<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>SporLog.com</title>
	
	<link>http://www.sporlog.com</link>
	<description>Sporun her dalından günlük uzman yorumları</description>
	<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 07:41:26 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.5</generator>
	<language>en</language>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/sporlog" type="application/rss+xml" /><feedburner:emailServiceId>sporlog</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item>
		<title>10 Kasım: Özel Bir Gün</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sporlog/~3/SiwXuOPVnHc/</link>
		<comments>http://www.sporlog.com/yazi/10-kasim-ozel-bir-gun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 07:41:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Kutsal</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[10 kasım]]></category>

		<category><![CDATA[71. yıl]]></category>

		<category><![CDATA[ata]]></category>

		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>

		<category><![CDATA[mustafa kemal atatürk]]></category>

		<category><![CDATA[ölüm yıl dönümü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sporlog.com/?p=3507</guid>
		<description><![CDATA[
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk&#8216;ü her gün yaşayanlardansanız bugün daha özeldir sizin için. O&#8217;nu sadece yılın bir günü yaşatmaya çalışanlar yerine O&#8217;nu hergün ananlardansanız biliyorsunuz siz de ne kadar şanslı olduğunuzu..
Çok şanslıyız çünkü O&#8217;nun gibi bir insanla aynı topraklarda yaşıyoruz, aynı havayı soluyoruz. Varlığıyla iyi ve kötüyü arıyoruz, hayatta bu iki kavramı daha belirgin kavrıyoruz.

Eğer şimdiki sözde liderler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/mustafa-kemal-ataturk-izmir-sporlog-november-2009.jpg"><img class="size-medium wp-image-3508 aligncenter" title="mustafa-kemal-ataturk-izmir-sporlog-november-2009" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/mustafa-kemal-ataturk-izmir-sporlog-november-2009-300x222.jpg" alt="" width="300" height="222" /></a></strong></p>
<p><strong>Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk</strong>&#8216;ü her gün yaşayanlardansanız bugün daha özeldir sizin için. O&#8217;nu sadece yılın bir günü yaşatmaya çalışanlar yerine O&#8217;nu hergün ananlardansanız biliyorsunuz siz de ne kadar şanslı olduğunuzu..</p>
<p>Çok şanslıyız çünkü O&#8217;nun gibi bir insanla aynı topraklarda yaşıyoruz, aynı havayı soluyoruz. Varlığıyla iyi ve kötüyü arıyoruz, hayatta bu iki kavramı daha belirgin kavrıyoruz.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/mustafa-kemal-ataturk-izmir-sporlog-ii-november-2009.jpg"><img class="size-medium wp-image-3509 aligncenter" title="mustafa-kemal-ataturk-izmir-sporlog-ii-november-2009" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/mustafa-kemal-ataturk-izmir-sporlog-ii-november-2009-300x221.jpg" alt="" width="300" height="221" /></a></p>
<p>Eğer şimdiki sözde liderler insanlığın nimetlerini şuursuzca sömürerek yararlanıyorlarsa, Atatürk bir o kadar insan olmanın nimetlerinden saygıyla yararlanıyordu. Zaten buydu aklı ve bağnazlığı ayıran, insan olmanın inceliklerini ve düşünmenin kudretini bizlere aşılayan. <strong>Türkiye Cumhuriyeti&#8217; </strong>ni yaşatan ve bizleri gerici ülkelerden ayıran, yerine zerafet ışıkları saçan.</p>
<p>Bir şiir, bir şarkı, bir anıttan öte birşey En Yüce Türk&#8217;ü yaşamak. İşte o yüzden her mutlu anımızda bir tek kişiye saygıyla şükran duyarız; <strong>Mustafa Kemal ATATÜRK.</strong></p>
<p>Ölümünün 71. yılında<strong> ATA&#8217;</strong>yı saygıyla selamlıyoruz..</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sporlog/~4/SiwXuOPVnHc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sporlog.com/yazi/10-kasim-ozel-bir-gun/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.sporlog.com/yazi/10-kasim-ozel-bir-gun/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>7 Dakikalık Konu Mankeni</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sporlog/~3/4gk2fPZOVxg/</link>
		<comments>http://www.sporlog.com/yazi/7-dakikalik-konu-mankeni/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 20:28:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Parlas</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>

		<category><![CDATA[7 dakika]]></category>

		<category><![CDATA[hull-stoke city]]></category>

		<category><![CDATA[menajer]]></category>

		<category><![CDATA[oyundan çıkarma]]></category>

		<category><![CDATA[stoke city]]></category>

		<category><![CDATA[tony pulis]]></category>

		<category><![CDATA[tuncay]]></category>

		<category><![CDATA[tuncay şanlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sporlog.com/?p=3501</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Bought him onto create more chances, i had to take someone off. obviously he&#8217;s disappointed, it&#8217;s nothing personal. I&#8217;m more concerned about the team than individuals&#8221;. Tuncay&#8216;ı 7 dakika oynattıktan sonra oyundan alan Stoke City menajeri Tony Pulis&#8216;in konu üzerindeki açıklamasıydı bu. Adam biraz mal galiba. Birini alması gerekiyorsa o neden Tuncay? Zaten Tuncay&#8217;ı gol yollarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><em><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/tuncay-hull-stoke-city.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3502" title="tuncay-hull-stoke-city" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/tuncay-hull-stoke-city.jpg" alt="" width="250" height="200" /></a></em></strong></p>
<p><strong><em>&#8220;Bought him onto create more chances, i had to take someone off. obviously he&#8217;s disappointed, it&#8217;s nothing personal. I&#8217;m more concerned about the team than individuals&#8221;.</em></strong> <strong>Tuncay</strong>&#8216;ı 7 dakika oynattıktan sonra oyundan alan <strong>Stoke City menajeri Tony Pulis</strong>&#8216;in konu üzerindeki açıklamasıydı bu. Adam biraz mal galiba. Birini alması gerekiyorsa o neden Tuncay? Zaten Tuncay&#8217;ı gol yollarında şansını arttırsın diye almışsın, biri atıldı diye neden onu çıkartıyorsun? Yorgun olan bir çok oyuncu varken, 2 kişilk koşabilen, mücadele edebilen yeni oyuna aldığın Tuncay&#8217;ı oyundan çıkarırsan 2-1 yenilmeyi de hakediyorsun demektir. İşte size bu olayla ilgili forumlarda yazılanlardan birkaçı:<span id="more-3501"></span></p>
<p><em>&#8220;Şok edici bir menajer hamlesi. 7 dakika oyunda tutup çıkarması utanç sebebi. Çok büyük bir hata. Tamamen sıra dışı. Tuncay&#8217;ı hak etmediği bir biçimde utandırdı. Herhangi bir orta sahayı çıkarıp Tuncay&#8217;ı tutabilirdi, fakat bunu istemedi. İlk 11&#8242;de sahaya çıkması gereken bir oyuncuyu utandırıp güvenini sarsmak istedi. Bu hareketi kulüpteki başka hiçbir oyuncuya yapamazdı, öyleyse neden tuncay?&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Ocakta kulüpten ayrılacağına dair hiç şüphe yok. Dostuma iyi şanslar dilerim. Üst seviye bir oyuncu ve bu kulüpte bir köpek gibi muamele görüyor. &#8220;Bu hamle gerekliydi&#8221;, &#8220;kimse takımdan büyük değildir&#8221; vs diyenler gidip kendilerini becersinler. </em></p>
<p><em>&#8220;Wilko&#8217;yu değiştirmemiz gerekiyordu bence de, ama Tuncay&#8217;ı harcama pahasına böyle bir hamle yapmak inanılmaz büyük bir hataydı. Pulis&#8217;in yönetim biçimine inancımı kaybettim, bu kesinlikle üst seviye bir hataydı. Tony pulis, utanmalısın. Bu konuya getireceğin açıklamayı sabırsızlıkla bekliyorum.&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Tuncay stattan siktirip gittiği için hayatta ona kızmam. Gerizekalı menajer&#8221; </em></p>
<p><em>&#8220;Bir daha Tuncay kalitesinde oyuncu alamayacağımızın resmidir bu&#8221; </em></p>
<p><em>&#8220;Böyle muamele görmek için mi yıldız oyuncular gelecek? Gelenler ancak vasat (shithead) oyuncular olur&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Bonservisi alınan hiçbir isme 3 ay içerisinde bu kadar kötü davranılmamıştı. Pulis ona kötü davranıyor çünkü onu takıma katan kendisi değil.&#8221;</em></p>
<div><em>&#8220;Eğer teknik direktör bireyleri değil, takımı düşünüyorsa, şunu söylemek isterim: Takımı bireyler oluşturuyor ve siz bir bireyin moralini çökertip ağzına sıçtıktan sonra o bireyden takıma ne hayır gelir?&#8221;</em></div>
<div><em> </em></div>
<div><em> </em></div>
<p><em> </p>
<p></em></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sporlog/~4/4gk2fPZOVxg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sporlog.com/yazi/7-dakikalik-konu-mankeni/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.sporlog.com/yazi/7-dakikalik-konu-mankeni/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Nonda, Hayat Onda!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sporlog/~3/EO3PaAW5b_o/</link>
		<comments>http://www.sporlog.com/yazi/nonda-hayat-onda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 22:37:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Parlas</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>

