<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>blog.kbrmbl.com</title>
	
	<link>http://blog.kbrmbl.com</link>
	<description>accık duygusal, ucundan hayalperest, çok aşık, az bilmiş.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 02:14:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/yunusbilgi" /><feedburner:info uri="yunusbilgi" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><media:thumbnail url="http://blog.kbrmbl.com/wp-content/themes/old-lamp/images/me-kendimce.png" /><media:keywords>photoshop,wordpress,work,and,travel,fotograf,tasarım,müzik,firefox,ipod,sosyal,ağlar,social,music,photo,video,wat</media:keywords><media:category scheme="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd">Technology</media:category><itunes:owner><itunes:email>hi@kbrmbl.com</itunes:email></itunes:owner><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:image href="http://blog.kbrmbl.com/wp-content/themes/old-lamp/images/me-kendimce.png" /><itunes:keywords>photoshop,wordpress,work,and,travel,fotograf,tasarım,müzik,firefox,ipod,sosyal,ağlar,social,music,photo,video,wat</itunes:keywords><itunes:subtitle>blog.kbrmbl.com , aklıma ne geldiyse</itunes:subtitle><itunes:summary>merhabalar, ben yunus bilgi 20li yaslarina gelmis, universite ogrencisi bir gencim. burdayım: photoshop ,wordpress, work and travel, fotograf , tasarım, müzik, firefox, ipod, sosyal ağlar...</itunes:summary><itunes:category text="Technology" /><item>
		<title>ocak ayını aradan çıkarmaca</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/yunusbilgi/~3/5yalX_PPnII/</link>
		<comments>http://blog.kbrmbl.com/2902-ocak-ayini-aradan-cikarmaca/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 02:14:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hi@kbrmbl.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[geçmişe dair]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[maziden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kbrmbl.com/?p=2902</guid>
		<description><![CDATA[eveeeeettttt&#8230; saat 03.56 itibariyle sağlam bir blog yazısı yazmaya hazırım. görüşmeyeli neler oldu neler olmadı biraz dökünelim bakalım. dönem bitti. 5 dersin 1 tanesinden kalma başarısı gösterdim. ucundan kaçırdık onuda. sömestr tatilinin 2. haftasındayız. 2 haftadan beri adam akıllı tek bir iş tutmadım diyebilirim. kitap okumak yok. iş yapmak yok. gezmek yok. eğlenmek yok. öğrenmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>eveeeeettttt&#8230; saat 03.56 itibariyle sağlam bir blog yazısı yazmaya hazırım. görüşmeyeli neler oldu neler olmadı biraz dökünelim bakalım. </p>
<p>dönem bitti. 5 dersin 1 tanesinden kalma başarısı gösterdim. ucundan kaçırdık onuda. sömestr tatilinin 2. haftasındayız. 2 haftadan beri adam akıllı tek bir iş tutmadım diyebilirim. kitap okumak yok. iş yapmak yok. gezmek yok. eğlenmek yok. öğrenmek yok. araştırmak yok. fotoğraf çekmek yok. ne yapıyorum ben peki? uyuyorum. evet en son ben bu eylemi lise hazırlıkta yapıyordum bu sıklıkta. o günlere duyduğum herhangi bir özlem söz konusu değil hayır. sadece uyku konusu böyle.</p>
<p>iş konusunda ciddi olmamakla beraber sıkıntılar var. insan emeğinin karşılığını alamayınca aslında o kadar sinirlenmiyormuş. asıl emeğine saygısızlık edildiği zaman şartelleri indiriyormuş. en azından bende öyle oldu. her insan her insana saygı duymak zorunda! ben bunu çok iyi öğrendim. iyi mevkilere gelmiş insanlar, kendilerinin altındakileri çok güzel eziyorlar. ikiside insan. ikiside çalışıyor. tek farkları mertebeleri. mertebe, rütbe insanlara belirli bir aşağılama hakkı vermemeli. herkesin bir üstü bir altı var bu ülkede. biri birini fırçalıyor, birinden fırça yiyor. ne boktan bir sistem. saygılı olun o kadar diyorum! kul hakkı var diyorum. gözünün yaşına bakmaz &#8220;ben bu adama hakkımı helal etmiyorum!&#8221; derler valla. ona göre.</p>
<p>bilişim. şu anda adını paylaşmak istediğim bir topluluğun parçası oldum. ucundan. hepside birbirinden şık insanlarla tanıştım ve her hafta mutlaka yeni birisiyle tanışıyorum. değişik ve beni geliştiren bir deneyim oluyor. en basitinden kendimi ifade etme yeteneğim gelişiyor, bilmediğim konularda bilgi sahibi oluyorum, düşünüyorum, kendimi ve etrafımdakileri sorguluyorum. topluluklar ve toplantılar sanırım bu yüzden çok faydalı. işin bence en kötü tarafı -topluluk için- masada alınan kararları bir türlü eyleme geçirememek. benim bildiğim bir kaç sebep var. ilki oradaki insanların hepsinin bir işi var. yani bu birinci işleri değil. öncelik bu iş olmadığından dolayı, çok sallanmıyor. ikincisi ise çok fazla proje çıkması. her hafta birisi ortaya bir şey atıyor, bunu da yapalım bu da olsun muhabbeti dönüyor. olmamalı. öncelikler belirlenip önce onlar eyleme geçirilmeli. ne zaman olacak onu bilmiyorum :) hadi bakalım&#8230;</p>
<p>gıda mühendisliği öğrencisiyim ama bu bölüme çok sempati duymadığım aşikar. o gruptakiler beni sosyolog olarak etiketlediler. şaka gibi! neden? ben 22 senedir sosyologluk namına tek bir şey geçirmedim kafamdan. onlar ne yaptılar? ilk görüşmede hop sen busun bak dediler. hiç tanımadığın insanlarla kafandan geçenleri paylaşmak sanırım bu yüzden önemli. sende ne görüyorlarsa onu söylüyorlar. senin göremediklerini bazen&#8230; ve tabi o insanların hayat görüşleri, yaşamışlıkları ve birazda sosyal konumları önemli. </p>
