<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744</atom:id><lastBuildDate>Fri, 18 Nov 2011 07:22:15 +0000</lastBuildDate><category>kapalı standartlar</category><category>açık standartlar</category><category>sosyal</category><category>linuxgezegen</category><category>bilgi teknolojileri</category><title>Tayfur Taybuğa</title><description>Çeşitli günlük girdileri</description><link>http://taybuga.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>227</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/taybuga" /><feedburner:info xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" uri="taybuga" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-423452247932850477</guid><pubDate>Mon, 04 Apr 2011 05:58:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-04-04T08:59:10.114+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>Antropoloji.doc</title><description>Antropoloji&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapısal işlevselciler sistemi bir bütün olarak görürken postmodernizm ve postyapısalcılık alanların çok seslilik ve modernizm sonrası düzen hedeflenmektedir. Emik yaklaşım doğaüstü ve topluluk ilişkisine yoğunlaşır. Etnografya alan araştırmasında kültürün tüm yönlerinin kaydedilmesi meselesidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgücüler varlıkların özüne bakarken bir takım özgücü kuramlar vardır-ki bunlar; bilişsel antropoloji-etnobilim: her kültürün özgül kısmıne bakar. Yorumcu-simgeci ise özgür ve özerki adından da anlaşılacağı üzere özgülde yani bir anlamda özde arar. Feminist tipte ise kültür ve cinsiyet şekillenmelerine ağırlık verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polimorfizm fenotipik (anlamlı en küçük birim manasına olabilir) gen değişkenidir. Bu arada Lemur hominoidea üst üyelerinden değilken öjeni (saf ırk oluşturma) fikir sahibi de Galton olarak öne çıkar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Primat (bir takım maymun, insan ve memeliler) üst ailesi goril vs. hominoid manasınadır. Hominid-hominin insan eğilimindedir. Aşölyen taş bir takım aletlerdir. Epipaleolitik (ortadoğu bölge) dönem neolitik dönemi hazırladığından daha eskidir. Serf toprak işletimi karşılığı yaşamını ikame eden manasınayken kolkolitik dönem neolitik dönemi takip eden dönemdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reform (belki de protestanların, katoliklere karşı laik-demokrat yönde hareketi denilebilir), 15. yy sonrası Luther eseridir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-423452247932850477?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2011/04/antropolojidoc.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-4524111688164656379</guid><pubDate>Mon, 04 Apr 2011 05:55:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-04-04T08:58:32.273+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>Felsefe.doc</title><description>Felsefe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokrates, Russell, Mill ve diğerleri felsefenin sorgulama yönüyle ortaya çıkmasının değer kazanmasının en net göstergeleridir. Eleştirel, çözümleyici ve bütünleştirici türlerde felsefe sınıflandırmaları yapılırken Nietzsche eleştirmeye Sokrates gibi sorgulama tabanında devam etmiştir. Felsefenin en önemli alt alanlarından mantık yanı sıra epistemoloji bilgi episteme ve logos ifadesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Platon (episteme tikellerin-sıradan nesneler-bilgisi değildir), her şeyiyle açıklanmış bir düşünce bilgi olabilir. Kant ise bilgi bir anlamda biyolojik yapımız gereği sınırlıdır demektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mantık Aristo eseridir. Totoloji doğru önermelerdir. Aristo öğretmeni Parmenides`den aldığı mirası geliştirmiş ancak bir anlamda günümüz mantığının inşası Frege`nin matematiksel mantığına dayanmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En genel anlamda diyalektik, iddia çürütmeye ve çıkış noktası olarak herhangi bir görüş ve/ya da varsayımdan faydalanma anlamına gelirken Duhem-Quine ortaya attığı tez ile doğrulama ve yanlışlama bilimin kendi ürünüdür söylemini öne sürmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Strauss değerler bilimsel etkinliğe katılmalıdır demektedir.  Fenomen algıladığımız her şeydir. Bunun yanında Hempel fenomen yorumundan söz etmez. Hobbes insanların yaşamını sürdürmek amaçlı eylemde olduklarını söyler. Francis ve Fukuyama batı, liberalizm/liberal ve demokrasi eksenindeki geçişin tamamlandığı savındadır. Rawis doğal hukuk ve toplum-sözleşme eksenindedir. Mill idarenin ceza hakkına değinirken pozitif özgürlük bireyin, negatif ise genelin baskı altında olmaması yani bir anlamda görece özgürlüğü sınıflandırmaktadır. Platon form bilgisini ruh durumuna bağlamıştır. Russell kaynak olarak kişinin kendisini gösterirken Kant insan düşüncesini dil bilgisi yönünde özne ve özne çıkarılınca tümcenin kalan kısmını ifade eden yüklem bağlamında açıklamıştır. Bu arada bir cümlede-tümcede sentaktik özne bir anlamda bir terimi işaret ederken mantıksal özne ise cümlenin varlık nedenidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada töz (Hegel) varolmakta bağımsız olandır ve tin ise maddi olmayan tözdür. Hegel sanat güzelliğini doğanınkinden üstün tutar çünkü insan ve düşüncesinin eseridir yaklaşımına benzer bir anlayışla konuyu ele alır. Apollo akıl ve diyonisus doğan yaşama enerjisi denirse Nietzsche, bu ikisini harekete geçirenin tragedya olduğunu belirtir. James anlamların kelime değişimiyle değişmediğini izaha çalışırken pragma eylem manası taşır. Tüm bunların yanı sıra Satre varlığın önce özün ise devamında yanı daha sonra yaşamsal süreçte oluştuğunu izaha çalışır. Marcuse, çok yerinde bir tespiti yıllar öncesinden yapan bir bilim insanı düşünür ve felsefeci olarak ön plana çıkmış ve kapitalizmin yapay gereksimler ürettiğini ve bunlarında insanların özünü oluşturduğunu bir diğer asnlamda şekillendirdiğini belirtmiştir. Konuyu tamamlamadan önce Wittgenstein`ın olgular ve etik yargılar birbirini karşılamaz tezini de hatırlatmak yerinde olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-4524111688164656379?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2011/04/felsefedoc.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-6988106078417221380</guid><pubDate>Fri, 18 Mar 2011 08:41:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-18T10:42:01.780+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>Somut</title><description>Somut: Üretime Geçiş Süreci Sonlandı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül toplamda 6 ay ki bu aylar kampında mutlaka üretimin ön sancılarını bitirmiş bir üretken olmak gerekmektedir. Geride kalan kış mevsimini bir kenara bırakmak ve sadece 2011 yılının ilk gününü baz almak yorumların sağlığı için önemli. Ancak başlık aksiyon emri vermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sayıda insan bu gün üretilmişlerin pazarlaması üzerinde deneyim, birikim ve uzmanlaşma yoluna gitmektedir. Bu durumun olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğu aslında çok açıktır ama kanıt noktasında yıllarca eğitim almış kimselerin ve beceri sahibi olan ya da olmayan eğitimsiz kimselerin sayıları, endüstri ve sanayinin durumu ile karşılaştırılmalı ve bunların ne oranda üretime ne oranda üretilmişlerden oluşan ya da daha soyut olarak ele alınabilecek hizmet sektörüne yönlendirildiklerine bakılması  gerekmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm kırıntıların, kalıntıların ve gereksiz işlerin tamamlandığını ve rutinlerinde düzenli olarak sürdürüldüğünü teyit ettikten sonra 21 Mart 2011 Pazartesiden itibaren yeni bir program ve plan çerçevesinde eser verilmesine yönelik somut adımların atılması ve yukarıda bahsi geçen altı ayın en fazla düzeyde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu gereksinim de çözümle sonuçlandırılacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-6988106078417221380?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2011/03/somut.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-7992609418508090403</guid><pubDate>Fri, 18 Mar 2011 08:40:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-18T10:40:58.747+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">linuxgezegen</category><title>Şiir</title><description>KAPİTALİZM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tezek kokularını özledim,&lt;br /&gt;İşsizliği...&lt;br /&gt;Çaresizliği…&lt;br /&gt;Mücadeleyi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maphusta yatmayı değil,&lt;br /&gt;Maphusta yatanı değil,&lt;br /&gt;Hapishane kapısında beklemeyi,&lt;br /&gt;Mahküma bir şeyler alacak para bulamamayı özledim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretmeyi özledim,&lt;br /&gt;Hammaddeyi…&lt;br /&gt;Toprağı…&lt;br /&gt;Madeni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşarak zaman harcamayı değil,&lt;br /&gt;Üreterek ezmeyi değil,&lt;br /&gt;Üretenin yanında olmayı,&lt;br /&gt;Hakça paylaşımı özledim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşeyi terk etmeyi özledim,&lt;br /&gt;Kariyerimi…&lt;br /&gt;İdeallerimi…&lt;br /&gt;Benliğimi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhumdan arınmayı değil,&lt;br /&gt;Kötü olmayı değil,,&lt;br /&gt;Boş sözlere doymayı,&lt;br /&gt;Gerçekleri  konuşmayı özledim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzurlu düşünmeyi özledim,&lt;br /&gt;Duygusallık…&lt;br /&gt;Anlayış…&lt;br /&gt;Özgürlük…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzene uymayı değil,&lt;br /&gt;Sisteme ait olmayı değil,&lt;br /&gt;Asi olmayı,&lt;br /&gt;Sokaklarda sabahlamayı özledim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kağıdı özledim,&lt;br /&gt;            …ve hemen ardından kalemi,&lt;br /&gt;Yazmayı…&lt;br /&gt;Okumayı…&lt;br /&gt;Uğurlamayı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavuşmayı değil,&lt;br /&gt;Sevişmeyi değil,&lt;br /&gt;Hasretle bekleyeni,&lt;br /&gt;Tenime dokunmak için sabırsızlananı özledim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katıksız bir sevdayı özledim,&lt;br /&gt;Yılgınlıkları…&lt;br /&gt;Yorgunlukları…&lt;br /&gt;Bezginlikleri…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüpheleri değil,&lt;br /&gt;Hesapları değil,&lt;br /&gt;Bir an bile düşünmeden,&lt;br /&gt;          …ve sevdanın bitmez tükenmez üretkenliğinde,&lt;br /&gt;Kana kana içeni özledim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akmayan hayratı özledim,&lt;br /&gt;Yaz sıcağını…&lt;br /&gt;Tozlu yolları…&lt;br /&gt;Sağ arkası patlamış ayakkabılarımı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli yazmayı değil,&lt;br /&gt;Ayakta kalmayı değil;&lt;br /&gt;Durmadan koşmayı,&lt;br /&gt;Olduğum yerde beklemeyi özledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tayfur Taybuğa, 07/03/2011, 02:30, Bulutlar Koğuşu, Mekansız Gazeller Sokağı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-7992609418508090403?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2011/03/siir.