		<category><![CDATA[avrupa kupaları]]></category>

		<category><![CDATA[Elano]]></category>

		<category><![CDATA[en golcü yabancı oyuncu]]></category>

		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>

		<category><![CDATA[keita]]></category>

		<category><![CDATA[shabani nonda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sporlog.com/?p=3497</guid>
		<description><![CDATA[
Galatasaray formasını 2007-08 sezonundan bu yana giyen Shabani Nonda, şimdiye kadar yalnızca 16 Avrupa kupası maçında oynamasına rağmen rekor kırdı. Sarı-kırmızılı forma altında 12. golünü dün akşam Dinamo Bükreş ağlarına yollayan Kongolu yıldız, 11 gollü Mario Jardel’i geride bırakarak, Cim-Bom’un, Avrupa kupalarındaki en golcü yabancı oyuncusu oldu.
Sezon başında tüm medya tarafından gönderilen, transfer dönemi boyunca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/nonda.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-3498" title="nonda" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/nonda-300x237.jpg" alt="" width="300" height="237" /></a></strong></p>
<p><strong>Galatasaray</strong> formasını 2007-08 sezonundan bu yana giyen <strong>Shabani Nonda</strong>, şimdiye kadar yalnızca 16 Avrupa kupası maçında oynamasına rağmen rekor kırdı. Sarı-kırmızılı forma altında 12. golünü dün akşam Dinamo Bükreş ağlarına yollayan Kongolu yıldız, 11 gollü <strong>Mario Jardel</strong>’i geride bırakarak, Cim-Bom’un, Avrupa kupalarındaki en golcü yabancı oyuncusu oldu.</p>
<p>Sezon başında tüm medya tarafından gönderilen, transfer dönemi boyunca yerine forvet bakılan Nonda rekor kırarak şaşırtmaya devam ediyor. Tahmin ediyorum ki çoğu Galatasaraylı Nonda&#8217;nın takımda kalmasını istemiyordu ve yeni bir yıldız istiyorlardı yönetimden, fakat en iyi transferleri Nonda&#8217;ymış gibi gözüküyor şu an. Büyük umutlarla transfer edilen Elano&#8217;dan çok şeyler beklerken, beklenmeyen Nonda&#8217;dan bu verimi almak G.Saray&#8217;ın büyük şansı. Tabi Nonda&#8217;nın bu performansında Keita&#8217;nın da rolü büyük. Bu ikili sahneye çıkınca ne yapacakları belli olmuyor, artık değişik oyunlar, hareketler beklemeye başladım bende. Futbol animelerindeki partnerler gibi, izlemesi zevkli oluyor. <strong>Nonda, anaconda, hayat onda&#8230;</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sporlog/~4/EO3PaAW5b_o" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sporlog.com/yazi/nonda-hayat-onda/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.sporlog.com/yazi/nonda-hayat-onda/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Lyon Hatırası</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sporlog/~3/ZFJB_IE8YHY/</link>
		<comments>http://www.sporlog.com/yazi/lyon-hatirasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 07:04:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aylin Engin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>

		<category><![CDATA[1-1]]></category>

		<category><![CDATA[bar]]></category>

		<category><![CDATA[fransa]]></category>

		<category><![CDATA[gerrard]]></category>

		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul 2005 finali]]></category>

		<category><![CDATA[kaşkol]]></category>

		<category><![CDATA[liverpool]]></category>

		<category><![CDATA[Ninkasi Bar]]></category>

		<category><![CDATA[olympique lyon]]></category>

		<category><![CDATA[şampiyonlar ligi]]></category>

		<category><![CDATA[STADE DE GERLAND]]></category>

		<category><![CDATA[taraftar]]></category>

		<category><![CDATA[tezahürat]]></category>

		<category><![CDATA[ünlü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sporlog.com/?p=3493</guid>
		<description><![CDATA[
TARİH: 4 KASIM 2009  -  YER: STADE DE GERLAND  
Hayatınızda kaç kez Şampiyonlar Ligi biletlerinin piyasaya çıkmasını sabırsızca beklediniz?  Kaç kez sabahın saat 8&#8242;inde sıraya girip 10&#8242; da açılan gişeye saatlerce bakarak, 3 derecelik soğuğa aıldırmadan ısınmak için yerinizde sektiniz? Elleriniz donarken, yüzünüz soğuktan kıpkırmızıyken, o biletleri elinize aldığınızda yaşadığınız sevincin her şeye bedel olduğunu hisseden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/olyon-1-1-liverpool-sampiyonlar-ligi-sporlog-october-2009.jpg"><img class="size-medium wp-image-3494 aligncenter" title="olyon-1-1-liverpool-sampiyonlar-ligi-sporlog-october-2009" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/olyon-1-1-liverpool-sampiyonlar-ligi-sporlog-october-2009-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong>TARİH:</strong> 4 KASIM 2009<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>-<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><strong>YER:</strong> STADE DE GERLAND  </p>
<p class="MsoNormal">Hayatınızda kaç kez <strong>Şampiyonlar Ligi</strong> biletlerinin piyasaya çıkmasını sabırsızca beklediniz?<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Kaç kez sabahın saat 8&#8242;inde sıraya girip 10&#8242; da açılan gişeye saatlerce bakarak, 3 derecelik soğuğa aıldırmadan ısınmak için yerinizde sektiniz? Elleriniz donarken, yüzünüz soğuktan kıpkırmızıyken, o biletleri elinize aldığınızda yaşadığınız <strong>sevincin her şeye bedel olduğunu hisseden</strong> kaç kişi var aramızda?<span id="more-3493"></span></p>
<p class="MsoNormal">Ben de bu sevinci yaşayanlardan biriydim geçen ay. <strong>Olympique Lyon-Liverpool</strong> için iz ve haftalardır bekliyordum. Dün ise sabahtan başlayan ve akşama doğru artan bir heyecanla günü geçirdim. Maç öncesi <strong>Lyon’un dar sokaklarında</strong>, <strong>Fransız mutfağını</strong> tadarken,<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>her zaman olduğu gibi <strong>ateşli Liverpool taraftarı</strong> da tüm barları doldurmuş, hatta doldurmakla kalmamış, barların her yerine Liverpool bayrağı asmıştı. Kendimi bir an İngiltere’de zannettim; her sokakta ingilizce tezahuratlar, bayraklar, kırmızı beyaz formalı insanlar (bazılarının üzerinde<strong> İstanbul 2005 Final kaşkolları</strong> bile vardı)…Lyon’da olmamıza rağmen, o derece ateşli bir fransız taraftar grubuna rastlamamıştım.</p>
<p class="MsoNormal">Maç saati yaklaşırken, yavaş yavaş stada ilerledik. Stada girişimiz, kontroller, hızlıca oldu ve 10 dakika sonra içerdeydik.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Atmosfer görmeye değerdi. Maçı izlemeye gelen 40 bin kişi tek bir ağızdan O.Lyon için tezahuratta bulunuyordu. Futbolcular sahaya çıktığında sesler biraz daha yükseldi. Maç başladığında ise hiç susmayan bir taraftar grubu vardı. İtiraf edeyim, daha azını bekliyordum. Dikkatimi çeken şeylerden biri de, tezahuratların küfürden uzak olmasıydı. <em>‘’Zıpla, zıpla zıplamayan Lyonlu değil’’</em><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>gibi kibar bir tezahurata sahip olan ve Şampiyonlar Ligi maçını<strong> ‘’oturarak’’</strong> izleyen fransızlardan da bu beklenirdi herhalde. Gol kaçtığı an tepkisini<strong> ‘’Uuuh’’</strong> diye belli eden bu grubun arasında, ben tek başıma baya ateşli ve geveze kaldım diyebilirim.</p>
<p class="MsoNormal">Maçı izlemişsinizdir;<strong> Gerrard</strong>’dan yoksun Liverpool, yenilgisi bulunmayan O.Lyon karşısında güzel bir maç çıkardı bana göre (daha iyisi de olabilirdi). 1-1 sona eren maç çıkışı <strong>Liverpool’lu, Lyon’lu taraftarlar</strong>, stadın karşısındaki <strong>Ninkasi Bar</strong>’da buluştu. Bu bar biralarıyla ünlüymüş. Dolayısıyla her tarafta, elinde birası ayakta sohbet eden, maçın yorumunu yapan insanlar vardı. Gerçekten hoşuma gitti. Ben de bir bira içtikten sonra, yavaş yavaş evin yolunu tuttum. Yolda, <strong>Türkiye Ligi</strong>’ni düşündüm. Bu statta, bir Türk takımının galibiyetini izlemek gurur verici olmaz mıydı ? Maç sonrası taşlanan otobüsler, yuhlanan başkanlar, küfürlü tezahuratlar olmaksızın.. Ve eve geldiğimde günün yorgunluğuyla ve<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>kafamda birçok soru işaretiyle uykuya daldım…Bir maç daha bitmişti.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sporlog/~4/ZFJB_IE8YHY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sporlog.com/yazi/lyon-hatirasi/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.sporlog.com/yazi/lyon-hatirasi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Huzurlarınızda Jesus Gil</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sporlog/~3/citNvy4JK5E/</link>
		<comments>http://www.sporlog.com/yazi/huzurlarinizda-jesus-gil/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 14:28:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Parlas</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>

