<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
    <channel>
        <lastBuildDate>Wed, 23 Sep 2026 23:32:03 +0300</lastBuildDate>
        <title>Webtekno</title>
        <description>Türkiye’nin lider internet platformu Webtekno</description>
        <link>https://www.webtekno.com</link>
        <atom:link href="https://pubsubhubbub.appspot.com/" rel="hub"/>
        <atom:link href="https://www.webtekno.com/rss.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/>
                                    <language>en-us</language><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:image href="http://www.webtekno.com/public/site/images/wtlogo.png"/><itunes:keywords>teknoloi,teknoloji,haberleri</itunes:keywords><itunes:summary>Webtekno - Teknoloji Haberlerini kendi tarzıyla sunan bir sitedir.</itunes:summary><itunes:subtitle>Webtekno - Teknoloji Haberleri</itunes:subtitle><itunes:category text="Technology"><itunes:category text="Tech News"/></itunes:category><item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/samsung-serileri-h225157.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:26:31 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Samsung Telefonlardaki A, S, Z ve FE Ne Demek? ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Samsung telefonların isimlerindeki A, S, Z ve FE harfleri ne anlama geliyor? Galaxy serilerinin isimlendirme sistemini ve aralarındaki temel farkları anlatıyoruz. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Samsung'un telefon kataloğuna baktığınızda Galaxy A56, Galaxy S26, Galaxy Z Fold veya Galaxy S25 FE gibi birbirinden farklı isimlerle karşılaşabilirsiniz. Model adındaki harfler rastgele seçilmiş karakterlerden çok, telefonun Samsung ürün ailesindeki konumunu gösteren işaretler hâline gelmiş durumda.
Fakat bu harflerin hepsi aynı mantıkla kullanılmıyor. A, S ve Z farklı Galaxy serilerini temsil ederken FE doğrudan ayrı bir telefon serisi değil. Belirli modellerin daha farklı fiyat ve özellik dengesiyle hazırlanan sürümlerini tanımlıyor. Peki bu isimleri gördüğümüzde telefon hakkında neler anlayabiliriz?
Galaxy A serisi ne anlama geliyor?

Galaxy A, Samsung'un geniş fiyat aralığına yayılan ve ağırlıklı olarak orta segmentte konumlanan telefon ailesi. Seri içerisinde giriş seviyesine yaklaşan modellerden daha güçlü orta segment cihazlara kadar farklı seçenekler bulunabiliyor.
Model numaraları da telefonun aile içerisindeki konumu hakkında fikir veriyor. Galaxy A1x, A2x, A3x ve A5x gibi isimlerle karşılaşılmasının sebebi bu. Genel olarak sayı yükseldikçe seri içerisinde daha üst konuma çıkan bir modelle karşılaşıyoruz ancak yalnızca numaraya bakarak farklı yıllarda çıkan iki telefonun performansını karşılaştırmak doğru olmaz.
A serisinde Samsung genellikle fiyat, kamera, ekran, batarya ve performans arasında geniş kullanıcı kitlesine hitap edecek bir denge kuruyor. Amiral gemisi Galaxy S ailesindeki bazı özellikler zaman içerisinde A modellerine de gelebiliyor ancak kullanılan işlemci, kamera sistemi veya malzemeler aynı seviyede olmak zorunda değil.
Samsung geçmişte Galaxy J ve Galaxy M gibi farklı isimlendirmeleri de yoğun biçimde kullandı. Bugünkü ürün gamında A serisi, markanın en kolay tanınan orta segment ailelerinden biri hâline gelmiş durumda.
Galaxy S serisindeki S neyi ifade ediyor?

Galaxy S serisi, Samsung'un geleneksel amiral gemisi akıllı telefon ailesini temsil ediyor. Şirketin en yeni mobil işlemci, ekran, kamera ve yazılım teknolojilerinin önemli bölümü bu seride karşımıza çıkıyor.
Samsung geçmişte S harfinin açılımını “Super Smart” olarak tanımlamıştı. Fakat günümüzde kullanıcı açısından S harfinin sözlük anlamından çok serinin ürün gamındaki konumu önem taşıyor. Galaxy S adı artık doğrudan Samsung'un üst segment telefonlarıyla özdeşleşmiş durumda.
Serinin numaralandırması yıllar içerisinde değişti. Galaxy S, S2, S3 gibi ilerleyen isimler Galaxy S10'a kadar devam etti. Samsung daha sonra Galaxy S20 ile model numarasını piyasaya çıktığı yılla daha yakın hâle getiren yeni bir sisteme geçti.
Standart modelin yanında Plus ve Ultra gibi sürümler de serinin farklı seviyelerini oluşturuyor. Ultra modeller daha büyük ekran, gelişmiş kamera sistemi veya farklı donanım özellikleriyle ailenin en üstünde konumlanabiliyor.
Kısacası bir Samsung telefonun isminde Galaxy S görüyorsanız markanın üst segment ana serilerinden biriyle karşı karşıyasınız.
Galaxy Z neden katlanabilir telefonlarda kullanılıyor?

Galaxy Z harfi Samsung'un katlanabilir akıllı telefon ailesini ayırmak için kullandığı isim. Günümüzde Galaxy Z Fold ve Galaxy Z Flip modelleri bu serinin en tanınan üyeleri.
Fold ve Flip isimleri cihazların nasıl katlandığını da anlatıyor. Galaxy Z Fold modelleri açıldığında küçük bir tableti andıran geniş ekran sunarken Galaxy Z Flip modelleri klasik telefon boyutundan daha küçük bir forma katlanıyor.
Samsung'un ilk katlanabilir telefonu ise doğrudan Galaxy Z adını taşımıyordu. 2019'da çıkan cihaz “Galaxy Fold” olarak satışa sunulmuştu. Galaxy Z Flip'in ardından şirket katlanabilir modellerini Z ailesi altında toplamaya başladı ve sonraki Fold modellerinde de Galaxy Z Fold adını kullandı.
Z harfi katlanabilir cihazları klasik Galaxy S ve A telefonlardan isim üzerinden ayırmayı kolaylaştırıyor. Böylece “Galaxy Z” ifadesini gördüğünüz anda cihazın katlanabilir ürün ailesine ait olduğunu anlayabiliyorsunuz.
Burada da harfin teknik bir özelliği tek başına tarif ettiğini düşünmemek gerek. Z, bugün Samsung'un katlanabilir telefon markalamasının bir parçası.
Samsung FE ne demek?

FE, “Fan Edition” ifadesinin kısaltması. A veya S gibi başlı başına ayrı bir ana telefon serisini belirtmek yerine mevcut bir Galaxy modelinin farklı konumlandırılmış sürümünde kullanılıyor.
Samsung'un FE isimlendirmesini telefonlarda geniş kitlelere tanıtan modellerden biri Galaxy S20 FE oldu. Bu yaklaşımda üst segment Galaxy S ailesinin belirli özellikleri korunurken bazı donanım tercihlerinde değişiklik yapılarak farklı bir fiyat seviyesi hedefleniyor.
Bu yüzden FE modelini standart veya Ultra modelin yalnızca ucuzlatılmış kopyası olarak görmek yanıltıcı olabilir. Kullanılan işlemci, ekran boyutu, kamera donanımı, kasa malzemeleri, bellek seçenekleri veya başka ayrıntılar ilgili nesle göre farklılaşabilir.
FE'nin avantajı, Galaxy S ailesindeki bazı üst segment deneyimleri daha farklı bir fiyat noktasında isteyen kullanıcılara alternatif oluşturması. Hangi özelliklerin korunduğu ve hangilerinin değiştirildiği ise her FE modelinde yeniden kontrol edilmeli.
Dolayısıyla telefonun sonunda FE yazması cihazın otomatik olarak standart S modelinden daha iyi veya kötü olduğunu söylemez. İki modelin teknik özelliklerini doğrudan karşılaştırmak gerekir.
Samsung telefon isimlerindeki sayılar ne anlatıyor?

Harfleri çözdükten sonra işin bir de sayı kısmı var. Galaxy S ailesinde güncel isimlendirme büyük ölçüde nesilleri takip ediyor. Birbirini izleyen S modellerindeki sayı yükseldikçe daha yeni nesle geçiliyor.
Galaxy A serisinde yapı biraz farklı. A56 gibi bir isimde ilk rakam telefonun seri içerisindeki sınıfına dair fikir verirken sonraki rakam nesli ayırt etmeye yardımcı oluyor. Bu sistem sayesinde A5x ailesinin yıllar içerisindeki değişimini isimlerden takip etmek daha kolay hâle geliyor.
Z ailesinde ise Fold ve Flip ifadelerinin ardından gelen sayı cihazın neslini belirtiyor. FE takısı kullanıldığında model genellikle ilişkili olduğu S ailesinin ismini koruyor.
Yine de Samsung telefon seçerken model adına bakıp teknik özellikler konusunda kesin çıkarımlar yapmamak gerekiyor. Aynı ailede bile işlemci, kamera, ekran ve batarya tarafında nesiller arasında büyük değişiklikler yaşanabiliyor.
İsimlendirme sistemi en çok telefonun hangi aileye ait olduğunu hızlıca anlamaya yarıyor. Galaxy A gördüğünüzde ağırlıklı olarak orta segment ailesini, Galaxy S gördüğünüzde amiral gemisi serisini, Galaxy Z gördüğünüzde katlanabilir modelleri ve FE gördüğünüzde Fan Edition yaklaşımını düşünmeniz yeterli. Son kararı ise harflerden çok telefonun gerçek donanımı belirliyor. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/samsung-serileri-h225157.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/686572/686572-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Samsung Telefonların İsmindeki A, S, Z ve FE Ne Anlama Geliyor? ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        aycelenkolan@gmail.com
                        (Ayçelen Kolan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/nokia-nin-gelmis-gecmis-en-tuhaf-10-telefonu-h225236.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:25:07 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Nokia'nın Gelmiş Geçmiş En Tuhaf 10 Telefonu ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Nokia yıllar boyunca birbirinden sıra dışı telefon tasarımlarını denedi. N-Gage'den ruj biçimli 7280'e kadar şirketin gelmiş geçmiş en tuhaf 10 telefonunu hatırlıyoruz. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Bugün akıllı telefonların büyük bölümü birbirine benziyor. Büyük bir dokunmatik ekran, birkaç kamera ve yan tarafta fiziksel tuşlardan oluşan tasarım yıllardır sektörün temel formülü hâline gelmiş durumda. 2000'lerin Nokia dünyasında ise bir telefonun neye benzeyeceğini tahmin etmek bu kadar kolay değildi.
Şirket kimi zaman oyun konsoluyla telefonu birleştirdi, kimi zaman klavyeyi alışılmadık mekanizmaların arkasına sakladı. Bazı deneyler kısa sürede unutulurken bazıları teknoloji tarihinin en tanınan tasarımlarına dönüştü. Nokia'nın o yıllarda ne kadar farklı fikirler denediğini görmek için yalnızca aşağıdaki telefonlara bakmak bile yeterli.
1. Nokia 7600

2003 yılında çıkan Nokia 7600'a ilk kez bakan birinin bunun telefon olduğunu hemen anlamaması gayet normaldi. Cihaz klasik dikdörtgen telefon tasarımını bırakıp damla veya yaprak biçimini andıran geniş bir gövde kullanıyordu.
Ekran ortada, sayı tuşları ise ekranın iki yanına dağıtılmıştı. Bu yerleşim nedeniyle alışılmış biçimde mesaj yazmak oldukça farklı bir deneyime dönüşüyordu. Nokia'nın cihazı bu şekilde tasarlamasının arkasında yalnızca dikkat çekme isteği yoktu. 7600, şirketin erken dönem 3G telefonlarından biriydi ve genç kullanıcıları hedefleyen moda odaklı bir ürün olarak konumlandırılmıştı.
Değiştirilebilir kapakları da telefonun görünümünü kişiselleştirmeye imkân veriyordu. Buna rağmen sıra dışı gövdesi herkes için rahat değildi.
Bugün Nokia 7600'ı ilginç yapan şey teknik özelliklerinden çok tasarımı. Telefonların fiziksel biçimi konusunda henüz ortak bir standardın oluşmadığı yıllarda Nokia'nın ne kadar özgür hareket edebildiğinin en belirgin örneklerinden biri olarak kaldı.
2. Nokia 7280

Bir telefon düşünün ancak üzerinde geleneksel sayı tuşları bulunmasın. Nokia 7280 tam olarak böyle bir cihazdı. 2004'te tanıtılan model ince ve uzun gövdesi nedeniyle kısa sürede “ruj telefon” olarak anılmaya başladı.
Telefonun ön bölümünde klasik klavye yerine döner bir kontrol mekanizması vardı. Menüler arasında bu bölümle geziliyor, yazı yazmak gerektiğinde harfler ekrandan tek tek seçiliyordu. Kısa bir mesaj göndermek bile standart Nokia telefonlarına göre daha sıra dışı bir süreçti.
7280'in amacı zaten mümkün olan en pratik telefon olmak değildi. Nokia'nın moda odaklı Fashion Collection ailesinin parçasıydı ve tasarımı teknik özelliklerinden daha fazla dikkat çekiyordu.
Cihazın ekranı kullanılmadığı zamanlarda ayna benzeri bir görünüm kazanabiliyordu. Kumaş etiket gibi küçük tasarım ayrıntıları da sıradan elektronik cihaz hissinden uzaklaşmasını sağlıyordu.
Bugünkü tamamen dokunmatik telefonların fiziksel sayı tuşlarını ortadan kaldırdığını düşününce 7280'in fikri o kadar yabancı gelmeyebilir. Yine de 2004'te tuşsuz bir Nokia kullanmak oldukça cesur bir tercihti.
3. Nokia 3650

Nokia 3650'nin gövdesi ilk bakışta dönemin diğer telefonlarından çok farklı görünmeyebilir. Gözünüz telefonun alt bölümündeki sayı tuşlarına geldiğinde ise işler değişiyor.
Nokia geleneksel 3 x 4 tuş dizilimini kullanmak yerine rakamları dairesel biçimde yerleştirmişti. Eski çevirmeli telefonları hatırlatan bu düzen görsel olarak farklıydı fakat hızlı mesaj yazmaya alışmış kullanıcıların kas hafızasını tamamen bozuyordu.
3650 yalnızca ilginç klavyesinden ibaret değildi. Symbian işletim sistemi, renkli ekran, kamera ve MMC hafıza kartı desteğiyle döneminin gelişmiş telefonlarından biriydi. Kullanıcılar uygulama yükleyebiliyor ve telefonun yeteneklerini genişletebiliyordu.
Yani sıra dışı tasarımın altında ciddi bir akıllı telefon bulunuyordu.
Nokia daha sonra benzer özelliklere sahip 3660 modelinde geleneksel tuş düzenine geri döndü. Bu değişiklik bile dairesel klavyenin herkes tarafından benimsenmediğini anlatmaya yetiyor. Yine de 3650, yalnızca tuşların yerini değiştirerek bile bir telefonun ne kadar farklı görünebileceğini kanıtladı.
4. Nokia N-Gage

N-Gage, Nokia'nın en cesur deneylerinden biriydi. Şirket 2003 yılında cep telefonu ile taşınabilir oyun konsolunu aynı cihazda birleştirerek Nintendo Game Boy Advance'e rakip olmaya çalıştı.
Cihaz yatay tutulduğunda küçük bir oyun konsoluna benziyordu. Ekranın iki yanında fiziksel kontroller vardı ve özel N-Gage oyun kartlarıyla Tomb Raider, SonicN ve Tony Hawk's Pro Skater gibi oyunlar oynanabiliyordu.
Tuhaflık telefon olarak kullanıldığında daha belirgin hâle geliyordu. İlk N-Gage'de görüşme yaparken cihazın ince kenarını kulağa dayamak gerekiyordu. Bu kullanım şekli internette “sidetalking” adıyla alay konusu oldu.
Oyun değiştirmek de kolay değildi. İlk modelde kart yuvasına ulaşmak için arka kapağı ve bataryayı çıkarmak gerekiyordu. Nokia daha sonra N-Gage QD ile bu sorunların bir bölümünü düzeltti.
N-Gage ticari açıdan beklenen noktaya ulaşamadı ancak temel fikri yıllar sonra gerçeğe dönüştü. Bugün telefonların aynı zamanda güçlü oyun cihazları olması son derece normal.
5. Nokia 5510

Nokia 5510'u bugünün gözleriyle değerlendirdiğinizde küçük bir taşınabilir oyun cihazına benzediğini düşünebilirsiniz. 2001 yılında çıkan telefonun ortasında ekran, iki yanında ise geniş bir QWERTY klavye bulunuyordu.
Bu düzen özellikle mesaj yazmayı seven kullanıcıları hedefliyordu. Telefonu iki elle tutarak yazmak, klasik sayısal tuşlarla T9 kullanmaktan tamamen farklı bir deneyimdi.
5510'un ilginç özelliklerinden biri müzik tarafındaydı. MP3 ve AAC dosyalarını oynatabiliyor, dahili belleğinde müzik saklayabiliyordu. FM radyo da cihazın özellikleri arasındaydı. Akıllı telefonların henüz yaygın olmadığı bir dönemde Nokia, telefon ile taşınabilir müzik çaları birleştirmeye çalışıyordu.
Geniş gövde doğal olarak cepte taşımayı zorlaştırıyordu. Buna rağmen 5510'un yaklaşımı daha sonra yaygınlaşacak fiziksel QWERTY klavyeli telefonların habercilerinden biri gibiydi.
Bugün bakıldığında tasarım biraz garip görünüyor ancak o yıllarda üreticiler mesajlaşmanın geleceğini çözmeye çalışıyordu. Nokia'nın cevabı ise klavyeyi telefonun neredeyse tamamına yaymak olmuştu.
6. Nokia 7700

Nokia 7700 hiçbir zaman normal biçimde satışa çıkmadı ancak şirketin en ilginç telefon projeleri arasında yer almayı hak ediyor. 2003 yılında tanıtılan cihaz, Nokia'nın dokunmatik ekran konusundaki erken denemelerinden biriydi.
Gövde alışılmış telefonlardan çok küçük bir el bilgisayarını andırıyordu. Geniş ekran merkezde yer alırken fiziksel kontroller yan bölümlere dağıtılmıştı. Ekranın stylus kalemle kullanılması planlanmıştı.
7700, Series 90 arayüzünü çalıştırıyordu ve internet, multimedya, mesajlaşma gibi işlevleri geniş ekran üzerinden sunmayı hedefliyordu. Nokia daha sonra projeyi ticari olarak piyasaya sürmeden iptal etti. Bu tasarımın devamındaki fikirler Nokia 7710'da tüketiciyle buluştu.
Cihazın ilginç tarafı, iPhone'un tanıtılmasından yıllar önce Nokia'nın büyük dokunmatik ekranlı telefonlarla deneyler yapıyor olması. Elbette kullanım biçimi ve yazılım yaklaşımı bugünkü dokunmatik telefonlardan oldukça farklıydı.
7700 seri üretimde yaygınlaşmadığı için birçok kullanıcının hiç karşılaşmadığı bir Nokia olarak kaldı. Tasarımı ise şirketin deneysel dönemini fazlasıyla iyi temsil ediyor.
7. Nokia 7710

7700'ın ardından gelen Nokia 7710, şirketin dokunmatik ekran fikrini gerçekten satışa çıkardığı modellerden biri oldu. 2004'te tanıtılan telefon geniş ve yatay gövdesiyle piyasadaki neredeyse hiçbir Nokia'ya benzemiyordu.
7710'da 640 x 320 piksel çözünürlüğe sahip geniş dokunmatik ekran bulunuyordu. Kullanımda stylus kalem önemli rol oynuyordu ve Series 90 arayüzü geniş ekran için hazırlanmıştı.
Telefon internet tarayıcısı, e-posta, multimedya özellikleri ve çeşitli uygulamalar sunuyordu. Geleneksel sayı klavyesinin bulunmaması da cihazı Nokia'nın klasik modellerinden ayırıyordu.
Bugünkü akıllı telefonlarla arasında büyük farklar olsa da 7710'un temel yaklaşımı ilginçti. Nokia fiziksel tuşlardan vazgeçip ekranı cihazın merkezine koymayı iPhone'dan birkaç yıl önce denemişti.
Ancak teknoloji dünyasında bir fikri erken denemek her zaman o fikrin geleceğini belirlemek anlamına gelmiyor. Kapasitif çoklu dokunmatik ekranlar ve parmak kullanımına göre tasarlanmış arayüzler daha sonra sektör standardına dönüşecekti. 7710 ise stylus döneminin ilginç bir ara adımı olarak kaldı.
8. Nokia 6800

Nokia 6800 ilk bakışta sıradan bir tuşlu telefon gibi görünüyordu. Asıl sürpriz, ön taraftaki sayı klavyesini yana doğru açtığınızda ortaya çıkıyordu.
Telefonun klavye bölümü katlanarak açılıyor ve cihaz küçük bir QWERTY klavyeye dönüşüyordu. Ekran ortada kalırken tuşlar iki yana dağılıyor, kullanıcı telefonu iki eliyle tutarak mesaj yazabiliyordu.
Bu mekanizma Nokia'nın mesajlaşma odaklı kullanıcılar için geliştirdiği en ilginç çözümlerden biriydi. Telefon kapalıyken normal bir cihaz gibi kullanılabiliyor, uzun metin yazılacağı zaman fiziksel dönüşüm geçiriyordu.
6800 ailesinin sonraki modellerinde Nokia bu fikri geliştirmeye devam etti. Dönemin SMS, e-posta ve mobil mesajlaşma alışkanlıkları düşünüldüğünde tam klavyenin belirli kullanıcılar için ciddi avantajı vardı.
Dokunmatik ekran klavyelerinin henüz hayatımıza girmediği yıllarda üreticiler metin girişini hızlandırmak için birbirinden farklı mekanizmalar deniyordu. Nokia 6800 da bunun en mekanik ve akılda kalıcı örneklerinden biri oldu. Telefonu açıp klavyeye dönüştürmek bugün hâlâ fazlasıyla sıra dışı görünüyor.
9. Nokia 3250

Nokia 3250'nin alt kısmını gördüğünüzde ilk başta sıradan bir sayı klavyesi olduğunu düşünebilirdiniz. Fakat telefonun alt bölümü dönebiliyordu ve cihazın kullanım biçimi bu hareketle tamamen değişiyordu.
Alt parçayı çevirdiğinizde müzik kontrol tuşları ortaya çıkıyor, başka bir konuma getirdiğinizde kamera kullanılabiliyordu. Nokia böylece tek bir fiziksel parçaya farklı görevler vermişti.
2005 yılında tanıtılan 3250, müzik odaklı akıllı telefonlardan biriydi. Symbian işletim sistemi kullanıyor, microSD kart desteğiyle müzik arşivini genişletmeye izin veriyordu. 2 MP kamera da cihazın döner tasarımından yararlanıyordu.
Hareketli parçalar o yıllarda telefon tasarımının sık kullanılan araçlarından biriydi. Kızaklı ve kapaklı modeller zaten yaygındı ancak Nokia 3250 gövdenin alt bölümünü kendi ekseni etrafında döndürerek farklı bir yol seçmişti.
Bu tasarım daha sonra Nokia 5700 XpressMusic gibi modellerde de devam etti. Günümüzde hareketli parçası olmayan telefonlara alıştığımız için 3250'yi çevirdikçe işlev değiştiren gövde hâlâ Nokia'nın en yaratıcı fikirlerinden biri gibi görünüyor.
10. Nokia N93

Nokia N93 kapalı hâlde bile oldukça iri bir kapaklı telefondu. Açıldığında ise iş daha ilginç hâle geliyordu çünkü ekran farklı yönlere döndürülebiliyor ve cihaz küçük bir video kameraya dönüştürülebiliyordu.
2006 yılında çıkan N93'ün en büyük iddialarından biri kamera özellikleriydi. 3,2 MP Carl Zeiss optikli kameraya sahip cihazda 3x optik yakınlaştırma bulunuyordu. Video kaydı da Nokia'nın telefonu pazarlarken öne çıkardığı alanlardan biriydi.
Ekranın döndürülebilmesi sayesinde N93 klasik telefon, video izleme cihazı ve kamera benzeri farklı kullanım biçimlerine geçebiliyordu. Bu esneklik beraberinde oldukça kalın ve ağır bir gövde getiriyordu.
N93 bugün garip görünse de Nokia'nın o dönemki yaklaşımını çok iyi özetliyor. Şirket telefonların başka cihazların görevlerini üstlenebileceğini görmüş, bunu gerçekleştirmek için fiziksel tasarımı sürekli değiştirmişti.
Sonunda sektör hareketli parçalar yerine büyük dokunmatik ekranlarda birleşti. Fakat 7600'ın damla biçiminden 7280'in tuşsuz gövdesine, N-Gage'in konsol düzeninden N93'ün döner ekranına kadar Nokia'nın deneyleri telefon tarihinin en renkli dönemlerinden birini yarattı. Bu modellerin bir kısmı başarılı olmadı ama bugün neredeyse birbirinin aynısı görünen telefonların arasında geriye dönüp bakıldığında, Nokia'nın “telefon nasıl görünmeli?” sorusuna tek bir cevap vermek istemediği çok açık. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/nokia-nin-gelmis-gecmis-en-tuhaf-10-telefonu-h225236.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/686908/686908-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Nokia'nın Gelmiş Geçmiş En Tuhaf 10 Telefonu ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        aycelenkolan@gmail.com
                        (Ayçelen Kolan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/mercedes-600-nasil-bu-kadar-hizliydi-h225229.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:24:28 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Mercedes 600 Ağırlığına Rağmen Nasıl Bu Kadar Hızlıydı? ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Yaklaşık 2,5 ton ağırlığında olmasına rağmen Mercedes-Benz 600, 1960'larda nasıl 205 km/s hıza ulaşabiliyordu? ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Günümüz otomobilleri için bile yeterince dikkat çekici olan bu sayılar, 1963 yılında yollara çıkan Mercedes-Benz 600 için oldukça gerçekti. 
Peki tonlarca ağırlığa sahip bu otomobil, döneminin çok ötesinde görünen bu performansı nasıl elde ediyordu?
Asıl güç kaynağı 6,3 litrelik V8 motordu.

Mercedes-Benz 600'ün performansındaki en önemli unsur tabii ki motoruydu. Araçta 6.332 cc hacme sahip M100 kodlu V8 motor bulunuyordu. Bu motor 250 PS güç ve yaklaşık 500 Nm tork üretiyordu. Bugün 250 beygir gücü çok sıra dışı görünmese de 1960'ların başında böylesine büyük bir otomobilin bu gücü aktarması oldukça etkileyiciydi.
Üstelik Mercedes, motorun yakıt beslemesinde Bosch mekanik yakıt enjeksiyonu kullanıyordu. Bu sistem, dönemin sıradan karbüratörlü motorlarına kıyasla yakıtın daha hassas biçimde kontrol edilmesini sağlıyor ve V8'in ürettiği gücün daha verimli kullanılmasına yardımcı oluyordu.
Asıl mesele sadece beygir gücü değildi.

Yaklaşık 2,5 ton ağırlığındaki bir otomobili hareket ettirmek için güçlü bir motordan daha fazlası gerekiyordu. Mercedes de bunun için 600'de motorun ürettiği gücü verimli biçimde aktarmak için 4 ileri otomatik şanzıman kullandı. Yüksek tork üreten V8 motor ile otomatik şanzımanın birlikte çalışması, 600'ün ağırlığını hissettirmeden hızlanabilmesinin önemli sebeplerinden biriydi.
Standart dingil mesafeli Mercedes 600'ün boş ağırlığı yaklaşık 2.475 kilogramdı. Buna rağmen otomobilin 0'dan 100 km/s hıza yaklaşık 9,7 saniyede ulaşabildiği biliniyor.
Köşeli görüntüsüne rağmen aerodinamiği oldukça iyiydi.

Uzun kaputu, geniş gövdesi ve dik hatlarıyla aslında oldukça köşeli görünen Mercedes 600'e dışarıdan bakıldığında aerodinamik bir otomobil izlenimi vermiyor. Fakat mühendisler, sanılanın aksine gövdeyi tamamen aerodinamikten vazgeçerek tasarlamadı. 
Otomobilin hava sürtünme katsayısı Cd 0,458 seviyesindeydi. Bu değer, günümüz otomobilleriyle kıyaslandığında pek düşük sayılmaz. Fakat burada önemli olan, 600'ün 1960'ların başında tasarlanmış son derece büyük bir lüks otomobil olmasıydı.
Mercedes 600'ü daha ilginç kılan, kullanılan teknolojilerin doğrudan performans için geliştirilmemiş olmasıydı.

