yangın çıkar. Herkesi bir telaş ve korku alıp götürür. Canlarını zor kurtarırlar. Ama Suat ortalıklarda yoktur. Süreyya alevlerin içine doğru Suat diye inlemektedir. Ama cesaret edemez. Necip bir haykırışla içeriye fırlar . Her ikiside çöken tavanın altında can verirler.</p>
<p><strong>Romanın Ana Fikri:</strong></p>
<p>Her ikisi de evli olan kişilerin ellerinde olmadan , birarada bulundukları sürede birbirlerine , eşlerinden habersiz yakınkaşmaları ve aralarındaki yasak aşkı anlatmaktadır</p>
<p><strong>Romandaki Olay ve Kişiler:</strong></p>
<p>Suat: Kocası Süreyya ile mutlu bir evlilik sürdürürken Necip Bey’e aşık olur.<br />
Necip: Akrabaları olan Süreyya ve Suat’ın yanına gelip , Suat’a aşık olan bir adamdır.<br />
Süreyya: Suat’ın kocasıdır. Onun için yelkenle gezmek ve balık tutmak vazgeçilmez bir zevktir.<br />
Hacer: Suat’ın kardeşi ve Necip ile gönül eğlendiren bir kadındır.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/nQ1UU3j6bos" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/eylul-romaninin-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/eylul-romaninin-ozeti.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Bir Ölünün Defteri Romanının Özeti</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/ofuRi0Isydw/bir-olunun-defteri-romaninin-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/bir-olunun-defteri-romaninin-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Apr 2012 17:16:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[bir ölünün defteri]]></category>
		<category><![CDATA[bir ölünün defteri halit ziya uşaklıgil]]></category>
		<category><![CDATA[bir ölünün defteri roman özeti]]></category>
		<category><![CDATA[bir ölünün defteri romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1664</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazımızda size yine ünlü edebiyatçılarımızdan birisi olan Halit Ziya&#8217;nın Bir Ölünün Defteri romanını geniş detayıyla özetleyeceğiz ve gereken bilgileri de ardından sunacağız. Romanın konusu diğer romanlardan farklı olmasa bile yazarın katkısı ile pek çok şey değişiyor elbette. Okumanızı tavsiye ettiğim romanlardan birisi olduğunu da hatırlatmalıyım. Romanın konusu bir kadını seven iki kişi yani Vecdi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1665" title="bir ölünün defteri" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/bir-ölünün-defteri.jpg" alt="" width="150" height="150" />Bu yazımızda size yine ünlü edebiyatçılarımızdan birisi olan Halit Ziya&#8217;nın Bir Ölünün Defteri romanını geniş detayıyla özetleyeceğiz ve gereken bilgileri de ardından sunacağız. Romanın konusu diğer romanlardan farklı olmasa bile yazarın katkısı ile pek çok şey değişiyor elbette. Okumanızı tavsiye ettiğim romanlardan birisi olduğunu da hatırlatmalıyım.</p>
<p><strong>Romanın konusu</strong> bir kadını seven iki kişi yani Vecdi ve Hüsam&#8217;ın hayatını anlatmakta ve olayları sizlere aktarmaktadır.<span id="more-1664"></span></p>
<p><strong>Romanın kısa bir özetini verecek olursam;</strong></p>
<p>Vecdi ölürken Hüsam’ a söylemek istediklerini bir defterde olduğunu söyler. Hüsam defeteri okumaya başlar. Vecdi halasının kızı Nigar’ ı sevmektedir. Birgün Nigar’ ın Hüsam’ ı sevdiğini öğrenir. Bunun üzerine savaşa katılır. Savaşta kolunu kaybeder. İstanbul’ a döner. Nigar ile Hüsam’ ın evlendiğini öğrenir. Eve gider ve hastalanır. Hüsam eve geldiğinde Vecdi ölmek üzeredir. Ve defteri Hüsam’ a verir.</p>
<p><em>Ana fikri ise şu;</em></p>
<p><strong>Aşk kendinden çok sevdiğini düşünmektir.</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/ofuRi0Isydw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/bir-olunun-defteri-romaninin-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/bir-olunun-defteri-romaninin-ozeti.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Araba Sevdası Romanının Özeti</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/E_u6WxrSc6w/araba-sevdasi-romaninin-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/araba-sevdasi-romaninin-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Apr 2012 17:45:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[araba sevdası]]></category>
		<category><![CDATA[araba sevdası ana fikri]]></category>
		<category><![CDATA[araba sevdası kişi ve olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[araba sevdası roman özeti]]></category>
		<category><![CDATA[araba sevdası romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1657</guid>
		<description><![CDATA[Geçmiş dönemlerin en bilinen romancılarından birisi olan ve günümüzde edebiyat derslerinde sık sık ismini duyguğumuz bir yazar yani Recaizade Mahmut Ekrem&#8217;in Araba sevdası isimli romanın özetini vereceğim. Çünkü en çok verilen ödev romanlarından birisi olduğuna eminim. Pek çok romanından birisi olan ama en fazla okunan romanı olarak bilinen bu romanı edebiyat derslerinde büyük bir yer kaplar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1658" title="araba sevdası" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/araba-sevdası.jpg" alt="" width="150" height="200" />Geçmiş dönemlerin en bilinen romancılarından birisi olan ve günümüzde edebiyat derslerinde sık sık ismini duyguğumuz bir yazar yani Recaizade Mahmut Ekrem&#8217;in Araba sevdası isimli romanın özetini vereceğim. Çünkü en çok verilen ödev romanlarından birisi olduğuna eminim. Pek çok romanından birisi olan ama en fazla okunan romanı olarak bilinen bu romanı edebiyat derslerinde büyük bir yer kaplar.</p>
<p>Kitabın konusunu ilk görüşte aşk ile başlıyor aslında. İlk görüşte aşık olan bir Fransız hayranı kavgacı bir kişinin kendi dünyasında geniş anlamda yaşadıklarını okurlarına iletiyor.</p>
<p><strong>Kitabın en özet şeklini de şöyle verebiliriz sizlere;</strong></p>
<p>Bihruz Bey zamanındaki İstanbul’da yaşayan, pek şık giyinmesini seven ve validesinin yardımıyla geçinen, kibirli ve kendini dekolte gören, genç bir beydir. Her yıl olduğu gibi, baharın gelmesiyle Bihruz Bey’in de içi hoş olur ve sık sık gezintilere çıkar. Bir gün gelir ve lando diye tabir edilen ve bir o kadar da şık olan sarı renkli at arabasına biner. Arabasından indiğinde güzel bir lando daha gelir ve içerisinden iki hanım iner. Biri Periveş adında güzel, yirmi yaşlarında, sarışın bir hanım ve diğeride Bihruz Bey’in sarışın hanımın hizmetkarı sandığı yaşlıca bir kadındır. Bihruz Bey, blond diye tabir ettiği sarışın hanıma gönlünü kaptırır. Bu hanımların arakalarından yürür ve hanımların bu yere bir sonraki Cuma geleceklerini öğrense de gelecekleri saati öğrenmek nasip olmaz. Bir anda Keyfi Bey’in çıkması ile Periveş hanım hızlıca kaçar ve Bihruz Bey her ne kadar takip etmeye çalışsa da izini kaybeder. O günden sonra bu sarışın güzel, Bihruz Bey’in aklından hiç çıkmaz.<span id="more-1657"></span></p>
<p>Bihruz Bey sarışın hanım için bir mektup ve alıntı bir şiir yazıp, gönderir. Fakat daha sonra şiirde anlamını bilmediği bir sözcüğün, ona değil de sarışın yerine esmere hitap ettiğini öğrenince kahrolur. Bu sırada borçlarının kabarması üzerine paraya ihtiyaç duymaktatır. Bu yüzden köşkü satmayı düşünse de validesi buna izin vermemektedir. Keyfi Bey ile konuşurken Keyfi Bey’in yalandan söylediği sarışın güzelin (blondun) öldüğü haberini alır. Bunun üzerine Bihruz Bey sanki çok büyük bir aşk yaşamışlar gibi kendini kahreder, günlerce ağlar.</p>
<p>Daha yeni kendine geldiği anda dışarı gezintiye çıkmıştır. Üsküdar vapuruna yaklaşır fakat onu kaçırır. Vapur henüz iskeleden ayrıldığı anda Periveş hanımın vapurda oturduğunu görür. Bir anda büyük bir heyecana kapılır ve sevinçten gözleri ışıldar. Keyfi Bey’in yalanını suratına çarpmak hevesiyle Keyfi Bey’in yanına gider fakat Keyfi Bey ikinci bir yalanla o gördüğü kişinin Periveş hanım olmadığını ve ona çok benzeyen bir çalışanı olduğunu söyler. Bunu üzerine Bihruz Bey tekrar yıkılır. Bu esnada alıcaklılar Bihruz Bey’i sıkıştırmaktadır.</p>
<p>Bihruz Bey’in arabacısı olan Andon bir gün Bihruz Bey’in emri üzerine onu bekler ve Bihruz Bey’in geri dönmemesi üzerine köşke doğru yola koyulur. Bu esnada arabayı çizdirerek ufak bir kaza yapar. Bundan Bihruz Bey’in haberi olmadan kurtulmak amacıyla arabayı tamir fabrikasına götürür. Fabrikasında Bihruz Bey’in arabasını gören Kondaraki, onca uyarılara rağmen Bihruz Bey’in borcunu ödememesi üzerine arabaya ve hayvanlara el koyar. Bunun üzerine Andon çaresiz köşke gider ve olanları Bihruz Bey’e anlatınca işten kovulur. Kondaraki daha sonra Bihruz Bey’e nisbet olurcasına Andon’u işe alır.<br />
Bihruz Bey validesinin isteği üzerine İstanbul’dan ayrılmayı düşünürken bir yıl daha burda geçirmeye karar verir. Bu esnada Müsyü Piyer ara sıra gelmekte ve beraber çalışmaktadırlar. Bir gün Bihruz Bey çarşıda gezerken o sarışını tekrar görür ve blondunun çalışanı olarak sandığından aşık olduğu sarışın kadının mezarını öğrenmek maksadıyla hanımın peşine koyulur. Ara bir sokaktan geçerken nazik bir şekilde durumu izah eder. Sonra da aşık olduğu o sarışın hanımın aslında o çalışan kadın olduğunu ve o gün geldikleri güzel arabayı kiraladıklarını diyer bir tabir ile zengin olmadıklarını öğrenir. Bunun üzerine yalan aşkından dolayı Bihruz Bey bir daha yıkılır. Sarışın hanım da alay ederek yoluna devam eder.</p>
<p><strong>Romanın ana fikri de şu olabilir:</strong></p>
<p>Bu eserden dış görünüşün insanı yanıltabileceği ve dış görünüşe fazla aldanılmaması gerektiği yargısı çıkarılmaktadır. Bunun yanında insanın olayları kendi istediği gibi agılamayıp gerçeği görmesinin gerektiği, o zamanlarda görülen ve yabancı hayranlığından kaynaklanan Fransızca ile karışık bir dil kullanma durumunun kişilerin anlaşmasında zorluklar yarattığı ve önyargılı davranışların insanı ne derece hataya sürüklediği anlatılmaktadır.</p>
<p><strong>Kitaptaki kişi ve olayları şöyle sıralayarak size yardımcı olabilirim:</strong></p>
<p><strong>Bihruz Bey:</strong> Şık görünmeyi seven, valide parasını yiyen tutarsız ve savurgan bir gençtir. İnsanların dış görünümüne önem verir. Kendi kendine gelin ve güvey olur. Olayları işine geldiği şekilde algılar. Umursamaz ve düşüncesiz bir karaktere sahiptir. Gittiği heryerde tanıştığı her insanla Fransızca konuşarak tiraj yapmaya çalışır.</p>