		<category><![CDATA[atletico madrid]]></category>

		<category><![CDATA[başkan]]></category>

		<category><![CDATA[belediye başkanı]]></category>

		<category><![CDATA[efsane]]></category>

		<category><![CDATA[franco]]></category>

		<category><![CDATA[ispanya kupası]]></category>

		<category><![CDATA[jesus gil]]></category>

		<category><![CDATA[kulüp başkanı]]></category>

		<category><![CDATA[la liga]]></category>

		<category><![CDATA[marbella]]></category>

		<category><![CDATA[şampiyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sporlog.com/?p=3486</guid>
		<description><![CDATA[
Atletico Madrid hakkındaki yazımı yazarken aklıma efsane başkanı Jesus Gil gelmişti. Sonra düşündüm de bu renkli kişilk hakkında da birşeyler yazmadan edemeyeceğim. Atletico Madrid takımının efsanevi ve karizmatik başkanı, teknik direktör kovma meraklısı ve mafya ilişkileriyle ünlü Jesus Gil&#8217;i biraz tanıyalım.
1933 dogumludur, 1969 senesinde San Rafael&#8217;de yaptıgı inşaat cökünce hapse girer, 18 ay sonra Franco sayesinde hapisten çıkar. 1987&#8242;de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/jesus-gil.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-3487" title="jesus-gil" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/jesus-gil.jpg" alt="" width="300" height="227" /></a></strong></p>
<p><strong>Atletico Madrid</strong> hakkındaki yazımı yazarken aklıma efsane başkanı <strong>Jesus Gil</strong> gelmişti. Sonra düşündüm de bu renkli kişilk hakkında da birşeyler yazmadan edemeyeceğim. Atletico Madrid takımının efsanevi ve karizmatik başkanı, teknik direktör kovma meraklısı ve mafya ilişkileriyle ünlü Jesus Gil&#8217;i biraz tanıyalım.<span id="more-3486"></span></p>
<p>1933 dogumludur, 1969 senesinde San Rafael&#8217;de yaptıgı inşaat cökünce hapse girer, 18 ay sonra Franco sayesinde hapisten çıkar. 1987&#8242;de Atletico Madrid başkanı olur, 1991&#8242;de de Marbella Belediye Başkanı olur ve kulübün sponsorlarından biri yapar belediyeyi. Aynı sene ve 1992&#8242;de İspanya Kupasını kazanır Atletico Madrid. 1992&#8242;de Atletico Madrid&#8217;i şirketleştirir, 1996&#8242;da La Liga Şampiyonu olur ve İspanya Kupasını kazanır Atletico. 1998 senesinde belediye hesaplarından 450 milyon doları Atletico kasasına geçirdigi suçlamasıyla ceza alır. Tipini beğenmediği hocaları kovması, kızıp bir günde Atletico Madrid alt yapısını kapatması ile unutulmaz olur. 2002 senesinde Marbella Belediye başkanlığından, 2003 senesinde Atletico Madrid başkanlığından, 2004 senesinde de aramızdan ayrılır.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/jesus-gil-2.jpg"><img class="size-medium wp-image-3488  aligncenter" title="jesus-gil-2" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/jesus-gil-2-300x204.jpg" alt="" width="300" height="204" /></a></p>
<p>Basının ve futbol çevrelerinin üstüne çok gelmesine karşın Atletico taraftarlarının sevgilisi olmus, efsane haline gelmiştir. Athletico&#8217;nun ligi diplerde bitirdiği bir sezonun sonunda kombine bilet alan tüm taraftarlara paralarını iade etmişliği vardır.</p>
<p>17 yıl süren başkanlığında; 141 oyuncu ve 39 teknik direktöre yol veren bir başkandır. Bir sezon başında göreve getirdiği Joaquin Pero&#8217;yu lig başlamadan kulüpten kovma sebebi enteresandır: <strong><em>&#8220;Posterdeki tipini beğenmedim&#8221;.</em></strong></p>
<p>90&#8242;ların başında, Atletico&#8217;nun ligde zirvede olduğu bir dönemde hatta teknik direktör Luis Aragones&#8217;ken, kadrodaki 16 futbolcuya puan başına 4750 dolar, Aragones&#8217;e de iki katını vereceğini söylemiştir. Bunun üzerine takım ligde üst üste 5 maç kazanınca, haliyle bonus ödemeleri milyon dolarları bulmuş ve Gil isyan bayrağını açmıştır: <strong><em>&#8220;Sizin yüzünüzden her gün ev satmak zorunda kalıyorum&#8221;</em></strong></p>
<p>Şu iki sözüyle gönüllere taht kuran insandir <img src='http://www.sporlog.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong><em>&#8220;Benim için teknik direktör kovmak bira içmek gibi. Senede 20 kere yapabilirim. Eğer gerekiyorsa 100 kere de yaparım.&#8221;</em></strong></p>
<p>(Kötü bir avrupa maçı yönetip Atletico&#8217;nun kaybetmesine sebep olan hakemle ilgili)<br />
&#8220;O herif ibne ve bu yaptıklarından dolayı genç bir erkekle ödüllendirilecek.&#8221;</p>
<p>İlginç başka bir olayı ise şudur: Jesus Gil Arjantin&#8217;den bir uçak gemisi alır. Bütün herkes şaşkın durumdadır, basın sorar:</p>
<p><strong><em>-Neden bir uçak gemisi satın aldınız?<br />
</em></strong><br />
Jesus Gil cevaplar:</p>
<p><strong><em>-Çünkü yoktu.</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/jesus-gil-3.jpg"></a><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/jesus-gil-3.jpg"><img class="size-medium wp-image-3489  aligncenter" title="jesus-gil-3" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/jesus-gil-3-216x300.jpg" alt="" width="216" height="300" /></a></p>
<p>Renkli, karizmatik, elinden purosunu asla düşürmeyen bir kişilikmiş. Öldüğünde binlerce insan Calderon Stadı&#8217;nda toplanmış onun için, o gün staddakiler ve dünyanın değişik yerlerindeki insanlar kadehini Gil için kaldırmışlar.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sporlog/~4/citNvy4JK5E" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sporlog.com/yazi/huzurlarinizda-jesus-gil/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.sporlog.com/yazi/huzurlarinizda-jesus-gil/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Afrika’ da Parlayan Işığımız</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sporlog/~3/_3H5TOve1jk/</link>
		<comments>http://www.sporlog.com/yazi/afrika-da-parlayan-isigimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 08:00:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Kutsal</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[17 yaş altı milli takım]]></category>

		<category><![CDATA[abdullah ercan]]></category>

		<category><![CDATA[birleşik arap emirlikleri]]></category>

		<category><![CDATA[çeyrek final]]></category>

		<category><![CDATA[deniz mehmet]]></category>

		<category><![CDATA[dünya kupası]]></category>

		<category><![CDATA[engin bekdemir]]></category>

		<category><![CDATA[eurosport]]></category>

		<category><![CDATA[FIFA]]></category>

		<category><![CDATA[fikstür]]></category>

		<category><![CDATA[Futbol]]></category>

		<category><![CDATA[gençler]]></category>

		<category><![CDATA[kolombiya]]></category>

		<category><![CDATA[maç sonuçları]]></category>

		<category><![CDATA[muhammet demir]]></category>

		<category><![CDATA[nijerya]]></category>

		<category><![CDATA[takım kadrosu]]></category>

		<category><![CDATA[trt3]]></category>

		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<category><![CDATA[u17]]></category>

