<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Zeynep Mengi</title>
	
	<link>http://www.zeynepmengi.com</link>
	<description />
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2012 14:37:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/ZeynepMengi" /><feedburner:info uri="zeynepmengi" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><feedburner:emailServiceId>ZeynepMengi</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><item>
		<title>Müşterilerin çektiği fotoğraflar kartpostal olacak</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ZeynepMengi/~3/ANkY0qXJRWU/</link>
		<comments>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/musterilerin-cektigi-fotograflar-kartpostal-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 12:10:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep Mengi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[Eğlence ve Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Foursquare]]></category>
		<category><![CDATA[Instagram]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kartpostal]]></category>
		<category><![CDATA[mangerie]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeynepmengi.com/?p=1352</guid>
		<description><![CDATA[Bebek tarafına yolunuz sürekli düşüyorsa, fotoğraf çekmeyi de seviyorsanız, sosyal medyayla da ilgiliyseniz burada bulunan Mangerie isimli mekanın uygulaması ilginizi çekebilir. İstanbul Bebek’te yer alan bistro-café Mangerie, yeni kartpostallarındaki fotoğrafları müşterilerinin çektiklerinden seçiyor. Yeni kartpostallarda Mangerie’de çekilen ve sosyal medyada paylaşılan fotoğraflar kullanılacak. Twitter, Facebook, Instagram ve Foursquare gibi sosyal ağlarda #mangeriebebek etiketi ile işaretlenen her fotoğraf kartpostallarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebek tarafına yolunuz sürekli düşüyorsa, fotoğraf çekmeyi de seviyorsanız, sosyal medyayla da ilgiliyseniz burada bulunan Mangerie isimli mekanın uygulaması ilginizi çekebilir. İstanbul Bebek’te yer alan bistro-café Mangerie, yeni kartpostallarındaki fotoğrafları müşterilerinin çektiklerinden seçiyor. Yeni kartpostallarda Mangerie’de çekilen ve sosyal medyada paylaşılan fotoğraflar kullanılacak. Twitter, Facebook, Instagram ve Foursquare gibi sosyal ağlarda #mangeriebebek etiketi ile işaretlenen her fotoğraf kartpostallarda yer almak için değerlendirilecek. Tek şart Mangerie’yı yansıtıyor olması!</p>
<p><a href="http://www.facebook.com/mangeriebebek">www.facebook.com/mangeriebebek</a></p>
<p><a href="http://www.twitter.com/mangerie">www.twitter.com/mangerie</a></p>
<p>Instagram: mangeriebebek</p>
<p>Foursquare: mangeriebebek</p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ZeynepMengi/~4/ANkY0qXJRWU" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/musterilerin-cektigi-fotograflar-kartpostal-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/Mangerie-Kartpostal-BB-Gorsel6-222x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/Mangerie-Kartpostal-BB-Gorsel6-222x150.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Mangerie Kartpostal BB Gorsel6</media:title>
		</media:content>
	<feedburner:origLink>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/musterilerin-cektigi-fotograflar-kartpostal-olacak/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Daşuria ıştı yeta</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ZeynepMengi/~3/_sRRhNhYw14/</link>
		<comments>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/dasuria-isti-yeta/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2012 12:24:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep Mengi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[14 şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk Sevda Süveyda]]></category>
		<category><![CDATA[hayykitap]]></category>
		<category><![CDATA[lehçeler]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeynepmengi.com/?p=1346</guid>
		<description><![CDATA[İse san ta kria ta nera ( Soğuk sular gibi (güzel)sin ) ( Rumca / İstanbul ) Ağapi mu, ğliki mu, moro mu, matya mu, kardula mu, çiyeri mu ( Sevgilim, tatlım, bebeğim, gözlerim, yüreciğim, ciğerim) ( Rumca / İstanbul ) To yasemi stin porta su kukliçsa mu / Kapında yaseminler bebeciğim Ânthise ke tha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İse san ta kria ta nera ( Soğuk sular gibi (güzel)sin )<br />
<strong>( Rumca / İstanbul )</strong></p>
<p>Ağapi mu, ğliki mu, moro mu, matya mu, kardula mu, çiyeri mu ( Sevgilim, tatlım, bebeğim, gözlerim, yüreciğim, ciğerim)<br />
<strong>( Rumca / İstanbul )</strong></p>
<p>To yasemi stin porta su kukliçsa mu / Kapında yaseminler bebeciğim<br />
Ânthise ke tha dîsi / Tomurcuklansın da, sürgün verip sarılacak ( beni sana bağlayacak )<br />
Ta angeliko su to kormi kukliçsa mu / Meleksi vücudun bebeciğim<br />
Sta herya mu tha pêsi / Kollarıma uzanacak<br />
<strong>( Rumca / Ege, Alaçatı )</strong></p>
<p>Seghua semguechaakh’asia segien ghac’alche adec’ianen sejhek’iavyt<br />
( (Prenses dedi ki) “Kim benim kalbimdekini ona söylemeden bilirse onunla evleneceğim.” )<br />
<strong>( Ubıhça )</strong></p>
<p>Sakvarelo, çemo sicsoçhle, çemo sikharulo, çemo Patara ( Sevgilim, hayatım, neşem, bebeğim )<br />
<strong>( Gürcüce )</strong></p>
<p>Daşuria ıştı yeta ( Aşk hayattır )<br />
<strong>( Arnavutça )</strong></p>
<p>Skani sevdaluği vagomoçondru ( Senin sevdanı unutmadım )<br />
<strong>( Lazca )</strong></p>
<p>Im Khorodig yar ( Benim tatlı yârim )<br />
<strong>( Batı Ermenicesi )</strong></p>
<p>Hlito ( Tatlı sevgilim )<br />
<strong>( Süryanice )</strong></p>
<p>Men seni süyemen<br />
<strong>( Kırım Tatarcası, Kumukça, Nogayca )</strong></p>
<p>Men seni közbebegindiy süyemen ( Ben seni gözbebeği gibi seviyorum )<br />
<strong>( Kırım Tatarcası )</strong></p>
<p>Dojdi da te baknuvam ( Gel seni öpeyim )<br />
<strong>( Makedonca )</strong></p>
<p>Yanlarında açıklaması olmasaydı muhtemelen bir şey anlamazdım. Diğer dillerde sevgi sözcüklerini cümlelerini söylemeyi biliyoruz. Peki ya lehçeler? Hayykitap derlemiş, toparlamış Aşk Sevda Süveyda adında bir defterkitap çıkarmış. Sevgililer günü için hala bir şey bulamadıysanız değişik, orijinal bir hediye olabilir.</p>
<p>Kitap hakkında daha çok şey öğrenmek istiyorum derseniz buyrun:</p>
<p>Çince bilmeyen sevgilinize sevgililer gününde hoşluk olsun diye “我爱你” diyorsanız, bilin ki çok saçma.  Çincede de sevgi sözleri mükemmeldir elbet ama siz hiç sevgilinizin, komşunuzun, iş arkadaşınızın ‘evinin dili’ni merak ettiniz mi? Eskimoca seni seviyorum demeyi ezberleyip, ninesi Lazcadan başka dil bilmeyen Ardeşenli sevgilinize “Si maoropen” demek aklınıza bile gelmiyorsa, “ah” demek zamanı. Çünkü bilin ki kalp en çok mahallesinin dilinde söylenen aşk sözlerine ısınıyor.</p>
<p>İçinize bir heves geldiyse, haydi bir araştırın nerede bulabilirsiniz Anadolu dillerinde “seni seviyorum” demeyi… Eğer arşiv taramasına aşina değilseniz işiniz zor, internette tek tıkla 150 dünya dilinde ‘seni seviyorum’u bir arada bulabilirsiniz. Çinceden, Uzay Yolu filmi için yapay olarak tasarlanmış Klingoncaya kadar hem de. Fakat içimizde yaşayan 73 dilden beşine, saatlerce araştırma sonucu ya ulaşır ya ulaşamazsınız. Bulduklarınızı da telaffuz edebilirseniz aşk olsun…</p>
<p>Edebiyat’a “hayat” taşımaya inat eden tarihçi yazar İsmail Keskin, Hediye-Evdoksia romanından sonra, şimdi de size ‘Aşk Sevda Süveyda &#8211; Anadilde Aşk Defteri’ni hediye ediyor. Hep yasaklanan ve susturulan Anadolu dillerini ilk kez bir arada, aşkla ve âşıkça seni seviyorum diye haykırtıyor. Barış ve sevgiyle içlerimizi iyileştirip, şiddeti, kini ve kör nefreti dindirmek için. Bunca zamandır “korkulan” ve “öcü” diye korkutulan, yasaklanan ve dışlanan diller; ölümü, kavgayı ve nefreti değil aşkı, sevgiyi ve barışı çağırıyorlar. Biri diğerini bastırıp susturmadan, tıpkı âşıkların hayatı paylaşmaları gibi… Bu yüzden bu <strong>defterkitap </strong>nefrete panzehir olmaya aday.</p>
<p>Defterkitap yeni bir tür. Adından anlaşılabileceği gibi, ne tam olarak defter ne de tam olarak kitap. Öte yandan ajanda ya da yayınevlerinin kendi kitaplarından küçük alıntılarla ürettikleri not defterlerinden de farklı. Defterkitap okuyucusunu da yazmaya davet eden bir meydan okuma. Bir söyleyip iki dinlemek için tasarlanmış. Genellikle iki sayfada bir, sadece bir ya da iki cümle söylüyor. Yeri geldiğinde ise sadece tek sayfalık parçalar verip okuyucusunu rahatlatıyor… Ayrıca konu bütünlüklü olduğundan felsefeden politikaya, politikadan romana atlamıyor, kafa bulandırmıyor. Bundan sonraki her defterkitap’ın bir teması olacak ve o temada size konunun özünü hiç yormadan aktarıp, sayfanın kalanını size bırakacak.</p>
<p>İlk defterkitap Aşk Sevda Süveyda’nın sonunda bir dizin var. Böylece hangi dili, hangi kelimeyi isterseniz o sayfayı hemen bulabiliyorsunuz. Bilinçli olarak sert kapaklı, ciltli ve şirazeli olarak üretildi. Hem sevdiğinize, hem de yazdıklarınıza verdiğiniz değer anlaşılsın, kıymeti bilinsin diye.</p>
<p>Seriyi “aşk”la başlatmamız da bu yüzden. Aşk’ın tüm konuların özü olduğuna inanmamız,  bize bu seriyi aşk, sevgi ve barışla başlatmaya mecbur kıldı.</p>
<p>O yüzden “Bu topraklarda çatlağını arayan tüm bereketli yağmur tanelerine, güzel insanlara ithaf”la başlayan defterkitap, sevmeyi bilen tüm kalplere şöyle haykırıyor ilk sayfasında:</p>
