<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0">
    <title>Meyvelitepe</title>
    
    
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/" />
    <id>tag:typepad.com,2003:weblog-1499908</id>
    <updated>2011-07-24T23:42:57+03:00</updated>
    <subtitle>Çılgın Kalabalıktan Uzak - Far From The Madding Crowd</subtitle>
    <generator uri="http://www.typepad.com/">TypePad</generator>
    <atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/typepad/Mtmp" /><feedburner:info uri="typepad/mtmp" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://hubbub.api.typepad.com/" /><feedburner:emailServiceId>typepad/Mtmp</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><entry>
        <title>Taşınıyoruz...</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/DR15MRYDMfY/tasiniyoruz.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/07/tasiniyoruz.html" thr:count="6" thr:updated="2011-08-17T11:46:34+03:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec8833015433f814af970c</id>
        <published>2011-07-24T23:42:57+03:00</published>
        <updated>2011-07-24T23:42:57+03:00</updated>
        <summary>Meyvelitepe'de yayınladığımız ilk yazı 29 Mart 2007. Şöyle yazmışız; "Kentten kaçıyoruz. Trafik, eksoz dumanı, gürültü yok. Toprak ve çiçek kokusu, dalında zeytin, kestane gölgesi hanidir unuttuğumuz kuş sesleri ve güleryüzler. Biliyoruz, çoğu kişinin hayalinde bu günlerde. Herşeyi geride bırakıp, çoğunun...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="meyvelitepe" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p>Meyvelitepe'de yayınladığımız ilk yazı 29 Mart 2007. Şöyle yazmışız;</p>
<p><em><strong>"Kentten kaçıyoruz. Trafik, eksoz dumanı, gürültü yok. Toprak ve çiçek kokusu, dalında zeytin, kestane gölgesi hanidir unuttuğumuz kuş sesleri ve güleryüzler. Biliyoruz, çoğu kişinin hayalinde bu günlerde. Herşeyi geride bırakıp, çoğunun çok değer verdiği şeylerden vazgeçmek kolay değil. Ama bir düşünün, neden olmasın?"</strong></em></p>
<p>O zaman, bilinmezliklere doğru cesaretle atılmış bir adımdı bu. Çok şükür, ne düşündük ve ne istedikse hepsini yapabildik. Kentten kaçtık, toprak ve çiçek kokusunu, dalında zeytin ve kestane gölgesini özlediğimiz gibi bulduk. Her gün daha bir seviyoruz. Değer yargılarımız tümden değişti, başka açılardan bakıyoruz hayata artık. Çoğunun çok değer verdiği şeyler anlamsız, yine çoğunun hiç görmediği şeyler çok değerli bizim için. Daha yapılacak çok şeyler de var kuşkusuz.</p>
<p>Devamında, yaşadıklarımızdan yaklaşık 210 tane daha yazı yayınlamışız. Oysa hiç aklımızda yoktu bu kadar devam ettirmek. Tek sebebi aldığımız geri bildirimlerdi. Yazılar, bu dakika itibarıyla yaklaşık 726 bin kere görüntülenmiş. İlginçtir, bazı yazılar hala ilk günkü gibi popüler. </p>
<p><strong>Bu yazı, bu adresten yayınladığımız son yazı olacak.</strong> Bundan sonrası için bazı değişiklik planlarımız, hazırlıklarımız var. </p>
<p>Sonbahardan itibaren ortak ilgi alanlarımız, benzer hayalleri ve girişimleri olan dostlarımız için çok daha doyurucu, daha detaylı, derli toplu ve sürekli gelişen bir bilgi kaynağı oluşturabilmeyi ümit ediyoruz.</p>
<p>Teknik bazı gereksinimlerimizi karşılayabilmek için bu projenin ilk adımı olarak web günlüğümüzü taşıdık. Eski yazılar ve yorumlar dahil artık yeni bir adresteyiz. Yazılara <strong>e-Posta ile abone olanların yeni adresteki benzer servise abone olabileceklerini</strong> bildirmek isteriz. </p>
<p>Kendi günlüklerindeki bağlantılarda bize yer vermiş olan dostlarımızın da <strong>linklerini yeni adresle değiştirmelerini rica ediyoruz</strong>.</p>
<p>Bu zamana kadar verdiği kesintisiz servisten dolayı Typepad'e de teşekkür ediyoruz.</p>
<p>Yeni adresimiz<strong><span style="font-size: 12pt;"> <a href="http://blog.meyvelitepe.org" target="_self">http://blog.meyvelitepe.org</a></span></strong> 'da görüşmek ümidiyle.</p><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/DR15MRYDMfY" height="1" width="1" /></div></content>



    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/07/tasiniyoruz.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Bahçenin ikramı</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/XNXyjVDPwOc/bahcenin_ikrami.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/07/bahcenin_ikrami.html" thr:count="10" thr:updated="2011-08-06T14:17:06+03:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec883301538fac3f5b970b</id>
        <published>2011-07-07T22:23:33+03:00</published>
        <updated>2011-07-07T19:58:56+03:00</updated>
        <summary>Üç kız kardeşlerden kabaklar erken davrandı. Ortadaki mısır, etrafındaki üçer ispir fasulyesi ve kuzey yönüne ektiğimiz top ve çizgili sakız kabaklardan dolayı tüketebileceğimizin çok üzerinde kabağımız oldu yine. Çok hızlı yeni yapraklar verip çok hızlı meyve geliştiriyorlar. Tam ölçüsünde toplayabilmek...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Organik Bahçe" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Sebze Adaları" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="kaolin kili" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="mildiyö" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="potasyum bikarbonat" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p>Üç kız kardeşlerden kabaklar erken davrandı. Ortadaki mısır, etrafındaki üçer ispir fasulyesi ve kuzey yönüne ektiğimiz top ve çizgili sakız kabaklardan dolayı tüketebileceğimizin çok üzerinde kabağımız oldu yine. Çok hızlı yeni yapraklar verip çok hızlı meyve geliştiriyorlar. Tam ölçüsünde toplayabilmek bile maharet istiyor. Bir gün geç kalırsa kocaman bir top, ya da torpil gibi bir kabak karşımıza çıkıveriyor.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154337f804d970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Uc_kizkardes" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330154337f804d970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154337f804d970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Uc_kizkardes" /></a></p>
<p>Kaolin uygulamalarına devam ediyoruz. Zeytinlerde çiçek öncesi iki uygulama yapmıştık. Dört hafta oldu yaklaşık. Naşilerde de son uygulamadan itibaren 2,5 hafta geçti. Geçen hafta bir gece yarısı müthiş bir yıldırım fırtınasyla gelen çok sert sağanağa rağmen film kaplaması iyi görünüyor.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e899f8297970d-pi" style="display: inline;"><img alt="Nasi" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e899f8297970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e899f8297970d-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Nasi" /></a></p>
<p>Bu uygulamayı elimize ulaşan yeni bir örnek ile yapmıştık. Aslında endüstride boya, kablo vb. işler için kullanılan, fakat özellikleri itibarıyla olması gerekene çok yakın bu malzemeyi bulmuş olmaktan memnunuz. Rafine edilerek safsızlıklardan arındırılmış, kalsine edilerek tam beyaz ve diğer optik özellikler kazandırılmış bir malzeme. Parçacık dağılımında %80'den fazlasının 2 mikrondan küçük olması ilginç oldu. Endüstride bu kalitenin de kullanıldığını bilmiyorduk. Fiyatı ise çok rekabetçi. Böylece kaliteden ve uygunluktan çok feragat etmeden, ucuzuyla pahalısıyla her keseye uygun ve <a href="http://www.avsmineral.com/at80.html" target="_blank">kullanılabilir kalitede malzeme</a> elde edilebilmiş oluyor, ki büyük eksiklikti.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154337f830d970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Ceviz" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330154337f830d970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154337f830d970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Ceviz" /></a></p>
<p>Bu yıl mevsimde yaklaşık bir ay kayma olmasına rağmen cevizler bu gecikmeyi çok hızlı telafi etmiş görünüyorlar.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac24a6970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Zeytin" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538fac24a6970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac24a6970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Zeytin" /></a></p>
<p>Şiddetli yağmur artık çiçek döneminin sonuna gelmiş zeytinleri bir güzel yıkadı. Çiçek kalıntıları ve zaten tutmayacak taneleri aşağıya indirdi. Geriye inşallah tutacak taneler kaldı. Çiçek öncesi uyguladığımız kaolin kaplaması hala sağlam. Bu hafta sonu havada bir terslik olmazsa hem tamamlama hem de taneleri korumak için yine kaolin atacağız. Zeytin güvesi ve bugünlerde görünebilir uç tırtılına karşı da içinde bacillus thuringiensis bakterisi olan Delfin isimli biyolojik malzemeden koyacağız. Bu bakteri sadece ergini kelebek olan larvalara etki ediyor.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac31f3970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Dut" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538fac31f3970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac31f3970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Dut" /></a></p>
<p>Arazideki teraslandırma duvarının dibine diktiğimiz iki dut fidanımız, ağaca da çıkmadan dalından dut yeme zevkini tattırdı.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac3349970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Angelina" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538fac3349970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac3349970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Angelina" /></a></p>
<p>Geçen yıl iki-üç tane erik veren angelino fidanları bu yıl güzel. Hem de bu defa fidanları bite kaptırmamayı becermişiz.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154337f94c5970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Santini1" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330154337f94c5970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154337f94c5970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Santini1" /></a></p>
<p>Ve özlemle beklediğimiz santini'ler az da olsa tabaklarımızı süslemeye, nefis lezzetleriyle damaklarımızı tatlandırmaya başladı.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac354c970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Yurek_domates" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538fac354c970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac354c970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Yurek_domates" /></a></p>
<p>Bu yürek domatesler de hızla meyvelerini büyütüyorlar.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac36e8970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Cali" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538fac36e8970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac36e8970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Cali" /></a></p>
<p>Bu ara seradaki tek bir adadan iki günde bir 7-8 kilo çalı fasulyesi topluyoruz. Tohumlar köyde saklanması başarılmış çok eskilerden. Verimliliği aynı çeşit ticari tohumlardan farklı.</p>
<p>Salatalık yetiştirenler, özellikle de serada da yetiştirmiş olanlan bilirler. Salatalık mildiyö denen başbelası bir mantari hastalığına karşı çok hassastır. Bu hastalık aynı şekilde tüm kabakgiller ve üzüme de musallat olur. Büyük bahçelerde önemli ekonomik zararlar verir.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e89aa54c2970d-pi" style="float: left;"><img alt="Mildew" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e89aa54c2970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e89aa54c2970d-320wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Mildew" /></a> Bu hastalığı önlemek ve yenmek için sentetik fungusitleri bir kenara bırakırsak çeşitli yöntemler mevcut. Bunlar arasında kükürt, bakır, mineral yağlar, çeşitli bitkisel yağlar, potasyum bikarbonat, bacillus subtilis isimli bakteri ve potasyum bikarbonat ile mineral yağların karışımı bulunuyor (<a href="http://web.pppmb.cals.cornell.edu/resourceguide/cmp/cucurbit.php" target="_blank">kaynak</a>).</p>
<p>Sonuncusu dışında bu yöntemlerinin hiç birinin tek başına çok iyi bir engelleyici ve tedavi edici olduğu söylenemiyor. Sadece mineral yağ ve potasyum bikarbonat'ın birlikte en iyi sonucu verdiği bildirilmiş. Aslında sadece mildiyö değil, benzeri bir çok mantari hastalıkta da etkin olduğu görülmüş.</p>
<p>Burada, aslında kimyasal işlemlerle elde edilen <strong>potasyum bikarbonata</strong> biraz dikkat etmek gerekecek. Bir tür kabartma tozu olan potasyum bikarbonat yiyecek katkısı kategorisinde bir malzeme. Kabartma tozlarının fungusit gibi kullanımı yeni bir şey değil. 1933'de yayınlanan bir kitapta, bitki patalojisti <em>Yaczenski</em>'nin bundan söz ettiği bildiriliyor. Daha sonra pek çok araştırma yapılmış, karışımlar ve dozajlar denenmiş. Hepsi de çok değerli (<a href="https://attra.ncat.org/attra-pub/bakingsoda.html" target="_blank">kaynak</a>).</p>
<p>Diğer malzemelerin yanı sıra potasyum bikarbonat, elde edilmesi çok kolay, saklanabilir, uygulanması pratik, güvenli ve ucuz maliyetli bir malzeme. Organik tarımda kullanımına izin veriliyor.</p>
<p>Öte yandan kaolinin bu gibi mantari hastalıkları önleme, enfeksiyonu güçleştirme fonksiyonunun olduğu bilinir. Bir kaynakta, kaolin uygulanırken solusyonunun PH'ının yükseltilmesinin koruyuculuğu arttırdığını okumuştuk. Mineral yağlarla uğraşmamak için bir deneme yapmaya kadar verdik ve yaklaşık iki aydır seradaki salatalık, fasulyeler ve bahçedeki üzümlerde uyguluyoruz.</p>
<p>Kullanacağımız suya göre %0,5 (<em>Yüzde yarım</em>) oranında potasyum birkarbonatı suda iyice eritip, düşük doz (<em>%2 - 15 litre suya 1 litre, yaklaşık 300gr kaolin</em>) ile birlikte haftada bir uyguluyoruz. Beklentimiz her iki malzemenin birlikte etki yaparak sonucu garantilemesi.</p>
<p>Potasyum bikarbonat ile uygulama yaparken önemli bir uyarı %0,5 oranının geçilmemesi ve uygulamanın çok sıcakta yapılmaması şart. Aksi halde yapraklarda fitotoksiteye sebep olabiliyormuş.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac377c970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Salatalik" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538fac377c970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac377c970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Salatalik" /></a></p>
<p>Bu uygulamaya karar vermemizde etken olan, salatalık fideleri daha bir karışken bazı yapraklarda gördüğümüz mildiyö lekelerini bir daha görmedik. Şimdilik hesabımız tutmuş görünüyor. Üzümler de şu ana kadar iyi, herhangi bir mantari hastalık belirtisi yok. Bakalım ilerleyen zamanda neler olacak.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e899f97f0970d-pi" style="display: inline;"><img alt="Kohlrabi" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e899f97f0970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e899f97f0970d-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Kohlrabi" /></a></p>
<p>Bunlar bu yıl ilk kez denediğimiz sebzelerimizden. İngilizce adı "kohlrabi". Türkçede yer lahanası, alabaş gibi isimler verilmiş. Yaprakları ve yumrusu yenen lahanagillerden. Turp, şalgam arası bir sebze. Düşük kalorili bir vitamin deposu olduğu bildiriliyor. Bir buçuk ay önce diktiğimiz minik fideler hasat olgunluğuna geldi. Artık birer birer tüketmeye başlayabiliriz.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154337f997c970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Desti" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330154337f997c970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154337f997c970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Desti" /></a></p>
<p>Bunlar, tohumları Adıyamanlı dostumuz Zeki beyden gelen deşti domatesler. Can suyu ve yağmur dışında hiç sulanmadılar. Oturak bir çeşit olduğu için koltuk alma, kazığa bağlama gibi dertleri de yok. Sadece diplerini biraz çapalayıp kökleri doldurduk. Dikerken de yine yatırarak dikmiştik.</p>
<p>Bu çeşiti sevdik, bize göre, tam tembel işi. Hızla domates bağlamaya başladı. Lezzetlerinin de güzel olacağını düşünüyoruz. Ahlaklarını bozmamak için hiç sulamak yok.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac3ae2970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Santini2" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538fac3ae2970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac3ae2970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Santini2" /></a></p>
