<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><rss xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" version="2.0"><channel><title>yazilan.org</title><description></description><managingEditor>noreply@blogger.com (engin)</managingEditor><pubDate>Mon, 2 Sep 2024 10:41:46 +0300</pubDate><generator>Blogger http://www.blogger.com</generator><openSearch:totalResults xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">10</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">25</openSearch:itemsPerPage><link>http://www.yazilan.org/</link><language>en-us</language><item><title>Korsan Parti</title><link>http://www.yazilan.org/2010/01/korsan-parti.html</link><category>insanlık için yazılar</category><category>korsan parti</category><category>korsan partisi</category><category>patent sistemi</category><category>telif hakkı</category><category>türkiyede sansür</category><category>özgürlük</category><author>noreply@blogger.com (engin)</author><pubDate>Sun, 10 Jan 2010 00:54:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7821579969470640006.post-6736001488311270305</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-CpDqnDdhKAc/T6TnkT5BNOI/AAAAAAAAJUA/merMro1uKKc/s1600/220px-Piratpartiet.png" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-CpDqnDdhKAc/T6TnkT5BNOI/AAAAAAAAJUA/merMro1uKKc/s1600/220px-Piratpartiet.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;em&gt;“Onlar ne gemi kaçırıyorlar, ne de gömülü bir hazinenin peşindeler. Tek istedikleri sanal ortamda da olsa biraz özgürlük. Dünyaca ünlü paylaşım sitesi The Pirate Bay'in kapatılması, kurucularına verilen para ve hapis cezaları Korsan Partinin çok geniş bir “internet kitlesini” arkasına almasını sağladı. Dünyanın 32 ülkesinde örgütlenmiş ve örgütlenmeye de devam eden Korsan Partinin, ülkemizde de Radikal gazetesi teknoloji editörü M. Serdar Kuzuloğlu, Akademisyen Özgür Uçkan ve onlara destek olmak isteyenlerin öncülüğünde kurulum çalışmaları sürüyor. Amacına ulaşır mı şimdiden kestirmek zor fakat Korsan Parti yıllardır halının altına attığımız bir sorunun artık çözülmesi gerektiğini bize hatırlatıyor: Bireysel özgürlük hakkı”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;h1&gt;

Korsan Parti&lt;/h1&gt;
&lt;br /&gt;
Korsan Partiye (Piratpartiet) giden yol 1998 yılında mp3.com sitesinden günde 4 milyon müzik dosyası indirilmesi ile başlıyor. Bu da daha o zamanlardan içinden çıkılmaz sorunların ilk doğum sancıları olarak göze çarpıyor. Daha sonra internet üzerinden yasal olmayan müzik transferi, insanların IRC kanallarından fellik fellik şarkı araması Napsterin önünü açmakta gecikmiyor. Napster 1999 yılında ilk versiyonunu yayımlıyor ve download piyasasına bomba gibi düşüyor. O zamanlar internetle haşır neşir olanlar anımsar 56k dial-up bağlantı ile onlarca şarkı indirmek için saatlerce beklemek büyük bir sıkıntıydı. 2 sene boyunca hizmet veren Napster 2001 yılında A&amp;amp;M Records un açtığı davayı kaybederek kapanıyor. Bu dava o kadar çok ses getiriyor ki 84 yılında Sony ve Universal Studios u karşı karşıya getiren betamax davasını bile geride bırakıyor. İleriki yıllarda açılıp kapanan sayısız dosya paylaşım sitesinden sonra &lt;a href="http://thepiratebay.org/"&gt;ThePirateBay.org&lt;/a&gt; ortaya çıkıp dünyanın 1 numaralı torrent izleyicisi haline geliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-GAIMZZPWFic/T6TnpoPwW-I/AAAAAAAAJUI/8CbzMybLUmo/s1600/pirate-bay.png" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-GAIMZZPWFic/T6TnpoPwW-I/AAAAAAAAJUI/8CbzMybLUmo/s320/pirate-bay.png" width="282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ThePirateBay'in bu kadar uzun soluklu olmasının sebebi; sunucularında bulundurdukları torrent dosyalarında yasal olmayan hiçbir şey bulundurmadıkları, sadece içeriğin (müzik, film vs.) kimin bilgisayarında bulunduğuna dair verileri bulundurduklarından İsveç yasalarına göre suç işlemiyorlardı. Yinede ABD’nin öncülüğünde yürütülen sürek avı ve baskı sonucunda iki polis operasyonu düzenlenerek sitenin sunucularına el konuldu ancak herhangi bir suç unsuru bulunmadı ve yeniden açıldı. Kurucularının gözaltına alınıp ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılması onları bir anda internet kahramanı yaptı. Bu hareketin yarattığı ivmeyle Korsan Parti 2006 yılındaki İsveç genel seçimlerine girme kararı aldı. Kanunen gerekli 500 imzayı toplamaya çalışırken 36 saatte 4 bin 725 imza topladı. 1 milyondan fazla dosya paylaşımcısının bulunduğu İsveç’te The Pirate Bay e gelen baskılar ve baskınlar Korsan Parti’nin 2006 İsveç seçimlerinde, kuruluşunun üzerinden 9 ay bile geçmeden 34,918 oy alarak ( % 0.63 ) seçimlere katılan 40 parti arasından 10. sırada yer almasını sağladı. 2008 de gençlik kollarının açılmasıyla 1280 genç üye kayıt oldu ve devletten 122.000 avro para yardımı aldı. Güncel genç üye sayısı 9153, toplam üye sayısı 50.100 olan Korsan Parti'nin bu sene aldığı devlet yardımının artması bekleniyor. 2009 yılında ThePirateBay'e açılan dava sonucunda kuruculara 1 er yıl hapis ve toplam 30 milyon kron (~5.7 milyon TL) ceza verilmesinin de etkisiyle seçimlerinde %7,13 oy alarak hem isveç meclisine hem avrupa parlamentosuna girmeye hak kazandılar. Ayrıca İsveç Korsan Partisi Lizbon antlaşmasının kabul edilmesiyle Avrupa Parlamentosunda 2. koltuğuna sahip oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Alman Korsan Partisi (German Piraten Partei) 2006 yılında Berlin'de kuruldu ve 2008 ocak ayında yapılan Hesse eyaleti seçimlerde %0.3, 2009 da eyalet meclisi seçimlerinde %0.5 ve Avrupa Parlementosu seçimlerinde ise %0.9 alarak seçimlere katılan 2. Korsan Parti oldu ve aynı zamanda da hatırı sayılır bir oy alarak görece başarı kazandı. Dünya da şuan 25 ülkede Korsan Parti kurulmuş veya kurulma çalışmaları başlamış durumda.&lt;br /&gt;
&lt;h2&gt;

Telif hakkı, patent ve kişisel özgürlük&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
Korsan deyince akla sokaklarda başlayan korsan CD satışı gelse de Korsan Parti herhangi bir şekilde sanatçıların sırtından para kazanılmasına karşı. Zaten İsveç Korsan Partisi lideri Rickard Falkvinge plak şirketlerini paranın %95'ini alan asalaklar olarak görüyor. Korsanların isteği ticari amaç gütmeye kopyalama ve kullanım haklarının ücretsiz olması ve dosya paylaşımının yasaklanmak yerine özendirilmesi. Çünkü internetin bugüne kadar kurulan en büyük halk kütüphanesi olması, tüm kültür ve bilgi paylaşımının tüm insanlığa açık olmasının önünde hiç bir engel yok. Tüm bu yazıyı google documents kullanarak online hazırladığımızı düşünürsek bu bugün mümkün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Telif hakları savunucularının en çok sorduğu soru şarkıcıların nasıl para kazanacakları. Albüm satışlarının zaten şarkıcılara para kazandırmadığı ortada, konserlerden ve eğitmenlikten albüm satışlarından kazanamadıkları parayı kazanıyorlar. Bugün internet, şarkıcıların aracı şirketlere olan ihtiyacını ortadan kaldırdı, doğrudan hayranları ile buluşabiliyorlar. Aslına bakarsak dosya paylaşımları plak şirketlerinin şarkıcıların sırtından kazandıkları parayı konserlerle doğrudan müzisyenlere kazandırdı. R. Falkvinge "bu müzik kayıtları tarihinin en büyük servet aktarımı" diyor. Zaten paylaşım sitelerine ve programlarına dava açanlar şarkıcılar değil de albüm şirketleri. Şarkıcıların bu durumdan pek bir şikayetleri yok.&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;

&lt;em&gt;Lağvolmuş bir patent sistemi&lt;/em&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;"İlaç patentleri üçüncü dünya ülkelerinde her gün insanların ölmelerine neden oluyor. Araştırmacıların, olası yaşam kurtaracak buluşlarını patent almayı beklemek için gizli tutmasına yol açıyor. Bunun en son örneği küresel salgın tehlikesinin bile, araştırma kurumlarının patentler üzerinden vurgun yapma şansından feragat etmediği kuş gribi virüsü oldu. Korsan Partisi, bu konuda yapıcı bir öneri getiriyor. Öneri sadece sorunların çözülmesini değil, araştırmalara daha fazla kaynak ayrılmasını ve kamu ilaç harcamalarının düşmesini de sağlayabilir. Avrupa patentleri kaldırarak hiçbir şey kaybetmez ama çok şey kazanır." – &lt;/em&gt;İsveç Korsan Parti Bildirgesinden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Patent deyince aklınıza evinin garajından uzun süre çıkmayan saçı sakalı birbirine karışmış çılgın tipler geliyorsa fazla romantik birisiniz demektir. Çünkü bir patent almak, haklarını elinde tutmak ve savunmak o kadar pahalı ki yalnızca büyük şirketlerin gücü buna yetebiliyor. Aslına bakarsak yeni bir ürün çıkarmak için çok sayıda farklı patente ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle büyük üreticiler aralarında “birbirlerinin patentlerini kullanabilme” anlaşmaları imzalamadan yeni bir ürün çıkartamıyorlar. Yani Bu işten asıl çıkar sağlayanlar patent danışmanları ve patent hukukçuları.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Korsan partinin üzerinde durduğu ise ilaç gibi toplumun faydasına sunulması gereken şeylerin lisans biçimlerinin değiştirilmesi, halkın bu ilaçların formüllerini internet üzerinden elde edebilmeleri. Küçük bir umut belki ama patentlerin halka açık olması -en azından kişisel kullanımının serbest olması- Afrika'daki milyonlarca HIV mikrobu taşıyan, 3. dünya ülkelerinde pek çok hastalığa maruz kalan ya da salgınlarda devlet veya ilaç gelmesini beklemeden kendi önlemini almak isteyen kişilere yardımcı olabilir; "The European Federation of Pharmaceutical Industries and Associations’un raporunda da görüleceği gibi şu anda da zaten devlettir ilaç endüstrisinin araştırmalarını ve geliştirmelerini finanse eden. Bunu ilaçlara yüksek ödemeler yaparak mümkün kılıyorlar. Oysa devletler işbirliği yaparak araştırmaları direk finanse etseler, daha sonra bu araştırma sonuçlarını tamamen serbest bıraksalar, daha sonra da bu araştırma sonuçlarını kullanarak ilaçları üreten şirketlerden rekabete açık bir piyasada ilaçları satın alsalar hem fiyatlar aşağıda tutulur, hem de araştırma ve geliştirmeye daha fazla kaynak ayrılması mümkün olurdu. Bu düşünce havadan alınma bir düşünce değildir. Ekonomist Dean Baker (Center for Economic and Policy Research) alternatif bir ilaç patenti için 4 öneri getirdi. Bu onlardan biridir." -&amp;nbsp;&lt;a href="http://postdijital.com/patent-ve-korsan-parti"&gt;http://postdijital.com/patent-ve-korsan-parti&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;

