<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0">
    <title>Meyvelitepe</title>
    
    <link rel="hub" href="http://hubbub.api.typepad.com/" />
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/" />
    <id>tag:typepad.com,2003:weblog-1499908</id>
    <updated>2009-11-09T21:40:14+02:00</updated>
    <subtitle>Çılgın Kalabalıktan Uzak - Far From The Madding Crowd</subtitle>
    <generator uri="http://www.typepad.com/">TypePad</generator>
    <link rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/typepad/Mtmp" type="application/atom+xml" /><feedburner:emailServiceId>typepad/Mtmp</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><entry>
        <title>Hurmalar</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/LPTksbEKbNc/hurmalar.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/11/hurmalar.html" thr:count="29" thr:updated="2009-11-13T23:13:06+02:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec8833012875688563970c</id>
        <published>2009-11-09T21:40:14+02:00</published>
        <updated>2009-11-11T21:30:04+02:00</updated>
        <summary>Yine hurma zamanı geldi. Geçen yıl hurma kurutmayı tanıtmamızdan sonra bu yıl pek çok kişi hurma kurutma faaliyetine girişti. Çevremizden ya da köyden olanlar tadına bakma fırsatı bularak bu yıl hurmalarını kurutma kararı vermişti. Pek çok kişi de henüz tadına...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Hasat" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Çevreci Konular" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="gdo" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="hurma" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="korogaki" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p>Yine hurma zamanı geldi. Geçen yıl hurma kurutmayı tanıtmamızdan sonra bu yıl pek çok kişi hurma kurutma faaliyetine girişti. Çevremizden ya da köyden olanlar tadına bakma fırsatı bularak bu yıl hurmalarını kurutma kararı vermişti. Pek çok kişi de henüz tadına bakmadığı halde mantıklı bulduğu için hurma kurutuyor. </p><p>Çok güzel bir meyvenin sadece kısa bir dönem değerlendirilmesi yerine tüm yıl tüketilebilecek bir lezzet olarak yaygınlaşması sevindirici, keyif verici bir şey.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a6669654970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Hurma1" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a6669654970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a6669654970b-500wi" /></a> <br /></div><p>Hafta sonu yaklaşık 600 kadar hurmayı soyduk, saplarından dörderli beşerli iplere bağladık, kaynar suya batırıp çıkardık ve sundurmanın altında özel olarak hazırladığımız çıtalara bağladık. </p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301287567643a970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Hurma2" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec883301287567643a970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec883301287567643a970c-500wi" /></a> <br /></div><p> Ağaçta hala bir bu kadar daha hurma var. Bir kısmını olgunlaşmaya bırakacağız. Kalanını da soyup kurutmaya devam edeceğiz. Olgunlaşmış hurmalar için de ayrıca başka bir muhafaza ve değerlendirme şeklimiz var. Tabii ki o da çok leziz. Ondan sonraki bir yazıda bahsederiz.</p><p>Bu yazıyı yazarken bir yandan da TV'deki GDO tartışmasını izliyorum. Sabancı Üniversitesinden bir genetikçi, bir de toksikoloji uzmanı biribiriyle paslaşarak GDO'lu ürünlerin ne kadar iyi, ne kadar sağlıklı olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. </p><p>Neymiş, mısıra Bacillus Thuringiensis geni koyulduğunda zehirsiz mısır üretilmesi mümkün oluyormuş, bu sebeple de çevreye ve sağlığa çok yararlıymış. Diyor ki sn.genetikçi prof, mısır da doğadan Bacillus Thuringiensis de doğadan, bundan daha doğal ne olabilir ki(ymiş). Toksikçi hemen atlıyor, GDO'lu ürünlerin sağlığa zararlı olduğuna dair bir kanıt da yokmuş zaten. Hem Bacillus Thuringiensis'i "organikçiler" kullanırmış (buradan GDO'ya bir pay biçiyor).</p><p>İkidebir de "bilimsel" lafını cümlelerinin arasına sokup söylediklerine saygınlık ve inanılırlık kazandırmaya çalışıyorlar. Açıkçası onlar adına utandım.</p><p>"Organikçi" olmaya çalışan bizler de Bacillus Thuringiensis bakterisi içeren, organik sertifikalı bir ürünü kelebek larvalarına karşı doğal düşman olarak gerektiğinde kullanıyoruz. Fakat, Bacillus Thuringiensis'in bir geninin mısırın DNA'sının içine konması, dolayısıyla da görünüşü mısıra benzeyen ama artık başka bir DNA'ya sahip bir bitkinin yaratılması başka bir şey. Genetik uzmanı bir profesöre GDO'yu böyle anlattıran nasıl bir motivasyon olabilir ki?</p><p>Mısır çok eski bir bitki. DNA'sında tırtıl öldüren bir gen olması gerekiyorduysa olurdu zaten. Mısırın DNA'sını değiştirerek çevreye yararlı olunacağı iddiası için ise ne diyeceğimi bilemedim artık. </p><p>Anladığım bunlara kısırlık geni de konmuyormuş. Yani çapraz tozlanma ile normal ırkları da kirletebilecek. ABD ve Kanada'da bu kirlenmenin oldukça yaygın olduğunu da biliyoruz. </p><p>Bitki DNA'larının değiştirilmesi, kimyasal gübre sanayileri ve binlerce değişik zehirden sonra tarımın bir sanayi şeklinde yürütülmesinin kaçınılmaz bir noktası. Çevre filan kimsenin umurunda değil. "Çevre", fikri satmak için satır aralarında kullanılan bir malzemeden ibaret. "İnsan" ise cebinden parası alınması gereken tüketici. Maksat maliyetler düşsün, kar artsın, transgenik tohumlar vasıtasıyla insanın yiyeceğine de hakim olunsun. </p><p>Profesörler hala konuşuyor. Karşı tezi savunan sağlıkçı profesöre her yönden saldırıyorlar. Bu arada Koruma Kontrol Müdürü de telefon ile katıldı. Özrü kabahatinden büyük bir açıklamayı kamu oyuna sunmakla meşgul. Diyor ki, etiketlere GDO yoktur ibaresinin yazılması yasakmış, haksız rekabet olurmuş, zaten %09'a kadar GDO'lu katkı GDO'suz sayılırmış. Olmayan bir şeyin de yazılmasına gerek yokmuş. Bir takım bilim kurulları sağlığa zararlı olmadığı şeklinde rapor verirlerse sorun yokmuş vs. Ne yazık. İster istemez çernobil olayından sonra ilgili bakanın ekranlarda çay içmesini hatırladım. Burada tek söz konusu edilmeyen "insanlar". Birileri onların adına karar veriyor zaten. "Ben binde bir bile içinde GDO'lu bir şey olan istemiyorum" deme hakkımız yok anlaşılan.</p><p>Konuşmalar devam ediyor. GDO'nun ne olduğu çok konuşuldu, yazıldı çizildi. Fakat görünen o ki bundan sonra yapılabilir olanları hep birlikte çok tartışacağız.</p><p>Hurmalara dönersek, nasılsa satmıyoruz, etiketimiz de yok. Göğsümüzü gere gere söyleyebiliriz, bunlarda GDO yok, binde bir bile yok. Kurutuldukları için kışın da yenirler, yazın da. Üstelik bu hurmaları yaz aylarında yemenin de hiç bir mahzuru yok :)</p><p>Tam da GDO tartışmalarının üzerine geldi. Kurutulmuş hurma çok iyi bir çikolata alternatifi. Şimdi tam hurma zamanı. Herkese hurma kurutmayı tavsiye ediyoruz. Manavdaki karpitlenmiş hurmalar kurutmak için işe yaramaz. Büyük şehirlerde yaşayanlar, bu hafta sonu şehir dışına çıkın. Bir hurma ağacı bulun, sahibiyle konuşup meyvelerini satın alın. Pişman olmazsınız.</p><p>Bize yakın hurma bahçesi olan bir dostumuz bu hafta sonu hurmalarını toplayıp İstanbula götürdü. Kurutacak olanlara verecek. İlgilenen olursa bize mesaj yazın irtibat sağlayalım.</p><p /><p>Güncelleme: Hurmanın kurutulması ile ilgili ayrıntılı tarifi bir kez daha vermek herkesin işini kolaylaştıracak gibi görünüyor. Aldığınız turunculaşmış, ancak henüz hiç yumuşamamış hurmaları (çikolatalı ya da diğeri farketmiyor) elma gibi soyduktan sonra sapından, sapı yoksa paket gibi, pamuk ip veya çok ince olmayan sağlam bir iplikle bağlayın. İpten tutarak kaynamakta olan suya daldırın ve içinizden 10'a kadar sayıp, hurmayı çekin. Kaynar suya girip çıkmış hurmaları hemen veya bir tepside biriktirdikten sonra hazırladığınız bir çıtaya birbirlerine değmeyecek şekilde, yağmur almayacak, havadar bir yere asın. Güneş görmeleri şart değil, rüzgar alırlarsa daha çabuk kuruyorlar. Asılan hurmalar bir süre sonra suyunu kaybettiğinden biraz kararıp küçülecektir. Bir süre sonra hurmaların renkleri günkurusu kayısıdan daha koyu kahve olacaktır. Bu esnada üstlerinde beyaz, pudra şekerine benzer tozumsu bir madde oluşmaya başlayabilir, aslında böyleleri daha makbul, ama hepsinde olmayabiliyor. Kuruma süresi hava şartlarına bağlı olarak bir ila iki ay sürebiliyor. Lakin ikinci haftadan sonra tadına bakmaya başlayabilirsiniz. İyice kuruyan hurmalar kuru ve havadar bir ortamda, örneğin bir sepette muhafaza edilebiliyor. Yılbaşından sonra ise hediyelik poşetlere koyup sevdiklerinize götürebilir (tabii yeterince yapmışsanız), evde de jelatin poşetlerde saklayabilirsiniz. Yapacak olanlara şimdiden kolay gelsin ve afiyet olsun. <span style="color: #111111; font-family: Arial;" /></p><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/LPTksbEKbNc" height="1" width="1" /></div></content>


