<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;C0EDRHozeSp7ImA9WhRREEs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967</id><updated>2011-11-23T17:21:15.481+02:00</updated><category term="Osmanlı'da Türk olgusu" /><category term="atatürk" /><category term="II. Dünya Savaşı Afiş ve Karikatürleri" /><category term="gerçek" /><category term="türk-yunan ilişkileri" /><category term="değişim" /><category term="EKONOMİ" /><category term="patavatsız" /><category term="maden işçileri" /><category term="Şiir" /><category term="Türkçülük" /><category term="zafer bayramı" /><category term="Osman Gazi" /><category term="ziya gökalp" /><category term="tarih" /><category term="sözde ermeni soykırımı iddiası" /><category term="mutluluk" /><category term="ayetler" /><category term="eğitim" /><category term="filistin" /><category term="mahrem" /><category term="Osmancık" /><category term="türkçülüğün esasları" /><category term="Nazım Hikmet" /><category term="sakarya türküsü" /><category term="fransa-türkiye" /><category term="kader" /><category term="beddua" /><category term="Bosna" /><category term="islam ekonomisi" /><category term="nahit ulvi akgün" /><category term="eşitlik" /><category term="Roma'nın iki yüzü" /><category term="8 Mart" /><category term="başarı" /><category term="psikoloji" /><category term="feminist" /><category term="çanakkale geçilmez" /><category term="savaş" /><category term="vakıf kültürümüz" /><category term="ses" /><category term="kadınlarımız" /><category term="lozan" /><category term="tefecilik" /><category term="erkek-erkek eşitsizliği" /><category term="milli hedef" /><category term="kötülük" /><category term="aydın" /><category term="liberal ekonomi" /><category term="mehmet emin yurdakul" /><category term="turan" /><category term="kibir" /><category term="kadın-erkek eşitliği" /><category term="Şiir sevgisi" /><category term="amfitiyatro" /><category term="kadın-kadın eşitsizliği" /><category term="benmerkezcilik" /><category term="srebrenitsa katliamı" /><category term="köylü/şehirli" /><category term="alparslan türkeş" /><category term="Dünya kadınlar günü" /><category term="cesaret" /><category term="hata yapmaktan korkmak" /><category term="necip fazıl" /><category term="30 ağustos" /><category term="sonradan görme zenginler" /><category term="değişim algısı" /><category term="köylü kadınlar" /><category term="rap" /><category term="kaçak elektrik" /><category term="okumuşluk" /><category term="meslek seçimi" /><category term="fatih sultan mehmetin yargılanması" /><category term="atatürkçülük" /><category term="sıradan" /><category term="mekan kıraat evi" /><category term="adalet" /><category term="1915" /><category term="atatürk ve din" /><category term="gladyatör" /><category term="hırsızlık" /><category term="esaret" /><category term="referandum" /><category term="tevekkül" /><category term="asabiyim" /><category term="ben başbakan olunca" /><category term="soykırım" /><category term="faiz" /><category term="yalan" /><category term="melek hanım ağıtı" /><category term="Allah" /><category term="sevgi" /><category term="ermeni vahşeti" /><category term="grizu patlaması" /><category term="islamofobia" /><category term="kişisel gelişim" /><category term="Yıldıray Oğur" /><category term="eşit" /><category term="komünizm" /><category term="gözbebeği" /><category term="din-bilim ilişkisi" /><category term="türban yasağı" /><category term="islam korkusu" /><category term="dokunulmazlık" /><category term="halk" /><category term="milliyetçilik" /><category term="kapitalizm" /><category term="mihail gorbaçov" /><category term="attila ilhan" /><category term="ötekileştirme" /><category term="ben" /><category term="başbakan" /><category term="düşünce namusu" /><category term="islam-bilim ilişkisi" /><category term="tasavvuf" /><category term="Osmanlı Devleti" /><category term="birisi" /><category term="aşk" /><category term="kadın" /><category term="hadis" /><category term="istanbul" /><category term="idealler" /><category term="hata" /><category term="osmanlıda vakıflar" /><category term="aysel git başımdan" /><category term="ait olmak duygusu" /><category term="ulusa sesleniş" /><category term="tarih bilinci" /><category term="on iki ada" /><category term="malazgirt marşı" /><category term="doğa" /><category term="şizofreni" /><category term="laiklik" /><category term="kolera" /><category term="türk olmak" /><category term="sözde aydın" /><category term="lenin" /><category term="fatih" /><category term="devrimci" /><category term="ferrarisini satan bilge" /><category term="turancılık" /><category term="elif şafak" /><category term="Osman Ertuğrul Efendi" /><category term="mutluluğun resmi" /><category term="bencillik" /><category term="yarı aydın" /><category term="ikinci dünya savaşı" /><category term="duran ve sabit" /><category term="arena" /><category term="millet" /><category term="devletçi ekonomi" /><category term="özgür ozankaya" /><title>Armudun sapı Üzümün çöpü...</title><subtitle type="html" /><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/" /><link rel="next" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false&amp;v=2" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>75</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/yaseminunsal" /><feedburner:info uri="yaseminunsal" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><entry gd:etag="W/&quot;DUYBSXc_fip7ImA9WhdbF00.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-7894810633455640291</id><published>2011-10-15T21:06:00.009+03:00</published><updated>2011-10-15T22:32:38.946+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-10-15T22:32:38.946+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kaçak elektrik" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hırsızlık" /><title>BİZİM ORDA BU İŞE "KAZANANDAN ALIP DA ZAPTEDENE VERMEK" DERLER</title><content type="html">Fazla mesaiden, cumartesi çalışmaktan bahsediliyor. Karşılığı ödendiği müddetçe bizden daha ileri, daha gelişmiş hiçbir memleketin insanından daha az çalışmayalım. Dokuz gün bayram tatili yapmaya da gerek yok. İtirazım yok. Çalışalım ama kimin için? Belediyenin paketleriyle, kömürleriyle ev geçindirenler için mi? 500.000 TL'ye kadar olan faiz gelirinden vergi alınmıyor imiş. Oysa bizim içtiğimiz sudan vergi alınıyor, oransal olarak bakınca da ciddi miktarda hem de!&lt;br /&gt;Yoksa güneydoğuda yaygın olduğu üzere kaçak elektrik kullanan parazitler için mi? Kimin için çalışayım? Beni bu ülkedeki adalete inandırsınlar pazarları da çalışayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-R-tNwJBZF1w/TpnUUCWCsGI/AAAAAAAAAfQ/-G-BpwyhRa4/s1600/Resim.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 225px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5663799226421271586" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-fCnsL2EkLrg/TpnbY2n43CI/AAAAAAAAAgY/s1Y2O0DQwp8/s320/ka%25C3%25A7ak%25C3%25A7%25C4%25B1lar" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Muhterem Enerji Bakanımız Taner Yıldız biraz da "KAÇAK ELEKTRİK" konusuyla ilgilense ya. Çalışkanlık bir erdem ise, dürüstlük de bir erdemdir. Hırsızlık yapmak evrensel bir suçtur. Bunun cezasını da devlet kesmelidir. Eğer ben bu cezanın kesildiğine ikna edilmez isem adalet duygum zedelenir. Devletime ve toplumuma olan güvenim azalır. Hatta daha fenası da mümkündür. Kendi adalet anlayışımı ortaya koyabilirim. Herkes kendi adalet anlayışını ortaya koyarsa ülkede kaos meydana gelir. Kimsenin istemediği bir sonuçtur bu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;En çok kaçak elektrik kullanan 5 il: Mardin, Şırnak, Batman, Diyarbakır, Hakkari.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;En az kaçak elektrik kullanan 5 il: Muğla, Çanakkale, Karabük, Bilecik, Denizli&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kaçak elektrik Güneydoğu'da yaygın. Bölgede ahırların duvarlarının elektrikle ısıtılmasından kuyu suyunun sürekli sıcak kalsın diye elektrikle ısıtılmasına kadar mümkün olan her şey elektrik enerjisiyle yapılıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Yıllık 2 milyar dolarlık kaçak elektriğin faturasını da bizler paşa paşa ödüyoruz&lt;/strong&gt;. Sesimizi çıkarmadıkça da adamlar donlarını da elektrikle ısıtacaklar bu gidişle. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tüm bunların ne demek olduğunu biri bana açıklayabilir mi? Sebebi ne? Bölgedeki yoğun sanayi mi yoksa eşkiyalık mı? Devletin eli Batıdaki adamın cebinden çıkmazken Doğudaki adamı niye görmezden geliyor? Muğladaki adam Şırnaktaki adamın elektrik faturasını ödemek zorunda mı? Varımızı yoğumuzu terörle mücadeleye verdik. Terör olmasa dünyadaki 7. ülke olacaktık. Okullarımız daha iyi olacaktı, hastanelerimiz daha iyi, yollarımız daha iyi. Bu kadar parazitlik yeter artık. Sabrımızı zorlamasın kimse bizim. Dediğim gibi Enerji Bakanımız biraz da bu konuya eğilse iyi eder, birazcık adalet duyguları kalmışsa.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-7894810633455640291?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/7894810633455640291/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=7894810633455640291&amp;isPopup=true" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/7894810633455640291?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/7894810633455640291?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/9fK9R4NCr_E/bizim-orda-bu-ise-kazanandan-alip-da.html" title="BİZİM ORDA BU İŞE &quot;KAZANANDAN ALIP DA ZAPTEDENE VERMEK&quot; DERLER" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-fCnsL2EkLrg/TpnbY2n43CI/AAAAAAAAAgY/s1Y2O0DQwp8/s72-c/ka%25C3%25A7ak%25C3%25A7%25C4%25B1lar" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2011/10/bizim-orda-bu-ise-kazanandan-alip-da.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUADQHs9fSp7ImA9WhdbFko.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-5155254952639866787</id><published>2011-10-15T13:13:00.002+03:00</published><updated>2011-10-15T13:16:11.565+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-10-15T13:16:11.565+03:00</app:edited><title>GERİ DÖNDÜM</title><content type="html">Uzun bir aradan sonra geri döndüm. Bu uzun süre esnasında üniversite sınavına hazırlanıyordum. Artık bir tıp öğrencisiyim. Yakında yeni yazılar yayınlamaya başlayacağım. Tüm izleyicilerime teşekkürler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-5155254952639866787?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/5155254952639866787/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=5155254952639866787&amp;isPopup=true" title="4 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/5155254952639866787?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/5155254952639866787?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/aqJUZreJVA0/geri-dondum.html" title="GERİ DÖNDÜM" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><thr:total>4</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2011/10/geri-dondum.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;Ck8HQX4_fCp7ImA9Wx5XFE0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-8691335834920644785</id><published>2010-09-13T20:49:00.004+03:00</published><updated>2010-09-13T21:00:30.044+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-09-13T21:00:30.044+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="referandum" /><title>DİHYDROGENMONOKSİDE (Kimyacının Referandum Yorumu)</title><content type="html">&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;“Greater Idobo Falls Bilim Fuarı’nda bir lise öğrencisi, yöre halkını, hazırladığı bir projeyi imzalamaya davet etti. Delikanlı “dihydrogenmonokside” adlı maddenin kullanımının tümüyle yasaklanmasını, buna olanak bulunamaması durumunda ise maddenin, çok sıkı bir biçimde denetlenmesini istiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TI5l7oHpv6I/AAAAAAAAAew/_iXhr4yei-8/s1600/kimya.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 316px; height: 309px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TI5l7oHpv6I/AAAAAAAAAew/_iXhr4yei-8/s320/kimya.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5516458668631637922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;Söz konusu maddenin zararlarını, duvarlara astığı afişle anlatıyordu:&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style=""&gt;1-&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:7pt;"  &gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Yoğun terlemelere ve kusmalara neden olabilir. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style=""&gt;2-&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:7pt;"  &gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Doğaya büyük zararlar veren asit yağmurlarının ana unsurudur.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style=""&gt;3-&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:7pt;"  &gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Gaz biçimine dönüşmüş durumuyla, çok ciddi yanıklara neden olabilir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style=""&gt;4-&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:7pt;"  &gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Kazara solunması, ciğerlere dolması, ölüme yol açar.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style=""&gt;5-&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:7pt;"  &gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Erozyonun önemli bir nedenidir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style=""&gt;6-&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:7pt;"  &gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Otomobil frenlerinin etkinliğini azaltır.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt; font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style=""&gt;7-&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:7pt;"  &gt;     &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Ölümcül kanser tümörlerinin tümünün içinde bulunduğu saptanmıştır.&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;Bir saat içinde tam 50 bilim fuarı meraklısı kişi, delikanlının kampanya açtığı bölümü gezdi. 43 kişi bu maddenin yasaklanmasını şiddetle desteklediklerini bildirdi. Altı kişi kararsız kaldı.&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;Yalnızca bir kişi, yasaklanması istenen&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;“dihydrogenmonokside”in H2O olduğunu, yani yaşamın can damarı “Su” dan dan başka bir şey olmadığını söyledi.&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;Delikanlının bu projesi, “Ne kadar kolay aldatılabiliyoruz” konulu yarışmanın birincisi ilan edildi.&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;Delikanlı “Kolayca saptırılmış, ama bilimsel tümceciklerle kişilerin nasıl yanlış koşullandırılabildiklerini göstermek istedim” dedi.” (ALINTIDIR)&lt;/p&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;İşte ülkemizdeki "Demokrasi" söylemleri de bu durumun bir benzeridir. Sanatçıların söylemlerinden hukukçulara yer kalmamıştır. Bilimsel görünen süslü cümlelerle anlatılanlar çoğunlukla sorgulanmamaktadır. "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Dihydrogenmonokside&lt;/span&gt;"'in su olduğunu anlayacak bir kişi çıkmıştır. Demek ki çoğunluğun söylediği her zaman doğru olmayabiliyormuş. Sadece hatırlatmak istedim. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-8691335834920644785?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/8691335834920644785/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=8691335834920644785&amp;isPopup=true" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/8691335834920644785?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/8691335834920644785?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/eqxxF0T4M1o/dihydrogenmonokside-kimyacnn-referandum.html" title="DİHYDROGENMONOKSİDE (Kimyacının Referandum Yorumu)" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TI5l7oHpv6I/AAAAAAAAAew/_iXhr4yei-8/s72-c/kimya.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/09/dihydrogenmonokside-kimyacnn-referandum.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;Ak8HRX8-eip7ImA9Wx5XEk0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-6384919860908548229</id><published>2010-09-11T15:23:00.004+03:00</published><updated>2010-09-11T15:40:34.152+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-09-11T15:40:34.152+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="idealler" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="milli hedef" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="alparslan türkeş" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="atatürk" /><title>MİLLETİMİZİN UFKU DAR</title><content type="html">18 yaşımı doldurmadığım için halk oylamasında oy kullanamayacağım, “Hayır” diyemeyeceğim mesela. Biraz da bu yüzden güncelin yerine daha geniş bir konuda, geleceğimiz üzerinde çok etkili olduğunu düşündüğüm bir konuda yazmayı tercih ettim: Vizyon eksikliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdealimizi açıkça ifade etmeliyiz. Onu imanla duymalı ve onu çok ısrarla izlemeliyiz. Kişisel çıkarlarımızdan, bencil emellerimizden sıyrılmayı ancak böyle canlı ve alevli ideal sayesinde başaracağız. (Atatürk-1923)&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TIt37_KEckI/AAAAAAAAAeo/A5920TB0-G8/s1600/HEDEF.