Eğer bu eleştiriyi 19 yy ın başlarında yazıyor olsaydım herhalde şöyle başlardım ;

"İşbu kelam, elân kezzap mutasavvıflara ve dahi tasavvufun nüvesini fehmden yoksun zevatadır. Umulur ki eyice okuyup anlayalar, mucibince amel edeler…

Tasavvuf saçma sapan yere herkese sempati beslemek değildir, aşk teması adı altında eserlerle bir albümün %90 ını doldurmak değildir, "…bana dandik neyzen deseler hiç kızmam" demek hiç değildir (bkz:Benlik [enaniyet, yani kendini beğenmek] nedir?), "yok canım estağfirullah" desinler diye bekleyerek mütavazilik yapmak değildir.

Bütün bu ayaklar ise mutasavvıf ayaklarıdır. Kişisel muhakemeden yoksun, çıkarcı zihniyetini terk edememiş, dünyada KENDİ için yaşayan, tasavvufu ve sözde mutasavvıfığını, yükselmek için bir basamak addeden, AŞAĞILIK özellikleri ile de bilinirler. Tasavvufa yeni bir açılım (!) getirmek adına (çok biliyor ya) yaptıkları işlerde muhakkak kendi imzalarınıda işin bir kısmına koyup kişisel çıkar elde etmekten geri kalmazlar. İşin özünden maalesef yoksundurlar.
kkukrer 09 05 2008 - 04 : 56   
287 Kişi okudu     0 Yorum yapldı   
Puan : Oy :
Yorumlar :

İsim *
Mail *
Web