<p>Yaşasın aşk, yaşasın sevgilime giden bütün sevgi sözleri! Türkçe, Rumca, Lazca, Kürtçe, Ermenice, Arnavutça, Pomakça, Çingenece, Makedonca, Boşnakça, Zazaca, Çerkezce, Tatarca, Lakça, Lezgice, Arapça, Abhazca, Teberce, Tabasaranca, Hemşince, Özbekçe, Farsça, Bulgarca&#8230; Anadolu’da konuşanı kalmış ve hatta kalmamış yetmiş üç dil ve lehçenin, elin uzandığı tüm şivelerinde ayrı ayrı&#8230; Kuralına, standardına, imla kılavuzuna göre değil, bir tek okunuşuna göre.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çünkü kalp kural tanımaz. Kalp kendi toprağını bilir, bu toprakların ‘hakiki’ dilini tanır ve ısınır. Bin yol varsa da kalbe giden, en yakını elbet evinin yakınından geçer. O yüzden de kalp en çok ‘mahallesi’nin dilinden duyduğu sevgi sözüne inanır.</p>
<p>Bu defterkitap size, sevgilinizin öz dilince, mahallesinde, evinde konuşulan; kalbinin ısındığı o ilk dilince “Seni seviyorum” demeyi öğretiyor. Anadolu’nun tüm dillerinde “Seni seviyorum”u ve sevgi sözlerini ilk kez bir arada söylüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ZeynepMengi/~4/_sRRhNhYw14" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/dasuria-isti-yeta/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/Ask-Sevda-Suveyda-OnYuz-222x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/Ask-Sevda-Suveyda-OnYuz-222x150.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">KAPAK</media:title>
		</media:content>
	<feedburner:origLink>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/dasuria-isti-yeta/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Saçmalıklar gününüz kutlu olsun</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ZeynepMengi/~3/VhtgYUm4DH4/</link>
		<comments>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/sacmaliklar-gununuz-kutlu-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Feb 2012 09:58:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep Mengi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğlence ve Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[hediye]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeynepmengi.com/?p=1335</guid>
		<description><![CDATA[Ocak ayının başından itibaren Sevgililer günüyle ilgili çeşitli bültenler gelip duruyor. Türlü türlü hediye önerileri. Sağlık sigortasından web sitesi yapımına kadar. Her sene biraz daha abartılıyor sanki. Benim de kutlamadığım tek gün. Yılbaşı kutlarım, doğumgünü kutlarım, anneler günü, babalar günü gibi günleri kutlarım ama nedense bu günü kutlamıyorum. Her yer fazla kırmızı, fazla kalpli&#8230; Ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ocak ayının başından itibaren Sevgililer günüyle ilgili çeşitli bültenler gelip duruyor. Türlü türlü hediye önerileri. Sağlık sigortasından web sitesi yapımına kadar. Her sene biraz daha abartılıyor sanki. Benim de kutlamadığım tek gün. Yılbaşı kutlarım, doğumgünü kutlarım, anneler günü, babalar günü gibi günleri kutlarım ama nedense bu günü kutlamıyorum. Her yer fazla kırmızı, fazla kalpli&#8230; Ne gerek var, sevene her gün sevgililer günü. <img src='http://www.zeynepmengi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<div><a href="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/ZYN_7699.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1337" title="ZYN_7699" src="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/ZYN_7699-285x175.jpg" alt="" width="285" height="175" /></a>Ben kutlamazdım ama her sene benim sevgililer günümü kutlayan biri vardı. Anneme hediye alırken bana da &#8220;Sen benim küçük sevgilimsin&#8221; diye bir şeyler alırdı babam. Bir gün hediye almayı unutmuştu sanırım, sabahtan birlikte bir şeyler almaya Taksim&#8217;e gittik. Danışman Geçidi&#8217;nin girişinde peluş oyuncak satarlar ya hani, oraya işte. Yok, ıslık çalıp i love you diyeni almadık. Cadı vardı bir tane onu aldık. Karnına basınca o sinir bozucu cadı kahkahasını atıyordu.</div>
<div></div>
<div>Çok emin değilim ama sanırım babam kutlamayı sevmezdi bugünü. Saçma bulurdu. Hatta anneme sevgililer gününde aldığı bir pastanın üzerine &#8220;saçmalıklar günün kutlu olsun&#8221; yazdırmıştı. Bir de cadı resmi vardı. Yine cadı evet. <img src='http://www.zeynepmengi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ben pek hatırlamıyorum, hayal meyal. Babam kutlamayı sevmiyordu ama annem kutlamak istediğinden onu kırmamak için kendine göre kutlamasını yapıyordu. Bu da güzel bence. &#8220;Kutlamıyoruz hanım!&#8221; diye kestirip atmak varken değişik bir yolla da olsa &#8220;sevgililer günün kutlu olsun&#8221; cümlesi geçiyormuş evde.</div>
<div>Hani mutlaka iyi yönleri de vardır kötü yönleri de vardır ama sırf annem istiyor diye böyle bir şey yapması da benim hoşuma giderdi. Şanslıymış annem o konuda. Ben de şanslıyım. <img src='http://www.zeynepmengi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </div>
<div>Bu sene de ben mi alsam üzerinden saçmalıklar günün kutlu olsun yazan bir pasta? <img src='http://www.zeynepmengi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </div>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ZeynepMengi/~4/VhtgYUm4DH4" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/sacmaliklar-gununuz-kutlu-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/vd1-222x150.png" />
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/vd1-222x150.png" medium="image">
			<media:title type="html">vd</media:title>
		</media:content>
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/ZYN_7699.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ZYN_7699</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/ZYN_7699-150x150.jpg" />
		</media:content>
	<feedburner:origLink>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/sacmaliklar-gununuz-kutlu-olsun/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Çalışan kadın 20 kat fazla harcıyor</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ZeynepMengi/~3/zTqyREgGtV8/</link>
		<comments>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/calisan-kadin-20-kat-fazla-harciyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 18:11:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep Mengi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Hürriyet İK]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[bim]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan kadın]]></category>
		<category><![CDATA[içecek]]></category>
		<category><![CDATA[ipsos kmg]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[kıvanç bilgeman]]></category>
		<category><![CDATA[manset]]></category>
		<category><![CDATA[migros]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye istatistik kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[yiyecek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeynepmengi.com/?p=1327</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu ve Ipsos KMG, Çalışan Kadın Raporu’nu açıkladı. 34 ilde yaklaşık 6.900 hanede yapılan araştırmaya göre çalışan ve çalışmayan kadınların harcamalarını ne yönde yaptıkları incelendi. Buna göre çalışan kadının ortalamada harcadığı miktar, çalışmayan kadına oranla yüzde 20 daha fazla ve bu fark son 4 yılın en yüksek seviyesinde. Türkiye İstatistik Kurumu ve Ipsos [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu ve Ipsos KMG, Çalışan Kadın Raporu’nu açıkladı. 34 ilde yaklaşık 6.900 hanede yapılan araştırmaya göre çalışan ve çalışmayan kadınların harcamalarını ne yönde yaptıkları incelendi. Buna göre çalışan kadının ortalamada harcadığı miktar, çalışmayan kadına oranla yüzde 20 daha fazla ve bu fark son 4 yılın en yüksek seviyesinde.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu ve Ipsos KMG’nin 34 ilde yaklaşık 6.900 hanede yaptığı Çalışan Kadın Raporu’na çalışan kadınla çalışmayan kadının alışveriş farklılıklarını ortaya koyuyor.<br />
Araştırma da gösteriyor ki, zaman geçtikçe, kadının genişlemiş rolü ne olursa olsun geleneksel rollerinin değeri bütün önemi ile sürüyor ve dışarıda çalışsa bile ailede gıda, içecek ve eve dair diğer alışverişlerde sorumlu kişi kadın olmaya devam ediyor. Ürün çeşitliliğindeki çoğalma, kişi başına gelir düzeyindeki artışlar, kitle iletişim araçları kanalıyla yapılan reklamlar gibi nedenler insanların alışveriş tercihlerinde değişmelere neden olurken, kadın nüfusunun çalışma hayatına katılımındaki artış da alışveriş alışkanlıklarının çizgisini değiştiriyor.</p>
<p><strong><a href="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/calisankadin.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-1329" title="calisankadin" src="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/calisankadin.gif" alt="" width="151" height="235" /></a>Çalışan kadın hazır yemeklere daha çok harcama yapıyor<br />
</strong>Çalışan kadın ve çalışmayan kadın arasındaki alışveriş farklılıkları şöyle:<br />
* Çalışan kadın, çalışmayan kadına kıyasla daha yüksek sosyoekonomik statü grubu bireylerden oluşuyor ve neredeyse yarısı Marmara Bölgesi’nde yaşıyor.<br />
* Çalışan kadın ve çalışmayan kadının hızlı tüketim ürünlerindeki alım davranışları incelendiğinde, çalışan kadının ortalamada harcadığı miktar, çalışmayan kadına oranla yüzde 20 daha fazla ve bu fark son 4 yılın en yüksek seviyesinde.<br />
* BİM ve Migros her iki grubun en çok ziyaret ettiği zincir kanallar olurken, BIM, çalışmayan kadının en cok tercih ettiği, Migros ise çalışan kadının en çok tercih ettiği kanal olarak ilk sırada yerini alıyor.<br />
