<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YARIKAN</title>
	<atom:link href="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp</link>
	<description>Akla gelenler...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Jul 2013 15:29:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.5.2</generator>
		<item>
		<title>Sadece iyilik yapalım.</title>
		<link>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=656</link>
		<comments>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=656#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2011 09:51:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[İHH]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Yardım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=656</guid>
		<description><![CDATA[Trafikte küfretmeyelim. Herkese saygılı olalım. Garibana koşulsuz yardım edelim. Yardım isteyene koşulsuz yardım edelim. Yere düşmüş bir çöpü bu sefer söylenmeden alıp çöp kutusuna atalım. Cam silen çocuğa bir 50 Kuruşu çok görmeyelim. Gülümsemeyi deneyelim. Dinimizi yeniden en baştan öğrenelim. Dah...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/ramazan-banner.jpg"><img class="size-full wp-image-657" title="ramazan-banner" alt="" src="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/ramazan-banner.jpg" width="550" height="413" /></a></p>
<ul>
<li style="text-align: left;">Trafikte küfretmeyelim.</li>
<li>Herkese saygılı olalım.</li>
<li>Garibana koşulsuz yardım edelim.</li>
<li>Yardım isteyene koşulsuz yardım edelim.</li>
<li>Yere düşmüş bir çöpü bu sefer söylenmeden alıp çöp kutusuna atalım.</li>
<li>Cam silen çocuğa bir 50 Kuruşu çok görmeyelim.</li>
<li>Gülümsemeyi deneyelim.</li>
<li>Dinimizi yeniden en baştan öğrenelim.</li>
<li>Daha çok kendimizle başbaşa kalalım.</li>
<li>Çocuklara bu ayı en içten duygularla yaşatalım.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?feed=rss2&#038;p=656</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamanın donduğu şehirler</title>
		<link>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=645</link>
		<comments>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=645#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 08:20:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[cittaslow]]></category>
		<category><![CDATA[ray bradburry]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisar]]></category>
		<category><![CDATA[şimdi ve daima]]></category>
		<category><![CDATA[summerton]]></category>
		<category><![CDATA[taraklı]]></category>
		<category><![CDATA[zamanın donduğu şehir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=645</guid>
		<description><![CDATA[Son okuduğum Ray Bradburry öyküsü (Şimdi ve Daima kitabındaki 2. öykü)  James Cardiff adlı gazeteci kahramanımızın kendisini rastgele bir şehre savurmasını konu alan ilginç bir öykü idi. Cardiff, Arizona-Summerton kasabasına yavaşlayan trenden atlayarak giriş yapar. Kasaba adeta yıllar öncesinde don...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Son okuduğum Ray Bra<a href="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/tarakli.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-646" title="tarakli" src="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/tarakli-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>dburry öyküsü (Şimdi ve Daima kitabındaki 2. öykü)  James Cardiff adlı gazeteci kahramanımızın kendisini rastgele bir şehre savurmasını konu alan ilginç bir öykü idi. Cardiff, Arizona-Summerton kasabasına yavaşlayan trenden atlayarak giriş yapar. Kasaba adeta yıllar öncesinde donmuş kalmış ve ilerlememiş bir şehir görünümündedir. İnsanları da öyle. Heyecanınız yitmesin diye devamını anlatmıyorum. Gizem dolu bu öykü bende bu tip kasaba ve şehirlerin bu topraklarda varolup olmayacağı ile ilgili düşüncelere sevketti.</p>
<p>Askerliğimin kısa bir dilimini yaptığım İzmir&#8217;in Seferihisar ilçesi aklıma geldi bir an. Seferihisar mandalinalarının yanısıra bugünkü haliyle bile büyümesini durdurmuş bir organizma şeklinde. Büyüse bile çok yavaş büyüyor. Bu Seferihisar sakinleri için müthiş bir şans.  Neredeyse şehir statüsüne sahip tüm yerleşim yerlerinin çılgınca bir ilerleme sevdasına kapıldığı ülkemizde böyle yerlere rastlamak nadirattan olsa gerek. Köylerden bahsetmiyorum. Köyler burada istisnai bir durum teşkil edebilir belki. Ki o köylerde bile internetin girmediği ev, çanak antenin takılı olmadığı bir çatı yok gibi.  Bu köy sakinlerini sosyal yaşama dahil edip değişmesini dönüşmesini  hızlandıran bir etken.  Halbuki köy bir şehir, köylü de bir şehirli gibi olmamalı diye düşünüyorum. Aksi halde hayat ne sıkıcı bir hal alırdı. Ve seyahate bile gerek kalmaksızın ömrü tüketir giderdik.</p>
<p>Geçen yaz Adapazarı-Taraklı&#8217;da kısa fakat hızlı bir gün geçirdiğimde Seferihisar&#8217;da yaşadığım anlar gözümde canlandı. Taraklı da zamanın yavaş aktığı bir şehir. Ancak korkum, yılların Taraklı&#8217;sının Mümkünlü olması sonrasında görünümünü yitirmesi. Taraklı eski haliyle eski geleneksel dokusuyla ayakta kalmalı ve öyle yaşamına devam etmeli.</p>