<p><strong>Periveş Hanım (blond):</strong> Bihruz Beyin zengin bir hanım sanıp, gönlünü kaptırdığı kişidir. Gerçekte zengin değildir. Alaycı bir karaktere sahiptir. Sarışın, yirmi yaşlarında, orta boylu ve güzel bir kızdır.</p>
<p><strong>Keşfi Bey</strong>: Bihruz Bey’e yalan söylemiştir. Şakacı bir yapısı vardır.</p>
<p><strong>Mişel</strong>: Bihruz Bey’in hizmetkarıdır. Her zaman kibar görünür ve Bihruz Bey gibi Fransızca ile karışık bir dil konuşur.</p>
<p><strong>Andon</strong>: Bihruz Bey’in arabacısıdır. Bihruz Bey’in sarı renkli şık arabasını verilen emirler doğrultusunda kullanır. Bihruz Bey’den oldukça korkar.</p>
<p><strong>Müsyü Piyer</strong>: Bihruz Bey’e öğretmenlik yapan, ona kitaplar getirip, okuyan orta halli bir profesördür. Geçimini biraz da Bihruz Bey’in yardımıyla sağlar.</p>
<p><strong>Kondaraki</strong>: Araba tamir fabrikasının müdürüdür. Bihruz Bey’in arabasını pek beyenmiş ve göz koymuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/E_u6WxrSc6w" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/araba-sevdasi-romaninin-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/araba-sevdasi-romaninin-ozeti.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Budala Romanının Özeti</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/9Wfrov9S5-U/budala-romaninin-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/budala-romaninin-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Apr 2012 17:46:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[budala olay ve kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[budala roman özeti]]></category>
		<category><![CDATA[budala romanı]]></category>
		<category><![CDATA[budalanın konusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1660</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda sizlere romanların özeti, konusu ve ana fikrini paylaşmaya başladık. Genelde eski ama halen anılan romanların özetini verdik ama bu sefer bilindik bir ismin yani Dostoyevski&#8217;nin budala roman özetini vereceğiz sizlere. İsmi sebebiyle pek sevilmese de kitapları genelde klasik haline gelen bir yazar olan Dostoyevski, bu kitabıyla da uzunca süre kendinden konuşturmuş. Bu yüzden detaylıca sizlere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1661" title="budala" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/budala.jpg" alt="" width="150" height="200" />Son zamanlarda sizlere romanların özeti, konusu ve ana fikrini paylaşmaya başladık. Genelde eski ama halen anılan romanların özetini verdik ama bu sefer bilindik bir ismin yani Dostoyevski&#8217;nin budala roman özetini vereceğiz sizlere. İsmi sebebiyle pek sevilmese de kitapları genelde klasik haline gelen bir yazar olan Dostoyevski, bu kitabıyla da uzunca süre kendinden konuşturmuş. Bu yüzden detaylıca sizlere özet vereceğiz.</p>
<p><strong>Kitabın şöyle kabataslak bir konusunu söyleyerek başlayalım:</strong></p>
<p>Romanın kahramanı Prens Mışkin, saralıdır. Tedavi gördüğü İsviçre’den döndüğünde elindeki giysi çıkınından başka hiçbir şeyi yoktur. Yaşamı kendi iç dünyasını seyre dalmakla geçmektedir. İnsanlarla her türlü alışverişten arınmıştır. Budalalık derecesinde iyi olan Prens Mışkin, tam bir ermiş kişidir, sevmekten başka bir şey gelmez elinden. Müthiş bir zeka sahibidir. Çevresindekiler, onu her zaman yadırgarlar, ama onsuz da edemezler. Kendisi de saralı olan Dostoyevski, romanının kahramanına kendi kişiliğinden pek çok şey koymuştur. Prens Mışkin’in anıları, aslında Dostoyevski’nin anılarıdır. Prens Mıskin’in romanının bir yerinde anlattığı, siyasal görüşlerinden dolayı kurşuna dizilme cezası alan bir adamın öyküsü, aslında Dostoyevski’nin başından geçmiş bir olaydır. Bir tutku romanı olan Budala, Dostoyevski’nin yazdığı ilk büyük aşk romanıdır.<span id="more-1660"></span></p>
<p><strong>Kitabın özetini arayan arkadaşlar içinde şöyle bir özet geçelim:</strong></p>
<p align="justify">Hasta prens Mişkin Rusya’dan İsviçre’ye Şnayder adlı bir doktorun kliniğine yollanır. Prens çok acı çeken bir insandır ve ara sıra hastalığıyla ilgili nöbetler geçirmektedir. Nöbet geçirdikten sonra budalalaşır ve afallar. Çocukları çok seven prens köydeki çocukların kalbini kazanmasıyla iyileşme sürecini de ivmelendirir.</p>
<p align="justify">Köydeki yoksul bir kızla ilgilenmesinden dolayı da çevresi tarafından ayıplanmaktadır. Nedeni ise kızın annesinin ölümünden sonra lanetlenmiş olmasıdır. İsviçrede üç sene kalan prens bir çok acılarla Rusya’ya döner ve soyunun son bireyiyle tanışmak için atılımlarda bulunur. Onunla tanışması aynı evde yaşayan Ganya ile tanışmasına da vesile olur. Ganya prense Nastasya’nın portresini gösterir ve prens artık Nastasya’ya çoktan vurulmuştur. Onu her ne pahasına olursa olsun aramaya başlar ve sonunda da bulur ve evlenme teklif eder. Buhranlı bir dönemde olan Nastasya bu teklifi kabul eder gibi yapıp reddeder ve Rogo Jin adındaki biriyle evlenmeye karar verir. Bu evlilikten sonra tekrar Mişkin’e kaçan Nastasya daha fazla dayanamayarak tekrar geri döner.</p>
<p align="justify">Hala Moskova’da bulunan Mişkin Nastasya’yı aramak için Petersburg’a gelir. Prens Mişkin Nastasya’yı aradığını bir sır gibi saklamaktadır. Bu günlerde Prens Mişkin bazı özel günlerde evinde partiler verir ve bu partilere de kitabındaki bütün kahramanları çağırır. Bu kişilerden Aglea adındaki kadın ise Prensi deliler gibi sevmektedir ve ona “Yoksul Şövalye” gibi imalarda bulunmaktadır. Bunları ise mektuplarında sık sık dile getirmektedir. Sonunda aglea ile Prens Mişkin nişanlanmaya karar verirler. Böylece Prens ikinci kez Ganya’nın sevdiği kadını elinden alır. Ancak bu nişandan da vazgeçen Mişkin Nastasya ile evlenmeye karar verir. Ancak aynı zamanda Aglea’yı çok sevdiğini de bilmektedir. Nastasya ile evlenecekleri sırada Rogo Jin gelir ve Nastasya’yı sessizce alır gider. Mişkin bunu sakince karşılar ve birşey diyemez. Rogo Jin Nastasya’yı Petersburg’ta öldürür ve bunu da Prens gelince öğrenir ve tekrar krize girerek budalalaşır. En sonunda Şnayder’in kliniğine gönderilir. Aglea ise Polonyalı bir Coutla evlenir. Rogo Jin ise 15 yıllığına İsviçre’ye sürülmüştür.</p>
<p align="justify"><strong>Kitabın ana fikrini verelim ve yazarımız bizlere bu romanda ne vermek istemiş öğrenelim:</strong></p>
<p align="justify">Kitapta vurgulanmak istenen nokta; insanlar için sevginin çok önemli bir kavram olduğu ve onsuz yaşanamayacağının kesin olduğudur. İnsanlar için sevdikleri o kadar değerlidir ki o varlıkları kaybetmeye tahammül edemezler tıpkı Prens Mişkin gibi.</p>
<p align="justify"><strong>Romandaki kişi ve olayları da şöyle sıralayarak arkadaşlara tam bir özet vermiş olalım:</strong></p>
<p align="justify"><strong>PRENS MİŞKİN</strong>: Kendi iç dünyasında yaşayan, herkese güler yüzle davranan, budalalık derecesinde iyi ve insanları sevmekten başka birşey yapamayan bir prenstir.</p>
<p align="justify"><strong>ŞNAYDER</strong>: Prens Mişkin’in hastalığından dolayı yardım istediği, kendini ispat etmiş ve prensi kurtarmak için tüm gücünü kullanan iyi bir doktordur.</p>
<p align="justify"><strong>AGLEA</strong>: Prensi deliler gibi seven ve onu kaybetmemek için herşeyi göze alabilen, güzel ahlaklı ve gayet alımlı bir bayandır.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/9Wfrov9S5-U" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/budala-romaninin-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/budala-romaninin-ozeti.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ankara Ekspresi Romanının Özeti</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/Hl4thU0goSA/ankara-ekspresi-romaninin-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/ankara-ekspresi-romaninin-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2012 19:01:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[ankara ekspresi]]></category>
		<category><![CDATA[ankara ekspresi roman özet]]></category>
		<category><![CDATA[ankara ekspresi roman özeti]]></category>
		<category><![CDATA[ankara ekspresi romanı]]></category>
		<category><![CDATA[ankara ekspresi romanını oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1641</guid>
		<description><![CDATA[Biliyoruz ki malesef ülkemiz yani Türkiye’mizin insanları pek kitap okumayı sevmez, okusa da anca böyle özendirilen dizilerde gördüğü kitabı okur. Bu yüzden pek ünlü olmamış bir yazarın kitabını tanıtacağım sizlere  bu yazar Esat Mahmut Karakurt yazarın bir kaç romanı bulunmakta ben sizlere en beğenilen romanlarından birisi olan Ankara Ekspresi romanının konusu, özeti ve ana fikiri’nden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1642" title="zBK342667HE912_250" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/zBK342667HE912_250.jpg" alt="" width="250" height="250" />Biliyoruz ki malesef ülkemiz yani Türkiye’mizin insanları pek kitap okumayı sevmez, okusa da anca böyle özendirilen dizilerde gördüğü kitabı okur. Bu yüzden pek ünlü olmamış bir yazarın kitabını tanıtacağım sizlere  bu yazar Esat Mahmut Karakurt yazarın bir kaç romanı bulunmakta ben sizlere en beğenilen romanlarından birisi olan Ankara Ekspresi romanının konusu, özeti ve ana fikiri’nden bahsedeceğim.</p>
<p>Yazarın bu romanının konusu yine ikinci Dünya savaşı sırasında ülkemiz yani Türkiye&#8217;mizi içten bitirmek isteyen kişilerin yaptığı olayları ve bu sırada yabancı servisler arasındaki mücadelerini açık ve kesin olarak anlatan birazda eleştiren bir roman diyebiliriz.</p>
<p><strong>Kısa ama bir o kadar da önemli olayların özetini verecek olursak;</strong></p>
<p>2.dünya savaşının en önemli muharebelerinden Stalingrad muharebesi Almanya ile Sovyetler Birliği arasında bütün şiddetiyle devam eder…Almanya için bütün savaşın kaderini tayin edeceğinden dolayı bu muharebenin önemi büyüktür.Bu kapsamda Almanya Sovyetleri kafkasların güneyinden kuşatıp imha etme fikrindedir ve bu muharebeyi ancak bu plan dahilinde kazanacağını düşünür.</p>
<p>Bu büyük planı Türkiye’nin tarafsızlığı bozar. Bu nedenle Almanlar Türkiye’yi devre dışı bırakmak ister. Türkiye ile tutuşulacak büyük bir savaş Almanları çok zor durumda bırakacağından dolayı Türkiye’yi içten yapılan bir baskınla ele geçirmeyi düşünürler. Bunun için İstanbul’daki Alman sefarethanesinde üst düzey bir toplantı yapılır.<span id="more-1641"></span></p>
