<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/" xmlns:blogger="http://schemas.google.com/blogger/2008" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790</atom:id><lastBuildDate>Wed, 09 Oct 2024 02:44:22 +0000</lastBuildDate><category>youtube</category><category>all i need</category><category>radiohead</category><category>akrep burcu erkeği</category><category>akrep burcu kadını</category><category>alkol</category><category>bence</category><category>beyin mastürbasyonu</category><category>beyin orgazmı</category><category>biz eskiden</category><category>cenabetlik</category><category>coca cola</category><category>coca cola zero</category><category>facebook</category><category>forum</category><category>frank sinatra</category><category>gevezelik</category><category>göt müdür</category><category>havuç</category><category>ibne ms word</category><category>ibne tarkan</category><category>iko iko</category><category>istanbul</category><category>iş hayatı</category><category>kandil</category><category>kimlik</category><category>mad men</category><category>maddiyat</category><category>nisan</category><category>nostalji</category><category>orgazm</category><category>para</category><category>piç blog</category><category>pms</category><category>pushing daises</category><category>rain man</category><category>redd</category><category>sansür</category><category>sex</category><category>sigara</category><category>sosyal yaşam</category><category>strangers in the night</category><category>stress</category><category>sürünmek</category><category>sıkıntı</category><category>tag mag yok ak</category><category>the godfather</category><category>the sopranos</category><category>thegülen</category><category>turkcell</category><category>uykusuz</category><category>yalnızlık</category><category>yağmur</category><category>yaşlılık</category><category>youporn</category><title>harbiden ve derinden</title><description>yazıyorum, çünkü yapabiliyorum!</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (umut diye biri)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>21</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-6801753293670725817</guid><pubDate>Tue, 11 May 2010 21:33:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-05-12T00:33:45.097+03:00</atom:updated><title>o&#39;na</title><description>şarap sevmediğimi hatırlıyorsun di mi? lise sondayken çok içiyordum, o  da sadece kırmızısını. beyaz şarabın olayını zaten hiç anlayamamışımdır,  onu nasıl içiyorlar onu da bilmiyorum. kırmızının yine tadı güzeldi,  bir karizması da yok değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni kadehler aldım geçen gün iki  tane, içine şarabı da koyup ışığa doğru tutunca çok eğleniyorum.  sırıtıyorum öyle kendi kendime. görüntüsü çok güzel ama beni artık gram  sarhoş etmiyor, lisedeyken de etmiyordu. öyle içiyorum vişneli su gibi,  kekremsi bir tadı var onu seviyorum. ama inan yegane içme sebebim rengi  ve karizması yani. içtiğimde &lt;a class=&quot;gb&quot; href=&quot;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=frans%c4%b1z&quot;&gt;fransız&lt;/a&gt;  şarabı değil hani, ama yine de güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün çok merak ettim seni.  elim elli kere gitti telefona. arayamadım, beklenmeyen bir durum değil.  bir şekilde sıkıntılı durumlardan sıyrıldığını düşündüm, beklenen durum  buydu. merak fena bir şey, çok merak ediyorum durumunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana  yazdığın eski yazılara sardım iki gecedir.  tam da okuyacak kitap  kalmadığında imdadıma koştular, cümle cümle koklayarak okudum. genelde  kavga sonrası yazdıklarını bile tebessümle okuyabildim, ne manyak  şeylerden kavga çıkartabildiğimizi düşündüm. yavan okumak üzmeye başladı  bir süre sonra, arkasında çalacak bir parça bulmak gerekiyordu. winamp  shuffle mucizesi yine devreye girdi, amy winehouse – &lt;a class=&quot;gb&quot; href=&quot;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=wake+up+alone&quot;&gt;wake up  alone&lt;/a&gt; u duyduğumda bu mucizeye bir kez daha inandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eskiden  ne güzel uzun uzun yazıyormuşum sana, ne bok yemeye sonraları bundan  vazgeçtik hiç bilmiyorum. bilmiyorum ama kesin benim bok yememdir ondan  eminim. mesela ehliyet sınavın öncesinde yazdığım başarılar metnini  okudum, kesmedi bir daha okudum. çok güldüm. sence de biraz &lt;a class=&quot;gb&quot; href=&quot;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=bukowski&quot;&gt;bukowski&lt;/a&gt;  havasında yazmamış mıyım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“geçen gün çizdiğin sahil isimli  şaheser gibi bi hayat istiyorum&lt;br /&gt;okey tavla kitap alkol”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sırf  şu iki satır yazı için bile böyle düşünebilirim. şimdi anlaşıldı bu  adamı niye bu kadar çok sevdiğim! tamam, bukowski kadar olmasa da yine  bir bitik imajım yok değil, bunu şu an da inkar edemezsin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu  sabah kalktığımda aklımda yoktun, diğer günlere istinaden şaşırılacak  bir durumdu bu. aklıma da gelmediğinden bunun iyi ve kötü taraflarını  görmemiştim ben. sonra bizim bi boka yaramayan bakkal hatırlattı seni  bana. bakkal, seni.. gülme. şöyle oldu; bir paket sigara istedim  efendice. sen dün akşam almamış mıydın diye sordu ne haddineyse. sonra  domino taşları gibi “dün gece? &gt; çok sigara &gt; alkol &gt; özlem”  diye patır patır belirdi her şey. sadece sigarayı alıp çıktım oradan,  light colamı öteki bakkaldan aldım. yarın sabahta ondan sigara almamaya  karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ofiste haber sitelerine göz atıyordum. bilirsin  işte, çalışıyormuş ayağına çatır çatır surf yapıyorum yine.. senin  takımın haberlerine ilişti gözüm. anlaşıldı, bugün gözümün önünden  çıkmayacaktın yine. tekrar anlattırma bana işte, ntvspor &gt; emre aşık  &gt; gs durumu oldu. loliganlıkların geldi aklıma bunda da. ben mor  forma giymem diye bağırıyordun bana hatırladın mı? hem de gecenin  dördünde bunu haykırıyordun bana. “dayanamayacağım! bu ülkenin adı  türkiye.” mesajını gördüm sonra tekrardan. nasıl bir kafa yaşamışız biz  seninle diye düşündüm, anlatsan birine anlam veremez. o kadar ciddi  yazmışsın ki, okurken yine çok fena tırstım. aslında sen sinirliyken ben  hiç tırsmıyorum bak, daha önce de söylemiştim sesin inceliyordu tamam  ama, korkutmuyordu bu beni. aksine hayvanlar gibi hoşuma gidiyordu. hep  seni kızdırasım geliyordu. hoşuma giden şeyler için neler yaptım ben  sana böyle di mi? yine aynı gecenin dörtlerinde uyandırıp konuş benimle  diyen ayrı bi manyakta bendim, başkası değil. neden? uykusuzken çok  tatlıydın. hep uykusuz kal istiyordum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ahını almışım gibi şimdi  ben hep uykusuz kalıyorum.&lt;br /&gt;hep ben sinirli dolaşıyorum,&lt;br /&gt;hep ben  küfrediyorum,&lt;br /&gt;ota boka söyleniyorum.&lt;br /&gt;bi’ tane de şiir yazdım sana,&lt;br /&gt;ama  bu yazı gibi kayahan tarzı olmadı merak etme.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2010/05/ona.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-292654901465962557</guid><pubDate>Tue, 11 May 2010 21:33:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-05-12T00:33:26.318+03:00</atom:updated><title>üçüncü gün</title><description>altı bira ve biraz vodka, yazmam için gerekli olan bütün özgüveni  sağlıyordu bana. ilham diye bir şeye inanmıyordum artık; insan içinde  bir şeyleri biriktiriyorsa yazabilir diye düşünüyordum. öyle de  oluyordu. gerisi hikayeydi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep samimi olanları sevdim. şair ya  da şarkıcı söylediklerinde biraz samimiyet varsa ben sarılıyordum. bu  dinlediğim müzikten, okuduğum romanlara kadar değişmiyordu. belki de  beni kandırıyorlardı, olsun. bu bile benim için yeterliydi ve aradığım  hazzı yakalayabiliyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;samimi hatunları sevdim; içten  gülenleri, içten sevenleri.. hiçbirinde de yanıldığımı düşünmüyorum.  sonradan boka sarmış olması bu gerçeği değiştirmiyordu. onlar belki  değişebiliyordu ama, o içtenlik asla değişmiyordu. zaten “biten” hiç bir  şey istediğim gibi olamazdı, bunu böyle beklemek de aptallıktı. ben de  beklemiyordum. aptallığı sevmiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;depresyon mu? benim hiç  kaçmadığım bir durumdu bu. kaçan insanları da anlayamıyordum zaten. bir  ilişki biterdi, bu normal. herkes niyeyse o boşlukta normal gözükmeye  çalışıyordu. yoktu böyle bir şey, uzun ilişkiler sonrasında ne gibi  boşlukar oluyordu zaten? bir süre ambale yaşıyordun, alkol ve sigara  tüketimin biraz artıyordu. ben bunu söyleyince hemfikir olan insanlar,  nasiat olarak söylediğimde beni duygusuz sanıyordu. hayır, benim de  duygularım vardı. ben de acı çekiyorum, ama bundan kurtulmaya  çalışmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tabii ki özleyeceksin, keşkeli bol cümleler çıkacak  ağzından.. müzik dinlemek, keyiften ziyade işkenceye dönüşecek.  uyuyamayacaksın. rahat uyuyorsan nerede kaldı senin o büyük aşkın?  susmayı, inzivaya çekilmeyi ve acı çekmeyi bileceksin. zor olan kısmı bu  değil ki, asıl zor olanı bu hissetiklerin uzun bir süre seninle beraber  olacak ve sonra bambaşka ve tertemiz duygular beslemeye başlayacağın  birini bulacaksın. asıl adama koyan buydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birilerini terk  edebilirdin, terk edilebilirdin. bunun gurunu yapmak, ufak hesapların  peşine düşmek gibi geldi hep bana. asıl dert olanı sonrasıydı. ilk  haftan zehir olacaktı, ilk bir ayın, en olmadı bir sene sonrası. ya  sonrası? sonrası normaldi. yine gülüşünde parlaklık hisseden birini  buluyordun. ondan öncesi tamamen “yalandı”. yalan mıydı? değildi. zaman  burada ibnelik yapıyordu, senin o kelimelerle ifade edemediğin sevgini  alttan alttan eritiyordu. bundan kaçış yoktu, ya da ben hiç bulamadım  razıyken öyle yaşamaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bundan kaçmak mıydı doğru olan, yoksa  karşı tarafın seni “garanti” gözüyle görmesi miydi? bence birinci olanı  her daim doğruydu. bir şeyleri zorlamaya başladığında -insanız biz,  değerin azalıyordu. karşı taraf ya da sen, diğer tarafı garanti olarak  görmeye başladığında ortada ne aşk kalıyordu ne de gurur. kötüydü bu,  hep tiksindim bundan. “nasıl olsa arar, nasıl olsa bırakmaz” tarzı  bahaneler diğer tarafın ömründen tüketiyordu. bu muydu doğru olan?  değildi. vakti geldiğinde çekip gitmesini bilmek gerekiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geriye  kalanlar o süre zarfında yanında oluyordu. beraber dinlediğin şarkılar,  yazılan şiirler, oynadığın oyunlar,  aşk oyunları.. hepsi seninle bir  süre daha beraberdi. onunla güldüğün, eğlendiğin anlar sanki planlanmış  gibi gündelik yaşamında rastgele çıkıyor ve seni istemeden  gülümsetiyordu. karşındaki telaşla başka bir şey anlatıyorken sen o’nu  düşünüyordun. bunu inkar etmek kadar saçma bir şey var mıydı? bu durumun  bir telafisi yoktu, olamazdı da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şanslıysan ağlayabilirdin.  