<p>Adalardaki domates çeşitleri de salkımlarını doldurmaya başladılar. Alt tarafı hepsi domates ama çeşitlerinden karakterlerine ne kadar da farklı bitkiler. Şaşmamak elde değil. Santiniler dışarıda da erkenci.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154337f9bc9970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Pembe" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330154337f9bc9970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154337f9bc9970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Pembe" /></a></p>
<p>Pembeler hem kendilerini hem de meyvelerini büyütmeye devam ediyorlar. Gitgide devleşecekler.</p>
<p> </p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac3d3d970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Nazende" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538fac3d3d970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538fac3d3d970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Nazende" /></a></p>
<p>Bunlar oturak nazendeler. Çalının yanına çeşni olarak geldiler. İlk parti bir kilo kadar topladık.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154337f9da2970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Ahududu1" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330154337f9da2970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154337f9da2970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Ahududu1" /></a></p>
<p>Bu sıra ahududular tam verimde. Sezon başında güzelce budayıp, altlarını temizledikten sonra biraz da kendi imalatımız gübreden eklemiştik. Bir süre hemen hergün toplanmaları gerekiyor.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154337f9e2a970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Ahududu2" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330154337f9e2a970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154337f9e2a970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Ahududu2" /></a> <br />Severek bakıp büyüttüğümüz, zehirlerden sakındığımız bahçemizin ikramı, üst bahçe duvarının dibindeki yeralan ahududu öbeğimiz gelip geçtikçe ağzımızı tatlandırıyor.</p>
<p>Ayrıca bahçemizi ve neler yaptığımızı merak ederek özel mesajlarla paylaşım beklediklerini bildiren dostlarımıza da çok teşekkür ediyoruz.</p>
<p> </p><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/XNXyjVDPwOc" height="1" width="1" /></div></content>



    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/07/bahcenin_ikrami.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Fırın Kardeşliği - Hakkı beyin fırını</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/ldNTO6lTp7c/firin-kardesligi-hakki-beyin-firini.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/07/firin-kardesligi-hakki-beyin-firini.html" thr:count="5" thr:updated="2011-08-28T12:58:30+03:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec88330154337284d9970c</id>
        <published>2011-07-04T01:02:28+03:00</published>
        <updated>2011-08-25T21:43:34+03:00</updated>
        <summary>Taşındı http://blog.meyvelitepe.org/koy-firini/</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Fırın Kardeşliği" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="Fırın Kardeşliği" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="köy fırını" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p>Taşındı</p>
<p><a href="http://blog.meyvelitepe.org/koy-firini/" target="_self">http://blog.meyvelitepe.org/koy-firini/</a></p><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/ldNTO6lTp7c" height="1" width="1" /></div></content>



    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/07/firin-kardesligi-hakki-beyin-firini.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Parçacık Film Teknolojisi ve Kaolin - Fotosentez ve Güneş Etkileri</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/5-FYWwFLR_U/kaolin-fotosentez-ve-gunes.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/06/kaolin-fotosentez-ve-gunes.html" thr:count="2" thr:updated="2011-06-24T15:14:52+03:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec8833014e8955e71b970d</id>
        <published>2011-06-24T00:46:35+03:00</published>
        <updated>2011-06-24T00:50:19+03:00</updated>
        <summary>Mevsim itibarıyle bir çoğumuz ağaçlarımıza yaz ortasında kar yağdırıyoruz. Amacımız, ağaçlarımızın daha sağlıklı, meyvelerimizin daha güzel olması, ve tabii ki zehirli pestisitler kullanmadan kurtsuz, güzel gelişmiş ürünlere sahip olmak. Bunu yaparken sağlığımızın yanı sıra çevreye de zarar vermek istemiyoruz. Büyük...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Kaolin" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Organik Bahçe" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="fotosentez" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="güneş yanığı" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="kaolin" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p>Mevsim itibarıyle bir çoğumuz ağaçlarımıza yaz ortasında kar yağdırıyoruz. Amacımız, ağaçlarımızın daha sağlıklı, meyvelerimizin daha güzel olması, ve tabii ki zehirli pestisitler kullanmadan kurtsuz, güzel gelişmiş ürünlere sahip olmak. Bunu yaparken sağlığımızın yanı sıra çevreye de zarar vermek istemiyoruz.</p>
<p>Büyük bir heyecanla yaptığımız uygulamaları paylaşıyoruz, uygulama problemlerini, yapraklar kaplandı, yağmurda yıkandı, yıkanmadı vs. yazıyoruz.</p>
<p>Peki, bu beyaz kaplamaları ağaçlarımıza uyguladığımızda gerçekte neler oluyor, biraz daha yakından bakmaya çalışalım.</p>
<p>Parçacık Film Teknolojisi araştırmaları ilk kez 1994 yılında parçacıklara silikon kaplamak suretiyle hidrofobik hale getirilmiş kaolin parçacıkların meyve ağaçlarındaki hastalıkları önleme girişimleriyle başladı. O güne kadar pek çok bilim adamı ve araştırmacı tarafından çeşitli mineral veya diğer maddeler kullanılarak yapılmış deneyler ve bunlara ait raporların hepsi kullanıldı, bazı deneyler tekrar ve karşılaştırmalı olarak yapılarak, bitki koruma, hastalık ve zararlılara karşı önlem ve tabii ki daha verimli ve kaliteli meyve üretimi için en iyi yöntem geliştirilmeye çalışıldı.</p>
<p>Parçacık Film Teknolojisinin bitkiler üzerindeki etkilerini;</p>
<ol>
<li>Güneşten korumak,</li>
<li>Zararlılardan korumak</li>
<li>Hastalıklardan korumak</li>
</ol>
<p>Şeklinde basite indirgeyebiliriz.</p>
<p>Peki, bitkiler üzerine film gibi kaplanan her toz bize bu üç etkide umduğumuz faydaları sağlıyor mu? “Güneşten korumak” derken tam olarak neyi kastediyoruz, zararlı ve hastalıklardan bitkiyi ve meyvelerini nasıl korumuş oluyoruz? Bu yüzden, bitki üzerinde oluşturulan bir mineral filmin bitki üzerinde ters bir etkisinin olmaması son derece hayatidir.[1]</p>
<p>Önce “Güneşten Korumak” dediğimiz etkilere bir göz atalım. Bitkileri güneşten neden koruyoruz? Güneş ışınları bitkiler dahil tüm canlılar için elzem bir gereksinim değil mi? Fazlasından mı koruyacağız?</p>
<p>Bunu anlamak için çok detaya girmeden güneş ışınlarını biraz hatırlamaya çalışalım.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e8955d2c6970d-pi" style="float: left;"><img alt="Par" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e8955d2c6970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e8955d2c6970d-320wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Par" /></a> Güneş ışınları, 0,001nm (nanometre)’den 1 milyar nm’ye kadar dalga boyunda olabiliyor. Bilim, dalga boyu aralıklarını genel özelliklerine göre sınıflandırarak isim vermiş. Genel kural olarak dalga boyu düştükçe ışının enerjisi artıyor.</p>
<p>Yerkürenin dengeleri, bildiğimiz yaşam türlerinin dünya üzerinde oluşmasına izin vermiş. Bunda, güneşten dünyaya ulaşabilen ışınların dalga boyları çok önemli bir yer tutuyor.  </p>
<p>0.0001nm – 40 nm dalga boyu aralığı sırasıyla gamma ve X ışınları olarak adlandırılıyor. Dünyamız ve etrafındaki atmosfer bu ölümcül ışınların bize kadar ulaşmasına izin vermiyor. </p>
<p>40nm – 400nm arası dalga boyundaki ışınlar ise ultaviyole (UV) olarak adlandırılıyor. UV ışınları da kendi aralarında yine dalga boyu aralıklarına göre sınıflandırılmış. 40nm – 290 nm dalga boyu arasındaki UV ışınları da yine atmosfer, özellikle de ozon tabakası tarafından tutuluyor. <strong>290nm-320nm arasındaki UV ışınlarına UVB, 320nm-400nm arasındakilere de UVA deniyor.</strong> UVB ışınlarının bir kısmı ozon tabakası tarafından tutulsa da dünyaya kadar ulaşıyor. UVB ışınları canlılarda D vitamininin sentezini sağlamakla birlikte canlı hücrelerde DNA değişikliğine de sebep oluyor. Çok yoğun bir şekilde maruz kalınmadığında hücrelerdeki bir tür protein ile hücreler kendi kendini tamir ediyor ancak <strong>bir çok cilt kanserinin, güneş yanığının sebebi de UVB ışınları.</strong></p>
<p>UVA(320-400nm)  ışınlarının büyük bir çoğunluğu dünyaya ulaşıyor. D vitaminin sentezi için gerekli bu ışınlara “siyah ışık” da deniyor. Esmerleştirici, cilt kızarıklıklarına sebep olan, fazla maruz kalındığında bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen ve katarakt gibi hastalıklara sebep olabilen bir dalga boyu grubu. Kol ve enselerimizdeki reçber yanıklarının sebebi bu ışınlar olsa gerek.</p>
<p>400nm-700nm arası dalga boyuna sahip ışınlar ise gözümüzle görebildiğimiz, dünyamızı aydınlatan ışınlar. Genel spektrum içinde çok dar bir aralık olmasına rağmen yaşam için hayati önem taşıyor. Aynı zamanda <strong>PAR</strong> (<em>Photosynthetically Active Radiation</em>) da denilen <strong>bu dalga boyu aralığı bitkilerin fotosentez yapabilmesi için elzem</strong>.</p>
<p>700nm – 1 mm arası oldukça geniş olan dalga boyu aralığı ise <strong>IR (Infrared Radiation)</strong> olarak isimlendirilmiş. Bu aralık da yakın, kısa, orta, uzun ve uzak IR olarak ayrılıyor. Yakın ve kısa dalga boylu IR radyasyonu muhtelif uzaktan kumandalarda kullanılıyor. Uzun ve uzak dalga boyu ise aynı zamanda termal radyasyon diye de adlandırılıyor. Gözle görülmediği halde dünyamızı ve <strong>direkt temas ettiği tüm yüzeyleri ısıtan ışınımlar da bunlar</strong>.</p>
<p>Daha uzun dalga boylu ışınımlar mikro dalgalar ve radyo dalgaları olarak devam ediyor. Konumuz dışı olduğu için onlardan söz etmeyeceğiz.</p>
<p>Konumuz bitkiler üzerindeki mineral filmler ve bunlar vasıtasıyla bitkilerin güneşin zarar verici etkilerinden korunması olduğundan, diğer tüm canlılar gibi <strong>bitkilerin de UVB ve UVA</strong>, yaprak ve meyvelerin yüzey ısınmasına sebep olan <strong>IR dalga boyu ışınımlarından korunurken</strong>, bitkinin fotosentez yapabilmesinin en önemli gereksinimi olan <strong>PAR ışınımlarından olabildiğince yararlanması gerekir</strong>. Elbette, PAR ışınımları fotosentez için gerekli olmasına rağmen yeterli değil. Başka şartların da birlikte bulunması gerekiyor. Bu da işi biraz daha karmaşıklaştırıyor.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f628558970b-pi" style="float: left;"><img alt="Photosynthesis" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538f628558970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f628558970b-320wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Photosynthesis" /></a> En basit tarif ile, bitkilerin yeşil yapraklarıyla aldıkları PAR ışınımları, yapraklardaki stoma adı verilen minik ağızlar aracılığıyla havadan aldıkları karbon dioksit, köklerinden aldıkları su ile mükemmel bir kimya fabrikası gibi çalışarak oksijen ve bitkinin yaşaması, meyvelerini üretmesi için gerekli karbonhidratları üretir. Bu bir bakıma dünyadaki yaşam zincirinin de en önemli halkasıdır. Fotosentez olmazsa yaşam da olmaz.</p>
<p><br />PAR ışınımları, yaprak iç dokusunda (mezofil) bulunan klorofil içeren protoplasmaya ulaşır. Yapraklardaki stoma adı verilen minik ağızlardan havadaki karbon dioksit alınır, köklerden gelen su ve diğer mineral tuzlar, <em>-ki yine stomalardan atılan su buharı sayesinde suyun bitki içinde köklerden yapraklara doğru çekilmesi ve topraktan alınan besinlerin taşınmasını sağlıyor-</em>, yapraktaki kimyasal işlemlerin bir sonucu olarak şeker ve oksijene dönüşüyor. Bitki türlerine göre değişmekle birlikte fotosentez işlemi ideal olarak 25 C de gerçekleşiyor.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f629f74970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Zeytin_yapragi" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538f629f74970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f629f74970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Zeytin_yapragi" /></a><br /><span style="font-size: 8pt;"><em>Fotoğraflar SciencePhotoLibrary. Zeytin yaprağının üç faklı yakınlıkta görünümü. En sağdaki resimde stoma'lar yakından görünüyor</em></span> <br /><br />Dolayısıyla, fotosentezi etkileyen önemli bazı parametrelerden söz etmiş olduk. Bunlar, dış ortam ısısı, PAR ışınlarının varlığı, yaprak stoma’larının durumu, dış ortamdaki karbon dioksit yoğunluğu, bitki bünyesindeki su ve su dolaşımı olarak özetlenebilir.</p>
<p><strong>Yaprak yüzeyine kaplanacak bir mineral film, PAR ışınımları, stomalar ve fotosentez için gerekli ısının ayarı bakımlarından bu karmaşık mekanizmaya ister istemez müdahale etmektedir. </strong> </p>
<p>Bitkilerimiz için fayda umduğumuz bir film kaplamasının UV ve IR ışınlarını çok yansıtırken, görünür PAR ışınlarını az geri yansıtması, stoma’ları tıkamaması, ısının çok yükseldiği durumlarda ise ısıyı belirli bir oranda düşürerek stomaların daha işlevsel kalmasını sağlaması gerekir.<br /><br />Bitkiler üzerine uygulanan <strong>her film kaplamasının bu şartları sağlamadığını biliyoruz</strong>. Geçmişte uygulanan, bitkilere mineral parçacıkları kaplama uygulamalarının bir çoğunun bitkilerde zararlı ve hastalık tahribatını önlemede etkili olduğu ancak bu faydaların bitkiler üzerinde ışık ve fotosentez  azalması gibi ters etkilerin gölgesinde kaldığı biliniyor.[1-19]</p>
<p>Söz gelimi,  kireç-kükürt uygulaması yapıldıktan sonra, uygulamayı takip eden bir kaç gün boyunca fotosentez azalır (Hoffman 1934). Bordo bulamacı, özellikle de içeriğindeki bakır sülfat ise, ışık azalttığı için değil ama kimyasal etkileşim sonucu fizyolojik olarak fotosentezi azaltır (Southwick and Childers 1941). [1-20]</p>
<p>Mevcut tarım kimyasalları, fungusitler ve insektisitler de kısa süreler için fotosentezi olumsuz etkileyebilir. Fakat, fotosentezin geçici ve kısa bir süre için azalması, hastalık ve zararlı kontrolünde elde edilecek diğer faydalara göre kabul edilebilir olabilir. Parçacık Film Teknolojisi de, kimyasal reaksiyona girmeyen inert mineral parçacıkları kullanarak insan sağlığını koruma, yaprak fizyolojisinde istenmeyen etkilerin azaltılması fikri üzerine bina edilmiştir [1-21]</p>
<p>Maden ocakları, yol tozları vb. doğa veya insan aktiviteleri sebebiyle oluşan ince tozların bitki yüzeyine yapışarak 1-10 g/m2’lik bir yoğunluğa ulaştığı durumlarda, ışığın engellenmesi yüzünden fotosentezin azaldığı, yüzey ısınması ile stoma aktivitelerinin olumsuz etkilendiği belirlenmiş  (Thompson et al. 1984; Armbrust 1986; Farmer 1993; Hirano et al. 1995).</p>
<p>Geçmişte “whitewash” (beyaz kaplama) da denilen, yansıtıcı terleme önleyicilerin ısı stresini azaltmak için kullanıldığı bilinir. Yansıtıcı terleme önleyiciler, aynı maksatla kullanılan ancak yaprak stoma’larını tıkıyarak bitki terlemesini önleyen polimer film kaplamalarından farklı olarak IR ışınlarının yansıtılması suretiyle yüzey ısısını düşürüp terlemeyi azaltabilir (Gale and Hagan 1966).</p>
<p>Ebu-Halid ve arkadaşları (Abou-Khaled et al. -1970), <strong>minimum seviyede işlenmiş kaolin</strong> kullanarak yansıtıcı terleme önleyiciler için fasulye, narenciye ve kauçuk ağaçlarında ilk sistematik değerlendirmeyi yaptılar. Bu denemelerde, IR ışınlarından daha çok, <strong>görünür (PAR) ışınlarının geri yansıtıldığı</strong> görüldü. Buna rağmen, yaprakların ısısı 5 C kadar düşmüş ve terleme de %20-25 kadar azalmıştı. Düşük ışık yoğunluğunda <strong>fotosentez de azalmış</strong>, ancak yüksek ışık yoğunluğunda fotosentezin aynı kaldığı veya daha yüksek olduğu saptanmıştı.</p>