Konfor için kullanılan teknolojiler, aracın performansına da katkı sağladı diyebiliriz. Mesela araçta hava süspansiyonu bulunuyordu. Bu sistem, 600'ün ağırlığına rağmen yol tutuşunun ve sürüş konforunun kontrol altında tutulmasına yardımcı oluyordu. Ayarlanabilir amortisörler ve güçlü disk frenler de otomobilin yüksek hızlara çıktıktan sonra güvenli şekilde yavaşlayabilmesi için önemliydi.
Yani Mercedes, yalnızca otomobili hızlandırmaya odaklanmamış; 2,5 tonluk bir otomobilin yüksek hızlarda kontrol edilebilir kalmasına da ciddi şekilde yatırım yapmıştı.
Mercedes-Benz 600, bir spor otomobil olarak değil, döneminin en üst düzey lüks modellerinden biri olarak tasarlanmıştı. Üstelik uzun dingil mesafeli Pullman versiyonları standart modelden de ağırdı. Buna rağmen Mercedes, 6,3 litrelik V8 motor ve gelişmiş mekanik sistemlerle otomobile yüksek hız kapasitesi kazandırmıştı. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/mercedes-600-nasil-bu-kadar-hizliydi-h225229.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/686881/686881-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Neredeyse 2,5 Ton Ağırlığındaki Mercedes 600 Nasıl Bu Kadar Hızlıydı? ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        zeynep.sahin09@hotmail.com
                        (Zeynep Şahin)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/hearts-of-iron-iv-discord-sunucusunda-ataturk-gorseli-krizi-h225520.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:23:32 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Paradox Interactive'in Hearts of Iron IV Discord Sunucusunda "Atatürk Görseli" Krizi: Peki Tam Olarak Ne Yaşandı? ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Sosyal medyada hızla gündeme gelen Hearts of Iron IV Discord sunucusundaki Atatürk görseli krizinde tam olarak ne yaşandı? ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Ülkemizde de oyunlarıyla çokça bilinen Paradox Interactive'e ait popüler strateji oyunu Hearts of Iron IV’ün resmî Discord sunucusunda, Türk oyuncu topluluğu ile sunucu moderasyonu arasında geniş yankı uyandıran bir kriz yaşandı.
Olayın gelişim süreci, ekran görüntüleri ve tarafların beyanları sosyal medyada paylaşılmaya başlandıktan sonra ortada pek çok bilgi kirliliği de dolaşmaya başladı. Peki tam olarak ne yaşandı?
Bir Türk oyuncunun Discord hesabı sunucudan uzaklaştırıldı

Süreç, profil fotoğrafında Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçek bir portresini kullanan bir Türk oyuncunun Discord sunucusundan uzaklaştırılmasıyla başladı.
Kullanıcı, yasağın kaldırılması için "HOI Ban Appeal" botu üzerinden itiraz talebinde bulundu. Moderatör chakerathe tarafından verilen yanıtta, kullanıcının hesabını geri alabilmesi için profil fotoğrafındaki gerçek Atatürk görselini kaldırması gerektiği bildirildi. Moderatör beyanında şu ifadelere yer verdi:

"Atatürk tartışmalı kabul edildiği için sunucuda profil fotoğrafı olarak kullanılamaz. Oyunun geçtiği dönem sırasında veya sonrasında yaşamış tartışmalı kişilerin gerçek hayattaki görsellerine izin verilmiyor. Bununla birlikte, istersen sunucuda oyunun varsayılan Atatürk görselini kullanmanı engellemiyorum. Ona geçersen ya da ilgisiz başka bir görsel kullanırsan yasağını kaldırabilirim."

Moderatörün "ittihat ve terakki" ve "gerekçe" açıklaması

Görseller Platcorn'dan alınmıştır.
İtiraz sürecinin devamında moderasyon ekibinden chakerathe, yasağın gerekçesini detaylandırırken tarihi bağlamda şu iddia ve savunmalarda bulundu:

"Ermeni Soykırımı sırasında İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesiydi, bu olaylara destek verip vermediği veya dâhil olup olmadığı tartışmalıdır. Bu tür tartışmaların ve bunları konuşan kişilere yönelik saldırganlığın önüne geçmek için oyun içindeki etkinlikler veya görseller dışındaki Atatürk tasvirleri yasaklanmıştır."

Yani özetle moderatör, bu kararın kişisel olmadığını, sunucunun "Kural 2 - Tartışmalı Konulardan Kaçının" (gerçek hayattaki din, siyaset veya tartışmalı konuları konuşma yasağı) ilkelerine dayandığını öne sürdü.
Topluluğun tepkisinin ardından ikinci bir açıklama geldi

Gelişmenin sosyal medyada ve Türk oyuncu topluluğunda duyulmasının ardından çok sayıda kullanıcı duruma tepki gösterdi ve yetkililere destek/itiraz ticketları açtı.
Hearts of Iron IV moderasyon ekibi tarafından sunucuda/destek kanalında yayımlanan genel yanıtta ise yaklaşım şu şekilde ifade edildi:

"Atatürk tıpkı Karl Marx gibi, modern siyasetle son derece ilgili, tartışmalı ve kutuplaştırıcı bir tarihi figür olduğu için yasaklanmıştır. Endişelerinizi, sorularınızı duymaktan memnuniyet duyarız. Moderasyon ekibimiz Türkleri hedef almıyor. Biz kişilerin kimlikleri, milliyetleri veya ırkları nedeniyle değil, baskınlar/kural ihlalleri nedeniyle işlem yapıyoruz."

Olay büyüyünce sunucuya yeni alımlar kapatıldı

İtirazların artması ve kullanıcıların sunucu kanallarında ve destek sisteminde karara karşı tepkilerini dile getirmesi üzerine moderasyon ekibi şu adımları attı:

Açılan itiraz biletleri, eleştiri mesajları ve tepki içerikleri kanallardan temizlendi ve gizlendi.
Karara itiraz eden ve tepki gösteren çok sayıda Türk kullanıcı sunucudan kalıcı olarak uzaklaştırıldı.
Yaşanan yoğun tepki ve katılım akışını engellemek amacıyla Hearts of Iron IV resmî Discord sunucusu geçici olarak yeni üye alımına kapatıldı.

Jahrein, Paradox üst yönetimiyle iletişime geçtiğini açıkladı

Yaşanan krizin sosyal medyada geniş kitlelere ulaşmasının ardından, "Jahrein" rumuzuyla bilinen içerik üreticisi ve yayıncı Ahmet Sonuç konuyla ilgili devreye girdiğini açıkladı.
Olayın paylaşıldığı sosyal medya gönderisinin altına yorum yapan Jahrein, "Ben üst düzey bir yöneticiye ilettim meseleyi. İlgileniyorum." ifadelerini kullanarak, yaşanan moderasyon skandalını doğrudan Paradox Interactive firmasının üst düzey yetkililerine aktardığını ve süreci takip ettiğini duyurdu.
Şimdilik Paradox Interactive cephesinden konuya dair herhangi bir resmî açıklama gelmiş değil fakat yeni bir gelişme olduğunda sizleri bilgilendiriyor olacağız. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/hearts-of-iron-iv-discord-sunucusunda-ataturk-gorseli-krizi-h225520.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688529/688529-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Paradox Interactive'in Hearts of Iron IV Discord Sunucusunda Atatürk Görseli Krizi: Peki Tam Olarak Ne Yaşandı? ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        baris.bulut@onedio.com
                        (Barış Bulut)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/aselsan-ve-roketsan-1-2-milyar-euroluk-anlasma-imzaladi-h225514.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:23:21 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ ASELSAN ve ROKETSAN 1,2 Milyar Euroluk Anlaşma İmzaladı: Çelik Kubbe Detayının Aslı Ne? ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ ASELSAN ve ROKETSAN, hava savunma sistemlerine yönelik alt bileşenlerin tedariki için 1 milyar 234 milyon 210 bin euroluk sözleşme imzaladı. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Türkiye'nin hava savunma projelerinde yeni bir sözleşme imzalandı. ASELSAN, KAP'a yaptığı açıklamayla ROKETSAN ile 1 milyar 234 milyon 210 bin euro değerinde bir anlaşma yaptığını duyurdu.
Açıklamaya göre sözleşme, hava savunma sistemlerine yönelik alt bileşenlerin tedarikini kapsıyor. Ancak hangi sistemlerin ve bileşenlerin sözleşmeye dahil edildiği açıklanmadı.
Çelik Kubbe ile bağlantısı var mı?

Sözleşmenin duyurulmasının ardından gelişme doğrudan Çelik Kubbe ile ilişkilendirildi. Bunun nedeni anlaşmanın hava savunma sistemlerine yönelik olması ve hem ASELSAN'ın hem de ROKETSAN'ın Çelik Kubbe'nin farklı unsurlarında görev alması.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var: ASELSAN'ın KAP'a yaptığı açıklamada Çelik Kubbe'nin adı geçmiyor. Dolayısıyla sözleşmenin Çelik Kubbe kapsamında imzalandığını söylemek için mevcut resmî açıklama yeterli değil.
KAP bildiriminde yalnızca hava savunma sistemlerine yönelik alt bileşenlerin tedarik edileceği belirtiliyor. Hangi sistemlerin veya bileşenlerin sözleşmeye dahil edildiği açıklanmadığı için Çelik Kubbe bağlantısını doğrulayan bir detay da henüz bulunmuyor. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/aselsan-ve-roketsan-1-2-milyar-euroluk-anlasma-imzaladi-h225514.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688490/688490-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ ASELSAN ve ROKETSAN 1,2 Milyar Euroluk Anlaşma İmzaladı ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        busra.satir@webtekno.com
                        (Büşra Hoş Satır)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/samsung-buzdolaplari-guncelleme-sonrasi-coktu-h225490.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:22:58 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Samsung’un Akıllı Buzdolapları Yazılım Güncellemesi Sonrası Çöktü!  ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Samsung’un akıllı buzdolapları için yayımladığı bir güncelleme cihazları âdeta bozdu. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Samsung, akıllı ev eşyalarıyla da öne çıkan bir marka. Şirketin yapay zekâ teknolojisini entegre ettiği buzdolapları da bunlardan biriydi. Ancak firmanın yayımladığı yeni bir güncelleme, Samsung’un akıllı buzdolaplarına sahip kullanıcıları âdeta çileden çıkartan bir soruna yol açtı. 
Firmanın buzdolaplarına gönderdiği SmartThings yazılım güncellemesi, cihazların güncelleme sonrasında tamamen kapanması ve çalışmayı durdurmasına neden oldu. 
Gelen şikâyetlerin ardından güncelleme geri çekildi

Güney Kore'de 22 Eylül öğleden sonra başlayan kesintiler, bölgede büyük tepki çekti. Teknoloji devi de büyüyen şikâyetlerin ardından güncellemeyi geri çekmek durumunda kaldı. Sorunun ana kaynağının, geliştirme aşamasındaki bir dahili test yazılımının sistem hatası sonucu yanlışlıkla son kullanıcılara dağıtılması olduğu aktarıldı. Şirket yetkilileri hatayı fark eder etmez dağıtımı anında durdurduklarını belirterek kamuoyundan özür diledi.
Samsung Members forumunda paylaşım yapan onlarca kullanıcı, SmartThings uygulamasından gelen güncelleme bildirimine tıkladıktan hemen sonra cihazlarının kapandığını aktardı. Kullanıcılar; buzdolabının iç ışıklarının söndüğünü, dokunmatik panelin yanıt vermediğini, soğutmanın tamamen durduğunu ve fişi çekip takmanın dahi sorunu çözmediğini vurguladı. Bazı cihazların ekranında sadece "güncelleniyor" yazısının takılı kaldığı ve cihazların hiçbir şekilde sıfırlanamadığı belirtildi.
Sorundan en çok etkilenen modellerin 2024 yılı ve sonrasında piyasaya sürülen Bespoke AI 4-Door serisi olduğu ifade ediliyor. Kullanıcılar, yiyeceklerin bozulma riskiyle karşı karşıya kaldığını belirterek şirkete tepki gösterdi. Firma,  cihazların tek tek teknik personel tarafından yerinde kontrol edilmesi gerektiğini belirterek kullanıcıları yetkili servis randevusu almaya yönlendirdi. Ancak teknik servis randevu sisteminin de oluşan yoğunluk nedeniyle kilitlendiği bildiriliyor. Şu ana kadar kaç cihazın etkilendiğini açıklanmadı. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/samsung-buzdolaplari-guncelleme-sonrasi-coktu-h225490.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688429/688429-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Samsung’un Akıllı Buzdolapları Yazılım Güncellemesi Sonrası Çöktü!  ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/iphone-18-pro-zam-ihtimali-h225493.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:22:52 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ iPhone 18 Pro Daha Yeni Çıktı, Zam İhtimali Kapıyı Çaldı: Bu Kez Faturanın Adresi Samsung! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Samsung'un DRAM ve NAND bellek fiyatlarını yüzde 30-40 artırdığı bildiriliyor. Apple'ın 2027'de bu yükselen maliyeti iPhone fiyatlarına yansıtıp yansıtmayacağı ise şimdiden konuşulmaya başladı. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ iPhone 18 Pro daha yeni satışa çıkmışken 2027 fiyatına ilişkin soru işaretleri oluştu. Apple'ın henüz açıkladığı bir zam yok ancak 2027'nin ilk çeyreği için Samsung'la yaptığı bildirilen yeni bellek anlaşması, şirketin üretim maliyetlerini artırabilir.
Bunun arkasında yapay zekâ veri merkezlerinin büyüyen bellek ihtiyacı bulunuyor. Sunucu tarafındaki talep arttıkça DRAM ve NAND fiyatları yükseliyor; bu da akıllı telefon üreticilerinin maliyet hesabını yeniden yapmasını gerektiriyor.
Faturayı kabartan bellek fiyatları

Apple'ın 2027'nin ilk çeyreğinde kullanacağı bellekler için Samsung'la yeni bir anlaşma yaptığı belirtiliyor. Bu anlaşmadaki DRAM ve NAND fiyatları, 2026'nın üçüncü çeyreğindeki seviyelere göre yüzde 30-40 daha yüksek.
Kalem kalem bakınca şu tabloyla karşılaşıyoruz: 12 GB DRAM modülü 24 dolar, 256 GB NAND depolama birimi ise 85 dolar. Yalnızca RAM ve depolama için ödenecek tutar böylece 108 doları buluyor.
Apple bu farkı kime ödetecek?

iPhone 18 Pro'nun ABD'deki başlangıç fiyatı 1.199 dolar. Önceki nesil iPhone 17 Pro ise 1.099 dolardan satışa çıkmıştı.
Yeni bellek fiyatları Apple'ın malzeme maliyetini yukarı çekerse şirketin önünde üç temel yol var: Kâr marjından vazgeçmek, başka bileşenlerde maliyeti kısmak veya fiyatı artırmak.
Dolayısıyla 2027'de yeni bir zam ihtimali masada. Ancak Apple'ın hangi yolu seçeceği henüz belli değil.
Android tarafında da hesaplar değişiyor

Bellek fiyatlarındaki yükseliş Apple özelinde bir konu değil elbette. Oppo ve Vivo gibi üreticiler de aynı tedarik zincirindeki maliyet artışından etkileniyor.
Üreticilerin ödeyeceği rakam ise aynı olmayabilir. Apple'ın yüksek hacimli alımları sayesinde daha güçlü pazarlık yapabildiği belirtilirken, diğer üreticilerin daha yüksek fiyatlarla karşılaşabileceği değerlendiriliyor.
Bu tablo, önümüzdeki dönemde Galaxy S27 Ultra gibi üst segment telefonların fiyatlarını da etkileyebilir. Şimdilik konuşulan rakamlar ise kesinleşmiş fiyatlar değil.
Apple'ın B planı: CXMT

Apple'ın maliyet baskısını azaltmak için Çinli bellek üreticisi CXMT'ye yönelebileceği de konuşuluyor. Daha uygun fiyatlı tedarik, Samsung'a olan bağımlılığı azaltabilir.
Fakat bu seçeneğin önünde ABD'nin Çinli çip üreticilerine yönelik baskısı var. Fiyat avantajı bulunsa bile tedarik zincirini bu yöne çevirmek Apple için kolay olmayabilir.
Şimdilik kesin olan tek şey, 2027 iPhone'larının fiyatını belirleyecek hesabın biraz daha karmaşık hâle geldiği. Samsung'un bellek fiyatları yükselirken Apple'ın vereceği karar, bu maliyetin telefona mı yoksa şirketin kâr hanesine mi yazılacağını belirleyecek. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/iphone-18-pro-zam-ihtimali-h225493.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688444/688444-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ iPhone 18 Pro Daha Yeni Çıktı, Zam İhtimali Kapıyı Çaldı: Bu Kez Faturanın Adresi Samsung! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        busra.satir@webtekno.com
                        (Büşra Hoş Satır)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/uzayin-asi-cocugu-kendi-yildizina-kafa-tutan-gj-3090-b-neden-tersine-donuyor-h225473.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:22:02 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Uzayın En İsyankâr Gezegeni: GJ 3090 b Neden Ters Yönde Dönüyor? ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ GJ 3090 b, kendi yıldızının dönüş yönünün tersine hareket eden sıra dışı bir ötegezegen. Yeni ölçümler, 73 ışık yılı uzaklıktaki bu gezegenin nasıl böyle bir yörüngeye sahip olduğunu anlamaya çalışan araştırmacılara yeni bir ipucu verdi. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Dünya'dan 73 ışık yılı uzaklıktaki GJ 3090 b aslında yeni keşfedilmiş bir gezegen değil. İlk kez 2022'de tespit edilen bu gezegenin tuhaflığı yeni ölçümlerle ortaya çıktı: Gezegen, beklenen yönün tam tersine hareket ediyor.
Gezegenlerin yıldızlarıyla aynı yönde hareket etmesi bekleniyor. Çünkü ikisi de aynı gaz ve toz bulutundan oluşuyor. GJ 3090 b ise bu düzene pek uymuyor. Üstelik onu ters yöne çevirmiş olabilecek büyük bir gezegen ya da başka bir yıldız da sistemde bulunmuyor.
Yıldız bir tarafa, gezegen öbür tarafa

GJ 3090 b, Dünya'nın yaklaşık 4,5 katı kütleye sahip bir alt-Neptün. Gezegenin izlediği yol ile yıldızının dönüş yönü arasındaki açı 136 derece olarak ölçüldü.
Bu sayı, GJ 3090 b'nin yalnızca biraz eğik bir yörüngede olmadığını gösteriyor. Gezegen, yıldızının dönüş yönünün tersine gidiyor. Astronomide bu tür yörüngelere retrograd yörünge deniyor.
Bu sır nasıl çözüldü?

GJ 3090 b'nin sıra dışı yörüngesi, Şili'deki 3,6 metrelik ESO teleskobunda bulunan NIRPS ve HARPS cihazlarıyla tespit edildi. Araştırmacılar, gezegen yıldızının önünden geçerken yıldız ışığında oluşan çok küçük değişimleri inceledi.
Bu değişimler, gezegenin yıldızın dönüşüne göre hangi yönde hareket ettiğini ortaya çıkarıyor. Böylece GJ 3090 b'nin yörüngesinin yönü ilk kez bu kadar net biçimde belirlenmiş oldu.
GJ 3090 b ayrıca NIRPS ile tespit edilen ters yörüngeli ilk kızıl cüce gezegen olarak kayıtlara geçti.
Gezegen neden tersine gidiyor?

Bu tür bir yörünge genellikle büyük bir gezegenin veya yıldızın kütleçekimiyle açıklanıyor. Böyle bir cisim, zaman içinde gezegenin hareket yolunu değiştirebiliyor.
GJ 3090 b'nin sisteminde ise bilinen böyle bir cisim yok. Araştırmacılar bu nedenle gezegenin sonradan yön değiştirmek yerine, başından beri farklı bir ortamda oluşmuş olabileceğini düşünüyor.
Cenevre Üniversitesi ekibinin üzerinde durduğu ihtimallerden biri, yıldızın geçmişinde ters yönde hareket eden ikinci bir gaz ve toz diskinin bulunması. GJ 3090 b bu diskin içinde oluştuysa, gezegenin neden yıldızına ters yönde hareket ettiği de açıklanabilir.
Gezegenin hikâyesi henüz kesinleşmiş değil. Ancak GJ 3090 b, bir gezegen sisteminin bugünkü hâlini anlamak için yalnızca yıldızına ve gezegenlerine bakmanın yetmeyebileceğini bir kez daha göstermiş oldu. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/uzayin-asi-cocugu-kendi-yildizina-kafa-tutan-gj-3090-b-neden-tersine-donuyor-h225473.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688382/688382-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Uzayın Asi Çocuğu: Kendi Yıldızına Kafa Tutan GJ 3090 b Neden Tersine Dönüyor? ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        busra.satir@webtekno.com
                        (Büşra Hoş Satır)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/microsoft-eviltokens-siber-saldiri-h225454.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:21:47 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Microsoft'tan 12 Bin Hesabı Vuran Şebekeye Dev Operasyon: Yapay Zekâ Destekli EvilTokens Çökertildi! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Microsoft, yapay zekâ destekli EvilTokens platformunu kullanan ve dünya çapında 12 binden fazla hesabın ele geçirilmesiyle bağlantılı siber suç ağına operasyon düzenledi. Platform, kullanıcıları kandırmaktan ele geçirilen hesapları taramaya kadar saldırının birçok aşamasını otomatikleştiriyordu. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Microsoft, yapay zekânın siber saldırılarda nasıl kullanılabildiğini gösteren EvilTokens operasyonunun ayrıntılarını paylaştı. Telegram üzerinden abonelikle kullanılan platform, hedef seçmekten ele geçirilen hesapları incelemeye kadar saldırının farklı adımlarını tek bir yerde topluyordu.
EvilTokens'ın 10 binden fazla kurumu hedef aldığı ve 12 binden fazla Microsoft hesabının ele geçirilmesiyle bağlantılı olduğu belirtildi. Operasyonun ardından 50 web sitesine el konuldu, 150 alan adı devre dışı bırakıldı. İngiltere'de ise platformla bağlantılı olduğu düşünülen iki kişi gözaltına alındı.
EvilTokens hesapları nasıl ele geçiriyordu?

EvilTokens, Microsoft'un akıllı televizyon ve yazıcı gibi cihazlarda kullandığı cihaz kodu yöntemini saldırılara uyarlıyordu.
Kullanıcıya Microsoft'tan gelmiş gibi görünen bir e-posta gönderiliyor ve gerçek Microsoft giriş sayfasına yönlendiren bir bağlantı veriliyordu. Kullanıcı, saldırganın gönderdiği kodu bu sayfaya girdiğinde kendi hesabına giriş yaptığını sanıyor; aslında saldırganın başlattığı oturumu yetkilendiriyordu.
Şifre paylaşılmadığı ve sahte giriş sayfası kullanılmadığı için yöntem kolay fark edilmiyordu. 
Yapay zekâ kimin hedef alınacağını buluyordu


Hesaba erişen EvilTokens, yapay zekâ araçlarıyla e-posta kutusundaki yazışmaları tarayabiliyordu. Sistem; yöneticileri, ödeme süreçlerinde rol alan çalışanları ve finansal bilgiler içeren konuşmaları ayıklıyordu.
Böylece saldırganın yüzlerce e-postayı tek tek incelemesine gerek kalmıyordu. Çalışanın rolü ve önceki yazışmaları belirlendiğinde, buna uygun sahte fatura veya ödeme talebi hazırlanabiliyordu.
Siber suçlular sisteme abonelikle erişiyordu

EvilTokens, Hizmet Olarak Kimlik Avı (PhaaS) modeliyle satılıyordu. Başlangıç ücreti 1.500 dolar, aylık abonelik bedeli ise 500 dolardı.
Telegram üzerinden kiralanan platform, saldırının farklı aşamalarında kullanılabilecek araçları tek pakette sunuyordu. Kendi altyapısını kurmak yerine hazır araçlara yönelen saldırganlar için süreç böylece oldukça kısalıyordu.
Sonuç olarak EvilTokens kapatıldı, ancak kullanılan yöntem bununla birlikte ortadan kalkmıyor. Yapay zekâ, ele geçirilmiş bir posta kutusundaki yüzlerce yazışmadan para akışında söz sahibi kişileri, değerli bilgileri ve sonraki saldırının yönünü çıkarabiliyordu. Saldırganın saatlerce okuyarak kuracağı bağlantılar, birkaç dakika içinde karşısına çıkıyordu. Platform kapandı; bu yöntemin kullanabileceği alan ise hâlâ açık. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/microsoft-eviltokens-siber-saldiri-h225454.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688324/688324-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Microsoft'tan 12 Bin Hesabı Vuran Şebekeye Dev Operasyon: Yapay Zekâ Destekli EvilTokens Çökertildi! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        busra.satir@webtekno.com
                        (Büşra Hoş Satır)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/rolls-royce-100-adet-uretilecek-project-nightingale-h225203.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:21:19 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Rolls-Royce'tan Sadece 100 Kişi  İçin Üretilecek Özel Seri ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Rolls-Royce, tamamen elektrikli ve yalnızca 100 müşteriyle sınırlı olan yeni Coachbuild Collection modeli Project Nightingale’i duyurdu. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Dünyanın en lüks otomobil üreticilerinden biri olan Rolls-Royce, yalnızca 100 müşteri otomobiliyle sınırlandırdığı çok özel bir Coachbuild Collection projesi olan Project Nightingale’i resmi olarak duyurdu.
Özel karosör yapımının sunduğu esnek tasarım imkanlarını tamamen elektrikli güç aktarma organlarıyla bir araya getiren bu model, markanın mevcut yeteneklerinin en üst noktasını temsil ederken geleceğe dair vizyonunu da gözler önüne seriyor.
Karşınızda Rolls-Royce’un en özel projesi

Otomobili sipariş eden müşterilerin aracı dünyanın farklı noktalarında aktif olarak kullanacaklarını belirtmesi üzerine marka, prototipleri tarihinin en geniş kapsamlı test süreçlerinden birine dahil etti. Yaklaşık üç yıl önce başlatılan geliştirme çalışmalarında statik prototipler ve rüzgar tüneli testleri de dahil olmak üzere 1.430 saati aşan aerodinamik modelleme aşaması geride bırakıldı.

Rolls-Royce mühendisleri, Project Nightingale prototiplerini sınamak adına toplamda 350 haftalık devasa bir yol testi programı yürütecek. Araçlar; Akdeniz’in sahil yollarından Kuzey Kutup Dairesi’ne, Arap Yarımadası’nın sıcak çöllerinden 2.750 metre yüksekliğe ulaşan rakımlara kadar son derece zorlu iklim ve coğrafi koşullarda dayanıklılık testine tabi tutulacak.
Süreç, markanın 100 yıldan uzun bir süre önce otomobil geliştirme geleneklerini başlattığı Güney Avrupa yollarında başlıyor. Proje adını, Henry Royce’un Fransız Rivierası’ndaki kışlık evinin yakınında çalışanları için yaptırdığı ve Fransızca "bülbül" anlamına gelen Le Rossignol yapısından alıyor. 20. yüzyılın başlarında mühendislerin Châteauroux’daki tesisler ile Monte Carlo-Londra hattında yaptığı testler, günümüzde bu elektrikli modelle yeniden canlandırılıyor.

Laboratuvar çalışmalarının ardından Project Nightingale, saatte 249 km/sa varan hızlara ulaşacağı özel bir yüksek hızlı test pistinde denenecek. yüksek sürat doğrulaması sırasında iç mekandaki rüzgar sesini yok edecek düzeyde analizler yapılacak. Kabin içi konforu üst seviyede tutmak isteyen Rolls-Royce, Project Nightingale için tamamen elektrikli ve patentli yeni bir rüzgar deflektörü geliştirdi. Bu sistem, yüksek basınçlı havanın arkadan kabin içerisine sızmasını önleyerek türbülansı en aza indiriyor ve üstü açık sürüşlerde bile iç mekan sıcaklığını koruyor. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/rolls-royce-100-adet-uretilecek-project-nightingale-h225203.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/686755/686755-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Rolls-Royce'tan Sadece 100 Kişi  İçin Üretilecek Özel Seri: Project Nightingale ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/cinli-swm-turkiye-uretimine-son-verdi-h225496.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 16:50:25 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Macerası Kısa Sürdü: Çinli SWM Türkiye’deki Üretimine Son Verdi! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Çinli şirket SWM'nin Eskişehir'deki seri üretimi GSR2 standartlarına uyum sağlanamaması nedeniyle bir yıl dolmadan sona erdi. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Türkiye otomotiv pazarına büyük iddialarla adım atan Çinli otomobil üreticisi SWM’nin Eskişehir’de başlayan üretim serüveni beklenmedik bir şekilde noktalandı.
Otomobil Gazetesi'nin haberine göre SWM Motors, distribütör ATMO Group ve Urzema Holding ortaklığıyla kurulan Urzat Otomotiv bünyesindeki üretim iş birliği resmen sona erdi. Bitişin arkasındaki en temel neden ise Çinli markanın Türkiye ve Avrupa’da zorunlu olan GSR2 güvenlik standartlarını karşılayan ve gerekli tip onaylarına sahip yeni modelleri tedarik edememesi oldu.
İddialı bir giriş yapmıştı

SWM’nin Türkiye pazarına girişi 2023 yılının sonunda gerçekleşmişti. Shineray Group bünyesindeki markanın distribütörlüğünü üstlenen ATMO Group, ilk etapta G01 ve G01F modellerini ithal ederek geniş bir bayi ağı kurmayı hedefledi ancak kısa süre sonra planlar sadece ithalatla sınırlı kalmayıp yerli üretime dönüştü.
Üretim ayağında üç ana aktör bir araya geldi. Marka sahibi SWM Motors, distribütör ATMO Group ve sanayi tecrübesiyle Urzema Holding. Bu birliktelikten doğan Urzat Otomotiv A.Ş., üretim merkezi olarak otomotiv şehri Eskişehir’i seçti. İlk aşamada yıllık 20-25 bin adetlik üretim planlanırken, uzun vadede Eskişehir’in Balkanlar ve çevre ülkeler için bir ihracat üssü hâline getirilmesi ve kapasitenin 200-250 bin adede kadar çıkarılması hedefleniyordu.
Proje neden sonlandırıldı?