ahlarla vahlarla beraber ağlayabiliyorsan işin çok kolay. ama bunu  yapamıyorsan omzundaki yük çarpı beşti. çarpı yüz de olsa, en azından  sessizce bitmişti bir şeyler. mutlak doğrusu buydu bu işin. yoksa  istediğin kadar parala kendini, kahvaltı yapmadan içmeye başla. ne mi  değişiyor? ben sana söyleyeyim; miden ve ağzın birbirine yapışıyor, o  kadar. acı aynı acı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine böyle bir dönemde bukowskiye  sardım ben. adını sıkça duyuyor ve şiirlerini beğeniyordum ama,  bağlanma korkusu sanırım onda bile devreye giriyordu. ama elde avuçta  bir şey kalmamıştı, başladım okumaya onu. ikinci sayfada bağlandım..  çoğunlukla bizi anlatıyordu işte, anlatmasa da ben bizi düşünüyordum.  zaten biri tuvaletle ilgisini anlatsa bile ben seni düşünüyordum. ben  seviyordum, konu bahaneydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine de çok üzgün değildim. biraz  yukarılarda söyledim, ötekisi adama daha da koyuyordu. bir ilişki  gerçekten bitiyorsa, iki tarafta hak ettiği değeri görmeli. ben seni şu  an arasam, “aşkımdan ölüyorum” desem.. ne değişir? değişmez. sen sonra  konuşalım dersin, olan benim o minik gururuma olur. piç olur o. en  baştan beri anlatmak istediğim buydu. gerek yok buna, hiç ama hiç gerek  yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zaman düşüyordu ellerimden yere. zamanın geçmesi benim için  en büyük zaferdi, her şey o zaman normalleşmeye çalışıyordu. seni tekrar  elde edebilmek için yapamayacağım bir şey yoktu ya hani, zamanın  geçmesi içinde yapamayacağım hiçbir şey yoktu. sabah olduğunda hem  üzülür hem sevinirdim ben, o uykusuz geceden bir şekilde kurtulmuştum  ama önümde kocaman bir gün vardı.. zordu işte bu, zor. kitap okuyordum  saatlerce, abuk subuk tv programları izliyordum. içtiğim sigaranın haddi  hesabı yoktu, bir önemi de yoktu. sen bencildin artık, ben geride  kalamazdım. unutmam için ne gerekiyorsa yapıyordum.. zorundaydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki  de,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en güzeli böyleydi..&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2010/05/ucuncu-gun.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-4620625089086233372</guid><pubDate>Tue, 11 May 2010 21:33:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-05-12T00:33:10.656+03:00</atom:updated><title>ilk gün</title><description>telefonu uzakta olduğu için daha yakın olan kumandadan televizyonu  açarak her yerinde son dakika yazan ekranda saati aradı gözleri. yine  saat 6 küsürlü bir şeydi. kendini her zaman uykucu olarak adlandıran bu  adam, niye çok uzun bir süredir uyku problemi çekiyordu. duyduğunda “öf”  dediği olaylar, artık ona da etki mi ediyordu. bunu o an düşünemedi  ama, afyonu patladığında düşünecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;banyoya gitti. her sabah  uyandığında ilk iş banyoya gitmekti, işe gitmiyorsa ve yatakta uyuyan  geceden kalma bir misafiri yoksa o gün yüzünü de yıkamazdı. o günde  yalnız olduğu günlerden biriydi, işe de gitmiyordu. yıkamadı yüzünü.  sonradan fark etti, yine refleks olarak yolda telefonu cebine de  atmıştı. amaçsızca oturdu klozete, telefonun tuş kilidini açıp gelen  giden bir şey var mı diye baktı. olmadığı fark ettikten sonra ilk  düşündüğü “dün çok mutluyken, gece ne oldu da yine bi başıma kaldım? bu  telefonda niye günaydın mesajı ya da cevapsız çağrısı yok ki?”  sorusuydu. yüzünü yıkasaydı belki uyanıp kahvaltıyı düşünecekti, günü o  kadar erken piç olma potansiyeli taşımayacaktı. soru güzel ve netti ama,  aynı şekilde bir cevabı yoktu. -ki ilişkilerinde hiç bir zaman netlik  adına bir şey yoktu ya, neyse. artık sorun ben de sanırım diye  mızmızlanmaktan da sıkıldığından, ne büyük ne de küçük tuvaletini  yaptığı o klozetten kalktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kahvaltıyı düşünme sırası gelmişti  gelmesine ama, o kendini bildi bileli sabahları hemen kahvaltı  yapamazdı. canı sigara istiyordu, ama akşam deli gibi alkolle  tükettiğinden onun kokusunu dahi duymak istemiyordu. bilgisayarını açtı  hemen bok varmış gibi. firefoxtaki tablarda açık olan son 3 aydır  aynıydı zaten. maillerine baktı spamleri söylenerek sildi, ekşide mesaj  ışığıda yanmıyordu, facebookta videodan izleyecek bir şey yoktu. gözü  yine o’nun aktivitelerine takıldı. tuvalette niye mesaj yok diye  hayıflanmıştı ya, meğer o mesaiyi facebooka harcamıştı. yine onlarca fan  sayfası, yersiz yorumlar.. işgal etmişti anasayfayı. bir süre anlamsız  baktıktan sonra winampı açıp gitti tekrar kanepesine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün ne  yapsam diye düşündü, olur da biri ararsa planı yokmuş gibi gözükmek  istemiyordu. kitap okurum diye düşündü, ama götünü kaldırıp yeni kitap  almamıştı. kaldırmadığı gibi netten siparişte vermemişti. dergiyi gördü  sehpadeki, onu inceledi bir süre. saat yediyi biraz geçince balkona  kumrular gelmeye başladı yine. öf dedi bir kere daha, öf. guguuk guk guk  diye ömürlerini yemişti, ama artık buna söylenme gereği duymuyordu.  çıktı balkona hışt pışt diyerek kovaladı hepsini. sonra tam kıçını dönüp  devam edecekken balkonun tepesindeki dalları fark etti. normalde  “ibneler uyutmuyor bir de balkona yuva yapmaya başlamışlar” diye  düşünecekken; belki evde tek olmasının verdiği o yalnızlıktan, belki  o’nun artık aramamasından, belki de tamamen üzülecek bir şeyler  aradığından yarım ağız gülümseyerek duygusal bir şekilde baktı yuva  inşaatına. aklına uykudan yeni kalktığı ve saçının başının darmadağan  olduğu geldi, elalem böyle görmesin diye sıvıştı tekrar içeri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiçbir  şey yapamadan saat öğlen oldu. tamamen zorunluluktan bir şeyler yedi,  sigarayı yaktıktan sonra yine elini telefona attı. yoktu işte ekranda  bir bok, zaten gelen giden olsaydı o sesi duyacak mesafedeydi hep.  çıkıyım ben ya dedi, çıkayım şu evden. havanın güzel ya da kötü olması  onun evden çıkmasına etki etmiyordu, güneşi görünce de dışarı atlamazdı  zaten. ev kokmasın diye kül tablalarını ve boş bira kutularını tansaş  torbalarına doldurup çıktı evden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günün fon müziğini düşünürken  sahile inmişti bile. sahil yine çekirdekçi doluydu, orda ona huzur  yoktu. zaten her yerde çiftler sevişiyor, ona bi sen sevişemiyorsun  çünkü dün gece bir bok oldu ve yine yalnızsın mesajını haykırıyordu bu  çiftler. sahi dedi, ne oldu yine? &lt;a class=&quot;gb&quot; href=&quot;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=iyiydik+lan&quot;&gt;iyiydik lan&lt;/a&gt;  biz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatına giren her kadın asiydi. o hep “zuhal olcay”  sadeliğinde ve dinginliğinde kadın arasa da hepsi de ateşliydi. hiç  susmazlar, gurur ve trip yaparlar, küfür ederler ve laflarını  esirgemezlerdi.. bundan hiç kurtulamadı. aslında bir kere kurtulmuştu  ama, bu seferde o duruma alıştığından çok bayat gelmişti o ilişkisi.  neyse, çiftlerin bakışları artık o kadar rahatsız etmişti ki, dayak  yemeden ordan kaçmayı düşündü. tekrar eve dönme kararını verdi, ama  hemen öncesinde süpermarketten bir şeyler alıp bir de eline gazete  sıkıştıracaktı. bu gazeteyi niye aldığını hiç anlamıyordu, zaten uzun  yazıları ya da ekonomi sayfasına göz atmayacak sadece manşetlerle  ilgilenecekti. kaldı ki bilgisayar başındayken 50 kere giriyordu o haber  sitelerine. olsundu, eve yakışıyordu o gazete. yeşilliğiydi o evin.  bira içmek istemişti canı, hayda ne birası derdi yanında biri olsaydı.  zaten artık adam gibi bira içemediğinden bu fikrin saçma olduğunu  düşündü, şişelerde kalan bi miktar viski ve votkayı direk içti. sarhoş  etmeyecekti bu, amaç zaten sadece alkol alıp o depresyon gününe yakışır  şeyler yapmaktı. öyle de oldu, sadece ağzının tadı bozuldu. saatte bir  bok yapmadan 18.00 a yaklaşıyordu, bir gün daha piç olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeter  ya dedi, bu yıllar bir daha gelmeyecek diye düşündü. o gün hiç  başkasını düşünmemişti ama yine aklında başkalarını düşünmekten hayatını  piç ettiği sonucu geçti, kendi de buna inanmasa da tam olarak bu geçti.  ilk iş kıçını kaldırıp ne zamandır okumak istediği kitapların  siparişini verdi internetten. canı yazı da yazmak istiyordu. seviyordu  onu, ne yazdığının önemi olmasa da wordde sayfalarca yazı yazdığını  görmek onu mutlu ediyordu. ilk aşkının “sen kesin bir dergide editör  olursun” öngörüsü geldi aklına, zaten aklına anca bu geliyordu o  ilişkiden. aslında bir de elektro gitar almak istiyordu bu adam,  çalacağından değil. ama herkes bateriyi çalabileceğini düşünür ya  niyeyse, o bu düşünceden geçmiş hiç denemediği halde onu çalıp bitirmiş  gibi elektro sevdasına tutulmuştu. aman dedi, kim gidecek şimdi taa best  buy&#39;a.  en iyisi kafayı boşaltmak için yazı yazmaktı. zaten alkol artık  kafayı boşaltmıyordu, bunu beceren aktivitelerden en iyisi bulaşık  yıkamak ve yazı yazmaktı. yazdı yazısını, cümle içlerinde belirtmese de  yine özledi o çok değer verdiği kişiyi. küfür etti, o küfürleri sadece  kafasında geçirip ekrana dökmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne olduysa o günü öyle bitirip,  wordde bir şeyler yazıp tekrar uykuya dalmayı denedi... bir gün  istediklerine kavuşacaktı, o süreye kadar saçmalamaya devamdı.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2010/05/ilk-gun.