<p>çarşamba günü istanbul yolcusuyuz. baya kalabalık olacağız. bölümden elemanlarla gidiyoruz. programıma dahil ettim kerataları :) gerçi evet çok ısrar ettim o ayrı. baya bir gezeceğiz, eğleneceğiz, stres atacağız. bende istanbul da görmediğim yerleri göreceğim. heyecanlıyım! bütün bir dönemin ağırlığını orada bırakıp geleceğim. galatasaray tt arena stadına da gitmeli :) belki büyükadaya da gideriz. kim bilir?</p>
<p>derken yeter yahu yaz yaz sıkıldım. saat 4.12 olmuş bileee. iyi yazmışım haa :) yazıma nadas adlı şarkısıyla eşlik eden feridun düzağaç&#8217;a teşekkür etmeden yazıyı sonlandırmak istemiyorum. atasına rahmet. hadi eyvallah.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/yunusbilgi/~4/5yalX_PPnII" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kbrmbl.com/2902-ocak-ayini-aradan-cikarmaca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://blog.kbrmbl.com/2902-ocak-ayini-aradan-cikarmaca/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>hayatın iki yarısı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/yunusbilgi/~3/1YgDcrSuC4g/</link>
		<comments>http://blog.kbrmbl.com/2879-hayatin-iki-yarisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 23:34:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hi@kbrmbl.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kbrmbl.com/?p=2879</guid>
		<description><![CDATA[hayatın birinci yarısı, mutluluğa karşı duyulan yorulmak bilmez bir özlem olduğu halde, ikinci bölümü acı dolu bir korku duygusuyla kaplıdır&#8230; çünkü, mutluluk denilen her şeyin kuruntu olduğu ve acıdan başka gerçeğin bulunmadığı fark edilmiştir artık&#8230; aklı başında insanların, yakıcı zevklerden çok acısız bir hayata yönelmeleri bundan ötürüdür&#8230; gençliğimde, kapımın zilinin her çalınışında, gönlüm sevinçle doluyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>hayatın birinci yarısı, mutluluğa karşı duyulan yorulmak bilmez bir özlem olduğu halde, ikinci bölümü acı dolu bir korku duygusuyla kaplıdır&#8230;</p>
<p>çünkü, mutluluk denilen her şeyin kuruntu olduğu ve acıdan başka gerçeğin bulunmadığı fark edilmiştir artık&#8230; aklı başında insanların, yakıcı zevklerden çok acısız bir hayata yönelmeleri bundan ötürüdür&#8230; gençliğimde, kapımın zilinin her çalınışında, gönlüm sevinçle doluyor ve kendi kendime,<strong> “oh ne iyi&#8230; işte yeni bir olay&#8230;”</strong> diyordum. ama yıllar geçip de, olgunlaştığım zaman, her zil sesinden sonra şöyle düşündüm: <strong>“yine ne var?&#8230;”</strong></p>
<p>insan yaşlandıkça, tutkuların ve isteklerin nesnesi farksızlaştıkça; bu isteklerin ve tutkuların bir bir ortadan kayboldukları, duyarlığın güdükleştiği, hayat gücünün zayıfladığı, görüntülerin solduğu, izlenimlerin etki yapmadan gelip geçtiği, günlerin gittikçe daha hızlı aktığı, olayların önemlerini kaybettiği ve her şeyin renksizleştiği görülür&#8230;</p>
<p><em>alıntı: Arthur Schopenhauer</em></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/yunusbilgi/~4/1YgDcrSuC4g" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kbrmbl.com/2879-hayatin-iki-yarisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://blog.kbrmbl.com/2879-hayatin-iki-yarisi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>karanlıktan korkma, osho</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/yunusbilgi/~3/xXBv8NRZ93A/</link>
		<comments>http://blog.kbrmbl.com/2874-karanliktan-korkma-osho/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 01:06:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hi@kbrmbl.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[karanlıktan korkma]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[osho]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kbrmbl.com/?p=2874</guid>
		<description><![CDATA[Sana söyleyeceğim bir tek şey var: Kendi karanlığından korkma. Hepsi sensin. Dışarıda tehlike yok. Hiç kimse zarar veremez sana. İçindeki karanlığa dönüp de bakabilirsen, aydınlanacaksın. Hadi bu kez dön ve bak ona. Yüzleş. O zaman ne yalnızlıktan, ne ölümden, ne de düşlerinden korkacaksın. Özünü anlayacaksın. İşte o zaman kendi gerçeğini dünyaya haykıracaksın. Kendi küçük hikâyeni, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sana söyleyeceğim bir tek şey var:</p>
<p>Kendi karanlığından korkma. Hepsi sensin. Dışarıda tehlike yok. Hiç kimse zarar veremez sana. İçindeki karanlığa dönüp de bakabilirsen, aydınlanacaksın. Hadi bu kez dön ve bak ona. Yüzleş. O zaman ne yalnızlıktan, ne ölümden, ne de düşlerinden korkacaksın. Özünü anlayacaksın. İşte o zaman kendi gerçeğini dünyaya haykıracaksın. Kendi küçük hikâyeni, tüm tevazusu ve güzelliği ile yaşayacaksın.</p>
<p>En özgün olanın tam da senin hikâyen olduğunu bileceksin. İşte o zaman kendini ve tüm seçimlerini çok seveceksin. Korkma karanlığından. Hadi dön ve bak ona. Yalnızlığından kaçmak için başkalarına sığınma, kendini bitmez işlere ve etkinliklere boğma ve aynaya bak hadi. Konuş kendinle. Senin ötende ve dışında değil yaşam dediğin. Tam da içinde…</p>