* Çalışan kadının hane tüketim ürünleri harcamasının yüzde 67’sini markalı ürünler, yüzde 6’sını da market markalı ürünler oluşturuyor.<br />
* Çalışan kadının gıda harcamasında balık konserveleri, bebek mamaları, dondurulmuş gıda, hazır yemekler, soslar ve mısır gevreklerine ayırdığı harcama payı çalışmayan kadına oranla daha yüksek ve bu durum özellikle zaman kavramının çalışan kadın için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.<br />
* İçecek harcamasında çalışan kadın çalışmayan kadına kıyasla alkollü içeceklere yüzde 67 daha fazla pay ayırıyor.<br />
* Çalışan kadının kişisel bakım kategorisinde yaptığı harcama çalışmayan kadına göre farklılaşıyor. Çalışmayan kadına kıyasla kağıt ürünlerine ayırdığı harcama payı yüzde 10, saç ürünlerine ayırdığı harcama payı yüzde 13 daha fazla iken, vücut ürünlerinde bu fark yüzde 38’e çıkarak daha da belirginleşiyor.</p>
<p><strong>Kısıtlı zaman çalışan kadın için dezavantaj<br />
</strong>Ipsos KMG Tüketici Panelleri Genel Müdürü Kıvanç Bilgeman’ın araştırmayla ilgili görüşleri ise şu şekilde: “Çalışan kadının ekonomik özgürlüğünün olmasının avantajının yanında alışveriş için de zaman kısıtı olması gibi bir dezavantajı var. Tüm bu durumlar çalışan kadınları çalışmayan kadınlara göre daha hızlı ve pratik alışverişe yönlendirirken, daha bakımlı olma durumundan da kişisel bakım ürünlerine daha fazla para harcamasına da sebep oluyor. Gıda ürünlerinde; dondurulmuş gıda, hazır yemek, paketli ekmek ve soslar çalışan kadının harcamasının farklılaştığı kategoriler. Alışverişlerinde genelde markalı ürünleri tercih ediyorlar, kategori genelinde açık ürünler ağırlıklı olsa bile yine markalı ürünleri alma eğilimleri daha yüksek. Kişisel bakım ürünlerinde ise; saç boyası, hijyenik ped ve cilt bakım ürünleri yine çalışan kadının harcamasının farklılaştığı kategoriler.”</p>
<p><strong>34 ilde 6.900 hanede yapıldı<br />
</strong>Ipsos KMG Hane Tüketim Paneli 34 ilde yayılmış yaklaşık 6.900 haneden oluşuyor ve Türkiye’yi sosyo-ekonomik statü, hane büyüklüğü, bölgeler ve benzeri açılardan temsil edecek şekilde seçiliyor. Toplanan bilgiler yaklaşık 18 milyon haneye projekte ediliyor. Raporda kullanılan veriler 2011 Mart-2010 Nisan ve önceki 3 yılı kapsıyor. Günlüklerde şu bilgiler toplanıyor; satın alınan ürün grubu, marka (boyut ve çeşit detayında), satın alınan miktar, satın alım tarihi, satın alınan yer ve fiyat.</p>
<p>Araştırmaya dahil edilen meslek gruplarından bazıları sanatçı, eğitmen, kamu ve özel sektörde yönetici, grafiker, hizmet sektörü, esnaf, terzi, berber, kuaför, zanaatkar, doktor, eczacı, avukat, mühendis, mali müşavir.</p>
<p>Emekli, emekli maaşı ile geçinen, ev hanımı, rant geliri ile geçinen, öğrenci, geçici işsiz, özürlü, çocuk bakıcısı, el-ev yapımı ürünler satan, kapıcı, bahçıvan, temizlik elemanı, vasıfsız, dönemsel işçi, ev hizmetlileri, küçük çiftçi, balıkçı, pazarcı gibi gruplar ise araştırmada yer almıyor.</p>
<p>Sosyal ve ekonomik yapılardaki değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan toplum koşulları yeni bir yaşayış biçimini beraberinde getirirken; şehirleşmenin getirdiği yenilikler, kadının ev ve aile uğraşıları dışında çalışma hayatına da atılmasını sağladı.</p>
<p>Kaynak: Hürriyet İK</p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ZeynepMengi/~4/zTqyREgGtV8" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/calisan-kadin-20-kat-fazla-harciyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/market.gif" />
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/market.gif" medium="image">
			<media:title type="html">market</media:title>
		</media:content>
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/calisankadin.gif" medium="image">
			<media:title type="html">calisankadin</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/calisankadin-150x150.gif" />
		</media:content>
	<feedburner:origLink>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/calisan-kadin-20-kat-fazla-harciyor/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>“Forget love… I’d rather fall in chocolate!”</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ZeynepMengi/~3/qttF9ZoTVc8/</link>
		<comments>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/forget-love-id-rather-fall-in-chocolate/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 19:36:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep Mengi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğlence ve Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ev]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çikolata]]></category>
		<category><![CDATA[kakao]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeynepmengi.com/?p=1317</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Forget love&#8230; I&#8217;d rather fall in chocolate!&#8221; demiş biri. Kim demiş bilmiyorum ama iyi demiş. Şimdi ben böyle yazdım diye karışmasın ortalık. Çikolata aşkı bambaşka. Onu kenara alalım. Bu sabah Anıl&#8217;la (Eren) ders öncesi motivasyon sağlamak için ne yapılabilir diye konuşuyorduk. Tereddüt etmeden çikolata deyivermişim. Sonra baktım çikolata hakkında konuşmaya başlayınca susmayacağım, durdurdum kendimi. Çikolata benim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Forget love&#8230; I&#8217;d rather fall in chocolate!&#8221; demiş biri. Kim demiş bilmiyorum ama iyi demiş. Şimdi ben böyle yazdım diye karışmasın ortalık. Çikolata aşkı bambaşka. <img src='http://www.zeynepmengi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Onu kenara alalım. Bu sabah Anıl&#8217;la (Eren) ders öncesi motivasyon sağlamak için ne yapılabilir diye konuşuyorduk. Tereddüt etmeden çikolata deyivermişim. Sonra baktım çikolata hakkında konuşmaya başlayınca susmayacağım, durdurdum kendimi. Çikolata benim hem motivasyon kaynağım hem de can sıkıntımı geçiren bir yiyecek. Mutluyken, kızgınken, üzgünken, moralim bozulunca&#8230; Bahane bol yani çikolata yemek için. Gerçi bahaneye de gerek yok ya&#8230; Birkaç sene önce yazdığım bir haber kullandığım program nedeniyle birden uçunca deliye dönmüştüm. Deşifresinden haberin yazımına birkaç saat harcamıştım ve o kadar emeğin gittiğini görünce dellendim haliyle. Markete gidip kocaman bir çikolata alıp o sinirle paketi açtığım gibi bitirip sonra çalışmaya döndüğümü hatırlıyorum. Sadece çikolata da değil, içinde çikolata olan her şeyi dahil edebiliriz. Sinirlendiğimde çikolata getirip gönlümü alan arkadaşım çoktur. Son zamanlarda da sürekli çikolatanın faydalarıyla ilgili yazılar çıkınca kaptırdım gittim ben de. Yakında çikolata yapım kursunda soluğu alırsam şaşırmam. Evde bir yerlerde mutlaka çikolatalı bir tatlı oluyor. Yoksa ben mutfağa girip yapıyorum. Sonra da annem kızıyor. Kilo alıyormuş.</p>
<p><a href="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/bitter.jpeg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1319" title="bitter" src="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/bitter-285x175.jpg" alt="" width="285" height="175" /></a>* Wayne Üniversitesi&#8217;nin yaptığı araştırmaya göre, spordan önce az miktarda tüketilen çikolatanın, (içindeki episatesin isimli madde sayesinde) performansı yüzde 50 artırdığı tespit edilmiş. Benzer bir şekilde spordan yarım saat önce içilen kahvenin yağ yakımını hızlandırdığını da duydum ama bununla ilgili bir şey okumadım, ne kadar doğru bilmiyorum.</p>
<p>* Medical Journal&#8217;ın yaptığı araştırmaya göre de, yüksek miktarda kakao içerikli ürünler tüketenlerin kalp krizi geçirme veya diğer kalp damar hastalıklarına yakalanma ihtimali, bu ürünlerden az tüketenlere göre yüzde 37 daha düşükmüş.</p>
<p>* Cambridge Üniversitesi&#8217;nin yaptığı araştırmada ise çikolata düşkünlerinin (ben oluyorum bu) inme geçirme riskinin yüzde 29 oranında düştüğü görülmüş.</p>
<p>Çikolata mutluluk verir, çikolata sağlıklıdır haberlerini destekliyorum. <img src='http://www.zeynepmengi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Abartmadan tabii. Fazlası zarar her şeyde olduğu gibi.  Gerçi Birmingham Üniversitesi&#8217;nden bilim insanları da düşük yağ oranına sahip çikolata üretmeyi başarmış. Çikolatanın içerisindeki yağ partiküllerini su veya hava ile değiştirmişler. Su ile birleşince kakao yağı minik parçacıklar meydana getirmiş. Elde edilen çikolatanın %60&#8242;ı su olmasına rağmen tadı ve dokusunda hiç bir değişiklik yokmuş. Bari kısa zamanda seri üretime geçseler de daha rahat yiyebilsek.</p>
<p>Çikolata hakkında bu kadar yazınca canım istedi tabii. Zulada birkaç parça olacak. Raflarda yeni ürünleri gördükçe mutlaka deniyorum. Galiba sevmediğim türü de yok. Acılı çikolatadan, kakao oranı %99 olana kadar heeeepsini seviyorum. Bazılarını daha çok seviyorum ama. <img src='http://www.zeynepmengi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Şimdi gidip o sevdiklerimden tırtıklayayım.</p>
<p>Bu yazıyı yazmama vesile olan Anıl Eren&#8230; Sıradaki çikolatayı da senin için yiyorum. <img src='http://www.zeynepmengi.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<h4></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ZeynepMengi/~4/qttF9ZoTVc8" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/forget-love-id-rather-fall-in-chocolate/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/cikolataaa-222x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/cikolataaa-222x150.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">cikolataaa</media:title>
		</media:content>
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/bitter.jpeg" medium="image">