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-8980052233663897641</guid><pubDate>Fri, 18 Mar 2011 08:31:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-18T10:41:23.552+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>Mal_Mulk_Meselesi.doc</title><description>Kalabalık illerde okuyanın, yazanın yani edebi eser üretenin, düşünenin, yüksek eğitim görenin ve yüksek düzeyde sınavlar verenin az sayıda olduğu gibi olağan üstü yanlış düşünceler sık sık benimsenir. Bu tip düşünceleri benimseyenlerin yeterli kültürel birikimleri olmadığı ve dışarıdan gördükleri  müthiş yanıltıcı kültür-endüstrisi ögelerine kolaylıkla kandıkları ve hatta adeta taptıkları belirtilebilir. Bir kere aydın insan olmanın en temel şartı: şüpheciliktir. Paranoya halini almayan şüphecilik özellikle bilgiden şüphe etmek. Her bilgi mutlaka sorgulanmalıdır. Sorgulayacak kişinin niteliklerine bağlı olarak çıkacak yorumlarda elbette mantıklı bazen da çok mantıksız hatta saçma molabilir. Ancak bu bilgiyi sorgulanmaktan muaf hale getirmemelidir. Tek sorgulanacak meta bilgi değildir. Eserler-ki genelde edebi nitelikteki eserlerin bilgi tabanlı olduğu yanılgısı vardır. Edebi değil ise bir anlamda daha somut ise yine sorgulanmayı hak etmektedir. Bu ön açıklama giriş olarak kabul edilmemlidir. Konumuza gelelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007, 2008 ve 2009 yılları-düşük bir ihtimal ama 2006 son çeyreğini de katabiliriz. Çekirdek ailelerin eğlenme ve yaşama sevinçlerini tatmin edemeyeceklerini gizil olarak bir diğer açıklama biçimiyle farkında olmadan anladıkları ve bu doğrultu da birikim ile bir tür ödünleme mekanizmasını işlettikleri görülebilir. Batıda daha az yaygın olan bu sosyo-psikolojik hastalık henüz isimlendirilmemiş, tanısı konulmamış ve hatta bir hastalık olarak bile kabul edilmemiştir. Zaten edilseydi de çok küçük bir kesim ilerici sosyalist gerçek aydının sohbet konusu olmaktan öteye gidemezdi. Şimdi yukarıda çok az değinilen bu mal ve mülk edinimi meselesinin yaşamın ana unusuruna yönelik araçlardan ibaret olduğu meselesinin unutularak aracın amaç halini almasının insanların yaşama yönelik hetyecanlarını yatıştıracak yeterince yaşamaya ve sosyaliteye vakit ayıracak ve insan ilişkilerini kensi dar çerçevelerinden kurtararak genele yayacak durumlarının gerçekleşmemesinden kaynaklandığına girmeye çalışıldı. &lt;br /&gt;Sebep,  insanların yaşamadan yeterince keyif alacak araçlardan yoksun olmaları ve dünyadaki onca soruna kayıtsız kalmayı bir anlamda politika haline getirmek amacıyla mal ve mülk edinimini yaşamın amacı haline getirmeleridir. Ev, kanepe, koltuk, perde, araba, vs. sadece araçtır. Bunları amaç haline getirmek korkunç bir cehaletin göstergesi, toplumsal içe kapanmanın ve gerilemenin (değilse bile ilerleyememenin-ki bunun sonucu gerilemeye tekabül eder zaten çünkü diğer toplumlar boş durmuyor yani, herkes ilerlemese bile ilerleyenlerin sayısı yerinde duranlardan az olmasa gerek) belirtileridir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-8980052233663897641?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2011/03/malmulkmeselesidoc.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-9046540464355209539</guid><pubDate>Fri, 18 Mar 2011 06:43:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-18T10:31:01.086+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>Sosyoloji_Tarihi.doc</title><description>Kant ve Newton önemli aydınlanma düşünürlerindendir. 18. yy. Fransız devrimi ile başlayan 19. yy. da da etkisini sürdüren Endüstri Devrimi toplumları değiştirmiştir. Mill, toplumsal olan psikolojik olana indirgensin demiştir. Spencer ise toplum bir anlamda biyolojik organizmadır. Comte ise toplum bilimi de doğa bilimlerindeki yasaları kullansın demiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolektif bilinç (toplumda maddi olmayan aile, eğitim, devlet, vb. temsilleri vardor) ortak bir benimsemeyi gösterir. Toplumsal eğilimler de bu yöndedir. Etkileşim trafiği dinamik yoğunluk şeklinde ifade bulur. Anomi bir anlamda kargaşa normsuzluk durumlarını ifade eder. Bunun yanında genelde geçiş dönemlerinde görülür. Durkheim, Comte ve Spencer gibi biyolojik bazda uyuma yönelmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Weber rasyonelleşme teorisine yönelir. Üç aşada sırasıyla toplumsal eylemler, ilişkiler ve oluşumlar söz konusudur. Anlık anlama ilk izlenim açıklayıcı anlama ise rasyonel nedensel anlamadır. Bunun yanında toplumsal eylem bireydeki öznellikle değerlendirilmelidir. Kapitalizmin Ruhu ve Protestan Ahlakı eserlerinin de sahibi olan Weber değersel (bağlılığına göre değerler tabanlı) ve amaçsal (amaca yönelik rasyonel) akılcı olmak üzere iki tip eylem belirlemiştir. Anlamacı yöntemini oluşumun ve işleyişin açıklaması olarak iki farklı temelde kullanan Weber otorite tiplerini geleneksel ve karizmatik olarak ikiye ayırmıştır.&lt;br /&gt;Simmel: Formel yani biçimsel araştırma yani formel sosyoloji.&lt;br /&gt;Tönnies: Cemaat ve cemiyet tarihsel gerçekliğin analizinde vazgeçilmez öneme sahiptir. &lt;br /&gt;Pareto: Araç-amaç doğru ise davranış mantıklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marksizmin evrimi batı Marksizmini inşa etmiş ve vazgveçilmez önemi ve her geçen gün kanıtlanan doğrularıyla Marksizm en güçlü sosyolojik kuram olmakta devam etmektedir. İlerleyen satırlarda tüm diğer konular gibi kısaca değineceğimiz Frankfurt (Eleştirel) Okulu kapsamındaki bazı düşünürlerinde dahil olduğu bir anlamda Batı Marksistleri;&lt;br /&gt;Lukacs (Tarih ve Sınıf Bilinci), Gramsci, Korsch, Benjamin(FO), Horkheimer(FO), Marcuse(FO), Adorno(FO), Klasik Marksist diyebileceklerimiz ise Marx (kuramı kendini de aşmış dersek), Engels, Lenin, Luxemburg, Troçki ve Buharin`dir. Lukacs, Simmel`in nesneleştirme, Weber`in rasyonelleşme modernlik anlayışlarını Marxizm üretim eleştirisi ile bir anlamda harmanlamıştır. Ayrıca Lukacs, şeyleşme tabir ettiği reification ile insanın kendi emeğine yabancılaşmasını öznel boyutu üretim sistemine ise nesnel boyutu olarak bakmaktadır. Ayrıca bu düşünür (Lukacs) klasik denilebilecek ekonomik indirgemeci olan ile batı denilebilecek modern Marksizm arasında sağlıklı bir bağlantı kurulmasına en önemli katkıyı sağlamıştır. Hegemonya Gramsci tarafından aslında kültür endüstrisini de içeren önemli bir kavram olarak tanımlanmış bulunmaktadır. Swindewood, Gramsci`nin bu bakışını indirgemeyi reddeden Marksizm olarak görmüştür. Gramsci, organik yani toplumu örgütlemekte ihtiyaç duyulan, geleneksel yani evrimi süregelen aydınlar olarak iki aydın grubu tanımlamakla birlikte bir de yaratıcı, organize edici ve idari aydınlar tanımlamaları yapmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malinowski ve Brown işlevsel analiz ile işlevselci yaklaşıma katılımda bulunmuşlardır. Parsons ve yapısal işlevselcilik konusu ise toplumsal eylem, yapısal işlevselci ve modern sistem olmak üzere üç ana grubu bulunmaktadır. Merton tarafından belirtildiği üzere anomi yani normsuzluk durumunu ortadan kaldıran birey eyleminde yenilik getirme adaptasyon biçimini tercih etmiş olur. Bunun yanında Coser toplumsal yapı için çatışma önemlidir. Parsons (ki ona göre evrensellik B tipi kalıp değişkendir) dağılma gibi bir işlevsel zorunluluk belirtmemiştir. İşlevsel analizde parçalar bir bütündür ve uyumsuz olan dışarıda bırakılır gibi bir yaklaşım benimsenmez. İşlevselcilikte, konsensüs, işlev, sistem ve denge söz konusudur. Çatışmaya yer yoktur. Zaten toplumu konsensüs olarak görür. Konsensüs kelime anlamı olarak: ‘uzlaşma’yı ifade eder. Fransızca`dan dilimize geçmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli bir diğer yaklaşımda sembolik etkileşimciliktir. Thomas ve Cooley toplumsallaşmayı bir anlamda bireylerin normlar doğrultusunda zamanı geldiğinde yeni rollere (anne, teyze, vs.) bürünmesi olarak tanımlar. Bireyin toplumda nasıl yargılandığı-karşılandığı onun ayna benliğini oluşturur. Yani kendisine bakışını oluşturur. Bunun yanında empatiden farklı olarak bireyin kendini bir başkasının yerine koyması yöntemi de karşı taraf diyebileceğimizi diğer bireylerin anlaşılması açısından kullanılan-öznel ağır basar ve özel bir araştırma yöntemi olarak ele alınan  sembolik içe bakış yöntemidir. Mead henüz olgunlaşmayı kabul etmemekle birlikte yani toplumlar açısından bunu ifade etmekle birlikte öznel ve nesnel yorumların birlikte olduğu bir yaklaşımı sosyal psikoloji bakımından gerekli görmüştür. Blumer ilk sembolik etkileşim kavram anıcısıdır. Thomas durum tanımlamasından (nesnel toplumsal oluşların bireydeki öznel yorumlanmasıdır) bahsetmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etnometodoloji, toplumsal gerçekliği pozitizmin aksine reddeder. Garfinkel (dizinsellik anlamı kendi bağlamlarından türetilir), Mannheim`in belgeleme yöntemi kavramını ele almış ve altta yatanın belge/işaret olduğunu belirtmiştir. İnşada nesnel ve öznel boyutlar dikkate alınmalıdır. Etnometodoloji, özneler arası nitelikleri vurgulamayan bir yaklaşım denirse bu hatalı olur kaldı ki sosyal inşacılık nasıl Berger ve Luckman tarafından temsil edilen ve gerçekliğin inşa edilen bağımsız ve keşfedilmeyi bekleyen bir şey olduğu yaklaşımına karşı çıkıyor ve dışsallık yani nesnel ve belirleyici kültürün insanlartın alması ve nesnelleştirilmesi gereğinden bahsediyorsa yani kültürün sürekli istenildiği gibi değiştirilmesi ancak böyle engellenir aksi taktirde öznelleştiğinde herkes kendine kültür inşa eder. Kadığımız yere dönecek olursak: etnometodoloji Schutz ve Parsons`ın çalışmalarına dayanılarak Garfinkel tarafından geliştirilen fenomenolojik yaklaşımların işlevselleştirilmesi yani kavramizasyonu yanında araştırmalara uygulanmasdır. Schutz, Weber`in yorumlayıcılığını eleştirmemiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal araştırmalar enstitüsü Weil (1923`te) tarafından kurulmuştur. Negatif dialektik Adorno önerisidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-9046540464355209539?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2011/03/sosyolojitarihidoc.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-3164104518338067190</guid><pubDate>Fri, 18 Mar 2011 06:42:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-18T08:43:56.681+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi</title><description>Ataturk_Ilkeleri_ve_IkIlap_Tarihi.doc&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güçlü önderlerle zorla yıkılan düzen İhtilal anlamı taşır. Yeni bir devlet söz konusu ise Devrim vardır. Zamanla değişim her zaman olduğu gibi Darwinizm bağlamında Evrim anlamı taşır. Inkılabın (Devrim`in) ön aşaması İhtilal`dir. Aydınlanma devlet bazında kölelere yönelik yasa düşünülen bir çağ olmamıştır. Devletin gücü hukuk kuralları bağlamında kanıtlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransız İhtilalinin yaydığı Ulusçuluk akımı Osmanlı parçalanma nedenlerinden en önemlisidir. Tanzimat Fermanı, 3 Kasım 1839`da ilan edilmiştir. Bu ferman yurttaş ile devlet arasındaki ilişkileri (can gücenliği, ceza yasası vs.) sağlamlaştırmayı hedeflemiştir. İtalya, Trablusgarp`ı işgal edince Rusya, Osmanlı`ya karşı Balkanları örgütlemiştir. Uşi, Kuzey Afrika`daki toprakları Osmanlı`ya kaybettirmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İttihat ve Terakki için Babıali baskını fırsat olmuştur. İngiliz, Fransız ve İtalyan sömürgelerindeki zihniyet değişimi ile Birinci Dünya Savaşının doğrudan bağlantısı yoktur. Bir de Rusya`daki ihtilal bu savaşta Doğu cephesinin kapanmasını sağlamıştır. Almanya birliğini kurunca, Osmanlı ile ilişkileri iyileştirerek İngiliz sömürgesindeki Müslümanları kışkırtmayı denemiştir. Almanya Batı Anadolu`ya nüfus yerleştirmeyi Birinci Dünya Savaşı öncesi politika edinmiştir. İtilaf Devletleri, 1915`te Arapları, Osmanlı`yı saf dışı bırakabilmek için kışkırtmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ege, kuzeyinden Bursa`ya kadar İtalya payına idi bunula birlikte-ki Birinci Dünya Savaşından bahsediyoruz. Çekoslavakya Avusturya-macaristan toprakları üzerine kurulmuştur. Bulgaristan, Rus nufüs bölgesi ve isterse Boğazları (Rusya) işgal eder manasına Sevr anlaşması madde içerir. Midya-Enez doğusu paylaşımda Rusya`ya bırakılmıştır. 