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-5247708917239100816</guid><pubDate>Tue, 11 May 2010 21:32:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-05-12T00:32:49.397+03:00</atom:updated><title>başlıyoruz</title><description>epeydir uzun uzun yazdığım, ekşi sözlükte ekşi roman başlığında paylaştığım yazıları sırayla buraya atacağım lan blog. dursun di mi? dursun dursun..&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2010/05/baslyoruz.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-4498047240159873407</guid><pubDate>Fri, 07 May 2010 20:15:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-05-07T23:19:18.960+03:00</atom:updated><title>ao</title><description>naber lan blog? yuh, aylar geçmiş ben daha yeni bir şeyler yazıyorum sana. diğer bloglarımın adreslerini kimse görmesin diye gizlemeye çalışırken gün itibariyle ben bile unutmuş durumdayım. olacak iş mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse blog, bugün bir şiir yazmaya çalıştım. üstelik sarhoşta değilim, zaten olamayacağım da.&lt;br /&gt;yazayım dedim buraya, bulunsun. benim yazacağım şiir bu kadar oluyor, yapacak bir şey yok;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size:130%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Yarım&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yarım bırakmak benim kötü bir alışkanlığımdı;&lt;br /&gt;yediğim yemeği, izlediğim filmi, okuduğum kitabı.&lt;br /&gt;seni yarım bıraktım diyemiyorum bile,&lt;br /&gt;hem daha yüzünü bile görmeden nasıl söylerim?&lt;br /&gt;bakkal bile seni sigara alırken her gün görüyorken,&lt;br /&gt;ben göremiyorum.&lt;br /&gt;şimdi dönüp baktığımda,&lt;br /&gt;aslında bütün kavgalarım da buydu.&lt;br /&gt;birileri senin o melek yüzünü her gün görüyordu,&lt;br /&gt;kızdığında sert suratından korkuyordu,&lt;br /&gt;güldüğünde gözlerinin parıltısını fark edebiliyordu.&lt;br /&gt;ama ben, ben sadece rüyalarda görebiliyordum.&lt;br /&gt;şansıma sıçayım ki rüya da göremiyordum.&lt;br /&gt;yemeği doyduğum için,&lt;br /&gt;filmi sıkıldığım için,&lt;br /&gt;kitabı gözüm yorulduğu için yarım bırakırdım.&lt;br /&gt;seni ise; doymadan, öpemeden, koklayamadan, sıkılamadan..&lt;br /&gt;o çok sevdiğim sabah görüntünü ve sesini hissemeden.&lt;br /&gt;yarım kaldım daha hiçbirini yapamadan.&lt;br /&gt;bütün olarak yaşıyordum oysa;&lt;br /&gt;senin yerine düşünüyor, senin yerine yemek yiyor, senin yerine küfrediyordum.&lt;br /&gt;her neyse.&lt;br /&gt;bu ilişkiyi gibi,&lt;br /&gt;sanırım bu şiirimsi şey de yarım kalacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;böyle işte, neyse ben kitap okuyayım. o zaman düşünmüyorum biliyor musun onu fark ettim. düşünmemek istiyorum bir süre, tek istediğim bu.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2010/05/ao.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-1307728797962472788</guid><pubDate>Mon, 26 May 2008 20:46:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-05-26T23:47:14.369+03:00</atom:updated><title>bir yanım deli, bir yanım 3 maymun</title><description>öncelikle eurovisiondan başlayalım sayın blog. bu boktan, hiçbir sike yaramayan yarışmaya mor ve ötesi gibi göt göbek göstermeden bir grup ile katıldığımız için gurur duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neredeyse bütün parçaları dinledim, yarı finalde elenen dj please take me away parçası dışında hiçbir parçanın bu parçadan iyi olduğunu düşünmüyordum, nitekim hala fikirlerimde kararlıyım. çıktılar, gayet güzel şovları ile mükemmel biçimde parçayı söylediler. ne yalan söyleyeyim, son nakarata başladıklarında sahne şovuyla beraber bende evde gayet detone bi tonla kendilerine eşlik ettim, o derece destekledim. 7.olması benim açımdan pek bir şey ifade etmiyor, sadece böyle güzel bir parçanın o abudik yarışmaya katılmasına biraz canım sıkıldı. ama biraz önce last.fm ‘deki yabancı mor ve ötesi beğenenlerinin mesajlarını görünce ondan da vazgeçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslında kızdığım nokta, konunun en başından beri müzik bilirkişisi gibi bıkbıkbık öten lavuklaraydı. beğenemeyebilirsin, benim beğenmemi ifade etmem gibi seninde beğenmeme hakkın var tabii ki ama bokunu çıkarmamak lazım. özetle, türk oldukları için değil gayet güzel müzik yaptıkları için mor ve ötesini buradan selamlıyor, tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;benim yalnız ve güzel ülkem&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nuri bilge ceylan’ın ödülünden ziyade bu ödül konuşması bence kesinlikle burada yer alması gereken bir detaydı. es geçemedim, filmi en kısa sürede izlemek istiyorum. oscardan sonra 2. büyük bu film festivalinde 5. uzun metraj filminde ödül almış yönetmeni saygıyla selamlıyor, izledikten sonra film hakkında da yorum yapmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet blogcum, birazda güncel olaylara değinmek istedim. hayat ne güzel değil mi, deliler maymunlar falan?!&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/05/bir-yanm-deli-bir-yanm-3-maymun.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-872019149766666267</guid><pubDate>Wed, 21 May 2008 20:29:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-05-21T23:30:09.611+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">tag mag yok ak</category><title>umut her daim yolcu</title><description>lan blog, ne göt adamsın ya. hani böyle bi kere de ben bir şey yazmadan sen iki kelam et. patron yok buralarda, bugün ben yazıyorum de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse siktir et, aylar önce başladığım bazı konuların çıtlatmalarını artık net olarak anlatacağım blog. haziranın 16’sında işi bırakıyor ve çeşmeye taşınıyorum. elveda karşıyakadaki evim diyorum hunharca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok seviyordum ben bu evi ya, son 2 ay tek yaşadım bide burada. uranyum saçan ev arkadaşım da gitmişti, gayet güzeldi her şey. tekrar izmire döndüğümde (yakın zamanda değil ama) yine karşıyaka’da oturacağım, kesinlikle başka semtte oturmam!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne diyordum, evet taşınma vakti geldi. iştende ayrılıyorum. hep söylerim anlık veya belli süre olarak çok sıkılsam da yinede çalıştığım işyerini seviyorum. zaten sevmesem şimdiye kadar çoktan gayet iş çıkışı bırakıp gitmiştim. ve benim gitmeme yakın anladığım kadarıyla uzun vadede şu an çalıştığım yer güzel şeyler yapacak. bilmiyorum, ben 1-2 ay sonra uğradıklarımda aynı sorunlarla ve durumlarla uğraşmasınlar yinede sevinirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanırım ajanstan giderayak içimde ne varsa söylüyorum. yani önceden zaten böyleydim, sen şusun, bu budur, bu yanlış tadında aktarırdım hep. ama profesyonel iş hayatında bu maalesef olamıyor, belki de ben beceremiyordum. birisi bir şeye “bu olmamış” dediğinde artık 30 günün verdiği kısa süreden midir nedir hemen bütün konuları konuşmak istiyorum. sanırım böyle düzgün ifade edemedim örnekle açıklayayım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;+ hocam ne düşünüyosun? (3.göze ihtiyacım olduğu anlardan biri)&lt;br /&gt;- beğenmedim, ermm bık bık bık (olmamıştan sonraki bütün cümleler hikaye)&lt;br /&gt;+ e olmamışta, neyi beğenmedin? eleştiri yaparken olmamış diyip kesmek yerine şurası şöyle olsa daha iyi olmaz mı diye söylersen yapıcı olur. aksi halde benim için hiçbir anlamı yok.&lt;br /&gt;- ee haklısın ?! aslında güzel ya ?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aynen örnekteki gibi oldu diyebilirim. ama zaten normal hayatta, ilişkilerde de böyle değil midir? romantik bir ortamda hoşuna gitmeyen bir şey olduğunda ya da en basitinden biriyle öpüştüğünde baktın bir sorun var ve “olmuyor” demek mi çözümdür yoksa  “böyle değil şöyle öpmene bayılıyorum” demek mi? doğru örnekliyorum di mi lan blog!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öğreneceğiz blog işte, aslında hep düşündüğüm bir şey var. üstteki konu gibi aslında hayatta ya da yaşamda ne kadar basit gereklilikler var. bunları yaparsan iş hayatı olsun, eş dost hayatı olsun ne kadar verimli amaca ulaşabiliyorsun. vaktinin fazladan kelimelerle öldürmüyor aksine anlatılmak ya da yapılmak istenene çabuk ulaşıyorsun. biz buna fast food gibi yaklaşmıyor, aksine seviyoruz. bende öyle, bende!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse yazının konusu çalıştığım yerdeki son günlerimdi, devam edeyim. şimdilik her şey güzel. umarım insanlar bazı tartışma anlarında nasıl olsa gidiyor, elleşmeyeyim modunda davranmıyordur bana. gerçi aslına bakarsanız, kendi bulunduğum ekibin dışında üst mercilerden (patronu bundan çıkartabilirim) pek bir şey beklemiyorum. şöyle ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir art direktörümüz var ajansta blog. iyi güzel hoş, geçen gün hatta kendisiyle ilgili dumur edici bir detayda duydum, ama belden aşağı saldırmıyorum tamam. GSF mezunu, eyvallah. İstanbul ve izmirde belli ajanslarda çalışmış, deneyim edinmiş. buna da eyvallah. Fakat, fakat, fakat!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmuyor olmuyor olmuyor. bir şeylere ben daha iyi bilirim gözüyle bakılan/bakan kişilerle iş yapılamıyor blog. bunu niye yazıyorum, yarın bir gün başıma aynı tür bir iş gelir ona göre davranır ya da ben ilerde böyle biri olmak istemem. zaten beceremem sanırım, ya da beceririm galiba. bi sn dağıtmadan devam edeyim: GSF mezunu olunca ya da belli bir başlık adı altında bir yerde çalışınca ne yazık ki her şeyi doğru bilmek olmuyor. hayır, bu kişiyle birebir asla bir sorunum olmadı ama gözlemlerim bu. yani biri işten anlamıyor ise anlamıyordur ya da standartlarda biriyse benim için öyledir, art direktör falan değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi bok anlamamış olabilirsin, ama bunu paylaşacak sektörde insan bulamadığım için sana anlatmak istedim. aldırma yani, geç bu konuyu. (boşaldım ve bırakıyorum diyeyim kabaca, kızma sen sakın)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu sıralar çok güzel tasarımlar yaptığıma inanıyorum lan blog. böyle çeşmeye taşınıp farklı bir sektöre girmeyecek olsam bi süreliğine cv falan atardım oraya buraya. gerçi sektör bir süreliğine değişecek ama ben netten ve senden (yazı yazmaktan) kopamayacağım biliyorsun. bu yaz en azından gerçekten güzel işler yapıp portfolyomu güncel tutmak istiyorum. sonuçta benim sevdiğim meslek bu, aslında daha da fazlası. hepsini kendi işlerimde kullanıp göstermek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bundan kastım, aslında meslek olarak şu konuda şanslıyım. bir mimar olsam ve çizdiğim/tasarladığım şeylerin somut sonuçlarını göremem. trilyonlar yatırıp kendime otel yapayım diyeyim di mi? ama benim işimde bunu yapacağım. örneğin bir sürü şey biliyorum şu meret konusunda. fakat bunları değerlendirecek fırsatı bulamadım. şu an için sorun değil, örneğin reklamdan para kazandırırım mı diyorum, bunu kendim tekrar kazanıcam. ve önceki yaptığım gibi yap, işlet, büyüt ve sat şeklinde değil satmayarak yapacağım. en basit örnek bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse, umarım her şey iyi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dipnot: yalan ya, bende kesin gizlilik sorunu var blog. bunu belki bi gün detaylı anlatırım sana, hala önemli şeyleri açıklamadım. plan ve projeleride öyle, sana da yüzeysel davrandım bu yazıda. öpüyorum yanaklarından,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;umut soprano&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/05/umut-her-daim-yolcu.