<p>Zamanın donduğu şehirlere ve orada geçirilecek zamanlara ihtiyacımız var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?feed=rss2&#038;p=645</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çürümeye terk edilen Kızılelma!</title>
		<link>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=598</link>
		<comments>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=598#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Jun 2011 08:05:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[ab]]></category>
		<category><![CDATA[kızılelma]]></category>
		<category><![CDATA[refah seviyesi]]></category>
		<category><![CDATA[sgk devrimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=598</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa Birliği heyecanının sönmesi büyük ölçüde ortalama Türk insanının yaşam standardında oluşan çizginin küçük ivmeli yükselişiyle doğru orantılı. 90&#8242;lı yıllarda yaşanan üstüste ekonomik krizler,  memleketi kaosun içine sürükleyen koalisyon hükümetleri, yolsuzluk konusunda birbiriyle yarışan...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/ab-turkiye.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-600" title="ab-turkiye" src="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/ab-turkiye-300x198.jpg" alt="" width="300" height="198" /></a>Avrupa Birliği heyecanının sönmesi büyük ölçüde ortalama Türk insanının yaşam standardında oluşan çizginin küçük ivmeli yükselişiyle doğru orantılı. 90&#8242;lı yıllarda yaşanan üstüste ekonomik krizler,  memleketi kaosun içine sürükleyen koalisyon hükümetleri, yolsuzluk konusunda birbiriyle yarışan asker-sivil-bürokrat birliktelikleri, Türk insanı üzerinde AB&#8217;ye aday olunca tüm bu işlerin biteceğine dair bir umut doğmasına yol açtı. Aslında çözüm olarak öngörülen şey kendi politikacılarımızı, askerimizi,  yargımızı  AB&#8217;li diplomatlar,  AB&#8217;li yasalar eliyle adam etmekti.  Hatta bu noktada Çiller, Yılmaz,  Ecevit-Hüsamettin Özkan vb. gibi isimlerin içinde yer alan o korkunç koalisyon iktidar(sızlık) yılları çerçevesinde birçok medya mensubunda da dile gelen  &#8220;bırakın seçimi meçimi bir teknokratlar hükümeti oluşturalım onlar yönetsin şu kriz ortamını&#8221;  fikri vatandaş tarafından benimsendi.</p>
<p>2002 seçimleri ile birlikte artık aklını başına devşiren Türk seçmeninin koalisyon değil de tek parti hükümetine şans vermesi bence AB heyecanını söndüren en önemli amil oldu.  Başlangıçta böyle değildi. AKP döneminde yaratılan AB&#8217;ye üye olacağız heyecanı ve bu noktada hiçbir hükümetin atamadığı adımları atması kabul ediyoruz ki bir kıvılcım oluşturdu. Ancak bu kıvılcım AB&#8217;ye üyelikten ziyade ekonomide başlayan düzelmeler,  enflasyonda gerçekleştirilen tek basamaklı rakam hedefleri,  sağlık alanında tarihi  SGK  hamlesi,  ulaşıma yapılan büyük yatırımlar,  değişen Anadolu sermayesi ve sanayisi ve onun tetiklediği diğer faktörler sonraki seçim dönemlerinde iktidar partisi AKP&#8217;nin de AB hedefini çok ciddi düzeyde ön planda tutmamasına yol açtı.</p>
<p>Türk insanı, rahatı gördüğü müddetçe AB adaylığının çok da önemli olmadığını,  önemli olan tek şeyin kendi rahatı ve refahı olduğunu anlamaya başladı.  15-20 yıl önce bir kısım zengin ve modern yaşam tarzı insanların vizesiz AB&#8217;ye uçması için kamuoyunda kendilerinin sesi olan gazeteler vasıtasıyla ortalığı velveleye verdiği Avrupalılaşma serüveni  ortalama Türk insanının rahatlığı ile birlikte aslında o kadar da büyük bir temel hedef, bir Kızılelma olmadığı kanaati oluştu.</p>
<p>Avrupa deyince herkesin aklına doğrudan gelen belli başlı yaşam kolaylığı örnekleri sağlık alanında karşılaşılan kolaylıklardan ibaret idi.  Hepimizin mutlaka Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa gibi ülkelerde çalışan ve yaşayan bir akrabası  mevcuttur. Bu insanlardan sürekli aynı şeyi duyardık. Belirli bir sosyal güvenceye sahip olduğun sürece sağlık masraflarının çoğu devlet tarafından ücretsiz karşılanır şeklinde idi. Bu anlatılan bizim için bir rüyadan ibaretti. 90&#8242;lı yıllarda bir lider bu rüyayı gerçekleştirseydi eminim o tek başına iktidar olmanın yolunu da kendince açmış olurdu.  Çünkü sağlık,  insanımızn devlet ve ssk hastanelerinde çektiği sıkıntılar nedeniyle en temel problemlerinden birisi idi.</p>
<p>İkinci anlatılan şey Avrupa&#8217;da ki yolların güzelliği, genişliği ve imkan bolluğu şeklinde idi. İlave olarak uçakla gidip gelmenin nasıl zaman kazandırdığını filan anlatırlardı. Şimdi aynısı ülkemizde de gerçek oluyor.</p>
<p>Her ne kadar anlatılmasa da büyüme en önemli faktör. Türk siyasetinde şöyle bir genelleme vardır. Her ne kadar genelleme yapmaya yetecek bir uzunluğa sahip olmasa da kabul edilir bir ifadedir. Memleket sağ iktidarlar döneminde bir büyüme ve atılım gerçekleştirmiştir. Bu da sağ iktidarları ikinci veya üçüncü kez iktidar yapmaya yetmiştir.  Son dönemde  farklı olarak mikro boyutta büyüme ve başarı hikayeleri daha fazla gerçekleşmiş gibi görünüyor. Mikro hikayeler makro boyutta da etkisini gösteriyor. Çünkü mikro öykü yazmak daha kolay ve daha etkili.</p>