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 187px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TIt37_KEckI/AAAAAAAAAeo/A5920TB0-G8/s320/HEDEF.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5515634041094959682" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Örneğin kaçımız Türkiye hakkında tasarılar üretiyor? Kendisi, çocukları ve yakın çevresi hakkında kurduğu gelecek hayallerine paralel; Türkiye, Türk Milleti hatta belki Orta Asya, belki Orta Doğu hakkında da bir şeyler düşleyenlerimizin sayısını soruyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-style: italic; font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt;Bizim etrafında birleştiğimiz milli bir hedefimiz var mı? &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;“Bizim sorunumuz şudur!” şeklinde geniş genellemeler yapan adamların bilgi düzeyini hep sorguladım. Ama şimdi diyeceğim ki, sorunlarımızı çözmek için vizyon sahibi bireyler olmamız lazım. Vizyon eksikliğinin her sorunumuzda payı vardır.&lt;/p&gt;&lt;p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;İdealler yıldızlar gibidir, onlara belki ulaşamazsınız; ama bakarak yönünüzü tayin edebilirsiniz."(Alparslan TÜRKEŞ)&lt;/span&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Büyük çaplı sosyal olaylar değerlendirilirken pek çok etken göz önünde bulundurulmalıdır. Sloganlar yerine anketlere, bilimsel araştırmalara, raporlara ihtiyacımız var.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Yararlı, işlevsel projeler bu çalışmalardan çıkar. Ama biz ne yaptık? Yıllarca Batı’dan ihraç ideolojiler üzerinde tepelendik durduk. Bizim gündemimizi hep başkaları belirledi. Birileri bir şey attı ortaya, biz vakti bollar sürüsü oturduk yıllarca bir şey üretmeksizin konuştuk. Bir de utanmadan birbirimizin yakasına yapıştık. Enayiliğe bak! Yırtılan yine Sütçü Bekir’in yakası oldu. Olan millete oldu.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;“Bu ülke benim” deyip, ülke geleceğine sahip çıkalım. Ülkemiz hakkında bizden başka herkesin bir projesi, bir hayali var! Bundan daha tehlikeli bir durum söz konusu olabilir mi? Yunanistan’da küçücük çocuklar İstanbul, İzmir hayali kuruyor. “Büyük Ortadoğu Projesi” var; ABD, Avrupa, komşu devletler kaynaklı Türkiye’nin parça bölük edilmiş haritaları var. Peki, bizim projemiz yok mu? Var. Bir “Kürt Açılımı” projemiz var ki evlere şenlik! Emperyalizmin elinden güç bela kurtardığımız mirasımızı tartışmaya açtık. Ekranlarda “Demokratik Özerklik” yazdılar, hainler sürüsü Ali Kemal’gilleri çıkarttılar adam diye milletin karşısına saatlerce konuşturdular. Buna Türk Milleti’nin şu anki uykusu izin veriyor, cesaret veriyor. Kimse çıkıp “Evlatlarımız tartışmalı bir şey için mi şehit oluyor?” diye sormuyor. Gaflete bak!&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Referandum mitinglerini izledim. Mesela Tokat’ta “Kılıçdaroğlu’nun türban sorununu çözeceğine inanıyor musunuz?” sorusuna da “İnanmıyorsunuz değil mi?” sorusuna da “Evet!” diyenler; Sincan mitinginde Recep Bey’in sorularına yarısı evet yarısı hayır diye bağıranlar(belli ki bu basit siyasi soruları bile anlamayan); Kürt açılımı yapacağız deyince de “Önemli olan soy, soy!” deyince de bu adamın arkasında duran çılgın kalabalık bizim milletimiz mi? Bu millete ne oldu? Cehalet kaynaklı bir esaret değilse nedir bu? (millete cahil dedi, halkın demokratik seçimi,vb. bıdı bıdısı yapacaklardan çok daha fazla değer veriyorum bu millete)&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir hayalim var... Milletimiz günün birinde tarihini, mazisini öğrenecek. Sonra geçmişe de geleceğe de uzanan bir görüş alanına erişecektir. İşte o vakit ne yeni kuşak Ali Kemal’lere, ne şarlatanlara, ne kendini aydın sanan hainlere kulak asacak. O gün geldiğinde ayar çekilen değil, ayar çeken, nizam veren bir TÜRKİYEMİZ olacak. İşte o günü bekliyorum.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-6384919860908548229?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/6384919860908548229/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=6384919860908548229&amp;isPopup=true" title="3 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/6384919860908548229?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/6384919860908548229?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/ji6hSDjcYJ8/milletimizin-ufku-dar.html" title="MİLLETİMİZİN UFKU DAR" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TIt37_KEckI/AAAAAAAAAeo/A5920TB0-G8/s72-c/HEDEF.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>3</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/09/milletimizin-ufku-dar.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0AMRX08eCp7ImA9Wx5QEUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-2849052001426215465</id><published>2010-08-30T14:13:00.004+03:00</published><updated>2010-08-30T15:03:04.370+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-08-30T15:03:04.370+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="malazgirt marşı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="30 ağustos" /><title>MALAZGİRT'TEN 30 AĞUSTOS'A GELEN RUH</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/THuZFNx9SRI/AAAAAAAAAeQ/QSCFKMz4Ikw/s1600/att%C3%BCrk+karizma.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 283px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/THuZFNx9SRI/AAAAAAAAAeQ/QSCFKMz4Ikw/s320/att%C3%BCrk+karizma.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511166883895527698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Dünyada ülkesini savaşta zafere kavuşturan birçok komutan var. Milletini daha ileri bir toplum yapmak için çalışmış birçok önder de var. Ama yokluk, yoksulluk içinde ikisini birden başarmış bir kişi var: Atatürk." (Turgut Özakman-Cumhuriyet kitabından)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malazgirt...&lt;br /&gt;1071'de Türklere Anadolu'nun kapıları açıldı. Alplik ve Erenlik yan yana gelince Anadolu vatan oldu bize. Alplik ve Erenlikle yoğruldu Anadolu mayası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malazgirt'teki mağlubiyeti aradan nerdeyse 1000 yıl geçmiş sindirememişler. Ki aç sırtlanlar gibi saldırmışlar Anadolu'ya. Alp Arslan yokmuş bu sefer. Bir başka komutan varmış, Mustafa Kemal. Yine aynı ruhla karşılaşmışlar, yine aynı Türk, yine aynı asker, yine aynı peygamber ocağı Türk ordusu, yine aynı Türk milleti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MALAZGİRT MARŞI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylardan Ağustos, günlerden  Cuma&lt;br /&gt;Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum’a&lt;br /&gt;Bozkurtlar ordusu geçti hücuma&lt;br /&gt;Yeni bir şevk ile gürledi gökler&lt;br /&gt;Ya Allah…Bismillah… Allahuekber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önde yalın kılıç Türkmen Başbuğu&lt;br /&gt;Ardında Oğuz’un ellibin tuğu&lt;br /&gt;Andırır Altay’dan kopan bir çığı&lt;br /&gt;Budur, Peygamberin övdüğü Türkler…&lt;br /&gt;Ya Allah…Bismillah… Allahuekber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk,&lt;br /&gt;Ulu Tanrı’nın soylu gözdesi&lt;br /&gt;Malazgirt Bizans’ın Türk’e secdesi&lt;br /&gt;Bu ses insanlığa Hakk’ın müjdesi&lt;br /&gt;Bu seste birleşir bütün yürekler…&lt;br /&gt;Ya Allah…Bismillah… Allahuekber!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nağramızdır bu gün gök gürültüsü,&lt;br /&gt;Kanımızdır bugün yerin örtüsü&lt;br /&gt;Gazi atlarımın nal parıltısı&lt;br /&gt;Kılıçlarımızdır çakan şimşekler…&lt;br /&gt;Ya Allah…Bismillah… Allahuekber!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yiğitler kan döker, bayrak solmaya,&lt;br /&gt;Anadolu başlar, vatan olmaya…&lt;br /&gt;Kızılelma’ya hey… Kızılelma’ya!!!&lt;br /&gt;En güzel marşını vurmadan mehter&lt;br /&gt;Ya Allah…Bismillah… Allahuekber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk'ün önderliğinde Türk milleti emperyalizmi yenmişti. Bu bir ilkti. Aynı zamanda esir ve sömürge İslam toplulukları için de bir umuttu, bir gururdu bu zafer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tunus'un Kairouan şehrinde yaşayan Bouhdiba Efendi haberi alır almaz şükür secdesine kapandıktan sonra duaya durdu: 'Bize de Mustafa Kemal Paşa gibi bir serdar, Türk ordusu gibi bir ordu nasip et ey yüce Allah'ım' " (Turgut Özakman- Cumhuriyet)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu mücadelesi... Malazgirt'ten 30 Ağustos'a gelen bir rüzgar bu. Onların bize verdiği mesajı anlamamız ve bu ruhu  yaşayabilmemiz dileğiyle...&lt;br /&gt;30 Ağustos Zafer Bayramı Türk milletine kutlu olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-2849052001426215465?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/2849052001426215465/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=2849052001426215465&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/2849052001426215465?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/2849052001426215465?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/Q1-zm4TbeJs/malazgirtten-30-agustosa-gelen-ruh.html" title="MALAZGİRT'TEN 30 AĞUSTOS'A GELEN RUH" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/THuZFNx9SRI/AAAAAAAAAeQ/QSCFKMz4Ikw/s72-c/att%C3%BCrk+karizma.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/08/malazgirtten-30-agustosa-gelen-ruh.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEEAR34zfSp7ImA9Wx5REEQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-1065383310972232064</id><published>2010-08-18T04:27:00.002+03:00</published><updated>2010-08-18T04:57:26.085+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-08-18T04:57:26.085+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="fatih" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dokunulmazlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="fatih sultan mehmetin yargılanması" /><title>FATİH SULTAN MEHMET'İN YARGILANMASI</title><content type="html">Üç kıtaya yalnız kılıçla, atla ulaşılmaz. "Adalet" de olmalı. Öyle bir adalet ki padişahla Rum mimar aynı muameleye tabi tutulmuş. Padişah da olsa ayrıcalık tanınmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TGs9jP9sA5I/AAAAAAAAAd4/y9vfhU_ojaI/s1600/Osmanli_Armasi_Duvar_Kagidi_by_Mthan.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TGs9jP9sA5I/AAAAAAAAAd4/y9vfhU_ojaI/s320/Osmanli_Armasi_Duvar_Kagidi_by_Mthan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506562645180547986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olay şöyle:&lt;br /&gt;Rum mimara bir yapının inşası görevini verir Fatih. Sonra birtakım yanlış anlaşılmalar sonucu Fatih Sultan Mehmet Rum Mimarın elinin kesilmesini emreder, kesilir de. Eli kesilen Rum Mimar haksızlık yapıldığı düşüncesiyle Kadı Hızır Çelebi'ye başvurur. Bilirkişi heyetinden bu meseleyi araştırmalarını ister Kadı. Ve heyet Fatih'in haksız olduğu hükmüne varır. İstanbul'u fetheden büyük komutan, çağ açıp çağ kapayan Fatih...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısas'a kısas usulünce Fatih'in de elinin kesilmesine karar verilmiş. Fatih bu hükme razı olmuş. Kadı Hızır Çelebi'ye kılıcını göstererek:&lt;br /&gt;"Ey Kadı! Ben padişahım diye korkup haksız olduğum halde lehime hüküm verseydin, vallahi şu kılıçla başını uçururdum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadı Fatih'e dönmüş:&lt;br /&gt;"Şayet sen de padişahlığını öne sürüp İslam mahkemesine saygısızlık etseydin şu topuzla seni öldürürdüm."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlara şahit olan Rum mimar, haliyle çok etkilenmiş, Müslüman olmuş. Ve davasından vazgeçmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TGs9kRIRgPI/AAAAAAAAAeA/H2LtAjLD6BE/s1600/istanbulunfethi4.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TGs9kRIRgPI/AAAAAAAAAeA/H2LtAjLD6BE/s320/istanbulunfethi4.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506562662673252594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi karşılaştırıyorum da bizimkilere "Dokunulmazlık Zırhı" yetmiyor. Bir de üstüne Kadı'nın elinden topuzunu almaya kalkışıyorlar. Öyle ya Fatih Sultan Mehmet'ten çok daha hakkaniyetli olmalılar(!)...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-1065383310972232064?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/1065383310972232064/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=1065383310972232064&amp;isPopup=true" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/1065383310972232064?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/1065383310972232064?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/7YRd5CxrrmE/fatih-sultan-mehmetin-yargilanmasi.html" title="FATİH SULTAN MEHMET'İN YARGILANMASI" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TGs9jP9sA5I/AAAAAAAAAd4/y9vfhU_ojaI/s72-c/Osmanli_Armasi_Duvar_Kagidi_by_Mthan.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/08/fatih-sultan-mehmetin-yargilanmasi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEEBQHY_eip7ImA9Wx5SFko.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-4327306358207926299</id><published>2010-08-13T06:18:00.005+03:00</published><updated>2010-08-13T07:10:51.842+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-08-13T07:10:51.842+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="düşünce namusu" /><title>DÜŞÜNCE NAMUSU NE ARAR EKŞİ'DE?</title><content type="html">&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“Düşünce Namusu”&lt;/span&gt; kavramının yok olmaya yüz tuttuğu bir dönemden geçiyoruz. “İnternet icat olundu, mertlik bozuldu” diyesi geliyor insanın. İnsanlar internet ortamında, sözlüklerde (bunların başını ekşi sözlük denen ucube çekiyor)kişilere, kurumlara, düşünce sistemlerine adeta sövüyorlar. Eleştiriyi kabul ederim ama bu başka bir şey. Ağır ithamlar, iftiralar, küfürler... Çoğunlukla kaynak göstermiyorlar. Ve bunu takma adlarla kendi isimlerini gizleyerek yapıyorlar. Hani nerde kaldı delikanlılık, düşünce namusu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir şeyi merak ediyorsanız, yani öğrenmek konusunda samimi iseniz, Ekşi Sözlük gibi düşünce namusundan tamamen yoksun, yalan ve iftira yuvası, seviyesiz sayfalarda vakit kaybetmeyin. Kitap okuyun. Makale okuyun. Belgesel izleyin.&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Diyeceksiniz ki “internet ortamı bu. Ne olacağı belli olmaz. Takma ad en güvenlisi.” Kabul etmiyorum.&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; “Büyüklüğün bedeli düşüncelerinin her birinden sorumlu olmaktır.”&lt;/span&gt; Sözünü hatırlıyorum ve uygulamaya gayret ediyorum. Düşüncelerinden dolayı canından olmaya kadar giden bedeller ödeyenler de gelmiş geçmiş bu dünyadan. Kilise tarafından öldürülen bilim adamlarını hatırlıyorum. Uğur Mumcu geliyor aklıma.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Düşüncelerinizi kendi isminiz altında ifade edemeyecek kadar cesur değilseniz ya da internet ortamının yeterince güvenli olmadığını düşünüyorsanız, bu ortam sizin düşüncelerinizi öğrenmeyi hak etmiyor demektir. O vakit susun!&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Düşünce Namusu’na aykırı bulduğum bir diğer davranış da gömlek değiştirir gibi ideoloji değiştirmek. Gömlek değiştirir gibi ideoloji değiştirmek ya delilik sınırında dolaşan filozoflara ya hayat yolunda çok tecrübesiz insanlara ya da kar amacı güden üçkâğıtçı şarlatanlara mahsustur.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TGTBLyAYoBI/AAAAAAAAAdw/onGu7t0IMxg/s1600/09-komik.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 277px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TGTBLyAYoBI/AAAAAAAAAdw/onGu7t0IMxg/s320/09-komik.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504737052699697170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Öte yandan ideolojiyi “deli gömleği” haline de getirmemek gerek.&lt;/span&gt; Bir ideolojiye holiganca bağlanmak da doğru değildir. Bu, hata yapmayı peşinen kabul etmek demektir. Her ideolojinin, her düşünce sisteminin bir kurucusu ya da kurucuları vardır. Bu kurucuların insan olduğunu, dolayısıyla kendi değer yargılarını, adalet anlayışını, zayıflıklarını oluşturdukları düşünce sistemine yansıtacaklarını unutmamak gerek. Bir başka nokta ise ideolojilerin oluşturuldukları dönemin gerçeklerine uygun olmasıdır. Bugüne uyuyor mu ya da nasıl uyarlanabilir sorularına da cevap aramak gerek.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Hakkında bilgim olmayan konuda fikrimin olmaması"&lt;/span&gt; da düşünce namusu adına uymaya gayret ettiğim noktalardan biridir.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir de düşünceler aktarılırken ya da tartışılırken şu kurala uyulmalıdır. Kişiler, düşünceler, olaylar birbirine karıştırılmamalıdır. Kişilerin eylemleri topyekun bir düşünce sistemine aitmiş gibi gösterilmemelidir. Mesela bir Müslüman bir cinayet işledi diye İslam'ı katilliğin ve terörün kalesi olarak göstermek vahim bir hata olurdu. Hem "Büyük beyinler fikirleri, küçük beyinler kişileri tartışır."