<p>İçindeki tutkuları izle, izle ki hangi rüzgârlarla yol alacağını bilesin. Onlar sınırları aşma maceranda iç haritan; belki en çözümsüz hissettiğin karar anlarında. Kalbin onun için var, bunu hatırla ve bil ki tutkuların, seni sen yapan yolda önünü görmeni sağlayan ışıkların…</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/yunusbilgi/~4/xXBv8NRZ93A" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kbrmbl.com/2874-karanliktan-korkma-osho/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://blog.kbrmbl.com/2874-karanliktan-korkma-osho/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>kendi gözünde sen?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/yunusbilgi/~3/3jNrSQBvbC4/</link>
		<comments>http://blog.kbrmbl.com/2859-kendi-gozunde-sen/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 20:53:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hi@kbrmbl.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[hadi ordan]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başkalarının gözünde sen]]></category>
		<category><![CDATA[hak ettiğin yerde misin]]></category>
		<category><![CDATA[skala]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kbrmbl.com/?p=2859</guid>
		<description><![CDATA[bugün işe gittim. sanki ilk defa gidiyormuşum gibi başladım yazıya :) yok düzenli olarak gidiyorum. neyse, lise son sınıf öğrencileri stajer bir arkadaşımız var yanımızda. bir başka birimde çalışıyor şu son zamanlarda. malum ilk dönemin bitmesine yaklaştığımız şu son günlerde, okullardan hocaları gelip bu arkadaşların puan durumunu öğreniyor yetkililerden. arkadaşımızın kulağına gelen duyumlara göre pekte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>bugün işe gittim. sanki ilk defa gidiyormuşum gibi başladım yazıya :) yok düzenli olarak gidiyorum. neyse, lise son sınıf öğrencileri stajer bir arkadaşımız var yanımızda. bir başka birimde çalışıyor şu son zamanlarda. malum ilk dönemin bitmesine yaklaştığımız şu son günlerde, okullardan hocaları gelip bu arkadaşların puan durumunu öğreniyor yetkililerden. arkadaşımızın kulağına gelen duyumlara göre pekte iç açıcı bir puan alamamış. geldi bana dert yandı. köpek gibi çalışıyoruz ama adamlar bize geçer not bile vermiyorlar diye. birden o anda aklıma bir şey geldi. konuyla alakasını şu anda yazı yazarken çözemedim ama, doğruluk payı olmalı düşüncelerimin.</p>
<p>şöyle ki,</p>
<p>yüksek mevkilerde olan insanların -ne şekilde oraya gelmiş olurlarsa olsunlar- eleştiri kabiliyetleri de o oranda artıyor. sanki yüksek mevkilere çıktıkça insanlar kendilerini daha kusursuz, kendi emrinde çalışan insanları ise tam ters oranda kusurlu oluyor. <strong>yanlış!</strong> insanları bu tarz düşünceye sevk eden ne olabilir? yani sürekli böyle mi olacak? sen bir şekilde daha iyi yerlere geliyorsun ama etrafındaki insanları beğenmeyişin de bir o kadar artıyor. kendi hayatlarında esasen başarısız olupta, bir şekilde iyi bir mevkiye gelmiş insanlara sesleniyorum ben daha çok: herkesin hakkı neyse onu verin! adil olun ve öyle davranın.</p>
<p>diğer bir konu ise kendi gözünde sen nesin? bir adam ile beraber iş yapıyorsun. daha doğrusu sen onların işini görüyorsun o ya da bu şekilde ve o adam da sana puanını veriyor. karne olayı işte. maalesef bizim başarı skalamız sürekli başkalarının gözünde neyse biz o&#8217;yuz. 100 üzerinden sana 50 verdim diyebiliyor bir adam çıkıp. ve sen artık o oluyorsun. 100 üzerinden 50 olabilmiş bir adam&#8230; uzun zamandır bu tarz düşünceler içerisindeyim. benim başarı skalam kaç? bunu <a href="http://blog.kbrmbl.com/2832-profesore/">profesör</a> arkadaş mı belirliyor? sınavlarda sordukları sorulara verdiğim doğru/yanlış cevaplar mı? annem mi? babam mı?</p>
<p>hepsinin toplamı benim genel ortalamamı veriyor. ama hala benim bütün puanlarım, ortalamam, derecem onların gözündeki bana bağlı. kendimi ne kadar gösterdiysem o. derken bıraktım ben bu işleri. bana onların verdikleri notun çokta önemi yok. asıl olan sen kendini nerede görüyorsun ve hedefin ne? hak ettiğin yerde misin?</p>
<p>bazı insanlar tanıyorum ki kendilerine not vermeye korktukları için sürekli başkalarının gözündeki kendilerini arıyorlar. onunla tatmin olmaya çalışıyorlar. <strong>başkalarının gözünde ADAM olmak</strong> istiyorlar. çünkü kendilerinden korkuyorlar. aslında biliyorlar hak ettikleri yerin orası olmadığını. ve daha fazla çalışmak, uğraşmak <em>yemiyor </em>tabiri caizse.</p>
<p>ben kendi skalamda kendimi hak ettiğim yerde göremiyorum. üzülüyorum&#8230; ve maalesef benimde ömrümün en güzel yılları başkasının işlerini yaparak geçiyor. sistemi anlıyorum ama hala değiştiremiyorum. her şeyin bir zamanının olduğu muhakkak.</p>
<p>bekliyorum.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/yunusbilgi/~4/3jNrSQBvbC4" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kbrmbl.com/2859-kendi-gozunde-sen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://blog.kbrmbl.com/2859-kendi-gozunde-sen/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>yunusbilgi.com</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/yunusbilgi/~3/OL1MVHnPUSc/</link>
		<comments>http://blog.kbrmbl.com/2854-yunusbilgi-com/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 09:55:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hi@kbrmbl.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[featured]]></category>
		<category><![CDATA[yunusbilgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kbrmbl.com/?p=2854</guid>