<p>Bu toplantının başkanlığını da albay Von Klinger yapar. Plan kapsamında İstanbul ve Ankara’ya gizlice girecek S.D. kuvvetleri aynı anda yapılacak bir operasyonla devlet adamlarını tevkif edeceklerdir.”Ankara Ekspresi” şifresiyle de Çankaya köşkü Alman kuvvetlerince sarılacak ve İnönü antlaşmaya zorlanacaktır. Amaç, İnönü’yü ikna edip bir Quisling hükümeti kurmaktır. Böylece yönetim Almanların eline geçmiş olacaktır Fakat albay Von Klinger in de bildiği üzere Türkler kolay pes etmeyen, şerefine ve gururuna düşkün,iyi harbetmesini bilen bir milletti.</p>
<p>Almanların bütün planlarından haberdar olan Türk genelkurmayı istihbarat teşkilatı bu planların icrasını engellemek için çok başarılı bir subay olan Bnb.Seyfi Hüget’i görevlendirir. Müttefikimiz İngilizler hesabına çalışan ve aynı zamanda Türklere de önemli bilgiler veren, Bnb. Seyfi’ye de aşık olan Irwine adındaki casus, Seyfi Bnb. ile yediği akşam yemeğinden sonra gittiği pansiyonunda bir Alman casusu olan Yzb. Ludvig Kolman tarafından öldürülür. Kendisini takip eden memurlarımız da olay mahalinde kendisini öldürür.</p>
<p>Almanların bu gizli planını icra etmekle görevlendirilen kişi, güzelliğiyle herkesin aklını başından alan Almanların başarılı casusu Frolein Hilda Von Şrayder’dir. Yzb.Kolman’ın öldürülmesinden sonra hareketlenen Almanlar kendisini bir mütehayit olarak tanıtan Seyfi Hüget’ten şüphelenirler.Bunun üzerine güzel Frolein Seyfi Bnb.ya yakınlaşıp onun hakkında bilgi toplamakla görevlendirilir.Eğer gerçekten de kendisi bir Türk casusu ise onu saflarına çekmeye çalışacaktır.</p>
<p>Fakat mesleğine ve milletine sonsuz sevgisi olan Seyfi Bnb. karşısında planları başarısızlığa uğramıştır. Olaylar bu seyirde devam ederken Türk istihbaratının himayesindeki bir İngiliz albayı Almanlar tarafından kaçırılır ve izi bulunamaz. Bu olaydan dolayı Bnb.Seyfi zor durumda kalır. Planlarını uygulamada kararlı olan Almanlar faaliyetlerini hızlandırırlar ve S.D. kuvvetlerini bir şileple gizlice İstanbul’a çıkartmaya çalışırlar; fakat bu operasyonu önceden bilen Türk istihbaratı Seyfi Bnb.yı bu kuvvetlerin karaya çıkmasını engellemekle görevlendirirler ve emrine de deniz kuvvetlerinden bir denizaltı verirler.</p>
<p>Bnb.Seyfi Almanların planını başarısızlığa uğratır ve şilebin içinden çıkan bu operasyonun başındaki Frolein Hilda’yı alıkoyar.Frolein’e evinde yaptığı sorgusunda artık planlarının bir gizliliğinin kalmadığını anlatarak İngiliz albayının serbest kalması durumunda kendisinin de serbest kalacağını söyleyerek İngiliz albayının serbest bırakılmasını sağlar.Bu arada görev icabı gerçekleşen bir sürekli yakınlaşmanın etkilerinin iki casusun da kalplerine kadar inmiş olduğunu bu sırada görürüz.</p>
<p>Bnb.Seyfi Frolein’I evinde alıkoyduğu sırada o gece bütün Alman casuslarının kaldıkları yerler,depolar ve hastahane Türk kuvvetlerince çevrilmiş bir vaziyettedir.Nihayet yüz elli civarındaki Alman casusu tutuklanır ve sınırdışı edilmek üzere özel bir trene bindirilir.Her nekadar iki casus arasındaki yakınlaşma duygusal bağlar yaratmış olsa da her ikisi de bu beraberliğin imkansız olduğunu biliyordu.Frolein sınırdışı edileceği gece verilen emir gereği Bnb.Seyfi’yi öldürmek için evine gider; fakat öldüreceği yerde kendisine aşkını itiraf eder.Böylece ikisinin birbirine beslemiş olduğu duygular gün ışığına çıkmış olur.</p>
<p>Fakat Bnb.Seyfi trene binmesi gerektiğini belirterek Frolein’ın trene bindirir. Tren sınıra yaklaştığı sırada tuhaf bir şekilde ufak bir istasyonda durur. Frolein trenden indirilir ve bir arabaya bindirilir.Şaşkınlık içerisindeki Frolein’ın arabayı kullanan kişiye silahını doğrulttuğu anda o kişinin kafasını arkaya çevirmesiyle kalbi mutluluğun iksiriyle dolar. O kişi Bnb.Seyfi’dir.İki sevgilinin birlikteliği böylece başlar.</p>
<p>Romanımızın yazar tarafından aktarılan ana fikri de şu olsa gerek: Entriklarla dolu çetin hayat şartlarında insanlar amaçlarına ulaşmak için önlerine çıkan engelleri çiğnerler; fakat bu parkurda aşk denilen duygu aşılamaz bir engel olarak ortaya çıkabilir.</p>
<p>Bu olaydaki kişiler ve olayları da şöyle sıralasak sanırım yanlış olmayacaktır.</p>
<p><strong>Kur.Bnb.Seyfi Hüget</strong>: Mesleki açıdan son derece hırslı ve bu hırs neticesinde belirlediği hedefine ne olursa olsun ulaşan sağlam karakterli,kadınlara biraz düşkün; fakat bu düşkünlüğü mesleki açıdan bir zaaf yaratmayan başarılı bir Türk casusudur.<br />
<strong>Frolein Hilda Von Şrayder</strong>: Diğer bütün Almanlar gibi katı bir Alman milliyetçisi olan Frolein bu amaçta her tehlikeyi göze alan gözüpek, inatçı, kurnaz, başarılı bir Alman casusudur.<br />
<strong>Albay Von Klinger</strong>: Alman gizli servisinin Türkiye şefi olan albay milliyetçilik uğruna daldığı hayal aleminden bir türlü çıkamayan,bu yüzden değişmez görüşleri olan sert mizaçlı bir Alman subayıdır.<br />
<strong>Ludvig:</strong> İngiliz ve Fransız casusu İrma’yı evinde öldüren, sonra da Türk polisi tarafından kendisi de öldürülen bir Alman casusudur.<br />
<strong>Hafman</strong>: İş adamı kimliğinde İstanbul’da bulunan Alman casusudur. Nişantaşı’nda bulunan evinde, diğer Alman casuslarıyla birlikte Türkiye aleyhinde plânlar hazırlar.<br />
<strong>Alman askerleri</strong>: “Münih” adlı Alman şilebinde bulunan otuz Alman askeri. Bunlar, daha sonra Türk istihbaratı tarafından sınır dışı edilir.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/Hl4thU0goSA" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/ankara-ekspresi-romaninin-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/ankara-ekspresi-romaninin-ozeti.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Acımak Romanının Özeti</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/T5Rav99Tz1s/acimak-romaninin-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/acimak-romaninin-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Apr 2012 19:13:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[acımak]]></category>
		<category><![CDATA[acımak reşat nuri güntekin]]></category>
		<category><![CDATA[acımak roman özeti]]></category>
		<category><![CDATA[acımak romanı]]></category>
		<category><![CDATA[acımak romanının özeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1644</guid>
		<description><![CDATA[Artık ülkemiz yani Türkiye&#8217;mizde romanlar dizi olarak çevrilmeye ve bu şekilde o yazarların günlerini verdiği romanları öğrenmeye başladı insanlarımız. Belki biraz romandan belki de birazda oradan buradan alıntılar yapılarak yazılan bölümler sayesinde kitabı merak edip okumak isteyen belki bir kaç kişi olabiliyor. Bu yazımızda da Reşat Nuri Güntekin gibi ünlü bir edebiyat yazarımızın yazmış olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1645" title="Acımak-Reşat-Nuri-GÜNTEKiN" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/Acımak-Reşat-Nuri-GÜNTEKiN.jpg" alt="" width="150" height="150" />Artık ülkemiz yani Türkiye&#8217;mizde romanlar dizi olarak çevrilmeye ve bu şekilde o yazarların günlerini verdiği romanları öğrenmeye başladı insanlarımız. Belki biraz romandan belki de birazda oradan buradan alıntılar yapılarak yazılan bölümler sayesinde kitabı merak edip okumak isteyen belki bir kaç kişi olabiliyor. Bu yazımızda da Reşat Nuri Güntekin gibi ünlü bir edebiyat yazarımızın yazmış olduğu Acımak isimli romanın özetini konusunu ve ana fikrini kısa bir özet geçeceğim.</p>
<p>Ünlü yazar Reşat Nuri bu romanında işlediği karakter küçük yaşta çok kötü muameleler görüyor ve bunu büyüyünce öğretmen olması sebebiyle öğrencilerine yansıtıyor. Konu olarak bunu işliyor diyebiliriz.</p>
<p>Roman hakkında pek fazla bir özet geçmeyeceğim okumanızı tercih ederim ama şöyle bir başlangıçla özeti verebilirim. Zehra adında bir öğretmen çok acımasız bir karaktere sahipti.Öğrencilerine her zaman kötü davranıyordu. Bir gün babasının öldüğünü duydu.Babasının evine gitti.Fakat hiçbir şekilde üzülmüyordu. Babasını yanına gitmeden başka bir odaya geçti. Odada bulunan sandıktan babasının hatıra defterini buldu.Bu hatıra defterini okudukça babasına haksızlık ettiğini anlamaya başladı.Acıma duygusu olmayan Zehra öğretmen babasının geçmişte bulunduğu duruma acımaya başlamıştı. Annesinin babasına karşı haksızlık yaptığını anladı.Büyük bir üzüntüyle odadan çıkarak babasının bulunduğu odaya gider. Ve onun yüzüne örtülü olan çarşafı kaldırarak onu öper. Daha sonra Zehra öğretmen okuluna geri döner ve bir süre sonra orada evlenir.<span id="more-1644"></span></p>
<p>Romanın ana fikrinin &#8220;geçmişte yaşanan acı olaylar insan yaşamının diğer bölümlerinde sürekli etkili olur&#8221; sözüyle anlatabilirim.</p>
<p><em>Romanda işlenen olaylar ve karakterleri sırasıyla şöyle tanıtayım sizlere</em></p>
<p><strong>Zehra Hanım:</strong> Acımak nedir bilmeyen dik başlı, çatık kaşlı, asabi bir insandır.<br />
<strong>Tevfik Bey:</strong> Zehra Hanım için elinden gelen herşeyi yapmak isteyen fedakar ve iyi bir insandır.<br />
<strong>Mürşit Efendi:</strong> Zehra Hanım’ın babası. İyiliklerden yana ve fedakâr bir insandır.<br />
<strong>Müşerref:</strong> Mürşit Efendi’nin karısı. Oldukça bencil ve para düşkünüdür.<br />
<strong>Feriha:</strong> Mürşit Efendi’nin kızıdır.Veremden öldü.<br />
<strong>Kayınvalide:</strong> Aşırı tutkuları olan ve bencil bir yaratılışa sahiptir.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/T5Rav99Tz1s" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/acimak-romaninin-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/acimak-romaninin-ozeti.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ateşten Gömlek Romanının Özeti</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/Jzrod89UOe0/atesten-gomlek-romaninin-ozeti.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/atesten-gomlek-romaninin-ozeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Apr 2012 13:11:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[ateşten gömlek]]></category>
		<category><![CDATA[ateşten gömlek halide edip adıvar]]></category>
		<category><![CDATA[ateşten gömlek roman özeti]]></category>