1917`de Boğazlar ve İstanbul paylaşım çekişmelerine konu olmak durumunda kalmıştır. 5 Kasım 1918`de Kars İslam Şurası örgütlenmiştir. Irak ve Ürdün paylaşımda İngiltere`ye ayrılmıştır. Anlaşma devletlerinin işgal hakkı 7. Madde ile Mondros`un ateşkesine ters düşer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İlk Yunan savunması Ayvalık`ta denenmiştir. Amasya Tamimi`nin ihtilal nitelinde olması, ulus egemenliğini hedeflemesindendir. Ayrıca bu noktadaki genelgede İstanbul siyasal gücünün Anadolu`ya bağlı olması gereği belirtilmiştir. Kurtuluş Savaşı karar yeri Amasya`dır. Rumlar ile İslam İhtilali Komitası mücadeleye girmiştir. Amasya genelgesi ve düzenli ordu birbirinden farklıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivas Kongresi`nin engellenmesi için Mustafa Kemal Paşa ittihatçı gösterilmek istenilmiştir. Mustafa Kemal Paşa, askerlik görevini Erzurum sonrası bırakmış değildir. Alaşehir Kongresi Kuvayı Milliye için asker toplama kararlarının alındığı kongredir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti (İttihat ve Terakki yasal varlığının son bulmasıyla kurulmuştur), 1921 anayasası ile ilişkili değildir. Son Osmanlı Meclis-i Mebusan`ın (Mısak-ı Milli ilan yeri-ki 16 mart 1920 İstanbul işgaline bir anlamda ‘gerekçe’ de olmuştur) sürecinde Mustafa Kemal Paşa, Erzurum`dan millekvekili seçilmiştir. Kuvayı Milliye karşıtı kurulan örgüt Kuvayı İnzibatiye`dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk, kişisel egemenlikten bahsetmez. Birinci TBMM`de çeşitli zümreler ve gruplar oluşması ikincisinde siyasal partiler kurulmasını sağlamış olup bu birinci meclisin vekilleri görevden alma yetkisi de bulunuyordu. Afyon kongresi kapsamlıdır. 5 Ağustos – 8 Ekim 1920 Pozantı kongresi kuvayı milliye birleşiminin tamamlandığı kongredir. TBMM açılması; Yunan (Bursa, Alaşehir, Balıkesir, Aydın ele geçirilmiş, Polatlı ele geçirilmemiştir), Ermeni ve Fransız saldırılarının etkili olması TBMM`nin açılmasına tepkidir. 23 Nisan 1920 meclisi Osmanlı da ki gibi ayan ve mebusan değil tek meclis biçimindedir. Bunun yanı sıra bu mecliste Muvakkat İcra Heyeti anayasal durum kesinleşinceye kadar yürütme görevini üstlenmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mısak-ı Milli ilk kez Rusya tarafından tanınmıştır. Londra konferansında TBMM temsil yetkili makam ilan edilmiştir. Sakarya zaferi ise İtalyanların kaçısını sağlamıştır. Çerkes Ethem herhangi Yunanlılarca kışkırtılmamıştır. Birinci İnönü Zaferi, İngiltere, Fransa ve İtalya için Türk Devletinin tanınmasını sağlamıştır. Son sadrazam Tevfik Paşa`dır. Damat Ferit`i işbaşından çekmesi 1920`de İngilizlerin TBMM hükümetini ulaşılabilir bulmasından kaynaklanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boğazlar Lozan`da hiçbir yönden çözümlenmemiştir. 16 Mart 1920 İstanbul işgali saltanatın kaldırılmasını (ki Osmanlı`nın resmen sona erişidir) sağlamıştır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terakkiperver (Takrir-i Sükun ile kapatılmış Cumhuriyet karşıtı hilafet yanlısı), d/evrim taraftarı ancak ikitidar olunca atılımcı devrimlerini sürdürecek değildir. Üyelerinin tek tek meclisten seçilmesi 1923 Ekim bunalımına neden olmuştur. 3 Mart 1924`te halifelik kaldırılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1961 işçi hakları bakımından önemli bir anayasa yılı sayılabilir. Parlamenter sistemde hükümet serbest parlamento denetleyicidir. 1921 anayasasında yargı işleri hükme bağlanmamıştır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırasıyla, kadınlara seçim hakkı, ölçülerin kabulü, soyadı kanunu ve anayasaya giren Atatürk ilkeleri, bunların yanı sıra İnönü döneminde toprak reformu ve eğitim konusunda bakanlığa yönelik bir atılımın gerçekleştirilememiştir. Serbest Cumhuriyet Partisi, Okyar tarafından 12 Ağustos 1930`da kurulan liberalizmi destekleyen bir partidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültür değerlendirilken insan esas alınmalıdır. Cumhuriyetin kurulması devamında hilafet bir anlamda sürmekte idi 3 Mart 1924 eğitim birliği yasasının çıkması insan hakları, hukuka bağlı devlet ve bağımsız yargı niteliklerinde bir çağdaş devlet açısından temel bir adım olmuştur-ki ülkemizin temel direği Laiklik ekseninde barış, huzur ve refahımızın da teminatıdır.    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Smith ekonomik liberalizmi (siyasal olan ABD için ilk zaferini kazanmıştır) ortaya atmıştır. Avrupa`da din alanında reform yapılmıştır. Bacon ilk batılı akıl ve gözlem yanlısıdır. Descartes, aydınlanmayı doruğa ulaştırmıştır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yugoslavya Krallığı içerisinde Macaristan yoktur. Pakistan sadabt paktına katılmamıştır. Alam ve Rus Polonya işgali ikinci dünya savaşında İngiltere ve Fransa`nın Almanya`ya savaş açmasına neden olmuştur. Montrö, boğazlardan savaş gemisi geçişini her türlü yasaklar. Türkiye 10 Şubat 1950`de NATO üyesi 17 Aralık 1949`da Avrupa Konseyi üyesi olmuştur. 1926 Maarif teşkilatına yönelik kanun eğitim kurumlarının yeni bir düzene sokulmasını amaçlamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1926 kabotaj kanunu karasularını sadece Türk gemilerine bırakmıştır. 1934, planlı ekonomiye geçilen ilk yıldır. 1920 ise sağlık işleri (Halkçılık) içindir. Rumi takvim Osmanlı`da mali işlerde ağrılıktaydı. 24 Kasım 1934, Gazi Paşa`ya Atatürk soyadının verilmesidir. İnsan toplum içinde adıyla bilinir. Meşruti monarşi, egemenliğin seçimsiz elde tutulduğu bir devlet biçimidir. Oligarşi ise belli soylara egemenliğin verilmesidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye`de ekonomik devletçilik 1931`de benimsenmiştir. 1924 anayasası yurttaşlara din ve vicdan özgürlüğü getirirken 1926`da medeni kanun kabul edilmiş ilk Laik biçime örnek belge ise ABD anayasası olarak baz alınmıştır. Vicdan özgürlüğünün sağlanması din ile devlet arasındaki ilişkiyi olması gereken biçime taşıyacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-3164104518338067190?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2011/03/ataturk-ilkeleri-ve-devrim-tarihi.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-8994973091918268123</guid><pubDate>Fri, 18 Mar 2011 06:42:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-18T08:42:51.951+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>Negatif Yönde Değişim: 2007, 2008 ve 2009 Yılları</title><description>Dünyadaki çeşitli gelişmeler-ki bunların en belirgini artan petrol fiyatlarını takip eden likidide bolluğundan kaynaklı görece bir rahatlamanın başlangıç yılı olarak alınabilecek 2007 yılı özellikle seçim ekonomisini de takip eden sözde bolluğun üretimden çok tüketime ve hizmet sektörüne yönelik paranın işletildiği bir yıl olmuştur. Şimdi 2007 ve devamında 2008 ve 2009 yıllarının tamamını içine alan çok genel ve olabildiğince kısa bir sosyolojik değerlendirmeyi eğitim amaçlı sosyal yaşam bağlamında gerçekleştirmeye çalışacağız. Şöyle ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 yılı herkes için toz pembe bir yıl olmuştur.  Bu yıl içerisinde üniversitelerin gençler üzerindeki etkisi kelimenin tam anlamışla sıfıra inmiştir. Liselerdeki çöküşün üniversitelerde doruk noktasına ulaşması öğrencilerin aile yönünde en azından para temininin biraz daha kolaylaşmasıyla ya da okudukları değersiz bölümlere bakmaksızın kredi kullanmalarıyla üniversitede geçirilen yaklaşık iki buçuk yıl eğlencenin doruk noktası haline gelmiştir. &lt;br /&gt;Üniversite demek iki ya da dört yıllık eğitim veren birçok okul için bunu söylemek boş bir iddia olmayacaktır. Bahsi geçen yıllarda sadece günün gün edildiği yer halini almıştır. Şimdi bu durumun nasıl şekillendiği üzerinde mi durmak yoksa bu sürecin 2010 son çeyrekten itibaren sosyal yaşama her yönüyle nasıl yansıdığına mı bakmak lazım.  İkinci seçenek üzerinden yeni bir paragraf oluşturalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda okulunu tamamlayan bireyler-ki bunlar seçim yılında üniversiteye başlamış çok önemli bölümleri hariç tutarsak çok ezici bir çoğunlukta ülkede ne olup bittiği hakkında bu yaklaşık iki buçuk yıl içerisinde hiçbir şey öğrenememiş insanlar olarak mezun olmuşlardır.  Ne iktidarın ne ana muhalefetin herhangi bir noktasında bilgi sahibi olmamış bu kimseler 2010 son çeyreğinde her anlamda boş-borçlu ve okuduğu dönemde aklının çok farklı yerlere çalıştığını yeni kabul etmek zorunda kalmış ve buna rağmen halen aklı o günlerde olmaya devam eden şuurdan yoksun bir yapıdadırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu nedenle geride bıraktığımız üç yılda sosyal paylaşım siteleri ve KMS tipi mesaj gönderim hakları önem kazanmıştır. Gençlik bambaşka bir doğrultuda süreklene gelmiştir. Öncelikle politika ve siyaset alanında sıfır düzeydeki bu kimseler ellerinde birer farklı alan ve uygulamadan yoksun diploma ile hizmet sektöründe iş aramaya başlamışlardır. Üretim sektöründe iddialım olanlar zaten hem patron olmuşlar-ki patron olmasalar da iyi pozisyonlarda görevlerine çoktan başlamışlardır. Diğer bir deyişle herkes kabuğuna çekilmiş ve yıl 2011 olmuştur.  Yavaş yavaş o ‘eğlence’li günlerin kredi b orçları koşa gelmiştir. Aile içi sorunlar da buna eklenmiştir. Bunun yanında özellikle ikili ilişkilerin o kirli (yaşayan temiz olduğunu iddia etmekte devam ederek kendini ödünlemeye çalışmaktadır-ancak bu durum burada yazamayacağım birçok sebepten dolayı da geçersiz bir iddiadır) geçmişi de bastırmayı sürdürmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konunun sosyal yansıması böyle iken bireysel bir diğer anlamda da bilişsel yönü çok daha farklıdır. Çünkü kişilerin o içselleştirdikleri ve ilklerini yaşadıkları sayısız durum artık son bulmuş, balon sönmüş ve hayatın gerçekleri kendini gösterivermiştir. İşin kötüsü hayatın bu yeni haliyle tanışan birçoğunda geriye dönük izler maalesef kalıcı nitelikler taşımaktadır ve bu durum onların yeni hay6atlarında aradıklarını yani bulacaklarını sandıklarını bulmalarına da engel olmaktadır. Bulduklarında da kalıntılarını temizlettirecekleri kimseler olduğunu düşünüp mecburi bir tür asılma-tutunma refleksi geliştirmektedir. Bunu duygusallıkla bağlantılı göstermeye çalışsalar da bu kısacık sürelerde bile artık yaşayacakları hiçbir ileriye dönük ilk bırakmadıkları için herhangi bir keyif ya da benimseme söz konusu değildir. Her ne kadar açıklanmasa da gerçek bir alışma ve kabullenmeden ibarettir. İki tarafında geçmişi bu anlatılan durumlara yöneliyorsa sorun yok. Ancak taraflardan herhangi biri diğerine oranla bu  yukarıda bahsi geçen türden süreçlere girmemişse iş o zaman sorun baş göstermektedir. Nedir yani taraflardan biri, üniversite okumamışsa mı, yoksa okumu ve gerçek anlamda aklını sabit tutarak temizce mi okumuştur bir daha yoksa inadına bu geride kalan üç yılda temiz kalmayı mı anlatıyoruz. Bunları bir kenara bırakırsak ikili ilişkilerde üniversite sonrası yıkıcı bir ikinci perdenin açıldığını ve bu perde de ne kadar süreceğini önümüzdeki yıllarda görebileceğimiz oyunların sahnelendiğini göreceğiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-8994973091918268123?