		<description><![CDATA[uzun zamandır alayım bu domaini diyordum. derken uzuun zaman önce aldım. sonra uzuuun bir zaman boş kaldı :) uzuuuun olmayan bir zaman önce ise -gün akşam- ben oraya güzel bir giriş sayfası hazırladım. geçici olarak idare edecektir beni&#8230; uzun olmayan bir zaman sonra -öyle umuyorum- oraya güzel bir portfolio oluşturmayı düşünüyorum. tatili beklemek gerek bunun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>uzun zamandır alayım bu domaini diyordum. derken uzuun zaman önce aldım. sonra uzuuun bir zaman boş kaldı :) uzuuuun olmayan bir zaman önce ise -gün akşam- ben oraya güzel bir giriş sayfası hazırladım. geçici olarak idare edecektir beni&#8230;</p>
<p>uzun olmayan bir zaman sonra -öyle umuyorum- oraya güzel bir portfolio oluşturmayı düşünüyorum. tatili beklemek gerek bunun için.</p>
<p>yunusbilgi.com için kullandığım sisteme gelecek olursak<em> basit bir jquery uygulaması.</em> şu anda paylaşamayacağım, eve geçince yazımı düzenler paylaşırım. kullanmak isteyen arkadaşlar olursa yardımcı olmuş oluruz bu sayede :)</p>
<p>hadi kaçtım :)</p>
<p>ha bu arada <a href="http://yunusbilgi.com"><strong>buradan</strong></a></p>
<p><strong>düzenleme: </strong>sizde bu tarzda bir şey hazırlamak istiyorsanız <a href="http://tympanus.net/codrops/2012/01/02/fullscreen-background-image-slideshow-with-css3/">şurayı</a> takip ediyorsunuz :)</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/yunusbilgi/~4/OL1MVHnPUSc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kbrmbl.com/2854-yunusbilgi-com/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://blog.kbrmbl.com/2854-yunusbilgi-com/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>bence ben, sence sen, insanca insan.</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/yunusbilgi/~3/kBPPh6BDb1s/</link>
		<comments>http://blog.kbrmbl.com/2844-bence-ben-sence-sen-insanca-insan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 22:40:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hi@kbrmbl.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[hakkimda]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kendime yazdım]]></category>
		<category><![CDATA[kendimi arıyorum]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel menkıbe]]></category>
		<category><![CDATA[simyacı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kbrmbl.com/?p=2844</guid>
		<description><![CDATA[kulağımda kulaklık, dolmuşun orta sıralarında cam kenarında oturuyorum. hiç tanımadığım insanların yanına gidiyorum. beklentim çok yüksek değil. benim gibi insanlar en nihayetinde&#8230; derken insanları düşünmeye başlıyorum. camdan dışarıya bakıyorum, insanlığın yaptığı buluşlara yani. arabalar, evler, ışıklandırmalar, yollar, köprüler, kocaman binalar ve daha bir çoğu. yüzyıllardır insanlar var. onların birikimleri hemen camın arkasındalar. oturduğum koltukta, kulağımdaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>kulağımda kulaklık, dolmuşun orta sıralarında cam kenarında oturuyorum. hiç tanımadığım insanların yanına gidiyorum. beklentim çok yüksek değil. benim gibi insanlar en nihayetinde&#8230;</p>
<p>derken insanları düşünmeye başlıyorum. camdan dışarıya bakıyorum, insanlığın yaptığı buluşlara yani. arabalar, evler, ışıklandırmalar, yollar, köprüler, kocaman binalar ve daha bir çoğu. yüzyıllardır insanlar var. onların birikimleri hemen camın arkasındalar. oturduğum koltukta, kulağımdaki kulaklıkta, giydiklerimde&#8230; insanlar inanılmaz varlıklar! elbette arkasındaki ilahi güce en başta inanıyorum. sonra yeniden onlara dönüp bakıyorum da, sürekli bir şeyler yapılıyor, hayat standartları artıyor, hiç hayal etmediğimiz uç noktalarda teknolojiyi doyasıya yaşayabiliyoruz.</p>
<p>sonra dönüp kendime bakıyorum. ben diyorum kendime, ben bu çarkın neresinde olacak, ne yapacağım? mantıklı bir soru. bütün insanlar bu sistemin bir parçası. kimisi sokakları süpürüyor, kimisi masasında emirler yağdırıyor emrindekilere, kimisi simit satıyor. sahip olduğumuz her bir varlık, cisim, olay, olgu hepsi biz insanlar için. bende insanlık için bir şey yapacağım o halde. arabayı yapmışlar. uçak var mesela. evler, evlerin ısıtmaları, asansörler&#8230; sanki her şey yapılmış gibi değil mi? bana gerek yok hani, ben olmasam dahi bu gelişimleri durdurmak mümkün değil! steve jobs geliyor aklıma. yakın zamanlarda öldü. arkasında bir insanlık bıraktı onun buluşlarına, oluşturduklarına müptela&#8230; bu adamın bir amacı vardı. idealleri, hayalleri, aşkı&#8230; başarının sırrı belkide buydu işte, tutku! o adam yaptığı işe tutkuyla bağlıydı. hayatının her kısmında, düşüncesinde, yatağında, içtiği birasında&#8230; </p>
<p>söylemek istediğim, ortada 4-5 katlı bir pasta var. en üst kattakiler oraya oturmuşlar ve arkalarına yaslanmışlar. belki yaşlanıp ölene, ya da alttakiler onları paçalarından tutup aşağıya çekene kadar orada kalacaklar. ama kalıcı olmayacakları aşikar. alt katlara indikçe insan sayısı artıyor. hırs katsayıları artıyor. ve elbette kişiye düşen pasta sayısı da. durup düşünmek lazım bu pastanın neresinde olacak, ne kadar yiyeceksin diye. ilk etapta düşünmek. fikir, proje ve uygulama en son kısım. </p>