&lt;em&gt;"Sorun müzik dosyası paylaşımı değil, sorun bunu mazeret gösterip herkesin denetlendiği bir toplum yaratma isteği" - Rickard Falkvinge&lt;/em&gt;&lt;/h3&gt;
&lt;br /&gt;
Hollywood'da izlediğimiz korsanlardan beklenir miydi bilinmez ama Korsan Partinin üstünde durduğu önemli konulardan biri kişisel gizlilik hakkı. Korsanlar 11 Eylül saldırısından sonra kişisel gizliliğin terör olaylarının bahane edilerek ortadan kalktığını ve bireylerin kişisel gizlilik özgürlüğü hakkını geri alması gerektiğini savunuyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fransa'nın HADOPI, İsveç'in FRA adlı yasası Hollandada BRAIN adlı veri korsanlığını önleme kuruluşu, Avrupa Birliği'nin 2006'da kabul ettiği; internet servis sağlayıcıları ve arama motorlarının kaydettikleri verilerin adli soruşturmalarda kullanılmak üzere belirli bir süre saklamalarını öngören Veri Alıkoyma Direktifi, ülkemizde Ulaştırma Bakanlığının üzerinde çalıştığı sanal ortamın takibine yönelik yasa çalışmaları bize biraz geç de olsa “George Orwell'ın 1984'ünü” yaşadığımızı düşündürtüyor. Bu yasaların kısaca amacı telif haklarının internet üzerinden doğru işleyebilmesi için internetin buna uygun hale getirilmesini sağlamak ve bu amaçta vatandaşların herhangi bir telif hakkı ihlalinde internet bağlantısının kesilmesi ve para, hapis cezası almaları. Ayrıca “interneti buna uygun hale getirmek” arkadaşlarımız ile paylaştığımız dosyaların telif hakkı olup olmadığının kontrol edilmesi demek. Bu da tüm interneti izlemek anlamına geliyor ki, indirdiğimiz her verinin yolladığımız ve aldığımız tüm e-postaların mahkeme kararına gerek olmadan izlenmesi hayli ürkütücü olsa gerek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
BBC'nin yaptığı Korsan Parti haberinde Rickard Falkvinge “Sorun müzik dosyası paylaşımı değil, sorun bunu mazeret gösterip herkesin denetlendiği bir toplum yaratma isteği. Bu yolun nereye gittiğini biliyoruz çünkü bizden önce birçok toplum aynı süreci yaşadı” diyor. İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt ise yollanan her e-postanın şüpheli olabilecek 250 bin anahtar kelime veya terim için her an taranmasını sağlayan FRA yasasını şu sözlerle savunuyor “Bireylerin saygınlığını korumakla güvenlik koşullarını gözetmek kararlılığımız arasında açık bir denge oluşturduğumuzu düşünüyorum. Örneğin Londra ya da Stockholm'de bir bomba patlasa seçmenler bana ne önlem aldın diye soracak. Uzun bir zamandır İsveç'te böyle bir olay yaşamadık, o yüzden bu tür olaylara gerek yok demek kolaylaşıyor, fakat ben uzun vadeli bir sorumluluk almak zorundayım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İnternetin hayatımıza girmesiyle neyin gerçek, neyin yalan olduğunu gazeteler veya televizyon aracılığı ile bize dayatması ortadan kalkıyor. Bugün herkes yayın yapabilir. Kimse gerçeğin ne olduğuna dair bir tekel kuramaz. Biri bir skandal haberi alırsa gazetelere gitmesi ve onların sansürüne maruz kalması gerekmez, internetten düşüncesini özgürce yayınlayabilir. Bu da çok daha zengin bir tartışma havası yaratır. Çeşitlilik getirir, çok daha fazla fikrin etki yaratabilmesini sağlar. Gerçek demokrasi işte budur.” - Rickard Falkvinge.&lt;br /&gt;
&lt;h2&gt;

Türkiye’de İnternet, Sansür ve Korsan Parti&lt;/h2&gt;
&lt;br /&gt;
Youtube, EkşiSözlük, DailyMotion, MySpace, LastFm, Blogger, Wordpress, Alibaba, Google Groups, Google Sites, GazeteVatan, EğitimSen, YouPorn, Redtube... uzayan giden bu liste Türkiye'de engellenmiş, kiminin engeli kalkmış kiminin ise hala devam eden sitelerin sadece bir kısmı. Bilinen 4662 engelli site var - &lt;em&gt;kaynak &lt;a href="http://engelliweb.com/"&gt;http://engelliweb.com/&lt;/a&gt; (Kasım 2009)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Türkiye'de hiçbir zaman internet yeteri kadar önemsenmedi örneğin 2002 yılında çıkarılmak istenen RTÜK yasasında internet medyaya indirgenerek Basın Yayın Yasasının içerisinde değerlendiriliyordu. Zaten yasa her yayının bir kopyasının valiliğe ve basın savcılığına gönderilmesini şart koşuyordu ki internet için bunu uygulamak imkansızdı. Neyse ki yasa Cumhurbaşkanından döndü. Ve "hukuki tedbir" aslında sağlayacağı fayda vereceği zararla ölçülemeyecek kadar büyük olduğunda uygulanması gereken bir şey olmasına rağmen bizde internet sitelerini engellemek için bir tür ceza olarak algılanıyor ve hemen uygulanıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Türkiye'de internetin yüzü bir türlü gülemedi. Devleti ve kurumlarını aşağılama gerekçesiyle bir çok engelleme kararı verildi. 2005'te MÜYAP'ın yetkili kurum statüsü kazanmasıyla 1500'den fazla site MÜYAP girişimiyle engellendi. İnternetin kontrol edilemezliği görülmeye başlandıkça öcü olarak gösterilmeye de başlandı. 2006 sonu 2007 başı, etkili bir medya operasyonuyla satanizm, çocuk pornografisi bahanesiyle gençlerin ve çocukların internetten korunmaları gerektiğine karar verildi ve 5651 Sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi” Hakkındaki kanun meclisten hızlıca geçti. Neredeyse muhalefet bile olmadı hatta CHP isteğiyle Atatürk'e hakarette bu yasanın içeriğine alındı, Cumhurbaşkanı Sezer de hemen onayladı. Yasa çıktıktan sonra satanistler ortadan kayboldu. Çocuk pornografisi ile suçlananların çoğu yakalanan materyalin yasal porno olduğundan serbest bırakıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;"Gerek yasa öncesi yaşanan tartışmalar gerekse yasanın çıkış nedeni olarak gösterilen çocuk tacizi konusu tam bir saçmalık. Hükümet bu konuda ciddi olsaydı, 2001&lt;/em&gt;&lt;em&gt;′&lt;/em&gt;&lt;em&gt;den beri çocuk pornografisine yönelik ek protokolü imzalamamakta ayak diremez veya on yıl önce imzalanan Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin gereklerini yerine getirirdi! Çocuk emeğinin sömürülmesi, çocuk suçluların sayısındaki artış, fiziksel şiddete uğrayan çocukların sayısındaki patlama, aile içi taciz ve şiddete göz yumulması dikkate alındığında, çocuk tacizi gündelik hayatımızın bir parçası." - Özgür Uçkan&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Türkiye'de yapılan site engellemeleri tüm siteye yapılıyor; sadece ilgili içeriğe değil (sanırım nesne tabanlı engelleme masraflı bir uygulamaymış). Örneğin bir video için tüm youtube'un, bir kepçe firmasının başka bir firmaya ait fotoğrafı sayfasına koyduğu gerekçesiyle tüm alibaba.com'un, Adnan Oktar'a hakaret içerdiği nedeniyle groups.google.com, ekşisözlük ve wordpress'in, LigTv yayınını verdiği gerekçesiyle tüm blogspot'un engellenmesi... gibi. Doğal olarak aynı alan adı altında barınan tüm siteler madur edilmiş oldu. Adnan Oktar'ın yaratılış atlasında milyonlarca yıldır değişmeyen fosil olarak kullandığı şeyin balık yemi olduğunu afişe ettikten sonra, hakaret davası nedeniyle engellenen Dünyaca ünlü İngiliz biyolog Richard Dawkins'in sitesinde "Banned in Turkey" görselini görebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-eZ7VOQwOf_o/T6Tn1yoAPGI/AAAAAAAAJUQ/iPnJe6fXdzY/s1600/banned-in-turkey.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="81" src="http://4.bp.blogspot.com/-eZ7VOQwOf_o/T6Tn1yoAPGI/AAAAAAAAJUQ/iPnJe6fXdzY/s400/banned-in-turkey.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sansür açıkça ve çok yanlış olarak yapılmasının ardından &lt;a href="http://elmashift.blogspot.com/"&gt;http://elmashift.blogspot.com&lt;/a&gt; önderliğinde Sansüre Sansür hareketi başladı ve yüzlerce internet sitesi sahibi sitelerini "kendi kararlarıyla erişime kapattılar". Daha sonra youtube engelinin birinci yılında YAY! Hareketi ile sansürü tekrar gündeme taşıdılar. -&amp;nbsp;&lt;em&gt;ayrıntı için: &lt;a href="htttp://sansuresansur.org/"&gt;htttp://sansuresansur.org/&lt;/a&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çizer Memo "Tembelçizer" pornoya karşı uygulanan sansürü haksız bulup, yazar Kaan Sezyum'la bir &lt;em&gt;pornomadokunma &lt;/em&gt;isimli blogunu açıp fikirlerini beyan etmekten çekinmediler. Çocuk pornosu ve halkı fuhşa özendirmek bahanesiyle engellenen porno sitelere erişimin en doğal hakkı olduğunu savunmuş ve sanal suçları bir günah keçisi olarak pornoya yüklememek gerektiğini belirtmiştir. Seçtikleri sloganlar ise "Pornoma dokunma, sıvazıma karışma", "Bu otuzbir mahkeme kararıyla engellenmiştir" ve "Cinsel özgürlükler keyif değil, haktır".&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yakın zamanda Myspace.com ve Last.fm'in engellenmesiyle ise müzisyenler yaptıkları müziği isteseler bile ücretsiz olarak veremeyecek hale geldiler. Sayılamayacak kadar çok bağımsız müzisyenin bir anlamda müziklerini myspace.com aracılığıyla sanal ortamda ücretsiz paylaşmasının önü kesildi. Bu sansür hareketleri sonucunda kendilerine "İnternet Vatandaşları" diyen bir grup insan, 23 Eylül de MÜYAP'a, kapağında "özgür müziğe dokunma" yazılı boş CD'ler gönderdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayrıca bobiler.örg'ün internette sansürü protesto için taksime çıkmasına 11binin üzerinde kişi katıldı, tabii sanal olarak - &lt;em&gt;&lt;a href="http://taksim.bobiler.org/"&gt;http://taksim.bobiler.org/&lt;/a&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Jkekq6Dk7p4/T6ToNCyCIYI/AAAAAAAAJUY/nBWASEeXFhQ/s1600/taksime.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="78" src="http://4.bp.blogspot.com/-Jkekq6Dk7p4/T6ToNCyCIYI/AAAAAAAAJUY/nBWASEeXFhQ/s640/taksime.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sevindirici bir haber olarak, Türkiye’de sansürün çok hızlı ilerlemesine rağmen internetin sağladığı avantajla, karşı tepkiler de o kadar hızlı ilerledi. Türkiye’de korsan parti çalışmalarının olduğundan M. Serdar Kuzuloğlu’nun kişisel blogunda ki 30 Haziran 2009 tarihli "Türkiye Korsan Partisi Kuruluyor" yazısıyla haberdar olduk. O günün ardından çok uzun süre tartışmalar devam etti hala da &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;a href="http://friendfeed.com/korsan-partisi/"&gt;http://friendfeed.com/korsan-partisi&lt;/a&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; ve &lt;a href="http://groups.google.com/group/korsan-partisi"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;http://groups.google.com/group/korsan-partisi&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; adreslerinde devam etmekte. Herkese açık ve her düşünce özgürce söylenebiliyor. Korsan Parti çok büyük bir sorumluluğu göze alıp elini taşının altına koymaktan çekinmedi ve umarım faydasını hep birlikte göreceğiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