			<media:title type="html">bitter</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/bitter-150x150.jpg" />
		</media:content>
	<feedburner:origLink>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/forget-love-id-rather-fall-in-chocolate/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Çalışma hayatıyla ilgili 13 korkunç gerçek</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ZeynepMengi/~3/CdXmPr9jFEY/</link>
		<comments>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/calisma-hayatiyla-ilgili-13-korkunc-gercek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 08:54:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep Mengi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hürriyet İK]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[fazla mesai]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[Kriz]]></category>
		<category><![CDATA[manset]]></category>
		<category><![CDATA[mola]]></category>
		<category><![CDATA[patron]]></category>
		<category><![CDATA[pazartesi]]></category>
		<category><![CDATA[psikopat]]></category>
		<category><![CDATA[sarışın]]></category>
		<category><![CDATA[şirretlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeynepmengi.com/?p=1312</guid>
		<description><![CDATA[Son aylarda batı ülkelerinde bizim gibi çalışanları ilgilendiren birçok araştırma yayımlandı. Bunların bazıları yıllardır bildiğimiz kimi gerçekleri doğrularken, kimileri insana vay be! dedirtecek sonuçlara ulaştı. İşte size bu araştırmalardan en çarpıcıları&#8230; Patronunuz ‘başarmış bir psikopat’ olabilir “Bizim patron resmen psikopat ya!..” Bu yakınmayı mutlaka bir yerlerde duymuşsunuzdur. Sakın gülüp geçmeyin. Sizinki de, Amerikalı psikolog Paul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son aylarda batı ülkelerinde bizim gibi çalışanları ilgilendiren birçok araştırma yayımlandı. Bunların bazıları yıllardır bildiğimiz kimi gerçekleri doğrularken, kimileri insana vay be! dedirtecek sonuçlara ulaştı. İşte size bu araştırmalardan en çarpıcıları&#8230;<br />
<strong><br />
Patronunuz ‘başarmış bir psikopat’ olabilir<br />
</strong>“Bizim patron resmen psikopat ya!..” Bu yakınmayı mutlaka bir yerlerde duymuşsunuzdur. Sakın gülüp geçmeyin. Sizinki de, Amerikalı psikolog Paul Babiak’ın tanımıyla ‘başarmış bir psikopat’ olabilir. Yapılan bir araştırma her 25 Amerikalı patrondan birinin psikopat eğilimli olduğunu ortaya koyuyor. İşin ilginç yanı bu oran diğer meslek dallarına göre 4 kat daha yüksek. Babiak’ın araştırmasına göre bu ‘psiko’lar yönetim becerilerinin zaafını, çalışanlarının ‘gözünü boyayarak’ telafi ediyorlar. Adını koyamasalar bile, altlarında çalışanların tavırlarını ve duygularını tahlil edip ‘duygusal manipülasyon’ yapmayı beceriyorlar. Yöntemleri değişiyor elbet, sindirme politikası izleyen de var, karşısındakini yok farzetmeyi yeğleyen de. Babiak bu yöneticilerin ‘başarmış psikopatlar’ olduğunu ve ‘ne kadar hasta ruhlu iseler o kadar karizmatik olduklarını’ iddia ediyor.</p>
<div>
<p><strong>Şirretlik size maaş olarak geri dönüyor<br />
</strong>Yapılan araştırmalar çalışma hayatında ‘şirretler’in (edepsiz, kavga çıkarmaktan hoşlanan) daha yüksek maaş ve zam aldığını gösteriyor. Amerika’da yapılan araştırmalar, şirret erkeklerin meslektaşlarından ortalama yüzde 18, kadınların da yüzde 5 fazla kazandığını gösteriyor. Özetle agresif bir tutum, görüşlerini kabul ettirmeyi, çatışmalardan kazançlı çıkmak ve şirkette yükselmek için bir avantaj. Bir çalışma arkadaşınız sizden bir yardım istediğinde, yahut patronunuzla maaş zammını konuşurken bu gerçeği unutmayın.</p>
<p><strong>İnternette gezinmek faydalıdır<br />
</strong>Singapur Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre internette gezinmek çalışanların motivasyonunu ve enerjisini yeniliyormuş. Üstelik internette gezinmek, özel telefon görüşmelerinden, şahsi e-postasına cevap vermekten bile ‘faydalı’ imiş. 3 gruba ayrılan 96 öğrenciden uzunca bir metnin içindeki ‘e’ harflerini tek tek saymaları istenmiş. Birinci gruba hiç teneffüs verilmemiş; ikinci grup istediği zaman dinlenmiş ama internete girmesine izin verilmemiş; üçüncüsü ise, istediği zaman internete girerek, kafasına göre çalışmış. Peki hangi grup en verimli olmuş sizce? Sonuncusu.</p>
<p><strong>Çocuk sahibi olmak kariyere darbe indirir<br />
</strong>İşte bilinen bir gerçek daha: Zaten kadınların kâbûsu olan ‘cam tavan’ anne oldukları zaman biraz daha kalınlaşıyor. Anne olmak, zaten çalışma hayatında ‘negatif ayrımcılık’ kurbanı olan kadınların kariyerine ağır bir darbe indiriyor. Fransa’da yapılan bir ankete göre, şirketlerin yüzde 34’ü 2011 yılında yeni personel almaya hazırlanırken ‘çocuklu kadın’ istihdam etmeyi ‘kabul edenler’in oranı sadece yüzde 25 idi. Bu oran 2010 yılında yüzde 33 idi. Yani durum giderek kötüleşiyor.</p>
<p><strong>Sarışınlar daha yüksek ücret alır</strong>1953 yapımı ‘Erkekler Sarışın Sever’ filmi, biri paralı erkeklerin peşinde koşan bir ‘aptal sarışın’ (Marilyn Monroe) diğeri her seferinde çulsuz erkeklere aşık olan kumral (Jane Russell) iki arkadaşın Paris macerasını anlatır. Avustralya Queensland Üniversitesi’nin 13 bin kadın çalışan üzerinde yaptığı bir araştırma erkek egemen şirketlerin de ‘sarışın sevdiği’ gerçeğini ortaya çıkardı. Avustralya’da sarışın kadınlar esmer veya kumral hemcinslerinden yüzde 7 daha yüksek ücret alıyorlarmış.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Fazla mesai yapanın sonu akşamcılıktır!<br />
</strong>Yeni Zelanda Otago Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, haftada 50 saat ve üstü mesai yapan çalışanların alkol bağımlısı olma riski, fazla mesai yapmayanların 1.3 ila 3.3 katı imiş. Alın size patronun ‘ricasına’ karşı çıkmak için kapı gibi bir gerekçe! Uzmanlar bu riski 2 ana nedene bağlıyorlar: Ağır mesainin getirdiği yük ve stresi atmak için akşam bir kadeh içme eğilimi + iş arkadaşlarıyla uzun saatler bir arada olup ‘aşırı sosyalleşmenin’ getirdiği ‘hadi çıkışta bir kadeh atalım’ ritüeli…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Krizde kadınlara ayrımcılık uygulanır<br />
</strong>Fransa’da yapılan araştırmaya göre, 4 Fransızdan biri ‘krizde işe almada erkeklere öncelik tanınmasını normal bulduklarını’ söylüyorlar. Gerekçe? 19.yy’dan kalma klişeler: Evi geçindiren erkektir, kadının maaşı ek gelirdir. Erkek iş bulamaz, eve ekmek getiremezse utanır, kadın çalışmasa da olur. Tek teselli gençlerin bu koduna büyüklerinden daha ‘medeni’ oluşu. ‘İş ararken erkeklere öncelik verilmeli’ cevabı 75 üstü kadın ve erkeklerde yüzde 50 iken, bu oran 20-24 yaş arası gençlerde yüzde 10’a düşüyor. İnşallah bu geçler yaşlanınca dedelerine-ninelerine benzemezler!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çay-kahve molası = 188 gün mesai<br />
</strong>Sabah mesaiye çayını-kahvesini yudumlamadan başlamayanlar, saat 10’da 11’de, öğleden sonra 5 sularında bir küçük çay-kahve molası veren İngilizler… bir hesaba göre (günde ortalama 24 dakikadan) kariyerleri boyunca 188 tam gün işten kaytarıyorlarmış. Online Opinions adlı sitenin araştırmasına göre bunun İngiltere ekonomisine maliyeti yılda çalışan başına 416 İngiliz sterlini yani 1.165 TL imiş. Tabii söz konusu araştırma, bu çay-kahve molasının çalışanların enerjisini ne kadar tazelediğini, motivasyonunu ne kadar arttırdığını; yahut da hiç ara vermeseler verim düşüklüğünün ekonomiye kaça mal olacağını söylemiyor…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>‘Boş vaktimizde’ de çalışıyormuşuz<br />
</strong>Biz değil aslında Fransızlar, ama Türkler için de durum farklı değildir herhalde. 100 Fransız çalışandan 90’ı normal mesai saatleri dışında da işine zaman ayırmayı sürdürüyormuş. İlginçtir, çalıştığı şirket ne kadar küçükse, özel hayatından fedakarlık o oranda artıyormuş. ‘Mesai saatlerim dışında 3 saat daha evden/dışarıdan çalışıyorum’ diyenlerin oranı büyük şirketlerde yüzde 57 iken küçük şirketlerde yüzde 70’i buluyormuş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Fiziksel görünüm ayrımcılık sebebi<br />
</strong>Bu da bilinen ve söylenen bir gerçek aslında. ‘Güzel olmamak’ işe girerken, işte yükselirken çok ciddi bir dezavantaj. Ne yazık ki! Hatta kimi araştırmalara göre ‘olumsuz bir fizik’ bir numaralı ayrımcılık sebebi. Etnik kökenden, cinsiyetten, eğitim ve iş tecrübesinden bile fazla… Bunun bilincinde olan kimi çalışanlar estetik ameliyata sığınıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Pazartesi, depresyona en meyilli  gün<br />
</strong>İngiliz pop grubu Supertrump’ın ünlü From Now On parçasının ‘Yine pazartesi geldi / Yine aynı yerde oturuyorum / Yine aynı suratlar bana bakıyor / Kimbilir daha ne kadar burada oturacağım’ dediği gibi… pazartesi çalışanlar için en zor gün. O kadar ki, İngilizler’in pazartesi günü ‘ilk kez yüzlerinin gülmesi için’ saatlerin 11’i çeyrek geçmesi gerekiyormuş. Üstelik pazartesi sendromunun ‘alışması’ da yokmuş, aksine. İnsanlar şirkette eskidikçe, pazartesi daha çok ‘koyuyor’ imiş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Oturarak çalışmak ömrü kısaltıyor<br />
</strong>American Cancer Society’nin bir araştırmasına göre günde 6 saatten fazla oturarak çalışanların ölüm oranı, 3 saatten daha az oturan çalışanlardan yüzde 20 daha fazla imiş. Bu fark kadınlarda yüzde 40’a çıkıyormuş. Sebep? Hareketsizliğin sebep olduğu şeker ve obezite gibi hastalıklar. İşte bu yüzden doktorlar ‘e-posta atacağınıza, telefon edeceğinize kalkıp şefinizin odasına gitmeyi yeğleyin. Hatta mümkünse asansörle değil, merdiveni kullanarak’ diyorlar. Sosyalleşmesi de cabası…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Şirretler yaratıcılığı arttırıyor<br />