<p>sistemi çözdüm. en kritik noktaya geldim diyebilirim. benim bu hayattaki tutkum nedir? ben öyle teknoloji harikası aletler yapıp insanlığa sunmak istemiyorum. benim kişisel menkıbem <em>-kişisel menkıbe&#8217;yi simyacı kitabından öğrendim. kişinin bu hayattaki asıl gayesi, amacı anlamına geliyor.-</em> bu değil bunu biliyorum. daha çarpıcı, daha canlı ve tüm insanlığın faydasına bir şey olmalı. insanların kalbine sevgiyi yerleştirip, insalığı yeniden aşılayabilir miyim onlara bilmiyorum. bu konu üzerine biraz daha düşünmek için müsade istiyorum. tekrar geri geleceğim. <strong>umarım tutkularımla&#8230;</strong></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/yunusbilgi/~4/kBPPh6BDb1s" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kbrmbl.com/2844-bence-ben-sence-sen-insanca-insan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://blog.kbrmbl.com/2844-bence-ben-sence-sen-insanca-insan/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>futbol ve ben</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/yunusbilgi/~3/sJ5Pc71tX90/</link>
		<comments>http://blog.kbrmbl.com/2838-futbol-ve-ben/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 21:48:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hi@kbrmbl.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[hadi ordan]]></category>
		<category><![CDATA[hakkimda]]></category>
		<category><![CDATA[ben]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[ilk okul]]></category>
		<category><![CDATA[küçükken]]></category>
		<category><![CDATA[lise]]></category>
		<category><![CDATA[orta okul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kbrmbl.com/?p=2838</guid>
		<description><![CDATA[futbol. benim hayatımın vazgeçilemez en değerli parçasıydı bundan yıllar yıllar önce. bugün yolda geliyorken eskilere gittimde biraz hatıralarla doldum taştım. sonradan aklıma geldi annemle bu sabah konuştuklarımız. sen diyordu, küçükkende çarpınır dururdun. bilmeyen olabilir çarpınıp durmayı, anlamı çok hareketliydin demek. öyleydimde. şimdi deli gibi topun peşine koşmuyor olsamda, hala çarpınıyorum. yani sanırım. ilkokul&#8217;dayım daha. ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>futbol. benim hayatımın vazgeçilemez en değerli parçasıydı bundan yıllar yıllar önce. bugün yolda geliyorken eskilere gittimde biraz hatıralarla doldum taştım. sonradan aklıma geldi annemle bu sabah konuştuklarımız. sen diyordu, küçükkende çarpınır dururdun. bilmeyen olabilir çarpınıp durmayı, anlamı çok hareketliydin demek. öyleydimde. şimdi deli gibi topun peşine koşmuyor olsamda, hala çarpınıyorum. yani sanırım.</p>
<p>ilkokul&#8217;dayım daha. ben diyim 3, siz diyin 4. bizim okulda tenefüsler çok uzundu. 15 dakika. bizimkiler daha ilk tenefüsten koşmuşlar topun peşine. ben her nedense yukarıda pencereden izliyorum onları yanımda aynı gün doğduğum arkadaşımla. bizimkiler yeniliyorlar :) pencerenin altına birisi geldi, gel lan bizim ufaklıklar bizi yeniyorlar dediler. davet edildiğim hiç bir maça futbol hayatım boyunca hayır demedim. derken girdim birinin yerine ve daha ilk topta rövaşata&#8217;dan golü attım! sallamıyorum ya :) oynadığımız yer ağaçlıktı ve havadan gelen bir top oraya takıldı ve rakibi şaşırttı. fena çakmıştım! bir gol daha attım ve yukarıya bir havalı çıktım ki, anlatamam! omuzlarda değildim. hiçte alınmamıştım zaten. ama mutluydum.</p>
<p>aynı okul yıllarımda futbol merakımız sınıfçaydı. bir gün aynı sınıftaki amcamın oğluyla evde bütün gece pastel boyalarla boyanmış kağıtları kestik poşetler dolusu. sonra maç içinde kızlar bunları sahaya attılar. ne heyecanlı! okul müdürü ya da sınıf öğretmenimiz başta ben ve amcamın oğlu olmak üzere tüm sınıfın ağzına sı*mış olmalı. hak etmiştik. mutluluk tavandı tabi :) o yıllarda galatasaray fena ve hepimizin bir lakabı vardı. ben ümit davala idim. taçları ben kullanıyordum. o kadar. ve o okuldan ayrıldım.</p>
<p>mahalle maçlarından bahsedebilirim sanırım biraz. bizim apartmanın çaprazındaki uşaklar -sülelecek orada otururlar.- benden pek haz etmezlerdi. ve tabi bende onlardan. arada oyunlarına alırlardı şayet eksik bir adam varsa. mahalle maçları mı? yetimdim sanki. arada maça alırlardı, ellerine verirdim :) bir elemana bir keresinde bacak arası yaptım, gel lan bende seninkinden geçireceğim aç bacağını dedi. nasıl yeaaa dedim? arkasından abisi geldi, &#8220;aç lan!&#8221; abim yoktu. hem yetim, hem eziktim. bizim beraber takıldığımız elemanlarla (kürşat, amcamın oğlu, behiye teyzenin torunu hasan, zehir ismail&#8230;) bir araya gelir aşağı mahalle ile maç ederdik. şanssızdım. bu şanssızlığım ömrüm boyunca yakamı bırakmadı. neredeyse hiç yenemedik. ilk o zaman anladım kendi başıma hiç bir maçı alamayacağımı. patlamış bir balondum yani.</p>
<p><img class="size-full wp-image-2839 alignnone" title="futbol" src="http://blog.kbrmbl.com/2010/6139845120_4ddbcd206e.jpg" alt="" width="352" height="500" /></p>
<p>orta  okulun hemen ilk başlarında o okuldan ayrılmıştım. yeni gittiğim okulda da değişen bir şey olmadı tabii ki. bizim sınıf bizim şubeler içindeki en berbat top oynayanlarıydı. ben gittikten sonrada bir şey değişmedi. sadece daha az yiyor, daha çok atabiliyorduk o kadar. bizim sınıfın en iyisiydim. tekniktim, ama zayıftım. diğer şubedeki elemanlarla bir defa bir pazarın içinde maç yaptık. onların sınıftan bir elemanı bize vermişlerdi -araları bozukmuş- ilk defa onlarla maç yapmıştım orada. yenilmiştik her zamanki gibi. olsun, taktiklerini öğrenmiştim. ilerliyordum. ilerleyen zamanlarda diğer şubelerle de maç yaptık. zamanla bizim sınıfta futbola daha fazla merak sarmıştı, daha heveslilerdi. ateşiyordum sürekli çünkü!</p>
