<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>www.Yedincialem.Com...Iyilikler Alemine Hoşgeldiniz</title>
	<atom:link href="http://www.yedincialem.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yedincialem.com</link>
	<description>Iyilikler Alemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 22 Mar 2013 19:33:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.5.1</generator>
		<item>
		<title>Mirac Mucizesi</title>
		<link>http://www.yedincialem.com/mirac-mucizesi.html</link>
		<comments>http://www.yedincialem.com/mirac-mucizesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Mar 2013 19:33:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Anan]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Buhari]]></category>
		<category><![CDATA[Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Cihad]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Edip]]></category>
		<category><![CDATA[Eski]]></category>
		<category><![CDATA[Gark]]></category>
		<category><![CDATA[Hakim]]></category>
		<category><![CDATA[Halde]]></category>
		<category><![CDATA[Isra]]></category>
		<category><![CDATA[Kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mirac]]></category>
		<category><![CDATA[Mirac Mucizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Olur]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>
		<category><![CDATA[Zat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yedincialem.com/?p=2677</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Âyet ve hadisle bildirildiği halde, Mirac mucizesini inkâr eden olmuş mudur? CEVAP Ehl-i sünnet âlimleri, sözbirliği ile Miracın hak olduğunu bildiriyorlar. [Fitne] yani imtihan uyanıkken olur. Peygamber efendimizin anlattığı rüya olsaydı, hiç kimse tuhaf karşılamazdı. Hazret-i Ebu Bekir tasdik edip, yüksek derecelere kavuşmazdı. Resulullahın, Mekke&#8217;den Kudüs&#8217;e götürüldüğüne inanmayan kâfir olur. Göklere ve bilinmeyen yerlere götürüldüğüne [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14px;"><b>Sual:</b> Âyet ve hadisle bildirildiği halde, Mirac mucizesini inkâr eden olmuş mudur?</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>CEVAP<br />
</b>Ehl-i sünnet âlimleri, sözbirliği ile Miracın hak olduğunu bildiriyorlar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">[Fitne] yani imtihan uyanıkken olur. Peygamber efendimizin anlattığı rüya olsaydı, hiç kimse tuhaf karşılamazdı. Hazret-i Ebu Bekir tasdik edip, yüksek derecelere kavuşmazdı.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Resulullahın, Mekke&#8217;den Kudüs&#8217;e götürüldüğüne inanmayan kâfir olur. Göklere ve bilinmeyen yerlere götürüldüğüne inanmayan ise sapık olur. <b>(Bahr)<br />
</b></span><br />
<span style="font-size: 14px;">Birkaç saniyede Mekke&#8217;den Kudüs&#8217;e götüren Allahü teâlâ, neden daha uzaklara götüremesin? Allahü teâlânın kudretinden ancak kâfirler şüphe eder.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Mirac hakkında birçok hadis-i şerif vardır. Birkaçı şöyle:</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>(İsra gecesi</b> [Miraca çıkınca] <b>Cennetin kapısı üzerinde “Sadakanın on, ödünç vermenin sevabı onsekiz mislidir” yazılmış olduğunu gördüm.)</b> [Beyheki]</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b><br />
(İsra gecesi her gökte, Muhammedün Resulullah ve arkasından Ebu Bekri Sıddık yazılı olduğunu gördüm.)</b> [Ebu Nuaym]</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b><br />
(İsra gecesi, nura gark olmuş bir zat gördüm. “Bu kim?” dedim. Cebrail aleyhisselam, “Dünyada iken Allahü teâlâyı devamlı anan, kalbi camiye bağlı ve ana-babasına asi olmayan bir zattır” dedi.)</b> [İ. Ebiddünya]</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b><br />
(Miracda, Cehennemde kokmuş leş yiyenlerin kim olduğunu sordum. “Bunlar, gıybet ederek insanların etlerini yiyenlerdir” dendi.)</b> [I. Ahmed]</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;"><b>(Mirac gecesi, uğradığım her melek topluluğu, ümmetime hacamatı tavsiye etti.) </b>[Hakim]</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b><br />
(Mirac gecesinde ateşten makasla kendi dudaklarını kesenleri görüp, kim olduklarını sordum. &#8220;İlmi ile amel etmeyen din adamlarıdır&#8221; dendi.) </b>[Buhari, Müslim]<b> </b></span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b><br />
(Mirac gecesi Cehennemi gösterdiler, çoğunun kadın olduğunu gördüm.) </b>[Tirmizi]</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;"><b>(Mirac gecesi, ekin ekip bir günde biçen bir topluluk gördüm. Biçtiği mahsul yeniden eski haline dönüyordu. “Bunlar kim?” dedim. Cebrail aleyhisselam, “Bunlar Allah yolunda cihad edenlerdir. Bunların bir iyiliğine yedi yüz misli sevap verilir. Harcadıklarının yerine yenisi verilir”</b> <b>dedi.)</b> [Bezzar]</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Uzun bir hadis-i şerifin özeti şöyle:</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>(Cebrail aleyhisselamla bütün gökleri geçerek Sidre-i müntehaya geldim. Cenneti gösterdiler. Daha sonra elli vakit namazla dönerken Musa aleyhisselamı gördüm. Elli vakit namazın ümmetime zor geleceğini, dönüp namaz vakitlerini azaltmasını Allahü teâlâdan istememi söyledi. Azar azar kaldırılarak sonunda beş vakte indirildi.)</b> [Müslim]</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Bazı bid’at ehli, sahih-i Müslimdeki bu hadis-i şerife inanmıyorlar. Peygamber efendimizin derecesinin Musa aleyhisselamdan daha yüksek olduğu için, ondan öğrenmesi, onun tavsiyesine göre hareket etmesi uygun değil, böyle şey olmaz diyorlar. Halbuki bilindiği gibi, Kur’an-ı kerimde, Musa aleyhisselamın Hazret-i Hızır’dan ilim öğrendiği bildirilmektedir. [Bu kıssayı aşağıda yazdık.] Hazret-i Hızır peygamber olmadığı gibi derecesi Musa aleyhisselamla mukayese bile edilmez. Musa aleyhisselam, ülülazm bir Peygamberdir. Demek ki, mevki ve derecesi yüksek olan bir zat, derecesi daha aşağıdaki bir zattan ilim öğrenebilir, onun tecrübesine istinaden söylediği tavsiyeye uyabilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Mekke&#8217;den Kudüs&#8217;e ancak bir ayda gidip gelinebilir. Kısa bir anda Mekke&#8217;den Kudüs&#8217;e varıp gelmek ancak Allahü teâlânın kudreti ile olur. Buna inanıp da, daha uzaklara gittiğine inanmamak, Allahü teâlânın kudretinden şüphe etmeyi gerektirir. İşte mezhepsizlerin anlamadığı husus burasıdır. Allahü teâlâ dilerse niçin olmasın? Peygamber efendimiz, <b>(Göklere ve daha uzaklara gidip geldim)</b>buyuruyor. Bunu inkâr etmekteki maksat nedir? Gayrimüslimler, İslamiyet’i yıkmak için, böyle konularda yerli maşalarını kullanıyorlar.</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b><br />
İmtihan rüyada olmaz<br />
Sual:</b> Mirac rüyada oldu diyorlar. Peygamberimiz uyanıkken olmadı mı?</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>CEVAP<br />