&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ve her doğruyu her yerde söylemek. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Gerçekleri söylemek insanı özgür kılar"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-4327306358207926299?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/4327306358207926299/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=4327306358207926299&amp;isPopup=true" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/4327306358207926299?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/4327306358207926299?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/Xf-6NwjE-pI/dusunce-namusu-ne-arar-ekside.html" title="DÜŞÜNCE NAMUSU NE ARAR EKŞİ'DE?" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TGTBLyAYoBI/AAAAAAAAAdw/onGu7t0IMxg/s72-c/09-komik.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/08/dusunce-namusu-ne-arar-ekside.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0cNRnY5fSp7ImA9Wx5TFks.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-6359283543991978732</id><published>2010-08-01T13:52:00.002+03:00</published><updated>2010-08-01T14:11:37.825+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-08-01T14:11:37.825+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Osmanlı Devleti" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Osmancık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Osman Gazi" /><title>"OSMANCIK"</title><content type="html">Bugün Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin  ölüm yıl dönümünü. Bu vesileyle Tarık Buğra'nın "Osmancık" adlı eserinin belki de en güzel bölümünü paylaşmak istiyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Osmancık ufka dalıp gitmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hey Osmancık ne düşünüyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçi elvermiyor "Hiç" demeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Dünya ne kadar büyük, diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edebalı:&lt;br /&gt;-Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüz oğul. Hırsımız, sabırsızlığımız, bencilliğimiz. Önce bu yüzden küçülüyor, sonra da dünyayı çok büyük görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman şaşırıyor, aklı yatmıyor. İnatçı, başını sallıyor:&lt;br /&gt;-Dünya çok büyük!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Doğru, dünya büyüktür. Çok, çok büyüktür. Hatta Osman'ın kurabildiğinden de büyüktür. Fakat bir ömür için, tek insan içindir bu büyüklük. Bir soy için değil, bir soya benimsetilecek bir amaç, bir ülkü için değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VE DÜNYANIN BÖYLE AMAÇLARA, BÖYLE ÜLKÜLERE AÇIK OLDUĞU, BÖYLE AMAÇLAR VE ÜLKÜLER İÇİN KÜÇÜLDÜĞÜ DÖNEMLER VARDIR. VE DÜNYA ÖYLE BİR SOY, ÖYLE BİR ÜLKÜ BEKLEMEKTEDİR..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TFVWMPgSvVI/AAAAAAAAAdY/7OgP4XJDzU0/s1600/Osmanli_Armasi_Duvar_Kagidi_by_Mthan.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TFVWMPgSvVI/AAAAAAAAAdY/7OgP4XJDzU0/s320/Osmanli_Armasi_Duvar_Kagidi_by_Mthan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5500397288223325522" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;&lt;br /&gt;"Şehitler tepesi boş değil,&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;  Toprağını kahramanlar bekliyor!&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;  Ve bir bayrak dalgalanmak için rüzgar bekliyor...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;" &lt;/span&gt;(Arif Nihat ASYA)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyetçi Türk Gençliği o bayrağa rüzgar olmaya geliyor. Ecdat nur içinde yatsın, şehitler tepesinin kahramanları...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-6359283543991978732?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/6359283543991978732/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=6359283543991978732&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/6359283543991978732?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/6359283543991978732?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/_JpzmvDxuFA/osmancik.html" title="&quot;OSMANCIK&quot;" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TFVWMPgSvVI/AAAAAAAAAdY/7OgP4XJDzU0/s72-c/Osmanli_Armasi_Duvar_Kagidi_by_Mthan.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/08/osmancik.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C08FRH47fip7ImA9WxFaFE0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-2355600146612435825</id><published>2010-07-17T23:23:00.004+03:00</published><updated>2010-07-18T00:23:35.006+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-07-18T00:23:35.006+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="meslek seçimi" /><title>MESLEK SEÇİMİ</title><content type="html">&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:trebuchet ms;" class="status-body" &gt;&lt;span class="status-content"&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;Kendilerine uygun işlerde çalışmayan kişiler bir toplumun uğradığı en ağır kayıptır. (John Stuart Mill)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TEIbIQY3wqI/AAAAAAAAAdQ/leJ8UYjVPlM/s1600/MESLEK+SE%C3%87%C4%B0M%C4%B0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 291px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TEIbIQY3wqI/AAAAAAAAAdQ/leJ8UYjVPlM/s320/MESLEK+SE%C3%87%C4%B0M%C4%B0.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5494984323997614754" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:trebuchet ms;" class="status-body" &gt;&lt;span class="status-content"&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="status-body"  style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span class="status-content"&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;Bize yeteneklerimizi keşfedebileceğimiz ortamlar sağlanmıyor. Rehberlik yapılmıyor doğru dürüst. Mesela ben, şimdi sayısal okuyorum. Gelecek yıl üniversite sınavına gireceğim. Ama şu üç senede bir kere bile kendimi "beyaz önlük" le hayal etmedim. Doktor, mühendis ya da bilim adamı olmak istemiyorum. Bu mesleklere çok saygı duymamla beraber hiç ilgimi çekmiyorlar. Hangi akla hizmet sayısal okudum bilmiyorum...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="status-body"  style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span class="status-content"&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sayısalın çok iyi, bak çözebiliyorsun soruları" dedilerse gaza gelip sayısal seçmek mi lazım. Neye ilgi duyduğumun bir önemi yok insanlara göre. İlerde bol para kazanabileceğim mesleği seçmem gerektiğini düşünüyor çoğu. Onları dinlememeleydim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="status-body"  style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span class="status-content"&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim ilgi alanım sosyal bilimler. Politik İktisadın Evrimi(galiba iktisat öğrencilerine böyle bir ders veriliyor) diye bir kitap buldum. Kitabı yiyesim var. Oturup not tuta tuta, ders çalışır gibi okuyorum. İktisat, Hukuk, Uluslararası İlişkiler falan okumam lazım benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih, edebiyat, felsefe, hatta psikoloji... Çok ilgimi çekiyor. Okuyacak onca kitap, öğrenilecek onca şey varken oturup fizik çalışmak zoruma gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde o kadar çok insan var ki gençliğinden bir kaç yılını yanlış meslek seçimi yüzünden heba eden. Tabi bunlar "zararın neresinden dönersem kardır" düşüncesiyle radikal kararlar alabilme iradesine sahip insanlar. Bir de sevmediği bir mesleği bir ömür sürükleyenler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi insanların sınav sonuçları geldi. Çoğu "Ben neye ilgi duyuyorum?" demeden puanının yettiği en yüksek yere gidecek dengesizce. Umarım çok zayiat vermeyiz, umarım pişman olmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü yazının başında verdiğim sözün işaret ettiği gibi, sevmedikleri işlerde çalışan insanlar başarılı olamıyorlar. Harcanan gençliğe de, vakte de, emeklere de, hatta paraya da yazık...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:trebuchet ms;" class="status-body" &gt;&lt;span class="status-content"&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-2355600146612435825?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/2355600146612435825/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=2355600146612435825&amp;isPopup=true" title="4 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/2355600146612435825?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/2355600146612435825?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/4Rw1xvnL6dw/kendilerine-uygun-islerde-calsmayan.html" title="MESLEK SEÇİMİ" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TEIbIQY3wqI/AAAAAAAAAdQ/leJ8UYjVPlM/s72-c/MESLEK+SE%C3%87%C4%B0M%C4%B0.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>4</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/07/kendilerine-uygun-islerde-calsmayan.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0YFQH46eyp7ImA9WxFaEEw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-3137270169655153816</id><published>2010-07-13T12:42:00.008+03:00</published><updated>2010-07-13T12:58:31.013+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-07-13T12:58:31.013+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kapitalizm" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="faiz" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="islam ekonomisi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="tefecilik" /><title>TEFECİLER VE SİVRİSİNEKLER</title><content type="html">Dün biyolojide "Beslenme Şekilleri ve Etkileşim" konusuna çalıştım. Haliyle parazit beslenmenin çeşitlerine de bakmak zorunda kaldım. Zaten parazitleri kimse sevmez. İşte ben bu nefretin verdiği kinle doluyken ve tam da uyumak üzereyken irikıyım bir sivrisinek intikam naraları atarak tepemde dönmeye başladı. Belli ki kanıma susamış...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Aracı ve tefeciler&lt;/b&gt;, diyor Alparslan Türkeş "Dokuz Işık"ta, &lt;b&gt;emeksiz para kazanan sömürücülerdir.&lt;/b&gt; Parayı parayla satan, başkasının zor durumundan faydalanan faizle geçinen gözü dönmüş  kişi ve kurumlar da bu sivrisinek gibi toplumun vicdanınında vızıldarlar o iğrenç uğultuyla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu parazitleri atmak istiyorum. Faiz haksızlığına, bu zulme son vermek... "Bankacılık sistemini kaldırmak olur bu. Gerçeklere aykırı konuşuyorsun yasemin" diyenler olacaktır. Ben iktisatçı değilim, nasıl olur bilmiyorum ama tefecilikten hoşlanmadığımı biliyorum. Emekti, haktı, hukuktu, adaletti... Bu sistemin öyle bir derdi yok nasılsa. Sistem için tek amaç var: Para kazanmak. Bunun en kolay yolu da emek sarf etmeden parayı parayla satmaktır. Şimdi faizin zararlarını bir konuşalım, tedavi yollarını da düşünürüz elbet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TDw1s-fq6LI/AAAAAAAAAc4/TQd0YgA8gcg/s1600/tefeci.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 246px; height: 256px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TDw1s-fq6LI/AAAAAAAAAc4/TQd0YgA8gcg/s320/tefeci.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5493324692291512498" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir kere faiz toplumda asalak bir sınıfın çıkmasına neden olur. Emeğiyle güç bela geçinen insanların olduğu toplumda bu parazitler toplum vicdanını rahatsız etmektedirler.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;İkincisi yüksek faiz oranları, küçük işletmeler açma potansiyeli(dolayısıyla işsizliği önleme potansiyeli) olan küçük sermaye sahiplerinin önüne bir set olarak çıkmaktadır. Çünkü kar alt sınırını faiz oranı belirlemektedir. %10 faiz oranı uygulanan sistemde en az % 11 kar elde etmek zorundasınız. Ancak gelin görün ki küçük işletme sahipleri bu kar oranını çoğu kez yakalayamıyorlar ve iş yerini kapatmak zorunda kalıyorlar. Bu durum belli bir süre sonra tekelleşmeye, sermayenin belli ellerde toplanmasına sebep oluyor. Mahalle bakkallarının süpermarketler yanında şansı kalmıyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ama faizsiz bir ekonomide faiz oranı %0 ise, kar için alt sınır küçülüyor mesela %1 olabiliyor.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Faizli kredi büyük işletmeler tarafından kullanılmaktadır. Bu işletmeler kendi aralarında birlik sağlayarak tekelleşmeye gitmektedir. Faiz aldıkları yere olan borçlarını ödemek içinse fiyatları artırmaktadırlar. Tekelleşmeye de gittiler nasılsa halkın başka seçeneği yok, o ürünleri o şirketlerden almak zorunda. Ezilen ve ezen iki sınıfın bir toplumda yarattığı kaos böyle ortaya çıkmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TDw1tCm5R5I/AAAAAAAAAdA/WlFJvhLplrc/s1600/gundem348.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 277px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TDw1tCm5R5I/AAAAAAAAAdA/WlFJvhLplrc/s320/gundem348.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5493324693395556242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Hz. Ömer zamanında toplumda sadaka verilecek tek kişinin bile bulunamayışı İslam ekonomisine yeniden eğilmemiz için bir sebeptir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Faize karşı çıkan bir ekonomik sistem var, o da: İslam Ekonomisi. Çünkü islamda emek değerlidir, insan değerlidir. Nitekim “Kişiye emeğinden daha güzel bir rızık verilmemiştir” , “İşçinin hakkını alnının teri kurumadan veriniz”&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;hadis-i şerifleri de bunu doğrular niteliktedir. İslam’da faiz kesinlikle yasaklanmıştır. Faiz haramdır.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: lucida grande;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-weight: bold; font-family: lucida grande;" class="MsoNormal"&gt;Bakara Suresi, 278. ve 279. ayetler,&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold; font-family: lucida grande;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-weight: bold; font-family: lucida grande;" class="MsoNormal"&gt;“Ey iman edenler; Allah’tan korkun faizden arta kalanı bırakın, eğer gerçekten inanmışsanız, yok eğer böyle yapmaz iseniz artık Allah’a ve peygamberine savaş açtığınızı bilin. Eğer tevbe edip (faizcilikten vazgeçerseniz) ana sermayeniz sizindir. Artık ne haksızlık eder ne haksızlığa uğramış olursunuz.”&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: lucida grande;" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: lucida grande;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: lucida grande;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-weight: bold; font-family: lucida grande;" class="MsoNormal"&gt;Rum Suresi, 39. ayet,&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold; font-family: lucida grande;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:lucida grande;" &gt;“İnsanların mallarından artış olsun diye verdiğiniz faiz Allah’ın yanında artmaz. Allah’ın hoşnutluğunu dileyerek verdiğiniz zekat böyle değildir. İşte bunlar karşılığını kat kat artırandır.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[if !supportLineBreakNewLine]--&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;İşte dün gece o sivrisinek, bir tefeci gibi göründü gözüme. İkisi de parazit neticede...&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TDw1tSs7KsI/AAAAAAAAAdI/0eaObdPv848/s1600/sivrisinek.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 277px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TDw1tSs7KsI/AAAAAAAAAdI/0eaObdPv848/s320/sivrisinek.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5493324697715813058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Zaten uyumamak için bahane arıyordum.(Peyami Safa’nın tüm kitaplarını bitirmeye azmettim bu aralar.) Sivrisineğe meydan okudum: “Kanımı içemeyeceksin seni asalak!” Uyumadım, sivrisinek etrafımda döndü döndü ama sonuç alamadı. Derken kitabı bitirdim. Tam o arada sabah ezanı okunuyordu. Anneannem “Sabah ezanı okunurken pencereyi açarsanız, melekler uğrar, evinize bereket gelir” der dururdu. Muhtemelen biz sabah namazına uyanalım diye kurgulanmış bir şehir efsanesi. Güldüm, pencereyi açtım. Bizim sivrisineğin pencereden dışarı bir çıkışı vardı ki evlere şenlik! Giderken söyleniyordu: “Bu zamanda ekmek aslanın ağzında değil midesinde” Şimdi bu zaferimi sabah namazıyla taçlandırabilirim, diye düşündüm.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;Yararlandığım Kitaplar:&lt;/p&gt;&lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;İslam Ekonomisi Üzerine, Talip Altuğ&lt;/p&gt;&lt;p style="font-style: italic;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;İslam ve İktisadi Ekoller, M. Bakır Es-Sadr&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-3137270169655153816?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/3137270169655153816/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=3137270169655153816&amp;isPopup=true" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/3137270169655153816?