		<category><![CDATA[UEFA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sporlog.com/?p=3479</guid>
		<description><![CDATA[
Genç Milli Takımımız Nijerya&#8217; da devam eden gençler U17 Dünya Kupasında başarılarını sürdürmeye devam ediyor. Dün oynanan ve son 8 takım arasına kalma yolunda büyük öneme sahip olan maçta, Oğulcan&#8217; ın kırmızı kart görmesiyle 10 kişi mücadele eden 17 yaş altı Milli Takımımız, Birleşik Arap Emirlikleri Karşısında 2-0 galip gelmeyi başardı ve çeyrek finalde Arjantin&#8217; i [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/turkey-uae-2-0-u17-world-cup-2-nigeria-sporlog-october-2009.jpg"><img class="size-medium wp-image-3480 aligncenter" title="turkey-uae-2-0-u17-world-cup-2-nigeria-sporlog-october-2009" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/turkey-uae-2-0-u17-world-cup-2-nigeria-sporlog-october-2009-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a></p>
<p>Genç <strong>Milli Takımımız</strong> Nijerya&#8217; da devam eden gençler<strong> U17 Dünya Kupasında</strong> başarılarını sürdürmeye devam ediyor. Dün oynanan ve son 8 takım arasına kalma yolunda büyük öneme sahip olan maçta, Oğulcan&#8217; ın kırmızı kart görmesiyle 10 kişi mücadele eden <strong>17 yaş altı Milli Takımımız</strong>, Birleşik Arap Emirlikleri Karşısında<strong> 2-0 galip gelmeyi başardı</strong> ve çeyrek finalde Arjantin&#8217; i eleyen <strong>Kolombiya&#8217;</strong> nın rakibi oldu.<span id="more-3479"></span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/turkey-uae-2-0-u17-world-cup-nigeria-sporlog-october-2009.jpg"><img class="size-medium wp-image-3481 aligncenter" title="turkey-uae-2-0-u17-world-cup-nigeria-sporlog-october-2009" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/turkey-uae-2-0-u17-world-cup-nigeria-sporlog-october-2009-259x300.jpg" alt="" width="259" height="300" /></a></p>
<p>Futbol olarak başarıya ve bir kıvılcıma aç olduğumuz bu günlerde genç oyuncularımızın oyunun domine eden karşılasmalarını ve kaliteli maçlarını izleyince gerçek bir mutluluk yaşadım. Arkanıza baktığınızda güveneceğiniz bir neslin kendini yetiştirdiğini görmek insana tam anlamıyla bir güven veriyor. Yurt dışında top koşturan oyuncuların ağırlıklı olduğu Milli Takımımıza, ülkemizde fazla ilgi gösterilmese de, <strong>UEFA</strong> ve <strong>FIFA</strong> oyuncularımıza övgüler yağdırmaya devam ediyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/turkey-uae-2-0-u17-world-cup-3-nigeria-sporlog-october-2009.jpg"><img class="size-medium wp-image-3482 aligncenter" title="turkey-uae-2-0-u17-world-cup-3-nigeria-sporlog-october-2009" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/turkey-uae-2-0-u17-world-cup-3-nigeria-sporlog-october-2009-300x212.jpg" alt="" width="300" height="212" /></a></p>
<p>U17 milli Takımızı savaşçı olarak niteleyen UEFA, forvetteki genç yeteneğimiz<strong> 17 yaşındaki Bursaspor&#8217;un forveti Muhammet Demir</strong> içinde başarıya ve gole aç tanımlamasını yapıyor. <strong>Westham&#8217;</strong> da görev yapan kalecimiz <strong>Deniz Mehmet</strong>, fiziği ve soğuk kanlılığıyla gelecekte A Milli Takımı başarılara taşıyabilecek potansiyelde. Öte yandan bu sezon <strong>PSV</strong>&#8216; den Portekiz&#8217; e transfer olan yıldız adayı <strong>Engin Bekdemir</strong>&#8216;in tekniğini izleyince de, <strong>Porto</strong>&#8216; nun gerçekten altyapıya ne kadar önem verdiğini bir kez daha görüyorum.</p>
<p>Eğer şu ana kadar maçları izlemeyenler varsa, <strong>Eurosport ve TRT3</strong>&#8216; ten yayınlanan turnuvayı bundan sonra takip etmelerini ve belki&#8217; de 2002 senesinde yakalanan başarıdan daha büyük bir başarıya şahit olmanızı öneriyorum.</p>
<p>Turnuvanın favorileri arasında gösterilen <strong>Türkiye&#8217;</strong> nin hırslı oyun yapısı ve gençlerin yardımlaşmasını izlerken teknik direktör<strong> Abdullah Ercan</strong>&#8216; ı da kutlamak gerekiyor. ulusal futbolda moralsiz bir topluma tekrar umut verdiği için kendisine teşekkür ederiz. Gelecek maçlarda başarılar dileriz.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sporlog/~4/_3H5TOve1jk" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sporlog.com/yazi/afrika-da-parlayan-isigimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.sporlog.com/yazi/afrika-da-parlayan-isigimiz/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Köyün Ağası, Takımı ve Taraftarları…İşte Beşiktaş</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sporlog/~3/KVaxdJwY8No/</link>
		<comments>http://www.sporlog.com/yazi/koyun-agasi-takimi-ve-taraftarlariiste-besiktas/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 12:18:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Akın Parlas</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>

		<category><![CDATA[beşiktaş-wolfsburg]]></category>

		<category><![CDATA[demirören]]></category>

		<category><![CDATA[ihsan kalkavan]]></category>

		<category><![CDATA[inönü stadı]]></category>

		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>

		<category><![CDATA[protestolar]]></category>

		<category><![CDATA[racism]]></category>

		<category><![CDATA[tribün şov]]></category>

		<category><![CDATA[yıldırım demirören]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sporlog.com/?p=3466</guid>
		<description><![CDATA[
Deniz Kutsal&#8216;ın yazısında kullandığı resim artık bir Beşiktaş başkanın nelere malzeme olduğunu anlatıyor bizlere. Güzel de olmuş aslında, yakışmış yani. Orada Demirören yerine orijinal olarak yıllarca &#8220;Racism&#8221; yani &#8220;Irkçılık&#8221; yazıyorudu. Bir bakıma haklılar aslında, ırkçılıktan nasıl nefret ediyorsak ve onu futbol dışına atmak istiyorsak, artık taraftarlar hatta taraftar olmayanlar da futbol adına Demirören&#8217;i futbolun dışına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/demiroren-cildirdi.jpg"></a><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/demiroren-cildirdi.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-3473" title="demiroren-cildirdi" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/demiroren-cildirdi-300x180.jpg" alt="" width="300" height="180" /></a></strong></p>
<p><strong>Deniz Kutsal</strong>&#8216;ın yazısında kullandığı resim artık bir <strong>Beşiktaş</strong> başkanın nelere malzeme olduğunu anlatıyor bizlere. Güzel de olmuş aslında, yakışmış yani. Orada <strong>Demirören</strong> yerine orijinal olarak yıllarca <em>&#8220;Racism&#8221;</em> yani <em>&#8220;Irkçılık&#8221;</em> yazıyorudu. Bir bakıma haklılar aslında, ırkçılıktan nasıl nefret ediyorsak ve onu futbol dışına atmak istiyorsak, artık taraftarlar hatta taraftar olmayanlar da futbol adına Demirören&#8217;i futbolun dışına atmak istiyorlar. Olabilir, mantıklıdır.<span id="more-3466"></span></p>
<p><strong>Wolfsburg</strong> maçına şöyle bir bakmak gerekirse gördüğün takım Almanya şampiyonu karşısında bir köy takımı olur. Beşiktaş ne yapıyor? Biri bana bunu anlatsın. Mustafa Denizli maçtan önce nasıl bir ruh haline bürünüyor? Bunu da açıklasınlar lütfen. Maç kadrosuna bakıyorum, daha başlamadan netice belli. İbrahim Kaş yine ilk 11&#8242;de. İddia ediyorum benim futbolumun üstüne gidilseydi İbrahim Kaş&#8217;tan daha iyi futbolcu olurdum. Serdar Özkan&#8217;dan olmuyor, artık bu iyice belli oldu. Boş koşan, hiçbir şey üretmeyen bir oyuncu, sıradan Anadolu takımı oyuncusu. Hala tek forvete kafayı takmış Denizli&#8217;nin Bobo&#8217;ya ümit bağlaması. Tabata&#8217;nın 10,5 numara olamayışı ve hiçbir olumlu katkısı olmaması. Tello&#8217;nun psikolojik parasal sorunlarla futbola küstürülmesi gibi saydıkça bitmeyecek olumsuzluklarla beraber topu ayağında tutmakta zorlanan, iki pas yapamayan, bir anda oyundan düşen, fizik gücünü bile yitirmiş bir Beşiktaş vardı sahada. 1-0&#8242;a kadar belki 1 gol dediğimiz, ıkındığımız, fakat Ernst kadar kolay yapamadığımız şey(!) gibi çıkmadı o gol. Bu arada Ernst cırcır olmuş, bildiğiniz ishal. Akıl, mantık almıyor ya düşünüyorum da en kritik maç öncesi bağırsaklarını bozacak ne yiyebilirsin? Birçok şey yiyebilirsin de maç öncesi kampa girilmiyor mu kardeşim, herkes aynı şeyi yemiyor mu? Burada birilerinin suçu olmalı. Ya Ernst kaçak kaçak birşeyler yedi ya da herkesi eve saldılar kamp falan yoktu herkes istediğini yedi. Bir başka ihtimal de Ernst&#8217;e özel bozuk yemek verildi. Ne olursa olsun böyle bir maç öncesi böyle bir saçmalık olmamalıydı. </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/besiktas-wolfsburg.jpg"><img class="size-medium wp-image-3475  aligncenter" title="besiktas-wolfsburg" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/besiktas-wolfsburg-300x206.jpg" alt="" width="300" height="206" /></a></p>
<p>2-0 olunca ne maç kaldı, ne de heves. 2-0&#8242;ı bekler gibiydi tribünler. İkinci gol olur olmaz hepsi bir ağızdan başladılar protestolara, artık alıştığımız Demirören şarkılarına. Belkide maç başından beri en bütünleşmiş tribün sesi bu protestolarla çıkıyordu İnönü Stadından. 3. golü ise takımdan uzak tutmak lazım aslında, o gol tribünün eseriydi bir anlamda.</p>
<p>Yıldırım Demirören&#8217;in tribün şovu da görülmeye değerdi açıkçası, taraftarlar yüklendikçe kendisine artık o da dayanamadı başladı el kol hareketlerine. Zaten başkandan çok taraftar olmuştu her zaman, yine bir taraftar tepkisiyle gösterdi duygularını. Taraftarlar bir bütün olarak <em>&#8220;Şerefsiz&#8221;</em> deyince çileden çıksa da staddan çıkmadı. Bilmiyorum ama bu kadar hakarete hala nasıl orda oturabiliyordu anlamış değilim. Artık seni isteyen kimse yok bu belli, üç beş kişi değil bütün stad tepki gösterdi, sabrı kalmadı taraftarın. Bu iş çok ciddiye gidiyor artık, bir gün şeref tribününe saldıracaklar ya da kulübü basıp ateşe vercekler, o koltuktan zorla kaldıracaklar diye düşünmeye başlıyor insan. Bu inat neyin inadı, koskoca Demirören&#8217;lerin bireyisin sen, baban Türkiye&#8217;nin en saygın iş adamlarından, bırak artık, hem kendini daha fazla yıpratma hem de aileni. Bir şey daha dikkatimi çekti dünkü maçta. Yıldırım Demirören&#8217;in yanında İhsan Kalkavan vardı ve hep bir şeyler fısıldaşıyorlardı. Aklıma iki seçenek geliyor: Ya Yıldırım Demirören&#8217;i istifaya ikna etmek için ya da Demirören&#8217;in yeni yönetimine girmek içindi bu konuşmalar. Umarım ilk seçenek için oradadır.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sporlog/~4/KVaxdJwY8No" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sporlog.com/yazi/koyun-agasi-takimi-ve-taraftarlariiste-besiktas/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.sporlog.com/yazi/koyun-agasi-takimi-ve-taraftarlariiste-besiktas/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Galatasaray’ın Yeni Transferi! mi?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sporlog/~3/Ubf3c3z67YU/</link>
		<comments>http://www.sporlog.com/yazi/galatasarayin-yeni-transferi-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 11:33:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Kutsal</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>