</strong>Yukarıda şirret çalışanların daha iyi işi ve maaşı kaptığını söyledik ya… Meğer edepsizliklerinin sadece kendilerine değil, diğer arkadaşlarına da faydası varmış. Journal of Applied Psychology’de yer alan bir makaleye göre kötü muameleye, alaya, bağırıp çağırılmaya maruz kalan çalışanlar bu duruma düşmemek için daha yaratıcı oluyorlarmış. Belki, belki doğru olabilir ama herkes biliyor ki, çalışanları motive etmenin, yaratıcılıklarını teşvik etmenin en iyi yolu onlara saygı göstermek, yetki vermek ve inanmaktır.</p>
<p>Kaynak: Hürriyet İK</p>
</div>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ZeynepMengi/~4/CdXmPr9jFEY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/calisma-hayatiyla-ilgili-13-korkunc-gercek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/megafonnn-a-170x150.gif" />
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/megafonnn-a-170x150.gif" medium="image">
			<media:title type="html">megafonnn-a</media:title>
		</media:content>
	<feedburner:origLink>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/calisma-hayatiyla-ilgili-13-korkunc-gercek/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Bekar kadınlar rahatsız edilmemek için pırlanta tektaş takıyormuş!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ZeynepMengi/~3/0T4TdgOYYxY/</link>
		<comments>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/bekar-kadinlar-rahatsiz-edilmemek-icin-pirlanta-tektas-takiyormus/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 17:45:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep Mengi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğlence ve Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[carat]]></category>
		<category><![CDATA[divas diamond]]></category>
		<category><![CDATA[elmas]]></category>
		<category><![CDATA[gümüş]]></category>
		<category><![CDATA[karat]]></category>
		<category><![CDATA[kolye]]></category>
		<category><![CDATA[küpe]]></category>
		<category><![CDATA[nurettin özdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[pırlanta]]></category>
		<category><![CDATA[takı]]></category>
		<category><![CDATA[yüzük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeynepmengi.com/?p=1292</guid>
		<description><![CDATA[Takı konusunda hassas bir insanım. Bilen bilir, konu kolye, küpe özellikle de yüzük olunca çok seçiciyim. Kendimi bildim bileli de bütün bunları takıyorum. 8 tane yüzük, 7 tane küpe, 1 tanecik de kolye her zaman üzerimdedir. Yıllardır da sorarlar sıkılmıyor musun bu kadar takıyla diye. Bazı arkadaşlarım da öyle alışmıştır ki takmadığım zaman garipserler. Ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;" align="center">Takı konusunda hassas bir insanım. Bilen bilir, konu kolye, küpe özellikle de yüzük olunca çok seçiciyim. Kendimi bildim bileli de bütün bunları takıyorum. 8 tane yüzük, 7 tane küpe, 1 tanecik de kolye her zaman üzerimdedir. Yıllardır da sorarlar sıkılmıyor musun bu kadar takıyla diye. Bazı arkadaşlarım da öyle alışmıştır ki takmadığım zaman garipserler. Ki bu da çok ender olur zaten.<br />
Takılarımın neredeyse tamamı da gümüş. Altınla alakam hiç olmadı, sevmiyorum. Varsa da aile büyüklerinden gelmiştir. Şimdi nereden çıktı bu takı konusu? Önceki yazı gibi birkaç ay önce yazmayı planladığım ama fırsat bulamadığım için şimdi telafi ediyorum. Dedim ya gümüş sever gümüş takarım diye. Altınla olmadığı gibi kafam kadar taşları olan, parlak takılara karşı da mesafeliyim. Benim için fazla ağırlar. Kendi takılarıma bakıyorum da, bildiğin spor denebilecek türdeler. Haliyle abartılı şeyler bana pek gelmiyor. Herhalde o yüzdendir kuyumculara sadece altın almak için giriyorum. Vitrinlere bakmam bile. Takma konusunda pek hevesli olmamama rağmen pırlantaların nasıl üretildiğini merak ediyordum. Karşıma öğrenme fırsatı çıkınca da kaçırmadım. Sadece pırlantayla ilgili de değil, kullanıcılar hakkında da epey şey öğrendim.<br />
<a href="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/divas1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1297" title="divas1" src="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/divas1-285x175.jpg" alt="" width="285" height="175" /></a>Birkaç ay önce Nurettin Özdoğan&#8217;ın daveti üzerine Divas Pırlanta&#8217;nın fabrikasına  gittim. Şimdi pırlanta fabrikası dendiğinde gözümde canlanan şey bir banttan taş geliyor, diğerinden yüzük, kolye, küpe artık takı neyse o geliyor, bir makine içine giriyorlar ve makinenin diğer tarafından hoooop diye pırlantalı takılar çıkıyor. Yok tabii öyle bir şey. 5-6 katlı bir yer burası. Her katında farklı işlemler yapılıyor. Bir katta pırlantalar kesilip temizleniyor, parlatılıyor, bir katta tasarım yapılıyor, başka bir katta takılar hazırlanıyor, paketleniyor&#8230; O kadar ince bir işçilik var ki, gözleri nasıl görüyor, nasıl işliyorlar, nasıl çalışıyorlar yerinde görmek lazım. Büyük bir emek var gerçekten.<br />
Silikondan kalıplar çıkarmalar, bunların içine ham maddenin dökülmesi, pırlantanın yerleştirilmesi&#8230; Eski zamanlarda pırlantanın ham maddesi olan elmas kesilmeden bırakılırmış. 14. yüzyılda sanatkarlar taşların ışık saçması için gerekli olan kesme ve cilalama tekniklerini araştırmaya başlamışlar. İlk olarak Hindistan&#8217;da dere kenarında ışıltısıyla insanların ilgisini çekmiş. Hiçbir alet tarafından kesilemediği ve en sıcak ateşe bile dayandığı için o dönemlerde elmasın olağanüstü güçlere sahip olduğu sanılmış. Ayrıca hastalık, hırsızlık ve kötülükleri uzakta tutan bir şans tılsımı olarak da görüyorlarmış. Romalılar ise elması yıldızdan kopan parçalar, Yunanlılar da tanrıların gözyaşları olduğuna inanmış.</p>
<p style="text-align: left;" align="center">Krallar savaşlarda elmas takarmış. Kraliçeler ve cariyeler güç ve ihtiras simgesi olarak elmasa sahip olmak isterlermiş. Aşk ve bağlılığın simgesi <a href="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/divas3.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1298" title="divas3" src="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/divas3-285x175.jpg" alt="" width="285" height="175" /></a>olarak pırlanta yüzük hediye etme geleneği 15. yüzyılda Avusturya Arşidükü Maximillian&#8217;ın nişanı sırasında Burgonya düşesi Mary&#8217;ye elmas bir yüzük hediye etmesiyle başlamış. (Yaktın erkekleri Maximillian) Sol elin dördüncü parmağına (yüzük parmağı) yüzük takma geleneği ise Eski Mısırlıların Vena Amoris&#8217;in (aşk damarı) bu parmaktan doğrudan kalbe ulaştığına olan inançlarından geliyormuş. Bu yüzük parmağıyla ilgili duyduğum birkaç hikaye daha var ama artık onlar da başka bir yazıda olsun.</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><strong>Pırlantalar neye göre sınıflandırılıyor?</strong><br />
Hintli tüccarlar elmasların içinden kaliteli olanları kendilerine saklayıp kalitesi düşük olanları satıyorlarmış. Bu dönemde herkes kaliteli elmaslara sahip olmak istiyormuş. Ellerindeki elmasları daha ışıltılı hale getirmek için çeşitli yollar aramaya başlamışlar. Elması işlemek için bütün aletleri denemişler. Elmasın sadece başka bir elmasla işlenebileceğini keşfettikten sonra ışıltısını en çok yansıtacağı kesim için araştırmaya başlamışlar. Birçok matematikçi, fizikçi bu konuda uğraşmış. İlk olarak gül kesimi kullanılmış. Ama yüksek parlaklık sağlanamamış. En yüksek ışıltıyı veren kesimi Marcel Tolkowsky bulmuş. Uygun açılarla 57 fasetli olarak kesilen elmasta en yüksek parlaklık sağlanmış.<br />
Peki pırlantalar neye göre sınıflandırılıyor? Sınıflandırma ve haliyle fiyatlandırma 4 özelliğe göre yapılıyormuş. 4c de diyorlarmış buna. Kesim (cut), renk (colour), berraklık (clarity), ağırlık (carat). Hah bunu öğrendiğimize göre olur da pırlanta almaya gidersek biliyormuş veya anlıyormuş gibi yapabiliriz. Teknik olmasa da az çok bir şeyler bildiğimizi gösterir. Eşe dosta da hava atabiliriz. Kesim şekilleri de verelim birkaç tane, tam olsun: Markiz, oval, damla, kalp, zümrüt&#8230;</p>
<p style="text-align: left;" align="center"><strong>Renkli isterseniz&#8230;</strong><br />
Renk konusuna gelirsek, elmaslar renkli ve renksiz olmak üzere ikiye ayrılıyormuş. Pırlanta için en uygunu renksiz olanmış. İlla renkli istiyorum derseniz de kırmızısı var, pembesi var, mavisi var, sarısı, yeşili, moru, kahverengisi, grisi hatta siyahı bile varmış.  Ağırlık ise bana en aşina gelen kısmı. Kaç karat? Soruyu biliyorum ama verilecek cevapları bildiğimi söyleyemem. Onu da şimdi öğreneceğiz. Günümüzde carat 0.2 gramlık standart bir metrik ölçüymüş. Her carat 100 eşit puana bölünürmüş. Mesela çeyrek carat 25 puan ve 0.25 ct şeklinde yazılırmış.</p>
<p style="text-align: left;" align="center">Elmas hakkında ukalalık yapabilmemiz için birkaç bilgi daha verelim.<br />
* Elmasın İngilizce karşılığı olan diamond kelimesi, Yunanca&#8217;da fethedilemez anlamına gelen adamas&#8217;tan türemiş.<br />
* Elmas insanoğlunun tanıdığı en sert doğal mineralmiş.<br />
* Kesme ve cilalama sırasında orijinal ağırlığının yarısını kaybedermiş. (Olduğu gibi mi taksak ne yapsak?)<br />
* En nadir bulunan elmas kırmızıymış!<br />
* Zamanın başlangıcından beri traşlanmış olan pırlantalar toplansaydı sadece bir tane çift katlı otobüsü doldurabilirdi.</p>