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/3137270169655153816?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/Fshnl6e03sI/tefeciler-ve-sivrisinekler.html" title="TEFECİLER VE SİVRİSİNEKLER" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TDw1s-fq6LI/AAAAAAAAAc4/TQd0YgA8gcg/s72-c/tefeci.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/07/tefeciler-ve-sivrisinekler.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0MASXs6fyp7ImA9WxFbFUw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-6082738389971825534</id><published>2010-07-07T18:03:00.003+03:00</published><updated>2010-07-07T18:10:48.517+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-07-07T18:10:48.517+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="beddua" /><title>SAN PEDRO MANASTIRI'NIN KÜTÜPHANESİNDEKİ BEDDUA</title><content type="html">&lt;span style="font-family: courier new;font-size:130%;" class="detail-spot" &gt;“Kim ki bir kitabı sahibinden çalar, ödünç alır ve geri vermez, kitap elinde yılan olsun. Her yanına inme insin, tüm uzuvları işe yaramaz olsun. Acılar içinde kıvransın. Merhamet dilenmek için yalvarır olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TDSYRKpL_FI/AAAAAAAAAcw/GHG8hYET21M/s1600/kutuphane.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 289px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TDSYRKpL_FI/AAAAAAAAAcw/GHG8hYET21M/s320/kutuphane.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491181266353781842" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: courier new;font-size:130%;" class="detail-spot" &gt;Acıları yoklukta şarkı söyleyene değin dinmesin. Ölmeyen yılana karşın, kitap kurtları kemirsin bağır&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: courier new;font-size:130%;" class="detail-spot" &gt;saklarını. Son cezasına giderken, cehennemin alevleri yutsun onu”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;&lt;br /&gt;(Ödünç aldığınız kitapları vermediğinizde insanlar böyle büyük acılar çekebiliyor. Beddua bu tutar falan, siz yine de dikkat edin :)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-6082738389971825534?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/6082738389971825534/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=6082738389971825534&amp;isPopup=true" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/6082738389971825534?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/6082738389971825534?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/f6pTx-6sI_g/san-pedro-manastirinin-kutuphanesindeki.html" title="SAN PEDRO MANASTIRI'NIN KÜTÜPHANESİNDEKİ BEDDUA" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TDSYRKpL_FI/AAAAAAAAAcw/GHG8hYET21M/s72-c/kutuphane.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/07/san-pedro-manastirinin-kutuphanesindeki.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0cCSHs5fCp7ImA9WxFbFEQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-525475335155235642</id><published>2010-07-07T12:16:00.005+03:00</published><updated>2010-07-07T12:31:09.524+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-07-07T12:31:09.524+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="gerçek" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Allah" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sevgi" /><title>TEK BİR SEVGİ VAR</title><content type="html">&lt;b style=""&gt;Gerçek&lt;/b&gt; nedir?  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Gerçek, baki olandır, ezelden gelen, ebediyete gidendir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Tek gerçek var. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bil bu gerçeği: ALLAH!&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TDRICoZixiI/AAAAAAAAAco/dgaxZSG5bZw/s1600/ALLAH+SEVG%C4%B0S%C4%B0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 210px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TDRICoZixiI/AAAAAAAAAco/dgaxZSG5bZw/s320/ALLAH+SEVG%C4%B0S%C4%B0.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491093055712970274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Son bir haykırış,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Öyle bir haykırış ki;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ciğerlerimde hava kalmaz, nefesim kesilir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Son feryadım olur.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Kime bağırıyorum? Nefsime.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Dur! Dur! Dur!&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ne olur dur!&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Vakit kalmadı, anla, ağla, yana yakıla.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;Dost&lt;/b&gt;tan anladığın&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Her vakit yanında olması ise eğer,&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bil ki tek dostun var: ALLAH!&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;Adalet&lt;/b&gt; mi arıyorsun?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bu dünyada mümkün değil adalet, bulamazsın.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Yaklaşırsın ama ulaşamazsın.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Adaleti özlüyorsan, Kahhar’a yönel.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Tüm hesaplaşmalarını öbür dünyaya bırakma ama “tek adili” de unutma.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Mutlak adaletin sahibini, KAHHAR’ı bil! O’na sığın...&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;Sevgi&lt;/b&gt; dediğin, iyilik gördüğünde artmasın, kötülük gördüğünde azalmasın ki “sevgi” diyeyim adına.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;“Annelerin sevgisi” mi diyeceksin buna? Annelik sevgisi de artar, azalır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;O zaman yok mu sevgi? Annelerden bile umudumuzu kestiğimize göre...&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir daha düşün. Öyle biri sevsin ki seni, ona ne iyiliğin ne de kötülüğün dokunabilsin.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;İşte o seven ALLAH’tır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Tek sevgi de yaratılanla yaradan arasında olandır. Diğerleri ise birer arayış, birer yansımadır ancak. El-Vedud’u bil; müminleri çok seveni bil! Tek sevgi vardır, tüm sevgilerin kaynağı: O da Allah’tır.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Sevgiyle kalın...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-525475335155235642?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/525475335155235642/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=525475335155235642&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/525475335155235642?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/525475335155235642?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/P8zQtmoYMCU/tek-bir-sevgi-var.html" title="TEK BİR SEVGİ VAR" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TDRICoZixiI/AAAAAAAAAco/dgaxZSG5bZw/s72-c/ALLAH+SEVG%C4%B0S%C4%B0.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/07/tek-bir-sevgi-var.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkcCRHw6fSp7ImA9WxFVGE0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-5857735743470170745</id><published>2010-06-17T23:45:00.003+03:00</published><updated>2010-06-17T23:54:25.215+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-06-17T23:54:25.215+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="EKONOMİ" /><title>EKONOMİNİN TANIMINI BEĞENMİYORUM</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TBqLOI0hCsI/AAAAAAAAAcY/HHWmsKBrCqM/s1600/Ekonomi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 228px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TBqLOI0hCsI/AAAAAAAAAcY/HHWmsKBrCqM/s320/Ekonomi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5483848571279182530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ekonominin tanımını şöyle yapmışlar: “Sınırlı kaynaklarla sınırsız insan ihtiyaçlarının giderilmesini araştıran bilim” Ben bu tanımı çok beğenmem. Bir kere kaynak sınırlı değil. İnsan ihtiyaçlarının sınırsız olması düşüncesi ise ayrı bir tartışmanın konusudur. (Biraz yiyecek, biraz su, biraz oksijen de yeterli olabilirdi aslında.) Bu tanım insanları gereksiz ve tehlikeli bir para biriktirme yarışına yönlendiriyor. Tehlikeli çünkü eğer kaynaklar kıtsa, bu kaynaklar birilerine yetmeyecek. Birileri aç kalacak. Birileri daha fazla yararlanmak isteyecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Niye aç kalan ben olayım ki?” diye düşüneceğiz. En acısı da iğrenç bir bencillikle bazı insanların savaşlar ve açlıkla ölüme terk edilmesini kabulleneceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TBqLORjiciI/AAAAAAAAAcg/8EDWB_RCbZM/s1600/B.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 227px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TBqLORjiciI/AAAAAAAAAcg/8EDWB_RCbZM/s320/B.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5483848573623890466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Dolayısıyla bu bir yaşama savaşı halini alacak insanların zihninde. Ve bu bir yaşam savaşıysa her türlü yol mubah sayılacaktır. Kaynağın kıtlığı düşüncesi, insanların hırsını artırmakta; hırsızlığı, vurgunculuğu, gasbı, faizi adeta meşru hale getirmektedir. Bu tanımda geçen &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“sınırsız insan ihtiyaçları”&lt;/span&gt; Avrupalı, Amerikalı ülkelerin insanlarının &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;gereksiz ve saçma ihtiyaçlar&lt;/span&gt;ıdır. Sömürgecilik geleneği olan ve hala da bunu sürdüren bu ülkeler, “sınırlı kaynakları” gelecekleri için depo etmek hakkını da yine bu tanıma göre kendilerinde bulmaktadırlar. Doğaya ve o doğanın Asyalı, Afrikalı çocuklarına, yine bu tanımdan hareketle canavarca saldırmaktadırlar. Dünyanın yarısının açlıkla, diğer yarısının aşırı tokluğun getirdiği hastalıklarla mücadele etmesi de bu tanımın getirdiği anlayışın ürünüdür. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Ne yapabilirdik ki? Kaynaklar kıttı. Birilerine yetmeyecekti...” &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Komşusu açken tok yatmazdı insanlar, bu tanımın kafamıza yerleştirdiği kabullerden önce. Şimdi ise vicdanlarımız ne kadar rahat. Nasıl rahat geçiyor lokmalar boğazımızdan...&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Dünyada açlıktan ölenler var. Kaynak kıt ya, bu gariplerin ellerindeki varlıklar gasp ediliyor. Batı insanı, dünyada kıt(!) olan kaynağı sınırsız (yani gereksiz) ihtiyaçları için depo etmektedir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-5857735743470170745?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/5857735743470170745/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=5857735743470170745&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/5857735743470170745?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/5857735743470170745?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/F9w-boNMKHQ/ekonominin-tanimini-begenmiyorum.html" title="EKONOMİNİN TANIMINI BEĞENMİYORUM" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TBqLOI0hCsI/AAAAAAAAAcY/HHWmsKBrCqM/s72-c/Ekonomi.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/06/ekonominin-tanimini-begenmiyorum.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0MNRHk9eyp7ImA9WxFWEk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-8740112497048285087</id><published>2010-05-30T17:16:00.004+03:00</published><updated>2010-05-30T17:24:55.763+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-05-30T17:24:55.763+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="fatih" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="necip fazıl" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="istanbul" /><title>"CANIM İSTANBUL"</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TAJ0Ww3cV6I/AAAAAAAAAcQ/nLV0j8ldGE4/s1600/osmanl%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TAJ0Ww3cV6I/AAAAAAAAAcQ/nLV0j8ldGE4/s320/osmanl%C4%B1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5477068031259334562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CANIM İSTANBUL&lt;br /&gt;Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;&lt;br /&gt;Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;&lt;br /&gt;O benim, zaman, mekân aşıp geçmiş sevgilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;&lt;br /&gt;Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale&lt;br /&gt;Ve kavuşmuş rüzgâr onda, onda misale.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul benim canım;&lt;br /&gt;Vatanım da vatanım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul,&lt;br /&gt;İstanbul...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;&lt;br /&gt;Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;&lt;br /&gt;Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;&lt;br /&gt;Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;&lt;br /&gt;Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O manayı bul da bul!&lt;br /&gt;İlle Istanbul'da bul!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul,&lt;br /&gt;İstanbul...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;&lt;br /&gt;Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oynak sular yalının alt katına misafir;&lt;br /&gt;Yenidünyadan mahzun, resimde eski sefir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,&lt;br /&gt;Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?&lt;br /&gt;Cumbalı odalarda inletir "Kâtibim" i...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadını keskin bıçak,&lt;br /&gt;Taze kan gibi sıcak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul,&lt;br /&gt;İstanbul...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!&lt;br /&gt;Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,&lt;br /&gt;Adada rüzgâr, uçan eteklerden sorumlu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından&lt;br /&gt;Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;&lt;br /&gt;Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecesi sünbül kokan&lt;br /&gt;Türkçesi bülbül kokan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul,&lt;br /&gt;İstanbul...(Necip Fazıl Kısakürek)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ya İstanbul beni fetheder, ya ben İstanbul'u..."  (Fatih)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TAJ0WL8XH9I/AAAAAAAAAcI/_peiExh1x4E/s1600/istanbulunfethi4.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TAJ0WL8XH9I/AAAAAAAAAcI/_peiExh1x4E/s320/istanbulunfethi4.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5477068021347852242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-8740112497048285087?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/8740112497048285087/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=8740112497048285087&amp;isPopup=true" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/8740112497048285087?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/8740112497048285087?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/IMSLq2dPeRE/canim-istanbul.html" title="&quot;CANIM İSTANBUL&quot;" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/TAJ0Ww3cV6I/AAAAAAAAAcQ/nLV0j8ldGE4/s72-c/osmanl%C4%B1.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/05/canim-istanbul.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0cNQXgzfSp7ImA9WxFXFkk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-7207203325726765984</id><published>2010-05-23T21:29:00.004+03:00</published><updated>2010-05-23T21:58:10.685+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-05-23T21:58:10.685+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="maden işçileri" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="tevekkül" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="başbakan" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="grizu patlaması" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kader" /><title>BİRİ KADER Mİ DEDİ?</title><content type="html">&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;p  style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-weight: bold;"&gt;«Siyah akar Zonguldağın deresi; &lt;/p&gt;  &lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-weight: bold;"&gt;Yüzkarası değil, kömür karası; &lt;/p&gt;  &lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-weight: bold;"&gt;Böyle kazanılır ekmek parası.» &lt;/p&gt;&lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-weight: bold;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S_l4b-2ZLVI/AAAAAAAAAcA/3DH1ZmvdUBM/s1600/beyazadres_fotooo.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 212px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S_l4b-2ZLVI/AAAAAAAAAcA/3DH1ZmvdUBM/s320/beyazadres_fotooo.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5474539244168490322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;"&gt;Orhan Veli'den yaptığım bu alıntıyla başlamak istiyorum söze. Ekmek parası kazanmak için indiler yerin bilmem kaç metre altına. Ekmek parası kazanacaklardı... Kime? Ailelerine, ana-babalarına, çocuklarına... Onlar da babaydı anlayacağınız. Belki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"gemicik"&lt;/span&gt; alamayacaklardı oğullarına hiçbir zaman ama onlar da babaydı.