<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" version="2.0">

<channel>
	<title>umut.isbilir - gevezeliğimin işe yaradığı tek yer</title>
	
	<link>http://www.isbilir.net</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Sun, 09 May 2010 18:01:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=1671</generator>
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/umutisbilir" /><feedburner:info xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" uri="umutisbilir" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><item>
		<title>bluebird</title>
		<link>http://www.isbilir.net/2010/05/09/bluebird/</link>
		<comments>http://www.isbilir.net/2010/05/09/bluebird/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 May 2010 17:48:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umut diye biri</dc:creator>
				<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[bluebird]]></category>
		<category><![CDATA[bukowski]]></category>
		<category><![CDATA[mavi kuş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isbilir.net/?p=141</guid>
		<description><![CDATA[bu şiire mutlaka bu sayfada yer vermem gerekirdi; there&#8217;s a bluebird in my heart that wants to get out but i&#8217;m too tough for him, i say, stay in there, i&#8217;m not going to let anybody see you. there&#8217;s a bluebird in my heart that wants to get out but i pur whiskey on him [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>bu şiire mutlaka bu sayfada yer vermem gerekirdi;</em></strong></p>
<p>there&#8217;s a bluebird in my heart that<br />
wants to get out<br />
but i&#8217;m too  tough for him,<br />
i say, stay in there, i&#8217;m not going<br />
to let anybody  see<br />
you.</p>
<p>there&#8217;s a bluebird in my heart that<br />
wants to get  out<br />
but i pur whiskey on him and inhale<br />
cigarette smoke<br />
and the  whores and the bartenders<br />
and the grocery clerks<br />
never know that<br />
he&#8217;s<br />
in  there.</p>
<p>there&#8217;s a bluebird in my heart that<br />
wants to get out<br />
but  i&#8217;m too tough for him,<br />
i say,<br />
stay down, do you want to mess<br />
me  up?<br />
you want to screw up the<br />
works?<br />
you want to blow my book  sales in<br />
europe?</p>
<p>there&#8217;s a bluebird in my heart that<br />
wants  to get out<br />
but i&#8217;m too clever, i only let him out<br />
at night  sometimes<br />
when everybody&#8217;s asleep.<br />
i say, i know that you&#8217;re  there,<br />
so don&#8217;t be<br />
sad.<br />
then i put him back,<br />
but he&#8217;s  singing a little<br />
in there, i haven&#8217;t quite let him<br />
die<br />
and we  sleep together like<br />
that<br />
with our<br />
secret pact<br />
and it&#8217;s nice  enough to<br />
make a man<br />
weep, but i don&#8217;t<br />
weep, do<br />
you?</p>
<p><strong>c.b<br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isbilir.net/2010/05/09/bluebird/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Etik Bloggerlık</title>
		<link>http://www.isbilir.net/2010/03/01/etik-bloggerlik/</link>
		<comments>http://www.isbilir.net/2010/03/01/etik-bloggerlik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 18:01:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umut diye biri</dc:creator>
				<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[safsata]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[blogger]]></category>
		<category><![CDATA[etik]]></category>
		<category><![CDATA[marka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isbilir.net/?p=122</guid>
		<description><![CDATA[İnternette nitelikli ve kayda değer içerik geliştiren temel kullanıcılar artık tamamiyle bloggerlar oldu. Onların yaptıkları, takip ettikleri, tükettikleri diğer okuyucu kitle tarafından inanılmaz bir bağlılıkla takip ediliyor ve benimseniyor. Yazılan her şey ne kadar gerçek, ne kadar samimi? İşte ben de bu yazıda bunu sorgulayacağım. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki artık blog ve bloggerlığın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternette nitelikli ve kayda değer içerik geliştiren temel kullanıcılar artık tamamiyle bloggerlar oldu. Onların yaptıkları, takip ettikleri, tükettikleri diğer okuyucu kitle tarafından inanılmaz bir bağlılıkla takip ediliyor ve benimseniyor. Yazılan her şey ne kadar gerçek, ne kadar samimi? İşte ben de bu yazıda bunu sorgulayacağım.</p>
<p>Siz de çok iyi biliyorsunuz ki artık blog ve bloggerlığın tanımı yapacak kullanıcı kalmadı. Artık internette vakit geçiren herkes o ya da bu sebeple blogların ne olduğunu çok iyi biliyor. Genel hatlarıyla ilgi duyulan hobi ve aktivitelere, görsel sanatlara, akşam ne yemeği yapsamlara hitap eden bu bloggerlar güncel olay ve markalarla da oldukça haşır neşir. Kişisel günlükten bu noktalara kadar gelen bu bloglar (-ki bence en samimisi tartışmasız budur) zamanla markaların da ağlarına düştüler. Çünkü herhangi bir markanın çeşitli sitelerde üst taraflara vereceği reklamın geri dönüşü ile &#8220;canlarım şu ürünü aldım, kocam belimi daha bi sıkı kavradı&#8221; cümlesinin geri dönüşü inanılmaz fark ediyor, daha bir benimseniyor. Hatta buna kabaca &#8220;blogtan bloga pazarlama&#8221; bile diyebiliriz biz.</p>