<p style="text-align: left;" align="center">Bütüüüüün bu güzel ve faydalı bilgilerden sonra biraz da pırlantaları kimlerin taktığına dair birkaç şey ekleyeceğim. Divas Diamond bu konuda bir araştırma  yapmış. 1000 kişiyle yapılan bu ankete göre tektaş pırlata yüzük %62 oranında söz, nişan ve evlilik gibi çiftlerin aile kurma yolunda attıkları resmi adımı temsil ediyor. Asıl çarpıcı sonuç %38&#8242;lik diğer tektaş pırlanta yüzük kullanıcılarında gündem oluyor. Bu kategoride en çok göze çarpan tektaş pırlanta yüzük kullanımları sırasıyla şöyle:</p>
<p style="text-align: left;">- İlişkiler çerçevesinde çevresi tarafından rahatsız edilmek istemeyen henüz evlenmemiş kadınlar.</p>
<p style="text-align: left;">- Hayatlarını birleştirme kararını aralarında almış ancak aileleri henüz tanışamamış genç çiftler.</p>
<p style="text-align: left;">Genç çiftlerde satın almayı ağırlıkta erkekler gerçekleştiriyorken çevresi tarafından rahatsız edilmek istemeyen kadınlar bu satın almayı kendileri doğrudan yapıyorlar. Araştırmada evlenme yolunda karar alan çiftlerde, erkekler eşlerinin rahatsız edilmemesi ve tektaşın görünür olması için daha büyük taş tercih ettiklerini,  kendileri için satın alan kadınların sembolik ve ekonomik bir tektaş aldıklarını göstermiş.</p>
<p style="text-align: left;">Evet, elmas ve pırlantayla ilgili biraz bilgi sahibi olduk. Divas Diamond ve Nurettin Özdoğan&#8217;a katkıları için teşekkür ederim. Epey faydalı oldu. <img src='http://www.zeynepmengi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ZeynepMengi/~4/0T4TdgOYYxY" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/bekar-kadinlar-rahatsiz-edilmemek-icin-pirlanta-tektas-takiyormus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/divas4-222x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/divas4-222x150.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">divas4</media:title>
		</media:content>
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/divas1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">divas1</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/divas1-150x150.jpg" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/divas3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">divas3</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/02/divas3-150x150.jpg" />
		</media:content>
	<feedburner:origLink>http://www.zeynepmengi.com/2012/02/bekar-kadinlar-rahatsiz-edilmemek-icin-pirlanta-tektas-takiyormus/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Romlu kokteyl tarifleri</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ZeynepMengi/~3/66mDcDZntKc/</link>
		<comments>http://www.zeynepmengi.com/2012/01/romlu-kokteyl-tarifleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 19:35:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep Mengi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğlence ve Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ev]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[bacardi]]></category>
		<category><![CDATA[kokteyl]]></category>
		<category><![CDATA[lime]]></category>
		<category><![CDATA[rom]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeynepmengi.com/?p=1285</guid>
		<description><![CDATA[Aslında bu mevsimde daha çok sıcak şarap tercih ederim ama uzun zamandır yazmak istediğim bir yazı vardı. Ona öncelik tanıdım. Geçtiğimiz ay Bacardi&#8217;nin düzenlediği bir etkinliğe katıldım. Yeni yeni kokteyller öğrendim. Daha önce romla denemeler yapmamıştım. Bilen bilir, Cosmopolitan ve Bloody Mary benim en sevdiğim kokteyller. Bunlar dışında kendi karışımlarım da var. Aklıma estikçe yapıyorum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında bu mevsimde daha çok sıcak şarap tercih ederim ama uzun zamandır yazmak istediğim bir yazı vardı. Ona öncelik tanıdım. Geçtiğimiz ay Bacardi&#8217;nin düzenlediği bir etkinliğe katıldım. Yeni yeni kokteyller öğrendim. <img src='http://www.zeynepmengi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Daha önce romla denemeler yapmamıştım. Bilen bilir, Cosmopolitan ve Bloody Mary benim en sevdiğim kokteyller. Bunlar dışında kendi karışımlarım da var. Aklıma estikçe yapıyorum bir şeyler. Romla yapılan kokteyller konusunda zayıf olduğum için faydalı bir etkinlik oldu.</p>
<p><a href="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/01/bacardi3.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1287" title="bacardi3" src="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/01/bacardi3-285x175.jpg" alt="" width="285" height="175" /></a>Taksim&#8217;deki House Cafe&#8217;de yapıldı etkinlik. Önce rom ve Bacardi hakkında bilgi aldık sonra da istasyonlarımıza geçtik. Başlamadan önce şöyle bir malzemelere baktım. Hepsi kolay bulunabilir şeylerdi. En büyük sıkıntım malzemeleri bulamamak. Kokteyl yapmayı çok seviyorum ama eksik bir malzeme olduğunda sinmiyor içime. O açıdan kolayca bulunan malzemeler olduğunu görünce epey sevindim. Yaptığımız bütün tariflere de bayıldım. Şekerli kokteyl sevenler için de tarifler vardı yoğunluğu daha az olanlar da. Artık canım nasıl istiyorsa o şekilde yapabileceğim.</p>
<p>1860&#8242;lardan önce rom, yakan su veya ateş suyu olarak bilinirmiş. İçimi sert, acı ve tatsızmış. Don Facundo Bacardi Masso (maaaaşallah) 19. yüzyılın başlarında İspanya&#8217;da Küba&#8217;ya geçen bir şarap tüccarıymış. Yıllar süren araştırmaları sonucunda rom üretimini kökten değiştirmiş. Birkaç teknikle romu filtrelemiş, yabancı maddeleri ortadan kaldırmış, meşe fıçılar içinde yıllandırarak yumuşatan bir etki yaratmış.</p>
<p>Tariflere geçelim o zaman. <img src='http://www.zeynepmengi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong><a href="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/01/bacardi4.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1288" title="bacardi4" src="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/01/bacardi4-285x175.jpg" alt="" width="285" height="175" /></a>Bacardi Pina Colada</strong>: 2 ölçü Bacardi, 3-4 dilim taze ananas, 1 cl. hindistancevizi şurubu, 2 kaşık toz şeker, kırık buz.<br />
Tüm malzemeleri bir mikserin veya kokteyl karıştırma kabının içine koyun. Kırık buz ekleyin. Sertçe çalkalayın veya yumuşayana kadar mikserde tutun. Soğutulmuş bir bardak içine dökün ve iki kere süzün. Taze ananas dilimleriyle de süslenebilir.</p>
<p><strong>Bacardi Daiquiri</strong>: 1 ölçü Bacardi, 1 adet lime, 2 kaşık toz şeker, kırık buz.<br />
Bacardi&#8217;yi shaker&#8217;a dökün. Lime&#8217;ı sıkıp üzerine ekleyin. Toz şekeri karışıma katın. Bolca kırık buz ekleyin ve çalkalayın. Süzerek servis yapın.</p>
<p><strong>Bacardi Strawberry Daiquiri</strong>: 1 ölçü Bacardi, 5-6 tane çilek, yarım limon, lime suyu, 2 kaşık toz şeker, kırık buz.<br />
Çilek ve şekeri ezin. Shaker içine ezilmiş çilek ve şekeri koyun. Kırık buz ve lime suyunu ekleyin. Bolca buzla karışımı soğuyuncaya kadar çalkalayın. Soğuk bardağa süzerek servis yapın.</p>
<p><strong>Bacardi Mojito</strong>: 1 ölçü Bacardi, 1/2 Lime, 2 kaşık toz şeker, 12 tane taze nane yaprağı, soda<br />
Limeları küp küp kesin ve toz şekerle ezin. Naneleri ekleyin ve tokmakla hafifçe ezin. Üzerine kırık buz ilave edin Bacardi ekleyip karıştırın. Son olarak soda ekleyin ve nane ile süsleyerek servis yapın.</p>
<p><strong>Bacardi Watermelon Mojito</strong>: 1 ölçü Bacardi, 12 adet nane yaprağı, 1/2 Lime, 1 adet karpuz dilimi, kırık buz, soda, 2 kaşık toz şeker.<br />
Karpuz dilimini ezin ve bardağa ekleyin. Lime&#8217;ı küp küp kesip toz şekerle ezin. Naneleri ekleyin ve tokmakla hafifçe ezin. Üzerine  kırık buz ekleyin. Bacardi ilave edin ve karıştırın. Son olarak birkaç damla soda ekleyin ve naneyle süsleyerek servis yapın.</p>
<p><strong>Bacardi Peach Mojito</strong>: 1 ölçü Bacardi, 12 adet nane yaprağı, 1/2 Lime, 1/2 şeftali, kırık buz, soda, 2 kaşık toz şeker.<br />
Yarım şeftaliyi ezin ve bardağa ekleyin. Yarım lime&#8217;ı küp küp keserek toz şekerle ezin. Naneleri ekleyin ve hafifçe tokmakla ezin. Üzerine kırık buzları ve Bacardi&#8217;yi ekleyin. Birkaç damla soda ilave ettikten sonra naneyle süsleyin.</p>
<p><strong>Bacardi Orange</strong>: 1 ölçü Bacardi, 15 cl portakal suyu, portakal dilimi veya lime<br />
Bacardi&#8217;yi bardağa dökün. Portakal suyunu ekleyin. Portakal dilimi veya lime ile servis yapın.</p>
<p>Görüldüğü gibi tariflerdeki malzemeler öyle çok zor bulunan malzemeler değil. Arada göze çarpan bir hindistancevizi şurubu var. Evi kokteyllere kahvelere koyarım diye şurupla doldurduğum için bende bulunan bir malzemeydi. Şanslıyım birazcık. <img src='http://www.zeynepmengi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
Unutmadan fotoğraflar da Muhammet Çakır&#8217;a ait. Hem ona hem de etkinliği düzenleyen Bacardi ve Dekotlon Buzz&#8217;a teşekkür ederim.</p>
<p>Afiyet olsun. <img src='http://www.zeynepmengi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ZeynepMengi/~4/66mDcDZntKc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeynepmengi.com/2012/01/romlu-kokteyl-tarifleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/01/bacardi1-222x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/01/bacardi1-222x150.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bacardi1</media:title>
		</media:content>