YTÜ Basın Yayın Klübü'nün hazırladığı 3.Hamur gazetesi için hazırlandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Engin Yazılan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zeki Can Satıcı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kaynaklar:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;address&gt;

&lt;a href="http://www.piratpartiet.se/"&gt;http://piratpartiet.se&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://web.piratenpartei.de/"&gt;http://web.piratenpartei.de&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hafif.org/yazi/korsan-partisi"&gt;http://www.hafif.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://mserdark.com/genel/turkiye-korsan-partisi-kuruluyor"&gt; http://mserdark.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/dunya/11820038.asp"&gt; http://www.hurriyet.com.tr/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;amp;ArticleID=917693&amp;amp;Date=19.01.2009&amp;amp;CategoryID=117"&gt; http://www.radikal.com.tr/&lt;/a&gt;,&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=Detay&amp;amp;ArticleID=883602&amp;amp;Date=16.06.2008&amp;amp;CategoryID=117"&gt;http://www.radikal.com.tr/&lt;/a&gt;&lt;/address&gt;
&lt;address&gt;

&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=Detay&amp;amp;ArticleID=883602&amp;amp;Date=16.06.2008&amp;amp;CategoryID=117"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bianet.org/bianet/bianet/115088-korsan-partinin-derdi-insanligin-uretimini-herkesin-paylasimina-acmak"&gt;http://bianet.org/&lt;/a&gt;,&amp;nbsp;&lt;a href="http://bianet.org/bianet/bilisim/117192-yasak-karsitlari-muyapa-protesto-cdleri-gonderiyor"&gt;http://bianet.org/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.pusula.tv/modul_haber/yazi_detayli.asp?YazarID=1&amp;amp;yaziID=551"&gt; http://www.pusula.tv/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bbc.co.uk/turkce/multimedya/2009/07/090729_swedenpirate.shtml?t=%DDsve%E7%20siyasetinde%20Korsan%20Partisi"&gt; http://www.bbc.co.uk/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://5posta.org/turk-korsan-parti-kurulurken-bu-esnada-metruk-barakada/"&gt; http://5posta.org/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://korsanpartisi.org/index.php/%C4%B0sve%C3%A7_Korsan_Partisi_Bildirgesi'nin_T%C3%BCrk%C3%A7e_%C3%A7evirisi"&gt; http://korsanpartisi.org/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://postdijital.com/patent-ve-korsan-parti/"&gt; http://postdijital.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sansuresansur.blogspot.com/2009/09/turkiyede-internet-sansurunun-ksa.html"&gt; http://sansuresansur.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ozguruckan.com/?p=187"&gt; http://www.ozguruckan.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://pornomadokunma.blogspot.com/"&gt; http://pornomadokunma.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;/address&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="http://1.bp.blogspot.com/-CpDqnDdhKAc/T6TnkT5BNOI/AAAAAAAAJUA/merMro1uKKc/s72-c/220px-Piratpartiet.png" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">6</thr:total></item><item><title>vipassana meditasyon kursu - 10 günlük sessizlik</title><link>http://www.yazilan.org/2009/07/vipassana-meditasyon-kursu-10-gunluk.html</link><category>bilinçaltı</category><category>dhamma</category><category>engin için yazılar</category><category>farkındalık</category><category>felsefe</category><category>hayat</category><category>hindistandaki kurslar</category><category>meditasyon</category><category>sessizlik</category><category>vipassana</category><category>vipassana kursu</category><category>vipassana meditasyonu</category><category>vipassana nedir</category><category>yaşam</category><author>noreply@blogger.com (engin)</author><pubDate>Tue, 7 Jul 2009 21:44:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7821579969470640006.post-7199827488697391109</guid><description>vipassana kursunun türkiye&amp;nbsp;sitesi olan &lt;a href="http://www.tr.dhamma.org/"&gt;www.tr.dhamma.org&lt;/a&gt; un vipasana nedir sorusuna verdiği cevap şu,&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;
olanı olduğu gibi görmek anlamına gelen vipassana, hindistan’ın en eski meditasyon tekniklerinden biridir. vipassana, evrensel hastalıklara evrensel bir çare, bir başka deyişle bir yaşama sanatı olarak 2500 yıldan daha uzun bir süre önce hindistan'da öğretilmiştir.&lt;/blockquote&gt;
&lt;br /&gt;
vipasana sadece bir meditasyon tekniği. Bir din değil, rahatlama, gevşeme için yapılan birşey veya entelektüel sohbetlerin yapıldığı kurs da değil. vipassana bir meditasyon tekniği, hayat felsefesi, yaşama sanatı diye adlandırılabilir. &amp;nbsp;kurs süresince bir bakıma vücudunuzla felsefe yapmayı öğreniyorsunuz. bu yüzden öğrettikleri okuyup kenara kaldırdığınız kitaplara benzemiyor, çünkü yaşadığınız her an bunları deneyimliyorsunuz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
kurs kuralları, ve kursla ilgili ayrıntılı bilgi kendi internet sitesinde mevcut&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.tr.dhamma.org/code_.htm"&gt;www.tr.dhamma.org&lt;/a&gt; ben kişisel deneyimlerimi paylaşacağım&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-YJllrz2fWkw/T6TiuFz-1aI/AAAAAAAAJTk/othLYA3a58I/s1600/buddha.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="306" src="http://3.bp.blogspot.com/-YJllrz2fWkw/T6TiuFz-1aI/AAAAAAAAJTk/othLYA3a58I/s320/buddha.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
vipassana hindistanda bolca bulunan meditasyon tekniklerinden yalnızca biri, ama o kadar basit, o kadar yalın bir teknik ki 2500 yıldan uzun bir süre boyunca öğretmenden öğrenciye sadeliğini koruyarak geçip bugüne kadar gelebilmiş. öğrenmesi ve yapması çok kolay birkaç kurala dayanıyor. hatta kimi zaman öğretmene size çok farklı gelen bir sürü soru sorup her seferinde aynı cevabı alabililiyorsunuz. herşey çok basit birkaç temel şey çevresinde dönüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
kurs boyunca anlıyorsunuz ki siz aslında beyninizi eğitiyorsunuz, beyin çok büyük bir güce sahip fakat biz onu istediğimiz şekilde kontrol edemiyoruz, örneğin musluğu açın ve sadece akan suyu izleyin. 3 veya 4 saniye veriyorum sadece suyu düşünerek, inceleyerek izlemeniz için, hemen aklınıza keşke şunu şöyle yapsaydım, bir dahakine bunu böyle yapmalıyım, eğer şu şöyle olursa ne güzel olur... gibi geçmiş ve gelecek ile ilgili birsürü şey gelecektir. uzun bir süre sadece suyun akışını gözlemlemek çoğu kişi için neredeyse imkansız olacak, 3, 4 saniye gözlemleyip belki 5, 10 dakika düşüncelere dalacaksınız. yani beyninizi aslında çok küçük zaman dilimleri için kullanabiliyoruz geriye kalan zamanlarda beynimiz ne istiyorsa onu yapıyoruz. başka bir örnek şu an muhtemelen biryerde oturuyorsunuz ve vücudunuzun birçok kısmı biryerlerle temas halinde fakat siz birkaç saniye öncesine kadar bunun farkında değildiniz. yani beyniniz çok kaba duyumları gözlemleyebiliyor, hiçte hassan değil, hiç birşeyin tam olarak farkında değilsiniz. beyniniz çok az şeyi ve siz şimdide yaşadığınız halde sürekli geçmiş ve gelecek hakkında düşünüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sizde bunun farkında olabilirsiniz ama herşeyin farkında olmaya çalışıp veya olumlu düşünmek isteyip hep olumlu düşünemiyorsunuz, kendinize söylediğiniz şeyler hep akıl düzeyinde kalıyor, bilinçaltınıza söz geçiremiyorsunuz. vipassana'nın yaptığı tam olarak bilinçaltınıza söz geçirmek, beyni ehlileştirmek,&lt;em&gt; insan o kadar canlıyı ehlileştirmeye çalışmış ama kendi beynini hiç ehlileştirmeye çalışmamış&lt;/em&gt;. vipassana da bunu yapıyorsunuz, beyninizden en fazla verimi almak için onu ehlileştiriyorsunuz ve olaylar gelişiyor, siz farkında olmaya başladıkça daha çok şey öğreniyorsunuz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bu 10 günün size kattığını hayatınızın 10 yılı size katmayabilir bu yüzden herkesin kesinlikle yapması gereken birşey. ister memnun kalın ister kalmayın hayatınız bu 10 günden önce ve sonra olarak ikiye ayrılacaktır.</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="http://3.bp.blogspot.com/-YJllrz2fWkw/T6TiuFz-1aI/AAAAAAAAJTk/othLYA3a58I/s72-c/buddha.