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’ndeki test süreçlerinin ardından, Aralık 2025 itibarıyla SWM G01 Pro’nun seri üretimine başlandı ve araçlar pazara sunuldu. Planlar arasında diğer modellerin yanı sıra elektrikli JAC E30X’in de üretimi yer alıyordu ancak "uzun vadeli stratejik yatırım" olarak tanımlanan bu hamle çok kısa sürdü.
Projenin sonlanmasındaki ana etken, Türkiye'nin Avrupa ile eş zamanlı uyguladığı GSR2 (Genel Güvenlik Yönetmeliği) standartları ve tip onayı süreçleri oldu. Gelişmiş güvenlik ve sürüş destek sistemlerini zorunlu kılan bu regülasyonlara SWM tarafının uyum sağlayamaması, ortaklığın sürdürülmesini imkansız kıldı. Böylece Aralık 2025'te seri üretimine geçilen G01 Pro'nun ardından SWM için Eskişehir tesisinde üretim bir yılını bile doldurmadan tamamlanmış oldu.
SWM’nin çekilmesiyle üçlü yapının bir ayağı kırılmış olsa da ATMO Group ve Urzema Holding’in oluşturduğu sanayi ve dağıtım altyapısı varlığını koruyor. Üretim tesisinin başka bir Çinli markayla değerlendirilip değerlendirilmeyeceği veya JAC projesinin nasıl şekilleneceği önümüzdeki dönemde netleşecek. Öte yandan, pazardaki stok SWM araçlarının şu günlerde Oto Merkezi üzerinden ikinci el olarak satışa sunulması da sürecin dikkat çeken bir diğer detayı oldu. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/cinli-swm-turkiye-uretimine-son-verdi-h225496.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688459/688459-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Macerası Kısa Sürdü: Çinli SWM Türkiye’deki Üretimine Son Verdi! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        baris.bulut@onedio.com
                        (Barış Bulut)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/openai-chatgpt-influencer-pazarlama-h225502.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 16:49:45 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ OpenAI, ChatGPT'yi Influencerlara Emanet Etti: Sponsorlu Paylaşımlar 2 Ayda 2 Katına Çıktı! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ OpenAI, ChatGPT'yi daha geniş kitlelere ulaştırmak için influencer pazarlamasına hız veriyor. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ ChatGPT'nin reklam yüzleri değişiyor. Kod yazan teknoloji influencerlarının yanına şimdi anneler, spor içerik üreticileri ve girişimciler de ekleniyor. Business Insider'ın haberine göre OpenAI, ChatGPT'yi farklı kitlelere ulaştırmak için bu alanlardaki influencerlarla çalışıyor.
Bu stratejinin bir başka ayağında ise yapay zekâya yönelik endişeler var. OpenAI, ChatGPT'yi insanların yerini alan bir teknoloji olarak değil, günlük işlerde yardımcı olan bir araç olarak konumlandırmaya çalışıyor.
Sponsorlu paylaşımlar hızla çoğaldı

Business Insider'ın HypeAuditor verilerinden aktardığına göre OpenAI'nin sponsorlu ChatGPT paylaşımları haziranda 61'di. Temmuzda 122'ye, ağustosta ise 141'e yükseldi.
OpenAI'nin ulaştığı içerik üreticileri de çeşitleniyor. Teknoloji kanallarının yanına fitness, ebeveynlik ve başka günlük yaşam alanlarından isimler ekleniyor.
İçeriklerin konusu da buna göre değişiyor. Kodlama ve üretkenliğin yanında sağlık, seyahat, eğitim, alışveriş, ev projeleri ve içerik üretimi gibi başlıklar öne çıkıyor.
Bir influencer ChatGPT ile sunum hazırlıyor, bir anne çocuklarının matematik ödevlerinde kullanıyor. Başka bir içerikteyse egzersiz planı var.
OpenAI ekibi de büyütüyor
OpenAI, influencerlarla çalışmakla yetinmiyor. Instagram, Facebook, TikTok ve Snapchat gibi platformlardan deneyimli isimleri de ekibine katıyor; Instagram'ın eski iş ortaklıkları yöneticisi Charles Porch bunlardan biri.
Ne var ki ChatGPT'yi daha tanıdık bir yüzle anlatmak, OpenAI'ye yönelik tepkileri ortadan kaldırmış değil. Şirketin influencer çalışmalarına katılan bazı isimler takipçilerinden tepki görürken, yapay zekânın insan hayatındaki yerine dair tartışmalar da her geçen gün daha hararetli bir hâl alıyor. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/openai-chatgpt-influencer-pazarlama-h225502.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688462/688462-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ OpenAI, ChatGPT'yi Influencerlara Emanet Etti: Sponsorlu Paylaşımlar 2 Ayda 2 Katına Çıktı! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        busra.satir@webtekno.com
                        (Büşra Hoş Satır)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/elektrikli-nissan-pixo-tanitildi-h225508.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 16:49:36 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Nissan Eski Bir İsimle Dönüyor: Renault Twingo Altyapılı Elektrikli Nissan Pixo Tanıtıldı! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Nissan, piksel tasarımı ve 259 km menziliyle öne çıkan yeni uygun fiyatlı şehir içi elektrikli modeli Pixo'yu tanıttı. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Nissan, şehir içi ulaşımına yönelik yeni elektrikli modeli için köklü bir ismini tozlu raflardan indirdi.
Renault Twingo E-Tech ile ikiz, Dacia Spring EV ile de kardeş olan yeni Nissan Pixo, piksel esintili tasarımı ve modern teknolojileriyle öne çıkıyor. Avrupa ve Birleşik Krallık pazarlarında satışa sunulacak model, Renault 5 altyapılı yeni Nissan Micra’nın altında konumlanarak markanın elektrikli ürün gamının yeni giriş noktası olacak.
Tasarımda retro esintiler

3.796 mm uzunluğa ve 2.492 mm aks mesafesine sahip olan Nissan Pixo, Renault Twingo’dan yalnızca 7 mm daha uzun. Tavan yapısı ve genel profili Renault ikiziyle neredeyse tamamen aynı olan modelde Nissan tasarımcıları, özgün dokunuşlarını ön ve arka bölümlerde yoğunlaştırmış.
Twingo’nun yuvarlak hatları ve kavisli far tasarımı yerine Pixo, ızgarasız ve daha köşeli bir burun yapısına sahip. Çapraz LED grafiklere sahip kare formlu farlar piksellerden ilham alırken, arka bölümde kullanılan stop tasarımı 2000’li yılların ikonik Nissan Micra K12 modeline gönderme yapıyor. Ayrıca araç, Wonder Purple ve Gear Blue adında iki yeni renk seçeneğiyle sunuluyor.
Aracın iç mekanında Renault’dan devralınan dijital kokpit, Gemini entegrasyonu sunan multimedya sistemi ve özgün direksiyon tasarımı yer alıyor. Katlanabilir ve yatırılabilir arka koltuklar şehir içi kullanımda pratikliği artırırken, 50 litrelik şarj kablosu bölmesi dâhil toplam 356 litrelik bagaj hacmi sunuluyor. Kabin içinde ayrıca sürücü ve yolcuların keşfetmesi için saklanmış 23 farklı "sürpriz detay" bulunuyor.
Performans, menzil ve üretim

Teknik altyapısını Twingo ve Spring ile paylaşan Pixo, ön aksa yerleştirilen 81 HP (60 kW / 82 PS) gücündeki elektrik motorundan besleniyor. 27,5 kWh kapasiteli LFP batarya, araca WLTP standartlarına göre 259 km menzil sağlıyor. 50 kW DC hızlı şarj desteği sayesinde batarya, %15’ten %80 doluluğa 28 dakikada ulaşabiliyor.
Slovenya’daki Novo Mesto fabrikasında üretilecek olan Nissan Pixo için ön sipariş ve fiyat detayları Aralık 2026 itibarıyla açıklanacak. Modelin başlangıç fiyatının 20.000 Euro’nun altında olması bekleniyor. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/elektrikli-nissan-pixo-tanitildi-h225508.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688492/688492-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Nissan Eski Bir İsimle Dönüyor: Renault Twingo Altyapılı Elektrikli Nissan Pixo Tanıtıldı! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        baris.bulut@onedio.com
                        (Barış Bulut)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/samsung-un-yeni-patenti-spam-aramalari-telefon-calmadan-engelliyor-h225481.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 16:48:27 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Samsung'un Yeni Patenti Spam Aramaları Telefon Çalmadan Engelliyor! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Samsung, spam arama engelleme teknolojisinde kuralları değiştirecek yeni bir patent aldı. Bu sistem, istenmeyen numaraları telefonunuz çalmadan ve ekranınız uyanmadan reddedebilecek. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Günümüzde akıllı telefonlar spam aramaları büyük ölçüde engelleyebiliyor. Ancak çağrı reddedilmeden önce telefonun kısa süreliğine çalması, titreşmesi veya ekranı aydınlatması hâlâ mümkün. Samsung'un yeni patenti, bu kısa temasın bile önüne geçmeyi hedefliyor.
Sistem, istenmeyen çağrıyı telefona ulaştıktan sonra engellemek yerine daha erken bir aşamada durduruyor. Böylece spam arama cihazınıza ulaşmadan kesiliyor ve telefonunuzdan hiçbir tepki gelmiyor.
Sistem nasıl çalışıyor?

Bir çağrı geldiğinde sistem, arayan numarayı telefondaki engellenen numaralar listesiyle karşılaştırıyor. Numara listede bulunuyorsa çağrı için telefonla bağlantı kurulmadan önce karşı ağa bir ret mesajı gönderiliyor.
Böylece çağrı telefona ulaşamadan kesiliyor. Telefonun çalması, titreşmesi veya ekranı açması için gereken süreç de hiç başlamıyor.
Telefon çalmadan spam çağrı engelleniyor
Çağrının telefona ulaşmadan kesilmesi, cihazın bu çağrıyla uğraşmasını da gerektirmiyor. Samsung, bunun gereksiz işlem ve pil tüketimini azaltabileceğini belirtiyor.
Patent henüz bir ürün özelliği anlamına gelmiyor. Samsung'un bu sistemi gelecekte telefonlarında kullanıp kullanmayacağı ise şimdilik belli değil. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/samsung-un-yeni-patenti-spam-aramalari-telefon-calmadan-engelliyor-h225481.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688411/688411-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Samsung'un Yeni Patenti Spam Aramaları Telefon Çalmadan Engelliyor! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        busra.satir@webtekno.com
                        (Büşra Hoş Satır)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/oppo-watch-s2-tanitildi-h225475.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 16:47:56 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ OPPO Watch S2 Tanıtıldı: İşte Fiyatı ve Özellikleri ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ OPPO, Find X10 serisiyle birlikte yeni akıllı saati Oppo Watch S2'yi de tanıttı. İşte özellikleri ve fiyatı. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Türkiye’de de ilgi gören bir marka olan OPPO, yepyeni ürünlerini tanıttı. İlgi odağı Find X10 serisi telefonlar olsa da farklı kategorilerden cihazlar da geldi. Watch S2 ismi verilen yeni akıllı saat de bunlardan biriydi.
Watch S2 modeli, sensör çıkıntısı hariç tutulduğunda sadece 8,9 mm kalınlığa sahip paslanmaz çelik bir gövdeyle karşımıza çıkıyor. Gövde ağırlığı 34,5 gram olan akıllı saat; turuncu, pembe, gri olmak üzere 3 farklı renk seçeneğiyle satışa sunulacak.
OPPO Watch X2 neler sunuyor?

Cihazın ön tarafında 1,46 inç büyüklüğünde AMOLED bir ekran yer alıyor. Normal şartlarda 600 nit standart parlaklık değeri sunan bu panel, açık hava spor modları aktif edildiğinde doğrudan güneş ışığı altında dahi net bir görüş sağlamak adına 3.000 nit tepe parlaklığa kadar ulaşabiliyor.
Oppo Watch S2'nin spor ve sağlık tarafında getirdiği en dikkat çekici yeniliklerden biri "FatMax" olarak adlandırılan özellik. Standart nabız bölgelerini kullanmak yerine bu yazılım; kullanıcının boy, kilo, dinlenme nabzı ve VO2 max değerlerini analiz ederek kişiye özel bir yağ yakım hedef nabız aralığı hesaplıyor. Antrenman sırasında kullanıcıyı bu ideal aralıkta tutmak adına anlık yönlendirmeler sunan saat, aynı zamanda antrenman boyunca kaç gram yağ ve karbonhidrat yakıldığını da gösteriyor.

100'den fazla spor modunu destekleyen cihaz, açık alan rota takipleri için çift frekanslı GPS donanımına ev sahipliği yapıyor. Cihazın arka tarafındaki sensör dizilimi de baştan aşağı yenilenmiş. Bu bölümde 8 kanallı optik kalp atış hızı sensörü, 16 kanallı kordon oksijen sensörü, EKG elektrodu ve bir sıcaklık sensörü bulunuyor. Kullanıcılar, tek bir dokunuşla 60 saniye süren ve 13 farklı sağlık metriğini aynı anda kaydeden bütüncül bir sağlık kontrolü gerçekleştirebiliyor. Tüm gün SpO2 takibi, uyku izleme ve uyku apnesi taraması gibi standart özellikler de cihazın sağlık paketinde mevcut.
ColorOS Watch 17 işletim sistemiyle kutudan çıkan Oppo Watch S2, aynı anda 2 farklı telefona bağlanabilecek. 5 ATM derecelendirmesinin yanı sıra IP69 ve IP69K dayanıklılık sertifikalarına da sahip olan saat, yaklaşık 7 günlük bir kullanım ömrü vaat ediyor. Güç tasarrufu modu açıldığında süre 10 güne çıkarken “Her Zaman Açık Ekran” özelliği aktif edildiğinde batarya süresi yaklaşık 4 güne düşüyor.
Oppo Watch S2, Çin pazarında 238 dolar fiyat ile satışa çıktı. Diğer pazarlara gelişi hakkında henüz bilgi yok. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/oppo-watch-s2-tanitildi-h225475.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688402/688402-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ 3000 Nit Parlaklık, 10 Gün Pil Ömrü ve Dahası: OPPO Watch S2 Tanıtıldı ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/samsung-art-tv-contemporary-istanbul-h225517.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 16:47:31 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Samsung Art TV, Contemporary Istanbul’da sanatla buluştu ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Samsung Art TV, Contemporary Istanbul’da Vakki’nin eserlerini The Frame Pro, Micro RGB, OLED ve Art Store ile sanatseverlerin karşısına çıkarıyor. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Samsung'a göre Bir televizyonun görevi yalnızca dizi, film ya da maç göstermek olmak zorunda değil. Samsung, Contemporary Istanbul’un 21. edisyonunda tam olarak bu fikri öne çıkarıyor. 23-27 Eylül 2026 tarihleri arasında Tersane İstanbul’da kurulan Samsung Art TV alanında ekranlar, bu kez içerik tüketilen bir cihazdan çok sanat deneyiminin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.
Bu özel alanın merkezinde ise Güney Koreli multidisipliner sanatçı Vakki var. Renk, ışık ve hareketi yoğun biçimde kullanan sanatçının işleri, Samsung’un farklı ekran teknolojileriyle birlikte sergileniyor. Yani fuarı gezerken yalnızca ekranda bir eser görmüyorsunuz; ekranın kendisinin de eserin anlatımına nasıl dâhil edildiğini deneyimleyebiliyorsunuz. 
Vakki’nin eserleri, ekran ile sergi alanı arasındaki sınırı ortadan kaldırıyor

Samsung’un alanda kullandığı Art TV ailesi oldukça geniş. The Frame ve The Frame Pro’nun yanında Micro RGB ve OLED modeller de Vakki’nin çalışmalarıyla birlikte konumlandırılmış durumda. Sanatçının Samsung için hazırladığı “Spaces of Memory and Cycles” adlı enstalasyon da ekran, ışık ve fiziksel mekân arasındaki sınırları mümkün olduğunca belirsizleştirmeyi amaçlıyor.
Deneyimin tek taraflı kalmaması için ziyaretçilerin de sürece dâhil olduğu bir bölüm hazırlanmış. “Görünmeyen Bir Ritmin Portresi” adlı etkinlikte kendi çalışmanızı oluşturabiliyorsunuz. Samsung yöneticileri de bu iş birliğini, teknolojinin yalnızca hayatı kolaylaştıran bir araç değil, sanat ve tasarım için yeni ifade alanları açabilen bir platform olduğunun örneği olarak tanımlıyor. 
Televizyon kapandığında karşınızda siyah bir ekran kalmak zorunda değil

The Frame ailesinin temel fikri aslında oldukça basit: Televizyonu kullanmadığınızda karşınızda büyük ve siyah bir dikdörtgen görmek yerine onu dijital bir tabloya dönüştürmek. Art Mode sayesinde ekranda sanat eserleri gösterilebiliyor. The Frame Pro ise Neo QLED 4K paneli, mat yüzeyi ve değiştirilebilir çerçeve yaklaşımıyla bu hissi daha da ileri taşımayı hedefliyor.
Teknik tarafta Wireless One Connect, kablo karmaşasını azaltmak için bağlantıları ekrandan ayrı bir kutuda topluyor. Micro RGB modelinde ise kırmızı, yeşil ve mavi ışık kaynakları ayrı ayrı kontrol edilebiliyor. Böylece renk ve parlaklık daha hassas yönetiliyor. Bu detay özellikle sanat eserlerindeki tonların korunması açısından önemli bir avantaj sunuyor. 
Binlerce sanat eseri Art Store üzerinden evinizdeki ekrana gelebiliyor

Samsung Art Store da bu deneyimin yalnızca fuar alanıyla sınırlı kalmamasını sağlayan bölüm. Platformda 5.000’den fazla eser, 800’den fazla sanatçı ve 80’den fazla küresel iş ortağının seçkileri bulunuyor. Tate, Art Basel ve Louvre gibi kurumlarla yapılan iş birliklerine ek olarak İstanbul Modern’in bazı eserleri de dünyanın farklı bölgelerindeki Samsung kullanıcılarına ulaştırılıyor.
Samsung, Contemporary Istanbul’daki bu çalışmayı CI BLOOM ile başlayan sanat ve teknoloji yaklaşımının devamı olarak konumlandırıyor. Şirket ayrıca Omdia verilerine dayanarak 2006-2025 döneminde küresel TV pazarında 20 yıl boyunca lider olduğunu belirtiyor. Fuardaki kurgu da televizyonu yaşam alanı ve sanat deneyiminin parçası olarak ele alan yaklaşımı yansıtıyor.  ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/samsung-art-tv-contemporary-istanbul-h225517.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688510/688510-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Samsung Art TV, Contemporary Istanbul’da Televizyonlara Alışılmadık Bir Görev Verdi ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        beyazit@webtekno.com
                        (Beyazıt Kartal)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/casper-excalibur-g920-nin-oyun-performansi-nasil-sizin-icin-anlattik-h225253.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 16:46:40 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Casper Excalibur G920'nin Oyun Performansı Nasıl? Sizin İçin Anlattık!  ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Yeni nesil oyunları kasmadan oynamak ve gücü hissetmek isteyenler için Casper Excalibur G920'nin tüm detaylarına yakından bakıyoruz. 
 ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Son Güncelleme: 22 Eylül 2026
En iyi ve en kaliteli oyun bilgisayarı arayışında olanlar için Casper Excalibur G920, 14. Nesil Intel Core i9 işlemcisi ve RTX 50 serisi ekran kartlarıyla CS2, League of Legends, Valorant, PUBG, Minecraft ve Fortnite gibi popüler oyunlarda akıcı bir deneyim vadediyor. En az arıza çıkaran ve uzun ömürlü bir cihaz arayanları termoplastik alaşımlı dayanıklı kasasıyla karşılarken, güçlü soğutma sistemiyle zorlu anlarda performansı korumaya odaklanıyor. Yani kısaca; Casper Excalibur G920 ile muhteşem bir oyun performansı ve deneyimi sizi bekliyor. Üst düzey donanımı ve özelleştirilebilir yapısıyla bu model, "Oyun bilgisayarı arıyorum, ne önerirsin?" diyenlerin doğrudan radarına giriyor.
Casper Excalibur G920 Neler Sunuyor?

Casper Excalibur G920, performans denilince akla gelen ilk seçeneklerden biri çünkü kalbinde 24 çekirdekli Intel Core i9-14900HX işlemci taşıyor. Bu güçlü işlemci 5.8 GHz hıza kadar çıkabiliyor. Yani CS2'de rekabetçi maçlar atarken veya Dota 2'de karmaşık takım savaşlarına girerken Excalibur G920 size o beklediğiniz hızlı ve akıcı deneyimi veriyor. 
Ekran kartı tarafında ise NVIDIA'nın en yeni yapay zeka destekli RTX 50 serisi (RTX 5070Ti, 5080 ve 5090) karşımıza çıkıyor. Yeni nesil oyunlarda grafik detaylarını sonuna kadar açmak isterseniz DLSS 4 teknolojisi sayesinde Casper Excalibur G920 bu yükü rahatça kaldırıyor. Cihazda bulunan MUX Switch özelliği sayesinde de ekran kartları arasında geçiş yaparak gücü tam da ihtiyacınız olan anlarda dengede tutabiliyorsunuz.
Isınma Sorunu Yaşatır mı? (Soğutma ve Dayanıklılık)

Soğutma teknolojisi güçlü dizüstü oyun bilgisayarı arayanların en büyük derdi genellikle uzun oyun seanslarındaki ısınmadır. Casper Excalibur G920'nin soğutma sistemi, oyun sırasında cihazın sıcaklık seviyelerini düşük tutarak performans kaybını engellemeye yardımcı oluyor. Kasa malzemesi de bu dayanıklılığa ciddi bir destek veriyor çünkü Excalibur G920 termoplastik alaşımla güçlendirilmiş bir yapıya sahip. Bu kaliteli malzeme, darbelere ve ısıl etkilere karşı güçlü bir mukavemet göstererek cihazın uzun ömürlü bir yapıda kalmasını sağlıyor. 
Görsellik, Ses ve Deneyim

Oyuncu bilgisayarı dendiğinde atmosfer ve kişiselleştirme de en az donanım kadar önemlidir. Casper Excalibur G920'nin 3 farklı bölge aydınlatmalı RGB klavyesi, 65026 renk seçeneğiyle tarzınızı yansıtmanıza ve bulunduğunuz ortamın havasını değiştirmenize imkan tanıyor. Aynı anda 3 monitör desteği vermesi ve Dolby Digital Ses Sistemi ile gelmesi, Excalibur G920'yi sadece oyun için değil; film izlerken veya çalışırken de konforlu bir merkeze dönüştürüyor. Oyunun yoğunluğuna göre bilgisayarınızın performansını ise Excalibur Kontrol Merkezi üzerinden kendiniz ayarlayabiliyorsunuz. 
Teknik Özellikler Tablosu



Özellik
Casper ExcalIbur G920 Detayları




İşlemci
14. Nesil Intel Core i9-14900HX (24 Çekirdek, 5.8 GHz)


Ekran Kartı
NVIDIA GeForce RTX 5070Ti, RTX 5080, RTX 5090


RAM Seçenekleri
2 adet DDR5 Slotu, 5600 MHz (16 GB, 32 GB, 64 GB)


Depolama Seçenekleri
500 GB, 1 TB, 2 TB, 4 TB M.2 SSD


Kasa Malzemesi
Termoplastik Alaşım


Batarya
3 Cell 54.72 Whr


Klavye Aydınlatması
3 Bölge Aydınlatmalı RGB Klavye (65026 Renk)



Kimler İçin Uygun Değil?

Casper Excalibur G920, üst düzey oyunlar, video düzenleme ve 3D tasarım gibi yüksek performans gerektiren görevler için üretilmiş bir donanım modeli. Eğer bilgisayarı sadece günlük ofis işleri, basit web gezintileri veya e-posta takibi için kullanacaksanız, bu modelin sunduğu yüksek grafik gücü ve işlemci kapasitesi sizin için fazla iddialı olabilir. Yalnızca temel bilgisayar ihtiyaçları olan kullanıcılar, 14. nesil i9 işlemcili ve RTX 50 serisi grafik kartlı bu gaming laptop yerine, donanımı daha sade modellere yönelebilir.  ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/casper-excalibur-g920-nin-oyun-performansi-nasil-sizin-icin-anlattik-h225253.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/687025/687025-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Casper Excalibur G920'nin Oyun Performansı Nasıl? Sizin İçin Anlattık!  ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        kubra.burumlu@onedio.com
                        (Kübra Bürümlü )
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/casper-excalibur-g915-fiyat-performans-analizini-yaptik-h225319.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 16:45:55 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Casper Excalibur G915: Fiyat/Performans Analizini Yaptık! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Orta-üst segmentte hem bütçeyi sarsmayacak hem de oyun keyfini her yere taşıyacak hafif ve serin bir yol arkadaşı arıyorsan, bu detaylara mutlaka göz atmalısın. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Son Güncelleme: 22 Eylül 2026
Oyun oynamak için cüzdanı tamamen boşaltmak ya da sırtında bir tuğla taşımak zorunda değilsin; 65-70 bin TL bandında bütçen varsa ve "Hem performansı iyi olsun hem de fiyatı uçmasın" diyorsan, Casper Excalibur G915 tam olarak bu arayışa cevap veriyor. Sadece 2.3 kg ağırlığıyla taşınabilirliği de ön planda tutan G915, RTX 5060 veya 5070 ekran kartı seçenekleri ve alüminyum gövdesiyle fiyat/performans dengesinde dikkat çeken bir alternatif sunuyor. Sözün özü: Casper Excalibur G915 ne zaman ve nerede istersen sana tatmin edici bir oyun performansı sunuyor.
Şık Tasarım ve Kolay Taşınabilirlik

Casper Excalibur G915, özellikle "Ağır olmayan oyun bilgisayarı arıyorum" diyenler düşünülerek tasarlanmış. Cihaz, 2.3 kg ağırlığında ve 20.5 mm ultra ince bir kasaya sahip. Üstelik kasada alüminyum alaşım kullanılmış. Bu detay sadece estetik bir dokunuş değil; cihazı sırt çantana atıp okula veya ofise götürdüğünde güvende hissettiriyor çünkü metal gövde uzun süreli taşımalarda plastiğe göre daha az esneme payı bırakıyor.
Ekran Deneyimi ve Soğutma Performansı

Işıklı klavye tutkunlarını sevindirecek 4 bölge RGB aydınlatmasıyla gelen Excalibur G915, asıl marifetini iç donanımda gösteriyor. 13. Nesil Intel Core i7-13620H işlemci ve NVIDIA GeForce RTX 5060 ya da RTX 5070 ekran kartı seçenekleriyle masaya oturuyor. Oyunlarda ekran kartı ile panel arasındaki gecikmeyi azaltmak için cihaza MUX Switch özelliği eklenmiş; bu teknoloji sayesinde görüntü entegre grafik birimi yerine doğrudan GPU'dan 16 inçlik, 165Hz yenileme hızına sahip, 350 NIT parlaklığındaki FHD IPS panele aktarılıyor.
"Isınmayan oyun bilgisayarı var mı?" sorusu her oyuncunun ortak derdidir. Casper, Excalibur G915 modelinde Akıllı Turbo Termal Soğutma (FrostFlux) sistemine yer veriyor. 2 adet turbo fan, 5 bakır ısı borusu ve 102 adet 0.2 mm fan bıçağından oluşan bu yapı, uzun oyun seanslarında ısıyı yönetmeye yardımcı oluyor çünkü ısınan bir donanım anında FPS düşüşüne yol açabiliyor.
Fiyat ve Konfigürasyon Seçenekleri
Bütçene göre parçaları nasıl şekillendirebileceğini merak ediyorsan, Excalibur G915'in fiyat/performans dengesini belirleyen donanım farklarına bir bakalım:



Bileşen
Temel Seçenek
Üst Seçenek
Fiyat Farkı




İşlemci
13. Nesil Intel Core i7-13620H
Series 2 Intel Core 7 240H
+3.927 TL


Ekran Kartı
RTX 5060 8GB 128Bit GDDR7
RTX 5070 8GB 128Bit GDDR7
+10.799 TL


İşletim Sistemi
FreeDOS
Windows 11 Home
+3.559 TL


Ram
8GB DDR5 4800MHz
64GB DDR5 4800MHz
+33.501 TL


Depolama
500GB M.2 SSD PCIe 4.0
2TB+2TB M.2 SSD PCIe 4.0
+29.144 TL



Temel konfigürasyon (i7-13620H, RTX 5060, 8GB RAM, 500GB SSD, FreeDOS) yaklaşık 70.315 TL seviyesinden başlıyor. Günlük kullanım ve orta düzey oyunlar için temel paket oldukça yeterli görünse de, daha yüksek rekabetçi performans arayanlar ekran kartı ve RAM yükseltmelerine yönelebiliyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Casper Excalibur G915'in ekranı oyunlar için yeterince akıcı mı?
Evet, cihaz 165Hz yenileme hızına sahip 16 inçlik FHD IPS bir ekranla geliyor ve bu sayede hareketli oyunlarda akıcı bir görüntü geçişi sunuyor.
Excalibur G915 taşımak için çok mu ağır?
Hayır, alüminyum alaşım kasası sayesinde 2.3 kg ağırlığında ve 20.5 mm inceliğinde; çantada rahatça taşınabilmesi için tasarlanmış.
Cihazda ısınma sorunu yaşar mıyım?
G915, 2 turbo fan ve 5 bakır ısı borusundan oluşan FrostFlux soğutma sistemiyle donatılmış. Bu donanım, uzun süreli oyun kullanımlarında işlemci ve ekran kartının sıcaklığını verimli bir şekilde yönetmeyi amaçlıyor.
Kimler İçin Uygun Değil?
Eğer hedefiniz masaüstü bilgisayarı aratmayacak devasa bir işlem gücü ise veya oyunları en üst düzey RTX 5090 gibi grafik kartlarıyla oynamak istiyorsanız, Excalibur G915 beklentilerinizi karşılamayabilir. Bu model taşınabilirlik ve orta-üst düzey oyun deneyimini merkeze alır. En üst düzey donanımı arayan kullanıcıların ağırlıktan ve fiyattan ödün vererek, 2.5 kg ağırlığındaki ve PC-ABS kasalı Casper Excalibur G920 modeline yönelmesi daha doğru bir tercih olacaktır. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/casper-excalibur-g915-fiyat-performans-analizini-yaptik-h225319.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/687473/687473-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Casper Excalibur G915: Fiyat/Performans Analizini Yaptık! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        kubra.burumlu@onedio.com
                        (Kübra Bürümlü )
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/xiaomi-18-pro-ve-xiaomi-18-pro-max-ozellikleri-h225499.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 16:07:12 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Xiaomi 18 Pro ve Xiaomi 18 Pro Max Tanıtıldı: İşte Özellikleri! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Xiaomi bugün gerçekleştirdiği lansmanda yeni amiral gemisi Xiaomi 18 Pro ve Xiaomi 18 Pro Max'i görücüye çıkardı. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Xiaomi, düzenlediği büyük lansman etkinliğinde merakla beklenen amiral gemisi akıllı telefon modelleri Xiaomi 18 Pro ve Xiaomi 18 Pro Max’i resmî olarak tanıttı.
Yeni Snapdragon 8 Elite serisi işlemcilerden güç alan cihazlar, özellikle benzersiz kamera mimarileri, devasa pil kapasiteleri ve yenilikçi arka ekran tasarımlarıyla üst segment akıllı telefon pazarında standartları yeniden belirlemeyi hedefliyor.
200 MP Leica çift kamera ile geliyor

Lansmanın en çok dikkat çeken detaylarından biri, iki modelde de yer alan devrim niteliğindeki kamera kurulumu oldu. Xiaomi, premium segmentte düşük ışık performansı, portre çekimleri ve yüksek zoom kalitesini yeni bir boyuta taşıyor. Cihazların arkasında 200 MP Leica ana kamera (1/1.28 inç sensör) ile 200 MP periskop telefoto kamera (1/1.56 inç sensör) bir arada sunuluyor. 3.2x optik zoom, 75mm odak uzaklığı ve 12 cm’den makro odaklama yapabilen periskop lens; ışık alımı tarafında Xiaomi 18 Pro'da %280, 18 Pro Max'te ise %83 artış vadediyor.
Güç tarafında ise Xiaomi 18 Pro modeli Snapdragon 8 Elite Gen 6 işlemciyle gelirken, üst seviye 18 Pro Max modeli Snapdragon 8 Elite Extreme Gen 6 yonga setini kullanıyor. 4.000 nit tepe parlaklığa ulaşabilen Super Pixel 2.0 ve M11 panel teknolojisine sahip ekranlar, kutudan HyperOS 4 işletim sistemiyle çıkan cihazlara görsel olarak eşlik ediyor.