		<category><![CDATA[ateşten gömlek romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1632</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;mizin en ünlü yazarlardan ve en fazla okunan romanların yazarı olarak bilinen Halide Edip Adıvar&#8217;ın yazmış olduğu bir kitaptan yani Ateşten Gömlek romanının konusu, özeti ve ana fikiri&#8217;nden bahsedeceğim. Bu roman konu olarak tarihimizde İzmir ilimizin işgali sonrasında oluşan gruplar halinde milli mücadeleyi destekleyen ve buna hizmet eden kişilerin İzmir&#8217;i kurtarma amacını ve bu amaç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1633" title="Ateşten Gömlek Romanı" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/atesten-gomlek.jpg" alt="" width="120" height="150" />Türkiye&#8217;mizin en ünlü yazarlardan ve en fazla okunan romanların yazarı olarak bilinen Halide Edip Adıvar&#8217;ın yazmış olduğu bir kitaptan yani Ateşten Gömlek romanının konusu, özeti ve ana fikiri&#8217;nden bahsedeceğim.</p>
<p>Bu roman konu olarak tarihimizde İzmir ilimizin işgali sonrasında oluşan gruplar halinde milli mücadeleyi destekleyen ve buna hizmet eden kişilerin İzmir&#8217;i kurtarma amacını ve bu amaç uğrunda verdikleri fedakarlıkları siz okurlara geniş olarak anlatıyor.<span id="more-1632"></span></p>
<p><strong>Kısa bir özet verecek olursak:</strong></p>
<p>İzmir’in işgalinde Yunanlıların, kocasını ve oğlunu öldürmeleri üzerine önce İstanbul’a gelen ve sahip olduğu Türklük şuuru ve mücadele azmiyle İstanbullu gençlerin bilinçlenmesini sağlayan Ayşe’nin uyandırdığı heyecana kapılan subaylar Anadolu’ya geçerler. Çeteler düşmanla savaşmaktadır. Bu savaşta Ayşe hasta bakıcı Peyami ise çeviricidir.</p>
<p>Ayşe kendisini seven ve evlenme teklif eden İhsan’a cevabını ancak İzmir alındıktan sonra vereceğini söyler. Peyami ise sevgisini Ayşe’ye açıklayamamaktadır. Cephede İhsan şehit düşer, Ayşe de ileri hatlar giderek orada can verir. Peyami ise kafasına aldığı kurşunla hastahanede ölür.</p>
<p>Peyami’nin ölümünden sonra doktorlar Peyami’nin notlarını araştırarak Ayşe adında birisinin kolorduda görev yapmadığını ve İhsan isminde birinin de alay komutanı olmadığını fark etmişlerdir.</p>
<p><strong>Ateşten Gömleğin Ana Fikri</strong></p>
<p>Ve gelelim özetten sonra kitabın ana fikrinin ne olduğuna, Türkiye&#8217;mizin her parçasını vatan olarak benimsemiş kişilerin kadın veya erkek olarak ayrım yapmadan hiç bir fedakarlıktan kaçınmadan sağladıkları mücadeleyi detaylı ve en güzel şekilde anlatıyor.</p>
<p><strong>Ateşten Gömlek Romanındaki Kişilikler ve Olaylar</strong></p>
<p><strong>Peyami:</strong> İzmir’in işgali sırasında cephede çevirici olarak görev yapar. dışişleri memurudur. Ayşe’yi çok sever. Aynı zamanda çok duygusal bir kişiliğe sahiptir.</p>
<p><strong>Ayşe:</strong> Savaş zamanında cephede hasta bakıcılık yapar. İzmir’in işgalinde milli mücadele ruhu içinde halkı bilinçlendirmeye çalışır. Çok hırslı, çekici ve hoş bir bayandır.</p>
<p><strong>İhsan:</strong> Bir subaydır. Sakarya savaşında şehit düşmüştür. Ayşe’yi çok sever ve onunla evlenmek ister.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/Jzrod89UOe0" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/atesten-gomlek-romaninin-ozeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/kitap-ozetleri/atesten-gomlek-romaninin-ozeti.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Tufan Efsanesi</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/AcvTLIgm44c/tufan-efsanesi.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/efsaneler/tufan-efsanesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2012 15:51:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[altay tufan efsanesi]]></category>
		<category><![CDATA[altay tufanı efsanesi]]></category>
		<category><![CDATA[tufan efsaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[tufan efsanesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1626</guid>
		<description><![CDATA[Türklerin oluşturmuş olduğu mitoloji bilgilerinde Tufan ile ilgili pek çok mitoloji bilgisi Altay Türkleri&#8217;ne dayanan uzun bir maceraları anlatır. Tabi ki uzun zaman önce oldukları için bir kaç çeşitleri birliklerinde gelmiştir. Yazımızın devamını okursanız göreceksiniz ki bu söyleşilerden en sağlamını size sunmaya çalıştık. Altay Tufanı olarak geçen efsaneyi siz değerli ziyaretçilerimizin okumasına sunmak istedik. Altay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1627" title="tufan-2ba" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/tufan-2ba-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Türklerin oluşturmuş olduğu mitoloji bilgilerinde Tufan ile ilgili pek çok mitoloji bilgisi Altay Türkleri&#8217;ne dayanan uzun bir maceraları anlatır. Tabi ki uzun zaman önce oldukları için bir kaç çeşitleri birliklerinde gelmiştir. Yazımızın devamını okursanız göreceksiniz ki bu söyleşilerden en sağlamını size sunmaya çalıştık. Altay Tufanı olarak geçen efsaneyi siz değerli ziyaretçilerimizin okumasına sunmak istedik. Altay Tufanı olarak geçen efsane uzun ve gereksiz anılar ve düşünceler ile bölünmesi sebebiyle sizlere özet ve ana mesaj olarak vermek istedik. Hikaye özet olarak şöyle anlatılır;</p>
<p>Sel bütün yeri kapladığında, Tengiz (=Deniz) yerin üzerinde efendi idi. Tengiz’in yönetimi altında Nama adında iyi bir erkek yaşardı. Nama’nın Sozun Uul, Sar Uul ve Balık adlarında üç oğlu vardı.<span id="more-1626"></span></p>
<p>Ülgen (Tanrı), Nama’ya bir kerep (=tahta sandık) yapmasını buyurdu. Nama, sandığın yapılması işini üç oğluna bıraktı. Oğulları, kerepi bir dağ üzerinde yaptılar. Kerep yapıldıktan sonra Nama, onu her biri seksen kulaç olan sekiz halatla köşelerinden yere bağlamalarını söyledi. Böylece su seksen kulaç yükseldiğinde durum anlaşılacaktı.<br />
Bundan sonra Nama, ailesi ile çeşitli hayvanları, kuşları alarak kerepe girdi.</p>
<p>Yeryüzünü sisler kapladı. Dünya korkunç bir karanlığa gömüldü. Yerin altından, ırmaklardan, denizlerden sular fışkırdı. Gökten sağanaklar boşandı. Yedi gün sonra yere bağlanan halatlar koptu, kerep yüzmeğe başladı; suyun seksen kulaç yükseldiği anlaşıldı. Yedi gün daha geçti. Nama en büyük oğluna kerepin penceresini açmasını, çevreye bakmasını söyledi. Sozun Uul bütün yönlere baktı. Sonra şöyle dedi: “Her şey suların altına batmış. Yalnızca dağların dorukları görünüyor.” Daha sonra Nama da baktı. O da “Gökyüzü ile sular dışında bir nesne görünmüyor” dedi.</p>
<p>Kerep sonunda sekiz dağın birbirine yaklaştığı yerde durdu. Çomoday ve Tuluttu dağlarında karaya oturdu. Nama pencereyi açtı, kuzgunu serbest bıraktı. Kuzgun geri dönmedi. İkinci gün kargayı gönderdi, üçüncü gün saksağanı gönderdi. Hiçbiri geri gelmedi. Dördüncü gün bir güvercin gönderdi. Güvercin, gagasında bir ince dalla geri döndü. Nama bu kuştan, öteki kuşların niçin geri gelmediğini öğrendi. Onlar sırasıyla geyik, köpek ve at leşi yemek üzere gittikleri yerde kalmışlardı. Nama bunu duyunca öfkelendi. “Onlar şimdi ne yapıyorsa, dünyanın sonuna değin onu yapmağa devam etsinler” dedi.</p>
<p>Efsanenin devamında Nama yaşlandığı zaman, kurtardığı canlıları öldürmesi için kendisini kışkırtan karısını öldürür. Oğlu Sozun Uul’u yanına alarak cennete (göğe) çıkar. Daha sonra orada beş yıldızlı bir yıldız kümesine dönüşür. Holmberg’in düşüncesine göre, tufan kahramanları, Yayık Han’a dönüşmüştür. Yayık Han, Altay Türkleri’ne göre, insanları koruyan ve yaşam veren bir ruhtur. Ayrıca insanlarla Ülgen (Tanrı) arasında elçilik yapar.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/AcvTLIgm44c" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/efsaneler/tufan-efsanesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/efsaneler/tufan-efsanesi.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ay Atam Efsanesi</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/iuqE-gquFns/ay-atam-efsanesi.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/efsaneler/ay-atam-efsanesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 18:45:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[ay atam]]></category>
		<category><![CDATA[ay atam efsanesi]]></category>
		<category><![CDATA[ay atam hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[ay atam masalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1609</guid>
		<description><![CDATA[Çocukların kulaklarına gelen Türk efsaneleri başlı başına çok azdır. Aslında çocuklarımıza bunları anlatmalı ve onlara şimdiden Türk sevgisi ve Türk yürekliliğini aşılamalıyız. Yabancı masallar veya efsaneler türedi son zamanlar da, mutlaka onları da okusunlar tabi ki okumak kötü değil fakat Türk&#8217;lerin böyle güzel efsaneleri varken onlara geçmeleri pek uygun değil. Neyse gelelim bugün size yazdığımız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/ay-atam-efsanesi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1610" title="Ay Atam Efsanesi" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/ay-atam-efsanesi-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Çocukların kulaklarına gelen Türk efsaneleri başlı başına çok azdır. Aslında çocuklarımıza bunları anlatmalı ve onlara şimdiden Türk sevgisi ve Türk yürekliliğini aşılamalıyız. Yabancı masallar veya efsaneler türedi son zamanlar da, mutlaka onları da okusunlar tabi ki okumak kötü değil fakat Türk&#8217;lerin böyle güzel efsaneleri varken onlara geçmeleri pek uygun değil. Neyse gelelim bugün size yazdığımız Ay Atam efsanesi başlığında ki efsanemize.</p>
<p>Ay-Atam Efsanesi, Memlükler döneminde Mısır’da yaşamış olan Türk tarihçisi Aybek üd Devâdârî tarafından kayda geçirilmiş bir Türk efsanesidir. Aybek üd Devâdârî’nin verdiği bilgilere göre bu efsaneyi halk dilinden yazıya aktaran ilk kişi Ulug Han Ata Bitikçi adlı eski bir Türk bilginidir.</p>
<p>Ulug Han Ata Bitigçi’nin içinde Ay-Atam Efsanesi’nin de yer aldığı bir kitabını ele geçiren Cebrail bin Bahteşyu adlı İranlı bir tarihçi, Ay-Atam efsanesi’ni Türkçe’den Farça’ya tercüme etmiştir. Bu farça tercümeyi bulan Aybek üd Devâdârî efsaneyi olduğu gibi kendi kitabına aktarmıştır.<span id="more-1609"></span></p>
<p>Ay-Atam Efsanesi’nin konusu insanoğlunun yaratılışıdır. İnsanın yaratılışını dört unsura (su, ateş, toprak, rüzgar) ve balçığa bağlayan bu efsanede Ön Asya mitolojisinin etkileri görülür. Kimi Türkologlar, Ulug Han Ata Bitikçi’nin yeni müslüman olmuş bir Türk düşünürü olduğunu düşünmektedirler.</p>