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2011/03/negatif-yonde-degisim-2007-2008-ve-2009.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-7031575840454713903</guid><pubDate>Fri, 18 Mar 2011 06:41:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-18T08:42:08.184+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>Siyaset_Bilimi.doc</title><description>Montesquieu güçler ayrımı ilkesini ortaya koymasının yanı sıra iklim ile kölelik ve özgürlük bağlantısını kurmuştur. Toplumsal kuralların ilgili toplumun içinde bulunduğu durum ile özdeşleştiren bir düşünürdür aynı zamanda Montesquieu. Amaca yönelik her yolu mübah gören Makyavel Laik bir düşünürdür. Aristıo servet ve siyasal güç arasında bağlantı kurarken Merton bozuk işlev konusuna dikkat çekmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marksizm noktasında üretici güçler üst yapıdadır. Sıcak iklim ile boyun eğme arasındaki bağlantının teorisi Aristo`ya aittir. Kişisel mülkiyet topluma ait bir özellik diyen Tönnis bir diğer düşünürümüzdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darwin bireysel yetenekler ile siyasi çatışma arasında bağlantı kurarken dünyanın en önemli kuramcılarından biri-ki psikanalitik kuramın mucididir. Freud, çocuk gelişiminde zevk/haz ilkesinin egemenliğini (bazı bilim insanlarının haksız reddine rağmen) ortaya çıkarmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lewin grup dinamiği kavrmını geliştirmiş olmakla birlikte Lasswell, arkadaş gruplarının artan önemine dikkat çekmiştir. Orkestra şefi yani siyasal seçkin yanlısı yaklaşımda yine Lasswell`a aittir. İkincil grupların resmi niteliği önemlidir. Galiev Turan yaklaşımıdır. Orta sınıf ara geçici tabakalar anlamındadır diyen Karl Marx yanında Kast – Sınıf – Tabaka ana tabakalaşma türlerindendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün gerilla savaşı önem kazanırken Avrupa`da milliyetçiliğe Burjuvazi sahip çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1961`de sosyal devlet ilkesi Türkiye için anayasal bir nitelik kazanmıştır. Komiteler kadro partileri için temel birim iken yığın partileri bürokratik bir yapıya sahiptir. 1960`da seçimlerde orantılı sistem uygulana Türkiye`de bir partiden çok artık temel bir siyasal kurum olan Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet`in ilk yıllarında temel örgüt birimi olarak Ocak`ları ele değerlendirmiştir. Totaliter partiler üyelerinin niteliklerine çok önem verirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bürokratların diktatörlüğü olarak Komünizm tanımlaması yapan Weber, 1971`de Türkiye`de var olduğu belirtilen sivil aydın, bürokrat seçkinler ve asker arasındaki ittifak sona ermiştir. Tabii bu görece bir durum da olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Poulantzas, burjuvazi bir iktidar bloğu (bazı kesimlerin desteğiyle) oluşturmuş ifadesini kullanır. Gramsci aydınların üst ve alt yapıyı kaynaştırdığını söylemektedir. &lt;br /&gt;Güüvenlik – adalet – özgürlük kavramlarının yaşanır olması Formm açısından bireyse yaşam sevgisini artıran unsurdur. Tepkisel, ödünleyici şiddet ve kana susamışlık psikolog Formm için şiddet türlerindendir. Burdeau, sermaye ve düşence ekseninde özlü söz sahibidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şikago okulunu Friedman temsil eder ve hizmetlerin karşılıksız olması gerektiğini belirtirler. Ayrıca Rousseau`a göre vergi toplumun eşitliği sağlayacak en önemli araçtır. Norveç`in hiç görmediği faşizm-ki Duverger bir faşist dönem yöneticisi de değildir. Maddecilik ekseninde yer almamaktadır. Tüm bunların yanı sıra Smith ekonomik liberalizm de ilk akla gelenlerdendir. Liberalizm noktasında Fransız devriminin etkileri gözlenirken Touchard aydın liberalizminden bahsetmiştir. Tocqueville tarihi, sınıfların meşgul etmesi gerektiğini söylerken çöküş kuramı da İskandinav ülkelerinde etkili olmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pareto`yu da etkileyen Laik bir düşünür İbni Haldun Pareto`ya seçkin dolaşımı kuramında ilham kaynağı olmuştur. Kaldı ki İbni Haldun kent yaşamının yöneticileri zayıflattığını da tespit etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heredot, demokrasi üzerine iki farklı yorum yazmıştır.&lt;br /&gt;Rousseau, servet ve siyasete değinmiştir.&lt;br /&gt;Tocqueville, özgürlüklerin korunması noktasında yerinden yönetim-kitle örgütleri meselesini gündeme getirmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-7031575840454713903?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2011/03/siyasetbilimidoc.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-7169204102611908930</guid><pubDate>Fri, 18 Mar 2011 06:40:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-18T08:41:34.449+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>Sosyolojide_Arastirma_Yontem_ve_Teknikleri.doc</title><description>İnsan bilincinden bağımsız var olmaya devam edenler, Gerçek. Özne nesneye uygunsa Doğru`dur. Weber bir aydınlanma düşünürü değildir. Güçler birliği ile Fransız Devrimi ilişkili değildir. Aydınlanmanın temel ilkeleri arasında yasalara bağlılık yer alamamaktadır. Durkheim tarafından da belirtildiği üzere dayanışma toplumun bir arada olması için önelidir. Sanayileşmeci diyebileceğimiz Simon modern Fransız Devrimidir. Rasyonalizm sosyolojideki aydınlanmadır. Weber karizmatik orotite ile geleneksel toplum ilişkisini kurar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eklektik, Neumana`a göre sosyal bilim yaklaşımı değildir. Come pozitivizm tüm bilimler için geçerlidir. İlk dönemlerde sosyoloji doğa bilimlerine uygun bir bilim olarak kurulmaya çalışılmıştır. Weber yaklaşımı deneysel ve gözlemci değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapısöküm yazı incelemelerine yönelik olup Derrida`ya göre konuşma ve yazım farklarının çözümlenmesine yardımcıdır. Popper hatırlanacağı üzere yanlış ayıklayıcı yani genellemeler yanlışlansın diyen biridir. Bilime çok önem vermesi pozitivme yönelik eleştirilerden değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitel araştırma yorumlayıcı mantıktadır. Anket surveylerde kullanılan tekniklerdendir. Hipotez sınanmak için oluşturulan önermelerdir. Gözlem çizelgesi yoksa yapılandırılmamış gözlemdir. Sosyal olgular arasındaki neden sonuç ilişkilerini ortaya koymaya çalışan nicel yöntemdir. Yarı deneyde kontrol grubu yoktur. Bilimsel görüşlerin doğrulanma olanağı yoktur şeklindeki önerme Feyeradend görüşü değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rousseau, toplumsal sözleşmeden bahsetmiştir. Olgu ve olayların tümüne evren denir. Yani araştırmanın kapsamına girenlere. Sınanıyorsa bilimsel bilgidir diyen yaklaşım Empirizmdir. Varlık felsefesi, varlık fizik ötesi temelinde ele alınır diyen bir yaklaşım değildir. Hermeneutik, yorumlayıcılık ile bağlantılıdır. İdeal tipler Weber açıklamasında zaman-üstü, genel-geçer ve evrensel değildir. Postyapısalcılık, dilin öneminivurgulayan bir yaklaşımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaso ve belirsizlik ortamı ile postmoden yöntemin alakası yoktur. Pozitivizm zayıflıklarının nasıl aşılacağı anlamındaki görüşler Popper ile ilgili değerlendirilemez. Kuhn yani paradigma yol gösterici bir kaynaktır. Araçsal (sistem dünyası) ve iletişimsel (yaşam dünyası) eylem konuları Habermas açıklamasıdır. Nitel araştırmalar tümevarımsaldır. Yarı yapılandırılmış gözlem nicel bir yöntem değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nüfus artışı ölçülebilir. Türkiye`de toplumsal sınıf yoktur. İyi bir araştırma geriye dönük bilgileri de barındırmakla birlikte subjektif olmamalıdır. Her iki değişkende aynı yönde ise değişken olumluluğu söz konusudur. Kavramlar geliştirilebilir. Olar ve olgu yordamak araştırma amacı değildir. Yaş nitel özellikte değildir. Hipotez mutlaka kurulacak şeklinde bir zorunluluk olmamakla birlikte kavram ilişkileri hakkında yargı içermez. Önermeler kesin yargı bildirir. Araştırma konularında araştırmacı beklentileri göz önünde bulundurulmaz. Kaldı ki değişkenler nicel olmak durumda da değildir. Konu sınırlama ile araştırma bütçesi bağlantılı dğeildir. Tüm bunlaırn yanı sıra her araştırmanın bir tek amacı olmak zorunluluğu da yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Betimleyici amaçlarına göre bir araştırmadır. Açıklayıcı ise elde edilecek bilgiye göre kabul edilebilir. Konu daha önce fazlaca araştırılmışsa keşfedici araştırma tercih edilmez. Betimleyici araştırmalarda neden-sonuç söz konusu değildir. Hipotez geliştirirken gömülü teoriden faydalanılır. Mülakat nicel bir yöntem değildir. Açıklayıcı araştırma hipotez sınamaya yönelik olmakla eğilim araştırmaları boylamsaldır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-7169204102611908930?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2011/03/sosyolojidearastirmayontemvetekniklerid.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-8118690958493601977</guid><pubDate>Fri, 18 Mar 2011 06:37:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-18T08:40:16.116+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">linuxgezegen</category><title>Siir_Siyah_Mont_12_03_2011_08_57_Tayfur_Taybuga.doc</title><description>&lt;strong&gt;SİYAH MONT&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbin giden ve gelen,&lt;br /&gt;Ruhun özlem ve hasret,&lt;br /&gt;Yanlızlık…&lt;br /&gt;Elbette hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam ırk ve sen,&lt;br /&gt;Cennet şekerli bir çay,&lt;br /&gt;Kalp…&lt;br /&gt;Yine ahenkli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapılar açık bazan ya da kapalı daima,&lt;br /&gt;Duygular akan ve duran,&lt;br /&gt;Durgunluk…&lt;br /&gt;olsa ne yazar.&lt;br /&gt;Tenim teninde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daima birlikte ve uzak,&lt;br /&gt;Çelişik ve tuzak,&lt;br /&gt;Yarınlar mı…&lt;br /&gt;Olsa ne yazar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte yine gelen ve çalışkan,&lt;br /&gt;Alabildiğine bilgisiz,&lt;br /&gt;Ruhsuz,&lt;br /&gt;Siyah montlu genç dostum,&lt;br /&gt;yaşadığım aşktan habersiz…&lt;br /&gt;derdime duyarsız…&lt;br /&gt;hem ona ne canım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Tayfur Taybuğa, 12/03/2011, 08:58, Bulutlar Koğuşu, Mekansız Gazeller Sokağı. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-8118690958493601977?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2011/03/siirsiyahmont120320110857tayfurtaybugad.