    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/11/hurmalar.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Mevsim Geçişi</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/IJuDbk1FuC0/mevsim-gecisi.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/mevsim-gecisi.html" thr:count="16" thr:updated="2009-11-14T12:08:23+02:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec88330120a69a5614970c</id>
        <published>2009-10-31T22:05:55+02:00</published>
        <updated>2009-10-31T22:17:03+02:00</updated>
        <summary>Artık sonbaharın ortasındayız. Dünden itibaren yağmurla birlikte esen sert poyraz yaz-sonbahardan, sonbahar-kış dönemine girdiğimizin bir işareti. Bugüne kadar ısıtılmasına gerek duyulmayan evlerin kiminde sobalar yandı, kiminde kaloriferler. Bu hafta sonu hurmaları toplayıp kurutmak üzere soymayı planlamıştık oysa. Mevsim geçişini bahçede...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Hasat" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Organik Bahçe" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Sebze Adaları" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="kış sebzeleri" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="sebze adaları" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="sonbahar" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p>Artık sonbaharın ortasındayız. Dünden itibaren yağmurla birlikte esen sert poyraz yaz-sonbahardan, sonbahar-kış dönemine girdiğimizin bir işareti. Bugüne kadar ısıtılmasına gerek duyulmayan evlerin kiminde sobalar yandı, kiminde kaloriferler.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644cf70970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Hurmalar" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a644cf70970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644cf70970b-500wi" /></a> <br /></div><p> Bu hafta sonu hurmaları toplayıp kurutmak üzere soymayı planlamıştık oysa.</p><p>Mevsim geçişini bahçede de tüm canlılığı ile belirgin şekilde yaşıyoruz. Dün ve bugün bahçeye giremedik ama ondan önceki bir kaç gündeki duruma birlikte bakalım.</p><p style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644c6f2970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Adalar" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a644c6f2970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644c6f2970b-500wi" /></a> <br /> </p><p>Sebze adaları hala ayakta. Oysa, adaların dışına diktiğimiz yaz sebzeleri çoktan ya söküldü ya da terkedildi. Bu vesileyle Sebze adaları tekniğinin mevsim sebzelerinin yaşam ve verimlilik sürelerini de uzattığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun sebebi muhtemelen adalardaki mikroflora sebebiyle oluşan güçlü kök yapıları, mevsim sebebiyle zorlaşan koşullarda bile beslenebilmeleri, dirençlerinin artmış olması, özellikle de birlikte dikildikleri kardeş bitikilerle dayanışmanın verdiği fazladan güç olsa gerek.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644d251970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Pembe_domates" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a644d251970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644d251970b-500wi" /></a> <br /></div><p> Sonuna çok yaklaşmış olsa bile hala dalında kızaran, her biri yarım kilodan fazla pembe domateslerimiz.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644d30f970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Turuncu_domates" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a644d30f970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644d30f970b-500wi" /></a> <br /></div><p> Güzellikleri, nefis lezzetleri ve aromalarıyla eski göz ağrımız turuncular.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a69a3d55970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Siyah_cherry" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a69a3d55970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a69a3d55970c-500wi" /></a> <br /></div><p> Hava soğumuş, güneş azalmış, geceleri çiğ, hatta kırağı yağarmış, ne gam. Siyah cherry domatesler salkımlarında fabrika gibi çalışıyorlar.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644d719970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Patlicanlar" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a644d719970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644d719970b-500wi" /></a> <br /></div><p> Bu yıl patlıcana gark olduk. Hala veriyorlar. Artık ne yapacağımızı şaşırdık. Konu komşu, akraba da talep etmiyor. Oysa hepsi topu topu 12 kök kadardı.</p><p>Bu durumda, adalarda bizi hiç yalnız bırakmayan, hala tüm güzellikleriyle gözümüzü okşayan kadifelerin bildiklerimizin dışında da mutlaka önemli bir rolü olmalı.</p><p>Mutfak otları için yaptığımız adalarda da durum farklı değil.</p><p style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a69a49d2970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Perpetual_spinach" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a69a49d2970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a69a49d2970c-500wi" /></a> <br /> </p><p>Kalıcı ıspanaklar (perpetual spinach) yaz başından itibaren kimbilir kaçıncı yapraklarını veriyorlar. Bu kadar az bir alanda, bu kadar uzun süre ve bol miktarda üreyebilen, her türlü besince çok zengin başka bir sebze yoktur herhalde. İhtiyacımız olmadığı zaman bile yaşlanan yaprakları koparıp yenilerinin gelmesini teşvik ediyoruz.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a69a4c22970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Rokalar" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a69a4c22970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a69a4c22970c-500wi" /></a> <br /></div><p> Rokalar devleşti. Koparılan iki sap bir salataya rahatça yetiyor.</p><p>Bunların dışında, yabani rokalar, maydonozlar, taze soğanlar, kıvırcıklar, salata yaprakları, kırmızı pancarlar, uzun sarımsak filizleri havanın serinlemesiyle daha da canlandılar sanki.</p><p>Kış sebzelerimiz de boş durmayıp olgunlaşmaya başladılar.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644e05f970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Karnibahar" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a644e05f970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644e05f970b-500wi" /></a> <br /></div><p> Birkaç karnıbahar kesip yedik bile. Pazardan alınanlardan kesinlikle farklı.</p><div style="text-align: center;"><p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644e0cc970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Brokoli" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a644e0cc970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644e0cc970b-500wi" /></a></p><p style="text-align: left;">Olgunlaşan brokolileri bekletmeden kesiyoruz. Onlar da yaprak aralarından uçlar uzatarak yeni çiçeklerini hazırlıyorlar. Bu kışın brokolileri yaz döneminin patlıcanları gibi olacak galiba.</p><p style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644e39c970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Pirasa" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a644e39c970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644e39c970b-500wi" /></a> </p><p style="text-align: left;">Pırasa üzerine kırağı düşmeden yeme olgunluğuna gelmezmiş. İlk denememizde serttiler. Bu hafta pişirdiğimizde mükemmel oldular. Ispanaklardan bir süredir topluyoruz zaten. Bahara kadar devam etmesi için farklı yerlere kademeli olarak ektik.</p><p style="text-align: left;">Bunlar dışında lahanalar iyice sarılıp kesilecek duruma geldiler. Kerevizlerden sökmeyi henüz denemedik. İyice büyüsün kökleri, hiç acelemiz yok. </p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644eb51970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Cilekler" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a644eb51970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644eb51970b-500wi" /></a> <br /></div><p style="text-align: left;"> Bunlar olup biterken hala çilek topluyoruz.Yaz başından itibaren hiç çileksiz kalmadık.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a69a5e77970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Koca_yemis" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a69a5e77970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a69a5e77970c-500wi" /></a> <br /></div><p style="text-align: left;"> Kocayemiş fidanları da meyvelerini olgunlaştırdı. Aynı zamanda da gelecek sonbaharda olgunlaşmak üzere minik, çan şeklindeki beyaz çiçeklerini salkım salkım açtılar. Üzerinde hem meyvesi hem de bir yıl sonrasının çiçekleri olan bir başka bitki var mıdır acaba?</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644ed3e970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Gojiler" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a644ed3e970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a644ed3e970b-500wi" /></a> <br /></div><p style="text-align: left;"> Ağustosta kalıcı yerlerine diktiğimiz ve meyve veren 25 gojinin yanına 25 goji fidanı daha diktik. Böylece 50 gojilik minik bir bahçemiz oldu. Geride 50 kadar daha fidanımız var. Onlara da uygun yerler bulmamız gerekecek. Bu arada her fidandan üçer beşer de olsa hala günde birer avuç goji topluyoruz.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a69a61c6970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Yabani_pirasa" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a69a61c6970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a69a61c6970c-500wi" /></a> <br /></div><p style="text-align: left;"> Bir de bahçenin yerlileri var. Onlar istedikleri yerde, istedikleri zaman boy gösteriyorlar. Bahçedeki pek çok yenebilir ottan biri de bu yabani pırasalar.</p><p style="text-align: left;">Mevsim geçişi, iklim, renkler, bitki örtüsü ve diğer canlılarıyla huzurlu ama tarif edilmesi güç, belki biraz fantastik duygular yaratıyor.</p><p style="text-align: left;">Bugün <a href="http://bostancik.blogspot.com/" target="_blank">Bostancık</a>'tan Pınar ve Tuğrul ziyaretimize geldiler. Çok güzel zaman geçirdik. Konuşacak ne çok şey varmış. Pek çok konuya değinemedik bile. Bahçenin kestane kabaklarından ilk kabak tatlımızı birlikte yedik.<br /> </p> </div><p> </p><p /><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/IJuDbk1FuC0" height="1" width="1" /></div></content>


    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/mevsim-gecisi.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Uluslararası "350" eylem çağrısı - 24 Ekim 2009</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/s4AAvW2q8RM/uluslararas%C4%B1-350-eylem-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1-.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/uluslararas%C4%B1-350-eylem-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1-.html" thr:count="3" thr:updated="2009-10-29T11:01:10+02:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec88330120a66ce5d2970c</id>
        <published>2009-10-23T09:05:13+03:00</published>
        <updated>2009-10-23T09:03:42+03:00</updated>
        <summary>Bu bir davetiye "Bu bir davetiye – birlikte bir hareket başlatmak, küresel ısınmaya dur demeye bir gün ayırmak için bir davetiye." İş, ev, sorumluluklar... Tüm bunların arasında yüz yüze olduğumuz bir gerçeği de unutuyoruz... İklim değişikliği... Henüz vakit var... Yapabileceklerimiz...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Çevreci Konular" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="350.org" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://www.350.org" onclick="window.open(this.href,'_blank','scrollbars=no,resizable=yes,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0'); return false" style="float: left;"><img alt="350.org" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a6168b7a970b " src="http://www.350.org/sites/all/files/350_Banner_Vertical.gif" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="350.org" /></a> </span> Bu<span style="font-size: 7.5pt; color: #666666; font-family: Arial;"> </span> bir davetiye</p>

<p>"Bu bir davetiye – birlikte bir hareket başlatmak, küresel ısınmaya dur demeye bir gün ayırmak için bir davetiye." 
</p><p>İş, ev, sorumluluklar... Tüm bunların arasında yüz yüze olduğumuz
bir gerçeği de unutuyoruz... İklim değişikliği... Henüz vakit var...
Yapabileceklerimiz de var... Buna inanlardan sizlere bir davet var...
İşte davet mektubunuz...<br />Sevgili Dünya...<br />Bu bir davetiye – birlikte bir hareket başlatmak, küresel ısınmaya dur demeye bir gün ayırmak için bir davetiye.</p>

<p> <span style="text-decoration: underline;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a6158cb5970b-pi" style="display: inline;"><img alt="350 org Kongo" border="0" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a6158cb5970b image-full " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a6158cb5970b-800wi" title="350 org Kongo" /></a> <br /> </span></p><div style="text-align: center;"><a href="http://www.flickr.com/photos/350org/" style="font-family: yui-tmp;" target="_blank" /><span style="font-size: 10px;">350 Org. Flickr <a href="http://www.flickr.com/photos/350org/" target="_blank">Fotoğraf Albümünden</a></span><br /></div><p />