		<category><![CDATA[dünya kupası]]></category>

		<category><![CDATA[Federasyon]]></category>

		<category><![CDATA[galatasaray]]></category>

		<category><![CDATA[mcdonald's]]></category>

		<category><![CDATA[prim]]></category>

		<category><![CDATA[sponsor]]></category>

		<category><![CDATA[thailand]]></category>

		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<category><![CDATA[Worawi Makudi]]></category>

		<category><![CDATA[yeni transfer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sporlog.com/?p=3467</guid>
		<description><![CDATA[
Sadece lafın gelişi. McDonald&#8217;s neyseki henüz Türk futboluna el atmıyor ve Galatasaray&#8216; da palyaço oyuncular almıyor. Böylelikle bizi obez oyunculardan ve değişik figürlü çakma futbolculardan kurtarıyorlar bir bakıma. Ama Thailand&#8216; da durum pekte iç açıcı değil.
Thailand futbol federasyonu yaptığı açıklamada fast food devi ile 3 yıllık için £545,000 tutarında sponsorluk anlaşması imzaladıklarını duyurdu. Buna göre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/galatasaray-mcdonalds-sporlog-october-2009.jpg"><img class="size-medium wp-image-3468 aligncenter" title="galatasaray-mcdonalds-sporlog-october-2009" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/galatasaray-mcdonalds-sporlog-october-2009-300x180.jpg" alt="" width="300" height="180" /></a></p>
<p>Sadece lafın gelişi. <strong>McDonald</strong>&#8217;s neyseki henüz Türk futboluna el atmıyor ve<strong> Galatasaray</strong>&#8216; da palyaço oyuncular almıyor. Böylelikle bizi obez oyunculardan ve değişik figürlü çakma futbolculardan kurtarıyorlar bir bakıma. Ama <strong>Thailand</strong>&#8216; da durum pekte iç açıcı değil.<span id="more-3467"></span></p>
<p><strong>Thailand futbol federasyonu</strong> yaptığı açıklamada fast food devi ile 3 yıllık için<strong> £545,000</strong> tutarında <strong>sponsorluk</strong> anlaşması imzaladıklarını duyurdu. Buna göre 3 sene boyunca forma hakkını elinde bulunduracak McDonald&#8217;s oyunculara bedava BigMac vermeyecek ancak 2014 dünya Kupası için Thailand futboluna önemli katkılarda bulunacak. Şişman federasyon Başkanı<strong> Worawi Makudi</strong>, <strong>Reuters&#8217;</strong> e yaptığı açıklamada bu anlaşma ile <strong>FIFA klasmanında 110. sırada</strong> olan ülkelerini yukarılara taşıyacaklarını ve alt yapılara yatırımlara başlayacaklarını belirtti.</p>
<p>2007 senesinde de <strong>Nike</strong> ile bir sponsorluk anlaşması yapan Thailand federasyonunun, yeni anlaşmadan aldığı parayı ve hayal ettikleri geleceği düşününce ülkemizdeki vahim ya da cömert durum daha da ortaya çıkıyor. Biz genelde bu ücreti 40 yılda bir şampiyonalara katılan futbolculara prim adı altında çerez diye veriyoruz. Başarısız olanlara ve bizi turnuvaların zevkinden mahrum bırakanlara ise madalya takmadığımız kalıyor!</p>
<p>Bu dalaverelik malesef her alanda sadece bizim ülkemize has bir özellik!</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sporlog/~4/Ubf3c3z67YU" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sporlog.com/yazi/galatasarayin-yeni-transferi-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.sporlog.com/yazi/galatasarayin-yeni-transferi-mi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Football Demirören Manager 2010 çıktı (:</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sporlog/~3/Rsr_UQZ4AEA/</link>
		<comments>http://www.sporlog.com/yazi/football-demiroren-manager-2010-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 07:48:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Kutsal</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>

		<category><![CDATA[2010]]></category>

		<category><![CDATA[3-0]]></category>

		<category><![CDATA[beşiktaş]]></category>

		<category><![CDATA[football manager]]></category>

		<category><![CDATA[let's kick demirören out of ofotball]]></category>

		<category><![CDATA[şampiyonlar ligi]]></category>

		<category><![CDATA[taraftar]]></category>

		<category><![CDATA[wolfsburg]]></category>

		<category><![CDATA[yıldırım demirören yeter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sporlog.com/?p=3462</guid>
		<description><![CDATA[
Aslında uğruna yazılabilecek o kadar çok şey var ki. Dün Beşiktaş&#8217; ın Wolfsburg&#8216;a karşı Şampiyonlar Liginde aldığı 3-0&#8242; lık mağlubiyet, bir üst tura çıkamamasının çok ötesinde bir yenilgi.
Türkiye ligi şampiyonunun Almanya ligi şampiyonu karşısındaki acizliği, teknik direktör kapasite eksikliği, maç ayıran futbolcu şımarıklığına kadar ülkemizde özellikle 3 büyük kulübü ilgilendiren bir sürü konu yazılıp çizilebilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/yeter-yildirim-demiroren-yeter-sporlog-october-2009.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-3463" title="yeter-yildirim-demiroren-yeter-sporlog-october-2009" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/yeter-yildirim-demiroren-yeter-sporlog-october-2009.jpg" alt="" width="225" height="224" /></a></p>
<p>Aslında uğruna yazılabilecek o kadar çok şey var ki. Dün <strong>Beşiktaş&#8217;</strong> ın <strong>Wolfsburg</strong>&#8216;a karşı <strong>Şampiyonlar Ligi</strong>nde aldığı 3-0&#8242; lık mağlubiyet, bir üst tura çıkamamasının çok ötesinde bir yenilgi.<span id="more-3462"></span></p>
<p><strong>Türkiye</strong> ligi şampiyonunun <strong>Almanya</strong> ligi şampiyonu karşısındaki acizliği, teknik direktör kapasite eksikliği, maç ayıran futbolcu şımarıklığına kadar ülkemizde özellikle 3 büyük kulübü ilgilendiren bir sürü konu yazılıp çizilebilir. İşin kaynağına gelince tabiki <strong>futbol otoritesinin ve yöneticilerin</strong> sorumsuzluğu ve bilinçsizliği başı çekiyor.</p>
<p>En azından dünkü maç ve maç sonundaki protestoların haklılığı konusunda<strong> Akın Parlas</strong>&#8216; ın ayrıntılı bir yorum yazmasını temenni ediyorum. Acaba <strong>Beşiktaş</strong> gidişatın neresinde ve kimler işin bilincinde öğrenmek istiyorum? Yoksa daha çok gerçek futboldan soğuyup, futbolun hayal alemi <strong>&#8216;Football Managerlı&#8217;</strong> geceler bizi bekler (:</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sporlog/~4/Rsr_UQZ4AEA" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sporlog.com/yazi/football-demiroren-manager-2010-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.sporlog.com/yazi/football-demiroren-manager-2010-cikti/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>2010 Dünya Basketbol Şampiyonasına Bir Kala (II)</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/sporlog/~3/i0bUGH_Affw/</link>
		<comments>http://www.sporlog.com/yazi/2010-dunya-basketbol-sampiyonasina-bir-kala-ii/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 20:32:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mert Uyar</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Basketbol]]></category>