<p>Efsanede geçen ve Kara Dağcı adlı bir dağın üzerinde bulunan Ata Mağarası motifi, Türk mitolojisinin temel motiflerinden biridir. Bozkurt Destanı‘nda kurtla yaşayan son Türk çocuğunun kaçıp sığındıkları Turfan’ın kuzeybatısındaki büyük dağ ve dağdaki mağara da böyle bir yerdir. Ergenekon‘da da durum böyledir. Nitekim Ay-Atam Efsanesi’nde anlatılan mağara da Kara Dağcı adlı bir dağın üzerinde bulunmaktadır. Büyük Hun ve Kök Türk devletleri zamanında Türkler’in Tanrı’ya tapınmak için bir tür tapınak olarak kullandıkları ata mağaraları da konu ile ilgili ve önemlidirler.</p>
<p>İnsanın yaratılışını dört unsur ve balçığa bağlama daha çok Ön Asya mitolojisinin geleneğidir. Ancak, dört unsur inanışı Uygur Türkleri’nde de vardır. Ayrıca efsanenin kişi ve yer adlarının öz Türkçe olması, Ata Mağarası motifinin efsane de önemli bir yer tutması ve dolayısıyla Türkler’in ünlü mağara kültünün efsanede yer alması, Ay-Atam Efsanesi’nin bir Türk efsanesi olduğunu ortaya koyar. Ama efsanenin Ön Asya etkisi taşımasını ve Aybek üd Devâdârî’nin müslüman olması dolayısıyla efsanenin bazı bölümlerini kırpmış ya da müslümanlaştırmış olması ihtimalini göz önünde tutarak efsaneyi incelemek gerekir.</p>
<p>Ay-Atam Efsanesi özetle şöyledir:</p>
<p>Çok çok eski çağlarda…</p>
<p>Çok yağmurlar yağdı. Gök delinmiş gibiydi. Dünya sele boğuldu, her yanı çamurlar kapladı. Çamurlar akan selle yuvarlanarak Kara Dağ’daki bir mağaraya doldular. Mağaranın içindeki kayalar yarıldı. Yarıkların kimileri insanı andırıyordu. Sürüklenen çamurlar bu insan biçimli yarıkları doldurdular.</p>
<p>Aradan çok zaman geçti….</p>
<p>Yarıklardaki balçıklar sular ile benzeşti, hâllodu. Güneş Saratan burcuna gedi ve havalar çok ısındı. Yarıklardaki balçık sular ile pişti. Yarıkların bulunduğu bu mağara tıpkı bir kadın gibiydi. İçi de insanlara can veren bir kadın karnı gibiydi.</p>
<p>Dokuz ay durmadan yel esti….</p>
<p>Su, ateş, toprak ve yel, insana can vermak için birleştiler. Dokuz ay sonra bir insan çıktı ortaya. Adına Ay-Atam dediler.</p>
<p>Ay-Atam, gökten indi yere kondu. Bu yerin suyu tatlı, havası da serindi.</p>
<p>Sonra yine yağmurlar, seller başladı. Mağara yeniden çamurla doldu. Güneş bu kez Sünbüle burcunda durdu. Sünbüle burcundaki güneşin sıcaklığı ile balçıklar sular ile pişti. Bu kez bir hatun kişi çıktı ortaya. Adına Ay-Va dediler.</p>
<p>Ay-Atam ile Ay-Va evlendiler. Kırk çocukları oldu. Bunların yarısı erkek, yarısı da kızdı. Onlar da evlendiler; soyları çoğaldı.</p>
<p>Bir zaman geldi Ay-Atam ile Ay-Va Hatun’un ömürleri doldu; öldüler. Çocukları, ana-babalarını türedikleri mağaraya gömdüler. Mağaranın kapısını altın kapılar ile kapattılar, dört bir yanını çiçekle süslediler.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/iuqE-gquFns" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/efsaneler/ay-atam-efsanesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/efsaneler/ay-atam-efsanesi.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Çocuklar için masal dinlemek</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/fD5IIO0GX3U/cocuklar-icin-masal-dinlemek.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/cocuklar-icin-masal-dinlemek.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 18:38:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Site Tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal dinle]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1616</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar hayatta birçok şeyi merak eder. Bu iyi de olabilir veya kötüde. Çocuklar kötü olduklarını bilmeden hata yapabilirler.Çocuklar istemeyerek arkadaşının canını acıtabilirler. Dışarıdan duyduğu sözün kötülüğünden habersiz bir şekilde kullanabilirler.Farkında olmadan arkadaşlarına kırıcı sözler söyleyebilirler. çocuklar beğendiği, arkadaşına ait bir eşyayı alabilirler. Bu çocuk için hırsızlık değil hoşuna giden bir nesneyi elde etmek olarak görür. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class=" wp-image-2025 alignleft" title="masal dinle" src="http://www.masaldinle.net/wp-content/uploads/2011/06/karga-karga-gak-dedi.jpg" alt="" width="150" height="150" />Çocuklar hayatta birçok şeyi merak eder. Bu iyi de olabilir veya kötüde. Çocuklar kötü olduklarını bilmeden hata yapabilirler.Çocuklar istemeyerek arkadaşının canını acıtabilirler. Dışarıdan duyduğu sözün kötülüğünden habersiz bir şekilde kullanabilirler.Farkında olmadan arkadaşlarına kırıcı sözler söyleyebilirler. <a title="çocuk" href="http://www.masaldinle.net">çocuk</a>lar beğendiği, arkadaşına ait bir eşyayı alabilirler. Bu çocuk için hırsızlık değil hoşuna giden bir nesneyi elde etmek olarak görür. Ama çocuk bu davranışın kötü olduğunu bilse, toplumda iyi karşılanmadığını ve kendi kişiliğine zarar vereceğini anlar ve yapmaz.</p>
<p>İşte çocuklara bu kavramları öğretmek her anne ve babanın görevidir.Ama çocuklara anlatacağınız şeyler onlar için önemsiz cümleler haline gelebilir.Çocuğunuza bu davranışın kötü olduğunu benimsemeniz gerekir. Masallar sayesinde çocuklarınıza iyi ve kötüyü kolaylıkla öğretebilirsiniz.<span id="more-1616"></span>Çocuğunuzun ilgisini çekecek bir masal okuyarak hem çocuğunuzu mutlu etmiş olursunuz, hemde masaldaki temayı çocuğunuza benimsetmiş olursunuz. Çocuğunuz kolaylıkla iyiyi,kötüyü,yanlışı,doğruyu ve bunun gibi terimlerin gerçek anlamını ve yapılıp yapılmaması gerektiğini öğrenir.</p>
<p>Kül kedisini dinleyen bir çocuk kötülüğün hiç bir kazanmadığını,güzel ve çirkin masalını dinleyen çocuk hiç bir insanlar dalga geçilmemesi gerektiğini ve yalancı çobanı dinleyen çocuk yalanın nelere mal olduğunu anlar.<a title="çocuklar için masal" href="http://www.masaldinle.net">çocuklar için masal</a> olmazsa olmaz bir unsurdur. Çocukların bu kazanımları ileride kişiliğinin düzgün biri olmasını ve ahlaki değerleri koruyan bir birey olmasını sağlar.Masal çocukların zihnini geliştirir ve hayal gücü sahibi bir birey olmasını kolaylaştırır. <a title="masal dinle" href="http://www.masaldinle.net">masal dinle</a>yerek bu yazı türlerine ilgi duyar ve ilerleyen yaşlarda da okumayı sürdürür. Birbirinden güzel masalları türkiyenin masal dinleme sitesi http://www.masaldinle.net sitesinden dinleyebilirsiniz.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/fD5IIO0GX3U" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/cocuklar-icin-masal-dinlemek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/cocuklar-icin-masal-dinlemek.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Saatler neden ileri geri alınır?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/lErmeaR3Eno/saatler-neden-ileri-geri-alinir.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/bunlari-biliyormuydunuz/saatler-neden-ileri-geri-alinir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Apr 2012 20:35:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biliyormuydunuz?]]></category>
		<category><![CDATA[saati geri almak]]></category>
		<category><![CDATA[saati ileri almak]]></category>
		<category><![CDATA[saatler neden geri alınır]]></category>
		<category><![CDATA[saatler neden ileri alınır]]></category>
		<category><![CDATA[saatler neden ileri geri alınır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1594</guid>
		<description><![CDATA[Çocukların aklını karıştıran bir noktadan bahsedeceğim bu yazıda, saatlerin ileri ve geri alınması çocukların merakını tetikleyen faktörlerden biridir. Karışık olması nedeniyle devamlı olarak bir çok soru sorarlar neden oldu niye yaptık vs. gibi pek çok cümleler ile, bizde bu konuda çocuklara detaylı şekilde açıklayalım dedik. Tüm dünyanın savaştığı savaşlardan yani 2. dünya savaşına kadar dayanan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1595" title="saat" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/saat-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Çocukların aklını karıştıran bir noktadan bahsedeceğim bu yazıda, saatlerin ileri ve geri alınması çocukların merakını tetikleyen faktörlerden biridir. Karışık olması nedeniyle devamlı olarak bir çok soru sorarlar neden oldu niye yaptık vs. gibi pek çok cümleler ile, bizde bu konuda çocuklara detaylı şekilde açıklayalım dedik. Tüm dünyanın savaştığı savaşlardan yani 2. dünya savaşına kadar dayanan bir tarihi var bu saatlerin geri veya ileri alınmasının. Bu savaşta pek çok ülke saatlerini yeden ayarladılar çünkü günün güneş sistemine dayalı olarak aydınlık ve karanlık zamanı değişkendi.</p>
<p>Bunun amacı günün aydınlık saatlerini, insanların uyanık oldukları zamana uydurmak, dolayısıyla evlerde ve sokaklarda yanan lambalar için gerekli enerjiden tasarruf sağlamaktı. Bugün de aynı uygulamaya devam edilmekte, Nisan ayının ilk pazar gününde saatler bir saat ileri, Ekim ayının son pazar gününde ise bir saat geri alınmaktadır. Diğer bir deyişle ilkbaharda size kaybettirilen bir saat, sonbaharda geri verilmektedir.<span id="more-1594"></span></p>
<p>ABD&#8217;de kış aylarında standart zaman, yazlan ise gün ışığından tasarruf zamanı uygulaması kongre kararı olarak kabul edilmiş olmasına rağmen bazı eyaletler bu uygulamayı reddetmiştir. Bu eyaletlerde halen yaz-kış standart zaman uygulaması devam etmektedir.</p>
<p>Yaz günlerinde gün ışığı, yani aydınlık saatler çok daha uzun olmasına rağmen hala tasarruf için saatlerin niçin bir saat ileriye alındığı çoğunlukla anlaşılmaz. Bunun en kısa açıklaması &#8216;gece zamanını da gündüze katmaktır&#8217; ama bizler zaten karanlık olan saat 24:00&#8242;de değil de 23:00&#8242;de yatmamızın ülkemize ne kazandıracağım genellikle anlayamayız.</p>
<p>Saatleri ileri almanın kış mevsimi ile alakası yoktur. Kış aylarında standart zaman uygulanır. Ancak yaz günlerinde çok uzun aydınlık geçen bir zaman süresi vardır. Amaç bu sürenin başlangıcını ileri kaydırarak, akşam olma süresini bir saat uzatmaktır. Yaz günleri hava çok erken aydınlanır. Eğer çiftçi değilseniz saat 05:00&#8242;de uyanmanıza gerek yoktur. Ancak gün ışığından tasarrufa gerek duymayarak saatlerimizi ileri almasaydık, bakın ne olurdu?</p>