<p>Biz
dünyanın dört bir yanından bir grup insanız, yaşlı ve genç, bilim
insanları, yazarlar ve aktivistler olarak ortak bir amaç için buluştuk.
Dünyadaki en önemli sayının ne olduğunu biliyoruz: <a href="http://www.350.org/" target="_blank">350</a>. Bu sayıyı
dünyanın bugüne kadar karşılaştığı en tehlikeli krizi çözmek için nasıl
kullanmamız gerektiğini de biliyoruz. Ancak bunu sadece sizin
yardımınızla başarabiliriz.<br />Bir sene önce dünyanın en önemli hava
bilimcilerinden NASA’nın James Hansen’i ve yardımcılarının yaptıkları
araştırmalar ve çalışmalar çok önemli sonuçlar ortaya çıkardı. Eğer
atmosferdeki karbondioksit miktarını 350 parça / milyona indiremezsek
dünyamızın medeniyetlerin oluşmasına ve canlıların yaşamasına imkân
veren yapısını tamamen kaybedeceğiz. Dünya’nın bildiğimiz Dünya
olabilmesi için atmosferdeki karbondioksit miktarının 350 parça
milyonun altında tutmak zorundayız.<br />Kötü haber 350 parça / milyon
sayısını çoktan geçmiş olmamız – şu an atmosferdeki karbondioksit
miktarı 389 parça / milyon. Bu nedenle kutuplar eriyor, kuraklık her
yeri etkiliyor, bu nedenle sıtma gibi bulaşıcı hastalıklar yayılarak
daha önce görülmedikleri yerlerde salgın haline geliyorlar.<br />İyi
haber ise, ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. 350 sayısını hedefleyerek
atmosferdeki güvenli karbondioksit miktarına geri dönebiliriz. Bunun
için en güzel fırsat bu Aralık ayında Kopenhag’da gerçekleşecek. Dünya
liderleri yeni bir iklim politikası belirlemek için Aralık ayında
Kopenhag’da buluşuyorlar. Bizim görevimiz liderlerimizin çevre (ve
bizim geleceğimiz) için doğru kararları aldıklarından emin olmak: en
yeni bilimsel bulgulara, yani 350 sayısına, dikkat ettiklerinden emin
olmalıyız.<br />Planımız şu: 24 Ekim günü sizden yaşadığınız yerde
dünyadaki en önemli sayıyı (350) herkes tarafından görünebilir hale
getiren bir organizasyon düzenlemenizi istiyoruz. Bugün itibarı ile
sitemize kayıt edilmiş 500’den fazla organizasyon var – örneğin tam 24
Ekim günü Abikalike, Nijerya’da ve TKTK’de yöreliler bir kampanya ile
3,500 ağaç dikecekler. Bu sivillerin, sizin gibi insanların bugüne
kadar iklim değişikliği için organize ettiği en büyük hareket olacak.
Şu ana kadar 50’den fazla ülkeden insanlar bu sorumluluğu yerine
getirmek için 24 Ekim günü çalışmaya söz verdi. Ancak bu hareketi
büyütmek zorundayız – sizin, şehrinizin, köyünüzün ve ülkenizin
desteğine ihtiyacımız var.<br />Bunu gerçekleştirmek zor değil – size
fikir ve uygun materyalleri bulmakta yardımcı olabiliriz. Ancak ilk
adimi atıp gerçekleştirmek istediğiniz organizasyonu 350.org adresinde
kayıt etmeniz, arkadaşlarınızı ve komşularınızı planlarınızdan haberdar
etmeniz gerekiyor. Dâhil olduğunuz grupları da harekete geçirin –
okulunuz, okul aile birliğiniz, arkadaşlarınız, dans kulübünüz.. 
İnsanlar yardım etmek isteyeceklerdir, özellikle bu girişimin ne kadar
önemli olduğunu anladıklarında. Bu enerji tasarrufunu sağlayan
elektronik aletler kullanmaktan bile daha önemli – bu dünyanın enerji
politikalarını etkilemek için karşımıza çıkacak nadir fırsatlardan bir
tanesi.  24 Ekim günü,  Kopenhag’da Aralık ayında gerçekleşecek
Birleşmiş Milletler çevre konferansından tam 6 hafta önceye denk
geliyor. Ve 24 Ekim günü, bilim adamlarının söylediklerini dünyaya
dinletmek için sahip olduğumuz en büyük ve belki de en son şans.<br />Amacımızı
yalnızca küresel bir hareket ile gerçekleştirebiliriz – ve bu hareket
çoktan dünyanın dört bir yanını sarmaya başladı. Kamerunlu çiftçiler,
Çin’de öğrenciler, hatta dünya kupası kayakçıları 350 sayısını duyurmak
için çalışmaya başladılar. Kiliseler çanlarını 350 kere çaldılar,
Budist rahipler sırtlarını Himalaya dağına yaslayarak vücutları ile 350
sayısını oluşturdular… 350 sayısı her dilde aynı, her kültürde ses
buluyor, bu nedenle bugün 350’dan daha önemli bir mesaj ve bilimsel
kanıt yok.<br />Bunu insanlığın önündeki son sınav olarak
düşünebilirsiniz.  Atmosferimizi ve geleceğimizi kurtarmak için gereken
cesareti, sorumluluğu ve yaratıcılığı çok geç olmadan bulabilecek
miyiz?  Sizin yardımınız ile 24 Ekim’i geleceğimiz için doğru şeyi
yapabileceğimizi gösterdiğimiz mutlu ve umutlu bir güne
dönüştürebiliriz!<br />Bize katilin ve 24 Ekim organizasyonunuzu internet sitemizde kayıt ettirin,<br />Hep birlikte çalışmaya devam etmek umudu ile,</p>

<p>Bill McKibben – Yazar ve Aktivist- ABD<br />Vandana Shiva - Physicist, Aktivist ve Yazar – Hindistan<br />David Suzuki – Bilim Adamı, Yazar ve Aktivist - Kanada<br />Bianca Jagger – Dünya Gelecek Konseyi Başkanı  (World Future Council)  - İngiltere<br />Tim Flannery - Bilim Adamı, Yazar ve Gezgin –Avustralya  <br />Bittu Sahgal -  Sanctuary Dergisi Editorü - Hindistan<br />Andrew Simmons – Çevre Savunucusu – St. Vincent ve Grenadines<br />Christine Loh - Çevre Savunucusu ve Parlamenter- Hong Kong</p>

<p>Bu yazı "<a href="http://www.kureseleylem.org" target="_blank">Küresel Eylem Grubu</a>" web sitesinden alınmıştır. </p>

<p>350 logosunu blogunuza <a href="http://www.350.org/multimedia" target="_blank">buradan </a>yükleyebilirsiniz.</p><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/s4AAvW2q8RM" height="1" width="1" /></div></content>


    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/uluslararas%C4%B1-350-eylem-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1-.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Organik Bahçe - Mutlu Sonuç -2</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/QBHsxcOsrx8/organik-bahce-mutlu-sonuc-2.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/organik-bahce-mutlu-sonuc-2.html" thr:count="17" thr:updated="2009-10-21T22:04:38+03:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec88330120a6452b11970c</id>
        <published>2009-10-17T00:39:11+03:00</published>
        <updated>2009-10-17T00:39:11+03:00</updated>
        <summary>Yine bir zeytin zamanı geldi. Geçtiğimiz bahardan itibaren zeytinimizi kurda kuşa kaptırmayacağız diye başlangıçta araştırma, sonrasında çalışıp hem zehirsiz olsun, hem verimli ve iyi olsun, hem de kurtsuz olsun diye günlerce çalışma ve merak, yaptıklarımız işe yarayacak mı diye. Aylar...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Organik Bahçe" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Zeytin" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="kaolin" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="organik zeytin" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="zeytin" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p>Yine bir zeytin zamanı geldi. Geçtiğimiz bahardan itibaren zeytinimizi kurda kuşa kaptırmayacağız diye başlangıçta araştırma, sonrasında çalışıp hem zehirsiz olsun, hem verimli ve iyi olsun, hem de kurtsuz olsun diye günlerce çalışma ve merak, yaptıklarımız işe yarayacak mı diye. </p><p>Aylar geçti. Hazirandaki küçük sarı çiçekler önce minik yeşil yuvarlaklar oldu. Güve gelmesin diye tuzaklar kurduk, yaz ortasında kar yağdırdık bahçeye. Kaolin kiliyle kapladık her yeri sinekler gelmesin diye. Peygamber develeri, uğur böcekleri dostumuz oldu. Gördüğümüzde rahatsız etmemek için elimizden geleni yaptık.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5ee1586970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Dalinda_zeytin" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5ee1586970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5ee1586970b-500wi" /></a> <br /></div><p> Sonra, taneler tüm güzellikleriyle irileştiler. Mevsim ilerledi, tanelerin renkleri dönmeye başladı.</p><p>Zeytinciler bilir. Renkleri dönmeye başlayan zeytinlerden bir kaç hafta yetecek kadar hemen toplanır. Çeşitine göre kırarak veya çizerek, tuz kullanmadan hızlıca tatlandırılır ve sabah akşam bu nefis lezzetten sayısı belirsiz yenir. Herkesin önünde bir tepe zeytin çekirdeği olur her defasında.  </p><p> Kalamata çeşidi zeytinlerimizi toplamaya başladık. Samanlı çeşitinden ise mevsimin ilk çizik zeytinlerini yapacak kadar topladık. Samanlının daha zamanı var. Kasıma kadar dalında bekleyip kıvırcıklaşması gerekiyor.</p><p style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5ee1b91970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Zeytin_sepeti" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5ee1b91970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5ee1b91970b-500wi" /></a></p><p>Buralarda zeytin dalından teker teker elle toplanır. Silkelenmez, makineyle de toplanmaz. Toplanan zeytin berelenmesin diye nazikçe sepetin içine konur. Tabii ki sepetlerin de karamürsel sepeti olması gerekiyor.</p><p>Geçen hafta sonu toplayıp çizdiğimiz kalamata ve samanlı zeytinlerimizi 6 gün sonra yemeye başladık.</p><div style="text-align: center;"><p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a6451d1f970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Tabakta_zeytin" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a6451d1f970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a6451d1f970c-500wi" /></a></p><p style="text-align: left;">Daha bir hafta önce toplandıkları için henüz hafif baharlılar. Haftaya kadar o da kalmaz ama sanırım zeytinler de bitecek.</p><p style="text-align: left;">Bahçede zehirli ve kimyasal hiç bir şey kullanmadık. Bizden önce de ağaçların bakımsız olduğunu biliyoruz. Doğuda bahçelerine gidenlerin kullandıkları bir yol, batıda ormanlaşmış işlenmeyen bir arazi, kuzeyde ilaçlanmayan bir cevizlik, güneyde de sadece bizim kullandığımız çıkmaz yol var. Yani, bize bitişik ilaçlanan hiç bir yer yok. Bölgede havadan ilaçlama yapılmıyor. İşlek yollara epey uzağız.</p><p style="text-align: left;">Buna rağmen merakımızı tatmin için örnek toplayıp tahlile göndermek istedik. En çok madde analizinin GC/MS cihazıyla yapıldığı söylendi. 102 ayrı kalıntının varlığının incelenmesi için her iki çeşit zeytinden de toplayıp karışık olarak gönderdik. Bir kaç gün sonra rapor geldi.</p><p style="text-align: left;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5ee270c970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="float: left;"><img alt="Tarım2" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5ee270c970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5ee270c970b-120wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" /></a> <span style="text-decoration: underline;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a6452465970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Tarım4" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a6452465970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a6452465970c-120wi" /></a> <br /> </span> </p><p style="text-align: left;">Rapor 102 maddeyi ve kalıntı limitlerini ayrı ayrı listeliyor. Son sayfada yazılı olan;</p><p style="text-align: left;"><em><strong>"102 etken madde içinde tesbit edilen kalıntı miktarı (mg/kg)</strong></em></p><p style="text-align: left;"><em><strong>Tesbit edilebilir düzeyde bulunamadı"</strong></em></p><p style="text-align: left;">Demek ki oluyormuş. Kurtsuz, her zamankinden daha verimli, daha iyi, ve zehirsiz.</p><p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5ee25ec970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="float: right;"> <br /></a></p> </div><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/QBHsxcOsrx8" height="1" width="1" /></div></content>