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-7334976654925390689</guid><pubDate>Wed, 14 May 2008 21:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-05-15T00:02:01.881+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">all i need</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">frank sinatra</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">radiohead</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">strangers in the night</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yağmur</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">youtube</category><title>yağmuru seviyorum</title><description>bugün eve girmemek için elimden geleni yaptım, fakat 1 saat önce girmek zorunda kaldım. dışarıda çok güzel bir sağanak yağış var ve ben bu havaya bayılıyorum. hafiften ıslanarak dolaşmayı seviyorum. bunun planlarını yapıyorum, bi yerlere gideceksem kendimi daha iyi hissediyorum. pencereden bakan olursa bu adam deli mi böyle yağmurlu havada tin tin yürüyor demesinler diye seviyorum. dışa referanslı yaşıyorum işte, napayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün fena dağıttım yine. bol bol alkol tükettim, akşamda direk sızmışım. aslında dün yazmak istediğim şeyler vardı ama sızınca ertesi gününe bir şey bırakamıyorum. hmm birde şeyi fark ettim youtube yasağı (ip block) kalkmış. şimdi aşağıda radiohead - all i need mtv klibini size ilk kez (%98 eminim) izleteceğim. şarkı normalde çok güzeldir, radiohead güzeldir ve klipte bir o kadar güzel diyor izlemenizi rica ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height=&quot;355&quot; width=&quot;425&quot;&gt;&lt;param name=&quot;movie&quot; value=&quot;http://www.youtube.com/v/cdrCalO5BDs&amp;amp;hl=en&quot;&gt;&lt;param name=&quot;wmode&quot; value=&quot;transparent&quot;&gt;&lt;embed src=&quot;http://www.youtube.com/v/cdrCalO5BDs&amp;amp;hl=en&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot; wmode=&quot;transparent&quot; height=&quot;355&quot; width=&quot;425&quot;&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nasıl ama, güzel yapmış ibneler. (överken sövmek, ibneler yapıyor abi demek gibi işte)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geceyi frank sinatra - strangers in the nightla kapatıyor, yanaklarınızdan öpüyorum...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/05/yamuru-seviyorum.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-4902145588488777744</guid><pubDate>Tue, 06 May 2008 20:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-05-06T23:13:18.494+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">alkol</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">all i need</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">mad men</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">radiohead</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sansür</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">youtube</category><title>you know i&#39;m no good</title><description>1960’ın &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;new york&lt;/span&gt;u. reklamcılığın altın çağı ve ortaya çıkan süper bir konu. girişteki amy winehouse - &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;you know i&#39;m no good&lt;/span&gt; parçası eşliğinde fena yazasım geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu diziyi e2&#39;te çok önceleri görmüştüm, ama tvde bir dizi izleme alışkanlığımı çok uzun süre önce kaybettiğimden netten indirmeyi bekliyordum. nihayet dizisiz kaldım ve mad men&#39;i izlemeye başladım. özellikle biraz alkol sonrası bu diziyi izlemek benim için yeni bir keyif.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img376.imageshack.us/img376/1330/madmen500xw1.jpg&quot; alt=&quot;mad men&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;işte böyle ufak zevklerim var blogcum. dışarıda biraz içeceğim, eve gelip devam edeceğim ve bol bol sigara içilen bu dizide sigara ve alkolle beraber keyif yapacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi size çok güzel olan başlangıcını izletmek isterdim ama, malum bazı çük kafalılar youtube’u yine engellediler. belki &lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;radiohead - all i need&lt;/span&gt; videosundan da bahsederdim ama o da aynı sorundan dolayı iptal oldu. götünüze youtube sunucuları girsin&lt;span style=&quot;font-style: italic; font-weight: bold;&quot;&gt;!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;you know that, i’m no good..&lt;/span&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/05/you-know-im-no-good.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-3791277673447310656</guid><pubDate>Sun, 04 May 2008 19:08:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-05-04T22:09:18.948+03:00</atom:updated><title>ahh ahhh</title><description>merabağ blogcum. naptın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiçbir şey yazasım yok, acayip yorgun ve bitkinim şu an. bir şarkı var bayadır dinlediğim, onun sözlerini yapıştırıp gideceğim. hayır kimseye ithaf etmiyorum, sadece koray candemir ’in sesi ve yorumu güzel. zaten dinledikten sonra anlarsın, ben hiçbir şeye pişman da değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah...o duruşun var ya&lt;br /&gt;Ah...o bakışın&lt;br /&gt;Beni, beni, beni&lt;br /&gt;Deler geçer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah...o yatışın var ya&lt;br /&gt;Ah...o sevişin&lt;br /&gt;Beni, beni, beni&lt;br /&gt;Alır gider&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimde resimlerin&lt;br /&gt;Odamda sensizliğin&lt;br /&gt;Acısı çıkarken&lt;br /&gt;Geç olsa da&lt;br /&gt;Pişmanım bebeğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah...o gülüşün var ya&lt;br /&gt;Ah...o bakışın&lt;br /&gt;Beni, beni, beni&lt;br /&gt;Deler geçer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seni üzdü mü?&lt;br /&gt;Ayrılık seni aldı mı?&lt;br /&gt;Severim der misin?&lt;br /&gt;Ben olunca yanında&lt;br /&gt;Sen olunca yanımda&lt;br /&gt;Biz olunca yanyana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimde resimlerin&lt;br /&gt;Odamda sensizliğin&lt;br /&gt;Acısı çıkarken&lt;br /&gt;Geç olsa da&lt;br /&gt;Pişmanım bebeğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;koray candemir - aşk&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/05/ahh-ahhh.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-6918100132183846380</guid><pubDate>Mon, 28 Apr 2008 20:00:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-04-28T23:13:42.757+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ibne tarkan</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">istanbul</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">iş hayatı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">piç blog</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sürünmek</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sıkıntı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">uykusuz</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yalnızlık</category><title>merabağ, uykusuz yeniden...</title><description>&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;uykusuz&lt;/span&gt; kelimesini takma ad olarak sadece burada kullansam da, günlük yaşantımda bu duruma oldukça fazla düşüyorum. mesela bugün pazartesi, ben uykusuzum. dün gece 5.30da yattım ve işe yine geç kaldım. damn it! nefret ediyorum ama geç kaldım, çok kötü bi durum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en son maddi durumlarımdan söz etmiştim, bu sorunu bir süreliğine aştığımı belirtebilirim. neden parasız kaldığımı açıkladığım gibi nasıl ekstra para kazandığımı da açıklamam gerek sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim nette bir sürü çöplük sayılabilecek sitelerim vardı, bunların bazılarını kapattım fakat &quot;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;kelime odaklı reklam&lt;/span&gt;&quot; üzerine gittiğim (&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;böyle tanımladım nasıl olsa makale yazmıyorum&lt;/span&gt;) ve bana gelir getiren 1-2 siteyi hala aktif olarak tutuyordum. bunlardan biriside bir kürtaj bilgi sitesi. artık freelance çalışmadığım için onlarla ve reklamlarıyla pek ilgilenemiyordum, parasız kalınca ilk iş sektördeki jinekologlara &quot;reklam alınacaktır&quot; maili atmak oldu. ve bir adet olumlu geri dönüş geldi, sanırım bu sayede uzun vadede bir reklam kopardım. normalde şu çalışma performansımla bununla asla uğraşmazdım, fakat &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;para&lt;/span&gt; lazım olunca balıklama atladım. nitekim, ek gelir olarak ufakta olsa bir meblağ alıp ekonomik durumumu düzelttim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iş konusunda bazı gelişmeler yaşıyorum lan blog. müdür olacağım derken (&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;müdürden kasıt müdürlük değil tabii ki&lt;/span&gt;) sanırım yine söylediklerimin tersi oldu ve iş yaşantım benim beklediğim şeyi benim önüme getirmedi. o konuda bin bir aksilik çıkıyor, biraz zaman ile çözülebilir ama ben sanırım (&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;hala emin olamamakla beraber&lt;/span&gt;) şu an çalıştığım yerde &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;SIKILMAYA&lt;/span&gt; başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öncelikle bu sıkılmamın sebebini kendime bağlıyorum, bunu kabul ediyorum. fakat benim dışımda da gelişen bazı şeyler var. bunlar yeri geliyor can sıkıyor, yeri geliyor lanet ettiriyor bulunduğun duruma. ama bu negatif yönler çok birikmeye başladı, eğer &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;müdürlük(!)