<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sihirli Lamba</title>
	<atom:link href="http://www.sihirlilamba.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sihirlilamba.com</link>
	<description>Masal, Sesli Masallar, Hikayeler, Oyunlar, Çizgi Film</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Apr 2018 13:32:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=4.9.5</generator>
	<item>
		<title>En Güzel Çocuk Masalları ve Çocuk Hikayeleri</title>
		<link>http://www.sihirlilamba.com/masal/en-guzel-cocuk-masallari-ve-cocuk-hikayeleri.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/en-guzel-cocuk-masallari-ve-cocuk-hikayeleri.html#respond</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Apr 2018 13:04:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=4085</guid>
		<description><![CDATA[<p>Çocuk Masallarının ve Çocuk Hikayelerinin Önemi Masallar geçmişten günümüze kadar çocuklara kültür aktarımında önemli bir yol oynamıştır. Birçok önemli etkileri ve gelişimlerine katlılar sağlamaktadır. Masal dinleyen ya da okuyan bir bireyin en önemli gelişimi hayal gücüdür. Hayal gücü geniş olması ileride ufku geniş olmasına sebep olacaktır. Özellikle masallar ve masal içinde olaylar sayesinde küçük bir &#8230; <a href="http://www.sihirlilamba.com/masal/en-guzel-cocuk-masallari-ve-cocuk-hikayeleri.html" class="more-link">Okumaya devam et <span class="screen-reader-text">En Güzel Çocuk Masalları ve Çocuk Hikayeleri</span></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/en-guzel-cocuk-masallari-ve-cocuk-hikayeleri.html">En Güzel Çocuk Masalları ve Çocuk Hikayeleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuk Masallarının ve Çocuk Hikayelerinin Önemi</strong></p>
<p>Masallar geçmişten günümüze kadar çocuklara kültür aktarımında önemli bir yol oynamıştır. Birçok önemli etkileri ve gelişimlerine katlılar sağlamaktadır. Masal dinleyen ya da okuyan bir bireyin en önemli gelişimi hayal gücüdür. Hayal gücü geniş olması ileride ufku geniş olmasına sebep olacaktır. Özellikle masallar ve <a href="https://www.masal.org">masal</a> içinde olaylar sayesinde küçük bir birey neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayacak ve neyin kötü neyin iyi olduğunu da bilecektir. Yapılan yanlışlardan dolayı masal karakterlerin nasıl pişman olduklarını gördüklerinde kendileri de bu pişmanlıkları yaşamamak için o tür hataları yapmamayı öğrenecektir.<span id="more-4085"></span></p>
<p>Masallarda öğretilen iyi, doğru, yanlış ve kötü durumlarda her zaman kimleri kazandığını görmesi de ona göre iyi mi kötü mü bir birey olacağını düşünmesini sağlayacaktır. Her zaman iyilerin kazandığı <a href="https://www.masal.org/kategori/cocuk-masallari">çocuk masalları</a>nda küçük bireyler iyiliğin ne kadar güzel olduğunu ve insanları ne kadar mutlu ettiğini de görmesi her zaman iyi olmasına neden olacaktır.</p>
<p>Bilhassa masallarda kız çocukları dişi karakterlerle, erkek çocukları ise erkek karakterler ile bütünleşerek hayal kurarlar. Örneğin kızlar daha çok Külkedisi ile özdeşleşir, erkekler Keloğlan ile. Yapılan iyilik ve güzellikleri örnek alarak hareket eder. Buna göre gelecekte nasıl bir birey olacağını düşünmenin alt yapısını oluşturur. Her ne kadar 5 – 6 yaşlarındaki bireyler masalların gerçek olmadığını düşünmeseler de hayal güçlerine kapılarak bende böyle birisi olmak istiyorum, böyle iyi olmak istiyorum, yardım etmek istiyorum gibi düşüncelere kapılır. Zaten masalların gerçek olmadığını ilk baştaki “bir varmış bir yokmuş” sözlerinden anlamaktadırlar.</p>
<p>Dünya masalları arasında kabul edilen <a href="https://www.masal.org/kategori/la-fontaine-masallari">La fontaine masalları</a> nam-ı diğer la fonten masalları da okunmaya değer masallardır. Bu etkilerin yanı sıra en çok etkisi ve avantajı olan masalların okuyan ile dinleyen arasındaki bağdır. İlgi ve alaka arttıkça masallar sayesinde bu aradaki bağ kuvvetlenir ve çocuklar daha fazla yakın olur. Bu sayede çocuklarınız ile aranızdaki ilişkilerinizi güçlendirmiş olursunuz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/en-guzel-cocuk-masallari-ve-cocuk-hikayeleri.html">En Güzel Çocuk Masalları ve Çocuk Hikayeleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/en-guzel-cocuk-masallari-ve-cocuk-hikayeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklar için Hikaye ve Masal Okumanın Önemi</title>
		<link>http://www.sihirlilamba.com/masal/cocuklar-icin-hikaye-ve-masal-okumanin-onemi.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/cocuklar-icin-hikaye-ve-masal-okumanin-onemi.html#respond</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Apr 2018 13:01:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=4082</guid>
		<description><![CDATA[<p>Masal Okuma Alışkanlığı Neden Önemlidir? Bireylerin gelişim dönemlerindeki en kritik dönem çocukluk dönemdir. Kimi çocuklar gerçekten iyi bir eğitim alarak yaşamlarını sürdürürken, kimi çocuklar ise çok zor şartlar altında yaşamaktadır. Zor veya kolay şartlar fark etmeden çocuklar için okunan masallar çocukları başka bir dünyaya götürerek onları mutlu etmektedir. Düşler dünasında kendileri için yeni bir dünya &#8230; <a href="http://www.sihirlilamba.com/masal/cocuklar-icin-hikaye-ve-masal-okumanin-onemi.html" class="more-link">Okumaya devam et <span class="screen-reader-text">Çocuklar için Hikaye ve Masal Okumanın Önemi</span></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/cocuklar-icin-hikaye-ve-masal-okumanin-onemi.html">Çocuklar için Hikaye ve Masal Okumanın Önemi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Masal Okuma Alışkanlığı Neden Önemlidir? </strong></p>
<p>Bireylerin gelişim dönemlerindeki en kritik dönem çocukluk dönemdir. Kimi çocuklar gerçekten iyi bir eğitim alarak yaşamlarını sürdürürken, kimi çocuklar ise çok zor şartlar altında yaşamaktadır. Zor veya kolay şartlar fark etmeden çocuklar için okunan masallar çocukları başka bir dünyaya götürerek onları mutlu etmektedir. Düşler dünasında kendileri için yeni bir dünya yaratırlar ve o umutla mutlu olurlar. Çocuklar için <a href="https://www.masaloku.xyz/">masal oku</a>ma, onlar için bir umut ve mutluluk kaynağıdır. Özellikle zor şartlarda yaşayan birisi için masalın önemi gittikçe artmaktadır.<span id="more-4082"></span></p>
<p>Yakın tarihimize baktığımızda veya çevremize baktığımızda birçok örnek bulunuyor. Zor şartlarda olsa bile çok iyi yerlere gelen bireyler var. Bunların buralara gelmesindeki en büyük etken ise umut ve hayallerinin peşinde koşma gücüdür. Siz bunları çocuklarınıza vermezseniz onlardan büyük bir şey olmasını beklememelisiniz. Bu yüzden eğer siz veremiyorsanız masallar verecektir. Bundan dolayı masal alıp okumanız çocukların gelişmesine katkı sağlayacak ve daha iyi bir şekilde beyinlerini, düşüncelerini ve kendilerini geliştireceklerdir.</p>
<p>Günümüzde teknoloji gelişmesiyle her çocuğun elinde tablet, telefon ve evlerde televizyonlarda çizgi filmler olduğundan dolayı gelişimleri geriliyor ve masalların yeri raflara kaldırılıyor. Bunların olmaması için düzenli bir plan ile çocuklarınıza masal okumanız ya da okutmanız gerekiyor. Aksi halde televizyondaki zararlı programlar çocukların gelişmesini engelleyeceği gibi onların hayal güçlerini de kısıtlayacaktır.</p>
<p><a href="https://www.masaloku.xyz/kategori/cocuk-masallari">Masallar</a> sayesinde iyiyi, doğruyu, kötüyü ve yanlışı bilerek her zaman iyilerin kazandığını da görmeleri onların ileride nasıl birer birey olacaklarına temel atacaktır. Basit gibi görünen masallar küçük bireylerin gelişmesinde çok büyük roller oynamaktadır. Özellikle Türk çocukları için Keloğlan masalları okumalarını tavsiye ederiz. Masallar sayesinde çocuklar üzerinde sosyal, duygusal, zihinsel, iletişim, dinleme, anlama ve konuşma becerileri gelişerek telefon, tablet yerine masallardaki gibi dışarıda arkadaşları ile oynamak ister. Masal okuyacağınız zaman uyku vaktinde okumanız daha iyi düşler görmesine sebebiyet verecektir. Ve çocuklarınızın istediği hikayeleri 10 kere de olsa okumalı ve sabır etmelisiniz.</p>
<p>Çocuklar için dünya klasik masallarını okutmak isterseniz Hans Christian Andersen masalları oldukça eğitici masallardır. Çocuklarınız bu masalları okurken veya dinlerken kesinlikle sıkılmayacaklardır. <a href="https://www.masaloku.xyz">Masal</a> sitemizde yüzlerce masal okunmayı bekliyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/cocuklar-icin-hikaye-ve-masal-okumanin-onemi.html">Çocuklar için Hikaye ve Masal Okumanın Önemi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/cocuklar-icin-hikaye-ve-masal-okumanin-onemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüccar Çoban Masalı</title>
		<link>http://www.sihirlilamba.com/masal/tuccar-coban-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/tuccar-coban-masali.html#respond</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Sep 2016 14:06:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[tüccar çoban]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1991</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bir çoban düşünün ve çoban&#8217;dan bir tüccarlık bekleyin ne kadar ilginç dimi işte bu masalımız böyle bir ilginçliği konu alarak güzel bir masal yazmış. Gelin bu masalı keyifli şekilde sonuna kadar okuyalım. Deniz kıyısına yakın meralarda sürüsünü otlatan bir çoban, bir gün bir kayanın üzerine oturup kendisini rüzgarın serinliğine bıraktı. Güzel bir yaz günüydü, okyanus &#8230; <a href="http://www.sihirlilamba.com/masal/tuccar-coban-masali.html" class="more-link">Okumaya devam et <span class="screen-reader-text">Tüccar Çoban Masalı</span></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/tuccar-coban-masali.html">Tüccar Çoban Masalı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1993" title="tüccar çoban" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/06/tüccar-çoban-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Bir çoban düşünün ve çoban&#8217;dan bir tüccarlık bekleyin ne kadar ilginç dimi işte bu masalımız böyle bir ilginçliği konu alarak güzel bir <a title="masal" href="http://www.sihirlilamba.com">masal</a> yazmış. Gelin bu masalı keyifli şekilde sonuna kadar okuyalım.</p>