    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/organik-bahce-mutlu-sonuc-2.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Etkin Mikroorganizmalarla Yakın İlişkiler</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/9a9QaTDC6hE/etkin-mikroorganizmalarla-yakin-iliskiler.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/etkin-mikroorganizmalarla-yakin-iliskiler.html" thr:count="29" thr:updated="2009-10-21T15:38:43+03:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec88330120a6373aa2970c</id>
        <published>2009-10-13T19:47:52+03:00</published>
        <updated>2009-10-14T15:28:17+03:00</updated>
        <summary>illustrator: Angus McBride "Fonda karanlık vardı, simsiyah giysileri ve ateş saçan gözleriyle karşımda duran rakibime şaşkınlıkla baktım. Elimde ışıldayan kılıcı farkettiğimde yapılacak tek şeyin karşı koymak olduğunu hissetim. İçimde dev bir dalga gibi yükselen güç soluk alışlarımı sıklaştırıyordu. Daha önce...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Organik Bahçe" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Çevreci Konular" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="bokashi" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="bukashi" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="EM" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="etkin mikroorganizmalar" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="kompost" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5e1142e970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Angus_McBride_-_Gandalf_facing_Witch-king" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5e1142e970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5e1142e970b-500wi" /></a> <br /><em>illustrator: Angus McBride</em></div> <p>"Fonda karanlık vardı, simsiyah giysileri ve ateş saçan gözleriyle karşımda duran rakibime şaşkınlıkla baktım. Elimde ışıldayan kılıcı farkettiğimde yapılacak tek şeyin karşı koymak olduğunu hissetim. İçimde dev bir dalga gibi yükselen güç soluk alışlarımı sıklaştırıyordu. Daha önce hiç kılıç kullanmamıştım ama, her nasılsa kadim bir kılıç ustası gibi harekete geçtim, Tanrım ustaydım, çok usta. Dövüşmeye başladık, kara kılıçla ışıldayan kılıç havada çarpıştıkça, kapkara siluetli rakibimden yansıyan saf kötülüğü içimi acıtacak kadar derinlerde hissediyordum. Uzun ve yorucu bir dövüştü. Henüz kazanan yoktu. Havada asılı olan huzursuzluk içime işlerken, ter içinde uyandım. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Yatağın içinde bir süre dona kaldım, zorlukla nefes alıyordum. Bir süre sonra kendime geldiğimde bunun o çok önceden beri bilinen, yüreğimizin ve beynimizin derinliklerinde, varoluşumuzdan bu yana hazırlıkları sürdürülen büyük savaşın başlangıcı olduğunu hissettim. Armageddon başlamıştı, iyi ile kötünün mutlak savaşı. Uyuyan güçlere çağrı gönderilmişti. Hepimiz farklı yerlerde, farklı işlerle, farklı bir yaşam biçimi içinde sürüklenip giderken, zihnimizin derinliklerine saklanmış kutu açılmıştı. Harekete geçmek zamanıydı. Yolumuzu içimizden gelen sesi dinleyerek bulacak, belli bir noktada birleşip uyuyan güçlerin büyük beyaz birliğini oluşturacaktık. Bu savaşta görevimiz iyilerin işini kolaylaştırmak, bitaraflar grubunu da iyiler tarafına çekerek kötülere üstünlük sağlamaktı. Belli ki kötüler de uyuyan güçlerini göreve çağırmıştı. Amansız ve çok uzun sürecek bu savaşta taraf olmayan kalmayacaktı. Mutlak iyi mi, yoksa mutlak kötü mü? O hangisini seçecekti?" </p>Eğer bugün kızım hala küçük bir çocuk olsaydı, uydurduğum bu fantastik öyküyü muhtemelen ona anlatacak ve bir taraf seçmesini isteyecektim. Çocuğum dehşete kapılır mıydı? Sanmam, ne de olsa onu zaten ben büyüttüm ve bu hezeyanlara alıştı, masal ve fantezi edebiyat aşığı haline gelmesi biraz da bundan galiba. Her neyse, iki bukashi kovasının beni böyle çılgın hayallere sürükleyebileceğini bilemezdim elbet. Çıplak gözle bakamayan insanlar grubundayım sanırım, hiç bir şeyi olduğu gibi göremiyorum, baktığım şeyleri hayal gücümün fonunda görebiliyorum ancak. Sevgili babacığımın bir hediyesi bu, onun fantastik öyküleri ve uçsuz bucaksız hayal gücüyle yoğurulan zihinlerimiz hayatı zenginleştirmeden, süslemeden duramıyor. Aslına bakacak olursanız gerçek bazen en çılgın fantezilerden bile daha ilginç ve şaşırtıcı olabiliyor. <br /><br /><p>Etkin mikroorganizmalarla yakın ilişkilere gireli beri, hayata bakış açım değişti demek pek abartılı olmaz. Bu aşırı heyecan ve coşkuyu bir başka yazıya bırakıp sadede gelecek olursam, söze bukashi kovalarından başlamam gerekecek. Bu kovaları fiziksel olarak diğer çöp kovalarından ayıran özellikleri içerde tabana yakın bir süzgeç, altta kalan boş kabine bağlanmış küçük bir musluk ve hava geçirmeyecek biçimde kapanan kapak. Daha önce bahçede kompost kapları hazırladığımızdan söz etmiştik, ancak organik mutfak atıklarını bu kaplara taşımak için biriktirmeye kalkıştığımızda bir süre bekleyen bu atıkların kullanılamayacak kadar pis kokulu, işe yaramaz bir çöp yığınına dönüşmesi planları bozmuştu. Ayrıca bunları taşınabilir bir kompost kabı içinde biriktirmek ise atıkların gübreye dönüşmesi çok yavaş olduğundan pratik bir çözüm olmamıştı. Bu durumda çöpler konusunda yeniden kullanılabilir kuru çöpleri ayırmaktan başka bir seçeneğimiz kalmamıştı. Ta ki, Japonya'da, Amerika'da ve bir çok ülkede yıllardır kullanılan <a href="http://www.yesiladim.com/" target="_blank">bukashi kovalarının</a> çevre bilinci gelişmiş ve bu savaşta taraf olmuş kişiler tarafından artık ülkemizde de üretilip (doğru duydunuz ithal değil) pazarlandığını öğreninceye kadar. </p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a637ab08970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Bukashi_2" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a637ab08970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a637ab08970c-500wi" /></a> <br /></div> Bukashi (orj.Bokashi) Japonya'da çok eski zamanlardan bu yana kullanılan bir kompost veya gübre üretme yöntemi. Organik atıkların yararlı bakteriler ya da etkin mikrorganizma (EM) içeren malzemeyle karıştırılarak hava geçirmez bir ortamda biriktirilmesi ve fermente olarak gübreye dönüşmesine dayanıyor. Diğer yöntemlerden farklı olarak, bu sistemde ısı yükselmiyor, dolayısıyla etkin mikroorganizmalarla zenginleşen gübre müthiş bir güce dönüşerek toprağın canlı ve yararlı organizmalar bakımından zenginleşmesini ve yeniden yaşayan, canlı, sağlıklı bir ortama dönüşmesini sağlıyor. Başını Laktik asit bakterisi, mayalar ve fototropik bakterilerin çektiği bu organizmalar çoğaldıkları yerde, ya da bizim fanteziye dönecek olursak kötü bakteri türlerine karşı savaşta, üstünlük sağladıklarında toprağı ve hatta bedenimizi hastalık yapan (patojen) bakterilere karşı dirençli hale getiriyor. Taraf olduğumuz iyiler aslında hiç birimize yabancı olmayan, aksine günlük hayatımızda, hatta bedenimizin içinde bize hizmet eden görünmez güçler. Örneğin yoğurt, peynir, kefir, ekmek ve bunun gibi pek çok besini iyi bakterilerin özverili çalışmalarına borçluyuz.<p> Bu konunun bana en ilginç gelen ve beni fantezilere sürükleyen yanı ise bakteri toplumunun basit tarifi oldu. Bakteri toplumunu yöneten güçler iyiler (beneficial:yararlı) ve kötüler (putrefactive: çürümeye ve kokuşmaya sebep olan) olarak ikiye ayrılıyor. Asıl çoğunluğu ise "opportunist" olarak da tanımlanan tarafsız ya da fırsatçılar oluşturuyor. İyilerin baskın olduğu ortamda iyilerin hizmetinde çalışan bu grup, kötüler baskın olduğunda güçlü olan tarafa hizmet etmekte bir sakınca görmüyor. Güçlenen iyilerin hizmetine giren, mecazi olarak "koyun sürüsü" de diyebileceğimiz, büyük çoğunluk toprağın, suyun mikroflorasını düzenliyor, kötülerin yok edilmesine yardımcı olup her anlamda sağlıklı, temiz ve verimli bir ortam oluşturuyor. Öte yandan tersi gerçekleştiğinde kötü kokular, kirlilik, hastalık ve verimsizlik kara bir bulut gibi her şeyin üzerine çöküyor. Eh bu durumda, gel de taraf olma.</p><div style="text-align: center;"><p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a637ac75970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Bukashi_1" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a637ac75970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a637ac75970c-500wi" /></a></p> </div><p>Neyse, tabii ki taraf olduk ve iki adet bukashi kovasında iyilerin çoğalmasına ortam hazırladık. Önce birinci kovayı doldurduk. Bunu yaparken dikkat edilecek en önemli şey, bu ortama bozuk, çürümüş, kokuşmuş herhangi bir malzeme atmamak. Bunun dışında fermentasyonu kolaylaştırmak için sulu atıkların fazla suyunu süzmek, iri parçaları mümkün olduğunca küçültmek ve kabı daima hava almayacak şekilde kapatarak saklamak gerekiyor. Süzgeçli bir kapta biriken taze organik atıklar, her akşam kovaya eklenirken iyice sıkıştırılıp üzerine bukashi karışımı serpiliyor. Sonuç çöp turşusu gibi bir şey oluyor, turşu gibi kokuyor, sinek vs. yapmıyor. İki günde bir kovanın çeşmesinden alınan birikmiş "turşu suyu" sulandırılarak gübre olarak kullanılabiliyor.</p><p> <a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5e11da7970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="float: left;"><img alt="Begonvil" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5e11da7970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5e11da7970b-320wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" /></a> İşte, benim gözlerimle görüp, bizzat şahit olduğum mucizeye de bu noktada tanık olunuyor. Sulandırılmış "bukashi suyu" ile suladığım, "artık yaşamaya mecalim yok" diye inleyen minik saksıdaki gül coşup çiçek açıyor. Bütün yaz "buraların havası bana göre değil, beni güneye götürün" diye ağlayıp büyümeyi reddeden kırmızı begonvil geç kalmış çiçekleriyle bizi şaşkına çeviriyor. "Yeterince açtık bu yıl, artık bizden geçti" diyen papatyalar saksıdan sarı beyaz başlarını bir bir uzatmaya başlıyor. Öte yandan bir türlü başa çıkamadığımız ve son derece rahatsız olduğumuz banyo gider deliklerinden çıkan kötü kokular deliğe dökülen "bukashi suyu" sayesinde son buluyor. Bu suyun tuvaletlerde hijyen sağlamak için de kullanılabildiğini öğreniyorum, hatta bu konuda yazılmış bir <a href="http://docs.google.com/gview?a=v&amp;pid=gmail&amp;attid=0.1&amp;thid=1239f33cda1b50b5&amp;mt=application%2Fpdf&amp;url=http%3A%2F%2Fmail.google.com%2Fmail%2F%3Fui%3D2%26ik%3Ded94444693%26view%3Datt%26th%3D1239f33cda1b50b5%26attid%3D0.1%26disp%3Dattd%26zw&amp;sig=AHBy-hZjPWD_43YiToAD6iccnUaESp6SxQ" target="_blank">tez</a> "Em aktif" solusyonu ile kimyasal temizleyicileri karşılaştırıyor. Sonuç geçici bir zafer yerine zehirsiz ve daha uzun soluklu bir başarıya işaret ediyor. </p>