<p>Bence bu belli başlı etkenler Avrupa heyecanının sönmesinde etkili oldu. İlave olarak Avrupa&#8217;dan PKK terör örgütüne yönelik sempati açıklamaları ve tavırları  olayı zamanla geniş çaplı nefret boyutuna da dönüştürecek gibi. Ancak Türkiye-AB ayrılığı kime ne kazandırır ne kaybettirir bunu söylemek güç. Türkiye&#8217;nin kaybedeceğini söyleyen AB hayranlarını  bir kenara bırakırsak bu meseleyi pek de fazla Türk insanının kafaya taktığını sanmıyorum. Çünkü herkes kendi arabasını yokuştan aşırmanın derdinde.  İşte bu da mikro boyuttaki başarının makro boyuta nasıl transfer edildiğini de daha iyi açıklıyor.</p>
<p>Kişisel kanaatim AB üyeliğinin bize şu an tek kazandıracağı şey serbest dolaşım hakkı olacak gibi duruyor.  Eh! Onu da Türk insanı turist vizesini almada karşılaştığı kolaylıklar ile büyük ölçüde aşmış durumda.</p>
<p>Şu an itibariyle AB süreci bizim için sadece basit bir gelenekten öte anlam taşımayan hükümet politikası şeklinde görünüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?feed=rss2&#038;p=598</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cuma Namazı ile ilgili sıkıntılar ve beklentiler.</title>
		<link>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=479</link>
		<comments>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=479#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Jun 2011 14:48:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Cuma Namazı]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet]]></category>
		<category><![CDATA[kamulaştırılmış hutbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=479</guid>
		<description><![CDATA[Epeydir canımı sıkan mevzu idi bu. Şu ülkede biraz dini-bütün müslüman kimseler, her hafta Cuma Namazı için camilere koşar.  Dolayısıyla vatandaşın kıt kanaat cebinden artırdıklarıyla yaptırdığı o derme çatma berbat mimariye sahip camiler,  apartman bodrumundan bozma mescidler kapasitesini doldurur ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Epeydir canımı sıkan mevzu<a href="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/cuma-namazi.jpg"><img class="size-medium wp-image-480 alignleft" title="cuma-namazi" src="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/cuma-namazi-300x225.jpg" alt="" width="210" height="158" /></a> idi bu.</p>
<p>Şu ülkede biraz dini-bütün müslüman kimseler, her hafta Cuma Namazı için camilere koşar.  Dolayısıyla vatandaşın kıt kanaat cebinden artırdıklarıyla yaptırdığı o derme çatma berbat mimariye sahip camiler,  apartman bodrumundan bozma mescidler kapasitesini doldurur ve hatta  avluya, caddeye veya sokağa taşma durumu bile olur.  Camiler maalesef yazın daha da çekilmez bir hal alıyor. Halılar ıslak ayaklardan süzülen terle birlikte berbat kokuyor. Havalandırma yetersiz. Klimaların ayarı ön safı soğuktan hasta ederken arka safı sıcaktan baygın hale getirir.</p>
<p>Mekanın yetmemesine ilave  olarak imamın kifayetsizliği de devreye girince daha da çekilmez oluyor. Cuma günü imamlık işi daha bir önemsenmesi gereken iş haline geliyor.  Gerek vaazlarda gerekse namazda kıraat ederken imam efendinin sanki müftülükte kıraat sınavına girmişçesine dikkatli okuma yapması ve hatta belki biraz daha fazla özen göstererek insanlara hitap etmesi gerekir.</p>
<p>İmamda kıraat sıfır ve  üstüne kasetlerden dinleme teganni girince tamamen huşu ve huzur yerin dibine geçiyor.</p>
<p>Halbuki güzel bir kıraat, 2 reaktlık kısa ibadette bile cemaate ayrı bir feyz ve sükun verecek, kişinin Allah kelamının haşmetinden sakınmasını ve titreyip vicdanıyla başbaşa kalmasını sağlayacak en nihayetinde de  namazın hakkıyla yerine gelmesini sağlama vesilesi olacak.</p>
<p>Vaazların  niçin merkezi  hutbelerden daha sıcak ve bizden geldiğini de aslında vaiz efendinin yaptığı ön hazırlıktan anlayabiliriz.</p>
<p>Halbuki hutbe önemli olması gerekirken maalesef yurdumuzda zorla <strong>kamulaştırılmış, </strong> buna mukabil  özel müteşebbisliğin sahasına giren vaaz ise aksine ayrı bir önem kazanmıştır.</p>
<p>Haftada bir milletin koşuştuğu ve bir nevi arınma ihtiyacı hissettiği Cuma Namazının camilerdeki koşullar ve imamın dikkat ve özen göstererek yaptığı hazırlıkla birlikte daha da faydalı olacağı muhakkak. Acaba Diyanet İşleri ve Müftülükler bu konuya ne kadar ilgi gösteriyordur acaba?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?feed=rss2&#038;p=479</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saadete Selamet ile uğurlandı.</title>
		<link>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=417</link>
		<comments>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=417#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Mar 2011 16:49:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Cenaze]]></category>