</b>Rüyada olanlar da oldu. Ancak meşhur İsra olayı uyanıkken oldu. Namaz da o gece beş vakit olarak farz oldu.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">İsra suresinin ilk âyet-i kerimesinin meali şöyledir:</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>(Kuluna</b> [Muhammed aleyhisselama] <b>bir gece bazı âyetlerimizi</b>[Allahü teâlânın kudret ve azametine delâlet eden nice harika olayları]<b>göstermek için, onu Mescid-i Haram&#8217;dan </b>[Mekke’den],<b> çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa&#8217;ya </b>[Kudüs’e]<b> götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören Odur.) </b>[İsra 1]</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Âyet-i kerimede geçen <b>İsra</b> kelimesi, gece yürümek anlamındadır. İsra kelimesi, rüya için kullanılmaz. Uyanık iken, yürümek manasına kullanılır. Yine aynı surede mealen buyuruluyor ki:</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>(İsra gecesi, sana, o temaşayı </b>[o gece gösterdiğimiz olayları]<b> ve Kur&#8217;anda lanetlenen</b> [Cehennemdeki Zakkum isimli] <b>ağacı da, yalnız insanlara bir fitne </b>[imtihan] <b>yaptık.</b> [Miracı ve zakkum ağacını inkâr ettiler.] <b>Bizim ikazımız, ancak onların taşkınlıklarını artırıyor.)</b> [İsra 60]<b><br />
</b></span><br />
<span style="font-size: 14px;">İmtihan rüyada olmaz, uyanıkken olur. Peygamber efendimizin anlattığı rüya olsaydı, hiç kimse tuhaf karşılamaz, kâfirler, hep birlikte isyan etmez, Müslüman görünen münafıklar, böyle şey olmaz demezlerdi. Onları Müslüman sananlar da, bunları mürted oldu zannettiler. Onun için bazı kitaplarda, (Mirac olayı, bir çok kişinin mürted olmasına sebep oldu) diye yazar. İnançları sarsan bir olay olmasaydı, Hazret-i Ebu Bekir de, inkâr fırtınası içinde, Resulullahın miracını tasdik etmezdi. Allahü teâlâ, bu tasdikinden dolayı Resulü Muhammed aleyhisselam vasıtası ile ona <b>Sıddık</b> ismini verdi. Burada sıddık, sözünde ve imanında çok doğru olan demektir. Ebu Bekri Sıddık, Resulullahın Miracını ilk tasdik edenlerden olduğu için yüksek derecelere kavuştu, Peygamberlerden sonra insanların en üstünü oldu. Allah’a ve Resulüne iman edip, Onların sözünü tasdik etmek müminlerin alametlerindendir. Bir âyet meali:</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>(Müminler, “İşittik, itaat ettik </b>[Allah ve Resulünün sözlerini beğendik, kabul ettik]<b>” derler, işte kurtuluşa erenler bunlardır.)</b>[Nur 51]</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">İsra suresinin 60. âyet-i kerimesinde bildirilen fitne [imtihan] hâlâ devam ediyor, aklını ölçü alan mutezile kafalı kimseler, böyle bir mucizeye akıl erdiremedikleri için, Miracı bir türlü kabul edemiyorlar. Evet olay çok büyüktür, bir mucizedir, insanların yapması imkansızdır, ama bunu Allahü teâlâ yapıyor. Onun kudretinden hiç şüphe edilir mi?</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;"><b>Kâfirlerin telaşı ve soruları<br />
</b>Bu gidip gelmek, gayet kısa zamanda oldu. Geldiğinde, mübarek yatakları henüz sıcak idi. Gelince, nasıl gidip geldiğini anlattı. Burak’la Mescid-i Aksa’ya gittiğini, oradan gökleri geçerek Cenneti Cehennemi ve daha başka yerleri gezdiğini söyledi. Dönüşte yolda, develi yolcular gördüğünü, bir devenin ürküp yıkıldığını söyledi. <b>(İnşallah çarşamba günü Mekke’ye gelirler)</b> buyurdu. Kâfirler bu olayı işitince inkâr edip, “Akla zıttır, mümkün değildir” dediler. “Bu iş burada bitti, mal, mülk, saltanat verdik, davasından vazgeçiremedik. Ama artık ondan kurtulduk” diye sevinçlerinden oynamaya başladılar. Birkaçı hemen Hazret-i Ebu Bekir’in evine geldi. Çünkü onun akıllı, tecrübeli, hesaplı bir tüccar olduğunu biliyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Kapıya çıkınca hemen sordular:</span><br />
<span style="font-size: 14px;">&#8220;Ey Ebu Bekir, sen çok kere Kudüs&#8217;e gittin geldin, iyi bilirsin. Mekke&#8217;den Kudüs&#8217;e gidip gelmek ne kadar zaman sürer&#8221; dediler. Hazret-i Ebu Bekir, &#8220;<b>İyi biliyorum, bir aydan fazla</b>&#8221; dedi. Kâfirler bu söze sevindiler. “Akıllı, tecrübeli adamın sözü böyle olur” dediler. Gülerek, alay ederek ve Hazret-i Ebu Bekir&#8217;in de kendi kafalarında olduğuna sevinerek, &#8220;Senin efendin, Kudüs&#8217;e bir gecede gidip geldiğini söylüyor, artık iyice sapıttı&#8221; diyerek, Hazret-i Ebu Bekir&#8217;e sevgi, saygı ve güven gösterdiler.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Hazret-i Ebu Bekir, Resulullah efendimizin mübarek adını işitince<b>&#8220;Eğer O söyledi ise, inandım. Bir anda gidip gelmiştir.</b> <b>O, gerçek söyler. Ondan yalan sâdır olmaz&#8221;</b> diyerek içeri girdi. Kâfirler neye uğradıklarını anlayamadılar. &#8220;<b>Vay canına, Muhammed ne yaman büyücü imiş. Ebu Bekir’e sihir yapmış</b>&#8221; diyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Hazret-i Ebu Bekir hemen giyinip, Resulullah efendimizin yanına geldi. Büyük kalabalık arasında yüksek sesle, <b>&#8220;Ya Resulallah! Miracınız mübarek olsun! Allah’a sonsuz şükürler ederim ki, bizleri, senin gibi büyük Peygambere hizmetçi yapmakla şereflendirdi. Parlayan yüzünü görmekle, kalbleri alan, ruhları çeken tatlı sözlerini işitmekle nimetlendirdi. Ya Resulallah! Senin her sözün doğrudur, inandım. Canım sana feda olsun&#8221;</b> dedi. <b><br />
</b></span><br />
<span style="font-size: 14px;">Kâfirler bu hâle çok kızdı. Müminlerin kuvvetli imanına, Peygamberin her sözüne hemen inanmalarına, Onun çevresinde pervane gibi toplanmalarına dayanamadılar. Peygamber efendimiz daha önce Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı görmemişti, bunu kâfirler de bildiği için, Resulullahı mahcup, mağlup etmek için, imtihan etmeye yeltenip dediler ki:</span><br />
<span style="font-size: 14px;">“Sen Kudüs’e gittim diyorsun. Söyle bakalım! Mescidin kaç kapısı, kaç penceresi var?”</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Resulullah hepsine cevap verirken, Hazret-i Ebu Bekir, “Öyledir ya Resulallah, aynen öyledir ya Resulallah” derdi. Çünkü Hazret-i Ebu Bekir, tüccardı, Kudüs’ü Mescid-i Aksa’yı iyi biliyordu, çok gidip gelmişti. Kâfirlerin kendileri de oraları çok iyi biliyorlardı. Bu bakımdan kâfirler, “Yanlış söylüyorsun” diyemiyorlar, inat için dahi olsa, Resulullahın cevaplarını inkâr edemiyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Resulullah efendimiz, edebinden, hayasından karşısındakinin yüzüne bile bakmazdı. Mescid-i Aksa’nın kaç penceresi olduğunu bilmiyordu. Daha sonra bu olayı şöyle anlattı:</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>(Mescid-i Aksa’da etrafıma bakmamıştım. Sorduklarını görmemiştim. Kureyş beni yalanlayınca, o anda Cebrail aleyhisselam, Mescid-i Aksa’yı gözümün önüne getirdi.</b>[Televizyon gibi]<b> görüyor, sayıyordum. Sorularına, hemen cevap veriyordum.)</b> [Buhari]<b><br />
</b></span><br />