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-8854730323848695843</guid><pubDate>Fri, 18 Mar 2011 06:36:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-18T08:37:32.443+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>Toplumsal_Degisme_Kuramlari.doc</title><description>Denetim modernitenin kurumsal boyutları arasında bulunmamakla beraber 19. yüzyıl sanatsal ve kültürel değişim hareketi modernizm olarak adlandırılmaktadır. Bilindi,ği gibi Giddens aydınlanma Dönemi düşünürleri arasında yer alamamaktadır kaldı ki toplumsal değişme her yerde aynı zamanda ortaya çıkan bir durum değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Weber metodolojisinin en önemli kavramı olan ‘Anlama’nın yanı sıra rasyonel-yasal otorite modern firmalarda bulunan akılcı ve amaçlı bir eylemdir. Kaldı ki artı değere dayanan sermaye birikimi kapitalizmin Marxist çözümlemedinde mekanizmadır. Yine Weber`e dönersek erkek lider onun metodolojisindeki ideal tip değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözleşmeci anlayıştaki Durheim yanında toplumsal dinamik konusun bir tür Comte çözümlemesidir. Ayrıca Lenner Ankara`da araştırma yapmasıyla bilinen bir sosyal bilimcidir-ki Hoselitz toplumsal sapkınlar noktasına değinmiş bulunmaktadır. Levy her ne kadar benzerlikleri batı temelli ele alıyor olsa da Smelser başarısızlığın kabullenilmesini farklılaşma olarak görmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wallerstein`a göre mini sistemler bütünlük değildir. Kaldı ki Lenin`in değindiği üzere kapitalizmin en yüksek düzeyi emperyalizmdir. Tüm bunların yanı sıra Luxemburg kapitalizmn varsa emperyalizm yoktur gibi bir iddia da bulunmaktadır. Bettelheim eklemleme kuramcısıdır. Ancak bu durum az gelişmişlik noktasıyla bağımlılık okulu çalışmaları ilişkisini içermemektedir. Uluslararası pazar ilişkilerinin az gelişmişlerin sömürülmesindeki rolü ile-ki bu eklemlenmesi kuramıdır. Herhangi bir ayrılık yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaygın birikimde devlet asgaridir. Konuya devam etmeden şunu belirtmek gerekmektedir; Fordist: Yaygın/Yoğun, Post-Fordist: Esnek/Yalın birikim rejimidir. Bunları birbirine karıştırmamak gerekmektedir. 19. Yüzyılın ortasına kadar süren bir ilk birikim dönemi vardır. İkinci dünya savaşı sonrası ise yoğun birikim rejimi görülmektedir. Yaygın birikim 19. Yüzyılın ortalarından birinci dünya savaşına kadarki sürede ise yaygın birikim rejimi görüldüğünü de ayrıca belirtmek gerekmektedir. En sağlıklı yoğun birikim rejiminde emek örgütlenmesini tamamlamıştır. Yalın birikim rejiminde merkez çevre ayrımı görülürken merkeziyetçi yapının yalın yani esnek birikim rejimine ha s olduğunu  belirmek önem taşıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küreselleşme kavramsal bakımdan Robertson eseridir. Şöyle ki;&lt;br /&gt;Robertson: Küreselleşmete tarihsel aşamalara göre açıklamıştır.&lt;br /&gt;Giddens: Küreselleşmeyi zaman ve mekan ekseninde açıklamıştır. Asker, ulus devlet ve iş bölümü konuları da Giddens açısından küreselleşme noktasında önem taşımaktadır.&lt;br /&gt;Wallerstein: Ülke ve çevreler noktasında dünya ülkelerini ele alan düşünürdür.&lt;br /&gt;Beck: Rüsk toplumu kavramının çıkış noktasıdır.&lt;br /&gt;Castells: Ağ toplumundan söz etmiştir.&lt;br /&gt;Sklair: Küreselleşme kapitalist sınıftır. Ulusları bile aşan bir durumdur. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Yoksullukla mücadelede kadının gelir getirmesi 1970 sonrası gündemlerindendir. Ayrıca Liberal feminist yaklaşım kalkınmada kadın derken gerçek ve öze dönük yani kuru laftan ibaret olmayan sonuç odaklı ve somut kuramlardan Marksizmin feminist kolu kadın ve kalkınma demektedir. Bu da hakkın teslimi konusunda Marksizmin açık farkını ortaya koymaktadır. Eşitlik feminizmde batının talepleriyle şekillenmiştir. Parlamenter popülizm burjuva demokrasisini kısmen engellemekle birlikte 1908`de burjuva devrimi gerçekleşmiştir. Aslında tam olarka başlamıştır demek daha doğru olacaktır. Osmanlının yarı sömürgeleşmiş topluma dönüşmüş bir biçimdeyken Türkiye Cumhuriyeti`nin doğuşu yanında Türk tarımında küçük mülkiyet ve işletme biçimi görülmektedir. Ancak Türkiye 1946`dan itibaren dışa bağımlı hale getirilmiştir. Birçok yönden bu hissedilmekte. Ülkemizde bu durum klasik küresel ekonominin gereğinden çok doğrudan çok öncelerde kalmış olması gereken Osmanlının yarı sömürgeleşmiş toplum yapısının dışa bağımlı bir Türkiye yapısı gibi gözlemlenebilir hale gelmesine neden olmaktadır. Bilindiği gibi Türkiye özellikle son yıllarda yüksek borçlanma ile iç ve dış borç stokuna neden olacak türden yüksek cari açığı da tetikleyen çeşitli ekonomi politikalarına gitmektedir. Hizmet sektörünün işsizliğe kalıcı bir çözüm getiremeyeceğini, kalıcı ithalata dayalı ekonominin yanı sıra ithalata dayalı sanayileşmenin iktisadi kalkınmayı tam olarak sağlayamayacağı düşüldüğünde Türkiye`de artan bu durumların azgelişmişlik olarak tanımlanabileceği gayet acı ancak açık ve nettir. Bu durumlar, az önce bahsi geçen cari açığında bilindiği üzere en belirgin gerekçelerinden bazılarıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-8854730323848695843?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2011/03/toplumsaldegismekuramlaridoc.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-6064231419056798425</guid><pubDate>Fri, 18 Mar 2011 06:35:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-18T08:36:31.462+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>Sosyal_Psikoloji.doc</title><description>Sosyal psikoloji canlı varlıkların davranışlarını incelemediği gibi herhangi bir kuruma yönelik bir araştırmayı da konu alamaz. Sosyal psikoloji ilgili açıklamalarında insanların özünden kaynaklanan psikolojik süreçlere daha fazla yönelir. Anlık türden sayılabilecek tepkiler bilişsel yaklaşım kapsamında belki gelen bir davranış şekillenmesine de davranışçı yaklaşım kapsamında bakabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların toplumsal rolleriyle de ilgili olan zıtlık ilkesi esas itibariyle ilk izlenim ve sonrasını şekillendiren klasik sürece işaret eder. Grubu sevmem ama içindeki A birey bence iyi biridir demek gibi bir olumluluk yanlılığı yanında olumsuzluk etkisinin yine ilk izlenimden sonra ortaya çıkan zıtlık ilkesinin bir farklı yansıması olduğunu belirtmek gerekmektedir. Atfetme çeşitli bilgileri kullanarak türlü olaylara olan izlenimlerimizin oluşması anlamı taşımaktadır. Tabii bunun elimizdeki organize edilmiş kavramlar ile yani rol şemaları ile doğrudan bir ilgisi bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmiş yaşantılarımıza yönelik oluşturduğumuz şemalar sosyal yaşamdaki bilgilerimizi kullanmaktaki yani sosyal bilişimizdeki durumu ne kadar şekillendirir. Bu hem bir tespit hem bir soru olmakla birlikte yukarıdaki kısımlarda bahsedildiği gibi olumluluk yanlılığı, olumsuzluk etkisi, zıtlık ilkesi paralelinde bir de öncelik etkisi bulunmaktadır-ki bu ilk izlenimin sonrakiler üzerindeki etkisini tayin etmektedir. Kim bilir belki de bu duruma ileriye ket vurma (ileriye dönük  bozucu etki) ve geriye ket vurma (geriye dönük bozucu etki) gibi bir psikolojik benzetme yapmak çok aşırılık olmaz. Yanıltıcı ilişki ise yine psikolojideki bir tür karşı aktarım meselesinin sosyal psikolojideki yansımadır. İlk bildiğimiz şeyler üzerinden bilinirlik kısa yolu tabir edilen kavramın yansımasını görebilir ve/ya da bir prototip ile genele aktarılmış değerlendirme yapabiliriz. Atfetme bir tür neden sonuç ilişkisi gibi ele alınabilir. Tabii bir takım taraflı yorumlarla aslında yanlılık göstermemizde söz konusu olabilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı gruplarda ve/ya da sosyal çevre tiplerinde-ki sonuçta bunlarda grupturlar. Normlar söz konusudur. Bunlara gönüllü uyum da bazen olumlu ya da olumsuz bir karşılık alabilme ihtimaline yönelik normatif davranışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutum: Şeylere karşı yaklaşım biçimimizdir. Hatta psikolojik ve fizyolojik tepkilerimizin temelinde yatan unsurların genellemesidir.&lt;br /&gt;Normlar: Dışa uyum için baz alınan bir bulutun kavramsallaşmış halidir.&lt;br /&gt;Değer: Ortak bilişi oluşturan değerler toplamıdır.&lt;br /&gt;İnanç: Gönlümüzde yatan değerin oluşturduğu süzgeçtir.&lt;br /&gt;Öğrenme, işlevsel (araçsal, benlik koruyucu, değer ifade edici ve bilgi), bilişsel tutarsızlık, algısal ve ikna edici iletişim gibi kuramlar tutum değişimine yönelik kuramlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüz modası durumundaki ilişkilerde maddi ve manevi yönlü alışveriş türünden bakılması sosyal değiş-tokuş olarak adlandırılan bir kurama işaret eder. İnsanlar bazen tutumlarını yansıtmaz ve/ya da yansıtamaz. Bu durum bilişsel uyumsuzluğa yol açmakla birlikte kişiler arası uyuma yol açan benzerlik ilkesidir. Sevgi mi sağlamdır. Aşk mı sağlamdır. Daha da önemlisi hangisi kalıcıdır. İlgi alanlarının farklı olması iki kişi arasındaki çekiciliği etkilerken iyi yemek pişirmek bu çekiciliği genelde olumlu yönde artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılıksız yardım denilen metanın adı özgeci davranıştır. Trivers tarafından da belirtildiği üzere yardım için sosyal grup yaşantısı ve karşılıklı bağlılık başta olmak üzere özellikle sosyal tutumlar kapsamında şekillenen baskı yardımı olumsuz etkileyecektir. Tüm bunların yanı sıra asıl ağır olarak kabul edilebilecek etki türü yardımı kabul eden kimse üzerindedir. Bu onun kendine olan saygısını olumsuz etkilemekle birlikte karşılıksız bırakması da onun bir anlamda bilinen deyimiyle ‘kambur altında kalma’sına yol açacaktır. 5 farklı yardım etme düşünce yapısı bulunmaktadır. Ödül ve ceza yardım konusunda kişiyi etkilerken bunun sosyal sorumluluğu da ayrı bir konudur. Özgecilik ile alturizm yani alturistik davranışlar arasında doğrudan bir ilişki vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece susmak ve herhangi bir faaliyette bulunmamak pasif durmaktır-ki bazen en saldırganca davranıştan bile etkili olabilir. Etologların uyum psikanalistlerin dürtü tabanlı olarak tanımladığı bu olgu pekiştirme ile tekrarı artan bir hal aldıysa-ki bazen sosyal öğrenme kuramı kapsamındadır. Vahim bir hal alabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatışmada yapıya ilişkin nedenler arasında kişilik farklılıkları yer almadığı gibi çalışma koşullarının ağırlığı çatışma yaratacak koşullar arasında sayılamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gregor`un kuramına bakıldığında doğru bir kişi tipinin Y olduğu günümüzde gözlemlenebilir bir durumdur. X bireyler ise sorumluluk almamak ve kişisel çıkarları örgüt amaçlarına tercih ettikleri için çok fazla onaylanan bireysel tipler olarak görülmemektedir. Sosyal duygusal liderler kendilerine benzer kişilerle çalışmayı tercih eder varsayımının yanında bir anlamda önemli olan işin yapılması diyen türden liderler-ki bu açıklamanın doğruluğu tartışılır. İşe eğilimli liderlerdir. Destekleyici, katılımcı, başarıya yönelik, yol-amaç ve yönlendirici lider tipleri kavramlarından da anlaşılacağı üzere adlarına uygun davranış biçimleri geliştirerek yönetim modellerini oluştururlar. Tüm bunların yanı sıra Vroom-Yetton-Jago modeli de vardır-ki bu modelde AI: sorununu da kararını da kendi alan, AII: bilgi toplayan ancak kararını yine kendi alan, CI: sorun hakkında bilgi verir ve kararı yöneticilerle birlikte alır. CII, yöneticiler ve lider kararları birlikte alır. Bunun dışında kalan kadro da dinlenilir. Ancak kelimenin tam anlamıyla çoğu zaman sadece dinlenir. Fikirlerinin etkileri tartışmaya açıktır. &lt;br /&gt;Dönüşümsel liderlik: Burns, Bass, Mc Gregor bu kuramda ceza yoktur.