<p>Hazırladığımız çöp turşumuzu Meyvelitepeye götürüp yeni sebze adalarında açtığımız yatay bir çukura gömüyor, üzerini 15-20 cm. toprakla örtüyoruz. Artık fermentasyon orada devam edecek ve çok geçmeden ziyafete koşan solucanların da yardımıyla çöp turşusu son derece verimli ve sağlıklı bir toprağa dönüşecek. Bu karışımı altı kesilerek biraz toprağa gömülmüş bir varil içinde, her  kullanımda üzerini toprakla örterek biriktirdikten sonra kompost kaplarındaki karışıma veya doğrudan toprağa eklemek de mümkün.</p>

<p>Dünyada Bukashi hayranları ve uygulayıcılarının fikir alışverişi yaptığı bir çok blog var. Bunlardan <a href="http://dirtbyamystewart.blogspot.com/2006/02/bokashi.html" target="_blank">birinde</a> şehir ortamında yaşayan ve saksılardan oluşan bahçeleri bulunan Japonların bukashi kovalarında biriktirdikleri atıkları nasıl kullandıkları anlatılıyordu. Boş ve mümkünse derin bir saksının dibine biraz toprak döşeniyor, çöp turşusu ilave edildikten sonra yaklaşık 10  cm. toprakla örtülüyor. Sonra da saksının üst yüzeyi hava geçirmez bir nylon veya streç filmle sıkıca kapatılıyor. Yaklaşık bir ay kadar bir süre sonunda toprak ekime hazır hale geliyor. Bazen ekilmiş bitkileri çıkarıp saksının dibine bu turşuyu ekleyip üzerini toprakla kapatarak çiçeklerini yeniden aynı saksıya diktikleri de oluyormuş. Hatta Japonya'da eskiden nesilden nesile aktarılan bukashi başlatıcıları tıpkı mayalar gibi saklanıp kullanılıyormuş. </p>

<br />Uzun lafın kısası aslında girişte anlattığım fantezi çevrenize şöyle bir baktığınızda göreceğiniz gibi uzak bir olasılıktan söz etmiyor. Her yerden kötü kokular yükselirken, topraklarımız zehirlerle canlılığını kaybederken, havamız solunamaz hale gelirken, küresel ısınma Demokles'in kılıcı gibi tepemizde tüm canlı türlerini tehdit ederken, genetiğiyle oynanmış ürünler çok muhtaç olduğumuz çeşitliliği yok ederken dünyamız bizi taraf olmaya, yardıma çağırıyor. Her <br />ne kadar çok daha karmaşık olsa bile, insanlar da bakteri toplumuna benziyor biraz. Farkımız beyinlerimiz, vicdanlarımız ve hepsinden önemlisi seçme şansımız. Her seçimimiz tarafımızı belirliyor, bazılarımız iyi, bazılarımız kötü, bazılarımız ise bilinçsiz taraftarlar. Şimdi asıl soru şu: Ya siz, siz kimsiniz?<xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/9a9QaTDC6hE" height="1" width="1" /></div></content>


    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/etkin-mikroorganizmalarla-yakin-iliskiler.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Organik Bahçe - Mutlu Sonuç -1</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/PZCBaZfnxj0/organik-bahce-mutlu-sonu%C3%A7-1.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/organik-bahce-mutlu-sonu%C3%A7-1.html" thr:count="19" thr:updated="2009-10-27T11:23:11+02:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec88330120a5d9e3da970b</id>
        <published>2009-10-12T00:39:05+03:00</published>
        <updated>2009-10-12T09:37:26+03:00</updated>
        <summary>Geçen yıl zeytinlerimizde Neemazal isimli bitkisel kökenli organik bir ilacı kullanmıştık. Karamürsel-Su çeşitinde %25, Samanlı çeşitinde de %5 zeytin sineği zararı vardı. Biraz canımız sıkılmış olmasına rağmen zehirsiz zeytin yemenin bir bedeli olarak kabullenmiştik. Bu ilacın euro bazında fiyatının fazlasıyla...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Organik Bahçe" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Zeytin" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="kaolin kili" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="organik tarım" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="organik zeytin" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="tagem" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="zeytin" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="zeytin sineği" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p>Geçen yıl zeytinlerimizde Neemazal isimli bitkisel kökenli organik bir ilacı kullanmıştık. Karamürsel-Su çeşitinde %25, Samanlı çeşitinde de %5 zeytin sineği zararı vardı. Biraz canımız sıkılmış olmasına rağmen zehirsiz zeytin yemenin bir bedeli olarak kabullenmiştik. </p><p>Bu ilacın euro bazında fiyatının fazlasıyla artması üzerine başka araştırmalara girişmiş, dünya ne yapıyor anlamaya çalışmıştık. Günler süren araştırmalar sonucunda bulgularımızı bir mantık süzgecinden geçirerek bu yılın zararlılarla mücade stratejisini
belirlemiş ve 5 Nisanda yazdığımız "<a href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/04/organik-bahce-nasil-yapmali-1.html" target="_blank">Nasıl Yapmalı - 1</a>" yazımızda ilan etmiştik.</p><p>Buna göre zeytinin iki ana zararlısından zeytin güvesine karşı içinde Bacillus Thuringiensis isimli bakteri bulunan organik biyolojik ilacı kullanmaya karar vermiştik. Bu bakteri, kelebek tırtıllarına karşı dünyadaki tüm organik tarım uygulamalarında kullanılıyor. Çevreye, yararlı böceklere, hayvanlara, arılara, insanlara bitkilere hiç bir zararı yok. Sadece kelebek tırtıllarının hastalanmasına yol açıyor.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5d9e769970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Zeytin_1" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5d9e769970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5d9e769970b-500wi" /></a> <br /></div><p> Zeytinde esas zararı yapan zeytin sineği için bulduğumuz silah bir hayli ilginçti. Zeytin sineğini bile öldürmeyen, canlı cansız hiç bir şeye olumsuz bir etkisi bulunmayan, porselenin hammaddesi, diş macunlarının dolgu maddesi olan kaolin kiliydi silahımız.</p><p>Kaolin kili su ile karıştırılıp ağaçlara atılınca ince bir film gibi yaprakları ve meyve tanelerini kaplıyor. Meyve sinekleri için fiziksel bir bariyer oluşturan bu film sayesinde sinekler meyvelerin kabuğunu delip yumurta bırakamıyor. Fiziksel bariyer dediysek öyle kalkan gibi bir şey değil bu film. Belli belirsiz çok ince ve gözenekli bir tabaka. Bitkilerin nefes almalarını, fotosentez yapmalarını engellemediği gibi, günlük fotosentez süresini uzatıyor. Bu sayede ağaçlar daha iyi gelişiyor, meyveler daha iri, daha lezzetli oluyor. Yapraklardaki güneş yanıklarını, meyve çatlamalarını da önlüyor.</p><p>Araştırmalara göre, kaolin kaplaması meyve sineklerinin hedeflerini bulmasını gizemli bir şekilde engelliyor, sinekleri şaşırtıyormuş.</p><p>Aslında kaolin kilinin faydaları saymakla bitmiyor. Biz bu yaz bahçemizde hepsini bir bir görüp denemiş olduk.</p><p>Kaolin kili, biyolojik ilaçlarla birlikte kullanılabiliyor. Hatta onların etki sürelerini uzatmak gibi bir özelliği de var. Bu sebeple güve tırtıllarına karşı kullandığımız Delfin isimli Bacillus Thuringiensis içeren ilacı da kaolin kili ile birlikte kullandık.</p><p>Nihayet merakla beklediğimiz sonuçları alıyoruz. Bu hafta sonu karamürsel-su çeşiti zeytinlerimizi toplamaya başladık. Dün 60 kilo kadar taneyi teker teker elden geçirdik. Bundan yarım kilo kadar zeytini ayırdık. Bu yarım kilonun da 8-10 tanesi zeytin sineği zararı, kalanı berelenme sonucu zarar idi. Kaba bir hesap yaparsak, 60 kilo karamürsel-su çeşiti zeytininde 7200 adet civarında zeytin olur. 10 adet zeytin sineği hasarlısı <strong>%0.13</strong> gibi bir oran eder ki bu muhteşem bir değer. Zararın bu kadar az olmasında mutlaka başka faktörler de rol oynamıştır. Fakat %70 hasarın görüldüğü çok yakındaki ilaçlanmayan ağaçları kontrol ağacı olarak kabul edersek %1'in çok altındaki bu değer çok net ve tartışmasız bir sonuç. Tabii ki mutlu bir sonuç.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5d9e799970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Zeytin_2" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5d9e799970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5d9e799970b-500wi" /></a> <br /></div><p> Şimdi gelelim diğer sorulara. Neemazal fiyatından rahatsız olmasaydık da bu araştırmayı yapmasaydık ne olacaktı? Oysa <a href="http://www.tagem.gov.tr/" target="_blank">Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü</a>nün (TAGEM), <a href="http://www.tagem.gov.tr/YAYINLAR/ZEYTIN/icindekiler.htm" target="_blank">Zeytin Bahçelerinde Entegre Mücadele Teknik Talimatı</a>nı defalarca kez okumuştuk. Orada kaolin kilinden hiç bahsedilmiyordu. O dökümanı hazırlayan değerli akademisyen ve uzmanlar bilmiyorlar mıydı acaba? Buna ihtimal vermek istemiyorum. Konusuyla ilgili bilimsel yayın takip etmemek gibi bir durum olurdu bu. Biliyorlardıysa neden kaolin kili kullanımı bu dökümanda hiç yer almıyordu? Aklıma gelene yine hiç ihtimal vermek istemiyorum. Belki Tagem veya bu değerli uzmanlarımız bu yazıyı haber alırlar ve bizlere tatmin edici bir açıklamada bulunurlar.</p><p>Yaz süresince <a href="http://www.orfeteknik.com.tr/" target="_blank">Orfe Teknik</a> ile defalarca haberleştik. <a href="http://www.orfeteknik.com.tr/surround.htm" target="_blank">Sunguard </a>markalı %95 saflıktaki kaolin kilinin ilgili organizasyonlarca tarımda kullanılan bir malzeme olarak dahi kabul edilmediği bilgisini hayretle almıştık. Oysa, yurt dışı akademik araştırmalarda ve organik tarım girdilerine sertifika veren kurumlarda kaolin kili yıllarca önce kabul görmüş, izin verilen, dahası meyve sineklerinin zararına karşı en ucuz ve en etkili yöntem olarak yerini bulmuş bir malzeme. Acaba biz onlardan çok mu ileriyiz, zehirsiz, ucuz ve etkili başka metodlarımız mı var diye düşünmeden edemiyor insan. Öyle ise niye bilmiyoruz bunları da akla gelen başka bir soru elbette.</p><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/PZCBaZfnxj0" height="1" width="1" /></div></content>