<span style="font-size: 14px;">Çarşamba günü güneş batarken, Resulullahın bahsettiği kervan Mekke’ye geldi. Kervandakiler, fırtına eser gibi olduğunu, bir devenin yıkıldığını söylediler. Bu hâl müminlerin imanını kuvvetlendirdi. Kâfirlerin düşmanlığını artırdı.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Kur’an-ı kerim âyetlerinin inmesi, mucizelerin görülmesi müminlerin imanlarını kuvvetlendirdiği gibi, kâfirlerin de düşmanlıklarını artırırdı. İki âyet meali:</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>(Müminler, Allah anılınca kalbleri ürperen, âyetler okununca, imanları artan </b>[kuvvetlenen]<b> ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir.) </b>[Enfal 2]</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b><br />
(Andolsun ki, sana Rabbinden indirilen âyetler, onların </b>[kâfirlerin]<b>çoğunun azgınlığını ve küfrünü artırır.)</b> [Maide 64]</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;"><b>Hazret-i Hızır ve Musa aleyhisselam<br />
</b>Bir kimse, ilim tahsil etmeden marifet ve keramet sahibi olabilir. Kur’an-ı kerimde, Kehf suresinin 60. âyet-i kerimesinden 82. âyetinin sonuna kadar anlatılan olayda, ilm-i ledünniden, bâtın ilminden bahsedilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Kıssa özetle şöyledir:</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Hazret-i Musa, “Ya Rabbi, benden âlim olan ve bâtın ilmini bilen zatı nerede bulurum?” diye sordu. Allahü teâlâ da, “<b>Ya Musa, yola çık, çantana koyduğun balık canlanıp denize gittiği yerde, o zatı bulursun</b>” buyurdu. Hazret-i Musa, Hazret-i Yuşa ile yola çıktı. Bir pınarın yanına oturdular. Bu pınar <b>âbı hayat</b> idi. Bu suya dokunan ölü canlanırdı. Bu sudan bir damla balığa değince, balık canlanıp denize gitti. Hazret-i Yuşa bunu gördü ise de söylemeyi unuttu. Hazret-i Musa sorunca, hatırlayıp balığın canlanıp denize gittiğini söyledi. Geri dönüp oraya gelince, o zatı gördüler. Hazret-i Musa, “<b>Bana bâtın ilmini öğretir misin?</b>” dedi. O zat, “Allahü teâlânın bana öğrettiği ilmin hepsini sen bilmezsin. Bilmediğin için de yaptıklarıma sabredemezsin” dedi. Hazret-i Musa, “İnşallah beni sabredenlerden bulursun” dedi. O zat, “<b>Ya Musa, tuhafına gitse de, yaptıklarımdan bana bir şey sormayacaksın</b>”<b> </b>dedi.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Üçü bir gemiye bindiler. Gemiciler, bunların iyi kimseler olduklarını anlayarak para almadılar. O zat, geminin bir tahtasını söktü. İçeri su girmeye başladı. Hazret-i Musa, “Gemiciler, bize iyilik etti, para almadı. Sen de bunları denizde boğacaksın” dedi. O zat, “<b>Hani bana karışmayacaktın?</b>”<b> </b>dedi.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Gemiden inince, sahilde oynayan çocukları gördüler. O zat, çocuklardan birini öldürdü. Hazret-i Musa, “<b>Çocuğun günahı neydi?</b>” demekten kendini alamadı. O zat, “<b>Yine işime karıştın</b>” dedi.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Antakya’ya uğradılar. Kimse yemek vermedi. O zat, yıkılmak üzere olan bir binanın koca duvarını bir eli ile tutup doğrultuverdi. Hazret-i Musa, “Bunu ücretle yapsaydın, bir ekmek parası çıkarırdık”<b> </b>dedi. O zat, “<b>Artık ayrılma zamanımız geldi. Çünkü üç defa işime karıştın</b>” dedi. Hazret-i Musa, “<b>Bunların hikmeti nedir?</b>” dedi. O zat, “Bunları Allahü teâlânın emri ile yaptım. Gemiciler on kardeşti. Geminin kazancı ile geçiniyorlardı. Bir derebeyi, sağlam gemileri zorla alıyordu. Bu geminin arızalı olduğunu duyunca almaktan vazgeçecekti. Biz de iyiliğe iyilik etmiş olduk.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Günahsız çocuğa gelince, bunun ana babası salih idi. Çocuk büyüyünce, küfre zorlayarak onlara zulüm ve işkence edecekti. Bunun yerine neslinden 70 Peygamber meydana gelecek hayırlı bir evlat vermesi için dua ettim.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Doğrulttuğum duvar, öksüzlere aitti. Babaları duvarın altına bir hazine saklamıştı. Duvarı düzeltmeseydim, yıkılıp hazine meydana çıkacak, eller alacaktı. Öksüzlere de bir iyilik etmiş olduk.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Kur’an-ı kerimdeki bu kıssa, bâtın ilmine sahip keramet sahibi kimselerin bulunduğunu açıkça bildirmektedir. Cenab-ı Hakkın ihsanı boldur. Dilediğine bu ilmi verir, onu marifet sahibi yapar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;"><b>Miracta Allah’ı görmek<br />
Sual:</b> Mutezile itikadında bir arkadaş, (Peygamberimiz, miraca gidince göklerde Allah’ı gördü demek, ona mekân isnat etmek olduğu için küfürdür. Bu bakımdan mirac diye bir olay yoktur) diyor. Rafızîler de böyle diyor. Bu görüş doğru olamaz mı?</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>CEVAP<br />
</b>Kesinlikle yanlıştır. Burada iki sual var: <b>1-</b> Mirac hak mıdır? <b>2-</b> Allahü teala ile bir yerde konuşmak ona mekân tayin etmek mi olur?</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;"><b>1-</b> Ehl-i sünnet âlimleri, sözbirliğiyle Miracın hak olduğunu bildiriyorlar.<b>Kavl-ül-fasl</b> kitabında deniyor ki: İsra suresinin ilk âyet-i kerimesinde, Allahü teâlâ, kudret ve azametinden nice harika olaylardan bazılarını göstermek için, Muhammed aleyhisselamı, Mekke’den Kudüs’e götürdüğünü bildiriyor. İsra kelimesi rüya için kullanılmaz. Uyanıkken, gece yürümek manasına kullanılır. Yine buyuruldu ki:</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>(Sana</b> [miracda] <b>gösterdiğimiz temaşayı insanlar için bir fitne kıldık.)</b> [İsra 60]</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Fitne yani imtihan uyanıkken olur. Peygamber efendimizin anlattığı rüya olsaydı, hiç kimse tuhaf karşılamazdı. Hazret-i Ebu Bekir tasdik edip, yüksek derecelere kavuşmazdı.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Resulullahın, Mekke’den Kudüs’e götürüldüğüne inanmayan kâfir olur. Göklere ve bilinmeyen yerlere götürüldüğüne inanmayan ise sapık olur. <b>(Bahr)</p>
<p></b>Birkaç saniyede Mekke’den Kudüs’e götüren Allahü teâlâ, neden daha uzaklara götüremesin? Allahü teâlânın kudretinden ancak kâfirler şüphe eder. Mirac hakkında birçok hadis-i şerif vardır. Bu hadis-i şerifler nasıl inkâr edilebilir ki?</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Mekke’den Kudüs’e ancak bir ayda gidip gelinebilir. Kısa bir anda Mekke’den Kudüs’e varıp gelmek ancak Allahü teâlânın kudretiyle olur. Buna inanıp da daha uzaklara gittiğine inanmamak, Allahü teâlânın kudretinden şüphe etmeyi gerektirir. İşte mezhepsizlerin anlamadığı husus burasıdır. Allahü teâlâ dilerse niçin olmasın? Peygamber efendimiz, <b>(Göklere ve daha uzaklara gidip geldim)</b>buyuruyor. Bunu inkâr etmekteki maksat nedir? Gayrimüslimler, İslamiyet’i yıkmak için böyle konularda yerli maşalarını kullanıyorlar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;"><b>2- </b>Zaman ve mekân mefhumu yaratıklar yani insanlar içindir. Yaratan yani Allahü teâlâ için değildir. Zamanları, mekânları her şeyi o yaratmıştır. İnsanlara göre olan ezelle ebedi birleştirip cenneti cehennemi insanlarla nasıl doldurduğunu Habibine göstermiştir. Şimdi cehennem boşken, ezel ebed birleşince, Resulullah efendimiz Cehenneme girenleri görmüştür. Allahü teâlâyı da, cenneti, cehennemi de ahirete giderek görmüştür.