<p>okul takımına seçilmiştim. 7. sınıfta olmalıyım. ortasahaydım ama kendi kaleme gol atmayı başarabilmiştim. hevesim bir defa daha kırılmıştı. yüz karası olmuştum bütün okulda! keşke attığım gollerle tanısalardı beni üst sınıftakiler. olmadı. diğer maça gelmeyeceğim demiştim. hoca duydu, &#8220;gelecek ve ne goller atacaksın, ne paslar atacaksın!&#8221; dedi. işini doğru yapabilen bir hocaydı belli ki. heveslenmiş ve çalışmıştım. ama yetemedim ve diğer maçta da yenildik. benim için ortaokuldaki okul turnuvaları defteri kapanmıştı. öss zamanı gelmişti.</p>
<p>antepspor maceramdan bahsetmedim değil mi? yaz okulu seçmelerindeydim. bir defasında çok iyi hatırlıyorum yarım sahada maç yapıyoruz. veeee dışarıda maçı izleyen arkadaşlar bana deli gibi tezahürat yapıyor! hayatımdaki en güzel anlardan biriydi. işimi doğru yapıyordum. hepsi rakibimdi, ama beni sevmişlerdi. o gün oynadığım futbolu daha doğrusu. seçildim o yaz. sonra biraz daha devam ettim ve o da bitti. sebep? yine öss. bir defa ankaragücü maçına top toplamaya gittim o kadar. ona da geç kalmıştım ve elbisem hepsininkinden farklıydı. daha yakışıklı görünüyorlardı onlar o giydikleriyle. sanki fazlalıkmışım gibi hissetmiştim&#8230; devre arasında içeri girip top oynamıştık. eğlenceliydi. kadir hoca&#8217;mı unutmayacağım&#8230;</p>
<p>ve lise&#8230; hayatımda hiç bu kadar top oynamamıştım. hazırlıktayız. bir defa üst sınıfların bir maçına öylesine girmiştim. tuttular beni. daha sonraki günlerde popüler olmaya başlamıştım. nerede öğrendiğimi soranlar, iyi oynadığımı söyleyenler ve dahası&#8230; dersleri ve zühal hocayı sallamıyor ve kendimi futbola veriyordum. o bahar turnuvalarda bir halt yapamadık. 3. sınıflar vardı karşımızda. dev gibilerdi! yediğimiz onlarca golün üstüne hepsini çalımlayıp attığım gol pek şıktı. bana yakışır bir goldü :p</p>
<p>1. sınıfta turnuvalara katılmadık. sınıftakilerde bir bok yoktu. girsekte zaten bir şey yapamayacağımızı biliyorlardı. bense her geçen gün daha bir güzel oynuyordum. normaldi öyle olması. her öğlen arasında kıçımdan terler aka aka, paçam yırtılana kadar oynuyordum! kırdığım gözlüklerde cabası! oruç oruçta oynadım evet! derdim neydi acaba?</p>
<p>2. ve 3. sınıfta okul takımında dönem dönem oynadım. büyük sahaya alışamamıştım bir türlü. idare ederdi oynadığım oyun, ama sanırım istedikleri gibi oynayamıyordum. yetersizdim kısacası. bir futbolcu olamayacağımı anlamıştım yani. ama okulda bu sayede popüler olduğumu, bir çok kızın beni izlediğini söyleyebilirim rahatlıkla. ama hamurumuzda yırtıklık olmadığından dolayı sadece duyuyor ve utanıyorduk. kimileri kızları götürüyordu. onlar sanırım nasıl davranmaları gerektiklerini iyi biliyorlardı. ben bunu onlardan uzun süre sonra öğrendim.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/yunusbilgi/~4/sJ5Pc71tX90" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kbrmbl.com/2838-futbol-ve-ben/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://blog.kbrmbl.com/2838-futbol-ve-ben/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>profesör’e (!)</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/yunusbilgi/~3/Zu3UiSLwYA4/</link>
		<comments>http://blog.kbrmbl.com/2832-profesore/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Dec 2011 22:26:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hi@kbrmbl.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sözde profesör]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kbrmbl.com/?p=2832</guid>
		<description><![CDATA[dersteyim. adının önemli olmadığı mühim bir ders. bölüm ingilizce. mühendislik fakültesi. yalnız dersi veren hocamız -sözde- bizi aşağılamaktan dersi pek anlatamıyor. dersini tam saatinde bitiriyor. hatta bazen daha geç bıraktığı bile oluyor. sanırım bu onun için bir teselli. işimi doğru yapıyorum edaları&#8230; siz nasıl öğrencisiniz, bunuda mı bilmiyorsunuz, her senekiler bir öncekilerden daha kötü, birisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>dersteyim. adının önemli olmadığı mühim bir ders. bölüm ingilizce. mühendislik fakültesi. yalnız dersi veren hocamız -sözde- bizi aşağılamaktan dersi pek anlatamıyor. dersini tam saatinde bitiriyor. hatta bazen daha geç bıraktığı bile oluyor. sanırım bu onun için bir teselli. işimi doğru yapıyorum edaları&#8230; siz nasıl öğrencisiniz, bunuda mı bilmiyorsunuz, her senekiler bir öncekilerden daha kötü, birisi 90 alıyor birisi 10 yani siz kendinizi hiç sorgulamıyor musunuz? gerizekalı mısınız? 90 alanlar sizden çok mu daha zeki??</p>
<p>gerizekalıyım lan diyecektim! gerizekalıyım var mı? sanki sen işini çok doğru mu yapabiliyorsun ki şu yaşında, benden her şeyi doğru yapmamı bekliyorsun? 2 gün köpek gibi senin dersine çalıştım. çalıştım be! sınavı geçmek için değil üstelik, anlayarak&#8230; sorular beklediğim gibi çıkmadı yapamadım. derslere hiç gelmeme sebebim belli, karşındaki insanları aşağılayarak, gururlarını inciterek hocalık yaptığını sanıyorsun. ama yanılıyorsun. başka dersin hocaları -senin dersin kadar zor bir ders. hatta daha zor.- onda başarılı olabiliyoruz. olamasak bile sana bok attığımız gibi o adama bok atmıyoruz. biz yapamadık diyebiliyoruz. ilk sınavdı düşünemedik diyoruz&#8230; </p>