<p>Deniz kıyısına yakın meralarda sürüsünü otlatan bir çoban, bir gün bir kayanın üzerine oturup kendisini rüzgarın serinliğine bıraktı. Güzel bir yaz günüydü, okyanus sessiz sakin çarşaf gibi uzanıyordu. Böylece oturmuş, denizdeki yelkenlileri seyrederken;” Eğer benimde bir yelkenlim olsaydı, uzaklardaki yabancı ülkelere giderdim ve mesut olurdum” diye düşündü.</p>
<p>Bu arzusu o kadar dayanılmaz bir hal aldı ki, bir gün bütün sürüsünü sattı ve küçük bir gemi satın aldı. Denize açıldı. Ne yazık ki , seyahatinin ikinci gününde bir fırtına çıktı ve çoban gemisindeki bütün malı denize atmak zorunda kaldı. Fakat bu da yetmedi, dalgalar gemiyi kayalıklara sürükleyip parçaladılar.<span id="more-1991"></span> Çoban hayatını çok zor kurtardı. Ve bu olaydan sonra sürüsünü güderek kazandığı para ona çok tatlı gelmeye başladı.</p>
<p>Zaman geçti. Çoban iyi çalışması sayesinde tekrar eski servetini kazandı. Yine deniz kıyısındaki kayanın üzerinde oturmuş hayaller kuruyordu. Bu sefer tüccar olmaya karar verdi. Bu sırada denizin dalgaları sanki onu kandırmak istermiş gibi ayaklarının üzerinde kıvrılıyordu. Bunun farkına varan çoban “ aptal deniz” diye haykırdı. “ Seninle ikinci defa iş yapacağımı mı sanıyorsun ? Kendine yeni kurbanlar arıyorsun değil mi ? Çoban yerinden kalkıp, sürüsünün yanına gitti. Bir daha bilmediği işlere girmedi…</p>
<div style="position: absolute; left: -3773px;"><a href="http://www.epravda.com.ua/rus/news/2014/05/12/450801/">Альфастрахование киев отзывы</a></div>
<div style="position: absolute; left: -3796px;"><a href="http://www.man-ms.com.ua/ru/glavnoe-uslugi-ofisnyj-pereezd/">переезд офиса киев</a></div>
<div style="position: absolute; left: -3816px;"><a href="http://www.retail.ua/kasko-standart/">страхование автомобиля каско</a></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/tuccar-coban-masali.html">Tüccar Çoban Masalı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/tuccar-coban-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zengin kardeş ile Yoksul Kardeş</title>
		<link>http://www.sihirlilamba.com/hikaye/zengin-kardes-ile-yoksul-kardes.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/hikaye/zengin-kardes-ile-yoksul-kardes.html#respond</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Sep 2016 14:26:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[yoksul karde]]></category>
		<category><![CDATA[zengin ile yoksul]]></category>
		<category><![CDATA[zengin karde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1911</guid>
		<description><![CDATA[<p>Zengin ile yoksulun bir arada olduğu bir hikaye anlatacağım sizlere öyle bir hikaye ki çok seveceksiniz ve sonunda çok başka anlamlı ve güzel şeyler anlatacaksınız. Haydi başlayın okumaya.. Hey harani harani, yedim kırk kazan borani,sesleyin söyleyeceğim yalanı. Aferin desin ağalar, dinleyin hikayeyi.. Diyin ki, bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içinde, kalbur saman içinde iki &#8230; <a href="http://www.sihirlilamba.com/hikaye/zengin-kardes-ile-yoksul-kardes.html" class="more-link">Okumaya devam et <span class="screen-reader-text">Zengin kardeş ile Yoksul Kardeş</span></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/hikaye/zengin-kardes-ile-yoksul-kardes.html">Zengin kardeş ile Yoksul Kardeş</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1912" title="zenginkardeşveyoksul" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/06/zenginkardeşveyoksul-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Zengin ile yoksulun bir arada olduğu bir hikaye anlatacağım sizlere öyle bir hikaye ki çok seveceksiniz ve sonunda çok başka anlamlı ve güzel şeyler anlatacaksınız. Haydi başlayın okumaya..</p>
<p>Hey harani harani, yedim kırk kazan borani,sesleyin söyleyeceğim yalanı. Aferin desin ağalar, dinleyin hikayeyi.. Diyin ki, bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içinde, kalbur saman içinde iki kardeş varmış. Bunların biri çok zengin, diğeri çok fakirmiş.</p>
<p>Fakir kardeş bir gün zengin kardeşine “ Aman kardeşim,bugün yiyeceğimiz yok, birkaç kuruş ver de, bugünkü işimizi görelim” demiş.</p>
<p>Öbürü ona “hadi git başımdan, çalış da kazan. Senin cebin ayrı, benim cebim ayrı” demiş. Zavallı yoksul kardeş “bari gidip başımın çaresine bakayım” diye yola çıkmış..<br />
Gide gide bir ağacın dibine varmış. Yorgundur ve biraz dinlenmek ister. Biraz oturur, bir yandanda ne yapacağını düşünür. Tam o sırada uzaktan kırk tane devin tozu dumana katarak geldiklerini görür. Adam bu devleri görünce ağacın kovuğuna saklanır” şunlar nereye gidiyorlar, bir bakayım” der.<span id="more-1911"></span></p>
<p>Devler ağaca yakın bir taşın başına gelip “çanga” derler, taş açılır. İçeri girdiklerinde de “çunga” derler, taş kapanır.. Fakir adam o ağacın kovuğunda sabaha kadar bekler, devler çıkınca saklandığı yerden çıkıp taşın baişına gider. “ Acaba ben de söylesem açılır mı diye denemeye karar verir. “Çanga” der taş açılır, hemen içeri dalar. Çunga der kapı tekrar kapanır.<br />
Mağaranın ilk odasında bir sofra görür, sofranın üstünde 40 anahtar vardır. Bunları eline alır, odaları açmaya başlar. Birinci odayı açar, ağzına kadar altın doludur, ikinci odayı açar gümüş, başka bir odaya bakar, her odada ayrı güzellikte bir şeyler vardır. Her odadan birer parça şey alıp kapıları kilitler. Anahtarları alıp sofraya koyar. Taşın dibine gidip “çanga” der. Dışarı çıkar, “çunga” der kapı kapanır. Sevinerek evine döner. Artık zengin sayılabilecek duruımdadır.</p>
<p>Kardeşi, “nasıl böyle zengin oldun ?” diye sorar. O da anlatır. Zengin kardeşin iştahı kabarır “acaba ben gitsem, alabilir miyim “der. Elbette der yoksul karde, “ama çanga ve çungayı sakın unutma” Adam evine gidip kocaman birkaç çuval alır, çanga ve çungayı ezberleyerek taşın başına gelir..”Çanga” der taş açılır. İçeri girince” çunga der taş kapanır. Anahtarları bulur, bütün odaları açar, her odadan bir şeyleri çuvallarına doldurmaya çalışır. O kadar dalar ki, çangayı , çungayı unutur. Dışarı çıkmak için söyleyeceği sözü hatırlayamaz bir türlü. O sırada devlerin seslerini duyup, çuvalları boşaltır, ocağın tepesine saklanır.</p>
<p>Uzatmayalım, devler gelip, “çanga” der içeri girerler.”çunga derler kapı kapanır. Adam ocağın tepesinde çanga ve çungayı duyar ve çok sevinir. “ Oh be yarın bunlar gidince çıkarım buradan” der.<br />
O sırada genç dev “ Burada insan eti kokuyor” der. Devler çayır çimende gezdikleri için” üstümüz çayır çimen kokuyor” derler. Ama genç dev “hayır mutlaka bir insanoğlu var buarad ben arayıp bulacağım” der ve demeye kalmadan bizim zengin kardeş heyecanla ocağın tepesinden tam önlerine düşer.</p>
<p>Devler “sen buraya nasıl oldu da geldin?” diye sorunca adam olanları başından sonuna anlatır.</p>
<p>Devler deü, “kardeşin yoksulmuş ama sen onu kovmuşsun. O da kısmetini burada bulmuş, sen ise kısmetini başka türlü buldun” diyerek adamı kırk lokma edip, bir güzel yemişler…</p>
<div style="position: absolute; left: -3684px;"><a href="https://www.portmone.com.ua/insurance/alpha/rules/?type=fifty">www.portmone.com.ua</a></div>
<div style="position: absolute; left: -3934px;"><a href="http://atl-service.kiev.ua/condensation-kotly-viessmann.html">конденсационные котлы Viessmann</a></div>
<div style="position: absolute; left: -3641px;"><a href="http://www.retail.ua/kasko-standart/">страхование авто каско</a></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/hikaye/zengin-kardes-ile-yoksul-kardes.html">Zengin kardeş ile Yoksul Kardeş</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/hikaye/zengin-kardes-ile-yoksul-kardes.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rüzgaroğlu Masalı</title>
		<link>http://www.sihirlilamba.com/masal/ruzgaroglu-masali.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/ruzgaroglu-masali.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Sep 2016 22:47:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1953</guid>
		<description><![CDATA[<p>Evet çocuklar size Türk masallarının en güzelini en muhteşemini anlatacağım yani rüzgaroğlu masalını anlatacağım hepiniz bu uzun ama zevkli masalı okuyun ki Türklerin masalının ne kadar güzel olduğunu arkadaşlarınıza heyecanlı şekilde anlatın. Bir varmış, bir yokmuş. Çok söylemesi ayıpmış. Az söyleyip çok dinleyenlerin bilgisi artar, çok çok söyleyip az dinleyenlerin çenesi yorulurmuş… Evvel zaman içinde, &#8230; <a href="http://www.sihirlilamba.com/masal/ruzgaroglu-masali.html" class="more-link">Okumaya devam et <span class="screen-reader-text">Rüzgaroğlu Masalı</span></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/ruzgaroglu-masali.html">Rüzgaroğlu Masalı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1954" title="rüzgaroğlu" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/06/rüzgaroğlu-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Evet çocuklar size Türk masallarının en güzelini en muhteşemini anlatacağım yani rüzgaroğlu masalını anlatacağım hepiniz bu uzun ama zevkli masalı okuyun ki Türklerin masalının ne kadar güzel olduğunu arkadaşlarınıza heyecanlı şekilde anlatın.</p>
<p>Bir varmış, bir yokmuş. Çok söylemesi ayıpmış. Az söyleyip çok dinleyenlerin bilgisi artar, çok çok söyleyip az dinleyenlerin çenesi yorulurmuş…</p>
<p>Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Rüzgâroğlu adında az konuştu, çok dinler bir adam varmış. Rüzgâroğlu, evli imiş. Beş yaşında Nuryüz adında bir oğlu, 4 yaşında Gülyüz adında bir kızı varmış.</p>
<p>Rüzgâroğlu ailesi o kadar zengin ve mutluymuş ki, iğne ucu kadar bile eksiği yokmuş. Rüzgâroğlu ava meraklı olduğundan hemen bütün günleri ormanda av peşinde geçermiş. Ceylan gibi güzel atına biner, yay gibi hızla giden iki köpeğini yanına alır, her attığını vuran tüfeğini de omuzuna asarak sabahları ava çıkarmış.<span id="more-1953"></span></p>
<p>Günlerden bir gün, Rüzgâroğlu, yine her sabah ki gibi ormana avlanmaya çıkmış. Aramış aramış, avlayacak bir şey bulamamış. Hem biraz dinlenmek hem de atını sulamak için bir su başına oturmuş. Köpekleri yanına çömelmiş, hızlı hızlı nefes alırlarken, atı iştahlı iştahlı su içiyor, kendisi de ormanın güzelliklerini seyrediyormuş. Nasıl olmuşsa olmuş, o sırada Rüzgâroğlu’nun gözüne birdenbire bir geyik görünmüş. Geyiğin derisi güneş altında pırıl pırıl yanıyor, kara gözlerinin canlılığı uzaktan bile belli oluyormuş. Rüzgâroğlu, gözünü kırpmadan geyiğe bakıyor, geyik de hiç kımıldamadan onları süzüyormuş.</p>