<p>Moreshet ve arkadaşları 1979'da rafine kaolini bir tür zamk ile pamuğa uyguladılar. İlk yıl %11 üretim artışı oldu, bir sonraki yıl ise bu artış görülemedi. Ancak her iki yılda da toplam biyokütle aynı idi. Bu uygulamalarda ışınım soğurulması ve stoma'ların tıkanması sebebiyle karbon dioksit alımı %25 azalmıştı. Bu ters etki, su stresini de azaltmıştı.</p>
<p>Hepsini nakletmek bu yazının amacını ve boyutunu biraz aşıyor. Fakat özellikle kaolin kullanılarak bir çok deneme yapıldı. Bunların bir çoğunda PAR ışınımlarının soğurulması, stoma'ların tıkanması sebebiyle fotosentezi olumsuz etkileyen, fakat bunun bir sonucu olarak terleme yoluyla bitkilerin su kaybını azaltan sonuçlar alındı.</p>
<p>Buna rağmen farklı formülasyonlardaki kaolin uygulamalarının hepsi de stoma iletkenliğini azaltmadı. Glenn ve arkadaşları (2001, 2003) <strong>saflaştırılmış ve ısı ile işlenmiş hidrofobik ve hidrofilik kaolin kullanarak stoma iletkenliği, terleme ve fotosentezin arttığını gösterdiler</strong>.</p>
<p>Mineral kaynakları arasında farklılıklar olmasına rağmen Glenn ve Moreshet'in uygulamaları arasındaki <strong>esas fark formülasyonda idi</strong>. Glenn'in formulasyonu kolayca dağılan, geçirgen, stomaların açılıp kapanmasına izin veren, parçacıkların stoma'lardan kolayca uzaklaşmasını sağlarken, Moreshet'in kullandığı zamk ajanı stoma'ları tıkamıştı.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e895617c0970d-pi" style="display: inline;"><img alt="Elma_stoma1" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e895617c0970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e895617c0970d-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Elma_stoma1" /></a> <br /> <a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f62bc49970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Elma_stoma2" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538f62bc49970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f62bc49970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Elma_stoma2" /></a></p>
<p>Üstteki resim, Surround WP uygulandıktan hemen sonrasının görüldüğü bir elma yaprağı. Alttaki ise üç gün sonrası. Stoma'lar uygun boyut ve diğer fiziksel özelliklere sahip parçacıkları uzaklaştırabilmiş.</p>
<p>Yansıtıcılarla yapılan ilk araştırmalar, bitki yüksek PAR ışınımları altındayken bitkinin maruz kaldığı net radyasyonu azaltmaya çalıştı. Doraiswamy ve Rosenberg (1974), soya fasulyesine uyguladıkları bir kaolin karışımıyla bitkiye ulaşan net radyasyonu %8 azalttılar. Fakat azalan radyasyonun çoğu PAR ışınımları, çok azı da uzun dalga IR ışınımlarıydı.</p>
<p><strong>İşlenerek özel bir parçacık boyutu dağılımına getirilen ve ısı ile kalsine edilen kaolinin fiziksel ve optik özellikleri değişmektedir.</strong></p>
<p>Glenn (1999), Jifon ve Syvertsen (2003)  tarafından kullanılan işlenmiş kaolin formülasyonu, Abou-Khaled (1976)'in kullandığı işlenmemiş kaoline göre daha fazla PAR ışınımını bitkiye geçirebilmişti.Glenn'in formülasyonu hidrofobik, Jifon ve Syvertsen'in formülasyonu hidrofilik olmakla beraber, her iki formülasyon da aynı işlenmiş ve optik özelliklerdeki kaolin parçacıklarıydı (Puterka 2000).</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f62c111970b-pi" style="display: inline;"><img alt="PAR_gecirgenligi" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538f62c111970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f62c111970b-500wi" title="PAR_gecirgenligi" /></a> <br />Kaolin UV ışınlarını geri yansıtır fakat formülasyon ve parçacık boyutu dağılımı UV yansıtma derecesini önemli ölçüde etkiler. Yüksek seviyede işlenmiş Surround WP'nin UV yansıtma derecesi kalsiyum karbonat ve işlenmemiş kaoline göre çok daha fazladır.[1]</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f62c427970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Reflectance" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538f62c427970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f62c427970b-500wi" title="Reflectance" /></a> <br />Sadece içeriğindeki kum (serbest silika kristalleri) uzaklaştırılarak toz haline getirilen <strong>az işlenmiş kaolin, kalsiyum karbonat ve saflaştırılmış, kalsine edilerek yapısı değiştirilmiş yüksek seviyede işlenmiş kaolin</strong> kullanılan Surround WP arasında ısı transfer oranı (heat flux) bakımından yapılan testte <strong>kayda değer farklar</strong> bulundu. Buna göre, <strong>güneş yanıklarının ana sebebi olan IR ve UV ışınımlarının geri yansıtılmasında kaolin mineralinin uygun bir şekilde işlenmiş olmasının ana etken olduğu belirlendi</strong>.[1]</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301543336aabc970c-pi" style="display: inline;"><img alt="HeatFlux" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301543336aabc970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301543336aabc970c-500wi" title="HeatFlux" /></a> <br />Bundan sonraki bölümde kaolinin zararlı ve hastalık etkilerine bakacağız.</p>
<p> </p>
<p><em>[1] Horticultural Reviews, Volume 31, Edited by Jules Janick © 2005 John Wiley &amp; Sons, Inc</em></p>
<p><span style="font-size: 8pt;"><em>Abou-khaled, A., R. M. Hagan, and D. C. Davenport. 1970. Effects of kaolinite as a reflectiveantitranspirant on leaf temperature, transpiration, photosynthesis, and water useefficiency.</em></span></p>
<p><span style="font-size: 8pt;"><em>Armbrust, D. V. 1986. Effect of particulates (dust) on cotton growth, photosynthesis, andrespiration.</em></span></p>
<p><span style="font-size: 8pt;"><em>Doraiswamy, P. C., and N. J. Rosenberg. 1974. Reflectant induced modification of soybeancanopy radiation balance. I. Preliminary tests with a kaolinite reflectant.</em></span></p>
<p><span style="font-size: 8pt;"><em>Farmer, A. M. 1993. The effects of dust on vegetation</em></span><br /><br /><span style="font-size: 8pt;"><em>Gale, J., and R. M. Hagan. 1966. Plant antitranspirants</em></span></p>
<p><span style="font-size: 8pt;"><em>Glenn, D. M., G. J. Puterka, T. Van der Zwet, R. E. Byers, and C. Feldhake. 1999. Hydrophobicparticle films: A new paradigm for suppression of arthropod pests and plant diseases.</em></span></p>
<p><span style="font-size: 8pt;"><em>Glenn, D. M., T. van der Zwet, G. Puterka, P. Gundrum, and E. Brown. 2001b. Efficacy ofkaolin-based particle films to control apple diseases.</em></span></p>
<p><span style="font-size: 8pt;"><em>Hirano, T., M. Kiyota, and I. Aiga. 1995. Physical effects of dust on leaf physiology ofcucumber and kidney bean plants.</em></span><br /><br /><span style="font-size: 8pt;"><em>Hoffman, M. B. 1934. Carbon dioxide assimilation by apple leaves as affected by limesulphursprays. II: Field experiments</em></span></p>
<p><span style="font-size: 8pt;"><em>Jifon, J. L., and J. P. Syvertsen. 2003a. Kaolin particle film applications can increase photosynthesisand water use efficiency of ‘Ruby Red’ grapefruit leaves.</em></span></p>
<p><span style="font-size: 8pt;"><em>Moreshet, S., Y. Cohen, and M. Fuchs. 1979. Effect of increasing foliage reflectance onyield, growth, and physiological behavior of a dryland cotton crop.</em></span></p>
<p><span style="font-size: 8pt;"><em>Puterka, G. J., D. M. Glenn, D. G. Sekutowski, T. R. Unruh, and S. K. Jones. 2000b. Progresstoward liquid formulations of particle films for insect and disease control in pear.</em></span></p>
<p><span style="font-size: 8pt;"><em>Southwick, F. W., and N. F. Childers. 1941. Influence of Bordeaux mixture and its componentparts on transpiration and apparent photosynthesis of apple leaves.</em></span></p>
<p><span style="font-size: 8pt;"><em>Thompson, J. R., P. W. Mueller, W. Fluckiger, and A. J. Rutter. 1984. The effect of dust onphotosynthesis and its significance for roadside plants.</em></span></p><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/5-FYWwFLR_U" height="1" width="1" /></div></content>



    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/06/kaolin-fotosentez-ve-gunes.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Parçacık Film Teknolojisi ve Kaolin - biraz tarihçe </title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/9g5bcGCTsl0/kaolin-tarihce.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/06/kaolin-tarihce.html" thr:count="0" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec883301538f610225970b</id>
        <published>2011-06-23T16:46:57+03:00</published>
        <updated>2011-06-23T21:34:10+03:00</updated>
        <summary>Mayıs başındaki bir yazımızda bahçede özellikle zararlılara karşı zehirsiz bir önlem olarak kaolin kili kullanma deneyimimizin üçüncü yılındaki durumundan söz etmiş ve bilinirliğin yavaş yavaş artmasını takiben de ortaya içinde kaolin olan, olmayan fakat parçacık film kaplaması olarak kullanılmak maksadıyla...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Kaolin" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Organik Bahçe" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="kaolin" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p>Mayıs başındaki bir <a href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/05/kaolin-kili.html" target="_blank">yazımızda </a>bahçede özellikle zararlılara karşı zehirsiz bir önlem olarak kaolin kili kullanma deneyimimizin üçüncü yılındaki durumundan söz etmiş ve bilinirliğin yavaş yavaş artmasını takiben de ortaya içinde kaolin olan, olmayan fakat parçacık film kaplaması olarak kullanılmak maksadıyla pazarlanan bir çok ürün çıktığını belirtmiş, bu teknolojinin temel aldığı formülasyon ve literatüründeki belgelenmiş etkileri dışında bir deneyimimizin olmadığını yazmıştık.</p>
<p>Bu, bize muhtelif şekilde gelen sorulara bir yanıt mahiyetindeydi. Öte yandan, Parçacık Film Teknolojisi ve bu teknolojinin geliştirilmesi sırasında ciddi bir bilim adamı kadrosu ile yürütülen mühendislik ve ar-ge çalışmaları ve bunun sonucunda üretilen özel nitelikteki malzemenin tarihçesi hakkında hiç Türkçe materyal olmadığını farkettik. Bu eksiklik sebebiyle, literatürün kolayca manipüle edilerek satılan ürünlere uydurulmaya çalışıldığını da anladık.</p>
<p>Eminiz, önümüzdeki yıllarda bizim bilim adamlarımız da bu konularda ciddi araştırmalar yaparlar, var olanın üzerine yeni bilgiler bina ederler. Fakat o zamana kadar, ilgi duyanlara referans olsun diye uzunca bir yazımızın, pek de kısa olmayan ilk bölümünü yayınlıyoruz.</p>
<p>Sabredip okuyanlara teşekkür ederiz.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p>Toprak tozlarının böcek uzaklaştırıcısı olarak kullanılması ilk  insanlar, memeliler ve kuşların böcek ısırmalarından kurtulmak için toz  banyosu yapmasına kadar gidiyor (Ebling 1971). Buna rağmen böcek  kontrolü için son zamanlardaki çabalar inert mineral parçacıklarından  daha çok toksik mineral ve kimyasal bileşikler üzerinde yoğunlaşmıştı.  Antik çağlarda kükürt ve kükürt bileşikleri katranla karıştırılıp  ısıtıldığında  çıkan duman ile bağlardaki ve diğer ağaçlardaki böcekler  kovuluyordu (Smith ve Secoy 1975,1976). Çinde diyatom toprağının  pestisit olarak kullanılması milattan önce 2000 yılına dayanıyor (Allen  1972), arsenik ve arsenik tuzlarından oluşan toksik preperatlar ise  Çinde milattan sonra 200 yılında ve Avrupada 1699'da kullanılmıştı  (Casida ve Quistad 1998). [2]<br /> <br /> Böcekleri uzaklaştırmak için tahıla öğütülmüş kireçtaşı karıştırılması  ise birinci yüzyıldaydı. Bilinen ilk tarımın ilk böcek ilacı ve  fungusiti ise helenistik çağda sönmüş kireç ve kükürt karışımıydı  (gülleci bulamacı) (Secoy ve Smith 1983). Kimyasal reaksiyona giren  kireç ve kükürte tütün, odun külü, keten tohumu yağı, sabun, ve sığır  gübresi gibi malzemelerin karıştırıldığı da oluyordu. 1500'lerde  Kireç-Kükürt karışımı ağaçlara tütsü olarak yakılıyordu. 1800'lerde  kireç-kükürt karışımı kolay elde edilebildiği için çok popüler olmuştu.   1897'de bakır ve arsenik bileşikleriyle çok zehirli insektisitler  yapılmıştı. 1892'de yapılan bir arsenik-kurşun bileşiği ise 1940'lara,  DDT'ye kadar insektisit olarak kullanıldı (Peryea 1998). [2]<br /> <br /> Yirminci yüzyılın başlarında, o zamanlar kullanımda olan az sayıdaki  pestisit buhar veya petrol gücüyle çalışan püskürtme tabancalarıyla  spray solusyonları şeklinde uygulanıyordu. Geniş bahçelerin ya da ekili  arazilerin el tabancalarıyla büyük miktarda sulu solusyonlar  kullanılarak ilaçlanmasının çok fazla emek gerektirmesi sebebiyle  araştırmacılar mineral parçacıklarının taşıyıcı olarak kullanıldığı toz  uygulamalarını incelemeye aldılar. [1]<br /> <br /> 1920'lerde toz uygulamaları, sıvı püskürtme uygulamalarına göre uygulama  kolaylığı ve emek maliyeti, bitkileri iyi kaplaması, sebebiyle öne  çıktı. [1]<br /> <br /> 1930'larda araştırmacılar belli inert minerallerin kendilerinin  böceklere karşı toksik ajan olduğunu keşfettiler. 1939'da inert  minerallerin böcekler üzerindeki etkileri şöyle özetlenmişti. 1. Tozun  sindirim sistemine ağız yoluyla alınımı, 2.Kuruma, 3. Böceğin gövde  çeperi ile kimyasal reaksiyon, 4.Direk mekanik aşındırıcı etki. [1]<br /> <br /> 1960 dan sonra bir süre inert minerallerin insektisit olarak  kullanılabilirliğine ilgi çok düşük boyutta kaldı. Bunun en büyük nedeni  ucuz ve etkili sentetik insektisitlerin piyasaya girmiş olmasıydı.  Mineral tozların tarımda kullanılması hakkında araştırma yapılmamasına  bir başka sebep ise, tozların bitki verimliliğini düşürmesi ve  bitkilerde eklembacaklı zararlı popülasyonunu arttırdığı düşüncesi idi.   [3]<br /> <br /> 1960'larda mineral bazlı beyaz tozla kaplamasıyla virütik hastalıklara  vektör olan zararlıları önleme deneyleri yapıldı. Beyaz yansıtıcı yüzeyin  bazı bitlerin konukçuyu bulması ve yerleşmesinde uzaklaştırıcı etkisi  belirlenmişti (Kennedy ve arkadaşları 1961, Kring 1962). Beyaz tozlar  için genellikle çeşitli kaolin karışımları, bentonit ve bir tür kil olan  atapulgit yayıcı yapıştırıcı ajanlar kullanılmıştı ve bitkilerin tüm  yapraklarının kaplanması veya bitkinin etrafındaki toprağın kaplanması  şeklinde denenmişti (Nawrocka  ve arkadaşları. 1975; Bar-Joseph ve  Frenkel 1983; Marco 1986, 1993). Bu yaklaşım, bit ve yaprak zararlısının  (leafhopper) uzak tutulmasıyla sınırlı olarak başarı sağladı.[3]<br /> <br /> Toprak yol kenarlarında, yol tozu ile kaplanmış bitki ve ağaçlar, doğal  düşmanlar için yeterince uygun ortam olmadığı için  bitkiden beslenen  akarlar ve kabuklu bitler için uygun bir ortam oluşturmaktaydı (Debach  1979). Maden ocaklarından çıkarılan mineral parçacıkları ve yol tozları  ürün verimliliğini azaltıyor zararlı bitleri ve mantari hastalıkları  arttıyordu. (Farmer 1993). Kaolinin yaprak uygulamalarının yaprak üst  zarını tahrip ettiği ve su kaybını arttırdığı için fototoksik olduğu  görüldü (Eveling 1972, Eveling ve Eisa 1976).[3]<br /> <br /> Daha sonraları mineral parçacıklarının pestisit olarak kullanımı  sentetik pestisit bileşikler emdirilmiş formülasyonlar ile sınırlı kaldı  (Kirkpatrick ve Gillenwater 1981).[3]<br /> <br /> 1970'lerde böceklerin inert tozlarla kontrol edilmesi minerallerden  silikon jel, silikon dioksit gibi sentetik malzemelere geçiş yaptı. Bu  sentetik tozların tahıl endüstrisinde zararlı kontrol gereksinimlerinde  çok büyük potansiyelinin olduğuna inanıldı. Buna rağmen genel olarak  kullanılan ucuz kimyasal gazlar oldu. 1970'lerden sonra mineral  parçacıklar üzerindeki araştırmalar çokça sentetik insektisit ve  mikrobiyal ajanların taşıyıcısı olarak kullanımı ve kısmen güneş  yanıklarının kontrolüyle sınırlı kaldı. [1]<br /> <br /> İnert mineral parçacıkların bitki yeşil aksamında bakteriyel ve mantar  hastalıkların önlenmesine yönelik araştırma da bu dönemde pek yapılmadı.  Araştırmalar daha çok nemli koşullarda bitki yeşil aksam yüzeyinin  PH'ını değiştirerek etki gösteren alkali sodyum karbonat üzerinde  yapıldı. Böylece mantar sporlarının çimlenmesi ve büyüyerek hastalığa  sebep olması engellenebiliyordu (Olivier 1998). Bugün de mantar  hastalıklarına karşı çokça kullanılan mineral malzeme, PH yükseltici  alkali sönmüş kireç ile toksik bir ağır metal bakır sülfat karşımı olan  bordo bulamacıdır.   [3]<br /> <br /> Mineral parçacık araştırmaları 1970'lerden itibaren, parçacıkların  tanecik çapı, şekil ve ışık yansıtma özelliklerinde yapılabilen  mühendislik ile boya, plastik, kağıt, kozmetik endüstrilerinde devam  etti.  1985 yılında Amerikan kongresi, azaltılmış girdili sürdürülebilir  tarım programının bir parçası olarak, tarım bakanlığına (usda) bağlı, tarım araştırma servisine  (ARS) kimyasal pestisitlerin risklerinin azaltılması için geliştirmeler yapma  talimatını verdi. Bu, bir çok araştırmacıyı tarım zararlılarıyla  ekonomik, çevreci ve sürdürülebilir bir şekilde mücadele etmede yeni  fikirler bulmak ve araştırmak için teşvik etti.[1]<br /> <br /> Parçacık film teknolojisi tarım araştırma servisi bilim adamlarınca  kimyasal pestisitlere bir alternatif olarak 1990'ların ortalarında  düşünüldü. Bu teknoloji, aşağıdaki özellik şartlarına uyan mineral  filmin bitki yüzeyine kaplanmasından ibaret idi. Bu özellikler, <em><span style="font-size: 11pt;"><strong>1.</strong> Kimyasal olarak inert mineral parçacıkları, <strong>2.Parçacık çapının &lt;2 mikron olması</strong> (<span style="font-size: 10pt;">teorik olarak tamamının</span>), <strong>3.</strong> Homojen bir şekilde yayılıp film oluşturabilmesi, <strong>4.</strong> Oluşan filmin  yapraklar ve hava arasında gaz alış verişini engellemeyecek şekilde  geçirgen olması, <strong>5.</strong> Fotosentetik olarak aktif radyasyonu geçirmesi fakat  ultraviyole ve infrared radyasyonun bir kısmını geri yansıtması,  <strong>6.</strong> Zararlının bitki üzerindeki davranışını etkilemesi, <strong>7.</strong> Hasat edilen  ürünlerin üzerinden temizlenebilmesi,</span></em> idi.[1]<br /> <br /> Çeşitli mineraller ve özellikleri incelendi, fakat bir çoğu, <strong>solunduğunda kanserojen olan silika kristalleri (SiO2) içeriyordu</strong>, güneş ışığını geçirmiyordu ve bitkilerin fotosentezini olumsuz etkiliyordu.[1]<br /> <br /> 1996'da tarım arıştırma servisi endüstri ile iş birliği yaparak kaolin  bazlı yeni sınıf parçacıkların üzerine odaklandı. Beyaz, gözeneksiz,  şişip kabarmayan, aşındırıcı olmayan, ince taneli, tabak şekilli, su  içinde kolaylıkla asılı kalarak suspansiyon oluşturan, geniş bir PH  aralığında inert olan alimünyum silikat (Al4Si4O10(OH)8) mineraliydi. <strong>Kaplanabilir</strong> sınıf kaolin %85'den daha parlak ve %90'dan daha saf kalitedeydi. Ham  kaolinin içerdiği iki iz element olan Fe2O3 ve TiO2'nin ayrıştırılıp  uzaklaştırılması çeşitli endüstriyel uygulamalar için de gerekli olan  %85 beyaz parlaklık kalitesi için gerekliydi. Buna ilaveten insan  sağlığı için <strong>solunduğunda kanserojen olan serbest SiO2 silika kristallerinin mutlaka ayrıştırılıp uzaklaştırılması </strong>gerekiyordu  (Harben 1995). Son 10 yıldaki teknik gelişmeler rafine edilmiş kaolin  parçacıklarının ısı ile kalsine edilip, belirtilen çapa indirilerek  şekil verilmesini ve gereken ışık yansıtma özelliklerine sahip kaolin  parçacıkları halinde üretilebilmesini mümkün kılıyordu. [2]<br /> <br /> "Parçacık Film Teknolojisi", bir terim olarak,  bir çok zararlı ve bazı  hastalıklara karşı etkili, bitki sağlığına olumlu katkıları olan bu çok  fonksiyonlu mineral ürünün mühendisliği ve geliştirmesine önderlik eden  araştırma grubunca  belirlenmişti.[1]<br /> <br /> <strong>Parçacık Film Teknolojisi, mineral teknolojilerindeki bilgi birikimi,  böcek davranışları, ışık fiziği ve bunların zararlı mücadesinde  kullanımındaki bitki fizyolojisinin birleştirilmiş bir sentezidir.</strong> [2]<br /> <br /> Parçacık film teknolojisi, önceleri silikon kaplanarak hidrofobik  yapılan (M-96) kaolin parçacıklarına dayanıyordu. Hidrofobik kaolin ilk  olarak manuel tozlayıcılar veya modifiye edilmiş kum püskürtücüleriyle  toz olarak atılmıştı, çünkü hidrofobik malzeme su ile  karıştırılamıyordu. Ancak, tozlama işlemi sırasındaki savrulma,  tanecikleri bitki yüzeyine yapıştıracak bir şeyin olmaması M-96  tozlamayı pratik kılmıyordu. 1998 yılında M-96 ve M-97  parçacık film  formülasyonları olarak Amerikan Çevre Koruma örgütünce ilk kez tescil  edildi.[1]<br /> <br /> Kısa süre sonra M-96, metanol-su sistemi (MEOH) kullanılarak önceden  hazırlanmış preperat olarak formüle edildi. 11.3 kg M-96, 18 Litre MEOH  ile preperat haline getirilip 436 litre suya ekleniyor ve ağaçlara  püskürtülmek üzere naklediliyordu. Saha deneylerinde bu yöntemin pratik  kullanım için çok pahalı, nakliye ve emniyet problemleri olduğu  belirlendi. Laboratuar ve saha çalışmalarında, hidrofilik kaolin  parçacıkları formülasyonunun (M-97) uygun bir yayıcı yapıştırıcı ile  kullanımının bitki hastalık ve zararlılarında en az M-96'nın toz ve sıvı  püskürtme uygulamaları kadar etkili olduğu anlaşıldı.  Sonuç olarak  hidrofobik M-96, hidrofilik M-97 ile devam edilmek üzere terk edildi.[1]<br /> <br /> Hidrofilik M-97 kaolin formülasyonunun avantajları, 1.Kolay  karışabilmesi, 2.Daha ekonomik olması, 3.Tank karışımları için başka  malzemelerle uyumlu olması, 4. Yağmura dayanıklılık ve yayılıcılık  değişiklikleri için esnek formülasyona sahip olmasıydı. 1999 yılında  M-97 + M03 Surround adı altında ticari olarak elde edilebilir duruma  geldi. Yine aynı yıl, içerdiği yayıcı-yapıştırıcı sistem ile doğrudan  suya karıştırılan tek bir paket olarak <strong>Surround-WP</strong> Amerikan Çevre  örgütünce  tescil edildi. Bu formülasyon 2000 yılında piyasaya sunuldu  ve halen kullanımda olan ana formülasyondur.[1]<br /> <br /> Kaolinin boya ve plastik endüstrisindeki geçmişi, çevre örgütü  tescilleri için yapılmış sağlık ve toksite testleri Surround'ın organik  tarım ürünleri için onaylanmasında etkili oldu.[1]<br /> <br /> Parçacık film teknolojisinin ilk çalışmalarında bitkilerin, yapraklar ve  hava arasında gaz alış verişini sağlayan geçirgenlik,  fotosentetik  aktif radyasyonu geçirirken ultraviyole ve infrared radyasyonu geri  yansıtma derecesi gibi formülasyona bağlı film özelliklerinden doğrudan  etkilendiği ortaya çıktı. [1]<br /> <br /> Surround WP kaolin ve kalsiyum karbonat uygulaması,  elma bahçesinde  ağaçların fotosentez, su kullanım etkinliği, verim, meyve boyutu ve  kalitesi bakımından karşılaştırıldı. Azalan yaprak ısısına bağlı olarak  stoma iletkenliğinin artması yoluyla su verimliliği azalmasına rağmen  kontrol ağaçlarına göre sadece kaolin formülasyonu fotosentezi arttırdı.  Kalsiyum karbonat, beyaz rengine rağmen daha çok fotosentetik aktif  radyasyonu ağaçtan geri yansıtarak olumlu etkilerin hiç birini  sağlayamadı.[1]<br /> <br /> Dünya genelinde çok sayıda çalışma kaolin parçacık filminin güneş  yanıklarını azalttığını destekliyor. Infrared ve ultraviyole radyasyonun  geri yansıtılması bitki yüzeyindeki ısıyı düşürür ve güneşin  tahribatını azaltır. Parçacık film teknolojisinin tarımda güneş  yanıklarını önleme ajanı ve pestisit olarak kullanımı temel olarak  eşittir. [1]<br /> <br /> Parçacıkların fiziksel ve kimyasal özellikleri değiştirilerek elde  edilen formülasyonlarla farklı özelliklere sahip olan filmlerin başka  bir çok uygulamaları olabiliyor. Potansiyel olarak  püskürtülebilir  yansıtıcı malç, herbisit, don önleme ve pestisit taşıyıcılığı gibi  kullanımlardan söz edebiliriz. [1]<br /> <br /> 1990'ların sonundan bu güne kadar dünyanın dört bir yanında parçacık  film teknolojisi kullanılarak yapılan ve hemen her tür bitki, pek çok  koşul ve pek çok zararlı ve hastalığı karşı etkilerini ölçmek için   bilimsel saha deneyleri ve bunlarla ilgili yazılıp yayınlanan makale  sayısı binleri buldu.</p>
<p>Bu çalışmaların hemen hemen tamamında Surround WP kullanıldı. Bu  bilimsel çalışmaların sonucunda parçacık film teknolojisi ve bir  formülasyon olarak Surround Wp'nin kiminde olumlu etkileri belirlendi,  kiminde kayda değer bir etki sağlanamadı. Bu şekilde her biri, bilimsel  ölçümlere dayanır bir şekilde teknoloji ve formülasyonun sınırları ve  etki alanları belirlendi. Bu süreç hala devam ediyor. Kuşkusuz bu  teknoloji, başka deneyler ve ar-ge çalışmalarıyla daha ileri  formülasyonlar için gelişmekte.<br /> <br /> Yeni bir bilginin üretilmesi hiç bir zaman o bilginin tüm bileşenleriyle  birlikte sıfırdan üretilmesi şeklinde olmaz, mutlaka o konu her ne ise  daha önce üretilmiş başka bilgilerin üzerine dayanır. Bilimsel  çalışmalarda da böyledir. Yeni bir deney ve buna ait bilimsel raporlar,  konu ile ilintili başka bilimsel raporları baz alır, bunlarda ifade  edilenlere bir damla yeni bilgi ekler. Bir sonraki de benzer bir şekilde  olur. Böylece o konuda kocaman bir literatür oluşur. Herhangi bir  bilimsel makaleyi okuduğunuzda, araştırma imkanınız da varsa, uygun bir  şekilde ilişkilendirilmiş  referanslar yardımıyla söylenen her şeyin  kökenine inmek mümkündür.<br /> <br /> Parçacık Film Teknolojisinin malzeme olarak aracı, literatürdeki adıyla  M-97, sonradan verilen ticari adıyla da Surround'dur. Bu teknolojiyle  yapılan ilk deney ve buna ait ilk makaleden başlayarak, bilgiyi üretip  büyütmenin sağlıklı bir yolu olarak, her yeni çalışma malzemeyi sabit  tutarak başka bir koşulda, başka bir bitkide, başka bir etki, hastalık  veya zararlı için yapılmıştır. Söz gelimi, malzeme olarak Surround'ın  önceki deneylerinde çeşitlerine göre radyasyon geçirgenlik ve yansıtma  deneyleri yapılarak raporlanmıştır. Başka bir malzemenın farklı yansıtma  ve geçirgenlik değerleri olacağından öncekilerin devamı olarak yeni  yapılacak deneye hizmet etmez, zira sonraki deneyler önceki ölçümleri  bir daha tekrarlamaz, ilave başka bir şey deneyip raporlar.<br /> <br /> Bu zincirleme bilimsel deneyler yapılırken, aynı formülasyonu birebir  temsil eden başka bir ürün yoktur. Ticari bir marka ve tescil yoluyla   sabitlenmiş içeriği ile Surround, elde edilebilir, literatürde geçmişi  olan bir ürün olarak aynı doğrultudaki başka deneylerin malzemesi  olmakta, kullanan çiftçiler ise, karşılaştıkları problemlerin  çözümlerini bilimsel makalelerde buldukları müddetçe, <strong>ya birebir aynı  ürünü, ya da makaleye esas olan ürünün formülasyonuna en yakın olan  kabul edilebilir başka bir ürünü</strong> edinerek problemini çözmeye  çalışmaktadır.<br /> <br /> Parçacık Film Teknolojisinde geliştirilen M97 formülasyonu ve M97+M3  olarak sonradan bir ticari ürün haline gelmiş formülasyon, Georgia'nın çökelti  şeklinde oluşmuş kaliteli kaolin yataklarından elde edilen mineralin,  yüksek seviyede rafine edilip tüm metal ve diğer serbest minerallerden  arındırılıp 1100 derecede kalsine edildikten sonra %90 ölçüde 2 mikron  altı (ortalama 1.4 mikron) boyuta getirilmiş malzemeden oluşmaktadır.  Formülasyonda M3 olarak ifade edilen katkı ise bu ürüne özel yayıcı  yapıştırıcı bir katkı olduğu, ve bunların da kabul edilen yiyecek  katkıları listesinde olan malzemelerden olduğu bildirilmektedir.<br /> <br /> Yapılan ve kayıt altına alınan bazı denemelerde, uygun boyutta, rafine  edilmiş kaliteli kaolin ile uygun boyutta, rafine edilmiş, kaliteli ama  aynı zamanda kalsine edilmiş kaolin arasında tarım uygulamaları  bakımından büyük farklar belirlenmiştir. İlerleyen zamanda bunlardan söz  edeceğim.<br /> <br /> Kaolin uygulamaları şayet güneş yanıkları, fotosentez, zararlı engelleme vb. konularda<strong> bu güne kadar yapılmış saha deneyleri ve bilimsel makaleler baz  alınarak yapılacaksa veya yapılması öneriliyorsa, ya da bu literatürü  çağrıştırarak ürün öneriliyorsa</strong> , en azından M97 formülasyonunda  belirtilen ağır metal, kanserojen olan olmayan tüm minerallerin  ayrıldığı yüksek seviyede rafine edilmiş, kalsine, en az %90 oranında 2  mikrondan küçük tanecikli ve diğer saflık, beyazlık, parlaklık  özelliklerine uygun formülasyona sahip malzeme olmalıdır. <strong>Formülasyonun  buraya kadar olan kısmı gizli ve ticari sır değildir. Kaliteli  hammadde, uygun üretim teknikleri, yeterli mühendislik bilgi ve yatırım  ile herkes yapabilir</strong>.<br /> <br /> Önerilen herhangi bir ürün <strong>bu özelliklerde değil ise</strong>, bu  özelliklerdeki ürün için oluşmuş literatür ile bir bağlantısı kalmaz. Ne  radyasyon tiplerine ait ölçüm değerleri, ne bitki ve zararlılarla  ilgili yapılmış saha deneyleri ve bunlara ait bilimsel makaleler, hiç  biri geçerli değildir. Gereken bilimsel deneyler ve raporların söz  konusu yeni ürün için sıfırdan üretilmesi gerekir. Her türlü broşür,  söylem ve yazı ile bu yeni ürüne atfedilen etkilerin hepsinin ürüne ve  formülasyonuna özel, somut, ispat edilebilir dayanak ve belgeleri  olmalıdır.  Elbette, bunlardan da önce söz konusu yeni formülasyonların  insan ve çevre sağlığı etkileri net ve tatmin edici derecede açık  olmalıdır. Aksi halde ülkemizde çokça rastlanılan, bir kısım yerli  ürünlerin isim benzerliği ya da içerik çağrıştırmasıyla arkasında ciddi  literatür bulunan başka ürünlere ait bilgilere öykünülerek pazarlanması  durumu yaratılmış olur. Kısıtlı ve yönlendirilmiş kullanım deneyimi  yaratarak satış desteği ülkemizde zaman zaman geçer akçe sayılsa da,  bunun doğru bir yaklaşım olduğu söylenemez. Güncel olduğu için  hatırlayalım ki, sahte viski imal edenler, bu ürünleri satarken  ürünlerine yüzde yüz güveniyorlardır, içildiğinde de muhakkak sarhoş  ediyordur, fakat iki bardaktan fazlası bazılarını öldürebiliyor.<br /> <br /> Ağaçlar ve diğer bitkilerde inert mineral geliştirmeleri tamamen başka  formülasyonlarla ve başka amaçlar için de yapılabilir. Bu bakımdan  araştırma ve geliştirmenin bir sınırı da yok. Söz gelimi, 2006'da  piyasaya sürülen ve Pasific Northwest tarafından elma bahçeleri için  geliştirilmiş Eclips, <strong>kalsiyum karbonat</strong> ve bor içerikli, sıvı  formundaydı. Sonradan Purfresh isimli, ana işi ozon jeneratörleri gibi  teknolojilerle taze meyve sebze depolama ve nakliye sistemleri olan  şirket, Eclips'i bitirip yerine sadece elma değil, bir çok bitki için  iki ayrı ürün içeren Purshade ürün gamını üretti. Normal kalsiyum  karbonatın fotosentetik radyasyonu da yansıtma özelliği olmasına rağmen,  -henüz patent sürecindeki-" Advanced Reflectance Technology" diye başka  bir isme sahip mühendislik çalışmasıyla UV ve IR'yi yansıtırlen  fotosentetik radyasyonu geçirmesini sağladılar ve yine sıvı formda  satılıyor. Buradan da anlaşılıyor ki, madenden çıkan kalsiyum karbonatı  az öğütüp torbalara doldurmamışlar. Bu ürünler, sadece güneş yanıklarını  ve ısı stresini önlemek amaçlı ve herhangi zararlı kontrolü için  iddiası ve söylemi yok. Epey müşteri referansı olsa da henüz ciddi bir  bilimsel literatür oluşmamış. <br /> <br /> [1] Encyclopedia of entomology, John L. Capinera<br /> [2] Horticultural Reviews,  John Wiley &amp; Sons, Inc.<br /> [3] Journal of Economic Entomology<br /> <br /> Allen, F. 1972. A natural earth that controls insects. Org. Gardening &amp; Farming<br /> Bar-JosephM, ., and H. Frenkel. 1983. Spraying citrus plants with kaolin suspensions r educes colonization by the piraea aphid<br /> Cassida, J. E., ve G. B. Quistad. 1998. Golden age of insecticide research: past, present or future?<br /> D. M. Glenn, G. Puterka, T. Vanderzwet, R. E. Byers, AND C. Feldhake  1999, Hydrophobic Particle Films: A New Paradigm for Suppression of  Arthropod Pests and Plant Diseases<br /> D. M. Glenn., G. Puterka, Particle Films: A New Technology for Agriculture<br /> Debach, P. 1979. Biological control on natural enemies<br /> Ebling, W. 1971. Sorptive dusts for pest control<br /> Eveling, D. W. 1972. Similar effects of suspensions of copper oxychloride and kaolin on sprayed leaves<br /> Eveling,D. W., M.Z.Eisa. 1976. The effects of a cuticle damaging kaolin on herbicidal phytotoxicity<br /> Farmer, A. M. 1993. The effect of dust on vegetation-a review.<br /> Harben, P. W. 1995. The industrial minerals handbook II: A guide to markets, specifications,and prices.<br /> Kennedy,J.S.,C.0. Booth, ve W.J.S.Kershaw. 1961. Host finding by aphids in the field. ill. visual attraction<br /> Kirkpatrick, R. L., ve  H. B. Gillenwater. 1981. Toxicity of selected  insecticidal aerosols, dusts and sprays to two species of stored-product  insects.<br /> Kring,J. B. 1962. Reaction of aphids to reflected light<br /> Marco, S. 1986. Incidence of aphid-transmitted virus infections reduced by whitewash sprays on plants.<br /> Marco, S. 1993. Incidence of nonpersistently transmitted viruses in  pepper sprayed with whitewash, oil, and insecticide, alone or combined.<br /> Nawrocka, B. Z., C. I. Eckenrode, I. K. Uyemoto, ve D. H.Young. 1975.  Reflective mulches and foliar sprays for suppression of aphid-bome  viruses in lettuce.<br /> 0livier, C., E. E. Halseth, E.S.G. Mizubuti, ve R. Loria. 1998.  Postharvest application of organic and inorganic salts for suppression  of silver scurf on potato tubers<br /> Secoy, D. M., ve A. E. Smith. 1983. Lineage of lime sulfur as an insecticide and fungicide.<br /> Smith, A. E., ve D. M. Secoy. 1975. Forerunners of pesticides in classical Greece and Rome<br /> Peryea, F. J. 1998. Historical use of lead arsenate insecticides,  resulting soil contamination and implications for soil remediation<br /> Smith, A. E., ve D. M. Secoy. 1976. A compendium of inorganic substances used in Europe pest control before 1850</p><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/9g5bcGCTsl0" height="1" width="1" /></div></content>