&lt;br /&gt;Yol-Amaç: Evans ve House kuramcılarına ait bir modeldir.&lt;br /&gt;Kulüp yönetimi: Kişisel ihtiyaçlar ön plandadır. Blake ve Mounton.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cooley için birincil grup ve ikincil yani daha resmi olan olmak üzere iki grup ayrımı esastır. Formal gruplar biraz daha resmi iken informal gruplar bir anlamda karşılıklı ‘hoş görüye dayanır’ Uzmanlık ve yaratıcılık grup gelişim sürecinde yer almamakla birlikte kişisel özellikler grup etkileşim sürecine etki etmemektedir. Son olarak normlar grup yapısını değiştirmeyi hedeflemezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etnosentrizm kendi grubunu tüm diğer grupların üzerinde görmek eylemidir. Kadınlar ve erkekler konularındaki genel yargıların daha doğrusu genellemelerin birer kalıp yargı olduğunu ifade etmek gerekmektedir. Önyargı bir tutum olarak karşımıza çıkar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sherif araştırmasından da anlaşılacağı üzere üst düzey hedefler gruplar arası bir anlamda gerginlikleri azaltır. Kadıki bu gruplar temas ettikçe herhangi bir çatışma azalımı sağlanacağı yanıltıcıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim insanları gözlemlenemediğinden dolayı karşı çıkmaktalar ancak Le Boncu yaklaşım grup zihni kavramının mucidi durumdadıur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm kavramı ile benlik oluşumu ilişkisizliği kadar topluma uyum iyi bir izlenim oluşturulmasında kilit önemdedir. Bir de Fistenger`ın tespit ettiği sosyal kıyaslama kuramında benzerlik durumu yer alır. Duygusallık hiyerarşinin üst sırasında yer alan bir kimlik tipi değildir. Sosyal hareketlilikle benlik oluşumunun etkisi olmadığı gibi psiko sosyal teori kapsamında Ericson kişilik gelişimi meselesi dönem görevleri ve benliği geliştirme üzerine yoğunlaşmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaygın roller yani kültür ile cinsiyet ilişkisi klişelerin her bir cinsiyeti betimlemesinde bulunabilir. Cinsiyet belirlemesi üzerinde  ise empatik rolün etkisi yoktur. Archer Face-ism konusunda iddia sahibib ri araştırmacıdır. Androgyny çift cinsiyet özelliklerinin taşınmasını ifade eden bir kavramdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasa ve kuralları düzenlemek etik davranışları kontrol teknikleri arasında yer almaz. Görevci davranışta iş etiğine oluşumun etkisi olumlu ve olumsuzdur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOTLAR&lt;br /&gt;Piaget davranışçılığın en önemli temsilcisidir.&lt;br /&gt;Davranışçılık ödül cezam türündedir.&lt;br /&gt;Kant insan faaliyetlerini sebep temeline dayandırır.&lt;br /&gt;Denece ile Survey ilişkili değildir.&lt;br /&gt;Atfetme oyuncu-gözlemci etkisini açıklamada kullanılır.&lt;br /&gt;Prototip bir tür örnek alınan iken buna bakarak yapılan seçim temsililik kısa yoluna bir işarettir.&lt;br /&gt;Normatif ödül ve ceza engellenmesi amacına yönelik uyumdur.&lt;br /&gt;Bandura gözlem ve model almanın çocuklar arasındaki yardımlaşmayı geliştirdiğini söyler.&lt;br /&gt;Weiss duygusal ve sosyal yalnızlığa değinmiştir.&lt;br /&gt;Skinner ile kişisel yardımlaşma araştırmaları arasında bir bağ yoktur.&lt;br /&gt;Latane ve Darley seyirci çoksa yardım azdır demektedir.&lt;br /&gt;Trivers yabancılara yardım bir prensiptir.&lt;br /&gt;Normların yardıma etkisi azdır.&lt;br /&gt;Egoistik yardımlaşma olgusu Comte tarafından gündeme getirilmiştir.&lt;br /&gt;Saldırtganlıktaki en önemli faktör niyettir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-6064231419056798425?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2011/03/sosyalpsikolojidoc.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-8618776633976500784</guid><pubDate>Fri, 18 Mar 2011 06:33:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-18T08:35:09.046+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>Yayinlanmasi_Okunmasi_Ihtimaline_Ihanet_Edenler.doc</title><description>Yazmasaydım çıldıracaktım. Ne güzel bir sözdür. Söyleyeni kadar güzel bir sözdür. Doğrudur. Kesinlikle katılmak lazım ki yazmak bir tutkudur. Yazmak dertlere ve hatta gündelik sorunlara bile çözüm aramanın ve kim bilir belki de bulmanın en pratik yollarından biridir. Yazmak en maliyetsiz üretimdir. Ferahlıktır. Huzurdur. Edebi anlamda yazmak ve yazmanın öneminden bahsetmek genelde çok itici ve hatta yerel durmaktadır. Birçok kişi yazmanın değil ama bazen okumanın önemi hakkında fantezi geliştirir. Genelde her türlü sözüm ona ciddi sohbetin temel malzemesidir. Okumak. Okumanın önemi. Okunması gerekenler. Ama okuyan yoktur. Bu klasik bir anadolu-entellektüel sohbet rutinidir. Maalesef içi de boştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konumuza geri dönecek olursak-ki yazmaktan bahsedeceğiz. Yazmak üzerine aynen okuma da olduğu gibi çeşitli güzel safsatalar geliştirmek çok gereksizdir. Emin olun bu yazı öyle bir yazı olmamalıdır. İşte bu nedenle bu paragrafı… yok yok sadece paragrafı da değil. Bu yazıyı burada bitirmek en sağlıklısı olacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-8618776633976500784?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2011/03/yayinlanmasiokunmasiihtimalineihanetede.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-8574072184971512703</guid><pubDate>Sun, 05 Dec 2010 09:55:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-12-05T12:29:43.549+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kapalı standartlar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">açık standartlar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bilgi teknolojileri</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>Meslek Elemanları Yetiştirilmesi</title><description>&lt;strong&gt;Özgür Yazılım Alanında Meslek Elemanı Yetiştirilmesi, işte son üç yılın güncel konu başlığı&lt;/strong&gt;;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kimin için güncel bir başlık?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 300 Yerli Veri Google Grubu üyesi için,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kim bu hedef için çalışıyor?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şu anda sadece şahıs boyutunda,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kim ne ekledi?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şu ana kadar hazırlayıcı dışında kimse bir şey eklemedi,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bu bir hedef mi?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle bir hedef herkes için hedef değilse de en azından dilek ve temenni,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yapılması mümkün mü?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Komple bir proje olarak ortaya konulması sorun oluşturdu,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Peki ne olacak?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Komple daha küçük bir işletme bandı modeli geliştirilecek ve hemen işlevselleştirilecek,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yetersiz destek sorunu ne olacak?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Destek talepleri katılımcılarının da desteğiyle sürdürülecek-olduğu kadar,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Neler yapılacak?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Geriye dönük model askıya alınacak,&lt;br /&gt;Yeni küçültülmüş bir işletme bandı modeli geliştirilecek,&lt;br /&gt;Yapılacaklar listesi oluşturulacak,&lt;br /&gt;Çalışma çerçevesi tayin edilecek,&lt;br /&gt;Yapılacaklar için katılımcı desteği mutlaka sağlanacak,&lt;br /&gt;Tüm yapılan işlerin anlık olarak canlıya da işlenmiş olmasını sağlayan bir çerçeveyi içeren çevrimiçi sayfası kurulacak,&lt;br /&gt;Google grubu yeni bir çalışma çerçevesi içeren organizasyon sayfasına taşınacak,&lt;br /&gt;Google grubu temrinleri, periyod ve rutinleri devre dışı bırakılacak ve azaltılacak ve/ya da kaldırılacak ayrıca çalışmalar için temrin geliştirilmesi üzerinde tekrar düşünülecek,&lt;br /&gt;Her meslek için standart başlıklar içeren sayfalar oluşturulacak,&lt;br /&gt;Bir tür İng. Wiki yapısı oluşturulmuş olacak,&lt;br /&gt;Bu yapıya her Yerli Veri mesleği için gerekli standart bilgiler katılımcı desteğiyle aşamalar halinde girilecek,&lt;br /&gt;Bu çevrimiçi sayfalarda her yönden bir birikim oluşturulması temin edilecek,&lt;br /&gt;Tüm meslekler ve tanım yanı sıra standart başlıklarını içeren bilgiler Yerli Veri ana dokümanından temin edilerek baz alınacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Devamı bu aşamları canlıya aldıktan ve sonuçlarını gördükten sonra söz konusu olacak. Şimdilik kapatıyorum. Özgür Yazılım Alanında Meslek Elemanları Yetiştirilmesi için desteğinize ihtiyaç vardır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-8574072184971512703?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2010/12/meslek-elemanlar-yetistirilmesi.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-3093083492990245598</guid><pubDate>Sun, 05 Dec 2010 09:36:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-12-05T12:16:52.234+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>Üremek için Aksiyon Bekleyen Eserler</title><description>&lt;div align="justify"&gt;Çok zamandır gerçek masamın üzerinde beklettiğim mülki yazılımlara ilişkin eser yapma fikri tüm ilgil hazırlıklarını tamamlamış olmama rağmen başlangıç almakta çok çeşitli gerekçeler ile gecikmekte devam ediyor. Eserlerim şu ana kadar çok ciddi bir kitleye ulaşmayı başarmış bulunuyor. Bununla birlikte henüz 'aman o eser versinde bir faydalanalım' kıvamına gelmiş bir kitlem olduğunu düşünmüyor. Bunun nedeni süregelen değişkenlik ve iş süreçleri olsa gerek. Kendi tarafımda da ciddi eksikler görüyorum. İyi eser vermek için doğru düşünmüyor olsamda iyi bir kitle ulaşım aracına dolayısıyla da lojistik desteğine sahip olmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bunlar olmadığı zaman çok kıymet verilen ve özenle dokunarak ortaya konulan eserlerin onu hak eden kıymetli insanlara ulaşamaması sonucu ortaya çıkıyor. Bununla birlikte gerek mülki yazılım için (kitap ağır basıyor) gerekse özgür yazılım için (proje-lendirme amaçlı kitap ağır basıyor) çok kıymetli olduğuna inandığım eserlere hayat vermek üzere üretim bandına girildiğini anons etmek isterim. Yapılanma tarzı üzerinde kesin karar vermiş değilim. Bu yapılanma tarzını tayin nettiğimde eserlerin nitelikleri üzerinde de bir takım değişiklikler beraberce ve/ya da komple gerçekleşebilecektir. Notlarımı şimdi alıyorum-aldım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bu aşamada;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gerekli lojistik çalışmaları ve kuruluşlar ile nihai görüşmeler çok yönlü ve komple tamamlanacak,&lt;br /&gt;2011 durumu ve ön görüleri baz alınacak,&lt;br /&gt;Teknik ihtiyaçlar temel alınacak,&lt;br /&gt;Diğer ihtiyaçlar için fayda temin edeceği bir mantık benimsenebilir-düşünülecek,&lt;br /&gt;Zamanlama üzerinde düşünülecek,&lt;br /&gt;Şablon, Taslaki Aksiyon, Nihai, Bitiş, Yayım süreçleri komple ancak sırasıyla tamamlanacak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-3093083492990245598?