		<category><![CDATA[Erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[Saadet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetyarikan.com.tr/?p=417</guid>
		<description><![CDATA[Sene 1992. Sırplar bir türlü birlik olamamış Avrupa&#8217;nın göbeğinde Bosna halkına sistemli ve vahşi bir katliam yaparken dünya en sert ve kararlı sesi ondan duydu. Konya&#8217;da Alaaddin Keykubat camiinin bulunduğu yığma tepenin  eteklerinden binlerce insan ikindi vakti sloganlarla haksızlığa k...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/erbakan-cenaze.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-476" title="erbakan-cenaze" src="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/erbakan-cenaze-300x217.jpg" alt="" width="300" height="217" /></a>Sene 1992.</p>
<p>Sırplar bir türlü birlik olamamış Avrupa&#8217;nın göbeğinde Bosna halkına sistemli ve vahşi bir katliam yaparken dünya en sert ve kararlı sesi ondan duydu.</p>
<p>Konya&#8217;da Alaaddin Keykubat camiinin bulunduğu yığma tepenin  eteklerinden binlerce insan ikindi vakti sloganlarla haksızlığa karşı ortak bir tavır sergilerken o, buna ön ayak olmuştu.  Yanında muhterem Tahir Büyükkörükçü hoca ve kürsüde Necmettin Erbakan.</p>
<p>Belki çoğunluk 28 Şubat sürecinde MGK toplantısı çıkışı alnının terini silerken görüntüleyen o fotoğraf karesiyle hatırlıyor olabilir ama Erbakan hoca Bosna katliamına en organize ve korkusuz çıkışı yapan bir birlikteliğin başını çeken insan idi.  Siyasi kariyeri, tercihleri, konuşmaları, esprileri bir kenara bu sosyal örgütlenmede mazlumun yanında olma tavrı bir başka kenara konulmalıdır. Bugün onun talebesi tüm dünyanın gözü önünde bir İsrail liderine tabiri uygun ise posta koymayı başarmış ise elbette ki bunda rahmetlinin de katkısı vardır.</p>
<p>Medeniyet nasıl bir devamlılık ve nesilden nesile kültür, görgü, birikim aktarımı ise haksızlık karşısında cesurca karşı koyma da böyle bir şey. Sizden öncekiler zalime haykırmayı başarmışsa siz daha da fazla haykırırsınız. Sizden sonrakiler ise haykırmaktan da öte gider kötülüğü nehyeder.</p>
<p>Millete NİZAM vermek için çıktığı bu yolda  bir FAZİLET örneği olmayı hedef seçmiş, nihayetinde  SAADET &#8211; i ebediyeye SELAMET ile uğurlanmıştır.</p>
<p>Mekanı cennet olsun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?feed=rss2&#038;p=417</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öfke Günü-  Day of Rage</title>
		<link>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=406</link>
		<comments>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=406#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Feb 2011 11:05:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülkadir Udeh]]></category>
		<category><![CDATA[Al Jazeera]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Diktatörlük]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan el Benna]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Müstazaf]]></category>
		<category><![CDATA[Öfke Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Seyyid Kutup]]></category>
		<category><![CDATA[Tağut]]></category>
		<category><![CDATA[Tunus]]></category>
		<category><![CDATA[Yemen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetyarikan.com.tr/?p=406</guid>
		<description><![CDATA[Tunus&#8217;ta başlayıp, Mısır&#8217;da tüm dünyanın ilgisini bölgeye çeviren halk  ayaklanmasını sadece diktatörlük karşıtı bir hareket olarak okumak doğru mudur diye düşünüyorum bir süredir.  Önceleri haklı bir demokrasi talebi olarak düşünürken, bu fikrimin değişmesine sebep,  haberlerden -ki bur...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/ofke-gunu-yemen-sanaa1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-488" title="ofke-gunu-yemen-sanaa1" src="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/ofke-gunu-yemen-sanaa1-300x159.jpg" alt="" width="300" height="159" /></a>Tunus&#8217;ta başlayıp, Mısır&#8217;da tüm dünyanın ilgisini bölgeye çeviren halk  ayaklanmasını sadece diktatörlük karşıtı bir hareket olarak okumak doğru mudur diye düşünüyorum bir süredir.  Önceleri haklı bir demokrasi talebi olarak düşünürken, bu fikrimin değişmesine sebep,  haberlerden -ki burada haber deyince Al Jazeera dışında bir haber kanalı bulmak ne mümkün- anladığım bir kısım bilgiler oldu.</p>
<p>Tunus&#8217;ta üniversiteli-işsiz-işportacı gencin kendini yakmasıyla başlayan ayaklanmanın tek hedefi Zeynel Abidin Bin Ali ve ailesinin oluşturduğu diktatorya ve  diktatoryanın yolsuzluklar içeren uygulamaları idi. Lider ülkeyi terkettiğinde halk intikamını ailesine ait eşyadan ve varlıklardan çıkardı.  Ferrari, Porsche arabalar kepçelerde tüm dünyaya sergilenirken aslında ekonomik sıkıntılar,  gelir dağılımındaki adaletsizlik,  yükselen nüfusla birlikte artan işsizlik ve tüm bunlar üstüne hanedanlık mensuplarının bu durumu umursamaz harcamaları ile  bürokrasideki yolsuzluk halkın tek derdi idi.</p>