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">5</thr:total></item><item><title>Diş teli diyeti</title><link>http://www.yazilan.org/2008/10/dis-teli-diyeti.html</link><category>abone için yazılar</category><category>diet</category><category>diyet</category><category>diş</category><category>diş hekimi</category><category>diş teli</category><category>dişçi</category><category>doktor</category><category>google için yazılar</category><category>güzellik</category><category>obezite</category><category>ortodonti</category><category>sağlık</category><category>şeffaf diş teli</category><author>noreply@blogger.com (engin)</author><pubDate>Mon, 6 Oct 2008 21:10:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7821579969470640006.post-7921855960036963974</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;strong&gt;Yardımlaşmak ve fikir alışverişi için facebook'daki diş teli grubuna katılabilirsiniz. &lt;a href="http://www.facebook.com/home.php?sk=group_168272936558010&amp;amp;ap=1" target="_blank"&gt;facebook&amp;nbsp;diş teli grubu&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-wWKWNYpYl9I/T6TtmePZi4I/AAAAAAAAJU8/qNzxUk8xXXk/s1600/tom.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-wWKWNYpYl9I/T6TtmePZi4I/AAAAAAAAJU8/qNzxUk8xXXk/s1600/tom.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Diş teli kullanan ama kilolu olan birini görmek mümkün mü? Ben görmedim, göreni de duymadım. Çünkü diş teli iştahı kesmede çok etkili. Kullanıldığında, birkaç hafta yemek yerken dişler öyle ağrıyor ki, anında insan önündeki tabağın sonunu getiremez hale geliyor, yemeği ağızda bir o tarafa bi bu tarafa çevirip duruyor. İlerde ağrılar geçse bile fazla yememeye alışılıyor ve sürekli diş fırçalamak gerektiğinden abur cubur tüketimi sıfıra iniyor. Tabi bunların sonucunda ister istemez fazla kilolar atılıyor :)&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Diş teli çirkin duruyor kimseye yakışmıyor diyenlere ise bir çift lafım var, taşımasını bilene yakışıyor. utanmayın alışmaya bakın (Mesela Tom Cruise)&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Diş telleri, diş bozukluklarında harikalar yaratıyor. Ayrık, çarpık, yamuk her türlü asi dişi yerine oturtarak daha güzel bir gülüşe sahip olmayı sağlıyor. Ama bunların yanında öyle bir etkisi varki k i, sırf bu nedenle diş teli kullanan kişiler olabilir.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
İşte diş teli diyetinin temelini bunlar oluşturuyor, ayrıca kola vb asitli içecekler yasak olduğundan sıradan bir diyetten daha fazla yararı var. Çocuklara zorla diş teli takılmasının yanında değilim, küçücük çocuk anlamaz ilerde dişlerinin nasıl güzel görüneceğini bu yüzden eğer büyük problem yoksa bırakın büyüyünce kendi karar versin. Zaten sivilcelerle hiçde güzel durmuyorlar. Ama aşırı kilolu bir çocuğunuz varsa, gerekli bile değilse diş teli taktırın, yemediği yiyecekler, abur cuburlar zaten diş teli fiyatını karşılayacaktır :) Hem de fazla kilolarından kurtulmuş sağlıklı bir çocuğunuz olacaktır.&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
İşte diş teli diyeti: fazla kilolardan çabucak kurtulunur, manyak bir diş fırçalama alışkanlığı edinilir, sağlıksız beslenme alışkanlığı biter ve çok daha güzel bir gülüşe sahip olursunuz :). Ayrıca diş telini fetişi diye bişeyde varmış.&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="http://4.bp.blogspot.com/-wWKWNYpYl9I/T6TtmePZi4I/AAAAAAAAJU8/qNzxUk8xXXk/s72-c/tom.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">477</thr:total></item><item><title>damacana sular neden 19 litredir?</title><link>http://www.yazilan.org/2008/08/damacana-sular-neden-19-litredir.html</link><category>19 litre</category><category>5 galon</category><category>damacana</category><category>damacana su</category><category>galon</category><category>google için yazılar</category><category>kültür</category><category>litre</category><category>pompa</category><category>testi</category><author>noreply@blogger.com (engin)</author><pubDate>Fri, 15 Aug 2008 03:40:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7821579969470640006.post-5449737369427156138</guid><description>Çeşme sularını içemiyoruz artık! Öyle klor kokuyorki bazen İstanbulda elimi yüzümü bile yıkamak istemiyorum. Bu nedenle çoğu kişi damacana su alıyor evine, işyerine. İşte bu vesileyle tanıştık damacanayla.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-ePeZrypOd70/T6TtatLG7AI/AAAAAAAAJU0/FBqYRZbYMCg/s1600/damacana.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-ePeZrypOd70/T6TtatLG7AI/AAAAAAAAJU0/FBqYRZbYMCg/s1600/damacana.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Damacana kelimesinin kökeni hakkında kutsal bilgi kaynağında bir yazı : &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=9472583"&gt;#damacana/12&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;
Damacana pompasının hikayesi : &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=9472518"&gt;#damacana/11&lt;/a&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;br /&gt;
Her şey iyi güzel de bu damacanalar neden 19litre? 20 değil, 15 değil. 19 çok ilginç bi rakam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bunun sebebi kullandığımız damacanaların sıvıların hacmini litre ile ölçen kişilerce değilde &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=galon"&gt;galon&lt;/a&gt; diye tabir edilen &lt;strong&gt;3.79 litre&lt;/strong&gt;ye denk gelen&amp;nbsp;&lt;strong&gt;ölçü birimini&lt;/strong&gt; kullanan Amerikalılar tarafından yapılmış olması. Bizim damacanalar &lt;strong&gt;5 galon&lt;/strong&gt; olarak satışa çıksaydı belki alışırdık belki de içine ne koymuşlar diye kimse almazdı. Yani &lt;strong&gt;3.79*5 yaklaşık olarak 19litre&lt;/strong&gt; bizim damacanalarda o nedenle 19 litre.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her yeni damacanada galon hesabını hatırlayalım lütfen!</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="http://2.bp.blogspot.com/-ePeZrypOd70/T6TtatLG7AI/AAAAAAAAJU0/FBqYRZbYMCg/s72-c/damacana.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">22</thr:total></item><item><title>iki sayı arasındaki asal sayılar</title><link>http://www.yazilan.org/2008/08/iki-say-arasndaki-asal-saylar.html</link><category>algoritma</category><category>asal sayı</category><category>insanlık için yazılar</category><category>kod</category><category>programlama</category><category>visual basic</category><author>noreply@blogger.com (engin)</author><pubDate>Wed, 6 Aug 2008 15:46:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7821579969470640006.post-6692229682579342730</guid><description>bu da çok eskiden yazdığım bir kod, o zamanlar visual basic kullanmışım ondan sonra bir daha visual basic kullandığımı sanmıyorum :). kodlar çok saçma veya gereksiz olabilir ama hatıra olsun diye üzerinde hiç bir değişiklik yapmadan yayınlayacağım.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;programın yaptığı, yazdığınız iki sayı arasındaki asal sayıları bulmak. çalışmasını denemek için 2 Listbox, 2 Textbox, 1 Command Box eklemelisiniz.&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;code&gt;Dim a, b, i, c As Long&lt;br/&gt;Private Sub Command1_Click()&lt;br/&gt;List1.Clear               'list1 i temizliyelim ki 2. kez araninca üst üste binmesin'&lt;br/&gt;k = Val(Text1.Text) - 1   'k yi ilk sayidan bir eksige ayarliyoruz cunku sonra ekliycez'&lt;br/&gt;l = Val(Text2.Text) - 1   '2. sayiyi dahil etmemek icin ondan da 1 cikariyoruz'&lt;br/&gt;1:                          'eger sayi asal degilse burdan baslasin'&lt;br/&gt;k = k + 1                 'iste k ye 1 ekliyoruz "soz verdigimiz gibi"'&lt;br/&gt;For a = k To l            'k ile l arasindaki sayilar'&lt;br/&gt;c = a  2 + 1           'iste program fazla yorulmasin diye yarisina kadar aratiyorz'&lt;br/&gt;For i = 2 To c          'yarisina kadar aratmamin sebebi yarisindan büyük'&lt;br/&gt;'bir sayiya zaten bölünemiyecegi'&lt;br/&gt;b = a Mod (i)         'daha basit bir kod olsun diye modu kullandim'&lt;br/&gt;If b = 0 Then GoTo 1  'eger sayimiz asal degilse yeni sayi denemek icin basa dönsün'&lt;br/&gt;Next i                  '...'&lt;br/&gt;List1.AddItem (a)       'eger sayi for döngüsünden kurtuldu ise asal demektir ve'&lt;br/&gt;'list e eklenmeye hak kazanmıstir'&lt;br/&gt;Next a                    '...'&lt;br/&gt;End Sub                     'sizce analamsiz kodlar olabilir ama bu benim ilk projem'&lt;br/&gt;'ve sanirim ÖSS sinavina hazirlanmamdan dolayi 2. si'&lt;br/&gt;'uzun bir zaman sonra olacak'&lt;/code&gt;&lt;/blockquote&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>delphi ile heceleme programı</title><link>http://www.yazilan.org/2008/08/delphi-ile-heceleme-program.html</link><category>algoritma</category><category>delphi</category><category>heceleme</category><category>insanlık için yazılar</category><category>kod</category><category>program</category><category>türkçe</category><author>noreply@blogger.com (engin)</author><pubDate>Tue, 5 Aug 2008 04:50:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7821579969470640006.post-2864285203201432982</guid><description>çok önceden delphi ile yaptığım bir heceleme algoritması. uzun zaman sonra görünce, buraya da yazmak istedim. programın algoritmasını yazarken nasıl hecelediğimizi keşfetmiştim. o nedenle severim bu algoritmayı. &lt;em&gt;ayrıca bu ve benzeri kodları yayınlarken kodları renklendirebileceğim bi wp plugini bilen var mı?