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Allahü teâlânın kullarının cennetlik ve cehennemlik olmasını bilmesi de böyledir. (Allah ileride ne olacaksa bilir) demek insanlara anlatmak içindir. Yoksa Allahü teâlâ için zaman diye bir mefhum yok, ilerisi gerisi diye bir şey yok. Gelecek ve geçmiş, insanlar içindir. Allahü teâlâ hepsini bir anda görüyor, biliyor. An kelimesi de Allah için söylenmez; ama başka kelime olmadığı için böyle söyleniyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Bazı bid’at ehli, Peygamber efendimizin bir anda, cenneti, cehennemi ve daha birçok yerleri gezip gelmesine akıl erdiremeyip inkâr etmiştir. Bir kısmı da hâşâ (Miracı kabul etmek, Allah’a mekân tayin etmek olur) diyerek miracı inkâr ediyor. Allahü teâlâ, Musa aleyhisselam ile Tur dağında konuşmuştur. Tur dağı Allah’ın mekânı mıdır? Elbette değildir. Cennete giren müminler de Allahü teâlâyı görecektir. Cennet de Allahü teâlânın mekânı değildir. Allahü teâlâ mekândan münezzehtir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;"><b>Cesed beden demektir<br />
Sual:</b> S. Ebediyye kitabında deniyor ki:</span><br />
<span style="font-size: 14px;">(Ehl-i sünnet vel-cemaat âlimleri buyurdu ki, miracda, ruh ve cesed birlikte olarak, Mekke-i mükerreme’den Kudüs’e ve oradan, yedi kat göke ve sonra Sidre denilen yere ve Sidre’den Kâbe kavseyn makamına, uyanık olarak, gece, bir anda götürülmüş ve getirilmiştir.)</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Cesed, ruhsuz bedene denmiyor mu? (Ruh ve cesed birlikte) demek yerine, (Ruh ve beden birlikte) demek gerekmez mi?</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>CEVAP<br />
</b>Bazı kelimelerin birkaç mânâsı olur. Bu da cümledeki durumuna göre mânâsı değişir. Örnek verelim:</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;"><b>Harç</b> kelimesinin birkaç manası vardır. Mesela maliyede harç demek, vergi demektir. İnşaatta, su, kum karıştırılmış çimento demektir. Ziraatta, gübre karıştırılmış toprak demektir. Mutfakta da harç vardır: Köfte harcı, dolma harcı gibi. Maliyenin harcı, çimento değildir. Ziraattaki harç, vergi değildir. Mutfaktaki köfte harcı da, vergi veya çimento değildir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Piyasada birçok Osmanlıca sözlük vardır. Hepsinde de <b>cesed </b>için; ten, gövde, vücut, beden, ruhsuz vücut diye yazar. <b>Ruh </b>ve<b> cesed</b>kelimeleri birlikte kullanılınca, ruhsuz yani ölü beden anlaşılmaz. Ölünün cesedi soğuktur denirse, ruhsuz beden olduğu anlaşılır. Cesedin çoğulu ecsaddır. Cesedler, cisimler, tenler, vücutlar demektir. Mesela madde âlemine, <b>âlem-i ecsad</b> denir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Bir de cümlenin sonunda, (Uyanık olarak, gece, bir anda götürülmüş ve getirilmiştir) deniyor. Uyanık dendiği için de, ölü denmediği, canlı olarak götürüldüğü pek açıktır.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yedincialem.com/mirac-mucizesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bari Onunla Beraber Yanayım</title>
		<link>http://www.yedincialem.com/bari-onunla-beraber-yanayim.html</link>
		<comments>http://www.yedincialem.com/bari-onunla-beraber-yanayim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Mar 2013 19:27:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Bari]]></category>
		<category><![CDATA[Bari Onunla Beraber Yanayım]]></category>
		<category><![CDATA[Benim]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Dedi]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Hak]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ism]]></category>
		<category><![CDATA[Ismini]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Madem]]></category>
		<category><![CDATA[Melekler]]></category>
		<category><![CDATA[Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Sor]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yedincialem.com/?p=2672</guid>
		<description><![CDATA[İbrahim aleyhisselamı ateşe attıkları zaman bütün melekler, vahşi hayvanlar ve kuşlar ağlaştılar ve etrafında toplanıp, İbrahim aleyhisselama bir yardım yapabilmenin çaresini aradılar. Bunların arasında zayıf bir bülbül yavrusu vardı. Kendini ateşe atacağı sırada Hak teâlâ, Cebrail aleyhisselama emredip buyurdu ki: - O kuşu tut ve ne dileği olduğunu sor. Cebrail aleyhisselam kuşu tutup istediğini sorunca, [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14px;">İbrahim aleyhisselamı ateşe attıkları zaman bütün melekler, vahşi hayvanlar ve kuşlar ağlaştılar ve etrafında toplanıp, İbrahim aleyhisselama bir yardım yapabilmenin çaresini aradılar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Bunların arasında zayıf bir bülbül yavrusu vardı. Kendini ateşe atacağı sırada Hak teâlâ, Cebrail aleyhisselama emredip buyurdu ki:</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>- O kuşu tut ve ne dileği olduğunu sor.</b></span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Cebrail aleyhisselam kuşu tutup istediğini sorunca, kuş dedi ki:</span><br />
<span style="font-size: 14px;">- Halilullahı ateşe atıyorlar. Madem ki kurtarmaya kâdir değilim, bari onunla beraber ben de yanayım.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Hak teâlâ buyurdu ki:</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>- O kuşun benden dileği nedir?<br />
</b></span><br />
<span style="font-size: 14px;">Bülbül şöyle arz etti.</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Benim dünyada, Hak teâlânın adını anmaktan başka arzum yoktur. Bin bir ismi olduğunu işittim. Yüz birini biliyorum. Dokuz yüz ism-i şerifini de bilmek isterim.</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Hak teâlâ kuşun dileğini yerine getirdi.</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Şimdi sahralarda feryat eden bülbül, Hak teâlânın ismini söylemektedir.</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Nemrud’un ateşi, İbrahim aleyhisselama gülistan olunca, bülbül gelip gül ağacında nağmeye başladı. O zamandan kıyamete kadar, gül ağacına muhabbet etti, aşık oldu.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yedincialem.com/bari-onunla-beraber-yanayim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayakkabıcının Korkusu</title>
		<link>http://www.yedincialem.com/ayakkabicinin-korkusu.html</link>
		<comments>http://www.yedincialem.com/ayakkabicinin-korkusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Mar 2013 19:24:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Ayakkabıcının Korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[Bunu]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Falan]]></category>