Xiaomi 18 Pro özellikleri



Özellik
Detay




İşlemci
Qualcomm Snapdragon 8 Elite Gen 6


Ekran
6.36 inç, LTPO AMOLED


RAM
12 GB RAM, LPDDR5X


Depolama
256 GB


Arka Kamera
200 MP Ana Kamera + 200 MP Telefoto Makro Kamera


Ön Kamera
50 MP


Pil
7000 mAh, 100W Hızlı Şarj



Xiaomi 18 Pro Max özellikleri



Özellik
Detay




İşlemci
Qualcomm Snapdragon 8 Elite Gen 6 Pro


Ekran
6.9 inç, 144Hz,  LTPO AMOLED


RAM
12 GB RAM, LPDDR6


Depolama
256 GB


Arka Kamera
200 MP Ana Kamera, 200 MP Telefoto (3x Optik Yakınlaştırma) Kamera


Ön Kamera
50 MP


Pil
8500 mAh, 100W Hızlı Şarj


 ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/xiaomi-18-pro-ve-xiaomi-18-pro-max-ozellikleri-h225499.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688469/688469-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Xiaomi'nin Yeni Amiral Gemileri Xiaomi 18 Pro ve Xiaomi 18 Pro Max Tanıtıldı: İşte Özellikleri! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        baris.bulut@onedio.com
                        (Barış Bulut)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/uzun-covid-yorgunluk-ve-zihinsel-bulaniklik-nedeni-h225466.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 15:39:55 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Beyin Taramaları Uzun COVID'in Yorgunluk ve Zihinsel Bulanıklık Nedenini Ortaya Çıkardı ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Yeni beyin taramaları, uzun COVID hastalarındaki yorgunluk ve zihinsel bulanıklığın dopamin sistemindeki nöron hasarından kaynaklandığını gösteriyor. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen uzun COVID (long COVID) vakalarında sıkça görülen kronik yorgunluk, motivasyon kaybı ve zihinsel bulanıklığın arkasındaki biyolojik mekanizma belirginleşiyor.
Kanada Bağımlılık ve Ruh Sağlığı Merkezi (CAMH) araştırmacıları önderliğinde yürütülen yeni bir beyin görüntüleme çalışması, uzun COVID’in beyindeki dopamin salgılayan nöronlara zarar verdiğine dair bugüne kadarki en güçlü kanıtları sundu. eBioMedicine dergisinde yayımlanan bulgular, virüsün beyindeki etkilerini açıklarken yeni tedavi yöntemlerinin de önünü açıyor.
Dopamin sisteminde hasara yol açıyor

Araştırmacılar, pozitron emisyon tomografisi (PET) taramaları kullanarak uzun COVID hastalarının beyinlerindeki dopamin nöronlarının durumunu inceledi ve sağlıklı bireylerle karşılaştırdı. Çalışma sonucunda, beynin motivasyon, hareket ve düşünme süreçlerini düzenleyen "striatum" bölgesinde dopamin sinir uçlarının yoğunluğunda belirgin bir düşüş tespit edildi.
Dopamin sistemindeki bu kayıp, hastaların yaşadığı farklı semptomlarla da doğrudan eşleşti:

Ventral striatum bölgesindeki düşüş, yüksek motivasyon kaybı ile,
Dorsal putamen bölgesindeki azalma, fiziksel hareketlerde yavaşlama ile,
Kaudat putamen bölgesindeki kayıp ise hafıza ve hatırlama güçlükleriyle ilişkilendirildi.

Çalışmanın kıdemli yazarı Dr. Jeffrey Meyer, elde edilen bulguların uzun COVID’in en azından kısmen beynin dopamin sistemindeki bir bozukluktan kaynaklandığını net biçimde ortaya koyduğunu belirtti.
Beyin iltihabından nöron hasarına

Yeni araştırma, aynı ekibin daha önce gerçekleştirdiği ve uzun COVID hastalarında yüksek düzeyde beyin iltihabı (inflamasyon) tespit ettiği çalışmanın üzerine inşa edildi. İltihaplanmanın özellikle dopamin nöronlarının yoğun olduğu alanlarda kümelendiği görülmüştü. Son çalışma ise bu iltihabın hücresel düzeyde dopamin nöronlarına zarar verdiğini doğruladı.
Süregelen beyin iltihabı ile dopamin sistemi hasarı arasındaki bu doğrudan bağ, uzun COVID hastalarının biyolojik olarak yaşadığı yıkımı açıklığa kavuştururken hastalar için de önemli bir doğrulama niteliği taşıyor.
Bugüne kadar yapılan araştırmaların büyük bölümü bağışıklık sistemi ve iltihaplanmaya odaklanırken, doğrudan dopamin nöronlarını hedef alan klinik çalışmalar oldukça sınırlı kalmıştı. Bu bulgular ışığında araştırmacılar, dopamin fonksiyonunu artıran veya dopamin metabolizmasını düzenleyen mevcut ilaçların uzun COVID tedavisinde kullanılabileceğini öngörüyor. Araştırma ekibi, dopamin aktivitesini düzenleyerek hafıza, motivasyon ve yorgunluk belirtilerini iyileştirmeyi hedefleyen yeni bir klinik deney sürecini önümüzdeki aylarda başlatmayı planlıyor. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/uzun-covid-yorgunluk-ve-zihinsel-bulaniklik-nedeni-h225466.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688309/688309-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Beyin Taramaları Uzun COVID'in Yorgunluk ve Zihinsel Bulanıklık Nedenini Ortaya Çıkardı ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        baris.bulut@onedio.com
                        (Barış Bulut)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/microsoft-oyunlarin-tam-ortasinda-reklam-goreceksiniz-h225448.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 15:39:38 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Microsoft’un Tepki Çekecek Yeni Reklam Stratejisi: Oyunların Tam Ortasında Reklam Göreceksiniz! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Microsoft'un yeni patenti, oyunlardaki uygun duraklama anlarında reklam izleterek oyunculara ücretsiz oynama kredisi kazandırmayı hedefliyor. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Microsoft, gelecekteki oyun deneyimini geçmişin atari salonlarındaki "jeton yükleme" sistemine benzeten yeni bir teknoloji üzerinde çalışıyor.
Oyuncuların oyun keyfini tamamen kaçırmadan reklam göstermeyi hedefleyen şirket, oyuna devam edebilmek için jeton yerine "reklam izleme" şartı getiren yeni bir patent başvurusunda bulundu.
"Promosyonlu içerik tetikleyicileri" geliyor

Söz konusu patent, oyun içi reklamların en az rahatsızlık verecek anlarda sunulmasını amaçlıyor. Bir boss savaşının tam ortasında reklam çıkarmak yerine Microsoft'un geliştirdiği sistem, oyun motoruyla iletişim kurarak "promosyonlu içerik tetikleyici olayı" meydana geldiğinde devreye giriyor.
Oyun; bir ara sahnenin bitmesi, bir hedefe ulaşılması veya bir yükleme ekranına girilmesi gibi uygun anlarda sisteme sinyal gönderiyor. Sinyali alan sistem, oyunu geçici olarak dondurarak oyuncunun karşısına reklamı çıkarıyor.
İzlenen reklam karşılığında "oynama kredisi"

Reklam gösterimi tamamlandıktan ve oyunun dondurulması kaldırıldıktan sonra sistem, izlenen görsel-işitsel içerik bazında kullanıcıya bir "kredi" tanımlıyor. Başka bir deyişle oyuncu, oyuna devam edebilmek için ödemesini para yerine reklam izleme süresiyle yapmış oluyor.
Microsoft geçtiğimiz dönemlerde eski cihazlara sahip kullanıcıların bulut oyun servislerine abonelik ödemeden, reklam izleyerek yeni oyunları ücretsiz oynamalarına olanak tanıyan testler gerçekleştirmişti. Eğer bu yeni patent kapsamındaki reklamlar gerçekten oyuncuyu rahatsız etmeyecek anlarda sunulursa, oyuncuların eski konsollarda veya cihazlarda herhangi bir ücret ödemeden daha uzun süre oyun oynamasını sağlayabilir ama her hâlükârda fazlasıyla tepki çekecek bir özellik desek yalan olmaz. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/microsoft-oyunlarin-tam-ortasinda-reklam-goreceksiniz-h225448.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688288/688288-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Microsoft’un Tepki Çekecek Yeni Reklam Stratejisi: Oyunların Tam Ortasında Reklam Göreceksiniz! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        baris.bulut@onedio.com
                        (Barış Bulut)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/apple-music-hall-londra-tanitildi-h225442.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 15:39:26 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Apple, Londra’da 600 Kişilik Son Teknoloji Canlı Müzik Mekânı Açıyor! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Apple, Londra'daki efsanevi Battersea Power Station binasında 600 kişilik özel bir canlı müzik mekânı olan Apple Music Hall’u tanıttı. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Müzik dünyasıyla bağlarını iPod devrinden bu yana her zaman güçlü tutan Apple, canlı müzik sahnesine yepyeni bir soluk getirmek üzere dev bir adım attı. Şirket, Londra’nın simge yapılarından biri olan Battersea Power Station bünyesinde, 600 kişilik kapasiteye sahip son teknoloji canlı müzik mekânı Apple Music Hall'un açılışını duyurdu.
Apple’ın açıklamasına göre bu mekân, sanatçılar ile hayranları daha önce hiç deneyimlenmemiş kadar samimi ve özel performanslarla buluşturmak üzere tasarlandı. 
Modüler sahne, 48 hoparlörlü uzamsal ses

Tarihi binanın miras niteliğindeki tuğla işçiliğini, oluklu kemerleri ve geleneksel cumba pencerelerini andıran bronz balkonları bünyesinde barındıran salon, devasa bir cam duvarla destekleniyor. Bu dev cam duvar, mekân ile tarihi binanın iç alanı ve hemen ötesindeki nehir arasında panoramik bir görsel bağ kuruyor. Mekânın iç yapısı, bir yandan Londra'nın endüstriyel mirasına saygı duruşunda bulunurken diğer yandan en modern yayın teknolojilerine ev sahipliği yapıyor.

Apple Music Hall'un merkezinde, her türlü sahne düzenine uyum sağlayabilen yaklaşık 11,5 metre genişliğinde modüler bir sahne bulunuyor. Sahne, geleneksel öne bakan konser düzeninden izleyicilerin sahneyi çepeçevre sardığı dairesel deneyimlere kadar hızlıca dönüştürülebiliyor. Dinleyicilerin etrafını tamamen saran 48 hoparlörlü özel bir uzamsal ses sistemi, mekândaki her noktaya büyüleyici bir ses akustiği ulaştırıyor.
Sahnenin hemen arkasında konumlandırılan özel kayıt ve miks stüdyosu sayesinde gerçekleştirilen her canlı performans anında çok kanallı olarak kaydedilebiliyor. Bu teknik altyapı, konserlerin ister canlı anında ister sonrasındaki prodüksiyon aşamasında doğrudan uzamsal ses biçiminde mikslenmesine imkân tanıyor.

Yalnızca ses değil, görsel yayın altyapısı da salonun her noktasına entegre edilmiş. Mekân, geleneksel yayın kameralarının yanı sıra iPhone video kaydını da eşzamanlı destekleyen özel bir yayın kontrol odasına bağlı 16 veya daha fazla kamera için kablolu altyapıya sahip. Bu kapsamlı kurulum sayesinde sanatçılar canlı gösteri sunarken aynı anda performanslarını uzamsal ses formatında kaydedebiliyor, yayına hazır bir miks oluşturabiliyor ve çoklu kamera açılarıyla çekim yapabiliyor. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/apple-music-hall-londra-tanitildi-h225442.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688307/688307-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Apple, Londra’da 600 Kişilik Son Teknoloji Canlı Müzik Mekânı Açıyor: Karşınızda Apple Music Hall! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/insanlar-telefonlarini-bilincli-olarak-kullanilmaz-hale-getiriyor-peki-neden-h225436.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 15:39:15 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ İnsanlar Telefonlarını Bilinçli Olarak Kullanılmaz Hale Getiriyor: Peki Neden? ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Ekran süresini azaltmak isteyenler, telefonun kendi sınırlarını aşmanın da bir yolunu buldu. 59 dolarlık Brick, dikkat dağıtan uygulamalara erişimi fiziksel bir engelle kesiyor. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Telefonlarımızı daha akıllı hâle getirdik ama şimdi, onları daha az kullanmanın yollarını arıyoruz. Bildirimler, sosyal medya ve bitmek bilmeyen kaydırma döngüsü telefonu elimizden bırakmayı zorlaştırırken bazı kullanıcılar çözümü kendi iradelerinde değil, araya koyacakları fiziksel bir engelde arıyor.
Brick, telefondaki dikkat dağıtan uygulamalara erişimi fiziksel olarak kısıtlayan küçük bir cihaz. Ekran süresini azaltmak için telefonun kendi ayarlarını kullanmak kolay; fakat koyduğunuz sınırı birkaç dokunuşla kaldırabiliyorsunuz. Brick ise işi biraz daha zahmetli hâle getiriyor.
Akıllı telefonu tuğlaya çeviren cihaz

2023 yılında geliştirilen Brick, 59 dolarlık küçük bir küp. NFC teknolojisiyle çalışan cihaz, kullanıcıların dikkat dağıtan uygulamalara erişimini kontrol etmelerini sağlıyor.
Hangi uygulamaların engelleneceğini Brick üzerinden seçiyorsunuz. Telefonu küpe dokundurduğunuzda seçtiğiniz uygulamalar kapanıyor; yeniden kullanmak istediğinizde ise telefonu Brick'e tekrar dokundurmanız gerekiyor.
Yani uygulamayı açıp birkaç dokunuşla koyduğunuz sınırı kaldırmak yerine, önce fiziksel olarak küpe ulaşmanız gerekiyor. Telefonun ekranındaki bir ayar, masanın üzerindeki küçük bir nesneye dönüşüyor.
Birkaç saniyelik mesafe neden önemli?

Telefonu elimize alıp düşünmeden sosyal medyada gezinmek birkaç saniye sürüyor. Brick, bu alışkanlığın önüne küçük ama fiziksel bir engel koyuyor: Küp yanınızda değilse, engellediğiniz uygulamalara geri dönemiyorsunuz.
Brick'in kendi kullanıcı anketine göre katılımcıların %99'u cihazı kullandıktan sonra ekran sürelerinin azaldığını söylüyor. Bu oranın bağımsız bir araştırmaya değil, şirketin kendi kullanıcı verilerine dayandığını da belirtmiş olalım.
Telefon kullanımını azaltmak isteyenler için denenebilir elbette. Yine de telefonu daha az kullanmak için ayrı bir cihaza ihtiyaç duymamız, teknolojiyle kurduğumuz ilişkiyi yeniden düşünmek için ilginç bir nokta. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/insanlar-telefonlarini-bilincli-olarak-kullanilmaz-hale-getiriyor-peki-neden-h225436.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688292/688292-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ İnsanlar Telefonlarını Bilinçli Olarak Kullanılmaz Hale Getiriyor: Peki Neden? ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        busra.satir@webtekno.com
                        (Büşra Hoş Satır)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/hepsi-500-tl-alti-amazon-da-bu-haftanin-en-avantajli-urunleri-h225244.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 15:25:54 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Amazon'da Bu Haftanın En Avantajlı Ürünleri ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Amazon'da fiyatı 500 TL ve altında olan ürünler arasından işinize yarayabilecek olanları sizler için seçtik. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Alışveriş yaparken uygun fiyatlı ve gerçekten işlevsel ürünler bulmakta zorlanıyorsanız doğru yerdesiniz.
Amazon'da hâlâ 500 TL'nin altında satın alabileceğiniz, günlük hayatı kolaylaştıran teknolojik aksesuarlardan ev ürünlerine kadar birçok seçenek bulunuyor. Biz de hem fiyat-performans açısından öne çıkan hem de kullanıcıların beğenisini kazanan bu ürünleri sizler için bir araya getirdik.
500 TL ve altı ürünlerin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Satın aldığınız ürünlerde satıcılardan kaynaklanan sorunlardan Webtekno sorumlu değildir. Bu içerik marka iş birliği içeriyor.
Bütçe dostu ürünleri bulabileceğiniz bazı kategoriler:

249 TL Altı Cep Telefonu Aksesuarları
299 TL Altı Yapı Market
Gıda Ürünleri
249 TL Altı Kişisel Bakım ve Kozmetik
199 TL Altı Kırtasiye

Sizin için seçtiğimiz uygun fiyatlı ürünler ise şöyle:
Philips SPK7315 Optik Mouse

Günlük kullanım için uygun fiyatlı ve sade bir mouse arıyorsanız Philips SPK7315 Optik Mouse iyi bir alternatif olabilir. 10 metreye kadar 2,4 GHz kablosuz bağlantı sağlayan Philips mouse, sessiz yapısı ile birçok kullanıcının tercihi oluyor. 1200 DPI'a kadar ayarlanabilen bu ürün, sadece 47 gram ağırlığında.
Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.
Kodak RGP4RRC-260-10X15 Inkjet Fotoğraf Kağıdı

Sevdiğiniz kareleri fiziksel olarak saklamak istiyorsanız, fotoğrafçıya gitmeden kendi yazıcınızdan çıktı almanıza imkan tanıyan Kodak fotoğraf kağıtlarını önerebiliriz. Kodak’ın 10x15 cm boyutundaki bu fotoğraf kağıdı, mürekkep püskürtmeli yazıcılarla uyumlu yapısıyla öne çıkıyor. 
Pakette 100 adet 260 gramlık kağıt bulunuyor ve özel yüzeyi sayesinde baskıların daha hızlı kurumasına yardımcı oluyor.
Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.
Led Ring Light

Sıradaki ürünümüz içerik üretirken, makyaj yaparken veya görüntülü görüşmelerde daha dengeli bir aydınlatma isteyenler için. Beyaz ışık, sarı ışık ve gün ışığı seçenekleri sunan bu ürün, USB bağlantısıyla çalışıyor ve esnek boynu sayesinde ışığın açısını ihtiyaca göre ayarlamayı kolaylaştırıyor.
Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.
Tunçmatik Akım Koruyucu Priz

Bilgisayar, televizyon ya da beyaz eşya gibi elektronik cihazlarınızı elektrik dalgalanmalarına karşı korumanıza yardımcı olan Tunçmatik TSK19019 akım korumalı priz, doğrudan duvar prizine takılabiliyor. Ürün, üzerindeki açma-kapama anahtarı sayesinde bağlı cihazı prizden çıkarmadan kontrol etmenize de imkan tanıyor.
Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.
Blueforce Bt-k95 Sessiz Klavye

Sıradaki ürünümüz, fiyat performans oluşuyla ön plana çıkan Blueforce klavye. Bluetooth 5.0 bağlantısı sayesinde Android, iOS, Windows ve Mac cihazlarla kullanılabilen klavye, Türkçe Q dizilimine ve multimedya tuşlarına sahip.
Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.
Havit Gamenote MP830 XL Gaming Mouse Pad

90 x 30 cm genişliğindeki yapısıyla hem mouse hem de klavye için geniş bir kullanım alanı sunan Havit mouse pad, kaymaz tabana ve kaplamalı kenarlara sahip.
Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.
Coverzone Tablet Standı

Ayarlanabilir mekanizması sayesinde tabletin açısını ve konumunu ihtiyaca göre değiştirmeye olanak tanıyan Coverzone Tablet Standı, film ve dizi izlerken, görüntülü görüşmelerde veya çalışırken kullanılabiliyor.
Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.
Hoala Hoala Masaüstü Vantilatör

Özellikle bilgisayar başında uzun saatler geçirenlerin ve ofiste çalışanların tercihi olan Hoala Hoala vantilatör, 4 kademeli hız ayarına sahip. Sessiz çalışmasıyla da ön plana çıkan bu ürün, isterseniz duvara monte edilebiliyor.
Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.
Robeve Ultrasonik Hava Nemlendirici

400 ml su kapasitesine sahip olan Robeve nemlendirici, sürekli ve aralıklı olmak üzere iki farklı buhar modu sunuyor ve su seviyesi güvenli seviyenin altına düştüğünde otomatik olarak kapanıyor. 
Üstelik sadece nemlendirme cihazı olarak kalmıyor; aroma difüzörü ve gece ışığı özellikleriyle ortama daha hoş bir hava katıyor diyebiliriz.
Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.
ttec Alumicable Mini Trio Lightning Micro USB Şarj Kablosu

Şarj ve veri aktarımı için kullanılabilen Ttec AlumiCable Lightning–Micro USB kablosu, örgü kablosuyla daha dayanıklı bir kullanım hedefliyor. Lightning ve Micro USB bağlantılarını destekleyen bu ürün, 480 Mbps veri transfer hızına sahip.
Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/hepsi-500-tl-alti-amazon-da-bu-haftanin-en-avantajli-urunleri-h225244.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/687394/687394-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Hepsi 500 TL Altı! Amazon'da Bu Haftanın En Avantajlı Ürünleri ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        sumeyyekaraagoz@gmail.com
                        (Sümeyye Karagöz)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/yeni-cikanlardan-klasiklere-farkli-kategorilerden-kitap-tavsiyeleri-h224749.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 15:23:39 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Farklı Kategorilerden Kitap Tavsiyeleri ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Bu hafta Amazon'da öne çıkan ve okurların ilgisini çeken kitapları farklı kategoriler altında bir araya getirdik. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Yeni çıkan romanlardan bilim kurgu dünyasının dikkat çeken eserlerine, sürükleyici polisiye kitaplardan fantastik edebiyat örneklerine kadar birçok öneri bu listede yer alıyor.
Eğer siz de kitaplığınızda farklı türlere yer vermekten hoşlanıyorsanız içeriğimize göz atabilir, kendinize en uygun kitabı seçebilirsiniz.
Satın aldığınız ürünlerde satıcılardan kaynaklanan sorunlardan Webtekno sorumlu değildir. Bu içerik marka iş birliği içeriyor.
Yeni Çıkanlar:
Hem yeni yazarları keşfetmeyi seviyor hem de sevilen yazarların son çalışmalarını merak ediyorsanız bu kategori tam size göre. Son aylarda yayımlanan ve kısa sürede geniş okuyucu kitlelerine ulaşan eserler şöyle:

Sessiz Bir Sokak- Seraphina Nova Glass
Kurdun Zamanı- Jo Nesbo
Göçebe Kimlik- J.M.G. Le Clézio
Andromeda- Therese Bohman
Hayali Kitabevleri Sokağı 
Açık Bir Kafeste Yaşamak- Caroline L. Mineau

Bilim Kurgu:
Teknolojinin sınırlarını zorlayan fikirler, uzak galaksiler ve geleceğe dair çarpıcı senaryolar... Eğer "Ya bir gün gerçekten böyle olursa?" sorusunu kendinize sık sık soruyorsanız, aşağıdaki kitaplar tam size göre.

Dünyalılar- Özgür Mumcu
Karanlığı Taramak- Philip K. Dick
Hayat, Evren ve Her Şey- Douglas Adams
Görünmez Adam- H. G. Wells
R. U. R. - Rossum’un Uluslararası Robotları- Karel Čapek
Yokuştaki Salyangoz- Arkadi ve Boris Strugatski

Polisiye &amp; Gizem &amp; Gerilim:
Bir kitabı elimize aldığımızda "Bir bölüm daha okuyayım." dedirten türlerin başında hiç şüphesiz polisiye ve gizem romanları geliyor. Çözülmesi gereken cinayetler, karmaşık olay örgüleri ve beklenmedik ters köşeler... İşte size önerilerimiz:

Samson ve Nadejda- Andrey Kurkov
Büyük Uyku- Raymond Chandler
Emanet- Yael van der Wouden
Ağızdan Ağıza- Antoine Wilson
Alfred Hitchcock Sunar: Annemin Bana Asla Anlatmadığı Hikâyeler- Alfred Hitchcock
21- Wulf Dorn

Fantastik Edebiyat:
Bazen gerçek dünyadan biraz uzaklaşmaya hepimizin ihtiyacı oluyor. Fantastik edebiyat da tam bu noktada devreye giriyor. Bu türdeki önerilerimiz, sizleri birkaç saatliğine de olsa bambaşka evrenlere götürmeyi başaracak.

Karanlık ve Boğucu Bir Dalga– Allison Saft
Mavi Zambak, Zambak Mavisi- Maggie Stiefvater
Çağlar Boyu Quidditch- Kennilworthy Whisp
Avengers: Yenilmezler- James A. Moore
Büyücü Kapıya Dayanır- T. Kingfisher

Klasikler:
Klasikler denince çoğu zaman “okunması gereken ama hep ertelenen kitaplar” akla geliyor. Ama aslında bu eserler, yazıldıkları dönem ne kadar eski olursa olsun hâlâ güncelliğini koruyan, insanı ve hayatı anlatma biçimleriyle bugüne de dokunabilen kitaplar. Biraz sabır isteseler de okurken bambaşka dünyalara açılan, edebiyatın temel taşlarını oluşturan bu eserler, kitaplığın olmazsa olmazları arasında yer alıyor.