    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/organik-bahce-mutlu-sonu%C3%A7-1.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Doğa İçin Çal</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/mab6rf29eUk/doga-icin-cal.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/doga-icin-cal.html" thr:count="7" thr:updated="2009-11-13T11:28:17+02:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec88330120a5c6efbb970b</id>
        <published>2009-10-07T01:03:23+03:00</published>
        <updated>2009-10-07T17:00:32+03:00</updated>
        <summary>Tüm insanlığın gözleri önünde ve ne yazık ki yine insanlar tarafından her gün biraz daha yaşanmaz hale getiriliyor. Ekonomilerin, sistemlerin ve tabii ki bunları oluşturan insanlığın vaz geçemediklerinden dolayı, çok da uzak olmayan bir gelecekte aynı insanlık çocuklarından vaz geçmek...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Çevreci Konular" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="ağaçlar.net" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="doğa için çal" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><span style="text-decoration: underline;" /><a href="http://www.dogaicincal.com/" onclick="window.open(this.href,'_blank','scrollbars=no,resizable=yes,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0'); return false" style="float: left;"><img alt="Doğa için çal" border="0" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5c70d10970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5c70d10970b-800wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" title="Doğa için çal" /></a> Tüm insanlığın gözleri önünde ve ne yazık ki yine insanlar tarafından her gün biraz daha yaşanmaz hale getiriliyor. <br /><p>Ekonomilerin, sistemlerin ve tabii ki bunları oluşturan insanlığın vaz geçemediklerinden dolayı, çok da uzak olmayan bir gelecekte aynı insanlık çocuklarından vaz geçmek zorunda kalacak; hem de bu kez hiç bir ayrım olmadan.</p><p>Duymak zamanı geldi de geçiyor. Artık herkesin, başta kendi yaşamında olmak üzere yapması ve değiştirmesi gerekenler var.</p><p>"<a href="http://www.dogaicincal.com/" target="_blank">Doğa İçin Çal</a>", hala duymayanlara sesleniyor! </p><p /><p> </p><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/mab6rf29eUk" height="1" width="1" /></div></content>


    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/doga-icin-cal.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Goji Berry Yetiştiriyoruz</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/NMWw9ZbH4yY/goji-berry-yetistiriyoruz.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/goji-berry-yetistiriyoruz.html" thr:count="8" thr:updated="2009-10-22T20:32:25+03:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec88330120a5c33415970b</id>
        <published>2009-10-06T12:03:23+03:00</published>
        <updated>2009-10-06T14:28:12+03:00</updated>
        <summary>Geçen yıl goji berry diye bir meyvenin varlığından haberdar olunca bahçemizde nasıl yetiştiririz diye epey araştırma yapmıştık. Goji berry meyvesi hakkında binlerce yazı bulduk fakat yetiştiriciliği hakkında pek bilgi yok. Meyve hakkında yazılanların da çoğunluğu ya satıcı, dağıtıcı şirketlerin biraz...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Ağaçlar" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Hasat" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Organik Bahçe" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="goji berry" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="goji fidanı" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="goji tohumu" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="goji yetiştirme" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="meyvelitepe" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p>Geçen yıl goji berry diye bir meyvenin varlığından haberdar olunca bahçemizde nasıl yetiştiririz diye epey araştırma yapmıştık. Goji berry meyvesi hakkında binlerce yazı bulduk fakat yetiştiriciliği hakkında pek bilgi yok. Meyve hakkında yazılanların da çoğunluğu ya satıcı, dağıtıcı şirketlerin biraz abartılı yazıları, ya da bunları kaynak alan magazinleştirilmiş yazılar. Bunları eleyerek bulabildiğimiz ciddi kaynaklardan derlediklerimizi bir önceki yazımızda özet olarak yazmaya çalıştık.</p><p>Goji berry anavatanı Tibet, Moğolistan bölgesi olduğu için çok düşük sıcaklıklara bile dayanıklı. Kışın yapraklarını döken, çalı formunda uzun ömürlü bir ağaççık. Tohumdan ve çelikten üretilebiliyor. Toprak konusunda çok seçici değil. Hafif killi, milli, drenajlı toprakta iyi gelişiyor.</p><p>Ortada çelik olmadığı için barbarum çeşitinden biraz tohum ektik. Kış sonu yapacağımız budama ile bol çeliğimiz olacak. Onlardan da köklendirmeyi deneyeceğiz. Tohum ekmek için en iyi zaman Nisan ayı. Sera gibi bir yerde kolayca çimlenen tohumlar ilk bir-iki ay çok cılız oluyor. Ayakta kalabilenler kendini kurtarıp yaşıyor. Bu dönem gojiler için oldukça kritik. Büyümek ve güçlenmek için güneş ışıklarına çok ihtiyaç duyuyor. Fakat gereğinden fazla direk güneş ışığına maruz kalırsa hemen kavruluveriyor. </p><p>İyi bakılırsa Nisanda çimlendirilen tohumlar yavaş bir büyüme hızıyla Haziranda 15-20 santim boyuna gelebiliyorlar. Fakat gövdeleri hala çok cılız ve kendi başına ayakta duramayacak şekilde oluyor. Haziran sonundan itibaren fidelerin büyüme hızı da artıyor. </p><p>Biz boyları 20 santim olan fideleri Haziranda saksılara almış, Temmuz başında da seradan çıkarıp günde 5-6 saat güneşlenen, özellikle de sabah güneşini alan ama sert öğle güneşinden korunaklı bir yere koymuştuk. Bir kaç sulamada da EM (Etkin Mikroorganizma) kullanmıştık. Bu durumdaki gojiler birden atak yaparak inanılmaz gelişti. Boyları 50-70 santime ulaştı, yanlardan dallar çıkardı, diplerinden yeni sürgünler verdi.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a619701f970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Goji_3" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a619701f970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a619701f970c-500wi" /></a> <br /></div><p> Ağustos ayında bazı fidanlarda çiçek gördüğümüzde ise çok şaşırdık. Çünkü goji bitkilerinin, ekildikleri yıldan bir sonraki yıl çiçeklendiklerini ama meyve bağlamadıklarını, bir sonraki yıl ise tek tük meyve bağladıklarını biliyoruz. Bu sebeple tohumdan ekildikten üç dört ay sonra çiçek görmek hoş bir sürpriz oldu.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a61973ca970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Goji_6" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a61973ca970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a61973ca970c-500wi" /></a> <br /></div><p> Bu saksıları kontrol ettiğimizde ise biraz daha şaşırdık, çünkü bitkilerin kökleri saksının deliklerinden birer, ikişer karış aşağıya inmişti. Bitkilerdeki bu mükemmel gelişimin sebebini EM'ye bağladık. Fakat bir yandan da endişelendik. Kışa kadar toprağa iyice kaynayan kökleri sökmek problem olacaktı. Bu yüzden bir karar vererek Ağustos ayında bu duruma gelmiş 25 adet saksıyı zamansız olarak kalıcı yerlerine diktik. </p><p>Hem zamansız olması hem de saksıları alırken toprağa kaynamış köklere çok zarar verdiğimiz için bu yıldan umutlu değildik. Bitkilerin yaşaması bile bizim için önemli olacaktı. Her ihtimale karşı yine bolca EM'li suyla suladık. İlk bir-iki hafta bitkiler toparlanmaya çalıştılar. Devamında, buldukları bol toprak ve yine EM sayesinde gelişmeye devam ettiler ve tekrar çiçeklendiler. Yine de bu yıl meyve görmeyi beklemiyorduk.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5c33815970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Goji_2" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5c33815970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5c33815970b-500wi" /></a> <br /></div><p> Sonra bir sabah gojilerin üzerinde henüz kızarmamış yeşil meyveleri görmek bu yılın en hoş sürprizlerinden biri oldu bizim için. Önce bir fidan, sonra bir diğeri, sonra da diğerleri meyve bağlamaya başladı. Meyveler önce pembe, sonra kıpkırmızı oldular. Merakla, ellerimiz titreye titreye bir kaç tane koparıp tadına baktık. Çok tatlı, sulu, değişik hoş bir aroması olan küçücük meyveler. İlerleyen haftalarda bitkiler sürekli olarak yeni çiçek açıp meyve bağladılar. Yeni meyveler biraz daha iri olmaya başladı. </p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5c33856970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Goji_4" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5c33856970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5c33856970b-500wi" /></a> <br /></div><p> Şimdilerde gojilerimiz sürekli meyve verir durumda. Bir kaç günde bir topluyoruz. Bir-iki avuç. Olsun, ne gam. Biz iki yıl sonra meyve görmeyi umud ediyorduk. Onlar bize iğne ucu kadar tohumlarını ektikten 4.5 ay sonra meyvelerini verdiler. başka ne isteriz?</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a6197107970c-popup" onclick="window.open(this.href,'_blank','scrollbars=no,resizable=yes,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0'); return false" style="display: inline;"><img alt="Goji_5" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a6197107970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a6197107970c-500wi" title="Goji_5" /></a> <br /></div><p> Dikilme büyüklüğüne gelen 20-25 kadar saksıdaki fidanımızı da beklemeden yerlerine dikeceğiz. Saksılardaki diğer 50 fidanı da baharda inşallah. </p><p>Önümüzdeki bahar kendi tohumlarımızdan yeni fidanlar yapacağız. Kendi yetiştirdiğimiz meyvelerden aldığımız tohumlarının dışarıdan gelenlere göre hep daha iyi sonuç verdiğini tecrübe etmiştik. Ayrıca çelikleri köklendirmeye çalışacağız. Goji berry çok güzel bir meyve. Üretim bollaşsa bile çok nazik olan taze meyvelerin pazara çıkması küçük bir ihtimal. Herkesin bahçesinde üçer beşer goji olması, buradan herkesin kendi taze meyvelerini tüketmeleri çok hoş olurdu. </p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a619713f970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="P_Mantis" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a619713f970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a619713f970c-500wi" /></a> <br /></div><p> Bir gün bahçenizde goji yetiştirirseniz hiç bir şekilde zehirli ilaç kullanmamaya özen göstermelisiniz. Amacımız kendimizi, çocularımızı zehirlemek değil, onlara doğanın sunduğu zenginlikleri vermek olmalı. Bitkilerinizde resimdeki gibi birer koruyucunuz olursa zaten hiç bir ilaca da gereksiniminiz olmaz.</p><p /><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/NMWw9ZbH4yY" height="1" width="1" /></div></content>