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/01/bacardi3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bacardi3</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/01/bacardi3-150x150.jpg" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/01/bacardi4.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bacardi4</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/01/bacardi4-150x150.jpg" />
		</media:content>
	<feedburner:origLink>http://www.zeynepmengi.com/2012/01/romlu-kokteyl-tarifleri/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Sinemada patron karakterleri</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ZeynepMengi/~3/2CIS8YHNVio/</link>
		<comments>http://www.zeynepmengi.com/2012/01/sinemada-patron-karakterleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 18:53:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep Mengi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğlence ve Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Film ve Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Hürriyet İK]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[fabrikatör]]></category>
		<category><![CDATA[manset]]></category>
		<category><![CDATA[patron]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeynepmengi.com/?p=1252</guid>
		<description><![CDATA[Bir süre önce sinemalarda Patrondan Kurtulma Sanatı (Horrible Bosses) adında bir film oynadı. Filmde patronlarıyla sorun yaşayan üç çalışan anlatılıyordu. Birbirlerine patronlarını şikayet ederken biraz da alkolün etkisiyle başlarındaki kişileri öldürmekten bahsediyorlardı. Başta şaka olarak açılan konu sonradan ciddiye bindi ve plan yapmaya başladılar&#8230;  Patron karakterleri sinemalarda, dizilerde genelde kötü adam olarak yer alır. Özellikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir süre önce sinemalarda Patrondan Kurtulma Sanatı (Horrible Bosses) adında bir film oynadı. Filmde patronlarıyla sorun yaşayan üç çalışan anlatılıyordu. Birbirlerine patronlarını şikayet ederken biraz da alkolün etkisiyle başlarındaki kişileri öldürmekten bahsediyorlardı. Başta şaka olarak açılan konu sonradan ciddiye bindi ve plan yapmaya başladılar&#8230; </strong></p>
<p>Patron karakterleri sinemalarda, dizilerde genelde kötü adam olarak yer alır. Özellikle de Yeşilçam’da. Türk sinemasında patron cimridir, paragözdür, acımasızdır, kızının sevdiği gençle evliliğini kesinlikle onaylamaz, hatta kızından ayrılması için gence para bile teklif eder. Bazen gazino sahibi, bazen de fabrikatör olarak çıkar karşımıza. Etrafında sürekli korumaları vardır.</p>
<div>
<p>Patrondan Kurtulma Sanatı’ndan yola çıkarak biz de filmlerdeki patronları ele alalım dedik. Ne yaparlar, nasıl karakterleri vardır, kaça ayrılırlar inceledik.</p>
<p>Sinemalarda bir dönem Patrondan Kurtulma Sanatı (Horrible Bosses) adında bir film oynadı. Filmde üç karater var, yönetici adayı Nick Hendricks, muhasebeci Kurt Buckman ve diş hekimi asistanı Dale Arbus. Hepsinin de patronlarıyla derdi var. Biri beklediği terfiyi alamıyor, diğeri çok sevdiği patronunun yerine geçen oğluyla anlaşamıyor ve ötekisi de sürekli olarak patronu tarafından taciz ediliyor. Ayrılırlarsa yeni bir iş bulmanın kolay olmadığını, hatta imkansız olduğunu bildikleri için işlerini de bırakamıyorlar. Bu yüzden de patronlarını öldürmeye karar veriyorlar. Bunun için başta kiralık bir katille anlaşsalar da iş sonra kendi başlarına kalıyor ve patronlarını öldürmek için plan yapmaya başlıyorlar.</p>
<p>Filmlerde patronlar, iş adamları farklı karakterlerde karşımıza çıkıyor. Ama en yaygın olarak bildiklerimiz –Yeşilçam nedeniyle- acımasız fabrikatörler. Yıllardır Türk filmlerinde çeşitli karakterlerde patronlar, iş adamları görürüz. Bu kişiler de genelde ‘kötü adam’ı oynarlar. Kızını sevdiği gence –bu genç de mutlaka fakir ve gururludur- vermek istemeyen fabrikatör baba, en sık rastlanan karakterlerdendir.</p>
<p>Her ne kadar Türk sinemasında patronlar kötü adam olarak yer almışsa da zaman zaman yufka yürekli patronlar da çıkmıyor değil. Mesela Hulusi Kentmen. Beyaz pos bıyıkları, babacan tavırlarıyla ‘iyi patron’ dendiğinde aklan gelen belki de ilk ve tek isim.</p>
<p>Yeşilçam’da doğrudan, çalışma yaşamı üzerine, çalışan-patron ilişkileri üzerine oturtulmuş bir senaryo görülmediğini belirten Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Pr. Dr. Şükran Kuyucak Esen hemen hemen her filmde, Yeşilçam’ın masalsı öyküleri içinde patron, fabrikatör tiplemelerine rastlandığını söylüyor: “Patronluk, üst sınıftan olmak, varlıklı olmak anlamı taşıyor. O filmlerde, fötr şapkalı, şık ve kaliteli kumaştan takım elbiseli, kravat ya da papyon takmış, elinde puro ya da piposu ile özel şoförünün açtığı arabasından inen, ciddi görünüşlü, kendine güvenli ses tonuyla emirler yağdıran orta yaşlı adam, patrondan başkası olamaz. Filmdeki patron, ev ortamındaysa eğer, kıvrım kıvrım ahşaplarıyla klâsik mobilyalı, duvarlarında büyük boy yaldızlı çerçeveli resimler asılı salonda, ağzında purosu, sırtında ropdöşambırı, boynunda ipek fulârı ile gazete okumakta, fırfırlı beyaz önlüklü genç hizmetçi kızın elinden, sabah kahvesini almaktadır mutlaka. Oysa, altmışlı ve yetmişli yıllarda, Metin Erksan’ın, Lütfi Ömer Akad’ın, Atıf Yılmaz’ın, Yılmaz Güney’in filmlerinde gerçek yaşamdaki gibi patronlara rastlanabilir. Özellikle Akad’ın ve Güney’in filmlerinde işçi-işveren, çalışan-patron ilişkileri eleştirel ve sorgulayıcı biçimde ele alınıyor. Yeşilçam çarkının izin verdiği ölçülerde, gerçeğe uygun patron karakterleri yaratılarak, ekonomik sistem üzerine izleyicinin düşünmesi için çaba harcanıyor.”</p>
<p><strong>Patron karakteri her yerde aynı</strong></p>
<p>Türk sinemasında ve Yeşilçam’da patronun nasıl karakterize edildiğini aşağı yukarı biliyoruz. Peki yurtdışında patron nasıl anlatılıyor? Özellikle de Hollywood sinemasında?</p>
<p>Hollywood’un da Yeşilçam gibi şablonlara, klişelere dayalı popüler bir anlatı yapısına sahip olduğunu belirten Esen, Hollywood filmlerinde, patron tiplemeleri için şunları söylüyor: “Konunun dramatik etkisini artırmaya hizmet ediyor, kapitalist sistem içindeki ilişkilerin, yeniden üretilmesine yardımcı oluyor, filmin türüne göre, türsel etkiyi güçlendirmekte işe yarıyor diyebiliriz.”<br />
Karakterler açısından baktığımızda ise Türk/Amerikan/Avrupa filmlerindeki patron karakterlerinde pek fark görülmüyor. Hepsinde de patron, kararlı, otoriter, kendine güvenli, emir vermeye alışkın ve hayattaki en önemli şey olarak işini gören insandır. Aradaki farkın, bu karakterlerin işleniş biçiminde olduğunu belirten Esen, daha gelişmiş film dili olan sinemalarda daha inandırıcı, film dili gelişmemiş olanlarda daha klişe olarak yansıtıldığını söylüyor.</p>
<p>Türk Sineması’na oranla, Hollywood’da çalışma ortamında geçen, patron-çalışan ilişkileri üzerine kurulmuş öykülerin daha çok göze çarptığını ifade eden Esen: “Amaç ortamı ve ilişkileri incelemek değil, değişik mekân içinde, Hollywood öykülerini tekrarlamak olduğundan, eleştirel-sorgulayıcı- düşündürücü bir film çıkmıyor ortaya. Hollywood da, aynı Yeşilçam gibi, patron kavramına, bireysel yaklaşıyor, sınıfsal değil. Eleştirel ve düşündürücü hiç değil! Hollywood’da patron dendiğinde, kişisel olarak benim aklıma, iyi niyetli, güler yüzlü ama otoriter, işine her şeyden çok önem veren, Noel’lerde çalışanlarının evine armağanlar gönderen; ama eşinden ayrılmış, çok sayıda çocuğuna bakmak zorunda kaldığı için izin isteyen işçisine izin vermeyen patron tipleri geliyor. Film bunu normalleştirerek ve haklılaştırarak ele alıyor ve işçinin çektiği güçlükleri komikleştirerek, eğlenceli bir biçimde anlatıyor. İzleyici olarak biz de, işçinin izin hakkı-patronun izin vermeme yetkisi gibi konulara takılmadan, işçinin patrondan gizli, çocukları için bulmaya çalıştığı çözüm yollarında yaptığı sakarlıklara gülerek eğleniyoruz” diyor.</p>
<p>Sinemada normal hayattakine yakın patronlar yok mu? Tabii ki var. Esen, patron üzerinden öyküsünü kuran farklı iki filmden söz ediyor: “Türk Sineması’ndan Metin Erksan’ın 1964’te çektiği Suçlular Aramızda filmi ile Hollywood’dan Orson Welles’in 1941’de çektiği Yurttaş Kane (Citizen Kane) filmi ilk aklıma gelenler. İkisi de, gerçek yaşamdaki bir patrondan esinlenerek çekilmiş olan bu filmler, sistemi sorgulayarak, kendi özgün sinema dillerini kullanmış filmlerdir. Patronları anlatırken, o patronları yaratan sistemi ve ortamı da irdelerler. Erksan, Gülbekyan ailesinin iş dünyasından yola çıkmıştır. Welles ise, Amerikan basın krallarından Hearst’ün özel yaşamına da vurgu yaparak, basın sektöründeki patronluk serüvenini anlatmıştır.”</p>
<p><strong>Otoriter ve sert olmaları gerekiyor</strong></p>
<p>Filmlerde, kötü patronlar kadar iyi patronların da olduğunu vurgulayan Esen, patronların biraz daha hırslı, biraz daha otoriter ve sert olduğunu söylüyor. Fakat bu da onların işlerini yürütebilmeleri için gerekli. Patron karakteri zaten sürekli meşgul, işi başından aşkın bir karakter. Aynı zamanda acımasız da. Ancak bu rekabet ortamında ayakta kalabilmesi için böyle olması gerekiyor. İyi patronlar da var tabii. Fakat bu patronlara filmlerde genelde yan rollerde rastlıyoruz.</p>