<p>Dünyada güneşin 21 Haziranda 04:43&#8242;de doğduğu bir yer seçelim. Siz burada yaşıyorsunuz ve saat sekizde işte olmak için saat altıyı çeyrek gece yataktan kalkmak zorundasınız. Bu seçtiğimiz yerde güneş ufukla 6 derece açı yaptığında, standart saat ile saat 05:11 civarlarında etraf tamamen aydınlanır. Bu durumda ileri alınmış saatler 06:15&#8242;I gösterir yani gerçekte siz işe bir saat erken gitmiş olursunuz ama ışığı yakmadan saate bakar, tıraş olup kahvaltı yapabilirsiniz.</p>
<p>Akşamları ise, her zaman 24:00&#8242;de yatmaya vücudunu alıştırmış bir insan, bir saat önce yatmak zorunda kalmış olur ama hava kararınca gece evde ve sokakta lambaların yanma süresi bir saat kısalmış olur. Gün ışığından tasarrufun sanayinin kullandığı elektrikle alakası yoktur. Onlar gece de, gündüz de olsa zaten aynı elektrik enerjisini harcarlar.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/lErmeaR3Eno" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/bunlari-biliyormuydunuz/saatler-neden-ileri-geri-alinir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/bunlari-biliyormuydunuz/saatler-neden-ileri-geri-alinir.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Masal diyarı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/vLMfmyOrpFo/masal-diyari.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/masal-diyari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Apr 2012 18:36:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Site Tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[Masal diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masalcı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1612</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarınız yaramazlık yaptıklarında onlara kızar ve öğüt verirsiniz.Ama çocuklarınız defalarca bu öğütleri dinlemezler.Çocuklar sizin söylediklerinizin tam tersini yapmayı severler. Çocukluk da bu değil midir? Çocukların gelişimi hem kendisi hem yaşadığı toplum için çok önemlidir.Çocuklarınızı bilinçli bir birey olarak yetiştirmelisiniz.Çocuklarınızı düzgün bir ahlak kazandırmanız toplumun düzeyin etkiler. Çocuğunuz büyüdüğünde toplum içinde ahlaklı birey olarak yerini alır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="wp-image-2025 alignleft" title="masal" src="http://www.masaldiyari.net/wp-content/uploads/2011/10/masal.jpg" alt="" width="150" height="150" /></p>
<p>Çocuklarınız yaramazlık yaptıklarında onlara kızar ve öğüt verirsiniz.Ama çocuklarınız defalarca bu öğütleri dinlemezler.Çocuklar sizin söylediklerinizin tam tersini yapmayı severler. Çocukluk da bu değil midir? Çocukların gelişimi hem kendisi hem yaşadığı toplum için çok önemlidir.Çocuklarınızı bilinçli bir birey olarak yetiştirmelisiniz.Çocuklarınızı düzgün bir ahlak kazandırmanız toplumun düzeyin etkiler. Çocuğunuz büyüdüğünde toplum içinde ahlaklı birey olarak yerini alır.</p>
<p>Çocuklarınıza ahlak kazandırmak zordur. Neyin iyi ve kötü olduğunu anlatmak çocuğunuzun aklını karıştırabilir.Çocukların zihni kendileri gibi gelişmemiştir. Daha basit bir anlatım ile bu eğitimi yani ahlaki değeri kazandırabiliriz.Yada daha kolay bir yol ile masal okuyarak.Çocuklara <a title="masal oku" href="http://www.masaldiyari.net">masal oku</a>yarak kolay bir eğitim verebiliriz.Çocuklar masalın büyüsüne kapılır ve içindeki ahlaki değerlere sahip olan mesajları kolaylıkla alır.Masaldaki olayların sonucunda iyilik yapan kişinin neler kazanabildiğini öğrenir ve kendisine iyilik yapmayı ister.<span id="more-1612"></span></p>
<p>Aynı şekilde kötülük yapan kişilerinde her zaman kaybettiğini anlar ve kötülükten uzak durur.Yalan söylemenin zararlarını anlar ve ahlaki değerleri kazanmaya başlar. <a title="masal" href="http://www.masaldiyari.net">masal</a>larda bulunan kardeşlik teması ile çevresindekilerle paylaşmayı öğrenir.Ama çocuğunuza makale okurken dikkat etmeniz gereken bazı noktalar vardır.Çocuklar yanlış tema ile işlenmiş masalları da öğrenir ve onu benimser.</p>
<p>Bu yüzden masal okurken doğru mesaj veren masalları okumaya özen göstermeliyiz. <a title="masallar" href="http://www.masaldiyari.net">Masallar</a>ı çocuklarımıza okurken temaları uygun olarak seçilmiş ve yararlı olacak masallara http://www.masaldiyari.net adresinden ulaşabiliriz.Çocuklarınıza masal diyarı adresi üzerinden okuyacağınız masallar da ahlaki değerini ve toplumla iyi geçinmesine olumlu bir etkide bulunmuş olacaksınız.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/vLMfmyOrpFo" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/masal-diyari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/masal-diyari.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>İskambil kağıtlarındaki şekillerin anlamı nedir?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/dWWD55Oj8fU/iskambil-kagitlarindaki-sekillerin-anlami-nedir.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/bunlari-biliyormuydunuz/iskambil-kagitlarindaki-sekillerin-anlami-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Apr 2012 17:32:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biliyormuydunuz?]]></category>
		<category><![CDATA[iskambil kağıtı]]></category>
		<category><![CDATA[iskambil kağıtı nasıl icat edildi]]></category>
		<category><![CDATA[iskambil kağıtı nasıl oynanır]]></category>
		<category><![CDATA[iskambil kağıtının anlamları]]></category>
		<category><![CDATA[iskambil kağıtları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1585</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklar büyüklerin oyununa çok meraklı oldukları için ve sihirbazların sık sık gösterilerinde kullandıkları iskambil kağıtları onların ilgisini ve merak odağını çok daha fazla çeker. Bu yüzden çocukların en çok sordukları sorulardan birisidir. Kısa bir bilgi verecek olursak, oynanılan iskambil kağıtlarının nereden ne zaman ve nasıl geldiği konusunda çeşitli söylentiler var ama kanıtlanmış bir bilgi yok. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1586" title="iskambil kartları" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/iskambil-kartlari-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Çocuklar büyüklerin oyununa çok meraklı oldukları için ve sihirbazların sık sık gösterilerinde kullandıkları iskambil kağıtları onların ilgisini ve merak odağını çok daha fazla çeker. Bu yüzden çocukların en çok sordukları sorulardan birisidir. Kısa bir bilgi verecek olursak, oynanılan iskambil kağıtlarının nereden ne zaman ve nasıl geldiği konusunda çeşitli söylentiler var ama kanıtlanmış bir bilgi yok. Çoğunluğunun dediğine göre yedinci veya onuncu yüzyıl arasında geldiği kesin olmasa bile doğruya yakın bir bilgi olarak gösteriliyor. İskambil&#8217;in buluşunu Çinli insanlar tarafından üstleniliyor. Bir söylentiye göre de Avrupa doğumlu bir rahip olan Marco Polo tarafından bulunduğu da söylentiler arasında öne sürülüyor. Hindistan&#8217;dan veya Arabistan&#8217;dan geldiğini ileri sürenler de var arna bugünkü şekilleriyle kullanılmalarının 14. yüzyıl Fransa&#8217;sına dayandığı kesin gibi.</p>
<p>O tarihlerde, Fransa&#8217;da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.<span id="more-1585"></span></p>
<p>Aslında bizde papaz adı verilen kartın adı İngilizce&#8217;de kral (king), kızın ise kraliçedir (queen). Vale veya oğlan için ilk zamanlarda düzenbaz anlamına gelen &#8216;knave&#8217; kelimesi kullanılırken, günümüzde &#8216;jack&#8217; ismi kullanılmaktadır. Yani yabancı kartlarda kral ve kraliçe evli iken, bizde biraz yaşlı görülerek krala papaz adı verilmiş, kraliçeye de &#8216;kız&#8217; denilerek oğlana layık görülmüştür.</p>
<p>Bazı ülkelerde oyun kartlarında değişik isim ve semboller kullanılmasına rağmen, en yaygın olanı Fransızların kullandıklarıdır. Fransızlar &#8216;maça&#8217; şeklini mızrağa benzeterek &#8216;pique&#8217; adını vermişlerdir. İngilizce&#8217;de ise aynı anlamdaki &#8216;spades&#8217; kelimesi kullanılmaktadır. Her ne kadar bir kalkanı andırdığı için asil sınıfı temsil ettiği ileri sürülse de &#8217;kupa&#8217; klasik bir kalp şeklidir. Bu nedenle Fransızlar ona &#8216;coeur&#8217;, ingilizler ise &#8216;heart&#8217; adını vermişlerdir.</p>
<p>&#8216;Karo&#8217; için Fransızca&#8217;da kare anlamındaki &#8216;carreau&#8217; kullanılırken İngilizler elmas anlamındaki &#8216;diamond&#8217;u tercih etmişlerdir. Bizim &#8216;sinek&#8217; dediğimiz şekil ise çok açık üç yapraklı bir yoncadır. Fransızlar bu anlamdaki &#8216;trefle&#8217; kelimesini kullanırlarken, İngilizler &#8216;club&#8217; (kulüp) ismini kullanmışlardır.</p>
<p>İşte bu nedenle briç oyuncuları &#8216;maça&#8217;ya &#8216;pik&#8217;, &#8216;kupa&#8217;ya &#8216;kör&#8217;, &#8216;sinek&#8217;e de &#8217;trefli&#8217; derler, zaten aslına uygun olan &#8216;karo&#8217;yu da olduğu gibi kullanırlar. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri de yine Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/dWWD55Oj8fU" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/bunlari-biliyormuydunuz/iskambil-kagitlarindaki-sekillerin-anlami-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/bunlari-biliyormuydunuz/iskambil-kagitlarindaki-sekillerin-anlami-nedir.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>24 ayar altın ne demektir?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/ijHNsUcwF7s/24-ayar-altin-ne-demektir.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/bunlari-biliyormuydunuz/24-ayar-altin-ne-demektir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 21:19:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biliyormuydunuz?]]></category>
		<category><![CDATA[24 ayar altın]]></category>
		<category><![CDATA[24 ayar altın ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[24 ayar altın ne demektir]]></category>