		<category><![CDATA[Iner]]></category>
		<category><![CDATA[Kimi]]></category>
		<category><![CDATA[Ona]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yedincialem.com/?p=2670</guid>
		<description><![CDATA[Âbidin biri ibadet etmek üzere dağa çıkar. Bir gece rüyasında &#8220;Falan ayakkabıcıya git! Senin için dua etsin&#8221; denir. Âbid dağdan iner, adamı bulur, ne iş yaptığını sorar. Adam, gündüzleri oruç tutup, ayakkabı işlerinde çalıştığını, kazandığı para ile ailesini geçindirdikten sonra fazlasını tasadduk ettiğini söyler. Âbid, adamın güzel bir iş yaptığını ancak kendisinin dağda sırf ibadetle [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14px;">Âbidin biri ibadet etmek üzere dağa çıkar. Bir gece rüyasında &#8220;Falan ayakkabıcıya git! Senin için dua etsin&#8221; denir. Âbid dağdan iner, adamı bulur, ne iş yaptığını sorar. Adam, gündüzleri oruç tutup, ayakkabı işlerinde çalıştığını, kazandığı para ile ailesini geçindirdikten sonra fazlasını tasadduk ettiğini söyler.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Âbid, adamın güzel bir iş yaptığını ancak kendisinin dağda sırf ibadetle meşgul olmasını daha iyi bulur ve tekrar ibadetine döner.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Yine gece rüyasında, (Ayakkabıcıya git ve ona, &#8220;Bu yüzündeki sararmanın sebebi nedir?&#8221; diye sor) denir. Âbid gider ayakkabıcıya bunu sorar. Ayakkabıcı, &#8220;Kimi görürsem, bu kurtulacak da, ben helak olacağım der ve kendimden korkarım. Yüzümün sararması bundandır&#8221; der.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">İşte o zaman âbid, ayakkabıcının bu korku ve tevazu ile üstünlük kazandığını anlar.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yedincialem.com/ayakkabicinin-korkusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benim Gücüm Bu Kadar</title>
		<link>http://www.yedincialem.com/benim-gucum-bu-kadar.html</link>
		<comments>http://www.yedincialem.com/benim-gucum-bu-kadar.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Mar 2013 19:18:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bayram]]></category>
		<category><![CDATA[Benim]]></category>
		<category><![CDATA[Benim Gücüm Bu Kadar]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bizi]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Gelen]]></category>
		<category><![CDATA[Hak]]></category>
		<category><![CDATA[Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Koca]]></category>
		<category><![CDATA[Nemrut]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Sorma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yedincialem.com/?p=2666</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün Nemrut, İbrahim aleyhisselamı ateşe atmaya karar verir. O kadar büyük bir ateş yakar ki bu sefer kendisi ateşe yaklaşamaz. Bir mübarek zat, bakmış bir karınca ağzına su alıyor, uzaktan getiriyor ateşi söndürmek için. Fakat yaklaşamıyor, yakın bir yere bırakıyor. Evliya zat sormuş: - Ne yapıyorsun sen? Karınca, demiş ki: - Sorma, Allah&#8217;ın Peygamberini [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14px;">Bir gün Nemrut, İbrahim aleyhisselamı ateşe atmaya karar verir. O kadar büyük bir ateş yakar ki bu sefer kendisi ateşe yaklaşamaz. Bir mübarek zat, bakmış bir karınca ağzına su alıyor, uzaktan getiriyor ateşi söndürmek için. Fakat yaklaşamıyor, yakın bir yere bırakıyor. Evliya zat sormuş:</span><br />
<span style="font-size: 14px;">- Ne yapıyorsun sen?</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Karınca, demiş ki:</span><br />
<span style="font-size: 14px;">- Sorma, Allah&#8217;ın Peygamberini yakacaklar. Ateşi söndürmeye çalışıyorum.</span><br />
<span style="font-size: 14px;">O zat sormuş:</span><br />
<span style="font-size: 14px;">- Senin bu küçük cüssenle taşıdığın bir damla su ile bu koca ateş söner mi?</span><br />
<span style="font-size: 14px;">- Vallahi Cenab-ı Allah herkese gücüne göre hesap sorar. Benim gücüm bu kadar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Öbür taraftan bir yılan da devamlı ateşi körüklüyor. Demiş ki :</span><br />
<span style="font-size: 14px;">- Böyle ne yapıyorsun?</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Yılan demiş ki :</span><br />
<span style="font-size: 14px;">- Bugün bayram! Bir Peygamber yanacak.</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Bu da gücü nispetinde elinden gelen kötülüğü yapmaya çalışıyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Demek ki yüce Allah hayvanları nasıl iki grupta yaratmışsa, insanları da iki grupta yaratmış :</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Birisi ateşi körükleyenler, diğeri ateşi söndürenler.</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Cenab-ı Hak bizi ateşi söndürenlerden eylesin!</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yedincialem.com/benim-gucum-bu-kadar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beterin Beteri Var</title>
		<link>http://www.yedincialem.com/beterin-beteri-var.html</link>
		<comments>http://www.yedincialem.com/beterin-beteri-var.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Mar 2013 19:14:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Affet]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Beterin Beteri Var]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Eve]]></category>
		<category><![CDATA[Fark]]></category>
		<category><![CDATA[Herkes]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yedincialem.com/?p=2664</guid>
		<description><![CDATA[Mehmet işten çıkarılır. Eve gelip durumu bildirince, hanımı içeri almaz. Gidecek yeri olmadığından Şeyhin dergahına gider. Bu sırada şeyh talebeleriyle sohbet etmektedir. Bu arada börek çörek yenmekte, çaylar içilmektedir. Mehmet de aralarına katılır. Şeyh, sohbet esnasında; beterin beteri vardır, insan içinde bulunduğu duruma şükretmeli der. Bunu bir kaç defa tekrar edince, bizim zavallı dayanamaz, kendi kendine, (!.. [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14px;">Mehmet işten çıkarılır. Eve gelip durumu bildirince, hanımı içeri almaz. Gidecek yeri olmadığından Şeyhin dergahına gider. Bu sırada şeyh talebeleriyle sohbet etmektedir. Bu arada börek çörek yenmekte, çaylar içilmektedir. Mehmet de aralarına katılır. Şeyh, sohbet esnasında; <b>beterin beteri vardır, insan içinde bulunduğu duruma şükretmeli</b> der. Bunu bir kaç defa tekrar edince, bizim zavallı dayanamaz, kendi kendine, (!.. postun üzerindesin, sevenlerin etrafında, talebelerin hizmet ediyor, keyfin yerinde&#8230; Elbette içinde bulunduğun duruma şükredersin, ya ben ne yapayım) diye mırıldanır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Şeyh, bunun kalbindeki sıkıntıyı fark edince, <b>evladım, sen de içinde bulunduğun duruma şükret. Beterin beteri vardır</b> der. Mehmet dayanamaz, şu an besbeter bir durumdayım Efendim&#8230; Hem işten kovuldum, hem de evden&#8230;</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Şeyh oralı olmaz aynı sözünü tekrar eder:</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>“Beterin beteri vardır. Sen yine de durumuna şükret.”<br />