&lt;/em&gt;&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;code&gt;unit Unit1;&lt;br/&gt;interface&lt;br/&gt;uses&lt;br/&gt;Windows, Messages, SysUtils, Variants, Classes, Graphics, Controls, Forms,&lt;br/&gt;Dialogs, StdCtrls, ALScrollingText;&lt;/code&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;code&gt;type&lt;br/&gt;TForm1 = class(TForm)&lt;br/&gt;Memo1: TMemo;&lt;br/&gt;Memo2: TMemo;&lt;br/&gt;Button1: TButton;&lt;br/&gt;procedure Button1Click(Sender: TObject);&lt;br/&gt;private&lt;br/&gt;function sesli(harf:string):boolean;&lt;br/&gt;public&lt;br/&gt;{ Public declarations }&lt;br/&gt;end;&lt;/code&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;code&gt;var&lt;br/&gt;Form1: TForm1;&lt;/code&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;code&gt;implementation&lt;br/&gt;{$R *.dfm}&lt;/code&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;code&gt;function tform1.sesli(harf:string):boolean;&lt;br/&gt;begin&lt;br/&gt;result:=false;&lt;br/&gt;if harf='a'then  result:=true;&lt;br/&gt;if harf='e'then  result:=true;&lt;br/&gt;if harf='ı'then  result:=true;&lt;br/&gt;if harf='i'then  result:=true;&lt;br/&gt;if harf='o'then  result:=true;&lt;br/&gt;if harf='ö'then  result:=true;&lt;br/&gt;if harf='u'then  result:=true;&lt;br/&gt;if harf='ü'then  result:=true;&lt;br/&gt;if harf='A'then  result:=true;&lt;br/&gt;if harf='E'then  result:=true;&lt;br/&gt;if harf='I'then  result:=true;&lt;br/&gt;if harf='İ'then  result:=true;&lt;br/&gt;if harf='O'then  result:=true;&lt;br/&gt;if harf='Ö'then  result:=true;&lt;br/&gt;if harf='U'then  result:=true;&lt;br/&gt;if harf='Ü'then  result:=true;&lt;br/&gt;end;&lt;br/&gt;&lt;/code&gt;&lt;code&gt;&lt;br/&gt;procedure TForm1.Button1Click(Sender: TObject);&lt;br/&gt;var&lt;br/&gt;i:integer;&lt;br/&gt;begin&lt;br/&gt;Memo2.Text := EmptyStr;&lt;br/&gt;for i := 1  to length(Memo1.Text) do&lt;br/&gt;begin&lt;br/&gt;if&lt;br/&gt;not     sesli(copy(Memo1.Text,i,1))&lt;br/&gt;and     sesli(copy(Memo1.Text,i+1,1))&lt;br/&gt;and not (copy(Memo1.Text,i,1)=' ')&lt;br/&gt;and not (copy(Memo1.Text,i-1,1)=' ')&lt;br/&gt;and not (copy(Memo1.Text,i+1,1)=' ')&lt;br/&gt;then&lt;br/&gt;begin&lt;br/&gt;Memo2.text := Memo2.text+'-';&lt;br/&gt;end;&lt;br/&gt;if      sesli(copy(memo1.Text,i,1))&lt;br/&gt;and sesli(copy(memo1.Text,i-1,1))&lt;br/&gt;then&lt;br/&gt;begin&lt;br/&gt;Memo2.text := Memo2.text+'-';&lt;br/&gt;end;&lt;br/&gt;Memo2.Text := Memo2.Text + copy(Memo1.Text,i,1);&lt;br/&gt;end;&lt;br/&gt;&lt;/code&gt;&lt;code&gt;&lt;br/&gt;if copy(Memo2.Text,1,1) = '-' then&lt;br/&gt;begin&lt;br/&gt;Memo2.Text := copy(Memo2.Text,2,length(Memo2.text)-1);&lt;br/&gt;end;&lt;br/&gt;end;&lt;br/&gt;end.&lt;/code&gt;&lt;/blockquote&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><title>Düşün!</title><link>http://www.yazilan.org/2008/04/dusun.html</link><category>ameliyat</category><category>asd</category><category>atriyal septal defect</category><category>engin için yazılar</category><category>felsefe</category><category>freud</category><category>kalp hastalığı</category><category>macera</category><category>mutluluk</category><category>nietzsche</category><category>psikoloji</category><category>richard dawkins</category><category>sevgi</category><category>yaşam</category><author>noreply@blogger.com (engin)</author><pubDate>Sat, 26 Apr 2008 19:41:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7821579969470640006.post-8618314384600744708</guid><description>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bir gün göğsünde duyduğun ara sıra gelen keskin sancılar, babanın gözünün önünde oluverir. Baban heyecanlanır, bir iki saniyelik kıvranman belki ona bir yıl gibi gelmiştir. Oysa sen panikatak hastalığının böyle belirtileri olduğunu duyduğundan panikatak olduğunu sanırsın. “Akşam işten sonra doktora uğrayalım tanıdığım bir kalp doktoru var” der. Sen ise panikatak olduğundan  o kadar eminsindir ki gitmek istemezsin ama bir anda üzerinde yoğunlaşan ilgiden –bilinçli veya bilinçsiz olarak– mutlusundur.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Derslerin kötüye gitmektedir, arkadaşlarınla aran kötüdür, hayatla aran kötüdür. Oruç Aruoba okumuşsundur “yaşadıklarımız öldürdüklerimizdir (de ki işte)” diyen bir yazardan etkilenmesi nasıl olur insanın? Yaşama sevinciyle dolamazsın! Zaten hayatın boyunca insanlar seni övse de, seni “büyük” bir insan olarak görseler de aslında sen o “küçük insanların” yapabildiklerini yapamadığını düşünürsün. Başarılar görünmez gözüne küçük mutluların yanında.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Aslında dibe vurduğun zamandasındır ve öyle olduğunu da bilirsin ama yüzündeki aptal gülümseme raflardaki mısır cipsleri paketleri gibi mükemmel olduğun hissini vermeye çalışır insanlara. Zaten insanlar senden mükemmel olmanı beklemiyorlar mı? Kendine istediklerini veremediğinde insanlara verirsin. Ya mutlu olursun ya da mutlu görünürsün.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Abartıp, her an nasıl mutlu olabileceklerini onlara göstermeye kalkarsın. Her an her şeyi yapabileceğini göstermeye kalkarsın ama özgürlük istediğini yapmak değil, istemediğini yapmamaktır.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Doktorun yanına gidersiniz akşamüzeri iş dönüşünde “kas ağrısı” cevabı su serper baba yüreğine, sen biliyordun zaten. En fazla bir dakika süren bu mutluluk doktorun “para alacağız bari biraz ilgilenelim” şimşekleri ile sona erer. “Çok merak ediyorsanız bir dinleyeyim.”&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Doktor "Üstünü çıkar. Öksür. Kalk. Eğil. Kalk. Eğil. Öksür. Sen daha önce hiç doktora gitmedin mi? (Ne oldu? Eğil dedin eğildik kalk dedin kalktık diye düşünürsün) Bib bib bib bib biib bibib. Hımmm. Kalbinde delik var!" der.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;O aptal gülümseme bütün yüzünü sarar ama kimi kandırıyorsun o pis mısır cipsi paketini açtılar? Ama o ağrıların onla bir ilgisi yok onlar gerçekten kas ağrısı (neye yararsa bu saatten sonra).&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Sıkıcı konuşmalar, babanın amatör futbolcular gibi itirazı sonrası eve dönersin. Otobüste oturacak yer olsa belki yaslanırdın bir yere. Hiç beklemediğin gözyaşları soğuk günde daha sıcak akıyor, baban sana bakıyor.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Sonuçların kesinliği belli değil henüz, bir daha gidilecek. Anneye söyleme, kimseye söyleme. İlk kontrollerden sonra tahmin ettikleri gibi. Ama eko çekmeli yirmi dört Nisanda. Sonuç aynı. Sabah yüzde doksan dokuz kesinlikle öğrendikten sonra akşamki sınava nasıl girer insan, yanındakilerin farkına mı varır, yoksa hiç dikkat etmediği bahara mı? Bir kuş gördüm sanki! “Ne oldu sana?” Aptal gülümseme işe yaramıyor artık, insanlar anlıyor. Paket açıldı. Bu kadar sık ameliyat günü konuşulmasaydı unutacaktın belki. Çünkü insan sevince unutuyor.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Çok düşündüğünü sanırsın kafanda karmaşıklık olduğu zamanlar. Oysa düşünmez, düşersin. İşte karmaşıklığın nedeni! (Dibe mi vurmuştun?) Nefes darlıklarını gördün bide, hangisi daha kötü? Hem ikisi de sebepsizken.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;İnsanları daha kolay incitirsin, ama bir şeye uzaktan bakarak nasıl bir şey olduğunu nasıl anlayabilirsin ki? Dürterek insanların neye benzediğini anlarsın. İnsanların verdiği tepkileri merak edersin çünkü insan verdiği tepkilerdir, çünkü insan tepkidir.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;“Her türlü seslenirsin,&lt;br/&gt;bazen bir çocuk,&lt;br/&gt;bazen bir âlim gibi.&lt;br/&gt;Çünkü insan verdiği tepkilerdir,&lt;br/&gt;çünkü insan tepkidir.”&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Herkes nereye kayboldu? Yok oldular işte, incitince kaçtılar. Onlar mı suçlu sen mi? Sebepsiz yere dürten sensin. Kimleri dürttün git özür dile. Birileri seninle konuşmak istemiyor, ona ne yaptın acaba salak kafan. Keşke Özür dilemek düzeltseydi bir şeyleri. Yazmalı, Nietzsche okumak gereksiz diyor çünkü. O güzel beynini düşünmek yerine okumaya neden yorasın.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Müzik zevkin değişiyor, hiç bu kadar klasik müzik dinlememiştin. Flâmenko harika! Henüz Doors dinlemiyorsun, galiba dinlemeliymişsin. Müzik çok önemli, bir aslanı bile sakinleştirebilir. Biraz da yağ etkisi var, yumuşatıyor düşüşü. Yağ insan için zararlı olsa da makineler için çok yararlı.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Nietzsche okumayı ne kadar ertelesen de, bazen zamanın kalmadığını düşündükçe yapabileceğin çılgınlıklardan biri oluyor (herhalde seksen sayfalık kitabı bir ayda okuyarak çılgınlık yapıyorsun) yaptığın çılgınlıklar insanları kullanmaya kalkmak olmasaydı kişisel gelişimine katkı sağlardı belki. Şimdi dipte misin? Nefes darlığı başlar kalp sancıları yanında.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Ne zaman dibe vuracağını bilmiyor insan. Herkesi kaybettikten sonra sen sakinleşirsin. Dürtecek kimse yok zaten veya kaçanlar büyük balıktı senin için. Sakin misin aslında yoksa oyuncaksız mı? Bu insanlar hep boş anını kolluyor sanırım, çoğu hayvanda da var bu, galiba ortak atalarımızdan gelen kalıtımsal bir özellik. Avcıya yarayan ama av için ölümcül bir gen. Birikimli seçilim (Kör Saatçi-Richard Dawkins) -okursun.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;İnsanların eleştirileri peş peşe gelince nasıl kaldırır ki insan? Senim yaptıklarımı her biri tek başına kaldıramadı, hepsinin yaptıklarını sen nasıl kaldırasın. Ağlarsın sende. Oyun olsa hemen bitirirdin oyunu oyundaki karakterleri düşünmeden, ama başkarakter sen olunca senin oynadığın bu oyunu kapatmak zor geliyor.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Fakat ne farkı vardı sonbaharda, ilkbaharda açan çiçeklerin,&lt;br/&gt;Oyun bittikten sonra oynanan oyunun,&lt;br/&gt;Öldükten sonra yaşamanın?&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;İnsan öldükten sonra arkasında kendi için üzülecek bir varlık bırakmıyor.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Zaman ilerliyor sen okuyorsun, Nietzsche okuyorsun, Freud okuyorsun, Ömer Hayyam okuyorsun, Oruç Aruoba okuyorsun. En azından yüzündeki aptal gülümseme gitmiş oluyor. Duygular daha belirgin oluyor yüzünde, insanların görmek istediklerini değil kendi duygularını gösteriyorsun. Okul mu bitiyor yoksa sen mi bitiyorsun pek belirgin değil ama artık evdesin. Seni başından atamayacak insanların yanında. Diyorsun ki boşlukta yükselmek için önce dibe varmam gerek.