		<category><![CDATA[24 ayar ne demek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1581</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de altın çok değerlidir. Aslında tüm Dünya&#8217;da değerlidir fakat ülkemizde değerini belirtmemiz diğer ülkelerden farklıdır. Biz değeri ne kadar yüksek olduğunu ayar kelimesi kullanarak belirtiriz. Ve sanırım bu çocukların çok dikkatini çekiyor. Çünkü hep sordukları merak ettikleri konulardan birisi buymuş. Bizde açıklamak için böyle bir konu açalım dedik. Uluslar arasında altının değeri kırat kelimesidir. Altın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1582" title="24 ayar altın" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/24-ayar-altın-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Türkiye&#8217;de altın çok değerlidir. Aslında tüm Dünya&#8217;da değerlidir fakat ülkemizde değerini belirtmemiz diğer ülkelerden farklıdır. Biz değeri ne kadar yüksek olduğunu ayar kelimesi kullanarak belirtiriz. Ve sanırım bu çocukların çok dikkatini çekiyor. Çünkü hep sordukları merak ettikleri konulardan birisi buymuş. Bizde açıklamak için böyle bir konu açalım dedik. Uluslar arasında altının değeri kırat kelimesidir. Altın ve elmas gibi değerli madenlerde kullanılır. Altın veya elmasta kullanılan kırat birimi iki yüz miligram değerini ölçer. Yani elinizde yirmi gramlık bir altın varsa bu demektir ki elinizde yüz kıratlık bir altın bulunuyor.</p>
<p>Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üzerindedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 3.106 kıratlık &#8216;Culli-an&#8217;dır. Bundan 530 ve 517 kıratlık iki büyük ve<br />
100 küçük elmas işlenmiştir. Altında kullanılan &#8216;kırat&#8217; veya &#8216;ayar&#8217; ise altının saflığını gösterir. <span id="more-1581"></span>24 kırat (ayar) altın, içinde karışık başka bir metal olmayan yüzde yüz saf altındır. Tamamen saf altın çok yumuşak olduğundan genellikle bakır veya gümüş ile karıştırılır. Her bir kırat (ayar) altının tümünün 24&#8242;de biridir. Örneğin bir bileziğin 24&#8242;de 18&#8242;i altın, 24&#8242;de 6&#8242;sı da gümüşten yapılmışsa, o bilezik 18 kırat (ayar) altındır.</p>
<p>Altını ölçmede kullanılan bu komik sistem, yaklaşık bin yıl evvelki Almanların Mark isimli bir altın parasından kaynaklanmaktadır. Tamamen saf altından yapılan bu para 4,8 gramdı ve elmas ölçü biriminde ağırlığına göre 24 kırat ediyordu. Sonradan içine başka maddeler karıştırıldıkça içindeki altın miktarına bağlı olarak kırat ölçüsü düşürüldü.</p>
<p>Altın beyaz, kırmızı, sarı gibi çeşitli renklerde beğenimize sunulur. Altın, bakır ile karıştırılmışsa &#8216;kırmızı altın&#8217;, gümüş ile karıştırılmışsa &#8216;sarı altın&#8217;, nikel veya platin gibi metaller içeriyorsa &#8216;beyaz altın&#8217; adı verilir.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/ijHNsUcwF7s" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/bunlari-biliyormuydunuz/24-ayar-altin-ne-demektir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/bunlari-biliyormuydunuz/24-ayar-altin-ne-demektir.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Baymak Servis Bursa – 444 1 494</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/W6cMyTwKmm4/baymak-servis-bursa-444-1-494.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/baymak-servis-bursa-444-1-494.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 13:44:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Site Tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[baymak bursa]]></category>
		<category><![CDATA[baymak bursa telefon]]></category>
		<category><![CDATA[baymak servisi]]></category>
		<category><![CDATA[bursa baymak servisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1720</guid>
		<description><![CDATA[Kombiler kış aylarında en gerekli cihazlardan olup kullanımı büyük bir dikkat ister. Bununla beraber evlerinizde kullandığınız diğer ısıtma cihazlarından olan şofben ya da termosifonlar da kullanımı dikkat isteyen cihazlardır. Bu cihazlarda farklı sebeplerden birçok arıza çıkabilir. Mesela kombilerinizde yanlış ayar sonrası kart yanması gibi ciddi sorunlar oluşabilir. Baymak Servis Bursa Eğer sorun oluşmussa giderilmesi için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1721" title="baymak" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/05/baymak.jpg" alt="" width="150" height="150" />Kombiler kış aylarında en gerekli cihazlardan olup kullanımı büyük bir dikkat ister. Bununla beraber evlerinizde kullandığınız diğer ısıtma cihazlarından olan şofben ya da termosifonlar da kullanımı dikkat isteyen cihazlardır. Bu cihazlarda farklı sebeplerden birçok arıza çıkabilir. Mesela kombilerinizde yanlış ayar sonrası kart yanması gibi ciddi sorunlar oluşabilir.</p>
<p><a href="http://www.servissektoru.com/ilan/25758-baymak-servis-bursa-444-1-494.html">Baymak Servis Bursa</a></p>
<p>Eğer sorun oluşmussa giderilmesi için servis arıyorsanız fazla uğraşmayın çünkü sektördeki en iyi hizmeti veren firma olarak biz artık sizinleyiz. Numaramız 444 1 494 olup günün her saati arıza kaydı almaktadır. Özel olarak servis verdiğimiz sektörde siz müşterilerimizin memnun kalması bizim için her şeyden önemli.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/W6cMyTwKmm4" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/baymak-servis-bursa-444-1-494.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/baymak-servis-bursa-444-1-494.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Barbie Bisiklet Oyunu- Kizoyunlari.Biz Sitesinde!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/hPo9ESxpEss/barbie-bisiklet-oyunu-kizoyunlari-biz-sitesinde.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/barbie-bisiklet-oyunu-kizoyunlari-biz-sitesinde.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 10:05:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Site Tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[barbie bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[barbie bisiklet oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[kız oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[kız oyunları biz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1687</guid>
		<description><![CDATA[Haydi kızlar eğlenerek öğrenmeye. Birbirinden keyifli oyunlarla hem çok eğleniyor hem de hayal gücümüzü geliştiriyoruz. Sizlere mükemmel bir eğlence alternatifi sunan Kız Oyunları sitemiz, Barbie Oyunları, giysi giydirme oyunları sunarken, ayrıca, makyaj oyunlarından kuaför oyunlarına, Pepee oyunlarından örneklerinden yemek oyunları seçkilerine varıncaya dek pek çok çeşitli oyunları siz değerli ziyaretçilerle buluşturuyor. Dilerseniz, Barbie oyunu renk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1688" title="Adsız" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/Adsız3-150x150.png" alt="" width="150" height="150" />Haydi kızlar eğlenerek öğrenmeye. Birbirinden keyifli oyunlarla hem çok eğleniyor hem de hayal gücümüzü geliştiriyoruz. Sizlere mükemmel bir eğlence alternatifi sunan <a title="Türkiye'nin en güzel kız oyun sitesi." href="http://www.kizoyunlari.biz" target="_blank">Kız Oyunları</a> sitemiz, Barbie Oyunları, giysi giydirme oyunları sunarken, ayrıca, makyaj oyunlarından kuaför oyunlarına, Pepee oyunlarından örneklerinden yemek oyunları seçkilerine varıncaya dek pek çok çeşitli oyunları siz değerli ziyaretçilerle buluşturuyor. Dilerseniz, Barbie oyunu renk seçeneklerini boyama oyunları ile belirleyebilir, en şık Barbie Prenses elbiselerini giydirebilir, <a title="Barbie Bisiklet Sürme Oyunu" href="http://www.kizoyunlari.biz/option.oyunlar/id.150/Barbi-Bisiklet-Oyunu/" target="_blank">Barbie Bisiklet Oyunu</a> ile Barbie dünyasındaki yerinizi hemen alabilirsiniz. Kendi tasarımlarımızla Barbie yeniden hayat buluyor, Barbie’nin Bisikletini Sür ve Barbie ile çeşitli maceralara yelken aç. Dilediğiniz saç modelleri ve kıyafetleri, Barbie kızımız üzerinde yendiden tasarlayacaksınız ve , hayallerimizi süsleyen güzel kahramanımız Barbie ile çok eğleneceksiniz.<span id="more-1687"></span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-1688 aligncenter" title="Adsız" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/Adsız3.png" alt="" width="350" height="150" /></p>
<p>Kızlar şimdi Ev temizleme, Oda temizleme oyunlarıyla yardım etmeyi öğrenirken çok eğleniyor. Çeşit çeşit Yemek Pişirme Oyunları ile arkadaşlarımıza renkli masalar hazırlıyoruz. Çiftlik Oyunlarıyla lezzetli taze sebzeler, birbirinden güzel hayvanlar yetiştiriyoruz. Barbie, Caillou, Dora oyunları ve daha yüzlerce oyun şimdi sizleri bekliyor. Doyasıya eğlenmek ve eğlenirken öğrenmek için, tüm kızlar şimdi eğlence ve macera dolu kizoyunlari.biz adlı sitemizde toplanıyor. Kız çocuklarımız için hazırlanmış olan bu site, tasarım bakımından, çocuklarımızın göz sağlığını dikkate almakta ve çocuklarımızın gözünü yoracak her türlü zararlı ve zıt renk seçiminden kaçınmaktadır. İçerik bakımından ele aldığımızda ise, bünyesinde milli kültürümüzden örnekler sunan Keloğlan, Pepe ve Gelinlik ve Temizlik Oyunlarıyla çocuklarımızın milli kültür ekseninde gelişimine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.</p>
<p>Sitemizin sosyal medya aracı olan Facebook hayran sayfasına <a href="http://www.facebook.com/pages/K%C4%B1z-Oyunlar%C4%B1/192826517412211">http://www.facebook.com/pages/K%C4%B1z-Oyunlar%C4%B1/192826517412211</a> linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz. Tüm güncellemeleri facebook üzerinden de takip ederken, en yeni oyunlarımızı beğenebilir ve diğer arkadaşlarınızla da paylaşma imkânı bulabilirsiniz. sitemiz, tüm ziyaretçilerimize başarılar ve iyi eğlenceler diler.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/hPo9ESxpEss" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/barbie-bisiklet-oyunu-kizoyunlari-biz-sitesinde.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/barbie-bisiklet-oyunu-kizoyunlari-biz-sitesinde.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Online Oyunlar</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/-ckv-vBMhFg/online-oyunlar.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/online-oyunlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Apr 2012 21:53:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Site Tanıtımları]]></category>
		<category><![CDATA[online oyun]]></category>
		<category><![CDATA[online oyunlar]]></category>
		<category><![CDATA[oyunlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1714</guid>