</b></span><br />
<span style="font-size: 14px;">Mehmet, cevap vermez ama daha beterini hayal bile edemez. Bu sırada akşam olmuştur. Herkes köşesine çekilince, Mehmet de, belki hanımı razı edersem diye dergahtan çıkıp eve gider. Kapıyı çalar, hanımına “beni affet, perişanım” diye yalvarır. Fakat hanımı, içeri almaz. Kapının bir kenarına kıvrılır. Soğuktan titremeye başar, kuytu bir yere oturur, fakat çok geçmeden zaptiyeler bunu gizlenmiş olarak görünce şüphelenip karakola götürürler. Eşkaline bakınca bunu nezarete atarlar. Meğer o civarda bir hırsızlık olmuş. Hırsızın eşkali de bizimkine uyuyormuş. Zavallı, geceyi nezarete atılmış ipsiz sapsız haydutların arasında geçirir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Şeyh, durumu öğrenir, ziyaretine gelir. Daha, nasılsın diye sormadan bizimki feryat eder:</span><br />
<span style="font-size: 14px;">-<b> </b>Nedir bu başıma gelenler? Önce işten sonra eşten oldum, şimdi de&#8230;&#8221;</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Şeyh sözünü keser:</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>-</b> <b>Beterin de beteri vardır.</b></span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Bizimki dayanamaz:</span><br />
<span style="font-size: 14px;">- Hocam anlatamadım galiba&#8230; Suçsuz yere hırsız damgası yedim. Üstelik bu haydutlarla aynı yerdeyim, şunların tiplerine baksana&#8230;&#8221;</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Şeyh hiç umursamadan karakoldan ayrılır. O gece nezaretteki zanlılar arasında müthiş bir kavga çıkar. Sille tokat birbirlerine girerler. Bizim Mehmet bir kenara sinerek boğuşanları seyreder. Bu sırada zaptiyeler kavgayı ayırır. Kavganın sebebi araştırılır. Kavganın Mehmet geldikten sonra çıktığını gören zaptiyeler, zavallıyı kavgayı başlatmakla suçlayıp tekme tokat tek kişilik bir hücreye atarlar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">O geceyi hücrede geçiren Mehmet, sabahleyin şeyhi karşısında görünce ağlamaya başlar. Başından geçenleri sıkıntıları anlatır. Ama şeyh aynı şeyi tekrar eder:</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>- Beterin beteri vardır, sen durumuna sabret.<br />
</b>Bizimki şaşkınlıktan ağlamayı bile unutur:</span><br />
<span style="font-size: 14px;">-<b> </b>Sabır mı? Sabır taşı olsa çatlar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Şeyh güler geçer.</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Bizimkinin öfkeden kanı beynine sıçrarsa da bir şey diyemez.</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Şeyh gidince ortalığı birbirine katar. Bağırıp çağırır, hücre kapısını tekmeler. Gürültüye gelen zaptiye memuruna da hakaret edince fena şekilde dayak yer. Üstelik de &#8220;Bu herif yalnızlıktan sıkılmış olmalı&#8221; diyerek yanına hasta olan Mecusi bir tutukluyu koyarlar. Tek kişilik bir hücrede iki kişi olması bir yana, adamın ömrü boyunca yıkanmamış, saçı sakalı kir pas içinde, hastalıktan inlemesi bizimkini perişan eder. Geceyi Mecusi ile koyun koyuna geçirirler. Sabah olunca şeyh tekrar ziyaretine gelir. Der ki:</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>- &#8221;Ooo&#8230; Ne kadar güzel&#8230; Bir de arkadaşın olmuş. Yalnızlık çekmezsin.&#8221;<br />
</b>-<b> </b>Böyle arkadaş olmaz olsun efendim. Herif hasta ve baygın yatıyor, üstelik de leş gibi kokuyor. Dar yerde mecburen kalıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Şeyh yine hiçbir şey söylemeden ayrılır. Bir kaç saat sonra hasta Mecusi hem kusmaya, hem de altına kaçırmaya başlar. Mehmet hücrede yine tek başına kalabilmek için bir fırsat bilerek görevlileri çağırır. Görevliler durumun vahametini görünce; &#8220;Bundan sonra bu hücrenin temizliğinden sen sorumlusun&#8221; diyerek bir kova su ile bez verip giderler.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Nezarettekiler ikiye ayrılır, yine aralarında kavga çıkar, çoğu şişlenir ölür, kalanı da yaralanır.</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Ertesi gün şeyh efendi karakolu ziyarete gelir. Hücreye yaklaşınca Mehmed&#8217;in yanık sesini duyar. O bir yandan Mecusiyi ve hücreyi temizliyor, bir yandan da dua ediyor.</span><br />
<span style="font-size: 14px;">- Ya Rabbi sana şükürler olsun, iyi ki hücreye girmişim, ben de muhakkak kavgada ölebilirdim. Bir de Mecusiye hizmet ettiğimden dolayı Mecusi müslüman oldu.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Şeyhi görünce başını eğer:</span><br />
<span style="font-size: 14px;">-<b> </b>Haklıymışsınız efendim. Bu adamcağız hasta oldu. Temizliğini de bana yaptırdılar. Düşündüm ki, ya bu adam ölürse halim ne olurdu? Beni cinayetle bile suçlarlardı veya buraya hiç uğramaz, adamın cenazesiyle kim bilir kaç gün daha burada tutarlardı. İyi ki ölmedi, hem de müslüman oldu, üstelikte büyük kavgadan kurtulmuş oldum.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Şeyhi gülümser:</span><br />
<span style="font-size: 14px;"><b>- Beterin beteri olduğunu anladın demek</b>&#8230; <b>Sana bir müjde vereyim. Zaptiyelerin yanından geçerken duydum, gerçek hırsız yakalanmış.<br />
</b></span><br />
<span style="font-size: 14px;">Mehmet çok geçmeden karakoldan çıkarılır. O da beterin beteri olduğunu yaşayarak anlar.</span><br />
<span style="font-size: 14px;">Yörenin bir zengini ona acır işe alır. Hanımı da iş güç sahibi olduğunu öğrenince onu tekrar eve kabul eder.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yedincialem.com/beterin-beteri-var.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaptanın İşine Karışılmaz</title>
		<link>http://www.yedincialem.com/kaptanin-isine-karisilmaz.html</link>
		<comments>http://www.yedincialem.com/kaptanin-isine-karisilmaz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Mar 2013 19:07:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Iner]]></category>
		<category><![CDATA[Kalkar]]></category>
		<category><![CDATA[Lider]]></category>
		<category><![CDATA[Sarf]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yedincialem.com/?p=2660</guid>
		<description><![CDATA[Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Eğer bir işin, bir hizmetin başlangıcı ve devamı, üzüntüsüz ve çilesiz ise, onun yıkılması kolay olur. Bir iş de çile içinde devam ediyorsa, ömrü çok uzun olur. En güzel örnek, dinimiz İslamiyet’tir. Peygamber efendimiz, (Benim çektiğimi, hiçbir Peygamber çekmedi)buyuruyor. Onun getirdiği İslamiyet de Kıyamete kadar devam edecektir. Dine hizmette başarının sırrı, [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14px;"><b>Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:</b></span><br />