    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/goji-berry-yetistiriyoruz.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Mutluluk Yemişi "Goji Berry" </title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/KYG6xoxlT_k/goji-berry.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/goji-berry.html" thr:count="9" thr:updated="2009-10-22T19:56:25+03:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec88330120a5c50dc9970c</id>
        <published>2009-10-05T14:11:45+03:00</published>
        <updated>2009-10-05T23:05:49+03:00</updated>
        <summary>Geleneksel Tibet ve Çin tıbbında çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan bitkinin asıl olarak meyvelerinden elde edilen özü tıbbi amaçlarla kullanılmakta.</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Ağaçlar" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Hasat" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Organik Bahçe" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="Goji berry" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="kurt üzümü" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="lycium" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="yemiş" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="şifalı bitki" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a61456ad970c-pi" style="float: left;"><img alt="Goji-berries" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a61456ad970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a61456ad970c-120wi" style="margin: 0px 5px 5px 0px;" /></a> Yine Meyvelitepe'de geçirdiğimiz akşamlardan birinde komşularımız ziyaretimize geldi. Domates ve taze fasulye konservesi dolu mutfağımızda konuklarımıza ne ikram edeceğimi düşünürken buldum kendimi. Öyle ezbere, acele bir kek döktürebilsem, ne mümkün. Ezberimde bir kek tarifi yok birincisi, eldeki malzemelerle olsa olsa domatesli ya da fasulyeli kek olur ikincisi. Derken aklıma buzlukta bekleyen acil durum börekleri geldi, dondurularak saklanabilen bu börekler 15-20 dakikada tuzlu ikram sorunumu çözer çözmesine, lakin ya tatlı? O esnada gözüme tezgahın üzerinde bir kase içinde pırıl pırıl parlayan,kıpkırmızı goji yemişleri ilişti. </p><p>Sonuç,böreklerin yanında birer avuç goji. İki konuğumuz önce ilk defa tadına bakacakları bu meyvenin minik, acı kırmızı biberler olduğunu düşündüler, dile getirmedikleri düşüncelerini ise tahmin etmek pek zor değil sanırım. Neyse ki, Tibet'te 2500 yıldır tüketilen bu yemişe dair "bir avuç goji yemişi yiyen o günü mutlu geçirir, her gün yiyen ise hep mutlu olur ve her daim gülümsemeden duramaz" söyleminin doğruluğu kanıtlandı, konuklarımızla neşe içinde sohbet ettiğimiz güzel bir akşam geçirdik.</p>Güveyfeneri ile aynı aileden (Solanaceae/Patlıcangiller) olması sebebiyle uzaktan akraba sayılan; ılıman veya subtropik iklimlerde yetişen, ağacı her dem yeşil, genellikle
dikenli, çalı formunda olan yemişlerden  ikisi "<em>Lycium chinense</em>" ve "<em>Lycium barbarum</em>" yetiştiği yerlerde şifa amacıyla halk arasında yaygın olarak kullanılıyor.Ticari ortamda Tibetliler ve Çinliler arasında büyük bir çekişmeye neden olan "goji berry," ne ilginçtir ki, ait olduğu türü belirten "Lycium" adını Güney Anadolu'daki antik bölgelerden biri olan "Likya"dan almış. Şimdilik ülkemizde kurt üzümü (<em>wolfberry</em>) olarak da anılan meyve, bakarsınız zamanla "Likya yemişi" olur çıkar.<br /><p style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5bdb1fa970b-pi" style="display: inline;"><img alt="Goji_1" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5bdb1fa970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5bdb1fa970b-500wi" /></a></p><p style="text-align: left;">Kurt üzümlerinin ana vatanı (lycium chinense) kuzey batı Çin, Pekin yakınları ve meyveleri küçük turuncumsu açık kırmızı renkte ve çok çekirdekli. Bu çeşit tek başına tüketilemeyecek kadar ekşi olduğundan sıklıkla yemeklere ilave edilir. Öte yandan, goji yemişinin (lycium barbarum) anavatanı ise Tibet ve Moğolistan'ın iç bölgeleri. Yararları saymakla bitmeyen ve "süper" yemişler grubunda yer aldığı için çok fazla talep gören bu meyve, Tibet ve Çin'in bazı bölgelerinde ticari olarak üretilmektedir. Ancak siyasi anlaşmazlıklarını bu alana da taşıyan her iki ülke orijinal goji yemişinin sadece kendi ülkelerinde üretildiğini iddia ediyor. Üstelik bu kakafoniye, yemişleri batı ülkelerinde pazarlayan kişi ve kuruluşlar da katılınca Google'da yapılan bir "goji berry" araması bugün itibarıyla 842.000 sonuç vermektedir. </p><p>Çok sayıda sonuçtan güvenilir olduğunu düşündüğümüz bilgilere göre, bu yemişler Himalaya vadisinde yüzyıllardan beri yetişiyor. Goji yemişleri çok hassas olduklarından elle toplanmıyor, dalları duttan biraz daha nazikçe sallanarak dökülmeleri sağlanıyor. Meyvenin tazesi sadece yetiştirildiği bölgelerde tüketilebiliyor, genellikle meyve suyu ya da kurutulmuş olarak pazarlanıyor. Çin'de yetişen meyvelerin aşırı dozda pestisit (zirai zehir) içerdiği iddialar arasında.</p><p style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5bdb349970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Goji_cicek" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5bdb349970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5bdb349970b-500wi" /></a></p><p>Geleneksel Tibet ve Çin tıbbında çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan bitkinin asıl olarak meyvelerinden elde edilen özü (ekstresi) tıbbi amaçlarla kullanılmakta olup, bazen yaprakları da besin olarak tüketilmektedir. Çeşitli kültürlerde gojinin, iltihaplar, ciltteki tahrişler, burun kanamaları, ağrı ve sancı tedavileri dışında yatıştırıcı olarak da kullanıldığı ortaya çıkarılmıştır. Çin'de diğer bazı bitkilerle birarada kullanılmak kaydıyla goji yemişi görme bozuklukları, kansızlık ve öksürük tedavisi için de en sık başvurulan meyvelerden biridir. Gojiden laboratuvar ortamında ayrıştırılan polisakkaritin (kompleks şekerler) anti-kanserojen etkileri olduğu tesbit edilmiştir. Ayrıca henüz sadece fareler üzerinde yapılan bir deneyde gojinin radyasyon tedavisi sırasında tümörlerin yok edilmesini kolaylaştırdığı da saptanmıştır.</p><p> Yurt dışında goji yemişi pazarlamacıları,ülkemizde ise bazı basın organları bu meyvenin cinsel gücü artırdığını önemle vurguluyor, kansere dahi çare olabildiğini belirtiyorlar. Bunlar henüz bilimsel olarak kanıtlanmamış iddialar, kesin olan gerçeklere göre ise bir avuç goji yemişi C vitamini bakımından portakalı, beta karoten bakımından havucu, demir zenginliği bakımından ise bifteği geçerek ipi önde göğüslüyor. Ayrıca B vitaminleri ve antioksidanlar bakımından da zengin olan meyve bağışıklık sisteminin en önemli yardımcılarından biri olan polisakkaritleri bol miktarda içeriyor. 18 çeşit amino asite ilaveten bol bol potasyumu da bünyesinde barındıran gojinin bu sayede kalbi, cildi ve bağışıklık sistemini koruduğu iddia ediliyor. Antioksidan seviyesini ifade eden <a href="http://oracvalues.com/goji-berries" target="_blank">ORAC </a>değerine bakıldığında 100 gr goji için 25.000 gibi bir rakam görülüyor. Eğer bu değer bilimsel olarak kanıtlanırsa, yaşlanmayı geciktirmek için bol bol goji tüketmeyi düşünenlere günde bir avuç yemişin (10-30 gr.) yeterli olacağını belirtmekte yarar var. Tıp yetkilileri tarafından "Warfarin (coumadin)" kullanan kişilerin aynı zamanda goji tüketmesinin tehlikeli kanamalara yol açtığına önemle dikkat çekiliyor.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a61458b7970c-pi" style="display: inline;"><img alt="Bir_avuc_goji" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a61458b7970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a61458b7970c-500wi" /></a> <br /></div><p> Doktor Mehmet Öz'ün Amerika'da ünlü bir televizyon programında goji yemişlerini önerdiği, bir çok tanınmış basketbolcunun goji meyve suyunun enerji veren etkilerinden yararlandığı söyleniyor. Suda yavaş yavaş eriyen yemişler gündelik içme suyuna lezzet ve şifa katabiliyor. Yapraklarından da, meyvelerinden de çay yapılabiliyor. Yemişle ilgili ulaşılabilir bilimsel kaynaklarda yer alan araştırmaların hemen hepsi Çin'li bilim adamları tarafından yapılmış. Örneğin <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15519360?dopt=abstractplus" target="_blank">Wuhan </a>Üniversitesinde diyabetli tavşanlar üzerinde test edilen goji ekstresinin iyi kolesterolü yükseltip kan şekeri seviyesini düşürdüğü belirlenmiş. XingJiang Ziraat Üniversitesindeki bir araştırmada ise yaşlı fareler üzerinde goji ile C vitamininin antioksidan etkileri karşılaştırıldığında gojinin yaşlanma geciktirici etkisinin ortaya çıktığı iddia ediliyor.  </p><p>2008 yılında Kaliforniya Üniversitesi öğretim görevlilerinden birinin de katıldığı ve Çin dışında yapılan ilk <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18447631" target="_blank">araştırmada</a> iki grup oluşturulmuş. Birinci grubun üyelerine 15 gün boyunca  her gün 120 ml goji suyu, ikinci gruba ise "plasebo" yani hiç bir etkisi olmayan bir mayi verilmiş. Sonuçta goji alan grup üyelerinde yükselen enerji düzeyi, artan uyku kalitesi ve konsantrasyon, uyanma kolaylığı, zihinsel faaliyetlerde keskinleşme, sakinlik ve mutluluk hali gözlenirken, diğer grupta sadece mide ekşimesi ve mutluluk görülmüş.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5bdb4aa970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Goji_bahcesi" class="asset asset-image at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5bdb4aa970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5bdb4aa970b-500wi" /></a> <br /></div><p> Her gün bir avuç goji yiyebilirsek ne olur bilemem, ancak şimdilik bahçemizdeki gojilerin kıpkırmızı yemişlerle bezenmesi bile bizi çok mutlu etmeye yetiyor. Ağzıma attığım bu pek tatlı yemişi dilimin üzerinde şeker gibi eritirken, gözlerimi kapatıyor ve kendimi Himalaya eteklerinde hayal ediyorum. Gözlerimi açtığımda ise Meyvelitepedeyim. Arayıp da "Neredesiniz?" diye soranlara "Kaf Dağındayız" diyorum, kendi masal ülkemizde. Anladım ki masallarda anlatılan o dağ ulaşılmaz değilmiş, herkesin bir Kaf Dağı varmış ve nerede olduğunu da yalnızca kişinin kendisi bilebilir, yalnızca kendisi bulabilirmiş. </p><br />"<em>İnsan yalnız yüreği ile doğruyu görebilir. Asıl görülmesi gerekeni gözler göremez." <span style="font-size: 12px;">Küçük Prens, Antoine de Saint-Exupéry</span></em><br /><br /><p><span style="font-size: 10px;">Kaynaklar:</span></p><span style="font-size: 11px; font-family: Arial;"><span style="font-size: 10px;"><a href="http://www.pfaf.org/database/plants.php?Lycium+barbarum" target="_blank">http://www.pfaf.org/database/plants.php?Lycium+barbarum</a></span></span><br /><a href="http://recipes.howstuffworks.com/goji-berry7.htm" target="_blank">http://recipes.howstuffworks.com/goji-berry7.htm</a><br /><span style="font-size: 11px; font-family: Arial;"><a href="http://recipes.howstuffworks.com/goji-berry7.htm" target="_blank">http://chetday.com/gojijuice.htm</a>       </span><br /><a href="http://tanaduk.com" target="_blank">http://tanaduk.com</a><br /><span style="font-size: 11px; font-family: Arial;"> </span><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/KYG6xoxlT_k" height="1" width="1" /></div></content>