		<description><![CDATA[Türkçe dil desteğine sahip ve ücretsiz olarak oynayabileceğiniz oyunların geneline verilen isimdir online oyunlar, ücretli olarakta oynananlar olmasına karşın free to play yani ücretsiz oynanabilen oyunlar daha çok rağbet görmektedir.Ülkemizde knight online ile başlayan mmorpg serüveni onlarca oyunla devam etmektedir.Metin2 ve Travian gibi binlerce oyuncuya ulaşan online oyun piyasası son zamanlarda sürekli bir artış içerisinde. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1715" title="logo-trans" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/logo-trans.png" alt="" width="150" height="100" />Türkçe dil desteğine sahip ve ücretsiz olarak oynayabileceğiniz oyunların geneline verilen isimdir <a title="online oyunlar" href="http://www.oyunlaronline.net"><strong>online oyunlar</strong></a>, ücretli olarakta oynananlar olmasına karşın free to play yani ücretsiz oynanabilen oyunlar daha çok rağbet görmektedir.<span id="more-1714"></span>Ülkemizde knight online ile başlayan mmorpg serüveni onlarca oyunla devam etmektedir.Metin2 ve <a title="travian" href="http://www.oyunlaronline.net/travian-turkce-tarayici-oyunu/"><strong>Travian</strong></a> gibi binlerce oyuncuya ulaşan online oyun piyasası son zamanlarda sürekli bir artış içerisinde.</p>
<p>Bu oyunlar hakkında daha detaylı bilgileri www.oyunlaronline.net sitesinde bulabilirsiniz.İyi Eğlenceler&#8230;</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/-ckv-vBMhFg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/online-oyunlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/site-tanitimlari/online-oyunlar.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Yağmurda koşan niçin daha çok ıslanıyor?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/CVDNVc-JeQU/yagmurda-kosan-nicin-daha-cok-islaniyor.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/bunlari-biliyormuydunuz/yagmurda-kosan-nicin-daha-cok-islaniyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Apr 2012 21:09:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biliyormuydunuz?]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur neden ıslatır]]></category>
		<category><![CDATA[yağmurda koşan kişi]]></category>
		<category><![CDATA[yağmurda koşan neden ıslanır]]></category>
		<category><![CDATA[yağmurda yürüyen adam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1578</guid>
		<description><![CDATA[Çocukların akıllarına durup dururken takılan sorulardan biridir bu konu aslında bizde bu yüzden bu konuyu yazmak istedik. Yağmurda koşan kişi mantık olarak daha az ıslanır diye düşünen çocuklar aslında neden fazla ıslandığını merak eder. Bu yüzden anne ve babalarına hep soru sorarlar. Peki salına salına yavaş yavaş yürüyen kişi neden daha az ıslanır bunun yanıtı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1579" title="yağmur " src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/ya-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Çocukların akıllarına durup dururken takılan sorulardan biridir bu konu aslında bizde bu yüzden bu konuyu yazmak istedik. Yağmurda koşan kişi mantık olarak daha az ıslanır diye düşünen çocuklar aslında neden fazla ıslandığını merak eder. Bu yüzden anne ve babalarına hep soru sorarlar. Peki salına salına yavaş yavaş yürüyen kişi neden daha az ıslanır bunun yanıtı da değişiktir aslında.</p>
<p>Hiçbir şey değişmeyeceğini söyleyenlerin görüşüne göre vücudunuzun bir dikdörtgen olduğunu ve yağmur damlalarının yere dik düştüğünü farz edelim. İster bir yüz metreci gibi hızlı koşun, ister sallanarak yürüyün bir şey fark etmez. Hızınıza bağlı olmadan vücudunu/a düşen yağmur tanesi sayısı aynı kalır. Koştukça ön tarafınıza bir saniyede daha çok yağmur tanesi isabet edecektir ama süre kısaldığından toplam sayı ve sonuç değişmeyecektir.<span id="more-1578"></span></p>
<p>&#8216;Yağmurda yürüyünüz&#8217; diyenler ise koşma durumunda yağmur damlalarının aynı sürede daha çok sayıda birikeceğini ve buharlaşmaları için daha az zaman olduğundan üzerimizin daha ıslak olacağını, aerodinamik tesirleri hesaba katarak, düz yürürken üzerimize düşmeyecek düşey damlaların, koşarsak karşıdan gelecekleri için temas edeceklerini, yürürken başımıza düşen damla sayısının koştuğumuz sırada düşenden fazla olamayacağım ileri<br />
sürerek &#8216;ahmak ıslatan&#8217; diye de tabir edilen hafif yağışlarda yürümeyi öneriyorlar. Tabii burada unutulmaması gereken şey yavaş yürürken bacaklarımızın da çok yağış alacağı.</p>
<p>&#8216;Koşunuz!&#8217; görüşüne göre ise, yağmurda koşmakla yürümek arasında, vücudumuza düşen yağmur tanesi miktarı açısından bir fark olmayabilir ama önemli olan başımıza düşen miktardır. Bu nedenle koşarsak süre kısalır ve başımıza düşen yağmur miktarı azalır. Yapılan bir deneyde, yağmur karşıdan 45 derece açı ile yağı-yorken, bir defter kağıdına aynı mesafe 7 saniyede koşulduğun-da 131 damla, 20 saniyede yürünüldüğünde ise 216 damla isabet ettiği saptanmıştır. Buna göre yağmurda yürüyerek gitmek, koşmaya göre neredeyse iki misli ıslanmak anlamına gelmektedir.</p>
<p>Şüphesiz bu önermeler yapılırken, rüzgarın yönü, üzerimizdeki giysilerin şekli ve cinsi ve en önemlisi kapalı alana ulaşılacak mesafe göz önüne alınmamış ve değerlendirmeler kısa mesafelere göre yapılmıştır. Uzun mesafelerde hiç şansınız yok, koşabildiğiniz kadar koşun ama en doğrusu yağmur geçene kadar kapalı bir yerde oyalanın.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/CVDNVc-JeQU" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/bunlari-biliyormuydunuz/yagmurda-kosan-nicin-daha-cok-islaniyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/bunlari-biliyormuydunuz/yagmurda-kosan-nicin-daha-cok-islaniyor.html</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ev çiçekleri bize nasıl zarar verebilirler?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/slamba/~3/qFixPOe2Y2E/ev-cicekleri-bize-nasil-zarar-verebilirler.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/bunlari-biliyormuydunuz/ev-cicekleri-bize-nasil-zarar-verebilirler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 21:08:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sihirli Lamba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biliyormuydunuz?]]></category>
		<category><![CDATA[ev çiçekleri]]></category>
		<category><![CDATA[ev çiçekleri nasıl zarar verir]]></category>
		<category><![CDATA[ev çiçeklerinin zararı]]></category>
		<category><![CDATA[ev çiçeklerinin zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1574</guid>
		<description><![CDATA[Özellikle kız çocukların çok sevdiği evdeki süs çiçekleri insanın solunum almasına gündüzleri yardımcı olur çünkü verdiğimiz nefes yani karbondioksiti alarak temiz hava yani oksijen verir. Böylece bizim kolay solunum almamızı sağlarlar. Fakat aynı çicekler geceleri de havada bulunan temiz havayı alarak karbondioksit verir ve nefes almamızı zorlaştırır. Bunun için doktorlar süs çiçekleri ile birlikte aynı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1575" title="1520" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/04/1520-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Özellikle kız çocukların çok sevdiği evdeki süs çiçekleri insanın solunum almasına gündüzleri yardımcı olur çünkü verdiğimiz nefes yani karbondioksiti alarak temiz hava yani oksijen verir. Böylece bizim kolay solunum almamızı sağlarlar. Fakat aynı çicekler geceleri de havada bulunan temiz havayı alarak karbondioksit verir ve nefes almamızı zorlaştırır. Bunun için doktorlar süs çiçekleri ile birlikte aynı odada uyumayı tavsiye etmezler. Ama böyle birşey var diye de çiçek beslememezlik yapmayalım çünkü onlar tehlikesiz bir varlıktır.</p>
<p>Konuyu daha iyi anlamamız için bir bitkinin aynı anda yaptığı iki işi bilmemiz lazım. Birincisi hücrelerin nefes alışı, ikincisi de ışık ve klorofil özümlemesi diye de adlandırılan fotosentezdir. Bu iki olay tamamen birbirinden farklı, iki ayrı işlemdir. Tüm canlı hücrelerde olduğu gibi bitki hücrelerinin de yaşayabilmeleri için havadaki oksijene ihtiyaçları vardır. Havadan nefes yolu ile aldıkları oksijenle şeker gibi gıda moleküllerini yakarlar, enerji kazanırlar. Bu, gündüz ve gece yaşamları boyunca durmaksızın devam eder.<span id="more-1574"></span></p>
<p>Bitkilerin yapraklarındaki hücreler aynı zamanda gündüzleri ışıkla birlikte fotosentez işlemini gerçekleştirirler. Yani bitki gündüzleri her iki işlemi birlikte yaparken geceleri sadece nefes almaya devam eder. Fotosentez işleminde bitkiler havadan karbondioksiti alıp oksijen verirler. Ancak hücreler buradan çıkan oksijeni nefes almada tekrar kullanırlarken, nefes verişteki karbondioksiti de fotosentezde kullanırlar.</p>
<p>Ortalama yetişkin bir insan, hareketsiz durumda bir dakikada 15, bir günde 20 bin kez nefes alır. Her solumada yarım litre hava ciğerlerine girer. Yani dakikada 7-8 litre havayı ciğerlerine çeker ve tekrar verir. Bu, günde 11 bin litre hava demektir. Aslında nefes alırken havadan oksijen alıp karbondioksit veririz ifadesi de tam doğru değildir. Aldığımız havada hem oksijen vardır, hem de karbondioksit.</p>
<p>Verdiğimizde de aynı şekildedir ama oranları değişiktir. Ciğerlerimize aldığımız havadaki oksijen oranı yüzde 21 iken dışarı verdiğimizdekinde yüzde 16&#8242;dır. Yani her nefeste aldığımız havanın<br />
yüzde 5-6&#8242;sı vücudumuzda oksijen olarak kullanılır. Dolayısıyla havadan aldığımız günlük oksijen miktarı ortalama 570 litre civarındadır. Gündüzleri yeterli ışık altında, bitkilerdeki fotosentez<br />
işlemi, bitkinin nefes almasından daha yoğundur. Yani ortaya fazladan oksijen çıkar ve gündüzleri odanızdaki havadaki oksijen miktarını artırırlar.</p>
<p>Geceleri ışık olmadığından ve karanlıkta fotosentez işlemi yapılamadığından, nefes almaya devam eden bitkilerden çıkan karbondioksit miktarı daha çoktur. Evlerimizdeki bitkilerin veya süs<br />
çiçeklerinin gündüz çıkar-dıkları fazla oksijen ve gece verdikleri karbondioksit miktarı, insanın soluduğu havanın içindeki oksijen miktarı yanında o kadar a/dır ki sağlığımızı etkileyebilmesi mümkün değildir. Ancak kapısı, penceresi hava sızdırmaz küçük bir odada, dev bitkilerle birlikte yatma gibi bir alışkanlığını varsa başka tabii.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/slamba/~4/qFixPOe2Y2E" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/bunlari-biliyormuydunuz/ev-cicekleri-bize-nasil-zarar-verebilirler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.sihirlilamba.com/bunlari-biliyormuydunuz/ev-cicekleri-bize-nasil-zarar-verebilirler.html</feedburner:origLink></item>
	</channel>
</rss>