<p>Rüzgâroğlu, bu fırsatı kaçırmamak için yerinden kalkıp hemen atına atlamış, geyiğin bulunduğu tarafa doğru hayvanını dolu dizgin sürmeye başlamış. Yay gibi koşan av köpekleri geyiği kovalıyor, Rüzgâroğlu da durmadan ateş ediyormuş.</p>
<p>Fakat o ne? Rüzgâroğlu silahındaki bütün kurşunları tükettiği halde; geyiği vuramamış. Her avı ilk atışta yere düşüren tüfenk, bugün kurşununu bir türlü hedefe ulştıramıyormuş. Geyik kaçmış, bunlar kovalamışlar. Nihayet bir dağ başında geyik gözden kaybolmuş. Rüzgäroğlu, geyik acaba nereye kaçtı diye araştırıp dururken, uzaklardan bir ses işitmiş. Kimin olduğu belli olmayan bu ses, şöyle diyormuş :</p>
<p>Hey, Rüzgâroğlu, Rüzgâroğlu! Gençlikte zenginlik, ihtiyarlıkta fakirlik mi istersin? Yoksa gençlikte fakirlik, ihtiyarlıkta zenginlik mi ?</p>
<p>Rüzgâroğlu, geyiği aramaktan vazgeçmiş. Durmadan kulağında çınlayan bu sözleri düşünmeye başlamış. Hem gidiyor, hem de kendi kendine “acaba bu sözleri kim söyledi; ne karşılık versem” diyormuş. Böylece eve dönmüş. Otururken, yemekte hep bu sözleri düşünüyormuş. Hatta gece gözüne uyku bile girmemiş.</p>
<p>Ertesi sabah, Rüzgâroğlu yine ava çıkmış. Sağa koşmuş, sola koşmuş yine hiçbir kuş, hiçbir hayvan avlayamamış. Bir gün evvelki su kenarına gelmiş. Dinlenirken yine geyiği görmez mi? Kendi kendine “bu sefer şu geyiği kaçırmayayım” diye söylenerek hemen atına atlamış. Onun arkasına düşmüş. Bu defa daha çok kurşun attığı halde geyiği vuramamış. Bir gün evvelki dağ başında hayvanı yine gözden kaybetmiş. Çok geçmeden o yabancı ses duyulmuş:</p>
<p>Rüzgâroğlu! Rüzgâroğlu! Dinle beni: gençlikte zenginlik, ihtiyarlıkta fakirlik mi istersin? Yoksa gençlikte fakirlik, ihtiyarlıkta zenginlik mi?</p>
<p>Rüzgâroğlu’nun merakı büsbütün artmış. Etrafına bakınmış, görünürlerde kimseler yokmuş. Olduğu yerde kımıldamadan biraz beklemiş; sesi bir daha işitmemiş. Yine düşünceli düşünceli evine dönmüş.</p>
<p>İki gündür kendisini çok düşünceli gören karısı sormuş:</p>
<p>Rüzgâroğlu, derdin nedir? İki gündür seni pek düşünceli görüyorum. Halbuki bugüne kadar hiç üzüntü çekmedik. Hiçbir şeyimiz eksik değil. Rahat, mutlu yaşıyoruz. Düşünceni bana da söyler misin?</p>
<p>Rüzgâroğlu, hayat arkadaşına gördüklerini, duyduklarını bir bir anlatmış. O zaman karısı:</p>
<p>Bunda düşünecek ne var, demiş, insan sonu, ihtiyarlığını, çalışamayacak zamanını düşünmeli. Yarın ava gittiğin zaman o ses sana yine aynı şeyi sorarsa “gençlikte fakirlik, ihtiyarlıkta zenginlik isterim” diye karşılık ver!</p>
<p>Rüzgâroğlu, karısının sözlerini doğru bulmuş. Ertesi gün avda yine aynı geyiğe rastlamış. Arkasından birçok defa ateş ettiği halde avlayamamış. Yine her zamanki ses duyulmuş:</p>
<p>Rüzgâroğlu! Rüzgâroğlu! Gençlikte zenginlik, ihtiyarlıkta fakirlik mi istersin, yoksa gençlikte fakirlik, ihtiyarlıkta zenginlik mi?</p>
<p>Rüzgâroğlu, hemen karşılık vermiş:</p>
<p>Gençlikte fakirlik, ihtiyarlıkta zenginlik daha iyi!…</p>
<p>Sonra, ormandan dönmüş, evinin yolunu tutmuş. Yolda gelirken, köpeklerden biri dereyi geçememiş, boğulmuş. Rüzgâroğlu köpeğinin ölümüne üzülüp dururken, bu sefer de atı zehirli bir ot yiyerek ölmez mi? adamcağızın kederi büsbütün artmış, ama, ne yapsın? Tek köpeği ile yoluna devam ediyormuş. Eve yaklaştıkları zaman, komşu evlerden birinin damından düşen bir kiremit bu sefer de öteki köpeği cansız olarak yere sermiş.</p>
<p>O zaman kadar üzüntü, dert nedir bilmeyen Rüzgâroğlu, saçı başı dağınık, gözleri yaş içinde kendini eve dar atmış. Durumu öğrenen karısı da ağlamaya başlamış. Gece, yemek yemeden, su içmeden yatmışlar ama, gözlerine uykunun damlası bile girmemiş. Sabahı dar etmişler.</p>
<p>O gün hava çok fena imiş. Hem şiddetli bir fırtına esiyor, hem de yakınlara şimşekler düşüyormuş. Şimşeklerden biri köşkür civarındaki kuru otları tutuşturmuş. Derken yangın büyümüş, köşkün etrafını sarmış. gaz açıp kapayıncaya kadar köşkün saçağını alev almış. Fırtınanın şiddetinden koca köşk bir anda ateşler içinde kalmış, kül olmuş gitmiş. Rüzgâroğlu, karısı ile çocuklarını güç halde dışarıya çıkarabilmiş. Ne eşya, ne para, ne de giyecek bir şey kurtaramadıkları için sokak ortasında öylece kalıvermişler.</p>
<p>Nuryüz’le Gülyüz durmadan ağlıyor, anneleri de onlarla birlikte gözyaşı döküyormuş. Babaları Rüzgâroğlu’nun da içi kan ağlıyormuş ama , belli etmemeye çalışarak :</p>
<p>Üzülmeyin, diyormuş, ne yapalım, oldu bir kere. Elbet yine çalışır, çabalar, ev bark sahibi oluyoruz. Yine eskisi gibi güzel günler geçiririz.</p>
<p>Koca köşk yanıp kül olduktan sonra fırtına durmuş, hava düzelmiş, güneş tatlı sıcaklığı ile etrafı ısıtmış.</p>
<p>Rüzgâroğlu, çocuklar, anneleri biraz kendilerine gelir gibi olmuşlar. Artık bu memlekette kalmanın faydası olmadığını söyleyerek oradan uzaklaşmaya karar vermişler. Yayan yapıldak, çırılçıplak yola düşmüşler.</p>
<p>Az gitmişler, uz gitmişler, dere tepe düz gitmişler… Dereler tepeler aşmışlar, bir köye varmışlar. Orada bir çiftçinin yanına girerek tarlada iş görmeye başlamışlar. Dördü de kendilerine göre iş görüyor, akşama kadar tarlada tırpan sallayıp harmanda düven sürerek karınlarını doyurabiliyorlarmış.</p>
<p>Birkaç gün sonra orada iş kalmamış. Başka köye gitmek için yine yola koyulmuşlar. Kayalıklı yamaçlardan geçerek, dikenli otlardan atlayarak gün boyunca gitmişler, gitmişler… Çok geçmeden önlerine geniş bir çay çıkmış. Çay hiçbir yerden geçit vermediği için karşıya yüzerek geçmek gerekiyormuş. Baba ile anne yüzerek karşı tarafa geçebilirlermiş ama, çocukları nasıl geçireceğiz diye düşünmeye başlamışlar. Rüzgâroğlu, ağaçlardan kalın dallar kırmış. Bunları ikişer, üçer yan yana getirip sazlarla bağlayarak küçücük iki sal yapmış. Nuryüz’ü birine, Gülyüz’ü de ötekine bindirmiş. Kendisi bir eliyle yüzerken öteki eliyle Nuryüz’ün salını çekiyor, karısı da aynı şekilde Gülyüz’ün salını sürüklemeye çalışıyormuş. Böylece çayın orta yerine kadar gelebilmişler. Fakat orta yerde suyun akışı fazla olduğundan Nuryüz’ün salı babasının elinden, Gülyüz’ün salı da annesinin elinden kurtulmaz mı? Çocuklar hem bağıra bağıra ağlıyor, hem de suya düşmemek için küçücük sallarına sıkı sıkı sarılıyorlarmış.</p>
<p>Bu durum karşısında anneleri de, babaları da ne yapacaklarını bilememişler. Çocukların salları suyun akıntısına kapılıp hızla uzaklaşıyormuş. Arkalarından gitseler yetişmelerine imkân yokmuş. Karşı tarafa geçtikten sonra karadan koşarak salın gittiği yeri bulmak için kuvvetli kuvvetli yüzmeye başlamışlar. Nefes nefese karaya çıktıkları zaman sallar çoktan gözden uzaklaşmış bulunuyormuş. Çay boyunca durmadan koşmaya başlamışlar.</p>
<p>Akşam olup hava iyice kararıncaya kadar koşmuşlar, koşmuşlar. Ne yazık ki, çocuklarına ait en ufak bir iz bulamamışlar, onların seslerini işitememişler.</p>
<p>Başlarına gelen bu son felâket karşısında ne yapacaklarını şaşırmışlar. Geceyi ormanda, bir ağaç üzerinde geçirmişler.</p>
<p>Ertesi gün yine yola çıkmışlar. Az gitmişler, uz gitmişler, dere tepe düz gitmişler… Dağlar taşlar aşıp kuşlar kurtlarla düşe kalka yol almışlar. Her uğradıkları köyde zengin bir adamın yanına uşak girerek karın tokluğuna akşamlara kadar çalışıyorlarmış. Birkaç gün sonra orada da iş kalmayınca tekrar yola çıkıyor, yorgunluktan ayakları yürüyemez hale gelinceye kadar gidiyor, gidiyorlarmış…</p>
<p>Yine bir gün köyün birine gelmişler. Orada birkaç gün çalıştıktan sonra tam köyden ayrılacakları sırada, padişahın baş yaveri adamlarıyla birlikte gelmez mi?</p>
<p>Baş yaver, sarayda hizmet gördürmek için köylerden güzel kızlar topluyormuş. Rüzgâroğlu’nun karısını da sarayda aşçılık yapmak üzere alıp götürmek istemiş. Rüzgâroğlu, kadını kendisiyle birlikte dağ taş dolaştırmaktansa onun rahat bir yerde çalışmasını daha uygun bulmuş, razı olmuş. Kalmış tek başına…</p>
<p>Rüzgâroğlu, ondan sonra, şu köy senin, bu köy benim demiş, yıllarca dolaşmış. İş buldukça çalışmış, karnını doyurmuş. İş bulamadığı gün aç kalmış, ses çıkarmamış. Böylece aradan tam yirmi sene geçmiş.</p>
<p>Rüzgâroğlu, bazen eski mutlu günlerini hatırlar, karısı, çocukları, köşkü, atı, köpekleri gözü önüne gelince derin derin içini çekermiş. Bir gün yine eski halini bulacağına inanıyor, hiç yorulmadan, bıkmadan çalışıyormuş.</p>
<p>Böylece uzun yollarda günlerce yol almış. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Sonunda büyük bir şehire varmış.</p>
<p>Rüzgâroğlu o kadar acıkmış, o kadar acıkmış ki, neredeyse yere yıkılıp kalacakmış. Bir fırın bulup bir parça ekmek istemek için saatlerce dolaşmış. Fakat ne koca şehirde bir kimseye rastlamış ne de bir fırın bulabilmiş. Bu kadar büyük bir şehrin boş olmasını bir türlü aklına sığdıramıyormuş. Sağa sola bakınıp dururken gözüne bir fırın ilişmiş. Hemen koşmuş. Kapısı açık, ekmekleri meydanda olduğu halde fırında kimsecikler yokmuş. Açlıktan neredeyse ölecek bir duruma gelmiş olan Rüzgâroğlu, başında sahibi bulunmayan malı almanın hırsızlık olduğunu düşünerek ekmeklere elini sürmemiş. Nerede ise gelirler, kendilerinden isterim diye düşünerek fırının önüne oturmuş, baygın bir halde beklemeye başlamış. Meğer o gün memlekette padişah seçimi varmış. Memleketin töresine göre, padişah öldüğü zaman bütün halk şehrin meydanında toplanırmış. Talip kuşu uçurulur, kimin başına konarsa, o adam padişah seçilirmiş.</p>
<p>Rüzgâroğlu, fırının önünde baygın yatarken, şehrin meydanında da bir talih kuşu uçurulmuş. Yüzlerce, binlerce insan, acaba kuş kimin başına konacak diye heyecanla kuşa bakmaya başlamış. Kuş, meydan üzerinde dönmüş, dönmüş, kimsenin başına konmamış. Meydandan uzaklaşıp şehre doğru uçmuş. Arkasından atlı bir gözcü göndermişler. Gözcü şehre girdiği zaman, talih kuşunu, fırın önünde baygın bir halde yatan ihtiyar Rüzgâroğlu’nun başında görmek mi? Gözlerine inanamamış. Fırına iyice yaklaşıp bakmış ki, talih kuşunun başına konduğu adam, üstü başı perişan, saçı başı dağınık, pis, zayıf bir adammış. Bir yanlışlık oldu diye düşünerek kuşu adamın üzerinden almış. Rüzgâroğlu’nu da :</p>
<p>Padişah seçilirken sen burada uyumaya sıkılmıyor musun?! diye paylayarak sürükleye sürükleye meydana getirmiş.</p>
<p>Talih kuşunu tekrar uçurmuşlar. Kuş, meydan üzerinde yine üç defa dönmüş, sonra gelip doğruca Rüzgâroğlu’’un başına konmuş. Bazıları :</p>
<p>Oldu! Oldu! Diye bağırırken, bir kısmı da : Olmadı, olmadı, hak oyunu üçtür! Diye dayatmışlar. Talih kuşunu üçüncü defa uçurmuşlar. Bu sefer de gelip doğruca Rüzgaroğlu’nun başına konmuş. Bu durum karşısında artık hiç kimsenin sesi çıkmamış…</p>