    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/06/kaolin-tarihce.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Nerede bereket, orada hareket</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/72FNmqiodWs/nerede_bereket_orada_hareket.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/06/nerede_bereket_orada_hareket.html" thr:count="10" thr:updated="2011-06-23T21:49:41+03:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec8833014e890080b1970d</id>
        <published>2011-06-09T01:36:31+03:00</published>
        <updated>2011-06-09T00:48:00+03:00</updated>
        <summary>Zeytinler çiçeklerini açmak üzere. Mayıs'ın son haftasında kaolin ile bahçeyi beyaza boyamıştık. Bu hafta, tam çiçekler açarken havanın çok ısınacağı söyleniyor. Kaolinin oluşturduğu beyaz film kaplamasını sağlamlaştırsak mı diye düşünürken bazı çiçeklerde az da olsa pamuklu bit (euphyllura olivina) görünce...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Organik Bahçe" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Zeytin" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="kaolin" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="sebze" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="sebze adaları" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="zeytin" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e890063bc970d-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="float: left;"><img alt="Kaolin4" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e890063bc970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e890063bc970d-320wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Kaolin4" /></a> Zeytinler çiçeklerini açmak üzere. Mayıs'ın son haftasında kaolin ile bahçeyi beyaza boyamıştık. Bu hafta, tam çiçekler açarken havanın çok ısınacağı söyleniyor. Kaolinin oluşturduğu beyaz film kaplamasını sağlamlaştırsak mı diye düşünürken bazı çiçeklerde az da olsa pamuklu bit (euphyllura olivina) görünce aniden karar verip harekete geçiyoruz.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e0588f970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Kaolin3" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833015432e0588f970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e0588f970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Kaolin3" /></a></p>
<p>Kaolinin pamuklu bite doğrudan bir etkisi yok. Etrafta çok olduğu söyleniyor ama bizdeki durum önlem almayı gerektirecek düzeyde olmaktan epey uzak. Bu yüzden ikinci kaolin uygulamamızı yaparken pulverizatörün basıncı ile zararlının pamuksu koruma kalkanını tamamen yıkıyoruz. Böylece savunmasız kalıyor, var olan popülasyonun da bir kısmı böylece yok oluyor.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e890065e0970d-pi" style="display: inline;"><img alt="Kaolin2" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e890065e0970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e890065e0970d-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Kaolin2" /></a> <br />Sebzelerimizin dikim işi büyük ölçüde bitti. Hatta bazıları ilk meyvelerini vermeye başladı.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e06349970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Fasulye" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833015432e06349970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e06349970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Fasulye" /></a> <br />İlk fasulyelerden biri hızla büyümekte. Köyümüzün yerli çalı fasulyesi. Çok verimli ve lezzetli bir çeşit. İşin garibi, köylümüz ticari olarak yetiştirdiği çalı fasulyesini bu tohumdan ekmiyor. Büyük ölçüde tohumlarını kaybetmişler. Köydeki bir dostumuzdan bulmuştuk ve sadece onda vardı bu eski tohum.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f0d3d0b970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Domates" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538f0d3d0b970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f0d3d0b970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Domates" /></a> <br />İlk domateslerimiz yerelleştirdiğimiz üçüncü nesil santiniler.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e890075d8970d-pi" style="display: inline;"><img alt="Salatalik" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e890075d8970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e890075d8970d-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Salatalik" /></a></p>
<p>İlk salatalıklarımız. Bitkilere geçen hafta başı kaolin uyguladıktan sonra üç misli büyüdü ve hemen meyvelerini vermeye başladı. Bu sene salatalık, kabak, üzüm ve diğer bitkilerimizde mildiyo türü mantar hastalıklarından korkmuyoruz. Organik, normalde yiyecek katkısı olarak kullanılan, uzun etkili, ucuz yeni bir silahımız var.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e07354970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Cilek" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833015432e07354970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e07354970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Cilek" /></a> <br />Ve çileklerimiz kızarmaya başladı. Böylece bahçede dolaşırken yenen en az bir kilo çilek ile mide fesadı günlerimiz de gelmiş oluyor. Bugün 10 kilo kadar toplandı. Yarısı yardımcımıza gitti, diğer yarısı ile sezonun ilk reçel partisine hazırlanıyor eşim. Umuyoruz Kasıma kadar çileksiz kalmayız.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e07745970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Bezelye" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833015432e07745970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e07745970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Bezelye" /></a> <br />Bezelyeler parti parti toplanıp, hemen biraz haşlandıktan sonra dondurucuya atılacaklar.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e0797c970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Fasulyeler" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833015432e0797c970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e0797c970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Fasulyeler" /></a> <br />Kavun ve karpuzlar yerlerine dikilince serada boşalan yerlere hemen ikinci parti fasulyelerimizi ektik. Bir kaç günde çimlendiler. Resimdeki pazar günkü durum. Bugün yerlerine dikilecek duruma geldiler. Bu parti fasulyelerde birer viyol olmak üzere kendi tohumlarımızdan barbunya, börülce ve maş, ayrıca organik kırmızı meksika ve uzak doğu kökenli organik aduki fasulyelerinden ektik.</p>
<p>Bu yıl tohumlarımızı ekerken çimlendirme harcında mikorizaların yanısıra, EM ve bacillus subtilis isimli faydalı bakterileri kullanıyoruz. </p>
<p>Alt raflarda boş kalan yerlere de kendi tohumlarımızdan şimdilik beş viyol goji ektik. Fasulyeler bahçeye gittiğinde 6-7 viyol daha goji ekeceğiz.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f0d5f74970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Kudret_nari" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538f0d5f74970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f0d5f74970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Kudret_nari" /></a> <br />Biyodinamik takvimin önerdiği gibi tam hıdırellez gününde ektiğimiz kudret narı tohumlarımız çimlenip çok güzel geliştiler. Bahçeye almadan önce kök sistemlerini iyice geliştirsinler diye 12 santimlik saksılara aldık. İki hafta burada tutup hazırladığımız özel yerlerine alacağız.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e08ee7970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Aslanagzi" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833015432e08ee7970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e08ee7970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Aslanagzi" /></a> <br />Sebze parkından yorgun argın eve dönerken bahçenin çiçekleri karşılıyor bizi. Aslanağızlarını sonbaharda budayıp bırakmıştık. Hepsi yeni sürgünler verip güzelim çiçeklerini açtılar. Her rengi var.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e091b0970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Aci_bakla" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833015432e091b0970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e091b0970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Aci_bakla" /></a> <br />Bu mor acıbakla da bir yerlerden başını uzatanlardan. Bir kaç rengi daha var.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e89009faa970d-pi" style="display: inline;"><img alt="Klematis" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e89009faa970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e89009faa970d-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Klematis" /></a> <br />Bu da geçen yıl dikip unuttuğumuz klematislerden. Bir diğeri (sanırım pembe idi) tomurcukta.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e0956f970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Guller" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833015432e0956f970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e0956f970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Guller" /></a> <br />Sarmaşık güller birden bire açarak çiçek bahçemize ayrı bir güzellik kazandırdılar.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e09ae9970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Gul" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833015432e09ae9970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432e09ae9970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Gul" /></a> <br />Sebze adalarında da kadifeler çiçekli. Bu yıl farklı olarak sebzelerin arasına zinnia da diktik. Çiçeklenmeleri biraz daha zaman alır. Buna rağmen yorgunluktan perişan bir vaziyette eve çıkınca bu karşılayıcılarımız bir anda tüm yorgunluğumuzu alıyorlar.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f0d76d9970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Nikotiana" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538f0d76d9970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538f0d76d9970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Nikotiana" /></a> <br />Nikotiana'lar artık kendileri karar veriyorlar bahçenin neresinde ortaya çıkacaklarına. Çıksınlar yeterki, bir itirazımız yok.</p>
<p>Başlıkta atasözünü tersyüz ettik, lakin bereket olunca, hareket de başlıyor haliyle.</p><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/72FNmqiodWs" height="1" width="1" /></div></content>



    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/06/nerede_bereket_orada_hareket.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Bir kurda, bir kuşa, bir de bana...</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/DkdBV53iIcI/bir_kurda_bir_kusa_bir_de_bana.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/06/bir_kurda_bir_kusa_bir_de_bana.html" thr:count="10" thr:updated="2011-06-08T13:12:44+03:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec8833015432c03c63970c</id>
        <published>2011-06-05T00:25:06+03:00</published>
        <updated>2011-06-05T00:23:53+03:00</updated>
        <summary>"Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak doğuda, Hint ellerinde, küçük, mütevazi kulübesinde ailesiyle yaşayan, geçimini çiftçilik yaparak sağlamaya çalışan bir adam varmış. 80 dönümlük arazisinde misket limonları, hint ayvaları, pamuk ve bir de Mucize ağaç,...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Hayata Dair" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Organik Bahçe" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Çevreci Konular" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="hindistan" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="organik tarım" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="vedik" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88e42649970d-pi" style="display: inline;"><img alt="Indian Agrarian Crisis" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e88e42649970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88e42649970d-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Indian Agrarian Crisis" /></a> <br /><br /></p>
<p>"Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak doğuda, Hint ellerinde, küçük, mütevazi kulübesinde ailesiyle yaşayan, geçimini çiftçilik yaparak sağlamaya çalışan bir adam varmış. 80 dönümlük arazisinde misket limonları, hint ayvaları, pamuk ve bir de Mucize ağaç, Moringa yetiştirirmiş. Her ne kadar güneş altında, günün akşamına çalışıp çabalasa da, kendi yağıyla kavrulabildiği için, halinden memnun yaşayıp gidermiş.</p>
<p>Günün birinde dünyaya hakim olmaya kararlı doymazlık bulutu, kimseye farkettirmeden Hint ellerini de yavaş yavaş sarmış. Bilmeden bulutun etkisine giren çiftçi başlamış kara kara düşünmeye "ne yapmalı ne etmeli de daha çok ürün alıp, daha çok kar etmeli" diye. Aynı derde düşen diğerleri de eski alışkanlıklarını bir yana itip, daha çok verim, daha çok para getireceği söylenen sözümona cins tohumlar satın alıp ekmeye, kimyasal gübreler kullanmaya başlamışlar. O zaman, o da atalarından kalma bilgeliği ve tohumları elinin tersiyle itip, dişinden tırnağından artırdığıyla bu yeni tohumlardan, kimyasallardan almış.</p>
<p>Gücü yetip alabildikleri az ve pahalı olunca, eskiden beri babasından öğrendiği yöntemleri de bir kenara bırakmış. Artık atalarının aksine, ne ekerken  ne de hasat ederken kurdun, kuşun hakkını gözetir olmuş. Hatta açgözlülük gözlerini öylesine bürümüş, aklını öylesine bulandırmış ki, yeni tohumlarının da ürünlerinin de bir lokmasını bile kurda, kuşa kaptırmamak için dişinden tırnağından artırdığıyla toprağını, <a href="http://www.hotspotsz.com/Ancient_Vedic_Miracle_Cure_The_Destroyer_of_weakness_(Article-406).html" style="float: right;" target="_blank"><img alt="Hotspotz" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538ef19f07970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538ef19f07970b-500wi" style="margin: 0px 0px 5px 5px;" title="Hotspotz" /></a> ürününü yeni tohumlarla birlikte gelen öldürücü zehirlere bular olmuş. Gel zaman git zaman, ne bahçesinde bereket, ne toprağında kuvvet, ne ahırında inek, ne cebinde metelik, ne bedeninde kuvvet, ne de gözlerinde fer kalmış. İstediği olmuş, kurt, kuş gitmiş gitmesine ama, giderken günden güne fakirleşen çiftçinin elinde avucunda ne varsa onu da götürmüş. Daha çok kazanma hevesine yenik düşüp, iyiden iyiye borca batan çiftçinin uykuları kaçar, geceleri açlıktan midesi guruldar olmuş. </p>
<p>Kara kara düşünerek yine sabahı sabah ettiği bir gün, iki tekerlekli motor bisikletiyle, elinde avucunda olmayanla, borca biraz daha kimyasal ve zehir almaya giderken yolda yaşlı mı yaşlı, bilge bir kişiye rastlamış. Üstünde bir parça çuldan başka giysisi olmayan bilge ihtiyar, bir ağacın gölgesine oturmuş pür dikkat ona bakıyormuş. Mecburen motorunu durdurup, selamlamak üzere fakirin yanına yaklaşmış. İhtiyar delici bakışlarla uzun uzun yüzüne bakmış, sonra da elindeki bohçadan eski, püskü bir kitap çıkarıp uzatmış ve "<em>işte derdinin çaresi burada, sabırla oku, sabırla doku</em>" diyerek kitabı bırakıp gitmiş. Çiftçi şaşkın, elinde kitap fakirin arkasından bakakalmış. Bu olaydan çok etkilenen çiftçi her işini bir yana bırakıp doğruca bahçesine gitmiş, kendine bir ağaç gölgesi seçmiş ve başlamış atalardan kalma, kadim yadigarı okumaya. </p>