<p>bazı insanlar bütün hayatları boyunca insan olmayı maalesef becerememişler. yaşadıkları onca yaş, edindikleri onca deneyim kocaman bir hiç. belki kendini geliştirmiş, kimsenin almadığı ödülleri almış olabilirsin ama öğrencilerine biraz saygın olmalı. ufacık. o bölümde seni seven bir tane adam olmadıktan sonra, her girdiğin derste öğrencilerin sana saydırdıktan sonra kusura bakma ama sen istersen alanındaki 1 numaralı adam ol. kocaman bir hiç olmaktan ileriye gidemeyeceksin bizim gözümüzde. yani, senin asıl işinde&#8230; </p>
<p>yine bize saydırıyorken sen, ben kitap okuyordum. çok hoş vakit geçirdim diyebilirim. çıkmaya yakında çıkardım bir tütün sardım. bu daha hoş bir duyguydu. ve sen dersi bitirdikten sonra, dışarıya çıktım ve tütünümü yaktım. artık sen yoktun. varsan bile en fazla havaya savurduğum duman olabilirdin. önce çalışmıyor, sonra finallerden sonra gelip yalvarıyorsunuz diyorsun ya; ölecek olsam bile senin yanına gelmem! dilerim allah kimseyi senin gibi bir zalimin kapısına düşürmesin.</p>
<p>haaaa bu arada seni eleştirmek bana mı düştü? orada patron sensen, burada paşa benim. sen öğrendiklerini öğretmeye çabalıyorsun -acaba?- bense yaşadıklarımı sindirmeye çalışıyorum. ben sırf o saçma salak devamsızlık yüzünden o derse gelmeye devam ettikçe, sen bu muhabbeti yapmaya devam ettikçe ben daha neler yazacağım neler. öpüldün!</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/yunusbilgi/~4/Zu3UiSLwYA4" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kbrmbl.com/2832-profesore/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://blog.kbrmbl.com/2832-profesore/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>susarsın.</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/yunusbilgi/~3/h3a4-Mz5NYo/</link>
		<comments>http://blog.kbrmbl.com/2819-susarsin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Dec 2011 23:29:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hi@kbrmbl.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[hadi ordan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kbrmbl.com/?p=2819</guid>
		<description><![CDATA[susarsın. bir çığlık boşalacak gibi olur yüreğinin derinliklerinden. sessizliğin temelinde çığlıklar vardır. hep sesini duyurmak istediğinde olur bu. nasır tutmuş yüreğini bıçakla kazımaya benzer daha çok. içindeki her bir kelime, bir kan damlaya eşdeğerdir her dokunuşta. susmaya devam edersin. sanki ağzından ilk çıkacak harf, bahsi kaybettiğin anlamını taşır. bahisi umursamazsın her zamanki gibi. tuhaf olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>susarsın. bir çığlık boşalacak gibi olur yüreğinin derinliklerinden. sessizliğin temelinde çığlıklar vardır. hep sesini duyurmak istediğinde olur bu. nasır tutmuş yüreğini bıçakla kazımaya benzer daha çok. içindeki her bir kelime, bir kan damlaya eşdeğerdir her dokunuşta.</p>
<p>susmaya devam edersin. sanki ağzından ilk çıkacak harf, bahsi kaybettiğin anlamını taşır. bahisi umursamazsın her zamanki gibi. tuhaf olan her defasında kendini ustaca kandırmaya devam edişindir. ustalığa erişmenin hiçte zor olmadığını yazmaya başladığın ilk günden beri bilirsin. hayata 1-0 geriden başlayanların tesellisidir bu. hiç maça çıkmayaydık iyiydi dersin, zira ustalık bilinçaltındadır sürekli. bu maçta değil öne geçmenin, beraberliğin dahi mümkün olmadığını yüzünü tokatlar gibi yapıştırır inatla.</p>
<p>nasırlar gitgide büyümektedir. artık kanamıyordur. kanayacak kan kalmamış olmalı diye geçirirsin içinden. bıçağın en sivri yeri en yakın arkadaşın olmaya başlamıştır. ayakkabı tabanım bu benim dersen yalandan sayılmaz.</p>
<p>hayır acımıyor artık. konuşmaya başlamışsındır biraz biraz. &#8220;bir dünya da bana ver tanrım.&#8221; dersin ve yeniden susarsın. dakikalar 4.52&#8242;yi gösteriyordur. evet, şarkı bitmiştir.</p>
<p>neredeydi bu aletin <strong>stop </strong>düğmesi? kafam şişti!</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/yunusbilgi/~4/h3a4-Mz5NYo" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kbrmbl.com/2819-susarsin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://blog.kbrmbl.com/2819-susarsin/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>charles bukowski, ekmek arası #1</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/yunusbilgi/~3/5ZSnHD4frns/</link>
		<comments>http://blog.kbrmbl.com/2812-charles-bukowski-ekmek-arasi-1/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 21:25:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hi@kbrmbl.com</dc:creator>
				<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[charles bukowski]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek arası]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[kitap alıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[okudum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.kbrmbl.com/?p=2812</guid>