		<category><![CDATA[12 Dev Adam]]></category>

		<category><![CDATA[2002]]></category>

		<category><![CDATA[2003]]></category>

		<category><![CDATA[2004]]></category>

		<category><![CDATA[abd]]></category>

		<category><![CDATA[Andrew Bogut]]></category>

		<category><![CDATA[avrupa basketbol şampiyonası]]></category>

		<category><![CDATA[avustralya]]></category>

		<category><![CDATA[Aydın Örs]]></category>

		<category><![CDATA[Basketbol Federasyonu]]></category>

		<category><![CDATA[bogdan yanjevic]]></category>

		<category><![CDATA[bosna hersek]]></category>

		<category><![CDATA[Bulgaristan]]></category>

		<category><![CDATA[dünya basketbol şampiyonası]]></category>

		<category><![CDATA[esef pilsen world cup]]></category>

		<category><![CDATA[estonya]]></category>

		<category><![CDATA[fiba]]></category>

		<category><![CDATA[Hakan Demirel]]></category>

		<category><![CDATA[hidayet türkoğlu]]></category>

		<category><![CDATA[hırvatistan]]></category>

		<category><![CDATA[hollanda]]></category>

		<category><![CDATA[İbrahim Kutluay]]></category>

		<category><![CDATA[ispanya]]></category>

		<category><![CDATA[italya]]></category>

		<category><![CDATA[Jasikevicius]]></category>

		<category><![CDATA[litvanya]]></category>

		<category><![CDATA[mehmet okur]]></category>

		<category><![CDATA[nba]]></category>

		<category><![CDATA[olimpiyatlar]]></category>

		<category><![CDATA[Serkan Erdoğan]]></category>

		<category><![CDATA[slovenya]]></category>

		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<category><![CDATA[Wild Card]]></category>