&lt;/p&gt;  &lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;"&gt;Kader imiş(!) Elhamdülillah biz de Müslüman'ız. Bir tek başbakan değil, biz de biliriz kaderi ve inanırız. Lakin başbakanın kader anlayışıyla bizimkisi pek uymadı birbirine sanki. Şu kavramları bir daha inceleyelim:&lt;/p&gt;  &lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;Kader...&lt;/p&gt;  &lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;"&gt;Allah'ın olacakları önceden bilmesi...&lt;/p&gt;  &lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;"&gt;Ancak Allah'ın ezelden gelip ebede giden bu sınırsız bilgisi ve iradesinin dünyada kulunun seçimleri üzerinde zorlayıcı bir etkisi yoktur. Eğer özgür seçimler yapamasaydık ödül de ceza da olmazdı. Allah cenneti de cehennemi de yaratmazdı. &lt;/p&gt;  &lt;p face="trebuchet ms" style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Ancak yeri gelmişken bir noktaya da değinmek istiyorum. Bugün İslam toplumlarının  ezilmesinin, haksızlığa uğramasının sebeplerinden biri olarak  "kader" kavramını doğru yorumlayamamızı görüyorum. Bu arabesk kadercilik bizi hakkını arayamamak aczine sürükleyebiliyor. Tüm hesaplaşmalarımızı öbür dünyaya bırakıyoruz. Ancak bu İslam'ın istediği bir şey değil. Nitekim:&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;Hz. Muhammed(s.a.v)'in "Haksızlıklar karşısında susan şeytandır" hadis-i şerif'i,&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hz. Ali'nin “Hakkını aramayan önce hakkını, sonra şerefini kaybeder” sözü&lt;/span&gt; de bize bunu gösterir.&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;İslam'da "Kader" deyince, hemen ardından başka bir kavram gelir akıllara: "Tevekkül"&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;Tevekkül...&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Elinden gelen her şeyi yaparsın. Tüm yolları denedikten ve tüm tedbirleri aldıktan sonra gerisini Allah’a bırakırsın, Allah’a güvenirsin. İslam’daki bu uygulamaya tevekkül denir. Canlar, gelin tevekkülü, kaderi Recep Tayyip Erdoğan’dan öğrenmeyin derim ben. Emek vermeden, tedbir almadan, çözüm yolları üretmeden her şeyi Allah’tan beklemek Başbakan’ın tevekkül anlayışıdır. İslam’da yeri yoktur.&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Ah, Hz. Ömer’in yöneticiliği... İlle de adil, ille de düşünceli, ille de merhametli.&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;Hz. Ömer camiye gider. Bir topluluk görür. Kimsiniz, ne iş yaparsınız der. Onlar da:&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;-“Biz mütevekkil(Allah’a tevekkül eden) insanlarız. Çalışmayız. Vaktimizi ibadetle geçiririz” der. Hz. Ömer;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;-“Siz mütevekkil değil, müteekkil (hazır yiyici, başkasının sırtından geçinen) insanlarsınız” cevabını verir. &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Şu mütevekkil değil de müteekkil olanlar hakkında Mehmet Akif de bir şeyler söylemiş. Safahat’tan:&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;“ Çalış! Dedikçe din, çalışmadın durdun.&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Onun hesabına birçok hurafe uydurdun&lt;/span&gt;.&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;...&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bırak çalışmayı, emret oturduğun yerden!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;span&gt;   &lt;/span&gt;Yorulma. Öyle ya Mevla en güzel ödül verici iken...&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;...&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;Bütün o işleri Rabbim görür, vazifesidir.&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;span&gt;   &lt;/span&gt;Yükün hafifledi, sen şimdi doğru kahveye gir.&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;...&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;Başın sıkıştı mı kâfi senin o nazlı sesin,&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“Yetiş” de, kendisi gelsin, ya Hızır’ı göndersin.&lt;/span&gt;”&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Necip Fazıl’ın çarpıcı iki dizesi vardır:&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;“&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tohum saç, bitmezse toprak utansın,&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Hedefe varmayan mızrak utansın.”&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Ben de diyorum ki:&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Al önlemini/ &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Denetle şu madenleri;/ &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Patlarsa kömür utansın./&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Önlemini almadığın için patlıyorsa bu maden,/ &lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Sen utan madem./&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Utan utan da,/&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Utanmaz açıklamalar okuma kâğıttan, arsızca.../&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Pek saygıdeğer Başbakanımızın açıklamaları tuz biber ekti:&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;i style=""&gt;“Ama bu yörenin insanları aslında bu tür olaylara alışık.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;“ Sanki Türkiye’de ilk defa, örneğin, bir grizu patlaması oluyor. Sanki ilk defa bir maden kazası oluyor gibi bu meselenin nasıl abartıldığını gördük, gördünüz.”&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S_l4bYc4cNI/AAAAAAAAAbw/IRhZlkGAmNU/s1600/BA%C5%9EBAKAN.jpeg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 192px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S_l4bYc4cNI/AAAAAAAAAbw/IRhZlkGAmNU/s320/BA%C5%9EBAKAN.jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5474539233860939986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;“Ülkenin farklı yerlerinde meydana gelen adi vakaların gereğinden fazla abartılıp gündemin ilk sıralarına taşındığını ilgili ya da ilgisiz her meselenin doğrudan Hükümetle ilişkili gösterildiğini ibretle izliyoruz. Daha önce üçüncü sayfalarda kalan haberlerin manşetlere nasıl çekildiğini dakikalarca, saatlerce ekranlarda döndürüldüğünü lokal olayların, menfi olayların adeta bir Türkiye manzarası gibi sunulduğunu da görüyoruz.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;Onlarca insanımızın can vermesi “menfi bir olay”, “üçüncü sayfa haberi” imiş... “Gereğinden fazla” abartmayın ulan! Altı üstü 30 işçi...&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;"Sadece Türkiye'de değil, dünyanın birçok yerinde, yine altını çizerek söylüyorum; bu işin kaderidir. Bunu sağa sola çekmek isteyen çeşitli köşe yazarlarına da hatırlatmak istiyorum, çeşitli kurum ve kuruluşlara da söylüyorum: 'Bu işin kaderidir' diyorum. Bunu sağa sola çeken kimsenin ne fikri derinliği, ne düşünce derinliği, bu tür adamların yetmez. Niye yetmez? Adam bunu alıyor, kaza, kader olayıyla ilişkili hale getirmek istiyor. Senin kadere imanın, kazaya imanın yoksa ayrı mesele zaten. Onu seninle tartışacak değilim. Onu git Diyanet İşleri Başkanıyla konuş, benimle konuşma" &lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;Bana ne! Bana ne! Ben sana küsüm, benimle konuşma, Diyanet İşleri Başkanıyla konuş. Yahu efendi sen Başbakan’sın! &lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;Çıldırmak üzereyim! Bu ülkenin dostu var, düşmanı var. Yurtdışından birileri duysa bayağı bir güler herhalde.&lt;i style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Muhterem Başbakan’ım!&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Bizleri şaşırtmadınız. Yine Kasımpaşalı damarınız tuttu. Eleştirileri kaldıramadınız. Bir liderden beklenebilecek çözümün parçası olma davranışı yerine sorunun bir parçası oldunuz. “Ne yapabilirim?” diye sormak aklınıza bile gelmedi. “Ne yapabiliriz?” diyenleri de Diyanet’e havale ettiniz. Zaten en parlak fikirler hep şu sizin partinin amblemi “ampul” den çıkıyor. Partinizin zekâ parıltıları ve o ampulden çıkan ışık bizleri yordu artık. Eminim siz de yorulmuşsunuzdur. Yavaştan yol alsanız...&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt; Dini kullanıp oy alma devri geçti be Başbakan’ım. Vazgeç artık kaderi bilmeyenleri diyanete yönlendirmekten...&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Dedim ya devir değişti, artık kömürün kötü mazisi var dimağlarımızda. Vazgeç kömür dağıtmaktan, Melih Gökçek’e söyleyiver balon dağıtsın milletime, bizim de patlatacak balonlarımız var artık...&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S_l4bh7k45I/AAAAAAAAAb4/Z1X73pK1RiU/s1600/MEL%C4%B0HC%C4%B0%C4%9E%C4%B0M.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 170px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S_l4bh7k45I/AAAAAAAAAb4/Z1X73pK1RiU/s320/MEL%C4%B0HC%C4%B0%C4%9E%C4%B0M.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5474539236405601170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Bu milletin kaderinde akp ye maruz kalmak da varmış.&lt;/p&gt;  &lt;p style="margin: 3.75pt 0cm 3.75pt 18.75pt; font-family: trebuchet ms;"&gt;Yine de emrine Hamdolsun Allah’ım...&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-7207203325726765984?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/7207203325726765984/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=7207203325726765984&amp;isPopup=true" title="6 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/7207203325726765984?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/7207203325726765984?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/XS02owaAg_A/biri-kader-mi-dedi.html" title="BİRİ KADER Mİ DEDİ?" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S_l4b-2ZLVI/AAAAAAAAAcA/3DH1ZmvdUBM/s72-c/beyazadres_fotooo.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>6</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/05/biri-kader-mi-dedi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkUCQX85fCp7ImA9WxFQGEs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-5887547404789832997</id><published>2010-05-14T21:51:00.005+03:00</published><updated>2010-05-14T22:11:00.124+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-05-14T22:11:00.124+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ziya gökalp" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="türkçülüğün esasları" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="milliyetçilik" /><title>BİZ MİLLİYETÇİYİZ, BİZLERİ DOĞRU ANLAYIN</title><content type="html">Milletini sevmek suç olmuş. Milliyetçiyim deyince öcüler geliyor insanların aklına. Neyle besleniyorlar(kitap okuma, düşünceyi geliştirme konusunda) ya da neyle zehirleniyorlar? Bana sinir harpleri yaşatan zekâ parıltılarının kaynağı ne ola ki?&lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir örnekle izah etmeye çalışacağım. Umarım doğru bir ilişkilendirme yapıyorumdur:&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir anne çocuğunun sınavı kazanmasını istiyor diye suçlanabilir mi? Diğer çocukların sınavı kazanmasını istemiyor demektir mi bu? Kendi çocuğunun yükselmesini istemesi diğer çocuklara yaşama hakkı tanımayan bir katil muamelesi görmesini haklı çıkarabilir mi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;İşte benim milliyetçiliğim de içinde doğup büyüdüğüm milletimin yücelmesini, daha iyi şartlarda yaşamasını, düşünen, kandırılmayan bir topluluk olmasını istemekten ibarettir. Bunun için beni her kim suçlayacaksa suçlasın. Irkçı, faşist, vs. yaftalarını bolca sağa sola sıvayan heyecanlı tipler umurumuzda değilsiniz! Biz, yani Türk milliyetçileri durmaksızın çalışıyoruz, okuyoruz, araştırıyoruz, sorular soruyoruz, konuşup sonuçlara varıyoruz.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“Ben en hakîr bir insanı kardeş sayan bir rûhum;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bende esîr yaratmayan bir Tanrı'ya îman var;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Paçavralar altındaki yoksul beni yaralar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Mazlumların intikamı olmak için doğmuşum...” &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;İşte Mehmet Emin Yurdakul’un dizeleri. Düşüncemizin, duygumuzun bir özetidir. Sanmasınlar ki bizler bir tek kendi milletimizin kaygısına düşmüşüz. Bu coğrafyada zulüm gören her mazlum, paçavralar altındaki her yoksul bizleri yaralar. Kendimize olan güvenimiz tarihimizi okuyup bilmemizden kaynaklanıyor. Atatürk diyor ya “Türk çocuğu atalarını tanıdıkça büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır” diye, aynen öyle.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Hangi Türk devleti ırkçılık yapmış? Türk devletlerinin çok geniş topraklara yayıldığı, farklı etnik unsurları bünyesinde barındırdığı zamanlar vardır. Türk sınırları içinde yaşamak azınlıkların şansı olmuştur. Kusura bakmasınlar, Türk milletinin de milliyetçisinin de karakterinde ırkçılık yoktur. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Tarihime bakıp, kendimde bulduğum kuvvetle yeniden “Dünyaya nizam vermek” ten bahsediyorum. Adaleti sağlayan, barışçıl bir devlet olmaktan bahsediyorum. Kendimize güvenimizi o kadar törpülemişler ki bunlar çocuksu hayaller olarak geliyor birçoğumuza. Hâlbuki Osmanlı Devleti yapmadı mı bunu? Şimdi aynısını onların torunları, biz neden yapamayacakmışız?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Türk milletinin geldiği noktaya bakın. Aşağılık duygusunun dibine vurmuşuz, kendimizi küçümseyip duruyoruz. Özgüvenimiz sıfırlanmış. Bir olay oluyor, “Türk milleti zaten böyle, elden ne gelir” yorumları havada uçuşuyor. “Türk Malı”&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;gibi garip şeyler izliyoruz, kabulleniyoruz, “mal” hakaretine ses çıkarmıyoruz. İkide bir halkı küçümseyen, tepeden bakan aydınımsıları adam yerine koyuyoruz oturup dinliyoruz.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Türklük şuurundan, Türk kültüründen git gide uzaklaşıyoruz. Tesadüfen bir araya toplanmış, aralarında bir bağ bulunmayan insanlar topluluğu olup çıkacağız yakında. Sonrası ziyan...&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ziya Gökalp ülkemizde Türk milliyetçiliğinin sistem kurucusu kabul edilen düşünce adamıdır. Bakalım o “ırkçılık” hakkında ne diyor:&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;“&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Memleketimizde vaktiyle dedeleri Arnavutluk’tan yahut Arabistan’dan gelmiş millettaşlarımız vardır. Bunları Türk terbiyesiyle büyümüş ve Türk mefkûresine çalışmayı itiyat etmiş görüyorsak sair millettaşlarımızdan hiç tefrik etmemeliyiz. Yalnız saadet zamanında değil, felaket zamanında da bizden ayrılmayanları nasıl milliyetimizden hariç tutabiliriz. &lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;Türklüğe büyük hizmetler ifa etmiş olanlar varsa, nasıl olur da bu fedakâr insanlara “Siz Türk değilsiniz” diyebiliriz. Filhakika &lt;/b&gt;&lt;b style=""&gt;atlarda şecere aramak lazımdır. Çünkü bütün meziyetleri sevkıtabiiye(içgüdülere) bağlı olan hayvanlarda ırkın ehemmiyeti vardır. İnsanlar için ırkın içtimai hasletlere hiçbir tesiri olmadığı için, şecere aramak doğru değildir. ... “Türk’üm!” diyen her ferdi Türk tanımaktan, yalnız Türklüğe hıyaneti görülenler varsa, cezalandırmaktan başka çare yoktur.&lt;/b&gt;”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ziya Gökalp’i ırkçı sananlara da bir gönderme olsun “Türkçülüğün Esasları”ndan yaptığım bu alıntı. Ziya Gökalp’e ırkçı demek ya cahillerin ya da kötü niyetlilerin yapacağı bir iştir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bize “Memleketi siz mi kurtaracaksınız?” diyorlar. En son geçenlerde bir arkadaşım “Sen cidden inanıyor musun başarabileceğine?” diye sordu. Türkiye’nin geleceğine bir Türk evladı olarak ben inanmayacağım da Ermeniler mi inanacak, Rumlar mı, yoksa bir Amerikalı mı? &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Böyleleri bizi küçümsüyor, kendini küçümsediği gibi. Biz ise kalbimizde bir hüzün tortusu sadece acıyoruz. İşte diyorum, bu noktada ne kadar da ihtiyacımız var milliyetçiliğe. Kaybolan özgüvenimizin, cesaretimizin yeniden yerine gelmesi için.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Vatanı bir biz mi seviyormuşuz, sonra da böyle derler. Biz kimsek, onlar kimse. Ayırmış bir de kafasında.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir misalle noktalamak istiyorum bu iç dökme yazımı:&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Karıncanın biri hicaza gitmeye kalkışmış. “O kıl kadar bacaklarınla nasıl gidersin? Hicaz nere, buralar nere? Saçmalama, ölürsün. Otur oturduğun yerde” demişler hemen hayal avcıları. Karıncanın cevabı manidar olmuş: “İyi ya, hiç değilse hac yolunda ölürüm...”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bizim tuttuğumuz yola bir insanın ömrü az gelir. Büyük ülküler tek başına bir insanın değil, bir milletin işidir. Bizler daha yolun başındayız. Gidebildiğimiz yere kadar gideriz, vaktimiz bitince bıraktığımız yerden başkaları devam eder.