		<description><![CDATA[kitap: ekmek arası yazar: charles bukowski &#8220;doğru değildi yaptığı,&#8221; dedim anneme, &#8220;neden bana yardım etmedin?&#8221; &#8220;baba her zaman haklıdır,&#8221; dedi. ama gerçekleşmeyecekti babamın düşü. bana çarpan adamı buldular hapse attılar. bir karısı, üç de çocuğu vardı ve işsizdi. meteliksiz bir ayyaştı. adam bir süre hapis yattı, ama babam davacı olmayınca çıktı. &#8220;şalgamdan kan çıkaramazsın,&#8221; demişti [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blog.kbrmbl.com/2010/IMG_2610.jpg" rel="lightbox[2812]"><img class="size-full wp-image-2813 alignnone" title="ekmek arası, charles bukowski" src="http://blog.kbrmbl.com/2010/IMG_2610.jpg" alt="" width="440" height="293" /></a></p>
<p>kitap: ekmek arası<br />
yazar: charles bukowski</p>
<p>&#8220;doğru değildi yaptığı,&#8221; dedim anneme, &#8220;neden bana yardım etmedin?&#8221;<br />
<span style="text-decoration: underline;"> &#8220;baba her zaman haklıdır,&#8221;</span> dedi.</p>
<p>ama gerçekleşmeyecekti babamın düşü. bana çarpan adamı buldular hapse attılar. bir karısı, üç de çocuğu vardı ve işsizdi. meteliksiz bir ayyaştı. adam bir süre hapis yattı, ama babam davacı olmayınca çıktı. <span style="text-decoration: underline;">&#8220;şalgamdan kan çıkaramazsın,&#8221;</span> demişti babam.</p>
<p>birkaç gün sonra kızıl&#8217;ın ön bahçesinde topu atıp tutuyorduk. chuck ve arkadaşları ortalıkta yoktular. kızıl&#8217;la giderek ilerletiyorduk oyunu. çalışmaktı önemli olan. insana bir fırsat tanınması yeterliydi. <span style="text-decoration: underline;">birileri fırsatlarını kime tanınacağını denetliyordu sürekli.</span></p>
<p>kalkıp dışarı çıktım. eve yürümeye başladım. <span style="text-decoration: underline;">istedikleri buydu demek: yalanlar. harikulade yalanlar. buna ihtiyaçları vardı. insanlar ahmaktırlar.</span> kolay olmayacaktı benim için. etrafıma bakındım. juan ve arkadaşı beni izliyorlardı. işler yoluna girmeye başlamıştı.</p>
<p>kediyi kapıp kaçmayı düşündüm ama cesaret edemedim. köpeğin bana saldıracağından korkuyordum. yapmam gerekeni <span style="text-decoration: underline;">yapma cesaretinden yoksun olduğumu bilmek çok kötü bir duyguydu.</span> midem bulanmaya başlamıştı. zayıftım. engellemek istiyor ama nasıl yapacağımı bilemiyordum.</p>
<p>sıraya girmiş, sahneye yürümeyi bekliyorduk. seyirciler arasında ailelerimiz ve arkadaşlarımız bulunuyordu.<br />
&#8220;her an kusabilirim,&#8221; dedi çocuklardan biri.<br />
<span style="text-decoration: underline;">&#8220;bir boktan çıkıp başka bir boka giriyoruz sürekli,&#8221;</span> dedi bir diğeri.<br />
kızlar töreni daha ciddiye alır gibi görünüyorlardı. işte bu yüzden güvenemiyordum onlara. yanlış şeylerin bir parçası olmayı seçiyorlardı. onlar ve okul aynı şarkıyı söylüyorlardı sanki.</p>
<p>&#8230;ayrıca her yanım çıbanlarla kaplıydı. arabalı çocukların sivilceleri yoktu. uzun boylu, temiz gitimli, beyaz dişli ve yakışıklıydılar. saçlarını da el sabunu ile yıkamıyorlardı. <span style="text-decoration: underline;">benim bilmediğim bir şey biliyorlardı sanki.</span> dipte bulmuştum kendimi tekrar.</p>
<p>&#8230;seni aptal göt diye düşündüm, söylediklerini dinlediğimin farkında değil misin?<br />
<span style="text-decoration: underline;">insan nasıl doktor oluyordu? herkesi alıyorlar mıydı?<br />
</span>&#8230;</p>
<p>baron sihirli eylemlerde bulunmayı sürdürdü. defterin yarısı baron von himmlen&#8217;in maceraları ile dolmuştu. baron hakkında yazarken kendimi iyi hissediyordum. <span style="text-decoration: underline;">birine ihtiyaç duyuyordu insan. etrafında öyle biri yoksa onu sen yaratmak zorundaydın.</span> insanın kendini aldatması, hile yapması gibi bir şey değil bu. <span style="text-decoration: underline;">aksini yapmak, etrafında baron gibi biri olmadan yaşamak kendini aldatmak olurdu.</span></p>
<p>&#8230;aynı şeyleri defalarca okutuyordu, her sayfayı bir kaç kez. <span style="text-decoration: underline;">&#8220;sınavlarda başarılı olmalı,&#8221; demişti annesi. kitapların yanlış olabilecekleri aklına bile gelmiyordu. veya aslında önemli olmadıkları.</span> sormadım ona.</p>
<p>tekrar ilkokuldaydım sanki. güçlülerin yerine zayıflar birikmişti etrafıma, yenenlerin yerine yenilenler. yaşamımı onların eşliğinde sürdürmek alınyazım olmalıydı. çok sıkıyordu bu canımı, beni asıl rahatsız eden bu gerizekalıların beni dayanılmaz bulmalarıydı. <span style="text-decoration: underline;">kelebeklerin ve arıların arzuladığı bir çiçek olmak varken, sinekleri cezbeden bir bok parçasıydım.</span> yalnız yaşamak istiyordum, yalnız olunca daha iyi hissediyordum kendimi, daha temiz, ama onlardan kurtulacak kadar zeki değildim. onlar benim efendilerimdi belki de: <span style="text-decoration: underline;">şekil değiştirmiş babalarım.</span> her neyse, salamlı sandöviçlerimi yerken yanıma gelmeleri can sıkıcıydı.</p>
<p>devamı yakında.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/yunusbilgi/~4/5ZSnHD4frns" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.kbrmbl.com/2812-charles-bukowski-ekmek-arasi-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://blog.kbrmbl.com/2812-charles-bukowski-ekmek-arasi-1/</feedburner:origLink></item>
	<media:rating>nonadult</media:rating><media:description type="plain">blog.kbrmbl.com , aklıma ne geldiyse</media:description></channel>
</rss>