<p>Bazı bloggerlar ilk olmanın kaymağını fena bi’ şekilde yedi. Onlar bu akımın öncüleri, ilkleriydiler. Bununla paralel olarak hitap ettikleri kişi sayısı, yazılarına aldıkları yorumlar bi hayli yüksek. Gelişen her pazarlama kanalında olduğu gibi markalar ve ajanslar bu geri dönüşü kendilerine çevirmeyi çokta zorlanmadan başardılar. Blogger topluluklarına özel sunumlar, özel gönderiler şeklinde adım adım gerçekleşen bu &#8220;çevirme&#8221; son günlerde artık zorlama tanıtım olarak gözüme çarpıyor. Öyle ki, twitterdan herhangi bir ürün adı arattığında karşına çıkan sonuçların hemen hemen hepsi sürü söylemleri. Baştan sona ifade ettiklerimi özetlersek; blog yazarı bir ürünü övüyor, onu takip eden diğer insanlarda sürü halinde sevdiklerini belirtiyor. Bu süreç hiç dokunulmadan olduğu gibi devam ediyor&#8230;</p>
<p>Mesela geçen hafta türk telekom blog yazarlarına özel olarak tivibu servisinin tanıtımı yaptı. Çok isterdim davet edildim, lokasyon olarakta bana uygun katıldım diye yazmak ama ne yazık ki ben de sizin gibi sosyal ağlardan bu ürünün tanıtımına şahit olabildim. Takip ettiğim twitter kullanıcıları, onların takip ettikleri derken zaten inanılmaz bir bilgi akışı mevcuttu sunum sırasında. Çeşitli rakamlar, düşünülen ve uzun vadede yapılmak istenen hepsi ekranımın sağ kenarında bir bir yerini alıyordu.</p>
<p>Bahsettiğimiz firma Türk Telekom. Türkiye’de iletişim sektöründe kulakları en çok &#8220;çınlayan&#8221; bir firmadan bahsediyoruz dikkatinizi çekerim, ama o toplantı da hiçbir negatif yorum göremedim ben. Biraz bekleyip bloggerların ürün tanıtım yazılarını (türk telekom beni davet etti, ben değerliyim tadında) özetleyecek olursak servisin bütün artılarını türk telekom yazıyormuş gibi anlattılar. Servisi kullanan ve beğenen biri olarak benim düşüncelerim ise onlardan farksız kalmadı. Fakat&#8230;</p>
<p>Fakat bahsettiğimiz firma Türk Telekom. TT harflerini yanyana gören çoğu kişinin aklına problem, fahiş fiyat uygulaması, yetersiz destek gelirken bu kadar çok övgü anormal değil miydi? Hiçkimse çıkıpta &#8220;telekom çok güzel düşünmüşsün de sen doğru düzgün internet hizmeti veremez, altyapı yatırımı yapamazken bunu enine boyuna düşündün mü? Yarın öbürgün şişer mi bu?&#8221; diye soramıyor. Soramadığı gibi negatif olarakta hiçbir şey yazmaya cesaret edemediklerini görüyorum ben. Zira yazılan çizilen her şey ortada.</p>
<p>Aynı şekilde yine firmalar çeşitli sponsorluklar eşliğinde vizyondaki filmlere, yeni ürün lansmanlarına, özel partilere davet ediyor ve onlarda da durum en ufak şekilde değişmiyor. Takip ettiğim bloglarda gittikleri organizasyona dahil bir negatif yorum okumak mümkün değil.</p>
<p>Peki takipçiler bunu fark edemiyor mu? Fark ediyor ama daha doyma noktasına ulaşılamadı. Bence bir süre daha markalar ve onların yazarları al gülüm ver gülüm şeklinde oynamaya devam edecekler, taa ki bu işlem işlevini yitirene kadar.</p>
<p>O süre gelene kadar takip ettiğiniz bloggerları iyi tartmanız dileklerimle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isbilir.net/2010/03/01/etik-bloggerlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnatla İzmir, Ama Ne İnadı?</title>
		<link>http://www.isbilir.net/2010/01/22/inatla-izmir-ama-ne-inadi/</link>
		<comments>http://www.isbilir.net/2010/01/22/inatla-izmir-ama-ne-inadi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 20:10:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umut diye biri</dc:creator>
				<category><![CDATA[safsata]]></category>
		<category><![CDATA[inatla izmir]]></category>
		<category><![CDATA[ird]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isbilir.net/?p=110</guid>
		<description><![CDATA[Sigaramı yakıp yine canımı sıkan bir şey hakkında iki çift laf söylemek istiyorum. Belki görmüşsünüzdür, facebookta geçen haftadan beri &#8220;patır patır&#8221; İnatla İzmir diye bir video yayınlanıyor. Videoyu hazırlayan İzmir Reklamcılar Derneği, anladığımız kadarıyla reklam piyasasındaki İstanbul &#38; İzmir yarışına inat İzmirdeyiz imajı vermiş. Belki bunu bile kastetmemiştir, ben direk düz mantık bunu algılayabildim. Ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sigaramı yakıp yine canımı sıkan bir şey hakkında iki çift laf söylemek istiyorum. Belki görmüşsünüzdür, facebookta geçen haftadan beri &#8220;patır patır&#8221; <a href="http://www.facebook.com/video/video.php?v=265797877384" target="_blank">İnatla İzmir</a> diye bir video yayınlanıyor. Videoyu hazırlayan <a href="http://www.rdizmir.org/" target="_blank">İzmir Reklamcılar Derneği</a>, anladığımız kadarıyla reklam piyasasındaki İstanbul &amp; İzmir yarışına inat İzmirdeyiz imajı vermiş. Belki bunu bile kastetmemiştir, ben direk düz mantık bunu algılayabildim. Ama bir şeyler öyle olmuyor sanki&#8230;</p>
<p><span id="more-110"></span></p>
<p><a href="http://www.rdizmir.org/" target="_blank">İrd</a>, daha önceleri de günahlarını almayayım ama benim canımı epey sıkmıştı. İzmir&#8217;e marka ve logo yarışması düzenlendiği <strong>EXPO</strong> sonrası zamanlarında bu logo ve sloganımsı çalışmaları İstanbul ajansları yaptı diye isyan ediyordu. Kızıyorum, çünkü ird daha önce bir çalışma yapıp gerekli kurumlara gitti mi bilmiyorum. (Tam bu an mail attım ird&#8217;ye, gelen cevaba göre özür diler ya da boklamaya devam ederim)</p>