&lt;/span&gt; olayı gecikecekse kendime yeni bir iş bakmalıyım, ya da kendi patronum olduğum işe geri dönmeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu konunun biraz detayına inecek olursam, sanırım çalıştığım yer gerçekten bana bir şey katmamaya başladı. bu cümleyi kurarken hala düşünüyorum, çok mu acımasızlık yapıyorum diye ama öyle olmaya başladı. daha önceleri çok şey öğrenir ve kendimi geliştiriyordum. siz isterseniz götüm kalktı diyin, ama şu sıralar hiç böyle şeyler olmuyor. bir iki kişiye de söylediğim gibi; hep aynı diyaloglara maruz kalmak beni acayip sıkıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ha deyince iş değiştirilmez farkındayım, yeni bir yere hemen(!) geçsem bile şu an bulunduğum ortamı özleyeceğim onu da biliyorum. ama benim öncelikli kişisel amacım, kendimi olabildiğince geliştirmek ve kendi işimin sahibi olmak. belki konum itibariyle de bunu yapabiliyor ya da yapmalıyım ama, takıntılı adamım sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu an için bu konuda yaptığım işlerimi sıfır hata ile tamamlayıp, ayrılsam bile güzel bir biçimde ayrılmak. çünkü buraya girdiğime resmen bir çöplüğü teslim almıştım, benim sayemde düzeldi diyemem, ekip çok iyiydi. işte bir çelişki daha!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ekip iyiydi diyorum, ama sanırım burada tarif edemediğim sorunu yakalıyorum. ekip iyi ama, hangi konuda? niyet konusunda mı, uzmanlık alanlarında mı? hmm biraz düşünüp buna niyet konusunda diyebilirim, ama tabi bu konuda onların herhangi bir eksisi yok, çünkü tam hizmet ajansında interaktif şeyler beklemek sanırım fazla ütopik oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim hayalimde çalışma ortamı başkaları gibi hahaha hihihi bir ortam değil, yaptıkları mesleklerin guruları olabilen kişilerin yanında gerekirse &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;SÜRÜNEREK&lt;/span&gt; bir şeyler öğrenmek ve tecrübe edinmek. böyle bir ekip yaşadığım il izmir’de var mı? sanırım yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işin ucu yine lanet &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;istanbul&lt;/span&gt; ’a gidiyor. ama ben oraya bir türlü &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;gidemiyorum&lt;/span&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse, şu an ki bulanık iş hayatı halim bir durulsun ve net kararlarımı vereyim, kesinlikle bu hayatta istediğim şeyleri yapacağım. bir gece kuzenimle sohbetimiz sırasında çok güzel bir konuya değinmiştik (&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;hangimiz değindi anımsamıyorum, önemi de yok&lt;/span&gt;). çocuklar çok cesur olurlar, her boka salça olurlar hatta. ama insan büyüdükçe güven ve cesareti azalıyor... bende sanırım bunu kendimde görmeye başlıyorum, ama bunun beni etkisi altına almasına izin vereceğimi de pek sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse, dediğim gibi işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben şu sıralar kişisel gelişimimin üstüne yönelmeye devam ediyorum. bol bol okuyorum (aslında yanlış tabir bu mu bilmiyorum, bol bol okuyorum sanırım fazla küstahça). bol bol makale ve sektörel yazıları okuyorum. bunların bana tabii ki katkısı oluyor. bunun üzerine eğiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse ruhum karardı yine sanırım, yarın yeni bir iş günü daha beni bekliyor. ama bu önümüzdeki süreçte yine aynı olayları yaşarsam sanırım cv &#39;mi hazırlayıp ilanları incelemenin vakti gelecektir... bu konuda kararım nettir, şu an ki kararsızlığımdan da iyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;yazıyı bitirmeye niyetlendim iki kez ama, sanırım hala doluyum ve yazmam gerek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu sıralar kimseye içimi dökemiyorum blog. bu iş hayatı olur, var olmayan aşk hayatı olur. sonuç itibariyle dökemiyorum. iyi ki sana 2 satır yazıyorum da rahatlıyorum, yoksa nasıl dayanırım bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu an ki ruh halim sanırım yazının modundan bellidir, gayet sıkıcı. bir zamanlar yaptığım gibi normal ve stressiz bir biçimde para kazanıp kız arkadaşımla sadece gezmek istiyorum. işte kilit bir konu daha; kız arkadaş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lan blog, 1 yılı geçecek ben hala &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;yalnız&lt;/span&gt;ım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artık bu konuda bir çözüm üretip daha aktif olmam gerekli. dışarıda çiftler ne güzel geziyor, eğleniyor. ben tecavüze uğramış insanlar gibi kapattım kendimi çok fena. hayır, yarın bir gün açılmak isteyeceğim beceremeyeceğim bundan korkuyorum lan. olur mu dersin? ha siktir ;)) eyvah eyvah! tamam bu durumu da gündemime aldım. gerçi böyle açıklayınca da kendimi Tarkan gibi hissettim, ibneyim birde yanımda kız bulunsun? hayır öyle değil, beni tanımıyorsun yanlış anlama. sadece bu süreye kadar yeni bir ilişkiyle uğraşacak halim yoktu. artık yalnızlıkla uğraşacak halim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tamam yeter bu kadar ya, öptüm yanağının dudağına uzanan kısmından...&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;(hayır lan abazalıktan sana sulanmıyorum, ne alakası var piç!)&lt;/span&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/04/meraba-uykusuz-yeniden.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-2631475449474469539</guid><pubDate>Tue, 22 Apr 2008 22:51:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-04-23T01:52:19.976+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">akrep burcu erkeği</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">akrep burcu kadını</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">cenabetlik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">maddiyat</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">nisan</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">para</category><title>nisan ayı, astrolojik gelişmelerim</title><description>gece gece bir sıkıntı çöktü içime. sebebi mali durumlar, ne yazık ki nisan ayı itibariyle resmen çulsuz kalmak üzereyim. maaşı yeni aldım ve mecburi ödemelerim beni batırdı gibi. iki arkadaşıma borç vermiştim, alakasız olarak tam üst üste geldi, yakın arkadaşlarımdı ve ikiside 3 gün içerisinde ödeyecekti. ama arayan soran yok, çok kötü oldu bu durum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birde üstüne eskilerden bir trafik cezamın ödemesi çıktı. hemen müneccim sitelerine girip burç yorumlarımı almak istiyorum, zira çok çaresiz kalmak üzereyim. mayısta düzelecekse dert etmeyeceğim kendime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hım bu arada akrep burcuyum, akrep burcu kadınları tanışmak isterlerse mesaj atabilirler. birbirimizi iyi anlarız diyorum ben üstü kapalı, mesaj alındı umarım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;{ şimdi bu aylık krizi nasıl normale getiririm onu düşünüyorum. }&lt;/span&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/04/nisan-ay-astrolojik-gelimelerim.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-4263912530050345948</guid><pubDate>Mon, 21 Apr 2008 18:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-04-21T21:06:28.078+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bence</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">beyin mastürbasyonu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">beyin orgazmı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kimlik</category><title>farklı kimliklere bürünmek</title><description>işte bambaşka, gerçekten kendi adıma bomba bir itiraflar silsilesi içeren bir yazı daha. sigaramı yakıyor, düşünmeden başlıktan yola çıkarak derdimi ve gözlemlerimi anlatıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;farklı kimlikler, aslında direk 2 kelime olarak her şeyi açıklıyor. günlük hayatımızda, iş hayatımızda, aşk hayatımızda ve arkadaşlık ilişkilerimizde farklı kimliklere bürünüyoruz. bu cümleyi kurarken amacım &quot;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;herkes sahte, yalan dünya&lt;/span&gt;&quot; imajı vermek değil, nasıl ki hayat evren şu bu ilerlerken bir şeyler değişiyorsa, yaş ilerledikçe bunun ayarlamasını da iyi yapabildiğini keşfediyor insan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;örneğin ben, sabah kalktığımda gayet kendim oluyorum. gidip tuvalete işiyorum, sonra yola çıkıyorum, yine kendimim. umurumda değil hiçbir şey, saç baş dağınık mı gözler mi şiş, altı mı mor? hiçbirini umursamıyorum. iş yerime ulaştığımda gün içerisindeki ikinci kimliğime bürünüyorum. aslında bürünmüyorum, bürünmek zorundayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günaydınlar, merhabalar, iyi günlerden başlıyor bu kimlik ve ilişkiler. bu konuda yazmadan önce izah edeyim, problemim ya da dikkat çekmek istediğim yer asla bu yaşantılarımdaki kişiler değil. tamamen kendi yüzeysel yaşantımın incelikleri. biri geliyor örneğin, saçma sapan bir şey söylüyor. bu durumda ya gülmek zorundayım ya da duymamak. duymamak gibi bir lüksüm asla yok, bünye olarak bunu becerebilen biri değilim. ya anlamsız bakıyorum karşımdakinin suratına ya da yavşakça sırıtıyorum. daha sonra birkaç kişi daha geliyor, örneğin o an canım sessizce takılmak istiyorsa bunu beceremiyorum. tekrar ediyorum, sanki biri benden hesap sorarmışçasına: sorun karşımdaki insanlarda değil, aslında ortada sorun yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toplantıya gidiyorsunuz, belki gitmiyorsunuz. farklı kişiler geliyor gün içerisinde. bütün genellemeler yanlış olsa dahi &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;%72&lt;/span&gt;’si (&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;küsüratlı yazayım da salladığım anlaşılmasın&lt;/span&gt;) yavşak muhabbetlerle geçiyor bunu. örneğin laiklikten bahsediliyor, gündemden, siyasi partilerden. sessiz kalıyorum, çünkü içimden tek bir cümle etmek gelmiyor. ya da çok mutlu gözükmeye çalışan insanları görüyorum