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Sizlerden son ricam şudur: Piyasada ülkücü geçinenler çok, ülkücülükten geçinenler çok. Bana böylelerinden bahsetmeyin. Ben size düşüncelerden bahsediyorum, siz bana kişilerden bahsetmeyin. Unutmayın, bir de bizim gibi iyi niyetli, okuyan, çalışkan, fedakâr gençler var. Ülkücü olma aday adayları olarak... Biz de varız. Bizleri göz ardı etmeyiniz. Lütfen!&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-5887547404789832997?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/5887547404789832997/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=5887547404789832997&amp;isPopup=true" title="4 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/5887547404789832997?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/5887547404789832997?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/rJrs3YjwBC0/biz-milliyetciyiz-bizleri-dogru-anlayin.html" title="BİZ MİLLİYETÇİYİZ, BİZLERİ DOĞRU ANLAYIN" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><thr:total>4</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/05/biz-milliyetciyiz-bizleri-dogru-anlayin.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkEHR3c-fip7ImA9WxFREEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-8247971521519972453</id><published>2010-04-23T20:30:00.003+03:00</published><updated>2010-04-23T20:43:56.956+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-04-23T20:43:56.956+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aşk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mahrem" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="elif şafak" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="gözbebeği" /><title>"GÖZBEBEĞİ"</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S9HcKTKDiXI/AAAAAAAAAbo/alsmPE92Cps/s1600/g%C3%B6z.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S9HcKTKDiXI/AAAAAAAAAbo/alsmPE92Cps/s320/g%C3%B6z.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5463389892476373362" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;"Gözbebeği: İnsanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir. Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür.Yani bu kararsız çemb&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;er, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. Yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan a&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;ydınlıktır, aydınlıktadır. Uzağın payına karanlık düşer. Zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S9Hb5vmHIQI/AAAAAAAAAbg/CW4bqfAUaHY/s1600/gece+hayal.PNG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 316px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S9Hb5vmHIQI/AAAAAAAAAbg/CW4bqfAUaHY/s320/gece+hayal.PNG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5463389608052465922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;Aşık olunca da büyür gözbebeğ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;i&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;; demek ki aşık olunan hep uzaktadır. Aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için, maşuka "gözbebeğim!" diye hitap edilir&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;"&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Elif ŞAFAK- Mahrem (Sf.141)&lt;/span&gt;   &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-8247971521519972453?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/8247971521519972453/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=8247971521519972453&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/8247971521519972453?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/8247971521519972453?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/Yf9iZGQ9mZY/gozbebegi.html" title="&quot;GÖZBEBEĞİ&quot;" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S9HcKTKDiXI/AAAAAAAAAbo/alsmPE92Cps/s72-c/g%C3%B6z.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/04/gozbebegi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUIBRn4yfyp7ImA9WxFSFk0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-8422964613561782802</id><published>2010-04-18T18:26:00.002+03:00</published><updated>2010-04-18T19:19:17.097+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-04-18T19:19:17.097+03:00</app:edited><title>KİMYA</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S8swuUt6_BI/AAAAAAAAAbY/uQPCdKLlurQ/s1600/kimya.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 316px; height: 309px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S8swuUt6_BI/AAAAAAAAAbY/uQPCdKLlurQ/s320/kimya.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5461512545510292498" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrencilik halleri blog kariyerimin önüne geçti. Haftaya TÜBİTAK'ın düzenlediği ulusal kimya olimpiyatlarına katılacağım. Dualarınızı bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süredir yazamıyorum. Çünkü kimya çalışıyorum. Bunun için affınıza sığınıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-8422964613561782802?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/8422964613561782802/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=8422964613561782802&amp;isPopup=true" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/8422964613561782802?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/8422964613561782802?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/X5tU8RTAbJo/kimya.html" title="KİMYA" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S8swuUt6_BI/AAAAAAAAAbY/uQPCdKLlurQ/s72-c/kimya.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/04/kimya.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUQCRng9eyp7ImA9WxBaF0Q.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-8610692209282920753</id><published>2010-03-28T20:25:00.002+03:00</published><updated>2010-03-28T20:29:27.663+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-03-28T20:29:27.663+03:00</app:edited><title>"USANÇ"</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S6-RzzRPi6I/AAAAAAAAAbQ/zMUiPpO1HZ4/s1600/buuyj1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S6-RzzRPi6I/AAAAAAAAAbQ/zMUiPpO1HZ4/s320/buuyj1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453737992890846114" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:lucida grande;" &gt;Usandım,&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:lucida grande;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşermesi umutsuz bahçeyi beklemekten,&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:lucida grande;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usandım,&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:lucida grande;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarla kuşunun sesinden...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:lucida grande;" &gt;&lt;br /&gt;Usandım,&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:lucida grande;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yürekten, kendimden.&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:lucida grande;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usandım,&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:lucida grande;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durup durup seni özlemekten.&lt;/span&gt;   &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;font-family:lucida grande;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Fethi Giray)&lt;/span&gt;    &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-8610692209282920753?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/8610692209282920753/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=8610692209282920753&amp;isPopup=true" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/8610692209282920753?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/8610692209282920753?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/3Yx-P1UytQQ/usanc.html" title="&quot;USANÇ&quot;" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S6-RzzRPi6I/AAAAAAAAAbQ/zMUiPpO1HZ4/s72-c/buuyj1.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/03/usanc.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEcBQHg-cCp7ImA9WxBbGUk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-6570601563367112667</id><published>2010-03-18T21:37:00.003+02:00</published><updated>2010-03-18T21:54:11.658+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-03-18T21:54:11.658+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çanakkale geçilmez" /><title>ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S6KEKagykMI/AAAAAAAAAbI/CE7mtqyaprI/s1600-h/ordu2ks.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S6KEKagykMI/AAAAAAAAAbI/CE7mtqyaprI/s320/ordu2ks.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450063813522133186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;table style="border-width: 0pt; border-collapse: collapse;" id="AutoNumber40" width="448" border="1" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="24"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;                         &lt;/tr&gt;                         &lt;tr&gt;                           &lt;td style="border-style: none; border-width: medium;" colspan="14" width="448" height="10"&gt;      &lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki      dünyada eşi?&lt;br /&gt;  En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,&lt;br /&gt;  -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-&lt;br /&gt;  Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.&lt;br /&gt;  Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!&lt;br /&gt;  Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"&lt;br /&gt;  Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,&lt;br /&gt;  Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!&lt;/span&gt;&lt;p&gt;     &lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün      akvâm-ı beşer,&lt;br /&gt;  Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.&lt;br /&gt;  Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,&lt;br /&gt;  Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!&lt;br /&gt;  Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;&lt;br /&gt;  Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.&lt;br /&gt;  Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...&lt;br /&gt;  Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!&lt;br /&gt;  Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,&lt;br /&gt;  Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,&lt;br /&gt;  Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;&lt;br /&gt;  Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.&lt;br /&gt;  Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...&lt;br /&gt;  Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.&lt;br /&gt;  Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,&lt;br /&gt;  Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;&lt;br /&gt;  Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;&lt;br /&gt;  Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;&lt;br /&gt;  Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.&lt;br /&gt;  Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,&lt;br /&gt;  Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.&lt;br /&gt;  Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer&lt;br /&gt;  O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...&lt;br /&gt;  Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,&lt;br /&gt;  Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.&lt;br /&gt;  Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,&lt;br /&gt;  Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.&lt;br /&gt;  Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,&lt;br /&gt;  Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.&lt;br /&gt;  Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...&lt;br /&gt;  Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!&lt;br /&gt;  Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;&lt;br /&gt;  Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?&lt;br /&gt;  Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?&lt;br /&gt;  Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.&lt;br /&gt;  Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,&lt;br /&gt;  Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;&lt;br /&gt;  Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;&lt;br /&gt;  "O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.&lt;br /&gt;  Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:&lt;br /&gt;  İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.&lt;br /&gt;  Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...&lt;br /&gt;  O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...&lt;br /&gt;  Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,&lt;br /&gt;  Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!&lt;br /&gt;  Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!&lt;br /&gt;  Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.&lt;br /&gt;  Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...&lt;br /&gt;  Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.&lt;br /&gt;  Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?&lt;br /&gt;  "Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.&lt;br /&gt;  Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...&lt;br /&gt;  Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.&lt;br /&gt;  "Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;&lt;br /&gt;  Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;&lt;br /&gt;  Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,&lt;br /&gt;  Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;&lt;br /&gt;  Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,&lt;br /&gt;  Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;&lt;br /&gt;  Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;&lt;br /&gt;  Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,&lt;br /&gt;  Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;&lt;br /&gt;  Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;&lt;br /&gt;  Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...&lt;br /&gt;  Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;Sen ki, son ehl-i salibin      kırarak salvetini,&lt;br /&gt;  Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,&lt;br /&gt;  Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...&lt;br /&gt;  Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,&lt;br /&gt;  O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;&lt;br /&gt;  Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!&lt;br /&gt;  Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...&lt;br /&gt;  Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,&lt;br /&gt;  Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;Mehmet Akif ERSOY&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;Bugün Çanakkale Zaferi'nin yıldönümü. Bugün şehitler günü. Onlara ölüler demeyiniz, onlar Allah katında diridirler diyor Kur'an. Peygamberlikten sonra gelir şehitlik. Şehitlerimizin emaneti olan ne varsa sahip çıkacağız. Vatan, bayrak, namus... Ne varsa! Umarım Çanakkale Şehitlerine layık evlatlar olabiliriz. Umarım şu şımarıklık halini atar üstünden Türk genci ve Türkiye'nin aydınlık geleceğine inanır, güvenir, çalışır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;Nesiller gelmiş, bir sonraki nesil için kaybolan nesiller... Allah hepsinin mekanını cennet eylesin.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;Mustafa Kemal ATATÜRK ve kahraman askerlerine selamlar olsun.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-6570601563367112667?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/6570601563367112667/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=6570601563367112667&amp;isPopup=true" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/6570601563367112667?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/6570601563367112667?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/I18GUPhzF2s/canakkale-gecilmez.html" title="ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S6KEKagykMI/AAAAAAAAAbI/CE7mtqyaprI/s72-c/ordu2ks.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/03/canakkale-gecilmez.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEAERXk9cCp7ImA9WxBbFU0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-5788924667166498995</id><published>2010-03-13T19:47:00.003+02:00</published><updated>2010-03-13T19:51:44.768+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-03-13T19:51:44.768+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hata yapmaktan korkmak" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hata" /><title>HATALIYSAM; N'OLMUŞ YANİ?</title><content type="html">Hata yaparız, hep yaparız, çok yaparız. Sonra yana yakıla pişman oluruz. Ben mesela, bir kere inanmayım hata yaptığıma... Keşkeler işkencelere dönüşür benim için. Dünyadaki en ağır eleştiriler sanki bende bulur anlamını öyle zamanlarda. Çok eziyet ederim kendime. Sonra, “Yeter artık, bunun 10 yıl sonra hiçbir önemi olmayacak senin için” derim kendi kendime. Pek ikna olmasam da biraz yatışır sinirlerim, normalleşmeye başlamam böyle olur.