<p>İzliyoruz videoyu, şaşırmamak gerek yine kordon ve palmiyeler karşılıyor bizleri. Aklıma hemen içinde palmiye olan İzmir logoları geliyor. Ne saçmaydı di mi onlarda? Neyse. Ama işi biraz detaylı izleyince hiçte iyi bir çalışma gibi durmuyor. Bir kere o &#8220;inatla izmir&#8221; yazıları hangi devirden kalma? O renkleri hangi grafiker seçmiş olabilir ki? Ya da İstanbul ve ekonomik kriz sözlerini o metinde oturtmak için ne kadar uğraştınız? Kordondaki sevgililer, masada bira ya da rakı; al sana <strong>İzmir</strong>. Bunu yapan ve uygulayan kişiler acaba İstanbul&#8217;da -bırak markaları- herhangi bir tanıtım videosu izlemiş olabilir mi acaba? Bence izlememişlerdir, izleseler bunu yayınlayamazlar gibi.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Evet, İstanbul her daim daha iyi işler yapıyor İzmir&#8217;e göre. Bunu açık açık yazmak, birilerine ayıp etmek olarak algılanmaz umarım. Ama soruyorum ird&#8217;ye; üyesi olan reklam ajanslarına bakınca kaçında markalar için <strong>stratejik planlama</strong> yapıldığını bana söyleyebilir mi? Kaçında gerçekten ödüllü &amp; kreatif işler çıkıyor, kaçında yapılan çalışmalar ulusal ya da uluslararası arenalarda <em>ses</em> getiriyor. Getiriyorsa biz niye bunları göremiyoruz? Neden marketing dergilerinde adları geçmiyor? Yoksa hakları mı yeniliyor? Ya ya&#8230;</p>
<p>Şimdi attığım maile cevap geldi ird&#8217;den. &#8220;<em>the users mailfolder is over the allowed quota.</em>&#8221; diyor gelen mail, yani <em>boklamaya</em> devam edebilirim affınıza sığınarak. &#8220;reklamca&#8221; adında bir dergi gördüm web sitenizde, üşenmedim indirdim inceledim. Çöp bilgileri geçersek asıl dikkatimi çeken, ya da ahkam kesebileceğim bir konuyu gördüm ve epey üzüldüm.</p>
<p><strong>&#8220;İnternette Reklam Olur Mu?&#8221; </strong></p>
<p>Gerçekten böyle bir söyleşi var bir ajansla. Karşısındakiler de ciddi ciddi buna cevap vermiş, sanki yeni bir şeymiş gibi. Temmuz 2009&#8242;da çıkan bir dergi İzmir&#8217;in ya da İzmir&#8217;deki ajans ve firmaların ne kadar geriden geldiğini kabak gibi bize gösteriyor. &#8220;Ama İstanbul firmalarının bütçesi çok&#8221; diye çemkiren arkadaşlar, internet reklamcılığı ne kadar süredir var bilginiz var mı? Ajanslar olarak bırakın internet reklamcılığını, günümüz trendlerine uygun web sitesi bile yapamıyorsunuz peki bundan haberiniz var mı? Muhtemelen yok, çünkü ortaya çıkan işlerden bunu görüyoruz. Onun için Çeşme otelleri en başta İstanbul ajansları ile çalışıp web sitelerini onlara yaptırıyorlar. Ama bir saniye, sizin grafikerleriniz hala &#8220;orası web ya, onun tasarım anlayışı farklı&#8221; diye bahanelerle topu başkasına atıyor değil mi? Onun için İzmir&#8217;in bütün kurumlarının ya da belediyelerin web siteleri 1999&#8242;dan kalma bir şekilde gözüküyor. Bırakalım bunları.</p>
<p>Bu reklamcılık, marka danışmanlığı, dergi reklamları, katalog hazırlama diye uzayıp giden listede kim ne derse desin vasat işler çıkıyor İzmir&#8217;de, hepsi sadece günü kurtarabiliyor.</p>
<p>Bu arada reklamcılık, benim için sadece buz dağının görünen yüzü. Yoksa ben çalıştığımız firmalarda ne iletişim uzmanları(!) da görüyorum, onları da anlatırım elbet birgün. Şu an için değişmeyen gerçek kendini geliştiren kişiler İstanbul&#8217;a gidiyor, orada çalışıyor. Siz yarattığınız bahanelerle ütopik reklamcılık sektöründe oynuyor, ben de böyle esirgemeden ağzıma geleni söylüyorum. Bu bir şekilde elbet düzelecek, ama böyle videolarla mı yoksa yenilikçi bakış açılarıyla mı bunu hep beraber göreceğiz İzmir.</p>
<blockquote><p><em>Bu yazıda sorulan sorular bok atmadan ziyade, gerçekleri caps lock açık şekilde dile getirmektir. Yaptığım bir hata varsa düzeltip özür dilemesini de bilirim tabii ki. Reklam ajanslarını boklarken iyilerini ayrı tutmak lazım, ama iyiler de 3 taneyi geçemeyeceğinden alınmayacaklarını umuyorum.</em></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isbilir.net/2010/01/22/inatla-izmir-ama-ne-inadi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>web 2.0 ajanslarına açık mektup!</title>
		<link>http://www.isbilir.net/2010/01/13/web-2-0-ajanslarina-acik-mektup-2/</link>
		<comments>http://www.isbilir.net/2010/01/13/web-2-0-ajanslarina-acik-mektup-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 22:03:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umut diye biri</dc:creator>
				<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[açık mektup]]></category>
		<category><![CDATA[ajans]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[tofita]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isbilir.net/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili İstanbul ajansları, onların beyin ekibi, art direktörleri, ve muhattapları; Geçen 4 ayda benim internet hayatıma kabus gibi çöktünüz. Bunu daha önce söyleyen olmuş muydu? Yıl sonuydu, markalar bütçelerini bitirmek adına onlarca çöp proje üretmiştiniz hani? Hatırladınız değil mi? Önce reklam ajansı ayağınızda iğrenç televizyon reklamları çektiniz. Yetmedi, Şahan Gökbakarı tekrar alakasız Turkcell reklamlarında oynattınız. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili İstanbul ajansları, onların beyin ekibi, art direktörleri, ve muhattapları;</p>
<p>Geçen 4 ayda benim internet hayatıma kabus gibi çöktünüz. Bunu daha önce söyleyen olmuş muydu? Yıl sonuydu, markalar bütçelerini bitirmek adına onlarca çöp proje üretmiştiniz hani? Hatırladınız değil mi?</p>