<p>Gerek Yeşilçam’da gerekse Hollywood’da çizilen patron tipleri, toplumun sistemi onaylamasını sağlıyor. Patronun tek otorite olmasını haklılaştırıyor. Onun kararlarına karşı çıkılmayacağını, çıkılmaması gerektiğini öğretiyor. Patronun iyi insan olmasının, her türlü sorunu ortadan kaldıracağı izlenimini yaratıyor. Patronu kızdırmamak gerekliliğini, onun gönlünü hoş tutarak kazanımlar elde edilebileceğini kabul ettiriyor. Toplum filmler aracılığıyla, bazı kötü patronların da olabileceğini, ama onların gazabından korunmanın da, kişisel becerilerle mümkün olabileceğini kanıksıyor. Kısacası, filmlere göre, patron da insan, iş yerinin de sahibi olduğuna göre, onun tek söz sahibi olması normal, çalışana düşen görev, işini yapıp patronu kızdırmamak. Çok çalışır, patronun gözüne girer, fırsatları değerlendirebilirse bir gün kendisi de “patron” olabilir.</p>
<p><strong>Yeşilçam’ın dört patron karakteri</strong></p>
<p><strong>Pr. Dr. Şükran Kuyucak Esen, Yeşilçam’daki patronları dört kategoriye ayırıyor:</strong></p>
<p><strong>-Babacan patron:</strong> Zihnimizde, Hulûsi Kentmen ile özdeşleşmiş, sert ve otoriter görünen, ama özünde duygusal ve iyiliksever bir insandır. Özellikle, sevgili kızı yoksul bir gence âşık olmuşsa eğer, önce karşı çıktığı bu ilişkiye izin verecek ve o genci fabrika müdürü yapabilecek kadar yufka yüreklidir.</p>
<p><strong>-Kötü patron:</strong> Atıf Kaptan ile zihinlerimize kazınmıştır. Ailesine, arkadaşlarına, çalışanlarına, herkese karşı sert ve acımasızdır. Para kazanmak ve otoritesini yitirmemek için her türlü kötülüğü ve düzenbazlığı yapar. Görünen yasal işadamlığı yanı sıra, yasadışı işler de yürütür.</p>
<p><strong>-Taşralı patron: </strong>Değişmez oyuncusu, Ali Şen’dir. Genellikle Adanalı, Kayserili ya da Antepli olur. Taşrada oturur, İstanbul’da fabrikalarından biri veya “acenta” sı vardır. Konuşması şivelidir. Uyanık, “köylü kurnazı” dır. Herkesi kandırırken, kente okumaya gelmiş oğullarının yalanlarına aldanır.</p>
<p>-<strong>Gazino Patronu: </strong>Yalnızca Yeşilçam’a özgü bir “patron” tipi olduğunu düşündüğümüz, gazino patronunun en tanınmış ismi, Turgut Özatay’dır. Giyim tarzı diğer patronlar gibi ama biraz kalitesizdir. Kabadayı tarzı konuşur, yüksek sesli kahkahalar atar. Sokak şarkıcısı olan filmin esas kızını, gazinosunda meşhur eder, sonra da ona âşık olur. “İyi” de olsa “kötü” de olsa her zaman duygusaldır. Kendisine yüz vermeyen, filmin jönüne âşık şarkıcı kızın gönlünü çelmek için, ona sepetler dolusu gül gönderecek kadar romantiktir. İyi ise, çabalarına rağmen kendisini sevmeyen kızın yolundan çekilir. Kötü ise, sevgilisinden ayırmak için her kötülüğü yapar.</p>
<p><strong>Sinemanın kötü patronları</strong></p>
<p><strong>Köpekbalıklarıyla Dans (Swimming with Sharks): </strong>Yumuşak başlı asistanının (Frank) her fırsatta yerden yere vuran, hakaret eden Buddy Ackerman, belki de sinema tarihindeki en kötü patron. İki adam arasındaki bu düşmanlık ilişkisi sürekli kötüye gider. Ta ki Frank’in canına tak edip Buddy’yi kaçırdığı ana kadar&#8230;</p>
<p><strong>Amerikalılar (Glengarry Glen Ross): </strong>Film, bir grup emlakçının türlü yollarla satış yapma çabalarını anlatıyor. Başlarındaki patron ise satış yapamamaları durumunda kendilerini işten kovacağını söylüyor.</p>
<p><strong>Şeytanın Avukatı (The Devil’s Advocate): </strong>Genç ve başarılı avukat Kevin Lomax güzel bir iş teklifi alır. Başta her şey güzel giderken yeni patron Kevin’e kazanılması zor davalar vermeye başlar.</p>
<p><strong>Çalışan Kız (Working Girl): </strong>Filmde, sekreterinin fikrini çalarak kendi fikri gibi gösteren bir patronu anlatılıyor.</p>
<p><strong>Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada): </strong>Filmde magazin editörü olan Miranda Priestly, asistanı Andy Sachs için dünyayı cehenneme çeviriyor.</p>
<p><strong>İş dünyasını en iyi anlatan filmler</strong></p>
<p>İngiliz Daily Telegraph Gazetesi, iş dünyasını en iyi şekilde anlatan filmleri seçti. Hurriyet.com.tr’nin de yer verdiği habere göre seçilen filmler ve konuları şu şekilde:</p>
<p><strong>Aklı Havada (Up in the Air): </strong>İnsan kaynakları danışmanı Ryan Bingham’ın görevi, şirketlerin işten çıkardıkları çalışanlarına kovulduklarını söylemek. Ancak Bingham, kendi kariyerini yeniden başlatamayacak kadar güçsüz olduğunu öğrendiğinde, hayatı tamamen değişiyor.</p>
<p><strong>Takas (Trading Places): </strong>Filmde, iki milyarder kardeş, disiplinli yatırımcı Louis Winthorpe’u yolsuzluğa bulaştırıp, düzenbaz çalışan Billy Ray Valentine’i adam etme üzerine iddiaya girer. Güçsüz durumda olan bir kişinin içindeki cevheri nasıl ortaya çıkardığını gösteren film, iş dünyasına yönelik eleştirel diyaloglarıyla dikkat çekti.</p>
<p><strong>Kazan Dairesi (Boiler Room):</strong> Film, New Yorklu kurnaz borsa işlemcilerinin, saf müşterilerini nasıl kandırdıklarını anlatıyor ve finans dünyasının karanlık gerçeklerini gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Bir Şirket Komedisi (The Hudsucker Proxy): </strong>Hudsucker firmasının sahibi Waring Hudsucker intihara kalkışınca, yönetim kurulu başkanı, şirketten para kazanmak için bir plan kuruyor. Planda, işi bilmeyen birinin şirketin başına geçip, şirketi finansal olarak kötü duruma sokması gerekiyor.</p>
<p><strong>Sigara İçtiğiniz İçin Teşekkürler (Thank You for Smoking):</strong> Sigara şirketleri için lobi çalışmaları yapan halkla ilişkiler uzmanı Nick Naylor, sigara paketlerinin üzerine kuru kafa ve çapraz kemikler koyup koymamayı tartışan ABD Senatosu tarafından görevlendirilir. Film doğru savunma ve iddialarla, kötü bir ürün için bile olumlu reklam yapılabileceğini anlatıyor.</p>
<p><strong>Dokuzdan Beşe (Nine to Five):</strong> Üç kadın hoşlanmadıkları patronlarını kaçırıp, esir alırlar. Patronları esir haldeyken, üç kadın çalıştıkları ofisi daha modern hale getirir. ABD’deki mesai saatlerine gönderme yapan filmde, monoton iş yaşamından sıkılan çalışanların, yaşamlarını daha eğlenceli hale getirebilmek için neler yapabileceği gözler önüne seriliyor.</p>
<p><strong>Borsa (Wall Street):</strong> Film, 1980′li yıllarda kapitalizmin zirvesine çıkışını ve hırs güzeldir mottosunun nasıl kabul edildiğini gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Amerikan Sapığı (American Psycho):</strong> İşi hakkında kendisine sorulan sorulara genelde cinayetler ve infazlarla uğraşıyorum diye cevap veren baş kahramanlara sahip bütün filmler karanlıktır.</p>
<p><strong>Amerikalılar (Glengarry Glen Ross): </strong>Bir emlak şirketi ofisinde geçen film çalışanlar arasındaki rekabeti ve ABD gayrimenkul sektörünün karanlık yüzünün en güzel şekilde anlatıldığı yapımlardan biri olarak görülüyor.</p>
<p><strong>Gazap Üzümleri (The Grapes of Wrath): </strong>ABD’li bir ailenin büyük buhran zamanında ayakta kalmak için verdiği savaşı anlatan film, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçerken yaşanan sancılı süreci en iyi şekilde anlatmaktadır.</p>
<p>Kaynak: Hürriyet İK<br />
Yazar: Zeynep Mengi</p>
</div>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ZeynepMengi/~4/2CIS8YHNVio" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeynepmengi.com/2012/01/sinemada-patron-karakterleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:thumbnail url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/01/hulusi-170x150.gif" />
		<media:content url="http://www.zeynepmengi.com/wp-content/uploads/2012/01/hulusi-170x150.gif" medium="image">
			<media:title type="html">hulusi</media:title>
		</media:content>
	<feedburner:origLink>http://www.zeynepmengi.com/2012/01/sinemada-patron-karakterleri/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Merhaba!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ZeynepMengi/~3/iewzjFwsFLc/</link>
		<comments>http://www.zeynepmengi.com/2012/01/merhaba/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2012 10:15:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep Mengi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğlence ve Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.zeynepmengi.com/?p=1262</guid>
		<description><![CDATA[Tekrar merhaba! Uzun zamandır ayrı kalmıştık. Biraz çeki düzen, bakım ve tekrar karşınızdayım. Önceleri gereken ilgi ve alakayı gösterdiğimi söyleyemem. Dürüst olmak gerekirse yazarım yazarım dedikten sonra yazamadığım çok fazla şey vardı. Bu sefer öyle olmayacağını umuyorum. Kapalı olan 1-1,5 ay içinde biraz değişiklik yaptık. Daha doğrusu Anıl Eren yaptı. Ben bu işlerden pek anlamadığım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tekrar merhaba!</p>
<div>Uzun zamandır ayrı kalmıştık. Biraz çeki düzen, bakım ve tekrar karşınızdayım. Önceleri gereken ilgi ve alakayı gösterdiğimi söyleyemem. Dürüst olmak gerekirse yazarım yazarım dedikten sonra yazamadığım çok fazla şey vardı. Bu sefer öyle olmayacağını umuyorum.</div>
<div>Kapalı olan 1-1,5 ay içinde biraz değişiklik yaptık. Daha doğrusu <strong><a href="http://www.eren.net">Anıl Eren</a></strong> yaptı. Ben bu işlerden pek anlamadığım için (ek olarak doğru düzgün vakit ayıramadığım için) benim sorduğum saçma sapan soruları sabırla cevapladı, yol gösterdi. Sonuçta da ortaya böyle bir şey çıktı. Ayırdığı vakit ve çalışmaları için buradan da çok teşekkür ederim kendisine.</div>
<div>
<div>Eveeet geri döndüğümüze göre daha güncel bir şekilde paylaşım yapmaya çalışacağım. Becerebilirim umarım. Yakında görüşürüz. <img src='http://www.zeynepmengi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </div>
</div>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ZeynepMengi/~4/iewzjFwsFLc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.zeynepmengi.com/2012/01/merhaba/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	
	<feedburner:origLink>http://www.zeynepmengi.com/2012/01/merhaba/</feedburner:origLink></item>
	</channel>
</rss>