<p><a href="http://agrariancrisis.in/" style="float: left;" target="_blank"><img alt="Agrariancrisis.in" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e88e427a1970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88e427a1970d-500wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Agrariancrisis.in" /></a> O gün, orada karar vermiş, bundan böyle atalarının yaptığını yapacak, kurdun kuşun hakkını da ayıracakmış. O yıl sabırla okuduğu kitaptaki tariflere uyarak ekmiş atadan kalma  tohumlarını ve yine o tariflere göre kendisi yapmaya başlamış gübresini, ilacını. İneğin gübresinden, idrarından, arıların balından faydalanmış, solucanları yeniden işe almış. Çalışmış çabalamış, fakirin dediği gibi sabırla okumuş, sabırla dokumuş. Günden güne bahçesine de, kesesine de, sofrasına da yeniden bereket gelmiş, verimi yarı yarıya artmış. Yeni tohumlara, kimyasala, zehire yan gözle bile bakmayınca, masrafları da yarı yarıya düşmüş. Artık cebi boş kalmaz, uykuları kaçmaz olmuş. Üstelik zehirler, kimyasallar yüzünden hastalıktan kırıldıklarını farkeden insanlar onun ürünlerinin peşinden koşmuş. Öyle ki toprağıyla, kurduyla, kuşuyla barışan çiftçi günden güne zenginleşmiş, eski, emektar motorunun yerine bir bisiklet, bir otomobil hatta bahçesine iki de traktör almış. Hatta ahırına 10 tane inek almayı da kafasına koymuş. </p>
<p>Dünyaya hakim olmaya çalışan doymazlık bulutu mu? O hala havada asılı duruyor, lakin artık gözünü açabilen onun etkisinden kurtuluyormuş."</p>
<p><img alt="Vedic Agriculture wide" border="0" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538ef1a8e5970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538ef1a8e5970b-800wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Vedic Agriculture wide" /></p>
<p>Derler ki "masallar, tamamen hayal ürünüdür, fantastik ve ütopik olaylar üzerine kurulur, gerçeklere ancak ucundan kıyısından dokunur." Yukarıdaki öyküyü bazen gerçeklerin tıpkı masallar gibi hayali, ulaşılmaz ve şaşırtıcı görünebileceğini vurgulamak üzere birazcık masal öğeleriyle süsleyerek anlattık.<strong> Bu öykünün en ilginç yanı, kulağa ne kadar fantastik ve masalsı gelirse gelsin, gerçek olması.</strong></p>
<p>Öykümüzün kahramanı 35 yaşındaki, Umesh Vishwanath Chaudhari. Pestisit ve kimyasallara harcadıkları yüzünden battığı borç batağından, Hint usulü, kadim "<em><a href="http://www.stephen-knapp.com/complete_review_of_vedic_literature.htm" target="_blank">Vedik </a>biliminin organik tarım teknikleri hakkında yazılmış</em>" bir kitaba rastlayınca kurtulmuş. Şimdi organik çiftçilik yapıyor ve "<em>inek gübresi, idrarı, bal ve solucan kompostu  gibi malzemelerle doğal gübreler ve böcek ilaçları yapmaya başladı. O zamandan beri, verimi ve geliri %40 arttı ve solucanlar toprağına geri döndü</em>" diyor <a href="http://www.guardian.co.uk/global-development/poverty-matters/2011/may/11/organic-farming-india-future-incomes-yields" target="_blank">kaynağımız</a>.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88e50a13970d-pi" style="float: left;"><img alt="Organic_banana" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e88e50a13970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88e50a13970d-320wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Organic_banana" /></a> Bir başka örnek ise "<em>Udday Dattatraya Patil, 43 yaşında, ziraat mezunu, kimyasal gübre fiyatlarındaki artışa bağlı olarak ekinlerinde besin yetersizliği ortaya çıkınca organik tarıma geçmiş. Yetiştirmekte olduğu muz mahsulü hava sıcaklığındaki dalgalanmalar ve iklim değişikliğinden etkilenerek bozulmuş. “ Muzlar ısı değişikliğine karşı çok hassas olduğundan %20’si ziyan oldu. Organik muzlar buna dayanabiliyor. Artık hiçbiri ziyan olmuyor” diyor Patil. Şimdi 40 inek ve boğası var, bunların dışkısını solucanlı gübre yapımında ve doğrudan gübre olarak kullanabiliyor. Verimi %20, geliri ise %30 artmış.</em>"</p>
<p>Çay molasında bunları yardımcımız İsmail beye de anlatırken, gözlerini karşı tepelere, mutlu geçmişe dikerek başladı anlatmaya: <em>"<strong>Eskiden bizim buralarda, bahar gelince inek, koyun, kuzu, keçi, eşek sesinden durulmazdı. Her evin hayvanı vardı. Ne gübreye ne de yeme para verirdik. Hayvanlarımız toprağı, toprak onları, hepsi de bizi beslerdi. Üstelik kışın evlerimizin alt katında uyudular mıydı, üst katta yorgan örtmeye hacet kalmazdı, evimiz sıcacık olurdu, ot yedikleri için dışkıları da öyle şimdiki suni yem yiyenlerinki gibi pis kokmazdı. O zaman bir el ver dedik mi herkes koşardı, şimdiki gibi gösteriş yarışı yerine yardımlaşma vardı. </strong><strong>Çok güzel günlerdi</strong></em>" dedi özlemle.</p>
<p>O zaman, okuduğum yazıda, <a href="http://www.mukeshgupta.in/index.php?option=com_content&amp;view=category&amp;layout=blog&amp;id=44&amp;Itemid=170" target="_blank">Mukesh Gupta</a>'nın “<em>Avrupa’nın aksine, Hindistan’daki modern çiftçilik devrimi çok eski değil, dolayısıyla modern kimyasal girdiler olmadan tarım yapma bilgisine hala sahipler</em>” sözleri geldi aklıma. Zarardan dönmek için henüz bize de yol yakın, o günlerin bilgisine sahip çiftçilerimiz hala hayatta çok şükür.</p>
<p>"<em>Pek çok çiftçi, başlangıç sürecindeki verim düşüşünden korktukları için bu sıçramayı </em><em>yapmaya gönüllü değiller; iyi sonuçlar genelde üç yıl sonunda alınıyor. Öte yandan <a href="http://www.morarkaorganic.com/farms_across_india.html" target="_blank">Morarka’ya</a> göre organik pazarı yılda %500 ila %1000 büyüyor, fakat şimdilik gıda piyasasının yalnızca %0.1’ini teşkil ediyor</em>."  <a href="http://www.morarkango.com/" target="_blank">Morarka Vakfı</a>, Hindistan'da organik tarım konusunda araştırma, geliştirme yapan, kar amacı gütmeyen bir vakıf. Aklıma hemen <a href="http://bugday.org/portal/index.php" target="_blank">Buğday Derneği</a> geliyor, seviniyorum.</p>
<p>Mumbai’de her hafta üreticilerin doğrudan tüketicilere satış yaptığı organik bir pazar düzenleyen <a href="http://farmersmarket.co.in/#/kavita-mukhi/4547961127" target="_blank">Kavita Mukhi</a> organik gıda konusunda farkındalığın artmasına çalışıyor. "<em>Yaygın bir pazarlama ağı veya yararları hakkında yeterince bilgi sahibi kişi yok</em>” diyor. İstanbul'da çeşitli semtlerde insanımızın ayağına gelen ekolojik pazarları düşünüyorum hemen. İstanbul'da yaşayan, tanıdığım, tanıştığım insanlara bunu söylediğimde, ilk tepkileri "<em>organik pazardaki ürünlerin gerçekten organik olup olmadığını nereden bileceğiz</em>" oluyor. Normal gıda pazarında nasıl kıyasıya pazarlık edildiğini, buna karşılık sorgusuz sualsiz menşei sorulmadan gıda alışverişi yapıldığını, pazarın çul kısmında ise kalabalıktan yürünemediğini düşününce, bana pek makul gelmeyen bu soruya  artık uzun, uzun açıklamalar yapmadan yanıt verebileceğiz. Zira, posta kutumuza düşen "<a href="http://www.benchmarkemail.com/c/l?u=1F142D&amp;e=C8D57&amp;c=1212E&amp;t=0&amp;l=BD2247&amp;email=RKciP3wtd2l%2BEFUAwIPu45q4wOJ2jUnu" target="_blank">%100 Ekolojik Pazarlarda, %100 Güvenilirlik</a> " haberi her şeyi anlatıyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.treehugger.com/files/2011/03/remembering-a-turkish-environmental-pioneer.php" style="display: inline;" target="_blank"><img alt="Victor-ananias-bugday-organic-market" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538ef0d940970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538ef0d940970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Victor-ananias-bugday-organic-market" /></a><em><span style="font-size: 8pt;">Türkiye'de organik tarımın öncüsü, Victor Ananias (1971-2011) </span></em></p>
<p style="text-align: left;">"<strong><em>Farkındalık bir kez artarsa , organik ziraatçiler giderek daha çok çiftçinin bu harekete katılacağına inanıyor, çünkü küçük çiftçiler için avantajlı</em></strong>" yazıyor okuduğum makalenin sonlarında. Farkındalık, ah bir artsa! Zirai zehirler hakkında son yıllarda öğrendiğim ürkütücü gerçekleri düşünüyorum. Kendi kendime "<span style="text-decoration: underline;">anneler, babalar benim bildiklerimi bilselerdi, gerekirse her masraftan kısıntı yapar, ama yine de çocuklarının boğazından organikten başkasını geçirmezlerdi</span>" diyorum.  </p>
<p>Her şeye rağmen iyimseriz. Karamsar olanlara hayatın, bazen insan zihninin düşünebileceğinden, yaratabileceğinden çok daha beklenmedik, hatta mucizevi olaylarla dolu olabileceğini hatırlatmak isteriz. Fanteziler, hayaller, masallar güzel, ama gerçek hayatın fantezileri olağanüstü. Ne de olsa dersimizi ustasından alıyoruz, tabiat anamızda karamsarlığa geçit yok.</p><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/DkdBV53iIcI" height="1" width="1" /></div></content>



    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/06/bir_kurda_bir_kusa_bir_de_bana.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Baklalar, Isırgan Çayı ve Komşu Kuşlar</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/aH07DbXp3BA/baklalar_isirgan_cayi_ve_komsu_kuslar.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/05/baklalar_isirgan_cayi_ve_komsu_kuslar.html" thr:count="14" thr:updated="2011-06-12T19:12:33+03:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec883301538ed3f7f8970b</id>
        <published>2011-05-31T08:47:54+03:00</published>
        <updated>2011-05-31T01:07:21+03:00</updated>
        <summary>Mayıs ortasından bu yana hummalı bir faaliyet içindeyiz. Sebze adaları elden geçti, iki yıl önce OSB kullanarak yaptığımız deneme adalarının çerçevelerini ağaç ile değiştirdik. Fideler sırayla büyüdüler ve partiler halinde yerlerine dikildiler. Arazide meyve fidanlarının bulunduğu alanlara, sebze parkına ve...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Organik Bahçe" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Sebze Adaları" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Sebze Parkı" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="kaolin" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="sebze adaları" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="yeşil gübre" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="ısırgan" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p>Mayıs ortasından bu yana hummalı bir faaliyet içindeyiz. Sebze adaları elden geçti, iki yıl önce OSB kullanarak yaptığımız deneme adalarının çerçevelerini ağaç ile değiştirdik. Fideler sırayla büyüdüler ve partiler halinde yerlerine dikildiler.</p>
<p>Arazide meyve fidanlarının bulunduğu alanlara, sebze parkına ve zeytinlerin diplerine ektiğimiz baklaları ikişer kez budadıktan sonra çoğunu dipten keserek kökleri toprakta bıraktık. Bitkiler de çoktan kompost oldular.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432a6cd7c970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Azot_nodulleri" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833015432a6cd7c970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432a6cd7c970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Azot_nodulleri" /></a></p>
<p>Yaptığımız yeşil gübrelemenin sonucunu görmek için bir kaç bakla kökünü sökerek duruma bakıyoruz.</p>
<p>Bakla kökleri resimdeki gibi nohuttan küçük, mercimekten büyük, hafif pembemsi nodüllerle dolu. Bu nodüller topraktaki "rhizobium" azot yapıcı bakterilerle baklagillerin ortak yaşama girmeleri sonucu oluşturuluyor ve bitkiler tarafından alınabilir azot içeriyor. Bu şekilde dekar başına 30-40 kilogram civarında alınabilir azot toprakta bırakılmış oluyor.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432a6dd05970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Sebze_parki" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833015432a6dd05970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432a6dd05970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Sebze_parki" /></a> <br />Geçen yıl yeni yaptığımız sebze parkı ve önceki sebze adalarına fidelerimizi ekiyoruz.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432a6dfa1970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Sebze_parki2" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833015432a6dfa1970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432a6dfa1970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Sebze_parki2" /></a> <br />Adalarda bir ay kadar önce fidelerini diktiğimiz muhtelif çeşitlerdeki kıvırcıklar artık yenecek hale geldiler. Buralardaki baklaları hala dipten kesmedik.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538ed3d17c970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Sebze_adasi" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538ed3d17c970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538ed3d17c970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Sebze_adasi" /></a> <br />Sebze adalarının belki daha önce vurgulamadığım başka bir üstünlüğü, aynı adada yılın 12 ayı sürekli bir şeyler yetiştirebilme imkanı. Geleneksel yöntemle böyle bir şey mümkün değil. Kıvırcıkları sökmeden aralarına domatesleri, kadifeleri ve fesleğenleri diktik bile. Domatesler büyürken kıvırcıklar birer birer eksilecekler. </p>
<p>Bu imkanı veren adalardaki çok yüksek oranlı organik toprak karışımı. Her mevsim toprağa malç gibi yayılan bir tabaka kompost, zorlanmış rotasyonda bile yeni mevsim bitkilerini rahatlıkla beslemeye yetiyor.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88c75d32970d-pi" style="display: inline;"><img alt="Isirgan1" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e88c75d32970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88c75d32970d-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Isirgan1" /></a> <br />Üç hafta önce bir çuval ısırgan topladık. Biyodinamik tarımın vaz geçilmez uygulaması olan fermente edilmiş ısırgan ekstresi yapmayı deniyeceğiz.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538ed3dc75970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Isirgan2" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538ed3dc75970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538ed3dc75970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Isirgan2" /></a> <br />Isırganları çim biçme makinesinden geçirerek parçalıyoruz.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88c76001970d-pi" style="display: inline;"><img alt="Isirgan3" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e88c76001970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88c76001970d-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Isirgan3" /></a> <br />Fermentasyon için 80 litrelik bir fıçı kullanacağız.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538ed3dec9970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Isirgan4" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538ed3dec9970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538ed3dec9970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Isirgan4" /></a> <br />Isırganları fıçıya koyup suyla dolduruyoruz. Fermente ısırganın dayanılmayacak kadar kötü koktuğu söyleniyor. Bu yüzden hem fermentasyonu düzenlemek, hem de kokuyu bertaraf edip etmeyeceğini anlamak için suya yarım litre EM ve bir o kadar da kendi yaptığımız laktik asitten ilave ediyoruz. Fıçının üzerine ısırganların hava ile temasını kesecek şekilde bir plastik kevgir yerleştirip PH'ı 7.3 olarak ölçüyor ve kapağı kapatıyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">İki hafta sonra fermentasyon tamamlanıyor. PH'ı 5.0 olarak ölçüyoruz. Fermentasyon bakterileri işlerini görmüşler. Ekstrenin kokusu enfes değil ama öyle dayanılamayacak bir koku durumu da yok. Böylece bir çok besleyici ile zengin organik sıvı gübremiz hazır. 1:10 oranında sebzelerin sulama suyuna katacağız.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432a7004e970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Gojiler1" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833015432a7004e970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432a7004e970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Gojiler1" /></a> <br />Bahçede yetişmiş kaç tane goji oldu, tam bilmiyorum. İki yüzü biraz geçti sanırım. Bunlar geçen yılın fidelerinden arazinin alt bölümünde oluşturduğumuz goji bahçesinden. Buradakiler henüz 50 civarında.