<p>Benzer görüntüler Mısır&#8217;da da sergilendi. Kamuya ait binaların ateşe verilmesi tek adamın katı, acımasız,  hayatı polisler eliyle zindana çeviren  uygulamalarına bir tepki olarak yorumlanabilir. Ama yeterli değil. Mısır&#8217;da da görünen o ki  Tunus halkının yaşadığı ekonomik sıkıntılar var.</p>
<p>Biz Türkiye&#8217;li müslümanlar 80&#8242;li yıllarda bir uyanışın içinde iken bu sıkıntıların varlığından yeterince haberdar değildik. Meseleyi sadece zalimlerin mazlumlara reva gördüğü bir zulüm ve haksız yönetim biçimi olarak görüyorduk. Cemal Abdünnasır ve sonrasında Hüsnü Mübarek TAĞUT idi. MÜSTAZAF ise orada ibadetleri, fikirleri, hareketleri engellenen müslümanlar idi. Biz TAĞUT ile MÜSTAZAF mücadelesi biçiminde anlıyorken aslında yaşımızın küçüklüğü, vizyonumuzun darlığı ve bizi yönendiren entelektüellerin yetersizliği gibi sebeplerden dolayı ora insanların başka sıkıntıları olabileceğini pek hesap edemiyorduk.  Ama vardı. Bölge  insanı da yaşamak için paraya, çocuğunu iyi yetiştirmek için nitelikli eğitime, kaliteli sağlık sistemine, hakkaniyet ölçüsüne sahip adalet mekanizmasına ve can-mal güvenliğine ihtiyacı vardı.  Bugün bu hareketlerden artık daha iyi anlıyor hale geldik bölge halkının taleplerini.</p>
<p>Mesele Tağut ile Müstazaf mücadelesi idi. Ama sadece fikri veya inanç temelinde değildi. Kişinin en temel ihtiyaçlarının muadil halklar seviyesinde yaşanamaması da bu mücadelenin bir ve belki de en temel parçası idi.  Bugün Müslüman Kardeşler mücadelesine belki bu açıdan da bakmak gerekli.  Belki Hasan El Benna&#8217;yı,  Seyyid Kutub&#8217;u,  Albdülkadir Udeh&#8217;i o zaman daha iyi anlayabiliriz.</p>
<p><a href="http://ahmetyarikan.com.tr/?p=398">Bir önceki yazımda</a> da ifade ettiğim gibi sıradaki ülkenin Ürdün olmasını bekliyorum demiştim. Ürdün&#8217;de Haşimi Hanedanlığından  Kral Abdullah  klasik şark kurnazlığı ile sözde hükümeti tasfiye ettiğini ve yeni hükümet, reform, düzenlemeler vs. vaadinde bulundu hemen.  Bunların yeterli olup olmayacağına Ürdün halkı karar verecek elbette. Ürdün&#8217;de halkın çeşitli gösteriler düzenlemek için hazırlık içinde olduğuna dair haberler geliyor.  Ürdün&#8217;e ilave olarak hemen akabinde Yemen&#8217;de bugün (3  Şubat) düzenlenen &#8220;Öfke Günü&#8221;  de gerekçesi itibariyle çok anlamlı. Yolsuzluğa ve diktatörlüğe son sloganları Yemen halkının isteklerini gayet güzel özetliyor. Halbuki Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih 2013&#8242;te başkanlık görev süresi bittiğinde yeniden başkan olmayacağını, oğluna da iktidarı devretmeyeceği vaadini vermişti.</p>
<p>İnsanlar çağdaş halkların yaşadığı imkanlara sahip olmak ancak bunlara sahip olurken kendisini yönetecek insanları da kendilerinin seçebileceği bir ortamın oluşturulmasını istiyor.</p>
<p>Demokrasi bu bölge insanı için bir çözüm teşkil ediyor. Ancak şunu da düşünmeden geçemiyorum. Eğer Mısır, Tunus halkı  Avrupa veya Amerika  vatandaşının yaşadığı ve sahip olduğu sosyal ve ekonomik standartlara  en kötü ihtimalle Türkiye insanı kadar sahip olsaydı acaba bu diktatörlerin iktidarına yine de son verebilirler mi idi?  İşte ben orada kuşku taşıyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?feed=rss2&#038;p=406</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tunus,Mısır ve sonra Ürdün&#8230;</title>
		<link>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=398</link>
		<comments>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=398#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Jan 2011 22:19:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[fis]]></category>
		<category><![CDATA[ihvanı müslimin]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Tunus]]></category>
		<category><![CDATA[ürdün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetyarikan.com.tr/?p=398</guid>
		<description><![CDATA[Önce Tunus. Sonra Mısır. Mısır&#8217;da Cuma günü iyice yükselen ateş tahmin ettiğim gibi Ürdün&#8217;ü de sardı. Bu yazıyı yazdığım saatlerde  Al Jazeera sitesinde Ürdün&#8217;de  kalabalıkların protestosuyla ilgili haberi bir kez daha okudum. Kuzey Afrika&#8217;nın genç ve nisbeten daha az müreffe...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/2011126104729280371_201.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-492" title="2011126104729280371_20" src="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/2011126104729280371_201-300x198.jpg" alt="" width="300" height="198" /></a>Önce Tunus.</p>
<p>Sonra Mısır.</p>
<p>Mısır&#8217;da Cuma günü iyice yükselen ateş tahmin ettiğim gibi Ürdün&#8217;ü de sardı. Bu yazıyı yazdığım saatlerde  Al Jazeera sitesinde Ürdün&#8217;de  kalabalıkların protestosuyla ilgili haberi bir kez daha okudum.</p>
<p>Kuzey Afrika&#8217;nın genç ve nisbeten daha az müreffeh toplulukları ilk denemeyi  (yakın tarihte yaşanan hareketlilik ve dinamizmi gözönünde bulundurarak)  FIS ile belki biraz daha marjinal bir tercih olarak doksanlı yıllarda denemişti. Öncesini İhvan-ı Müslimin hareketinin gelişmiyle de düşünerek daha da öteleyebiliriz elbette. Ancak Cezayir&#8217;de doksanlı yıllarda bastırılmaya çalışılan bu protest hareketler şimdi internet ve iletişimin sınırsızlaşmasıyla birlikte engel tanımıyor.<br />