<p>Önce reklam ajansı ayağınızda iğrenç televizyon reklamları çektiniz. Yetmedi, Şahan Gökbakarı tekrar alakasız Turkcell reklamlarında oynattınız. O da kesmedi, yine Nil &#8216;den medet umdunuz. Kumandadan kapatabiliyoduk sizi, bu sefer de ekşi sözlükten facebook&#8217;a kadar web ajanslarınız sardı etrafımızı.</p>
<p><span id="more-99"></span></p>
<p><img title="More..." src="http://www.isbilir.net/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" />Elli tane mikro site açmışsınızdır anlamsız kampanyalarınız adına. Hepsinin olayı da önceden belli, sonunda havuç var. Bıkmadınız değil mi? Soruları cevapla, arkadaşlarını davet et, ipod shuffle kazan! Ben bıktım, reklamcı değilim ama son kullanıcı olarak sıkıldım, tiksindim.</p>
<p>Sonra sosyal medyaya firmaları uyarlayacağız diye başladınız twitter’dan ve facebooktan oyun ya da uygulama üretmeye. Hangi biriniz Burger King&#8217;in arkadaşını sil whooper kazan kadar başarılı olabildi, ses getirebildi? Bu listede 3 taneden fazla kampanya var mıdır? Siz bunun farkında değil misiniz?</p>
<p>Sosyal medya! Doğru ya, facebook ve twitter hesabı açıp markaları o kitleye yönlendirebildiniz, yönlendirdiğinizi sandınız. Bütçeler biraz daha yüksekse bunu ekşi sözlük ve itüsözlük reklamlarıyla desteklediniz. Peki hiç o sözlüklerde reklam kampanyalarınız hakkında ne yazıyorlar okudunuz mu? Ben hepsini okudum, başarılı bir lansman göremedim.</p>
<p>Çok fazla genelleme yaptım, son bir örnekle biraz adres göstermek istiyorum mektubumda.</p>
<p>Şu an <a href="http://www.eksisozluk.com" target="_blank">ekşi sözlük</a>te tofitanın <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=bunun+burda+ne+i%C5%9Fi+var" target="_blank">yeni havuçlu yarışması</a> var mesela. Benden istediğiniz yine şaşırtıcı videoları o siteye yüklememmiş. En çok oyu alırsam bana iphone hediye ediyormuşsunuz. Bunun burada ne işi var dedirtirsem bu iş oluyormuş. Çok iyi düşünmüşsünüz, Turkcell&#8217;de zaten ünlülerden birini Mc Donalds’a götürmemizi istiyordu. Bu kampanyalar bittiğinde elinizde mail ve telefon numarası dışında ne gibi bilgiler oluyor sayın şirket yöneticileri? Başarı ya da başarısızlığınızı rakamlarla görebiliyor musunuz? Ben bunları çok merak ediyorum, araştırdım biraz ama bulamadım. Ama o başlıkta bir unutkanlığınızı buldum mesela, hem de unutulmayacak bir adımı. Direk aktarıyorum ben yazarın entrysini, buyrun;</p>
<blockquote><p>google diye bir şeyden, hele de adwordsden falan haberdar olmayan bir ajansın yürüttüğü kampanya. biraz önce aklıma geldi aa neydi o tofita mıydı ne veriyodu hediye yahu dedim. tofita&#8217;yı googleladım tık yok. bunun burda/burada (hangisi yahu?!) ne işi var yazdım gene tık yok. yenimecra.orgun postu falan çıkıyor ama tofitanın kendinden hiç bir şey yok. üstelik bir de seks partner siteleri falan var tofitayı kullanan. yolumu bulup da siteye ulaşamadım. (evet ben de kullanıcıların çoğu gibi adres çubuğuna olabilecek adresleri yazarak bir yere ulaşmaya çalış-mı-yorum! tabii ki google&#8217;lıyorum!) unaided recall yapabilmiş bi müşteri olarak bile u-la-şa-ma-dım!</p>
<p>gckprenses / 05.01.2010</p></blockquote>
<p>Mektubumun sonlarına doğru sizden bazı ricalarım var. Lütfen bir fikir bulduğunuzda, bulduğunuza inandığınızda eşinizle dostunuzla bunu bir görüşün. &#8220;Eureka! Hemen uygulayalım&#8221; demeden önce, lütfen, bakın lütfen diyorum biraz geniş düşünün. Bizlerin Seda Sayan Marketing müşterisi olmadığımızı, hatta Seda Sayan yüzünden pepsi ve lays almadığımızı bir düşünün. Ona göre karar verin.</p>
<p>Arayı da çok açmayın, öptüm sizleri.</p>
<p><em>ps: başlıkta web 2.0 sizin -janjanlı- web sitelerinize göndermeydi, lütfen bu terimi yok saymayın.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isbilir.net/2010/01/13/web-2-0-ajanslarina-acik-mektup-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nice dream</title>
		<link>http://www.isbilir.net/2010/01/12/nice-dream/</link>
		<comments>http://www.isbilir.net/2010/01/12/nice-dream/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 00:11:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umut diye biri</dc:creator>
				<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[japonya]]></category>
		<category><![CDATA[nice dream]]></category>
		<category><![CDATA[radiohead]]></category>
		<category><![CDATA[tatil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isbilir.net/?p=84</guid>
		<description><![CDATA[Güzel bir yaşam nedir? Bunun hayalini kurmak bile güzel geliyor ve yetiyor çoğu zaman. Hayatımda yapamadıklarıma baktığım zaman hala hiç bir şey yapamadığımı düşündüğüm çok oluyor. Güzel bir tatil düşüneyim mesela&#8230; Hala akdenizden öteye tatil yapmaya gidemedim. Tatil dediğim de, öyle spa’sı tam pansiyonu bile değil oysa. Yine de yapamadım. Bir Tokyo’yu fotoğraflardan ve google [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güzel bir yaşam nedir? Bunun hayalini kurmak bile güzel geliyor ve yetiyor çoğu zaman.</p>
<p>Hayatımda yapamadıklarıma baktığım zaman hala hiç bir şey yapamadığımı düşündüğüm çok oluyor. Güzel bir tatil düşüneyim mesela&#8230; Hala akdenizden öteye tatil yapmaya gidemedim. Tatil dediğim de, öyle spa’sı tam pansiyonu bile değil oysa. Yine de yapamadım. Bir Tokyo’yu fotoğraflardan ve google maps üzerinden ziyaret ettikten sonra, gidip &#8220;oss!&#8221; selamı veremedikten sonra tatil mi yapmış olurum hiç.</p>