    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/10/goji-berry.html</feedburner:origLink></entry>
    <entry>
        <title>Organik Bahçe - Nasıl Yapmalı - 4</title>
        <link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/typepad/Mtmp/~3/tA6umWws1XM/organik-bahce-nasil-yapmai%C4%B1-4.html" />
        <link rel="replies" type="text/html" href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/09/organik-bahce-nasil-yapmai%C4%B1-4.html" thr:count="24" thr:updated="2009-10-19T09:30:16+03:00" />
        <id>tag:typepad.com,2003:post-6a00e54f8ae9ec88330120a59712c0970b</id>
        <published>2009-09-25T02:35:53+03:00</published>
        <updated>2009-09-25T02:39:09+03:00</updated>
        <summary>"Nasıl Yapmalı - 1" yazısını 5 Nisanda yazmışım. O yazı özellikle zararlılarla mücadele yöntemleri hakkında bir strateji geliştirme ile ilgiliydi. Takip eden günlerde "Sebze Adaları" adını verdiğimiz tekniği planlayarak uyguladık. Yükseltilmiş yastıklar, kardeş bitkiler, zararlılarla doğal mücadele, kaolin kili, kadife...</summary>
        <author>
            <name>Meyvelitepe</name>
        </author>
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Hasat" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Organik Bahçe" />
        <category scheme="http://www.sixapart.com/ns/types#category" term="Sebze Adaları" />
        
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="kaolin kili" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="kardeş bitkiler" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="organik bahçe" />
        <category scheme="http://sixapart.com/ns/types#tag" term="Sebze adaları" />
        
<content type="xhtml" xml:lang="en-US" xml:base="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/"><div xmlns="http://www.w3.org/1999/xhtml"><p>"<a href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/04/organik-bahce-nasil-yapmali-1.html" target="_blank">Nasıl Yapmalı - 1</a>" yazısını 5 Nisanda yazmışım. O yazı özellikle zararlılarla mücadele yöntemleri hakkında bir strateji geliştirme ile ilgiliydi. Takip eden günlerde "Sebze Adaları" adını verdiğimiz tekniği planlayarak uyguladık. Yükseltilmiş yastıklar, kardeş bitkiler, zararlılarla doğal mücadele, kaolin kili, kadife çiçekleri, fesleğenler vs. hepsi başlangıçta birer birer düşünceden ibaretti.</p><p>Bugün 24 Eylül. Beş ayı aşkın bir zaman ve iki mevsim geçmiş. Hayal ettiklerimizi gücümüz yettiğince uygulamaya çalıştık.</p><p /><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5edb850970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Zeytin" class="at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5edb850970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5edb850970c-500wi" /></a></div><p class="asset asset-image">
</p><p> Zeytinlerde temel zararlı mücadele aracımız kaolin kiliydi. Bu yaz bir kaç kez çok sert yağmur olduğu için toplam 3-4 kez uygulama yapmak durumunda kaldık. Zeytinlerin toplanma zamanına hala 1, 1.5 ay var. Şu ana kadar durum çok iyi. Devamlı yaptığım kontrollerde ne güve ne de zeytin sineği hasarı saptayamadım. Kalan zamanda bir sürpriz ile karşılaşmazsak bu yılı Kaolin kilinin zaferiyle kapatacağız inşallah. Şimdiden büyük konuşmak istemiyorum fakat, umuyorum ki zeytinleri topladığımız gün yazacağım yazı çok çarpıcı olacak.</p><p>Sebzelerden "Sebze Adaları" dizisinde epeyce söz ettik. Temmuz başında verime geçen adalar çok ilginç bir deneyimdi. Bu yazının sonunda bazı çarpıcı rakamlar vereceğim. Ama önce bugünkü durumdan biraz söz edeyim.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5973fa8970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Pembe" class="at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5973fa8970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5973fa8970b-500wi" /></a></div><p /><p class="asset asset-image">
</p><p> Pembe domatesler hala verimdeler. Zaten tek bir adada 6 kök diktiğimiz pembelerin bugünkü durumu resimdeki gibi. Bugün yine beş kilo kadar topladım. Daha kızarmayı bekleyen epey domates var.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a59741c0970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Domatesler" class="at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a59741c0970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a59741c0970b-500wi" /></a></div><p /><p class="asset asset-image">
</p><p> Başka bir adadaki domateslerin bugünkü durumu.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5edf59b970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Fasulye" class="at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5edf59b970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5edf59b970c-500wi" /></a></div><p /><p class="asset asset-image">
</p> Fasulye adasındakiler tam verime geçtiler. Fideleri yenilemiştik. İki önceki yazıda EM (Etkin Mikroorganizma) etkisini anlatırken söz ettiğimiz ada. Salkım saçak fasulyeleri kafeslerden topluyoruz.<div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5974553970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Patlıcan" class="at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5974553970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5974553970b-500wi" /></a></div><p /><p class="asset asset-image">
</p> Patlıcanlar dört adada üçer kök olarak dikili. Elbette yanlarında fasulyeler, domatesler ve biberler de var. Bayram arifesinde Cumartesi günü bu toplam 12 kök patlıcandan 20 kilo topladık, ki bu kaçıncı 20 kilo toplayışımız hatırlamıyorum. Bitkilerin boyları 160-180 cm arasında. Yaz ortasında yanlarına sırık niyetine diktiğim bambular kısa kaldı.<p>Bayram çok hoştu. Sabah ziyaretimize ilk gelene bir poşet patlıcan hediye ettikten sonra eşim irice kese kağıtlarına patlıcanları doldurdu. Gittiğimiz her ziyarette birer kese kağıdı bıraktık, öylece tüketebildik. Böylece "bayram patlıcanı" diye yeni bir deyimimiz daha oldu.</p><p>Üzerinden topu topu 5 gün geçti. Bitkilerin üzeri yine dolu. Toplasam 5-6 kilo çıkar. Sadece 4-5 tane, günlük ihtiyaç kadar topladım bugün.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5974e26970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Pancar_1" class="at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5974e26970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5974e26970b-500wi" /></a></div><p>Sebze adalarının dışında, baharat bahçesinde bir adaya kırmızı pancarlar (Bull's Blood) ekmiştik. </p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5ee00a6970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Pancar_2" class="at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5ee00a6970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5ee00a6970c-500wi" /></a></div><p>Bunlar çiğ yenebilen türden. Rendeleyip zeytinyağı, limon ve tuz sosuyla enfes oluyor.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5ee01d7970c-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Hasat" class="at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5ee01d7970c " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5ee01d7970c-500wi" /></a></div><p /><p class="asset asset-image">
</p><p> Bunlar da bugün akşamüstü hasatında sepete sığdırabildiklerim.</p><p>Sebze adaları deneyimizde bu yaz, bugüne kadar topladığımız ürünlerin detay hesabını tutmadık. Fakat çok kaba bir hesapla, artı eksi yüz kilo sapmayla bir ton civarında olduğunu söyleyebiliriz.</p><p>Topu topu 9 tane sebze adamız var. Bunların her biri 1.20 x 2 metre ebadında. Yani her biri 2.4 metrekare. Böylece toplam alan 21.6 metrekare eder. Bu kadarcık bir alanda bir ton ürün. Ortalama metrekarede 40 kilodan fazla ürün almışız. Hala da devam ediyor. Bu rakamların çarpıcı olduğunu düşünüyorum. Kaolin kilinden sonra bu yıl bizi en çok sevindiren, tatmin eden deney oldu.</p><p>Sebze adalarının sırrı, adaların içindeki yüzde yüz organik malzemeden oluşan yönetilebilir toprak karışımı, mikroorganizma dengesi, ve tabii ki "kardeş bitkiler". </p><p>Adalara diktiğimiz bitkileri geleneksel usulle ayrı ayrı dikmiş olsaydık ne olurdu? Dört adadaki 24 kök domates için ne kadar yer ihtiyacımız olurdu? Yine dört adadaki 12 patlıcan için ne kadar yer gerekirdi? 24 kök fasulye için ne kadar? Ya, 20-30 kök kadar biber için? Salatalıklar, ayçiçekleri, kadifeler ve fesleğenleri saymıyorum bile. Yanıt, yüzlerce metrekare toprak işlemeye ihtiyaç olacaktı. Biz bunların hepsini net 21.6 metrekareye sığdırdık. Bu bitkiler biribirlerine engel olmadı. Aksine bir şekilde biribirlerini desteklediler. Hepsi geleneksel dikime göre 2-3 misli daha fazla büyüdü, daha fazla, ve dikkat edin daha uzun süre ürün verdi. </p><p>Yüzlerce metrekare yerine 21 metrekare ile uğraşmak, üstelik de çapalama yok. ot alma yok, karışıma ilk ilave edilen çiftlik gübresi ve kompost dışında gübreleme yok, sulama ise sadece 21 metrekare.</p><p>Sonuç, organik karışımlarla doldurulmuş yükseltilmiş yastıklar, kardeş bitkiler, kompost, etkin mikroorganizmalar, kadife çiçekleri ve fesleğenler hepsi bir arada ve gayet tatmin edici. Zehir yok, kimyasal bir şeye ihtiyaç yok. Zararlı zararı da yok. Güçlü bitkiler zaten bir çok hastalıkla kendi bağışıklık sistemleriyle baş edebiliyor.</p><p>Bu bir deneydi. Küçük bir deney diyelim yine. Gelecek yılın deneyini şimdiden hazırlamaya başladık. Mevsim sonunda bu adaları söküyoruz. Bahçenin başka bir bölümünde, her biri 4 metrekare olan 20 ada yapmayı planladık. Bunlar kalıcı olacak. Tekniği biraz daha geliştireceğiz. İlerleyen günlerde yayınlamaya çalışacağız.</p><div style="text-align: center;"><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5976717970b-popup" onclick="window.open( this.href, '_blank', 'width=640,height=480,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0' ); return false" style="display: inline;"><img alt="Goji" class="at-xid-6a00e54f8ae9ec88330120a5976717970b " src="http://meyvelitepe.typepad.com/.a/6a00e54f8ae9ec88330120a5976717970b-500wi" /></a></div><p /><p class="asset asset-image">
</p><p> "Her gün bir avuç goji iyi gelir". Goji değil miydi? Başka bir şey miydi? Meyvelitepede goji. Şimdilik günde bir avuç. Gelecek yıl inşallah günde birkaç kilo.</p><p>Sessiz sedasız bir goji bahçemiz oluşuyor. Bunun için ayrıca bir yazı yazacağız ama şu kadarını söyliyeyim. Nisan ayında ektiğimiz tohumlardan Ağustos sonundan itibaren taze goji meyvası yemeye başladık. Kurusunu çok sevmiştik. Fakat tazesi gerçekten çok güzel bir meyve. Yazdığım gibi, bu yıl ve şimdilik günde bir avuç.</p><xhtml:img xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" src="http://feeds.feedburner.com/~r/typepad/Mtmp/~4/tA6umWws1XM" height="1" width="1" /></div></content>


    <feedburner:origLink>http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/09/organik-bahce-nasil-yapmai%C4%B1-4.html</feedburner:origLink></entry>
 
</feed><!-- ph=1 --><!-- nhm:dynamic-ssi -->