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5vQdVlpkwI/AAAAAAAAAa8/6wbal8xWFeg/s1600-h/hata.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5vQdVlpkwI/AAAAAAAAAa8/6wbal8xWFeg/s320/hata.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448177376664589058" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hata yapmanın o kadar da berbat bir şey olmadığına inandırmak istiyorum kendimi ve sizleri. Kötü olanın hatada ısrar etmek olduğuna...&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Yaşlılara hürmet sebebimiz değil midir bu? Bizler onların yaşına mı saygı duyarız, görüp geçirdiklerine mi? Beyaz sakallarına mı saygı duyarız, yaptıkları hatalara, hatalardan çıkardıkları sonuçlara mı? Tecrübelerine mi?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;“Akıl yaşta değil baştadır” atasözü ise başından geçenlerden en iyi şekilde yararlanan insanlar için söylenmiştir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Tecrübe... Çok işe yarar, saygı duyulması gereken bir şeydir tecrübe. Hatalardan arta kalandır. “İstediğinizi elde edemediğinizde edindiğiniz şey” tecrübedir. Biraz nefsinizi törpülersiniz. Biraz cesaretinizi. Ama muhtemelen aynı duruma bir daha düşmeyeceksinizdir. Bir kere kızamık olunca bir daha olmamak gibi bir şeydir bu. Bir nevi bağışıklık mekanizması.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ha bir de hatasının farkına varamamak durumu vardır ki en fenasıdır. Böyle durumlarda bir adet hatalarınızı vaktinde söyleyebilecek cesarete sahip arkadaş, biraz vicdan, bir de o arkadaşa kızmayacak irade gereklidir. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;En ağır eleştirilere bile açığız, hakaret etmemek şartıyla. Peki ya alay edenler, gülenler? Beni öyle bir eleştirsin ki vicdan muhasebesine zorlasın, ağlatsın hatta. Ama zekâ seviyesini, basitliğini gün yüzüne çıkaracak şekilde alay edip kaçmasın.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Kıyafet seçimlerimizde bile çoğu kez “ya alay ederlerse” kaygısı taşımıyor muyuz? Kaç düşüncemiz gün yüzüne çıkamayıp, bilinçaltının derinliklerine itiliyor? &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Hep başkasının tesiri altında kalan insan zayıf insandır. Unutulmamalıdır ki kimse bizi bizim kadar düşünmez. O yüzden en iyi karar kendi başımıza aldığımız kararlardır. Dikkat ediniz, burada başkalarının fikirlerini tamamen hiçe saymaktan bahsetmiyorum. Sağlıklı fikir alışverişleri sonrasında kararı siz verin ve sorumluluğunu da cesurca sırtlanın. &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;İnsanları fazla umursamak da aşırı umarsızlık kadar kötüdür. Dengeyi iyi kurmak lazım.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Her şeye sazan gibi atlamayacağım. Ancak hata yapmak korkusuyla da hayatı ertelemeyeceğim. Çünkü hata yapmak korkusuyla karar alan insanlar, çok dibe batmazlar belki ama pek de yükseğe çıkamazlar. Hayattan korkmayacağım. Hata yapma lüksümün olmadığı zamanlarım olacak, işte o vakit geçmiş hatalardan kazandığım tecrübelerin tadını çıkaracağım.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-5788924667166498995?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/5788924667166498995/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=5788924667166498995&amp;isPopup=true" title="4 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/5788924667166498995?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/5788924667166498995?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/aUi6bkoGllc/hataliysam-nolmus-yani.html" title="HATALIYSAM; N'OLMUŞ YANİ?" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5vQdVlpkwI/AAAAAAAAAa8/6wbal8xWFeg/s72-c/hata.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>4</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/03/hataliysam-nolmus-yani.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkMBQ384cSp7ImA9WxBbEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-3442827591401399016</id><published>2010-03-08T19:32:00.005+02:00</published><updated>2010-03-08T19:47:32.139+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-03-08T19:47:32.139+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="8 Mart" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Dünya kadınlar günü" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kadın-kadın eşitsizliği" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="erkek-erkek eşitsizliği" /><title>İNSAN/İNSAN EŞİTSİZLİĞİ</title><content type="html">Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Ne güzel. Kutlu olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5U3FKMWJOI/AAAAAAAAAac/7XFMBJ-J_sQ/s1600-h/8+mart.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 244px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5U3FKMWJOI/AAAAAAAAAac/7XFMBJ-J_sQ/s320/8+mart.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446319886149493986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Birkaç feminist kalkıp erkeklere sataşacak, birkaç tanesi kadın haklarını savunmaya çalışırken “feminist” damgası yiyecek. Bazıları hiç umursanmayacak, bazıları hiç umursamayacak. Sonra yarın 9 Mart olacak. 10, 11, 12 Mart ve sonraki günler gibi 9 Mart da erkeklerin günü olacak. Falan feşmekân...&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir kere biz bu işin adını “eşitlik” koymakla en büyük hatayı yapıyoruz. Sonra görüyoruz ki bu kavram hiçbir şeyi karşılamıyor. Yeni kavramlar üretiyoruz: “Pozitif eşitsizlik” veya “eşitler içinde birinci” gibi. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bana “ne alakası var canım, eşitlik derken kanun önündeki eşitlikten bahsediliyor” diyenler oldu, olacaktır. İyi de onun bir adı zaten var: Adalet!&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Valla, kadınlar ben size bir şey söyleyim mi? &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Kadınla erkek eşit olmalıdır derseniz biz zararlı çıkarız. Mesela ancak erkek vücudunun katlanabileceği ağır çalışma koşullarında çalışmayı kabul etmek zorunda kalırsınız. Ki kadınla erkeğin eşit olduğu yalanı, Avrupa’nın sanayileşmesiyle, kapitalizmin doymaz iştahının bir sonucudur. Kadınları da iş gücü olarak kullanmak için üretilen bir söylem.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Eşitlik diye bir şey yok! Adalet, adalet, adalet...&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Kadınla erkek karşılaştırılamaz. Yaratılışları, genetik kodları dolayısıyla toplumdaki görevleri farklıdır. Kadınla erkeği karşılaştırmak, bir yüzücüyle bir futbolcuyu karşılaştırmaktan, yarıştırmaktan farksızdır. Anlamsızdır.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ben de dedim ki şimdi nasılsa herkes kadın / erkek eşitsizliğinden bahsedecek. Ben kadın/kadın ve erkek/erkek eşitsizliğinden bahsedeyim o halde.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Kadınlar...&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir yanda son çocuğunu tarlada doğurup bozkırın kollarında can veren, tarlalarda çalışan, odun toplayan, çay toplayan, hayvancılık yapan, süt sağan, ahır temizleyen, akşama ne bulup da pişirsem kaygısında analar var.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir yanda poker partilerinde, saunalarda, kuaförlerde, güzellik merkezlerinde, alışveriş merkezlerinde boy gösteren hanımefendiler...&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bir tanesi kocamdan dayak yemeyim, çocuğumun kitap parasını karşılayayım, tasarruf edeyim derdindedir. Bu kadın ve kocası acil bir ihtiyaç çıkınca; hastane, okul açılma zamanları, bayramlar gibi; nerden kısacağını, ne yapacağını şaşırır. Nerden kesip de nereye yamayacağını bulamaz.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Diğerleri sevgililer gününde ne alsak derdindedir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Birinin kocası inşaatta çalışır, çimento torbası taşır, harç karar, tuğla dizer, hele kışın buz gibi tuğlalar bir yapışır ki eline, soğuktan ve topraktan çatlamış ellerden ince ince kanlar sızar, gerçi sonraları nasır tutar o eller.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bazı&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;kocaların canları değersizdir. Önlem alınmamış madenlerde, göçük altında kalırlar. Ayaklarının altından kayar derme çatma inşaat iskeleleriyle birlikte hayatları. Atölyelerde en ağır kimyasal maddelere maruz kalır ciğerleri bazılarının. Ellisine basmadan, tam da yeni emekli olmuşken hani, kanser olurlar, zamansız.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bazıları iş makinesi kullanır; kamyon, greyder, silindir, kepçe, tır... İşi evinin dibinde olacak değil ya böylesi garibanların. Nerden açılırsa nasip kapısı oraya giderler, evlerinden aylarca uzak kalırlar. Çocukları yarı babasız yetişir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Çocuklar, ah o çocuklar...&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5U3FxTzTxI/AAAAAAAAAak/F2Ev6IOtqFM/s1600-h/k%C3%B6yl%C3%BC+k%C4%B1z.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5U3FxTzTxI/AAAAAAAAAak/F2Ev6IOtqFM/s320/k%C3%B6yl%C3%BC+k%C4%B1z.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446319896649748242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5U3GLE2C4I/AAAAAAAAAas/FTHstEoXATM/s1600-h/3097271689_16c1129ce8.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 282px; height: 318px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5U3GLE2C4I/AAAAAAAAAas/FTHstEoXATM/s320/3097271689_16c1129ce8.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446319903566334850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5U3GZ9240I/AAAAAAAAAa0/7GSAsV7wV0o/s1600-h/cocuk_yoksul2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5U3GZ9240I/AAAAAAAAAa0/7GSAsV7wV0o/s320/cocuk_yoksul2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446319907563561794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Efendiler, kadın-erkek eşit mi, değil mi, siz bunları bırakın da; cüzdanlar eşit mi değil mi ona bakın. Tüm sorunlarımızın, eğitimsizliğin, şiddetin, boşanmaların en büyük sebebi insanlarımızın fakirliğidir. Parasızlığımızdır. Gelir dağılımındaki adaletsizliktedir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-3442827591401399016?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/3442827591401399016/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=3442827591401399016&amp;isPopup=true" title="4 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/3442827591401399016?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/3442827591401399016?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/ewyqMlh6lig/insaninsan-esitsizligi.html" title="İNSAN/İNSAN EŞİTSİZLİĞİ" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5U3FKMWJOI/AAAAAAAAAac/7XFMBJ-J_sQ/s72-c/8+mart.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>4</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/03/insaninsan-esitsizligi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0IDQ344eip7ImA9WxBbEE8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-2638808138702439158</id><published>2010-03-08T06:00:00.006+02:00</published><updated>2010-03-08T06:12:52.032+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-03-08T06:12:52.032+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="soykırım" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ermeni vahşeti" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="melek hanım ağıtı" /><title>AL SANA SOYKIRIM!</title><content type="html">MELEK HANIM’IN AĞITI &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;Amir memur demeyerek hep bir ipe bağladılar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Bakıroğlu Dede Ağayı, demir ile dağladılar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Sekiz gâvur bir gelince, Osman’ımı şaşırttılar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Baban çete başı diye Hacı Ahmet’i pişirdiler &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;Muşambaya oturtmuşlar etrafında geziyo&lt;/span&gt;&lt;span class="msg"&gt;rlar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Sen çete topladın diye çalgı ile yüzüyorlar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Feke’ye sevk edeceğiz diye Taşköprü’yü aşırdılar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Yoldan geri kaçtın diye kurşun ile pişirdiler &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5R3pGEgzEI/AAAAAAAAAaE/C3OcvNPJDZM/s1600-h/30agustos.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5R3pGEgzEI/AAAAAAAAAaE/C3OcvNPJDZM/s320/30agustos.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446109397285653570" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;Kadanı alayım kaynım, son görgün de bu muydu &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Çifte kurşun sıkılınca döşek yerin su muydu &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Meydan kazanı kurdular, bebekleri kaynattılar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Gün görmedik hanımları süngü ile oynattılar &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[if !supportLineBreakNewLine]--&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5R3qHHlerI/AAAAAAAAAaU/fQrEbwUG014/s1600-h/resim2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 210px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5R3qHHlerI/AAAAAAAAAaU/fQrEbwUG014/s320/resim2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446109414746847922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;Kapı kapı geziyorlar, ifadeyi yazıyorlar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Düşman başına vermesin, oğlak gibi yüzüyorlar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Kele Dudu, Kele Dudu, Kanlı gömlek yu diyorlar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Bebekleri kaynatmışlar, kuzu eti ye diyorlar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;Kaytancı Hüseyin Efendi’nin sarığını sardılar taşa &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Başkâtibi öldürdüler değnek ile döve döve &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Genco Çavuşu yüzüyorlar, özne gibi öve öve &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Orfili idin Genco Çavuş gâvurları eyle zavur &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5R3pqmyHmI/AAAAAAAAAaM/EKkEnirVjOo/s1600-h/image00115.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 160px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5R3pqmyHmI/AAAAAAAAAaM/EKkEnirVjOo/s320/image00115.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446109407093071458" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;Bebeğimi öldürüyor Çamsaroğlu Koca Gâvur &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Şefikamı öldürmüşler mektebin önünde yatar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Babam oğlu Koç Bilalim bunu duysa neler yapar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[if !supportLineBreakNewLine]--&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;Zabıt Kâtibi Mehmet’i topuz ile dövüyorlar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Enfiyeci Hüseyni teller ile boğuyorlar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Aman bu ne acı işler babasını öldürmüşler &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Atfiyeme selam söyle gökyüzünde uçan kuşlar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[if !supportLineBreakNewLine]--&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;Haçin oldu kanlı kuyu, uyu Osman’ım uyu &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Hücum etti alınmadı, yıkılası Sultan Suyu &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Kara Osman’ım Ak Mesudum, bunları ben elimle verdim &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Bu ne hikmet ey Allah’ım, gâvura el aman dedim &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[if !supportLineBreakNewLine]--&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;Hançer bıçak asıcılar, gayri beni kesiciler &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Ayan olsun Yaşar Beyim, Urumlu’yu basıcılar &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;Bohçalarda altın saat&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;/span&gt;, ben bunları neyleyeyim &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="msg"&gt;El aman olsun Aram Çavuş, iki destan daha söyleyeyim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;&lt;span style="font-size:11pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;&lt;span style="font-size:11pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="msg"&gt;&lt;span style="font-size:11pt;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;i style=""&gt;Bu ağıt, Adana, Haçin’de (bugünkü adı Saimbeyli) Ermeni komitacılarının Türklere yaptığı toplu katliamdan bahseder. Melek Hanım, yanı başında öldürülen Türklerin durumunu ağıt ile dile getirmiş. Melek Hanım da o gün öldürülmüş. Ağıtı Melek Hanım’ın yanında bulunan Ermeni bir hemşirenin kızının kâğıda geçirdiği söyleniyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-2638808138702439158?