<p>Bu Japonya belki 4 senedir takındı oldu ben de, interrail gibi her yaz sonu gidiyorum ama gitmek bir yana planınından öteye gidemedi hiç, hep lafta kaldı. Bu da bana kendime &#8220;hep laftasın&#8221; diye kızmama sebep oldu. Gönül ister ki bahanem maddi olanaksızlıklar olsun. Ama o da olamadı, hep birileri &#8220;şu sigarayı bıraksan şimdiye 2 kere gidip gelmiştin&#8221; tarzında yaklaştı, tiksindim. &#8220;Onlar ingilizce bilmiyor ki&#8221; dediler, sanki çok umrumdaymış gibi. Gerçekten umrumda mı? Ben hep şöyle bir hayal kuruyordum oysa; indim, yerleştim ve attım kendimi sokaklara. Elimde harita (bu işin edebiyat kısmı, navigasyon diye bir şey var) adım adım gezmek bana yetecekti. Okuduklarımdan ziyade aylak aylak gezmek. Amaçsızca, şuursuzca. Herkesin yüzüne bakıp sırıtmak, alkol almadan (durabilirsem) sarhoş olmak buydu belki. Hem de uçakta öğrendiğin toplasan elli kelimeyi geçmeyecek japoncanla.</p>
<p><span id="more-84"></span></p>
<p>Sadece tatilde değildi belki, adam gibi İstanbul’u bile gezemedim nüfus cüzdanında doğum yeri olarak yazmasına rağmen. En son 5 sene önce kız kulesinde bir akşam bira içmişimdir, hala onu anlatırır dururum eşe dosta marifetmiş gibi. Sonra da &#8220;paran varsa İstanbul güzel abi&#8221; derim, hiç değiştirmeden bu sıralamayı. Sonra da &#8220;İzmir’de yaşamak güzel, dertsiz tasasız&#8221; diyip biter zaten bu sohbet, sonraki cümle hiç gelmeden.</p>
<p>Nasıl bir yaşam sürüyoruz ki? Yok, bu o neden yaşıyorum nedenselliğinden biraz farklı, klasik ev almak için mi araba almak için mi serzenişi. Lost’ta bir avuç adamın kurtulmasını dilerken kendimiz hiç kurtulamayacak mıyız bu adadan? diye düşünmek belki de. Bütün yaşamlarımız ve hayallerimiz 40’ından sonrasına dayalı değil mi? Onun dışında yaptığımız senede 3-5 kaçamak.</p>
<p>Tiyatroya en son ne zaman gittim diye soruyorum kendime. Bir şey anlayacağımdan, kültüre doyacağımdan değil bu soru. Püromu yakıp &#8220;göndermeleri şöyleydi&#8221; diye tartışmakta değil amacım sonunda. Sadece eğlenmek için, vakit geçirmek için. Ya da işin aslı, sadece gitmek istediğim için. Ama yok, öyle bir alıştım ki imkanım olsa <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=axxo" target="_blank">aXXo</a> ripi çıkınca indirip izlerim değil mi?</p>
<p>Daha 23’ümde sıkmadı mı siyaset konuşmak ya da bu memleketi yaşımın 10 katı kadar kurtarmak. Bunun sıkıntısını dile getirince apolitize olmakla suçlanmak, gemiyi terk eden etiketini kalbimin üstünde yaka kartı gibi afilli bir şekilde taşımak. O da yetti yetmesine de, artık bunları görmek dahi sıkıntıya sokuyor beni. Bundan kaçış olmadığının farkında olacak kadar da gözlerim açık, artık ekşi sözlükte emrah diyalogları da dönmüyor çünkü. Bütün sol taraf siyaset dolu, dayanamıyor katılıyorsun bir süre sonra. Herkesin bir fikri var, düşüncesi var. Kaçış yok bundan&#8230;</p>
<p>Müzik diyorsun siyasetten kaçmak derken. Tatil yapamıyorum, Japonya’ya gidemiyorum, siyasetten kaçamıyorum bari diyorsun müzik dinleyeyim. Onda da benim gibi takıntılı bir pisliksen aynı şeyleri dinliyorsun çoğu zaman. Onlardan da bazıları siyasi mesaj kaygısında, sanatçılar ya. Duyarlılar da aynı zamanda. Tek kaçamağım buyken, bunda da bırakmıyorlar yakanı. Duman diyorlar mesela, Rezil parçasında hakaret ediyor. Etrafında bunu söyleyen insan olmasa da mailinin gelmesi bile yine öf dedirtiyor. Sadece öf’de değil de, biraz da küfür ettiriyor olabilir. Siyaset, kurtulamadınız şundan.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-85 aligncenter" src="http://www.isbilir.net/wp-content/uploads/2010/01/nicedream.jpg" alt="nice dream" width="604" height="208" /></p>
<p>Benim için tatilde dinlenmek ayaklarımı uzatıp varsa sevdiğim kitabı ya da dergiyi okumaktır diye düşünüyorum. Hatta olursa bi tane de laptop, ama msn messenger için değil sadece kitapta görüpte anlamını bilmediğin kelimelerin anlamını öğrenmen için. Bunu yaparken kırmızı şarap falan içmek değil, uludağ gazoz olsa o da keyif verir. Dışarıda gezilecek her yeri gezdiysem, bir cafede oturup kahve içmekten ziyade yine ayaklarımı uzatıp şirinler’i reklamsız izlemek benim için daha kıymetli. Şirinler yoksa tom ve jerry’de olur, sevimli kahramanlarda. Çünkü o sırada kafanda bir şey kurmazsın, düşünmezsin, çok düşündüğün için değil bunu yapman tamamen hipnotize olmak belki. Bitince tekrar dönersin dengesiz haline, işte o zaman hadi gidelim bir cafeye diyebilirsin pek tabii ki.</p>
<p>Saçmalamaktır aynı bu şekilde, düşünmezsin o an ne yazdığını ya hani. İşte bunun gibi, spontane çıkar her kelime klavyenden ekranına. Bu bana keyif verir, sevdiğim beyin tatili budur.</p>
<p>Sanırım benim çok uzun süredir bir tatile ihtiyacım var, ama bu yaz sonu gidiyorum Tokyoya! (+1)</p>
<p>Burada kesmeliyim diye düşündüm, yoksa ipin ucu kaçıyor yine. Güzel yaşam, hayaller, araba derken döndük yine Tokyo’ya. Şu sıralar kafamı toparlama sorunum var, zaten her şey ortada. Bu yazıda bana eşlik eden biricik Radiohead’e, başlıkta yardımcı oldukları için tekrar teşekkür ediyorum.</p>