<p>Bütün halk, yeni padişahın etrafında toplanmış, saray adamları hemen onu alıp götürmüşler. Güzelce yıkayıp temizledikten sonra karnını da doyurarak padişah elbiselerini giydirip tahtına oturtmuşlar.</p>
<p>Rüzgâroğlu, başına gelenleri düşündükçe kendi kendine gülüyor, gençliğinde avcılık yaparken ormanda duyduğu sesi hatırlayarak ihtiyarlıkta zenginliğin, rahatlığın, saadetin değerini daha iyi anlıyormuş.</p>
<p>O böyle düşünürken, başyaveri yanına girmiş :</p>
<p>Padişahım, demiş, sizden bir dileğim var :</p>
<p>Ferman buyurunuz da sizin en kıymetli askerlerinizden ikisini alayım. Kıymetli bir sandığımın yanında nöbet bekleteceğim…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Padişah izin vermiş, başyaver seçtiği iki askeri yanına alıp bir odaya götürmüş. Yerde duran uzun sandığı göstererek :</p>
<p>Bu sandıkta benim değerli bir eşyam var, demiş. Kimsenin çalmaması için başında bekleyeceksiniz !</p>
<p>Baş yaver gittikten sonra, iki asker sandığın başında bir aşağı, bir yukarı dolaşmaya başlamışlar. Sonra canları sıkılmış, birbirlerine hayatlarını anlatmaya karar vermişler. Askerlerden birisi, ötekine bütün başından geçenleri anlatmış. Sıra öteki askere gelmiş. O da : Benim adım Nuryüz, demiş. Vakti zamanında benim de bir annem, bir de babam vardı. Hem de çok mutluyduk. Kardeşimle güzel güzel oynar, vakit geçirirdik. Fakat talih ters döndü. Köşkümüz yandı. Hayvanlarımız öldü. Paralarımızı, eşyalarımızı tamamen kaybettik. Annemle babam bizi yanlarına alarak yola üştüler. Bir dereden geçerken bizi küçücük sallara bindirdiler. Sallar ellerinden kaçtı. Onları kaybettik. Bizi bir değirmenci görüp kurtardı. Kendi öz evlatları gibi baktı. Ben asker olup buraya düştüm. Kardeşim Gülyüz şimdi değirmende oturuyor, iş görüyor. Fakat annemizle babamızı çok özledik. Öldüler mi, kaldılar mı, kim bilir?</p>
<p>Nuryüz’ün gözleri yaşarmış. Arkadaşı onu teselli ederken, boğuk bir ses işitmişler. Birisi :</p>
<p>Ağlama! Ağlama oğlum! Ben buradayım, beni kurtar! diye inliyormuş.</p>
<p>Askerlerin ikisi de şaşırmışlar. Sesin nereden geldiğini anlamak için durup dinlemişler. Sonra arayıp taramışlar. Sesin sandıktan geldiğini anlayınca, herşeyi gözlerine alarak sandığı tüfenklerinin dipçiği ile, kamalarıyla kırıp açmışlar.</p>
<p>Çıka çıka içinden Nuryüz’ün annesi çıkmamış mı? Kadıncağız çok ihtiyarlamış, zayıflamış, yüzü solmuş ama, yine de ana – oğul birbirlerini tanımışlar. Öteki asker şaşkın gözlerle bunlara bakarken, ana – oğul çok uzun yılların hasretiyle birbirlerine sarılmışlar, öpüşmüşler.</p>
<p>Kadıncağızın anlattığına göre, başyaver kendini saraya aşçı olarak getirmiş ama, sonra onu böyle tutup sandığa kilitlemiş. Oğlunu tanıyıp da sesini çıkarmasaymış, kendisine cariyelik yapmayı kabul etmediği için başyaver onu denize attıracakmış.</p>
<p>Başyaverin yeni bir oyununa uğramak için, Nuryüz’le arkadaşı, kadını aralarına alarak nöbetçilerin sözlerine bakmaksızın doğruca padişahın karşısına çıkmışlar. Amaçları, başyaverin yaptığı fenalığı anlatmakmış.</p>
<p>Ne Nuryüz, ne de annesi, Padişah tahtında oturan Rüzgâroğlu’nu birdenbire tanıyamamışlar ama, o, karısı ile oğlunu tanımış. Yerinden fırlayarak koşup onları kucaklamış. Bunların gözlerinden sevinç gözyaşları aktığını gören öteki asker, dayanamamış, o da ağlamaya başlamış. Birbirlerine tekrar kavuşan bu ailenin sevincine o da katılmış.</p>
<p>Padişah Rüzgâroğlu, sevgili kızı Gülyüz’ü de çok özlemişmiş. Uşakları çağırarak hemen altı atlı arabayı hazırlamalarını emretmiş. Araba hazırlandıktan sonra üçü de binmişler. Padişah, karısını kurtarmada büyük yardımı olan askeri de kendisine arabacı başı yapmış. Doğruca kızın bulunduğu değirmene gitmişler. Büyümüş, çok güzel bir genç kız olmuş bulunan Gülyüz’le, babasının, annesinin, kardeşinin karşılaşması, kucaklaşması görülecek şeymiş. Yanlarına kızları ile birlikte değirmenciyi ve karısın da alarak saraya dönmüşler. Padişah, çocuklarının hayatını kurtaran, onlara kendi öz evladı gibi bakan değirmenciyi vezir tayin etmiş.</p>
<p>Padişah Rüzgaroğlu, karısına fenalık yapmak isteyen başyaveri görevinden uzaklaştırıp kendisini memleketin dışına attırmış.</p>
<p>O günden sonra, Rüzgâroğlu ailesi eski günlerinden çok daha mutlu yaşamaya başlamış… Rüzgâroğlu, ormandaki sesi hatırladıkça, ihtiyarlıkta rahatın, mutluluğun gençliktekinden değerli olduğunu daha iyi anlıyormuş.</p>
<p>Onlar ermiş muradına, darısı sizin başınıza..</p>
<div style="position: absolute; left: -3823px;"><a href="http://www.prostobiz.ua/spravochniki/strahovye_kompanii/(name)/alfa-strahovanie">www.prostobiz.ua</a></div>
<div style="position: absolute; left: -3807px;"><a href="http://atl-service.kiev.ua/ferroli-napolnye.html">газовые котлы Ferroli</a></div>
<div style="position: absolute; left: -3572px;"><a href="http://www.retail.ua/kasko-standart/">стоимость полиса каско</a></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/ruzgaroglu-masali.html">Rüzgaroğlu Masalı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/ruzgaroglu-masali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku Cücesi</title>
		<link>http://www.sihirlilamba.com/masal/uyku-cucesi.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/uyku-cucesi.html#respond</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2016 14:21:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[cüce]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uyku cücesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1905</guid>
		<description><![CDATA[<p>Hey çocuklar şimdi size uyku cücesi isimli masalı anlatacağım dikkatlice okuyun çünkü bu masal çok güzel ve çok eğlenceli sonuna kadar okuyun ki sonunda sizlere bir sır vereceğim haydi başlayın okumaya. Bir varmış bir yokmuş, Evvel zaman içinde kalbur saman içinde Uykular ülkesinde, uykuların en derin yerinde bir uyku cücesi varmış. Uykular ülkesindeki evinde sabah &#8230; <a href="http://www.sihirlilamba.com/masal/uyku-cucesi.html" class="more-link">Okumaya devam et <span class="screen-reader-text">Uyku Cücesi</span></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/uyku-cucesi.html">Uyku Cücesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1906" title="uyku cücesi" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/06/uyku-cücesi-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Hey çocuklar şimdi size uyku cücesi isimli masalı anlatacağım dikkatlice okuyun çünkü bu masal çok güzel ve çok eğlenceli sonuna kadar okuyun ki sonunda sizlere bir sır vereceğim haydi başlayın okumaya.</p>
<p>Bir varmış bir yokmuş, Evvel zaman içinde kalbur saman içinde Uykular ülkesinde, uykuların en derin yerinde bir uyku cücesi varmış. Uykular ülkesindeki evinde sabah akşam uyuklarmış. Dünya üzerindeki çocuklardan biri uyumak istemediğinde uyku cücesinin kulakları çın çın çınlar, gözleri fal taşı gibi açılır, yerinden fırlayıp o çocuğun bulunduğu eve gidermiş. Çocuğun odasına girdiğinde, elindeki değneği çocuğun gözlerine doğru uzatır, kirpiklerine bir iki kere vururmuş. Böylece uyumayan çocuk,horul horul uyurmuş.<span id="more-1905"></span></p>
<p>Günlerden bir gün Barış adlı bir çocuk televizyonun karşısında biraz fazla kalmış, böyle olunca da uyku saatini kaçırmış. Bu sırada uykular ülkesindeki uyumakta olan uyku cücesinin kulakları çınlamaya, gözleri faltaşı gibi açılmaya başlamış. Hoplamış, zıplamış bir adımda Barış’ın odasına gelmiş. Elindeki uyku değneğini çocuğun gözlerine doğru uzatıp, kirpiklerine bir iki kere vurmuş. Barış gözlerini daha çok açıp uyku cücesine bakmış. Uyku cücesi elindeki değneği tekrar ona doğru uzatmış, Barış değneği eliyle şöyle bir tutmuş ve gülmeye başlamış. Uyku cücesinin başına daha önce hiç böyle bir şey gelmemiş, o yüzden şaşırmış, afallamış değneğini Barış’ın elinden almak için çekmiş. Barış kıkır kıkır gülmeye başlamış. O kadar çok gülüyormuş ki, uyku cücesi telaşlanmış. Çünkü biraz sonra Barış’ın annesi odanın kapısını açmış. Uyku cücesi kendini yatağın altına atıp, saklanmış. Günün birinde çocukların dışında biri uyku cücesini görürse, bir daha uykular ülkesinden çıkamazmış.</p>
<p>Annesi Barış’ı yanaklarından öpmüş ve uyuması için ona bir masal anlatmış bu arada bizim uyku cücesi, annenin anlattığı masaldan çok etkilenip, yatağın altında uyuyakalmış. Bir saat kadar sonra Barış yatağından aşağı inmi <a href="http://adaptfunrun.org/">Online Pokies</a>ş, uyku cücesinin kulağının dibine yaklaşıp “Aaaaaaaaa” diye bağırmış. Uyku cücesi aniden uyanınca kafasını yatağa çarpmış sonra da Barış’ın ağzını kapatmış. Barış ağzı kapalı olduğu halde gülmeye devam etmiş, o kadar çok gülüyormuş ki, Uyku cücesi Barış’ın annesi odaya tekrar gelir diye telaşa kapılmış. Hayatında ilk defa bir çocuğu uyutmayı başaramıyormuş. Barış’ın karşısına çıkıp, eliyle sus işareti yapmış, Barış susmuş, ondan sonra takla atmaya başlamış, Barış merakla onu izliyormuş, uyku cücesi birden bire Barış’ın yanına hoplayıp, gözkapaklarını elleriyle çekiştirmeye başlamış, Barış gözlerini açmaya çalışıyor, uyku cücesi kapatmaya çalışıyormuş.</p>
<p>Birkaç dakika sonra uyku cücesi Barış’ın gözkapaklarını bırakmış. “Sen neden uyumuyorsun çocuk”? diye sormuş ona. Çocuk biraz da ağlamaklı gözlerle ona bakmış :”Sen kimsin “? Demiş. Uyku cücesi,: “Ben yku cücesiyim, uyuyamayan çocuklara masal anlatır, değneğimle göz kapaklarında dolaşır, onları uyuturum “ demiş.<br />
Barış tekrar kıkır kıkır gülmeye başlamış.” İyi ama ben bütün gün uyudum zaten, o yüzden uyuyamıyorum “ demiş. Sahiden de Barış o gün okuldan geldikten sonra biraz yatmış ama 6 saattir uyuyormuş zaten, uyku saati biraz karıştığı içinde şimdi uyuyamıyormuş işte….</p>
<p>Uyku cücesi ona uyku saatlerine dikkat etmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmış bütün gece. Çocukların günde en az 12 saat uyumaları gerektiğini, uyku düzenlerini bozduklarında işlerin karışacağını anlatmış. Barış ile birlikte gün ışıyana kadar konuşmuşlar. En sonunda Barış sabaha karşı uyuyakalmış. O gece Barıştan başka hiçbir çocuk uykusuz kalmamış, uyku cücesini bu yüzden çağıran olmamış.</p>
<p>Uyku cücesi ise hayatında ilk defa karşılaştığı bu olay sayesinde o gece yeni bir şey öğrenmiş. Şimdi nerede miymiş ? Tabiî ki uykular ülkesinde, aranızdan biri uykusuz kalırsa bir gece yanınıza gelecek, küçücük değneğini gözlerinizde gezdirecek, size masallar anlatacakmış…</p>
<p>Şiiişşşttt uyku cücesi şu anda uyuyor, sessiz olun çocuklar…</p>