etrafımda. oysa biliyorum, hiç kimse çok mutlu değil. neden bu kadar emin değilim? gözlem yapıyorum. sorunlardan bahseden insanların (&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;gerçekten sorun&lt;/span&gt;) bir anda mutlu olması mümkün değil. bir insan bi anda ne kadar mutlu olmaya çalışıyor ya da öyle gözükmek için çabalıyorsa o kadar durumun vahim olduğunu çözüyorum. “aman çok mutluyum, lay lay lay” da bence yapılan en büyük amatör hata. mutlu değilsin, ama mutlu imajı verip benden de böyle bir fason elektrik bekliyorsun. bunu yapıyorum, bazen elime yüzüme bulaştırıyor bazense gerçekten kendim de inanıp konulara dahil oluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size:180%;&quot;&gt;ufak&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;oyun&lt;/span&gt;ları görüyorum bazen, bu beni bulunduğum ortamdan acayip tiksindiriyor. iş hayatı değil, o gün tatilse ve ben arkadaşlarımla takılıyorsam ve yine bunu görüyorsam tiksiniyorum. kendime kızıyorum bazen, amacım olmayan bir şeyin tepkisini veriyormuş gibi bir hisse kapılıyorum. işte bu beni yine sıkıyor, aksini ispatlamak için kasıyorum, &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;kasılıyorum&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha önce belirtmişimdir, nasıl derler bir insanı içki masasında tanırsın diye. onun gibi bir şey konuyu bağlayabileceğim yer. bir insan, -kim olursa olsun- açık oynuyorsa bunu hissedebiliyorsun. ve karşındaki dertte yansa, mutluluğunu da paylaşsa işte o an o konudan zevk alıyorsun. mutlu olsa da konu, olmasa da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;bence&lt;/span&gt;&quot; çoğu insanın normal yaşantıda problemlerinden biri açık oynayamamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi adıma ben ne yapıyorum, etrafımda her daim -belli periyotlarla değişkenlik gösterse de- açık oynayabildiğim insanlar bulunuyor. bunlarla gerçekten konuşulabilecek, tartışılabilecek, dinlenilecek şeyleri konuşuyor ya da dinliyorum. işte o anlarda, insan gerçekten deşarj oluyor. hatta bunun tezini hazırlıyor olsam adına &quot;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;beyin mastürbasyonu&lt;/span&gt;&quot; derdim, belki de demezdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;etrafımdaki herkese blog açın diyorum, söyleyecek sözü olan blog açsın amına koyayım. bak ne güzel yazdım bir şeyler. kafamdakileri anlatabildim mi, anlatamadım mı, amacım bu muydu düşünmeden yazdım. buna da &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;beyin orgazmı&lt;/span&gt; diyeyim, yazıyı sonlandırayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öptüm &lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;gıdıktan&lt;/span&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/04/farkl-kimliklere-brnmek.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-2597243291832586162</guid><pubDate>Mon, 14 Apr 2008 20:55:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-04-15T00:02:53.772+03:00</atom:updated><title>garfield tarzı yaşamak istiyorum!</title><description>böyle ne istiyorum blog biliyo musun? 1 milyon dolar çıksın izimi bi an kaybettiriyim. haha, şaka lan o geyiğe hiç girmeyeceğim. istediğim daha basit bir şey özünde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;garfield gibi yaşamak istiyorum lan ben. izlemişsindir, ama tekrar gözünün önünde canlandırayım. böyle uyku problemim olmasın, tüm gün evde ve dışarıda fink atayım, karnım acıkınca lazanya falan yiyeyim. öyle göbeğimi okşayayım, yatıp tv falan seyredeyim. bu tanımlamayı ve özlemimi gayet içten yapıyorum ama dikkat ederim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olamadık garfield gibi, öyle bir şey olmuyor. bunu yapamadığım gibi de uslu da duramıyorum. niyeyse bünye olarak her ne kadar yatıp para kazanma meyilim olsa da, salla başını al maaşını şeklinde çalışamıyorum. bu bana fena batıyor, bir şey yapmadıkça, üretmedikçe... ne bileyim kendimi eksik hissediyorum. yapabildiğim şeyleri ortaya koyamadığım için canım sıkılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne kadar ironik değil mi? tembelsin, üşengeçsin. yaptığın işte o şekle çok müsait ama bir şey batıyor. şaka gibi! kendimle bu kadar dobra ve objektif konuşabildim şu ortamda daha da detaylara ineceğim blog, sıkı dur. &lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;(alkolsüz hem de)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanırım bu konu akademik kariyerimin bir marifeti blog. amına koyayım hep şöyle ağız tadıyla okumak vardı içimde, yöneldiğim dalda ilerlemek. olmadı işte, dinlerken kafanda hüzünlü bir parçanın melodisini kur ve tekrar oku: &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;OLMADI!&lt;/span&gt; neden olmadı, sebepleri inceleyeyim seninle beraber, belki de çoğu zaman kaçarcasına uzaklaştığım konudan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmadı, çünkü yarrak gibi bir lisede öğretim gördüm. o dönem kız arkadaşım bana okuduğu okulun ne kadar iyi olduğunu, güzel ve geniş açılışı rehberlik bilgilerinden verdiğinden söz ederken ben okula jöleli gittim diye sabahın 8’inde başımı yıkatıyorlardı. teknik lise mezunumsuyum (buraya dönerim bi gün derin bi konu bu da.) ve bilgisayara olan tutkumdan, sırf başka bilgisayar adı geçiyor diye zıplamıştım. kazandığım gün kutlama falan olmuştu çekirdek aile arasında, ama işin şekli öyle değildi işte. ilk sene amele gibi devre ve malzemelerle uğraştım ben. o sıra herkese bu sıkıntımdan bahsettiğimde &quot;olsun işte, eğitiyolar sizi en baştan idare et&quot; tepkisini aldım. işte keşke demek istediğim tek nokta, keşke şimdi ki kafa yapım o zaman olsaydı ve sizinde okulunuzun da anasını sikeyim deyip sıyrılsaydım. yapamadım, yapmayı da düşünmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seneler geldi geçti, iğrenç ve hiçbir beklentisi olmayan, geleceği göremeyen kişilerle ve görevlilerle okudum. yaşadığım yer öyleydi, hepsi tezgahtarlıkta bunların getirisi olmayacağını düşünüyordu. onları asla suçlamıyorum, ama yavşak öğretmenler bu konuda çok ahımı aldılar. sırf onlardan daha çok biliyorsun diye bunu çekememek, öğrenciyi empoze etmeye çalışmak şimdi bile anlam veremediğim ve asla veremeyeceğim şeyler arasında. bu kadar mı lan bütün olay? bu mudur amına koyayım? buymuş işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tabi bunda da suçlular arasına kendimi ilk sıraya alıyorum. onlarla restleşeceğime, sürekli tartışmaya gireceğime çalışıp hepsini siktir edip öss’ye daha iyi hazırlanmalıydım. ama dedim ya, ben dershaneye giderken bile sınıfta bu işi yapan ikinci kişiydim. bu durumlarda sanırım benim gibi karekterin ve güvenin azsa bunlar büyük etken. ben kendimde bunların o dönem az olduğunu düşünüyorum, çünkü yapılması gerekenin tam tersini yaptım. siktir ettim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aradan epey süre geçti, bu konu nerden geldi aklıma bilmiyorum. sanırım neleri siktir ettiğimi düşünürken geldi bi an öyle, döktüm içimi. ama olan her şey oldu, ben şu an asla bir daha bir öğretim kurumunda örgün okumayacağım. böyle bir gayem kalmadı, eskiden di o. şimdi yine de halimden mutsuz sayılmam. iyi sayılabilecek bir işim ve yaşantım var. zaman zaman çok sitem etsem de ben bu yaşantıya kolay adapte olabilen biri olaraktan mutluyum. ve biliyorum ki, şu an kimselere belli etmesem de bundan daha iyisine de kavuşacağım. kavuşacağım, çünkü gerçekten bataklık denilebilen yerlerden şu an ki yerime geldim. şu an ki yerim beni tatmin etmediği sürece, temel yapmaya devam edip somut olarak &quot;şurası&quot; diyemediğim hedeflere doğru yöneliyorum. zaten böyle bir şey diyemem, kelimelerin anlamsız tarifi olur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toparlayacak olursam, mesleğimi gerçekten çok seviyorum. bunu çoğu yerde çoğu kişiyle defalarca kez yineledim blog, sende bilmiş ol. özellikle piyasada ki boşluk, bu işin getirdiği paralar ve benim zevk almam. bu trioya bayılıyor, umarım akademik olarak yapamadığım kariyerimi iş hayatında yaparak o şekilde görüşmek üzere bu bahsi açmayacağımdan gıdığından öpüyorum... &lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;(son cümle amma devrik oldu, siktir et anladın sen nasılsa!)&lt;/span&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/04/garfield-tarz-yaamak-istiyorum.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-5934189456756887179</guid><pubDate>Mon, 07 Apr 2008 22:25:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-04-08T01:26:11.492+03:00</atom:updated><title>ben böyle işlerin amına koyarım blog!</title><description>off o ne güzel yazı başlığıdır ya. blog kızmıyosun di mi? haha! amına koyarım lan. neyse alkollüyüm alttan al.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaç zamandır yazmıyorum, sebeplerim var kendimce. zaten her zaman vardı, ama sana şunu söyleyebilirim sana ihtiyacım yoktu blog. ya ya? göt oldun di mi? ama bi dinle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dertsiz tasasızken konuşacak halim kalmıyor. aslında susmuyorum gün içinde ondan sanırım. aslında şimdi de yazasım yokta ne bileyim esti birden. neyse, moralim ve hayatım eksiye ve artıya çıkmadığında bir şey yazmıyorum bunu fark ettim. sızıp uyuyorum, zzz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evime yeni kanepeler geldi blog. ulan bunu da 50 kişiye söyledim ama ne bileyim acayip bi eksikmiş. görünmeyen masraf gibi, görünmeyen eksikmiş evimde. tv izlemiyordum, şimdi ise başında sızıyorum sürekli. hatta bu yazıyı yazıp yine başında uyuya kalacağım. oh yeah!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evde durduğum yok blog şaka bi yana. alışveriş yapıyorum, alkol alıyorum. dağıttım şu sıralar her açıdan. ama sıkılmıyorum bu yüzden oldukça iyiyim. sıkılmak kötü bi şey, ı ıh kaka işte. you want me? hah! fucking well come and find me blog. hiha, işte böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün korayla konuştum, uzun uzun içimi döktüm zaten. o anlıyo arada beni, arada gerzekleşiyo falan ama anlıyor. ondan anlatmıcam sana bi şey, ne halin varsa gör.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(böyle anlamsız cümleleri bi seviyorum bi seviyorum anlatamam amına koyayım blog)&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/04/ben-byle-ilerin-amna-koyarm-blog.