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2010/12/uremek-icin-aksiyon-bekleyen-eserler.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-8410056842968514994</guid><pubDate>Sun, 05 Dec 2010 09:03:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-12-05T11:36:21.876+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>2011`e Girerken Gösteri Eksikleri</title><description>&lt;div align="justify"&gt;Görüntü, ses, çalışmalar ve fotoğraf albümleri içerik olarak çok zaman güncellenmemiş durumdadır. Aksiyonları sıklığı ve yapılan işlerin yoğunluğu bu aksiyon ve işlerin sunum kısımlarının atlanmasına yol açıyor. Bu olumlu bir durum değil. Gerekçesi ise bir aksiyon biter bitmez diğerinin bir iş biter bitmez diğerinin gündeme gelmesi, bundan dolayı da gerek günlük gerekse diğer (albümleme, arşivleme, sunum, raporlama, istatistik, tablolama, kayıt altına alma ve saire) alanlara aktarılamaması şeklindedir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;1+1+1 toplamda 3 Istanbul ziyareti,&lt;br /&gt;1 Niğde ziyareti,&lt;br /&gt;1+1+1 toplamda 3 Yozgat ziyareti,&lt;br /&gt;1 Nevşehir ziyareti,&lt;br /&gt;1 İzmir ziyareti,&lt;br /&gt;1+1 toplam 2 Kayseri ziyareti,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüntü, ses, çalışma ve fotoğraf albümünde yer alamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1+1 toplamda 2 doğum günü kutlaması&lt;br /&gt;1+1+1 toplamda 3 kırsal faaliyet,&lt;br /&gt;1+1+1+1 toplam 4 mesleki-akademik çalışma,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüntü, ses, çalışma ve fotoğraf albümünde yer alamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Fotoğraf ve Grafik Albümü için (şu an için grafik içermioy-diğerleri güncel değil)&lt;/strong&gt;: &lt;a href="http://picasaweb.google.com/taybuga"&gt;http://picasaweb.google.com/taybuga&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Görüntü ve Ses Albümü için (şu an için sadece ses kaydı içermiyor-diğerler kısmen güncel)&lt;/strong&gt;: &lt;a href="http://taybuga.blogspot.com/2009/05/goruntu-ve-ses-albumu.html"&gt;http://taybuga.blogspot.com/2009/05/goruntu-ve-ses-albumu.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çalışma ve Eser Albümü (şu an kısmen güncel-bazı çalışmalardaki değişiklikler ve bazı yeni çalışmalar girilmedi-girilecek-komple sadeleştirilecek)&lt;/strong&gt;: &lt;a href="http://taybuga.blogspot.com/2009/01/alma-ve-eser-albm.html"&gt;http://taybuga.blogspot.com/2009/01/alma-ve-eser-albm.html&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-8410056842968514994?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2010/12/2011e-girerken-gosteri-eksikleri.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-5188795437488016246</guid><pubDate>Thu, 18 Nov 2010 12:00:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-11-18T14:36:38.332+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">linuxgezegen</category><title>Maaş Dengesizliği, Artan Harcamalar ve Azalan İstihdam</title><description>&lt;strong&gt;Nesnel olması için çaba harcanan ancak pek de nesnel kalamayan bir takım soruları tahtaya yazmak yeterli olmayabiliyor.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Maaş Dengesizliği&lt;/strong&gt;;&lt;br /&gt;Memur maaşları mı fazla?&lt;br /&gt;İşçi maaşları mı az?&lt;br /&gt;İşverinin yükü mü fazla?&lt;br /&gt;İşçi mi korumasız?&lt;br /&gt;Serbest piyasa istihdamın azalmasına yol açıyor mu?&lt;br /&gt;Geçim sıkıntısı çekenler kamu görevlileri mi evet ise işçi ne yapıyor?&lt;br /&gt;Bir evin finansmanı için o evden en az kaç kişi çalışıyor olmalı?&lt;br /&gt;Kırsal alandan kopuş var mı varsa kaçış halini mi aldı?&lt;br /&gt;Kentlerin nüfusu artıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Artan Harcamalar&lt;/strong&gt;;&lt;br /&gt;Borcu olmayan var mı?&lt;br /&gt;Karayolları Tesisleri'ne niçin metal konstrüksiyon`dan tabela yapılıyor?&lt;br /&gt;Henüz 5 yılını doldurmayan yapılar niçin sökülerek yenileniyor?&lt;br /&gt;Türkiye`nin köyleri ve kasabalarında iktisadi ihtiyaçlar bulunmuyor mu?&lt;br /&gt;Baraj için Hasan Keyf`den başka bir yer bulunabilir miydi?&lt;br /&gt;Bu gün ekonomi bakımından  üretim, alım, satım, ithalat, ihracat, hangisi ağır basmakta?&lt;br /&gt;Restorasyon, yollar, şehir merkezleri, metro, kamu alımları ve saire maliyetleri ne durumda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Azalan İstihdam&lt;/strong&gt;;&lt;br /&gt;İşsizliğin finansal maliyeti mi fazla kamunun istihdamından kaynaklı zarar mı?&lt;br /&gt;İş azaltan kanunlar mı, iş çıkaran kanunlar mı?&lt;br /&gt;Orta maaş ile çok istihdam mı çok maaş ile elit istihdam mı?&lt;br /&gt;Milli takım teknik direktörüne verilen maaş oranı nedir?&lt;br /&gt;İmar yönünden şerefiye bedelleri nerede toplanıyor?&lt;br /&gt;Duygusal çöküntü yaşanıyor mu?&lt;br /&gt;Niçin herkesin sosyal paylaşım alanlarında yüzlerce arkadaşı var?&lt;br /&gt;Bir bayanın sokakta yüzlerce insanın arasında kalması ne gibi sonuçlar doğurur?&lt;br /&gt;İnsanlarda, işlerde ve eş adaylarında kusursuzluk arayışı ne durumdadır?&lt;br /&gt;İnsanlar, taleplerinden önce kendi birikimlerini ve durumlarını gözden geçiyor mu?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-5188795437488016246?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2010/11/maas-dengesizligi-artan-harcamalar-ve.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-3184549709446197524</guid><pubDate>Wed, 17 Nov 2010 10:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-11-17T13:22:59.792+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">açık standartlar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bilgi teknolojileri</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">linuxgezegen</category><title>Ubuntu 10.04: vsftpd FTP Sunucusu</title><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ubuntu üzerinde&lt;/span&gt;;&lt;br /&gt;Applications menüsünden, Ubuntu Software Center`ı açın,&lt;br /&gt;vsftpd araması yaparak, vsftpd FTP sunucusunun kurulumunu sağlayın,&lt;br /&gt;Places &gt; Computer &gt; File System &gt; etc &gt; vsftpd.conf düğümünü genişletin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yapılandırma dosyası üzerinden gerekli düzenlemeleri yapabilirsiniz. Kaldı ki bir çoğunun dosya içerisinde açıklaması yer almakla birlikte aşağıdaki köprüden de ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://vsftpd.beasts.org/vsftpd_conf.html"&gt;http://vsftpd.beasts.org/vsftpd_conf.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TOO2OCamBsI/AAAAAAAAF6U/0zndtyVbrPE/s1600/vsftpdinst.png"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 180px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TOO2OCamBsI/AAAAAAAAF6U/0zndtyVbrPE/s320/vsftpdinst.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5540472318878680770" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ayrıca, Places &gt; Computer &gt; File System &gt; etc &gt; ftpusers düğümünü genişleterek FTP Sunucusu kullanıcılarınızı belirleyebileceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağ, bağlantı dolayısıyla IP v4, IPv6(desteği var) gibi düzenlemelerin genel sunucu yapılandırmalarından çok farklı olmadığını bu aşamada ancak not edebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-3184549709446197524?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2010/11/ubuntu-1004-vsftpd-ftp-sunucusu.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TOO2OCamBsI/AAAAAAAAF6U/0zndtyVbrPE/s72-c/vsftpdinst.png" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-907392632231955273</guid><pubDate>Fri, 05 Nov 2010 09:44:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-11-05T12:22:31.040+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">açık standartlar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bilgi teknolojileri</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">linuxgezegen</category><title>Pardus 2009.2 Geronticus eremita Kurulan Masaüstü 32-BIT: Yedekleme Mini-Ünitesi</title><description>&lt;div align="justify"&gt;Intel Pentium 4 işlemci, 7200 RPM hızından bir 500 GB sabit disk, 256 MB RAM, verileri harici bir oratam aktarmak üzere DVD SUPER MULTI ve diğer klasik birimleri içeren basit bir kasa markası elbette IBM yani güven önemli. Tüm bunların bir araya gelmesiyle oluşturulabilecek bir sunucu mekanizması açısından bir takım ihtiyaçların dürtücü bir etkide bulunması gerekiyordu-ki öyle de oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok geniş olmamakla birlikte kuruluş kapsamıdaki bazı bilgisayarlar Windows koşan makinalar ve üzerinde az öncede belirttiğim gibi çok geni yani çok yüksek boyutlarda olmayan veriler paylaşılmakta. Bunlara yönelik gerekli şemayı çıkarttıktan sonra önemli olanın belirttiğim üzere toplam sahip olma maliyeti düşük bir, bir tür mini yedekleme ünitesi kurmak olduğuna karar verdim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TNPXOXH93HI/AAAAAAAAF6M/jv9OZZnEmks/s1600/03_Yedekleme_Unitesi_Pardus_Linux_2009_2.JPG.JPG"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5536005008694041714" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TNPXOXH93HI/AAAAAAAAF6M/jv9OZZnEmks/s320/03_Yedekleme_Unitesi_Pardus_Linux_2009_2.JPG.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Başta belirttiğim gibi en az donanım imkanı bulunuyor. Bunu IBM markası dolayısıyla da Özgür Yazılım ile desteklemek uygun olacaktır. Üç windows paylaşım ortamından, bir temel mini yedekleme ünitesine yani Linux`a her iki tarafında bölümlemesindeki dosya tipi NT File System olmak kaydıyla aktarım, Linux ortamından da harici bir ortama aktarım biçiminde yönlü bir dosya transferini yedekleme ünitesine gelen kısım açısından bakıldığıda elle olmakla birlikte sağlamış bulunmaktayım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-907392632231955273?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2010/11/pardus-20092-geronticus-eremita-kurulan.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TNPXOXH93HI/AAAAAAAAF6M/jv9OZZnEmks/s72-c/03_Yedekleme_Unitesi_Pardus_Linux_2009_2.JPG.