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Dibe vurup şimdi çok iyi olduğunu, istediğin şeyleri istediğin zaman yapabileceğini düşünüyorsun. Salak gibi görünmek seni ilgilendirmiyor eğleniyorsun ama sanki insanlara suç atıyorsun “sizden öğrendim ben ne öğrendiysem, siz neden bu kadar sıkıcısınız? Eğlenmeyi bilseydiniz bende eğlenirdim hayat boyu, mutsuz yaşamazdım hepsi sizin suçunuz" diyorsun.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Kendini değiştirebilecekken dünyayı değiştirmeye kalkıyorsun, tam bir komünist yaklaşımı. Komünist birine İstanbul’un trafik sorununa çözüm bulun deseniz her yeri yıkıp tekrar yapalım der. Yollar geniş olacak, park alanları olacak, büyük meydanlarda insanlar rahatlıkla gezebilecekler, ulaşım büyük çoğunlukla toplu taşıma ile bunun çoğunluğu da metro ile olacak…&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Şebnem Ferah dinliyorum. Paco de Lucia dinliyorum&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bu saçları kesmeli hastanede nasıl yıkanacaklar. Üç numara iyidir. Hastaneye yatmak insanı deli ediyor hapishaneden farkı yok. Bir seksensin ve yetmiş dört buçuk kilosun günlerden Salı on yedi Temmuz.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Üfle. Bir daha. Kolunu uzat. Bakma buraya (Kanın rengi ne kadar koyu görünüyor). Bu bardağa işe getir. Baba sen git Cumartesi ye kadar sekiz kişi bul A Rh(+).&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Ne oldu şimdi.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Yemekler geliyor saat altıda, on ikide ve akşam altıda. Odanı biriyle paylaşıyorsun. Tek hareketlilik sabah doktorların gezmesi ve öncesinde hemşirelerin tansiyon ölçümleri. Konuşacak kimse yok herkes hasta, herkes yatıyor. Sağlıklı insan ne arar hastanede. Hemşireler olsa da pek bir meşguller. Cumartesi olur! Ama nasıl olur, sanki yıllar geçer.günde iki dilim tuzsuz ekmek ve tuzsuz, kötü yemeklerle.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bir şeyler eksik gibidir bu arada!&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Sekiz kişi tamam. Bir seksensin, yetmiş bir buçuk kilosun. Dört günde Üç kilo hazırdan yemişsin. Pijamalar çok yakışmış.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Pazartesi ameliyat olacaksın. Berber gelip geç içeri banyoya der. Geçersin. Pijamaları çıkar donun kalsın. Bu makine seni ter temiz yaptı hiç bu kadar kılsız olmuş muydun? Büyük bir ayna var komik görünüyorsun. Tek belirgin kıl demeti saçın ve kaşların.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Pazar günü öğleden sonra bir şey yeme. verdikleri ilaç içini dışına çıkarır. Müshil sürüm iki.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bir şeyler eksik hastaneye yattığından beri. Artık kalp ağrısı yok, artık nefes darlığı yok. Nasıl geçti bu kadar hızlı. Psikolojikmiş! Freud büyük adam.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Pazartesi oluyor yirmi dört Temmuz. Bir gün öncesinde seçim varmış. Çok umurundaydı sanki.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Al bunları. Üzerindeki her şeyi çıkar bunları giy. Tekerlekli sandalyeye biniyorsun. Yaşlı teyzelerin aman ne olur ne olmaz namaz kıl, dua et bıdı bıdılarına hiç aldırmamışsın umrunda da değil.  Tam bir yeşil yoldan geçiyorsun ameliyathanelere giderken. Gittikçe soğuyor. İçeri ilk girensin. İçerde bir neşe var salak gülüşün geri geldi birden. Gülüyorsun sende. İyice soğuk.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Buraya otur. Buraya yat, bunu buraya, şunu şuraya, onu da oraya. Ne kadar çok serum bunlar. Öyle bir sarıyorlar ki kefen gibi elin kolun hep saklı bir yerlere. Bir doğduğunda birde öldüğünde insanı böyle sararlar ancak.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bir maske, nefes al-ver. Saymaya başla. Bir, iki, üç, dört…&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;İlk bir şeyler hissettiğin yer çok karanlık. Rüya yoktu. “Boğazım ağrıyor, bakın hey boğazım ağrıyor. Bakın.” Ne yazık yoğun bakımdaki hemşireler düşünce okuyamıyorlar. Gözlerini açabilsen, ellerini oynatabilsen işaret dilinden anlayıp anlamadıklarını da kontrol ederdin ama yapamıyorsun. Bir parmağın oynuyor, elin de birazcık, ama gözlerin açılmıyor. İşaret ediyorsun ama sana bakan yok galiba. Sesler belirginleşince biri hasta neden böyle yapıyor diyor. Seni fark ediyor çünkü artık boğazının ağrısından tekmelemeye başlıyorsun. O kadar sık değil bu, çünkü uzun bir güç toplama zamanı gerektiriyor tekmelemek. Ana rahmindeymişsin gibi.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Gözlerin açılıyor, biri sana bakıyor ağzındaki hortumu işaret ediyorsun. Konuşamıyorsun ama işaret dilinden iyi anlıyorlar. “Olmaz daha vakti var”. Hafif uykuya dalıyorsun uyanıyorsun hortumu işaret ediyorsun. Zamanı var ne yazık. O acı seni mahvediyor. Hortum sanki çok derinlere kadar inmiş gibi. Kusuyorsun!!! gırtlağından aşağı hortum inerken kusabiliyorsun. Yan yatırıyorlar ağzını temizliyorlar. Yoğun bakımda insanın yapması gereken pek bir şey yok yalnızca yaşa. Çok yaşa.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Nefes alırken kendinin almadığını makinenin sana nefes aldırdığını fark ediyorsun kendin nefes almaya başladıkça iyice nefes alıyorsun makinedeki sayılar normale dönüyor sanki çünkü hemşire seni gözlüyor. Hemşire sana bakıyor ve çıkarmak için doktorları çağırıyor. Israra mı dayanamadı? Gelen doktorlar hemşire ile birlikte çıkarıyorlar hortumu ama nefes alamıyorsun. Nefes alamıyorsun boğulmak gibi bir şey, kıvranıyorsun üç ya da beş saniye içinde maske takıyorlar çok rahatlıyorsun ama bir yıl daha geçti sanki. Hemşireye sonradan pişman olacağın bir öpücük gönderiyorsun maskenin üzerinden. Sorunlar bitti rahatım artık diyorsun ama bu seferde susuyorsun, su! Çok susuyorsun. Su istiyorsun vermiyorlar. Su istiyorsun vermiyorlar. Bir yudum su be! Vermiyorlar. Kadınlar sanırım daha hassas acıklı gözlerle veremem ne yapabilirim diyor. Sonra vücudun suya ihtiyacı olmadığını hemen sol arkanda beş litrelik sular kadar bir serum olduğunu görüyorsun. Bu su ihtiyacını da karşılıyormuş bir şey yapman gerekmiyor, yalnızca yaşa.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Hemşire elinde yarı bardak su ve pamuk ile geliyor anlamaya çalışırken pamuğu ıslatıp dudaklarını nemlendiriyor, bunu yapabilirim ancak senin için bakışı atıyor. Yetmiyor.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Su içmeye başlayınca artık rahat konuşuyorsun. İki saat geçmiş oluyor çünkü. “Bugün günlerden ne, saat kaç?” aynı günün gecesi uyanmışsın. Hemşireye göre şanslısın karşımdaki adam on üçüncü gününde.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;“Sigara içmiyordun dimi?”&lt;br/&gt;“Hiç içmedim”&lt;br/&gt;“Genelde uyanmak ciğerlerin performansıyla alakalı”&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Aferin sana. Zaman geçtikçe netleşiyor. Bir şeyler hatırlıyorsun. Seni yukarıdaki kameradan seyrediyorlar. Acaba kameraları kaç mega piksel. Bu kadar uzaktan beni net gösterebilir mi?&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Hemşirelerle konuşuyorum, bir şeyler yiyorum ama genellikle üç dört kaşığı geçmiyor. Ama yoğurt güzel. Sürekli kayıyorsun yatak mı eğik sen mi? Kayınca iki kişi koluna girip kaldırıyor geriye doğru.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Ayaklarınla destek al bize yardım et. Şimdi it kendini. Oldu.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Hiç tuvalete gitmiyorsun, zaten o verdikleri şurubun boşalttığı yer kolay dolmaz. Ama işiyorsun, nasıl oluyor pek hissedilmiyor ama yaparken farkındasın. Nereye yapıyorsun bilmiyorsun bir şey var orda ama halim yok. Zaman geçtikçe rahat hareket etmeye başlıyorsun. Tam karşında bir bebek var yanında ki ise on dördüncü gün oldu hala uyanamadı. Çevre incelemesi bittikten sonra kendini yokluyorsun. İman tahtan boylu boyuna kesilmiş büyük bir yara var ve tam altında göbek deliğinin üstünde kalınca bir hortum var içi kanlı, kollarında birer ikişer ince hortumlar, göğsünde bilgisayara bağlı kablolar. Boynunun yanında birkaç hortum bir yere bağlı ve nasıl çiş yaptığını anlıyorsun ince bir şey sokmuşlar içine, hasta bakıcının söylediğine göre yirmi santim var. Yanıma bir kız geliyor upuzun saçlı, ancak on dört yaşında o da çıplak aynı hortumlar onda da var. Onun işeme sistemi de seninle aynı sonra onun üstüde seninki gibi bir çarşafla örtülüyor.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Çarşamba günü seni çıkaracaklar biraz yürüttüler önceden, o kadar kabloyla komik oluyor ama gayet güzel. Çarşamba, kanlı Çarşamba oluyor her hortum çıkıyor yavaş yavaş, boynundakiler kalıyor sadece. Hemşire işeme hortumunu çıkartmaya geliyor ama hiç çaktırmadan. Sen ne ki o, ne olacak gibisinden birşeyler gevelerken birden elini atıyor ve çekiyor. Acıyor, gerçekten otuz santim belki daha fazla var. Karnımdaki kalın hortumu çıkartmak için biri geliyor. Dikişlerini söküyor neşterle, birden çekiyor. Önceki acımamıştı bu gerçekten acıdı diyorsun. Açığa çıkan deliği eliyle dikmeye başlıyor. Öncekiler acımamıştı bu daha çok acıdı. O adamı bir ayağa kalksan döveceksin ama gıkın çıkmıyor sesin kesiliyor.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Yoğun bakımdan tekerlekli sandalyede çıkıyorsun, artık çoğu yere tekerlekli sandalye ile gideceksin. Aslında zevkli. Odaya geliyorsun ameliyathaneye gittiğin kıyafetlerin eşi ile geliyorsun. Yine bir şey yok üzerinde. Bir şeyler giyiyorsun sonra yatıyorsun her yerin ağrıyor, ameliyat yerin hariç her yerin ağrıyor. Neşelisin ve çok garip bir şekilde geçmişi hatırlıyorsun, ağzına bir şarkı dolanmış ama söyleyemiyorsun. İyi hissediyorsun kendini rahatlıyorsun.