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/2638808138702439158/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=2638808138702439158&amp;isPopup=true" title="4 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/2638808138702439158?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/2638808138702439158?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/IWOaMUHjU1o/al-sana-soykirim.html" title="AL SANA SOYKIRIM!" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5R3pGEgzEI/AAAAAAAAAaE/C3OcvNPJDZM/s72-c/30agustos.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>4</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/03/al-sana-soykirim.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0EHR34-cCp7ImA9WxBUGUg.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-3343975943737140099</id><published>2010-03-07T11:36:00.004+02:00</published><updated>2010-03-07T11:53:56.058+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-03-07T11:53:56.058+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sözde ermeni soykırımı iddiası" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="yalan" /><title>ADİ YALANCILAR</title><content type="html">4 Martta, Amerikan Temsilciler Meclisi’nde siyasetçiler, tarihçilik yapmaya kalkışınca ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Tarihi yüz seksen derece döndürerek bir iftiraya ev sahipliği yaptılar. Yalanın ve iftiranın merkezi oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5N17_aZ_CI/AAAAAAAAAZ8/Go9pvgFuRVk/s1600-h/abdtemsilcilermeclisi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 299px; height: 204px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5N17_aZ_CI/AAAAAAAAAZ8/Go9pvgFuRVk/s320/abdtemsilcilermeclisi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5445826047915981858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Önce sinirlendim. Sonra boğazıma bir şeyler düğümlendi. Haksızlığa uğramak gibi, haklı ve mağdurken; kendini haksız sandalyesinde, idam sehpasında bulmak gibi bir duyguydu bu. Ne yapabilirdim, şimdi ne yapacağım? Diye düşündüm. Sonra umursamadım. Yunus Emre fısıldadı kulağıma;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt;“Cümleler doğrudur, sen doğru isen,&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-weight: bold;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Doğruluk bulunmaz, sen eğri isen.&lt;/span&gt;”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ve Mevlana:&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Ne kadar anlatırsan anlat, anlattıkların karşıdakinin anladığı kadardır.”&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Evet, dedim. Doğruları öğrenmek istemeyip veya doğrusunu pekâlâ bildiği halde yalana koşan, yalana sarılan ‘çamur at, izi kalsın’ felsefesini edinmişlere neyi anlatabilirdik ki? Diye düşündüm. Eğrilikte ısrar eden, eğrilikten kendine çıkar sağlamaya çalışanlara neyi anlatabilirdim ki?&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Ben tarihimle gurur duyuyorum. Evet, asker milletiz. Ancak bizim midemiz soykırımı almaz hiçbir zaman. Ermeni soykırımı yoktur. Osmanlı Devleti arkasını dönünce silaha sarılan hainlere o günün şartlarında yani birçok cephede ölüm kalım savaşı verirken, alabileceği en insancıl önlemi aldı. Kimseyi soykırıma tabi tutmadı. Sadece tehcir etti. Tehcir yani zorunlu göç. Daha önce bir yazı yazmıştım zaten. &lt;a href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/2009/08/soykirim-mi-zorunlu-goc-mu.html"&gt;Buradan okuyabilirsiniz.&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Tehcir. ABD de II. Dünya Savaşı sırasında, Japon vatandaşlarını Missisipi vadisine tehcir etmişti ve tehcir sırasında pek çok Japon hayatını kaybetmişti. Öyleyse bunun adı da soykırım olsun!&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;ABD kendi sicili çok temizmiş gibi davranıyor. Daha dün Irak’ta, Afganistan’da yaptıklarını ne çabuk unutmuş. Kızılderililere neler yaptığını ne çabuk unutmuş. Irkçılığın merkezi Avrupa ve ABD’dir. Soykırımın mucidi Avrupa ve ABD’dir. Nitekim bu blogda kara kaplı defterlerinin sayfaları da tek tek açılacaktır.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Bilimsel araştırma tekliflerimizi reddeden, sahte belgelerle çamur atmaya kalkan, tarih şuurundan habersiz Avrupa devletleri. Meclislerinizden birer birer geçirin bakalım soykırım yalanını.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Umurumuzda değil! Bu iftiralarla bize hiçbir yaptırımda bulunamazsınız. Ne tazminat, ne toprak! Avucunuzu yalarsınız!&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-3343975943737140099?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/3343975943737140099/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=3343975943737140099&amp;isPopup=true" title="5 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/3343975943737140099?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/3343975943737140099?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/5sRDhhRWTaQ/adi-yalancilar.html" title="ADİ YALANCILAR" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S5N17_aZ_CI/AAAAAAAAAZ8/Go9pvgFuRVk/s72-c/abdtemsilcilermeclisi.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>5</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/03/adi-yalancilar.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0EBQXs4cCp7ImA9WxBUE0k.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-9192844834694084967.post-3780830677378751510</id><published>2010-02-28T09:11:00.003+02:00</published><updated>2010-02-28T09:20:50.538+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-02-28T09:20:50.538+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="vakıf kültürümüz" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="osmanlıda vakıflar" /><title>OSMANLI’DA VAKIF KÜLTÜRÜ</title><content type="html">
&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Tarih deyince bize anlatılanlar, yazılanlar gene&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;llikle savaşlar-barışlar-antlaşmalar üzerinden gidiyor. Mesela Osmanlı Devleti’nin tarihi denince akla fetret devri, İstanbul’un fethi, Mısır Seferi, Viyana Kuşatması geliyor daha çok. &lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S4oZN6OwiWI/AAAAAAAAAZ0/59OB3jnwE2E/s1600-h/osmanl%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S4oZN6OwiWI/AAAAAAAAAZ0/59OB3jnwE2E/s320/osmanl%C4%B1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5443190826390817122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı’da kurulan vakıfları araştırdım sizler için.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı’da devletin görevi daha çok güvenliği sağlamak, sınırları korumak veya genişletmekti. İbadet yerleri yaptırmak, insanların eğitimiyle ilgile&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;nmek ve bayındırlık faaliyetlerini daha çok sivil toplum, vakıflar yürütüyor. Şimdi soruyorlar ya insanlara “Büyük ikramiye sana çıksa ne yaparsın?” diye. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İnsanımızın cevabı, ya okul yaptırtmak olur ya cami. Belki de bu yüzyıllar süren vakıf geleneğinin bir sonucudur. Ayrıca vakıf geleneği; cami, okul, medrese, hastane binasını dikip gitmek de değildi. Gelecek yıllar boyunca işlerliği koruyacak düzeni de sağlama&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ktı. Osmanlı’da kurulan vakıfların bazıları:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;*&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;Akıl Hastalarını Müzikle Tedavi Vakfı&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bayezid-i Veli Vakıfnamesi’nde yapılan çalışmaları Evliya Çelebi şöyle anlatıyor:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“ ‘Hastalara deva, dertlilere şifa, divanelerin ruhuna gıda ve de’fi sevda’ olmak üzere on adet delikanlı tahsis etmiştir ki; üçü hanende biri neyzen, biri kemane, biri musikari, biri santuri, biri udi olup haftada üç kere gelerek hastalara ve delilere musiki faslı verirlermiş&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;... Cümle saz ve makamlarda ruha gıda vardır.” &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı’da bunlar olurken; Avrupa’da akıl hastalarına, yakılarak içindeki şeytanın çıkarılması gibi yöntemler uygulanıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;*&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;Mürekkep Vakfı&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Beyazıt Camii’nin kapısında bir kişi bulundurulurdu. Bu kişi oradan geçenlerden isteyenlerin divitlerine mürekkep doldururdu. Hem okuma hem yazma böyle teşvik edildi. Uygulama bugüne yazılı eserler bırakılmasını sağladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;*&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;Yaşlılara İş Vakıfları&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İhtiyacı olan yaşlılara hafif işler verilirdi. Yaşlı kadınlara yün eğirtilirdi, karşılığında dolgun ücretler verilirdi. Hacı Saffet Bey Vakfı’nın Dullar Evi’nde kimsesiz şehit eşleri ürettikleri el işlerini kaldıkları binanın salonundaki dükkânlarda satarlardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Yaşlılarda çıkabilecek işe yaramazlık duygusuna engelleyerek, ne güzel çözümler üretmişler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;*&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;Yol Güvenlik Vakıfları&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu vakfı kuran kişi bir kervansarayın sahibi. Yolcuların ve hayvanlarının üç günlük tüm ihtiyacını ücretsiz karşılayan kervansarayda 30 muhafız görevlendirilmişti. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;*&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;Mahalle Fakirlerini Gözetleme Vakfı&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ümmühani Hatun Vakfiyesinde; mahalle fakirlerinin, zor duruma düşenlerin ihtiyaçlarını görmüş bu vakıf. Mahalleli birbirinin derdine derman olmuş. Bu vakfın olduğu mahallede, kimse komşusu açken tok yatmamış.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;*&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;Tazmin Vakıfları&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Evlerde çalışan insanların kazayla kırdıkları eşya, kap-kacak yüzünden zor duruma düşmemeleri için kurulmuş bir vakıftır. İnsanlar bu vakıflar aracılığıyla verdikleri zararın karşılığını para veya eşya olarak alırlardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;*&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;Hamallara Yönelik Vakıflar&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Nakibül Eşraf Esad Efendi vakfiyesi, yorulan hamalların yüklerini koyarak dinlenmeleri için çeşitli yerlere dinlenme taşları yaptırmış. Yine bu vakıf da çalışamayacak derecede yaşlanmış insanlara yardım ederdi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Burada da her mesleğe, her insana saygısı olan bir toplum olarak karşımıza çıkıyor Osmanlılar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;*&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;Temizlik Tükürük Vakıfları&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Vakfın kurucusu yazmış:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“Ücretleri vakıf gelirlerinden verilmek üzere adamlar tayin edilir, bunlar sırtlarında bir kap içerisinde kül olduğu halde cadde ve sokaklarda dolaşırlar nerede bir tükürük görseler üzerlerine bir miktar kül serpmek suretiyle göze hoş görünmeyen durumlarına ve etrafa mikrop saçma ihtimallerine son verirlerdi.”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;Parasını Düşüren Çocuklar Vakfı&lt;span style=""&gt;                  &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Tunus sokaklarında gezen bir Türk, ağlayan bir çocuğa rastladı. Çocuk, annesinin ona zeytinyağı almak üzere para verdiğini, parayı düşürdüğünü, annesinin ona inanmayacağını söylüyordu. O Türk, bakkaldan çocuğun ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra bu vakfı kurdu, çocuklar ağlamasın diye.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı oralardan ayrıldığı gün çocuklar ağlamaya başladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;*&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;Konaklama Vakfı&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ankara’nın Kazan ilçesinde Yeğen Bey adına 1423’te kurulan vakfın senedinde şunlar yazılıdır:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“Vakfın kapısı daima açık bulunacaktır. Giren girer, çıkan çıkar. İsteyen misafir olur gider, isteyen yerleşir kalır. Geceyi geçirmek isteyen yatar, gitmek isteyen gider. Oradan misafir kovulmaz, azarlanmaz, men olunmaz, nasıl isterse öyle yapar. Misafire tabi olunur. Binek hayvanı ile gelenin hayvanına yem verilir...”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ankara’daki Yeğen Bey Vergi Dairesi bu kişinin adını taşımaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;*&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;Sokak Hayvanları Vakıfları&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sokak hayvanları unutulur mu? Onlar için de birçok dernek kurulmuştu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Fransız şairi Lamartine şöyle der:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“Türkler canlı cansız mahlûkatın hepsiyle iyi geçinirler. Ağaçlara, kuşlara, köpeklere, kedilere, yaratılan her şeye hürmet ederler. Bütün mahallelerde köpekler ve kediler için aralıklarla su kovaları bulunur. Bunları beslemek için vakıflar ve onların ücretli adamları vardır. Bu adamlar sokak başlarında kedilerle köpeklere et dağıtırlar. Sokak hayvanları bu adamların sesini duyduğunda her biri bir köşeden fırlar.”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Türk düşmanı Guer:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“Meyvesiz ağaçların kurumaması için işçilere ücret verip sulanmalarını temin edecek kadar kaçık Müslümanlar var” demiştir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;Yoksullara Et Vakfı&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Hacı Ümmü Gülsüm Hanım’a ait vakıf, her Ramazan Bayramı’nda yoksullara koyun eti dağıtır. Ayrıca fakir aile çocuklarına ve yetimlere bayramlık alıp dağıtır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CKAANNET%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" latentstylecount="156"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;*&lt;b style=""&gt;&lt;i style=""&gt;Esirleri Kurtarma Vakfı&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1308 yılında Saliha Hatun tarafından kurulan vakıf, esir düşen Müslümanların kurtarılmasını amaçlamıştır. Kurtarılan kişilerin köylerine kadar olan dönüş masraflarını bile karşılıyorlardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Çocukları Gezdirme Vakıfları, Yetimlere Eğitim Vakfı, Öğretmenlere İkramiye Vakfı, Öğrencilere Alfabe Vakfı, Hastalara Ücretsiz Bakım Vakfı, Köylere Hastane Vakfı, Fakir Kızlara Çeyiz Vakfı, Kuş Vakfı (Göç edemeyen leyleklerin bakımı için)...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı’da sivil toplum örgütlerinin çok etkin olduğunu görüyoruz. Çok fazla vakıf kurulmuş. Vakıfların kuruluş amaçlarına, işlevlerine baktığımızda Osmanlı toplumunun düşünce yapısını, “Osmanlı Ruhu”nu daha iyi anlıyoruz. Osmanlı Toplumuna hayran olmamak mümkün değil. Toplum sınıflara ayrılmamış. Yardımlaşma hat safhada; yüksek duygular, ahlak öylesine yüksek.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı toplumunda; vakıflar yardımlaşmanın, iletişimin, dayanışmanın, ‘her şeyi devletten beklememenin’ kalesi olmuş. Zayıf olanın ezilmesine, zor duruma düşmesine, incinmesine izin vermeyen yüce ruhlu insanlar yaşarmış Osmanlı toplumunda. Tarihimle bir kez daha gurur duydum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;by Yasemin Unsal&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9192844834694084967-3780830677378751510?l=yasemin-unsal.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://yasemin-unsal.blogspot.com/feeds/3780830677378751510/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9192844834694084967&amp;postID=3780830677378751510&amp;isPopup=true" title="6 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/3780830677378751510?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/9192844834694084967/posts/default/3780830677378751510?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/yaseminunsal/~3/qiqCJulchYE/osmanlida-vakif-kulturu.html" title="OSMANLI’DA VAKIF KÜLTÜRÜ" /><author><name>Yasemin Ünsal</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09016074386030018485</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://1.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/SuxKwGa2-GI/AAAAAAAAAR0/GH_14DPq004/S220/ugur_bocegi_2.JPG" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_JXgY_7kAgZ4/S4oZN6OwiWI/AAAAAAAAAZ0/59OB3jnwE2E/s72-c/osmanl%C4%B1.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>6</thr:total><feedburner:origLink>http://yasemin-unsal.blogspot.com/2010/02/osmanlida-vakif-kulturu.html</feedburner:origLink></entry></feed>