<p><a href="http://listen.grooveshark.com/#/song/Nice+Dream/7282932" target="_blank">Nice dream, nice dream</a>&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isbilir.net/2010/01/12/nice-dream/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Business networklerin kullanımı, farkı</title>
		<link>http://www.isbilir.net/2010/01/11/business-networklerin-kullanimi-farki/</link>
		<comments>http://www.isbilir.net/2010/01/11/business-networklerin-kullanimi-farki/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 20:34:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umut diye biri</dc:creator>
				<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[business network]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isbilir.net/?p=75</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle şunu açıklama getirmek isterim. Ben de senin gibi nerede türkçe nerede ingilizce kelime kullanacağımı bilemeyenlerdenim. Bu konuda beni yargılamanı da istemem, şimdi tutupta iş ağlarının önemi yazınca bana pek manidar gelmiyor. &#8220;Dilinizden utanmayın&#8221; geyiklerini daha sonra yapacağız. Şimdi sırası değil&#8230; Şu internete yıllarını vermiş, yıllarını vermiş epey arkadaşı olan iyi bir bağımlısı olduğumu düşünüyorum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Öncelikle şunu açıklama getirmek isterim. Ben de senin gibi nerede türkçe nerede ingilizce kelime kullanacağımı bilemeyenlerdenim. Bu konuda beni yargılamanı da istemem, şimdi tutupta iş ağlarının önemi yazınca bana pek manidar gelmiyor. &#8220;Dilinizden utanmayın&#8221; geyiklerini daha sonra yapacağız. Şimdi sırası değil&#8230;</em></p>
<p>Şu internete yıllarını vermiş, yıllarını vermiş epey arkadaşı olan iyi bir bağımlısı olduğumu düşünüyorum. Şans eseri de mesleğim de bununla ilgili ve ben vakit geçirmekten gerçekten keyif alıyorum. Hep söylerim -düz adam olduğum anlarda tabii ki-, bir mimarlık gibi zor değil bizim meslek. Onların başarıya ulaşması için &#8220;elle tutulur&#8221; bir bina dikmeleri gerek. Fakat internetle ilgili yazılım ya da görsel bir hizmet sunuyorsan bu direk çürür. Yapacağın tek bir proje ya da açacağın tek bir internet sitesi, belki de kodlayacağın anlamsız bir program/yazılım seni ihya edebilir. Ama yaptığın şeyi duyurmak, ya da kendini tanıtman da gerek. Tutma potansiyeli olan bir projen gerekli kitlelere ulaşamadığı için hiç olabilir. Ya da tasarımda çok iyisindir, çalışacak güzel bir yer bulamıyorsundur.</p>
<p><span id="more-75"></span></p>
<p>Kısaca iyi iş yaparsan iyiler seni bulur, bence kısmen geçersiz. Sen iyi tasarım yapıyorsan, kendi tasarımını ve lansmanını da iyi yapman gerekir. Gerekirse pazarlamada öğrenerek!</p>
<p>Önemden ve pazarlamadan bahsediyorum görüyorsun. İşin anahtar kelimeleri bence bu, kendini ne kadar iyi pazarlayabiliyorsun? Pazarlayamıyorsan hak ettiğini bulamazsın.</p>
<p>Peki sen kendini pazarlamak için ne yapıyorsun? Google’da isim ve soyismini arattığında kaç tane sonuç çıkıyor? Bu sonuçlar gereksiz sitelere attığın yorumlar mı yoksa sana birilerinin gönderdiği teşekkür mesajları mı? İşte bunların hepsi bence &#8220;iletişimin giderek hızlandığı&#8221; çağda çok önemli.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Geçen sene kader ağlarını örmüştü ve ben çok farklı işlerde uğraşan biriydim. Aslında bazen becerip bazen sıçıp sıvadığım insan ilişkilerinde kendimi geliştirmeme de yaramıştı. Her kademede birileriyle tanışabiliyor, ayak üstü laflayabiliyordum. Üniversiteden yeni mezun olmuş, zehir gibi insanlarda vardı aralarında. Ama sanki hepsi mezuniyet kepini atarken sözleşmiş gibi işsizlik ve iş tecrübesizliğinden bahsediyordu. Onlara göre yeni mezunlara iş yoktu, ya da iş bulamıyorlardı. Beden öğretmenliğini hedeflemiş olanlarını bu kitleden ayırırsam hepsi de internetin şu önemini bir türlü anlayamıyorlardı. Hayır, okul öncesi eğitmeni olmuş yeni mezunları kastetmiyorum, bilakis işleri iletişim, internet, medya gibi kelimelerle süslü arkadaşlardan bahsediyorum. Onlara göre internette iş kariyer.net’ti ne yazık ki. Herkes oraya buraya CV gönderirken onlar kendilerini kandırarak &#8220;ben bir adım öndeyim ama, kariyer.net’ten başvuruyorum&#8221; gibi absürd bahanelerle karşıma çıkıyorlardı. Çok tanıdım böyle insanları&#8230;</p>
<p>Gerçekten bir şeyleri fark etmeyi başarabilenlere şunu anlattım kısaca. Facebook’a üyesin di mi? Evet. Kendi mesleğine ait gruplara üye oldun mu? Evet. Peki kendi mesleğine ait başka sosyal gruplara üye oldun mu? Hayır. Kendi mesleğini ilgilendiren web sitelerine yazı/içerik temin edebildin mi? Hayır. Sektörde iyi olduğunu anlatan, bu mesajı veren herhangi bir mecrada yer alıyor musun? <strong>Hayır</strong>.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Diğer mesleklerin hepsi bir yana, çok iyi tasarımcı/yazılımcı olduğunu ya da olacağını iddia edenlere çok kızıyorum. Bilgisayar mühendisliği adı etkilemiyor artık insanları, bunu nasıl görmek istemezsin ki? diye çok paraladım kendimi.</p>
<p>Sitem kısmını bitirdim, şimdi sanırım çözüm ve umut pompalama(!) kısmına geçmem gerek.</p>
<p>&#8220;Business Network&#8221; dedileri şey, seni bir çok iyi firmanın yetkilisine ya da çalışanına götürebilecek, onlarla <strong>iletişim</strong> kurabileceğin, sorularına yanıt alabileceğin bir ağ. İşinde ne kadar iyi olabileceğini bu ağlarda gösterebilirsen işte o zaman iki adım önde olmuş olursun. O zaman iş aramazsın, iş sana gelir.</p>