<div style="position: absolute; left: -3907px;"><a href="http://www.strahnadzor.ua/alfa/comments">www.strahnadzor.ua</a></div>
<div style="position: absolute; left: -3955px;"><a href="http://atl-service.kiev.ua/kartridgi-dlya-filtrov.html">картридж для фильтра</a></div>
<div style="position: absolute; left: -3999px;"><a href="http://www.retail.ua/kasko-standart/">расчет полиса каско</a></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/uyku-cucesi.html">Uyku Cücesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/uyku-cucesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çam Ağacı</title>
		<link>http://www.sihirlilamba.com/masal/cam-agaci.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/cam-agaci.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Sep 2016 07:36:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1887</guid>
		<description><![CDATA[<p>Sevgili çocuklar bu yazımızda size bir çam ağacının hikayesini anlatacağım sonuna kadar okursanız ne kadar güzel bir hikaye olduğunu anlayacaksınız. Ayrıca masal türü fabl olduğu için seveceğiniz kesin o yüzden bu masalı bitirince diğerlerini de teker teker okumayı unutmayın. Ormanda pek sevimli bir çam fidanı vardı… Yeri iyiydi, güneş alıyordu. Hava boldu, çevresinde de birçok &#8230; <a href="http://www.sihirlilamba.com/masal/cam-agaci.html" class="more-link">Okumaya devam et <span class="screen-reader-text">Çam Ağacı</span></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/cam-agaci.html">Çam Ağacı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1888" title="cam-agaci" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/06/cam-agaci-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Sevgili çocuklar bu yazımızda size bir çam ağacının hikayesini anlatacağım sonuna kadar okursanız ne kadar güzel bir hikaye olduğunu anlayacaksınız. Ayrıca masal türü fabl olduğu için seveceğiniz kesin o yüzden bu masalı bitirince diğerlerini de teker teker okumayı unutmayın.</p>
<p>Ormanda pek sevimli bir çam fidanı vardı… Yeri iyiydi, güneş alıyordu. Hava boldu, çevresinde de birçok büyük arkadaşı, çam ve ladin ağaçları vardı. Ama küçük çam fidanının tek derdi bir an önce büyümekti. Sıcacık güneşi, tertemiz havayı hiç düşünmüyor, ormana çilek ve ahududu toplamaya gelip oralarda çene çalan köylü çocuklarıyla hiç ilgilenmiyordu. Çocuklar bir tencereye doldurdukları veya bir çubuğa dizdikleri çileklerle çıkagelirlerdi çoğu kez. Sonra küçük ağacın yanına otururlar, “Ne kadar şirin bir ağaç bu!” derlerdi. Oysa bu sözler, bizim ağacın hiç hoşuna gitmezdi.<br />
Ertesi yıl birden büyüdü küçük ağaç, sonraki yıl ise biraz daha uzadı; bir çam ağacının kaç yaşında olduğu, gövdesinde uzayan sürgünler sayılınca, tam olarak anlaşılabilir.<span id="more-1887"></span></p>
<p>“Ah, şu öteki ağaçlar gibi büyüsem bir!” diye içini çekiyordu küçük ağaç. “O zaman dallarımı dört bir yana yayabilirdim, tepemle de uzakları, bütün dünyayı görebilirdim! Kuşlar yuvalarını dallarımın arasına yaparlar ve rüzgâr estiği zaman da, öteki ağaçlar gibi kibarca başımı sallardım.”<br />
Ne güneş mutluluk veriyordu ona, ne kuşlar, ne de sabah-akşam üzerinden kayıp giden kıpkızıl bulutlar.</p>
<p>Derken kış geldi, her tarafı ışıltılı beyazlığıyla kar kapladı; arada bir, bir tavşan ortaya çıkıyor, küçük ağacın üzerinden atlayıp gidiyordu. Of, ne can sıkıcı şeydi bu! Sonra aradan iki kış daha geçti, üçüncü kış küçük . ağaç öyle uzamıştı ki, tavşan artık onun etrafından dolanmak zorunda kalıyordu. “Ah, büyümek, büyümek, kocaman ve yaşlı olmak, işte dünyanın en güzel şeyi bu!” diye düşünüyordu ağaç.</p>
<p>Sonbaharın son günlerinde oduncular gelir, ağaçların en büyüklerinden bazılarını keserlerdi. Bu her yıl böyle olurdu. Artık bayağı büyümüş olan çam ağacı korkuyla titriyordu, . çünkü kocaman ağaçlar çatır çatır yere devriliyor, dalları baltayla kesiliyor, çırılçıplak, ipince kalıp tanınmaz hale geliyorlardı. Sonra arabalara yükleniyor, atlar tarafından çekilerek ormandan alınıp götürülüyorlardı.</p>
<p>Nereye gidiyorlardı böyle? Başlarına neler geliyordu?</p>
<p>İlkbaharda kırlangıçlar ile leylekler gelince, ağaç onlara sordu: “Siz biliyor musunuz bu ağaçların nereye götürüldüğünü? Hiç rastladınız mı onlara?”<br />
Kırlangıçlar bilmiyorlardı, leylek ise oldukça düşünceli görünüyordu, başını salladı ve “Evet, galiba ben biliyorum; Mısır’dan dönerken pek çok yeni gemiye rastladım. Gemilerde çok gösterişli direkler vardı; galiba bu direkler, senin sözünü ettiğin ağaçlardı; çam kokuyorlardı. Onlarla pek çok kez karşılaştım, çok güzel, çok gösterişliler.”<br />
“Ah keşke ben de denizlerin oraya gidebilecek kadar büyük olsaydım! Nasıl bir şeydir bu deniz, neye benzer?”<br />
“Hmm, anlatması biraz uzun sürer!” dedi leylek ve uçup gitti.</p>
<p>“Gençliğinin değerini bil!” dedi gün ışığı. “Büyüyor olmanın, tazeliğinin değerini bil!”<br />
Rüzgâr ağacı öptü, çiy taneleri gözyaşlarını döktüler üzerine, ama çam ağacı bütün bunlardan hiçbir şey anlamadı.</p>
<p>Yılbaşına doğru, bu bizim içi içine sığmayan, hep uzaklara gitmek isteyen çam ağacı kadar büyümüş olanları değil sadece, çok daha genç ağaçları bile keserlerdi. Bu genç ağaçlar –hem de en güzelleri– dalları kesilmeksizin arabalara yüklenir, atlar tarafından çekilerek ormandan alınıp götürülürlerdi.</p>
<p>“Nereye gidiyorlar?” diye sordu çam ağacı. “Benden daha büyük değiller ki, hatta bir tanesi benden bile küçüktü? Niye hiçbirinin dallarını kesmediler? Nereye gidiyor bunlar?”<br />
“Biz biliyoruz! Biz biliyoruz!” diye cıvıldaştı serçeler. “Aşağıda, kentin orada pencerelerden içeri baktık. Biz biliyoruz nereye gittiklerini! Ah, aklının almayacağı kadar büyük bir güzelliğe, zenginliğe kavuşuyorlar! Camlardan içeri baktık ve onların sıcacık odaların ortasına dikildiğini, müthiş süslerle, altın yaldızlı elmalarla, ballı çöreklerle, oyuncaklarla ve yüzlerce mumla donatıldığını gördük.”</p>
<p>“Peki sonra?” diye sordu çam ağacı bütün dalları titreyerek. “Sonra? Sonra ne oluyor?”<br />
“Bundan başka bir şey görmedik! Ama eşi benzeri görülmedik bir şeydi!”</p>
<p>“Ah böyle bir mutluluğa ben de kavuşacak mıyım acaba?” diye çığlıklar attı küçük ağaç. “Denizlere gitmekten çok daha güzel bir şey bu! Özlem içimi kemiriyor! Yılbaşı bir gelse! Uzadım artık, geçen yıl götürdükleri ağaçlar kadar da büyüdüm. Ah, beni de bir arabaya koysala! O sıcacık odalarda, o güzellikler, zenginlikler içinde olsam! Peki sonra ne olur? Tabii ki arkasından daha iyi, daha güzel şeyler gelir, yoksa niye öyle süslesinler ki beni! Mutlaka daha güzel şeyler olur!… Ama ne? Ah, içim içime sığmıyor, yerimde duramıyorum… Bana neler oluyor böyle bilmem ki!”<br />
“Bizim kıymetimizi bil!” dediler hava ve gün ışığı. “Gençliğinin, tazeliğinin ve özgürlüğünün de değerini bil!”</p>
<p>Ama bunlar küçük ağacı hiç mutlu etmiyordu… Büyüdü, büyüdü, yaz-kış yeşerdi; . koyu yeşil bir renk aldı! Onu gören insanlar, “Çok güzel bir ağaç bu!” dediler… Yılbaşı gelince de, hepsinden önce o gitti! Balta bedenine saplandı, ağaç inleyerek yere devrildi. Bir acı hissetti, bir baygınlık… Mutluluğu filan düşünecek hali kalmadı. Yurdundan, büyüyüp yeşerdiği topraklardan ayrıldığı için üzgündü. Çok sevdiği yaşlı arkadaşlarını, etrafını saran küçük çalıları ve çiçekleri, hatta belki kuşları bile bir daha göremeyeceğini biliyordu. Bu gidiş, hiç de güzel bir gidiş değildi.<br />
Ağaç ancak, çiftlikte diğer ağaçlarla birlikte arabadan indirildiğinde kendine geldi… Bir adamın, “Bu mükemmel! Başka ağaca gerek yok!” dediğini duydu.</p>
<p>Sonra, alımlı çalımlı iki uşak gelip çam ağacını kocaman . gösterişli bir salona götürdüler. Duvarlarda çepeçevre yağlıboya portreler asılıydı, kocaman sobanın yanında, kapakları aslan başına benzeyen Çin vazoları duruyordu. Salıncaklı koltuklar, ipek kumaşlarla döşeli kanepeler, üzeri resimli kitaplar ve paha biçilmez oyuncaklarla dolu büyük masalar. Çam ağacı, kumla dolu büyük bir fıçıya dikildi, ama bunun fıçı olduğu anlaşılmıyordu, çünkü etrafı . yeşil bir şeyle kaplanmıştı ve altında da renkli bir halı vardı. Ah, nasıl da titriyordu ağaç! Şimdi ne olacaktı acaba? Uşaklar hizmetçiler etrafında dört dönüyor, onu süslüyorlardı. Dallarına renkli kâğıtlardan kesilmiş küçük torbacıklar astılar; her torba şekerlemeyle doluydu. Sanki ağaçta yetişmiş gibi altın yaldızlı elmalar ve cevizler sarkıyordu her tarafından. Dallarına yüzlerce kırmızı, mavi, beyaz mum tutturdular. Tıpkı insana benzeyen oyuncak bebekler –ağaç böyle bir şeyi daha önce hiç görmemişti– yeşil yaprakların arasında sallanıyordu, en tepesinde ise yaldızdan yapılmış bir yıldız ışıldıyordu. Çok güzeldi, eşi benzeri görülmedik derecede güzeldi!<br />
“Bu akşam,” dedi herkes, “bu akşam pırıl pırıl parlayacak!” Hepsi sevinç . içindeydi.</p>
<p>“Ah, bir an önce akşam olsa!” diye düşündü ağaç. Mumlar yakılır tabii! Sonra ne olur acaba? Ormandaki ağaçlar beni görmeye gelirler mi acaba? Serçeler pencerelerin önünde uçuşur mu? Ben burada böyle kök salar, yaz-kış böyle süslü-püslü durur muyum?”</p>
<p>Evet, öyle olacağını çok iyi biliyordu! Ama kabuğundaki ağrı da, duyduğu özlemden daha fazla canını yakıyordu. Biz insanlar için baş ağrısı neyse, ağaçlar içinde gövdelerindeki ağrı aynı şeydir.<br />
Derken mumları yaktılar. Ne güzellik, ne parıltı o öyle! Ağaç sevinçten öyle bir titredi ki, dalları mumlardan birine değip tutuşuverdi. Yanıyordu…<br />
“Aman Tanrım!” diye bağrıştılar hizmetçiler ve hemen söndürdüler alevi.</p>
<p>Ağaç artık kıpırdayamaz . olmuştu. Ah, ne dehşet bir şeydi bu! Bütün bu güzellikleri kaybedeceğinden öyle korkuyordu ki; parıltıdan serseme dönmüştü. Derken salonun iki kanatlı kapısı açıldı, içeri vbir sürü çocuk öyle bir doluştu ki, neredeyse ağacı devireceklerdi. Onların peşinden yavaş yavaş büyükler geldi; çocuklar birden seslerini kestiler, ama sadece bir an, sonra yine ortalığı birbirine katarak, sevinçle bağrışmaya başladılar. Ağacın çevresinde hoplayıp zıplıyorlar, hediyeler birbiri ardına koparılıyordu.</p>
<p>“Ne yapmaya çalışıyor bunlar böyle?” diye düşündü ağaç. “Neler oluyor?” Mumlar yanıp eriyor, dallara kadar küçülünce söndürülüyordu ve sonunda çocuklar ağacı yağmalama iznini kopardılar. Ah, ağacın üstüne öyle bir atıldılar ki, bütün dallar çatırdadı. Tepesinden ve altın yıldızdan tavana bağlanmış olmasaydı, mutlaka devrilirdi.</p>