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Meğer hastalar konuşuyorlarmış, ameliyat olmadan farkına varamıyorsun ama farklı bir frekansta konuşuyorlar. Bu sefer de sen ameliyat olmayanlarla konuşmuyorsun çünkü gücün yetmiyor. İlaçlar geliyor, ziyaretçiler geliyor, doktorlar geliyor, röntgenler çekiliyor, kansızsın kan bağlanıyor, halsizsin ilaç veriliyor, yemek yiyemiyor kusuyorsun, refakatçiye bu sefer izin var annen, bazen baban yardımcı oluyor sana tuvalet alafranga olsa yapamazdın, eğilemiyorsun. Konuşuyorlar sen konuşamıyorsun. Konuşuyorsun ama iki dakikada bir öksürüyorsun. Öksürüyorsun, üfle topu tepeye çıkart, olmuyor.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Öksürüyorsun ama iyidir balgam çıkaracaksın, röntgenler de hala ciğerlerin yarısı kapalı. Öksür ama o kalpli yastığını sıkıca tut. Sürekli röntgen, sürekli ilaç, azalan öksürük, olmayan iştah –yediklerini de kus.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;“Halsizleştin, yemek yiyemiyorsun çünkü kalbinin etrafında su toplaması olmuş. Bazı hastalarda olan bir reaksiyon, kalp zarının hassaslığı. Ameliyat yerinin alttan beş santimini açarak tekrar bir operasyon geçireceksin o suyu alacağız.” Doktor diyor.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Artık halsizlik hat safhada kaç kilo verdin bilmiyorsun ama kemiklerin eline geliyor. Zaten bugünlerde uyuyamıyorsun o kadar uykusuzsun ki gözlerin kapandığı her an hayaller görüyorsun. Odadan içeri girersin kafanı yatağa koyarsın birden baba gelir annen gider, hemşire koşar, doktorlar gelir herkes bir şeyler konuşur, çılgın bir karmaşa. Gözünü açarsın her şey olduğu yerde bir saniye öncesi gibi. Kaç gün böylesin bilemiyorsun, kaç gün oldu bi fikrin yok?&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Daha sonra hangi gün olduğunu hatırlayamadığın bir gün öğleden sonra ameliyata gideceksin. Tecrübelisin seni öğleden sonra alacaklar ama çok halsizsin çok kötü hissediyorsun hemen alıyorlar. Yatırıyorlar, cevap veriyorsun “boyum bir seksen, kilom en son yetmişti”. Tekrar gözünü yoğun bakımda açıyorsun her şey önceki gibi ama daha hızlı ve daha kolay oluyor hatta bu sefer işeme hortumu da yok ve karnında olan direni de çıkartmıyorlar, dikmiyorlar. Çok iyi hissediyorsun çıkıyorsun bir gün sonra yine aynı yere yatıyorsun odan hiç değişmiyor. Bu sefer her şey çok iyi ama akşama kadar, ateşin çıkıyor, galiba yoğun bakımda enfeksiyon kapmışsın. Son ameliyat olan yerde iğrenç bir iltihap.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Enfeksiyon yerinden örnek alınıp laboratuara gönderiliyor, sonuçlar gelince günde dört defa serum veriliyor. Her akşam düşmeyen ateş yüzünden iğneler yiyorsun, üzerinde artık sadece boxerınlasın. İğne yapılsın istemiyorsun artık oturup kalkamayacak kadar kalçaların ağrıyor. Buz istiyorsun, ateş düşürücü ile ateşin geçeceğine inanıyorsun, hemşire buz kalıplarını dolaptan çıkarıp kasıklarına koyuyor ama iğneden kurtulamıyorsun. Yemekler tuzsun, yemekler kötü. Gelip gidenlere refakatçi yemeğini yemelerini söylüyorsun ama hepsi tok!&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Artık ameliyat yerin ağrıyor diğer yerlerin daha az ağrıyor. Ama hala sırt üstü yattığından sırtın çok ağrıyor ve daha iki ay yan bile yatmak yok.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Artık gidici değil de kalıcı olduğunu anlayınca ve refakatçiler uykusuzluktan ayakta uyuyacak haldeyken tek kişilik oda tutmaya karar veriliyor senin için değişen ise uyanıkta olsan yanında sürekli biri uyuyor oluyor ve tuvalet hemen iki metre yakında ayrıca klimayı daha rahat açıp, daha rahat soğuktan titriyorsun. Bir ara karnındaki direni çıkartıyorlar ama çıkarılan yeri dikmiyorlar üzülsen mi sevinsen mi bilmiyorsun. Her akşam yarana yapılan pansumanlar sürüyor ama.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Serum. Düşün günde dört defa yirmi bir gün alıyorsun ve serumun bağlandığı yerdeki iğneyi üç günde bir değiştiriyorlar, artık ağustos bitmek üzere kolumda delinmemiş yer kalmıyor. Yalvarıyorsun doktora çıkmak için çünkü iltihap neredeyse kurudu, daha iyisin, ateşin her gün çıksa da daha erken geçiyor.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Ağustosun sonunda çıkıyorsun. İlk defa pantolon tişört giyiyorsun. İki hafta sonra kontrole gitmek üzere ayrılıyorsun. “Yavaş sür her yerim ağrıyor”&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Kolaysa eve gidince aynada kendini görüp de şaşırma. İncecik bacakların var, kılların yarım da olsa çıkmış tekrar. Her gün yürümelisin. Her gün yürüyorsun. Ailecek yürüyorsun akşamları. Evde yaptığın bir şey yok, bolca Discovery Channel seyrediyorsun. Brainiaclara, MythBuster’a, İnanılmaz kurtuluş serisine, Avatar’a, Avrupa Yakası tekrarlarına, Animal Planet’e ve senin için onca uğraşan insanlara çok minnettarsın. Aslında senin için verebildikleri şeyleri kendi bildikleri dâhilinde vermeye çalıştıklarını fark ediyorsun. Sen de daha iyiye gidiyorsun artık sadece ikinci katta dinlenerek dördüncü kata kadar çıkabiliyorsun.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Kontrollere gidiyorsun su toplaması tekrar olmuş ama akciğerin altında, yine soyup yoğun bakıma alıyorlar sırtından bir iğne ile yaklaşık bir buçuk litre su boşaltıyorlar. Biraz yattıktan sonra kalkıp yürüyerek çıkıyorsun yoğun bakımdan. Pek alışmamışlar yoğun bakımdan yürüyerek çıkmalara ama daha yeni girdim demiyorsun, gülüşüyorsunuz. Uzun bir süre yatıp kalkarken çok zorlanıyorsun içinde su ilerliyor sanki ve kalbinin içini yakıyor sanki. Ama zamanla her şey geçiyor. Ameliyattan 3 ay sonra yürümek, giyinmek, eğilmek, kalkmak, banyo yapmak çok kolay oluyor.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Nietzsche’den, Freud’dan, Dawkins’den, Hayyam ve Aruoba’dan ve bisürüsünden öğrendiklerini yerlerine oturtuyorsun, eskisinden iyi olduğunu yeni fark ediyorsun. Nerede olduğunu görüyorsun zihninde. Nerede olduğunu bilmek için en aşağıdan başlaman gerekiyormuş. Hızlı ilerliyorsun, ikinci kez yapmak gerçekten iyi bir öğrenme şekli. Olgun olmanın daha ağırbaşlı olmak, sıkıcı olmak, az konuşup az gülmek olmadığını olayların kötü etkilerinden daha az etkilenmek, daha az incinmek olduğunu görüyorsun.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Şimdi iyisin, sakin olmak gerektiğini. İnsanları olduğu gibi kabul etmeyi öğreniyorsun. Evrim hakkında bilgi edinmek, bir şeyler öğrenmek senin hayatını ne kadar değiştirdiğini, irili ufaklı birçok sorununu çözdüğünü fark ediyorsun, çünkü artık mucize beklemiyorsun, eskiden insanların mükemmel yaşamadığını biliyorsun. Her şeyi bir mantık içine oturtuyorsun. Seni doyuran şey doğru şeydir.&lt;/p&gt;&lt;br/&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;En ufak bir şey değişmeden öyle uzun zamanlar geçer ve öylesine kısa bir zamanda her şey değişir ki.&lt;/p&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">5</thr:total></item><item><title>online rubik küp çözücü</title><link>http://www.yazilan.org/2008/01/online-rubik-kup-cozucu.html</link><category>akıl küpü</category><category>dünya rekoru</category><category>google için yazılar</category><category>program</category><category>rubik küpü</category><category>rubik küpü nasıl çözülür</category><category>rübik küp</category><category>sabır küpü</category><category>zeka küpü</category><author>noreply@blogger.com (engin)</author><pubDate>Mon, 28 Jan 2008 15:39:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7821579969470640006.post-6765031636206499174</guid><description>&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Rubik küp'ü çözemeyenler için daha önce &lt;a href="http://www.yazilan.org/rubik-kup-sabir-kupu-nasil-cozulur/"&gt;bir program önermiştim&lt;/a&gt;. Fakat bilgisayarına program indirmek istemeyenler için birçok online versiyonu mevcut.&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-KWs4D4tzJ7I/T6Tvrdyy7PI/AAAAAAAAJVM/QGg7ESVQm3g/s1600/rubik-cube.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/-KWs4D4tzJ7I/T6Tvrdyy7PI/AAAAAAAAJVM/QGg7ESVQm3g/s200/rubik-cube.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.wrongway.org/cube/solve.html"&gt;Rubik's Cube Solver&lt;/a&gt;, küpün yüzeylerini iki boyutlu olarak girmeniz gerekiyor. Çözümünü açıklamalı olarak söylüyor (örneğin: 1. Rear Clockwise,  2. Right Up,  3. Bottom Left ....&amp;gt;&lt;/li&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.roobik.com/cgi-bin/rubix/rubix.cgi"&gt;Robs Rubix Repair&lt;/a&gt;, farklı renkte olabilecek küpler düşünülerek öncelikle küpünüzün hangi renklerdeolduğunu seçiyorsunuz ve yine iki boyutlu bir düzlemde küpünüzün üzerindeki renkleri giriyorsunuz fakat kullanım kolaylığı için  üç boyutlu görselleştirme mevcut. Çözümünü üç boyutlu olarak gösteriyor ve önceki yoöntemden daha hızlı sonuca ulaşıyor.&lt;/li&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.rubiks.com/cube_online.html"&gt;Rubiks Online&lt;/a&gt;, rubik küp çözmek için hem üç boyutlu olarak çözüme ulaşmanıza yardımcı oluyor, hem de elinizde küp olmadan online çözmenize oglanak sağlıyor. Kendi küpünüzü çözdürmek için üyelik gerektiriyor.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;Bu arada kendi küpümü artık çok rahat çözüyorum fakat bir dakikanın altına inmiş değilim. onun için çokça ezber yapmak gerekiyor yani bana göre değil :)&lt;/em&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="http://3.bp.blogspot.com/-KWs4D4tzJ7I/T6Tvrdyy7PI/AAAAAAAAJVM/QGg7ESVQm3g/s72-c/rubik-cube.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">10</thr:total></item><item><title>Darwin Ödülleri</title><link>http://www.yazilan.org/2008/01/darwin-odulleri.html</link><category>abone için yazılar</category><category>aptalca ölümler</category><category>charles darwin</category><category>darwin</category><category>darwin ödülleri</category><category>doğal seleksiyon</category><category>doğal seçilim</category><category>evrim</category><category>gelişim</category><category>google için yazılar</category><author>noreply@blogger.com (engin)</author><pubDate>Mon, 21 Jan 2008 18:12:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7821579969470640006.post-6909880961223041846</guid><description>&lt;img align="left" alt="Darwin Awards" border="0" height="155" src="http://www.darwinawards.com/i/square_logo.jpg" title="darwin ödülleri logosu" width="154" /&gt;&lt;br /&gt;