		<category><![CDATA[yunanistan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sporlog.com/?p=3447</guid>
		<description><![CDATA[
2004 Mayıs ayında Basketbol Federasyonu, yeni baş antrenörümüz Bogdan Tanjevic&#8216;i basına tanıttı. Kariyeri tartışmasız olsa da son iki, üç senesini boş geçirmesi akıllara soru işaretlerini getiriyordu. Şüphesiz ki çok kariyerliydi, başarıları çoktu ama hala o başarılara imza atacak kadar hırslı ve istekli miydi?
Bizler, 2003 Avrupa Şampiyonası hüsranından sonra, 2004 Olimpiyatlarını da televizyondan izlerken, uzun vadeli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/12dev-japonya06-sporlog-october-20091.jpg"><img class="size-medium wp-image-3453 aligncenter" title="12dev-japonya06-sporlog-october-20091" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/12dev-japonya06-sporlog-october-20091-287x300.jpg" alt="" width="287" height="300" /></a></p>
<p>2004 Mayıs ayında Basketbol Federasyonu, yeni baş antrenörümüz <strong>Bogdan Tanjevic</strong>&#8216;i basına tanıttı. Kariyeri tartışmasız olsa da son iki, üç senesini boş geçirmesi akıllara soru işaretlerini getiriyordu. Şüphesiz ki çok kariyerliydi, başarıları çoktu ama hala o başarılara imza atacak kadar hırslı ve istekli miydi?<span id="more-3447"></span></p>
<p>Bizler, 2003 Avrupa Şampiyonası hüsranından sonra, 2004 Olimpiyatlarını da televizyondan izlerken, uzun vadeli hedefler planlanmıştı. Tanjevic geldiği ilk günden itibaren hedefi 2010&#8242;da düzenlenecek <strong>Dünya Basketbol Şampiyonası</strong> olarak belirlemiş ve hedefinin oraya gidecek genç kadroyu oluşturmak olduğunu söylemişti. İlk duyulduğunda fena görünmeyen bu fikir ileriki yıllarda başarısızlığın kılıfı olunca inanılır olmaktan çıktı. 2002 Dünya Basketbol Şampiyonasından gerekli dersleri almamıştık. 2003&#8242;deki facia bunu gösteriyordu. Kanımca Aydın Örs gibi bir isim bile takımdaki sorunları engelleyemediyse, durum gerçekten vahimdi. 2004 yılı Tanjevic ile takımın ve tabii Tanjevic ile değerli ! Türk basınıyla tanışma yılı olarak geçti. Oynanacak fazla ciddi bir maç olmamış. Antrenman yılı geçirmişti <strong>12 Dev Adam</strong>. Önce 2002&#8242;de başlamış olan ve o yıl 3.sü düzenlenen <strong>Efes Pilsen World Cup</strong> ile başladı. Takım final oynadı hazırlık turnuvasında fakat hiç ümit vermedi. İlk maçta fark yediği Slovenya&#8217;ya ikinci defa da finalde yeniliyordu. Bu arada, her geçen yıl daha prestijli ve önemli bir turnuva olduysa da bu turnuvayı kazanmanın hala hiçbir anlam ifade etmediğini düşünüyorum. Bu düşüncemi adeta doğrular nitelikte seneler görecektik olacaklardan habersiz o günlerde.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/efeswcup7-izmir-sporlog-october-20091.jpg"><img class="size-medium wp-image-3454 aligncenter" title="efeswcup7-izmir-sporlog-october-20091" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/efeswcup7-izmir-sporlog-october-20091-300x166.jpg" alt="" width="300" height="166" /></a></p>
<p>2005 yılında Sırbistan Karadağ&#8217;ın düzenleyeceği turnuvaya katılmak için oldukça kolay bir eleme grubu bekliyordu bizi. En zoru Bosna Hersek olan bir gruptaydık. Hollanda ve Estonya gibi basketbola uzak ülkeler ile oynayacaktık. Yenilgisiz olarak çıktık ve 2005 <strong>Avrupa Basketbol Şampiyonasına </strong>gitmeye hak kazandık. Belki de kazanmasaydık daha iyiydi dedirtecek kadar kötü bir turnuva daha geçireceğimizi herhalde pek çok kişi tahmin etmiyordu. Hele de turnuvaya az kala, oynadığımız Efes Pilsen World Cup 4 gerçekten olumlu bir hava yaratmıştı. Tanjevic&#8217;in kısa sürede sihirli değnekle müdahale etmişçesine her şeyi düzelttiği zannediliyordu. Yıllarca yenemediğimiz İtalya&#8217;yı 81-56 gibi bir skorla deviriyor ve umutla turnuvayı bekliyorduk. Yine bir turnuvaya Litvanya ile ve yine mağlup olarak, üstelik de hiç iyi oynamayarak farklı yenilerek başladık. Tam kadro olan Litvanya, son şampiyon olduğunu kanıtlarcasına sahadan takımımızı siliyordu. Tanjevic ise olayları bizler gibi seyrediyor, yanlış kararlarıyla saç baş yolduruyordu. Hazırlık maçında 1 (BİR) dakika ortalama süreyi ancak verdiği Hakan Demirel&#8217;e en kritik dakikalarda formayı verdi. Tecrübesiz Hakan, hiç oynamamış olmanın verdiği güvensizlikle müthiş tecrübeli Jasikevicius karşısında döküldü. Tanjevic oyunda Litvanya&#8217;ya en yaklaştığımız anda yaptığı bu hareketle bir çuval inciri berbat ediyordu. 87-75&#8242;lik mağlubiyet eleştiri oklarını en başta Tanjevic&#8217;e daha sonra da yeterince mücadele etmediklerini düşünen NBA oyuncularımıza döndürdü. İlk günün moral bozukluğunu atmak için nispeten kolay bir ekip olan Bulgaristan ile oynadık 2. günde. Ne yazık ki oyunumuz yine çok kötüydü. Baştan sona başa baş giden ve bir türlü koparamadığımız maçı Hido&#8217;nun el üstü 9 metreden üçlüğüyle zar zor 94-89 kazanabildik. <strong>Çanlar bizim için çalıyordu, milli takımımız için çalıyordu. </strong>Fakat çanlara aldırış etmedik ve felaketin daniskasını 3. gün yaşadık.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/hidayet-turkoglu-sporlog-octob-er-2009-i1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-3455" title="hidayet-turkoglu-sporlog-octob-er-2009-i1" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/hidayet-turkoglu-sporlog-octob-er-2009-i1-249x300.jpg" alt="" width="249" height="300" /></a></p>
<p><strong>1999, 2001, 2003 </strong>turnuvalarında hep yendiğimiz ve elediğimiz Hırvatistan&#8217;a bu sefer çok fena yenildik. İlk yarıda önde götürürken bir anda oyundan koptuk ve Hırvatistan&#8217;ın tarihi bir seri (33-2) yapmasına engel olamadı takımımız. Televizyon başında çıldırmamak elde değildi. Hırvatlar basket attıkça oyuncularımız birbirlerine kızıyorlardı. 80-67 kaybederek hem şehir değiştirmek hem de çok çabuk bir playoff turu maçı oynamaya mecbur kaldık. Aslında en kolay rakiplerden biriyle oynuyorduk. Mevcut takımların içinde Nowitzki&#8217;ye rağmen en zayıf kadroya sahip Almanya ile oynuyorduk ama sorunlar bitmek bilmiyordu ve biz de kazanmayı unuttuk. Berbat ötesi bir oyunla Almanya&#8217;ya da 66-57 yenildik ve turnuvayı kapadık. Tanjevic, açıklamalarında genç oyunculara şans vereceğini söylüyordu. <strong>NBA oyuncularımızı</strong> takıma almayacağını ise o sene yaza doğru öğrendik. İlk defa <strong>Mehmet Okur ve Hidayet Türkoğlu</strong> uzun yıllar sonra milli takım&#8217;a gelmiyordu.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/mehmet-okur-sporlog-october-2009-i1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-3456" title="mehmet-okur-sporlog-october-2009-i1" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/mehmet-okur-sporlog-october-2009-i1.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p>2006 yılında, dünya basketbol şampiyonası için Wild Card uygulamasının dört talihlisinden biri Türkiye oldu. Dünya Şampiyonası&#8217;na katılmayı başaramayan takımımıza son bir şans doğmuştu. Avrupa kıtasından Sırbistan ve İtalya ile birlikte Japonya 2006&#8242;ya katılacaktı <strong>12 Dev Adam</strong>. 2006 yazı hareketli geçmeye adaydı. İzmir&#8217;de düzenlenen <strong>U20 Avrupa Basketbol Şampiyonasındaki</strong> genç yeteneklerimiz final oynamışlar ama belalımız Sırbistan&#8217;a yine finalde yenilmekten kurtulamadı. Orada şampiyon olan Sırbistan, 2005 Üniversite Oyunlarında da İzmir&#8217;e gelmiş ve şampiyon olup ülkesine dönmüştü. Sırbistan ise altyapının her kademesinde Avrupa şampiyonu olduğu bir jenerasyonu hazırlıyordu. <strong>Tepiç, Tripkoviç, Teodosiç, Pekoviç, Paunic</strong> gibi o gün için geleceğin yıldız adayları olduğunu söylemek zor bir öngörü değildi. Bu gençlerin temelini oluşturduğu takımın 2009&#8242;da elde ettiği başarıya da yazımda değineceğim. Japonya 2006&#8242;nın Ağustos ortası başlıyor olması sebebiyle erken yapılan ve kısa süren Efes Pilsen World Cup&#8217;da Lübnan, Katar ve finalde de Slovenya&#8217;yı 93-70 yenerek olumlu sinyaller veriyordu.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/ersan-2006-litvanya-alleyhoop-sporlog-october-20091.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-3457" title="ersan-2006-litvanya-alleyhoop-sporlog-october-20091" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/ersan-2006-litvanya-alleyhoop-sporlog-october-20091-300x220.jpg" alt="" width="300" height="220" /></a></p>
<p><strong>2002, 2003, 2005 </strong>turnuvaları herkesi tedirgin ediyor ve kimse işlerin iyi gittiğine inanamıyordu. İyi giderken bile her şeyin değişip kötüleştiği tecrübesiyle umutlanamıyorduk. 