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-5376737695723074131</guid><pubDate>Wed, 20 Oct 2010 20:11:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-10-20T23:25:41.519+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">açık standartlar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bilgi teknolojileri</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">linuxgezegen</category><title>Pardus 2009.2 Geronticus eremita Kurulan Masaüstü 32-BIT ve Sanallaştırma</title><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ubuntu üzerinde sanallaştırma denemeleri üzerine &lt;a href="http://taybuga.blogspot.com/2010/10/ubuntu-1004-desktop-64-bit-ve.html"&gt;yazdığım yazı&lt;/a&gt;dan sonra aynı denemeyi burada anlatmayacağım birçok detayı da katarak birde Pardus 2009.2 üzerinde denedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada tercihim Pardus 2009.2 Geronticus eremita 32-BIT oldu. Teçhizat yönüyle mimari yanı sıra donanım bakımından herşey aynı ancak belirttiğim üzere yazılım yönünde 32-BIT çalışıldı. Sanallaştırmanın içinde kurulumlar, ağ paylaşımları, donanım işlerliği gibi sanal ile doğrudan sabit ortama yazılı işletim sistemi arasındaki eş güdüm hesaplamaları çok enteresan sonuçlar verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamamen bir karşılaştırma olmamakla birlikte Ubuntu ile Pardus dağıtımlarının aynı donanım üzerinde verdikleri sanallaştırma performansı ile sanallaştırma tepkileri birbirinden çok farklıydı. Pardus sanal sistemden daha az haberdar olmakla birlikte bazı yazılımların sanal tarafta işletilmesinin sabit sistemi doğrudan etkilemek biçiminde makinenin hataya düşmesi sonucunu doğurduğunu görmek mümkün oldu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TL9PC6Ir8AI/AAAAAAAAF50/ZJxIjKo1ByA/s1600/IMG_5091.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TL9PC6Ir8AI/AAAAAAAAF50/ZJxIjKo1ByA/s320/IMG_5091.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5530225778818281474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ubuntu tarafından ise herşeyiyle sanal sisteme yüklenmek ve ev sahibi sistemi göz ardı etmek gibi performans tuaflıkları işin keyifsiz yönleriydi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TL9QBlKzqcI/AAAAAAAAF6E/nkvaR07nlyw/s1600/IMG_5086.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TL9QBlKzqcI/AAAAAAAAF6E/nkvaR07nlyw/s320/IMG_5086.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5530226855521790402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-5376737695723074131?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2010/10/pardus-20092-geronticus-eremita-kurulan.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TL9PC6Ir8AI/AAAAAAAAF50/ZJxIjKo1ByA/s72-c/IMG_5091.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-1696769692429101343</guid><pubDate>Wed, 20 Oct 2010 20:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-10-20T23:10:47.659+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bilgi teknolojileri</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">linuxgezegen</category><title>IBM TÜRK ve Tez-Koop-İş</title><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçen ay kamerama not ettiğim fotoğrafı görünce tekrar hatırladığım &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;27 Eylül 2010 IBM TÜRK Grev Kararı&lt;/span&gt; ne durumdadır diye araştırma yapmaya çalıştım. Ancak güncel durum hakkında bilgi bulamadım. Benim kameraya kaydettiğim küpürü sendikanın da &lt;a href="http://www.tezkoopis.org/index.php?option=com_content&amp;amp;view=article&amp;amp;id=571:ibm-tuerkte-grev-kapda-cumhuriyet-23-eyluel-2010&amp;amp;catid=67:basnda-tez-koop-&amp;amp;Itemid=93"&gt;sayfasına&lt;/a&gt; eklediğini gördüm. Gördüm ama olupbitenler hakkında birşey yazan olmadı mı, olup bitenleri gözden geçirmekte mi geç kaldım. Muhtemelen ikincisidir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TL9MjJ49e6I/AAAAAAAAF5s/28eyL8ISRIQ/s1600/IMG_5083.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TL9MjJ49e6I/AAAAAAAAF5s/28eyL8ISRIQ/s320/IMG_5083.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5530223034268220322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-1696769692429101343?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2010/10/ibm-turk-ve-tez-koop-is.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TL9MjJ49e6I/AAAAAAAAF5s/28eyL8ISRIQ/s72-c/IMG_5083.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-669590376809879053</guid><pubDate>Wed, 20 Oct 2010 19:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-10-20T23:04:34.019+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bilgi teknolojileri</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">linuxgezegen</category><title>Ubuntu ve Yazıcı Paylaşımı</title><description>Ubuntu 10.04 gayet hızlı bir işlevsellik ve ciddi bir uyum sağlayan yazıcı tanımlama, yapılandırma dolayısıyla da donanımın hemen hemen tüm kabiliyetlerini kullandırma mekanizmasına sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yazıcının makineye takılması ve Ubuntu tarafından kullanıma hazır halde olduğunun uyarısının ekranın sağ üst köşesinde görüntülenmesi sadece birkaç dakika almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön tanımlı olarak her hazır yazıcı paylaşımlıdır. Ancak buna rağmen SAMBA tarafından birkaç satıra göz atmak gerekebiliyor. Şöyle ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TL9DXPANpEI/AAAAAAAAF5k/Kli5m7niRJM/s1600/Screenshot-2.png"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 180px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TL9DXPANpEI/AAAAAAAAF5k/Kli5m7niRJM/s320/Screenshot-2.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5530212933877736514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1&lt;/span&gt;. System menüsünde Administration`a tıklayın. Açılan menüden Printing`e tıklayın. Hazır yazıcı ilgili pencerede görünecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2&lt;/span&gt;. Yazıcı simgesine sağ tıklayın ve açılan menüden Shared`ın yanında çeltik olduğuna emin olun. Yani Shared seçili olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3&lt;/span&gt;. Places menüsünden Computer`a tıklayın. Açılan pencereden File System bölümlemesine tıklayın. Dördüncü adımdaki düğümü genişletin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4&lt;/span&gt;. etc/samba klasörüne girin. Burada smb.conf `a çift tıklayın. İçerisinde [print$] ve/ya da [printers] başlıkları altında browseable, printable ve guest ok değerlerinin yes tipinde olduğunu doğrulayın ya da yes tipine çevirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;5&lt;/span&gt;. smb.conf dosyasını kaydederek çıkın*. Daha sonra tekrar istediğiniz herhangi bir istemciden yazıcının takılı olduğu bilgisayarın ismine dolayısıyla da paylaşımlarına girin. Tüm açık paylaşımlı dosyalara ek olarak yazıcıya da ulaşmak ve kullanmak mümkün olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;*&lt;/span&gt;smb.conf dosyasını eğer sisteme root ile oturum açmamışsanız kaydetmenize izin vermyeceğinden dosyayı üzerinde sağ tıklayarak yönetimsel ayrıcalıklı açmayı deneyiniz. Ya da terminal üzerinden sudo ya da öncesi su ile root parolasını girerek açınız. Terminal`de sudo passwd root söz dizimi root parolası belirleme imkanı verecektir. Hatta root olarak komple oturum açma imkanı da verecektir-ki bence Ubuntu`nun işlerlik bakımından diğer son kullanıcı taraflı dağıtımlardan bir adım önde olmasını sağlayan da bu imkan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-669590376809879053?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2010/10/ubuntu-ve-yazc-paylasm.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TL9DXPANpEI/AAAAAAAAF5k/Kli5m7niRJM/s72-c/Screenshot-2.png" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-5718046961538883634</guid><pubDate>Thu, 14 Oct 2010 07:45:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-10-14T12:32:09.157+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bilgi teknolojileri</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">linuxgezegen</category><title>Ubuntu 10.04 Desktop 64-BIT ve Virtualization</title><description>&lt;div align="justify"&gt;Geçen günlerde yayımlanması tamamlanan Ubuntu 10.10 emekçilerinin de dediği gibi en iyi 10: Son kullanıcıların yanı sıra meslektaşlara da istediğini veren Ubuntu 10.10 Desktop kullanılması gereken bir işletim sistemi. İstemci taraflı olmasına rağmen sunucu taraflı sistemler kadar hizmet sürekliliği bulunuyor. Donanım kaynakları yönünden tasarruflu olmasının yanında uyumluluğu ve farkındalığı Ubuntu 10.10`u en iyi 10 yapıyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu açılışın devamında yine bu en iyi 10 `dan bahsediyor olmak isterdim ancak son günlerde favori dağıtımım olarak kullanmakta olduğum Ubuntu 10.04 LTS Lucid Lynx ile AMD Athlon 64 Mobile Processor üzerinde sanallaştırma performansını üstelik herşey dahil toplamda yanlızca 1 GB`lık bir bellek ile sınamaktayım. &lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TLbJC0eBn4I/AAAAAAAAF5c/xZgQaKb6c9U/s1600/Screenshot.png"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 180px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5527826642925363074" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TLbJC0eBn4I/AAAAAAAAF5c/xZgQaKb6c9U/s320/Screenshot.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Samba ve/ya da Windows etki alanlarıyla uyumluluk yönünde ve ağ bağlantıları açısından doğrudan kurulum biçimini aratmayan bir teknik alt yapıyı da sunmaktadır. Bu alt yapının tek başına VirtualBOX`ın sunduğu yazılım bütünlerinden kaynaklandığını söylemek eksik olur. Çünkü bahsi geçen yazılımı birçok farklı platformda da koşturdum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-5718046961538883634?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2010/10/ubuntu-1004-desktop-64-bit-ve.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TLbJC0eBn4I/AAAAAAAAF5c/xZgQaKb6c9U/s72-c/Screenshot.png" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3078865273340378744.post-3296863380773444514</guid><pubDate>Thu, 14 Oct 2010 07:25:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-10-14T10:40:45.632+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal</category><title>Mustafa Kemal Atatürk</title><description>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TLaz6fSTSbI/AAAAAAAAF5U/bM4WZdtoszQ/s1600/Gazi_Pasa_Calisma_Masasinda.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 320px; HEIGHT: 265px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5527803410055907762" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TLaz6fSTSbI/AAAAAAAAF5U/bM4WZdtoszQ/s320/Gazi_Pasa_Calisma_Masasinda.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Kaynaklar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.mku.edu.tr/anasayfa/ataturk_kosesi/index.php"&gt;http://www.mku.edu.tr/anasayfa/ataturk_kosesi/index.php&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mustafa_Kemal_Atat%C3%BCrk"&gt;http://tr.wikipedia.org/wiki/Mustafa_Kemal_Atat%C3%BCrk&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ataturk.net/"&gt;http://www.ataturk.net/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.mustafakemal.net/"&gt;http://www.mustafakemal.net/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.biyografi.info/kisi/mustafa-kemal-ataturk"&gt;http://www.biyografi.info/kisi/mustafa-kemal-ataturk&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ataturkiye.com/"&gt;http://www.ataturkiye.com/&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3078865273340378744-3296863380773444514?l=taybuga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://taybuga.blogspot.com/2010/10/mustafa-kemal-ataturk.html</link><author>noreply@blogger.com (Tayfur Taybuğa)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_1K0xedf77XQ/TLaz6fSTSbI/AAAAAAAAF5U/bM4WZdtoszQ/s72-c/Gazi_Pasa_Calisma_Masasinda.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total></item></channel></rss>