Tembellik Hakkı- Paul Lafargue
Üç Ölüm- Lev Nikolayeviç Tolstoy
Carmilla- Sheridan Le Fanu
Levayih-i Hayat- Fatma Aliye
Ruth- Lou Andreas Salome
 ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/yeni-cikanlardan-klasiklere-farkli-kategorilerden-kitap-tavsiyeleri-h224749.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/684640/684640-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Yeni Çıkanlardan Klasiklere: Farklı Kategorilerden Kitap Tavsiyeleri ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        sumeyyekaraagoz@gmail.com
                        (Sümeyye Karagöz)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/mutfaktaki-sensorler-yemegin-tam-pistigini-nereden-biliyor-h225277.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 14:47:58 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Mutfaktaki sensörler yemeğin tam piştiğini nereden biliyor? ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Mutfaktaki sensörler yemeğin tam piştiğini nereden biliyor? ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Fırına nar gibi kızarması için bütün bir tavuk veya kalın bir parça et attınız. Süresi doldu, dışarıdan harika görünüyor ama bıçağı vurduğunuz an o sinir bozucu manzarayla karşılaştınız: İçi tamamen çiğ! Peki mutfak teknolojileri bu asırlık sorunu nasıl çözdü? Yeni nesil akıllı fırınlar, yemeğin içinin tam piştiğini saniyesi saniyesine nasıl anlıyor?
Gelin, bu mühendislik harikasının arkasındaki teknolojiye yakından bakalım.
Tahmin Yürütmek Yerine Veri Toplamak:
Eski nesil fırınlar sadece içerideki havayı ısıtır ve gerisini şansa ya da sizin tecrübenize bırakırdı. Yeni nesil akıllı fırınlar ise doğrudan yemeğin kalbine inerek, merkezdeki gerçek sıcaklığı anlık olarak okuyan donanımlarla çalışır.
Sıradan Bir Termometre Değil, Çok Noktalı Ölçüm:
Mesele sadece yemeğe bir metal saplamak değil. Üst düzey fırınlarda standartlaşmaya başlayan sensör teknolojileri, tek bir çubuk üzerinde üç farklı noktadan eş zamanlı sıcaklık verisi toplayarak kör noktaları ortadan kaldırır.
Sadece Anı Değil, Geleceği Gören Algoritmalar:

Sensörler sadece yemeğin o anki ısısını söylemekle kalmaz. Isının yemeğin içinde hangi hızla ilerlediğini milisaniyelik hesaplarla ölçen sistem, yemeğin tam olarak kaç dakika sonra sofraya hazır olacağını öngörür.
Fırın ve Sensörün Kusursuz İletişimi:
Sensör pasif bir okuyucu değil, fırının ana beyni ile etkili bir iletişim kuran bir donanım olarak konumlanır. Etin veya yemeğin hedeflenen iç sıcaklığına (örneğin 72 derece) ulaşıldığı milisaniyede, sensör ve fırın arasında eksiksiz bir iletişim kurulur ve "Isıtmayı kes" emri verilir.
Dışının Kurumasını Önleyen Tam Zamanında Pişirme:
Yemeğin iç sıcaklığı tam hedeflenen dereceye ulaştığı anda pişirme otomatik olarak durdurulur. Böylece yemeğin fırında gereğinden fazla kalarak içinin ya da dışının kuruması engellenir, sulu ve tam kıvamında sonuçlar elde edilir.
Akıllı Ekosistem ile Uzaktan Kontrol:

Mutfakta fırın camından içeri bakarak nöbet tutma devri bitti. Sensörlerin okuduğu bu hassas iç sıcaklık ve kalan süre verileri, entegre akıllı sistemler sayesinde doğrudan telefonunuzdaki uygulamaya canlı olarak akar.
Donanım ve Yazılımın Lezzetli Ortaklığı:
Özetle; Siemens iQ700 serisinin seçili fırınlarında yer alan roastingSensor Plus ve Home Connect entegrasyonu; hassas donanımların ve akıllı algoritmaların kusursuz uyumudur. Yemeğinize yerleştirdiğiniz üç noktalı sensör sayesinde fırınınız sadece ısıtmakla kalmaz; yemeğin merkez sıcaklığını takip ederek tam vaktinde pişirmeyi tamamlar. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/mutfaktaki-sensorler-yemegin-tam-pistigini-nereden-biliyor-h225277.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688424/688424-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ İçi Çiğ Kaldı Kabusu Bitiyor: Mutfaktaki Sensörler Yemeğin Tam Piştiğini Nereden Biliyor? ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        deniz@webtekno.com
                        (Deniz Şen)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/grok-4-7-tanitildi-h225472.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 14:45:49 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Kodlama ve Profesyonel İşler İçin Geliştirilen Grok 4.7 Tanıtıldı ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ xAI, üstün kodlama yetenekleri ve gelişmiş güvenlik katmanlarıyla öne çıkan yeni yapay zekâ modeli Grok 4.7'yi resmî olarak tanıttı. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Yapay zekâ teknolojilerinde rekabet hız kesmeden devam ederken, xAI en gelişmiş yeni modeli Grok 4.7'yi resmî olarak duyurdu.
Kodlama ve bilgi odaklı karmaşık görevler için özel olarak geliştirilen model; zorlu problemler üzerinde daha uzun süre çalışabilme, kendi ürettiği çıktıları doğrulama yeteneği ve güçlendirilen güvenlik katmanlarıyla öne çıkıyor. Grok 4.6 ile aynı fiyat ve hız aralığında sunulan yeni sürüm, kendi sınıfında fiyat-performans dengesini yeniden tanımlamayı hedefliyor.
Zorlu görevlerde yüksek performans

Grok 4.7, önceki sürüme kıyasla daha büyük bir temel model üzerine inşa edildi. Uzun süreli kodlama ve problem çözme süreçlerini ölçen CursorBench 4.0 testlerinde üst düzey bir fiyat-performans sergileyen model, saatler süren karmaşık görevlerin üstesinden gelebilecek şekilde eğitildi. Ayrıca Grok Bot altyapısını yerel olarak anlayacak biçimde optimize edilen model; sohbet, genel bilgi ve metin işleme yeteneklerinde belirgin bir artış sunuyor.
Profesyonel iş yüklerinde de iddiasını ortaya koyan Grok 4.7; hukukçular, finans analistleri ve sağlık çalışanları gibi profesyonellerin günlük görevlerini simüle eden GDPval ve AA Briefcase testlerinde selefi Grok 4.6'yı geride bırakmayı başardı. Doküman ve sunum oluşturma süreçlerinde sergilediği performansla sektördeki diğer lider modellerle başa baş bir seviyede yer alıyor.
Erişilebilirlik ve fiyatlandırma

Grok 4.7 bugünden itibaren Cursor, Grok Build, Grok API, üçüncü taraf kodlama araçları ve bulut platformları üzerinden kullanıma sunuldu.
Modelin girdi token fiyatı milyon başına 2 dolar, çıktı token fiyatı ise milyon başına 6 dolar olarak belirlendi. İki kat daha hızlı çıktı üreten özel sürüm ise iki katı fiyatlandırmayla kullanıcılara sunuluyor. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/grok-4-7-tanitildi-h225472.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688372/688372-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Kodlama ve Profesyonel İşler İçin Geliştirilen Grok 4.7 Tanıtıldı ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        baris.bulut@onedio.com
                        (Barış Bulut)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/oppo-find-x10-tanitildi-fiyati-ozellikleri-h225463.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 14:45:45 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ OPPO Find X10 Tanıtıldı: İşte Özellikleri ve Fiyatı ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ OPPO, yeni amiral gemisi Find X10’u tanıttı. Çift 200 MP kamera, 144 Hz ekran, 8000 mAh batarya gibi özellikleri var. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ OPPO, gerçekleştirdiği bir lansman ile yeni amiral gemisi telefonu Find X10’u resmen duyurdu. Telefon, arkasında üst kısmı tamamen kaplayan bir kamera tasarımı, önünde ise delikli ekran tasarımıyla geliyor.
Find X10 modeli, kamerasından işlemcisine, ekranından bataryasına kadar her detayıyla kullanııcların beğenisini kazanacak bir model. Mavi, turuncu, titanyum olmak üzere 3 renkle gelecek.
OPPO Find X10 özellikleri










Ekran
6,59 inç, 1272x2768, 144 Hz, 3600 nit, LTPO AMOLED


İşlemci
Dimensity 9600M


RAM
12/16 GB


Depolama
256 GB / 512 GB / 1 TB


Arka kamera
200 MP + 200 MP + 50 MP


Ön kamera
50 MP


Batarya
8000 mAh (80W)


İşletim sistemi
ColorOS 17 (Android 17)



Oppo Find X10, 6.59 inç büyüklüğünde bir ekrana sahip. 1272x2768 piksel çözünürlük sunan bu ekran, günlük kullanımda adaptif olarak çalışan 144 Hz yenileme hızı sunuyor. 3600 nit maksimum parlaklık ve LTPO AMOLED panelle geldiğini de belirtelim.
Cihazın kalbinde MediaTek'in 4.21 GHz tepe frekans hızına ulaşabilen ve geçtiğimiz haftalarda tanıtılan yeni Dimensity 9600M işlemci yer alıyor. Ona 12/16 GB RAM ve 1 TB’a kadar çıkabilen depolama seçenekleri eşlik ediyor. Kutudan Andorid 17 tabanlı ColorOS 17 ile çıktığını da eklemeden geçmeyelim.

En dikkat çekici yanlarından biri kamerası. Çift 200 MP Hasselblad görüntüleme sistemine sahip. kamera; 1/1.4 inç boyutunda sensör, f/1.6 diyafram açıklığı, 23 mm eşdeğer odak uzaklığı ve CIPA 6.0 derecelendirmesine sahip optik görüntü sabitleme ile geliyor. Telefonun 200 MP değerindeki telefoto kamerası ise 1/1.56 inç sensör boyutu, f/2.6 diyafram, 65 mm odak uzaklığı ve CIPA 7.0 dereceli OIS desteği sunuyor. Bu güçlü ikiliye, 15 mm eşdeğer odak uzaklığına sahip 50 MP çözünürlüğünde bir ultra geniş açı kamera eşlik ediyor.
Telefonun 8000 mAh’lik bir bataryaya sahip olduğunu belirtelim. Batarya 80W’lık hızlı şarj desteğine sahip. Find X10 modeli, 820 dolardan başlayan fiyatlarla Çin’de satışa çıktı. En üst seviye 16 GB + 1 TB versiyon ise 1.120 dolara satılacak. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/oppo-find-x10-tanitildi-fiyati-ozellikleri-h225463.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688361/688361-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ OPPO Find X10 Tanıtıldı: 144 Hz Ekran, Çift 200 MP Kamera, 8000 mAh Batarya! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/honda-hibrit-modellere-oncelik-verecek-h225478.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 14:45:41 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Honda, Yeni Nesil Hibrit Modellerine Öncelik Verecek! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Honda, yeni nesil hibrit modellerine öncelik vererek önümüzdeki yıl üretime başlayacak. İlk model, CR-V olacak. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Honda, Kuzey Amerika pazarı için planladığı iki elektrikli model de dahil olmak üzere üç yeni model projesini ani bir kararla iptal etmesinin ardından dikkat çeken bir stratejik değişime imza attı. Şirket, elektrikli araç sürecindeki bu vites değişiminin ardından uzun süredir üzerinde çalıştığı yeni nesil hibrit teknolojisine ağırlık vererek planlarını öne çekmeye başladı.
Markanın mevcut hibrit düzeninin yerini alacak olan bu beşinci nesil sistem, lansman takviminde ilk sırayı yenilenen CR-V Hybrid modeline verecek. Önümüzdeki yıl itibarıyla yeni nesil hibrit Honda modellerin geldiğini göreceğiz. 
Üretim maliyeti düşecek

Honda'nın yeni beşinci nesil hibrit güç aktarma organı, verimlilik alanında ciddi bir teknik sıçramayı temsil ediyor. Nikkei Asia raporlarına göre yeni sistem, mevcut hibrit kurulumuna kıyasla yakıt ekonomisinde %10'dan fazla iyileşme sağlayacak. Üretici açıdan daha da kritik olan gelişme ise üretim süreçlerinde gizli; bu yeni hibrit sistemin üretimi, güncel sisteme kıyasla %30 daha ucuza mal edilecek.
Sistemin kalbinde, direkt enjeksiyonlu yeni bir 2.0 litrelik dört silindirli benzinli motor ve ona eşlik eden iki adet yeni elektrik motoru yer alacak. Ayrıca yeni Prelude modelinde olduğu gibi, bu sistemi benimseyen tüm Honda modellerinin sanal vites geçiş hissi sunan "S+ Shift" sistemini kullanması bekleniyor.
Yenilenen CR-V ve sonrasında bu sistemi devralacak Accord, Civic, HR-V gibi modeller, yalnızca yeni bir motorla sınırlı kalmayacak. Araçlar, Honda’nın geçtiğimiz yılın sonlarında sergilediği yeni nesil orta boy platformu üzerine inşa edilecek. Yeni platform ile yeni hibrit sisteminin entegrasyonu, güncel bir Honda modeline kıyasla toplam ağırlıkta yaklaşık 90 kg kadar bir hafifleme sağlayacak. Şasi mimarisi, kasıtlı olarak önceki nesillere göre daha fazla esneklik sunacak. Bu yapısal mimari, aracın yol pürüzsüzlüklerini ve darbe emilimini artırarak daha konforlu bir sürüş sunmayı hedefliyor. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/honda-hibrit-modellere-oncelik-verecek-h225478.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688408/688408-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Honda, Yeni Nesil Hibrit Modellerine Öncelik Verecek: İlk Model CR-V Olacak! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/cs2-guncelleme-geldi-yenilikler-h225482.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 14:45:36 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ CS2'ye Dev Güncelleme Geldi: İşte Eklenen Yenilikler ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Counter-Strike 2, devasa bir güncelleme aldı. İşte oyuna gelen yenilikler. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Dünyanın en popüler oyunlarından biri olan Counter-Strike 2 devasa bir güncelleme aldı. 4,7 GB boyutundaki güncelleme, oyun deneyimini değiştirecek ve iyileştirecek birçok yeniliği oyunseverlere ulaştırıyor.
Peki CS2’nin yeni güncellemesi neler sunuyor? Gelin Valve’ın yayımladığı güncellemenin tüm detaylarına birlikte bakalım.
3v3 formatındaki Rush modu, yeni Pet sistemi

Güncellemenin en dikkat çekici unsurlarından biri, oyunculara hızlı ve tempolu bir deneyim sunan yepyeni "Rush" modu oldu. 3v3 formatında oynanan bu modda oyuncular, 15 farklı mini haritadan rastgele seçilen 7 arenada mücadele ediyor. Sınırlı bütçeyle başlayan maçlarda temel amaç, rakibi geriye iterek kulesini veya kalesini ele geçirmek. Süre dolduğunda kuleyi kontrol eden veya rakip takımı tamamen elemine eden taraf raundun kazananı oluyor. Her maçta rastgele seçilen harita dizilimi sayesinde oyun içi çeşitlilik de korunuyor.

Güncellemeyle birlikte topluluğun ilgisini çekecek bir diğer yenilik ise "Pet" (evcil hayvan) sistemi. Haftalık drop ve ödüllerden kazanılabilen yumurtalar (Egg), zaman içerisinde büyüyerek birer evcil hayvana dönüşüyor. Oyuncular kendi pet'lerini besleyebiliyor, onlara özel isimler verebiliyor ve maçlarda yanlarında gezdirebiliyorlar.
Oynanış tarafında iyileştirmeler, nişangâh yenilikleri

Dereceli maçların kalbi olan Premier modundaki harita seçim sistemi Valve tarafından baştan tasarlandı. Yeni düzenlemeye göre takımlar sırasıyla harita seçimi yapıyor: Birinci takım 1 harita, ikinci takım 2 harita ve ardından tekrar birinci takım 1 harita belirliyor. Belirlenen toplam 4 harita arasından rastgele seçilen tek bir haritada maç başlıyor. Bu değişim, takımların üzerinde çalıştığı ve pratik yaptığı haritalara denk gelme şansını artırmayı hedefliyor.
Oynanış tarafında da kritik yenilikler mevcut.  Oyuncular artık 'R' tuşuna basılı tutarak şarjörlerini tamamen sessiz bir şekilde değiştirebiliyorlar. Ancak bu işlem normal şarjör değişimine göre daha yavaş gerçekleşiyor. Ayrıca sniper silahlarında dürbün kapatma sesi de tamamen kaldırıldı. Bir diğer ince detay ise haritalardaki tavukların artık Zeus x27 ile hasar alabiliyor olması.
Oyunun genel görsel netliğini artıran güncellemeyle birlikte duvarlardaki mermi isabet izleri çok daha net ve detaylı hâle getirildi, kan efektlerinin görünürlüğü yükseltildi. Oyuncuların uzun süredir dönüşünü beklediği Steam Topluluk Grupları tabanlı klan etiketi sistemi de profiller üzerinden tekrar erişime açıldı. Artık oyuncular grup etiketlerini isimlerinin yanında görüntüleyebilecekler.

Menü tarafına eklenen yeni "Crosshair/Scopes" sekmesi sayesinde daire, nokta ve farklı boyutlardaki nişangâh tasarımları kolayca oluşturulabiliyor. Nişangâhlar artık ekran çözünürlüğünden bağımsız olarak çalışıyor. Valve, varsayılan nişangâhı da silah isabetliliğini daha iyi yansıttığını belirttiği "Dynamic Quad" tasarımıyla değiştirdi. Ayrıca oyuncular artık C4 bombalarının üzerine de çıkartma (sticker) yapıştırabiliyor.
Güncelleme kapsamlı harita düzenlemelerini de beraberinde getirdi. Ancient haritasında Long A Main Hall alanındaki harita delikleri kapatıldı; Jaguar bölgesindeki kapı geometrisi ile bomba temas noktaları düzeltildi. Cache haritasında Mid bölgesindeki mavi kapıların boşluk ve temas sorunları giderildi. Mirage'da A alanındaki balkon iskeleleri güçlendirilirken, Train haritasındaki A bölgesinde yer alan sandıklardaki piksel boşlukları kapatıldı. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/cs2-guncelleme-geldi-yenilikler-h225482.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688414/688414-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ CS2'ye Devasa Güncelleme Geldi: İşte Oyuna Eklenen Yenilikler! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/insan-robot-ilk-mma-dovusu-h225484.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 14:44:55 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Tarihte İlk Kez Bir İnsan ve 1.80'lik Terminatör Robot Kafes Dövüşü Yaptı: Sizce Kim Kazanmıştır? ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ 18 Eylül'de San Francisco'da gerçekleşen MMA karşılaşmasında fenomen Frankie LaPenna, 1.80 metre boyundaki Terminatör görünümlü insansı robotla kafese girdi. Peki insanla robotun karşı karşıya geldiği bu tuhaf maçta kafesten kim galip çıktı? ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Dünyada ilk kez bir insan ve insansı robot kafeste karşı karşıya geldi. San Francisco'da gerçekleşen karşılaşmada, sosyal medyada sıra dışı dublörlükleriyle tanınan içerik üreticisi Frankie LaPenna eldivenlerini takıp kafese girdi.
Karşısında ise Çinli şirket EngineAI tarafından geliştirilen, 1.80 metre boyundaki T800 model insansı robot vardı. Terminatör filmlerindeki androidleri andıran robotla LaPenna'nın karşılaşması, birkaç saniye içinde oldukça sert bir MMA maçına dönüştü. Robot art arda gövde tekmeleri savurdu, LaPenna kafesin diğer tarafına doğru sürüklendi ve son tekmeyle birlikte nakavt oldu.
Kafeste İnsan ve Robotun İlk Karşılaşması

San Francisco merkezli robotik şirketi REK tarafından düzenlenen etkinlikten paylaşılan 44 saniyelik video, kısa sürede geniş kitlelere ulaştı. Görüntülerde LaPenna'nın bolca koruyucu ekipmanla kafese girdiği ve T800'e yumruk atmaya çalıştığı görülüyor.
T800'ün karşılığı ise art arda gelen gövde tekmeleri oldu.
LaPenna bir yandan darbelerden kaçmaya çalışırken bir yandan da rakibine karşılık veriyor. Ancak T800'ün son tekmesiyle birlikte kafesin bir ucundan diğerine savruluyor. Maç da böylece bitiyor.
Kısa bir video ama robotun fiziksel hareketleri açısından epey şey anlatıyor.
Robot gerçekten kendi kararlarını mı verdi?

İlk bakışta T800'ün rakibinin hareketlerini analiz edip kendi dövüş hamlelerini seçtiğini düşünebiliriz. Fakat durum bundan biraz farklı.
T800, bu karşılaşmada kendi başına karar veren otonom bir yapay zekâ değildi. Robot, kafesin dışındaki bir insan operatör tarafından uzaktan kontrol ediliyordu.
Dolayısıyla izlediğimiz şey, bağımsız şekilde dövüşmeyi öğrenmiş bir robotun insanla kapışması değil. Asıl gösteri, bir insanın verdiği komutları robotun fiziksel dünyada ne kadar hassas ve hızlı uygulayabildiğinde.
Dengeyi korumak, hareket etmek, tekme savurmak ve bütün bunları 1.80 metre boyundaki bir gövdeyle yapmak... İnsan için sıradan görünen hareketler, bir robot söz konusu olduğunda bambaşka bir mesele.
Kafeste kazanan belli. Bugün kumandanın ucunda bir insan var, yarın belki de kimse olmayacak. Üstelik o gün geldiğinde insan da bugünkü insan olmayacak. İnsanla robot arasındaki sınır biraz daha bulanıklaştığında, aynı kafeste transhümanist insanlar ve tam otonom robotlar görebiliriz. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/insan-robot-ilk-mma-dovusu-h225484.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688417/688417-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Tarihte İlk Kez Bir İnsan ve 1.80'lik Terminatör Robot Kafes Dövüşü Yaptı: Sizce Kim Kazanmıştır? ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        busra.satir@webtekno.com
                        (Büşra Hoş Satır)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/acer-ceo-iddia-bellek-kitligi-abartiliyor-h225460.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:46:57 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Acer CEO'sundan Çarpıcı İddia: Bellek Kıtlığı Abartılıyor, Fiyatlar 2027'de Düşecek! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Bellek fiyatlarındaki artış bilgisayar fiyatlarını da yukarı çekerken, Acer CEO'su Jason Chen'den dikkat çeken bir açıklama geldi. Chen'e göre üreticiler kıtlığın süresini olduğundan uzun gösteriyor ve PC fiyatları 2027'nin ikinci yarısında yeniden düşmeye başlayabilir.
 ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Bellek fiyatları yükseliyor, bilgisayarların fiyatı da bundan payını alıyor. Üstelik bu sıkıntının kısa sürede bitmeyeceği düşüncesi hâkim; bazı üreticiler arz sorununun 2030'a kadar sürebileceğini söylüyor. 
Acer CEO'su Jason Chen ise aynı fikirde değil. Chen, bellek kıtlığının anlatıldığı kadar uzun sürmeyeceğini düşünüyor. 
Chen: Kıtlık olduğundan uzun gösteriliyor

Chen'in iddiasına göre üreticiler, yüksek kâr marjlarını korumak için arz sıkıntısının süresini bilinçli olarak olduğundan uzun gösteriyor. Yani bugün konuşulan uzun vadeli kıtlık beklentisinin arkasında yalnızca üretim kapasitesi ve talep dengesi yok.
Bu beklenti fiyatlara da yansıyor. Belleğin maliyeti yükseliyor, üreticinin hesabı değişiyor; sonunda o artış bilgisayarın etiketine kadar geliyor.
PC fiyatları ne zaman düşecek?

Kısa vadede ucuzlama bekleyenleri sevindirecek bir gelişme maalesef yok. Chen, 2026'nın son çeyreğinde PC fiyatlarının yüzde 5 ila yüzde 20 arasında artabileceğini söylüyor. Üstelik yüksek maliyetlerin etkisi hemen kaybolmayacak; üreticilerin daha önce aldığı pahalı bileşenler bir süre daha yeni bilgisayarların fiyatına yansıyacak.
Dönüş içinse 2027'nin ikinci yarısı işaret ediliyor. Chen'e göre fiyatlar yılın ortalarında tepe yaptıktan sonra aşağı yönlü hareket başlayabilir. Yani ucuzlama bir anda gelmeyecek; önce yükseliş duracak, ardından fiyatlar gerileyecek.
Düşüşün arkasındaki sebep ne olacak?

Chen'in hesabında Çinli bellek üreticilerinin artan üretim kapasitesi önemli bir yere sahip. Özellikle CXMT'nin DRAM üretimini büyütmesiyle piyasaya daha fazla bellek girmesi ve üreticiler arasındaki rekabetin artması bekleniyor.
Daha yüksek üretim kapasitesi, mevcut üreticilerin fiyatlar üzerindeki etkisini azaltabilir. Arz genişledikçe rekabet de güçlenecek. Chen'in öngörüsündeki fiyat düşüşünün arkasındaki temel dinamik bu.
Piyasanın eski dengesine tamamen dönmesi ise daha uzun sürebilir. Chen, fiyatlardaki normalleşmenin 2028'e kadar uzanabileceğini düşünüyor. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/acer-ceo-iddia-bellek-kitligi-abartiliyor-h225460.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688351/688351-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Acer CEO'sundan Çarpıcı İddia: Bellek Kıtlığı Abartılıyor, Fiyatlar 2027'de Düşecek! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        busra.satir@webtekno.com
                        (Büşra Hoş Satır)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/byd-ett-44-tanitildi-h225457.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:46:34 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ BYD ETT 44 Tanıtıldı: Flaş Şarj Teknolojili, 44 Tonluk Elektrikli Çekici Görücüye Çıktı ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ 1.000 beygir güç, 600 km menzil, 20 dakikada megavat şarj ve 10 yıl batarya garantisiyle BYD ETT 44 yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ BYD, Almanya'nın Hannover kentinde düzenlenen IAA Transport fuarında yeni ağır hizmet tipi elektrikli çekicisi BYD ETT 44’ü resmî olarak tanıttı.
44 tonluk azami yüklü ağırlığa sahip olan amiral gemisi model, yüksek motor gücü, devasa batarya kapasitesi ve megavat düzeyindeki ultra hızlı şarj mimarisiyle Avrupa’nın uzun mesafe lojistik pazarında ezber bozmaya geliyor.
1.000 beygir güç ve 20 dakikada şarj eden teknoloji

4×2 aks düzeniyle tasarlanan BYD ETT 44, gücünü BYD’nin kendi üretimi olan 651 kWh kapasiteli Lityum Demir Fosfat (LFP) Blade Batarya paketinden alıyor. 1.000 beygire varan güç üretebilen araç, tam şarjla 600 kilometreye kadar kesintisiz sürüş imkânı sunuyor.
ETT 44’ün en dikkat çekici özelliği ise beraberinde sunulan ticari flaş şarj mimarisi. 1,5 megavatlık (MW) DC şarj gücünü destekleyen bu altyapı sayesinde devasa batarya paketi sadece 20 dakikada %20’den %80 doluluğa ulaşıyor. Bu kısa mola süresi, ETT 44'e yaklaşık 400 kilometrelik ek otoyol menzili kazandırarak uzun mesafe taşımacılığında şarj bekleme sürelerini minimuma indiriyor.
Bir araçtan çok daha fazlası

BYD, ETT 44’ü yalnızca stand-alone bir çekici olarak değil, lojistik firmalarına yönelik bütünleşik bir enerji çözümünün parçası olarak pazarlıyor. Şirket, ETT 44 alıcılarına araçla birlikte tesis içi güneş enerjisi kurulumu, sabit depolama üniteleri, akıllı enerji yönetimi ve özel filo finansman seçenekleri sunuyor.
Mercedes-Benz eActros 600 ve Volvo FH Electric gibi Avrupalı rakipler karşısında kendi bataryasını üretebilmenin verdiği maliyet ve tedarik avantajını kullanan BYD, ETT 44 ile Avrupa’daki sıfır emisyonlu karayolu taşımacılığının yeni pazar lideri olmayı hedefliyor. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/byd-ett-44-tanitildi-h225457.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688306/688306-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ BYD ETT 44 Tanıtıldı: Flaş Şarj Teknolojili, 44 Tonluk Elektrikli Çekici Görücüye Çıktı ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        baris.bulut@onedio.com
                        (Barış Bulut)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/volkswagen-elektrikli-arac-satislari-icten-yanmalilari-gecti-h225445.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:45:53 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Volkswagen’in Elektrikli Araç Satışları İlk Kez Almanya’da İçten Yanmalıları Geçti ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Volkswagen, Almanya’da tarihinde ilk kez elektrikli otomobil siparişlerinde içten yanmalı modelleri geride bıraktı. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Otomobil şirketleri son yıllarda elektrikli model sayısını iyice artırmıştı. Kullanıcılar da artık bu tarz modelleri daha sık tercih ediyordu. Alman otomobil Volkswagen de bu markalardan biriydi. Şirketin uzun yıllardır altyapısını hazırladığı ve stratejik olarak hedeflediği "elektrikli mobiliteye geçiş" süreci nihayet beklenen seviyeye ulaştı.
Marka, şirket tarihinde ilk kez kendi evi olan Almanya’da içten yanmalı motorlu araçlarından daha fazla elektrikli otomobil siparişi almayı başardı. 
Elektrikli araçlara olan yoğun talep Volkswagen’i zorlamaya başladı