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538ed3f00e970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Kaolin2" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538ed3f00e970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538ed3f00e970b-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Kaolin2" /></a> <br />Geçen hafta rüzgarın izin verdiği bir ara zeytinlere ilk kaolin uygulamasını yapıyoruz. Zeytinler çiçek tomurcuklarını hazırladılar. On güne kadar çiçek açacaklar. Kaolin ile birlikte içinde Bor, Çinko, molbydenum ve deniz yosunundan oluşan organik sertifikalı bir yaprak gübresi de ilave ediyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">  <a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88c76c6e970d-pi" style="display: inline;"><img alt="Kaolin1" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e88c76c6e970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88c76c6e970d-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Kaolin1" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Meyve fidanlarına rüzgar fırsat vermedi. Hafta sonu çok sakindi ama yağmur yağar diye çekindik. Nihayet meyvelere de bugün kaolin ve aynı organik yaprak gübresi uygulandı.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432a70ad0970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Alev_agaclari" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833015432a70ad0970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432a70ad0970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Alev_agaclari" /></a> <br />Martta derin budadığımız alev ağaçları yeni sürgünleriyle isimlerine yaraşır bir görüntü oluşturdular.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88c79a74970d-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Mimoza" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e88c79a74970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88c79a74970d-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Mimoza" /></a> <br />Üç yıl önce tohumdan yetiştirdiğimiz bu mimozalar (Mimosa Acacia Retinodes) bir yıl gecikme ile bu yıl ilk kez çiçeklendiler. Önceki kışta yeni fideler çok soğuyan havada donmuş, baharda köklerden tekrar sürmüşlerdi. Biz bunları fazla büyümeyecek sanıyorduk, bu yüzden az bir alana bir sürü dikmiştik ama epey büyüyen ağaç oluyorlarmış. Bir özellikleri de bazı akasya türlerinde olduğu gibi toprağı beslemeleri. Diplerindeki diğer bitkilerin coşmalarından bu özelliğini gözleyebiliyoruz.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88c7a236970d-pi" style="display: inline;"><img alt="Saka" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e88c7a236970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88c7a236970d-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Saka" /></a> <br />Evin arka tarafında bulunan sundurmanın kenarındaki arap yaseminin içinde bir saka kuluçkada. Bizden bir metre uzakta ama görülmediğini sanarak yuvasını yapmış. Umuyoruz yavrularını çıkarıp uçurabilir.</p>
<p style="text-align: left;">Meyvelitepeye ilk geldiğimizden bu yana kuş çeşitliliği ve sayıları epey arttı. Çoğu ötücü pek çok orman kuşu çevremizi sarmış durumda. Bu ara gece gündüz kuş şakımalarımız eksik değil. Bahçedeki hanımelinin içinde bir kızılgerdan, ön taraftaki leylandilerin içinde bir karatavuk yerleşmiş durumda. Hafta sonu, kendilerine arka bahçede yer arayan bir çift ispinoza "orada yerimiz kalmadı, sizi leylandiler arasına alalım" dedik, lakin önerdiğimiz yeri beğendirebildik mi bilmiyoruz.</p><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/aH07DbXp3BA" height="1" width="1" /></div></content>



    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/05/baklalar_isirgan_cayi_ve_komsu_kuslar.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Dünden Bugüne - 2</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/Ipn0kfyZyx4/dunden-bugune-2.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/05/dunden-bugune-2.html" thr:count="14" thr:updated="2011-05-31T12:14:54+03:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec883301538e8b2666970b</id>
        <published>2011-05-21T16:28:55+03:00</published>
        <updated>2011-05-21T13:02:48+03:00</updated>
        <summary>Evet, nerede kalmıştık? 2007 Sonbaharında. İnşaat işi bitince zeytin hasadı zamanı, dolayısıyla bizim de nasıl zeytin salamurası yapılacağını düşünme zamanımız gelmişti. Az tuzlu, yoğurt suyundaki laktik asit bakterileriyle aşılanmış fermentasyon denememizin olumlu sonuç vermesi bu konuda kendimize güvenmemizi sağladı. Geceler...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Hayata Dair" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Organik Bahçe" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Sebze Adaları" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Sebze Parkı" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Zeytin" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="hurma kurutmak" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="kaolin" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="meyvelitepe" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="sebze adaları" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="sebze parkı" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538e9b79c6970b-pi" style="float: left;"><img alt="Zeytinler2" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538e9b79c6970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538e9b79c6970b-320wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Zeytinler2" /></a></p>
<p>Evet, nerede kalmıştık? 2007 Sonbaharında. İnşaat işi bitince zeytin hasadı zamanı, dolayısıyla bizim de <a href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2008/01/samanl-zeytinin.html" target="_blank">nasıl zeytin salamurası yapılacağını</a> düşünme zamanımız gelmişti. Az tuzlu, yoğurt suyundaki laktik asit bakterileriyle aşılanmış fermentasyon denememizin olumlu sonuç vermesi bu konuda kendimize güvenmemizi sağladı.</p>
<p>Geceler boyu döküman taradığımızı hatırlıyorum. Yerli kaynaklarda çok fazla tuz kullanılıyordu, İtalyan ve İspanyol yöntemlerinde de kostik kullanılıyordu. ZAE'nin bir deneme dökümanında laktik asit fermentasyonundan söz ediliyordu, yurt dışı kaynaklı başka bir dökümanda da bakteriyel fermentasyonda tuzluluk sınırının %8 olduğu, bu oranın üzerinde mayaların işe dahil olduğu yazılıydı. Bizimki biraz bu gibi bilgilerin mantığımız çerçevesinde birleştirilip yorumlanması oldu.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538e9b5e62970b-pi" style="float: left;"><img alt="Hurma3" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538e9b5e62970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538e9b5e62970b-120wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Hurma3" /></a> 150 kilo hurmayı elden çıkardıktan sonra kalan 3-5 kilo ile hurma kurutmayı keşfetmemiz de yine bu döneme denk geliyor. Hurmadan neler yapılacağı konusunda batılı kaynaklarda bir şey bulamayınca, eşimin "persimmon" sözcüğünün Japon alfabesiyle yazılışını bulup doğu kaynaklarından aradığını hatırlıyorum. Zaten hurma kurutma yöntemini de öyle bulabilmiştik.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538e9b5edb970b-pi" style="float: left;"><img alt="Hurmalar2" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538e9b5edb970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538e9b5edb970b-320wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Hurmalar2" /></a> Bu <a href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/hurma-kurutsaktami-sakla.html" target="_blank">az miktarda hurmayı kurutup</a> tadına baktıktan sonra hurmaları verdik diye epey hayıflanmıştık. Sonraki yıllarda hem burada hem de ağaçlar.net forumdaki yazışmalarla binlerce kişi önce az biraz, sonra çok daha fazla hurma kurutmaya başladı. Hurma zamanı artık köyde bile balkonlara asılmış dizi dizi hurmalar görmek sıradan hale geldi.</p>
<p>2008 yılı, meyve fidanlarını diktiğimiz, tohum yetiştirme seramızı yaptığımız, ilk nesil evladiyelik tohumlarımızı edindiğimiz, kompost yapmayı deneye yanıla öğrendiğimiz, zehirsiz ve kimyasalsız bir bahçe nasıl ayakta tutulacağını keşfetmeye çalıştığımız bir yıl oldu.</p>
<p>Öğrenmenin sonu yok, ama önce anlamaya başlamak gerekiyor. Anlamaya başlayınca arkasından binlerce soru geliyor. Her yanıtlanan soru ise başka bir dizi soruyu getiriyor. Bilgi açlığı ile her kaynağa saldırdığımız, bulduğumuz her bulguyu doğrulayabilmek için geceler boyu okuduğumuz bir yıldı. Aslında şimdi de öyle ama artık daha planlı bir öğrenme sürecimiz var. Artık, önümüzdeki günlerde ihtiyaç duyacağımız bir şeye odaklanıp başka yerlere sapıp (pek) kaybolmadan araştırma yapabiliyoruz.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154326e4a7c970c-pi" style="float: left;"><img alt="Firin" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330154326e4a7c970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154326e4a7c970c-320wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Firin" /></a> 2008 ilkbaharının bir önemli olayı da bizim ünlü bahçe fırını idi. Memleket fırın dolu ama bir türlü fırının nasıl yapılacağı, malzemesi, tekniği, ölçü ve orantılarının nasıl olması gerektiğini bulamadık. Biz de bulabildiğimiz en doyurucu kaynaktan yararlanıp "Pompei" tarzı bir fırın yaptık. Ev inşaatı yetmezmiş gibi, bizim fırının inşaatını da adım adım yayınladık. Böylece bilmeden başka bir yaraya daha merhem olduğumuzu ise, bize ulaşan geribildirimlerle farkettik. Bu bilgilerden yararlanarak pek çok fırın yapıldı. Bir çok takipçimiz fırın yazılarının dışında bizimle irtibata geçip sorular sordular. Fırınlarını tamamlayanlardan bazıları fırınlarının hikayesini göndermeye başlayınca <em>Fırın Kardeşliğini</em> kurduk. Pek çok fırını hikayesiyle, yapım adımlarıyla yayınlayarak nette, Türkçe dilinde, epey geniş bir fırın külliyatı oluşmasına yardımcı olduk.</p>
<p>Üzerinden o kadar zaman geçmesine rağmen fırınla ilgili yazılara ilgi istikrarını hiç kaybetmedi. Günlük ziyaretçilerin ortalama %30'u hâla fırın konusunu inceliyor.</p>
<p>2009 yılının ilk aylarında, önceki yıl neler yaptık, ne sonuç elde ettik, daha iyi nasıl yapılabilirdi düşünme ve araştırma fırsatımız oldu.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154326e511e970c-pi" style="float: left;"><img alt="Kaolin1" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330154326e511e970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154326e511e970c-320wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Kaolin1" /></a> Önceki yıl zararlı mücadelesinde sadece "<em>neem</em>" ağacından elde edilen "<em>azadirachtin</em>" isimli organik ilacı kullanmış, kısmen başarı elde etmiştik. O zamanlar zararlı ile mücadele etmemiz gereken ana ürün zeytin olduğu için zeytine odaklanarak araştırmalar yaptığımızda biri zeytin güvesi ve her çeşit tırtıla karşı biyolojik önlem, diğeri ise zeytin sineğine karşı önleyici ve uzaklaştırıcı olmak üzere iki malzemenin birlikte kullanımını kararlaştırarak <strong>5 Nisan 2009</strong> tarihinde <a href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/04/organik-bahce-nasil-yapmali-1.html" target="_blank">2009 yılı stratejimiz</a>i belirlemiş olduk.</p>
<p>Böylece <a href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/05/kaolin-kili.html" target="_blank">Kaolin Kili</a>, o güne kadar sadece sıcak bölgelerde güneş yanıklarına ve ısı stresine karşı kullanılan bir önlem iken pek çok  <a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538e9b6866970b-pi" style="float: right;"><img alt="Kaolin" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538e9b6866970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538e9b6866970b-320wi" style="margin: 0px 0px 5px 5px;" title="Kaolin" /></a> zararlı için önleyici ve pestisit kullanımını azaltan veya tamamen kaldıran etkili bir malzeme ve yöntem olarak bilinirliğe kavuştu. Her ne kadar sonrasında ortalık epey bir toz duman olduysa da kullanılan zehirli pestisitlerin azaltılmasında önemli bir kilometre taşı oldu. Umuyorum bu toz duman sebebiyle güven kırılıp pestisit kullanımı hız kazanmaz.</p>
<p>Önceki yıl bahçemizde sebze yetiştirirken nasıl daha iyi yapabiliriz diye epey düşünmüştük. Uzun vadede olması gereken toprağımızın organik maddesini arttırmak, kimyasal ve pestisit kullanmadığımızdan toprak canlılarının artarak doğanın bizler için sağlıklı ürünler verebilecek, kendi devamlılığını sağlayabilecek dengesini kurmaktı.</p>
<p>"Doğal Tarım" zaten bu anlama geliyor. Organikler de dahil hiç bir girdi kullanmadan, ne ekilip biçileceğini, hangi bitkinin nerede olacağını dahi doğaya bırakan bir yaklaşım. Bu günlerde oldukça kafa karıştırdığı da muhakkak. Sadece kimyasal gübre ve sentetik pestisit kullanmamak doğal tarım yapmak anlamına gelmiyor yani. Günün birinde "doğal tarım"a ulaşmayı hedefliyoruz, ama henüz epey uzağındayız.</p>
<p>Bunu yıllara yayılan, adım adım ulaşılan bir durum olarak hedefliyoruz. Fakat, kısa vadede de yapılabilecek şeyler olmalıydı. Belki bunu tesis ederken girdi kullanıp, biraz emek harcamalı, doğanın kendi iç dinamiklerini kontrollü olarak çalıştıracak bir ortam yaratmalıydık.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e888efe32970d-pi" style="float: left;"><img alt="Adalar1" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e888efe32970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e888efe32970d-320wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Adalar1" /></a> Kış aylarında uzun araştırmalar sonucunda, yüksek oranda organik madde içeren malzemeyle doldurduğumuz yükseltilmiş yastıklar, bunların içine kontrollü ortamlar olarak doğayı taklit edebilecek canlı popülasyonunu yerleştirmek veya davet etmek, ve doğadakine benzer bir yaklaşımla biribirlerini seven bitkileri kardeş kardeş yerleştirmek iyi bir başlangıç olabilirdi. Bahçenin atıklarından yaptığımız kompost ve EM teknolojisiyle yaratılan yeni ortamda mikroorganizma popülasyonunu başlatmak önemli araçlar olacaktı.</p>
<p>Sebze adaları fikri böyle doğdu. O yaz <a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538e9b7656970b-pi" style="float: left;"><img alt="Adalar2" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538e9b7656970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538e9b7656970b-320wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Adalar2" /></a>düşüncemizin doğru olduğunu gördük. Küçücük net bir alanda, o güne kadar hiç görmediğimiz şekilde büyüyüp gelişen, mükemmel lezzet ve miktarda sebzelerimiz oldu.</p>
<p>Sebze adaları deneyimimizin önceden planlamadığımız başka bir çok getirisini daha gördük. Yükseltilmiş yastıklar çalışmayı çok kolaylaştırıyordu. İçindeki toprağı kazmamız, tillememiz gerekmiyordu. Hiç bir alet kullanmadan parmaklarımızla her şeyi yapabiliyorduk. İlk başta döşediğimiz damlama sulama borularını söktük, çünkü hiç gereği kalmamıştı. Çok az bir net alan suladığımız için çok az su kullanıyorduk ve çok kolaydı. Sürdürülebilir bir ortam yaratmıştık, sonbaharda baklagil ekerek toprağı hiç boş bırakmadan sürekli ürün alabiliyorduk ve yeni girdiye ihtiyaç olmuyordu.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154326e622a970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Adalar3" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330154326e622a970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154326e622a970c-500wi" title="Adalar3" /></a> <br />Küçücük bahçelere bile aldığı kadar sebze adası yaparak az yerde, kolayca ve çok ürün almanın mümkün olduğunu görmüştük. Topluma olabilecek etkileri bakımından bu bizi heyecanlandırdı. 22,5 m2 net alana sahip 9 tane adada normalde bir dönümde alınabilecek kadar çok, güzel ürünler almıştık. Nitekim takip eden zamanda ülkenin bir çok yerinde, bilebildiğimiz kadarıyla yüzlerce sebze adası yapıldı, insanlar yiyeceklerini üretebilecekleri konusunda cesaretlendiler. "Sebze Adası" bir kavram ve yöntem olarak bilinir hale geldi.</p>