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-862129525272473952</guid><pubDate>Tue, 25 Mar 2008 22:55:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-26T00:58:39.154+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">biz eskiden</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ibne ms word</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">iko iko</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">nostalji</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">pushing daises</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">rain man</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sex</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">the godfather</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">the sopranos</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yaşlılık</category><title>yaşlanınca ben - chapter zero</title><description>bugün ansızın aklıma rain man filmi geldi. ben böyle yaşlı gibi çocukluğuma ait şeyleri hatırlayınca çok severim, o filmi de çok sevmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;istanbul’da oturuyorduk o zamanlar, filme ait bir tek ferrarili giriş sahnesini hatırlarım. ve o güzel parçayı. aa neydi lan o parça? neydi neydi? evet bugün bunu düşündüm, ama imdb sayesinde hemen buldum ve indirdim! (interneti işte bu yüzden seviyorum, değineceğim bi’ ara) the belle stars - iko iko. hatta youtube’dan videosunuda izledim, hüzünlendim... daha sonra filmi çokça kez izlediğim için o bölümlerinin benim için bi nostaljisi yok. nostalji demişken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet nostalji demişken sanırım eleştirdiğim orta yaştakiler gibi olacağım ilerde. yani böyle sürekli –biz eskiden- diye başlayan cümleler, bilirsin dostum! kafa siken tiplerden işte. muhtemelen biri bana hadi lan moruk derse de gücüm yetiyorsa döveceğim. baktım dövemiyorum gençlere para verir dövdürürüm, o kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşlılığımı hep şey hayal ediyorum, böyle yalnızım tamam mı ama yapayalnız amına koyayım. elimde bi kadeh viski, karşımda the godfather triosu. üff, her daim bayıldığım bir zevktir. mafyayı seviyorum sanırım ondan kaynaklanıyor. the godfather, the sopranos, scarface... hepsini çok sevdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;the sopranos demişken, (bilmiyo musun lan blog, hbo’nun dizisiydi) yeni bir diziye başladım. adı da pushing daisies. süper bi dizi, valla. böyle kafa boşaltmaya yarıyor, beyin mastürbasyonu yapıyorum onunla. çok sevdim bu diziyi ya, my name is earl gibi. izle sende mutlaka, es geçme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bütün bunları yazarken yarın sabah hesabım olan bankaya gidip bireysel emekliliğe kayıt olacağım. sebebini bilmiyorum, birikim yapmak istiyorum. her ay bi’ şeyler gitsin oraya, ilerde belki lazım olur. ölürsem de başkasına bi bok bırakmış olurum. bu ölürsem arkamda bi şey bırakayım tribine 35’li yaşlarda girmeyi planlıyorum. o zaman zevki çıkar di mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yukarda bahsettim interneti sevmemin sebebini. bir şey arıyorsun, bir şey dinlemek istiyorsun. kısaca bir veriye erişmek istiyorsun. ve bunu hızlı yapıyorsun, sonra tak eline geliyor o şey! elliyorsun tatmin ediyor seni! böyle anlatınca yarak gibi oldu, yarak kafalılığım tuttu pardon. özetle istediğim şeye ulaşma, merakımı giderme olayı bende çok güzel hazlar yaratıyor. orgazmdan sonraki güzel hazlardan diyeceğim, ibne misin sex dışındaki her şeyi sıraya ekledin diyecekler. desinler amına koyayım, desinler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haha, ilahi mikrosoft word!&lt;br /&gt;ben amına yazıyorum affedersin, altını kırmızı ile çiziyor. bakıyorum ne önerecek diye bana emine ismini öneriyor. ben hayatımda emine diye birinin vajinasını görmedim, yalan yok. bana böyle önermelerle gelme lütfen. ayrıca yarrak diyince otomatik olarak yarak a çeviriyorsun, iş vajinaya gelince tık yok. ibnemsi program seni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gidiyorum ben, öptüm seni yanağının dudağına uzanan kısmından. orası güzeldir...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/03/yalannca-ben-chapter-zero.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-750127840361463326</guid><pubDate>Sun, 23 Mar 2008 21:52:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-23T23:53:46.605+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">havuç</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">redd</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sigara</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">thegülen</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">turkcell</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">youporn</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">youtube</category><title>bu yazıda başlık düşünmeyeceğim</title><description>haha, selam cicim.&lt;br /&gt;şimdi daha önceki yazılarda belirtmiştim, blogda niye böyle yavşakça konuşuyorum anlamıyorum. cicim ne lan, haha ne lan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oh rahatladım. bir yazının giriş bölümünü daha atlattık. giriş yazıları bir şey yazarken düşündüğüm tek şey. orası başlasın, gerisi illa ki geliyor. inanmıyorsan yazının devamına bakarsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;redd ’in bu yeni albümüne bayıldım. almadım tabi, albümü mp3 olarak indirdim. bu beni hiç rahatsız etmiyor, emeğe saygım mı yok nedir? etmiyor ama yani, yalan yok. bir tek radiohead ’e 3 pound ödedim. reklamlarını yapıyorum işte, güzel albüm akustik seven biri olarak bayıldım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçen gün normal bir toplantı geçirdim müşteri adayının biriyle, kafam da sikildi o ayrı. ama adamın söylediği bir şey dikkatimi çekti. bi’ ara laf turkcell’e geldi ve müşteri turkcell hakkındaki olumsuz bütün fikirlerini döktü. ben reklamcı, ceo, direktör falan değilim ama son aylarda turkcell’in kurumsal imajının fena halde sarsıldığını düşünüyorum. düşünmekle kalmıyor herkesten duyuyorum ve duyduğum kitle 535 kitlesi değil, şirket hat sahipleri. bunu turkcellin tepesindekiler göremiyorsa bence kadroda yenilenme vakti gelmiştir, bunu da bilsinler. teklif gelirse düşünebilirim, mail adresim yok yorum bırakın sayın bağyan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biliyosunuz, youtube engellendi. youporn’da engellendi. çok güzel, sen opendns ile ya da proxy ile girebiliyorsun di mi? ha siktir! evet son ayların medyamız sayesinde gündemden düşmeyen konusu youtube’un engellenmesi. benim bu konu hakkında çok açık ve sert fikir ve görüşlerim mevcut. bazılarını aktarayım; çük kafalı arkadaşım. sen oraya girebiliyorsun, bende girebiliyorum? ama isteseler o şekilde de seni o siteye sokmazlar. bunu gör ve artık kendine çeki düzen ver! şimdi ortadaki durum nasıl? ben girebiliyorum kanka bak şöyle şöyle yap sende gireceksin. ne yaptın yani? oranın sansürlenmiş olduğunu kabullendin, gol yedin. bu fikri sana empoze ettiler! angut! yakında ne yapcaklar –ki sanırım şu anda yaptılar- ip’yi bloklayacaklar, hiç giremeyeceksin. giremiyorsun. youtube ne lan, ben zaten girmiyordum da diyebilirsin. aptalsın! orada sadece avrupa yakası videoları izlenmiyor, her dalda kullanılıyor. ahh ahh, kafanı sikiyim kafanı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sindirilmiş düşünceleri ve yaşamı açıklarken aklıma sayın fg. geldi. hayır, radio future generation değil, o zaten sayın değil radyo. ermm ne desem de kendisinin adını kullanmasam, onun aptal köleleri bana sarmasa. thegülen? oo evet. tanımı buldum. ben bu adama çok sinir oluyorum ama kızamıyorum da. zorla bir şey yapmıyor çünkü. öyle bir çark kurdu ki götler bütün beyni boş aptalları ya da zekileri yanlarına çekiyorlar, sözde beklenen günü bekliyorlar. amınıza koyayım lan ben sizin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beyni boş aptallar bu adamın tarikatına gönülden bağlılar, gönüllerini sikeyim affedersiniz. diğer zeki elemanlar da bu düzenden çok çok iyi para kazanıyorlar. ee niye rahatsız olsunlar ki? ya kafalarını kapatıyorlar ya göstermelik faaliyetlerde bulunuyorlar. sonrada hz.thegülen! üff çok sinileniyorum hakikaten bi siktirin gidin dedirten konu bu, kusura bakma seninde canını sıktım küfür ve gereksiz konularımla blog.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gereksiz demişken, lan ben hep yalnızım galiba blog. niye böyle? ağdalı cümle bile kuramıyorum bu durumuma karşı. hatta es geçiyorum bu konuyu, geç-tim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir sigara yakıyorum,&lt;br /&gt;bi dk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ohhh tadını özlemişim. her neyse ne diyordum, yine alkolsüz bir şekilde saçmalıyordum evet. demin 3 tane havuç yedim blog. gözlere iyi geliyor, ayrıca vücudun sperm üretmesine de destek veriyor. a vitamini de bol. hayır canım sigaradan kötü örnek oldum, havuçla telafi etmiyorum. ne alakası var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanırım bugünlük bu kadar saçmalamak yeter, rahatladım yazıyı bitirebilirim, şu an için başka diyeceğim bir şey yok. var ama söylemem, yarına kalsın.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/03/bu-yazda-balk-dnmeyeceim.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-840320138784329600</guid><pubDate>Thu, 20 Mar 2008 22:13:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-21T00:16:04.513+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">facebook</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">göt müdür</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">orgazm</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">pms</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sosyal yaşam</category><title>pardon, facebooktaydım!</title><description>selam lan blog, naber? ulan bu &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;naber&lt;/span&gt; sorusunu mu desem kelimesini mi desem günde 50 kere kullanıyorum. msn açıyorum ya naber diyorum ya da naber diyolar. iyidir senden naber diyorum. bu ne garip bir kısır döngüdür. her gün illa naber diye soracağım/soracaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o değilde bi facebook var blog. valla güzel zaman geçiriyorum, böyle hafif alkollü iken eski sevgilinin profil sayfası falan güzel oluyor. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;facebook&lt;/span&gt; bahane tabi, konuyu eski sevgililere getireceğim zemin yaptım, ayıktın sen. çakal carlos!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;alkol&lt;/span&gt;lüyken kendimi kaybetmem blog. (bu satırdan sonra blog diye değil sen olarak hitap edeceğim) ya saatlerce konuşurum, ya susar düşünürüm. olmadı sızar uyurum. son zamanlarda artık susmuyorum pek, gülüyorum anca. kikirik bir adam oldum, dışı seni içi beni yakıyor anlayacağın. neyse eski sevgililer diyorduk. aslında eski sevgili demek daha doğru sanırım. zaten bi kişiye aşık olduğuma inanıyorum, o da ilişki sonrası baya zaman geçtiği için soğumuşum. önceden olsa fotoğrafı olsun mesajı olsun nefes alışverişimi keserdi, o derece. ee yukarda da yazdık; harbiden ve derinden! çoğu bağlılıklarım bu yöndedir anlayacağın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne güzel seviyodum lan, &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;köpek&lt;/span&gt;ler gibi aşıktım. emek verdim, emek verdi. sonuç hüsran oldu. (tam liseli kız günlüğü modunda gitsede yazıma devam edeceğim) şimdi bakıyorum ben onun o halini sevmişim. büyümüş mü desem, değişmiş mi desem karar veremedim, ama o eski o değil. bende değilim, sonuçlarını çıkaramadım işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arada bi düşünüyorum bende, evet o yeteneğim var. bir daha böyle tutkulu sevebilir miyim diye, şu ana kadar olmadı. niye olmadı, olamadı? değer ve sevgi verdim evet, ama nefesim kesilmedi &lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;tabir-i caize&lt;/span&gt;. bu kelimeyi sevmiyorum, siktir et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;etrafta güzel kızlar görüyorum, ilgimi çekiyolar. arkadaş oluyorum bazılarıyla, ama o an sıçıyorum işte. ilişkilerimi güzel kuruyorum sorun bu değil, karşımdakini olgun bekliyorum. ama nerde 30 gün kronik &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;pms&lt;/span&gt; yaşayan kız var beni buluyor sanki, öyle yani. salak saçma tripler, gereksiz konuşmalar. çekemiyorum işte, n’apıyım? ilişkiler konusunu kapatıyorum, devam edeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yakında göt müdür olabilirim. haha! yazması bile güzel, &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;göt müdür&lt;/span&gt;. hem de ben? oldukça ironik bir yaşam oyunu olsa gerek bu, ama öyle. bir alışveriş mağazasının diyeyim, biraz da mecburiyetten olacak. olur öyle arada ama, ne zamandır deli gibi pr &amp;amp; hr yazıları okuyorum. off böyle yazınca karizma oldu hakikaten, public relations ve human resources diyip eziyim seni iyice! teoride baya şey öğrendim, bunları deneyecek bir saha buldum işte. tahminim 1 sene bu işi yaparım ben, para kazanayım da şu sıralar yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;sosyal&lt;/span&gt; yaşantıyı ben sosyal olmak istediğim zaman yaşamayı seviyorum. bu cümleden ne anladın? yani ben istersem sosyal hayata karışayım, bir şeyler beni zorla karıştırmasın. bu işe sıcak bakışımda bundan aslında. yorulurum, paramı kazanırım, güzel diyaloglar yaşarım. üff heyecanlı, değişik bir şey olacak geçim kaynağını &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;bilgisayar&lt;/span&gt; ve &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;internet&lt;/span&gt;ten kazanan biri olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hemen her gün yazmaya çalışacağım. cidden çok sevdim seni, daha bi &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;doğal&lt;/span&gt;laştım. yazmak bana yarıyor, hele ki böyle içimden geldiği gibi yazmak. hmm anlatılmaz, neredeyse &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;orgazm&lt;/span&gt; kadar keyifli anlara ekleyeceğim! gömdüm.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/03/pardon-facebooktaydm.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-2343757496028404791</guid><pubDate>Wed, 19 Mar 2008 21:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-19T23:21:34.401+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">forum</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">gevezelik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kandil</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">stress</category><title>sokarım böyle işe ben</title><description>bilgim olan her şeye söylenirim ben. eğer söylenecek bir şey varsa tabi. ortada bir haksızlık varsa hiç duramam, tahammül edemem. övünülecek bir şey değil, bazen kendimi çekemiyorum. ama bu bana hep olmuyor, bazı saatlerde gelip geçiyor. mesela bu akşam o moddayım. yarın sabah kalkıp işe gittiğimde hiçbir şey kalmayacak. ruh hastası değilim, psikotik hiç değilim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;canım sıkılınca müzik dinlerim, aynı parçaları dinler dururum. napıyım seviyorum? ofiste de çok şikayet ediyorlar, e haklılar tabi. kafa mı dayanır buna, dayanmaz. radiohead dinlerim hep, durur durur dinlerim. sonra başka şeyler de dinlerim, sonra yine radiohead dinlerim. terapi gibi çünkü. sözler ve melodi. birde thom’un yavşak sesi. aslında ben çok yavşak kelimesini kullanan biri değildim, niye sardım buna? yavşaklaştım. böyle alakasız art arda cümle kurmaya bayılıyorum. yazarken güzel tabi, chat gençliğiyiz biz en nihayetinde. fena alışkanlık yapıyor ama, konuşmama da yansıyor gün içinde, sıçıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;86’lıyım, tam bilgisayarla mahalle kültürünün çakıştığı nesil olarak görüyorum ben bunu. liseye başladım sokaklar benim için bitti, mahalle falan kalmadı. neresi irc odası orası mahalleydi benim için. oldu da noldu, iyi oldu. sokak maçı yapmaktan sıkılmıştım, en azından şimdi bir mesleğim oldu bilgisayar sayesinde. yoksa benden bi sik olmazdı, matematikten de anlamam zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söylenirim derken forumun birinde bir konu gördüm kafam attı. aynen aktarıyorum, bakalım seni rahatsız edecek mi: &quot;saygı gösterelim (konu başlığı bu) arkadaşlar erotik site sahiplerinden ricam bugün kandil lütfen sitelerini saygı için kapatsınlar.&quot; nasıl yani? şimdi tanımlara geçicem ama ondan önce nasıl bir mantık zihin bünye birey bunu yazar aklım almıyor. yarak kafalı sana mı soracak adamlar, kuş beyinli. böyle bir konu açtın melek mi saydılar seni. itoğlu it. ne kandili lan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen çok sinirlenmemiş olabilirsin. aslında bende fark ettim şimdi düşünülecek bir şey değil. cehalet erdemdir amına koyayım. bununla bunun alakası yok biliyorum, ehh sikerim bu yazı bitsin burada.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/03/sokarm-byle-ie-ben.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-3815906828761942099</guid><pubDate>Wed, 19 Mar 2008 20:51:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-19T23:00:00.159+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">coca cola</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">coca cola zero</category><title>ilk atış, bingo!</title><description>sigaramı yakıyor ve başlıyorum. öncelikle sıkıcı bir gün geçirdim, bi bok yaptığım yok zaten. tabi beni tanımıyorsunuz, kısaca anlatıcam kafa sikmeden. bilgisayar işiyle uğraşıyorum. haha, işte yüzeysel bilgi budur! tüm gün bilgisayar başındayım, götümü kaldırdığım yok. götüm teflon tava gibi oldu desem yeridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öncelikle bu &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;coca cola&lt;/span&gt; markasına sinir oldum. ne zamandır içimde, yazıcak mecra bulamıyorum. bunlar &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;zero&lt;/span&gt; diye bir boka benzemeyen kola çıkardılar. normal kola tamam, light kola tamam e bu ne şimdi? bir şeye benzemiyor. denedim; şişesi güzel, karizma. tat boktan, normal kola içerim daha iyi. bunların hepsini geçtim birde site yapmışlar. &lt;a href=&quot;http://www.ikikereiyi.com/&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;ikikereiyi.com&lt;/a&gt; diye, neyse girdim işim gereği inceliyorum falan, böyle abuk mottolar eklemişler bi de. bi tanesini gördüm kafam attı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&quot;deneyimli ama denenmemiş sevgili&quot;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu nedir lan? birde topuklu ayakkabı ikonu kullanmışlar. hayır nasıl bir pazarlama mantığıdır bu, erkeklere yönelik yaptınız anladık. gittik test amaçlı içtik, beğenmedik. ama illa Abazalık noktasından vuracaklar ya, pazarlama bilen danışmanları var ya, hemen böyle bir cümleyle satış arttıracaklar. sizden bi sik olmaz, o cümleyi bir ajans yazdıysa onunda amına koyayım affedersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok doluyum blog bildiğin gibi değil, valla iyi oldu seni açtığım. eskiden başka blogum vardı kapatmıştım, dert olmuştu başıma. seni daha çok sevdim sanki, kimseye de adresini vermeyeceğim, nasıl olsa yavşak sahibin blogger yani google abuk kelimelerden hit yollar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslında düşündüm de beni tanıyan, gerçekten tanıyan 1-2 kişiye adresi verebilirim. bunu düşüneceğim. görüşürüz, gömdüm...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/03/ilk-at-bingo.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5350629236496089790.post-9030832392866818005</guid><pubDate>Wed, 19 Mar 2008 20:39:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-03-19T22:41:04.887+02:00</atom:updated><title>selamlarım</title><description>hadi bakalım.&lt;br /&gt;uzun süredir aklımda olan şu kimliği ve içeriği gizli blogu açtım. artık rahatım amına koyayım, önceden neydi öyle ya, ne yazacağına karar ver binbir türlü düzeltmeleri ile uğraş, imla kurallarına dikkat et, isim verme, her konu hakkında yazama. öf ulan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rahat adamım ben, istediğim gibi yazacağım. bunu da şu an için burada yapabileceğim, olurda transfer teklifi gelirse değerlendiririm. o kadar, başlıyorum...&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;-------------------------------------------------------
gir siteye oku armut, ne böyle reader falan?!
http://surrealim.blogspot.com&lt;/div&gt;</description><link>http://uykusuzum.blogspot.com/2008/03/selamlarm.html</link><author>noreply@blogger.com (umut diye biri)</author><thr:total>0</thr:total></item></channel></rss>