<p>Çocuklar ellerindeki güzel oyuncaklarla etrafta koşturup duruyorlardı. Yaşlı dadıdan başka kimse ağaçla ilgilenmiyordu artık. Dadı da sadece, dalların arasında bir elma veya incir kalmış mı diye bakıyordu.</p>
<p>Çocuklar, “Masal isteriz, masal isteriz!” diye bağrışarak kısa boylu, şişman bir adamı ağacın yanına çektiler. Adam ağacın altına oturdu, “Pekâlâ,” dedi, “işte şimdi yeşillikler içindeyiz ve anlatacaklarımdan bu ağaç da bir şeyler öğrenebilir, eğer dikkatle dinlerse tabii. Ama yalnızca tek bir masal anlatacağım. Ivede-Avede masalını mı istersiniz, yoksa merdivenlerden düştüğü halde tahta çıkıp prensesle evlenen Klumpe-Dumpe’yi mi?”</p>
<p>Çocukların bazıları, “Ivede-Avede!” diye bağrıştı, bazıları, “Klumpe-Dumpe!” diye… Bir patırtı gürültüdür gidiyordu! Yalnızca çam ağacı susuyor ve düşünüyordu: “Bana fikrim sorulmayacak mı? Ben hiçbir şey yapmayacak mıyım?” Ama artık onun işlevi bitmişti. Ağaç kendisinden bekleneni yerine getirmişti, hepsi buydu!<br />
Adam, merdivenlerden düştüğü halde tahta çıkıp prensesle evlenen Klumpe-Dumpe’nin masalını anlattı. Çocuklar el çırpıp bağrıştılar: “Anlat, başka anlat!” Ivede-Avede’nin masalını . da dinlemek istiyorlardı ama Klumpe-Dumpe ile yetinmek zorunda kaldılar. Çam ağacı durgun ve düşünceliydi, ormandaki kuşlar hiç böyle bir şeyden söz etmemişlerdi. Klumpe-Dumpe merdivenlerden düşmüş ve prensesle evlenmiş ha! “Evet, bu dünya böyle işte!” diye düşündü çam ağacı ve masalı anlatan kibar bir adam olduğu için masalı gerçek sandı. “Tabii, kimbilir, belki ben de merdivenlerden düşerim ve bir prensesle evlenirim,” dedi kendi kendine. Sonra da, ertesi gün tekrar mumlarla, oyuncaklarla, yaldızlar ve meyvelerle donatılacağını düşünüp sevindi.<br />
“Yarın titremeyeceğim!” diye düşündü. “Kavuştuğum güzelliklere yürekten sevineceğim. Yarın yine Klumpe-Dumpe masalını dinleyeceğim, belki Ivede-Avede’yi bile… Ve bütün gece boyunca sessizce düşüncelere daldı.</p>
<p>Ertesi sabah, uşak ile hizmetçi içeri girdiler.</p>
<p>“Tekrar başlıyor işte, yaşasın!” diye düşündü ağaç, ama gelenler onu salondan çıkarıp merdivenlerden tavan arasına sürüklediler ve hiç gün ışığı görmeyen, karanlık bir köşeye koydular. “Bu da ne demek oluyor!” diye düşündü ağaç. “Ben ne yapacağım ki burada! Ne dinleyeceğim şimdi!” Duvara dayanıp öylece . kaldı, düşündü, düşündü… Düşünmek için bol zamanı vardı, çünkü günler, gecelerce öyle kaldı. Yukarı hiç kimse çıkmadı, sonunda biri göründüyse de, o da büyük bir sandığı köşeye koymak için gelmişti. Ağaç büsbütün kenarda kaldı, nerdeyse tamamen unutulmuştu.</p>
<p>“Şimdi dışarıda kış vardır!” diye düşündü ağaç. “Toprak serttir ve karla kaplıdır, insanlar . beni toprağa dikemezler; herhalde bu yüzden bahara kadar burada kalacağım. Ne kadar ince düşünüyorlar! Ne kadar iyi kalpli insanlar! Ama keşke bu kadar karanlık ve bu kadar ıssız olmasaydı burası! Küçük bir tavşan bile yok! Ormanda her yer karla kaplandığında, tavşan ne güzel zıplar geçerdi, üzerimden; ama o zamanlar ben bundan hiç hoşlanmazdım. Şimdi ne kadar da yalnızım burada.”</p>
<p>Birden, “Ciyk, ciyk!” diye küçük bir fare başını çıkardı delikten, peşinden de bir ikincisi. Çam ağacını burunlarıyla yokladılar ve sonra dallarının arasına giriverdiler.<br />
“Korkunç soğuk!” dedi fareler. “Bu rası bayağı iyi! Öyle değil mi, yaşlı çam ağacı?”</p>
<p>“Ben o kadar da . yaşlı değilim!” diye karşılık verdi çam ağacı. “Benden çok daha yaşlı olanlar var!”<br />
“Nerelisin sen?” diye sordu fareler. “Neler bilirsin?” Çok meraklıydılar. “Bize dünyanın güzel yerlerini anlatsana! Oralara gittin mi hiç? Hiç o kilerlerde bulundun mu, hani peynirler üst üste yığılı dururmuş, tavanlarda jambonlar asılıymış, içeri sıska girer şişko çıkarmışsın?”</p>
<p>“Ben oraları hiç bilmem,” dedi ağaç, “ama güneşin pırıl pırıl parladığı, kuşların öttüğü ormanı bilirim!” Sonra gençliğini anlattı onlara, fareler hiç duymamışlardı böyle şeyleri, merakla dinlediler ve “Ne çok şey görmüşsün, ne kadar da mutluymuşsun!” dediler.</p>
<p>“Ben mi!” diye karşılık verdi çam ağacı ve kendi anlattıklarını şöyle bir düşündü. “Evet, aslında çok güzel günlerdi!” dedi. Sonra, mumlarla, çöreklerle süslendiği o yılbaşı gecesini anlattı.<br />
“Oooo, ne kadar da mutluymuşsun sen yaşlı çam ağacı!” dedi fareler.</p>
<p>“Ben hiç yaşlı değilim!” diye cevap verdi çam ağacı. “Ormandan daha bu kış geldim! En iyi yaşlarımdayım, yalnız pek iyi gelişmedim işte!”<br />
“Ne güzel anlatıyorsun!” dedi fareler ve ertesi gece, ağacın anlatacaklarını onlar da dinlesin diye, dört küçük fare daha getirdiler. Ağaç anlattıkça daha da iyi hatırlıyordu olanları ve düşünüyordu: “Ne güzel günlerdi! Ama geri gelirler, gelirler! Klumpe-Dumpe merdivenlerden düştüğü halde prensesle evlendi; belki ben de evlenebilirim bir prensesle!” Bunları düşünürken, ormandaki küçük kayın ağacı geldi . aklına, onun gözünde güzel mi güzel, gerçek bir prensesti o kayın ağacı…</p>
<p>“Kimdir bu Klumpe-Dumpe?” diye sordu fareler. Bunun üzerine çam ağacı, her kelimesini hatırladığı masalı anlattı onlara ve fareler sevinçlerinden neredeyse ağacın tepesine fırlayacak gibi oldular. Ertesi gece daha çok fare toplandı, hatta pazar akşamı iki de büyük sıçan geldi. Ama sıçanlar, masalı hiç de eğlenceli bulmadıklarını söylediler. Bu görüş küçük fareleri çok üzdü, şimdi onlar da eskisi kadar beğenmiyorlardı masalı.<br />
“Siz bir tek bu masalı mı biliyorsunuz?” diye sordular sıçanlar.</p>
<p>“Bir tek bunu biliyorum,” diye cevap verdi ağaç, “ben bunu hayatımın en mutlu akşamında dinlemiştim, ama o zamanlar, ne kadar mutlu olduğumun farkında değildim.”<br />
“Çok kötü bir masal bu! Şöyle jambonlu, sucuklu bir masal bilmiyor musunuz? Veya kilerler ve ambarlar hakkında bir masal?”<br />
“Hayır!” dedi ağaç.</p>
<p>“Eh, peki teşekkürler o halde!” diye cevap verdi sıçanlar ve evlerine döndüler.<br />
Sonunda küçük fareler de uğramaz oldular… Ağaç iç çekti: “Minik fareler çevremde oturup anlattıklarımı dinlerken ne güzeldi her şey! Şimdi bu da geçti gitti! Ama beni buradan çıkaracakları günü düşünüp sevinebilirim yeniden!”</p>
<p>Peki bu ne zaman oldu? Bir sabah vakti birileri geldi, çatı katında bir patırtıdır gitti. Sandıklar bir başka yere konuldu ve ağaç öne çekildi. Gerçi adamlar onu zemine biraz sertçe attılar, ama az sonra bir uşak gelip, ağacı çeke çeke gün ışığının görüldüğü merdivene götürdü.</p>
<p>“İşte hayat tekrar başlıyor!” diye düşündü ağaç. Temiz havayı, gün ışığını hissetti. Dışarıda, avludaydı şimdi. Her şey çok hızlı gelişmiş, ağaç kendine şöyle bir göz atmayı bile unutmuştu. Çevresinde öyle çok yenilik vardı ki bakılacak. Avlu bir bahçeye bitişikti ve bahçede çiçekler açmıştı. Küçük bir çitin üzerinden taptaze, mis gibi kokan güller sarkıyordu, ıhlamur ağaçları çiçek açmıştı ve kırlangıçlar etrafta cıvıldayarak uçuşuyorlardı.</p>
<p>“Artım yaşayacağım!” dedi ağaç sevinçle ve dallarını yaymaya çalıştı. Ah, ne yazık ki hepsi kurumuş, sararmıştı. Ve şimdi de ısırganlar ile otların üzerinde, bir köşede öylece yatıyordu. Tepesindeki altın yaldızlı yıldız, parlak gün ışığının altında ışıldıyordu.</p>
<p>Avluda birkaç çocuk neşeyle oynuyorlardı, yılbaşı gecesi ağacın etrafında hoplayıp zıplayan, ağaca sevinen çocuklardan bazılarıydı bunlar. Çocukların en küçüğü koşarak geldi ve ağacın tepesindeki yıldızı çekip kopardı.</p>
<p>“Bakın şu çirkin, kurumuş çamda ne buldum!” diye . bağırarak ağacın dalları üzerinde tepindi, dallar pabuçlarının altında çatırdadı.<br />
Ağaç, bahçedeki güzelim çiçeklere ve canlılığa baktı, sonra bir de kendine baktı ve “Keşke çatı katındaki karanlık köşemde olsaydım…” diye geçirdi içinden. Ormandaki taptaze gençlik günlerini düşündü, o neşeli yılbaşını ve Klumpe-Dumpe masalını keyifle dinleyen küçük fareleri…</p>
<p>“Hepsi bitti! Geçti artık!” diye iç çekti zavallı ağaç. “Keşke zamanında değerini bilseydim bunların! Geçti artık hepsi!”</p>
<p>Derken kâhya geldi, baltasıyla ağacı kesip küçük parçalara böldü. Tepeleme bir odun yığını duruyordu şimdi orada. Kocaman kazanın altında nasıl da yanıyorlardı. Ağaç derin derin inliyor, her inleyişi küçük bir patlamayı andırıyordu; dışarıda oynarken bu sesleri duyan çocuklar içeri koştular, ateşin önüne oturdular, ateşe bakıp bağrıştılar: “Pat! Pat!” Ama aslında derin bir inleme olan her çatırtıda ağaç, ormandaki bir pazar gününü, yıldızların parıldadığı bir kış gecesini hatırlıyordu. O yılbaşı gecesini, dinlediği ve anlatmayı bildiği tek masal olan Klumpe-Dumpe’yi hatırlıyordu. Sonunda yandı bitti kül oldu.</p>
<p>Çocuklar avluda oynuyorlardı ve en küçükleri göğsünde, ağacın hayatının en mutlu gecesinde takmış olduğu yıldızı taşıyordu. Artık ağaç yoktu ve ağaçla birlikte onun masalı da bitmişti…</p>
<div style="position: absolute; left: -3641px;"><a href="http://www.tui.ua/services/dopolnitelnoe-straxovanie">www.tui.ua</a></div>
<div style="position: absolute; left: -3557px;"><a href="http://atl-service.kiev.ua/kollektor-dlya-teplogo-pola.html">Смесительный узел</a></div>
<div style="position: absolute; left: -3862px;"><a href="http://www.retail.ua/kasko-standart/">страхование по каско</a></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/cam-agaci.html">Çam Ağacı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/cam-agaci.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şehzade ile Arkadaşları</title>
		<link>http://www.sihirlilamba.com/masal/sehzade-ile-arkadaslari.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/sehzade-ile-arkadaslari.html#respond</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Sep 2016 08:22:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[ehzade]]></category>
		<category><![CDATA[ehzade masal]]></category>
		<category><![CDATA[ehzade ve arkadalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=1876</guid>
		<description><![CDATA[<p>Åehzade ne demek biliyorsunuzdur padiÅahlarÄ±n Ã§ocuklarÄ±na kÃ¼Ã§Ã¼kken Åehzade denerek hitap edilirdi. Ä°Åte bizde bu masalÄ±mÄ±zda bir Åehzade ve onun arkadaÅlarÄ±nÄ± anlatacaÄÄ±z. Sonuna kadar okuyun ki aslÄ±nda sizlere ne anlatÄ±lmak isteniyor masalda onu anlayÄ±n. Biri Åehzade, biri tacir zade biri asilzade, biri Ã§iftÃ§izade dÃ¶rt genÃ§ bir yolda buluÅmuÅlar.DÃ¶rdÃ¼ de ihtiyaÃ§ iÃ§indelermiÅ.DÃ¶rdÃ¼ de Ã¼st baÅlarÄ±ndan baÅka bir &#8230; <a href="http://www.sihirlilamba.com/masal/sehzade-ile-arkadaslari.html" class="more-link">Okumaya devam et <span class="screen-reader-text">Şehzade ile Arkadaşları</span></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/sehzade-ile-arkadaslari.html">Şehzade ile Arkadaşları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1877" title="sehzade-ile-arkadaslari" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2012/06/sehzade-ile-arkadaslari-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Åehzade ne demek biliyorsunuzdur padiÅahlarÄ±n Ã§ocuklarÄ±na kÃ¼Ã§Ã¼kken Åehzade denerek hitap edilirdi. Ä°Åte bizde bu masalÄ±mÄ±zda bir Åehzade ve onun arkadaÅlarÄ±nÄ± anlatacaÄÄ±z. Sonuna kadar okuyun ki aslÄ±nda sizlere ne anlatÄ±lmak isteniyor masalda onu anlayÄ±n.</p>