<p>Ertesi yıl sebze adalarını daha planlı ve toplam net alanı 4-5 misli arttırarak kendimizce küçük bir sebze kompleksi haline getiren sebze parkına terfi ettirdik. Burası, 4 adayı içine alan, mevsimi uzatmak ve erken başlatmak amaçlı bir sera, sıcak günlerde çalışırken yukarı, eve çıkmadan girip dinlenebileceğimiz, küçük öğle şekerlemelerine uygun serin bir kulübe, kolayca ulaşılabilen sulama muslukları vb.den oluşan sulama sistemi vs. gibi, hareket ekonomisine uygun, ergonomisi oradaki sebzeler ile uğraşmayı kolaylaştıran bir ortam oldu.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154326e7467970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Sebze_parki1" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330154326e7467970c" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330154326e7467970c-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Sebze_parki1" /></a></p>
<p>Bu sürede, sebze adalarında kullandığımız yüksek organik maddeli karışımı ve toprak içi canlıları daha iyi tanıma, zaman geçtikçe toprağın devamlılığının nasıl sağlandığını anlama, verdiğimiz doğal bitki besin maddelerinin, ağır bir ürün alma döneminden sonra dahi, toprağı olumsuz etkileyip etkilemediği gibi detaylar ile uğraştık.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e888f175a970d-pi" style="display: inline;"><img alt="Sebze_parki2" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e888f175a970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e888f175a970d-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Sebze_parki2" /></a> <br />Toprağı hiç boş bırakmadan ekmek demek, gerek aynı anda birlikte dikilen bitkiler, gerek hangi bitkilerin birbiri ardına ekilebileceği, sayısı neredeyse milyonlara varan kombinasyonlar ve her birinin farklı sonuçlar vermesi muhtemel bir durum anlamına geliyor. Varmaya çalıştığımız nokta ise, toprakta hiç bir yeni girdi kullanmadan, toprak verimliliğini kaybetmeden elde edilebilecek, gerçek sürdürülebilirliğin sırlarından bir kaç kırıntı yakalamak.</p>
<p>Doğal ve sağlıklı topraklarda zaten bulunan mikoriza mantarlarını kendi yaptığımız, doğada çok daha uzun bir sürede gerçekleşeceğini düşündüğümüz bir işlemi hızlandırarak, sebze adaları ortamında iki yıllık süre içinde <a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538e9b8b96970b-pi" style="float: left;"><img alt="Gorunum" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301538e9b8b96970b" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538e9b8b96970b-320wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Gorunum" /></a>deneyip görme şansımız oldu. "Bu mantarlar bir kez bir ortama gelip yerleştiğinde, üzerindeki bitkiler değişse bile toprakta kalıcı olup, yeni bitkilerle de birlikte yaşama giriyorlar mıydı?" "Kontrollü bir ortamda, yine doğayı taklit ederek mikoriza mantarı üretebilir miydik?" vs. gibi konular için epey zaman ve emek harcadık. Bu gibi çalışmalar hala devam ediyor.</p>
<p>Artık yeni bir yaz sezonunun başlangıcındayız. Bugüne kadar oluşturduğumuz birikimin üzerine yenilerini katmak, önceden yapılan bir şeyin daha iyisini bulmak, kendiliğinden gelen bir şey oluyor genellikle.</p>
<p>Meyvelitepe'de tüm bu pratik bilgi ve deneyimlerin yanısıra hayata bakışımızı oldukça etkileyen pek çok şey öğrendik, öğreniyoruz.</p>
<p>Bundan sonrasını ise, sağlığımız elverdiği, ömrümüz olduğu sürece, bize lütfedilen bu şansa şükrederek, kah merakımıza yenilerek, kah işleri oluruna bırakarak ve hergün gözlerimiz önünde gerçekleşen mucizelere şaşırarak, iyilik ve güzelliklerle yaşamayı ümit ediyoruz.</p><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/Ipn0kfyZyx4" height="1" width="1" /></div></content>



    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/05/dunden-bugune-2.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Kaolin Kili</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/c3xGkLQZj24/kaolin-kili.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/05/kaolin-kili.html" thr:count="12" thr:updated="2011-05-25T11:53:18+03:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec8833014e8884ecfa970d</id>
        <published>2011-05-19T13:34:13+03:00</published>
        <updated>2011-06-29T20:38:34+03:00</updated>
        <summary>5 Nisan 2009 tarihinde yayınladığımız "Organik Bahçe - Nasıl Yapmalı -1" yazımızla ilk kez zeytin sineği zararını önlemek üzere kaolin kili kullanacağımızı söylemiştik. Takip eden pek çok yazıda da çok detaylı olmasa da kaolinin etki mekanizmasından, yaptığımız uygulamalardan ve hasat...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Organik Bahçe" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="kaolin kili" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p><strong>5 Nisan 2009</strong> tarihinde yayınladığımız "<a href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/04/organik-bahce-nasil-yapmali-1.html" target="_blank">Organik Bahçe - Nasıl Yapmalı -1</a>" yazımızla ilk kez zeytin sineği zararını önlemek üzere kaolin kili kullanacağımızı söylemiştik.</p>
<p>Takip eden pek çok yazıda da çok detaylı olmasa da kaolinin etki mekanizmasından, yaptığımız uygulamalardan ve hasat sonu elde ettiğimiz sonuçlardan söz ettik. Sonuçların çok olumlu olması da, ülkede çok fazla pestisit ile kontrol altına alınmaya çalışılan zeytin ve diğer meyve sinekleri gibi belli bazı zararlıların engellenerek pestisit kullanımının çok azaltılabilme potansiyelini doğurmaktaydı.</p>
<p>Ancak, bütün bunları yaparken, mikron cinsinden parçacık boyutu ve saflık dışında <strong>hangi özelliklerdeki</strong> kaolinden söz ediyoruz hiç bahsetmedik.</p>
<p>Bazen kullanım ve etkileriyle ilgili, bazen de ürünlerle ilgili hemen hergün kaolin hakkında sorular geliyor.</p>
<p>Geçen  yıldan itibaren ise kimi rant peşinde, kimi samimiyetle, o oluyorsa bu   neden olmasın mantığı ile bir çok başka ürün, kaolin gibi kullanılması   teşvik edilerek ortaya çıktı. Biribirlerine de rakip olarak satmaya başladılar. Bunların içinde yarısı sönmemiş kireç   olanlar, mermer tozu olanlar dahi var. "Endüstriyel mikronize kaolin olur   mu?"; "Mikronize zeolit kullanılır mı?; şu olur mu, bu olur mu diye gelen sorular da oldukça arttı.</p>
<p>Bu yazıyla, bu güne kadar bahsetmediğimiz detayda ürün bilgisi vermeye ve Meyvelitepe'deki kaolin ile ilgili uygulamalara nasıl geldiğimizi aktarmaya çalışacağız.</p>
<p>2009 Nisanında yeni sezonda ne yapacağımızı belirlemeye çalışırken, güve ve diğer her çeşit tırtıla karşı "<em>bacillus thuringiensis</em>"  biyolojik silah olarak çok etkili görünüyordu. Fakat daha da çarpıcı  olan, çok basit ve hiç risksiz bir malzemenin zeytin sineği için  mükemmel bir uzaklaştırıcı olarak görünmesiydi. Okuduğum pek çok makale  ve araştırma yazısından biri vardı ki, hem tüm bilimsel üç yıllık saha  deneylerinden usulüne uygun olarak sonuç alınmıştı, hem de alınan sonuç  bilinen diğer yöntemlerden hatta tüm zehirli pestisistlerden çok daha etkiliydi.</p>
<p style="text-align: center;">  <a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432669a45970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Karsilastirma1" border="0" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833015432669a45970c image-full" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432669a45970c-800wi" title="Karsilastirma1" /></a> <br /><a href="http://cesonoma.ucdavis.edu/files/27407.pdf" target="_blank"><em><span style="font-size: 8pt;">Olive Oil Production and Evaluation - University of California</span></em></a></p>
<p><a href="http://www.wrpmc.ucdavis.edu/CenterProjects/Vossen_OLF%20IPM%20Grant%20Final%20Report%203-08.pdf" target="_blank">Bu çalışma</a> için <em>Paul Vossen, Alexandra Kicenik Devarenne</em> ve diğer ekip üyelerine  ne kadar teşekkür etsek azdır. Zamanlama da çok ilginç olmuştu. Önceki yıl  bu araştırmayı yapmış olsaydık muhtemelen bu raporlara ulaşamayacaktık,  çünkü henüz final rapor yayınlanmamıştı.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88870489970d-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Yaz_ortasında_kar" class="asset  asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec8833014e88870489970d" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833014e88870489970d-500wi" style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="Yaz_ortasında_kar" /></a> <br /><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/06/yaz-ortasinda-kar.html" target="_blank"><em><span style="font-size: 8pt;">Yaz Ortasında Kar - 22/6/2009 - Meyvelitepe</span></em></a></p>
<p>Kaolin kilini ilk kez 2009 yazında tüm agaç ve sebzelerimizde kullandık. O yaz zeytin sineğinin  saldırdığı bir yıldı. Köydeki zeytinliklerde zehirli pestisist  kullandılar, mevsim sonunda hem kalıntılı hem de kurtlu zeytinleri oldu.  Ege bölgesinde de bir çok yerde havadan zehirli ilaç atılmasına rağmen  sinek saldırısı zehir eşiğini aştı ve zarar büyük oldu.</p>
<p>Biz ise <strong>%0,5 zararlı hasarı</strong> ile muhteşem bir sonuç elde ettik. Aynı  yaz, bizdeki sonucu beklemeden kaolin uygulamasını takip eden <a href="http://zeytinlibahce.net/" target="_blank">Egeli dostumuz Ayhan kaptan</a> da Egedeki duruma göre %3'lük çok iyi bir sonuç elde etmişti.</p>
<p>Kaolin, "<em>particle film technology</em>" (parçacık film teknolojisi)  ismiyle organik tarım literatürüne giren uygulamaların temel taşı oldu.  Sadece zeytin sineğinde değil, her türlü meyve sineği ve <em>trips</em>'te, <em>psila</em>'larda çok  etkili, diğer zararlıların ise zararını azaltıyor. Zararlıların yaşam döngüsünü ve zamanlamasını bilerek uygulandığında ise alınan sonuçlar, uzak tutulabilen zararlı çeşiti bakımından artıyor. Entegre mücadele yaklaşımıyla başka yöntemlerle birlikte kullanıldığında ise çok etkili oluyor.</p>
<p>Kaolin ile ilgili ne kadar çok yazı, araştırma, makale okudum  bilmiyorum. İhtiyaç duyduğumuz bir şeyi okuyarak bulmak bir yol açıyor,  fakat deneyip görmek uygulanabilir pratik bir deneyim yaratıyor ki, bu  çok daha değerli. Kaolin kilini 2 tam yıl hem ağaçlarda hem de  sebzelerde kullanıp sonuçları ve davranışı itibarıyle izleme imkanımız  oldu.</p>
<p>Kaolin ilk kez 1930 yılında tarımda denenmiş. Ancak o günün  teknolojisi imkan vermediği için seramik sınıfı kaolin kullanılmış. <strong>Bu  denemeler bitkilerde "<em>fitotoksite</em>" yarattığı, nisbeten büyük parçacıklar  arasında zararlılar rahatlıkla manevra yapabildiği için başarılı  olmamış</strong>.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432637ee8970c-pi" style="float: left;"><img alt="Georgia_mine" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec8833015432637ee8970c-500wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Georgia_mine" /></a>1990'lı  yılların sonunda <em>Engelhard </em>isimli şirket Georgia'daki kaliteli kaolin  yataklarından çıkarılan madeni, super-manyetik santrifüj teknolojisiyle  rafine etmeyi başardı. Demir, mangan,  radyoaktif ve diğer ağır metalleri ayrıştırılan kaolin, iyon  ayırıcılarla da diğer toprak minerallerinden arındırılarak %95 saflığa  ve %90 oranında 1.4 mikron çapında parçacık büyüklüğüne getirildi. 1100  derecenin üzerinde kalsine edilen rafine kaolin ile yapılan denemeler  ise büyük başarı sağladı. Bitki korumada <em>Engelhard </em>firmasına <em>Surround </em> ismiyle patentlenen kaolin ile ilk denemeler, hastalık ve güneş  etkilerine karşı <a href="http://www.plantmanagementnetwork.org/pub/php/research/particle/" target="_blank">Mike Glenn</a> tarafından yapıldı.</p>
<p><strong>%95</strong> beyazlık, <strong>&gt;%92</strong> parlaklık değeri ve rafine işlemleri sonucunda <strong> 2,6 gr/cm3</strong> özgül ağırlığa inen, <strong>%1</strong> nem oranındaki kaolin eylemsiz, gözeneksiz, saf bir  malzeme olarak reaksiyona girmez, suda çözünmez, su emmez, bu sebeple de uygulama  esnasında iyi süspansiyon oluşturur. Mikroskobik tanecik boyutları sebebiyle çok hafif bir malzemedir. <strong>Su emme özelliği olmadığı  için uygulama sonrasında homojen ve kuru bir film oluştururarak nemli  yüzeylerde ortaya çıkması muhtemel mantar kaynaklı hastalıklara zemin hazırlamaz.</strong></p>
<p>Takip eden yıllarda çeşitli organizasyonlarca pek çok bilimsel saha  deneyi yapıldı, bunlarla ilgili yüzlerce makale yazıldı. "<em>Surround</em>",  organik tarımda kullanımına izin verilen bir ürün olarak OMRI listesine  girdi.</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538e911886970b-pi" style="float: left;"><img alt="Pear_psylla" src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301538e911886970b-320wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Pear_psylla" /></a> Bugüne kadar oluşan ve günden güne sürekli olarak büyüyen bilimsel  literatürün tamamı patentli <em>Surround</em>, dolayısı ile de yukarında bir  kısmını belirttiğim speklere sahip rafine kaolin kili ile yapılan  deneylere göre oluşmuş.</p>
<p>Meyve ve yapraklarda oluşan &lt;2 mikron tanecikli kaolin film  tabakası bir bariyer oluşturur, yaprak gözeneklerini kapatmadan sert ışıkları geri yansıtır,  konan zararlıların üzerine tutunarak rahatsız eder, beslenmek ve  yumurtlamak için uygunsuz bir ortam yaratıp zararlının uzaklaşmasına  sebep olur. Yukarıdaki fotoğraf <em>Mike Glenn</em>'den. Armut <em>psila</em>'sına tutunan kaolin parçacıkları (<a href="http://www.groworganicapples.com/surround-kaolin-clay/" target="_blank">gardenorganicapples</a>)</p>
<p><em>Engelhard'</em>ın<em> Basf</em>'a satışı sırasında aynı evsafta iki marka daha  ortaya çıktı. Hali hazırda tüm bilimsel literatürü oluşturan  özelliklerde <em>Surround</em>, <em>Sunguard </em>ve <em>Screen </em>olmak üzere üç marka var.</p>
<p><strong>Bizim kullandığımız ve sonuç aldığımız kaolin bu evsafta bir malzemedir.</strong> Başka minerallerle birlikte Kaolin içeren, ya da içermeyip kaolin gibi kullanılması öğütlenen veya yukarıda yazdığımız özelliklerden sapma gösteren, ya da özelliklerinin ne olduğunu tam olarak bilmediğimiz herhangi bir ürünle ilgili deneyimimiz <strong>mevcut değildir</strong>. Ürünün başka toprak mineralleri ve metallerinden ayrışmış saflığı özgül ağırlığı, parçacık büyüklüğü <strong>literatürde sözü edilen</strong> etkilerin en önemli parametreleridir.</p>
<p>Rafine edilmemiş, içinde başka mineral ve metaller olan, parçacık boyutu bu günkü seviyelere indirilmemiş kaolin tarımda etkili olsaydı bu konuda oluşan literatür, özel bir spesifikasyona getirilmiş kaolin için 2000 yılında değil, en az 50 yıldır oluşmaya başlardı. Böyle ürünler için elimizde binlerce bilimsel makale, saha deney raporları olurdu. Rafinasyon vb. gibi maliyetler de olmayacağı için, çok ucuz olan ham madenden dolayı çok düşük maliyetlerle kullanılabilir, bu günkü tarımın en temel girdilerinden biri olurdu. Keşke öyle olsaydı, ama değil.</p>
<p>Rüzgarı arkasına alarak rant peşinde olup, kaolin gibi kullanılmak üzere ürün pazarlamaya çalışanlar için diyecek bir şey yok, nasıl olsa her fırsatı değerlendirmeye çalışacaklardır. <strong>Ancak bu ürünleri kullanacaklar bu detayları bilmelidirler</strong>.</p>
<p>Samimi düşüncelerle, sırf çiftçi bu gibi bir ürünü daha ucuza getirsin söylemi ile ürün pazarlamaya çalışanlar ise, ürünlerini gözden geçirmeli, üzerinde tüm literatürün oluştuğu kaolin ile en azından <strong>saflık, %90+ tanecik boyutu, beyazlık, parlaklık, özgül ağırlığı, su emmeme </strong>bakımından aynı ürüne sahip olduklarını belgelemeli ki, ürünlerini satarken literatürden yararlanıp referans göstermeye en azından teknik sebeplerden dolayı hakları olsun. Ürünleri bu özelliklerde değilse, literatürden söz edip sanki dünyada yapılan ve belgelenen deneyler kendi ürünlerini de kapsıyormuş görüntüsü vermeleri etik olmaz. Bunun yerine, özellikleri her neyse kendi ürünlerine ait bir literatür oluşturmalılar.</p>
<p><strong>Meyvelitepe olarak kaolinin tarımda kullanımının arttırılmasında, bilinirliğinin sağlanmasında önemli bir payımız olduğunu düşünüyoruz. Sonuçta, isteyen istediği tozu ağacına atabilir. Fakat bunu yaparken 5 Nisan 2009'dan bu yana kaolin'in etkileriyle ilgili paylaştıklarımız ile ilişkilendirilmemelidir. Bizim paylaştıklarımız sadece ve sadece literatürde özel olarak belirtilmiş kaolin spesifikasyonları içindir. Onun dışında içinde ne olursa olsun kullanımlar ve bunların olası sonuçları ile herhangi bir vicdani sorumluluğumuz bulunmamaktadır.</strong></p><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/c3xGkLQZj24" height="1" width="1" /></div></content>



    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2011/05/kaolin-kili.html</feedburner:origLink></entry>
 
</feed><!-- ph=1 -->