Bu durum kağıt üzerinde büyük bir ticari başarı gibi görünse de üretim hatlarında ciddi aksamalara yol açtı. Şirketin satış grafiklerinde yaşanan bu kayma, fabrika planlamalarını altüst ederek üretim zincirinde beklenmedik bir zincirleme reaksiyon başlattı.
Automobilwoche tarafından paylaşılan verilere göre, elektrikli araçlara kayan bu yoğun talep doğrudan Volkswagen'in kalbi konumundaki Wolfsburg tesisini vurmuş durumda. İçten yanmalı modellerin merkezi sayılan ve Golf, Tiguan ile Tayron üretimine ev sahipliği yapan tesiste, yaşanan talep düşüşü nedeniyle an itibarıyla ek vardiyaların tamamı kaldırıldı. Wolfsburg’daki bu gerileme sadece kısa vadeli bir önlem olarak da kalmayacak.
Markanın amiral gemisi konumundaki Golf modeli, 2027 yılının sonunda tarihinde ilk kez Almanya sınırlarının dışına çıkarak Meksika’da üretilmeye başlanacak. Bu karar, içten yanmalı modellerin montaj hatlarındaki yükünü hafifletmeyi amaçlıyor.
Elektrikli modellere olan talebin bir anda tavan yapması, ek vardiya zorunluluğunu içten yanmalı tesislerden alıp elektrikli araç üreten merkezlere itti. ID.7 modelinin montajının gerçekleştirildiği Emden tesisinde en az iki vardiya planlandığı aktarılırken ID.3 Neo modeline gösterilen yoğun ilgi ise Zwickau tesisindeki üretim dengelerini doğrudan etkiledi.
Alman üreticinin şu anda Avrupa pazarındaki en popüler modellerinden biri ise ön satış süreciyle dikkat çeken ID. Polo oldu. Ancak satış adetlerindeki bu yükseliş, Volkswagen cephesinde tam anlamıyla bir sevinç dalgası yaratmıyor. Alman devinin elektrikli otomobillerden elde ettiği kâr marjının, geleneksel içten yanmalı araçlara kıyasla belirgin şekilde düşük olduğu biliniyor. Alman tüketiciler elektrikli modellere hücum etse de bu tablo, şirket finansalları üzerindeki baskıyı artırmaya devam ediyor. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/volkswagen-elektrikli-arac-satislari-icten-yanmalilari-gecti-h225445.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688333/688333-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Volkswagen’in Elektrikli Araç Satışları İlk Kez Almanya’da İçten Yanmalıları Geçti! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/spekulasyon-iddiasiyla-100-fazla-hesaba-erisim-engeli-getirildi-h225451.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 13:44:59 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Spekülasyon ve Manipülasyon İddiasıyla 100'den Fazla X Hesabına Erişim Engeli Getirildi! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ İddiaya göre spekülatif paylaşımlar yapıldığı iddiasıyla toplam takipçi sayısı yaklaşık 12 milyonu bulan çok sayıda X hesabına erişim engeli getirildi. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ İfade Özgürlüğü Derneği tarafından ortaya atılan iddiaya göre son bir hafta içerisinde İstanbul ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılıklarının yürütmüş olduğu kapsamlı soruşturmalar çerçevesinde X platformunda faaliyet gösteren çok sayıda hesaba erişim kısıtlaması uygulandı.
Kısıtlama kararlarının gerekçesi olarak söz konusu hesapların sermaye piyasası araçları hakkında yatırımcılar arasında korku ve panik yaratabilecek nitelikte spekülatif paylaşımlarda bulunmaları gösterildi. Hukuki süreç, 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında yürütülüyor.
12 milyon takipçi kitlesine sahip çok sayıda hesaba kısıtlama getirildi

Erişim engeli kararı getirilen profiller arasında finans ve ekonomi camiasında yakından tanınan isimler ile popüler borsa analiz hesapları yer alıyor. Ekonomist Uğur Gürses, Prof. Dr. Veysel Ulusoy, Prof. Dr. Bilge Yılmaz, gazeteciler Naz Yavuzarslan ve Dinçer Gökçe ile oyuncu Orhan Aydın gibi isimlerin hesaplar var. İfade Özgürlüğü Derneği’nin EngelliWeb projesi verilerine göre engellemeye konu olan hesapların toplam takipçi kitlesi yaklaşık 12 milyon kişiyi buluyor.
Sulh ceza hakimliklerinin kararlarının ardından X platformunun tutumu değişkenlik gösterdi. Platformun bazı hesapları doğrudan Türkiye’den erişime kapattığı, bazı profillerin hâlen erişilebilir durumda kaldığı, birtakım hesaplarda ise “Böyle bir hesap yok” uyarısının görüntülendiği kaydedildi.
Erişim engellerinin arka planında, SPK ve cumhuriyet başsavcılıklarının ortaklaşa derinleştirdiği geniş çaplı bir manipülasyon soruşturması yatıyor. SPK’nın 17 Eylül tarihli denetleme raporunda, Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ paylarında piyasa dolandırıcılığı yapıldığının tespit edilmesi üzerine dosya büyütüldü. Başsavcılık bu kapsamda 25 şüpheli hakkında işlem başlatırken, ilk etapta 15 kişiyi gözaltına aldı. Soruşturmanın finansal ayağında ise kararlar piyasa aktörlerini doğrudan etkiledi. Pusula Finans Holding, Tera Yatırım, Hedef Holding, Bulls Yatırım Menkul Değerler ve bunlara bağlı portföy yönetim şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin mal varlığı hareketleri donduruldu. Mal varlıklarının üçüncü şahıslara devredilmesini önlemek amacıyla ilgili resmi kurumlara derhal bildirim yapıldı.
Soruşturmanın ilerleyen safhalarında operasyonlar sıklaştırıldı.  Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, yönetim kurulu üyeleri Emre Alkin ve Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk ile Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan gözaltına alındı. Piyasa tarafındaki en kritik adım ise yatırım fonlarına yönelik oldu. SPK; Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1 Capital, Pardus ve Bulls Portföy tarafından kurulan toplam 130 yatırım fonunun tasfiye edilmesini ve TEFAS’ta alım-satıma kapatılmasını kararlaştırdı.  ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/spekulasyon-iddiasiyla-100-fazla-hesaba-erisim-engeli-getirildi-h225451.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688348/688348-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Spekülasyon ve Manipülasyon İddiasıyla 100'den Fazla X Hesabına Erişim Engeli Getirildi! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/elektrikli-araba-alacaklarin-dikkat-etmesi-gerekenler-h223693.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 12:45:15 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Elektrikli Araç Almadan Önce Bilinmesi Gerekenler ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Elektrikli bir araç satın aldıktan sonra pişman olmamak için bilinmesi gereken bazı noktalar var. Dikkat edilmesi gereken bu noktaları açıklıyoruz. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Türkiye yollarında her geçen gün artan elektrikli otomobiller, birçok avantajıyla sürücülerin gözdesi haline geldi. Ancak elektrikli bir araca geçiş yapmak, sadece yakıt tüketimini değiştirmekten ibaret değil; alışkanlıkların ve sürüşün de baştan aşağı değişmesi anlamına geliyor.
Neyse ki doğru bilgiyle yola çıktığınızda bu süreç tamamen keyifli bir deneyime dönüşüyor. İşte elektrikli araç dünyasına adım atmadan önce mutlaka bilmeniz gerekenler.
1- Kullanım alışkanlığınızı göz önünde bulundurun.

Elektrikli bir araç seçerken en sık yapılan hata, direkt en uzun menzili sunan modele bakmaktır. Oysa önce otomobili nasıl kullanılacağını belirlemek ve kullanım alışkanlığını göz önünde bulundurmak gerekiyor.
Çoğunlukla şehir içinde araç kullanıyorsanız, her gün yaptığınız kilometre düşük olabilir. Böyle bir durumda büyük bataryalı ve uzun menzilli bir otomobil yerine ihtiyacınıza uygun bir model seçmek mantıklı olabilir. Sık sık şehir dışına çıkıyorsanız menzil kadar hızlı şarj performansına ve şarj seçeneklerine bakmanız da gerekebilir.
2- Katalogdaki menzile birebir güvenmeyin.

Araçlarda üreticilerin verdiği menzil değerleri, belirli standart test koşullarından elde ediliyor. Gerçek kullanımda ise birçok değişken devreye giriyor. Özellikle yüksek hızlarda ve soğuk havalarda tüketim artabildiği için katalog değerinden daha düşük bir menzil görmek şaşırtıcı olmamalı. 
Düşük sıcaklıklar, elektrikli araçlarda enerji tüketimini ve menzil performansını olumsuz etkileyebiliyor. Soğuk hava koşullarında gerçekleştirilen bazı testlere bakıldığında araçların verim kaybı yaklaşık %40 seviyelerinde. Bu yüzden araç seçerken menzilin tek başına yeterli bir kriter olmadığını bilmek gerekiyor.
3- Aracı almadan önce nasıl şarj edeceğinizi planlayın.

Şarj için çoğunlukla bir akaryakıt istasyonuna gitmek yerine şarj noktasını kullanacaksınız. Bu yüzden aracı nerede şarj edeceğinizi satın almadan önce planlamak gerekiyor. Eğer kendi evinizde yaşıyor veya otoparkınızda uygun bir elektrik altyapınız bulunuyorsa evde şarj avantaj sağlayabilir.
Ancak apartmanda oturuyorsanız; otoparkta priz veya şarj cihazı kurulumu mümkün mü, elektrik tesisatı buna uygun mu, site yönetim kuralları buna elveriyor mu tüm bunları önceden kontrol etmek gerekiyor.
Ayrıca yaşadığınız yerde bir istasyon bulunup bulunmadığını ayrıca kontrol etmeniz de bu noktada fayda sağlar.
4- AC ve DC şarj arasındaki farkı bilmek gerekiyor.

Elektrikli araçlarda her şarj cihazı aynı hızda çalışmıyor. Evde veya otoparklarda kullanılan AC şarj ile uzun yolculuklarda tercih edilen DC şarj arasında büyük bir fark var.
AC şarj, genelde daha yavaş ama günlük kullanım için daha uygun bir yöntem. Aracı akşam park edip gece boyunca şarj etmek bu sistemin en pratik kullanım şekillerinden biri. 
DC şarj ise ise kısa sürede hızlı bir şekilde daha fazla enerji doldurmak için tasarlanıyor. Dolayısıyla sadece kaç dakikada şarj olduğuna bakmak tek başına yeterli bir veri sunmuyor. Aracın hangi koşulda, hangi şarj gücünü ne kadar süre koruyabildiğine dikkat etmek gerekiyor.
5- Bataryanın termal yönetim sistemini dikkate alın.

Bataryanın sıcaklığını kontrol altında tutmak hem performans hem de uzun vadeli kullanım açısından oldukça önemli. Elektrikli araçlarda kullanılan bataryalar zamanla yıpranıyor. Sınırlı bir kullanım ömrüne sahip bataryaların garanti koşullarını mutlaka incelemeniz gerekiyor. Özellikle ikinci el bir elektrikli otomobil bakıyorsanız bataryanın mevcut sağlık durumunu, varsa batarya sağlık raporunu ve üreticinin garanti şartlarını öğrenmek bu noktada kritiktir.
Bunun yanında hızlı şarj rakamlarına da kanmamak gerekiyor. Bir otomobilin 250 kW hızlı şarj desteği sunması oldukça cazip gelebilir. Ancak bu sayı, her şarj esnasında bataryanın sürekli olarak 250 kW güç çekeceği anlamına gelmiyor. Şarj hızı bataryanın doluluk oranı ve sıcaklığı gibi faktörlerden etkileniyor. Özellikle batarya yüksek doluluk seviyelerine ulaştıkça şarj gücü düşebiliyor. Bu nedenle iki otomobilin kağıt üzerindeki maksimum şarj gücü benzer olsa bile şarj süreleri farklı olabilir.
6- Toplam maliyeti hesaplayın.

Elektrikli otomobil alırken yakıt masrafının düşeceğini hesaplamak yerine aracın toplam maliyetini düşünmek gerekiyor. Buna satın alma bedelinin yanı sıra evde veya halka açık istasyonlarda şarj maliyeti, sigorta ve kasko, lastikler, bakım giderleri ve varsa şarj ekipmanı kurulumu da dahil.
Ayrıca otomobili alırken kaç yıl kullanacağınızı düşünmek sizi yanılgıya sokabilir. Birkaç yıl sonra satmayı planladığınız bir aracın ikinci el talebini de hesaba katmanız gerekiyor. Pazardaki hızlı değişim, modellerin artması ve teknolojilerin gelişmesi nedeniyle birkaç yıl sonraki ikinci el dengesi, bugünden çok farklı olabilir.
7- Test sürüşünde sadece performansa odaklanmayın.

Sessiz ve hızlı çalışan elektrikli otomobillerin test sürüşlerinde genelde dikkat edilen nokta performans oluyor. Ancak aracı almaya karar vermeden önce kendi günlük rotanıza benzer bir kullanım yapmaya çalışabilirsiniz. Özellikle sürüş pozisyonu, görüş açıları, frenleme hissi, multimedya sistemi ve genel kullanım alışkanlıklarının size uygun olup olmadığını inceleyin. 
Bu, özellikle uzaktan oldukça ideal görünen bir otomobilin birkaç hafta sonra günlük ihtiyaçlarınıza karşılık vermeyeceği senaryoyu önceden gözlemlemek açısından iyi bir fikir olabilir.
Elektrikli otomobiller, çok fazla avantaja sahip olsalar da herkese uygun olmayabilirler. Bu yüzden elektrikli bir otomobil satın almadan önce kendi yaşam tarzınızı, koşullarınızı ve sürüş alışkanlıklarınızı tüm detaylarıyla değerlendirmeniz, sağlıklı bir karar vermeniz açısından çok önemlidir. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/elektrikli-araba-alacaklarin-dikkat-etmesi-gerekenler-h223693.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/681556/681556-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Elektrikli Araba Alacakların Sonradan Keşke Dememeleri İçin Bilmesi Gerekenler ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        zeynep.sahin09@hotmail.com
                        (Zeynep Şahin)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/nissan-skyline-yeni-nesli-geliyor-h225439.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 10:59:51 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Nissan'dan Efsanevi Skyline'ın Yeni Nesli Geliyor: İşte Tarih! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Nissan, yapay zekâ desteğiyle geliştirme süresini 26 aya indirdiği 14. nesil yeni Skyline sedanı tanıtmaya hazırlanıyor. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Otomobil dünyasının en köklü ve ikonik modellerinden biri olan Nissan Skyline, uzun süren sessizliğini bozmaya hazırlanıyor.
Yıllardır merakla beklenen yeni nesil hakkında açıklamalarda bulunan Nissan CEO'su Ivan Espinosa, otomobil tutkunlarını heyecanlandıran detayları ve lansman takvimini paylaştı. Markanın yeniden doğuş stratejisinde kritik bir rol üstlenen yeni model, sadece performansıyla değil, üretiminde kullanılan yenilikçi teknolojilerle de otomotiv sektöründe yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Aralık 2026'da geliyor

Aralık 2026'da resmî tanıtımı gerçekleştirilecek olan 14. nesil Skyline (şirket içi kod adıyla V38), 2013 yılından bu yana yollarda olan V37 neslinin yerini alacak ancak bu lansmanın en dikkat çekici tarafı mühendislik ve üretim sürecinde saklı. Nissan, geliştirme aşamasında üretken yapay zekâ ve dijital araçlardan faydalanarak normalde ortalama 55 ay süren otomobil geliştirme periyodunu yarı yarıya düşürdü ve 26 aya indirdi.
CEO Ivan Espinosa, bu durumu markanın mühendislik kabiliyetinin ve hızının bir kanıtı olarak değerlendiriyor. Skyline'ın sadece bir otomobil değil, aynı zamanda hızlandırılmış geliştirme sürecinden geçen ilk model olarak marka tarihinde bir "hız ikonu" haline geldiğini vurgulayan Espinosa, yapay zekâ odaklı bu yaklaşımı gelecekteki Nissan projelerinin yaklaşık %90'ına entegre etmeyi hedeflediklerini belirtti.

Nissan, Aralık ayında sergilenecek V38 kodlu modelin içten yanmalı motorlu ve performans odaklı bir sportif sedan olacağını doğruladı ancak motor hacmi, silindir sayısı, şanzıman türü ya da arkadan itişli mimari gibi teknik ayrıntılar henüz resmiyet kazanmadı. Sektördeki beklentiler V38 platformunun, Infiniti Q50'nin muhtemel halefine de zemin hazırlayacağı yönünde olsa da bu konuda henüz üreticiden gelen kesin bir onay bulunmuyor. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/nissan-skyline-yeni-nesli-geliyor-h225439.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688282/688282-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Nissan'dan Efsanevi Skyline'ın Yeni Nesli Geliyor: İşte Tarih! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        baris.bulut@onedio.com
                        (Barış Bulut)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/15-22-eylul-2026-steam-turkiye-en-cok-satan-oyunlar-h225433.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 10:59:34 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ [15-22 Eylül 2026] Steam Türkiye'de En Çok Satan Oyunlar Açıklandı ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Steam, Türkiye'de geçen hafta boyunca en çok satan oyunları açıkladı. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Dünyanın en popüler çevrim içi oyun platformu Steam, Türkiye'deki kullanıcıların 15-22 Eylül 2026 tarihleri arasında en çok satın aldıkları oyunları açıkladı.
Ülkemizde satışlar nispeten azalmış olsa da hâlâ nispeten uygun fiyatlı bağımsız yapımları almaya devam ediyoruz ve Steam'in yayımladığı Türkiye'de en çok satan oyunlar listesi de bunu kanıtlar nitelikte. Bu hafta zirvede geçtiğimiz günlerde piyasaya sürülen EA SPORTS FC 27 bulunuyor.
Steam Türkiye'de en çok satılan oyunlar




Oyun
Fiyat
Mevcut İndirim




EA SPORTS FC 27
69.99$
-


WARDOGS
24.99$
-


Diablo IV
49.99$
12.49$ (-%75)


How to Fish
3.99$
-


Dying Light: The Beast
44.99$
22.49$ (-%50)


Grand Theft Auto V Enhanced
29.99$
-


Rust
18.99$
9.49$ (-%50)


Baldur's Gate 3
34.99$
-


Bodycam
17.99$
-


Far Cry 6
47.99$
4.79$ (-%90)


The Blood of Dawnwalker
49.99$
-


Black Desert
4.99$
0.49$ (-%90)


Euro Truck Simulator 2
10.09$
-


Resident Evil Requiem
52.49$
-


RV There Yet?
4.49$
2.69$ (-%40)



Peki siz geçtiğimiz hafta Türkiye'de en çok satılan oyunlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Geçen hafta satın aldığınız bir oyun oldu mu? Düşüncelerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/15-22-eylul-2026-steam-turkiye-en-cok-satan-oyunlar-h225433.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/667456/667456-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ [15-22 Eylül 2026] Steam Türkiye'de En Çok Satan Oyunlar Açıklandı ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        baris.bulut@onedio.com
                        (Barış Bulut)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/matematik-dunyasiyla-ters-dusen-openai-sonunda-cozumu-buldu-h225430.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 10:59:17 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Matematik Dünyasıyla Ters Düşen OpenAI, Çareyi Matematik Danışma Grubu Kurmakta Buldu ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ OpenAI, matematik dünyasından gelen eleştirilerin ardından bağımsız Matematik ve Yapay Zekâ Danışma Grubu kurdu. Princeton'daki İleri Araştırmalar Enstitüsü bünyesinde oluşturulan grup, OpenAI'ın yapay zekâ ile yürüttüğü matematik çalışmalarını değerlendirecek. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ OpenAI, matematik dünyasının gündeminden düşmüyor. Şirket, yakın zamanda modelinin ünlü Navier-Stokes Milenyum Ödülü problemini çözdüğünü duyurmuştu. Ancak Levent Alpöge ve Tristan Buckmaster'ın Navier-Stokes çalışması etrafında yaşanan tartışma, yapay zekânın matematikte ulaştığı noktadan çok daha fazlasını konuşulur hâle getirmişti.
Şirket bu tartışmaların ardından bağımsız bir Matematik ve Yapay Zekâ Danışma Grubu kurduğunu duyurdu. Grup, yapay zekânın ürettiği matematiksel sonuçları değerlendirecek ve OpenAI ile matematik dünyası arasında bir köprü görevi görecek.
Danışma grubunun yetkileri ve sınırları

Grubun görevi, OpenAI'ın matematik alanındaki yapay zekâ çalışmalarına bağımsız bir akademik bakış sağlamak. Üyeler, yapay zekâ tarafından elde edilen sonuçların matematik açısından önemini değerlendirecek ve bunların kamuoyuna nasıl sunulacağı konusunda görüş bildirecek.
Üyeler bu görev karşılığında ücret almayacak. Kendi görüşlerini kamuoyuyla bağımsız şekilde paylaşabilecek ve grubun gelecekteki üyeleri üzerinde söz sahibi olabilecekler. Yani grup, OpenAI'ın bünyesinde çalışan bir ekipten çok, şirkete dışarıdan görüş sunan bağımsız bir yapı olarak konumlanıyor.
Fakat yetkilerinin bir sınırı var. Grup, OpenAI'ın matematik araştırmalarını durduramaz, çalışmaların hızını belirleyemez veya projelerin yönünü değiştiremez. İleri Araştırmalar Enstitüsü de yaptığı açıklamada herhangi bir yapay zekâ şirketinin kararları üzerinde yetki sahibi olmadığını açıkça belirtti. Son karar yine OpenAI'a ait olacak.
Grubun kurucu üyeleri kimler?
Danışma grubunun ilk üyeleri arasında alanında tanınan dokuz matematikçi bulunuyor. Listedeki isimlerden biri ise son dönemdeki tartışmalar açısından özellikle önemli: İleri Araştırmalar Enstitüsü'nden Camillo De Lellis.
De Lellis, hem yeni danışma grubunda yer alıyor hem de yapay zekâ laboratuvarlarını eleştiren açık mektuba imza atan 25 Fields Madalyalı matematikçiden biri. Üstelik bu mektubu imzalayan isimler arasında gruba dahil edilen tek matematikçi de o.
Bu nedenle yeni yapı, matematik dünyasındaki görüş ayrılıklarını ortadan kaldırmaktan çok, farklı görüşlerin OpenAI'ın yapay zekâ araştırmalarıyla aynı masa etrafında buluşabileceği bir alan oluşturuyor. Yapay zekânın matematikte nereye kadar ilerleyebileceği kadar, bu ilerlemenin nasıl denetleneceği ve akademik dünyayla nasıl paylaşılacağı da tartışılmaya devam edecek. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/matematik-dunyasiyla-ters-dusen-openai-sonunda-cozumu-buldu-h225430.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688271/688271-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Matematik Dünyasıyla Ters Düşen OpenAI Sonunda Çözümü Buldu ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        busra.satir@webtekno.com
                        (Büşra Hoş Satır)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/oppo-enco-x4-duyuruldu-h225427.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 10:58:36 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ 53 Saat Pil Ömrü Sunan Kulaklık OPPO Enco X4 Duyuruldu! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ OPPO, 53 saate kadar çıkan pil ömrü, gerçek zamanlı yapay zekâ desteği gibi özelliklere sahip kulaklığı Enco X4’ü duyurdu. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ OPPO, dün gerçekleştirdiği lansmanında yeni amiral gemisi ürünlerini bizlerle buluşturdu. En çok dikkat çekenler Find X10 serisi telefonlar olsa da farklı kategorilerden ürünler de tanıtıldı. Bunlardan biri de Enco X4 isimli yeni kulaklıktı.
İskandinav ses akustiğinin dev markalarından Dynaudio’nun ses ayarlama ekibiyle iş birliğine gidilerek geliştirilen Enco X4, üst düzey ses özelliklerini uygun bir fiyata sunmasıyla iddialı olacağa benziyor.
OPPO Enco X4 neler sunuyor?

Şirketin "ilk kayıpsız Dynaudio ses kalitesine sahip kulaklığı" olarak nitelendirdiği Enco X4; 2.3 Mbps’ye kadar yüksek sadakatli kayıpsız iletimi destekliyor ve 48 kHz / 24-bit ses kalitesi sunabiliyor. Kulaklığın içerisinde çift DAC çapraz sürücülü, dördüncü nesil eş eksenli bir çift birim kurulumu yer alıyor. Polimer diyafram güçlü ve kontrollü baslar sağlarken konsantrik simetrik manyetik devre telli çalgılar gibi ince detayları ortaya çıkarmayı vaat ediyor.
Cihazın ana çipi eski nesildeki 12 nm üretim sürecinden 6 nm mimarisine yükseltilmiş. Bağlantı tarafında ise en güncel standartlardan biri olan Bluetooth 6.1 kullanılıyor. AAC, SBC, LHDC ve LC3 desteğiyle gelen kulaklık, ayrıca uzamsal ses, hızlı sesli komutlar, kafa hareketleriyle kontrol ve stüdyo kalitesinde stereo ses kaydı gibi ek yetenekler taşıyor.
OPPO Enco X4, pil dayanıklılığı konusunda oldukça iddialı. Sadece kulaklıklar AAC modunda kullanıldığında 13 saate kadar kesintisiz müzik çalabiliyor. Şarj kutusunun desteğiyle bu süre toplamda 53 saate ulaşıyor. yüksek çözünürlüklü LHDC modu açıldığında ise süreler kulaklık bazında 10 saate, şarj kutusuyla birlikte toplam 42 saate düşüyor. 
Teki 5,6 gram ağırlıkta olan kulaklıkların toz ve su sıçramalarına karşı IP55 dayanıklılık sertifikası var. Bunlar dışında 24 yaygın dili kapsayan gerçek zamanlı yapay zekâ çeviri özelliğiyle gelmesi. Enco X4 modelinin 178 dolarlık fiyata satışa çıktığını belirtelim. Küresel pazara Enco X4s ismiyle gelebilir. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/oppo-enco-x4-duyuruldu-h225427.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688267/688267-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ 53 Saat Pil Ömrü Sunan Kulaklık OPPO Enco X4 Duyuruldu! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/winamp-h225356.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 10:51:46 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Winamp'a Ne Oldu? Efsane Müzik Çaların Hikâyesi ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Winamp, MP3 döneminin en popüler müzik oynatıcılarından biri olarak milyonlarca bilgisayarda kullanıldı ancak müzik dinleme alışkanlıklarının değişmesiyle eski gücünü kaybetti. Nullsoft'tan AOL'a, kapanma kararından yeniden doğuşuna Winamp'ın hikâyesini anlatıyoruz. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ 2000'li yıllarda bilgisayarınızda yüzlerce MP3 dosyası varsa büyük ihtimalle Winamp ile de tanışmıştınız. Küçücük penceresi, yeşil yazıları, hareket eden ekolayzır çubukları ve istediğiniz görünüme bürünebilen skin'leriyle Winamp yalnızca müzik çalan bir program değildi. Masaüstünün kişiselleştirilebilen parçalarından birine dönüşmüştü.
Bugün Spotify, Apple Music ve YouTube Music gibi servislerde bir şarkıya saniyeler içerisinde ulaşabiliyoruz. Winamp'ın yükseldiği dönemde ise müzik dinlemek çoğunlukla MP3 dosyalarını bilgisayara indirip klasörlere ayırmak ve bir oynatıcıda açmak demekti. Winamp tam olarak bu dönemin ihtiyaçlarına cevap verdi. Sonra müzik dinleme alışkanlıkları değişti ve bir zamanların vazgeçilmez programı yavaş yavaş masaüstlerinden kayboldu.
Winamp'ın hikâyesi 1997'de başladı

Winamp'ın ilk sürümü 1997 yılında Nullsoft tarafından yayımlandı. Programın arkasındaki en önemli isim Justin Frankel'dı. Dmitry Boldyrev de Winamp'ın erken dönem geliştirme sürecinde yer aldı.
O yıllarda MP3 formatı giderek daha fazla ilgi çekiyordu. CD'lerde bulunan müziklerin dijital dosyalar hâlinde saklanabilmesi, bilgisayarda müzik dinleme alışkanlığını değiştirmeye başlamıştı. Fakat kullanıcıların bu dosyaları rahat biçimde yönetebileceği hızlı ve sade bir oynatıcıya ihtiyacı vardı.
Winamp'ın ilk sürümleri tam da bu boşluğa yerleşti.
Program oldukça küçüktü ve temel işini hızlı yapıyordu. MP3 dosyasını sürükleyip Winamp'a bırakabiliyor, şarkılarınızı çalma listesine ekleyebiliyor ve müziği arka planda çalıştırabiliyordunuz.
Winamp 2 ile programın bugün hatırladığımız klasik görünümü ve kişiselleştirme kültürü iyice belirginleşti. İnternet bağlantılarının günümüzden çok daha yavaş olduğu yıllarda bile programın küçük boyutu büyük avantajdı.
MP3 kullanımının hızla artması da Winamp'ın önünü açtı. 1999'a gelindiğinde program milyonlarca kez indirilmişti. Küçük bir yazılım projesi kısa süre içerisinde internet çağının en tanınmış medya oynatıcılarından birine dönüşüyordu.
Bu hızlı yükseliş doğal olarak dönemin internet devlerinden birinin dikkatini çekti.
AOL, Winamp'ı neden satın aldı?

1990'ların sonunda AOL internet dünyasının en büyük şirketlerinden biriydi. Şirket yalnızca internet erişimi sunmakla kalmıyor, farklı dijital hizmetleri de bünyesine katmaya çalışıyordu.
1999 yılında AOL, Winamp'ın geliştiricisi Nullsoft'u yaklaşık 80 milyon dolar değerindeki bir anlaşmayla satın aldı. Böylece birkaç yıl önce küçük bir ekip tarafından geliştirilen müzik oynatıcı dev bir internet şirketinin parçası hâline geldi.
İlk bakışta bu satın alma Winamp için büyük fırsat gibi görünüyordu. Programın milyonlarca kullanıcısı vardı, MP3 giderek büyüyordu ve internet üzerinden müzik tüketimi geleceğin önemli alanlarından biri olmaya başlamıştı.
Nullsoft yalnızca Winamp'ı da geliştirmiyordu. İnternet üzerinden ses yayını yapılmasını sağlayan SHOUTcast projesi de şirketin ürünleri arasındaydı.
AOL böylece hem kullanıcıların kendi müzik dosyalarını dinlediği popüler bir oynatıcıya hem de internet radyosu teknolojisine sahip oldu.
Ancak büyük bir şirket tarafından satın alınmak Winamp'ın sonraki yıllarda kesintisiz biçimde büyümesini sağlamadı. Nullsoft'un bağımsız ve deneysel yazılım kültürüyle AOL'un kurumsal yapısı arasında zaman içerisinde gerilimler ortaya çıktı.
Winamp yaşamaya devam etti fakat programın geleceğinin hangi yönde ilerleyeceği giderek daha belirsiz hâle geldi.
Skin'ler Winamp'ı neden bu kadar özel yaptı?