<span style="font-size: 14px;">Eğer bir işin, bir hizmetin başlangıcı ve devamı, üzüntüsüz ve çilesiz ise, onun yıkılması kolay olur. Bir iş de çile içinde devam ediyorsa, ömrü çok uzun olur. En güzel örnek, dinimiz İslamiyet’tir. Peygamber efendimiz, <b>(Benim çektiğimi, hiçbir Peygamber çekmedi)</b>buyuruyor. Onun getirdiği İslamiyet de Kıyamete kadar devam edecektir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Dine hizmette başarının sırrı, bu işini kendine dert edinmektir. Dertsiz insandan hayır beklenmez. Hizmet aşkının ateşi alevlenip, hem kendini, hem de etrafını yakmalıdır. İşini kendine dert edinmeyen kimselerden lider olamaz.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Birlik ve beraberlik içinde olmalı. Bizim dinimizde, bir el kalkar, bir el iner, ikinci bir el kalkmaz. Yani emîrin dediği olur. Emîr istişare eder, ama son kararı yine o verir, ikinci bir lider olmaz. Dine yapılan hizmetin sorumlusu bu büyüklerdir, icra başı onlardır. İyisi de, kötüsü de, hayrı da, sevabı da onlara aittir. Bize düşen, görevimizi en iyi şekilde yapmaya çalışmaktır. Bir kişi söyler, ötekiler de bunu uygular. Başarı ancak böyle gerçekleşir. Bizim vazifemiz, yeni şeyler bulmak değil, büyüklerin emirlerini uygulamak için elimizden geleni yapmaktır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Büyük bir zata, başarısının sebebi sorulunca, (İşimi hep iş bilmeyenlerle yapıyorum) cevabını verir. Soran kimse şaşırınca, (İşi bilen, danışmayı düşünmez, kendi bilgisine güvenir, aklına göre karar verir, yanlış iş yapar. Bilmeyen ise her şeyi danışır, danışınca da yanlış yapmamış olur) der. Eğer enerji gelmezse, motor çalışmaz. Hizmetlerde de büyüklerin himmeti gelmezse, bu işler yürümez. Onun için, yaptığımız hizmetler yürüyorsa, kendimizden bilmemeliyiz.</span></p>
<p><span style="font-size: 14px;">Büyüklerin dine hizmet için uğraştığı işlerden, ticaretten, zerre kadar şahsi menfaatleri olsaydı hiç kimse onları sevmezdi. İşin başındakinin niyeti ve parayı sarf ettiği yer önemlidir. Çünkü koca gemide o kadar çalışan olmasına rağmen, sonunda gemi, kaptanın dediği yere gider. Gemilerde tek yetkili, kaptandır. (Gemi karadan idare edilmez) sözü çok önemlidir. Bunun için bu büyükler, her zaman işinin başında olmuşlardır.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yedincialem.com/kaptanin-isine-karisilmaz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rüyada Adım, Adımlamak Görmek</title>
		<link>http://www.yedincialem.com/ruyada-adim-adimlamak-gormek.html</link>
		<comments>http://www.yedincialem.com/ruyada-adim-adimlamak-gormek.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Mar 2013 18:52:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[A]]></category>
		<category><![CDATA[Adımlamak Görmek]]></category>
		<category><![CDATA[Baska]]></category>
		<category><![CDATA[Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyada Adım]]></category>
		<category><![CDATA[Yeri]]></category>
		<category><![CDATA[Zor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yedincialem.com/?p=2655</guid>
		<description><![CDATA[Bir yeri adımlamak, işleri plan ve programlamaya,temkinli ve kararlı davranmaya delalet eder. ( Ayrıca Bakınız; Yürümek.)Adım atıp, durmak kişinin bir karar aşamasında olduğuna işaret eder.Rüyada bir yerin kaç metre oldugunu anlamak için orayi adimladiginizi görmek, ticari veya baska bir hususta zor bir durumda oldugunuz için bunu çözmeye çare aradiginiza isarettir.]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14px;">Bir yeri adımlamak, işleri plan ve programlamaya,temkinli ve kararlı davranmaya delalet eder. ( Ayrıca Bakınız; Yürümek.)Adım atıp, durmak kişinin bir karar aşamasında olduğuna işaret eder.Rüyada bir yerin kaç metre oldugunu anlamak için orayi adimladiginizi görmek, ticari veya baska bir hususta zor bir durumda oldugunuz için bunu çözmeye çare aradiginiza isarettir.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yedincialem.com/ruyada-adim-adimlamak-gormek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rüyada Adı Duymak Görmek</title>
		<link>http://www.yedincialem.com/ruyada-adi-duymak-gormek.html</link>
		<comments>http://www.yedincialem.com/ruyada-adi-duymak-gormek.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Mar 2013 18:51:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[A]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyada Adı Duymak]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyada Adı Duymak Görmek]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yedincialem.com/?p=2651</guid>
		<description><![CDATA[Rüyada adınızı duymak veya adınızla çağrılmak, sizi sevindirecek güzel bir haberin müjdecisidir. Tanıdıklar arasında daha çok sevilip sayılmaya yorumlanır. Rüyada adınızı duymak veya adınızla çağrılmak, sizi sevindirecek güzel bir haberin müjdecisidir. Tanıdıklar arasında daha çok sevilip sayılmaya yorumlanır.]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14px;">Rüyada adınızı duymak veya adınızla çağrılmak, sizi sevindirecek güzel bir haberin müjdecisidir. Tanıdıklar arasında daha çok sevilip sayılmaya yorumlanır. Rüyada adınızı duymak veya adınızla çağrılmak, sizi sevindirecek güzel bir haberin müjdecisidir. Tanıdıklar arasında daha çok sevilip sayılmaya yorumlanır.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yedincialem.com/ruyada-adi-duymak-gormek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rüyada Adet Görmek</title>
		<link>http://www.yedincialem.com/ruyada-adet-gormek.html</link>
		<comments>http://www.yedincialem.com/ruyada-adet-gormek.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Mar 2013 18:50:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[A]]></category>
		<category><![CDATA[Basi]]></category>
		<category><![CDATA[Bazi]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Adet]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Gebe]]></category>
		<category><![CDATA[Gelen]]></category>
		<category><![CDATA[Iyi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadin]]></category>
		<category><![CDATA[Kolay]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyada Adet]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyada Adet Görmek]]></category>
		<category><![CDATA[Salimi]]></category>
		<category><![CDATA[Tabir]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yedincialem.com/?p=2648</guid>