Mısır&#8217;ın bildim bileli başkanı olan Mübarek, dilediği kadar telefon operatörlerine ve internete bloke koysun ancak bir yere kadar engel olacaktır. Hak isteyen kişi haksızlığa, istismara ve adaletsizliğe karşı haykırıyor. Tunus&#8217;ta yaşananlar  kendi dünyasından başkasına merak duymayan bizim vatandaşımız için garip kaçmış olabilir. Yaşananlar İslam dünyasında özlenen kendi tercihleri doğrultusunda yönetim talebinin ifadesidir. Beklenen ve ümit edilen ise mümkün olduğunca kansız ve acısız bir dönüşümün gerçekleşmesi olacaktır. Elbetteki bu dönüşüm olduğunda ortalık güllük gülistanlık olmayacak. Hatta belki Hüsnü Mübarek döneminden bile kötü bir sürece girilecektir  ama neticede uzun vadede kurtuluşa çıkılacaktır diye düşünüyorum.</p>
<p>Burada Mısır ve olası bir Ürdün yönetim dönüşümünün kimi en çok ilgilendirdiğini hemen tahmin etmişsinizdir. İsrail&#8217;i. İsrail&#8217;in etrafı daha fazla özgürlük isteyen halkların seçtiği adamlarca ve onların politikalarıyla kuşatılacak belki de. Gazze kuşatmasında İsrail&#8217;in hakaretlerine ve baskılarına ezik bir biçimde boyun eğerek kapılarını Filistinlilere kapatan Mübarek dönemi utancını bir daha yaşamak istemeyen Mısır&#8217;lılar belki diğer halklara da bir mesaj vereceklerdir. İsrail ve ABD&#8217;nin bu noktada göstereceği tavır önemli olmakla birlikte bağlayıcı veya belirleyici olmayacak diye tahmin ediyorum.<br />
Kuzey Afrika&#8217;nın dinamik nesli kendi &#8220;one minute&#8221;  türküsünü  söylemeye çalışıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?feed=rss2&#038;p=398</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2007 Küfür ve İstifa &#8211; 2011 Protesto ve İstifa</title>
		<link>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=392</link>
		<comments>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=392#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Jan 2011 05:23:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<category><![CDATA[seyrantepe]]></category>
		<category><![CDATA[tt arena]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetyarikan.com.tr/?p=392</guid>
		<description><![CDATA[Eğri oturup doğru konuşmak gerek bu konuda. Çünkü hepimizin futbolda kulüp  fanatizmi gizliden gizliye mevcuttur. Konu özellikle 4 büyükler olduğunda gözümüz gerçekleri görmekten uzak durur. Ancak Türk Telekom Arena yani Aslantepe Stadı açılışı mevzusunda en fanatik taraftar bile bir ayıbın olduğunu...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/seyrantepe-ttarena.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-494" title="seyrantepe-ttarena" src="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/seyrantepe-ttarena-300x201.jpg" alt="" width="300" height="201" /></a>Eğri oturup doğru konuşmak gerek bu konuda. Çünkü hepimizin futbolda kulüp  fanatizmi gizliden gizliye mevcuttur. Konu özellikle 4 büyükler olduğunda gözümüz gerçekleri görmekten uzak durur. Ancak Türk Telekom Arena yani Aslantepe Stadı açılışı mevzusunda en fanatik taraftar bile bir ayıbın olduğunu ifade etmeden geçemiyor.  Tek yumruk adlı grubun protestoyu savunmasını saymaz isek. Ancak o noktada da UA&#8217;nın söz sahibi lideri küçük bir azınlık şeklinde bahsediyor sözü edilen grubu.</p>
<p>Burada TOKİ Başkanının da provokatif konuşmasının büyük payı olduğunu ihmal etmeyelim. Ancak provokasyona bu kadar da çabuk gelecek bir taraftar profili de bizim zaafımız. Daha geçen günlerde 17 yaş altı çocukların kendi aralarında oynadığı bir futbol müsabakasında bile uçan tekme atacak kadar gözü dönmüş bir profil mevcut. Hata; devletin sorumluluk alıp bu taraftar profiline konforlu bir mekan ikame etmesi.</p>
<p>Başbakanın protesto edilmesinin bir haklılık olduğunu kimse savunamaz. Ancak o akşam stadyuma gelen insanları da anlamak lazım diye düşünüyorum. Çünkü bu stadın yapılışı esnasında  GS&#8217;li taraftarlara &#8220;Siz stadınızı kendiniz yapamayacak kadar beceriksizsiniz&#8221; şeklinde bir sinyal sürekli yollandı. Üstelik bunu neredeyse kendi eliyle gerçekleştirdi GS. Taraftar bu konuda kendi yönetimlerine patlayacak yerde tepkiyi yanlış yere yöneltti diye düşünüyorum. Cumartesi akşamı ekranlarda Adnan Polat&#8217;ın halini gördüm ve fena halde kendisi adına üzüldüm. Başkalarının yaptığı rezaleti temizlemek için ne yapabilirim diye adeta ezilen bir insan gördüm ekranda.</p>
<p>TOKİ Başkanının konuşmasını provokatif olarak değerlendirerek kendilerine hakılık payı da çıkaramaz protestocular. Tamam konuşma gereksiz bir ateşlilik ve yakışıksız bir üslup içeriyordu. Fakat GS&#8217;li kimi taraftarlarca savunulduğu gibi, TOKİ Başkanının geçmiş yönetime saydırma yapması protesto gerekçesi sayılmaması lazım. Aynı taraftar eski başkan hayattayken küfürlü protesto etmişti. O zaman değersiz olan şimdi bir anda nasıl değerli oldu?</p>