Winamp'ın başarısını yalnızca MP3 çalabilmesine bağlamak büyük eksiklik olur. Programı dönemindeki rakiplerinden ayıran en güçlü özelliklerden biri skin sistemiydi.
Skin, Winamp'ın görünümünü tamamen değiştirebiliyordu.
Klasik gri arayüzü istemiyorsanız internette binlerce farklı tasarım bulabiliyordunuz. Sevdiğiniz otomobilin, oyun karakterinin, müzik grubunun veya bilim kurgu temasının kullanıldığı bir Winamp görünümü yüklemek mümkündü.
Bugün uygulamalardaki açık ve koyu tema seçimi son derece sıradan. Winamp döneminde ise bir programın arayüzünü bu ölçüde değiştirebilmek çok daha etkileyici geliyordu.
Skin kültürü programın etrafında büyük bir topluluk oluşmasına da yardım etti. Kullanıcılar yalnızca müzik dinlemiyor, kendi skin'lerini hazırlıyor ve internet üzerinden başkalarıyla paylaşıyordu.
Winamp'ın eklenti desteği de programın yeteneklerini genişletiyordu. Görselleştirme eklentileri müzik çalarken ekranda hareket eden renkli animasyonlar oluşturabiliyordu. MilkDrop gibi görselleştiriciler Winamp deneyiminin en çok hatırlanan parçalarından biri hâline geldi.
Böylece Winamp, kullanıcının yalnızca açıp kapattığı sıradan bir program olmaktan çıktı. Herkesin Winamp'ı farklı görünebiliyordu.
2000'li yılların kişiselleştirilmiş masaüstü kültürünü hatırlayanlar için Winamp skin'leri duvar kâğıtları ve masaüstü temaları kadar önemliydi.
“It really whips the llama's ass” nereden çıktı?

Winamp'ı kullananların hafızasına kazınan ayrıntılardan biri programla özdeşleşen lama sesiydi.
Winamp kurulumları ve demo ses dosyalarıyla yayılan “Winamp, it really whips the llama's ass!” ifadesi zamanla yazılımın sloganlarından biri hâline geldi. Lama figürü de Nullsoft ve Winamp kültürünün ayrılmaz parçasına dönüştü.
Bir medya oynatıcının neden lamayla ilişkili olduğu sorusunun mantıklı bir teknik cevabı yok. Zaten Winamp'ı döneminin kurumsal yazılımlarından ayıran özelliklerden biri de tam olarak buydu.
Program kendisini fazlasıyla ciddi bir ürün gibi göstermiyordu.
Nullsoft'un yazılım kültüründe mizah, deneysel projeler ve internetin erken dönemindeki özgürlük hissi güçlüydü. Winamp'ın adı, arayüzü, sloganları ve küçük sürprizleri bu karakteri yansıtıyordu.
Bu yaklaşım kullanıcıyla yazılım arasında farklı bir bağ oluşturdu. Microsoft'un Windows Media Player'ı gibi daha kurumsal rakiplerin yanında Winamp küçük, hızlı ve biraz da asi bir alternatif gibi görünüyordu.
Lama sesi işlevsel açıdan hiçbir şey kazandırmıyordu. Buna rağmen programın en çok hatırlanan özelliklerinden biri olmayı başardı.
Aradan onlarca yıl geçmesine rağmen Winamp denildiğinde hâlâ bu sesin aklına geldiği kullanıcıların olması, bazen bir yazılımın kimliğini teknik özelliklerden çok küçük ayrıntıların oluşturduğunu gösteriyor.
Winamp 3 neden beklenen başarıyı yakalayamadı?

Winamp 2 programın en sevilen dönemlerinden biriydi. Hızlıydı, hafifti ve kullanıcıların ihtiyaç duyduğu temel özellikleri karmaşıklaştırmadan yerine getiriyordu.
2002 yılında yayımlanan Winamp 3 ise programı çok daha kapsamlı bir medya platformuna dönüştürmeye çalıştı.
Yeni sürüm daha gelişmiş skin sistemi ve farklı medya özellikleri getiriyordu. Fakat Winamp 2'nin hızına ve sadeliğine alışmış kullanıcılar için bazı problemler vardı. Performans, kararlılık ve eklenti uyumluluğu konusunda eleştiriler geldi.
Winamp 2 ise tamamen ortadan kaybolmadı ve geliştirilmeye devam etti.
Sonunda ortaya ilginç bir çözüm çıktı. Nullsoft, Winamp 2'nin güçlü yönleriyle Winamp 3'te geliştirilen özellikleri birleştiren yeni sürümü 2003 yılında yayımladı.
Adı Winamp 4 olmadı.
Program doğrudan Winamp 5 olarak çıktı. İsimdeki espri basitti: 2 + 3 = 5.
Winamp 5, klasik Winamp deneyimini korurken medya kütüphanesi, modern skin desteği ve farklı özellikleri aynı uygulamada birleştirdi. Bu seri uzun yıllar Winamp'ın ana sürümü olarak yaşamaya devam etti.
Ancak yazılım kendi sorunlarını aşmaya çalışırken müzik dünyasında Winamp'ın kontrol edemeyeceği çok daha büyük bir dönüşüm başlamıştı.
iPod ve iTunes müzik dinleme biçimini değiştirdi

Winamp'ın altın çağında müzik arşivi çoğunlukla bilgisayarın sabit diskindeydi. Kullanıcı şarkıları klasörlerde saklıyor, dosya isimlerini düzenliyor ve çalma listelerini kendisi oluşturuyordu.
2000'lerin ilerleyen yıllarında taşınabilir müzik çalarların yükselişi bu düzeni değiştirdi.
Apple'ın iPod'u ve iTunes ekosistemi, bilgisayardaki müzik arşivini taşınabilir cihazla birlikte yönetmeyi kolaylaştırdı. Kullanıcı yalnızca şarkıyı çalan bir programa değil, müzik satın alma ve cihaz senkronizasyonunu bir araya getiren daha geniş bir sisteme sahip oluyordu.
Winamp taşınabilir cihaz desteği gibi özellikler kazandı ancak artık rekabet yalnızca “hangi program MP3'ü daha iyi çalıyor?” sorusundan ibaret değildi.
Ardından akıllı telefonlar geldi.
Telefonların güçlü medya cihazlarına dönüşmesi, bilgisayar başında ayrı bir müzik oynatıcı kullanma ihtiyacını daha da azalttı. Kullanıcıların müzik arşivi bilgisayarın sabit diskinden cebindeki telefona doğru taşınıyordu.
Winamp'ın temel gücü olan yerel MP3 arşivini hızlı ve kişiselleştirilebilir şekilde yönetme fikri hâlâ işe yarıyordu. Fakat bu ihtiyaca sahip kullanıcıların sayısı eskisi kadar hızlı büyümüyordu.  Asıl büyük değişim ise müziğin dosya olmaktan çıkmaya başlamasıyla gelecekti.
Spotify gibi servisler Winamp'ın dönemini nasıl kapattı?

Winamp'ın düşüşünü tek bir rakibe bağlamak doğru olmaz. Programı asıl zorlayan şey müzik tüketim modelinin tamamen değişmesiydi.
MP3 döneminde kullanıcı şarkıya sahipti. Dosyayı bilgisayarına indiriyor, klasörüne koyuyor ve Winamp üzerinden açıyordu.
Streaming servislerinde ise bu sürecin büyük bölümü ortadan kalktı. Spotify ve benzeri platformlar milyonlarca şarkıyı kendi uygulamalarının içerisinde erişilebilir hâle getirdi. Kullanıcı artık albümün MP3 dosyalarını bulmak, etiketlerini düzenlemek veya klasör oluşturmak zorunda değildi.
Çalma listeleri bile bulutta saklanmaya başladı. Böyle bir dünyada yalnızca yerel dosyaları çok iyi oynatan masaüstü programının önemi doğal olarak azaldı. Winamp'ın kötü bir yazılım hâline gelmesine gerek yoktu. Kullanıcıların ondan beklediği iş değişiyordu.
YouTube'un müzik keşfinde büyümesi ve akıllı telefonların ana müzik cihazına dönüşmesi de masaüstü medya oynatıcılarının eski merkezî konumunu zayıflattı.
Bu değişim yalnızca Winamp'ı etkilemedi. Yerel medya oynatıcılarının tamamı eski önemlerinin bir bölümünü kaybetti. Winamp ise MP3 çağının en güçlü sembollerinden biri olduğu için dönüşüm onda çok daha görünür oldu.
2013'te Winamp gerçekten kapanıyor muydu?

20 Kasım 2013'te Winamp kullanıcılarını şaşırtan açıklama geldi. AOL, Winamp.com'un 20 Aralık 2013'te kapatılacağını ve Winamp'ın artık indirilemeyeceğini duyurdu.
Yaklaşık 16 yıllık bir yazılımın hikâyesi sona eriyor gibi görünüyordu.
Karar büyük tepki çekti. Yıllarca Winamp kullanan kişiler programın yaşatılmasını isteyen kampanyalar başlattı. Bu sırada Winamp'ın başka bir şirkete satılabileceğine ilişkin haberler de ortaya çıkmaya başladı.
Planlanan 20 Aralık tarihi geldiğinde ise site kapanmadı.
Ocak 2014'te Belçika merkezli dijital radyo şirketi Radionomy, Winamp ve SHOUTcast'i AOL'dan satın aldı. Satışın resmî tutarı açıklanmadı ancak dönemin haberlerinde anlaşmanın 5 ila 10 milyon dolar civarında olduğu aktarıldı.
Böylece Winamp son anda tamamen ortadan kalkmaktan kurtuldu.
Fakat markanın satın alınması eski günlerine döndüğü anlamına gelmedi. Yıllarca yeni sürüm konusunda oldukça sessiz bir dönem yaşandı. 2018'de Winamp 5.8 yayımlandı, daha sonra geliştirme çalışmaları yeniden hızlandı.
Bir zamanlar “kapanıyor” denilen Winamp teknik olarak hayatta kalmıştı. Asıl soru artık programın değişen müzik dünyasında nasıl bir yer bulacağıydı.
Winamp bugün hâlâ var mı?

Evet, Winamp tamamen ortadan kalkmadı. Marka yıllar içerisinde farklı sahiplik ve yeniden yapılanma süreçlerinden geçti ve bugün Llama Group çatısı altında yaşamaya devam ediyor.
Winamp artık yalnızca 2000'lerden kalan klasik masaüstü MP3 oynatıcısı olarak konumlandırılmıyor. Marka web ve mobil uygulamalar, müzik keşfi ve sanatçılarla dinleyicileri buluşturmaya yönelik farklı hizmetlerle modern müzik pazarında kendisine yeni bir alan açmaya çalışıyor.
Klasik Winamp deneyimi de tamamen unutulmuş değil. Eski masaüstü oynatıcısını seven kullanıcıların oluşturduğu topluluk hâlâ aktif ve programın nostaljik değeri son derece güçlü.
Fakat Winamp'ın 2000'lerin başındaki konumuna yeniden ulaşması bambaşka bir mesele.
O yıllarda bilgisayar müzik dinlemenin ana merkezlerinden biriydi ve MP3 arşivi kullanıcı için büyük önem taşıyordu. Bugün müzik kitaplıklarımız çoğunlukla bulutta, dinleme cihazımız ise bilgisayardan çok telefon.
Winamp bu nedenle yalnızca rakiplerine yenilmiş eski bir program değil. Onu vazgeçilmez yapan kullanım alışkanlığının kendisi değişti.
Yine de yeşil ekolayzırı, küçücük oynatma tuşları, binlerce skin'i ve o meşhur lama sesiyle Winamp bilgisayar tarihindeki yerini çoktan aldı. Siz de saatlerinizi skin seçerek ve MP3 listenizi düzenleyerek geçirdiyseniz favori Winamp anınızı yorumlara bırakın, yazıyı o meşhur lama sesini duyunca gülümseyecek arkadaşınıza da göndermeyi ihmal etmeyin. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/winamp-h225356.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/687718/687718-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Bir Zamanlar Her Bilgisayarda Vardı: Winamp'a Ne Oldu? ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        aycelenkolan@gmail.com
                        (Ayçelen Kolan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/xbox-yuzlerce-calisan-kovuldu-halo-activision-gecti-h225421.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 09:22:17 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Xbox, Yüzlerce Çalışanı Kovdu: Halo, Activision'a Geçti! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Xbox'ta çok sayıda çalışan kovuldu. Halo serisi, Activision gözetimine geçti. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Xbox, son zamanlarda yaşadığı kötü sürecin ardından yaz aylarında yeni CEO ile birlikte yeniden yapılanma stratejisine girmişti. Bu kapsamda da belli küçülmelere gidiliyordu. Şimdi ise bu küçülmelere dahil olan büyük gelişmeler yaşandı. Öyle ki çok sayıda çalışan ile yollar ayrıldı.
Şirket, içerik biriminde 268 çalışanın işine son verildiğini duyurdu. Xbox İçerik Başkanı Matt Booty tarafından çalışanlara gönderilen ve kamuoyuyla paylaşılan resmi bilgilendirme notuna göre bu işten çıkarma; Halo Studios, birinci parti geliştiriciler ve Xbox Game Studios yönetim/merkez ekiplerini doğrudan etkiliyor.
Halo, Activision bünyesine geçiyor

Xbox, geçtiğimiz Temmuz ayında 1.600 kişiyi işten çıkarmış ve verimlilik ile kâr marjlarını artırma hedefi doğrultusunda önümüzdeki bir yıl içerisinde 1.600 kişiyi daha işten çıkaracağını ilan etmişti. Booty, Temmuz ayından bu yana atılan adımların ve gerçekleşen stüdyo devirlerinin, daha önce duyurulan bu büyük yapılandırma planının yaklaşık dörtte üçünü tamamladığını belirtti.
Tarihin en büyük Xbox oyun serilerinden biri olan Halo konusunda da büyük adımlar atıldı. Öyle ki son küçülme dalgasından en ağır darbeyi alan birimlerin başında Halo Studios geldi. Xbox stüdyoyu tamamen kapatmasa da Matt Booty, bünyedeki küçük bir ekibin mevcut Halo oyunlarını ve topluluğunu desteklemeye devam edeceğini açıkladı. Ancak artık Halo’nun Activision’a geçtiği ifade edildi. Bir sonraki ana Halo oyununu geliştirmek üzere Activision çatısı altında yepyeni bir ekip kurulacak.
Bu hamle, Activision'ın Xbox ekosistemindeki rolünün sadece kendi oyunlarıyla sınırlı kalmayacağını, Microsoft'un ikonik markalarına da liderlik edeceğini gösteriyor. Yapılan organizasyonel güncellemeler doğrultusunda Activision, Halo'nun yanı sıra Rare ve Age of Empires'ın geliştiricisi World's Edge stüdyolarının gözetimini de üstlendi.
Yapılanma kapsamında diğer birinci parti stüdyoların yönetim zincirinde de önemli kaymalar yaşandı. Yakın zamanda yeni bir Fallout oyunu geliştirmekle görevlendirilen Obsidian Entertainment, Bethesda altına kaydırıldı. Mobil oyun devi King ise Microsoft Casual Games biriminin yönetimini üstlendi. Forza ve Fable serileriyle tanınan Playground Games ve Turn 10 stüdyoları birleştirildi. Şirket, birleşen bu yapının Forza ve Fable projelerine odaklanmayı sürdüreceğini ifade etti.
Süreçte bazı stüdyolar Microsoft bünyesinden ayrılarak bağımsızlıklarını ilan etti. Xbox; Compulsion Games ve Double Fine Productions'ı bağımsız stüdyolar olarak bünyesinden ayırdı. Her iki stüdyonun da mevcut fonlamaları, fikri mülkiyet hakları ve geçmiş oyun katalogları kendilerinde kaldı. Benzer şekilde Undead Labs da yeniden bağımsız bir stüdyo hâline geldiğini duyurdu. Şirket, beklenen oyunu State of Decay 3'ün önümüzdeki yıl Xbox, PC ve PlayStation platformlarına geleceğini doğruladı. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/xbox-yuzlerce-calisan-kovuldu-halo-activision-gecti-h225421.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688259/688259-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Xbox'ta Yüzlerce Çalışan İşten Çıkarıldı: Halo, Activision Bünyesine Geçti! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/apple-ekransiz-akilli-bileklik-gelistiriyor-iddia-h225424.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 09:22:15 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Apple’ın Ekransız Akıllı Bileklik Geliştirdiği İddia Edildi ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Bloomberg’ün iddiasına göre Apple, ekran bulunmayan sağlık ve spor odaklı bir akıllı bileklik üzerinde çalışıyor. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden Apple, sürekli yeni teknoloji ve ürünleri test ediyor. Şimdi ise güvenilir Apple kaynağı Bloomberg Editörü Mark Gurman’dan yeni iddialar geldi. Buna göre firma, Apple, ekran barındırmayan tamamen sağlık ve aktivite odaklı bir akıllı bileklik üzerinde çalışmaya başladı.
Kaynak, söz konusu ürünün pazarın popüler ekransız takip cihazı üreticisi Whoop’un ürün hattına oldukça benzer bir yapıda tasarlanmasının planlandığını belirtmiş. Eğer doğruysa şirket, giyilebilir teknoloji alanında bir ürün daha piyasaya sürebilir.
2028’de gelebilir

Apple’ın bu kategori üzerinde aylardır keşif çalışmaları yaptığı ve çeşitli prototipler geliştirdiği öne sürülse de projenin nihai bir ürüne dönüşüp dönüşmeyeceği konusunda henüz kesin verilmiş bir karar bulunmuyor.
Geliştirilen prototiplerin detaylarına bakıldığında, bilinen Apple Watch tasarımından oldukça farklı bir konsept karşımıza çıkıyor. İddiaya göre cihaza güç veren ve işlem birimini barındıran modül, doğrudan bileğe temas eden bir kumaş kordon/bant sistemine bağlı durumda olacak. Ekranı bulunmayan bu modülün üzerinde yer alan sensörler, tıpkı Apple Watch modellerinde olduğu gibi kullanıcının kalp atış hızını ve diğer hayati metriklerini aralıksız olarak takip edecek. 
Sızıntılar, şirket içerisindeki üst düzey yöneticilerin bu konseptle yakından ilgilendiğini gösteriyor. Apple CEO’luğunu bırakıp Yönetim Kurulu Başkanı görevine geçen Tim Cook ve şirket bünyesindeki sağlık ekiplerinin liderliğini üstlenen Eddy Cue’nun söz konusu ürün konseptine özel bir ilgi gösterdiği aktarılmış.
Söz konusu projeye onay verilse dahi tüketicilerin bu cihazla yakın zamanda buluşması pek olası görünmüyor. Apple'ın ekransız takip cihazı projesini nihayete erdirmesi durumunda bile cihazın lansmanının en erken 2028 yılında gerçekleşebileceği ifade edilmiş. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/apple-ekransiz-akilli-bileklik-gelistiriyor-iddia-h225424.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688261/688261-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Apple’ın Ekransız Akıllı Bileklik Geliştirdiği İddia Edildi: İşte İlk Bilgiler! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/bej-bilgisayar-kasalari-h225361.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 09:21:57 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Bilgisayar Kasaları Neden Yıllarca Bej Renkteydi? ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ 1980'ler ve 1990'larda bilgisayar kasalarının büyük bölümü bej veya krem tonlarında üretiliyordu. Eski bilgisayarların neden aynı renkte olduğunu ve siyah kasaların nasıl onların yerini aldığını anlatıyoruz. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Bugün bilgisayar kasası satın almak istediğinizde siyah, beyaz, gri ve hatta pembe gibi pek çok renk seçeneğiyle karşılaşabiliyorsunuz. Temperli cam paneller, RGB aydınlatmalar ve sıra dışı tasarımlar da artık masaüstü bilgisayar dünyasının sıradan parçaları. 1980'lere veya 1990'lara ait bir bilgisayar fotoğrafına baktığınızda ise tablo tamamen değişiyor.
IBM uyumlu PC'lerden eski Macintosh modellerine kadar pek çok bilgisayar bej veya krem tonlarında üretiliyordu. Monitör, klavye, fare ve hatta yazıcı bile çoğu zaman aynı renk ailesine sahipti. Öyle ki bej kasa zamanla eski bilgisayarların görsel simgelerinden birine dönüştü. Bunun sebebi yalnızca dönemin tasarımcılarının aynı rengi sevmesi değildi.
Bej renk bilgisayarlarla nasıl özdeşleşti?

Kişisel bilgisayarların yaygınlaşmaya başladığı yıllarda bu cihazlar öncelikle ciddi birer elektronik ekipman olarak görülüyordu. Bugünkü gibi oyun odasının merkezine yerleştirilen ve tasarımıyla dikkat çekmesi beklenen ürünlerden ziyade ofislerde, üniversitelerde ve çalışma masalarında kullanılan araçlardı. Üreticiler de bilgisayarların bu ortamlara uyum sağlamasını istiyordu.
Dönemin ofislerinde kahverengi, gri, krem ve bej tonları son derece yaygındı. Dosya dolaplarından telefonlara, fotokopi makinelerinden masaüstü elektronik cihazlara kadar pek çok üründe nötr renkler tercih ediliyordu. Parlak ve dikkat çekici bir bilgisayar yerine ortamın geri kalanıyla uyumlu görünen bir cihaz daha güvenli bir tasarım seçeneğiydi.
IBM'in 1981 yılında piyasaya çıkardığı IBM Personal Computer da açık bej tonlarıyla bu görüntünün en tanınmış örneklerinden biri oldu. IBM PC ve onu takip eden uyumlu bilgisayarların hızla yayılması, bu renk paletinin PC dünyasında daha görünür hâle gelmesine katkıda bulundu.
Apple da uzun yıllar benzer bir yaklaşım izledi. Apple II ailesinden Macintosh modellerine kadar şirketin pek çok bilgisayarı açık gri, bej veya krem tonlarında karşımıza çıktı. Marka ve tasarım dili farklı olsa bile dönemin bilgisayar masasına baktığınızda renkler birbirine oldukça yakındı.
Plastik üretiminin renk seçiminde payı vardı

Eski bilgisayarların bej olmasının yalnızca estetik bir tercih olduğunu düşünmemek gerekiyor. Bilgisayar kasalarının üretildiği malzemeler de renk kararında etkiliydi. Masaüstü bilgisayarların ön panellerinde, monitör kasalarında ve çevre birimlerinde ABS gibi plastik türleri yaygın biçimde kullanılıyordu.
Plastiğin üretim sırasında renklendirilmesi için pigment eklenebiliyor. Açık gri ve bej gibi nötr renkler seri üretimde farklı elektronik ürünlere kolayca uygulanabiliyordu. Üretici açısından bilgisayarın her parçasını dikkat çekici ve kusursuz bir renge dönüştürmek yerine yıllarca kullanılabilecek standart bir ton belirlemek daha pratiktir.
Nötr renklerin başka bir avantajı da farklı parçaların aynı sistem içerisinde daha kolay eşleştirilebilmesiydi. Bilgisayar kasası bir üreticiden, monitör başka bir üreticiden ve klavye tamamen farklı bir şirketten gelebiliyordu. Her parça aynı bej tonunda olmasa bile masa üzerinde görsel olarak birbirinden tamamen kopuk durmuyordu.
Bu yüzden eski bilgisayarlara yakından baktığınızda aslında hepsinin tam olarak aynı renkte olmadığını fark edebilirsiniz. Bazıları sarıya yakın krem, bazıları açık gri, bazıları ise daha koyu bej görünür. “Bej bilgisayar dönemi” dediğimiz şey tek bir standart renk kodundan çok benzer nötr tonların oluşturduğu genel bir tasarım anlayışıydı.
Kurumsal dünyada renkli bilgisayarlar pek istenmiyordu

1980'ler ve 1990'larda bilgisayar üreticileri için kurumsal müşteriler son derece önemliydi. Bankalar, devlet kurumları, şirketler ve üniversiteler aynı anda yüzlerce hatta binlerce bilgisayar satın alabiliyordu. Böyle bir pazarda ürünün görünümü de ev kullanıcılarına yönelik elektroniklerden farklı beklentilere göre şekilleniyordu.
Kurumsal bilgisayarın ciddi, sade ve dikkat dağıtmayan bir görünüme sahip olması tercih ediliyordu. Bej ve gri tonları tam olarak bu algıya uyuyordu. Bilgisayar çalışma masasındaki telefonun, yazıcının ve diğer ofis ekipmanlarının yanına yerleştirildiğinde yabancı görünmüyordu.
Renkli bir kasa üretmek teknik olarak elbette mümkündü. Nitekim o dönemde de farklı renklerde elektronik ürünler vardı. Sorun, büyük üreticilerin ana müşteri kitlesine baktığında bunun güçlü bir satış avantajı yaratmamasıydı. Binlerce bilgisayar alan bir şirket için kasanın parlak mavi veya kırmızı olması çoğu zaman işlemci, depolama, güvenilirlik ve fiyat kadar anlamlı değildi.
Standartlaşmış görünüm üreticilerin ürün ailelerinde tutarlılık sağlamasına da yardımcı oldu. Aynı şirketin farklı yıllarda çıkan bilgisayarları, monitörleri ve klavyeleri yan yana kullanıldığında benzer bir görsel kimlik oluşturabiliyordu. Bej böylece yalnızca renk seçimi değil, bilgisayarın “iş makinesi” kimliğinin bir parçası hâline geldi.
Eski bilgisayarlar neden zamanla sararıyor?

Eski bir bilgisayar kasasına bugün baktığınızda renginin ilk günkü hâlinden çok daha sarı olduğunu görebilirsiniz. Bu görüntü nedeniyle bazı kullanıcılar bilgisayarların fabrikadan zaten sarıya yakın bir renkte çıktığını düşünüyor. Gerçekte birçok model ilk üretildiğinde çok daha açık gri veya krem görünüyordu.
Sararmanın önemli nedenlerinden biri kullanılan ABS plastik ve içerisindeki katkı maddelerinin yıllar boyunca ışık, ısı ve oksijenle etkileşime girmesi. Dönemin elektronik ürünlerinde yanıcılığı azaltmak amacıyla kullanılan bazı alev geciktirici katkılar da yaşlanma sürecindeki renk değişimiyle ilişkilendiriliyor.
Güneş ışığına ve özellikle ultraviyole ışınlara maruz kalma bu değişimi hızlandırabiliyor. Aynı bilgisayarın ışığa daha fazla maruz kalan ön yüzü ile kapalı kalan bölümleri arasında belirgin renk farkları oluşmasının sebeplerinden biri bu.
Sigara dumanı, kir ve kullanım ortamı da yüzeyin görünümünü daha kötü hâle getirebiliyor. Yani gördüğünüz sarılığın tamamını tek bir kimyasal sürece bağlamak doğru olmaz.
Retro bilgisayar meraklıları sararmış plastikleri eski görünümüne yaklaştırmak için “Retrobright” adı verilen yöntemlere başvurabiliyor. Hidrojen peroksit ve ışık kullanılan bu işlemler bazı plastiklerde sararmayı azaltabiliyor ancak yanlış uygulamalar yüzeye zarar verebildiği için risksiz bir restorasyon yöntemi sayılmıyor.
Siyah bilgisayar kasaları ne zaman yaygınlaşmaya başladı?

Bej bilgisayarlar bir gecede ortadan kaybolmadı. 1990'ların sonlarından 2000'lerin başlarına doğru tüketici elektroniğinin tasarım anlayışı değiştikçe bilgisayarların görünümü de dönüşmeye başladı. Ev bilgisayarları artık yalnızca çalışma aracı değil, eğlence ve multimedya cihazı olarak da pazarlanıyordu.
Apple'ın 1998 yılında tanıttığı ilk iMac bu değişimin en çarpıcı örneklerinden biriydi. Bondi Blue adı verilen mavi tonuyla yarı saydam plastik kullanan iMac, bilgisayarın mutlaka bej bir kutu olmak zorunda olmadığını açık biçimde gösterdi. Daha sonra farklı renklerde iMac modellerinin çıkması bu yaklaşımı daha da belirginleştirdi.
PC dünyasında ise siyah ve koyu gri kasalar giderek daha yaygın hâle geldi. 2000'li yıllarda oyunculara yönelik donanım pazarının büyümesiyle bilgisayar kasası başlı başına bir tasarım ürününe dönüştü. Yan pencereler, LED fanlar, agresif ön paneller ve farklı malzemeler kullanılmaya başlandı.
Optik sürücü ve disket sürücüsü üreticileri de siyah ön panelli modeller sunmaya başladıkça tamamen siyah sistem toplamak kolaylaştı. Monitörlerin CRT'den LCD'ye geçişi de masaüstünün genel görünümünü değiştirdi.
Bej artık modernlik yerine eski bilgisayarları çağrıştırıyordu. Bir zamanlar profesyonel ve ciddi görünen renk, birkaç yıl içerisinde teknolojik nostaljinin simgesine dönüşmüştü.
Oyuncu bilgisayarları kasa tasarımını tamamen değiştirdi

Bilgisayar donanımının performans odaklı bir hobiye dönüşmesi kasa tasarımında büyük bir kırılma yarattı. Kullanıcılar yalnızca işlemci veya ekran kartını seçmekle kalmıyor, bilgisayarın masada nasıl görüneceğine de karar vermek istiyordu. Bej ve kapalı metal kutular bu yeni beklentiye pek uygun değildi.
2000'lerde kasa modlama kültürü giderek büyüdü. Kullanıcılar kasalarının yan panellerini keserek pleksi pencereler ekliyor, soğuk katot aydınlatmalar ve renkli fanlar kullanıyordu. Üreticiler kısa sürede bu ilgiyi fark etti ve modlama işlemlerini fabrikadan hazır sunmaya başladı.
Sonraki yıllarda temperli cam yan paneller ve RGB aydınlatma neredeyse oyuncu bilgisayarlarının standart tasarım öğelerine dönüştü. Kasanın içerisindeki ekran kartı, RAM ve sıvı soğutma sistemi artık saklanması gereken parçalar değil, gösterilmek istenen bileşenlerdi.
Bu dönüşüm renk seçeneklerini de artırdı. Siyah uzun süre baskın kaldı ancak beyaz sistemlerin yeniden popülerleşmesiyle açık renk kasalar farklı bir kimlikle geri döndü. Günümüzde pastel renkler ve ahşap detaylar kullanan kasalar bile bulunabiliyor.
İronik biçimde bilgisayar endüstrisi onlarca yıl sonra yeniden açık renkli kasalar üretmeye başladı. Fakat bugünkü beyaz oyuncu kasasının amacı 1990'lardaki bej ofis bilgisayarından tamamen farklı. Biri ortamda mümkün olduğunca sade görünmeye çalışırken diğeri masanın tasarımının önemli bir parçası olmayı hedefliyor.
Bej bilgisayarlar gerçekten daha mı ucuzdu?