<p>Xing, facebook, twitter, deviantart, behance network&#8230; bunların hepsi birer ağ. Bazıları sosyal ağ diye öne çıksa da sen iş ağı olarakta kullanabilirsin. Seçtiğin kullanıcı adından, profilindeki ayrıntılara kadar her şeye özen göstermelisin. Sonra da hiç vakit kaybetmeden idealindeki insanlara yakınlaşmalısın (böyle yazınca da av/avcı durumu gibi oluyor farkındayım ama, anlaşıldığı kadarıyla). Kafandaki bütün o pesimist soruları sorabilirsin bu kişilere, yapmak istediklerini yazıp yön göstermesini bile isteyebilirsin. Karşındakiler robot değil, haliyle sana cevap verecektir. Aklında çok iyi bir fikir mi var? Sunabilirsin. Kimse senin fikirlerini çalıp başarıya koşmak istemez, en azından seçeceğin kişiler böyle olmalı.</p>
<p>Hala bir <strong>blog</strong> sahibi değil misin? Hemen bir blog açmalısın. Orada kafandan geçenleri, &#8220;şöyle yapılsa&#8221; temennilerini sunmalısın. Yazdığın yazıları o iş ağından sunmanlısın, <strong>paylaşmalısın</strong>. Bir gün bir bakmışsın bazı beyin avcıları gelmiş bulmuş seni! Bunlar çok hayalperest şeyler değil, biliyorum çünkü daha önce çok gördüm. Etraftaki bütün başarılı öykülerin başı artık hep böyle, şayet garajda şirket kurmadıysa. Yaşadığın ilde arzuladığın bir firma yok mu? XING&#8217;den İstanbul, İzmir, Ankara firmalarıyla irtibat kurabilirsin. Seni istekli ve boş görmedikleri an davet edeceklerdir. Firmaların aradığı şey artık pastanın üstündeki frambuaz taneleri değil, direk pastayı istiyorlar. Diploma senin frambuaz tanen, bunu unutma.</p>
<p>Eminim çok şeyden bahsettim yukarda, tam olarak business networklere yer verebildim mi onu bile bilmiyorum. Yılların dolgunluğu var üstümde, zamanla daha çok yazı yazdıkça düzelecektir. <strong>Kişisel gelişim kitapları saçmalığı</strong> gibi oldu di mi? Bununla ilgili de bir derdim var, çok yakında paylaşağım. Şimdilik en azından farklılığın sadece CVlerde yatmadığını anlattım. Buna ilk adım diyelim.</p>
<p>Takipte kalın&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isbilir.net/2010/01/11/business-networklerin-kullanimi-farki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Twitter Modası, Yararları</title>
		<link>http://www.isbilir.net/2010/01/10/twitter-modasi-yararlari/</link>
		<comments>http://www.isbilir.net/2010/01/10/twitter-modasi-yararlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 21:08:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umut diye biri</dc:creator>
				<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isbilir.net/?p=61</guid>
		<description><![CDATA[Sosyal medyanın ve hatta popüler internet kültürünün son çıkış yapan sitesi (en azından sonunda Türkiye için) twitter’ı herkes çok sevdi. Ya da daha samimi olalım, herkes twitter’da olmak istiyor! İstiyor ama, durum sadece şuradayım, şuradaydım, şunu yapıyorum’dan ibaret mi? Kesinlikle değil. Bunu kanıtlamak adına bir iki söyleyecek lafım var, buyrun. Öncelikle hala kullanmayanlar-bilmeyenler için twitter’dan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyanın ve hatta popüler internet kültürünün son çıkış yapan sitesi (en azından sonunda Türkiye için) <a href="http://www.twitter.com/" target="_blank">twitter</a>’ı herkes çok sevdi. Ya da daha samimi olalım, herkes twitter’da olmak istiyor! İstiyor ama, durum sadece şuradayım, şuradaydım, şunu yapıyorum’dan ibaret mi? Kesinlikle değil. Bunu kanıtlamak adına bir iki söyleyecek lafım var, buyrun.</p>
<p>Öncelikle hala kullanmayanlar-bilmeyenler için twitter’dan bahsetmek gerek. Bunun için Burak Bayburtlu’nun “<a href="http://www.burak.com/2009/12/06/herkes-icin-twitter-rehberi-1/" target="_blank">Herkes İçin Twitter Rehberi</a>” yazısını okuyabilirsiniz, teknik ve kullanım olarak açıklanabilecek her şeyi gayet net açıklamış Burak.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Şu sıralar çokça rastlıyorum etrafta “aman bir halt yokmuş bunda” diye sitemleri. Üye olup uzaklaşan kitle sitemlerini yani. Twitter bağımlısı olduğumdan değil ama, rahatsız ediyor. Anlıyorum, sonuçta facebook gibi saatlerce vakit geçirecek bir mecra değil ama iletişim ve bilgi yönünden inanılmaz güzel.</p>
<p>İletişim ve bilgi dedim, açayım biraz konuyu.</p>
<p>Düşüsenize, çalıştığım sektördeki örnek aldığım ya da başarılı bulduğum kişileri takip edebiliyorum. Bu takip tabiki ne içtikleri ne yedikleri değil, iş babında. Bir sorunla karşılaşabiliyor o kişi ve direk çözümünü paylaşıyor. Ya da yeni bir haberin, yeni bir hizmetin duyurusunu yapıyor. Kendini yorumunu, kendi gözlemini aktarıyor. O kişinin tuttuğu blogu güncellemesini beklemeden, anlık olarak ulaştığın bir bilgi bu. Bilgiye ulaşım sürecini hızlandırıyor kısaca. 140 karekter’de kısa ve öz istenileni alabiliyorsun.</p>
<p>Şahsen bu yukardaki gibi hedef kişileri takip etmekten zevk alıyorum. Örneğin ben <a href="http://twitter.com/mserdark" target="_blank">Serdar Kuzuloğlu</a>’nu sevsem de onun fasıl fotoğrafları ilgimi çekmiyor, böyle bir handikapı da var. Ya da <a href="http://twitter.com/ayseba" target="_blank">Ayşe Bali</a>’den aile notları değil de iş yaşamıyla ilgili gelişmeler bekliyor insan. Tabi bunlar benim beklentilerim. Böyle olması gerekmiyor, filtreleyerek takip ediyorum en azından bu kişileri.</p>