<p>Bu stad meselesini o akşam orada bulunan taraftar grubu protestoyu abartmak suretiyle bence kendileri için başlıca bir polemik konusu haline getirdiler. Devlet yetkililerinin bilerek veya bilmeyerek GS aleyhine her ortamda karar alıp hayata geçirmesi gibi bir durum ortaya çıkabilir. Mesela karar verme noktasında olan bir devlet görevlisi diyelim ki FB veya BJK taraftarı olsun. GS aleyhine her tür zorluğu çıkartmak için mevzuatı didik didik edebilir. Yahut hakemin verdiği veya vermediği bir pozisyon kararı bile bu protestoya dayandırılabilir. Neticede kaybeden futbol ve GS olacak her halukarda.</p>
<p>GS Başkanı Adnan Polat&#8217;ı eleştiren ve aciz gören bazı kişileri okuyoruz basında. Merak ediyorum onlar o akşam Polat&#8217;ın yerinde olsalardı nasıl davranırlardı acaba? Mesela Başbakana, &#8220;Efendim GS taraftarı demokrattır,  masum bir protesto ile duygu ve düşüncelerini dile getirmiştir.&#8221;  diyerek posta koymaya mı kalkarlardı? Elbette ki hayır. Polat&#8217;ın yaptıklarından farklı bir şey yapacaklarını sanmıyorum. Olayın sıcaklığı geçtikten sonra kesilen ahkamların da zerre hükmü olamaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?feed=rss2&#038;p=392</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muhteşem yüzyıllar</title>
		<link>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=386</link>
		<comments>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=386#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Jan 2011 07:37:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[TV]]></category>
		<category><![CDATA[Mohaç]]></category>
		<category><![CDATA[Muhteşem Yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Rome]]></category>
		<category><![CDATA[The Tudors]]></category>
		<category><![CDATA[Türk dizileri]]></category>
		<category><![CDATA[Viyana Kuşatması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetyarikan.com.tr/?p=386</guid>
		<description><![CDATA[Muhteşem Yüzyıl adlı diziyi izlemedim. Bu dizi öncesinde ortaya atılan polemikler veya olumlu-olumsuz reklam dolayısıyla değil, Türk yapımı dizileri genellikle izlemediğimden dolayı kendime izleme şansı vermedim. Dizi film yapımcılarının genelde Tarih ve özelde Osmanlı Tarihine ilgi duymamalarının ç...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/muhtesem-yuzyil-tudors.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-497" title="muhtesem-yuzyil-tudors" src="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/muhtesem-yuzyil-tudors-270x300.jpg" alt="" width="270" height="300" /></a>Muhteşem Yüzyıl adlı diziyi izlemedim.</p>
<p>Bu dizi öncesinde ortaya atılan polemikler veya olumlu-olumsuz reklam dolayısıyla değil, Türk yapımı dizileri genellikle izlemediğimden dolayı kendime izleme şansı vermedim.</p>
<p>Dizi film yapımcılarının genelde Tarih ve özelde Osmanlı Tarihine ilgi duymamalarının çeşitli sebepleri olabilir.  Mesela ilk aklıma gelen maliyet oluyor. Tarihi bir film çekecekseniz gerekli mekanı, stüdyoyu, o kadar kalabalık figüran ordusunu vs. diğer unsuları biraraya getirmek ciddi yatırım ve emek-zaman işi. Kuruluş - Osmancık  dizisi 87 senesinde çok tartışılmıştı. Kimileri &#8220;ne gerek vardı milletin parasını çarçur etmeye böyle dizilerle&#8221; diyerek kapı arkasında konuşmalar bile yapmıştı. Tabii o zaman elde ne Twitter vardı ne de sosyal medya. Tepede sallanan bir apoletli devlet başkanı her an istim üstünde tutuyordu medyayı ve insanları. Özel sektörde henüz sinemaya giriş yapmamıştı. O gün bugün tarihten ilham almış bir yapımı hele kalabalık ordularla birlikte kotarılacak şekilde dizayn edebilecek bir eser çıkmadı diyebiliriz. Tek tük Atatürk etrafında geçen sinema yapıtlarını saymıyorum.</p>
<p>Aslında Muhteşem Yüzyıl dizisine başlama cesareti gösterdikleri için dizi yapımcılarına teşekkür bile etmek istiyorum buradan. Osmanlı Tarihine bir başkasının da merak salmasına ve cesaretle film çekmesine imkan tanıyacka belki bu çalışma. Ancak bizdeki tüm diğer dizi filmler gibi bu da ABD sinema çevresinden etkilenme bir yapıt belli. Bu veya benzeri diziden birçok Türk izleyicisinin beklediği şey, öyle sanıyorum ki muhteşem tarihimizden çeşitli savaş sahnelerini bilgisayar efekti kullansalar dahi heyecanı verecek düzeyde aktarabilmeleri, tarihteki Türk kavramının Avrupa, Asya, Afrika çevresinde nasıl bir imaj yarattığının anlatılabilmesi idi. Mohaç Meydan Muharebesi öncesi, sonrası ve esnasında yaşanılanlar, Viyana Kuşatmasında Avrupalının neler hissettiğinin bizlere öteki pencereden aktarılabilmesi önemlidir diye düşünüyorum. Başarısız bir kuşatmanın Osmanlı toplumundaki etkisini anlatabilmek ve Türk izleyicisini en azından 6 yaş aptallığı seviyesinden 12 yaş ergenlik seviyesine çıkartabilecek bir çalışmaya öncülük ederler diye düşünüyordum.</p>