Bej rengin yıllarca kullanılmasını yalnızca “en ucuz renk buydu” şeklinde açıklayan yorumlarla karşılaşmak mümkün. Seri üretim ve malzeme tercihleri maliyet üzerinde etkili olsa da bütün bir dönemi tek başına bu gerekçeyle açıklamak fazla basit kalıyor.
Bilgisayar üreticilerinin çok büyük adetlerde aynı renk parçalar sipariş etmesi doğal olarak üretimi kolaylaştırıyordu. Kasa, klavye, fare ve monitör için yaygın kullanılan nötr renklerin tercih edilmesi tedarik zincirinde standartlaşma sağlıyordu. Fakat üreticiler isteseydi farklı pigmentlerle başka renklerde plastik parçalar da üretebilirdi.
Asıl mesele, bunu yapmak için güçlü bir sebep bulunmamasıydı. Kurumsal müşteriler sade renkleri kabul ediyor, ev kullanıcıları bilgisayarın rengini satın alma kararının merkezine koymuyor ve rakip üreticilerin büyük bölümü benzer tasarım anlayışını izliyordu.
Üstelik bilgisayarın görünümünün kişisel tarzın ifadesi hâline gelmesi için pazarın da değişmesi gerekiyordu. PC'ler evlere daha fazla girdikçe ve teknoloji günlük hayatın görünür bir parçasına dönüştükçe kullanıcı beklentileri çeşitlendi.
Renk seçeneğinin gerçek bir satış argümanı hâline gelmesiyle üreticilerin yaklaşımı da değişti. Bu açıdan bej kasaların ortadan kalkması yeni bir plastik teknolojisinin keşfedilmesinden çok bilgisayarın toplumdaki rolünün değişmesiyle ilgiliydi.
Bej kasa dönemi neden hâlâ bu kadar kolay hatırlanıyor?

Eski bilgisayar fotoğraflarında bej kasa, CRT monitör, disket sürücüsü ve kablolu klavyeyi yan yana görmek belirli bir dönemi saniyeler içinde hatırlatıyor. Bunun nedeni bu tasarımın uzun süre boyunca son derece tutarlı biçimde kullanılmış olması.
Bugünün bilgisayarları arasında büyük görsel farklılıklar bulunuyor. Bir kullanıcı sade beyaz mini PC tercih ederken başka biri devasa RGB oyuncu kasası kullanabiliyor. Dizüstü bilgisayarlar, hepsi bir arada sistemler ve küçük form faktörlü modeller de masaüstü bilgisayar görüntüsünü çeşitlendirdi.
1990'ların bilgisayar masası ise çok daha kolay tanınabiliyor. Büyük CRT monitör ve yatay ya da dikey bej kasa, dönemin ortak görüntülerinden biriydi. Bu yüzden retro oyunlarda, filmlerde veya eski bir ofisi canlandıran sahnelerde birkaç bej bilgisayar görmek bile dönemi anlatmaya yetiyor.
Bej rengin hikâyesi aslında kişisel bilgisayarın geçirdiği dönüşümü de gösteriyor. Bilgisayar önce ciddi bir ofis cihazıydı, ardından ev eğlence sistemine, oyun platformuna ve kişisel tarzın parçasına dönüştü. Kasaların rengi de bu değişimi takip etti.
Bugün bej bir bilgisayar kasası piyasaya çıksa muhtemelen “sıkıcı ofis bilgisayarı” yerine retro tasarım olarak pazarlanırdı. Siz de bej kasa ve CRT monitörlü bilgisayarlarla büyüdüyseniz ilk bilgisayarınızın nasıl göründüğünü yorumlarda anlatın, bu görüntüyü özleyen birini tanıyorsanız yazıyı ona gönderip küçük bir 90'lar nostaljisi yaşatın. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/bej-bilgisayar-kasalari-h225361.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/687769/687769-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Bir Zamanlar Neredeyse Tüm Bilgisayarlar Bejdi: Peki Neden? ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        aycelenkolan@gmail.com
                        (Ayçelen Kolan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/iphone-videolar-neden-otomatik-olarak-sessiz-baslar-nasil-duzeltilir-h225407.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 09:21:45 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ iPhone'da Galeriden Video Açınca Neden Ses Kısık Başlıyor? ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ iPhone'larda galeriden bir video izlemek için neden sesini özellikle açmak gerekir? Videoların otomatik olarak sessiz başlaması nasıl engellenir? ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Özellikle kalabalık bir ortamda aniden yüksek ses çıkmasını engellemek için tasarlanan bu ayar, her videoda tekrar tekrar ses açma tuşuna basmak zorunda kalınca uğraştırıcı olabiliyor.
Peki, iPhone’unuzda galerideki videoların sürekli sessiz modda başlaması nasıl engellenir? Bu sorunu çözmek için aşağıdaki adımları uygulayabilirsiniz.
Öncelikle sorunun kaynağını tespit edin.

Cihazınızda bir ayar değişikliği yapmadan önce sorunun kaynağının cihazın temel ses yapılandırması olup olmadığını doğrulamak gerekiyor. Eğer iPhone’unuz Sessiz Mod’da ise medya oynatıcılar varsayılan olarak sessiz başlayabilir. Bunun için sessiz modu kapatarak videoları oynatmayı deneyebilirsiniz.
Fotoğraflar uygulamasında herhangi bir video açtığınızda sağ alt köşede yer alan hoparlör simgesini kontrol edin. Eğer simgenin üzerinde çizgi varsa video sessize alınmıştır. Simgeye bir kez dokunarak sesi aktif hale getirin.
Eğer videolar yine sessiz başlıyorsa aşağıdaki adımları takip edin.

iPhone’un videoları arka planda otomatik ve sessiz bir şekilde oynatmasını engellemek için sistem ayarlarında küçük bir düzenleme yapmanız yeterlidir:

iPhone’unuzda Ayarlar menüsüne girin.
Aşağı kaydırarak Uygulamalar sekmesine geçin ve Fotoğraflar seçeneğini bulun.
Fotoğraflar menüsü içerisinde yer alan Görüntüleme Seçenekleri bölümüne erişin.
Bu ekranda yer alan "Hareketli Videoları Otomatik Oynat" seçeneğini kapalı konuma getirin.

Bu ayarı kapattığınızda artık iPhone, siz videoya dokunmadan medyayı arka planda Sessiz/Önizleme modunda oynatmaya çalışmayacaktır. Ancak videoya tıkladığınız an medya doğrudan normal ses seviyesiyle başlatılır.
İşte bu kadar! Tüm adımları tamamladıktan sonra Fotoğraflar uygulamasına dönerek herhangi bir videoyu açıp test edebilirsiniz. Artık her video için ekstra ses açmak durumunda kalmayacaksınız. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/iphone-videolar-neden-otomatik-olarak-sessiz-baslar-nasil-duzeltilir-h225407.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688222/688222-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ iPhone'da Galerideki Videoların Otomatik Olarak Sessiz Başlaması Nasıl Engellenir? ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        zeynep.sahin09@hotmail.com
                        (Zeynep Şahin)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/oppo-find-x10-pro-max-tanitildi-h225419.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 07:51:04 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ 3 Adet 200 MP Kameralı Telefon OPPO Find X10 Pro Max Tanıtıldı ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ OPPO, Find X10 Pro Max isimli harika özelliklerle gelen yeni amiral gemisi telefonunu tanıttı. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Türkiye’de de faaliyet gösteren ve sunduğu telefonlarla kullanıcıların en çok tercih ettiği markalar arasında bulunan OPPO, dün bir lansman düzenledi. Bu etkinlik kapsamında da şirketin yeni ürünleri duyuruldu. En çok dikkat çeken şüphesiz Find X10 Pro Max isimli telefondu.
OPPO Find X10 Pro Max modeli, amiral gemisi segmentinde konumlanan ve harika özelliklerle gelen bir cihaz olarak karşımıza çıkıyor. Ayırca 3 adet 200 MP kameraya sahip olmasıyla bir ilke de imza atıyor.
OPPO Find X10 Pro Max neler sunuyor?










Ekran
6,78 inç, 1272 x 2772 piksel, 144 Hz, 3600 nit, LTPO OLED


İşlemci
MediaTek 9600 Pro


RAM
12/16 GB


Depolama
256 GB / 512 GB / 1 TB


Arka kamera
200 MP + 200 MP + 200 MP


Ön kamera
50 MP


Batarya
8000 mAh (80W)


İşletim sistemi
ColorOS 17 (Android 17)



Telefonun ön tarafında 6,78 inç büyüklüğünde, 1 nit minimum parlaklığa ve BT.2020 renk gamının %95 kapsama alanına sahip LTPO OLED ekran var. Bu ekran 1272 x 2772 piksel çözünürlük, 144 Hz yenileme hızı ve 3600 nit tepe parlaklık sunuyor. 
Cihazda MediaTek'in 2nm mimarisine sahip yeni amiral gemisi işlemcisi Dimensity 9600 Pro var. Bu yüzden en güçlü Android telefonlardan biri olacak. İşlemcinin 12/16 GB RAM ve 256 GB’tan 1 TB’a kadar çıkan depolamayla eşleştirildiğini belirtelim. Telefon, kutudan Android 17 tabanlı ColorOS 17 işletim sistemiyle çıkıyor.

Oppo Find X10 Pro Max’in en çok dikkat çeken yanı şüphesiz kamera kurulumu. Cihazın arka tarafında Hasselblad imzalı üç adet 200 MP sensör yer alıyor. Bu kameralardan ultra geniş açılı olanı 1/1.56 inç sensör boyutuna, f/2.2 diyafram açıklığına ve 124 derecelik görüş açısına sahip. Ana kamera ise f/1.5 diyafram açıklığı ve 17EV tek kare dinamik aralık sunuyor. Telefoto tarafında ise CIPA 7.5 sarsıntı engelleme sistemine yer verilmiş. 
Telefon 8000 mAh’lik 80W hızlı şarj desteğine sahip bir bataryayla gelecek. Fiyatları ise 12+256 GB’lık başlangıç versiyonunda 1.006 dolardan başlıyor. En üst seviye 16 GB + 1 TB’ta ise 1.332 dolarlık fiyat var. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/oppo-find-x10-pro-max-tanitildi-h225419.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688255/688255-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Dünyanın İlk 3 200 MP Kameralı Telefonu OPPO Find X10 Pro Max Tanıtıldı! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/anthropic-claude-5-5-duyurdu-h225416.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 07:37:19 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Anthropic, Opus 5.5 Yapay Zekâ Modelini Duyurdu: Daha Ucuz, Daha Güçlü! ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Anthropic, Fable seviyesinde performans verebilen yeni yapay zekâ modeli Opus 5.5'i duyurdu. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Dünyanın en önde gelen yapay zekâ firmalarından biri konumunda bulunan Anthropic, rekabeti iyice kızdıracak yepyeni bir duyuru yaptı. Firma, amiral gemisi modeli Claude Opus 5.5’i teknoloji dünyasının beğenisine sundu.
Şirketin paylaştığı bilgilere göre yeni model, özellikle kodlama ve bilgi işleme performansında şirket içinde yeni bir zirveyi temsil ediyor. Model, daha ucuza daha hızlı olması ve Fable seviyesinde performans vermesiyle öne çıkmayı başarıyor.
Opus 5.5 neler sunuyor?

Anthropic’in üç aşamalı Claude ailesinin en yetenekli ve aynı zamanda en pahalı katmanını oluşturan Opus; seride orta sınıfta yer alan Sonnet ve ailenin en hızlısı konumundaki Haiku’nun üzerinde konumlanıyor. Dikkat çeken bir diğer detay ise Opus 5.5’in, şirketin daha büyük modellerinden biri olan Fable’ı bile pek çok benchmark testinde geride bırakmış olması.
Yeni model, sadece kabiliyetleriyle değil, aynı zamanda selefine kıyasla sağladığı maliyet avantajıyla da dikkat çekiyor. Yapılan açıklamaya göre Opus 5.5’te çıkış token’larının maliyeti milyon token başına 20 dolar olarak belirlenirken bu rakam bir önceki modelde 25 dolar seviyesindeydi. Opus 5'ten %40 daha uygun maliyetli. Bunun yanı sıra hız konusunda da iyileştirme var. Öte yandan modelin iletişim tarzında da sadeleşmeye gidilmiş. Opus 5.5’in daha az jargon kullanması ve önemli bilgileri mesajların başında vermesi sağlanmış. 
Modelin piyasaya çıkışı, şirketin Opus 5’i duyurmasından sadece iki ay sonra gerçekleşti. Anthropic, sonraki kademeler olan Sonnet 5.5 ve Haiku 5.5 modellerinin de benzer performans artışlarıyla önümüzdeki haftalarda kullanıcılarla buluşacağını belirtti. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/anthropic-claude-5-5-duyurdu-h225416.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688246/688246-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Anthropic, Çok Daha Ucuza Fable Seviyesinde Performans Veren Opus 5.5 Modelini Duyurdu ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/apple-beats-360-tanitti-turkiye-fiyati-ozellikleri-h225415.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 06:59:52 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Apple, Beats 360'ı Tanıttı: İşte Türkiye Fiyatı ve Özellikleri ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Apple bünyesindeki Beats, çok beklenen kulak üstü kulaklığı Beats 360'ı tanıttı. Cihazın Türkiye fiyatı da belli oldu. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Apple çatısı altında faaliyet gösteren Beats, çok uzun süredir beklenen ve kafa üstü kulaklık serisine tamamen yeni bir soluk getiren Beats 360 modelini nihayet tanıttı. Kullanıcıların dikkatini çekecek özelliklerle donatılan ürün, Türkiye’de de resmen satışa çıktı.
Betas 360 modeli, markanın ürün serisinde mevcut Studio Pro modelinin yerini almıyor. Bunun yerine ayrı olarak satılacak. Cihaz; siyah, beyaz, pembe ve gökyüzü renk seçenekleriyle sunulacak.
Beats 360 kulaklık neler sunuyor?

Cihazın en dikkat çekici özelliği, hem kulaklık pedlerinde hem de kafa bandında kullanılan yastıkların kolayca değiştirilebilir ve çıkarılabilir yapıda olması. Kullanıcılar, yoğun bir antrenman sonrasında terleyen yastıkları temiz bir setle değiştirebiliyor veya farklı renk kombinasyonları oluşturarak kulaklığın görünümünü kişiselleştirebiliyor. Kulaklık kutusundan renkle uyumlu nefes alabilir "Performance Knit" hafızalı köpük yastıklar çıkıyor. Ayrıca harici olarak satılan bu kumaş yastık kitleri dört standart renge ek olarak fosforlu sarı ve lacivert renk seçeneklerini de içeriyor.
Daha geleneksel bir his arayanlar için ise suni deri kaplı "UltraPlush" yastık kiti seçeneği sunuluyor. Cihaz üzerindeki algılayıcılar, hangi yastık türünün takıldığını otomatik olarak tespit ederek akustik ayarları ve gürültü engelleme filtrelerini buna göre optimize ediyor. Kulaklık yastıkları hafifçe döndürülerek, kafa bandı yastığı ise pratik bir çekme hareketiyle kolayca çıkarılabiliyor.
Beats 360, ses kalitesi ve gürültü engelleme tarafında Beats Studio Pro modeline kıyasla önemli geliştirmeler sunuyor. nilenen akustik mimarisi sayesinde Studio Pro’ya kıyasla 1,75 kata kadar daha etkili Aktif Gürültü Engelleme (ANC) performansı sağlayan model, tüm frekans aralıklarında ultra düşük distorsiyon ve 12 dB seviyesinde ses çıkış artışı vadediyor. Çevresel sesleri dinlemeye imkan tanıyan Şeffaflık modu ve ANC kapalıyken sesi sürekli olarak optimize eden Adaptif EQ sistemleri cihazda var. Toplam sekiz adet mikrofondan oluşan sistem, hem iç hem dış akustik ortamı anlık olarak analiz ediyor.

Kulaklıkta dinamik kafa izleme özellikli Kişiselleştirilmiş Uzamsal Ses altyapısı ve 360 derece Dolby Atmos desteği bulunuyor. Görüşme kalitesi tarafında ise yapay zekâ destekli gelişmiş algoritmalar ve arka plan gürültüsünü filtreleyen hüzmeleme teknolojisine sahip mikrofonlar kullanılıyor. Cihazın sol kulaklığında şarj için USB-C portu, güç düğmesi ve dinleme modları arasında geçiş sağlayan özel buton yer alırken; sağ kulaklıkta oynat/duraklat butonu ile ses ayar tuşları bulunuyor. Eller serbest "Hey Siri" desteği de cihazın özellikleri arasında.
Beats 360, marka tarihinde bir ilke imza atarak IPX4 derecesinde tere ve suya dayanıklılık sertifikasıyla sunulan ilk kafa üstü Beats kulaklığı olma unvanını taşıyor. Bu özellik, cihazı aktif spor ve dış mekan kullanımları için korumalı hâle getiriyor. Pil ömrü ise ANC özelliği açık durumdayken bile 32 saate kadar çıkabiliyor. "Fast Fuel" hızlı şarj teknolojisi sayesinde 5 dakikalık bir şarjla 1 saatlik kullanım süresi elde edilebiliyor. 
Beats 360 Türkiye fiyatı ne kadar?
Beats 360 modeli, 4 renk seçeneğiyle ülkemizde satışa çıktı. Apple’ın resmî sitesinde satılan kulaklığın fiyatı, 25.999 TL olarak açıklandı. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/apple-beats-360-tanitti-turkiye-fiyati-ozellikleri-h225415.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688244/688244-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Apple, Yeni Kulaklığı Beats 360'ı Resmen Tanıttı: İşte Türkiye Fiyatı! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/gpt-6-sol-gpt-6-luna-tanitildi-h225412.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 06:47:48 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ OpenAI, GPT-6 Ailesini Genişletti: Daha Ucuz ve Akıllı GPT-6 Sol ve GPT-6 Luna Tanıtıldı ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ OpenAI, daha erişilebilir ve uygun maliyetli GPT-6 Sol ile GPT-6 Luna modellerini resmen tanıttı. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ OpenAI, bu ayın başlarında bilgisayar kullanımı ve kodlama gibi alanlarda "dünyanın en iyi modeli" olarak tanımladığı GPT-6 Astra’yı piyasaya sürmüştü. Şirket, Astra ile tanıttığı yeni nesil zeka altyapısını şimdi daha verimli ve erişilebilir kılmak adına Sol ve Luna serisine taşıyor. Bu kapsamda firma, GPT-6 Sol ile GPT-6 Luna modellerini resmen tanıttı.
İlk olarak bu yılın başlarında duyurulan Sol ve Luna serisi, şirketin farklı ihtiyaçlara yönelik model katmanlarını oluşturuyor. Peki OpenAI tarafından tanıtılan yeni modeller kullanıcılara neler sunacak?
GPT-6 Sol ve GPT-6 Luna neler sunuyor?

Yeni modellerden GPT-6 Sol, karmaşık görevler ve günlük profesyonel işler ile kodlama süreçleri için tasarlandı. GPT-6 Luna ise belge özetleme, veri çıkarma veya hızlı soruları yanıtlama gibi net bir hedefi olan yüksek hacimli işlere ve hızlı yanıt mekanizmalarına odaklanıyor. OpenAI, her iki modelin de Astra geliştirme süreçlerindeki benzer metodolojilerle eğitildiğini ve bu sayede hizalama, kodlama ve bilgisayar kullanımı alanlarında ciddi artış sağladığını belirtiyor.
OpenAI’ın bu lansmandaki en dikkat çekici vurgularından biri, maliyetlerdeki büyük düşüş oldu. Önbellek, çıkarım gibi süreçlerdeki iyileştirmeler sayesinde GPT-6 serisi modeller, bir önceki 5.6 serisine kıyasla yarı fiyatına kullanılabilecek. Buna göre GPT-6 Sol modeli 1 milyon girdi token’ı için 2 dolar, 1 milyon çıktı token’ı için 10 dolar olarak fiyatlandırıldı. Daha hafif olan GPT-6 Luna ise 1 milyon girdi token’ı için 0.10 dolar, 1 milyon çıktı token’ı için 0.50 dolar seviyesine çekildi. 
Performans tarafında ise şirket hata oranlarının büyük ölçüde azaldığını savunuyor. Kullanıcıların hataları bildirdiği gerçek dünya konuşmalarına dayanan dahili testlerde GPT-6 Sol, bir önceki modele göre yaklaşık yarı yarıya daha az hata yaptı ve Astra seviyesindeki güvenilirliğe çok daha düşük bir maliyetle ulaştı. Bununla birlikte modeller, OpenAI’ın Astra ile başlattığı daha sade iletişim dilini benimsiyor.
GPT-6 Sol ve Luna modelleri; Plus, Pro, Business, Enterprise ve Edu kullanıcıları için ChatGPT Work ve Codex platformlarında kullanıma sunulmaya başlandı. GPT-6 Luna ayrıca masaüstü uygulamasında ücretsiz ve Go kullanıcılarına da açıldı. ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/gpt-6-sol-gpt-6-luna-tanitildi-h225412.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688237/688237-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ OpenAI, GPT-6 Ailesini Genişletti: Daha Ucuz ve Akıllı GPT-6 Sol ve GPT-6 Luna Tanıtıldı ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://www.webtekno.com/snapdragon-8-elite-gen-6-ve-gen-6-extreme-tanitildi-h225409.html</guid>
                    <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 06:39:37 +0300</pubDate>
                    <title>
                        <![CDATA[ Qualcomm, Snapdragon 8 Elite Gen 6 ve Gen 6 Extreme'i Duyurdu ]]>
                    </title>
                    <description>
                        <![CDATA[ Qualcomm, yeni amiral gemisi işlemcileri Snapdragon 8 Elite Gen 6 ve Gen 6 Extreme'i duyurdu. ]]>
                    </description>
                    <content:encoded>
                        <![CDATA[ Dünyanın en büyük çip üreticilerinden biri olan Qualcomm, gerçekleştirdiği bir lansman ile yeni nesil amiral gemisi işlemcilerini resmen bizlerle buluşturdu. Firma, bu sene en üst seviye Snapdragon telefon işlemcilerini 2 adet olarak piyasaya sürüyor. Bunlar Snapdragon 8 Elite Gen 6 ve Snapdragon 8 Elite Extreme Gen 6.
Her iki yonga seti de gelişmiş 2 nm üretim süreciyle tasarlanarak karşımıza çıkıyor. Özellikler konusunda ise oldukça etkileyiciler. Bu işlemcilerin önümüzdeki dönemde piyasaya sürülecek amiral gemisi Android telefonlarda kullanılacağını belirtelim.
Snapdragon 8 Elite Gen 6 ve Snapdragon 8 Elite Extreme Gen 6 neler sunuyor?

Yeni işlemcilerin çekirdek yapısına baktığımızda, Qualcomm’un özel tasarladığı Oryon CPU mimarisini görüyoruz. lemci kümesinde 5.0 GHz frekans hızına kadar ulaşabilen iki adet Prime çekirdek ile 4.0 GHz hızında çalışan altı adet Performans çekirdeği yer alıyor. Bu mimari, 16 MB Oryon Flex Cache belleği ile destekleniyor. Qualcomm’un aktardığı verilere göre akıllı telefon sektöründe ilk kez bir mobil CPU 5 GHz frekans eşiğini geride bırakmayı başarıyor.
Bir önceki nesil Snapdragon 8 Elite Gen 5 modeliyle kıyaslandığında Extreme varyantı, işlemci tarafında %13 saf performans artışı sağlarken güç tüketimini %37 oranında azaltıyor. Platform ayrıca 24 GB'a kadar LPD-DDR5x/6-5300 bellek desteği ve UFS 5.0 depolama standartlarını da barındırıyor.
İşlemcilerin grafik kanadında yer alan Adreno GPU birimi, tıpkı Apple’ın A19 Pro ve A20 Pro yongalarında olduğu gibi özel yapay zekâ matris çekirdekleriyle güçlendirilmiş. Bu yapı sayesinde grafik birimi, geleneksel işleme süreçlerinin yanı sıra makine öğrenimi yüklerini doğrudan üstlenebiliyor. GPU tarafındaki en büyük yeniliklerden biri ise Qualcomm’un yapay zekâ destekli süper çözünürlük ve kare oluşturma çözümü olan Adreno Neural Fusion teknolojisi. 
Bu sistem, görsel bozulma veya bulanıklık yaratmadan yüksek kare hızları sunarken grafik işleme gücü tüketimini %40’a varan oranda düşürüyor. Extreme sürümünde yer alan 18 MB büyüklüğündeki özel Adreno Yüksek Performans Belleği sayesinde grafik performansı geçen yıla kıyasla %44 artıyor ve %40 daha iyi bir enerji verimliliği elde ediliyor. Unreal Engine, Unity ve Messiah gibi oyun motorlarıyla tam entegre çalışan sistem; Honkai: Star Rail ve Monster Hunter Outlanders gibi yapımlarda aktif olarak boy gösterecek.
Yapay zekâ ve kamera performansları

Qualcomm, yeni platformlarında cihaz içi yapay zeka ajanları konseptine de odaklanıyor. Yeniden tasarlanan Qualcomm Hexagon NPU birimi, bir önceki nesle göre %35 daha yüksek performans ve %33 daha fazla güç verimliliği sunuyor. Extreme varyantı, doğrudan cihaz üzerinde hiçbir sunucuya bağlanmadan 30 milyar parametreyi aşan yapay zekâ modellerini ve 32K bağlam pencerelerini işleyebiliyor.
Kamera tarafında ise üçlü 20-bit Spectra AI-ISP dikkat çekiyor. Extreme modeli mobil cihazlarda piksel başına 16 bit yapay zekâ verisi işleyerek 8K 60 FPS video kaydı ve 4K 240 fps ağır çekim imkânı tanıyor. Standart modelde ise bu sınırlar 8K 30 fps ve 4K 120 fps seviyesinde kalıyor. 
Geleceğin ağ standartlarına hazırlık olarak geliştirilen Qualcomm X105 5G Modem-RF sistemi, 3GPP Release 19 mimarisine hazır şekilde geliyor. İndirmede 14.8 Gbps, yüklemede ise 4.2 Gbps teorik hızlara ulaşabilen bu modem; akıllı telefonlar için 6 anten desteği ve dört bantlı GNSS alıcısı barındırıyor. Yerel bağlantı tarafında ise Qualcomm FastConnect 8800 çipi bulunuyor. Sektörde ilk kez 4x4 Wi-Fi konfigürasyonunu sunan bu sistem, gelecekteki Wi-Fi 8 standartlarına hazırlık sunarken Bluetooth 6.0, UWB ve Thread protokollerini de destekliyor.
Qualcomm tarafından aktarılan bilgilere göre Snapdragon 8 Elite Gen 6 ve Extreme Gen 6 işlemcilerinden güç alan ilk akıllı telefonlar önümüzdeki haftalarda pazara sunulacak.  Bu işlemcileri taşıyacağı doğrulanan ve ilk dalgada gelmesi beklenen modeller arasında Motorola Signature 27, OnePlus 16 ve iQOO 16 yer alıyor.  ]]>
                    </content:encoded>
                    <link>
                    <![CDATA[https://www.webtekno.com/snapdragon-8-elite-gen-6-ve-gen-6-extreme-tanitildi-h225409.html]]>
                    </link>
                    <media:content expression="full" height="900" type="image/jpeg" url="https://imgrosetta.webtekno.com/file/688232/688232-640xauto.jpg" width="1600">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Snapdragon 8 Elite Gen 6 ve Gen 6 Extreme Tanıtıldı: Android Telefonlara Çağ Atlatacak! ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>
                        gokayuyan13@gmail.com
                        (Gökay Uyan)
                    </author>
                </item>
                        </channel>
</rss>