<p>Biri Åehzade, biri tacir zade biri asilzade, biri Ã§iftÃ§izade dÃ¶rt genÃ§ bir yolda buluÅmuÅlar.DÃ¶rdÃ¼ de ihtiyaÃ§ iÃ§indelermiÅ.DÃ¶rdÃ¼ de Ã¼st baÅlarÄ±ndan baÅka bir Åeye sahip deÄillermiÅ.AÃ§ ve yorgun bir haldelermiÅ.Bunlar bu zor durumda ne yapacaklarÄ±nÄ± dÃ¼ÅÃ¼nmekteydiler.Her bir ikendi yapÄ±sÄ±na gÃ¶re bir Åey sÃ¶ylÃ¼yordu.<span id="more-1876"></span><br />
Åehzade:<br />
âDÃ¼nyanÄ±n her iÅi kaza ve kadere baÄlÄ±dÄ±r.Kazaya rÄ±za gÃ¶stermekten baÅka Ã§are yoktur.â Dedi.<br />
Tacirzade:<br />
âAkÄ±l her Åeyden Ã¼stÃ¼ndÃ¼râ dedi.</p>
<p>Asilzade:<br />
âGÃ¼zellik daha Ã¼stÃ¼ndÃ¼râ dedi.<br />
ÃiftÃ§izade:<br />
âÃalÄ±Åmak her Åeyden Ã¼stÃ¼ndÃ¼râ dedi.<br />
Bunlar MÄ±trun Åehrine yaklaÅtÄ±klarÄ± zaman ne yapacaklarÄ±nÄ± dÃ¼ÅÃ¼ndÃ¼ler ve nihayet Ã§iftÃ§izadeye:<br />
âGit Ã§alÄ±Å da karnÄ±mÄ±zÄ± doyur!â dediler.<br />
O da kalktÄ± gitti ve dÃ¶rt kiÅinin karnÄ±nÄ± doyuracak bir iÅ sÄ±nadÄ±.<br />
Ona Åu sÃ¶zÃ¼ sÃ¶ylediler:<br />
âBu Åehirde odun Ã§ok kÄ±ymetlidir.Odun kes ve sat!â<br />
Orman birkaÃ§ kilometre mesafedeydi.ÃiftÃ§izade dÃ¼ÅÃ¼nmeden gitti.Odun keserek taÅÄ±dÄ±, getirdi ve Ã§arÅÄ±da satarak yiyecek tedarik etti.Sonra geri dÃ¶nerken Åehrin kapÄ±sÄ±na Åu satÄ±rÄ± yazdÄ±:<br />
âBir gÃ¼nlÃ¼k yorucu Ã§alÄ±ÅmanÄ±n bedeli bir altÄ±ndÄ±r.â<br />
Sonra arkadaÅlarÄ±nÄ±n yanÄ±na gitti ve karÄ±nlarÄ±nÄ± doyurdu.Ertesi gÃ¼n gÃ¼zellik her Åeyden Ã¼stÃ¼ndÃ¼r diyen asilzadeye :<br />
âHaydi!â dediler, âBugÃ¼n de sen git!â<br />
Asilzade kalkÄ±p gitti Fakat giderken de kendi kendine:<br />
âBenim elimden hiÃ§bir iÅ gelmez.Åehre gidip ne yapacaÄÄ±m!â dedi ve yolda gÃ¶rdÃ¼ÄÃ¼ bir aÄacÄ±n altÄ±nda uyudu.<br />
O uyurken Åehrin zengin kadÄ±nlarÄ±ndan biri geÃ§erek, onu sevdi ve evine alÄ±p gÃ¶tÃ¼rdÃ¼.Asilzade burada yedi, iÃ§ti, eÄlendi.AkÅamleyin eve giderken kadÄ±nÄ±n verdiÄi beÅ yÃ¼z altÄ±nÄ± da alarak arkadaÅlarÄ±nÄ±n yanÄ±naÂ  dÃ¶nmek Ã¼zere yolu tuttu ve Åehrin kapÄ±sÄ±na Åu satÄ±rÄ± yazdÄ±:<br />
âGÃ¼zelliÄin bir gÃ¼nÃ¼ beÅ yÃ¼z altÄ±n eder.â<br />
ÃÃ§Ã¼ncÃ¼ gÃ¼n tacirzadeye:<br />
âSÄ±ra sendedir.â Dediler âHaydi aklÄ±nla geÃ§imimizi tedarik et!â<br />
O da kalktÄ± gitti ve Åehre bir geminin gelmekte olduÄunu gÃ¶rdÃ¼.TÃ¼ccarlar sahilde bekliyor ve konuÅuyorlardÄ±.MaksatlarÄ± geminin getirdiÄi mallarÄ± o gÃ¼n almayarak ertesi gÃ¼n daha ucuza ele geÃ§irmekti.Tacirzade bunu anlar anlamaz koÅtu.Gemiye girdi ve geminin iÃ§inde ne kadar mal varsa hepsini kÄ±sa vadeli bir senet karÅÄ±lÄ±ÄÄ±nda aldÄ± ve yÃ¼z altÄ±n Ã¶demeyi garanti verdi.Sonra bÃ¼tÃ¼n bu mallarÄ± baÅka bir Åehre gÃ¶tÃ¼receÄini sÃ¶yleyerek, gereken bÃ¼tÃ¼n tedbirleri alÄ±yormuÅ gibi hareket etti.Åehrin tÃ¼ccarlarÄ± malÄ±n elden gitmesini istemedikleri iÃ§in tacirzadeyi bularak ona bin altÄ±n verdiler.Ve mallarÄ± aldÄ±lar.Tacirzade mallarÄ± onlara devretti ve altÄ±nlarÄ± alarak geri dÃ¶ndÃ¼.Åehrin kapÄ±sÄ±na Åu satÄ±rÄ± yazdÄ±:<br />
âAklÄ±mÄ±zÄ± bir gÃ¼n kullanmanÄ±n kazancÄ± bin altÄ±ndÄ±r!â<br />
DÃ¶rdÃ¼ncÃ¼ gÃ¼n kralÄ±n oÄluna:<br />
âHaydi!â dediler, âGit de kaza ve kaderinle para kazan!â<br />
Åehzade kalkÄ±p gitti ve Åehrin kapÄ±sÄ± Ã¶nÃ¼nde bulduÄu bir peykenin Ã¼zerine oturdu.<br />
MeÄer o gÃ¼n bu Åehrin hÃ¼kÃ¼mdarÄ± varis bÄ±rakmadan Ã¶lmÃ¼Å.KralÄ±n cenazesi kaldÄ±rÄ±lÄ±yor ve herkes Ã¼zÃ¼ntÃ¼lÃ¼ gÃ¶rÃ¼nÃ¼yordu.YalnÄ±z Åehrin kapÄ±sÄ±nda oturan Åehzadenin halinde halkÄ±n Ã¼zÃ¼ntÃ¼sÃ¼nÃ¼ paylaÅan bir iz gÃ¶rÃ¼nmÃ¼yordu.<br />
Bu hal hoÅa gitmemiÅ, kapÄ±cÄ± Åehzadeyi azarlayÄ±p kovmuÅ, fakat Åehzade bunlarÄ±n uzaklaÅmasÄ± Ã¼zerine tekrar geri dÃ¶nmÃ¼Å ve oturmuÅtu.<br />
Cenaze uÄurlandÄ±ktan sonra kapÄ±cÄ± Åehzadenin aynÄ± yerde oturduÄunu gÃ¶rerek onu tekrar azarladÄ± ve yakalayarak hapse attÄ±.<br />
Fakat memleketin bÃ¼yÃ¼kleriÂ  baÅlarÄ±na kimi geÃ§ireceklerinin konuÅtuklarÄ± ve mÃ¼nakaÅa ettikleri sÄ±rada kapÄ±cÄ± Åu sÃ¶zleri sÃ¶yledi:<br />
âKapÄ±da bir genÃ§ oturuyor ve bizim kederimize iÅtirak etmiyordu.Kendisini azarladÄ±m, fakat cevap vermedi.Geri dÃ¶ndÃ¼ÄÃ¼mÃ¼z zaman yine yerindeydi.Ben de onun bir casus olmasÄ±ndan korkarak onu hapse attÄ±m.â<br />
Onlar da bu genci gÃ¶rmek istediler ve onu getirerek kim olduÄunu ve niÃ§in bu tar5afa geldiÄini sordular.O da anlattÄ±:<br />
âBen Ferivan hÃ¼kÃ¼mdarÄ±nÄ±n oÄluyum.Babam Ã¶ldÃ¼kten sonra kardeÅim bana karÅÄ± gelerek tahtÄ± elimden aldÄ±.Ben de canÄ±mÄ± kurtarmak iÃ§in kaÃ§tÄ±m ve nihayet buraya vardÄ±mâ.<br />
O bÃ¼yÃ¼kler iÃ§inde bu genci tanÄ±yanlar vardÄ± .Bunlar babasÄ±nÄ± iyiliklerinden ve Ã¼stÃ¼nlÃ¼klerinden bahsettiler ve onu kendi Åehirlerinin hÃ¼kÃ¼mdarlÄ±ÄÄ±na aday gÃ¶sterdiler.Neticede Åehzade tahta oturtulmuÅtu.<br />
Memleketin adetlerinden biri tahta geÃ§irilen bir kimseyi beyaz bir file bindirilerekÂ  Åehirde dolaÅtÄ±rmaktÄ±.Åehzade dolaÅÄ±rken kapÄ±nÄ±n Ã¼zerindeki satÄ±rlarÄ± gÃ¶rmÃ¼Å ve satÄ±rÄ±n ilavesini emretmiÅti:<br />
âÃalÄ±Åmak, gÃ¼zel olmak, aklÄ±nÄ± kullanmak ve kÄ±sacasÄ± insanÄ±n dÃ¼nyada karÅÄ±laÅtÄ±ÄÄ± her Åey AllahâÄ±n kaza ve kaderine baÄlÄ±dÄ±r.â<br />
Åehzade daha sonra divan kurarak arkadaÅlarÄ±nÄ± Ã§aÄÄ±rmÄ±Å, akÄ±l sahibini vezir olarak almÄ±Å, gayret sahibini ziraat iÅlerine memur etmiÅ , gÃ¼zellik sahibine de paralar vermiÅ fakat kadÄ±nlarÄ± rahatsÄ±z etmemesi iÃ§in Åehirden uzaklaÅtÄ±rmÄ±ÅtÄ±.<br />
Yeni hÃ¼kÃ¼mdar bunlarÄ± yaptÄ±ktan sonra memleket bilginlerini ve dÃ¼ÅÃ¼nÃ¼rlerini toplayarak dedi ki:<br />
âArkadaÅlarÄ±mÄ±n hepsi,Â  kazandÄ±klarÄ±Â  bÃ¼tÃ¼n hayrÄ±n kaza ve kader eseri olduÄunu anlamÄ±ÅlardÄ±r.Hepinizin de bunu bilmenizi ve buna inanmanÄ±zÄ± isterim.Ben neye sahip olduysam bu sayede oldum ve bunda aklÄ±mÄ±n gayretimin ve yakÄ±ÅÄ±klÄ±lÄ±ÄÄ±mÄ±n hiÃ§bir tesiri yoktur.KardeÅimin tahtÄ±mÄ± elimden alarak beni kovmasÄ± Ã¼zerine bu makama yÃ¼kselmeyi deÄil, ekmeÄimi dahi bulmayÄ± ummuyordum.Bu memlekette her bakÄ±mdan benden Ã¼stÃ¼n olan, benden daha akÄ±llÄ±, daha yetenekli kimseler vardÄ±r.Fakat AllahâÄ±n yardÄ±mÄ± sayesinde bu makam bana nasip oldu.â<br />
KralÄ±n sÃ¶zlerini tamamlamasÄ± Ã¼zerine mecliste bulunan yaÅlÄ± bir adam ayaÄa kalkarak sÃ¶z aldÄ± ve ÅunlarÄ± sÃ¶yledi:<br />
Siz akÄ±l ve hikmet dolu sÃ¶zler sÃ¶ylediniz.BunlarÄ± sÃ¶yleyebilmenizin sebebi, kavrayÄ±ÅÄ±nÄ±zÄ±n yÃ¼ksekliÄidir.AllahâÄ±n size ihsan ettiÄi akÄ±l ve yetenek size bu makamÄ± nasip etmiÅtir.DÃ¼nya ve ahirette en bahtiyar kimseÂ  AllahâÄ±n akÄ±l ve fikirden yana en geniÅ yardÄ±mÄ±na sahip olandÄ±r.HÃ¼kÃ¼mdarÄ±mÄ±zÄ±n Ã¶lÃ¼mÃ¼ Ã¼zerine AllahâÄ±n sizi bize gÃ¶ndermesi hepimiz iÃ§in bahtiyarlÄ±ktÄ±r.<br />
Daha sonra bir gezgin ayaÄa kalkarak Åu sÃ¶zleri sÃ¶yledi:<br />
âGezgin olmadan Ã¶nce ulu insanlardan birine hizmet ediyordum.Daha sonra dÃ¼nyayÄ± terk etmek istedim ve bu kararÄ±mÄ± hizmet ettiÄim kiÅiye bildirdim.O da ban iki altÄ±n verdi.Ben de altÄ±nlardan birini sadaka olarak vermek , birini de yanÄ±mda alÄ±koymakÂ  isteyerek dÄ±ÅarÄ± Ã§Ä±ktÄ±m.ÃarÅÄ±da bir avcÄ±nÄ±n bir hÃ¼dhÃ¼d kuÅunu satmak istediÄini gÃ¶rdÃ¼m ve bu kuÅlarÄ± alÄ±p serbest bÄ±rakmaya karar verdim.AvcÄ±dan bu bir Ã§ift kuÅu bir altÄ±n karÅÄ±lÄ±ÄÄ±nda almak istedimse de avcÄ± razÄ± olmadÄ± ve iki altÄ±n Ã¼zerinde Ä±srar etti.KuÅlardan biriniÂ  alÄ±p birini bÄ±rakmak istedimse de bunlardan birinin erkek birinin diÅi olmasÄ± ihtimalini dÃ¼ÅÃ¼nerek karÄ± kocayÄ± birbirinden ayÄ±rmaya gÃ¶nlÃ¼m razÄ± olmadÄ± ve Allahâa gÃ¼venerek iki altÄ±nÄ± verdim ve kuÅlarÄ± aldÄ±m.KuÅlarÄ±n tekrar ele dÃ¼Åmemelerini saÄlamak iÃ§in Åehrin dÄ±ÅÄ±na Ã§Ä±ktÄ±m, otlak ve aÄaÃ§lÄ± bir yere vararak onlarÄ± salÄ±verdim.KuÅlar uÃ§tular ve yemiÅliÂ  bir aÄaca kondular.AÄacÄ±n tepesinde bana teÅekkÃ¼r ettikten sonra biri dedi ki:<br />
âBu gezgin bizi felaketten kurtardÄ±.Biz de onun iyiliÄini iyilikle karÅÄ±lamalÄ±yÄ±z.Bu aÄacÄ±n dibinde iÃ§i altÄ±n dolu bir kap vardÄ±r.Bunu ona gÃ¶sterelim de alsÄ±n gÃ¶tÃ¼rsÃ¼n.â<br />
Ben de kuÅlara dÃ¶nerek dedim ki:<br />
âBana kimsenin gÃ¶rmediÄi bir defineyi gÃ¶sterdiÄiniz halde avcÄ±nÄ±n tuzaÄÄ±nÄ± niÃ§in gÃ¶rmediniz de bu tuzaÄa dÃ¼ÅtÃ¼nÃ¼z?<br />
Onlar da:<br />
âKaza gelince gÃ¶zler kÃ¶r olur.Biz de bu yÃ¼zden tuzaÄÄ± gÃ¶remedik.Fakat bu define sana nasip olacaÄÄ± iÃ§in onu gÃ¶rdÃ¼kâ dediler.<br />
Yeri kazdÄ±m, altÄ±n dolu kabÄ± Ã§Ä±karÄ±p aldÄ±m ve kuÅlara dua ederek:<br />
âAllahâa Ã§ok ÅÃ¼kÃ¼r ki bize gÃ¶kte uÃ§arken yerin dibinde neler olduÄunu gÃ¶sterdi.â Dedim.<br />
KuÅlar da:<br />
âKader dediler, âher Åeye Ã¼stÃ¼ndÃ¼r ve kimsenin onu aÅmasÄ±na imkan yoktur.â<br />
Bunun Ã¼zerine kuÅlardan ayrÄ±ldÄ±m.Bu define hala elimdedir.Emrederseniz getireyim de hazinenize koyunuz.â<br />
HÃ¼kÃ¼mdar:<br />
âHayÄ±r! Dedi, âBu servet size aittir ve sizin hakkÄ±nÄ±zdÄ±r.â</p>
<p>Kelile ve Dimne</p>
<div style="position: absolute; left: -3693px;"><a href="http://uabrand.com">uabrand.com</a></div>
<div style="position: absolute; left: -3976px;"><a href="http://atl-service.kiev.ua/kondens-vaillant.html">ÐºÐ¾Ð½Ð´ÐµÐ½ÑÐ°ÑÐ¸Ð¾Ð½Ð½ÑÐµ ÐºÐ¾ÑÐ»Ñ Vaillant</a></div>
<div style="position: absolute; left: -3992px;"><a href="http://www.retail.ua/kasko-standart/">ÑÑÑÐ°ÑÐ¾Ð²ÑÐµ ÐºÐ¾Ð¼Ð¿Ð°Ð½Ð¸Ð¸ ÐºÐ°ÑÐºÐ¾</a></div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/sehzade-ile-arkadaslari.html">Şehzade ile Arkadaşları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/sehzade-ile-arkadaslari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Masalları ve Çocuk Hikayeleri Okuma Sitesi</title>
		<link>http://www.sihirlilamba.com/hikaye/cocuk-masallari-ve-cocuk-hikayeleri-okuma-sitesi.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/hikaye/cocuk-masallari-ve-cocuk-hikayeleri-okuma-sitesi.html#respond</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2015 14:01:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[masal oku]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=4070</guid>