Charles Darwin'e gönderme yapılmasının nedeni konunun doğal seleksiyona dayanması. Yılda bir verilen ödül,&amp;nbsp;&lt;a href="http://darwinawards.com/" target="_blank"&gt;darwinawards.com&lt;/a&gt;'da aday gösterilen kişiler arasında yapılan oylama ile belirleniyor.&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Evrim iş başında&lt;/h3&gt;
&lt;br /&gt;
Bu ödül o kadar değerli ki insanlar bunun için hayatlarına son veriyor. Örneğin 1996 yılı ödülü sahibi Krystof Azninski en maço erkek olduğunu kanıtlamak için kendi kafasını kesmiş. İnanması belki zor ama arkadaşlarıyla içip, "biraz erkek oyunu oynarken" ilk önce birbirlerine donmuş turpla vurmaya başlamışlar fakat sonra içeri giren bir adam elektrikli testereyi kaptığı gibi ayağının ucunu kesmiş. Ödül sahibi Azninski'de testereyi kapıp "o zaman bunu izleyin" diye bağırarak kendi kafasını oracıkta kesmiş. "Komikti" demiş bir dostu ve eklemiş "gençken kız kardeşinin iç çamaşırlarını giyerdi ama bir erkek gibi öldü."&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Gen havuzumuza bir doz klor&lt;/h3&gt;
&lt;br /&gt;
Ödülleri hayatlarına kendi eylemleri ile son veren böylece gen havuzuna olumlu katkıda bulunan kişilere veriliyor. Ama ölen kişinin gen havuzumuzu temizlediği söylenmesi için tabii ki kendini sıra dışı aptal bir yolla öldürmesi gerekli. Hatta ölen kişilere bakınca bu yaşına kadar nasıl yaşamış, hayatta kalmış diyebileceğimiz kişiler oluyorlar. Aptalca ölen bu kişiler kendi hayatlarına son vererek genlerinin bir sonraki nesile aktarılmasını engelliyor, yani kısmen bir sonraki neslin daha sağlıklı aklı başında olma yolunda ilerlemesine yardımcı oluyorlar diyebiliriz. Amaç kötü genlerden arınmak olduğu için sadece kendini öldürenlere değil, kendini kısır bırakanlara da bu ödül veriliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
&lt;a href="http://www.darwinawards.com/i/charles_pencil.118.gif" imageanchor="1" style="clear: left; display: inline !important; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img align="middle" alt="Charles Darwin" border="0" height="160" src="http://www.darwinawards.com/i/charles_pencil.118.gif" title="Charles Darwin" width="118" /&gt;&lt;/a&gt;Hayatın ağacı kendi kendini buduyor&lt;/h3&gt;
&lt;br /&gt;
Charles Darwin Türlerin Kökeni'nde canlıların çevreye daha iyi uyum sağlamak için zamanla geliştiklerini söyler. Evrimin olması için üç şey gereklidir: Türün içerisindeki çeşitlilik, bu özelliklerin hayatta kalmak açısından bir öneminin olması ve bu özelliğin kalıtsal olması. Her canlı türü kendi içinde çeşitlilik gösterir, uzun-kısa, zeki-aptal, atletik-sıska vb. Türümüzün en seçici özelliği zekası olduğundan genellikle bu özelliği çok kötü olup, genlerini bir sonraki nesle aktarmayan insanlara bir teşekkür olarak veriliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hepimiz bu insanları türümüzü kötü genlerden ayıkladıkları için saygıyla anmalıyız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Ödüle aday gösterilmek için gerekli olan kurallar;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;1. kural&lt;/strong&gt; gen havuzundan kendini çıkarmak - ölü ya da temiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öncelikle katılan aday kendini gen havuzundan silmeli. Bunun için genellikle ölmek gerekiyor fakat kendini kısır bırakmakta sayılır. Böylece kazananın ödülünün keyfine varması için daha çok zamanı olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;2. kural&lt;/strong&gt; üstünlük&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu ödülü almak için hayati bir hata yapmak gerekli. Rus ruleti oynamak bu ödül için yetersiz ama kara mayını ile rus ruleti oynamak (1999 adaylarından biri) sizi ödüle götürebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;3. kural&lt;/strong&gt; kendi ölümüne neden olmak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;4. kural&lt;/strong&gt; yetişkinlik&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
16 yaşının altındaki kişiler darwin ödüllerini kazanamazlar ama yinede birkaçı ekstra çabaları nedeniyle ödül için aday gösterilmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;5. kural&lt;/strong&gt; olayın doğrulanması gerektiğidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Televizyon, gazete veya geçerli diğer kaynaklardan doğruluğu kanıtlanması gereklidir. Şehir efsaneleri sayılmaz.&lt;br /&gt;
&lt;h3&gt;
Önceki kazananlar&lt;/h3&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;ol&gt;&lt;br /&gt;
&lt;li&gt;'94 yılı birincisi Kola makinesinden bedava soda almaya çalışırken üzerine devirerek ölmüş. - &lt;a href="http://www.darwinawards.com/darwin/darwin1994.html" target="_blank"&gt;'94 yılı adayları&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;li&gt;'95 yılı ödülü sahibi arabasına jet motoru takarak, otoyol devriyelerinin uzun zaman bir uçak enkazı sanmasına sebep olacak büyüklükte bir kaza yapıp, geride sadece birkaç dişi kalmış bir hava çavuşudur.-&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.darwinawards.com/darwin/darwin1995.html" target="_blank"&gt;'95 yılı adayları&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;li&gt;'96 yılı ödülüne ise bir kız için birbirlerine erkeklik taslayan iki arkadaşın birinin ayağı kesmesinden sonra diğeri "o da birşey mi!" edasıyla eline bir testere alıp kafasını kesmesiyle sahip olmuştur.-&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.darwinawards.com/darwin/darwin1996.html" target="_blank"&gt;'96 yılı adayları&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;li&gt;'97 yılı ödülü uyuşturucu alarak kendi penisini kesen kişinin olmuş.-&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.darwinawards.com/darwin/darwin1997.html" target="_blank"&gt;'97 yılı adayları&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;li&gt;'98 yılında 25 yaşındaki adam evliliğinin en tartışmalı döneminde tepesi atmış ve 20 yaşındaki eşini 8 katın balkonundan aşağı atmış. Kadın elektrik tellerine takılmış ve vicdan azabı çekip eşini kurtarmak için peşinden atlamış fakat elektrik tellerini ıskalayarak yere çakılıp ölmüş, kadın ise daha sonra kurtulmuş.-&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.darwinawards.com/darwin/darwin1998.html" target="_blank"&gt;'98 yılı adayları&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;li&gt;'99 yılı ödülünü yaz saati uygulaması yüzünden kendi saati ile bombanın saati farklı olunca araçta ölen terörist almış-&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.darwinawards.com/darwin/darwin1999.html" target="_blank"&gt;'99 yılı adayları&lt;/a&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">5</thr:total></item><item><title>Rubik küp (sabır küpü) nasıl çözülür?</title><link>http://www.yazilan.org/2008/01/rubik-kup-sabr-kupu-nasl-cozulur.html</link><category>erno rubik</category><category>google için yazılar</category><category>rubik küp hilesi</category><category>rubik küp çözüm yöntemi</category><author>noreply@blogger.com (engin)</author><pubDate>Sat, 12 Jan 2008 14:22:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7821579969470640006.post-3488723424866289084</guid><description>Yıllardır bir köşede çözülmeyi bekleyen Rübik Küpünüz mü var? Çözmeye çalışırken delirmeye biraz daha yaklaştığınızı mı hissediyorsunuz? İnternette Saniyeler içinde çözen insanları görmek sizi rahatsız mı ediyor? &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=JqFFXs0RAnI"&gt;Video 1&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=NJz02Nh99Cs"&gt;Video 2&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=JCkI2qh1SF4"&gt;Video 3&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-WaBLRB_pxCw/T6Tucc0avVI/AAAAAAAAJVE/dTCbkvB2C8U/s1600/screenshot1.png" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-WaBLRB_pxCw/T6Tucc0avVI/AAAAAAAAJVE/dTCbkvB2C8U/s320/screenshot1.png" width="185" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
Çözmeyi öğrenmek için Şu Videoları izleyebilirsiniz &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=TSlpE-t7mYg&amp;amp;feature=related"&gt;1. aşama&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=Vdnjprv-kP0&amp;amp;feature=related"&gt;2. aşama&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=Tr5-LeJe77I&amp;amp;feature=related"&gt;3. aşama&lt;/a&gt; ama bunlarda size zor geliyor ve anlatımlardan da birşey anlamıyorsanız, bu çözümler benim küpüme uymuyor diyorsanız size bunun için bir program buldum.  Programa Rübik Küpünüzün renklerini giriyorsunuz size aşama aşama nasıl çözüleceğini gösteriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İndirme bağlantısı &lt;a href="http://home.kpn.nl/rubik/cube.zip"&gt;cube v1.42&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Programın yapım aşamalarını inceleyerek kendi başınıza çözmeyi de öğrenebilirsiniz. Kolay gelsin</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="http://2.bp.blogspot.com/-WaBLRB_pxCw/T6Tucc0avVI/AAAAAAAAJVE/dTCbkvB2C8U/s72-c/screenshot1.png" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">155</thr:total></item></channel></rss>