<p>İki hafta önce Berlusconi’ye gerçekleşen saldırıyı ben direk Mirgün Cabas’tan <a href="http://twitter.com/MirgunCabas/status/6636217138" target="_blank">duydum</a> mesela. O sırada aklımda bu yazı olduğundan, hemen ntvmsnbc ve sözlüğe de baktım ama buna dair bir bilgi yoktu. Kaynak BBC, ama Mirgün bu eğlenceli haberi anında ulaştırdı, nitekim ben de takipçisi olarak hızlıca öğrendim. Burnum uzadı mı? Tabiki hayır, bu bir hız bakımından iyi bir örnek.</p>
<p>Reklamcılık sektörüne de ilgi duyuyorum. Reklamcı değilim, pazalama gurusu da değilim. Ama İstanbul’da gerçekten başarı olmuş art direktörleri ve pazarlama gurularını takip edebiliyorum. Kafama takılan soruları onlara direk sorabiliyorum, bazen yanıt alıyorum bazen de arada kaynıyor. Normalde bu mümkün mü? En iyi ihtimal mail atacaksın adresi bulup, o da geri dönerse. %1? En iyi ihtimal! Zor bir iletişim yolu iki taraf içinde. Twitter, bu süreci inanılmaz kolaylaştırıyor işte.</p>
<p>Hatta öyle ki geçen haftalarda <a href="http://www.tv.com/entourage/show/27346/summary.html" target="_blank">entourage</a> dizisini izledim ve koca 6 sezonu şıp diye bitirdim. Çokta beğendim, eğlenerek izledim. Hemen Ari Gold karekteri yani <a href="http://twitter.com/jeremypiven" target="_blank">Jeremy Piven</a>’ı twitter’da takibe aldım. Yeni bir film çıkarmış, onun haberini öğrendim. Bir harikasın tweeti attım, rahatladım. Bunda bile iyi ki varsın twitter diye düşündüm işte.</p>
<p>Özetle, twitter ne amaçla kullanıcağına karar verirsen oldukça yararlı bir sosyal ağ. Bunu yapamıyorsan, haklısın pekte ilgi çekecek bir şey yok. Ama onun dışında, ben bu kafayla marangoz olsam yine mobilya/dekorasyon bloglarındaki yazarları takibe alır iletişim kurardım diye düşünmüyor değilim.</p>
<p>Bu arada sen zaten üyeysen, <a href="http://www.twitter.com/eFENDy" target="_blank">beni</a> de takip etmek isteyebilirsin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isbilir.net/2010/01/10/twitter-modasi-yararlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nerede kalmıştık?</title>
		<link>http://www.isbilir.net/2010/01/10/nerede-kalmistik/</link>
		<comments>http://www.isbilir.net/2010/01/10/nerede-kalmistik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 19:33:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>umut diye biri</dc:creator>
				<category><![CDATA[kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.isbilir.net/?p=56</guid>
		<description><![CDATA[Bazı yaptığım ve yapmak istediğim şeyler yukarıdaki iki kelime/soru kadar basit. Bu yapmak istediklerimden garip bir haz aldığım, aynı zamanda da elimden geleni ise yazmak. Çok özlediğim, bir süredir de kafamda yaptığım bir şey. Beynimin içinde böyle düşünürken bir başlık atıp kendime bir şey anlatıyorum. Çok saçma değil mi? Değil. Bir kere alıştın mı bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı yaptığım ve yapmak istediğim şeyler yukarıdaki iki kelime/soru kadar basit. Bu yapmak istediklerimden garip bir haz aldığım, aynı zamanda da elimden geleni ise yazmak. Çok özlediğim, bir süredir de kafamda yaptığım bir şey. Beynimin içinde böyle düşünürken bir başlık atıp kendime bir şey anlatıyorum. Çok saçma değil mi? Değil. Bir kere alıştın mı bu düşünmelere, her yalnız kaldığında bir şey anlatıyorsun kendine. Ama artık bundan kurtuluyorum sanırım, yine eskisi gibi içimi dökebileceğim bir yerim var artık.</p>
<p>Şu giriş paragrafını tamamladım ya, ondan sonrası çok rahat. Ne yazmam gerektiğinin, ne düşündüğümün, neyi umursadığımın bir önemi kalmıyor yazarken. Herhangi bir edebi kural ya da kıstası da önemsemiyorsan işte o an başlıyor o garip hazzı almak. Endorfin gibi, kafein gibi, nikotin gibi. Buna da bağımlı bu bünye.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Yine bir gün eve giderken aklıma geldi. Ya dedim, her sohbeti açıldığında insanlara blog açmayı öneriyorsun. Tasarımcıysa portfolyosunu yapmasını öneriyorsun. Daha yirmili yaşların başında sen nasihat verme delisi oldun, ama uygulamıyorsun. Biri sorarsa nasıl izah edeceksin? Edemezdim. Çeliştim yine kendimle. Sonra dedim ki, eve girip bilgisayarı açtığında yap artık bir tasarım, yine kıstas ve uyum önemseme. Kolay olsun, renkleri sevdiğin gibi olsun. &#8220;İstediğin gibi olsun&#8221; Bu sefer taslaklarda kalmasın ama, ayda 1 yazı yazsan da bir blog aç artık. Sembolik olsa da aç artık, yazı yok derlerse meşgulum dersin biter. Ama aç yani, kaldır kıçını.</p>
<p>Yaptım bir şeyler, hatta o gece uyumadım sanırım. Yaptım,  beğenmedim sildim. Bi tanesini hakikaten beğendim sonra. Ertesi gün söyledim eşe dosta, nasıl olmuş diye? Değiştirdik bazı yerlerini, kafamda tamamı oturmuştu. Sağolsun <a href="http://www.sevban.com" target="_blank">Sevban</a>&#8216;da inanılmaz destek verdi, wordpress temeline oturttuk bu işi. Artık neler yazacağımı düşünüyordum. Onlar da hazırdı aslında.</p>
<p>Malzemeden bol ne var?</p>
<p>Gerek internette olup bitenler, gerek sosyal medya balonu ve gerçeği (bak bundan güzel yazı dizisi çıkar), diziler ve dizilerdeki karekterlerin analizleri, tasarım ve tabii ki markalar ve hataları. Bunlar ilk aklıma gelenler, hakkında çok şey söylenecek olanlar.</p>
<p>Şimdilik müsaade istiyorum. Daha çok görüşeceğiz, bu sefer daha güzel olacak.</p>
<p>umut diye biri</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.isbilir.net/2010/01/10/nerede-kalmistik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