		<description><![CDATA[<p>Çocuklara Masal Okumak Çocuklar için masal okumak çocukların zeka gelişimine olumlu katkı sağlar, çocukların hayal dünyasını zenginleştirir ve gerçek hayatta karşılaştığı olaylara karşı mücadele gücünü sağlar. Masallar pedagoji eğitimi açısından da çok önemlidir. Tarihten bugüne gelen Türk ve Dünya masallarını incelediğimizde, bir çok kültürde masallar vasıtasıyla çocuklara iyilik, doğruluk, dürüstlük, çalışkanlık gibi değerler kazandırılmaya çalışılmıştır. &#8230; <a href="http://www.sihirlilamba.com/hikaye/cocuk-masallari-ve-cocuk-hikayeleri-okuma-sitesi.html" class="more-link">Okumaya devam et <span class="screen-reader-text">Çocuk Masalları ve Çocuk Hikayeleri Okuma Sitesi</span></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/hikaye/cocuk-masallari-ve-cocuk-hikayeleri-okuma-sitesi.html">Çocuk Masalları ve Çocuk Hikayeleri Okuma Sitesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocuklara Masal Okumak</strong></p>
<p>Çocuklar için masal okumak çocukların zeka gelişimine olumlu katkı sağlar, çocukların hayal dünyasını zenginleştirir ve gerçek hayatta karşılaştığı olaylara karşı mücadele gücünü sağlar. Masallar pedagoji eğitimi açısından da çok önemlidir. Tarihten bugüne gelen Türk ve Dünya masallarını incelediğimizde, bir çok kültürde masallar vasıtasıyla çocuklara iyilik, doğruluk, dürüstlük, çalışkanlık gibi değerler kazandırılmaya çalışılmıştır. Dünya klasik masalları arasında kabul edilen <a href="http://www.masaloku.net/kategori/la-fontaine-masallari">La Fontaine masalları</a>, Ezop masalları, Andersen masalları ve Grimm kardeşler masalları, Binbir gece masalları, Kelile ve Dimne hikayelerinde hep bu amaçların gözetildiğini görebiliriz. Masal okumak sadece uyku öncesi bir etkinlik değil, her zaman yapılması gereken bir okuma etkinliğidir.</p>
<p><strong>Masal Okumak Neden Önemlidir?</strong></p>
<ul>
<li>Çocukların masal okuması onların düşlerini zenginleştirir, daha çok hayal kurmalarına yardım eder.</li>
<li>Olağanüstü olaylar ile yaşamdaki olağanüstü durumlar arasında benzer bir ilişki kurularak, gerçek hayata uyarlanır.</li>
<li>Masal okuma etkinlikleri çocuklara okuma alışkanlığını daha kolay kazandırır.</li>
<li>İnsanlar kendini geliştirmek için mutlaka okuma alışkanlığı kazanmalıdır. O sebeple okumaya erken yaşta çocuklarımıza <a href="http://www.masaloku.net/">çocuk masalları</a> okutmaya başlamalıyız.</li>
<li>Masallar bize kültürümüzdeki en derin izleri yansıtır.</li>
<li>Masallarda her zaman kötüler kaybeder, iyiler kazanır. Böylece çocukların kötülüklere karşı mücadele gücü artırılır.</li>
</ul>
<p><strong>Keloğlan Hakkında</strong></p>
<p>Masal kahramanımız Keloğlan, Türk masallarının vazgeçilmez karakteridir. Nesiller boyu Türk masallarının değişmez üyesi olan Keloğlan Türk halkının karakterini çok iyi yansıtır. Öyle ki; Fakir ve kel bir çocuk olmasına rağmen Kral’ın kızına aşık olacak kadar gözü karadır. Bu özelliği biz Türklerin ne kadar gözü kara bir millet olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Masal sitemizde Keloğlan masallarını, <a href="http://www.masaloku.net/kategori/cocuk-hikayeleri">çocuk hikayeleri</a>ni ve diğer tüm Türk masalarını bulabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/hikaye/cocuk-masallari-ve-cocuk-hikayeleri-okuma-sitesi.html">Çocuk Masalları ve Çocuk Hikayeleri Okuma Sitesi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/hikaye/cocuk-masallari-ve-cocuk-hikayeleri-okuma-sitesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyumak İstemeyen Zürafa</title>
		<link>http://www.sihirlilamba.com/masal/uyumak-istemeyen-zurafa.html</link>
		<comments>http://www.sihirlilamba.com/masal/uyumak-istemeyen-zurafa.html#respond</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2015 16:58:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sihirlilamba.com/?p=4022</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bir varmış bir yokmuş. Bir zürafa varmış. Boyu o kadar uzun, o kadar uzunmuş ki, karnı acıktığı zaman ağaçların en yüksek dallarındaki yaprakları rahatlıkla yiyebiliyormuş. Bir gün yine karnı acıkmış. Önüne ilk çıkan ağacın yapraklarını şapur şupur yemeye başlamış&#8230; Ama birden, incecik kızgın bir ses duymuş. &#8220;Heey,dur bakalım canavar! Evimin bahçesini neden yoluyorsun?&#8221; Zürafa bakmış, &#8230; <a href="http://www.sihirlilamba.com/masal/uyumak-istemeyen-zurafa.html" class="more-link">Okumaya devam et <span class="screen-reader-text">Uyumak İstemeyen Zürafa</span></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/uyumak-istemeyen-zurafa.html">Uyumak İstemeyen Zürafa</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2015/06/surekli-uyumak-isteyen-zurafa.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-4023" src="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2015/06/surekli-uyumak-isteyen-zurafa-202x300.jpg" alt="surekli-uyumak-isteyen-zurafa" width="202" height="300" srcset="http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2015/06/surekli-uyumak-isteyen-zurafa-202x300.jpg 202w, http://www.sihirlilamba.com/wp-content/uploads/2015/06/surekli-uyumak-isteyen-zurafa.jpg 278w" sizes="(max-width: 202px) 100vw, 202px" /></a>Bir varmış bir yokmuş. Bir zürafa varmış. Boyu o kadar uzun, o kadar uzunmuş ki, karnı acıktığı zaman ağaçların en yüksek dallarındaki yaprakları rahatlıkla yiyebiliyormuş. Bir gün yine karnı acıkmış. Önüne ilk çıkan ağacın yapraklarını şapur şupur yemeye başlamış&#8230;</p>
<p>Ama birden, incecik kızgın bir ses duymuş. &#8220;Heey,dur bakalım canavar! Evimin bahçesini neden yoluyorsun?&#8221; Zürafa bakmış, minicik bir kuş. &#8220;Ben canavar değilim ki!&#8221; demiş kuşa.&#8221;Yavru bir zürafayım. Hem sonra evinin bahçesini yolduğumda yok. Yalnızca karnımı doyuruyorum.&#8221; &#8220;Ama yediğin bütün yapraklar benim evimin bahçesi&#8230; Neredeyse yuvamı da kocaman ağzına alıp yutacaktın,&#8221; demiş kuş. Zürafa çok üzülmüş. &#8220;Burada yuvan olduğunu bilmiyordum. Öyleyse ben de başka bir ağacın yapraklarını yerim.&#8221; Ama ya başka ağaçta da, başka bir kuşun yuvası varsa?.. Kuş ona yardım etmeyi önermiş. &#8220;İstersen ben önden uçup bakayım. Eğer yaprakların arasında gizlenmiş bir yuva varsa sana haber veririm.&#8221; Böylece kuş ve zürafa arkadaş olmuşlar.<span id="more-4022"></span></p>
<p>Kuş ona dallarında yuva olmayan ağaçların yerini göstermiş zürafa bol bol yaprak yemiş, karnını doyurmuş. Eğer yediği yaprakların üzerinde tırtıl varsa, o zaman zürafa kuşa haber veriyormuş. Kuş da tırtılı yiyormuş. Çünkü kuşlar tırtıla ve solucana bayılırlarmış. &#8220;Dikkat etsene koca ayaklı canavar! Neredeyse üzerime basacaktın!&#8221; Zürafa eğilip sesin geldiği yöne bakmış. Birde ne görsün? Küçücük bir tavşan yavrusu! Zürafanın gözü hep ağaçlarda olduğu için, yerdeki tavşanı görememiş. &#8220;Özür dilerim tavşan kardeş&#8221; demiş. &#8220;Kuş kardeşle ağaçlarda karnımızı doyuruyorduk, önüme bakmamışım.&#8221; Tavşan meraklanmış. &#8220;Benim boyum çok kısa. Büyüyüp kocaman bir tavşan olduğum zaman bile boyum bir ağacın boyuna ulaşamayacak. Oysa hep merak ederim, acaba dünya ağaçların tepesinden nasıl görünür diye,&#8221; demiş. Zürafa, &#8220;Bundan kolay ne var? Ben başımı eğeyim, sen tırmanıp boynuma tutun. Böylece ağaçların tepesinden çevreyi seyredebilirsin,&#8221; demiş. Tavşan çok sevinmiş ve hemen zürafanın boynuna tutunmuş. Bu işe kuş da çok sevinmiş. İlk defa gökyüzüne tırmanan bir tavşan görüyormuş çünkü. Böylece zürafa, kuş ve tavşan arkadaş olmuşlar.</p>
<p><a href="http://www.meleklerkresi.com/iletisim.aspx">konyadaki kreşler</a></p>
<p>Akşam olup güneş batana kadar oynamışlar. Güneşin onlara el salladığını önce kuş görmüş. &#8220;Akşam oluyor, artık eve dönmeliyiz,&#8221; demiş arkadaşlarına. Zürafa hemen atılmış. &#8220;Aman boşverin! Daha gece olama kadar çok zaman var. Ben zaten uyumayı hiç sevmem. Bu gece uyumasak da hep oynasak ne olur sanki?&#8221; Tavşan bu fikirden çok hoşlanmış. &#8220;Evet evet, ben de uyumayı hiç sevmem. Bu gece eve çok geç gidelim. Burada kalıp oyun oynayalım.&#8221; Yalnız kuş telaşlanıyormuş eve gecikeceği için. Ama sonunda o da razı olmuş. Oyuna dalmışlar. Oynamışlar, oynamışlar, o kadar çok oynamışlar ki, güneş gökyüzünde çoktan kaybolmuş, hava iyice kararmış. &#8220;Ama benim çok uykum geldi,&#8221; diye sızlanmış kuş. &#8220;Ben artık eve gidiyorum!&#8221; Sonra PIRRR! diye kanatlanıp evine uçuvermiş. &#8220;Ben de uyumak istiyorum!&#8221; demiş tavşan. &#8220;Hoşçakal zürafa kardeş, yarın görüşürüz.&#8221; Sonra uzun arka bacaklarıyla o kadar hızlı koşmuş ki, bir anda ortadan kaybolmuş. Zürafa hiç aldırmamış. O uyumak istemiyormuş.</p>
<p>Oyun oynamak, uyumaktan daha güzelmiş. Ama sağına bakmış, soluna bakmış, çevrede oyun oynayabileceği kimseyi görememiş. Herkes çoktan uyumuş. Her yer karanlık olmuş. Ağaçlar, çiçekler, taşlar bile görünmüyormuş. Bir süre sonra zürafanın canı sıkılmış. Uykusu da gelmiş. Ağzını kocaman kocaman açıp esnemeye başlamış. Sıcacık yatağında olmayı istemiş, ama o ne bir kuş gibi uçabilir, ne de tavşan gibi kızlı koşabilirmiş. Uzun boyu ile karanlıkta ağaçlara çarpmamak için çok yavaş yürümek zorundaymış. Yürümüş&#8230; Yürümüş! Gitmiş&#8230; Gitmiş! Ama bir türlü evine ulaşamamış&#8230; Zürafanın o kadar uykusu gelmiş ki, hemen oracıkta ıslak otların üzerine uzanıvermiş. Mışıl mışıl uyumuş. Sabah olunca, güneşin pırıl pırıl ışıklarıyla uyanmış. Uyanmış ama, bir türlü yerinden kıpırdayamamış. Her yanı ağrıyormuş. Bütün gece soğukta uyuduğu için üşütüp hasta olmuş. O günden sonra zürafa günlerce hasta yatmış. İyileşene kadar oyun oynamaya hiç çıkamamış. Arkadaşları kuş ile tavşan neşe içinde oynarlarken, o, evinde iyileşmeyi bekliyormuş. Tabii sonunda iyileşmiş ve arkadaşlarına katılmış. Ama artık havanın kararmaya başladığını, güneşin onlara el salladığını önce zürafa görüyor, &#8220;Haydi arkadaşlar, artık eve dönme saati geldi,&#8221; diyormuş. Hem zürafa artık uyumayı çok seviyormuş. Yumuşacık ve sıcacık yatağını da çok seviyormuş. Uyumak o kadar güzelmiş ki!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com/masal/uyumak-istemeyen-zurafa.html">Uyumak İstemeyen Zürafa</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://www.sihirlilamba.com">Sihirli Lamba</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sihirlilamba.com/masal/uyumak-istemeyen-zurafa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