2006&#8242;da yine ilk gün rakibimiz Litvanya&#8217;ydı. İnanılması güç bir tesadüf ama arka arkaya 3. resmi turnuvamıza da Litvanya ile başladık. Bu sefer hiçbir beklenti yoktu. Herkes yine grupta çok zor maç kazanabileceğimizi, NBA yıldızlarımız olmadan iddiamız olamayacağını düşünüyordu. Ulusal basın bile bu yönde düşünüyordu tahminimce. İbrahim Kutluay ve Serkan Erdoğan önderliğindeki takımımız bu sefer bir onur mücadelesi veriyordu. Kerem Gönlüm, Kaya Peker, Ermal Kurtoğlu ve Ender Arslan gibi tecrübeli dört oyuncuyu da takıma monte eden ve kadronun geri kalanını U20 takımından <strong>Cenk Akyol, Ersan İlyasova, Semih Erden, Engin Atsür, Hakan Demirel </strong>gibi oyunculardan kurmuştu. Skor sıkıntısı çekeceği düşünülen takım aksine sıkıntı çekmiyor ve sahada bütün ülkeyi şaşırtırcasına inanılmaz bir mücadele veriyordu. İşte o günlerde bir yıldızın doğuşuna tanık olduk. Sakatlıklardan dolayı basketboldan kopma noktasına kadar gelen fakat yılmayan ve ameliyat üstüne ameliyat olarak tekrar eski sağlığına kavuşan Ersan İlyasova tam anlamıyla sahada parlıyordu. Driblingini kesip cross-over ile çabuk bir geri adım atarak, kendi şutunu yaratabilen, sahada ribaund, asist, blok, top çalma yapabilen ve her yerden skor üretebilen büyük bir yetenek kendisini Türkiye&#8217;ye tanıtıyordu. İlk maçımızda Litvanya&#8217;yı 76-74 yenerken son anlarda yaptığımız etkili savunma ile yaklaşık 20-30 saniye kadar Litvanya&#8217;ya sayı şansı vermedik. Hiç şansımızın tutmadığı Litvanya&#8217;yı yenerek uzun süreden sonra bir turnuvaya galibiyetle başlamıştık. Hem de bu galibiyetin 3. kez açılış yaptığımız Litvanya&#8217;ya olması güzel bir tesadüftü. İyi mücadele ve zaman zaman sert savunmaya güzel hücum organizasyonları da ekleyerek galip gelmemiz dahi pek çok kimseyi tatmin etmemişti. Daha en az dört maçımız vardı ve hiç yenemediğimiz zorlu takımlar bizi bekliyordu. İkinci gün rakip Avustralya&#8217;ydı. Eski gücünden uzakta olan bir iki devşirme oyuncuları, NBA&#8217;deki tek oyuncusu Andrew Bogut, oyun kurucu Newley ve bir şutör guardları dışında elle tutulur oyuncuları olmamasına rağmen inanılmaz sert, zaman zaman oyun kurallarını aşan dozda mücadeleleriyle rakibi yıldırmak amaçlı bir oyun oynuyorlardı. Maçın ilk yarısında eski milli takım dönmüştü. Sahada uyur gezer gibi dolaşan oyuncularımız farkın açılmasını izliyorlardı. Maçın ikinci yarısında kendine gelen oyuncularımız yavaş yavaş önce farkı azalttı. Maçın sonlarına doğru farkı kapadı öne geçti 76-68 kazanarak hiç tahmin etmediğimiz bir şekilde iki maçta iki galibiyet alarak gidiyorduk. Üçüncü maçımız ise 2002&#8242;de oynadıktan sonra yenildiğimiz ve özel maç dahi hiçbir şekilde yenemediğimiz Brezilya&#8217;ydı. Son derece sert oynayan, hatta aşırı sertlikle rakibini hem fiziksel hem de ruhsal olarak çökertme taktiğiyle oynayan bir takımdı Brezilya. Sinirlerimize hakim olmamız gerekiyordu kazanabilmemiz için. Çok iyi mücadele eden takımımız geriden gelerek de maç kazanabildiğini görerek oldukça özgüvenli çıkmıştı. Sert mücadeleden yılmayan, geri adım atmayan bir takım vardı sahada. İki NBA yıldızından mahrum da olsa, kaliteli ve tecrübeli iki şutör, üç uzunuyla ve kalanı gençlerden oluşan ümit verici bir takımla sahadaydık. Böyle bir takımın Litvanya&#8217;yı yenmiş olması da oldukça önemliydi. Çok sert ve başa baş giden maçı Brezilya&#8217;nın en iyisi Leandro Barbosa&#8217;nın iki atışı kaçırmasıyla 73-71 kazandık. Takımımız giderek daha iyi oynuyor bu da  daha çok motive ediyor ve savaşmanın verdiği gururu zaferlerle süslüyordu. Söke söke gelen bu galibiyetler sakatlık gibi tatsız bir haberi de beraberinde getiriyordu. İbrahim, Ersan gibi önemli skorerler en kolay maç olan Katar karşısında dinlendiriliyor, tekrardan dirilen 12 Dev Adam ise günü kurtarmakla yetiniyor ve sadece galip gelecek kadar oynuyordu. Turnuva boyunca oynadığımız dört maçın üçünü 76 sayı atarak kazanarak kazandık, birini ise 73 sayıyla kazandık. Rakibimizi ise 70 sayıdan civarında tutuyorduk. Savunmanın başarısı hücumu da kolaylaştırıyordu. Yardımlaşarak oynadığımız oyun ise set hücumlarını iyi oynamamızı sağlasa da yine de ara sıra ciddi anlamda oyunda tıkanıyorduk. Oyuncularımızı dinlendirmek bile Ersan&#8217;ın Yunanistan ile yapacağımız gurup liderliği maçına yetişmesini sağlayamadı. Takımın en önemli skor seçeneği haline gelen Ersan&#8217;dan yoksun olmamıza rağmen o gün sahada inanılmaz bir Serkan Erdoğan vardı. İbrahim&#8217;in de tutuk olduğu bir günde takımı sırtladı götürdü. Yunanlar da sert dozunu kaçırdılar, hakemler de göz yumunca, İbrahim&#8217;in 72-69 gerideyken attığı kritik üçlük de çemberi turlayıp çıkınca, maçı bu sefer 76 sayı yiyerek, 76-69 kaybettik. Devreyi önde bitirmemize rağmen çıldırtacak derecede kötü oynadığımız üçüncü periyot bizi bitirmişti. Bir üst tura çıkabilir miyiz ümidiyle geldiğimiz guruptan ikinci olarak çıktık. Kimsenin tahmin edemeyeceği üzere ikinciliğe bile üzülmüştük. Aslında bir bakıma gurubu lider bitirmek madalya yolunu çok kolaylaştırıyordu. Bizim için turnuvanın kaderi o gün çizilmişti. Yunanistan&#8217;a ise güle oynaya gideceği nispeten dikensiz yol bize ise gayet zorlu bir rota çizilmişti. Çin ile oynayıp rahatça kazanmıştı Yunanistan. Yorulmadan kazandığı maçtan sonra gelen Fransa da antrenman maçından öteye gitmemişti Yunanistan için. Tam anlamıyla ısınarak çıktığı yolda en büyük engel olan ABD&#8217;yi devirerek turnuvanın en büyük sürprizine imza attı. Biz tam kadro olamadığımız için Amerika&#8217;yı yenemeyebilirdik. En azından madalya yolunda şansımız olacaktı. <strong>Dünya 3.sü</strong> olmak hiç fena sayılmazdı. Öncelikle, çeyrek finale kalma maçında çok zorlu geçen maçtan sonra Slovenya&#8217;yı son dakikalarda attığımız beş üçlükle dağıttık ve 86-81 öne geçtiğimiz karşılaşmada, taktik faulleri de kaçırmayarak 90-84 kazandık.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/japonya06-slovenya-zaferi-sporlog-october-20091.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-3458" title="japonya06-slovenya-zaferi-sporlog-october-20091" src="http://www.sporlog.com/wp-content/uploads/2009/11/japonya06-slovenya-zaferi-sporlog-october-20091-300x205.jpg" alt="" width="300" height="205" /></a></p>
<p>2002&#8242;de gelen 9.luktan sonra en kötü 8. sırada yer alacak olmamız güzel bir gelişmeydi. Dört beş oyuncusu sakat sakat oynayan takımımız çok güçlü Arjantin&#8217;e sadece 1.5 periyot dayanabilmişti. Çok tecrübeli ve tam kadronun yanı sıra sağlıklı da olan tangocular karşısında iyi mücadele ettik devreye kadar. Daha sonra tecrübeleriyle maçı kopardılar, götürdüler. 83-58. Kaderimiz bu yüzden gurubun son maçında çizildi demiştim. Çin ve Fransa, Slovenya ve Arjantin&#8217;e göre kat kat tercih edilecek bir takımlardı. Bu arada Arjantin&#8217;i geçmiş olsaydık bile bir sonraki turda bambaşka büyük bir bela olan İspanya ile oynayacaktık. Önüne geleni eziyordu İspanya ve Litvanya&#8217;yı da süpürmüştü. Sıralama maçı için tekrar karşılaştık. İlk maçın şans olduğu düşünülüyordu. Sıralama maçının önemi kalmadığı düşünülse de, yaygın kanının aksine sıralama maçlarına tüm ülkeler çok önem veriyordu. Takımımız da bir yarı final karşılaşması oynar gibi iyi başlamıştı. Fakat ne olduysa, takım resmen dondu kaldı. Litvanya maçı istediği gibi oynuyor ve farkı açıyordu. Devrede sadece 23 sayı, üçüncü periyot sonunda ise 40 sayı bulabilmiştik. Son iki dakikasına kadar yine en ufak hareket yoktu takımımızdan. Hangimiz bilebilirdik ki son iki dakikayı beklediklerini?</p>
<p>65-53 geride girdiğimiz maçta önce Kerem Gönlüm kritik iki serbest atışı sokup 67-60&#8242;a getirdi. Yetmedi top çaldık, 69-65&#8242;e de getirdik. Maciajuskas, rakibin en etkili silahı 72-65 yaptığında sadece 58 saniye vardı bitime. O anda herhalde pek çok kişi ümidini kaybetti, belki de televizyonu kapadı. Ender&#8217;in iki atışı ardından Ersan topu çaldı ve tekrar üç sayıya indi fark. 74-71 oldu ve vakit kaybetmeden 15 saniye kala faul yaptık. 75-71 olduktan sonra Ender içeri yüklenirken faul yapıldı. İlk atışı soktuktan sonra ikincisi kaçtı, biz moral bozukluğuyla hayıflanırken top ellerden sekerek bir anda dipte tekrar Ender ile buluştu. Ender düşünmeden salladı ve yine tarih yazmaya ve inanılmazı gerçekleştirmeye başladı milli takım. 12 Dev Adam adeta yeniden doğmuştu. Hem de bu sefer genç ve 10 kişinin görev aldığı aktif bir kadroyla. Öylesine bir baskı kurduk ki 75-75&#8242;in şokundaki Litvanyalılar son topu da kaptırdılar. Mucizenin gerçekleşmesine engel olan, Ermal&#8217;e yapılan bariz faulu görmeyen Petr Sudek oldu. Sloven Petr Sudek&#8217;in milli takımını yenmemiz kendisini ruhsal olarak hırpalamıştı belki de. <strong>Mucizeye engel olamayacak ve sadece beş dakika daha erteleyecekti. </strong>30 dakikada 40 sayı atan takım, 10 dakikaya 35 sayı sığdırarak belki de bu alanda bir rekor kırmaktaydı. Mucizenin uzatma perdesinde Ersan şov başladı. Blok, ribaund, smaç ve asistleriyle o başta olmak üzere tüm takım şiir gibi oynadı. 20 sayı da uzatmada atarak 15 dakikada, 55 sayıyla rekor kırdı. 95-84 kazanarak Litvanya&#8217;ya bir kez daha ders verdik o turnuvada. Bu maç bize pahalıya patladı ve takım turnuva sonunda revire dönmüştü. Sakat sakat oynayan Ersan, Ender, Engin&#8217;in yanı sıra, Serkan ve İbrahim&#8217;in tamamen dinlendirilmesi sonucu Fransa&#8217;ya bir kez daha şansımız tutmadı ve 59-64 kaybederek Dünya 6.sı olmayı başardık.</p>
<p>Bu genç kadroyla buralara gelen, hatta Yunanistan&#8217;ı yenebilseydik madalya için yarışabilecek, sakatlıklara rağmen buraya kadar gelmiş genç bir takıma, uyum sağlayarak gelecek Mehmet Okur ve Hidayet Türkoğlu&#8217;nu da katınca güzel hayaller çok da uzak görünmüyordu. <strong>FIBA </strong>tarafından verilen Wild Card&#8217;ı en iyi değerlendiren takım olmuştu Türkiye. 2010 öncesinde buralara boşuna gelmediğini gösterircesine oynadık. İspanya ise bana göre şampiyonu belirleyen maçta son topu çemberden çıkan Arjantin&#8217;i eleyerek finalist oldu. En önemli oyuncusu <strong>Paul Gasol</strong>&#8216;den yoksun İspanya, ABD&#8217;yi eleyerek gelen Yunanistan&#8217;a basketbol tarihinin en acı derslerinden birini verdi. 70-47 galip gelerek şampiyon oldu. 2001&#8242;de yendiğimiz ve hemen altımızda turnuvayı 3. bitiren o İspanya, NBA oyuncuları ve diğer oyuncularıyla tam bir takım olarak, oynadığı basketbolla bütün turnuvalarda rakiplerine karşı psikolojik üstünlük sağlayacak derecede iyi bir jenerasyonun meyvelerini topluyordu. Bu turnuvadan sonra Tanjevic&#8217;e övgü yarışı başlamıştı medyada. 2005&#8242;de neredeyse idam sehpasına çıkardıkları antrenörü şimdi gördükleri yerde öpecek kadar abartmışlardı. Bu sululuk devam ederken artık NBA&#8217;deki oyuncularımızdan beklenen bu takıma ağabeylik etmeleri ve gelip takım oyununa katılmalarıydı. Tekrar yakalanan umut rüzgarı ve elde edilen <strong>sonuç yelkeni 2010&#8242;a kadar götürecek miydi? </strong>Yaklaşmakta olan şampiyona öncesi turnuvalarda artık hedefimiz sürekli üst sıralarda kalmak ve madalya için savaşmak mı olacaktı? </p>
<p><strong>DEVAM EDECEK&#8230;</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/sporlog/~4/i0bUGH_Affw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sporlog.com/yazi/2010-dunya-basketbol-sampiyonasina-bir-kala-ii/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.sporlog.com/yazi/2010-dunya-basketbol-sampiyonasina-bir-kala-ii/</feedburner:origLink></item>
	</channel>
</rss>