<p>İzlemediğim dizinin ertesindeki gürültü ve patırtıya bakarsak tüm beklentilerin aksine çıka çıka seyirci karşısına çok kötü bir The Tudors veya Rome takliti çıkmış anlaşılan. Sağlık olsun. Bence çok kızmamak ve abartmamak  gerek. Neticede bu sadece bir dizi film ve biz hepimiz fikir ve konuşma özgürlüğünün olduğu bir ortamda yaşıyoruz. Yok  ille de kızılacaksa ellerinde gerek sermaye gerekse personel ve fikir olup da bu konuda  &#8220;aman kim uğraşacak canım şimdi tarihle-coğrafyayla; ver komediyi,  cinayet-entrika-şiddet dolu özet görüntüleri kurtar ratingi &#8221; diyen aptallara kızmak gerek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?feed=rss2&#038;p=386</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şükran Günü İftarı.</title>
		<link>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=379</link>
		<comments>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?p=379#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Dec 2010 08:33:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[din öğretimi]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[şükran günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahmetyarikan.com.tr/?p=379</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarımıza İslam dininin temel kitabını öğretmek özellikle okul öncesi yasak. Okul döneminde de mevcut derslerine ilave olarak Kuran&#8217;ı öğreten ve dinimizin temel bilgilerini aktaran bir ders veya ders programı yok. Tabii Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi adı altında çevre ve insan bilinci ...]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/okul-oncesi-din-egitimi.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-500" title="okul-oncesi-din-egitimi" src="http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/wp-content/uploads/okul-oncesi-din-egitimi-300x192.gif" alt="" width="300" height="192" /></a>Çocuklarımıza İslam dininin temel kitabını öğretmek özellikle okul öncesi yasak. Okul döneminde de mevcut derslerine ilave olarak Kuran&#8217;ı öğreten ve dinimizin temel bilgilerini aktaran bir ders veya ders programı yok. Tabii Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi adı altında çevre ve insan bilinci aşılamayı amaçlayan dersi konuşmaya bile gerek yok. Adı bile yanlış konmuş bir ders bu. Hümanizma bilinci vermeyi amaçlıyor. Ülkenin belirli bir mezhep mensubu kitle bunu bile seçmeli hale getirip ortadan kaldırma endişesi içinde.</p>
<p>Bugün çocuklarına okula gitmeden önce veya okula giderken Kuran öğretmek isteyen ana babaların çok fazla tercihi yok. Camilerin, Diyanet tarafından izinli, yazın verdiği kurslar en bilineni. Ancak yazın akranları oynarken hangi çocuğu kursta oturtabilirsiniz ? Üstelik yazın yıllık iznini kullanmak isteyip çalıştığı şehrin dışına belirli bir süreliğine giden aileler olduğunu da düşünürsek, din öğretiminin etkisiz kalacağını tahmin edebilirsiniz.</p>
<p>Bir başka tercih de okul öncesi kreş veya ana okulu diye tabir edilen Milli Eğitim Bakanlığından onaylı okullar. Fakat bu okullarda da din eğitimi ve öğretimi yasak. Üstelik dini öğretecek başı örtülü öğretmen veya eğitmen de bulunduramıyor bu tip okullar. Müfettişler sık sık denetime geliyor ve başı örtülü eğitmenler ya başlarını açıyor yahut o gün sağlık raporu alıyor veya çaycı, temizlikçi pozisyonuna dönüyor. Düşünün bugün dini hassasiyetleri olan hükümetin döneminde bile bunlar oluyor.</p>
<p>Çocuklara bu okullarda dinimiz İslam&#8217;ın temel kitabı Kuran-ı Kerim  &#8221;Ahlak Dersi&#8221;  adı altında ve gizliden gizliye öğretiliyor. Milli Eğitim müfettişleri bunu bilmiyor mu diye sorabilirsiniz. Biliyor, adları gibi biliyorlar. Devletin görevli kurumları bu okulları çok iyi biliyor. Ama ses çıkartmıyor veya denetimli ses çıkartma rolü yapıyorlar.</p>
<p>Bu okullar rahat değil. Bu okullarda apartmanların zemin katlarında derme çatma odalarda eğitim verilmeye çalışılıyor. Başarılı olup olmadıklarını bir on yıl sonra göreceğiz belki. Ancak eğitimin ne kadar zorlu olduğunu şu yaşadığım son örnekle aktarmak isterim.</p>
<p>Okul dini gün ve gecelerde bu günlerin önemini çocuklara anlatıyor normal bir biçimde. Ancak bu okula çocuğunu ne demeye gönderdiği anlaşılmamış bir veli itiraz ediyor tam şu günlerde. Hep dini günleri kutlamayın yılbaşını da kutlayın. Düşünün böyle bir okula çocuğunu gönderen veli,  yılbaşının da kutlanması konusunda okula baskı uyguluyor. Okul yönetimi bunu yapmazsa başına geleceği biliyor. Derhal şikayetler üzerine teftiş ve kapatma. Belki sahipler hakkında dava bile açılabilir. Laik bilincin yaşam biçimi haline gelmeye başladığının en tipik göstergesi. Yılbaşı kutlamasını çocuk bilincine yerleştirme uğraşısı. Üstelik bu,  çocuklarına dini bilinci okul öncesinde yerleştirme kaygısı güden bir okulda gerçekleşiyor.</p>
<p>Gelecek;   şükran günü hindisiyle iftar eden, Noel Hoca &#8211; Nasreddin Baba arasında apaçi dansı yapan, Kurban Bayramını Cadılar Bayramı ile harmanlayan garip bir nesle yataklık edecek gibi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahmetyarikan.com.tr/wp/?feed=rss2&#038;p=379</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