		<description><![CDATA[Rüyasinda ay basi oldugunu görmek, dininin fesat olduguna isarettir. Karisinin hayiz oldugunu görmek, dünya islerinin zorlasacagina, eger karisi iyi ve dürüst bir kadin ise, dininin kuvvetine, bir kadinin hayiz oldugunu görmesi, onun bir mala sahip olacagina delalet eder. Gerek erkek ve gerek kadin hayiz oldugunu ve gusül edip elbisesini giydigini görmesi, dünyada ve ahirette istegine [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14px;">Rüyasinda ay basi oldugunu görmek, dininin fesat olduguna isarettir. Karisinin hayiz oldugunu görmek, dünya islerinin zorlasacagina, eger karisi iyi ve dürüst bir kadin ise, dininin kuvvetine, bir kadinin hayiz oldugunu görmesi, onun bir mala sahip olacagina delalet eder. Gerek erkek ve gerek kadin hayiz oldugunu ve gusül edip elbisesini giydigini görmesi, dünyada ve ahirette istegine kavusacagina isarettir. Ebu Said El-Vaiz&#8217;e göre; bir kadin hayiz oldugunu görse, eger kisir ise çocugu olur. Bazi yorumcular, hayiz görmek yalana delalet eder, diyorlar. Es Salimi&#8217;ye göre ; ihtiyar bir kadinin kendisini kirlenmis görmesi ecelinin yaklastigina, küçük kizin bu rüyayi görmesi bikrinin (kizliginin) izalesine, bir rivayete göre ihtiyar kadin ile küçük kizin hayiz görmesi ölüme, diger bir rivayete göre de, küçük kizin bu rüyayi görmesi evlenecegine isarettir. Bir baska rivayete görede: Rüyada hayiz oldugunu gören kimse mahremine yakinlikta bulunur. Kadin kendisinin hayiz oldugunu görse, günah sayilan bir ise bulasir. Yikansa günahtan tevbe eder, üzüntü ve kederi gider. Bir kadin kendisinde hayiz kani olmayan bir kan oldugunu görse, kendisi için bir adet haline gelen ve kurtulmak istedigi halde kurtulmasi kolay olmayan bir suç ve kabahatta bulunur. Bir kadin rüyada hayiz oldugu halde kocasinin kendisiyle cinsi münasebette bulundugunu görse, kocasi ile beraber bulunduklari sehirden göç ederler. Bazi tabirciler, erkegin kendisini hayiz olarak görmesi, yalan söylemesi olarak yorumluyorlar. Baska bir rivayete görede ; Erkegin rüyada hayiz oldugunu görmesi, kendisine helal olmayan bir kadinla cinsi münasebette bulunmasina isaret eder. Haniminin hayiz oldugunu gören kimsenin is ve mesleginde durgunluk olur.Haniminin hayiz oldugunu gören kimse, arzu ve istekleri yasaklanir, arzusu na kavusmadan mahrum olur. Hayiz, dinde oruç ve namazda noksanliktir. Hayizin hastalikla tabir edildigi de söylenmistir. Gebe kadinin hayiz oldugunu görmesi erkek çocuk dogurmasina isaret eder.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yedincialem.com/ruyada-adet-gormek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rüyada Adem Peygamber Görmek</title>
		<link>http://www.yedincialem.com/ruyada-adem-peygamber-gormek.html</link>
		<comments>http://www.yedincialem.com/ruyada-adem-peygamber-gormek.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Mar 2013 18:49:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[A]]></category>
		<category><![CDATA[Adami]]></category>
		<category><![CDATA[Adem]]></category>
		<category><![CDATA[Araya]]></category>
		<category><![CDATA[Bazi]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Hata]]></category>
		<category><![CDATA[Ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kanarak]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Kiz]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyada Adem Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Rüyada Adem Peygamber Görmek]]></category>
		<category><![CDATA[Tabir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yedincialem.com/?p=2645</guid>
		<description><![CDATA[İlk insan ve ilk peygamber olan Adem Aleyhisselamı görmek değişik şekillerde tabir edilir. O&#8217;nu görmek günah işleyip sonra tövbe etmeye, Bir büyüğüne karşı gelmeye, O&#8217;nunla konuşmak ilim sahibi olmaya, Düşmanının sözüne kanarak aldanmaya ve zarara uğramaaya, Dünyada ilk rüya gören ve bunu ilk defa yorumlayan o olduğu için tabir ilminde başarılı olmaya, Hacca gitmeye ve [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14px;">İlk insan ve ilk peygamber olan Adem Aleyhisselamı görmek değişik şekillerde tabir edilir. O&#8217;nu görmek günah işleyip sonra tövbe etmeye, Bir büyüğüne karşı gelmeye, O&#8217;nunla konuşmak ilim sahibi olmaya, Düşmanının sözüne kanarak aldanmaya ve zarara uğramaaya, Dünyada ilk rüya gören ve bunu ilk defa yorumlayan o olduğu için tabir ilminde başarılı olmaya, Hacca gitmeye ve dostları ile bir araya gelmeye, Uzak yerlere yolculuk yapmaya delalet eder.Rüyada Adem peygamber niyetine kutsal bir kişi görmek, o dönemde olmasını istediği birçok şeyin gerçekleşeceğini belirtir. Adem Dünyada ilk rüya gören ve bunu ilk defa yorumlayan olduğu için; tabir ilminde başarılı olmaya, Hacca gitmeye ve dostları ile bir araya gelmeye, uzak yerlere seyahate çıkmaya işaret eder. Rüyada Adem peygamber niyetine kutsal bir kişi görmek, o dönemde olmasını istediği birçok şeyin gerçekleşeceğini belirtir. Adem Dünyada ilk rüya gören ve bunu ilk defa yorumlayan olduğu için; tabir ilminde başarılı olmaya, Hacca gitmeye ve dostları ile bir araya gelmeye, uzak yerlere seyahate çıkmaya işaret eder.Rüyasinda Adem (A.S.)&#8217;i gören kimse bir günah islemistir. Bu günahindan tevbe etsin. Bazi tabirciler demistir ki, Adem (A.S.)&#8217; i gören düsmanlarinin sözüne aldanarak magdur olur bir müddet sonra tekrar rahata kavusur. Hz. Adem&#8217;i görmek, hacca ve ahbablari ile bir araya gelmeye, bazen de neslin çogalmasina isaret eder. Yine O&#8217;nu görmek, hata yapmaya isaret eder. Bazen de rüya sahibinin kiz evladindan ziyade erkek evladi tarafindan riziklanmasina isaret eder. Rüyayi görenin gözleri agriyorsa bundan kurtulmasina isaret eder. Kendisinin Hz. Adem oldugunu veya Hz. Adem&#8217;in arkadasi oldugunu gören, eger ehilse devlet adami olur, eger alimse, insanlar ilminden istifade ederler. Hz. Adem&#8217;in kendisiyle konustugunu gören kimse ilim sahibi olur. Rüyada Adem (A.S.)&#8217;i kestigini gören kimse lidere hiyanet, anne babasina veya ögretmenine asi olur. Hz. Adem&#8217;in rengini kaçik olarak gören kimse, bir yerden diger bir yere göç eder sonra yine eski yerine döner. Adem (A.S.)&#8217;i noksan bir halde görenin önemli islemden birisi noksan kalir. O&#8217;nu iyi halde gören kimse ise büyük hayra girer.Bazen Hz. Adem&#8217;i görme rüyasi, rüya tabircisi olmaya delalet eder. Çünkü ;dünyada en evvel rüya gören ve onu da tabir eden O&#8217;dur.Imami Nablusi Hazretleri Hz. Adem&#8217;i görmek Hacca ve ahbablari ile bir araya gelmeye, bazende neslin çogalmasma delalet eder. Yine O&#8217;nu görmek, hata ve unutmaya, bazan bu rüya, hileye, doktorlarla iyi geçinmeye, zehir yapmaya, seytanlarin hazirladigi rizki yemege ve onlarin çikarina konusmaya delalet eder.Hz. Adem&#8217;i görmek, kalin elbiseye ve aglamaya, bazan rüya sahibinin yiyip içecegi seyler yüzünden siddet ve hirçinliga; uzak bir yere yolculuga çikmasina ve bu yolculugun Hz. Adem&#8217;in dünyaya Ilk indigi yer olmasina delalet eder. Bazan da rüya sahibinin kiz evladin&#8217; dan ziyade erkek evladi tarafindan riziklanmasina delalet eder. Rüyayi görenin gözleri agriyorsa bundan kurtulmasina, bazen devlet baskanina hizmet ve ona karsi mütevazi olmaya delalet eder.Adem (A.S.)&#8217;i noksan bir halde görenin büyük islerinden biri noksan kalir. Kazanci veya sanati tagayyur eder. O&#8217;nu iyi halde gören kimse ise büyük hayra erer.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yedincialem.com/ruyada-adem-peygamber-gormek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
